Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Aralık 2018 · 1:07:36
Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Dergaha yeni başladım, eşim bendir, öğrenmemi istemiyor. Müzik aleti diyor, haram diyor, sema etmek istiyorum, ona da hayır diyor. Yeteri kadar bilgim olmadığı için açıklama yapamıyorum. Yardımcısı olur mu? Yardımcı olur musunuz? Evet. Bununla alakalı insanlar bunlarla alakalı, daha doğrusu kulaktan dolma bilgilere sahipler. Zaman zaman bu kulaktan dolma bilgileri kendilerince doğru addediyorlar.
Bir hadis-i şerif, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Ayşe annemiz yolda karşılaşıyorlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, Ya Ayşe, filanca kimsenin nikahını kıydınız mı? Kıydık ya Resulallah. Peki diyor def vurdunuz mu? Hayır ya Resulallah. Hadis-i şerif, defsiz nikah nikah değildir. Ensar defi severdi diyor. Şimdi bu def vurma veyahut da davul vurma, bununla alakalı sonradan gelenlerin bir kısmı caiz olmadığına dair fetvalar vermişler. Bir kısmı daha da ileri gitmiş, haramdır demiş.
Ama bu insanları eğlendirme babında olursa diye söylemişler. İşin o tarafı da yine tartışma götürür. Çünkü yine bir bayram sabahı, Hazreti Ömer radıyallahu aleyhi ve sellem davul vuruyorlar. Ramazan bayramı sabahı, Hazreti Ömer radıyallahu anh Hazretleri onları susturmak istiyor. Durdurmak istiyor. Diyor ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Dur ya Ömer, onlar otur, onlar otuz Ramazan oruç tuttular. Bugün eğlenmek onların hakkıdır diyor. Şimdi bir düğünde eğlenmek, bununla alakalı hadis-i şerif var. İki, Ramazan bayramlarında eğlenmek yok. Üçüncüyü söylüyorum.
Yine Habeşliler, aklımda kaldığı kadarını söylüyorum, Harbeleriyle oyun oynuyorlar. Harbeleriyle oyun oynayacakları zaman yine onları durdurmaya çalışıyor birileri. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri onları men ediyor. İki, bunlar mescitte oynuyorlar. Başka bir olay. O zaman da Hazreti Ayşe annemize diyor ki, Sen bunları seyretmek ister misin? Evet. Ben diyor, sonuna kadar bekledim. Bir olay daha. Dışarıda, sokakta. Onda diyor ki, izlemek ister misin? Evet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin öylesiyiz diyor. Şimdi, Müslüman eğlenmez diye bir tabir yok.
Böyle bir kaide yok. Müslüman da eğlenir, adaba, erkana, riayet ederekten, harama bulaşmadan. O yüzden kına gecesi, düğünde, evlilik törenlerinde harama düşmeden, erkekler kendi aralarında, bayanlar kendi aralarında, eğlenmelerinde bir beis yok. Bayram günlerinde, bayram adı üstünde bayram, eğlenmelerinde bir beis yok. Milli günlerinde, milli bir bayram olabilir bir kimsenin, eğlenmelerinde bir beis yok. Bir, önce eğlenmeyle alakalı, eğlenmeyle alakalı hadisleri sıraladık. Şimdi, eğlenmenin caiz olduğu bir yerde, normalde def vurmak, davul vurmak da caiz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Mekke'den Medine'ye hicret ediyor.
Mekke'den Medine'ye hicret ederken, Medine'de Medine'liler toplanıyorlar, ellerinde mazarlar. Hatta var ya, bir film çağrı, gösterir ya bunu. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni göstermemek için ne yapar? Asayı, bir asa gösterirler. Biz onu izlediğimizde ilk zamanlar, sanki asanın arkasından görüverecekmişiz gibi geliyordu. Ve normalde Medine'liler, ilahi söyleyip def vuruyorlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, bir peygamber ne yaptıysa vahiy ile yaptı. Onların def vurmalarından, ilahi söylemelerinden rahatsız olsaydı, bunlara ikaz ederdi, söylerdi. Derdi ki haram bu, bunu işlemeyin.
Demek ki ilahi söylemek, def vurmak, hatta gazanenin ihyasında sema ile alakalı ayrı bir bağf vardır. Sema etmek caizdir. Sema ile de alakalı hani hayber fethedilir, hayber fethedilince Habeşistan'a hicret eden Hazreti Ali Efendimiz'in kardeşi Cafer de gelir. Gelince işte çifte müjde, her ikisine de sevinince Cafer'in de bir rivayette alnından öper, bir rivayette yanağının kenarından öper, Hazreti Cafer Radiyallahu Anh Hazretleri sevilmenin verdiği sarhoşlukla hem kendi etrafında hem de Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin etrafında dönmeye başlar.
Düşünsenize, alemlere rahmetli olarak gönderilen peygamber alnından öpmüş bir kimseni. Bir rivayette de Hazreti Ali Efendimiz hicret eder ya, hicret ettiğinde herkes birer tane ahiret kardeş alır. Akşam karanlık çökmüştür. Tam alaca karanlıktır. Hazreti Ali Radiyallahu Anh Hazretleri en geç yola çıkandır. Çünkü Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin yatağında yatar. Müşrikler o yatağında uyuyor görsünler bilsinler diye. Hiç kimse kalmayınca ahiret kardeşi gel ya Ali senin kanın benim kanımdandır deyip onun alnından öper.
Sen de benim ahiret kardeşimsin der. O da başlar sema etmeye. Hem onun etrafında hem kendi etrafında. Sema ile alakalı farklı başka hadisler de var. O yüzden bu hadislerden haberi olmayan kimselerin bunları böyle bidat demesi işte bunları böyle yok görmesi kerih görmesi veyahut da işte ilahi söylerlerken gudüm vurmak ney üflemeyi herhangi bir musiki aletinin icra edilmesini haram görenler bu hadislerden ya haberleri yok olabilir.
Okumamıştır zamanı olmamıştır öğrenmemiştir okumadığından dolayı zamanı olmadığından dolayı başka işlerle iştigal ettiğinden dolayı böyle bir şeyde insanlar haram deyip geçiveriyor. Allah bizi affesin. Kur'an ve sünnetle sabit olmayan bir şeyi haram etmek eğer varsa onun bir sıkıntısı caizdir. İlleti ama bir illeti sabit değil ise Allah muhafaza eylesin sıkıntı olur. İslam'da kimler dini nikah kıyabilir? Hür akıl bali olan herkes kendi nikahını kendi kıyabilir. Biz Hristiyan değiliz.
Biz Yahudi de değiliz. Hristiyanlar kendi başlarına ne nikah kıyabilirler ne boşanabilirler. Onlar bir papazın eşliğinde evlenirler. Bir papazın eşliğinde boşanırlar. Boşanırlarsa. O yüzden bu mesele sıkıntılıdır Katolik dünyada. Bu sıkıntıdan dolayı İngilizler kendi kiliselerini kurarlar. Anglikan kilisesi diye. Vatikan'dan ayrıdır onlar. Onlar da normalde Katoliktir ama Vatikan'dan ayrıdır. Vatikan'dan ayrı oldukları için kendi kiliselerini kurarlar. Çünkü zamanın kralı eşini boşamak ister. Boşayamaz. Vatikan izin vermez. Siyasi sebepler girer işin içerisine. Bu sefer siz de öyle yapıyorsanız biz de kendi kilisemizi kendimiz kurarız deyip Anglikan kilisesini kurarlar.
Ve böylece de Vatikan'dan ayrılırlar. Biz Hristiyan değiliz. Biz de normalde evlenecek olan bütün herkes kendi nikahını kendi kıyabilir. Bir Hanefi'ye göre bir bayan da eşinden özür dilerim anne babasından izinsiz olarak nikahını kıyabilir. Böyle nikah kıyanları Hz. Ali Efendimiz radiyallahu an hazretleri nikahlarını fesh etmedi. O yüzden Hanefilerde nikah kıyarken kızın ve erkeğin kızın ve erkeğin ailesinin oluru beklenmez. Şafilerde ailesinin oluru beklenir. Bir şafi erkek veya şafi bir bayan velisinin izni olmaksızın evlenemez.
Hanefilerde eğer o kimse akıl bali değilse mahcurluysa kısıtlıysa o zaman ancak velisi üzerinden o evlendirilir. Ama akıl bali ise mahcurlu ve kısıtlı değil ise o kimse kendi nikahını kendisi kıyabilir. Böyle bir ibaret dolaşıyor. Böyle bir şey dolaşıyor ortalıkta. Hani bir imam kıymazsa nikah olmaz gibisinden bu Allah muhafaza eylesin. Hristiyan adetidir. Kim onlara benzemek isterse onlarla haşt olur. O yüzden bizde nikah kıyması için bir imama ihtiyaç yok. Bir. İkincisi imamlar nikah kıymaya da hakkı yok.
Layık demokratik bir devlet sisteminde imamlar böyle layık ve demokratik hukuklarla idare edilen bir ülkede İslam hukukunu insanların üzerinde uygulayamazlar. Nikah İslam hukukudur. Dini bir termolojidir. Dini bir ibadettir. Nikah ibadettir. İmam kendisi nikahı ben kıyarım derse boşamayı da imam mı yapacak? İmamın boşaması boşama kabul edilecek mi ki imamın nikahı nikah olarak kabul edilsin?
Burada sıkıntılar var. Biz layık demokratik bir hukuk devleti öyle tanımlanıyor ya devlet devlet layık demokratik hukuk devletiyse o devletin dini ve dinle alakalı hiçbir şey yoktur. Olmaması gerekir. Ama bizde de öyle tam uygulanmıyor. Allah iyi etsin. O yüzden akıl bali olan, müslüman olan, hür olan herkes erkekler olarak söylüyorum. Kendilerini nikahlanabilirler. Akıl bali, hür olan, mahcur ve kısıtlı olmayan bir kız çocuğu da nikahını kıyabilir. internetten takip ettik. Eski şeyhimiz Abdullah Efendi Mehdi yaşıyor. Suriye karışacak ve Türkiye'de saldıracaklar diyor. Hatta görevde diyor doğruluğu var mıdır?
Kendilerine sormak lazım bu tip sözleri. O yüzden her velinin kendince görmüş olduğu haller, kendince görmüş olduğu rüyalar vardır. O görmüş olduğu halleri, rüyalar neticesinde kendileri bunları söylerler. Bunları normalde geçmiş dönemdeki veliler de söylemiş. Bunları hepsi de söyler. Kimisi söylememeyi tercih eder. Kimisi söylemeyi tercih eder. O yüzden söylemeyi tercih edenler kendilerince kendi gördükleri halleri doğrudur. Bu meselenin içerisine biz girdik mi şimdi farklı yönlere çekilebilir. Ondan korkumdan da değil de bu uzun bir mesele.
Normalde bu işin içerisine girdiğimizde şimdi kaderle alakalı ve levh-i mahfuzla alakalı meselelere girmemiz lazım. Levh-i mahfuzdan gelen levhalar, o levhalara olan tecelliyat, o levhalar normalde görülen hallerde, görülen normalde rüyalarda, o levhaların hangi noktasına ulaşıldı, neresine ulaşıldı, yani o gösterilen haller doğru mu, ne kadar doğru, ne kadar hakikate yakın, bunların hepsi de ayrı ayrı konuşulması gereken şeyler.
E şimdi bunu böyle bir yanılma olarak zannetmeyin, yanılma olarak da görmeyin. Mesela daha ben ilerisini söyleyeyim bunun. Şeyh Efendi Hazretleri'nin verdiği tarihler de vardı. Eski arkadaşlar, biriler, işte 96'da Mehdi zuhur edecek diye Şeyh Efendi Hazretleri kendisi söyledi. Sonra tehir oldu dedi, 98 oldu, sonra bir daha tehir oldu dedi, 2000 mi, 2001 mi ne oldu? Ondan sonra dedi ki, Mustafa Efendi bir daha bana tarih verirlerse söylemeyeceğim oğlum dedi. Tehir oluyor dedi. Bunlar farklı tecelliyatlardır.
Ben onun gördüğü bütün rüyaların ve hallerin sahih olduğuna inanıyorum. Bunun altını çizeyim. Bu biraz şununla da alakalı. Her dönemin kendine ait zorlukları ve sıkıntıları var. Her dönemin her zamanın kendine ait zorlukları ve sıkıntılarında veliler de peygamberler de bir tarafı insan.
Bu normalde bu hallerde onlara değişik haller gösterilir. Ümit verici, umut verici. Ve onlar yeniden sabah olduğunda güneşin doğuşunu yakın görürler. Hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hep ahir zaman meselelerini söylüyor. Sanki kıyamet ertesi gün kopacakmış gibi hadisler var.
Onu perdede görüyor çünkü. Perdede görünce yarın olacakmış gibi, ertesi olacakmış gibi, hatta gözünün önünde oluyor, olanı görüyor. Bunlar o kimselerin veliliklerine eksiklik değil. Biz de böyle şeyleri konuşunca vay işte şeyhini eksik mi gördü, işte kendi şeyhi değil midi filan. Ya canım kardeşim bu incelikleri bilmiyorsunuz. Ben eleştirenler için söylüyorum. Benim şeyhimle ne sıkıntım olsun? Asıl sizin sıkıntınız var. Neden? E siz sağlığında gerekli olan hizmeti hürmeti yapmamışsınız.
Sağlığında yanında değilsiniz. Şimdi ölüyü diriltmeye çalışıyorsunuz. Şimdi arkasına sığınıp kimisi para kazanmaya çalışıyor, kimisi makam mevki sahibi olmaya çalışıyor, kimisi şanşöhret sahibi olmaya çalışıyor. Sağlığında yanı başında olmayan, sağlığında yanında durmayan, 28 Şubat'ta kaçıp giden, dönüp gidenler, e şimdi çok kıymetliler onun için. Ben bu kardeş için söylemiyorum bunu hani oradan dinlediğiyle alakalı. Bunları normalde bir de hani mahrem meseleler, bunları böyle ulu orta konuşulması da hoş değil. Bu işi bilmeyen, bunların normalde inceliklerini bilmeyen bir kimse şimdi kendince ne der? Ya Abdullah Efendi işte kendisi tarih vermiş, söylemiş, söylemiş ama yok olmadı bak işte.
Der. Dese o kimseye ne diyeceksin? Söyleyecek hiçbir laf yok. Bunu hem manevi olarak hem de zahiri olarak açıklayabilecek, içinden çıkabilecek bir kimse de yok. Bunu anlatabilecek olan bir kimse de yok. Sebep? Çünkü bu işin içerisinden çıkabilmesi için bir kimsenin iyi bir hal dervişi olması olması lazım. İyi bir hal dervişi dedim öyle üçüncü, dördüncü esmada olan değil. Öyle beşinci esmada olan değil. Bunlar üç, dört, beşte görülen hallerde, buraya kadar görülen rüyalarda da sıkıntı olabilir her zaman.
Onların bunları çözümlemeleri mümkün değil. Bunların içinden çıkmaları mümkün değil. Zaten o yüzden dördüncü makama, beşinci makama gelen dervişler kendilerince henüz daha yuvada kanatlanmadan, tüylenmeden uçarım sevdasına kapılıp yuvadan pırpır edip ondan sonra aşağıdaki kedilere yem olanlarda. Bir insan nefsine uydu mu, heva hevesine uydu mu, ben oldum terenen nesline düştü mü yuvadan uçar o kimse. Kendince uçanı düşünür. Heva heves budur sufilikte. kendince uçacağını düşünür. Yalancı hayal budur sufilikte. Kendince kendisini bir şey zanneder.
Gaflet budur sufilikte. Böyle olunca da herkes bu mevzularda yorumlamaya çalışıyor kendince. Bu normalde farklı farklı yorumlanması hatta bu meselede lef-i mahfuzdan inen kader tecelliyatlarına kadar normalde yoksa bu işin içinden çıkılmaz. Herkes düz bir mantıkla der ki söylemiş yürümüş gitmiş olmamış der. Şöyle düşünün. Mehdi o devirde yaşıyor olsa 40 yaşını doldurmuş olsa 96 2016 ne olmuş oldu 20 yıl mı geçti üstünden şu anda 60 yaşında olması lazım. eğer 40 yaşındaysa 50 yaşındaysa 70 yaşında olması lazım.
60 yaşındaysa 80 yaşında olması lazım. Ben daha geriye gideyim. Çorumlu Hacı Mustafa Efendi Hazretlerine intisap ettiğinde Mehdi'yi kucağına verirler çocuk olarak. Der ki çocuk Çorumlu Hacı Mustafa Efendi de der ki bunu bana Şeyh Efendi'nin aktarması. Oğlum bizim ömrümüz yetmedi senin ömrün yetecek inşallah sen onu göreceksin. rüyasını öyle tevil eder. Hak mı? Evet. Doğru mu? Evet. Bakın hak mı? Evet. Doğru mu? Evet. Baştan ben bunu bir söyleyeyim. Ama normalde gerçekten zamanın sahibi olan Mehdi Resul gelinceye kadar Mehdi'nin vazifesini yapacak olan çok Mehdi'ler gelir.
Bu da hak mıdır? Evet. Bu da doğru mudur? Evet. Aynı şekilde deccal çıkıncaya kadar gerçek deccal çıkıncaya kadar deccal'ın vazifesini yapacak olan deccal'ın çocukları da çıkacağı hadis de sabit mi? Evet. O zaman her dönemin deccal'ın vazifesini yapan bir deccal olduğu gibi Mehdi'nin vazifesini yapan da bir Mehdi vardır. Her dönemin her dönemin ben bunu daha ileriye götüreyim. Her ülkenin Mehdi'nin vazifesini yapacak bir Mehdi'si deccal'ın vazifesini yapacak bir deccal'ı da vardır. Her şehrin her şehrin Mehdi'nin vazifesini yapacak bir Mehdi'si deccal'ın vazifesini yapacak bir deccal'ı da vardır.
Her mahallenin Mehdi'nin vazifesini yapacak bir Mehdi'si deccal'ın vazifesini yapacak bir deccal'ı da vardır. Bir çıt daha ileri, her evin, her evin Mehdi'nin vazifesini yapacak bir Mehdi'si, Deccal'ın vazifesini yapacak bir Deccal'ı da vardır. Evin içinde her bireyin, her bireyin içinde Mehdi'nin vazifesini yapacak Mehdi'si, Deccal'ın vazifesini yapacak da Deccal'ı vardır.
Herkesin içinde. O zaman destur Bismillah, sen önce içindeki Deccal'ı tanı. Destur Bismillah, sen önce içindeki Mehdi'yi tanı. Destur Bismillah, sen önce mahallendeki Mehdi'yi tanı. Mahallendeki Deccal'ı tanı. Evindeki Mehdi'yi tanı, evindeki Deccal'ı tanı. Bunların hepsi de hak mı? Evet. Hepsi de gerçek mi? Evet. Ve Hazreti Mevlana'da, mesnevisinde de der ki, bir şeyhin elinden tuttuysan senin Mehdi'nin o der. Hak mı? Evet. Çalışın kardeşim. Neden işin kolay tarafına bakıyorsunuz? Mehdi'siz olun. Allah yolunda, nefsinizle cihad edin, şeytanla cihad edin, Kur'an ve sünnete inkar eden, Kur'an ve sünnetin dışına çıkanlarla cihad edin.
Mehdi'siz olun. Neden Mehdi bekliyor o ümmet? Bu pısırıklık niye? Bu aymazlık niye? Bu hımbıllık, bu tembellik niye? Neden Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmıyorlar? Biz Mehdi beklerken, ülkede on yıl içinde fuhuş, yüzde yedi yüz elli yedi artmış. Biz Mehdi bekleyelim. Uyuşturucu yüzde altı yüz otuz yedi artmış. On yıl içerisinde. Biz Mehdi mi bekleyeceğiz daha? Türkiye'de suç işleme son on yılda yüzde dört yüz otuz artmış.
Çocuklara cinsel istismar yüzde beş yüz kusur artmış. Açın Adalet Bakanlığı'nın istatistiklerini okuyun. Geçen haftalarda da söyledim. Açıp okuyanınız oldu mu? Elini kaldırsın. Bir, kaldır elini. İki, üç, dört, beş, altı, yedi kişi. Açın okuyun dedim. Ne açıp okumadınız? Instagram'da, Facebook'ta, Hazreti Google'da dolaşmasını biliyorsunuz. Olur olmaz magazin sayfalarında, olur olmaz sayfalarda dolaşmasını biliyorsunuz. Hepiniz de çok seven dervissiniz. Aşıksınız bir de.
Ne seviyorsunuz, ne seviyorsunuz, ne seviyorsunuz? Açın okuyun dedim. Ne okumadınız? Bu ülkeyi ilgilendirmiyor mu? Bizim çocuklarımızı ilgilendirmiyor mu bu? Bir ülkede fuhuş yüzde yedi yüz elli yedi artmış. Bu ülkede hiç kimse bunun acısını çekmiyor mu?
Sizler bunun acısını çekmezseniz ülke bunun acısını çekmez. Yüzde altı yüz kusur uyuşturucu bağımlısı artmış bu ülkede. Hiç mi rahatsız olmayacağız? Ben haftanın birkaç günü kendi biromun önünde sabahın saat dokuzunda kimyasal uyuşturucu almış bir kimsenin sanki böyle eğri böklü yürümesini seyrediyorum. İçim parçalanıyor benim.
Gencecik'te yirmi yirmi beş yaşında çocuklar. Gece sohbetten geliyorum ben saat bir buçuk iki. İstanbul yolunda, İzmir yolunda fuhuş yapan kadınlar dönmeler. Hepsi de yol boyunda. Hiç mi içirmiş sızlamılacak? Daha İstanbul'dan gelirken daha. O sağ tarafta birinci değil ikinci bir dinlenme tesisi var. Sağ taraf kamyoncular yığılı. Arabalar yığılı. Kimse görmüyor. Seksen bin cami var bu ülkede. Seksen bin caminin başına dörder tane adam koymuş olsan dört sekiz otuz iki.
Üç yüz yirmi bin, üç yüz yirmi bin teşkilat yapar Diyanet İşleri Teşkilatı. Dört yüz bin kişi var. Diyanet İşleri Teşkilatı düşünün elinde dört yüz bin tane, dört yüz bin tane elinde adamı var, elemanı var. Bu ülkede fuhuş yüzde yedi yüz elli yedi artıyor. Biz Mehdi bekliyoruz. Suç oranı yüzde dört yüz kusur artmış on yılda. Biz Mehdi bekliyoruz. On yılda yüzde dört yüz kusur suç oranının artması. Biz Mehdi bekliyoruz. Ümmet Mehdi bekliyor. Gelecek birisi bizi kurtaracak. Bediüzzaman Said Nursi'yi Mehdi etti bu insanlar işin kolayına gelsin diye.
Fethullah Gülen'i Mehdi etti bu insanlar işin kolayına gelsin diye. O Fethullah Gülen olursa Erbakan hocamız da olur. Erbakan hocayı da Mehdi ettiler. Olmadı Tayyip Erdoğan'ı Mehdi ettiler şimdi. Ha Adnan zaten Mehdi idi. Evranos bir Mehdi oluyor, bir Nebi oluyor. Kandırılıyoruz canım kardeşlerim. Aldatılıyoruz. Aldatılıyoruz. Kandırılıyoruz. Geçen soruyorlar ya. Fatih Erbakan için ne diyorsunuz diye. Söylemedim hadi dedim şimdi dedikodu olur, şimdi gıcbet olur diye. Yeni Mehdi hareketiymiş. Gözünüz aydın. Bütün herkesin şeyhi Mehdi.
Bütün herkesin şeyhi kutup. Kutup. Dünyanın en kalabalık kutupları Türkiye'de. Ne kırkıya bir sayarsan bütün herkes kutup çünkü. Bütün herkesin kutup olduğu ülkede huş kanunen yasak değil. Kumar kanunen yasak değil. İçki kanunen yasak değil. Faiz kanunen yasak değil. Allah Allah. Bunlar günah kebahirler değil mi ya? Evet. Eee? Suçu arttıran şeyler değil mi bunlar? Evet. E ne kaldı ya? Huş, namusu ve aklı yok eden şey. İçki ve uyuşturucu, namusu, aklı, ekonomiyi yok eden şey.
Kumar, insanın namusunu, aklını, fikrini, parasını alıp götüren şey. E faiz? Onlar diyor, mahşerde kabirlerinden şeytan çarpmış gibi kalkarlar. E adam öldürmez. Zaten adam hiç umurunda değil ki ya. Adam tak tak öldürüyor. Kim olursa olsun. Gözümüzün önünde. Herkesin gözünün önünde. E ne olacak ki? On sekiz yol sana çıkacak yani adam. Öldürüyor adam. Adam trafikte yol vermeden çağat çağat öldürüyor. Neden? Yol vermedi bana diyor. Adam küt küt öldürüyor.
Neden? Küfretti bana diyor. Bitti. Bütün günah kebahirler, bütün günah kebahirler serbest. En güzeli şuydu. Geçen bizim İstanbul'dan şey atmış. Salih atmış bana. Kırıkkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yapımı. Ne o? Sponsoru. Sportoto. Ben de kullandım bunu Twitter'da. Bir orada okuyan bizim çocuklardan birisi dedi ki baba burası bitti dedi. İnşaattı. Bitti burası dedi. Ben kaldırdım şeyi. Bitmiş. Yani düşünebiliyor musunuz ya? Ya bu kadar çok basit bakın. Bu kadar çok basit. İlahiyat Fakültesi'nin inşaatını Sportoto yaptı.
Sportoto. Katkılarıyla yapılmış. Biz Mehdi bekliyoruz. Allah bizi affetsin. Dört mezhebin imamlarının tasavvufla ilişkisi neydi? Onların bu husustaki görüşlerinden bahseder misiniz? Dördü de ehli tasavvuftu. Dördü de hiçbirisi de ehli tasavvufa karşı herhangi bir aksi fetvası yoktur. İmam Azam'ın son iki yılının olmasaydı Numan helak olmuştu. Bundan maksat nedir? Bir üstada bağlandır onunla alakalı. Peygamber Efendimiz her yüzyılda dini yenilemek için bir müceddit gelir buyurmuş.
Günümüzün müceddidi kimlerdir? Yoksa yüzyıl tamamlanıp daha gelmedi mi? Ne yapacaksınız din yenilense tabi mi olacaksınız? Yenilenmemiş dine tabi olmuyoruz. Din devamlı kendisini yeniliyor. Kadınlar bir üstada intisap etmeli midir? Ederse bunun intisap nasıl olmalıdır? Namaz kılan kadınlar, namaz kılan erkekler, oruç tutan kadınlar, oruç tutan erkekler. Allah hayır da etmemiş. Tasavvutta seyitlik lafzı çok kullanılıyor. Her şeyh mürşidi kamil seyit midir? Dayanığı mı? Belgesi var mıdır? Yoksa hal ve rüya mıdır? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine soruyorlar. Senin sulbünden çoğalacak biz onları nasıl tanırız diye.
Kim Kur'an ve sünnetime sımsıkı yapışıyorsa o benim sulbümdendir diyor. Zikrullahta Allah'a, peygamberi ve üstada rabıta nasıl yapılır? Bunun sıralaması var mıdır? Sen yapma kardeş. Sen Allah'ı zikret. Müridin mürşidine Kur'an sünnete göre teslimiyeti nasıl olmalıdır? Kur'an sünneti, Kur'an sünnete teslim oldu mu yeterli? Mürşidin işi o zaten. Keşf ve mükaşafe ne demektir? Sufilerin yaşadığı bir durum mudur? Evet. Duvarın arkasını görmektir. Tasavvufta ruhtan çok bahsedilir. Ayet-i Kerime'de de sana ruhtan sorular. De ki ruh Rabbimin evini nedir? Size elimden pek az şey verilmiştir. Anlayamadık açıklar mısınız? Zaten çok az bir şey söylemiş.
Ehli tasavvuf ruhtan hiç bahsetmez. Hiç benim ruhtan bahsettiğimi gördünüz mü? Duydunuz mu hiç? Rabıta-i Mevt bir sufi ölüm rabıtasını nasıl yapmalıdır? Ölümü çok zikrediniz. Hadis-i Şerif. Türkiye bugün yarın Fırat'ın doğusuna operasyon yapacağını duyurdu. Fakat ABD'de PKK'nın içine yerleşmiş durumda. Türkiye bu operasyonda ABD eyleme. ABD'yle karşı karşıya gelir mi? Başarılı bir operasyon olması için Türkiye ne yapmalıdır? 2007'de 10 yıllık değerlendirme yapmıştınız. Hepsi bir bir çıktı. Tekrar dünya siyaseti ve Türkiye'nin geleceği konusunda çok değerli görüşlerinizi lüt edermişsiniz?
Allah yardım etsin ülkemize. Resulullah, hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, Müslüman toprak dışındaki bütün harcamalarından dolayı mükafatlandırır. Burayı anlayamadık. Bu toprak değil herhalde bu şeyle alakalı. Normalde toprak dışındaki bütün harcamalarından dolayı mükafatlandırır. Bu ev bina yapıyorlar ya, onunla alakalı bu hadis-i şerif. Eşim benimle günlerce küs kalıyor. Hep ilk ben konuşuyorum, ne yapmalıyım? Küs duranlar kibirlilerdir. Allah kibirlilere, Cenab-ı Hak cenneti diyor, 80 yıl öteden kokusunu dayalamazlar. Kibir gizli şirktir. Müslümanın Müslümana küstüğü 3 gün iken, bir insan eşine günlerce nasıl küs durabilir buna hayret ediyorum ben.
Benim hayret ettiğim gerçekten bu var. Bazen babama anlatıyorum böyle latifeleşiyoruz ama aslında orada bir hakikat var. Hani anlatıyorum ya işte, Allah rahmet eylesin, bir yemeği iki sefer yemezdi. Sabah kahvaltısı bile ne yenilecekse ona sorulacak. Akşamdan sorar annem, sabaha ne istiyorsun o söyler menü.
Birkaç yıl oldu, abime söyledim bir sabah, bir gün dedim sen 3 yıl meslek lisesine gittin. Bir sabahtan bir sabaha kahvaltısız gittin mi dedim ben, hayır dedi bana. Evet, biz 3 yıl meslek lisesine gittik. Sabah saat 6'da, 6'yı 5 geçe, oturayımız vardı, trenimiz vardı. Ona yetişiyorduk, ona yetişebilmemiz için bizim 5 buçukta evden çıkmamız gerekiyordu sabahleyen. Şimdi millet okuyor mu terenen nesinde? Okuyorlar, herkes. 5 buçukta biz evden çıkmak zorundaydık. 5 buçukta evden çıkman için 4 buçukta kalkman lazım. 4 buçukta kalkıyoruz, kalktığımızda bizim kahvaltımız hazır oluyor. Sabah sıcak börek mi ararsın, çörek mi ararsın, babamın canı ne istiyorsa. Biz kahvaltıyı yapıyoruz, koşa koşa trene gidiyoruz.
Bir de bazen de yanımıza koyuyorlar, hani gene acıkacağız ya gidince diye. Böyle bir babana ne oluyoruz biz? Hiçbir yemek ona sorulmadan pişmez. Bir de dışarıdan bir şey böyle ikinci sefer söyledin mi problem var. Allah rahmet eylesin. Annem de gitmiş, anneannemin bahçesinden 2 tane patlıcan koparmış. Adamın patlıcanla, biberle hiç işi yok. Adama habire et yemeği yap, kuru malzemeler yap, köfte yap, börek, çörek hep böyle ağır yemek. Annem yiyor onu zaten, başka kimse yemiyor. Bu patlıcan yemeğini annem sever, pirinçli patlıcan. Vay anamın patlıcanı ne güzel. Vay anamın patlıcanı ne güzel. Oradan mis gibi pişirdim.
Üçüncüsü, vay anamın patlıcanı senin anında patlıcanında. Tepsi aldı babam, böyle tepsiyle beraber. Duvara. Çok estetik atardı yalnız. Hiç etrafa dağılmaz. Duvara güm tepsi, çatır çatır çatır … her şey aşağı. Ses yok kimse de isterse ses çıkarsın birisi. Hay sen ne yaptın, ne ettin, nasıl yapıyorsun bunu, nereye atıyorsun? Şimdi kadınlar da kendi kendilerini sabırlayayım zannediyor. Adamlar da kendi kendilerini biz adamız zannediyor. Hadi atın bir tepsi de göreyim adamlarınızı. Sakın yapmayın. Sonunuz olur. Sakın tevessül bile etmeyin. Sakın öyle tepsiye bile bakıp kafanızdan geçirmeyin. Hani var ya aklından bile geçirme diye.
Aklından bile geçirme. Tepsi döküldü, babam kalktı. Çıktı gitti evden. Cesaretli olan benim. Anneme dedim ki kalk temizle. Sen karışma be dedi. Ama kalktı temizledi, gelecek birazdan. Hem de geldi. Elinde köfte ekmek adamın. Hemen seni kondu gene orta yere. Annem gülmüyor. Babam böyle hiçbir şey yokmuş ki bana bir iki böyle sataştı. Aa hareket yok. Annem şey duruyor böyle hani. Küskün duruyor. Taat bir tokat. Ulan ne oluyor?
Anneme sen ne gülmüyorsun dedi. Annem de sinirle böyle böyle mi yapayım dedi sırıttı böyle. Ha öyle yapacaksın dedi. Bitti. Annem gülmeye başladı. Böyle arada anlatıyorum bunu. Kadınlara da anlatıyorum. Yani diyorum ki başlarınızdaki adamın kıymetini bilin. Sizin adamlarınız böyle değil. Öğlen ayrı yemek istesin, akşam ayrı yemek istesin, sabah ayrı yemek istesin. E kadınlar da böyle adama soracaklar. Öğleye ne istiyorsun? Akşama ne istiyorsun? Herhalde enderdir. Öyle değil mi? Şimdi kime böyle soruluyor desem herkese erkeklik yapar kaldırırsınız şimdi. O yüzden ooo neymiş burası filan derler. Veya kimse elini kaldırmaz eyvah nasıl bir yerdeyiz der birisi ya.
Ben gideyim hastalık bulaşacak burada da. Allah muhafaza eylesin. Küs duracak bir kadın kocasına. Allah Allah. Hayırdır? Veyahut da bir adam küs duracak karısına. Allah Allah. Hoş geldin 23 Nisan. Tuhaf. Bugüne kadar birisine küstüğümü hatırlamıyorum hiç. Benim için küsmek zayıflık emaresi. Ben sana küstüm. Neden? Hiçbir şey yapamadın o yüzden küstün. Adam küsermiş mi karısına? Allah Allah. Bu millete heriflik öğretmek lazım bir de.
Bir yere gittiğimde orada o anne babanın kızı söyledi bana. Hep böyle söylüyorum ya. Annem babam 30 yıldır konuşmuyorlar dedi. 30 yıldır konuşmuyorlarmış. Dayanamadım siz dedim. Anı konuşmuyorlar ya. Sorma dedi. Biz son zamanlarda dedi. Küsmezden önce dedi. Evli barklı kadın. Abisi varmış evli barklı. 30 yıldır konuşmuyorlarmış. Dedim iyilik yapın. Babanızı evlendirin. Bir daha evlenmiyor dedi. E dedim boşatın. Ananızı evlendirin. Yok o da boşanmıyor dedi. Ne yapıyorlar dedim ben. Biri bir odada kalıyormuş. Biri bir odada. Birisi yemek yapmaya başlayınca öbürki girmiyormuş mutfağa. Herkes kendi yemeğini kendi yapıyormuş. E dedim eve dedim ihtiyaçları kim oluyor dedim.
Babam dedi. Dedim yarışmıyorlar mı pırasayı önce ben pişireceğim diye. Allah muhafaza eylesin. Eşimle evin ve kendi ihtiyaçlarım için tartıştım. Gecesinde de rüyamda Yağ Samet ismi bana tekrarla deniliyordu. Bu ism-i şerîf Virt haline getirmeli miyim? Getir. Televizyon izlerken Virt çekilir mi? Abdesti olmak şart mı? Selam ve dua ile. Tabi ya müzik dinlenirken bile çek. Just tıkı just tıkı just tıkı bir taraftan. Sen de Virt'ini çekersin. Ne olacak? Televizyonda herhangi bir dizi var. Kadınların da erkeklerin de. Tabi eline tesbih al. Böyle Virt'ini çek. Harika. Hatta ara sıra böyle yorum da yap.
Vay köpek filan. Daha farklı yorumlar. Allah seni kahretsin. Namussuz bunlar. Haberde izlerken biraz daha yorumla. Tabi harika bir ders olur. Eşim hem dışarıdaki bayanları giyimlerini benimle kıyaslıyor. Hem öyle giyindiğimde sahabe hanımlarına söyleyip beni kınıyor. Psikolojik vaka. Allah muhafaza eylesin. Ebu Hureyre Radıallahu Anh Hazretleri anlatıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri toplanan Ramazan zekatını korumak için beni vazifelendirdi. Bir kişi bana geldi ve yiyeceklerden toplamaya başladı. Onu hemen yakaladım.
Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Üç günden beri seninle karşılaşan biliyor musun? Hayır bilmiyorum dedim. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki o şeytandır. Bu hadis uzun. Birkaç rivayette daha. Bu birkaç rivayette şöyle. Bir gece bir adam geliyor hırpani bir şekilde. Bu yiyeceklerden istiyor. Bu oradaki o mallardan istiyor. Ebu Hureyre Radıallahu Anh Hazretleri diyor ki bunlar Beytül Mal'ındır. Veremem. Ertesi gün tekrar geliyor. Yine istiyor yalvarayı yakarıyor filan bir şeyler yapıyor. Yine Ebu Hureyre Radıallahu Anh Hazretleri yine vermiyor ona. Üçüncü gün bu sefer o gelen farklı surette geliyor. Farklı surette gelince o çalmaya çalışıyor.
O hırsızlık yapmaya, çalmaya çalışınca Ebu Hureyre Radıallahu Anh Hazretleri onu yakalıyor. Bu normalde uzun. Diyor ki seni peygambere götüreceğim sallallahu aleyhi ve sellem. O da diyor ki sana bir şey öğreteyim. Beni ona götürme diyor. Söyle diyor ona. Diyor ki Ayetül Kürsi'yi söylüyor. Diyor ki bir malın etrafında okursan, bir evin içerisinde okursan, kendine okursan uzun bir hadis bu. İşte sen o gün için şeytan ve cinnilerin musallatından muhafaza olunur, korunursun diyor. Bırakıyor onu. Sonra Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri geliyor.
Diyor ki onu tanıdın mı? Hayır ya Resulallah. O üç gündür gelen şeytandı diyor. Şimdi geçen hafta bir ders yapmıştık. Neydi? Bir kimse Kur'an-ı Kerim okuyordu sahabeden. O Kur'an-ı Kerim okumaya başlayınca atı huysuzlanıyordu. Atı huysuzlanınca orada küçük bir çocuğu vardı. Küçük çocuğunu ezer, öldürür korkusuyla Kur'an-ı Kerim'i kesiyordu. Yine okumaya başladığında gökten kandiller gibi bir ışıklar geliyor ve at huysuzlanıyordu. Kesti ve o kandiller de göğe doğru gitti. Bunu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne aktarınca Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki Onlar melekti. Ve geçen haftaki dersimizi hatırlayın.
Meleklerin görülebileceğine dairdi. İşte bu akşamki de ders, şeytanın insan suretine bürünüp, cinnilerin insan suretine bürünüp, görünebileceğine dair hadisi şerif. Bununla alakalı Kütüb-i Siddede ve diğer hadis kitaplarında daha teferruatlı, farklı sahabelerin başından geçen bu tip hadisler okumanız mümkün. Mesela yine sahabeden bir kimseyi bir tepenin başına götürüyor, diyor ki sen burada dur, etrafına da bir daire çiz.
Buradan diyor geçenler olacak, sesler olacak sakın o geçenlere bakma, onları dinleme. Kimler geçiyor? Cini taifesi geçiyor. Kıymetli kardeşler, şeytan insan suretinde görünebilir. Kafir cinniler insan suretinde görünebilinir. O yüzden, o yüzden bize İslam der ki bir meselede şahitlik yapılması için.
Eğer zinaysa dört erkek şahit ister. Farklı şeylerse durumuna konumuna göre iki erkek şahit ister. Kadınlardan olacaksa, iki yerine dört şahit ister. Sebep? Çünkü şeytan insan olarak tecelli edebilir, zuhur edebilir. Kafir cinniler, kadını da erkeği de insan gibi ne yapar? Tecelli eder. Bunu ancak, bunu ancak nefis meratibleri olarak beşinci, altıncı makama gelenler görebilirler. Bunların şeytan olduğunu anlayabilirler. Altıncı makama gelen bir kimse, onun şeytan olduğunu, onun cinni taifesi olduğunu altının sonuna doğru görür. Yedinci makama geldiğinde şeytanı, şeytan gibi görür.
Kafir cinni, kafir cinni gibi görür. O dervişin suretinde gelebilir, kadın suretinde gelebilir, yakışıklı erkek suretinde gelebilir, farklı suretlerde gelebilir, hayvan suretinde gelebilir. Kafir cinniler de, şeytan da suret değiştirebilir. Çok böyle fazıl bir şeyh suretinde gelebilir, gelebilir. Ancak mürşidi kamillerin suretine giremez.
Ancak halis velilerin suretine giremez. Beytullah'ın suretine giremez. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve Adem aleyhisselama kadar. Peygamberlerin suretine giremez. Ben İsa'yım diyemez. Ben Yusuf'um, ben Yakub'um diyemez. Veyahut da gördüğünüzde kalbinize bu Yusuf aleyhisselam diye bir ilham indiğinde, evet Yusuf'tur o. Bu Muhammed Mustafa diye kalbinize ilham geldiğinde, evet o Muhammed Mustafa'dır. Onların şekline, şemaline şeytan girmez. Aşere-i Mübeşşer'in şekline şeytan girmez. Aşere-i Mübeşşer'in içerisindedir. Dört halifenin şekline, suretine şeytan girmez. Sufiler böyle inanırlar, haktır, doğrudur. Pir efendilerin şekline ve suretine şeytan girmez.
O yüzden nereden ders alırsanız alın, kimden ders alırsanız alın, kimi şeyh görürseniz görün. Muhakkak hüccetli bir rüya görmeniz gerekir. Hüccetli rüya nedir? Benim bu sıraladıklarımın şekline ve şemaline şeytan giremeyeceği için bunlarla normalde beraber görünmesi lazım o şey efendinin. Sen görmesen dahi orada görenler olması lazım. Hüccettir bu, delildir. Bir şeyhten ders alacak olan bir kimse bu rüyayı görmeli. Görmeden de alınır mı? Alınır, alma kardeşim sen. Alma. Bizim başımızı da derde salma.
Alma. Neden? Beş yıl sonra demen, ya bu sahih miydi, değil miydi ya? Bu yol doğru mudu, değil miydi? Bu rüyanda gör, al. Rüyanda gör, git teslim ol. Rüyanda gördün mü? Gördün. O zaman oran buran da oynamasın hiç. Otur dosdoğru. Rüyanda gördün mü kardeşim? Gördün. Otuz dosdoğru. Dilini de tut, gözünü de tut, kulağını da tut, kalbini de tut, fercini de tut. İstikametini doğrult, dosdoğru yol yürü. Bozma kendini. İşin bir de ötesi var çünkü. Halinde gördün mü? Gördün.
Sahih mi? Sahih. Otur kardeşim, oturdun yere. Depreşme, kımıldama. Okyanustan bir inci sana nasip olmuş. Bu kim olursa olsun. Bu kimin şeyhi olursa olsun. Kimin nasibi neredeyse orada. Bu işte çünkü manevi rızık. Ruhlar aleminde birbirlerini tanıyıp sevenler, bu dünyada da birbirlerini tanıyıp sevecekler. Bu işin manevi, metafizik boyutu bu. Öteden sen bir biatlaştıysan burada da biatlaşacaksın. Döneceksin, dolaşacaksın, geleceksin. Rüyanda gördüysen oturacaksın. İstikametini bozmayacaksın.
İşte şeytan, insan suretinde görünür. Erkek suretinde görünür. Kadın suretinde görünür. Çocuk suretinde görünür. Kafir cinliler görünür. Kadını da, erkeği de görülür. Derviş o yüzden harama bakmaz. Harama yönelmez. Haram konuşmaz. Derviş ahmak değildir. Ya o sana meyleden kadın kafir cinliyse ne yapacaksın? Ya sana meyleden adam şeytansa ne yapacaksın? Harama düşme. Harama kapılma. Allah bizi muhafaza eylesin.
Bu işin bir tarafı. Bu işin öbür tarafı ne? Bir kimse böyle bir hali yaşar da bilemeyebilir. Nasıl melekleri bilemedi ya. O kimseye keşf verildi bilemedi. Bakın burada Ebu Hureyre'nin kerameti var. Onu yakalıyor ama yakaladığının ne olduğunu bilmiyor.
Bakın yakalıyor. Yakaladığının ne olduğunu bilmiyor. Böyle de yaşanabilir mi? El cevap evet. Böyle de yaşanabilir. Yani o kimse o hali çözümleyememiş olabilir. O hali anlayamamış olabilir. Ama yaşar mı? Evet. Şeytanı görür mü? Evet. Yakalar mı? Evet. Onun şeytan olduğunu bilemeyebilir mi? Evet. Meleği görür mü? Evet. Melek de konuşur mu? Evet. Ama onun melek olduğunu bilemeyebilir mi? Evet. Bu haller yaşanabilir mi? Evet. Bunları açık açık sohbet eden var mı? Hayır. Sohbet edenleri de biz bu deli bu kafeyi kırmış bu nereden ne konuşuyor deyip de onları aşağılıyor muyuz? Evet. Bilmediğimiz bir şeyi biz bilmiyoruz bu hali.
Biz bunu böyle bir şey yaşamadık deyip de ya yaşayan bir kimse var anlatan bir kimse var deyip de kabulleniyoruz mu? Hayır. Allah bizi affetti kullarından eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi muhafaza eylesin. Kalbimize, gönlümüze idrak nasip eylesin. Feraset nasip eylesin. Doğruyu ve hakikati görenlerden ve bilenlerden eylesin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.