mustafaozbag.org

575. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 6 Eylül 2018 · 28:29

Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin, inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Kaderin üstünde bir kader vardır, bu sözden maksat nedir? Uzun bu mesele, bunu Arabî söyler biraz da, lef-i mahfuz ayrıdır, lef-i mahfuzun tecelliyatları vardır der, bu kaderle alakalı, bu çok şey değil. Yani günü geldiğinde, zamanı geldiğinde söylenmesi, konuşulması lazım. Uzun bir mesele.
İnce keçi derisine mest olur mu? Mest hakkında bilgi verir misiniz? Geçen hafta sormuşlardı bunu. Ben ince, kalın, önemli değil, önemli olan mest denilince mestin ayakta durması demiştim. Ayakta durursa çorap hükmünden çıkar. Ayakta durmazsa bu sefer çorap hükmünde olur, olmaz. İman edenler azdır. Çok azınız iman eder der. İman edenler az demez. Çok azınız iman eder sözü ile, iman edenler azdır sözü aynı değildir. Çok azınız, herkes iman etmiştir ama, hakiki olarak imanın kemale ermesi noktasında çok azdır bu. Bu o manada. Bir derviş neden bisiklet sürmemelidir? Böyle bir şey söylemedim. Bu da daha önce bu soru gelmişti. Kaderi biz mi yönlendiriyoruz yoksa Allah'ın yazdığı kaderi mi yaşıyoruz?
Kadere iman ederiz. Kaderin ne olduğu üzerinde hükmümüz yoktur. Bu sorular bu akşam mı? Geçen haftanın soruları değil mi bunlar? Bunları cevaplandırmıştım çünkü. Evet. Hepsi aynı. Geçen haftaki soruları neden? Atmadınız mı? Malum kurban bayramı önümüzdeki salı günü, Allah izin versin inşallah. Kurbanla alakalı birkaç tane hadis okuyorum diye niyet ettim inşallah.
Malum Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Medine-i Münevvere'ye hicret edince, kurban ve Ramazan bayramları Medine-i Münevvere'de tesis oldu. Mekke-i Mükereme'de bayram yoktu. Medine-i Münevvere'de bayram tesis oldu.
Bunu özellikle altını çizerekten söylüyorum. Şu yüzden altını çiziyorum. İslam'ın bölgelerde, beldelerde bir Mekke devri var, bir de Medine devri var. Bu anlayışı biz şimdi terk ettik, unuttuk. Evet, din tamam oldu ama dinin yaşanmasıyla alakalı, din indiriliş, vahiy noktasında tamam oldu. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sağlığında, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dinin bütün vecibelerini yerine getirdi ve getirtirdi.
Bu konuda eksiklik ve noksanlık kalmadı. Din tamam. Ama dinin yaşanmasıyla alakalı, şu anda Müslümanlar bu tamamı yaşayamıyorlar. Tam bir İslam yaşamak, dini vecibelerini yerine getirmek, şu anda dünyanın hiçbir yerinde Müslümanlar bunu başarmış değiller. Bunu ister biz Müslümanların eksikliğine verelim, istersek biz bunu hani Müslümanların üzerindeki baskı, Müslümanların üzerindeki terör, Müslümanların üzerinde oynanan oyunlar, Müslümanların üzerinde yapılan zulümler, Müslümanların kendi içlerinden satılmış devlet adamları,
siyaset adamları, askeri adamlar, ekonomik adamlar, bunlarla beraber bunları bir bütün düşündüğümüzde hepsinin de etkileri, hepsinin de bunun üzerinde değişik tecelliyatları var. Hepsi de bir bütünün içerisinde. Ama Müslümanlar şu anda dinlerini tam olarak yaşayamıyorlar. Biz yaşayabildiklerimizi yaşamaya, yapabildiklerimizi ayakta tutmaya gayret eden anlayıştayız.
Biz diyoruz ki neyi yapabiliyorsak şu anda yapalım. Yani normalde yaşayamıyoruz deyip de yapabildiklerimizi terk etmeyelim. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bunun mücadelesini verirken de bazı şeyleri es geçtiğimiz, bazı şeyleri görmediğimiz düşünülmesin. Biz Müslümanların Mekke devrinde yaşadığının bilincindeyiz. Müslümanlar bir Mekke devri yaşıyorlar. Müslümanlar o Mekke devrinden hatta daha sıkıntılı bir devre yaşıyorlar. Mekke döneminde Müslümanlar azdılar, bilinçliydiler, şuurluydular, mücadele ediyorlardı, direniyorlardı. Bu mücadele ve dirençlerini Medine-i Münevvere'ye taşıdılar. Medine-i Münevvere'de bu dirençleri, bu mücadeleleri devam etti. Ve Medine-i Münevvere'de bu dirençle, bu mücadeleyle ilk devletlerini kurdular.
İlk devletlerini kuraraktan İslam'ı bir bütün olarak yaşamanın, İslam'ı bir bütün olarak haykırmanın faziletine erdiler. Ve böylece biz o döneme altın çağ, altın devir, altın zamanlar olarak görüyoruz. Ama o Müslümanlar, o müminler öylesine direndirler, öylesine mücadele ettiler. Uğrunda can verilecekse, can ekonomik olarak para verilecekse, para mal verilecekse, mal eşten vazgeçmekse, eşten vazgeçmek, çocuktan vazgeçmekse, çocuktan vazgeçmek olarak o dirençlerini, o mücadelelerini her alanda, hem nefisleriyle olan mücadelede, hem de etraftaki müşriklerle, kafirlerle olan mücadelede,
dimdik durdular, direndiler ve devletlerini kurdular. Ve devletlerini kurduktan sonra, kurduktan sonra, hidayet güneşini bütün etrafa yaymaya başladılar ve yaydılar. Biz bunu biraz hazır miras olarak aldık. Ama Müslümanlar şu anda bu dirençte değiller, bu şuurda değiller, bu mücadele azmi yok. Hem nefisle olan mücadelelerinde, hem de gavurlarla olan mücadelede ne yazık ki bu dirençleri yok. Bu yok diye biz geri adım atma noktasında değiliz. Böyle bir şey düşünmeyin. Ama bunun şuuruna varalım, bunun bilincine varalım, bunun bilinciyle yaşayalım. Meseleyi toparlayacak olursak, kurban da Medine-i Münevvere'de kesilmeye başlandı. Kurban bayramı da Medine-i Münevvere'de tesis edildi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Müslümanlar için iki bayram tesis etti.
Birisi oruçtan çıkınca Ramazan bayramı, ardından da haçla alakalı kurban bayramı. Bunun her ikisi de kameri aylarla tespit edildi. Bunları değiştirmeye çalışıyorlar şimdi, değiştirmek istiyorlar. Bunun da altını çiziyorum, bu gecenin konusu bu değil. Bu gece biz kurbanla alakalı 3-5 hadis inşallah okumaya gayret edelim diye niyet ettim. Tekrar söylüyorum, bu kurbanla Ramazan bayram günlerini değiştirmeyi düşünüyorlar. Bunları normalde miladi takvime göre bir yere sabitlemek istiyorlar. Mesela Ramazan bayramını, Ramazan orucunu kışa getirmeyi, ardından da haccı da kışa getirmeyi, böylece işte kolaylık olsun, kolaylaştırınız terenenlisiyle Hadis-i Şerif'i istismar ederekten, Hadis-i Şerif terenenli değil bunlarınki terenenli, yapmaya çalışıyorlar.
Biz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri neyi, nasıl bize nasihat ettiyse, bize nasıl yaptıysa, kendisi Ümmet-i Muhammed'e nasıl uyguladıysa ve uygulattıysa, biz onun mücadelesini vereceğiz. O nasıl yaptıysa biz de öyle yapmaya gayret edeceğiz. O nasıl yaşattıysa biz de o yaşatma mücadelesini inşallah vereceğiz. Kurban bu manada, Hanefilere göre, tekrar söylüyorum, Hanefilere göre kurban kesmek, zekat veren kimselere vaciptir. Zekat veren kimselere. Şafiye göre nafile bir ibadettir. Ama Hanefilere göre vacip bir ibadettir. Kime? Kendisi zekat veren kimseye. Kim zekata mütalikse.
Kadınsa kadın, erkekse erkek. Kadının altınları var. Altınlar zekat miktarınca, var ise kadın kurban kesmekle mükellef. Erkeğin parası varsa erkek kesmekle mükellef. Eğer yapabiliyorlarsa, kadının parası olmasa dahi, erkeğin eşinin niyetine de kurban kesmesi caiz midir? Er cevap caizdir. Hadis-i şerif, ey Fatıma, kurbanın için kalk ve yanında bulun. Onun kanının her damlasına karşılık senin geçmiş günahların bağışlanacaktır. Dedi ki, Hz. Fatıma, bu sadece biz Ehli Beyt'e mi mahsustur yoksa bütün Müslümanlar da buna dahil midir? Bilakis bize de ve tüm Müslümanlara da şamildir buyurdu. Kurban kesenlerin, kurbanlarının başında durmaları, kurbanlarının başında durmaları sünnettir.
Kadın erkek kurban kesiliyorsa, kadınların da, erkeklerin de kurbanlarının başında bulunması, kurban kesimine bizatihi dahil olmaları gerekir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri birkaç yıl kurbanını kendisi boğazladı. Ondan sonra vekaleten etrafındaki asap boğazlamaya başladı ama hepsinin başında bulundu. Öyle evde otur, marketin birisinden kurbanı al, paketlenmiş bir şekilde eve gelsin. Evde otur, otur ondan sonra internetten bir yerlere vekalet ver. Evde kurbanla uğraşma, bu sünnette yok. Sünnet olan kurbanının başında bizatihi durman ve kurbanını kesmen. Sünnet olan bu.
Ben sünnet-i seniyyeyi savunan insanım. Ben sünnet-i seniyeden zerrece sapmaya çalışan bir kimse değilim. Yapabilirim, yapamam, bu ayrı bir meseledir. Ama fikir olarak, düşünce olarak, istikamet olarak sünnet-i Resulullah'tayım. Tekrar söylüyorum, öyle vekalet ver, başka yerlerde kurbanını kessinler, sen evinde otur, paketlenmiş olarak kurbanın gelsin. Bu sünnet-i seniyye de yok. Ya nerede keseceğiz? Siz kesmeye devam edin. Belediyeler size kesimhaneler yapsın. Her mahalleye kesimhane yapsın. Dilekçe verin. Dilekçe verin. Şehirleşmeleri İslam'a göre yapsınlar. Madem ki bu ülkenin yüzde doksanı Müslüman, bu Müslümanlar kurban kesecekler.
Kurban kesecek. Sokakta kesme. Sen kesim yeri yap o zaman. Kesim yeri yap. Millet sokakta kesmesin. Her şeyi düşünüyorlar ya. Ev alırken müteahhite soruyor musunuz? Kardeş, bu sitenin kurban kesimi nerede olacak? Bu sitenin cenaze yıkama işi nerede olacak? Bir kimse öldü, cenazesini burada yıkamak istiyor. Burada bu sitenin içerisinde bin kişilik daire yapmışsın. Bin daire var, iki bin daire var, beş yüz daire var. Bunun camisi nerede? Bakkalını düşünüyorsun, çakkalını düşünüyorsun, alışveriş merkezini düşünüyorsun.
Evlerin altına kocaman, devasa dükkanlar yapmasını, mağazalar yapmasını düşünüyorsun. Camiyi düşünmüyorsun. Nerede namaz kılacak bu insanlar? Almış olduğunuz evlerden ezan sesi duyuluyor mu? Ev aldın, ezan sesi duyuluyor mu kardeşim? Yürüyerek namaza gidebilecek kadar cami yakın mı? Bir kilometre içerisinde, iki kilometre içerisinde cami var mı? Ecdat her mahalleye bir cami yapmış. Her mahallede bir cami yapmış ecdat. Madem Müslümanız, belediyeler bunu düşünmek zorunda. Kesim yerleri yapsınlar, halka açık.
İnsanlar kurbanlarını kessin. Herkes kurbanının başına geçsin, kessin. Kapitalistleşiyoruz. Kapitalistleşiyoruz. Kurban bayramında, Ramazan bayramında tatil. Nereye? Antalya'ya. Nereye? Bilmem ne otellerine. Ne yapacak? Tatil yapacak. Bayramdan bir gün, iki gün önce bayramda burada olamayacağız. Hayırlı bayramlar dileriz sizden. Defo git, nereye gidiyor sanki? Ne hayırlı bayramı? Annesini bırakıyor, babasını bırakıyor, çoluğunu çocuğunu bırakıyor, akrabalarını bırakıyor, bir yerlere gidiyor.
Neymiş? Bayramda işte fırsatmış da bir dokuz günlük tatil yapıyorlarmış. Güzel. On dokuz gün kalk, yüz on dokuz gün kalk. Orada kalk, dönme geri. Kapitalist sistem. Farkında değiliz. Ne yapacak? Arkadaş tamam. Kestir. Bilmem hangi market. Anadam yıl boyu her türlü içkiyi satıyor, yıl boyu her türlü her şey, melaneti işliyor, kurbanda kurban satıyor. Bu şuna benziyor. Yıl boyu bütün melaneti işliyorlar, Ramazan'da iftar veriyorlar. Nerede Ramazan iftarı? Filanca lüks otelde.
Beş bilmem neli otelde. İftar var. Fukarayla iftar eden yok, mahallelerde iftar eden yok, varoşlarda iftar eden yok. Nerede? Filanca otelde iftar verdi. Hangi filanca iş adamı? Alkışladık seni. Kapitalist şerefsiz. Bir de Müslümanlık taslayacak bize. Filanca kimse filanca otelde filancalara iftar verdi.
Olur. Kapitalist yaşıyoruz. Daha doğrusu deccallaşıyoruz. Deccallaşıyoruz. Başka bir şey değil. Şimdi kurbanı da aynı yapıyorlar. E ne olacak? Çıkar birisi ondan sonra balıktan da kurban olur. Çıkar birisi ondan sonra horozdan da kurban olur. Çıkar birisi ayakkabıdan da kurban olur der. Bizimle alay eder. Biz de ona sessiz kalırsak. Tabii ne olacak ki? Ne olacak ki? Birisi çıkıp da buna dur dermezse ne olacak ki? Neden? Vakıflar, cemaatler, adı vakıf, adı cemaat, adı tarikat, vekaletle kurban kesme teren annesiyle milletin parasını topluyorlar. Hala daha devam ediyorlar.
Ya hani bu FETÖ yaptıydı bunu çok kızmışlardı. E siz ne yapıyorsunuz? Hani kötüydü, yanlıştı. Ne onun izinden gidiyorsunuz şimdi? Aynısını yapıyordu o da. Ne farkınız var? Farkınız ne? E siz de topluyorsanız kurbanları, siz de topluyorsanız böyle milletin parasını, yarın öbür gün siz de bir ihtilal yapabilirsiniz. Para olunca azıyor demek ki insanlar. E kızdınız, tuğ kaka dediniz, herkes. E şimdi ne yapıyorsunuz? Doğruysa neden kızdınız o zaman? E doğru değil, e neden yapıyorsun?
Bırak millet kurbanını kessin, etini de derisini de nereye istiyorsa versin. Allah bizi affetsin. Amin. Rabbim cümlemize akıl fikir versin inşallah. Amin. Enam suresi ayet 162. Şüphesiz namazım, kurbanım, ölümüm, diriliğim Allah içindir. O zaman kurbanımız da ne olacakmış? Allah için olacakmış. Et için değil. Kurban ibadet. Et için değil. Allah için. Kanını Allah için akıtacaksınız. Et bayramı değil. Kurban Allah için olan bir ibadet. Allah bizi affetsin. Amin. Kurban bayramı günü Sıla-i Rahim hariç Ademoğlu kurban kanı akıtmaktan daha üstün bir amelde bulunamaz.
O zaman kurban bayramında en üstün amel neymiş? Kurban kanı akıtmakmış. Ey insanlar! Her yıl her hane halkına bir kurban, bir de atire kesmek gerekir. Atire nedir bilir misiniz? Atire, recebiye dediğiniz, receb ayında kesilen kurbandır. Demek ki o sene receb ayına, receb ayında da kesilen kurbanı da ne yapmış?
Şey almış, kurban bayramına almış. Önceden büyükler bunu arife günü keserlerdi. Arife günü bir hayvan keserler. Onu da derlerdi ki bu işte nezir kurbanı. Onu keserler, dağıtırlardı. Bir de kurban bayramının birinci günü kurban keserlerdi. Bunu yaparlardı büyükler. İbni Ömer, bir adam ona kurban kesmek vacip midir diye sordu. Şu cevabı verdi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, Müslümanlar kurban kesmişlerdir. Allah Resulü ve Müslümanlar kurban kesmişlerdir. Adam soruyu tekrarladı. Bunun üzerine cevabı anlamıyor musun? Allah Resulü ve Müslümanların kurban kestiklerini söylüyorum dedi. Bir, iki tane daha hadis okuyacağım inşallah. Enteresan bunlar.
Birincisi, kimin imkanı olup da kurban kesmezse, namazgahlarımıza asla yanaşmasın. Ya bir kimse vacip olan kurbanı, veyahut da nafile önemli değil, kurban kesmeye muktedir olur da, o kimse kurban kesmezse diyor, namazgahlarımıza yaklaşmasın. Allah muhafaza eylesin. Burada bir hadis var, enteresan.
Bunu da okuyacağım, meseleyi bitireceğim. Kurban gününü bayram yapmamla emroldum. Allah onu bu ümmet için bayram konmuştur. Hadis-i Şerif. Bir adam ona dedi ki, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine, sütünden istifade ettikten sonra, geriye verecek olduğum dişi bir hayvandan başka bir şey bulamazsam, onu kurban edeyim mi? Hayır. Arkasını iyi dinleyin. Kendi saçlarından biraz al, tırnaklarını kes, bıyıklarını kırp, etek tıraşı ol. Allah katında bunlar, kesecek olduğum kurbanının yerine geçer. kurban kesmeye muhtedir olmayanlar, kurban kesmeye muhtedir olmayan, parası yok, hayvan bulamadı, olabilir, kıtlık oldu, hayvan bulamadı.
Veyahut da işte ne bileyim, kalktı bayram sabahı, kurban alırım diye, gitti pazara, yok. Veyahut da, parası yok. O kimse ne yapacakmış? Bir, biraz kendi saçlarından kesecekmiş, tırnaklarını kesecek, bıyıklarını kırpacak, etek tıraşı olacak. Bu da diyor, kurbandan alacak olduğun, sevaba karşılık olur. Demek ki muhakkak yine bir şeyler kesecek. Arnaşıldı. Allah, Rabbim cümlemizin kurbanlarını kabul etsin. İnşallah. Kesmeyenleri de kesecek, kudret nasip eylesin. Amin. Bir de neymiş? Dişi hayvan. Sütünden ve doğurganlığından istifade edilen hayvanlardan mümkün olduğunca uzak duracaksınız. Ola ki, bu da bir ayrı bir sünnet.
Ola ki, bir kıtlık olur, bir şey olur. Ama hayvan kısırsa, bir sıkıntı yok. Allah'ımı yesin inşallah. Mehdi zuhur ettiğinde zamanın kutbu ve diğer mürşidi kamiller ona biat edecekler mi? Onların makamı Mehdi'den yüksek değil mi? Mehdi zuhur ettiğinde bütün ehli maneviyat tıpış tıpış gidecek, ona biat edecek. İnşallah. Fâle minnehu Lâh

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi