mustafaozbag.org

57. Mesnevi Şerhi (381-389 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 5 Aralık 2020 · 26:26

A benim canım, önce farenin zararını gider de ondan sonra yığmaya giriş. Burayı okuduyduk herhalde, öyle değil mi? Evet, önce farenin zararını gidermek, ibadet ederken insanlar, iyi ameller işlerlerken, o kimsenin üzerinde tesiri kalmaması, o kimsenin üzerinde herhangi bir şeyin tesir etmemesi, o kimsenin üzerinde bir şeyin kalmaması, bir imanını kemale ermediğinden olabilir.
Yapmış olduğu günah-ı kebâre, devam ediyorsa bir günah-ı kebâre, o yüzden o günah-ı kebâre devam ettiği için, bir taraftan toplayıp, bir taraftan gidebilir. Gidiş olan her yer, fare deliği. Fare alıp götürüyor onu. O zaman önce o gideri kapatmak lazım. Bu ticarette de aynıdır. Evin içinde de aynıdır. Bir kimse giderlerini kısar, iktisat ederse, iktisat eden zengin olur. İktisat eden zengin olur.
Sen bugün beş lira kazanır, beş lira harcarsan, sende bir şey birikmez. Sen beş lira kazanıyorsan, dört lira harcayacaksın. Üç lira harcayacaksın. Bir başkasının nefsini de düşüneceksin. Birinci derecede çoluğunun çocuğunu düşüneceksin. İktisat edeceksin. O iktisattan asla şaşmayacaksın. Çünkü senden, senden bekleyenler var. Sorumlulukların var.
Aynı şekilde manevi olarak da iktisat edeceksin. İbadetin edip yalan söylemeyeceksin, yemin etmeyeceksin, gıybet etmeyeceksin, dedikode etmeyeceksin. Bu noktada serkeşçe harcamayacaksın. Oruçlusun, gıybet etme. Oruçlusun, dedikode etme. Oruçlusun, dilini muhafaza et. Sen dilini muhafaza etmezsen, orucun sende bir etkisi kalmayacak. Alacak götürecek. Açlık kalacak sana.
Açlık kalmaması için, sen bu noktada iktisat et. İktisat et ki, sana kalsın bir şeyler. Devam ediyoruz. O gönüllere gönül kesilenin haberlerinden birini duy. Hani, namaz ancak gönül huzuruyla tamamlanır der. Bu hadis-i şerifin bir kısmıdır. Namaz, gönül huzuruyla tamamlanır. Yani senin gönlünde çıfıt çarsısı olmayacak. Sen namazdayken alıp satmayacaksın. Namazdayken kavga etmeyeceksin. Namazdayken birilerine laf yetiştirmeyeceksin. Namazdayken sen, kafan başka işlerle, gönlün başka işlerle oluşmayacak. Sen namazdayken, kafan namazın dışında başka işler bitirmeyecek.
Fabrika kurup, malı üretip, ihracat, ithalat yapıp, çok zengin olup, uçaklarda gezmeyeceksin namazda. Namazda gönül huzuru gerek. Yaptığın yanlışlıklar gelmesin namazda. Yapma yanlışlık. Birisinin parasını tırtıkladığın namazda aklına gelmesin. Yapma öyle bir şey. Birinin kalbini kırdıysan, birinin gönlünü kırdıysan, birini incittiysen, namazda aklına gelecek bunlar. Bir gönül kırdıysan namaz, namaz değil. Kırma gönül. Kimseyi incitme. Kimseye zulmetme. Edebe riayet et. İnsanlara zulmedip namaza durduğunda, o namaz sonuçta taşın üstünden akıp giden su gibi olacak. O kimseye bir etkisi, bir faydası olmayacak. Allah muhafaza eylesin.
Gönül huzuru olacak. Gönül, bütün namazda gönül huzuru aranırsa, Oruçta da gönül huzuru aranır. İbadetlerde gönül huzuru aranır. Zikrullah'ta gönül huzuru aranır. Sohbette gönül huzuru aranır. Sen her demde gönül huzurunu hep muhafaza et. Bu neyle mümkün? Bu senin hayatında edeplere riayet etmenle mümkün. Bu neyle mümkün? Senin Kur'an'ını, dinini, imanını düzgün yaşamanla mümkün. Eğer sen düzgün yaşamazsa, Gönül huzuruna erişemeyeceksin. Gönül huzuruna erişmen gerekir. Gönül huzurunla yaşaman gerekir. Gönül huzurunla yaşayacaksan, Günah-i Kabalilerden uzak durup, Haramlardan uzak durup, Zulümden, edepsizlikten uzak durup, Hayatını gönül huzuruyla yaşayacaksın.
Hani derler ya, anlım açık diye. Anla açık dolaşacaksın. Gönül huzuruyla. Bu neyle mümkün? Bu Allah'a karşı olan vazifelerini yerine getirme. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine karşı vazifelerini yerine getirme. Bu günlük hayattaki vazifelerini yerine getirme ile alakalı. Edebe, erkana, riayet etmek ile alakalı. O zaman o kimsenin gönlü huzur içerisinde olacak. Namazda huzurullahi yakalayacak. Çünkü namaz çok önemli. Namaz o kadar önemli ki, Namaz, mükaşefedir bir taraftan. Namaz bir taraftan miraçtır. Namaz bir taraftan seyr-i sülüktür. Namaz bir taraftan meleklerle selamlaşmadır. Namaz bir taraftan müminlerle selamlaşmadır.
Namaz bir taraftan bütün ümmet-i Muhammed ile dualaşmadır. Namaz bir taraftan Allah'la konuşmadır. Namaz bir taraftan Allah'la alışveriştir. Namaz, namaz, dinde yıkılan son kale demiş Hazreti Peygamber Efendimiz. O zaman o namazın gönül huzuru içerisinde olması gerekir. Yalam yapşak namaz kılınmayacak. Yalam yapşak namaz kılınırsa yalam yapşak kalır. İbadetler yalam yapşak yapılmayacak. Oruç tutmuşsun, Ramazan geliyor. Orucun tadını çıkar. Orucun adabına uy. Orucun erkanına uy. Dilini muhafaza et, gözünü muhafaza et. Elini ayağını muhafaza et. Uzuvlarını muhafaza et. Orucu ıhlamur gibi tut. Muhallebi gibi bir oruç tut.
Ama melekleş orucu tutarken. Hatta melekleri gör tebessüm et. Bunların orucu yok de. O yüzden bunlar bize yetişemez de. Öyle yürü ki melekler senin arkandan yetişemesinler. Öylesine oruç tut. Öylesine namaz kıl ki. Öylesine namaz kıl ki. Namaz beklesin seni. Bir dahaki namaza kadar. Namaz seni beklesin. Hani ribat odur ki. Bir kimse namazını kılar. Diğer namaza niyet eder. O ribattır diyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Sen öyle bir namaz kıl. Namaz seni beklesin. Desin ki ya. Beni öyle bir kimse kılacak ki şimdi. Cenab-ı Hak öyle bir kimseye beni nasip etmiş ki. Cenab-ı Hak beni öyle birisine vermiş ki.
Ben onunla daha da kutsallaştım. Daha da mübarek değiştim. Ben onunla Allah katına. Allah'ın katına çıkabildim. Çünkü namaz. Dosdoğru kılınırsa Allah'ın katına çıkar. Allah'ın katına çıkan namaz. Bu noktada kendi içerisinde de o Cenab-ı Hak'a hamd eder. Ve kendisini kılana dua eder. Çünkü o Allah'ın katına çıkma şerefine ulaştı. Bu ne muhteşem bir şeydir. Veya sen öyle zikrullah yap ki. Senin yaptığın zikrullah Allah'ın katına çıksın. Yolda kalmasın. O ne muhteşem bir zikrullahtır ki. Sahibine dua eder. Der ki ya Rabbi onu affet. Çünkü o öylesine beni zikretti ki.
Ben senin katına çıktım. Ben senin katına çıktım. O beni öylesine tesbih etti. Öylesine tesbih etti ki. Ya Rabbi ben senin huzurullahına çıktım. Onu affet. Hatta hadisi kutsu da der ki. Allah bildiği halde sorar. Ne istiyor? Melekler derler ki diyor cevap. Sorarlar ona ne istiyorsun? O der ki beni zikredenin affolmasını istiyorum. Melekler derler ki diyor. Ya Rabbi. Sana malumdur ama. Kendisinin zikredeninin affolmasını istiyor. Cenab-ı Hak der ki. Ey melakelerim şahit olun. O beni zikrettiği anda. O kulum beni zikrettiği anda ben onu affetmiştim. Çünkü öyle bir zikrullah etti ki.
Adabına, erkanına uygun, edebine uygun zikretti. Öylesine zikretti ki. Zikirden başka bir şey kalmadı. Kendisi kalmadı. Öylesine bir Allah dedi ki. Kendisini de yaktı. Alemi de yaktı. Öylesine bir namaz kıldı ki. Kendisini kalmadı ortada. Namaz kaldı. Öylesine dua etti ki. Kendisi kalmadı ortada. Dua kaldı. Öylesine Kur'an okudu ki. Kendisi kalmadı ortada. Kur'an kaldı. Ne kadar okuduğun değil. Ne okuduğun da değil. Nasıl okuduğun. Ne kadar okuduğun değil. Ne okuduğun da değil. Nasıl okuduğun önemli.
Sizi İsm-i Azam'a verseler. Sen İsm-i Azam'ı böyle kale almadan okursan. Bir işe yaramaz. Herkes İsm-i Azam'ın peşinde ya. İsm-i Azam sensin. İsm-i Azam sensin. Sen öyle ol ki. Sen öyle ol ki. Sen Allah'la yüzleş. Sen öyle ol ki. Cenab-ı Hak buyur kulum desin sana. Sen öyle ol ki. Allah vaat etmiş. Benim öyle kullarım var ki. Bir şey ol deseler. Olur diyor. Ol deseler. Allah'ın öyle kulları var ki. Bir şey ol dese diyor. Olur. Hazreti Ömer Efendimiz diyor ki. Allah'ın öyle kulları vardır ki. Onlar yağmur yağ deseler yağar.
Onlar İsm-i Azam olmuş kendileri. O zaman sen öyle ol. İsm-i Azam ol sen. İsm-i Azam'ın peşinde koşma. Sen İsm-i Azam ol. Sen öyle ol. Allah'ın sıfatı senin üzerinde tecelli etsin. Sen öyle ol. Ama sen öyle olmadıktan sonra neyi ne kadar zikrettiğin önemli değil. Benim gibi kuru bir tahta olsan, yetmiş bin kez günde Allah dese neye yarayacak? Kuru tahta, hani Yunus der ya sen kara bir taşsın, denizin içinde olsan da su almazsın ki de. Sen bir kara taşsan, denizin içine düşsen ne olacak ki? Taş taştır, su almayacak. Sen kendini taşlıktan çıkarmaya gayret et. Gönlünü taş etme, zulmetme, zalimlik etme. Zulm edersen, zalimlik edersen, edebe riayet etmezsen gönlün taş kesilir senin.
Gönlün taş kesilir. O zaman zulümden, adaptan, erkandan dikkat et. Zulümden uzak dur, adap, erkana da dikkat et. Riyayet et. Öyle küstahlık etme. Öyle serkeşlik etme. Öyle bir büyük zatın lafını alıp da kendi kendine böyle bir şey zannetme. Vardır ya öyleleri. Beyazlı Vestami'nin lafını diline dolamıştır. Beyazıt mı oldun? İbrahim Ethem Hazretleri'nin bir sözünü diline dolar. İbrahim Ethem mi oldun? İbrahim Ethem attı, iğnesini balıklara getirdi. Senin iğneni getiren var mı? Onun lafından caka atma. Senin iğnen ne varsa, balık, senin iğneni getiriyorsa, ooo, öpelim seni başımıza tac edelim. Başkasının lafından kendine ahkam kesme.
Yok. Vardır öyleleri. Öyle ol sen. Sen öyle ol. Yağmur yağ de, yağsın yağmur. Biz de bereketlenelim senden. Biz de bereketlenelim. Öyle birinin sözünden kalkıp da kendini o noktada koyma. Serkeşlik bunlar. Küstahlık bunlar. Edepsizlik bunlar. Kendini velilerin sınıfına koyma. Edeb et. Kendini peygamberlerin sınıfına koyma. Edeb et. Kendini iyilerin sınıfına koyma. Edeb et. Tevazu göster. Eksik gör kendini. O gönüllü huzurunu yakalayana bu. Sen Yunus mu oldun? Yunus oluncaya kadar, 18 yıl, tekkenin kapısında yatmış. Sen 18 yıl bir tekkenin kapısında yat. Sen olduysan o zaman çık.
Senin oldum demene gerek yok. Senin Yunus olduğunu rüyasında görür millet. Gelirler sana. Edeb et. Allah muhafaza eylesin. O gönül huzurunu yakala. Allah muhafaza eylesin. Ambarda hırsız bir fare yoksa, peki 40 yıllık kulluk buğdayı nerede hani? E ambarda bir fare yok. Ambarda fare yoksa, 20 yıllık dervişliğin nerede? Ambarda bir fare yoksa, benim gibi 30 yıllık dervişliğin nerede? Ambarda fare yoksa, 50 yıldan beri ben bu dergâhta dervişim de nerede? Ambarda fare var. Ambarda fare var. Sen önce o farenin deliğini tıka. Sen önce o fareyi çıkar ambardan. Sen önce o ambardaki farenin bağından kurtar kendini. Fare sana bir bağ atmış.
Fare sana bir bağ atmış. O küçücük fare olarak gördüğün şey, senin kazandığını yiyip bitiriyor boyuna. Sen bir çengel yemişsin. Bir bağ yemişsin sen. Oturmuş fare senin üstüne. Fare deveye bir çengel atmış, oturmuş. Fare devenin üzerine kaykılmış duruyor. Bıyık bıyık vuruyor devenin üstünde. Neden? Gaflette deve çünkü. Deve gaflette. Farenin çengelini yemiş, oturmuş. Deve gaflette. Allah muhafaza eylesin. Her günün parça parça meydana gelen gerçekliği neden ambarımızda toplanmıyor? Her gün sen parça parça ibadetler ediyorsun. Beş vakit namaz kılıyorsun. Günlük ders çekiyorsun, zikrullah yapıyorsun.
Kendince ibadet noktasında bir şeyler yapıyorsun. Ama bir yerden gedik var, bir yerden açık var, gidiyor. Çakmak taşından birçok kıvılcımlar sıçradı. O yanmış, yakılmış gönül hepsinde kabullendi. Fakat karanlıkta gizlenmiş bir hırsız var ki, kıvılcımlara parmak basmada. Böyle küçük kıvılcımlar oluyor gönülde. Namaz kılıyorsun, bir böyle kıvılcım çakıyor. Bir anlık aydınlanıyor. Bir ibadet ediyorsun, bir anlık aydınlanıyor. Bir Allah diyorsun, bir aydın kaydınlanıyor. Bir kıvılcım çakıyor kalbinde. Kıvılcım, çakmak taşının kıvılcımı. Devamiyet yok. Zaman zaman. Uraşırsın ya çakmak taşının kıvılcım çıksın diye. Çat çat çat … Uraşırsın, 4-5 vuruşta bir kıvılcım çıkar. 5-6 vuruşta, 10 vuruşta bir kıvılcım çıkar.
Çakmak taşı bu. Bu normalde 5-6-10 vuruşta bir taş çıkıyor. Senin de günlük namaz kılıyorsun, işte bir Allah diyorsun, bir kıvılcım çıkıyor. Devam ediyor. Fakat karanlıkta gizlenmiş bir hırsız var ki, o kıvılcımlara parmak basmada. O gönlünde yanan o anlık kıvılcımlara bir karanlıkta birisi var. O da kıvılcım çıkarken parmağını basıyor, söndürüyor. Aydınlanmıyor gönlün. Ya diyorsun ki ya ben de namaz kılıyorum. Daha namaz kılarken, kıvılcım çakarken kalbindeki fareler o kıvılcıma bir parmak basıyor. Ya benim neden kalbim ilham almıyor? Kıvılcımla da hemen senin kalbine bir parmak basan birisi var. Kin var, kibir var, tevazu yok.
Büyüklenme var, kendini beğenme var. Başkalarını hor hakir görmek var. Cimrilik var, edepsizlik var, hayasızlık var. Ona buna laf uzatmak var, ona buna dil uzatmak var. Suizan var, mühtan var, haram var. Sen kıvılcım çakıyor ama o kıvılcımın arkası yok. Bir, gönül aydınlanacak ama içeride karanlık paralel bir güç var.
Oturmuş yerleşmiş paralel güç. Daha kıvılcım çıkarken parmak basıyorlar. Aydınlanmıyor kalbi. Gönlü aydınlanmıyor. İçeride karanlık. Bu ne? İnsanın kötü nefsi. Bu insanın kötü nefsi. Haramlardan uzak olmamak, edebe riayet etmemek, ince eleyip sık dokunmamak, diline geleni söylemek. Hani Yunuslar ya, ele geleni yersin, dile geleni dersin, böyle dervişlik dursun, sen derviş olamazsın.
Bana söylemiş. Tevazu etmiyorum ha, bana söylemiş. Eline geleni ye, dilene geleni de. Ha onu bırak canım, o öyledir. Ha o mu? Ya onun neleri var bir bilsen. Neyi var ya? Gel bir anlatayım. Ooo! Gitti. Karanlık güç devrede. Nefis devrede. Sen uyursun, nefis uyumaz. Hani su uyur, düşman uyumaz derler ya. Su uyur, nefis uyumaz. Su sakinleşir, nefis sakinleşmez. Düşmanlık, düşman sakinleşmez hiç. Nerede düşman varsa, nefsin, düşmanın senin mücadele edip, onun üzerine oturuncaya kadar sen mücadele edeceksin. O var ya böyle hani kovboy filmlerinde deli beygirler var, kovboylar binmek için uğraşıyorlar ya.
Nefis onun gibi bir şeydir. Dizgine girmek istemez. Sen maharetini göstereceksin, bineceksin beygirin tepesine. Nefissiz hayat yok. Çünkü seni menziline götürecek olan yine o nefis. Ama sen dizgini gevşet, anında atar seni üstünden. Yemini vereceksin, suyunu vereceksin, bir güzel tımarlayacaksın onu. Lazım sana. Ama gemi de takacaksın ona. Gemi takmazsan seni üstünden atar. Senin istikametine gitmez. Senin istikametinde gidecek. O zaman nefis atına bin. Gemi tak üstüne. Ve onu seyr-i süluka götür. Onu Kur'an ve sünnete sür. Onu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin izine sür.
Onu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yoluna sür. O yoksa seni helak eder. Yoksa seni perişan eder. Allah muhafaza eylesin. İşte o karanlıkta gizlenmiş hırsız, alacak götürecek. Aydınlanmasını istemiyor. Orası aydınlanırsa hırsız görülecek çünkü. Hırsız tanınmak istemiyor. Bir yerde odanın içerisinde birisi dolaşıyor. Bir tıkırtı var. Ev sahibi gördü. Işığı yakarsa hırsızın kim olduğunu görecek. Işığı yakmazsa hırsızı görebilecek mi? Hayır. Hırsız ne yapar önce? Görünmemek için şalteri kapatır. Hırsız görünmeyecek çünkü. Şalteri kapatır ki görünmesin kendisi. Ev sahibi tanıcam diye uğraşır.
Hemen illaki neden? Karanlıkta körsün. Karanlıkta körsün. Hırsız o kör değil. İmtihan bu. Gönlünün aydınlanması lazım. Kalbinin aydınlanması lazım. Bu neyle mümkün? İman. Ondan sonra farzları yerine getirme. İbadet. Haramlardan uzak durma. Nafilelerle Allah'a yaklaşma. Ve Allah'ı sevme. Bunlar senin üzerinde bulunacak. Bunlar senin üzerinde bulunursa gönlün aydınlanacak o zaman. Öbür türlü gönlün karanlıkta. Karanlıkta olunca ha bire hırsız senin kazandığını götürecek. Kazandığını götürecek yok bir şey.
Allah bizi affetsin. Gökyüzünde bir ışık bile parlamasın diye o kıvılcımları bir bir söndürmede. Demek ki bir ışık parlamasın diye ne yapıyor? Bir bir söndürüyor. Gökyüzü bir kimsenin bu noktada kalbidir, aklıdır. Kalbidir, aklıdır. Nefis hep bunları köreltmeyi ister. Yardımların bizimle oldukça o aşağılık hırsızdan korkar mıyız hiç?
Allah'ın yardım olunca ne olur? O hırsızdan korkulmaz. Bir adımla binlerce tuzak bile olsa sen bizimle olduktan sonra hiç gam yok bize. Demek ki Allah'la yakın olursa insan ne yapacak? O hırsızların tuzağından kurtulmuş olacak. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cenab-ı Hak umduklarımıza nail eylesin. Korktuklarımızdan hız muhafaza eylesin. Alem-i İslam'a birlik beraberlik nasip eylesin. Cenab-ı Hak inşallah memleketimize de yardım etsin. Memleketimize dirlik birlik nasip eylesin. Memleketimizi idare edenleri hayırlı eylesin. İdare edenleri de hayırla idare etmeyi nasip eylesin. El-Fatiha'ma selamat.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi