mustafaozbag.org

576. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 6 Eylül 2018 · 29:20

Selamun aleyküm. Allah gecenizi ayıretsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Enes bin Malik radiyallahu anh hazretleri anlatıyor. Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mescide girdi. Mescide iki direk arasında gerilmiş bir ip gördü. Bu ip ne diye sordu. Zeynep'in'dir. Burada namaz kılar, yorulduğu veya gevşeklik hissettiği zaman buna tutunur dediler. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri çözün onu. Sizden biriniz zinde olduğu müddetçe namazını kılsın.
Yorulduğu veya gevşediği zaman otursun buyurdular. İslam dini orta bir dindir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bütün ibadetlerde, bütün dinle alakalı fiiliyatlarında orta yolu seçmiştir. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Hadis-i şerifleri bunu pekiştiren şeylerdir.
Allah bizim ibadet uğruna kendi kendimizi helak olmamızı istemez. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede de mealen, Allah sizin nefislerinizi kaldıramayacağı bir yük yüklemez buyurur. O yüzden Kur'an ve Sünnet'e tabi olmuş, Kur'an ve Sünnet'i kendisine ölçe edinmiş Sufi topluluklar da bu noktada orta yolu tercih ederler. Derviş kardeşlerine vermiş olduğu viyetlerde, onların Kur'an ve Sünnet dairesinde yapacak oldukları hizmetlerde orta yolu seçmek, karşımızdaki kimsenin neyi kaldırıp neyi kaldıramayacağını analiz edip, ona göre onlara vazife tayin etmek,
ona göre onlara iş taksimatı yapmak ve ibadetlerinde de o insanların aşk ve şevklerini kırmadan, onları bıktırmadan, onları bu noktada dersi yetiştirememenin vermiş olduğu ızdıraba, dersi yetiştirememenin vermiş olduğu sıkıntıya katmadan, onları Kur'an ve Sünnet dairesinde Allah ve Resul'ü sevdirmektir. Sufilik güzel ahlaktır. Allah'ı sevmektir, Resulullah'ı sevmektir. Farzları yerine getirip, nafilelerle Allah'a yaklaşmaktır. Sufilik, insanların bütün gününü virt yetiştirmek için, bütün gününü kendince, işte üstadlarının vermiş olduğu veya kendi heva ve heveslerinden tespit etmiş olduğu dersleri çekmek değildir. Veyahut da sufilik, bir kimsenin Ramazan orucunu, işte Ramazan orucunun haricinde pazartesi, perşembe orucu, onun haricinde ayın başında, ortasında, sonunda, onun haricinde 14, 15, 16'sında, onun da haricinde bir gün boş, bir gün dolu oruç tutma ibadetlerinin haricinde,
bir kimseye, işte sen hayatını devamlı oruçlu geçireceksin, yok sen devamlı oruç tutacaksın, yok sen devamlı riyazat yapacaksın, riyazat yaparken de helalları yasaklamak, bu noktada helalları haram edercesine yasaklamak, sufilik değildir. İnsanlara bazı perhizler verirler üstadlar. Şunu yeme, bunu içme, bundan az ye, bundan çok ye veya böyle yapma, böyle etme, bunu söylerler. Bunlar sünnet-i Resulullah'ta vardır. Ama bir kimseye, örneğin herhangi bir helal yiyeceği haram etme, herhangi bir helal yiyeceği, bu noktada o kimseye, Allah muhafaza eylesin, haram edercesine ona bunu yasaklamak çok uygun değildir. Öyle sufi topluluklar kulağımıza geliyor, öyle sufi topluluklardan bazı sorular geliyor, o yüzden bu hadis-i şerif üzerinden ders yapmayı uygun gördüm.
Yani normalde Allah affetsin, psikolojilerini bozacak derecede dervişlerine riyazat yaptıranlar, tasavvuf adına. Psikolojilerini bozacak derecede dervişlerine virt verenler. Hatta tabiri caizse, işte böyle sınıf ayrımcılığı yaparaktan virt verenler, bölge ayrımcılığı yaparaktan virt verenler, hatta ırk ayrımcılığı yaparaktan virt verenler, kulağımıza çalınmakta, bununla alakalı sorular gelmekte.
O yüzden bu soruların neticesinde böyle bir ders yapma ihtiyacı duydum. Kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar, sufilik insanların nefislerine zulmetmek değildir. Hani meşhurdur ya, bir üç tane sahabe kendi kendilerine, kendilerince karar aldılar. Birisi dedi ki ben hiç cima etmeyeceğim. Birisi dedi ki ben hiç iftar etmeyeceğim. Birisi de dedi ki ben hiç uyumayacağım. Hz. Cebrail aleyhisselam bu üç kişinin halinden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine haberdar etti. Öyle olunca size ne oluyor ki Allah'tan en fazla korkanınız benim, cima ederim, iftar ederim, yerim, aynı zamanda uyurum dedi. Bunlar bize ölçüdür. O yüzden sufilik şemşiyesi altında bu ölçülere dikkat etmekte, bu ölçülere riayet etmekte fayda vardır.
Yoksa herkes kendince, kendi dairesince, kendi heva hevesinden dini veya sufi ölçüler çıkarırsa, ne dinin ne de sufilin ayarı kalmaz. Ayar kaçar. Allah muhafaza eylesin. Sufiler ölçülerini Kur'an ve sünnetten, imamların iştahatlarından alırlar. Sufiler ölçülerini Kur'an ve sünnetten ve imamların iştahatlarından almazlarsa, Allah muhafaza eylesin. Bir kimsenin kalbi bozulursa, nasıl bütün vücut bozulduğu gibi, bir memleketin, bir inanç sahiplerinin kalbi bozulursa, bütün inanç sahiplerini ne yapar? Bozulur, tanrımar olur. Allah bizi muhafaza eylesin inşallah. O yüzden orta yolu tutma, insanların aşırıya gitmemesi, aşırılıktan uzak durması, aşırılıktan uzak durması, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ölçüsüdür.
Cenab-ı Hak, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bize anlattığı, bize tebliğ ettiği ölçülere uymayı cümlemize nasip eylesin inşallah. Dört kitabın manası bellidir bir elifte. Sen elifi bilmezsen bu nice okumaktır. Yunus Emre'nin bu dörtlüğünü açıklar mısınız? Dört kitabın manası da tevhiddir. Bütün peygamberler Allah'ın varlığını, birliğini tanıtmak ve onu zikrettirmek, ona ibadet etmek için gönderilmiştir. Yaradılışın sebebi budur. O yüzden peygamberlerin peygamber olarak gönderilmesinin sebebi de budur. Bundan başka manalar çıkarmak, kendince ayrı ayrı manalar çıkarmak, işi kendi mirengisinden farklı bir noktaya götürmektir.
Evet, bütün peygamberlerin gönderiliş sebebi Allah'ı tanıtmak, onu bildirmek, onu zikrettirmek, ona ibadet ettirmek içindir. Ve bütün kitaplar bize Allah'ı anlatır. Bizi Allah'ı tanıtır. Dört kitap değil, indirilmiş olan bütün kitaplar. Bu dört tane ayakta duran büyük kitaptır. Ayrıca 10 sayfalık, 20 sayfalık, 30 sayfalık, 50 sayfalık, suhuf denilen küçük risaleler halinde kitaplar da indirilmiştir. Mesela Adem aleyhisselam rivayet edilir ki 10 emirle indirilmiştir. Adem'den itibaren bütün peygamberlerin uyacak oldukları bir kitap vardır.
Aynı zamanda birkaç tane peygamber olsa dahi onların uyacak oldukları kitap birdir. Veyahut da onlara farklı kitap verilmiş olsa dahi farklı bölgelerde o kitapların hepsini de cem etmiş olsanız, Fatiha'da toplanırız. Fatiha'da da Elhamdülillahi Rabbil Alemin'de toplanırız. O yüzden Elhamdülillahi Rabbil Alemin dört kitabın manasını teşkil eder.
Bunu koca Yunus bir harfe bağlamış. Eyvallah. Ama bundan başka şeyler üretmeye çalışanlar var. O yüzden böyle konuştum. İnsanlar Kur'an ve sünneti bırakmışlar. Kur'an ve sünneti anlayıp yaşamayı bırakmışlar. Namazdan haberleri yok, oruçtan haberleri yok. Kılmak istemiyorlar. Nefislerine zor geliyor. Haramdan, helaldan onlara dikkat etmiyorlar. Nefislerine zor geliyor. Karşısındakına şunu diyor. Dört kitabın manasından haber ver bana. Namazdan değil yani. Sen onun istediği cevabı vermezsen, yani bu sen sınıfı geçmedin. Böylece karşıdaki kimse namazında, abdestinde, orucunda dinini yaşamaya çalışıyor.
Onun kelime oyunuyla sanki cahil, cühele, ikinci sınıf vatandaş noktasına koyuyor. İki kelime ezberleyip, o iki kelimeyle felsefe üretenler, dinini öğrenip, harama, helala, dikkat edip, dinini yaşamaya çalışanları, ikinci sınıf vatandaş gibi görüyorlar. Git kardeşim, iman et, iman ettin dini yaşa. Din yaşamaktır. Din kelime üretmek değildir. Din yaşamaktır. Din edebiyat yapmak değildir. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapış, azı dışlerinle sık. Haramlardan uzak dur. Ahlakını düp düzgün yap. Farz namazlarını, farz oruçlarını düp düzgün tut. Nafilelerle Allah'a yaklaşmaya çalış, Allah'ı sev. Din bu, sufilik bu.
Sen Yunus'un sözünü anlamak istiyorsan Yunus gibi ol o zaman. Yunus'un sözü Kur'an ve sünnetten yukarıda değil. Hazreti Mevlana'nın sözü Kur'an ve sünnetten yukarıda değil. İbn-i Arabi'nin sözü Kur'an ve sünnetten yukarıda değil. Nur-ül Muhammed-ül Arabi'nin sözü Kur'an ve sünnetten yukarı değil. Mustafa Özbağ'ın sözü Kur'an ve sünnetten yukarı değil. İlk şeyh efendinin, ilk hoca efendinin, ilk siyasetçinin sözü Kur'an ve sünnetten yukarı değil. Hiç kimsenin sözü, hiçbir beşerin sözü Kur'an ve sünnetten yukarı değildir. Allah bizi Kur'an ve sünnetten sorguya çeker. Herhangi bir beşerin sözünden dolayı sorguya çekmez. Biz hesabı Kur'an ve sünnetten veririz.
Din Kur'an ve sünnettir. Geri kalanın hepsi de Kur'an ve sünneti anlama, yaşama ve yaşatma mücadelesi vermiştir. Yunus'u da, Hazreti Mevlana'sı da, Muhyiddin İbni Arabi'si de, Buhari'si de, Tirmizisi de, İbni Maci'si de, İmam-ı Azam'ı da, İmam-ı Şafi'si de, İmam-ı Malik'i de, Abdülkadir Geylan-ı Ahmet'e, Rufay-ı Ahmet el-Bedevi, bütün pir efendiler, bütün imam efendiler, bütün sahabeler, bütün ne kadar evliya, veli, mürşid, mürşid-i kamil, derviş, ne var ise, hepsi de Kur'an ve sünnetin anlaşılması, anlatılması, yaşanması için mücadele etmiştir.
Başka bir şey değil. Bunlardan herhangi bir birisinin sözünü veya birisini Kur'an ve sünnetten yukarı tutmak küfürdür. Kur'an ve sünnetten daha kıymetli tutmak, hadis-i şeriflerden daha kıymetli tutmak, hadis-i şeriflerin üzerinde görmek küfürdür. Bir kimse hacısının, hocasının, şeyhinin sözünü Kur'an ve sünnetin üstünde tutarsa küfürdür. Bir kimse çavuşunun, abisinin, eşinin, kocasının, dedesinin, babasının, anasının, sevgilisinin, kimi olursa olsun, sözünü Kur'an ve sünnetin üstünde tutması küfürdür. Severken ölçülü sev bu manadadır. Severken ölçülü sev bu manadadır. Sen üstadını, sen şeyhini Kur'an ve sünnetin üzerinde görürsen küfre düşmüş olursun.
Allah muhafaza eylesin. Hiç kimse, hiçbir sistem, hiçbir cemaat, hiçbir tarikat, hiçbir topluluk Kur'an ve sünnetin üstünde değildir. Gözünüzde herhangi bir şahsa, herhangi bir topluluğu, herhangi bir bireyi Kur'an ve sünnetin üstünde büyütür. Kur'an ve sünnetin üstünde görürseniz, vallahi de küfre düşersiniz, billahi de küfre düşersiniz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden işin felsefesine kayanlara söylüyorum. Meseleyi sadece felsefik boyutta alanlara söylüyorum. Allah muhafaza eylesin. Ahiretinizi perişan edersiniz. İmanı bozan haller nelerdir? Eh söyledik şimdi işte. Mustafa abi geçen çay topla dediler bana, içeriden bazıları da toplama sen dediler.
Bu iş vazife bana ait değil ama sonuçta burada çay dağıtanlar da toplayanlar da vazifeler bellidir. Onlar gönüllü yapıyorlar. O yüzden herkes burada kafasına göre çay dağıtacağım, bardak toplayacağım der ise düzeni kaçar. Neymiş sen acaba? Sırayla demişiz mi? Evet, o yüzden bu meseleye, bu meseleyle Hüseyin Aga ilgileniyor.
O yüzden normalde hizmet edecek olanlar sıraya giriyordur herhalde, isimlerini yazdırıyorlardır. Onlardan da uygun olanlara bu hizmet veriliyordur. Uygun olup da kaşına gözüne bakacak değiller. İşte yaşlı bir kimsenin elinden çay almak zor olur insanlara. Ama işte onlara bakıyorlardır filan herhalde bir ölçüsü vardır. Bir kadın bir erkeğe kocamsın, aynı erkek de benim karımsın derse İslam olarak tam olarak nikah olmuş olur mu? Evet, tam olarak nikah olmuş olur. Bir kadın adama sen benim kocamsın dese, adamsa evet sen de benim karımsın dese nikah nikahtır. Bir adam bir kadına dese ki benim karımsın, kadın da kabul etse, sussa, tebessüm etse evet der manasında nikah nikahtır.
İmar barışı, affı çıktı, müracaat etmeye karar veren, veremedik herhalde karar veremedik. Mülkiyeti olan kardeşler olarak müracaat edelim mi? Evet, lehinize olan her şeye müracaat edelim. Nargile satılan işletmeyi çalıştırmak caiz mi? Bu iş yeri bize ait olmasında bir sıkıntı olur mu? Olmaz. Allah bir kulunu severse meleklere nida eder. Mümin kullar da onu sever. Aynı durum Allah'ın sevmediği kullar için de mi geçerli? Gökten indiği sanılan kitaplar diyen birini sevmesek bu Allah'tan mı yoksa nefisten mi? Bu hadisi kutsidir. Allah bir kulunu severse Cebrail'ne nida eder.
Ey Cebrail ben filanca kulumu sevdim, gök halkına nida et onlar da sevsinler. Cebrail gök halkına nida eder. Ey gök halkı Allah bu kulunu sevdi, sizler de sevin. Gök halkı mümin kulların kalbine ilham eder. Kimlerin kalbine ilham ediyormuş? Mümin kulların kalbine ilham eder. Der ki Allah bu kulu sevdi, siz de sevin. Bu hadisi kutsi uzun sonrasında devam eder. Allah bir kulu sevmezse Cebrail'ne nida eder. Der ki ey Cebrail ben filancayı sevmedim, sen de sevme. Cebrail de, Cebrail de gök halkına nida eder. Der ki ey gök halkı Allah filancayı sevmedi, siz de sevmeyin.
Yine gök halkı mümin kulların kalplerine ilham eder. Der ki Allah filancayı sevmedi, siz de sevmeyin. Bu Buhari'de de geçer bu hadis-i şerif. Bu kütüb-i siddete de vardır, meşhurdur. Gökten indiği sanılan kitaplar diyen birini sevmesek bu Allah'tan mı yoksa nefisten mi demiş bu kardeşimiz. Bir kimse, la ila illallah Muhammeden Resulullah dediyse Müslümandır.
O kimse farzlara riayet edip, haramlardan gücünün yettiğince kaçıyorsa mümindir. Bu nafilelerle Allah'a yaklaşmaya gayret ediyorsa, Allah'ı seviyorsa o evliyadandır. Tekrar bunun altını çizeyim. Bir kimse, la ilahe illallah Muhammeden Resulullah dediyse Müslüman olur. O Müslüman olan kimse, farzları yerine getirip, haramlardan uzak durmaya gayret ediyorsa, gücünün yettiğince mümin olur. Farzları bir tamam yerine getirmek müminlik sıfatıdır. Günah-i keballerden uzak durmak, onlardan kaçmak müminlik sıfatıdır.
Bir kimse iman üzerine hırsızlık yapamaz. Bir kimse iman üzerine zina edemez. Bir kimse iman üzerine mümin kardeşinden faiz alamaz. Bir kimse iman üzerine içki içemez. Hadis-i şerif bunlar. Bir kimse iman üzerine namazını terk edemez. Namazı kasten terk etmek, küfür elametidir.
İmam-ı Şafi'ye göre küfür ehlidir. Namazı kasten terk etmek, orucu kasten terk etmek. İmam-ı Şafi'ye göre küfürdür. Bir kadının tesettürünü kasten terk etmesi. İmam-ı Şafi'ye göre küfürdür. Bakın İmam-ı Şafi'ye göre diyorum. Hanefiler bunları küfür olarak görmemişler. Ama bunların küfür olduğuna dair hadis-i şerifler var. Tehlikeli bir noktadır. Tehlikeli bir nokta. Hanefiler küfür görmemişler. Ben de küfür görmüyorum. Yanlış anlaşılmasın. Ama ve lakin tehlikelidir. O yüzden bir kimse farzlarını yerine getiriyor. Haramlardan, günah-ı keballerden gücünün yettiğince kaçıyorsa o kimse mümindir. O kimse nafilelerle Allah'a yaklaşma, Allah'ı sevme pozisyonundaysa o kimse evliyadandır.
Tekrar söylüyorum o kimse evliyadandır. O yüzden derim ben, Allah'ı zikredenlerle uğraşma. O yüzden derim ben, Allah yolunda koşuşturmaya çalışanlarla uğraşma. Dilini muhafaza et. Allah, Allah evliyasının koruyucusudur. Allah evliyasının intikamını alır. Allah evliyasının intikamını alır. Sen Allah'ın velilerine, Allah'ın evliyalarına, Allah'ı zikreden dostlarına karşı sen düzgün davran. Tokadın nereden geldiğini bilemezsin. Tokadın nereden geldiğini bilemezsin. Perperişan olduğunu görürsün. Allah muhafaza eylesin. O yüzden müminler, müminler, bir mümin topluluk, bir kimseyi seviyorsa, o kimsenin mümin olduğuna işarettir.
Namaz kılanlar, oruç tutanlar, bilhassa Allah'ı fîsebilillah zikredenler. Bir kimseyi seviyorsa dikkat edin. Ama siz dilinizi tutun ona karşı. Çünkü o Allah'ı seviyor, Allah da onu seviyor, Allah da müminleri onu sevdirmiş. Allah'ı zikredeni kim sevmez? Münafıklar sevmez. Allah'ı zikredeni kim sevmez? Gavurlar sevmez. Namaz kılanları kim sevmez? Gavurlar sevmez. İbadet edenleri kim sevmez? Münafıklar, gavurlar sevmez. Bir kimse Allah için ibadet ediyor, namazını kılıyor, orucunu tutuyor, Allah'ı zikrediyor. Gitmiş bir kapı bulmuş kendine.
Orada da Kur'an ve sünneti öğrenip Allah'a hizmet edeceğim diye uğraşıyor. Kim sevmez bunu? Bunu ancak gavurlar ve münafıklar sevmez. Bir kimseyi Müslümanlar, müminler sevmiyorlar. E demek ki Allah da onu sevmiyor. Allah muhafaza eylesin. Çocuklarınızın dini hayatlarına karışmayın. Çocuklarınızın tekkeye gelip gitmelerine karışmayın.
Çocuklarınızın Kur'an ve sünneti yaşama şevklerine karışmayın. Eşlerinizin Kur'an ve sünneti yaşama şevklerine ve isteklerine bu noktada gem vurmayın. Kadınlar, erkekler dini yaşamada birbirlerinize yardımcı olun. Babalar, çocuklarınızın dini yaşantılarına yardımcı olun. Bu noktada onların dini hayatlarını devam ettirmelerini kesinlikle ve kesinlikle inkıtaya uğratmayın. Allah cümlemizden razı olsun inşallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi