mustafaozbag.org

552. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 31 Aralık 2017 · 37:11

Allah gecenizi ayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Rabbim hakkı, hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin. Günemizi, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin inşâAllah. Günah-ı Kerbahilerin en büyük şirktir.
Cenab-ı Hak hem Kur'an'ında hem Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hadislerinde bununla alakalı Ümmet-i Muhammed'i uyarmış. Şirk bu manada günah-ı Kerbahilerin en büyük ve günah-ı Kerbahir noktasında bilinmesi gereken en önemli maddesi. Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar.
Misa suresi ayet 48. Doğrusu Allah'a eş koşmak büyük zulümdür. Lokman suresi ayet 13. Kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder. Varacağı yer ateştir. Elma'yı de ayet 72. Size en büyük günahları haber vereyim mi? Allah'a eş koşmak, anne ve babaya ası olmak.
Ondan sonra da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, aman yalan konuşmak ve yalan şahitliği dedi. Bu noktada başka bir ad-i şerifte de var ya, helak edici yedi günah. Bunun birincisi Allah'a şirk koşmak, ikincisi anne babaya asi olmak. Sonra boş yere, keyfi, haksız yere zulmen adam öldürmek.
Namuslu insanların namuslarına laf söylemek. Savaştan, Kur'an ve sünnet dairesinde mücadele eden geri dönmek. Yalancı şahitliği yapmak. Bunlar insanı kahreden günahlar. Tabi bunlarla alakalı başka ad-i şerifler de var. Li-vata yapmak, eşcinsellik yapmak. Lanetlik bunlar ya, kadınların erkeklere erkeklerin kadınlara benzemesi. Lanetlik. Böyle çünkü Allah lanet etsin diye hadis-i şerifler var. Allah muhafaza eylesin. Tabi bunlar değişik hadislerde kebair 9'dur, kebair 7'dir diye hadisler var. Bu kebair 9'dur, kebair 7'dir denilen hadislerin hepsinin başında da Allah'a şirk koşmak.
Yani ortak koşmak. Allah'la beraber bir şeye tapınmak. Allah'la beraber bir şeye inanmak. Allah'ın koyduğu kanunu, hukuku eksik görmek, noksan görmek. Allah'ın koyduğu kanuna, hukuka karşı kanun ve hukuk geliştirmek. Onun karşısına hukuk koymak. Allah'ın hükmü dururken, insanların kendilerine başka hükümler arayıp, o hükümle hükmetmeye çalışması. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde kebair noktasında en büyük günahlardan en önemlisi bu noktada şirke düşmek. Şirke düşerken, insanlar şirke düşerken lafızla düşünen şirkler var, fiille düşünen şirkler var, kalbi olarak düşünen şirkler var.
Lafızla düşünen şirkler insanın kelimeleriyle alakalı. Yani bir kimsenin kalkıp da işte Allah'tan başka bir ilah tanıması, ilaha eş, ortak koşması bu noktada. Cenab-ı Hak'ın kendisiyle alakalı, fiilleriyle alakalı, zatıyla alakalı ona eş koşması. Bunu normalde o kimse yaparken lafızla yapması bunu. Bu lafızla yaptı, konuştu, dile getirdi bunu. Bunu konuştuğunda, dile getirdiğinde o lafızla şirke düşmüş oldu. Bir de şirk var, o kimsenin fiiliyle alakalı. Fiil. Yani o kimsenin hareketleriyle, amelleriyle alakalı. Namazda bir kimsenin namazla dalga geçer gibi namaz kılıyormuş gibi yapması. Şirk, hani vardı ya, o bir, üç, beş tane PKK'lı, ondan sonra dağda namaz kılıyorlarmış gibi hareket ediyorlardı.
Hani böyle namazla alay ediyordu, namazla alay etti, o kimse şirke düştü. Birisinin namazıyla alay etti, namazla alay etti, şirke düştü. Oruçla alay etti, şirke düştü. Bakın, bunlar normalde oruçla alay etmek, lafızla ama namaz kılma şekliyle alay etmek, örneğin işte fiiliyatla, haçla alay etmek veya bir yere kalkıp, kartondan beytullah yapıp, gelin burada işte haccınızı burada yapın demek.
Ne yaptı? Hem fiille hem lafızla şirke düşmüş oldu. Şirkle alakalı o kadar mesele geniş ve ince ve hassas ki, insanların bu noktadan kendini kurtarması için bol bol tövbe edip, devamlı, la ilahe illallah Muhammeden Resulullah demesi gerekiyor. Veya eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Resuluhu diyerekten kendisini bu noktada yenilemesi gerekiyor. En büyük günahlar Allah'a ortak koşmak, haksız yere adam öldürmek, savaş alanından kaçmak, sihir yapmak ve yaptırmak, yetim malı yemek, riba yani faiz yemek, Müslüman olan anne ve babaya asi olmak, namuslu kadına iftira etmek, kıblegah olan haram-ı şerife saygısızlık etmek, orada haram ve yasak olanları helal tanımaktır.
Kim ki bu büyük günahlardan kaçınır, namazını kılar, orucunu tutar ve zekatını vererek ölürse, kapıları altın işlemeli olan cennet bahçelerinde Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesselam'a arkadaş olur bu yurdu. Sahi-i Müslim. Bu tergipte de geçiyor bu hadisleri. Ha demek ki bir kimse bu günah-ı kebailerden kendisini uzak tutacak. Hani bu günah-ı kebailerle alakalı dersleri yaparken 24 tane büyük günah-ı kebail sıraladıydık. Bunlar normalde dil ile yapılan günah-ı kebailerdi, göz ile yapılan günah-ı kebailer, kulak ile yapılan günah-ı kebailer, el ve ayakla bir de cinsel uzuvlarla yapılan günah-ı kebailerdi. İnsanlar bu günah-ı kebailerden uzak dururlar ise ve farz olan ibadetlerini yerine getirirse, o kimse biiznillah Allah'ın izniyle cennete gider.
Sufiler için, dervişler için bu günah-ı kebailerden uzak durmak, farz olan ibadetleri yerine getirmek ve Allah'ı zikredip Allah'ı sevmek vardır. O yüzden sufi kardeşler, derviş kardeşler bu meselenin üzerinde daha ince durmaları gerekir. Yani günah-ı kebailerden uzak duracaklar. Dillerini günah-ı kebailerden uzak tutacaklar. Ne yazık ki tarih boyunca insanların en büyük problemi dilleriyle alakalı. Diline sahip çıkmıyor insanlar. Diliyle ortalığı yakıp yıkıyorlar. Diliyle insanları perperişan ettikleri yetmiyormuş gibi kendilerini de perişan ediyorlar. Dilleriyle dergaha da zarar veriyorlar, tekkeye de zarar veriyorlar, derviş kardeşlerine de zarar veriyorlar, eşlerine de zarar veriyorlar, çocuklarına da zarar veriyorlar, anne babalarına da zarar veriyorlar.
enteresan insanın diline sahip çıkamaması. Gevşek konuşuyorlar, gevşek davranışlarda bulunuyorlar. Yani bu, o kimsenin disiplinini bozmakla kalmıyor. Hani Hz. Mevlana mesnevisinde diyor ya, edebe riayet etmeyen kimse dünyayı ateşe verir diyor. Ateşe veriyor insanlar dünyaya. Farkında veya farkında değil. Evini ateşe veriyor. Çoluğunu çocuğunu ateşe veriyor. Eşini ateşe veriyor. Annesini babasını ateşe veriyor. Kardeşlerini ateşe veriyor. Çocuklarını ateşe veriyor. İşini ateşe veriyor. Bu dile sahip çıkamamaktan kaynaklanıyor. Dille olan günah-i keballer de titiz olmamakla kaynaklanıyor.
Yapmayacağı şeyleri söylüyor. Yapamayacağı şeyleri söylüyor. O söz duyulmayacak zannediyor. Huzurunu bozuyor insanlar. Kendi huzurlarını bozuyor. Kendi huzurunu bozuğuyla kalmıyor. Eşinin, çoluğunun, çocuğunun, annesinin, babasının, herkesin huzurunu bozuyor. Bu dille alakalı. Bu günah-i keballerden insanların kendilerini arındırmamasından kaynaklanıyor. Kendisini arındırmış olsa, kendisini günah-i keballerden uzak tutmuş olsa etrafı ateşe vermeyecek. Kendince konuştuğu kelimeyi dinlese önce, sonra konuşsa. Çünkü erdemli olmanın, faziletli olmanın göstergesidir. Önce düşünüp, sonra konuşmak. Erdemli olanlar, faziletli olanlar, akıllı olanlar, akil olanlar.
Önce düşünürler, sonra konuşurlar. Erdemsizler, cahiller, erdemsizler, cahiller, hayvani noktada duranlar, önce konuşup sonra düşünürler. O zamana kadar da zaten kabak yarılır. Cahil kimse. Düşünmeden konuştu, cahil kimse. Olduğun kimse, konuşacağını önce ne yapar? Kendi, ben şimdi biraz daha arabiyeden vurayım. Olgun kimse, konuşacağını önce ayağını sabitesinde hayaller. Konuşacak olduğu kelimeleri önce dizeler. Bunu yapması için o kimsenin fikir ehli, düşünce ehli, kelime ehli, cümle ehli olması lazım. Bunu yapacak olan kimsenin öfkeden uzak olması lazım.
Kinden, nefretten uzak olması lazım. Çünkü kini, nefreti, öfkesi öne geçerse o kimse düşünmeden konuşur. Onda kin, öfke orta yerdedir çünkü. Hırs orta yerdedir, öndedir. Öyle olunca o kimse düşünmeden, hani biz toplum arasında deriz ya, ya düşünmeden konuşmuş. Düşünmeden konuştuysa o hayvani bir noktada. Düşünüp konuştuysa, o zaman o bilinçli yaptı. Düşünmeden konuştu, hayvani noktada. Cahil o kimse. Erdemli değil. Aksi Seda, sözde ona döndüğünde ne diyecek? Adam evlenmiş, koskoca adam olmuş, eşine düşünmeden konuşuyor. Çoluk çocuk sahibi olmuş, eşine düşünmeden konuşuyor.
Kadın, koskoca kadın olmuş, evlenmiş, çoluk çocuk sahibi, eşine düşünmeden konuşuyor. Bunu çocuk konuşsa, diyeceksin ki çocuktur. Düşünmeden konuştu, bilmeden konuştu. Kaç yaşında adam? Kırk yaşında. Kaç yaşında kadın? Kırk yaşında. Otuz yaşında. Ne söyledin? Söylediğin sözün farkında mısın? Ses yok. E düşünmeden konuşmuşum. Birine öyle dedim, düşünmeden konuşmuşum deyince, dedim düşünemeyenler kim mahlukatın içerisinde? Bir melekler, iki hayvanlar. Melekler düşünmezler, emri yerine getirirler. Fikretmezler.
E hayvanlar da düşünmez. Bir kimse düşünmeden konuştum deyince kalacaksın. Aa, diyeceksin ki bu hayvani sıfat da sıfatlanmış. Bunu ispat et, söz yok. Elinde delil var mı, söz yok. E düşünmeden konuşmuşum. Hemen ben sıralı ardına getiriyorum lafı. Düşünmeden kimler konuşur? Cahiller konuşur, dedi. İyi cahillerden yüz çevirin, diyor dedim. Cahillerden yüz çevirin. Bu kadın senden yüz çevirecek şimdi. Sen bu kadına düşünmeden konuşmuşsun. Emri uygulayacağız şimdi. Cahillerden yüz çevirecek. Ayetle sabit. Sen cahilliğini kabul ettin mi, ettin. Bu kadın senden yüz çevirecek şimdi.
Ses yok. İşin en üzücü tarafı şu. Bu dergaha müntesip olan erkekler ve bu dergaha müntesip olan bayanlar düşünmeden konuşma hakları yok. Ya evlenmeyeceksin dergahtan. Dergahla da tanıştırmayacaksın. Kadınsan evlenme dergahtan. Git dışarıdan bir adamla evlen. Adamı da dergahla tanıştırma. Ahlakına güvenmiyorsan. Erkeksen evlenme dergahtan. Ahlakına güvenmiyorsan. Git nereden alıyorsan al, evlen. Bak keyfine. Kadına istediğin gibi hakaret et, bağır, çağır. Ama kadın bir an duyduysa senin bir dergaha intisap ettiğini, bağlı olduğunu dönecek, dolaşacak.
O dergahın sorumlusuna telefon açacak. Diyecek ki siz bey dervişlere böyle mi öğretiveriyorsunuz? Kaldı, hayat durdu. Sen çok güzel zikrediyormuşsun burada. Sen çok güzel ilahi söylüyormuşsun. Sen çok güzel sema ediyormuşsun. Sen çok iyi derviş misin? Sen çok iyi hizmet ediyormuşsun. Kaldı, kaldı. E kim o filanca? Ne oldu? E ben bir gün kayda alayım, konuştuklarınızı da size göndereyim. E bitti, hayat bitti. Hayat durdu. Dervişlik durdu. Hayat durdu ya. Allah muhafaza eylesin.
Dervişlik, demir leblebi derler eskiler. Zor sanattır, zor sanattır. Ahlakını ona göre düzgün tutmaktır. Ahlakını ona göre iyi tutmaktır. Nefsine yenilmemektir. Zorluklara katlanmaktır. Problemleri aşmaktır. Çileye ram olmaktır. Dervişlik, ele geleni yemek, dile geleni demek değildir. Bir farkı olacak o kimsenin. Dervişlik, bir kimsenin eşinin, yani karısının dedikodusunu dışarıda yapmak değildir. Dervişlik, kocanın dedikodusunu dışarıda yapmak değildir. Dervişlik, çocuklarının dedikodusunu yapmak değildir.
Dervişlik, damatların, gelinlerin dedikodusunu dışarıda yapmak değildir. Dervişlik, milletin eşinin annesine, babasına küfredip hakaret etmek değildir. İster kadın, ister erkek. Bunlar dervişlik değil. Allah muhafaza eylesin. Her an disiplinli olmak, her an bu noktada insanın kendisini diri tutması, her an ahlakını güzelleştirmede o kimsenin gayret etmesi, her an kendi dairesinde, Kur'an ve sünnet dairesinde yaşamaya çalışmasıdır.
E dervişlik böyle bizim açımızdan, bizim bulunduğumuz yerde. Bizim anladığımız dergah, dervişlik. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ahlakıyla ahlaklanmaktır. Adam farkında değil, konuştuğuyla şirke düşüyor. Farkında değil, yaptığıyla şirke düşüyor. Farkında değil, düşündüğüyle şirke düşüyor. Bu dervişlik değil. Yapmış olduğu herhangi bir şeyle günah-ı kebal işliyor. Hani Abdülkadir Geylan Hazretleri demiş ya, taş atan değil demiş, attıran bizden değil. Annesine, babasına olanca hakareti etmiş. Kadın iki gözü, iki çeşme ağlıyor. Ben size geliyor diye çok seviniyordum.
Böyle böyle böyle … yaptı. E ne oldu? Bir derviş bir erkeğin kayınvalidesi demeli ki ya Allah razı olsun ya. Ben ne güzel bir damada kızımı vermişim. Bir derviş bir kız alan bir oğlanın kayınvalidesi demesi lazım ki ya Allah razı olsun ben ne iyi bir gelin almışım ya.
Bunu o kimse kendi üzerine oturtturmalı. Kız tarafı oğlandan teşekkür etmeli, harika demeli. Erkek tarafı da gelinden teşekkür etmeli, harika demeli. Aslında İslam'ın özlenen portresi bu. İslam'ın hakim olamayışının sebebi bu.
Müslümanlar ne yazık ki güzel ahlak üzerinde değiller. Böylece Müslümanlar cazibe merkezi değil. Müslümanların evleri, Müslümanların sokakları, Müslümanların caddeleri, Müslümanların şehirleri, Müslümanların yaşadığı sosyal ortamlar cazibe merkezi halinde olmalı. Bir Müslüman kendince cazibe merkezi olmalı. Bir erkek Müslüman, erkek Müslüman cazibe merkezi olmalı. Bir bayan Müslüman cazibe merkezi olmalı. Ahlakıyla, süsüyle, boyasıyla değil. Ahlakıyla insanlar cazibe merkezi olmalı. Kadının o en güzel ahlakla ahlaklanmaya çalışan erkeğin erkeğe söyleyecek sözü olmamalı. Erkeğin en güzel ahlakla ahlaklanmaya çalışan kadına söyleyecek sözü olmamalı.
Öylesine güzel ahlaklı olmalı insanlar. Ama o güzel ahlakı, o güzel ahlakı oturtturmanın yolu haramlardan uzak durmak birinci derecede. Ve bugün işlediğimiz en önemli nokta hem ahlakımızı ilgilendiren, hem dini hukukumuzu ilgilendiren, hem akaidimizi, imanımızı ilgilendiren en önemli şey şirk. Müslümanlar şirkten uzak duracaklar.
E ben salı günü Çanakkale'deydim, oradaki ilahiyat öğrencileri dediler ki, burada ilahiyatta öğretim üyeleri var, bu öğretim üyeleri de diyorlar ki, siz peygamberi günah işlemedi mi zannettiniz? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini günahkar gören bir zihniyet şirk üzerinedir.
Tecdid, iman tecdid, nikah gerekli. Bir öğretmen eşofman giyen kızlarla alakalı bir tweet attı diye adamı açığa aldılar, soruşturma açtılar. E ilahiyat fakültelerinde oradaki öğretim üyeleri şirk üzerine bunun üzerine giden yok, bunun üzerine soruşturma açan yok, bunun üzerine onları açığa alan yok. Bu ilahiyatlarda yetişen bu kimseler imam hatip okullarında veya normal liselerde din derslerine, ahlak derslerine giriyorlar.
Orada din derslerine, ahlak derslerine girdiğinde bunların hep büyük bir çoğunluğu, hadis inkarcısı, mezhep inkarcısı, büyük bir çoğunluğu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini günahkar gören, onu normal bir insanmış gibi gösteren, avandan bir insanmış gibi gösteren söylemlere sahipler. Ve farkında değil insanlar, şirk üzerine yaşıyorlar. Bir kimse sadece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için değil, geçmiş peygamberler için dahi onların günahkar olduğunu, onların günah işlediğini söyler ise küfür ehli olur. Şirke düşmüş olurlar. Tecid-i iman, tecid-i nikah gerekli o kimseye. Eğer ona tebliğ edilir, biz peygamberlerin masumiyetine iman ettik.
İmanımızın şartlarından birisidir. O kimse eğer ki peygamberleri günah işleyen bir kimse olarak görürse küfre düşmüş olur. Bunu bütün okullarda okuyan çocuklar bunları böyle söyleyip bunlarla mücadele etmeliler. Şikayet edin, diyanete şikayet edin, yöke şikayet edin, gidin savcılığa şikayet edin.
Bu ilim değil. Bu ilim adına konuşulmuş bir şey değil. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini tamamen inkar etmek ilim değil. Bu özgürlük değil. Özgürlük insanların imanına, inancına, dinine hakaret etmek, küfretmek demek değil. Özgürlük benim dini inancıma senin hakaret etmen, benim dini inancıma küfretmen değil.
Bu fikir özgürlüğü değil, bu ilim özgürlüğü değil. Bir kimse ilim özgürlüğü adına Müslümanları şirke sevk edemez. Yapamaz bunu. Müslümanlar suskun. Müslümanlar şessiz. Müslümanların özgürlük alanlarına girmek serbest. Müslümanların başkasının bir özgürlük alanına girmesi yasak. Müslüman ülkede gözümüzün içine baka baka, herkes yılbaşı kutlayacak. Müslüman ülkede gözümüzün içine baka baka, içki serbest, kumar serbest, eşcinsellik serbest, zina serbest. Müslüman ülkede haram olan ne varsa serbest.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dil uzatmak serbest. Hadislerine dil uzatmak serbest. Kur'an'a dil uzatmak serbest. Kur'an'a hakaret etmek serbest. İmanımızın şartlarına hakaret etmek serbest. Ne? Müslüman ülkedeyiz. Bunların hepsi de serbest. Hadisiz yılbaşını protest edin. Onlarda boy boy haberler 61 milyon veriyormuş kumardan. Ne? Yılbaşı çekilişiymiş. Devlet kumarbaz. Kumar oynatıyor. Serbest. Devlet bir eliyle kumar oynatıyor. Öbür eliyle sema ettiriyor Konya'da.
Bir eliyle bütün her türlü hanelerden vergi alıyor. Öbür eliyle de camilerde imamlara maaş veriyor. Serbest. Bir eliyle içkiden, her şeyden, bütün haramlardan vergi topluyor. Öbür eliyle ilahiyetteki öğretim üyelerine peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin günahkar olduğunu söyletiyor. İmam hatiplerde, normal liselerdeki o ilahiyatta mezun olmuş öğretmenlerle mezheplere savaş açtırıyor.
Sufilere savaş açtırıyor. Hadislere savaş açtırıyor. Müslümanlar da seslenmiyor. Siz bir kötülüğü gördüğünüzde elinizde mümkün değilse, dilinizde o da mümkün değilse kalbe buğz ederekten önlemeye çalışınız. Yani öğretmenler, öğretim üyeleri bir şey dediğinde veliler seslenmiyor.
Çocuklar bununla eve geldiklerinde, böyle bir şey söylediklerinde veliler bunun mücadelesini verip gidip bu öğretmen ne diyor ya müdürle gideyim konuşayım, bu öğretmeni de çağırayım ben. Kimse demiyor. Demiyor kimse. Kimse demiyor. Kimse kılını kımıldatmıyor. Allah bizi muhafaza eylesin. Biz Müslümanlar oturmuşuz. Allah affetsin. Yani normalde bunu böyle konuşmayacaktım ama soruları es geçtim.
Es geçmemin bir sebebi de şu bakın. Yani kardeş özür dilerim ama Afra isminin anlamı ve konulması doğru mudur? Meydan lorusuz ya. Ortalık kan revan. Biz bir kızımız doğacak. Aman onun ismi hiç kimsede olmamalı. Onun telaşındayız. Kızımızın imanıyla alakalı telaşımız yok. Allah muhafaza eylesin. Amin. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun inşallah. Amin. Ey Hattaboğlu Ömer. Kalk insanları çağır. Ve de ki cennete ancak müminler girer. Allah bizi müminlerden eylesin. Amin.
Cenab-ı Hak cümlemizi hıfz-ı muhafaza eylesin. Amin. Cenab-ı Hak şirkten, en önemlisi de gizli şirkten bizleri korusun inşallah. Amin. Burada sorular yazmışlar kardeşler. İnşallah bunları cevaplandıracak zaman kalmadı. Hakkınızı helal edin. Birkaç hafta soru yazmayın. Burası için söylüyorum. Çünkü bu günah-ı kebaylerle alakalı derslere devam etmek istiyorum. O yüzden kardeşler soru yazmasınlar. İnşallah böyle bir müddet bu günah-ı kebay dersleri yapmak istiyorum. Hiç olmazsa ana hatlarıyla, günah-ı kebayleri, ayet ve hadislerle burada işleyip inşallah öyle gidebildiğimiz yere kadar gitmeyi düşünüyorum. Hakkınızı helal edin. Ya Hattaboğlu Ömer. Fâlemenlâhu. Amin. Fâlemenlâhu.
Fâlemenlâhu. Amin. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi