mustafaozbag.org

594. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Ocak 2019 · 1:11:08

Selamun aleyküm. Hem çaylarınızı için hem de soruları yetiştirmiş olalım. Yavaş yavaş başlayalım inşallah. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Tasavvuf nedir? Tasavvufa girmek için ne yapmalıdır? Tasavvufa girenler ne yapmalıdır? Topluma karşı görevleri var mıdır? Görüşlerinizi lütfeder mi sayesin?
Tasavvufla alakalı her dönemde, her dönemin velileri, mürşitleri, o dönemin alimleri, kendilerince bir tarif yapmışlar. İşte güzel ahlaktır demişler. İnce ahlaktır, Allah'ı sevmektir gibi tarif etmişler. Tabi onların kendi zamanlarında insanlar bir şekilde dini bir tamam yaşamaya gayret ediyorlarmış. Bu fakire tasavvuf nedir dediklerinde ben de iman edip farzlarla Allah'a yaklaşma, farzları yerine getirme, nafilelerle Allah'a yaklaşma ve Allah'ı sevme olarak nitelendiriyorum.
Çünkü bu son 100 yıldan itibaren böyle bir kısmı tasavvufu sadece ibadet etmek olarak algılamış, öyle lanse etmiş. Bir kısmı da ibadeti tamamiyetle kaldırmış, işte Allah'ı bilmek, Allah'ı sevmek olarak nitelendirmiş. İfrat ve tefrit noktasına düşmüşler. Oysa hadisi kudside Allah'ın en fazla hoşuna giden şey, kulun farzları yerine getirmesidir. Nafilelerle yaklaştıkça yaklaşır ve Allah'ı sever. Burada normalde tasavvuf bir yol ise ki yoldur, o zaman bunun ölçüsü bu nedir dediğimizde farzları yerine getirmek, nafilelerle yaklaşmak ve Allah'ı sevmek olarak nitelendirebiliriz.
Bunu böyle tasavvuf nedir'e böyle cevap verince de, işte normalde tasavvufa girenler ne yapmalıdır'ın da cevabı çıkmış oluyor. O zaman normalde o kimsenin ne yapması gerektiği de orta yere çıkıyor. O zaman tasavvuf yoluna giren bir kimseye eskiler sufi olarak nitelendirmişler ya, o zaman o kimse tasavvuf yoluna girdiğinde bir farzları tamamiyetle yerine getirmeye gayret edecek.
İki, nafilelerle Allah'a yaklaşmaya gayret edecek. Üç, Allah'ı sevecek. O zaman işte topluma karşı da görevleri var mıdır? Zaten insanlara Kur'an'ı, sünneti, güzel ahlakı, Allah'ı sevmeyi tebliğ etmek her Müslümanın üzerine farz. İnsanları kötülükten alıkoymak, onları kötülükten uzaklaştırmak farz. O zaman topluma karşı da görevleri çıkmış oluyor o meydana. Girmek için ne yapmalı? O zaman girmek için de sufiliğin, üstadı, yolun üstadı konumundaki Allah dostlarından, velilerden birisine intisap etmeli. İstare yapmalı, istişare yapmalı, sormalı, soruşturmalı. Bu konuda ehli sünnet ve cemaat noktasında duran, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmış, zahir olarak.
Batın olarak da rüyada görecek. E o kimsenin de eğer bir de icazeti var ise mesele tamamlanmış oluyor. Böyle bir kimse bulursa geçecek ona intisap edecek. Namazlardan sonra yaptığımız dualar nasıl olmalıdır? Sürekli aynı duayı yapmak doğru mudur? Yaptığımız tüm duaları nasıl dile getirmeliyiz? Dua bir açıdan farzdır. Bir açıdan vacip, bir açıdan sünnet, bir açıdan nafile bir ibadettir. Bir açıdan zikirdir. O yüzden dua önemli bir ibadettir. Ama namazlardan sonra, ama zikirlerden sonra, ama namaz zikir yapmasa dahi, herhangi bir meselede dua etmek, Allah'a yalvarmak, yakarmak, o kimsenin kulluğunu hatırlamasıdır.
O yüzden normalde ya kalbine gelen bir şekilde dua eder bir kimse ya da bir sıkıntısı, bir mazuratı, bir problemi, bir derdi, bir çilesi vardır. Onun için dua eder. Ya da Allah dua edenleri sever ya, Allah dua edenleri sevdiği için, o kimse Cenab-ı Hakk'ın sevgisine mazhar olmak için dua eder. Gönül arzu eder ki bütün kardeşler, Allah'ın sevgisine mazhar olmak için dua etsinler.
Namaz esnasında zikirde olsun, gözlerimin önüne sürekli mezarlık ya da cenaze geliyor. Değişik suretler görünüyor, anlayamadım. Olur, bu tip suretler görünür. Bunları anlamaya çalışmanın bir anlamı yok. Bir ibadet ediyorsunuz, ibadet ederken bir şey yapıyorsunuz. O yaptığınız şeye kendinizi odaklayın. Allah'ı zikrediyorsunuz, zikrullaha odaklayın. Bırakın gözünüzün önüne ne gelirse gelsin. Namaz kılıyorsunuz, namazınızı kılın. Bırakın gözünüzün önüne ne gelirse gelsin. Bunlar sizi oyalar. Bir kimse istikametini, odağını belirleyecek, o tarafa doğru koşacak. Yoksa namazda gördüğünüz o görüntülere doğru kendinizi yönlendirirseniz, Allah muhafaza eylesin, nefsinize uymuş olursunuz.
Bir yakınımız kanser hastası. Doktorun anne sütünün faydalı olabileceğini söylemiş. Sütümüzden vermemiz dediğine sakınca olur mu? Olmaz. Yani normalde mezhepler arasında farklılık olmasına rağmen, bir çocuk iki yaşına kadar veya iki buçuk yaşına kadar o süt anne hükmüne girer. Çocuk üç yaşına gelince süt anne hükmünden çıkar. Yani süt anneliğin yaşı vardır. Belli bir ayı vardır. Bazı mezhepler on altı ay, on yedi ay filan diyenler var. O yüzden normalde biz hadi iki buçuk yıl en uzun süt emme zamanı en uzun iki buçuk yıldır. Hadi onu şimdi tam net mezhepler birisi şu demiş, birisi bunu demiş diyebilecek noktada değilim şu an. Ama normalde yani en fazla olsa iki buçuk yıldır ondan sonrası olan süt anne olmaz.
Süt bağı kurulmaz. Mesela bir çocuk beş yaşına gelmiş olsa herhangi bir mesela kadını emse süt anne olmaz. Veya onun sütünü içse onun süt annesi olmaz. Mezheplerin arasındaki ay farkı var ama o öyle değil yani yaşlı bir kimse anne sütünü veya herhangi bir kimsenin memesinden olan sütünü içmiş olmuş olsa bu şey olmaz. Ne o? Süt kardeş, hükmüne girmez. Ebu Musa'dan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. Saçı sakalığı ağırmış Müslümanlara, Kur'an'ın belirlediği sınırları aşmayan ve ondan uzak kalmayan Kur'an hafızlarına, adil hükümdarlara saygı göstermek Allah'a duyulan saygıdan ileri gelir. Nebevi, Riyas, Salih'in, Ebu Davud.
Saçı sakalığı ağırmış Müslümanlar insanları incittiği halde yukarıdaki hadise göre saygı göstermek zorunda mıyız? Sufi ahlakına göre evet. Biz normalde bir kimsenin saçı sakalığı ağrıdıysa, o normalde bize kırıcı bir söz söylediyse, biz deriz ki nefsimize bu lazımmış, onu kendimizce sinemize çekeriz. Yaşlı bir kimse ise saçı sakalığı ağrıp ağrımaması önemli değil. Biz bizden yaşlıysa böyle bu noktada kendince ahlaken düşük seviyede bir laf söylüyorsa, biz maa selama der, yürür gideriz. Onunla tartışmaya, onunla kavga etmeye gerek yok. Yani o saçından, başından, yaşından utanmamış, öyle bir laf söylemiş, yürür gideriz. Normalde sufi ahlakı karşıdaki kimseyle, yani Müslümansa, mümin ise veyahut da aynı dergahanın içindeyse, onunla cedelleşmeye gerek duymaz.
Der ki ben bununla cedelleşmeyeyim. Sonradan ona nasihat edebilir, ona söyleyebilir, ona tavsiyede bulunabilir. Böyle zaman zaman dervişlerin arasında da böyle şeyler olur. Derviş bakacak, işte o çavuş, o zakir örneğin, ona uymayan, yakışmayan bir laf söyledi. Susacak, diyecek ki ben ona aynı olayım. En fazla şunu diyecek, örneğin, ne kadar çok yakıştı bu sözler sizin ağzınıza. Veya bu davranış ne kadar güzel oturdu size. Öyle ya. Böyle bir şeyhin, böyle bir zakiri olmalı zaten. Böyle bir şeyhin, böyle bir çavuş olmalı. Çok yakıştı bu sözler size. Bir laf, cedelleşmeye gerek yok. Cedelleştikçe cedelleşme gelir çünkü.
Veya yaşlı bir kimse, işte böyle kaba saba konuştu. Ne kadar çok yakıştı bu sana. Senin yaşına başına uygun bir söz bu. Harika. Torunların senin bu sözlerinden dolayı alkışlarlar seni gibi. Biz yine de edebimizi bozmayalım. Allah muhafaza eylesin. Kur'an'a hafızları muhakkak hafızlık çok önemli. Çünkü hafızlar mahşer kurulduğunda hafızların anneleri, babaları dahi başlarında nurdan bir taç ile mahşere getirilecekler. Anneleri, babaları, hafızların bir rivayete hesaba çekilmeyecek. Öyle olunca, hafızlık bu kadar önemli ve kıymetli olunca, biz hafızlarla da ne yaparız?
Onlarla da çekişmeyiz. Adil hükümdar, ya adil hükümdarı bulsak başımıza tac edeceğiz. Dünya üzerinde en büyük handikap adil hükümdarlık olmuş. Tabi normalde şimdi hükümdarlıklar yok. Var, yani Türkiye'de yok. Şimdi adil hükümdar denilince İngiliz kraliçesi var.
Veya İspanya kralı var. Adil hükümdar. Burada hükümdarlık tek kişinin elinde. Şimdi hükümdarlığın dünya devletleri üzerinde farklı farklı algıları var. Farklı farklı tecelliyetleri var. Mesela Türkiye Cumhuriyeti devleti ne kadar hükümran. Ne oldu kızım? Elimi öpmeye geldin. Baban söylemedi mi sana sohbetten son oluyor diye? El öpme, musaffa, konuşma. Kim senin baban? Ay maşallah, subhanallah. Hadi bakalım. Şimdi hükümranlık, bu aslında ayrı bir sohbet konusu. Hükümranlıkla alakalı mesele.
Yani adil bir hükümdar deyince hükmeden kimse. O zaman hükmeden. Bir evde baba veya koca hükmediyor. Bir yerde zakir, çavuş, nakip, nügabba, şeyh hükmediyor. Adil olacak. Bir yerde devlet adil olacak. E seçilmiş devlet başkanı. Devletin adil olması ve adaletli çalışması için o hükümranının başı çalışacak, koşturacak. Bunu sağlayacak. Veyahut da devletin organları adil olmanın yolunu arayacak. Bir hakim adil olacak. Bir savcı adil olacak. O bir kimse adil davranması, o zaman bir mesele de adil olunabilmesi için Kur'an ve sünnetle hükmedilmesi lazım.
Kur'an ve sünnetle hükmedilmeyen bir yerde de adillik ve adalet aramak hamlık olur zaten. Bir Müslüman ancak Kur'an ve sünnetten adalet bekler. Kur'an ve sünnetin hükmü yok ise, Kur'an ve sünnet adaleti uygulanmıyorsa orada zulüm vardır. Neresi olursa olsun bu. Bir Müslüman öyle düşünür. Öyle düşünmesi gerekir. Bir yerin herhangi bir Pakistan, Pakistan'dan örnek verelim. Eğer orada İslam hukuku yok ise orada adalet yoktur. Orada adaletle hükmedilmez. Hiçbir zaman. Tabi bu adaletle hükmolmakla alakalı, yani mesela ehveni aramak vardır.
Mesela Müslümanlar hicret ettiler. Müslümanlar hicret ederlerken, Habeş Kralı Necaşi için Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, o adil bir hükümdardır dedi. Oysa o Hristiyandı. Ama oradaki adil hükümran demesi, yani bir insanın hakkına, yani bunlar normalde bir insan hakkıdır. İnsan hakkı. Bir, aklının muhafaza edilmesi. İki, dininin muhafaza edilmesi. Üç, namusunun, şerefinin, haysiyetinin muhafaza edilmesi. Canının, canının muhafaza edilmesi. Malının muhafaza edilmesi. Bunların normalde, oranın en alt, adil diyebilmemiz için, bunların emanet altına alınması, emin olunması, bunların muhafaza edilmesi gerekir.
Bunlar insanlığın ortak faydasıdır. Bir, o kimsenin dini, dini inancı, emin olacak, emanet altına alınacak. Muhafaza altına alınacak. Adamın aklı korunacak, muhafaza altına alınacak. O kimsenin canı korunacak, muhafaza altına alınacak. Yani haksız yere hiç kimse onu öldürmeye tevessül etmeyecek. Öldürürse, bunun karşılığı can olacak yine. O kimsenin namusu, emanet altına alınacak. Namusu korunacak, sistem tarafından. Ancak o zaman, mesela adaletle alakalı, adillikle alakalı, en alt seviyede kabullenebilinir bunlar. Mal emniyet olacak, can emniyet olacak, akıl emniyet olacak, din emniyet olacak.
O zaman o kimse bu emniyetler alındıysa, orada adillikten ve adaletten bahsedilebilinir. E bu emniyetler yok ise, orada adillikten ve adaletten bahsedilemez. O yüzden adil hükümdar, herkesten önce cennete girecek ama, öyle adil hükümdar bulmak zor. Bir kadın kocası kendisinden hoşnut olduğu halde ölürse, cennete girer. Nevevi, Riyas-ı Salih'in, Tirmizi. Yukarıdak hadise göre, Müslüman bir adamla evli olan Hristiyan bir kadın, cennete girer mi? Cennete girebilmesi için iman etmesi gerekir. Yani, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyecek. O kimse. İş yerinde çalışan bayan arkadaşımızın ter koktuğundan, onunla çalışan erkek patronumuz rahatsızlığını bana dile getirdi.
Uygun bir dille onu uyarmamı söyledi. Biz aynı ortamda çalışmasak da, bir araya geldiğimizde ben de rahatsız oluyorum. Bu durumu uygun bir dille nasıl söyleyebilirim? Valla bir bayana uygun bir dille sen kokuyorsun nasıl denir bilmiyorum ki ya. Şimdi bir kimsenin üzerinde devamlı koku varsa bu ter kokusu değildir. Mesela bir kimse sabahtan kokuyorsa bu ter kokusu değildir.
Bazı insanların herhangi bir hormonal bozukluktan dolayı vücutları kokar. Bu erkeklerde de vardır, kadınlarda da vardır. Bu böyle bir hormonal dengesizlik olabilir. Tedavi edilecek, rahatsızlık bu. Bu erkeklerde de bazen ben, bazı derviş kardeşlerde, mesela bu kokuyu alıyorum ben. O ter kokusu değil. Ter kokusu bir kimse duş alır, geçer. Üstünü başını değiştirir, geçer. Ama o kimse sabahtan da kokuyorsa o ter kokusu değildir. Bazı kadınlar da kokar böyle. Vücutları kokar. Erkeklerin de vücutları kokar. Hanefilerde fetva verdir bu konuda. Bir kimsenin vücudu kokuyorsa mesela boşanma sebebidir. Direkt ona işte belli bir tedavi zamanı verilir.
O tedavi zamanı da eğer hala da vücudu kokuyorsa, kadının da erkeğin de boşanma sebebi çıkar orta yere. Bir kimsenin normalde ter kokusu mu değil mi? Bunu tespit etmek zor. Ama mesela sabahtan kokuyorsa, her gün sabahtan kokuyorsa bir kimsenin vücudu, gerçekten sıkıntılı. O zaman onun teninde var böyle bir rahatsızlık. O banyo yapmakla ve hatta işte kıyafet değiştirmekle geçmez. Tedavi olması lazım. Bizim kardeşlerden birisi sormuştu. Bana böyle böyle yanımda çalışan eleman var, kokuyor ne yapayım diye. yani dedim durulmaz böyle bir kimseyle. Yani etraftaki çalışanlar da rahatsız olur ondan. Yani o bu işi bıraktırma sebebi olur.
Boşanma sebebi olduktan sonra işi bıraktırma sebebi de olur. İnsanlar bunlara dikkat edecekler artık. Toplum böyle dağda yaşamıyorsun, ovada yaşamıyorsun. Yani toplum içerisinde yaşıyor insanlar. Yakin duruyorlar. E şimdi buraya düşünün. Mesela burada herkes buraya gelip toplanıyor. Yanındaki bir kimse yani üzerinden kötü bir koku çıkmış olsa rahatsız olur. Ben hep zaman zaman derim sigara içen bir kadın veya sigara içen bir erkeğin eşi nasıl katlanıyor ona diye. Bir kadın sigara içiyor diyelim. Onun kocası nasıl katlanıyor onun ağız kokusuna. Veya bir erkek sigara içiyor. O kadın nasıl katlanıyor onun ağız kokusuna. Boşanma sebebi.
Bir kimsenin ağzının necis kokması boşanma sebebi. Vücudunun kokması boşanma sebebi. Tedavi edecek kendisini. Mesela şeker hastalarından ağızları kokar örnek. Şeker yükselsin. Şeker yükseldikten sonra bir müddet daha yüksek şekerle dolaşsın. Nefesi kokmaya başlar. Ben bazen benim şekerim yüksekken ben mesela uzak dururum insanlardan. Olur mu olur kokuyordur diye. Ben ellerimi böyle kapatıyorum bir hohluyorum ben kokuyor mu kokmuyor mu diye. Kokar çünkü. Normalde mesela şeker yüksekken o kimsenin nefesi kokar. Nefes kokusu yoktur onunla. Mesela şeker yüksekken kokar nefesi. Örnek. Biliyor muydun doktor sen bunu? Benim kokuyor mu doktor?
Sen de duysan da duymadım dersin doktor. Normalde şeker hastalarının böyle bir şeyi vardır mesela. Handikapı vardır. Şeker bilhassa yüksek seyrederse mesela 250'nin üstüne çıkarsa şekeri bir kimsenin. Ve 250, 270, 280, 290 yani 250'den yukarı çıkarsa başlar ki nefesi kokmaya. Dikkat edecek onlar. Yani o vücut temizliği, kokmaması, ağız temizliği kadınların ve erkeklerin kadınlık organlarından ve erkeklik organlarından veyahut da def-i hacet yaptıkları organlarından da koku gelir. Bunlar da boşanma sebebidir. Yani kadınlar da erkekler de buna dikkat edecekler. Yani erkek onun farkına varmaz belki de.
Yani işte ben yenilenmedim ki koksun der kokar. Allah muhafaza eylesin. Rahatsızlıktan dolayı kokar. Yani onun normalde ince bağırsaklarında, kalın bağırsaklarında bir rahatsızlık vardır. O rahatsızlığından dolayı kokar o kimse. Mesela böyle bir şey oluyor mu, olmuyor mu diye tereddüt ederseniz mesela, sabahları aç karnına birkaç diş sarımsak yiyeyim. Aç karnına. Üzerine yedikten sonra bir su için mesela o sarımsak gitsin kalın bağırsakları, ince bağırsakları temizlesin. Orada varsa kurtçuklar veya kekik suyu için aç karnına. O da bağırsakları temizler. Oradaki kokuyu giderir. Orada küçük kurtçuklar, solucanlar var ise mesela onları temizler. Koku varsa temizler.
Veyahut da bal şerbeti yapın aç karnına. Sıcak bal şerbeti. İshal etsin. Koku varsa çıksın. Orada hastalık varsa çıksın. Arada bunları yapın. Erkekler, kadınlar, herkes. Vücud sağlığı, vücut temizliği. Normalde o kimse kendi vücuduna ve organlarına dikkat edecek. Mesela bir kimse üşütsün, ayaklarını üşütsün ayaklarından mesela. Üşüten kimsenin nefesi kokar. Üşütmüş, nefesi kokar. Dikkat edecek. Yani evli erkekler de, evli kadınlar da vücut kokularına ve ağız kokularına dikkat edecekler. Umursamamazlık etmeyecek. Kadın da erkek de. Mesela bu ten kokusunu gidermek için sık duş alacaklar. Zaman zaman söylüyorum ya.
Normalde herkes her gün duş almaya gayret etsin diye. Kadınlardan da, erkeklerden de şikayet adam yıkanmıyor. Şikayet kadın yıkanmıyor. Şimdi imkanlar var. Kadın bir gün, iki gün, üç gün yıkanmıyor. O yemek kokusuyla saçında, başında, üstünde, başında yemek kokusu dolaşıyor ortalıkta. Veya küçük çocuklar olan kadınlar, yani o çocuklarla uğraşmaktan kendi bakımlarını yapamıyorlar.
Zaman ayıracaklar. Evlilik uzun bir süreç. Yani adam bir tikskinir, Allah muhafaza eylesin. Kadın göresi gelmez. Ondan sonra patinaj et artık. Adam bana neden bakmıyor diye. Veya kadın bir tikskinir adamdan, onun yüzünü görmek istemez. Kokuyor der. Veyahut da şunu yapıyor, bunu yapıyor der. Evlilik ince bir sanat. Ya ben evlendim tamam bitti. Yok öyle bir şey. Uzun müddet yaşayacak insanlar. Uzun müddet yaşayacaklar. Bir kimse annesinin babasının evinde yirmi, yirmi beş yıl duruyor. Adam normalde yetmiş beş yaşında ölmüş olsa elli yıl evli kalıyor. Elli yıl bir kadınla, bir adamla evli kalıyor bir insan. Kırk yıl evli kalıyor.
Kendi annesinin babasının yanında yirmi yıl yaşıyor. Anam babam diyor ama yirmi yıl yaşıyor. Bir kadın normal şartlarda yirmi yaşında evlenmiş olsa annesinin babasının yanında yirmi yıl yaşadı. Yetmiş yaşında ölse elli yıl evli kaldı kadın. Az bir zaman değil bu. İnsanların evlilikleri anne babalarının yanında yaşadıklarından fazla. Allah öyle olunca insanlar evliliklerine saygı duyacaklar, eşlerine saygı duyacaklar. Ben nasıl olsa evlendim, beni çekmek zorunda bu demeyecekler. Öyle düşünmeyecekler. Ağız temizliklerine, vücut temizliklerine, organ temizliklerine dikkat edecekler. Allah muhafaza eylesin. Özel bir kurumda çalışıyorum, başka bir özel kurumdan da teklif aldım.
Ama kendi kurumumdan memnun olduğum için bırakıp gitmeyi düşünmedim. Ama kurum sahibi ısrarla benimle çalışmak istediğini belirtti. Ben kendisine bir arkadaşımı tavsiye ettim. Arkadaşımın maaşına kadar konuştum. Adamla anlaştım. Sonra benim arkadaşımla aramda bir problem çıktı. Hoşuna gitmeyen şeyler oldu. Kurum sahibi olsam o kişiyi çalışmak istemezdim. Aldanmışım dedim. Bu durumda kurum sahibi bana soruyor. O kişiyi alayım mı, almayayım mı diye. Sen bilirsin dedim. Bir şey diyemiyordum. Bu durumda hem kurum sahibinin hem de o arkadaşın hakkına girmeden nasıl davranılmalıyım? Sen bilirsin demişin. Orada kal. Allah yardımcınız olsun inşallah. Sizin bir kimseye karşı olan kininiz, nefretiniz sizi adaletten ayırmasın.
Bir kimseyi sevmiyor olabilirsiniz. Hoşunuza gitmiyor olabilir. Aranızda problem çıkmış olabilir. Ama sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Bu hal. Allah bizi muhafaza eylesin. 30. hadise gelmişiz. Şiirden onu öyle çıkardım. Cabir bin Abdullah radiyallahu anh naklediyor. Hasta olduğumda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Ebu Bekir'le radiyallahu anh'la beraber yürüyerek beni ziyarete geldiler.
Derken ben bayıldım. Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem abdest aldı. Sonra abdest suyunu üzerime serpti. Bunun üzerine ayıldım. Hani dervişler, sufiler böyle şeyhlerinden artan işte çayı içerler, suyu içerler, yemeği yerler, şifa olsun, bereket olsun diye. Veya zikrullah'taki suyu içerler, şifa olsun diye. Bunun ölçüsü o hadisler. Bunun gibi daha bazı hadis-i şerifler var. Abdest suyunun içildiğine dair, kalan yemeğin yenildiğine dair. Bunlar böyle hani bir kimse, bir peygamber, bir veli, bir mürşid, bir büyük zat, bir alim. Onun yediğinden içtiğinden artı kalanına yemek içmek, bereket olur, lütuf olur, ikram olur diye.
Ehl-i Sufi bu sünneti devam ettirmiş. Şeyhlerinden kalan suyu içmişler. Veya zikrullah'ta olan suyu içmişler. Şifa noktasında, bereket noktasında bunları takip etmişler. Çok nazillili, nakşibendi şeyhi, nazillili Ali Efendi Hazretleri'nin bir dervişini ziyaret etmiştik. O çok eski böyle fukarayı sabirin ve çok eski bir evde, eski bir dervişti o.
Onu ziyaret ettiğimizde orada bir küpü var onun, su küpü varmış daha doğrusu. Gittiğimizde öğrendik. O normalde devamlı o küpten suyu içermiş. Küpten suyu içmesinin sebebi de şuymuş, bir rahatsız olmuş. Rahatsız olunca nazillili Ali Efendi Hazretleri ne işte gelip gidenlerle haber göndermiş, bize dua etsin hani rahatsızız gibisinler. O da bir suya okumuş onu. Alın götürün bunu ona demiş. Şifa olsun inşallah demiş. O da suyu su küpünün içerisine dökmüş. Devamlı o sudan içiyormuş. Bana dedi ki Mustafa Efendi kardeşim dedi, elhamdülillah dedi, hiçbir ağır hastalığım yok dedi. Tanıştığımızda seksen yaşında filan vardı, seksene yakındı.
Tek başına yaşıyordu kendisi, eşi vefat etmiş. İşte oğlu var, kızı var filan ama kendi işini kendisi yapıyor. Ondan sonra ne oğluna ne kızına hiç böyle kimseye de yük olmuyor. Tek başına da yaşıyor. Böyle ufak tefek de iş yapıyor. İşte tabiri caizse şimdi geyser bilmez. Önceden urgancılar vardı. Ondan sonra urgan örerdi, iplik örerdi onlar. İşte böyle halat gibi, urgan gibi şeyler örerler. Onunla geçimlerini sağlarlardı. O da böyle şey yapıyor. Urgan örüyor, iplik örüyor. Böyle onlar işte çaprazlama iplikleri şey yapıyorlar, bağlıyor ipliği. Mesela 3 metre, 5 metre, 7 metre, ondan sonra 10 metrelik böyle şeyler, ipler örüyor. Mesela işte böyle pakete, böyle düzine halinde işte 7 metrelik 12 tane, işte 10 metrelik 12 tane, işte diyelim ki 5 metrelik 12 tane, 3 metrelik 12 tane.
Bunları örerekten geçimini sağlıyor. Oğlu diyormuş ki, baba yapmana gerek yok, işte şöyle böyle ben hani senin ihtiyacını karşılarım falan. İstemiyor oğlundan daha. İki tane oğlu vardı, bir tane kızı vardı ondan sonra. Onlara diyormuş, benim durumum iyi. Bakıma da ihtiyacım yok. Ama bütün her şeyini o küpteki sudan hallediyor. İçme suyu, çay suyu, yemek suyu. Yani üşenmiyor. Yani işte biz çay koyalım, biz yapacağız diyoruz, biz yok diyor. Ben çayım mı, kendim demlerim. İşte kalkıyor, oradan küpten suyu alıyor. İşte çaydanlığın içine koyuyor, demliyor. İşte su üşen, işte sürahileri oradan dolduruyor suyu. Orada su azaldı mı yine çeşmeden onun içine su dolduruyor gene.
Yani çeşmeden dolduruyor onun içine. Kendi kendimi düşündüm. Dedim ya şeyhinin bereketini dedim nasıl taşıyor? Bu büyük bir incelik. Çok hoşuma gitmişti o zaman için. Şimdi dışarıdan bir kimse bunu bakıp, işte biz bu özelliklerimizi, bu hassasiyetlerimizi kaybettik. Yani toplum bunları kaybetti. Bu geleneği, bu görüneyi, bu ahlakı, bu inceliği biz kaybettik. Bunu kaybederken de bizi din adına eleştirdiler. İşte siz böyle tapınıyorsunuz, yok işte böyle o suda bereket mi olur, yok o sudan şifa mı olur. Siz böyle böyle dini bozuyorsunuz, ifsat ediyorsunuz. Bunlar böyle eleştirile, eleştirile, eleştireden bıkanlar, eleştirinin altında ezilenler bunları terk ettiler.
Bakın bunları terk ettiler. Oysa bunlar sünnetle sabit olan şeylerdi. Sahabe, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin her türlü mirasını muhafaza etti, korudu. Birisi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona işte bir şey hediye etmiş, bir eşya hediye etmiş. Veya bir şey hediye etmiş, sahabe onu sakladı hatıra olarak.
Sahabe onu korudu, muhafaza etti. Bir küçücük bir şey, onu muhafaza etti sahabe. Dedi ki bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden hatıra dedi. Ama biz ecdadın hatıralarını kendi ellerimizle yok ettik. Yol büyüklerimizin hatıralarını kendi ellerimizle yok ettik. Biz onları hovardaca harcadık. Tekkeleri kapattık, zaviyeleri kapattık. İçindeki hat yazılarını mezatlarda sattık. Mezatlarda sattık. Düşünebiliyor musunuz Karabaş-ı Veli tekkesinden kalan hiçbir şey yok ya. Oradaki yazıları, tahtaları, Cafer'in titizliği olmamış olsaydı onlar da gidecekti.
Yani o kubbedeki yazılar var ya, o hani esmer olan yazılar. Cafer'in titizliğiyle kurtuldu. İstanbul'dan bir profesör geldi, perişan ediyor ortalığı. Vermişler onun kubbesini o profesöre ihale etmişler. Perişan ediyor ortalığı. Zaten kubbe perişan halde olmasının sebebi o. Biz teberrüken büyüklerimizin sözlerini, bırakın kıyafetini, eşyasını, sözlerini de biz yok ettik. Onların o süzülmüş gelen erdemliliklerinden çıkan sözlerini de yok ettik. Oysa Cenab-ı Hak Kur'an'ında Hz. Muhammed-i Mustafa'ya söylerken, işte sen Yusuf'u da an, Eyyub'u da an, Yakub'u da an, İbrahim'i de an diye emrederken, biz geçmişimizi anmaktan inticap ettik.
Utandık. Bizim şeyhimiz böyle yapardı demeye utandık. Bu şeyhimizin sarığı bana hediye etmişti. Onu saklamayı biz inticap ettik, utandık. Utandık. Onunla beraber gezmeye utandık. Onunla beraber Ulu Cami'de görünmeye utandık. Onunla beraber kapalı çarşıda dolaşmaya utandık. Kınanmaktan korktuk. Oysa Cenab-ı Hak Sufiler için, iman edenler için, ehli Sufi için onlar kınanmaktan korkmazlar dedi. Biz kınanmaktan korktuk.
Biz kaybettik o yüzden. Biz birisi bir laf söyler diye, biz büyüklerimizi savunamadık dahi. Savunamadık. Allah muhafaza eylesin. Oysa sünnetti. O yüzden normalde sahabe, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden bir herhangi bir eşyayı, bir duayı veyahut da onun, çok özür dilerim ama bir tükörünü dahi zayi etmedi.
Ama biz alay edildi, bıraktık. Laf söylenildi, bıraktık. Yani adam devesi dinlen çıktı, ondan sonra televizyona, biz hiçbir şey diyemedik adama. Adam hadisleri inkar etti bunun üzerinden, alay etti. Türkiye sustu. Ondan sonra başka bir kimse kalktı, ben kendi necasetimi yedim dedi. O profesör ya, o ilim adamı ya, herkes alkışladı. Büyük erdemlilik görüldü. Veya başka bir sanatçı, geçen gün radyoda dinliyorum. İşte bebeği olmuş, çocuğu olmuş. Çocuğu olduktan sonra işte ne yaptınız, ne ettiniz? Böyle onlar çok önemli ya.
Dinliyorum ben de. O çocuğunun dışkısını yemiş. Ve sunucu ne muhteşem bir şey yapmışsınız. Aa şaşırdım, ay ne güzel bir şey. Necaset imiş. Çocuğunun dışkısı. Dışkıyı yer misin, yemezsin. Ama bir sanatçı adı, klişesi adı altında yiyince muhteşem bir şey oluyor. Veya bir prof denilince, o kendi dışkısını yiyince muhteşem bir şey oluyor.
Yani Avrupa kendi dışkısını yiyese hep beraber yiyeceğiz. Dışkıdan sandviç yapsa Avrupa yiyeceğiz biz de. Hadis var çünkü siz adım adım onlara uyumadıkça kıyamet kopmaz. Biz de adım adım uyuyoruz onlara. Adım adım uyuyoruz her şeyde. Yani orada bir moda çıksa dışkıyı yeme modası anında ilk önce Türkiye'de uygulanır.
Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin abdest suyunu içmiş sahabe. Şifa bulmuş. Vay böyle hadis mi olur? Abdest suyu içilirmiş mi? Sizler dini bu hale getirdiniz. Biz de aha içilir diyemedik. Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri men etseydi o sahabeyi men edemez miydi?
Her şeyle vahiyle hareket eden bir peygamber. Her şeyle. Sözü, konuşması, susması, tebessümü bir şeye normalde müdahale edip etmemesi hepsi de vahiyle. Biz onu savunamadık. Biz onu savunamadık. Bakın kendisi abdest alıyor. Kendisi kalan abdest suyuyla hastanın üzerine serpeliyor. Hasta iyileşiyor. Ama biz bunu olmaz dedik attık kenara. Allah bizi affetsin. Yani bir tane apranaks yuttun mu mesele hallülür dedik. Ya zikrullahtaki okunmuş sudan bir yudum hiç şifa olur onu kabul etmedik. Ya ömreye gittiğimizde hacılar şaşırmışlar.
Yani hastayım diye gitmiş Türk hacılardan birisi doktor demiş ki dua edeceksin. Sana ilaç vermiyorum. İlaç dua demiş. Dua edeceksin Allah'a. Ya nasıl haf vermez bana dua edeceksin diyor diyor. Ya dedim ne kadar güzel işte dua et. Evet dua şifadır. Ağrıyan yerine dua et. Üç ihlas bir fatiha oku. Biz duayı unuttuk. Allah'tan istemeyi unuttuk. Allah'la bağlantı kurmayı unuttuk. Allah bizi affetsin. Rabbim cümlemizi korusun inşallah. Rabbim cümlemizi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sünnetini işleyenlerden eylesin. Onun sünnetine sahip çıkanlardan eylesin. Onun yolunda yürüyenlerden eylesin.
Onun kokusunda, izinde, onun muhabbetinde duranlardan eylesin. Fâlemen lehû La Tihamâ selam Amin Bir şey söyleyeceğim
Burayı da normalde Bu kaydedin Bana dağıtın Bu söyleyecek olduğum şeyi Bütün arkadaşlara ve kardeşlere Bunu canlı yayında da böyle Yapıyorlar ya Herkes duysun Duymayanlar Pardon Duyanlar Duymayanları da duyursun Bundan sonra Sosyal medya üzerinde Bir başkasının sayfasında Benim hakkımdaki eleştirilere Benim hakkımdaki iftiralara Hiçbir arkadaş Hiçbir kardeş Cevap yazmayacak Cevap vermeyecek Tekrar söylüyorum bunu Sosyal medya hesaplarının Hesaplarının üzerinde Hiç kimse Hiçbir kimsenin Bir sayfasına gidip Veyahut da onun adına kurulmuş bir Twitter hesabı
Facebook hesabı Veya ne hesabıysa O kimseye Beni savunma adına Bana işte yapılan iftira Dedikodu gıybet neyse Onunla alakalı bir cevap yazmayacak Savunmayacak Bunu özellikle Önce rica ettim olmadı İşte yapmayın arkadaşlar Nasihat ettim olmadı Şimdi emrediyorum Hiç kimse Beni savunma noktasında Bir laf söylemeyecek Bırakın İftira eden iftira etsin Gıybet eden gıybet etsin Kim ne söylüyorsa Söylesin Kim ne söylüyorsa Söylesin Siz Allah için Seviyorsanız Yolunuzun Edebine Adabına Riyayet edin
Allah yolunda koşmanıza bakın Allah'ı zikredin Hizmetlerinize Koşuşturmanıza Bir tamam devam edin Bir başkasını eleştirirken Biz bunlar Klevye kahramanı diye Bizim kardeşlerimiz Klevye kahramanı Kesilmesinler Bırakın Hiçbir zaman Müşriğin Münafığın Kökü kesilmez ki Bunun hiçbir zaman Bir müşrik Bir münafık Eksik olmaz Hem diyeceğiz ki Nasıl Hz. Muhammed Mustafa'nın Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Karşısında Ebu Cehil var ise Musa'nın Firavun'u var ise E bütün Peygamberlerin Karşısında Bütün Peygamberlerin
Karşısında Firavun'un Nemrud'un Ebu Cehil'in Örnekleri var ise Her Allah yolunda Koşan insanın da Karşısında Kendi gücü Kuvveti Koşturması Hizmeti Karşılığında Bir Ebu Cehil'i Bir Nemrud'u Bir Firavun'u Olacak Bunun hangi birini Yok edeceğiniz Hangi birini Susturacağınız Sahte hesapların Üzerinden Birisi Bir hesap açıyor Bir laf söylüyor Oradan Kardeşler Onlara Cevap veriyorlar Buna üzülüyorum Bir şey yaptık Zannediyorlar Ben sizin adınıza Üzülüyorum Size üzülüyorum ben Seviyesiz Kendini bilmez Münafık Müşrik Mürted
Adına ne derseniz Deyin O kimsenin Oyununa düşüyorsunuz Tezgahına düşüyorsunuz Karşınızda Delikanlı Yiğit Bir insan Yok ki Çıkasın Cenk meydanına Kozunu paylaşasın Karşınızda Münafık Müşrik Pısırık Neydiği Belirsiz Kimseler var Ne uğraşıyorsunuz Onlarla Gerek yok Sufilik için Gerek yok Bir Sufi Adab-ı Erkanı Değildir Bu Müşrik Müşrikliğini Yapacak Münafık Münafıklığını Yapacak Gavur Gavurluğunu Yapacak Kafir Kafirliğini Yapacak Mümin Müminliğini Yapacak Müslüman Odur ki Diğer Müslümanlar Onun Dilinden Emindir Ya Dilinden
Emin Olmayan Bir Kimsenin Dilinden Emin Değilsin Onu Nasıl Müslüman Görrecek Değil Senin Aynı Külonda Değil O Bakın Senin Aynı Külonda Değil Sen Burada Allah'ı Zikreden İnsansın Allah'ı Zikreden Bir Kimsenin Allah'ı Zikreden Bir Kimsenin Bir Münafıkla Ne İş Olur Ya Ona Ne Cevap Verir Bir Gavur Necistir Bir Münafık Necistir Bir Müşrik Necistir Cenab-ı Hak Ayet-i Keremede Onları Necis Olarak Nitelendirir Bakın Tekrar Söylüyorum Bir Gavur Necistir Bir Münafık Necistir Bir Müşrik Necistir Necis Necis İnsan Görünümünde
Necasettir O Bir Sufinin Onunla Ne İş Olabilir Sufi İse Nurdur Sufi Nurdur Nur Nuru Gören Münafık Mürted Müşrik Gavur Bütün Dikenleri Havaya Kalkar O Bütün Var Gücüyle Mümine Saldırır Var Gücüyle Onun İşi O Onun İşi O Bir Müslümana Kim Saldırır Bir Müminin Düşmanı Kimdir Gavurdur Ya Münafıktır Ya Müşriktir
Ya Kafirdir O Bakın Müminin Düşmanı Mümin Değildir Müminin Düşmanı Mümin Değildir Bir Mümin Mümine Düşmanlık Yapamaz Altını Çizin Bunun Bir Mümin Mümine Düşmanlık Yapamaz Yapıyorsa İmanını Sorgulaması Gerekir Kendi Kendi İmanını Sorgulacak Ben Kime Düşmanlık Yapıyorum La İlahi İlala Muhammeden Resulullah Diyen Beş vakit Namazını Kılan Orucunu Kılan Orucunu Tutan Kur'an Sünnet Yolunda Devam Etmeye Çalışan Bir Kimse Düşmanlık Yapıyorum Ben Mümin O Mümin Bakın Ölçü Çok
Meydanda Dillerinize Sahip Çıkın Bu Ölçü Herkes İçin Geçerli Senin İçinde Geçerli Benim İçinde Geçerli Bir Başkası İçinde Geçerli Bilmediklerinizin Peşine Düşmeyin İşin Hakikatını Bilmiyorsun Sus Hükmetme Bize Ne E Ya Kime Düşmansın Bana Düşmanını Söyle Senin Dinini Söyleyeyim Ben Tersi Var ya Bana Dostunu Söyle Ben Senin Dinini Söyleyeyim Diye Onun Tersi Ne Bana Düşmanını Söyle Ben Senin Dinini Söyleyeyim Düşmanın Kimsenin Senin Düşmanın Kim Bu Senin Dinin Senin Dostun Kim Bu Senin Dinin O Yüzden
Canım Kardeşler Bir Münafığın Bir Müşriğin Bir Mürtedin Bir Müslüman Görünümündeki Gavurun O Oyununa Düşmeyin Oyununa Düşmeyin Bırakın Kardeşim Ya Hazreti Mevlana'nın Mesnevisinde Bir Hikaye Var ya Diyor Üç Beş Kişi Yola Çıktı Yola Çıkınca Diyor Bir Baktılar Ki Bir Fil Yavrusu Daha Yeni Doğmuş O Filin Yavrusunu Diyor Aldılar O Beş Arkadaş Birisi Dedi ki Diyor Gelin Yapmayın Bu Filin Yavrunun Anası Vardır Bunun İntikamını Alır Bunu Yapmayın Yemeyin Kesmeyin Öldürmeyin Bunu Diyor Öbür Dörr
Arkadaş Diyor O Filin Yavrusunu Yakaladılar Bir Güzel Kestiler Bir Güzel Onu Kebap Ettiler Diyor Ondan Sonra Kebap Ettikten Sonra Yediler O Yemeyin Diyen Diyor Yemeyin Diyen Ondan Diyor Hiç Yemedi Sonra Sonra Bir Müddet Sonra Herkes Uykuya Daldı Uykuya Dalınca Diyor O Yavrunun Anası Geldi Fil Ve Hortumunu Uzattı Önce Ağızlarını Kokladı Kokladı Diyor Ağzını Kokladı Baktı Önce O Yemeğene Diyor O Yemeğene Anlatıyor Ben Diyor Korkumdan Hiç Gözümü Dayı Açamadım Önce Diyor Benim Ağzımı Kokladı Ondan Sonra Diyor Öbür Künlerin
Ağızlarını Kokladı Sonra Büyük Bir Hırsla Ve Hınçla Diyor Öbür O Dört Kişiyi Diyor Ayaklarının Altında Ezdi Parçaladı Kardeşler Biz O Fil Yavrusu Isak Bizim Sahibimiz Var Bizim Sahibimiz Var Ağzında Bizim Etimizin Kokusuyla Yatsın Uyusun Siz Sahibi Olana Sahiplenmeyin Bırakın Biz Mantar Çıkar Gibi Orta Yere Çıkmadık Biz Kendi Başımıza Çıkmadık Orta Yere Biz Hadi
Arkadaşların Başına Biz Şehirlik Yapalım Bizim Öyle Bir Derdimiz Yok Herkes Burada Ben Hala Daha Diyorum Rüyanızda Kimi Görüyorsanız Gidin Ona İntisap Edin Rüyanızda Kimi Görüyorsanız Gidin İntisap Edin Rüyayı Gösteren Allah Bizim Oturup Da Sen Şu Rüyayı Gör Filanca Kimse Bu Rüyayı Görsün Bizim Öyle Bir Elimizde Sihirli Değnek Yok Aman Biz Şeyhlik Yapalım Biz Şunluk Yapalım Bunluk Yapalım Böyle Bir Derdimiz Yok Bizim Benim Yok Kendi Hesabıma Ben Bir Günden Bir Güne Sizin Önünüze Gelip Ben Şeyhim Demedim Demeyeceğimi
Beyan Ettim Demeyeceğim De Ölünce Kadarda Biz O İşlerin Ne Olduğunu Hamdolsun Biliyoruz O Yüzden Tekrar Söylüyorum Kim Rüyasında Kimi Görüyorsa Gitsin Ona İntisap Etsin Bu İşin Yolu Yordamı Bu Doğrusu Bu E Biz Kendi Kafamızdan Orta Yere Çıkmış Bir Kimse Değiliz Allah Biz Affetsin Sahibimiz Var Canım Kardeşim Sahibimiz Var Ben Böyle İnanıyorum O Yüzden Bırakın Sahibi Düşünsün Bırakın O Yavrusunu Koruyamayacak Aziziyet'te Mi O Kulunu Koruyamayacak Aziziyet'te Mi Biz Ona
Yaslanmışız Onu Dayanmışız Biz Ona Güvenmişiz Bizim İşimiz Onunla Aziz Edecek Olandı O Zelil Edecek Olandı O Hazreti Muhammed Mustafa'yı Sevmedin Ebu Cehil Ağzına Sakız Etti Onu Hazreti Muhammed Mustafa'yı Sevmedin Den Müşrikleri Alay Ettirdi Kafirlere Gavurlara Alay Ettirdi İşi Akıllı İş Değil Bırakın İbrahim'i Sevmiyor Mu Da Ateş Attırdı Yusuf'u Sevmiyor Mudu Zinden Attırdı Eyyub'u Sevmiyor
Mudu Ki Şehirden Bile Attılar Çöplüğe Attılar Çöplükte De Tutmadılar Çöplükten Dört Attılar Dediler Sen Çöplükte De Yaşamayacaksın Gitti Dağınbaşında Bir Mağaranın İçerisinde Yaşadı O Müşrikler Onun Çöplükte Dahi Yaşamasını İstemediler Çöplükte Şehrin Çöplüğü Herkes Çöpünü Oraya Atardı O Oradan Çöpten İnsanların Artıntılarını Alırdı Onunla Geçinirdi Onunla Yerdi Dediler ki Sen Bu Çöplerden Değimeyeceksin Çöplükten De Sürdüler Onu Çöplükten De Sürdü Müşrikler Onu Dağınbaşında Kimsenin Gelip Geçmediği Derler Ya Kervan
Geçmez Kuş Geçmez Bir Mağaraya Gitti Girdi İçeri Mağarada Yaşamaya Başladı Hasta Onu Az mı Seviyordu Canım Kardeşim Ya İşinize Bakın Yolunuza Bakın Siz Bırakın Hangi Müşrik Müşrikliğinden Vazgeçmiş Hangi Gavur Gavurluğundan Vazgeçmiş Mesainizi Zorlar Harcamayın Bırakın Bir Başkasının Adam Sayfasına Ne Yazıyorsa Yazsın Ya Bırak Adam Müşriklik Yapacak Gavurluk Yapacak Kafirlik Yapacak Veya Basamak Yapacak Bizi Ne Olacak Ki Gündemde Kalmanın Basit Yolu Mustafa Özbağ Bir Şey Söyler Nasıl Olsa Bütün Dervişler Onu Savunacağım
Diye Onun Sayfasına Gir Ona Cevap Yaz Adamı Meşhur Et İşiniz Ne Bırak Kardeşim Ya Bırakın Allah'ınızı Severseniz Bırakın Bana Bir Saygınız Varsa Değeriniz Varsa Yolunuzda Devam Edin Kardeşim Derslerinizi Çekin İbadetlerinizi Yapın Farzlarınızı Yerine Getirin Nafilelerle Allah'a Yaklaşın Allah'ı Sevin Kur'an ve Sünnete Sımsıkı Yapışın Vatanınıza Milletinize Sahip Çıkın Sımsıkı Yapışın Benim derdim bu Benim başka bir derdim yok Bakın Benim başka bir derdim yok Siz merak etmeyin İnceliyorlar onlar Soruyorlar Soruşturuyorlar
Dervişlerden para toplanıyor mu Para alınıyor mu Veyahut da Bu dergah işte Ona bir şey veriyor mu Bir şey ediyor mu Osman Gazi Belediyesi'ne Yazılar yazıyorlar Mustafa Özbağ'a bir şey ödüyor musunuz Ödeneği var mı diye Büyükşehir'e yazıyorlar Mustafa Özbağ'a bir şey ödüyor musunuz Diye Yazacaklar onlar Yapacaklar Ahmak onların her biri Ahmak Ahmak Onlar Osman Gazi Belediye Başkanı Mustafa'nın İşlerinden Beni kullanmaya çalışıyorlar Onlar Mustafa'yı İşini değiştirmeye çalışıyorlar Mustafa da o Nezir'e ilan reklam vermiyor
İlan reklam vermiyor Diye o haberi Onunla ulaşıyor O Nezir'in Havanesi de Onlar da işte Benim üzerimden Belediye Başkanı'na Uğraşmaya çalışıyorlar Siz de buna Alet oluyorsunuz Yapmayın kardeşim Yapmayın Bırakın Adam Yazmış oraya Adam veya kadın Kimse işte Ya kadın görünümünde adam Kadın görünümünde adam Yazmış oraya Ne demiş İşte Osman Gazi Belediyesi'nin Eden aldığım paralarla Lüks bir hayat yaşıyor demiş Ya adam da biraz kafa çalışmış olsa Buna cevap Yetiştirsen ne olacak Yetiştirmezsen ne olacak Uğraşmayın Allah rızası için
Yolunuza bakın Siz İşinize bakın Müşriklerin Münafıkların Gavurların Orası burası Patlayıp çatlıyor Muhteşem işler yapıyorsunuz Güzel işler yapıyorsunuz Kuran ve sünnet yolunda Hak adalet yolunda yürüyorsunuz Bir partiye Herhangi bir partiye Yalaklığınız yok Salaklığınız yok Herhangi bir partiye Angajeliğiniz yok Herhangi bir kliye Angajeliğiniz yok Yok Biz Kuran sünnet yolunda Allah'a koşmaya çalışan Bir topluluğuz kardeşim Bizim işimiz Kuran sünnet Vatan millet Başka bir şey Bizi ilgilendirmiyor Başka bir şey Bizi ilgilendirmiyor
Hiçbir belededen gidip de Bir iş beklentimiz yok Bir para beklentimiz yok Hiçbir kamu kuruluşundan Bir beklentimiz yok Herkes işinde gücünde burada Var mı işsiz olan aranızda İşi olmayan varsa İş bulalım ona kendi aramızda Var mı iş olmayan Ciddi ciddi Sen aşçısın Dönercisin Yeni geldin da İnşallah Cenab-ı Hak buldursun Dönerciye ihtiyacı olan varsa Koca usta burada İnşallah Öyle bakalak yedelek olun Bir dönerci ustası lazım olursa Bir tane ustamız var Var mı başka?
Dersten sonra telefonla Telefonlarınızı alın birbirinizi Tamam biz biz bu kadarız abicim işimiz bu Hakkınızı helal edin O yüzden lütfen hiç kimseye cevap vermeyin Uğraşmayın Kimseyle bırakın Allah hesabını görsün Lütfen Bir daha böyle bir şeyler olmasın Duyanlar Duymayanlara bunu İletsin Allah rızası için söylüyorum Bizim işimiz Benim savunulmam değil benim derdim Kuran Sünnet İnşallah Mehmet Ali ile de bir irtibata girin Bu hadis inkarcılarıyla alakalı mesele Bu programlar girdi Bir inkıtaya uğradı ona devam edelim inşallah
Allah razı olsun Destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi