mustafaozbag.org

571. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 27 Temmuz 2018 · 30:25

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Oku ayeti ile bizden ne istenilmektedir? Neyi okumalıyız? Bu ayet Kur'an-ı Kerim'in dışındaki pozitif bilimler ile ilgili kitapları da kapsıyor bu. Siz peygamberseniz oku ayetine muhatapsınız.
Çünkü oku ayeti Hz. Muhammed Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin muhatap aldı. Bu ayeti kerimeyi böyle insanlar işte bize bu muhatap, ondan sonra biziz bunun muhatabı. Peygamber'e husisi söylenilen, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin husisi hukukunu Ümmet-i Muhammed kendi üzerine söylenmiş gibi atfederse O zaman kendisini peygambermiş gibi görür.
Mesela sadece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ile alakalı ayet-i kerimeler vardır. Veyahut da sadece onun ailesi ile alakalı, eşleri ile alakalı, kendisi ile alakalı ayet-i kerimeler vardır. Biz bu ayeti kerimeleri bütün ümmete mütalik olarak algılarsak, bunu böyle yorumlarsak o zaman örneğin Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin eşleri, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin Sağlığında da veya öldükten sonra da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin başka bir kimseyle evlenmeleri caiz değil.
O zaman bunu da mı biz kendimize muhatap edeceğiz? Veyahut da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri geriye hiç mal, miras bırakmadı. Biz bunu da mı kendimize ölçe edineceğiz? Oku ayeti kerimesi, oku ayeti kerimesi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin şahsına yönelik. Biz onu dinleyip itaat edeceğiz. Ümmet-i Muhammed'e de diyor ki, iman et ve dinledim ve itaat ettim de diyor.
Biz bunu dinledik ve itaat ettik deyin diyor. Biz dinleyip itaat etmeyi, iman edip salih ameller işlemeyi atmışız kenara. Okucak, herkes okucak. Hayatı okucak. Al oku, alemi okucak. Al oku, dinle. Ümmete düşen, kula düşen dinlemek. Dinleyip itaat etmek. Hz. Mevlana Celaleti Ruma Hazretleri de mesnevinin başında dinle diyor. Neden? Okuyan birisi var zaten. Kime oku emri verilmiş? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ne. Bize dinlemek emri verilmiş. Biz okuyanı dinleyeceğiz.
Biz okuyanı dinleyerekten salih amel işleyeceğiz. Ne yapacağımızı öğreneceğiz. Nasıl amel işleyeceğimizi öğreneceğiz. Benim anladığım bu. Yani ama ümmet ha bire işin felsefesine düşerse, hep konuşacak, hep okucak. Bu mesele filanca yerde, fişmanca yerde geçiyor. Harika. Oku, bütün kitapları oku. Onunla alakalı geçmiş ümmetlerle alakalı diyor ki, onlar birer kitap yüklü eşek gibiydiler. Kitap yüklü eşek. Oku, oku, oku, oku. Kitap yüklü eşek ol, çık. Amel yok. Allah sizi inandırsın. Bugünkü ümmet-i Muhammed sahabeden daha bilgili. Sahabeden daha bilgililer.
Sahabeden fazla biliyorlar zahiri olarak. Bugün Müslümanlar biliyorlar. O kadar çok biliyorlar ki, hocalardan fazla biliyorlar, şeyhlerden fazla biliyorlar, alimlerden fazla biliyorlar, peygamberden bile haşa fazla biliyorlar. Adam peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini dahil sorguluyorsa, onun üzerinde de konuşuyorsa, hadislerini inkar ediyorsa, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini eleştiriyorsa, o peygamberden yüce tutuyor kendini.
Dünkü müşriklerden farkı yok. Dünkü müşrikler de aynıydı. kendilerini Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle eşdeğerde tutuyorlardı. Hatta yüksek tutuyorlardı. Diyorlardı ki, bu fakir, bu yetime mi tabi olacağız? Diyorlardı ki, biz bu ümmiye mi tabi olacağız? Diyorlardı ki, biz bu deliyi mi dinleyeceğiz? Bu aklını yitirmiş, deli olmuş bu kimseyi mi? Bu Mecnun'u mu dinleyeceğiz? O günkü müşrikler bunu söylüyorlardı. Ve o müşrikler Hz. Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ne söylüyorlarsa, bugünkü müşrikler de aynı şeyleri söylüyorlar. Farklı bir şey söylemiyorlar. Bakın farklı bir şey söylemiyorlar.
O yüzden bugünkü ümmeti Muhammed, yani kendi dairesinde sahabeden fazla bilgili, sahabenin içerisinde elli tane ayet-i kerimeyi hıfzında tutan çok azdı. Yüz tane, iki yüz tane ayet-i kerimeyi hıfzında tutan çok azdı. Bir gazada yetmiş tane hafız şehit oldu, telaş etti bütün herkes. Yetmiş tane hafız var çünkü. Seksen, doksan tane hafız var. Yetmişsi şehit olunca hafızların cihada gitmeleri yasaklandı. Hafız o kadar az. Şimdi hafızdan geçilmiyor. Geçilmiyor, bilenden geçilmiyor. Neden? Herkes çok okuyor. Ama dinlemiyor kimse. Okuyor, bu haram dinlemiyor.
Namaz farz dinlemiyor. Tesettür farz dinlemiyor. Kumar haram dinlemiyor. Zina haram dinlemiyor. Dedikodu haram dinlemiyor. Gıybet haram dinlemiyor. Hırsızlık haram dinlemiyor. Uyuşturucu haram dinlemiyor. Adaletle davranmamak haram dinlemiyor. İş yerinde adalet yok, evlerde adalet yok, devlette adalet yok, sokakta adalet yok, hiçbir yerde adalet yok.
Ama dinlemiyor. Her yerde fuhuş almış götürmüş, dinlemiyor. Uyuşturucu almış götürmüş, almış başını gitmiş, dinlemiyor kimse. Sabah saat 10 adamın şakülü kaymış, öyle yürüyor. Bir Allah'ın kulu onu nerede içtin, nereden buldun, nereden sattın? Bakmıyor bile ona. Dinlemiyor. 155'i arıyorsun, gelin burada uyuşturucu çekmiş, adam burada yatmış, upuzun bir olay yaptı mı diyor. Yok bir olay, upuzun yatıyor orada. Diyorum ya aradınız mı? Aradık hocam diyorlar. Ne dediler diyorum ben. Bir olay yaptı mı diyorlar. Lan bu adamın olayı yapacak hali mi var? Upuzun yatıyor adam. Nereye olay yapacak?
E uyuşturucu kullandığı belli. Al, götür, hapset, yargıla. Kimden almış onu bul. Araştır. Aldığı yeri tut. Gidiyor gençlik. İnternetten satılıyormuş ya. Millet internetten satıyormuş. Kargoyla gönderiyorlarmış. Dinlemiyoruz ki. Kur'an'ı dinlemiyoruz ki. Sünnet-i Resulullah'ı dinlemiyoruz ki. Fıkıh sahiplerini dinlemiyoruz ki. Allah bizi affetsin. Ama elhamdülillah. Hepimiz okuyalım. Münazara yapacak olan çok.
Tartışacak olan çok. Toplanıyorlar. Din tartışıyorlar. Televizyonda da din tartışıyorlar. Kimler din tartışıyor televizyonda? Namaz kılmayanlar. Namazsız. Oruçsuz. Zikirsiz. Fikirsiz adamlar din tartışıyor. Ha bize ibadet bir başkasının sorulmaz. Sorulmaz eyvallah soramayız. Tamam. Kardeşim namaz kılmayana yemeğini namaz kılan yesin diyor. Hadis-i şerif. Birine yemek yedireceksin namaz kılan yesin diyor. Kimin sözünü dinleyeceğiz şimdi? Namaz kılmayanım. Kimin sözünü dinleyeceğiz? Abdestsiz adam. Kimin sözünü dinleyeceğiz? Sünneti inkar edeni.
Kimin sözünü dinleyeceğiz? Mezhepleri inkar edeni. Kimi dinleyeceksin? Sosyolog taslamam. Bu ülkede din üzerine ahkam kesen en önemli adamlardan birisi taslamam. Kimin müridi? Kıbrı şeyin ne o? Adnan'ın. 180-200 kişi aldılar taslamam dışarıda. Ulan ne zaman alacaklar bunu diye bekliyorum ben. Neden? Hadisleri inkar ediyor. Dini ifsad etmeye çalışan bir kimse. Dokunmuyor kimse. Adnan'ın çıktığı yer neresi?
Akit gazetesi. Böyle konuşunca kızıyorlar. Hocam Akit gazetesini neden söylüyor? Ya orada yazıyordu adam. Orada tanıdık adamı. Siz tanıştırdınız. Başkası mı tanıştırdı? Siz koydunuz adamın boy boy resimlerini, yazılarını. E kim? E aynı taslamamda Adnan'ın müridi. Tabi Adnan hiç kimsenin müridi. Adamın şeyhi yok. Ama en güzeli de abim göndermiş. Bir Twitter'dan şey ne o neydi o ya bir bursevi var ya onun daha önceki şeylerle ne o sözleriyle son sözlerini göndermiş.
Aslında şimdi kim Adnan'ın müridi ise hepsinde toplamaları lazım. Gelin bakalım ya. Aslında öyle olması lazım. Ya normalde Fethullah Gülen cemaatıyla alakalı öyle yapmadılar mı? Adam gazetenin önden geçmiş onu da alıp götürdüler. Adam bir gazete abonememiş. Nereden abonem olduysa aldılar götürdüler. Adam ne o bankasıya para yatırmış. Adamı aldılar götürdüler. E şimdi Adnan'ın bütün müridlerini de alıp götürmeleri lazım. Aslında aynı yapmaları lazım. Haksızlık yapıyorlar. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme la ilahe illallah cennetin anahtarı değil mi dendi de Evet öyledir ama dişsiz anahtar olur mu?
Dişleri olan anahtarın varsa kapının açılır. Yoksa kapalı kalır. Açılmaz cevabın adı. Bu hadisteki anahtarın dişi olarak anlatılmak istenen nedir? Oradan alıntı yapılmış herhalde. Bu meşhurdur bu hadis-i şerif. Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gece yarısı bu birkaç sefer olan bir meseledir. Bir sahabenin hurmalığı var. Oraya gidiyor. O hurmalıya gidiyor. Hazreti Ayşe annemiz de onu takip ediyor. Nereye gidiyor diye. Neyse gece o hurmalıya gidiyor. O hurmalıya giriyor. O hurmalıkta birileriyle görüşüyor. Ondan sonra orada olduğunu görünce Ayşe annemiz dönüyor geri. Tabi Ebu Hureyre o da orada. Onu arıyor. Ve Ebu Hureyre hurmalığın içerisine giriyor.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri orada. Ona diyor ki ya Ebu Hureyre ilk gördüğün kimseye tebliğ et. Kim la ilahe illallah derse kurtuluşa arar diyor. Ebu Hureyre de diyor ki bana inanmazlar ki. Ama bu sözü ben söylesem buna bana inanmazlar. Tabi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gece böyle dışarı çıkınca tabi eşleri filan herkes haberse gönderiyorlar. Hani Hazreti Muhammed yok. Ne oldu gibisinden. Tabi herkes aramaya çıkıyor. Bu konuda Ebu Hureyre radallahu aleyhi ve sellem hazretleri hurmalığın duvarından dışarı atlıyor. Atladığında Hazreti Ömer Efendimiz'e denk geliyor. Elinde de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin terlikleri, ayakkabıları, neyse.
İlk hemen onu tebliğ ediyor. Diyor ki Hazreti Muhammed Mustafa buyurdu. Kim la ilahe illallah tersse kurtuluşa erer. Ebu Hureyre radallahu anh hazretleri, Hazreti Ömer radallahu anh hazretlerin yanında daha cürümsüz. Göğsünü onun bir vuruyor. Sakın bunu kimseye söyleme diyor. Nerede Hazreti Peygamber? Burada diyor. İkisi beraber bu sefer hurma bahçeliğine tekrar giriyorlar. Diyor ki ya Resulallah sallallahu aleyhi ve selleme. Böyle demişsiniz. Ne am? Evet söyledim diyor. Bunu diyor ümmet duyarsa Vallahi kimse ibadet etmez. La ilahe illallah demek yetermiş. Hiç kimse ibadet etmez. Değince Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki La ilahe illallah. Hani anahtar, salih ameller de onun dişilleri gibidir diyor.
Hadis-i şerifi metni bu. O yüzden La ilahe illallah anahtar, salih ameller. Başı namaz kılmak, oruç tutmak, salih ameller. İnsanlara iyilik yapmak, salih ameller. Haramlardan uzak durup helal dairede yaşamak. Allah bizi onlardan eylesin. Hazreti Mevlana, Ahmet, Yesevi, Yunus, Emre, Sarı Saltuk hazretleri gibi İslam büyüklerinin hayatlarını konu alan romanlar yazan yazar arkadaşlar var.
Bu arkadaşlar kitaplarını bastırdıkları yayın evinden telif ücret alıyorlar. Bu ücreti aldıklarından dolayı Bakara 79'da vay o kimselere ki elleriyle kitabı yazarlar. Sonra da onu az bir karşılığa değişmek için bu Allah'ın katındandır derler. Vay ellerinin yazdıklarından dolayı onların haline, vay kazandıklarından dolayı onların haline, ayetine işaret edilen kişilerden olurlar mı? Hayır. Çünkü bu geçmiş Hristiyan ve Yahudilerle alakalı bu ayeti kerime. Onlar normalde kendi yazdıkları kitapları İncil'miş gibi, Tevrat'miş gibi. Bu İncil, bu Tevrat diye yazarlardı. Hala da devam ediyorlar. O yüzden yaklaşık 5000'in üzerinde İncil oldu. Konsülde toplandılar.
Aşağı indire, indire, indire, … tartışa tartışa, bağırışa çağırışa. En son dörde indirdiler. Hatta dörtten fazla, beş, altıydı, yediydi. Ondan sonra Barnabas İncil'i de vardı. Ama Barnabas İncil'i İsa Aleyhisselam'ı peygamber olarak tanımladığından baba, oğul, kutsal ruh üçlemini reddettiğinden dolayı onu da reddettiler. Ve kim Barnabas İncil'ini okursa o küfür ehledir dediler. Böylece İncil'leri dörde indirdiler. Ama şimdi de o gün için dörde indirdiler. Şu anda Hristiyan dünyada İncil'ler tekrar çoğaldı. Hristiyan dünya bunun tartışmasını yapıyor şimdi. Normalde oturuyorlar. İşte Hristiyan dünyada İncil'den alıntılar diyerekten veya İncil üzerinde çalışmalar diyerekten yeniden İncil arttı şu anda Hristiyan dünyada.
Tevrat arttı Yahudi dünyada. Onlar böyle artınca tekrar orada tartışma başladı. İşte bu Tevrat değil, bu İncil değil, kendi elleriyle yazmış oldukları o yazıları Allah'ın katından deyip de böyle söyleyenler için bu ayeti kerime. Yoksa normalde oturmuş bir kimse roman yazmış. Romanın kendisine ait. Veyahut da işte Yunus Emre'nin hayatını romanlaştırmış. Kendisine ait. Bundan bir şey çıkmaz. Veya Hazreti Mevlana, Celal-i Rum Hazretlerinin hayatını normalde yazmış. Bundan bir şey çıkmaz. Veya işte Mesnevi'den bir hikaye anlatıyor. Bu hikaye anlatan, yazan kimse Mesnevi hikayesini kullanıyor. Bu ayrı bir mesele. Ona ne yapacak, ne edecek? Ha onlar bir şey demezler.
Yani Mesnevi'nin bu şekilde hani tanınmasına, bu şekilde anlaşılmasına yardımcı oluyorlar. O cepheden de bakabiliriz. Ama bu ayeti kerime bunların içine girmez inşallah. Hazreti Peygamber'in hayatının konunu alan kitapı yazmak isteyen kişi nasıl bir yöntem izlemeli? Yani normalde aynı Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin de hayatını bir kimse oturup yazabilir. Yöntem olarak eğer doğru bir onun biyografisini yazacaksa veyahut da doğru bir şekilde hayatını anlatacaksa hadis kitaplarından faydalanması lazım. Kendi imkanıyla bastırıp bedelsiz mi dağıtmalı. Bizim ölçümüz bu. Ama herkes bu ölçüye uyacak diye bir kaide yok. Bu bizim kendi içinde bulunduğumuz tasavvuf vakfıyla alakalı.
Biz vakıf olarak dinle alakalı herhangi bir şeyden hizmetin karşılığında bir ücret almamayı, bir şey yapmamayı kendimize distur edindik. O yüzden biz de sufilikle alakalı, dinle alakalı bir hizmet var ise eyvallah biz ondan bir ücret talep etmiyoruz. Almamayı kendimize bu noktada şiar edindik. İnşallah bu böyle devam eder gider. Hiç kimse hiç kimseden zikrin karşılığını, semanın karşılığını ücrete tevdi etmez. Veyahut da Allah rızası için bir şey yapıyorum diyerekten onun karşılığında insanlardan ücret toplu olamaz. Yayın evine bastırıp aldığı telifi hayır kurumuna mı bağışlamalı? Kendilerinin bileceği bir iş. Bu bizi ilgilendiren bir şey değil.
Allah bizi affetsin. Rabbim bizi Kur'an ve sünnetin üzerinden nemalanan para kazanan sufiliğin üzerinden nemalanan para kazanan kimselerden eylemesin. Bu konuda bizleri muhafaza eylesin. Bu konuda istismara uğratacak, istismara uğrayacak olmaktan bizi uzak eylesin. O yüzden gözünüzü, kalbinizi din ve sufilikle alakalı meselelerde belli bir ücret, belli bir karşılık almaya yönlendirmeyin. bu fakir yaklaşık işte 30 yılın üstünde böyle bir sufi hayatın içerisinde ben kendi içinde bulunduğum dervişlerin derviş grubunun haricinde diğer başka derviş grubu cemaat, cemiyet, tarikat adına ne derseniz deyin.
Onlardan benim aldığım tecrübe şu. kim sufili ve dini kendi nefsine istismar ederse birey olarak sonunda helak oluyor. Cemaat, tarikat olarak da helak oluyorlar. Bu böyle bir yılda, üç yılda, beş yılda, on yılda çıkacak bir mesele değil. bakıyorsun bir yerde adam bir şeyler yapmış, saklamış, gizlemiş kendince. Ama sonradan bir yerden bir bomba patlıyor, perperişan oluyorlar. Kadın erkek hiç önemli değil. İşte gelmiş dergaha girmiş dervişliğini kullanaraktan evleniyor.
Dervişliğini kullanaraktan evleniyor. Sırf evlenmek için. Sonra bakıyor işine bir hatun alıyor buradan derviş rahat edeceğim diyor. Ondan sonra derse gidemezsin, gelemezsin, gidemezsin. Bomba patlıyor evde. Bomba patlıyor. Gelmiş bir şeyin ucundan tutmuş bir istismar etmiş ortalığı kendince. Bomba patlıyor evde. Allah muhafaza eylesin. Amin. Hiç böyle ben iki yakası bir araya geleni görmedim. Bu yol imtihan olur insan burada. Sufi topluluk imtihan yeridir. Biz sizi anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla imtihan ederiz.
Ayet-i kerime onu bir kimse burada bu sufi hayatın içerisinde burada yaşar. Annenle, babanla imtihan olursun, olursun. Eşinle imtihan olursun, olursun. Çocuklarınla imtihan olursun, olursun. Malınla imtihan olursun, olursun. son nokta canınla da imtihan olursun. Olursun. Öyle gel kardeşim dergaha gir, işin düzelir. Gel kardeşim dergaha gir, evlenirsin. Gel kardeşim dergaha gir, zengin olursun. Gel buradan ders al, ay işlerin düzene girer. Böyle demeyin kimseye. Aldatmayın. Kardeş, annenden, babandan, eşinden, çocuğundan, malından, canından imtihan olursun. Olursun. bu dünyada cennet arayana cennet yok.
Mümin isen bu dünyada rahat da yok. Mümin isen bu dünyada rahat da yok. Tabii Türkiye'de bir de Türkiye'de Müslümansan, burada la ilahe illallah Muhammeden Resulullah dediysen devletle de imtihan olursun. Öyle bir şey yok. Evet. Canım rahat da olsun. Ya da bize oradan, o kazandan gelmemiş. Kazan kazansa, kazanları sıralamışlar ya. Ben öyle diyorum, adamlar anlatıyorlar, maşallah sizin kazanınız ayrı demek ki diyorum ben. Nasıl diyorlar, valla bizim kazandan hiç böyle gelmiyor bize. Bizim kardeşlere de, bize de öyle bir şey yok.
Öyle yani böyle problemsiz, sıkıntısız bir gün geçirsek herhalde kurbanlar keseceğiz. Bugün ne oldu da böyle oldu? Bir başımıza bir iş mi gelecek, dert mi gelecek? hani başımıza başka bir şey mi gelecek diye Allah muhafaza eylesin. Kendi kendimize şüphe ederiz, hamdolsun. O yüzden öyle bir şey yok. O yüzden Rabbim cümlemizi nefsimizin kaldıramayacağı imtihanlardan uzak eylesin. o yüzden bir kimse bir dergaha girdi orada dervişlik yapacağım derse o yüzden sıkıntısı olur. Olmaz dersek o zaman sıkıntı o zaman başlamıştır. Ama istismar eden yani dinden geçinen dini istismar eden sufili istismar eden yolunu istismar eden onlar için büyük sıkıntı var.
Rabbim bizi bundan muhafaza eylesin. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi