Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 19 Kasım 2020 · 32:27
Hristiyanlar tümden gönül verdiler ona. Zaten avamın taklidindeki güç de nedir ki? Yani o padişahın halifesine, o padişahın bu noktada vezirine, o aslında Yahudi ama görüntüde İsevi olan o vezire bütün Hristiyanlar gönül verdiler. Neden? Avamın taklit ehli, tahkik ehli değil. Avam taklit ehlidir, tahkik değildir. Tahkik imanın hakikat noktasıdır. Taklit ise görerekten Müslüman olma. Annesi babası Müslüman, o da Müslüman. Ama inceleyip araştırmamış, derinlemesine nüfuz etmemiş. Etraf Müslüman, o da Müslüman. Etraf Hristiyan, o da Hristiyan. Bunlar taklididir.
Namazı kılarken taklidi olarak kılar ya çocuk daha. Annesinden babasından gördüğü gibi kılar. Taklidi, tahkiki namazın farzını, vacibini, sünnetini, nafilesini biliyordur artık o. Neyi niçin yaptığını bilir, neyi neden yaptığını bilir, o tahkikidir. Öbür gün nazari, nazarla görüyor. Böyle bakaraktan, başkasını dinleyerekten. Kendisi okumamış, kendisi araştırmamış. Neyin nereden kaynaklandığını bilmiyor. Hangi hadis-i şerifin neye binayen söylendiğini bilmiyor. Hangi ayeti kerimenin neye binayen geldiğini bilmiyor. Namazın içindeki, dışındaki neye binayen, neyi taklit ediyor bilmiyor. Selam veriyor. Esselamun aleyküm ve rahmatullah. Kime selam verdiğini bilmiyor.
Herkes dönüp selam veriyor ya, o da selam veriyor. Soluna dönüp selam veriyor ya herkes. Esselamun aleyküm ve rahmatullah soluna döndü. Herkes soluna döndü, selam verdi. O da soluna döndü, selam verdi. Neye selam verdiğini bilmiyor. Neye selam verdiğini de görmüyor zaten. Neye selam verdiğini bilecek, bilmek ne? Yazdığını okudu. Tahkiki değil da. Ne zaman? Neye selam verdiğini gördüğü zaman tahkiki. Allahu ekber durdu namaza. Taklidi. Neye doğru döndün? Beytullah'a doğru döndü. Taklidi. Beytullah o tarafta mı? Ha o tarafta. Nereden bildin? Herkes o tarafa dönüyor ya. Taklidi. Gördün mü?
Hayır. Gördü. Tahkiki yönelişi. Tahkikinin de kendi içerisinde makamı, dereceleri var. O da derecatsız değil. O da dereceleri var. O zaman avamın inanışı, avamın dini taklididir. Tahkiki değil. Bu bütün herkes için geçerlidir. Sema edenler. Taklidi sema eder. Tahkiki. Tahkiki. O neyin etrafında sema ettiğini görür. Tahkiki. Taklidi. Ya tekke de sema ettiler. Tahkiki. Nerede sema etti? Kaçıncı kat gökte? Hangi gökte kimlerle sema etti? Hangi melek tabakasıyla sema etti?
Hangi pir efendiyle etti? Hangi imam efendiyle, hangi semazenle, hangi sahabelerle? Hangi peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle görüştü? Hangi peygamberle sema etti? Arş-ı alanın neresinde sema etti? Bakın yer, bir sürü mekan çıktı ortaya. Beytullah'ta mı sema etti? Beytullah'ın etrafında mı sema etti? Hem kendi etrafında hem Beytullah'ın etrafında mı sema etti? Tahkiki. Değişti bak. Taklidi. Bu da müsevap mı? Evet. Allah, Allah, Allah sema etti. Eyvallah. Taklidi. Tahkikisi. Ooo. Bir sürü semazenler varmış burada. Biz altı kişi dönüyor zannediyorduk. Doluymuş.
Ooo. Daha öncekileri sema edenler de gelmiş. Duyan gelmiş. Ne? Ta. Üç yüz elli yıllık, dört yüz yıllık semazenler toplanmışlar. Siz onlara ölü demeyiniz. Başlarında şeyh efendileri. Siz onlara ölü demeyiniz. O zaman değişti bak. Taklidi ile tahkiki aynı değil. İşte avamın diyor dini taklididir. İnsanlar taklidi din yaşarlar. Oturlar taklittir. Birisi tespih çekiyor. Allah, Allah, Allah, … O da Allah, Allah, Allah, … Televizyonda gözü etrafta. Kapıyı kapat. Allah, Allah, Allah, Allah. Taklidi. Sen nasıl böyle Allah, Allah, Allah, … dedin. Oy.
Taklidi. Aa, Allah. Ayrı bir yere gitmiş. İş. Odada değil. Allah, Allah, Allah. Sesler duyuyor. Başka Allah diyenler var. Allah, Allah, Allah. Görüyor Allah diyenleri. Allah, Allah, Allah. Başka bir halaka varmış orada halbuki. Kendisi yalnızdı. Ama ayrı bir halaka kurulmuş. Allah, Allah, Allah. Şeyhi de orada. Allah, Allah. Piri de orada. Allah, Allah. Vay. Sahabeler de bu halakadaymış. Allah, Allah.
Yattığın yerde. Yatıyorsun ama. Yattın ya. Hani yattığınız yerde Allah'ı zikrederekten uyuyun. Uyuyacaksın ya. Allah, Allah, Allah. Aa. Bir sürü yatanlar var. Oo. Ayağa kalktılar. Sen bir kendine geldin. Yataktasın gene. Ha. Öyle değilmiş. Ahkiki. İbadetlerinizi ve imanınızı tahkiki yapın. Taklidi değil. Bu taklitten başlar yanınız. Burada taklidi reddedemeyiz. Taklidi reddedersek zahiri reddetmiş oluruz. İman da, islam da, ahlak da taklitten başlar. Üstadını taklit eder. Annesini taklit eder. Babasını taklit eder. Bir hocasını taklit eder. Taklitten başlar. Okur, ona okuturlar. Taklitten başlar.
Taklidi yok etmek, gömmek değil. Böyle bir şey yok. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini taklit eder. Eyvallah. Onun amellerini, onun fiiliyatlarını, onun sünnetlerini taklit eder. Eyvallah. Ama işin tahkikisine gitmek için taklit yoldur. Basamaktır. Kimisi taklidi komple reddediyor. Hayır. Kimisi görüntüyü komple reddediyor. Zahiri reddediyor. Hayır. Biz namazda zahiren Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini taklit ederiz. Rükumuzda, secdemizde, oturmamızda, sağa selam vermemiz, sola selam vermemiz, kıyamımızda Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini taklit ederiz. O çünkü bize öyle dedi. Dedi ki, benden gördüğünüz gibi ibadetlerinizi ediniz.
Kimileri var televizyonda, orada burada konuşuyorlar. Taklidi reddettik biz. Zahiri reddettik. Hayır. Görüntüyü reddettik. Hayır. Biz reddedenlerden değiliz. Biz taklidi, tahkike açılan bir yol olarak görüyoruz. Biz mecaz aşkı hakikate yol olarak görüyoruz. Biz namaz kılmanın taklidini hakiki namaza yol olarak görüyoruz. Sen o namazın zahirini terk edersen hakikatini bulamazsın. Orucun zahirini terk edersen hakikatini bulamazsın. Sen kabuğu terk edersen hakikatini bulamazsın. Kabukta durursan yine hakikati göremezsin. Kabuksuz hakikati de bulamazsın. Kabukta duran hiç olmazsa kabukta duruyor. Kabuksuz olan elinde hiçbir şey kalmadı.
Elinde bir ceviz var. Yemiyorsun ama ceviz elinde. Yememişsin ceviz elinde ama senin. Her an için kırıp içini yeme ihtimalin var. Ama öbürkünün elinde ceviz yok. Onda hiç ihtimal yok. O önce eline ceviz alacak. O diyor ki ben ceviz yiyeceğim. Kardeş elinde ceviz lazımsın. Sen ceviz yemek istiyorsan cevizi alacaksın. Cevizin o dışındaki boyayla boyanacaksın sen. Deyecekler ki aa bu ceviz soymuş. Evet o ceviz soydu. Neden? O cevizin içini yemek için soydu. Senin elinde ceviz de yok. Elinde ceviz boyası da yok. Sen asla ceviz yiyeceğim deme. Hayal seninki. Kandırmaca, aldatmaca. Ya kendi kendini aldatıyorsun. Ya başkası seni aldatıyor.
Sana ceviz gerek. Ceviz ağacı var. Kocaman ağaç. Adem'den beri var o ağaç. Adem'den beri bütün peygamberler o ağacı sana anlatıyorlar. Diyorlar ki gelin buradan cevizin. Cevizi aşağı düşürmek önemli değil. Bir maymun da düşürür onu. Cevizi toplamak önemli değil. Topladın güzel bir şey. Cevizi eline aldın güzel bir şey. Kır içini ye. Cevizin içi yeniyor. İşte hakikat bu. Ama onu soydan önce. Bir güzelce. Elin kahverengiye girecek. Öyle olur değil mi? Var değil mi ceviz köyde? Topladığınızda eliniz boyanıyor değil mi? Kına gibi olur. Bak eli kına gibi olur diyor.
Neden? Cevizi topladığını göreceksin. Ceviz toplamış. Tamam. Bu ne? Muhammedi. Eli kınalı. Bu abdestli Muhammedi. Yani boya ne? Allah'ın boyasıyla boyanırlar. O ne? O dinin zahir kısmı. Taklidi biz aşağıda görürken yok etmek yok. Ona bağlı kalıp onda sımsıkı durup içinde ceviz varken yememektik daha maktik. Ceviz var. E biz de diyoruz burada. Kır. Pirler diyor ki kırın cevizi. Peygamberler diyor ki kırın cevizi. Ya içinde size çok faydalı bir nimet var. Dinin hakikati. Dinin özü.
İlmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin. Cevizin dışında etli kısım var. Öyle değil mi? İlmel yakin. İçeri geç. Cevizin sert tabakası var. Aynel yakin. İçeri geç. Hakkel yakin içeride. Hakkel yakin içeride. E onun içinde de merhaleler var. Onun içinde de merhaleler var. Var. Sen onu bulursan, zaten ucundan bir kırar yersen, cevizin tadını o zaman anlayacaksın. E sen şimdi sadece ceviz var mı? Var. Hiç ceviz ağacı görmeyen şimdi kendince diyor ki ceviz ağacı var mı? var. Nereden bildin? Meyvesinden bildin. Hiç sen ceviz yeşilken gördün mü? Hayır. Bilmiyorsun sen. Namaz var mı?
Var. Namazı biliyor. Ama sen hiç onun abdestini biliyor musun? Bilmiyor. Hiç abdest almadın. Abdest alacağım. Bu işin tahkikisine incen. Yaptığınız işin tahkikisi, ibadet tahkiki. Ya Rabbi, ben öyle bir namaz kılayım ki, salihlerle beraber olun. Fatiha'da okuyoruz. Ya Rabbi, bizi peygamberlerle beraber eyle. Namazdasın. Namazda peygamberlerle beraber namazını kıl. Dua ettim Fatiha'da. Dedin ki namaza girdiğinde, Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Alemlerin Rabbine ne yaptın? Hamd ettin. Bir işaret lazım sana. Bir işaret lazım. Sen alemlerin Rabbine hamd ettiyse, namazda sana bir işaret lazım.
Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Errahmanirrahimim Maliki Yevmiddin. İnandım. Sen Rahman ve Rahim'sin. Ve din gününün de sahibisin. Din günü toplanmış, gözünün önünde gör ona. Gözünün önünde onu gör. Görmezsen, daha çok yolun var.
İyyâken hamdü ve iyâken estayin. Gördüm. Bu gördükten sonra, ancak sana ibadet ederim. Bu dehşetli anı gördüm. Ancak senden yardım dilerim. Orada, o dehşetli günde, senden başka yardım edecek kimse yok. Ya! Ya Rabbi! O peygamberler de toplanmışlar orada. O salihler de toplanmışlar orada. Beni o salihlerin yanında eyle. Beni o peygamberlerle beraber eyle. Delalette olanlar da toplanmışlar. Namaz kılmayanlar, oruç tutmayanlar, zikir yapmayanlar, dini tanımayanlar, şeytanın peşinden gidenler. Onları da gördün namazda. Dedin ki, yarabbi şu şeytanın peşine uyup, namazı, niyazı, orucu, ibadeti, ahlakı, terk edenler var ya.
Evet! Aman beni onlardan eyleme! Neden? Onların halini de gördün orada. E beni peygamberlerle beraber eyle. Yüzüm yok, yüzüm kara. Ama ben senden onu istiyorum. Allah! Bir baktın, melekler rükuya gitmişler. Cemaat rükuya gidiyor. Sen de rükuya. Oradaki cemaat değil, oradaki cemaat. Oradaki cemaat oturuyor, oturuyor. Zikir yapıyorlar. Oradaki cemaat. Harika! Namaz, tahkiki olacak. Zikir, tahkiki olacak.
Sema, tahkiki olacak. Yaptığın iş, tahkiki olacak. Oruç, tahkiki olacak. Allah yoluna gidiyorsun, tahkiki. Bir yere semaya gidiyorsun diye düşünme. Allah yoluna gidiyorsun. Allah meclisine gidiyorsun. Aman dikkat et! Yolda yiyeyim de, içeyim de, gönlümü hoş edeyim de, şuraya da gireyim, buranın şusu meşhur da, buraya gireyim de, şunun bu şu meşhur da. Geç! Dünyada toplama bunları! Bunları dünyada toplama! Ya! Sen Allah meclisine gidiyorsun. Sen peygamberler meclisine gidiyorsun. Sen Allah yolcususun. Ne işin var, nerenin köftesi iyiyse iyi? Yiyeceksin yarım kilo köfte değil mi? Her yerde yersin. Senin işin başka.
İşin tahkikisine git. Ya Rabbi! Öylesine bir zikullah bana bahşeyle ki, ben sema ederken, o geçmiş semazenlerle beraber edeyim. O peygamberlerle beraber olayım. Allah! Yukarıda sevgilim var mı acaba? Bak görüyorsun nasıl gönderiyorum. Yok! Taklidi! Anne bugün semaya çıkacağım gel hadi. Taklidi! Ay kızımız ne güzel sema etti ya! Taklidi! Anne nasıl semami iyi miydi? Taklidi! Taklidi! Gönlünden Allah dedin mi? Zikrettiğinle oturdun mu? Hazreti Pir ile sema ettin mi? Hazreti Pir ile kucaklaştın mı? Hazreti Pir ile cemalleştin mi? Hazreti Pir ile yukarılara doğru gittin mi?
Tahkiki! Abdest alırken tahkiki! Kolunun ağardığını gördün mü? Yüzünün ağardığını nurlandığını gördün mü? Saçının nurlandığını gördün mü? Melekler başını mest ederken her su damlasına üşüştüğünü gördün mü? Kolunu yıkarken kolundan akan bütün sulardan meleklerin üşüştüğünü gördün mü? Attığın her adıma melekler abdesti bu deyip de seni muhafaza altına aldıklarını gördün mü?
Yürürken yolda melekler de senin etrafında yürüdüğünü gördün mü? Meleklerle beraber onların zikrine katıldın mı? Yolda giderken! Tahkiki! Benim gibi geliver ab yazım gidiver tın gazım yolmayın! Tahkiki olun! Biz olamadık! Allah sizlere nasip etsin! Her biriniz gençsiniz! Her biriniz cevvalsiniz! Yetişseniz! Allah'a hamd edin! Böyle nerede rahat sohbetler edeceğiz biz? Mümkün değildi! Böyle toplantılar olacak mümkün değildi! Millet annesini, annesi, babası, kimse evladını göndermezdi bize! Selam vermezlerdi yolda bize! Yasaklı adam oldun muha?
Ben de kimseyi konuşturmazlardı! Evet! Şimdi nerede? Yetişin! Yetiştirin! Kendi dayım, kendi dayımın oğlunla kızardı Mehmet'e! Konuşma derdi onunla! Evet! Kendinizi tahkikileştirin! Derinleştirin! Derslerinizi yapın! Zikrullahınızı yapın! Birbirlerinize kardeşçesine davranın! Bir iş yapıyorsunuz Allah rızası için! Bizde gönüllülük esas! Bizde para yok, pul yok, makam yok, mevki yok! Hiç kimsede, hiçbir makam yok burada! Yok! Hiçbir kimsenin hiçbir makamı yok burada! Ben dahil! Biz Allah için kulluk yapmaya çalışıyoruz! Biz kul olmak için yola çıktık! Kul olalım!
Bizim başka bir derdimiz yok! Kul olmanın yolu tahkikiden geçiyor! Tahkiki iman! Allah bizi onlardan eylesin! Gönüllerine sevgisini ektiler! Onu İsa'nın vekili sandılar! İşte bu taklidi olanlar bu aldatılmaya hazır insanlar! Aldatılması mümkün! Birisi çıkar, bir vaazu nasihat eder onlara pamuk eller cebe der! Herkes elini ceba da! Birisi çıkar, bir Allah'tan, bir peygamberden bahseder! Getirin çekleri, senetleri bana der! Birisi çıkar, bir Allah'tan, bir peygamberden bahseder! Sohbetten 30 lira parayı alır gider! Birisi çıkar, bir sahabenin bir şey anlatır! Üzerlerine onların yaşadığı bir hadiseyi anlatır! Geceliği 15 milyar lira!
Ne bilmem kim hoca geldi! Alır gider parayı! Sen de onu derin bir hoca zannedersin! Birisi gelir, bir ağlatır, bir ağlanacak sana hadise anlatır! Anlatırken seni bir güzel anlatır, bir güzel tiyatro yapar sana! On beş milyar, yirmi milyar alır gider! Evet! Sema'ya gidiyorlar! Otuz milyar lira, otuz beş milyar, kırk milyar! Çağıranlar bizi bana telefon açıyorlar! İşte şu gün bir programımız var! İşte gelebilir misiniz? Gelemeyiz kardeş! Doluyoruz biz o gün! Ya işte! Ya gelemeyiz! Ya kaç para vereceksek verelim! Veremezsiniz para diyorum ben! Neden? Bizim tekke dört yüz elli yıllık diyorum! Parayla biçilmez ki!
Ya hocam öyle değil ya nasıl işte ya işte ya kaç para tutmuş gelecekti size gelecek olanlar? İşte Konya'dan bize elli beş milyar istediler! Biz bedavayız ya! Yok kardeş Allah razı olsun! Biz doluyuz! Biz Allah rızası için gidiyoruz! Biz para pul istemiyoruz! Biz bir yarın işte nereye gideceğiz? Alaşehir'e gideceğiz! Bir para pul yok! Gideceğiz, sohbet edeceğiz, sema edeceğiz, kutlu doğum! Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kardeşliğini anlatacağız! Muhammedi kardeşlik! Nasıl olmalı? Ücret yok! Allah için! Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tanınsın, sevinsin diye, sevilsin diye! Ardından Gazi Emir'e gideceğiz!
Normalde para yok! Her gün herhalde yarın sabah burada altı buçuk yedide yola çıkılır! Ücret yok, para yok, pul yok! Ama ücret peşinde koşanlar aldatırlar! Herkes de onları kutup yapar! Herkes onları mürşid yapar! Herkes onu arşalaya çıkarır! O ne kutuptur, ne mürşittir! Kapıdan çıkarken CD'leri alacaksınız yalnız! Çoğaltmak yok! Bir soru sordular, burada kaç tane kağıt var? Bildim, bilmedim, cevaplandırdım! Demedim mi ben filanca kitapta yazdım bunun cevabını alın okuyun! Belki de aynı soru bana buraya geldiğimden beri, şuradası yaklaşık 2003-2004'ten beri buradayız biz herhalde değil mi? Öyle mi? Kaçtı? 2005 mi?
2007 mi? 2005! 9 yıl olmuş burada! 9 yıldan beri belki de 900 sefer cevaplandırdığım sorular vardır bunun içinde! Geçmiş sohbetlerimize bakın dahi deme utanıyorum! Yılmaz! Mustafa Özba! Bir daha söyle! Bir daha söyle! Allah için söylüyorsun! Demiyoruz! Dışarıda CD'mizi alın öğrenin! Yok öyle bir şey! Bu cemaat fisebilillah burada! Allah için buradayız! Allah için! Hiç! Hiç ama! Bir başka bir davamız, başka bir derdimiz yok!
Allah için buradayız! Burada zizeninden tut, çay dağıtana kadar, süpürene kadar! Herkes Allah için burada! Herkes! Bir kuruş istiyorlarsa gelin bana söyleyin! Bu kadar! Bu işin tahkikisi! Evet! Allah bizi onlardan eylesin! Bizim sevgimiz! Hakikisi! Mecaz değil! Semazen dönerse kaç para diye mecaz! Vurursa gudümcü kaç para diye mecaz! Bizimki mecazla işimiz yok! Mecazla işimiz yok!
O yüzden gönüle sevgi iki taraftandır! Bir, bir kul Allah'ı sever, Allah da onu sever! Allah onu severse, Cebrail'e emreder! Ey Cebrail filancayı sevdim! Gök halkına söyle, onlar da sevsin! Cebrail gök halkına nida eder! Ey gök halkı! Allah filancayı sevdi, siz de sevin! Melekler mümin kulların kalbine ilham eder! Melekler mümin kulların kalbine ilham eder!
Allah filancayı sevdi, siz de sevin! Peygamberi sevenler müminlerdir! Ancak müminler, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevebilir! Ancak müminler velileri sevebilir! Ancak müminler müminleri sevebilir! Mümin olmayan mümini sevemez! Mümin olmayan bir veliyi sevemez! Mümin olmayan bir peygamberi sevemez! Bunun karşılığı da var! Allah diyor, bir kulunu sevmezse Cebrail'e der ki, Ey Cebrail! Filanca kulu ben sevmedim, sen de sevme! Cebrail nida eder, ey gök halkı! Allah filanca kulu sevmedi, siz de sevmeyin! Melekler mümin kulların kalbine ilham eder! Allah filancayı sevmedi, siz de sevmeyin!
Müminler o kimseyi sevmezler! O yüzden adı şerif der ki, müminler, müminler bir yerde toplanırlar! Benim ümmetim bir yerde toplanır! Ümmet bir yerde toplanır! Ümmet iki yerde toplanmaz, ümmet bir yerdedir! Bir topluluk iki yerde toplanmaz, bir yerdedir! Bir topluluk iki yerde toplanmaz, bir yerdedir o! Burası bir topluluk, buradan birisi daha çıktı! İki tane oldu değil mi? Olmaz! Bir yerde olacak o! Bir yerde olacak o! Fitne çıktı o zaman ikiye, çıktı sonrası! Ümmet bir yer, çoğunluk bir yerdeyse, sen de oraya gideceksin! Alternatifi yok! Allah bizi affesin! O zaman, o kimseyi Allah ve melekler sevmezse, ne sever? Şeytan sever!
Şeytan kendi müritlerine der, ey şeytanı sevenler! Yavrularım, kızıcıklarım, ya bunu sevin! Harika! Tarkan! Koş arkasından! Binlerce kişi topluyor, öyle değil mi? Allah'ı seven gider mi oraya? Kim? Şarkıcı filanca kadın! Ne kadar toplamış, şu kadar toplanmış! Allah'ın seveni ne işi var orada? Herkes kendi müridini topluyor! Şeytanın da velileri var! Şeytanın da dostları var! Onun da müritleri var! Onun da müntesipleri var! Onlar da ne yapıyor?
Orada toplanıyor! Yarın ne var? Maç! Ne maçı? Ferabaçak, Alatasaray! Yarın ders olsaydı, görecektik! Adam diyecekti şimdi, zikrullah her hafta var ya! Bu maç kaçmaz şimdi! Toplayacaktı taraftarlarını şeytan! Yarın ne yapacak? Yine toplacak! İşte o zaman sevgi, sevgi, şeytanisi var, rahmanisi var! Şeytanisi var, rahmanisi var! Bana diyorlar, hocam onu da Allah sevdirmedi mi? Kardeş, orada şeytani tecelliyet var! Yapma! Allah seni kendi yolunu sevdirir! Kur'an'ı sevdirir Allah! Peygamberlerini sevdirir! Velilerini sevdirir! Namaz kılanları sevdirir! Kur'an ve sünnet yolunda mücadele eden, cihad edenleri sevdirir! Böyle sevgi Allah katında makbuldür!
Diyelim, Allah gecenizi hayır etsin! Selamun Aleyküm!
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.