mustafaozbag.org

562. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Mart 2018 · 52:07

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Dinimizde Peygamber Efendimiz'in zamanından bugüne değişebilecek şeyler ve değişemeyecek şeyler nelerdir? Değişiklik var ise günümüzde neden değişti? Değişiklik yok ise neden değişmedi? Örneğin evlilik için evlenecek kişilerin birbirini görmesi değişebilir mi? Ya da Peygamber Efendimiz'in sünnetlerinde günümüzde değişim olabilir mi? Evet. Bu İslam tarihi boyunca hep tartışılmış. Ben İslam tarihi deyince Adem'den itibaren alıyorum.
Benim için İslam tarihi Adem Aleyhisselam'dan itibaren devam ediyor. Çünkü bütün dinler, bütün dinler İslam'dır. Adem Aleyhisselam'dan sonra bütün peygamberler kendi dönemlerinde, kendi isimleriyle anılsa da hepsi de Muhammed'dir. Hepsi de. Çünkü bütün peygamberler peygamberlik nurunu Muhammed Mustafa adına almışlardır.
Aslında üzerlerindeki peygamberlik nurları emanettir. Çünkü ilk peygamber Hz. Muhammed Mustafa'dır ve o peygamberlik nuru Hz. Muhammed Mustafa'ya özeldir. Ondan sonra gelen ilk insan ve yeryüzüne gönderilen ilk peygamber, Adem Aleyhisselam Muhammed Mustafa'nın nurunu vekaleten taşımıştır. Ta ne zamana kadar gerçek nurun, peygamberi nurun sahibi Muhammed Mustafa'ya gelinceye kadar.
Ve hepsi de peygamberlik öğretilerini Muhammed Mustafa'nın nurundan almışlardır. Ve hepsi de yine Muhammed Mustafa'nın şefaatine, Muhammed Mustafa'nın bu noktadaki makam-ı mahmuduna muhtaçtırlar. Şimdi öyle olunca Adem Aleyhisselam'dan itibaren bütün peygamberler aynı zamanda Muhammedi bir peygamberdir. Ama kendi zamanlarında kendi isimleriyle anılmışlardır.
Yakubi, Yusufi, ondan sonra İsevi, Musevi, İbrahimi gibi. Bütün kitaplarda, bütün kitaplarda aslında Kur'an'dır. Çünkü Kur'an kendisinden gelmiş olan bütün kitapları tasdik ettiği gibi kendisinden önceki, kendisinden önceki peygamberleri de tasdik eden ve kendisinden önce getirilen bütün hikmetleri de tasdik eden bu kitapların anası hükmündedir.
Ümmül kitaptır. Kendisinden önce gelen bütün kitaplar onun çocuğu hükmündedir. Böyle olunca Adem'den itibaren bütün dinler İslam, Adem'den itibaren bütün peygamberler de Muhammedidir. Ve Adem'den itibaren aklı evveller, Adem'den itibaren aklını şeytana kiraya verenler, aklını şeytanlaştıranlar, aklını şeytanla yoğuranlar, dinin içerisindeki Kur'an'la ve sünnetle sabitlenmiş olan veyahut da Tevrat'la, hikmetle sabitlenmiş olan veya İncil'le, hikmetle sabitlenmiş olan dinin hem yaşanabilirliği hem de hükümlerinin üzerinde tartışmalar yapmışlar.
Bu tartışmalar yeni değil. Dinin kendi otoritesini kabul etmek istemeyen, içi münafık dışı Müslüman, içi gavur dışı Müslüman insanlar hep ola gelmişlerdir. Bu dindarların içerisinde ola gelmiştir, dinin içi dinini yaşıyorum diyenlerin içerisinde ola gelmiştir. Kralların içerisinde, komutanların içerisinde, felsefecilerin içerisinde, kendilerini bilim adamı olarak görenlerin içerisinde bunlar ola gelmiştir.
Bunlar yeni tartışmalar değildir. Bunlar kadim bir tartışmadır. Neden kadim bir tartışmadır? Bu tartışmayı ilk ortaya atan şeytandır. İnsanların içerisinde dinin, dinin hukukunu ve hükmünü tartışmaya açan Adem'in çocuğudur. O güne bugüne Adem'in çocukları ikiye ayrılmıştır.
Bir tarafta Habilciler vardır, bir tarafta Kabilciler vardır. Yol keskindir. Ortası yoktur bunun. Bir tarafta Habilciler vardır. Bir tarafta da Kabilciler vardır. Dinin İncil'deki de hükmü meydandadır. Tevrat'ın da hükmü meydandadır. Kendi zamanlarında. Zemur'un da hükmü kendince, kendi zamanında meydandaydı. Yakup'a da, Yusuf'a da, Kenan'a da, İsmail'e de, İshak'a da indirilendiği farklı bir din değildi. Ama o günün insanları kendilerince, kimisi dinde otoriteydi, kimisi siyasette otoriteydi, kimisi ekonomide otoriteydi, kimisi sosyal bilimlerde otoriteydi, kimisi felsefede otoriteydi.
Ama namaz kılmak bugünkü Müslüman'a nasıl zor geliyorsa, oruç tutmak bugünkü Müslüman'a nasıl zor geliyorsa, nasıl bugünkü Müslümanlar hem lay lay lom yapalım hem de Müslüman olalım diyebiliyorlarsa, geçmiş dönemde de vardı. O gün içinde yüksek devletler, zengin devletler, kuvvetli devletler vardı. O gün için o yüksek devletler, kuvvetli devletlerin başındaki siyasi ve askeri otoriteler, dinin herhangi bir hükmü hoşlarına gitmezse, o hükmü değiştirmek için mücadele ediyorlardı. Bunu tarih kitaplarından baktığınızda, bunları görmeniz, okumanız mümkündür. Baktığınızda görürsünüz, hani meşhur ya bu ara Mesnevi'den neydi Yahudi Padişah?
Zünivas'ı okuyoruz, öyle değil mi? Ondan örnekler veriyoruz. Şimdi açın Tefsir-i Taberi'yi, Tefsir-i Taberi'den Zünivas'ın hikayesini okuyun. Zünivas'dan bir hikaye anlatayım size. Zünivas kafayı bulur, kafayı bulunca kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girer. Kendi kız kardeşiyle cinsel ilişkiye girince kendilerine gelirler. Kendilerine geldiklerinde der ki kız kardeşi, bunu artık nasıl temizleyeceksin? Zünivas bu utançta ne yapacağını şaşırır ve şuna karar verir. Der ki devrin din adamları, ya benim bu nikahımı kabul ederler kız kardeşimle olan izdivacımı, ya da onları ateşle doldurulmuş hendeklere atarım.
Buruç ayetindeki, Buruç suresi ayet 4-5-6-7 bunu anlatır. Hz. Mevlana Celaletin Rumi, Mesnevi'sinde bu hikayeye işaret eder. Kendisinden 2000 yıl önce olan bir hadiseyi Mesnevi'de hikaye eder. Mesnevi'ye neden dil uzatırlar? Mesnevi'deki hadiseler hikaye adı altında çok keskindir. Dil yumuşaktır, özü keskindir. Seni öyle bir şeye benzetir ki sen maymunlaşır gidersin. O zaman o gün o Yahudi padişah nasıl kendi işlediği haltı örtmek için mevcut din adamlarını hendeklere doldurulmuş ateşle korkutup dinin özünden saptırmaya çalışıyorsa ve bir kısmı da sapıyorsa her dönemde bunlar olmuştur.
O yüzden Cenab-ı Hak İsa hakkında diyor ki ona kitabı ve hikmeti verdim. Cenab-ı Hak Musa Aleyhisselam diyor ki ona kitabı ve hikmeti verdim. Cenab-ı Hak bütün peygamberlerle alakalı o hikmet doluydu. O hikmet ehliydi. Ona hikmeti verdim diye bütün peygamberleri hikmet ehli yapar. Hikmet ehli dini anlayan kimsedir. Hikmet ehli dini anlayıp yaşayan kimsedir. Bunların en zirvesinde peygamberler vardır ki onların zirvesinde de Muhammed-i Mustafa Abadır. O yüzden dini yenileceklerse niye yenilecekler bilmiyorum da o zaman bilin ki bu bir Vatikan oyunudur. Bu bilin ki dini yenilemeye çalışanlar Mossad'ın, CIA'nin, Vatikan'ın emrine girmiştir.
Bu kim olursa olsun biz dini yenileceğiz derken sizde bu hak var mı? Siz papa mısınız? Kim yenilecek? Hangi hükmü kaldıracaksınız? Hangi hükmü değiştireceksiniz? Eğer bir ayet-i kerimenin yaşantıya tecelliyatını değiştirecekse bir kimse bu her kim ise senin aklın Muhammed-i Mustafa'dan fazla mı? Sallallahu aleyhi ve sellemden. Sen abdest alma şeklini değiştirirken Muhammed-i Mustafa'yı nereye koyacaksın?
Sallallahu aleyhi ve sellemi. Sen peygambere uymadığın müddetçe gavurun tekisin. Kim olursan ol. Her kim Muhammed-i Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve selleme tabi olmazsa gavurdur o. Her kim Muhammed-i Mustafa'nın sünnet-i seniyyesini reddederse gavurdur o.
Her kim dinin hukukunu ve hükmünü değiştirmeye çalışıyorsa gavurdur o. Gavur gavur. Nikahı fasit olmuştur. Namazı, abdest, orucu, haccı fasit olmuştur. Onun hiçbir ibadeti kabul olunmaz. O kendisi de fasit olmuştur. Ve her kim Müslüman o kimsenin dediğini kabul ederse o da gavur olmuştur. Onun da haccı, zekatı, orucu, namazı fasit olmuştur. Ve bir kimse bunu bile bile kabul ederse bütün ibadetlerini iade etmesi gerekir. Haç dahil buna. Benim bu söylediklerim de şimdi diyecekler ki bunları nereden buldun?
Açın Mehmet Ziyahettin Gümüşhanevi'nin Elfaz-ı Küfrünü açıp okuyun. Bu dini yenileme çalışmalarının içerisinde ne yazık ki Türkiye'deki bir kısım İngiliz menşeili nakşibendiler var. Dini yenileme çalışmalarının içerisinde İngiliz menşeili Müslüman kardeşler var.
Bunların isimlerini vermiyordum. Ama iş öyle çığırından çıkıyor ki artık. İş öylesine çığırından çıkıyor ki. Büyük bir oyun var. Büyük bir oyun var. Anadolu topraklarındaki Müslümanlar her ne pahasına olursa olsun Kur'an ve Sünnet'ten vazgeçmediklerini gördükçe oyun üzerine oyun kuruyorlar.
Oyun üzerine oyun kuruyorlar. Kendimi ve sizi meth etmek için veya belli bir noktaya koymak için söylemiyorum. Boğazımızı sıksalar, meydanlarda assalar yine de Kur'an ve Sünnet'ten vazgeçmeyeceğiz. Bu bizim hiç değişmeyen ana kaidemiz olacak. Hiç değişmeyen ana kaidemiz olacak.
Bu fakir 30 yıldan beri söylüyor. 30 yıldan beri diyorum ki ey bu memleketi idare edenler, ey Diyanet, ey bu memlekete ilahiyatçılar, hepiniz bir araya gelin. Bu iştahatları yenileyin. Bunun arkasındaki gizli amaç şu, Diyanetin ve aynı zamandaki ilahiyat fakültelerinin bu konuda yavaş davranmasının, bu konuda gevşek davranmasının perde arkasında şu, insanlar dinlerini rahat bir şekilde yaşayamasınlar.
Bundan 500 yıl önce, 300 yıl önce, 700 yıl önce, 1000 yıl önce verilmiş olan iştahat bugün için yaşanabilir değil. Bu iştahatı değiştirmedikleri müddetçe Müslümanlar kendilerini yenileyemeyecekler. Buradaki hata Kur'an'da ve Sünnet'te değil. Buradaki hata dinin önündeymiş gibi görünen Diyanet'te ve buradaki hata dinin önündeymiş gibi görünen ilahiyattaki kadrolardır. Sen bir bayanın bir bayanın seyahatle alakalı meselesini yenileyecek iştahatı getirmezsen bu insanların önüne, bu insanlar kendilerince bakarlar, bir kadının 80 kilometre illere seyahat etmesi uygun değil. Böyle din mi olur muşter ettirirsin? Tehlike bu.
Oysa sen ilim ehliysen Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yol güvenliğini sağladığı bir kadını yanında mahremi olmadan seyahate gönderdiğini, kendi evine gönderdiğini koyarsan oraya al sana iştahat kapısı açılır. Bunu yapmamalarının sebebi insanları sünnet-i Resulullah'tan soğutmak, insanları imamların iştahatından soğutmak, insanları dinden soğutmak. Bu oyunun içindeler hepsi de. O yüzden sufilere kızıyorlar. O yüzden ehli sufiye, ehli tasavvufa savaş açıyorlar. Sebep? Ehli tasavvuf çünkü bu oyunun farkında. Kalben farkında, ilhamen farkında, salih rüyalarla farkında. Kalbine gelen ilhamlarla farkında. O yüzden ehli tasavvuf bunun mücadelesini veriyor.
Ehli tasavvufun devletten makam beklentisi yok, mevki beklentisi yok, para beklentisi yok, sırtının sıvazlanması beklentisi yok, ensesinin okşanması beklentisi yok. Gerçek bir ehli tasavvufun sufinin devletten ihale derdi yok, hükümetten ihale derdi yok, belediyeden ihale derdi yok, belediyeden arşa kapma derdi yok, devletin milli arazilerini kapma derdi yok, devlet erkanının karşısında el pençe büküp, burada Kur'an-ı Kerim kursu açacağız, burada yurt açacağız, burada bilinen ne açacağız, bize şunu peşkeş çekin derdi
yok, para derdi yok, senin kitabını bahsedelim, aylık 10 bin dolar vereceğiz derdi yok, ama bu ahlaksızlar, bu içi münafık, dışı gavurlar, sünneti Resulullah'a alabildiğince savaş açıyorlar, her koldan, her koldan, ve işte böyle, diyorlar ki, bu normalde çok masum geliyor, öyle değil mi, evlilik için evlenecek kişilerin birbirlerini görmesi değişebilir mi, yoksa peygamber efendimizin sünnetlerinde günümüzde değişim olabilir mi, haklı, evlenecek olan görüşme, görüşmede 3 sefer diyor hadis-i şerifte, 3 sefer görüşeceksiniz
diyor, sünnet bu, orada duruyor, biz bütün kardeşleri bunu tavsiye ediyoruz, diyoruz kardeşim 3 sefer görüşeceksin, 4. görüşme yok, ama insanların canı sevgili olmak istiyor, bugünkü tabirle, ne yapacak, görüşecek, konuşacak, koklaşacak, sevişecek, zina yapacak, ondan sonra diyecek ki, ten uyuşmazlığı oldu, ondan sonra diyecek ki, elektrik alamadım ben, ondan sonra diyecek ki, filanca zamanda hani halama çaya gittiydik ya, ee, ya sen halama ters bakmışsın orada, kız yemin millah edecek, ben ters bakmadım, o diyecek ki,
ters bakmışsın, olmaz, şimdi adam burada, dergahta değil, adam kızla nikahlandı, dedim, bak nikahlısın, yanlış yapma, nikahlanmışsınız, adam bir yıl sonra benim karşıma geldi, ne dedi biliyor musunuz, ben bunu boşayacağım dedi, hayırdır dedim ben, hayırdır, hayırdır, dedi ya annemle rahat geçinemiyorlar, ben böyle beynim dönmüş, kalktım masadan, yakasını topladım, ben dedim, dergahta size şerefsizliği mi öğretiyorum lan dedim, senin kız kardeşin olduğunu düşün, bu duruyor şimdi, bu ağzını tuttum böyle, bu ağzını, Allah'ını dinine,
imanına söyle lan dedim, sen bu kızı dedim, karım dedin de, yattın mı dedim ben, korkusundan baktı, evet dedi, lan şerefsiz dedim, senin kız kardeşin olduğunu düşün, eğer dedim, sen bu kızı alma, seni vuracağım, sen çünkü dergahı kullanarak, kandırıyorsun dedim, defol git, seni dergahta da istemiyorum, ama dedim, bu kızla evleneceğim, bana dedim, düğün kartını getireceksin, korkusundan aşağı, bizim Said'e bırakmış, gitmiş, bunu mu yaşatacaklar, insanlara, evet, sünneti Resulullah değişmez, otursunlar, iştahat edilmesi,
gereken şeyler, iştahat etsinler, hangi hukuku değiştireceksiniz, faizi mi değiştireceksiniz, canınız sıkılıyor, değil mi, faizcilik yapamıyorsunuz, içiniz daralıyor, şeytan çarpmış gibi kalkacaksınız mezardan çünkü, içiniz daralıyor, o hadis-i şerif orada duruyor, annenizle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi olacaksınız, içiniz daralıyor, değil mi, sizi gidin faizi şerefsizler sizi, sizi gidin zinacı şerefsizler sizi, içiniz daralıyor, değil mi, zina yapanlar, mahşer önünde, köpekler gibi, çatışaraktan halk olacak,
o hadis orada duruyor, neyini kaldıracaksınız, hangi hükmü kaldıracaksınız, bir insan içkili bir şekilde ölürse, imansız gider, iman üzerine içki içemez, bu hadis-i şerifini kaldıracaksınız, sizi gidin, meyhaneciler sizi, iman üzerine hırsızlık yapamaz, bu hadisi mi kaldıracaksınız, hırsızlığınızı zinivas gibi peşkeş mi çekmek istiyorsunuz, neyi kaldıracaksınız, kaldıracak olduğunuz şeyi söyleyin, hangi haramı helal edeceksiniz, rüşveti mi helal edeceksiniz,
rüşveti mi helal edeceksiniz, bunu mu helal edeceksiniz, neyi helal edeceksiniz, bana onu söyleyin, siz Vatikan'a mı özendiniz, ne kadar eşcinsel papazı etrafınızda toplayıp, eşcinselliklerini videoya çekip, dosyalatıp, onlara istediğinizi imzalatacak bir fatiga mı oluşturuyorsunuz, evet, bu karara karşı çıkma, eşcinsellikle alakalı dosyan burada deyip, Vatikan'ın en üst noktasına gelmiş oğlancılara imza attırdınız, kararlar gibi karar aldıracaksınız, kimin videolarını çektiniz, diyanetteki hangi başkanın videosunu çektiniz,
diyanetteki hangi kurulun videosunu çektiniz, hangi şeyhin videosunu çektiniz, hangi alimin videosunu çektiniz, kime kaldıttıracağınız sünneti Resulullah'ı, Adnan yetmedi mi, Mehmet Okuyan yetmedi mi, Mustafa İslamoğlu'nu dinleyen olmadı mı, olmadı, neden, her birinin arkasında bir sürü kirli iş var, halk nezdinde asla yerini bulmadı, tutmadı oyun, sebet, sünneti Resulullah'a karşı çıkacak olan, kanı bozuk, sütü bozuk bir kimse olması lazım, onun sadece dini akidesinin bozukluğu yetmez, onun sütü de bozuk, kanı da bozuk olması lazım,
yetmez çünkü, yetmez, bir kimse sünneti Resulullah'a laf söylüyorsa, hem kanı bozuktur, hem sütü bozuktur, hem de dini bozuktur onun, alın götürün, alın götürün, nereye götüreceksiniz, evet, benim sözüm meydanda, ben şeyh değilim, öyle diyorlar, argo şeyh diyorlar, argoyum kardeşim, sünneti Resulullah'a laf söylene, argon hem de ağa kralıyım, az bile söylüyorum, bunların her tarafı bozuk, az bile söylüyorum, bunlar zünivas gibi, ya kızlarıyla yatıp kalkıyorlar, ya kardeşleriyle yatıp kalkıyorlar, ya analarıyla yatıp kalkıyorlar,
neyi helal edeceksiniz ya, bana onu söyleyin, bana onu söyleyin, deyin ki, biz şunu helal edeceğiz, bilinim, ha bunların derdi bu diyelim ya, neyi kaldıracaksınız, haramlar belli, neyi helal edeceksiniz, bir kimse şunu der, bu haram, bu içki haram kardeşim, ben içiyorum, delikanlı adamsın lan sen, sen delikanlı adamsın ya, bunu haram kabul ettin, delikanlı adamsın sen, haram dedi bunu, eyvallah ya, lan adam helallaştırmadı ya, tövbe eder, Allah onu affeder, kim tövbe ederse, karşısında affedici bir Allah bulur, biz burada,
hepimiz medreseden gelmedik, var mı medreseden gelen buraya, elini kaldırsın, yok, bak hiçbirimiz medreseden gelmemişiz, neredeyse elhamdülillah diyeceğim ya, evet, biz hepimiz, yoldan toplamalıyız, hamdolsun, hamdolsun, ciğerimizi yara yara söylüyoruz, neden hamdolsun diyorum, biliyor musunuz, sizin kursağınızda, sizin adınıza, zekat diye toplanıp, cebellez edilmiş paralar yok, sizin kursağınızda, elin kirli paralarını, temizleme parası yok, siz o yüzden dimdik duruyorsunuz, böyle değilsiniz siz, yani, o yüzden dimdiksiniz,
ben o yüzden dimdik olan kardeşlerimin yanında olmaktan mutluluk duyuyorum, Cenab-ı Hakk'a hamd ediyorum, bana diyorlar, ya herkesten fazla seviyorsun dervişleri, diyorum ki, benim anamdan, babamdan, kardeşlerimden, çocuklarımdan, yeğenlerimden, hepsinden kıymetli dervişler diyorum, evet, hepsinden kıymetli, herkes bir yerde satmıştır beni, bir yerde satmıştır, he, bilirim ben onu, ama benim derviş kardeşlerim beni satmamıştır, bak, burada, bu adamlara iyi bakın, bunlar türünün sonu örnekleri, evet, nerede,
Cafer geldi mi, gel Cafer'im gel, gel, gel, bunlar türünün sonu örnekleri, anladınız mı, bunlar böyle, bak, 1, 2, 3, 4, hayır kelimesini duymadım daha hiç, evet, şu adama telefon açtım ben, zakirliği bırakıyorsun, Hacı Mehmet dedim, neden, niçin, nasıl, şöyle, böyle, hiçbir laf yok, emredersin dedi, tak kapattı dedi, dedim, zakirliği bırakıyorsun, Hacı Mehmet, Adile söyle dedim, emredersin dedi, kapattı telefonu,
anında Adile telefonu, ben ne yapacağını biliyorum ama, biliyor değilim yani, açtı, Adile telefon, ben böyle, Allah affetsin, televizyondan seyreder gibi seyrediyorum, konuşmalarına varınca kadar, mimiklerine varınca kadar, söyledi, içimden dedim ki, şimdi Adile Şeyh Efendi arayacak, Şeyh Efendi benden, iki adım önümde, o da telefonla konuşuyor, ben o telefonla konuşurken hallettim işi, Şeyh Efendi telefonu kapattı, zarırt bir daha çaldı, Adile aradı, isim de veriyorum artık, Adile söyledi, Hacı Mehmet, zakirliği bıraktı diye,
ben bırakmayı düşünüyor musun, düşünüyorum de demedim, bırak dedim, tak bıraktı, döndü Şeyh Efendi, dayının oğlu zakirliği bırakmış dedi, bırakmıştır efendim dedim, Allah Allah dedim, biz filalecek kafası kırıkız efendim, onu bıraktırmamın sebebi şuydu, bir başkasının elini öpcek, kimlikte, kişilikte değildi, adam kendisi bunu zakir etti, kendi zakir etti, adamı şeyhinin önüne koydu, bu adamı ben zakir etmişim,
bunu Şeyh Efendi'nin önüne koyacağım, gel sen çiğne diyeceğim, çiğnetmem, ben çiğnersem çiğnerim, başkasına çiğnetmem, ben çiğnersem çiğnerim, o da der ki, abim çiğnedi beni ya, varmış bir adam, tam çiğnedi, dervişler, can insanlardır, candır can, Halit Hoca babası için koşmamıştır, benim için koştuğu şey, evet, Yusuf koşmamıştır, bir başkası için, evet, Hacı Erkan dinlememiştir, babasını beni dinlediği kadar, şu Barbaros, kimseyi dinlemiyordu, İstanbul'a gitmiyordu, hiç kimse onu İstanbul'a gönderemiyordu, git Barbaros İstanbul'a dedim,
gitti, can insandır derviştik, o yüzden biz hep beraber, biz sokaktan gelmeyiz, o yüzden bize kabul ettiremezler, biz dik insanlarız, biz hesapsız insanlarız, bizim yarın düşüncemiz yok, biz bağrını açmış, sünnet-i Resulullah için yürüyen insanlarız, biz çok hesap kitap bilmeyiz, hesap kitap ederekten de konuşmayız, inandığımızı söyleriz, o yüzden tekrar söylüyorum, bir şey haramdır, bir kimse onu işliyordur, faizcilik de yapıyordur, haram olduğunu bil, rüşvet dalıyordur, haram olduğunu bil, yapıyordur insan, insanoğlu,
nefsine uyar ya, hepimiz nefsimize uyarız, hepimiz de günlük hayatın içerisinde, geri dönüşler, zikzaklar çizeriz, dervişlikte bu var, bizim dergahta bu var, sebep, biz sokaktan gelmeyiz kardeşim, birisi bizim çok böyle damarımıza basarsa, biz tersinden patlatır geçeriz, aa yeter bu kadar deriz, yeter deriz yani, bir yeter dediğimiz yer vardır, tutmadı Adnan, tutmadı Mustafa İslamoğlu, tutmadı okuyanlar, hadis inkarcıları tutmadı, şimdi daha yüksek seviyeden başladılar, bir yerden birisi bir işaret fişe patlatıyor,
arkasından geliyor, bunların hepsi de gavur bozuntusu, Allah muhafaza eylesin, evlilik görüşmesi yapan kişiler, görüştükleri kişileri ve görüşmenin içeriğini, çevresindeki birçok kişiyle paylaşıyorlar, aynı şey sadece talip olunduğunda da, geçerli oluyor, hatta bazen durumdan çok farklı da, lanse edilebiliyor, bu tarz tutumlar doğru mu değil, bunlar doğru şeyler değil, Allah muhafaza eylesin, bunlar insanların biraz böyle sıkıntılı işleri, Cumhurbaşkanımızın bugünkü konuşmasında, İslam'ın güncellenmesi gerekiyor, 14 asır önce alınan kararlar,
bu yüzyılda uygulanamaz, sözü hakkında düşünceleriz nedir? Bismillahirrahmanirrahim, bunun yatan arkadaş bunu kulağıyla duydu mu? Böyle bir açıklama mı var? O, böyle mi açıklama? Bir dakika. Sizin biraz önce söylediklerinizin aynısını söyledi.
İştahat olur. İştahatların yenilenmesi gerektiğini, kötü niyetçilerin bunu kullandığını, özellikle Diyanet ne iş yapıyor dedi, Diyanetin içindeki görevler ne iş yapıyor, onların bu işlere dur demesi lazım, doğruyu onların öne çıkartması lazım. O zaman tamam. Kadınlara dövün dedi. Ne? Kim o ya? Nurettin Yıldız mı dedi, dövün, deşarz olun diye. Hacı Mehmet güldükten sonra, bu kadar ciddi bir adam, dövün, deşarz olun dedi.
Lan Hacı Murtaza, nereden buluyorsun bunları ya? Efendim? Dövün, deşarz olun mu? Biz de okumadık hiç ya. Hazreti Peygamber Efendimiz hiç dövmemiş. Efendim? Hadis hep ısnat ettiği için sıkıntı olmayan. Allah Allah. E kendisi hiç dövmemiş. E tabi bize Kur'an yeter deyince böyle oluyor. Allah muhafaza eylesin. Amin. Daha bunlar artacak. Metin olun. Sağlam durun. Hadis savunucularına saldırılar artacak. Bunu 2-3 yıldan beri söylüyorum.
Farkında mısınız? Adım, adım, adım, adım, ime yükseliyor. Biz Hazreti Mevlana'nın sünnete bağlılığı diye, kaç yıl oldu bu konu işte? 3 yıl oldu mu? 3 yıl oldu. Bunlar artacak da. Ve sünnete bağlı olan topluluklara baskılar da artacak. Buna hazır olun. Açık söylüyorum. Buna hazır olun. Çetin bir mücadele bekliyor. Çetin bir mücadele. Buna hazır olun. Buna hazır olun. Hep beraber. Ben yapamayacağım. Evime çekileceğim. Çekilebilirsiniz.
Hakkınız. Ben evine çekilenlerden olmayacağım. Bu cam bu bedende durduğu müddetçe evine çekilenlerden olmayacağım. Bir kimse benim işim, aşım, çoluğum, çocuğum var. Ben böyle yapamayacağım. Yapamayabilirim. Eyvallah. Evine çekilebilir. Çekilebilir. Hakkıdır. Allah muhafaza eylesin. Amin. Arabada namaz kılma konusunda biraz bilgi verebilir misiniz? Örneğin yatsı namazı yolculuk bitinceye kadar vaktin çıkması söz konusu değilse yine de arabada kılmakta bir beis var mıdır? Bir de hangi fıkıh kitabını okumamızı tavsiye edersiniz? Emanet ehliyet okuyabilirsiniz iki cilt.
Dört ciltlik el hidayi okuyabilirsiniz. Dört ciltlik dürer gürer okuyabilirsiniz. Dört ciltlik el ihtiyar okuyabilirsiniz. Ama bütün dergahdaki kardeşlere dört ciltlik el hidayi tavsiye ediyoruz. Bütün kardeşler çünkü el hidayi okuyor. O yüzden el hidayi okuyabilirsiniz. Tek ciltlik bir şey istiyorsanız kudurinin muhtasarı var. Tek ciltlik. Günlük dini hayatınızı idame ettirebilecek şekilde o bilgi yeter. Onu okuyabilirsiniz. Tek cilt alacak olanlar birliktelik olsun çünkü. Kafa karışıklı olmasın. El kudurinin tek ciltini okuyabilir. Biraz daha ben karşılaştırmalı istiyorum. Teferatlı istiyorum diyenler dört ciltlik el hidayi elde etsinler. Onu okusunlar.
Ben daha geniş istiyorum. Fetevayi hindiye alabilirler. İbni Abidin'i alabilirler. Bunlar daha geniş. Mepsut'u alabilirler. Türkçe'ye çevirdi onu şey. Neydi Şeyh Efendi'nin adı? Cevat Akşit Hoca. Onu Türkçe'ye çevirdi. Allah razı olsun bizim Hacı Ertan buldu. İstanbul'dan onu bana. İstanbul'da buldu değil mi Ertan? Ertan buldu onu bana İstanbul'da. Onu da ondan da daha geniş teferatlı bir şekilde elde edebilirsiniz. Bineğin üzerinde namazla alakalı hadis var. Hani bir gün tam Ashab ikindi namazına duracaktı. Ama Cebrail Aleyhisselam geldi Hz. Muhammed Mustafa'ya.
Dedi ki Yahudi'nin birisi neredeydi yer Hayber'de değildi. Hayber değil. Beni Kurayza Yahudilerinden birisi. Kim dedi? Beni Kurayza Yahudisi. Beni Kurayza Yahudilerinden birisi. Bir Müslüman kadının başörtüsünü çekiyor. O Müslüman kadının başörtüsünü çekince oradan başta bir Müslüman erkek o Yahudi'ye bir tokat vuruyor.
Bu sefer ona tokat vurunca Beni Kurayza Yahudiler o Müslüman erkeği şehit ediyorlar. Tam da ikindi okunca ikindi okunmuş ikinin farzı kılınacak. Cebrail Aleyhisselam geliyor diyor ki intikamını alın. İntikamını alın. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler namazı kıldıracağı zaman ashabı diyor ki böyle böyle böyle bir olay oldu. Derhal diyor o Müslüman kardeşinizin intikamını alın. Ashab tam kılıç yola. Bu esnada rivayetler var. Bir kısmı bineğin üzerinde namazını kılıyor. Farz namazını. Bir kısmı gittiği yerde kılıyor. El hidayede hüküm vardır.
Nafilelerin kılınabileceğine dair. Bineğin üzerinde nafilelerinin kılınabileceğine dair el hidayede hüküm var. Nafile kılınabilir. Bineğin üzerinde. Ama bu hadis bu meselede farzı da kılanmamış sahabenin içerisinde. Buradan hareket ederekten bineğin üzerine bir kimse farz namazını kılabilir mi? El cevap kılabilir. Ben bir çıt daha ileri gideyim. Bolu'da şeyhler toplantısı oldu. Şeyhler toplantısından çıktık. Ankara eski vaizi şimdi ismi aklıma gelmedi. Nakşibendi şeyhi onu aldık arabaya ama fıkıhı çok iyi onun. O zaten yıllardır Ankara'da merkez vaizi yapmış. Nakşibendi şeyhliği yapıyor. Onu Ankara'ya biz evine bırakacağız.
Oradan ben de Şeyh Efendi'yi Ankara'dan Nevşehir'e bırakacağım. Bolu'da toplantı bitti. Yolda gidiyoruz. Ben de arabayı kullanıyorum. Ben arabayı kullanıyorum. Ben yastığı namazı okundu gitti. Namazı kılamadım. Ben yastığı namazını kılacağım arabada. Ben kılıyorum. Normalde o zaman seyahat ederken bir yere yetişeceğim ya. Ben arabayı kullanırken de kılıyorum namazı. Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin. Arabanın arkasında oturuyor. Ankaralı Şeyh Efendi de ön tarafta oturuyor. Şeyh Efendi'ye dedim ki efendim müsaade ederseniz dedim. Şeyh Efendi'ye bir soru soracaktım. Sor Mustafa Efendi dedi ona. Ben döndüm. Dedim efendim bir sorun vardı.
Buyurun Mustafa Efendi dedi. Dedim ki bineğin üzerinde namaz kılınabileceğine dair fetva var. Var dedi. Dedim bir kimse nafileyi de farzı da kılabilir değil mi dedim ben. Evet dedi. Peki dedim atın üstünde namaz kılan bir kimse menziline doğru gidiyor. Geçmiş dönemde at veya devenin üzerinde. Dedim o kimse atın çilbirini dedim yönünü dedim ben yol istikametinde döndürüyor değil mi dedim ben. Evet dedi. Peki bir kimse dedim hem araba kullanıp hem de namazını kılabilir mi o zaman dedim. Abdullah Efendi dedi dedi şeyh Efendi. O da buyur Efendi dedi tamam mı? Bu senin dedi Mustafa Efendi çok zeki ya dedi. Öyledir onun fıkıhı iyidir efendim dedi ona. Evet Mustafa Efendi fetva veriyorum dedi.
Bineğin üzerinde dedi bir kimse namazını böyle kılabilir ima ile dedi. Yapabildiklerini yapar dedi. Ben biraz daha tabi teferuatla anlattım. Dedim İstanbul'a gidiyoruz. İstanbul'da dedim bir giriyoruz öbür taraftan çıkıncaya kadar namaz vakti geçiyor dedim. Veyahut da bir kaza oluyor hiçbir yere kımıldayamıyorsun dedim. Bineğin üzerinde namazını kılarken arabalar yürümeye başladı ne yapacaksın? Araba yürüyecek. Fites takacaksın, fites takacaksın. E gaz da bir debriyaj yapacaksın ne yapacaksın dedi kıl ne bilinir. Mesele anlaşıldı? Evet. Bu yeğeni ile alakalı yazı yazan kardeş nerede?
Bilmiyorum. Gel. Kalem var mı yanına? Kalem verin arkadaş ha. Varsa. Fâlemennehu.
Fâcihâmehassalâmin. Amin. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi