Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Eylül 2018 · 1:06:10
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Benim yüz felcimden dolayı göz kapaklarımda düşme oldu. Şimdi doktorlar estetik yapıp yukarı kaldırmak istiyorlar. Yaptırsam bunun bir günahı var mı? Yok. Yani bir kimse bir rahatsızlığından dolayı yüzünde, elinde, kolunda, fıtratında bir değişiklik olmuş olsa, o fıtratı fıtratına geri döndürmek için, fıtratına uygun hale getirmek caizdir. Bunda bir sıkıntı yok.
Fıtratı bozmak haram. Mesela dövme yaptırmak, fıtratı bozmak veyahut da bir kimsenin güzellik uğruna fıtrat olan, işte dişlerini sivri atmese, hadis-i şerifte öyle geçiyor. Bu caiz değil. Veyahut da güzellik uğruna, işte bir rahatsızlığından değil ama gelmiş 50-60 yaşına daha orasını burasını gerdireceğim diye uğraşıyor. Bunlar caiz değil. Normalde bir kimse yaşlandıysa yaşlılığın tadını çıkaracak. Kendi yaşının tadını çıkaracak. Kendi yaşını gösterecek o kimse. Ama öbür türlü, normalde mesela fıtratın dışında, saç ektirmek, fıtratın dışında değil. Bir kimsenin normalde saçları döküldü. Normalde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sahabeden bir kimse geldi, saçları yoktu.
Bir tane saçından bir tane mübarek saçını kopardı, bıçakla yardı, yatırdı kafasına. Onun bir daha saçı çıktı. Veya sakalı çıkmayan bir kimseye yine sakalından, mübarek sakalından bir tek tane kesti, yatırdı oraya. Onun sakalları çıktı. Bunlar caiz bunda bir sıkıntı yok. Neden? Sakal fıtrattır çünkü. Bir kimsenin saçı fıtrattır. O yüzden bütün peygamberler, Adem'den itibaren hepsi de sakallıdır. Sakalsız hiçbir peygamber yoktur. Örnek. Fıtrat çıkmıyorsa o kimse normalde hani var ya şimdi saç ekimi, sakal ekimi, bunu yapabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Fıtratı bozmak caiz değil. Normalde bir erkeğin mesela işte göğüs tarafında kıllı olması, sırtının kıllı olması, bacaklarının, kollarının kıllı olması fıtrattır. Bir erkeğin bunları yoldurması, bunları böyle tavuk yoldurur gibi yoldurması caiz değildir.
Kadınların yoldurması gibi yoldurması caiz değildir. Ama kadınlar da fıtrat değildir mesela. Kadının vücudunun kıllanması fıtrat değildir. Kadının yanağının kıllanması fıtrat değildir. Bir kimsenin, bir kadının bunları da temizlemesi fıtrata uygun hale getirmektir. O yüzden bir kimse fıtratını bozmayacak. Fıtri mi, fıtri. Allah, bütün Allah'ın çirkin yarattığı hiçbir şey yoktur. O yüzden insanlar fıtratlarını bozmayacaklar. Gece uyku halindeyken üzerimizden cinler tarafından bir şey alınabilir mi? Yani bunlar çok absürt şeyler. İnsanlar bir şeyi kaybediyorlar. Bir şeyi unutuyorlar bir yerde. Ondan sonra olan cinniler oluyor. E ne oldu? Bunları cinniler götürdü. Veya cinniler bunu aldı. Veyahut da böyle bir şey bir de kapı açılıyor, yol açılıyor buna.
Evde altınlar yok. E cinniler aldı herhalde. Adam satmış, yemiş. Diyor ki cinniler aldı. Kadın da buna inanmış, koşa koşa gelmiş. Selamun aleyküm, aleyküm selam. Eee işte benim filancanın fişmancası söyledi. Eee böyle böyle benim altınları cinniler almış götürmüş. Dedim ikayaklı cinni götürmüştür ona. Sen ona bak dedim. Nasıl yan dedi. Basmaya dedim. Cinniler dedim öyle normalde bir başkasının altını alıp götürmez. Kim söyledi bunu dedim ben? Eşim söyledi dedi. Eşin götürmüş senin herhalde dedim. Allah'a alem. Git dedim eşinle lanetleş. Sen mi aldın başkası mı aldı? Lanetleşelim dedim ben. Gitmiş bu lanetleşme fikrini kim söyledi sana demiş.
Eee işte ben aldım da şöyle oldu da böyle oldu da. Kredi kartları şunu oldu da bunu oldu da. Millet şimdi işin kolay tarafını bulmuş. Kadın iki tane bileziği nereye koyduğunu bilmiyor. Unutuyor. Cinniler aldı diyor. Veyahut da saklıdan gizliden adamdan saklı gizli gidiyor. Babasına abisine birisine borç veriyor onu. Adam diyor ki nerede? Eee estekli köstekli cinniler aldı. Ya bütün her şeyi cinniler alıp da bunları da suçlamanın bir anlamı yok. Allah onlara da bir can vermiş. Allah onlara da bir ruh vermiş. Onlar da sonuçta hesaba kitaba çıkacak. Yarın öbür gün çıksalar mahşerde deseler ki biz topluluk olarak bu kimseden şikayetçiyiz. Neden? Bizi hırsız tuttu.
Kalktı sohbette Mustafa Özva bizim için bunların hepsi de hırsızdır dedi. Al başına dert. Allah muhafaza eylesin. Bir muska bulduğumuzda imha ettiğimize etkisi sürer mi? Ne kadar sürer? Ben muskacı değilim ki. Allah sizin elinizi versin. Bizim ne işimiz olur muskayla onunla bununla? Allah selametlik versin inşallah. Sigara vücuda zarar verdiği için haramdır. Peki sigaranın ham maddesi olan tütünü yetiştirmek, pazarlamak haram mıdır? Allah razı olsun demiş. Normalde bir şey haram ise ona giden bütün her şey haramdır. onu yetiştirmek de haramdır. Darül İslam'da. Bu sıkıntılı bir durum. Şimdi sigarayı biz kendi sufi kardeşlerimize diyoruz ki içmeyin haram.
Hem israf noktasından haram hem de illetleri noktasında haram. İlleti bir şeyin illeti meydana çıkınca bu ayet hadis aranmaz onda. İlleti çıkmış meydana. Rahatsızlıkları meydanda. İnsanlara vermiş olduğu rahatsızlık meydanda. Üst solunum yolları kanseriyle alakalı, akciğer kanseriyle alakalı yapılmış araştırmalar meydanda.
Bunu böyle söyleyince bir kısım nakşibendi dergına müntesip olanlar veya bir kısım işte cehri erbaptan olanlar, sigaraları kendilerine caiz görenler hakkında ayet hadis mi var? Nereden bunu haram etti? Böyle haram edemez. Haram etme yetkisi Allah'a ait, Resulüne ait. İyi. İştahatlar var. Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Bunun illeti meydanda. Kim diyebilir sigara içen bir kimsenin ağzı misk kokuyor diye? Sonra yazıyorlar, Dün gece işte sohbetinizi dinledik.
İşte sigara içen bir kadına bir adam nasıl öpebilir? İşte sigara içen bir adamı bir kadın nasıl öpebilir? Nasıl dayanabilir o kokuye diye? Söylediniz. E üzerimize alındık. E üzerinize alındıysanız bırakın işte. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eşlerinden birisi çok güzel bir tatlı yapıyordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri o tatlıyı o yaptıkça her gün onun evine uğruyor, o tatlıdan yiyordu.
Hz. Aişe annemiz kıskanç. Zeynep de uzaktan akrabası. O da Kureyş'ti. Ona dedi ki senin yanına geldiğinde de ki Ya Resulallah sen neydin ki ağzın tuhaf kokuyor? Kadının fendi erkeği yendi ama Hz. Muhammed Mustafa hariç. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Zeynep annemizin yanından çıktı ağzını çalkaladı, misvakladı hemen, oradan Ayşe annemizin yanına gitti.
Aynı şeyi Ayşe annemiz de yaptı. Hemen çıktı dedi ki bir daha bunu hiçbir zaman yemeyeceğim o tatlıdan için. Tekrar dişlerini misvakladı, tekrar ağzını çalkaladı, Cebrail aleyhisselam geldi. Dedi ki ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sana komplo kurdular. Sana komplo kurdular. Bakın normalde ağzın kokuyor denilince yapmış olduğu hareket bu.
Ümmet-i Muhammed ağız kokusuna dikkat edecek sünnet. Bir kimsenin ağzının kötü kokması hoş bir şey değil. Soğan sarımsak normalde Cebrail aleyhisselamla görüşmem olmasaydı her gün soğan sarımsak yerdim. Başka bir hadis-i şerif, soğan sarımsak yiyen mescidimize uğramasın. Sebep? Kokusundan. Yani soğan sarımsak caiz mi? Evet. Helal mi? Evet. Bunlar narin rağmen kokusundan dolayı böyle söylüyor. Sigaranın kokusunu ne yapacağız? Birisi geldiydi de dedim, çek besmele hadi sigaraya. Besmele siz ağzına hiçbir şey götürmedi. Çek hadi besmele sigaraya, ses yok. Ama işte eski fıkıhçılar, eskiler mekruh demiş.
İyi, hadi mekruh dediğini kabul ettik. Mekruh kabul ettik. Hanefi'ye göre mekruhun devamı günah kebayir. Bir sefer bunu attın, mekruh devamını atıyorsan günah kebayir. Bir sefer yaptın, mekruh. İkinci, üçüncü devam ediyorsa günah kebayir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sigara caiz değil. Hadis-i şerif, haramlar belli, helallar belli. Birisi de onu dedi. Haramlar belli, helallar belli dedi. Belli dedi Allah Resulü dedi. Bu normalde haramların içinde mi? İyi hadis-i şerifi, devam et dedim. Belli olmayanlar, bunlardan uzak durun dedi mi dedim ben? E dedi, sen bunu şüphelilerin içerisinde görmüyor musun dedim. Ses yok. Sigara içmeyin.
Sigarayı bırakın. İçenler var ise. Hem kahrolsun Amerika diyeceğiniz, cebinizde Marlboro taşıyacaksınız. Böyle bir şey yok. Hem lanet olsun Amerika diyeceğiniz, hem de cebinizde Amerikan sigaraları taşıyacaksınız. Böyle bir şey yok. Allah bizi affetsin. Akrabe evliliği ile ilgili düşünceleriniz ve İslami hukuk nedir? Evlenilmesi yasak olanlar Kur'an ve sünnetle sabit. Bunun haricinde evlenilmesi caiz olanlar, evlenebilirler mi? Evet. Amca kızları, teyze kızları, hala kızları, insanlar bunlara nikah düşer mi? Evet. Ama bir hadis-i şerif var. Uzak durulması ile alakalı. Mümkün mertebe uzak durmaya gayret ediyor.
Bir sıkıntı doğduğunda çünkü iki aile birden yıkılıyor. Bunu haram edebilir miyiz? Hayır. Yasaklayabilir miyiz? Hayır. Bu noktada Allah'ın hukuku meydanda. Ama kardeşler mümkün ise uzak durmaya gayret etsinler. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir bayanla tokalaşmış mıdır? Bir hadis okudum, hiçbir bayanın elini elime değmedi demişti nikahsız bayan. Bizi bu konuda aydınlatırsanız sevinirim. Bu hadis Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sözü değil. Benim elim hiçbir bayana değmedi sözü yok. Hazreti Aişe annemizin sözü bu. Onun eli hiçbir mahrem kimsenin eline değmedi diye.
Onun Hazreti Aişe annemizin tespiti sözü bu. Kahale alınmaz mı? Muhakkak alınır. Ama Hazreti Peygamber bunu o yüzden söyledim özellikle. Bu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin bizatihi sözü değil. Bir bayanla tokalaşmış mıdır? Bir bayanla tokalaşma tarih içerisinde böyle bir kültür, böyle bir gelenek olmamış hiç. Normalde hiçbir bayanla hiçbir erkek tarih boyunca tokalaşmamışlar. Bu bir bayanın eline değdi mi, değmedi mi, tokalaştı mı meselesini hadis-i şeriflerde bir tek biatlaşma mevzusunda bulabilirsiniz. Biatlaşmayla alakalı.
Şimdi bunu normalde bu meseleyi biraz daha genişletebilirim ama yani internet kullanıyorlar bütün kardeşlerin büyük bir çoğunluğu. Kullananlar bu Mustafa Iğbak sayfasında bununla alakalı geniş bir bilgilendirme var. Şimdi böyle bir gelenek yok. Bir köye gitseniz, köyde bir kadınla tokalaşır mısınız? Böyle bir gelenek var mı? Veya bir kasabaya gitseniz, tanıdınız tanımadınız bir kadına elinizi uzatır mısınız? Yok. Böyle bir kültür yok. Bundan 20 yıl, 30 yıl, 50 yıl öncesine kadar böyle bir kültür hiçbir yerde yok zaten. Böyle bir kültür hiçbir yerde olmayınca böyle bir şey de problem değil. Bakın böyle bir şey de problem değil. Problem haline getirilmemiş İslam dünyasında.
Bu ne zaman başlamış? Bu İslam dünyasının bilhassa Osmanlı'nın batılılaşma aşkıyla başlayan bir şey. Batılılarda tokalaşmak var. Bu batılılara da sonradan gelme bir şey yalnız. Bu batılıların da normalde 500 yıl önce batılılarda bir tokalaşma modası yok. Batı'ya da kapitalist sistem oturmaya başlayınca, batıda da kadınlar normalde fabrikalarda orada burada hızlı bir şekilde ekonominin içerisine istihdam olarak katılmaya başladığında çıkıyor bu meseleler.
Yani batıda bundan 600 yıl önce kadınların fabrikalarda çalışması yok ki. Batı'da ne zaman ekonomik olarak işte sanayi devrimi dediğimiz şeyler oluşmaya başlayınca, işçi lazım. İşçi lazım olunca kadınlar da çalışmaya başlıyor fabrikalarda. Kadınlar çalışmaya, iş hayatına girmeye başlayınca zaten bu kadın erkek ilişkileriyle alakalı nerede durulacak, nerede durulmayacak bunlar söz konusu olmaya başlıyor.
Mesela Hristiyan geleneğinde, Hristiyan küldüründe bir kadının bir erkekle tokalaşması yok. Siz bir rahibin veya bir rahibenin bir erkekle tokalaştığını kim söyleyebilir? Hala da tokalaşmazlar. Bir rahibe ne elini gösterir, ne bacağını gösterir, ne kolunu gösterir. Bir rahibenin birisiyle tokalaştığı söz konusu değildir. Bir rahibin de bir kadınla tokalaşması söz konusu değildir. Ama böyle olunca bu sefer o kadınların köleleştirilmesi, kadınların köleliği mümkün olmayacak. Öyle olunca onlar da Hristiyan geleneği ve kültürünü terk ettiler.
İlk bozulma Avrupa'dan başladı. E Avrupa'dan biz iyiliği almadık zaten bu noktada. Biz Avrupa'dan kötülükleri devşirdik bu tarafa. Bu sefer tokalaşma problemi bizde de söz konusu oldu. Bizde bir de enteresan mesela, bizde el öpmek var. Bu hem İslam toplumunda var hem Türklerin genel kültüründe var. Kimlerin eli öpülür? İmamlar oturmuşlar, iştahat etmişler. Hanefi'ye göre mesela bir kızın, bir kadının, babası yaşındaki bir kimsenin elini öpmesinde bir beis yok. Bir erkeğin, annesi yaşında bir kadının elini öpmesinde beis yok. Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh hazretleri, yaşlı kadınların, Medine'nin kenar mahallesindeki yaşlı kadınların başlarını okşardı.
Tabii yaşlı kadın dediğimizde kaç yaşında? 70 yaşında. İyi, Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh hazretleri kaç yaşında? O da 70 yaşında. Aslında hadis kritercileri onları yaşlı derken, yaşıtı kadınlar. E tokalaşma bizim önümüze, normalde bizim önümüzde var mı? Var. Haydi, bu sefer hadislerin üzerinde gideceğiz. E hadislere baktığımızda, Hz. Ayşe annemiz diyor ki, onun eli hiçbir mahrem ele değmedi.
Eyvallah. Hadis inkar etmemiz mümkün değil. Hz. Ayşe annemizin sözü. Evet, Hint geliyor ya biatlaşmaya, Mekke'nin fethinde. Kısa kısa geçeceğim. Mekke'nin fethinde Hint geliyor, elini uzatıyor biatlaşmak için. Yüzü gözü sevrulu. Tanınacak halde değil. Hint kim? Süfyan'ın hanımı. Süfyan'ın hanımı. Hz. Peygamber bir el ona uzalınca, bu kadın eli midir, erkek eli midir? Siz elini tutmayacağınız bir kimse, burası Mustafa Özman mantık yürütmesi. Siz elini tutmayacağınız bir kimsenin neden bu kadın eli mi, erkek eli mi diye sorarsınız? Peki, Hint gidiyor, elini kınalıyor.
Elini kınaladıktan sonra tekrar geliyor. Yine elini uzatıyor biatlaşmak için. Hadis-i şerifte orada elini tuttu tutmadı ibaresi yok. Elini uzatıyor, bu sefer Allah Resulü ona işte çocuklarınızı öldürmeyeceğine diye söyleyince çocuk mu bıraktınız zaten diyor. Süfyan'ın çocukları Bedir'de gebertildi ya, öldürecek çocuk mu bıraktınız diyor.
Onu anlıyor Hint olduğunu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri tebessüm ediyor. Ama böyle bir küçük bir tepenin üzerine oturuyorlar. Bir tarafta da Hz. Ömer radiyallahu anh hazretleri biatlaşmayı alıyor. Bir taraftan da Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretleri biatlaşma alıyor. Bir taraftan da Hz. Hatice annemizin kız kardeşi biatlaşmaları kabul ediyor. Şimdi bu vakka var. Ardından başka vakka var. Kadınlar toplanıyorlar Medine'ye, münevvere'de. Müslüman olacaklar, biatlaşmak istiyorlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri vekaletten Hz. Ömer radiyallahu anh hazretlerini gönderiyor. Hz. Ömer radiyallahu anh hazretlerini gönderince Medine'li kadınlar bunu naklediyor.
Ömer diyor elini pencereden içeri uzattı biatlaşmak için. Kadınlardan biat almak için, dışarıdan, sokaktan, pencerenin içinden elini uzattı. E neden elini uzatır ki biatlaşmak için pencereden elini? Şimdi bunu normalde hani bazıları haram noktasında duruyor ya, ben biraz bu konuda yani üzerinde böyle birkaç tane farklı hadis var ise bir şeye haram derken dikkatli olmakta fayda görüyorum.
Elini uzatıyor. Medine'ye, münevvere'de, kadınların toplu bulundukları yerde onların biatlarını kabul ediyor. Başka bir mesele. Yine işte geliyor şimdi hani Hz. Aişe annemize muhalefet etmek değil burada. Ama hadis var. Medine'de bir kadın geldi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dedi ki, sen ne boş boş dolaşıyorsun böyle.
Onun elinden tuttu, Medine sokaklarında beraber dolaştı. Yine hadis kritercileri diyorlar ki, bu kadının akli dengesi yoktu. Akli dengesi olan, olmayan kadın, kadın sınıfında değil mi? Mahrem değil mi? E hiçbir kadın değmemiş ya, sırtında çubanlar çıkardı Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine.
Azatlısı Selma annemiz var. Ne yapardı? İşte ayda bir sefer, iki sefer, bazen haftada bir sefer çubanların azmasına bağlı. Selma annemizin evine gider, yüzü koyun, yatar. Selma annemiz, bugünkü manada, işte siz ister hemşire deyin, ister bayan doktor deyin, bu normalde kriterini ben koyacak durumda değilim. ama sağlıkla alakalı. Gidiyor, onun önüne yatardı. Selma annemiz, sırtını soyar, sırtındaki çubanları tedavi eder, patlatır, temizler, onlara ilaç sürer, merhem sürer. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rahatlardı. Bir müddet. Hatta, hadislerde geçiyor, o rahatladıktan sonra az bir miktar uyurdu oradan.
Ondan sonra kalkar giderdi. E bir kadın eli değmedi deyince, burada bir hani, evet, ben onu şöyle yorumluyorum. Hz. Ayşe annemizin, gözünün önünde böyle bir vakka, sudur etmemiş. Eyvallah. Zaten Mekke'nin fethine katılmamıştı. Mekke'nin fethinde yok zaten. Oradaki biatlaşmaları görmedi. Ama bunları da böyle söyledikten sonra, şimdi meselenin son noktası, ben bütün kardeşlere söylüyorum. Bir kadına elinizi uzatmayın. Bu uygun değil. Mecbur kalmadıkça, bir kadın size elinizi uzatınca, mecbur kalmadıkça, bu böyle bir estantane, mesela yaşamamaya gayret edin.
kadın elini uzatacak diyelim ki. Elinde bir çanta varsa, solunun elindeyse sağ elinde al. Elinde bir şey varsa sağ eline bir şey al. Tokalaşmama adına, kaçınma adına, kaçma adına, kadınlara sesleniyorum. hangi erkek elini uzatırsa uzatsın, tokalaşmayın. Siz elinizi kaldırmazsanız, hiç kimse elini kaldırmaz. Erkeklere sözüm, hiçbir kadına el uzatmayın. Zaten Avrupa adabı erkanında da, erkek elini kadına uzatmaz. Ancak kadın elini uzatırsa, erkek onun elini öper. Avrupa'da da, batıda da, tokalaşma yoktur.
Bakın, tokalaşma yoktur. Kadının bir erkeğe elini uzatması, ona kıymet verdiğini, onu değer verdiğini, onun kendisine yakın olduğunu gösterir. Evet, kadın, sen o kadının nezaketen, elini öpmeye layıksın. O kadın sana lütfetti, ikram etti. Sana nezaket gösterdi. Sana nezaket gösterdi. Tabii, Avrupa kültüründe, alnına götürmek yok. Öpüp bırakıyorsun. Yalamak yok. Dudağını değdirmek yok aslında, Avrupa kültüründe, kadının eline.
öpüyormuş gibi yapıyorsun, saygı gösteriyorsun. Bu da ayrı bir şey tabii. Allah bizi affetsin. Bu konu bu kadar yeter. Tuncay, Allah sana şifa versin. Hastaneye yatacakmış Tuncay. Dua edin, Rabbim hayırlı şifa versin inşallah. Amin. Besmele-i şerifi farklı şekillerde söylüyoruz. Bismillah, Bismillahirrahmanirrahim, Eüzübillahimine şeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim gibi. Hangi besmele-i şerifi, hangi durumlarda söylemeliyiz? Söylemeliyiz. Her durumda söylenebilirsiniz. Geçtiğimiz haftaki sohbetinizde, İskirip'le Atıf Hoca'ya Atıfta bulunmuştunuz. Malum Hoca gerek döneminde yaptığı söylemlerle gerek, Teali İslam Cemiyeti'ne mensubiyetiyle hatta başkanlık edip, milli mücadeleye karşı duruşu, kuvvay milli hareketine karşı topluma askerden kaçmanın doğru hareket olduğunu öneşiren bildirileriyle,
Müslüman Türk toplumunun ortadan kaldırılmasına varacak ayaklanmalara isnat olmuştur. Ayrıca İngiliz manda savunucusu, kanaat önderi gibi toplumu etkilemiş ve dönemin İstiklal Mahkemesi'ne yargılanıp idam edilmiştir. Yavuz Buğra Güçliğer yazmış bunu. Bunu orta yere atan Haydarbaş. Bununla alakalı tarihi bir vesika yok. Bu İstiklip'le Atıf Hoca'yla alakalı, bununla alakalı bir tarihi vesika yok. Şeyi biliyorum, bu söylemi, bu söylemi biliyorum. Ama bu söylemi ilk orta yere Türkiye'de atan Haydarbaş. Haydarbaş bunu söyledi.
Haydarbaş ve avanesi söyledi, öyle söyleyeyim. Ama Haydarbaş'ın ağzından bizatihi dinledim bunu. Bu İstiklip'le Atıf Hoca'ya atılmış bir iftira. Madem İngiliz casusuydu, neden şapka ihtilaline kadar beklediler ki? Madem kuvvayı milliye karşıydı, neden şapka ihtilaline kadar beklendi ki? Madem kuvvayı milliye karşı geldi, madem ki İngiliz casusuydu, madem ki İngiliz mandasını kabul ediyordu, yani iş bitmiş, devlet kurulmuş, git as.
Kıymetli dostlar kardeşler, İstiklal Mahkemelerinin zabıtları henüz daha Türkiye'de insanların, insanların öğrenmesine, gerçekleri görmesine açılmamıştır. İstiklal Mahkemesi zabıtları devlet sırrı statüsündedir. İlk meclis zabıtları ulaşamazsınız, açılmamıştır. İstiklal Mahkemesi'nin zabıtları açıklanmamıştır, açılmamıştır daha henüz. Bunca yıl geçmiş bakın, açıklanmamıştır daha.
biz İskilip'i Atıf Hoca ve İstiklal Mahkemelerinin ne kadar kimi astığı, nerede astığı, nasıl astığı, neye dayanarak astığını bilmiyor hiç kimse. Siz Konya'da bir gece içerisinde 500 kişinin asıldığını biliyor musunuz? O yüzden İstiklal Mahkemeleri henüz daha mahkeme zabıtları açıklanmamıştır.
Birinci meclis zabıtları açıklanmadı. Daha bir çıt daha ileri size söyleyeyim. Daha yayınlanmamış kanunlar var Türkiye'de. Çıkarılmış, resmi gazetede yayınlanmamış. Resmi gazetede yayınlanması yasak. Ama kanun var. Kanun çıkarılmış. Bunu ne başbakan biliyor, ne bakanlar biliyor, ne milletvekilleri biliyor. Bu yayınlanmamış bir kanuna muhalif bir kanun ancak çıkarmaya kalkarlarsa o çıkacak olan kanunu hazırlayan kimsenin önüne kanunu koymuyorlarmış.
Diyorlarmış ki bu kanunu çıkaramazsınız. Eee bu kanuna aykırı yayınlanmamış kanunlar var. O yüzden kim bu İskilipli Atıf hocanın üzerine bu meseleyi söyleyen kim? Haydarbaş. Tarihçi mi? Hayır. Bir tarihi vesika yayınladı mı? Hayır. Ben özellikle buna dikkat ettim. Neden karalama yapıyor? Dikkat etmekte fayda var. Altı yaştan çocuk yaşından beri bir insan herkes tarafından eleştirilip dışlanıyorsa işlerlerinin ona psikolojik baskı uygulanıyorsa o insan nasıl bir varlıktır?
Hayatta kalma amacı ne olmalı ve artık ben kimim? Ben neyim? diye kendine sorular soruyorsa nasıl bir yol izlemeli? Not bu insanın çalışmaya ihtiyacı var. Fakat bu sorunlarla rızkını nasıl temin edebilirim? Normalde evet kolay bir şey değildir bu. Herkes tarafından eleştirilip dışlanmak ama burada bunun üzerinden yürüyeceğim. Herkes tarafından eleştiriliyorsa o kimse kendi kendine bir bakmalı ya. Herkes tırnak içerisinde ve herkes tarafından dışlanıyorsa kendi kendine bakmalı. Benim vücudum mu kokuyor? Benim ağzım mı kokuyor? Ben insanlarla bir diyalog kuramıyor muyum? Ben insanlarla bir iletişim bozukluğum mu var? O kimse kendine bakmalı birinci derecede.
Bakın bir kimse önce kendine bakmalı. Bana neden kimse selam vermiyor? Allah Allah kendine bak insanları suçlama. Benim neden çok arkadaşım yok? Kendine bak insanları suçlama. Bana neden kimse gelip gitmiyor? kendine bak insanları suçlama. Bir meselede bir başkasını suçlamak işin kolay tarafı. Biz kendimizi öz eleştiriye koyalım. İşte zaman zaman biz böyle gelirler. Ben dergahınıza geldim gittim evet hiç kimse bana selam selam vermedi. Allah Allah hiç kimse mi vermedi? Hiç kimse vermedi. Ben de diyorum ki ne kadar güzelmiş. Nesi güzel bunun? Siz bir topluluğa girdiniz hiç kimse size özel alaka göstermedi ve oradan çıktınız cennetliksiniz diyorum ben şimdi ona.
O bakıyor. Bir topluluğa girdin hiç kimle seninle irtibat kurmadı kimse seninle selamlaşmadı hoş geldin beş gittin diyen olmadı selamünaleyküm çıktın gittin sen o toplulukta. Senin topluluğa girişinle çıkışın hiç kimseyi etkilemedi. Diyor ki o kimse cennetlik kimsedir. Diyorum sen cennetlik bir kimseymişin ne kadar güzel ama yok o meşhur olmak istiyor. O onu gördüğünde herkes ayağa kalksın hoş geldin desin ona böyle bir ne bileyim hatta cıstaka cıstaka Mustafa Özbağ beyefendiler hoş geldiniz diyelim veya işte bana neden birisi de öyle demişti bir yerde ders yaptırıyordu kardeş bana neden ayağa kalkmıyorlar dedi dedim ya hata yapmışlar ya ben de şimdi evet dedi ben senden daha alimim dedi sen dedi meslek lisesinden terksin dedi ben imam hatip mezunuyum dedi bana ayağa kalkmaları lazım dedi ben söyleyeyim arkadaşlar bir daha seni gördüklerinde dedim işaret parmağının
üzerine amuda kalksınlar ayağa kalkmak ne demek dedi böyle durdu şimdi dedim sufi adabında dedim ancak dedim ben nakib-i nügabba'ya halifeye şeyhe ayağa kalkılır dedim başka bir kimseye ayağa kalkınmaz dedim senin nakib-i nügabbalın mı var dedim biz bilmiyor muyuz böyle durdu hayır dedi dedim halifeliğin mi var sufi adabı olarak e hayır dedi o zaman sen şeyh misin dedim ben hayır dedi e dedim bu üçüne ayağa kalkılır dedim ben başka kimse ayağa kalkılmaz dedim sen nesisin bunların içerisinde dedim ses yok ama o da ayağa kalkılmasını
istiyor meşhur olacak herkes ona ayağa kalkacak ona da aynı şeyi söylediydim dedim bir tane de ork koyalım olaya sen geldiğinde dedim ben cıstaka cıstaka o beyefendiler hoş geldiniz desin tabi insanlarda böyle bir şey var onu ayağa kalkacaksın ona o saygı göstereceksin temana edeceksin kardeş burada makammış mevkiymiş paraymış pulmuş burada geçmiyor sen bir yerde amirmişsin memurmuşsun geçmiyor sen bir yerde muhtarmışsın yok işte köyden hiç kimseye bir karış yer satmıyormuşsun burada geçmiyor sen makam sahibiymişsin
mevki sahibiymişsin burada geçmiyor burada nice başlar kesiliyor kan parasını veren olmuyor burası öyle bir meclis ki ben şeyhim diye bozuluyor burada iki paralık oluyor ben dervişim ben nakibim ben nukabayım diyen kimsenin zaten esamesi yok sen ne bekliyorsun burası nefsini eğitme nefsini köreltme nefsini yenme yeri burası ay bana baksınlar bana etsinler bana ayağa kalksınlar ya burası nefisle mücadele yeri nereye ayağa kalkacak millet sana herkes gelmiş Allah için Allah demeye buraya bana selam vermediler e dedim
vermemişlerdir bizimkinlerin hepsi de meczup dedim ben dedim kim gelmiş kim gitmiş millet görmez bile bizde dedim nasıl ayık değiller bizimkinler dedim dedim içeri giren oranın kokusunu aldı mı getiriyor dedim kafa gidiyor adamda dedim kadın adam değişmiyor kafa gidiyor ne yanına vali gelmiş valise vali diyor adam bizde böyle bir fütursuzluk da var var yani kim geliyorsa gelsin adam diyecek ki aa filanca gelmiyor geldiyse gelmiş ya ne yapalım geldiyse geldiyse hoş geldi Allah'ın zikir meclisi kalkıp da özellik yapacak
değiliz ya hiç kimseye zaten bizim Hüseyin'e kadar diyor ki ne o haydariler sarıklılar öne gelsin demiyor hiç makam sahipleri mevki sahipleri han hamam sahipleri işte parası zenginliği şu kadardan şu kadara kadar olanlar birinci alakaya şu kadar şu kadara olanlar ikinci alakaya öyle bir şey demiyor haydarisi sarı olanlar talimli olanlar gelsin bir de işin o tarafı var bir de talimli olacak e dün bir bugün iki ben öne arkada zikrullah yatıyorum öyle değil talim arıyor bu adam neredeyse herkesin ağzına nefesine dinleyecek
zikrullahı nasıl yapıyor diye o dinlemiyor neredeyse dinleyecek diyorum ama Mustafa Özbağ dinler öyle birinci ikinci üçüncü alakadaki olanlar dördüncü beşinci alakada olanlar ta en arkadaki beni görmez ya herkes Allah Allah bizim arkadaş sesi bozulmayacak yarın sayan orada sahne alacak ya playback yapıyor bizimki arkada hani zikrullah yapıyormuş gibi böyle ben de şimdi içimden diyorum aç gözlerini diyorum ben şimdi içimden açıyor şimdi bir bakıyor ben ona bakayım Allah Allah başı Allah yapma böyle işte normal zikrullah
etsene en arkadaki de en erindeki de hepsi de bir tamam zikrullah yapacak Mustafa Özbağ normal değil kafası dönüyor bu sefer en arkadaki playback yapınca yapma burası öyle bir yer değil adama böyle özellik yapsınlar o bir murtaza özel öyle sandalede oturuyor köşkü var adam makam sahibi Allah sen murtaza mercan mısın Allah Allah birisi de ona takmış o neden koltuğa oturuyor makam sahibi dedim ne dedi o onun makam sahibi olduğu yerde benim işim yok dedi yoksa yok dedim ben ben gidiyorum dedi gittin bile sen dedim ben
yazdım gittin bile sen dedim milletin dervişliğinden ettin o da zannediyor ki ben onu normalde kollayacağım aa sen gitme ben murtazayı makamından edeyim sonra yazdım 28 şubatta siz kaçıp gittiğinizde o bizle beraber zikrullah yapıyordu dedim ses yok siz kaçıp gittiğinizde o bizle beraberdi sen kaçtın gittin sen döndün gittin sen gevşedin gittin sen el salladın e sen gittin efendim ben tutuklansam ondan sonra Mustafa abi mi aşacak benim dikkatımı dedin biz gitmeyelim derse dedim e sen gittin dedin ki efendim basılırsak
bizim çeklerimizi Mustafa abi mi ödeyecek dedim biz sohbetlere gitmek istemiyoruz dedim e sen gittin ben işten hatırlırsam memurluktan hatırlırsam benim evime Mustafa abi mi bakacak efendim dedim öyle gittin ben ne yapayım e ondan sonra geldim murtaza baş köşede otururken görünce murtaza neden orada koltukta oturuyor makam sahibi dedim ben de murtaza o koltukta değil burada da otursa hakkıdır adamım benden beraber adam diz çökmüş benden beraber mücadele etmiş benden beraber basılmış edilmiş ee sen sen evde elinde kumanda
kahrolsun bunlar diyordun evde zikrullah çekmek için Abdullah Gürbiz efendiden icazet istedin biz bilmiyor muduk evde ders çekmesini yok adam o da makam istiyor herkesin derdi makam onun geldiğini göreceğiz biz ooo buradan diyeceğiz filanca hoş geldin harika bütün kardeşler selam verin kardeşe sufi yolunda bir selam dahi beklemek acziyettir sufi yolunda gelirsin oturursun dersini yaparsın orada yapılacak bir iş varsa gidersin oranın sorumlusunu dersin ki ya ben yapılacak bir iş varsa ben hazırım
tuvalet temizlenin tuvalet mi temizlenecek senin yapılacak bir iş varsa hazırım dediğinde iş ayırma şansın da yoktur evliya menkıbesi okuması güzel dinlemesi güzel eşrefoğlu rumi ne alim zat büyük zat nereye gitmiş hacı bayramı veliye içinden nefsin ne diyormuş en azından burada dergahın imamı olursun sen burada namaz kıldırırsın gitmiş boyun bitmiş demiş ben buraya tabi önce gitmiş bakmış hacı bayramı veli buğday biçiyor elinde kosa biz kosa diyoruz anadolular tırpan diyor biz kosa deriz böyle tahtadan sapı var
onunla buğday biçiyor dervişlerle beraber bakmış demiş buna mı derviş olacağım ben ha dervişlerle beraber çalışıyor orada işte bizde orak bitmek derler kosa ile onunla buğday arpa biçiyor demiş yok ben demiş Şam'da filanca zat var ona gideyim Şam'a kadar gitmiş gece bir şehre girmek hadiste sabit caiz değil sabahlamış orada Şam'ın dışında gece bakmış ki rüyasında boynunda bir zincir zincirin ucunda hacı bayramı veli Şam'dan geri dönmüş müşteka hacı bayram veliye beğenmedi kimseye demiş efendi böyle böyle ben sizin
kapınızda derviş olmaya geldim hala evladım hoş geldin demiş demiş şu dervişlerin tuvaletini temizle evliya menkıbesi biz diyoruz ki menkıbe anlatırken güzel dinlerken vay vay gördün mü mübarek tuvalet temizlemiş sen temizledin mi ee tuvalete gitmesini biliyorsun ama kim temizliyor diye düşünüyor musun tuvalet temizlemeyince olmaz çay dağıtmayınca olmaz
çay bardağı yıkamayınca olmaz dervişlere hizmet etmeyince olmaz dervişlere kapını gönlünü sofranı açmadıkça olmaz olmaz dervişlere hizmet etmeyenden olmaz tevazu göstermeyip dervişlerin artıantısını yemeyen artııntısını temizlemeyenden olmaz olmaz altını çiziyorum olmaz olmaz bakacaksın hatta bir de nefsin öyle diyecek
ciğeri beş para etmez adama burada ben çay veriyorum diyeceksin he öyle ne zaman nefsini susturdun öyle dediğinde sus o Allah'ı zikretmeye gelmiş bak üstadın ne dedi sana kim Allah'ı zikretmeye gelirse bu devirde evliyadandır sen Allah'ın dostuna evliyasına hizmet ediyorsun ey nefis otur oturduğun yere de hizmetine devam et demedikçe olmaz olmaz güzel ahlakta tevazuda hizmette önde olmadıkça olmaz olmaz en önemsiz gördüğün dervişi önemli görüp başına ve
gönlüne tac etmedikçe olmaz olmaz senin en işe yaramaz dediğin adamı en işe yaramaz en yaramaz en düzenbaz en sahtekar en bozuk dediğine nitelendirdiğin adam zikrullah'a geldiğinde onu başına tac etmezsen olmaz siz hangi yolda yürüyorsunuz olmaz sarhoş dahi olsa senin elini ağzını yıkamayıp zikrullah halakasına gelmiş başına tac etmezsen olmaz sen kalkacaksın bir de insanları hor hakir göreceksin tepeden bakacaksın Mekkeli müşrikten
ne farkın kaldı ehli zikri hor hakir gördün onlar da ashab-ı sufayı hor hakir gördün ne dediler ey Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme sen bu fakirlerle bu ashab-ı sufayla bizi aynı yerde konuşmasan ayrı bize sohbet yapsan o Mekkeli zenginlere Mekkeli o yobazlara o Mekkeli kendini beğenmiş kibir küpüne bulanmış içi dışı müşrik bu kafirleri ee bize ayrı sohbet etsen Cenab-ı Hakk'a hemen Cebrail aleyhisselam'ı gönderdi anında ey Habibim o gece gündüz Allah'ın rızasını umaraktan Allah'ı zikreden dua eden Allah'ı tesbih eden
tövbe edenler var ya evet nefsini onlarla beraber tutmaya zorlan gayret et onlarla beraber tut onlarla beraber tut onlara beğenmemizlik etme tepeden bakma sufi gönlü sufi gönlü sırçadan yapılmıştır kırılırsa izi kalır senin o izi yok etmeye gücün ve kuvvetin yetmez mahşerde önüne gelirsin sufilerin gönlünü kırma sufilerin gönlünü incitme sufilerle iyi geçin onlara tevazulu davran onlara hizmetkar ol onlara hizmetkar
ol onları basit fukara işe yaramaz selam verilecek kimseler değil gibi görürsen bu dünyada tepe taklak gidersen öp de başına koy neden bu dünyada gördüğün ahirete kalmadı eğer bu dünyada tepe taklak gitmezsen bil ki ahirette helak oldun bil ki ahirette helak oldun bu dünyada tepe taklak gitmezsen yandın ki yandın neden ahiretin gitti bu dünyada tepe taklak olursan gör tefekkür et de ki ben bu Allah'ı zikreden Allah'ı tövbe eden salihlerle beraber olup salih ameller peşinde koşan kimselerin gönüllerini kırdım da o yüzden
böyle oldu de uyan Allah bizi onlardan eylesin amin Rabbim bizi dervişlerle sufilerle beraber olanlardan eylesin amin Cenab-ı Hak cümlemizi zakirlerden eylesin amin Cenab-ı Hak son nefese kadar zikrullah halinde olanlardan eylesin amin bizlerin son nefeslerini zikrullah halakasında aldıklarından eylesin amin zikrullah yapa yapa Allah diye diye onun cemalini seyrede seyrede onun nurunu seyrede seyrede nefesini verenlerden eylesin amin falam Allah la la
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.