mustafaozbag.org

581. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Ekim 2018 · 33:50

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Türkiye Cumhurbaşkanı'nın Mekinsey'den danışmanlık hizmeti alınmayacağını açıklamasının ardından, Suudi gazetecinin öldürülmesi ülkemize yapılan siyasi bir komplomudur. Sonuçta bir konsolosluktan içeri bir kimse girerse, o konsolosluk ondan sorumludur.
Türkiye konsolosluktan içeri giriş fotoğraflarını, o kamera görüntülerini yayınlayarak böyle bir şeyin kendisiyle alakasının olmadığını ispat etti. Bunda bir sıkıntı yok. Yani tabiri caizse böyle bir şey yapacaklarsa dahi ellerinde patladı o. Yani giriş görüntüleri var, çıkış görüntüleri yok. Bir de içeride de kameralar sözde bozulmuş o gün kayıtta değilmiş. Bunu kargalara söylesen kargalar neremizde gülelim diye düşünürler. Bunun üzerine bir şeye gerek yok. Bu şey değil. Ama şu başvuruyor ya, McKinsey danışmanlık hizmeti alınmayacağını açıklanması. Yani normalde protokolün iptaliyle alakalı herhangi bir yazışma gördünüz mü? Böyle şeylere normalde baktığınızda hemen bu mevzular konuşulduğunda ben anayasanın 90. maddesinin ikinci mi üçüncü paragrafını ne yayınlamıştım şeyden, ne o?
Twitter'da. Yani hükümetler, ticari, iktisadi herhangi bir şey, bu tip şeyleri, anlaşmaları, dikkat edin bu darbe anayasası, 82 anayasası. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin onayına gerek duymadan yapabiliyorlar. Meclis burada baypas ediliyor. Meclis baypas edilerekten ibaret şu, uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınır. Bu şu demek, siz gider bir şirkette bir anlaşma yaparsanız, o anlaşmayı iptal ettiğinizde onun ceremesini çekersiniz. Eğer iptal ettiyseniz, bir teknik direktör getiriyorlar, kovmaya kalkıyorlar, kovamıyorlar, dünyanın parasını ödüyorlar.
Bir futbolcu getiriyorlar, kovmaya kalksan kovamıyorlar, dünyanın parasını veriyorlar. Yani uluslararası bir şirketle siz gideceksiniz, bir anlaşma yapacaksınız. Yani ondan biz danışmanlık almıyoruz diyeceksiniz, almayabilirsiniz. Ama onun bir bedeli vardır muhakkak. O bedelsiz değildir. Türkiye Cumhurbaşkanı'nı maneviyat yönlendiriyor mu? Al. Sizin önünüzde sizin yaptıklarınız vardır. Birisini maneviyat yönlendirecekse, o kimse sahih rüyalarla yönlenir. Kalbine gelen ilhamla yönlenir. Böyle bir şeysi varsa bilemeyiz, olabilir. Bir kimse psikolojik ilaç kullanıyor, kah bu, kah geçmişte. Yaşadıkları sebep bulun.
Her neyse kalbi hissetmiyor ve Allah'ı ve sizi sizin söylediğiniz manada, kendi eski fıtri duyguları gibi ötelerden ötelere, inceden inceye, bir nefese, bir suya ihtiyaç duyduğu gibi sevmek istiyorsa, bunu çok istese de, hayranlığın ötesine geçemiyorsa, bu seviyormuş gibi hafife ve devamıdır. Biri de Allah için ağlamıyorsan, ağlıyormuş gibi yap. Bu söz aklıma geldi, siz o söz paylaşınca, bunun sözüme devamlı zikir halimidir. Yani bir kimse seviyormuş gibi yapsa da güzeldir ya. Yani sevemese dahi seviyormuş gibi yapsa, ağlayamasa dahi ağlıyormuş gibi yapsa da güzeldir, iyidir. E normalde seviyormuş gibi yapmak meselenin hafif ve ucuz tarafıdır. Sevmek işin sıkıntılı tarafıdır.
Hz. Allah ayet-i kerimede, ey Habibim de ki, eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Seviyormuş gibi yapmakla olmuyor demek ki. Ne yapacak o kimse? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine uyacak. Onun getirdiklerine tabi olacak. Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışacak ki, seviyormuş gibi olanlardan olmasın. Mesnevi'de kelimetullah, kübra, Mevlana'ya denmekte, tereddütte mahal yoktur diye geçmektedir.
Lakin Allah'ın bu kelimesinin hakkıyla tefsir edemediği, söylenildiği notu da düşünülmüştür. Tefsir edilemeyen bu kelimenin Mevlana'ya hitap edilmesi hangi yöndendir? Bu normalde Hz. Mevlana'ya, Celalet-i Rumi Hazretlerini sevenlerin tespitidir. Hz. Mevlana'ya işte büyük Allah'ın kelimesi manası verilmiş. Burada hepiniz Allah'ın kelimesi hükmündesiniz. Cenab-ı Hakk'ın yarattığı bütün her şey Allah'ın kelimesi hükmündedir. Bu noktada Allah'ın kelimesi olmakta Hz. Mevlana ile bir başkasının arasında bir fark yoktur ama Kelimetullah-ı Kübra dinleyince büyük Allah'ın kelimesidir ki işte bu Pir Efendi olduğu için ona öyle bir özellikte, öyle bir atıfta bulunmuşlar. Bu normalde bu tespiti yapanlara ait.
O yüzden kelimenin manası Allah'ın büyük kelimesi demek. Kelimeyi yorumlayamadım dan sordum fakat okuyunca yüreğimden geçen Allah'ı zikir en büyük iştir oldu. Eyvallah. Buraya neden? Radıallahu anh Hazretleri. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrail aleyhisselamı çağırır. Ve ben falanı seviyorum, onu sen de sev der. Cebrail de onu sever. Sonra gök ehline seslenerek şöyle der. Allah falan kimseyi seviyor, onu siz de sevin. Onu gök ehli de sever. Sonra onun sevgisi yeryüzünde, halk arasında da yayılır.
Allah bir kula buğz etti mi, Cebrail aleyhisselamı çağırır. Ve ben falana buğz ediyorum, ona sen de buğz et der. Cebrail de ona buğz eder. Sonra gök ehline, Allah falana buğz ediyor. Ona siz de buğz edin diye seslenir. Onlar da kendisine buğz eder. Sonra o kul için yeryüzüne buğz konulur. Hadis-i şerifte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e zetir, Hadis-i Kudsi'de Allah'ın öyle kulları vardır ki, onlar görüldüğünde Allah hatıra gelir der.
Allah'ın öyle kulları, öyle dostları vardır ki, onlar bakıldığında, onlara bakıldığında Allah hatıra gelir. O kimsenin Allah katından sevildiğine işarettir bu. Bir kimsenin Allah tarafından sevilip sevilmediğini görmek istiyorsanız, o mümin insanlar onlara baktığında Allah hatıra gelir ve onlar Allah hatıra geldikleri için Allah'ı zikretmiş olurlar. Şimdi bir kimseye baktığınızda Allah hatıra geliyorsa, o Allah'ın sevdiği kullarından bir kuldur. Tabi Allah'ın sevdiği noktasında olabilmek için de, yani o kimsenin Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışıp Allah'ı sevmesi gerekir. Hani hep böyle paylaşırım ya, bir hadisi kudsi var, ondan sonra işte onlar bir kavimden olmadıkları halde, birbirlerinden menfaatleri olmadıkları halde Allah için birbirlerini sevenler ve onlar toplandıklarında Allah'ı zikrederler.
Şimdi bir insan birbirlerini etrafı ve Allah'ı menfaatsiz seviyorsa, Allah o kulunu sever. Bir kimse sırf Allah'ı sevdiği için ibadet ediyorsa, sırf Allah'ı sevdiği için amellerini sıralıyorsa kendince, sırf Allah'ı sevdiği için hayatını Allah'ın rızasına doğru düzene kattıysa, dizayn ettiyse Allah onu sever.
Allah onu sevince Cebrail'e emreder. Der ki sen de sev. E müminlerin birbirlerine olan sevgilerinin temel noktası budur. Birbirlerinden menfaatleri olmayıp, aynı kavimden, aynı mahalleden, aynı topluluktan, aynı ırktan olmadıkları halde birbirlerini Allah için seviyorlarsa, bu Allah'ın onların üzerinde sevgisinin, tecelliyatının tesiridir, tecelliyatıdır, eseridir.
O zaman burada söz konusu olan şey, insanların birbirlerini Allah için sevmesidir. Kardeşlerin birbirlerini Allah için sevmesi, birbirlerine bakarlarken menfaat gözetmeksizin birbirlerine bakmaları, birbirlerinin kollarına girerken menfaat gözetmeksizin birbirlerinin kollarına girmeleri, bu Allah'ın sevgisini celp edecek olan en önemli şeylerden birisi.
Ve toplandıklarında Allah'ı zikretmeleri. Toplandıklarında Allah'ı zikretmeleri. Bu normalde hani ilim meclisleri derler, işte şey yaparlar, sufilerin meclisleri her ikisini de kapsar. Biz hem sohbet ederiz, sohbetimizin ana temeli Kur'an ve sünnettir. Hem de Allah'ı zikrederiz, hem dinimizi öğrenmeye çalışırız, hem de Allah'ı zikrederiz.
Biz iki işlevi birden yaparız. İki kanatlı kuş misali. Kimisi vardır ki bazı topluluklar vardır, sırf ilim öğrenmek için toplanırlar. Caiz midir? Evet. Güzel midir? Evet. Ama bir kanadı eksiktir. Bir kanadın eksik olması nedir? Allah'ı zikirdir. Eğer iki kanatlı olmak istiyorsa bir kimse, hem ilim sohbeti olan Kur'an ve sünnet tarihesindeki sohbetleri dinleyecek, hem de Allah'ı zikredecek ki, Allah'ın sevgisi onun üzerinde tecelli etmiş olsun.
Kim farzları yerine getirirse Allah'a en sevgili, en güzel, en iyi bir işi yapar. Nafilelerle yaklaştıkça yaklaşır. Ve Allah'ı sever. Allah da onu sever. Allah'ın sizi sevmesinin belirli kriterleri var. Bu belirli kriterlerinden en önemlisi, Allah'ın farzlarını yerine getirmenizdir. Allah'ın farzlarını yerine getirmeniz. Allah'ın farzlarını yerine getirmeyen bir kimse, kendi kendisine ham duygularının neticesi olarak, Allah beni seviyor, ben de Allah'ı seviyorum noktasında kendisini aldatmasın. Eğer Allah'ı seviyorlarsa, Hz. Muhammed-i Mustafa'ya uyarlar. Eğer Allah'ı seviyorsa bir kimse, farzları yerine getirir.
Farzları yerine getirir. Farzları yerine getirmek, haramlardan uzaklaşmaktır. Sufi kardeşler, haramlardan uzak bir hayat yaşayacaklar. Dilin haramlarından, gözün haramlarından, burnun haramlarından, kulakların haramlarından, elin ayağın haramlarından, cinsel uzuvlarının haramlarından ve kalbin haramlarından uzak duracaklar. Din, haramlarla çevrilidir, helallarla değil. Bir kimse haramları yapmamakla emrolunur. Haramları işlememekle emrolunur. Haramları işlememekle. Ve bir kimse haram işlemiyorsa, ona söylenilecek bir söz yoktur. Namazı kasten terk etmek en büyük günahı kebahirdir.
Orucu kasten terk etmek en büyük günahı kebahirdir. Bunlar ibadetlerdeki günahı kebahirlerdir. Tesettürü terk etmek gibi. Orucu terk etmek, namazı terk etmek, farzı terk etmek. Haç farizasını yerine getirmeye muktedir olduğu halde, haç farizasını yerine kasten getirmemek. Zekat vermeye muktedir olduğu halde zekat vermemek. Bunlar ibadetlerdeki haramlardır. Namazını terk eden bir kimsenin dini yıkılmıştır. Hadis-i şerif. Bir kimse buradan bu hadis-i şeriften kıyas ederekten, herhangi bir farzı kasten terk etmiş olursa, dinini yıkmaya başlar. O yüzden farzları göz göre göre terk eden kimselerin, Allah sevgisinde sıkıntı vardır.
Nafilellerle Allah'a yaklaşmak. O kimse nafilellerle Allah'a yaklaşır. Burada nafilenin en güzeli güzel ahlaktır. Allah'ı zikir farzdır. Allah'ı zikir farzdır. O yüzden herkes zikrullahını yapmakla mükellef zaten. Ama nafilenin en güzeli, nafilenin en iyisi, nafilenin en tatlısı, nafile ibadetlerin içerisinde en ekberi güzel ahlaktır.
Dilinize sahip çıkacaksınız. Eşinizi, çocuklarınızı, kardeşlerinizi, etrafınızı dilinizden koracaksınız. Eğer sizin dilinizden emin değilse kardeşleriniz, sizin dervişlik yolunda çok yolunuz var daha. Eğer eşiniz ve çocuklarınız sizin dilinizden emin değilse, arkadaşlarınız sizin dilinizden emin değilse, etrafınızdaki insanlar sizin dilinizden emin değilse, dervişlik noktasında yol alacak çok yolunuz var daha.
Ele geleni yersin, dile geleni dersin, böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın demiş koca Yunus. Bir kimse diline geleni diyorsa, o gaflettedir, onun gönlüne şeytan oturmuştur. Senin gönlünde şeytan oturmuşken, senin sufiliğinin bir anlamı olmaz. Kırma dervişin gönlünü. Kırma eşinin gönlünü. Kırma çocuklarının gönlünü. Kırma. Diline dikkat et. Diline dikkat et. Şom ağızlıkla derviş olunmaz. Diline dikkat et.
O zaman güzel ahlaktır Allah'a yaklaştıran en güzel amel. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ne dedi? Güzel ahlak, gece namazından dahi kıymetlidir. Nafile namazlardan, nafile oruçlardan kıymetlidir. Bir kimse gece gündüz nafile oruç tutsa, nafile namaz kılsa geceleri, ama ahlakı düzgün değilse, diline sahip çıkmıyorsa, bir anlamı kalmaz.
Allah muhafaza eylesin. Bu sefer biz nafilelerle Allah'a yaklaşmanın yolunu arayacağız. Nafileleri vesile edeceğiz. Ki, Allah bizi sevsin. Allah bizi sevsin. Biz Allah'a olan sevgimizi, kendi dairemizde, cüz-i irademizde, göstermeye gayret edeceğiz. Hem Allah'ı seviyorum demek, hem de haramların içerisinde dolaşmak, doğrucu bir yaklaşım değil. Hem Allah'ı seviyorum demek, hem de kürek gibi dile sahip olmak, doğrucu bir yaklaşım değil. Hem Allah'ı seviyorum demek, hem de baykuş gibi bir göze sahip olmak, doğrucu bir yaklaşım değil. Hem Allah'ı seviyorum deyip, hem eline, ayağına, uzuvlarına, kalbine sahip olmamak, doğrucu bir yaklaşım değil.
Allah cümlemizi affetsin inşallah. O yüzden, eğer Allah'ın bizi sevmesini istiyorsak, Allah'ın sevdiği ameller, Allah'ın sevdiği ahlak, Allah'ın sevdiği fıtrat üzerinde duracağız. Allah'ın bizi sevmesini istiyorsak, bakın Allah'ın bizi sevmesini istiyorsak, Allah güzel ahlaklıları sever, Allah tövbe edenleri sever, Allah zikredenleri sever, Allah cömertleri sever, Allah ihsan edenleri sever, Allah affedenleri sever, Allah kardeşlerine karşı, müşfik, yumuşak olanları sever, Allah ehline karşı, af ve mağfiretle davranan,
yumuşak davrananları sever, Allah elinin altındakileri muhafaza eden, koruyan, kıskanan, onları en iyi şekilde yaşatmaya çalışanları sever. Peygamberine ne dedi, sallallahu aleyhi ve selleme, eğer sen af edici olmasaydın, etrafında hiç kimseyi bulamazdın dedi. O yüzden biz, Allah'ın sevdiği hal ile halleneceğiz ki, Allah bizi sevsin. Allah bizi severse, o zaman Cebrail'e emredecek, diyecek ki, ey Cebrail, ben filancayı sevdim, sen de sev. Cebrail bütün gök halkına nida edecek. Allah sevdi, ben de sevdim, sizler de sevin diyecek. Gök halkı da, mümin kulların kalbine ilham edecek. Bu hadisin başka bir rivayetinde öyle der. Mümin kulların kalbine ilham eder.
Der ki, Allah filanca seviyor, siz de sevin. O yüzden, bir kimse Allah için sevilir. Allah için sevilir. Menfaat üzerine değil. Bakın, menfaat üzerine değil. Bir kimseden, menfaatiniz var da, seviyorsanız, bu, sevginiz gerçek değildir. Allah için sevmek lazım. Bir akrabanız, bir kavminiz, aynı memleketliniz, aynı, işte, hemşeriniz deyip de, onu seviyorsanız, bu Allah için olan sevgi değildir.
Birbirlerinizi Allah için sevin. Birbirlerinizi Allah için nasihat edin. Allah için nasihat edin. Birbirlerinize yanlış kelimeler kullanmayın. Boş konuşmalarda bulunmayın. Gevşek konuşmalar yapmayın birbirinize karşı. Etrafınızda gevşek konuşmalar yapmayın. Evlilik üzerine, ticaret üzerine, arkadaşlık üzerine, dervişlik üzerine, Allah'ın dostları üzerine, gevşek konuşmalar yapmayın. Bilemezsiniz. Birisinin gönlünü incitirsiniz. O esnada onun gönlü, Allah'ın gönlü olmuştur. Cenab-ı Hak ona tecelli etmiştir. Çarpılır gidersiniz. Beğenmediğiniz kimse yıkar sizi. Beğenmediğiniz bir kimse yıkar sizi. Siz kendi kendinize, ben 20 yıllık dervişim, 15 yıllık dervişim, 30 yıllık dervişim, ben zakirim, ben çavuşum, ben nakibim, ben nükabbayım, ben halifeyim, bana bir şey olmaz dersiniz.
Yıkılır insan. Yıkılır. Sufilik ince bir yoldur. İnce bir yol. Dikkatli olmak lazımdır. Dikkatli olmazsan, bir kimse senin söylediklerine ve yaptıklarına susar, bay bay der gidersin. Yıkılır gidersin. O esnada onun meczupluk haline denk gelirsin, çarpılıverirsin. Dikkatli olmakta fayda var. Eşlerinize dikkatli olmakta fayda var. Siz burada zikrullahtasınız, bir kısmınızın eşleri evlerinde. Sizi bekliyor sabırla. Onlara karşı dikkatli olun. Çocuklarınıza karşı dikkatli olun. Onlara merhametli olun, muhabbetli olun. Onlarla olan diyaloğunuzu düzgün tutun. Çocuklarınıza karşı kırıcı, hakaret edici konuşmayın.
Çocuklarınıza karşı itici konuşmalar yapmayın. Eşlerinize karşı hakaret edici, itici konuşmalar yapmayın. Derviş edeplidir. Derviş terbiyelidir. Eşine karşı lenli, lunlu, ulanlı, hakaret edici şeyler konuşmaz. Derviş edeplidir. Çocuklarına karşı edepli konuşur. Derviş kardeşlerine karşı edepli konuşur. Onlara lanlı, lunlu, ulanlı öyle böyle tepeden konuşmaz. Allah muhafaza eylesin. Derdimiz Allah'ı sevmek ve Allah'ın bizi sevmesidir. Derdimiz budur. Toplanmamızın sebebi budur. Allah'ı zikretmemizin sebebi budur. Bir yola girmemizin sebebi budur. Bu yola girmemizin sebebi nefislerimizle mücadele etmektir. Nefislerimizi terbiye etmektir.
Eğer bir yolda nefsinizi terbiye etme noktasında değil iseniz, Allah muhafaza eylesin, kendinizi heba edersiniz. Nefsinizi terbiye edin. Haramlardan kendinizi uzak tutun. Haram konuşmalardan kendinizi uzak tutun. Haram konuşmalardan, haram davranışlardan, gevşek, boş konuşmalardan kendinizi uzak tutun. Birileri yapıyordur. Bakmayın siz onlara. Birileri söylüyordur. Bakmayın siz. Birileri ha ha ha iyi yapıyordur. Yapma sen. Birileri tepeden, dereden, tepeden konuşuyordur. Konuşma. Birileri işte kendince şaka yapıyordur. Yapma sen bırak. Baktın adam boş konuşuyor.
Yüz çevir. Baktın adam boş konuşuyor. Yüz çevir. Baktın adam ters konuşuyor. Yüz çevir. Baktın heva hevese düşmüş. Yüz çevir. Gevşek konuşuyor. Yüz çevir. Yürü git. Ya ne oldu? Kardeş hakkınızı helal edin. Ben gevşek konuşmalara gelemiyorum. Gıybet. Yüz çevir. İftira. Yüz çevir. Dedikodu. Yüz çevir. Başkasının eksiğini noksanını söylüyor sana. Yüz çevir. Yürü git. Sana derviş kardeşinin eksiğini gediğini söylüyor. Yüz çevir.
Sana derviş kardeşini kınıyor. Yüz çevir. Dinleme bile. Ben olsam dahi beni dahi dinleme. Ben bir derviş kardeşi kınıyorsam beni de dinleme. Yüz çevir yürü. Evet. Boş konuşmayın. Evinizin tadı bozulur. Boş konuşmayın. Çoluğunuzun çocuğunuzun tadı bozulur. Boş konuşmayın. Dervişliğinizin tadı bozulur. Boş konuşmayın. Adamlığınızın tadı bozulur. Boş konuşmayın. İnsanlığınızın tadı bozulur. Boş konuşmayın. Kadınlığınızın tadı bozulur. Boş konuşmayın.
Kadınlar, ailenizin tadını bozarsınız. Heva hevese düşmeyin. Derviş neşelenir, neşelenir. Neşelenirken hiç kimseyi incitip kırmaz. Derviş latifeleşir. Latifeleşirken hiç kimseyi incitmez. Biz odun değiliz, sopa değiliz. Sopa değiliz. Dağda odun değiliz, oğada çalı değiliz. Ama Kur'an sünnet dairesinde derdimiz Allah'ı sevmek, Allah'ın sevgisini celp etmek. Neden Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışırız? Allah'ı sevdiğimizi göstermek ve Allah'ın sevgisini üzerimizde tecelli ettirmek için. Neden ahlakımızı düzeltmeye çalışırız?
Allah'ın sevgisini üzerimize tecelli ettirmek için. Buraya gelen kardeşler kendilerine bağırılıp çağrılsın diye mi geldi? Evlendi seninle kadın kendisine bağırılıp çağrılmak için mi evlendi? Senin çocuğun olduysa sen çocuğunu bağırıp çağırmak, sövmek için mi çocuk edindin? Sen derviş kardeşliğini kendine bir basamak için mi edindin?
Allah muhafaza eylesin. Kardeşler, derdimiz Allah'a yakın olmak. Derdimiz Allah sevgisi, Resulullah sevgisi. Derdimiz Allah'ı sevenlerin sevgisi. Başka bir derdimiz yok. Bizim içimizde para yok, pul yok, makam yok, mevki yok, yok. Yok, Hz. Pir diyor ya, toprağın altında usta da bir, çırak da bir.
Sen iyi amelle göçmeye bak. Sen iyi amelle göçmeye bak. Sen iyi bir derviş olmaya bak. Sen iyi bir sufi olmaya bak. Sen iyi bir derviş, iyi bir baba, iyi bir anne, iyi bir evlat olmaya çalış. Başka bir şeye gerek yok. Muhakkak ki Allah'ın sevgisi, o kimsenin üzerinde tecelli edecektir. E Allah'ın sevdikleri onun üzerinde tecelli etmezse, o zaman Allah'ın buğz ettiklerinden. Allah'ın buğz edeceği şeylerden uzaktur. Allah niye buğz eder? Müminlerin üzerinde niye buğz eder? Müminlerin üzerinde haramlar olursa, ona buğz eder. Müminlerin üzerinde sevmediği haller olursa, onlara buğz eder.
Rabbim buğza kavuşanlardan eylemesin inşallah. Cenab-ı Hak kalplerimizi, gönüllerimizi kendi muhabbetiyle, kendi zikriyle, kendine olan kullukla doldursun inşallah. Allah birbirlerimize karşı hüsn-ı ahlak sahibi, eşlerine ve çocuklarına hüsn-ı ahlak sahibi nasip eylesin, öyle eylesin. Derviş kardeşlerimizin arasında hüsn-ı ahlak güzel muhabbetler tesis eylesin. Birbirlerine buğz eden, birbirlerine laf söyleyen, birbirlerine tepeden bakan, birbirlerine laf sokuşturan, birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalışan, kolundan bacandan asılanlardan eylemesin inşallah. Birbirlerine Allah için muhabbet besleyen, birbirlerine Allah için destekleyen, birbirlerine Allah için nasihat eden, birbirlerine Allah için koruyup kollayan, kullarından eylesin inşallah.
El Fatiha ma selamatu. Amin. Ejmeyne. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi