Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 24 Kasım 2017 · 1:04:40
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Birkaç soruya zaman var, ondan sonra da niyet ettim, dersi yapacağım inşallah. Ya da rüzgar gibi geçeceğiz. Mahalle dersleri salı gününe alındığından ayın ilk salısı olan Saadçi Alefendi İzmit sohbetine ve Çanakkale Ermeni Kilisesi sohbetlerine il dışından gitmek yasak mıdır, siz de yer ve gök halkı davetlidir şeklinde tweet atıyorsunuz dışarı, eşleriyle gidenler ve yalnız gidenlere yasak mı oldu?
Bir dervişin şeyhinin sohbetine ve zikrine gitmesini yasaklanan hiçbir şey olmaz. Bir kimse şeyhin nerede? Örneğin işte Fizan'da. Fizan'a onu ziyarete gider, onun dersine gider. Bir yerde sohbet var. Şeyhi o sohbette. Şeyhi yasaklamadığı müddetçe, bir şey söylemediği müddetçe oraya gider. Benim normalde yayınladığım dersler var, yayınlamadığım dersler var. Daha da açık konuşayım artık bunu.
Bir yayınlanan dersler var, bir de yayınlanmamış dersler var. Yayınlanmamış dersleri araştırmak, nerede diye takip etmek, onları böyle gün yüzüne çıkarmaya çalışmak doğru değil. Yayınlanan derslere bütün herkes, bütün dervişler gelebilirler. Bu konuda ders yayınlandıysa bir kimse ben neredeyse ben oraya gideceğim der, gidebilir.
Burada söz konusu olan şey şu. İşte Çanakkale kendi içerisinde Salı günleri ders yapıyor. Orada Tifli Camii'nde ders var, Salı günü. Salı günü bütün herkes orada toplanıyor. Salı günü orada alternatif bir derse gidilmez. Salı günü orada ders varken birisi kalkıp örneğin İstanbul'a derse gitmez.
Ama bir adamın işi İstanbul'dadır o gün de, mecbur Salı günü gidecektir, dersim gitmesin, derssiz kalmayayım diye gider Salı günü oradaki derse katılır. Bunda bir beis yok. Ama ve lakin aynı Salı gün, örneğin ben İstanbul'dayım. Veyahut da kendi üzerinden söylemeyeyim, dergahın adabı üzerinden söyleyeyim. İşte şeyh, üstad İstanbul'da. O kimse ben gitmem lazım deyip kendince gidebilir. Bunda bir beis yok.
İşte neredeyim? Saatçıdayım. Saatçiye gidebilir herkes. Neredeyim? İşte Arabi sohbetindeyim. Çanakkale'deyim. Eski kilisede. Herkes gider. Hiç kimse onu normalde bu noktada bizim o Salı derslerini almamızın sebebi şu. Burada perşembe derslerinin performansının düşüklüğünü kabullenmem mümkün değil. Dersleri biraz daha böyle aza indirmemin sebebi o.
Yani haftanın dört günü, beş günü ders yapıyorlar. Perşembeye gelince ne sesi çıkıyor, ne soluğu çıkıyor. Bununla alakalı. Normalde başka bir derdimiz yok. Bak tekrar söylüyorum bununla alakalı. O yüzden normalde işte başka şeyler de var. Birileri bir yerlerden işte kendisine gelinsin istiyor. Yok bilmem ne. Bunların hepsinde engelleyeci bir şey olsun diye derslerin hepsinin üç aşağı beş yukarı böyle bir karar alındı. Ondan sonra normalde herkes buna tabi olacak. Ama diyelim ki tekrar söylüyorum. Örneğin işte bu Salı Ankara'ya gideceğim. Pazar günü Keşan'a gideceğim. Örnek. İşte ya. Pazar günü başka bir yerde de bir arkadaşın dersi var.
Bir yerin dersi var diyelim ki. Örnekliyorum. O kimse oraya Keşan'a derse gelse ona neden oraya gidiyorsun denmez. Bir kimsenin üstad müsaade ettiği müddetçe, ilan ettiği müddetçe üstadının dersine gitmesinin bir sıkıntısı ve sakıncası yoktur. Allah muhafaza eylesin. Bu yola hizmet etmek için görev istenmeli midir ya da kendisine verilmek üzere beklenilmeli midir? Uygulanan hangisidir? Bu yolda herkes görevli. Görev beklemek demek ne ki? Onu zakir mi derim, onu çavuş mu derim? Bir kimse koşuşturuyorsa, bakın hiçbir şey bilmiyor değil mi? Koşmak mı istiyor? Evet. Apartmandaki insanları topla, birer tevhid çektir. La la illallah, la la illallah, la la illallah dedir.
Sıkıntı yok ki. Arkadaşlarını eş, dost davet et. Sünnet zaten. Yemek ver. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri öyle yaptı. Topladı kavmini. Onlara yemek verdi, ziyafet verdi. Ve peygamberliğini onlara tebliğ etti. Tam böyle konuşacak. Tabi Ebu Cehil'i ki de bir de onun sözünü kesti. Sen bunun için mi bizi davet ettin? Malumdur ya Hazreti Ali radıyallahu anh Hazretleri de her seferinde ayağa kalktı. Senin yardımcın benim dedi. Bu noktada herkese açık ki bu. Bir şey yapmak istiyorsa, bakın bu normal, benim tavrım bir tarikat tavrı değildir. Ben yıllar önce orada bulunan bütün cemaate hepinizde çavuşsunuz.
Koşun hepinizde dedim. Sen bir hizmet etmek istiyorsan koş. Evini aç, sofranı aç, gönlünü aç. İnsanlara iki kelime bir şey öğretmek için topla arkadaşlarını. Sen yeni insanlarla tanış. Ama şunu yapma. Bu sıradakilerin hepsi de zaten derviş. Abdülalim gelecek şimdi, buradaki arkadaşlar toplayacak, gelin evde ders var diyecek. Eee orada ders yapıyoruz diyecek. Yok böyle bu değil. Bunlar zaten olmuş olacağını, zaten bulmuş yolunu. Çalışacak olan, koşturacak olan kimse, yeni ufuklara atılacak. Yeni ufuklara.
Nerede tanıdığın var senin? İzmit'te. Samimi arkadaşın var senin. Nerede? Örneğin İznik'te. Selamun aleyküm, aleyküm selam. Canım kardeşim, filanca gün sana geleceğim. Üç beş arkadaşını da topla. Ders yapalım. Veyahut da ben bir seni ziyarete geliyorum ya. Gideceksin, ziyaret edeceksin. Oturacaksın, sohbet edeceksin. Anlatacaksın ona. Sendeki değişikliği görecek o. Sen kendi değişikliğini ona anlatacaksın. O diyecek ki ya sen ne kadar iyileşmişsin. Sen ne kadar güzelleşmişsin. Seni güzelleştiren, seni değiştiren, seni iyileştiren şey ne? Ya ben böyle böyle bir dergaha gidiyorum, oraya gidiyorum. Şöyle oluyor, böyle oluyor. Gel. Benim misafirim o seni bir gün derse götürüyor.
Çalışmak, koşturmak bu. Buradaki hazır oluşmuş dervişlere iş yaptırmak, onları toplamak, onları mezardan dedemin dedesini kaldırsam o da yapar onu. O da yapar onu. Hazır dergahın üzerine, hazır dervişlerin üzerine. Kimin söylesem ahkam keser. Bir koştur bakalım sen bir sıfırdan bir şeyler yap. Herkese açık bu yol. Bakın bu yol herkese açık. Neresi var? Yenişehir var. Yenişehir'de akrabası olanlar elini kaldırsın. Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, yedi kişi gitsinler orada. Örneğin yedi kişiyiz, sekiz kişiyiz.
Kim var orada akrabamız filanca, senin filanca, senin filanca, senin filanca. Hadi oradan bir tertik bulalım, oradan bir çatlak bulalım, oradan bir kimse bulalım. Oraya gidelim, orada ders yapalım. Oraya gidelim, orada ders yapalım. Orada bir kapı aralansın. Orada bir zikrullah alakası oluşsun. Devam edelim. İstikrar. İstikrar. Her hafta gidelim. İstikrar. Bir kişi de olsa gidelim, iki kişi de olsa gidelim. İstikrar. Ebu Zerri Gifari Hazretleri gitti. Gifar kabilesindendi. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri sen kabileye dön dedi. Mekke'den. O kabilesine döndü. Medine'ye hicret edildiğinde Medine'liler korktular.
Müşrikler savaşa mı geliyorlar diye. Gelen Ebu Zerri Gifari'di. Bütün Gifar kabilesini islam etmiş. Kabile komple islam olmuş. Biat etmeye geliyorlar. Her biriniz birer Ebu Zerri Gifari olun. Koşun. Koş. Bir şeyler yap. Sen üç kişi getir. Beş kişi getir. İki kişi getir. De ki ben x kasabaya gidiyorum. Orada üç tane arkadaş edindik efendim. Biz orada üç tane arkadaşla ders yapıyoruz. Bu arkadaşlar bunlar bunlar bunlar. Filanca günleri toplanıyoruz. Harika. Devam et. Sonra orada halaka artsın. Büyüsün. Ondan sonra içinden birisine çavuşluk verelim onların biz.
Sen onların abisi ol. Git gel oraya organize et. Ondan sonra köylerine organize et. Oranın şeyhi olsa. Git bunda bir sıkıntı yok. Bakın bunda hiçbir sıkıntı yok. Benim nazarımda çalışan, gayret eden kimse odur. İlla ki birine zakirsin, çavuşsun dememize gerek yok. Dinde zorlama yoktur. Evet dinde zorlama yoktur. Bir kimse Müslüman olur. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah der. Yine zorlama yoktur ona. Müslüman olmazsa olmaz. Yine zorlama yoktur ona. Ona tebliğ edersin. Müslüman olur olmaz. Zorla onu İslam edemezsin. Müslüman oldu ona nasihat edersin.
Yine ona zorla bir şeyler yaptıramazsın. Ama toplumun kendi içerisinde, İslam'ın kendi içerisinde hukuku vardır. Bu hukuk da nedir? Tarafların, kişinin başkalarıyla alakalı, ikinci şahıslarla alakalı olan hukuktur. O hukuka uymak zorundadır o Müslüman dışarıda. Devlete karşı vazifeleri vardır. Diğer insanlara karşı vazifeleri vardır. O vazife ve hakları vardır. Ve aynı zamanda uyuması gereken kurallar vardır. Onlara uyar. Onlara uymak zorundadır. Ama kendi içerisinde biz ona bir zorlamada bulunmak noktasında değiliz. O kimse iman et, bir, iman edip etmemekte hürdür. İki, iman ettiği dini yaşam standardı seviyesi olarak da hürdür. Birine sen dini bu standartta yaşayacaksın, bu standardın altına düşmeyeceksin veya bu standartta çıkacaksın deme hakkı hiç kimsenin üzerinde zorlama noktasında yoktur.
Bakın zorlama noktasında hakkı yoktur. Bunu yanlış veya eksik veyahut da farklı tevil edenler, iştahat edenler vardır, vardır. Ama ben bu noktada İmam Maturid'in, yani İmam Azzam Hazretlerinin açmış olduğu çizgideyim. Ve o çizginin üzerinde durmaya gayret ediyorum. Onlar bu noktada çok hassas durmuşlar. Bu noktada çok hassas duraraktan insanları zorla ibadet ettirmemişler. İslam'da birisini zorla ibadet ettirmek yoktur. Siz öğle namaz vaktini örneğin, atıyorum, tatil edersiniz. Devlet olarak, iş yeri olarak. Ama insanları zorla namaz kıldırmaya sevk edemezsiniz, kıldıramazsınız. Hani meşhur ya, sahabeden bir kimse namaz kılıyor, bedevi.
Hazreti Ömer Raddellahi Van Hazretleri geliyor, olmadı namazın diyor. Bunu böyle böyle kılacaksın yoksa kırbaçlarım seni diyor. Namazı böyle kılacaksın. Kırbaçlarım seni deyince o kimse kendi kendisine onun istediği gibi kılıyor. Bak diyor böyle daha güzel olmadı mı kıldıktan sonra. Bu Ömer'in korkusuyla diyor. Bu diyor Ömer'in korkusuydu. Hazreti Ömer Raddellahi Van Hazretleri pişman oluyor. Bu Ömer'in korkusundan kılınan namaz. Allah korkusundan kılınan namaz değil. Önceki diyor Allah korkusuyla kılınan namazdı. Bu Ömer'in korkusundan oldu. O yüzden birisi de geliyor diyor ki benim komşum evinde içki içiyor. Enteresandır. Yine halife. Ne yapayım yahu diyor.
Bir kimse evinde içki içiyor diyerekten diyor. Ben onun evini gözetleyenlerden mi olayım? Ben onun evini gözetleyenlerden mi olayım? Ben onun evinin içerisine karışmam. Beni ilgilendirmez. Bu manada o zaman siz dışarıda bir kimseyi bu manada içki içerken görürseniz bu toplum hukukudur İslam'ın. Siz ona gerekli cezayı verirsiniz. Ama o kimse evinde içiyor. Dışarı hiç kimse bunu dışarıda görünmüyor. Siz ona bir ceza veremezsiniz. Devlet olarak veremezsiniz. O zaman birbirlerimize nasihat etme hakkımız var. Müslüman, Müslüman'ın nasihatçısıdır. Biz nasihat ederiz.
Tebliğ ederiz. Anlatırız. Eğer bir kimse İslam değilse ona İslam tebliğ edilir. Eğer o kimse İslam ise ona nasihat edilir. Anlatılır. Biz anlatırız. Zorlama yoktur. Elinizin altındakileri de zorlayamazsınız. Bir yere kadardır. Bakın bir yere kadardır. Bir yerden sonra da onları da zorlayamazsınız. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz. Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Hadis-i şeriflerini kendimize ölçe edinelim. İnşallah. Kan parasının dinen hükmü var mıdır? Vardır. Bir kimse normalde birisinin uzvuna bir zarar verirse, canına zarar verirse, ne bileyim herhangi bir şeyine zarar verirse, onun karşılığında bir diyeti vardır İslam hukukunda.
Bu şey değildir. Kazayla olanın diyeti ayrıdır, kasti olanın diyeti ayrıdır ama diyeti vardır. Her bu tip meselelerde karşıdaki bir kimse zarar görüyorsa, bunun diyeti vardır. Sırbistan'dan gelen A101 ve BİM'de satılan etler caiz midir? Normalde bir, ehli kitabın kestiği yenir. Ehli kitap kesiyorsa, ehli kitabın kestiği yenir.
Hanefi fıkhuna göre. Bu noktada bir, ne o? Şehk şüphe yok. Yani biz şöyle düşünüyoruz şimdi. Sırbistan'daki hayvanları kesenler Müslümanlar mı değil mi? Öyle değil mi? Yani Müslüman mı değil mi bilmiyoruz. Siz askerde yediğiniz etler NATO'dan yardım olarak geliyorsa, onları yediniz mi? Yediniz. Sordunuz mu bu etler nerede kesiyor diye? Bir de kendi bulunduğunuz yeri siz İslam ülkesi olarak mı görüyorsunuz? Sırbistan, Sırbistan'ın devlet hukuku ile Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet hukukunun arasında bir fark mı görüyorsunuz? Hatta Sırbistan Devleti, Türk Devleti'nden kendince kendi dinine daha fazla sahibidir.
Hristiyan ama dinine daha fazla sahiptir. Siz Hristiyan olan ülkeler, devlet sistemleri, dinlerini önlerinde tutarlar. Layık değildir. Sırbistan layık değildir. Karadağ layık değildir. Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunluğu layık değildir. Amerika layık değildir. İngiltere layık değildir. Bildiğim kadarıyla. İsrail layık değildir. Vahşi layıklık bizde var. Din düşmanlığı olarak uygulanan layıklık bizde var. Hani Avrupa layıktı.
Neden Müslümanların her şeylerini yasaklıyorlar şimdi? Adım adım Müslümanların her şeyini yasaklıyorlar Avrupa'da. Daha da yasaklayacaklar. Daha da sıkıntılar çoğalacak oradan. Problemler çoğalacak. Güneş batıdan doğacak lafzını, hadis-i şerifini Avrupa Birliği İslam olacak, Avrupa İslam olacak diye tevil edenlerin tevvilleri havada kalacak. Güneş batıdan doğacağı hiç kimse Anadolu olarak yorumlanıyor. Mekke, Medine'ye göre, Medine'ye göre Türkiye batı, evet güneş bu Anadolu topraklarından doğacak. Batı hayranlarına duyurulur.
Gün geçtikçe Avrupa Birliği ile Türkiye'nin ve Müslümanların ipi kopacak. Gün geçtikçe Avrupa Birliği'ndeki Müslümanlar ya Müslümanlıklarını kaybedecekler, asimile olacaklar orada ya da Avrupa Birliği ülkeleri oradaki Müslümanlara eziyet çektirecekler. Benim gördüğümü Avrupalılar görmüyorlar mı sanki?
Hızla Müslümanlar artıyor orada. Hızla Müslümanların artmasını Vatikan göz yumar mı? Şu anda Vatikan'ın başındaki kimse bugüne kadar gelmiş olan, yani bu yakın dönemdekilerin en şahini, savaşçı, hızla Müslümanlarla savaşılması gerektiğini ve Müslümanların bertaraf edilmesi gerektiğini düşünen kimse. Yani Avrupa'da İslam'ın yükselmesine müsaade edeceğini düşünüyorlar.
Oyunun birinci roundunu sergilediler. Avrupa'nın içerisinde ne kadar ne yazık ki idraki genişlememiş, derinleşmemiş, ne yazık ki satılmış insanların peşinden giden genç Müslümanları, eli silah tutacak olan, savaşacak olan genç Müslümanları Daesh'le aldatıp, Orta Doğu'ya götürüp hızla katlediyorlar. Hızla. Amerika'da, İngiltere'de, Belçika'da, Hollanda'da, Almanya'da, Avrupa'da ne kadar kendilerince cihatçı diye nitelendirdikleri Müslüman gençler varsa hepsini de kandırdılar. Kendi gizli servisleri hepsini de kandırdı onların. Hepsini de böyle cihat şuuru veriyormuş gibi düşündürerekten hepsini Orta Doğu'ya topladılar. Orta Doğu'da şimdi katlediyorlar onları.
Bir müddet sonra Orta Doğu'dan hiçbir yere gidemeyecek onlar. Şimdi serseri mayın gibi dolaşıyorlar onlar. Dolaşırlarken de habire kan kaybediyorlar. Daesh'in eski gücü kaldı mı? Kalmadı. Nereye gitti bunlar? Hepsini de katlediyorlar. Katlediyorlar hepsini de. Müslümanlar oyuna geldiler. Ta en başından beri söyledim. Dedim orada bir bataklık oluşturuyorlar. Cihada da altında. Bunu on yılda bir yapıyorlar. Topluyorlar. Nerede varsa böyle işte biz cihat edeceğiz. Memleket kurtaracağız diye düşünen idraki derinleşmemiş. Genişlememiş.
Bu noktada kendince selefi vahabi çizgisinde duran. Mezhepleri inkar eden, meşhepleri inkar eden, tarikatları inkar eden, tasavvufi inkar eden, biçit dahilleri, hadisleri inkar eden. Kendilerince böyle bir oluşum yapıp topluyorlar bir yerde. Herkes de cihat edeceğiz diye toplanıyor. Bir bakıyorsun ki orada milyonlarca insan Müslüman kanı dökülüyor. Ne oldu dayış için gidenler şimdi? Ne oldu Afganistan için gidenler? Ne oldu Çeçenistan için gidenler? Hepimiz şunu düşüneceğiz. Gittiler şehit oldular. Değil mi? Öyle diyorlar değil mi? Şehit oldular. Bakın eğer sizin arkanızdaki kitlenin, sizin bölüğünüzün, sizin taburunuzun, sizin ordunuzun, sizin milletinizin öldürülmesi, orada helak edilmesi mutlak ise o imam, o imam, başındaki o imam, karşıdaki kimseyle, yani kafirle, küfür ehliliyle barış yapması farzdır.
Din yaşatır önce. Din önce yaşatır. Ama İslam savaş hukukunu kime göre bakacaklar? Gidip Hanefi'den İmam Muhammed'e göre bakmaları lazım. İmam Muhammed'in devlet hukukunu kim okucak şimdi? İmam Muhammed'in cihat hukukunu kim okucak? Kimse okumayacak. Serahsi mi okucaklar? İbn Abidin'i mi okucaklar? Fetavay-ı Hindi'ye mi okucaklar? El Hiday'i mi okucaklar? Dürer-Gürer'i mi okucaklar? Hayır. Hayır. Onları okurlarsa yaptıkları işin yanlışlığını görecekler. Onları okuturlarsa yaptıkları işin yanlışlığını görecekler. Soruyorum ne okuyorsunuz? Hocalarımızın kitabı var. Ne kardeşim?
Adı ne? Bu kitabın adı ne? Bu kitabın adı ne? Hocamızın. Ya adı yok mu bu kitabın? Adı yok. Masanın üzerinde de bu kitap duruyor. İslam'da helallar haramlar diye. Masanın üzerinde El Hiday'e duruyor dört cilt. Masanın üzerinde üç cilt de mevsut var. Mevsuttan üç cilt var. Bir konu var onu araştırıyorum. Daha yakın bu. Ya işte hacım ne okuyorsunuz? Bunları okuyorum. Yani siz ne okuyorsunuz? Ben direkt. Ya hocamız bir kitap okuyor. Kardeşim hocanızın okuduğu kitap ne? Adı ne ya? Yazarı kim? Yok.
Babasına kafir diyor. Annesine kafir diyor. Hanımını babasının yanında başörtülü dolaştırmıyor. Babam kafir diye. Ya yavrum ben senin babanı tanıyorum. Adam la lehinallah Muhammed'e Resulat diyor. Sen nerede bunu kafir diyorsun? Kafir o diyor. Ben hocam hocalarımıza sordum o kafir. Evet. Okuduğu kitap yok. Yani ismi yok. Ne? Hocalarımız okutuyor. Böyle bir dergahda, tarikatta var ya Türkiye'de. Birkaç tane var. Ya Hanefi'ye göre bu böyle. Tamam mı? Bizim hocamız böyle diyor. Ya kardeşim İmam-ı Azam'a göre, Hanefi feklına göre böyle. Bizim hocalarımız İmam-ı Azam'dan da fazla biliyor dedi.
Çıktı işin içinden. Dedim pes. Bunca yıllık İmam-ı Azam'dan fazla biliyorsa sizin hocalarınız dedim. Söyleyecek bir laf yok. O zaman dedim siz kendi isminiz de anılacak bir mezhep kurun. Böyle topluyorlar. On yıl sonra başka bir şey çıkarırlar. Planları hazırdır onlar. Bir on yıl sonra daha başka bir şey çıkarır. Planları hazırdır. Şimdi Suriye meselesi hallolur. Bir de ne o? Filistin meselesi çıkar. Haydi Filistin'e cihada gidilir. Değil mi? Tabi hiç gidemezsiniz Filistin'e cihada. Evet. Hiç Filistin cihada oluyor mu?
Nedense Afganistan'a gidilecekse bütün yollar açık. Filistin'e gidilecekse bütün yollar kapalı. Hiç düşünmediniz mi? Hiç siz Filistin'e giden bir cihatçı bir Müslüman gördünüz mü? Arapların içerisinden olsun, Avrupa'nın içerisinden olsun. Yok. Yani düşünebiliyor musunuz? Yani DAİŞ denilen örgüt. Yani İsrail'le savaşmış olsaydı, bütün Müslümanların onların arkasında durmaları farzayındı. Dese ki ben İsrail'le savaşıyorum. Farzay'ın bütün Müslümanların arkasında durması. Dese ki ben İngiltere'yle savaşıyorum.
Farzay'ın bütün Müslümanların arkasında durması. Dese ki ben Amerika'yla savaşıyorum. Bütün Müslümanların arkasında durması farzay'ın. Bütün Müslümanların. Eğer gerçekten doğruysa, isabetliyse. Yok. Hiç Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya, Çin, Rusya.
Yani Hristiyanlara, Yahudilere atılacak bir tek kurşun verir mi? Vermez. Adam bir DAİŞ meselesi çıkardılar. Suudi Arabistan'a sattılar. Bilmem kaç milyon dolarlık, 250 milyon dolarlık mı silah sattılar? Milyar dolarlık. 250 milyar dolarlık. Katar'a bir şey yaptılar. Ne o? Bir adavere, dalavere yaptılar. Katar 150 milyar dolarlık mı aldı? Katar 150 milyar dolarlık aldı. Orada işte Birleşik Arap Emirlikleri ıvır zıvır, ağzım yüzüm derken neredeyse o bölgeye bir trilyon dolarlık silah sattı mı Amerika? Son dönem sattı. Kime sattı? Hepsi de Müslüman. Kime karşı aldılar bu silahları?
Yine Müslümanlara karşı. Allah bizi affetsin. Biz de oturduk şimdi Sırbistan'da et, Sırbistan'da kesilen etler caiz midir, değil midir? En büyük konumuz bu şimdi bizim lazım. Bu şuna benziyor. Melekler dişi miydi, erkek miydi? Fatih Sultan Mehmet. İstanbul kapılarında bütün Konstantiyeni'nin entelyokterleri bunu tartışıyorlar. Melekler dişi miydi, erkek miydi? Tarihin en büyük silah satışı yapılıyor Orta Doğu'ya. Tarihin en büyük silah satışı yapılıyor Orta Doğu'ya. Ve Orta Doğu ülkeleri bu silahların hepsini de gavurlardan alıyor.
Ve bu silahların bir tek kurşunu dahi gavura sıkılmayacak. Bir tek kurşun gavura sıkılmayacak. Bir tek kurşun bu gavurlardan alınan silahların, füzelerin olsun, busun, herhangi bir tanesi İsrail'e veya bu gavurlara dokunmayacak.
Kime vuracak bu silahlar? Üçüncü soru. Biz mezarlıklardan geçerken radyoyu kapatalım mı, kapatmayalım mı? Bunu soralım. Bir daha soru soralım. Zemzem suyu vücuttan terlemeli mi, yoksa böbrek yoluyla mı atılır? İnternette de çiftlik bank diye bir şey kurmuşlar. Orada sanal olarak hayvan alınıp satılıyormuş, ne yapalım? Memleketsever olarak düşünecek olursak, bir milyar dolar bir ne kadar oluyor?
Bir trilyon dolarlık silah satışı yapılmış Orta Doğu'ya. Burnumuzun ucunda. Orta Doğu'ya ne kadar emperyalist ülkeler varsa çökmüşler her şeyle. Çökmüşler. Memleketteki hadis inkarcıları, mezhep inkarcıları, selefi vahabi bozuntuları kol geziyor ortalıkta. Bizim konuşacağımız şeylere bakın Allah'ınızı severseniz. Allah'ınızı severseniz. Bizim konuşacağımız meseleye bakın. Sırbistan'dan gelen ette şüphem varsa yemeye ver ya. Yeme. Bu kadar basit.
Yeme kardeşim. Almaye ver. Düştüğümüz hale bakın. Düştüğümüz hale bakın. Allah bizi muhafaza eylesin. Mekke'ye göre günah-ı kebayir 17. Bunlardan dördü kalptedir. Günah-ı kebayirlerin dördü kalptedir. Birincisi Allah'a şirk koşmak. En büyük günah-ı kebayirlerden birisi Allah'a şirk koşmaktır. Kim Allah'a şirk koşma üzerinde ölürse ebediyen cehennemliktir. Şirk ikilemek demektir. İkilik demektir. İnşallah önümüzdeki derslerde bunların açılımlarını okuyacağız. İkincisi isyana devam etmeye niyetli olmaktır.
Yani bir kimse Allah'ın koyduğu kurallar ve kanunlar var. O koyduğu kurallara, kanunlara isyan etmeye niyetli daha. Bırakmıyor yani. İçkiye devam etmek gibi. Kumara devam etmek gibi. İsyan etmeye devam ediyor. Zina etmeye devam etmek gibi. Gıybete, delikoduya, iftiraya devam etmek gibi. Üçüncüsü neymiş? Allah'ın rahmetinden ümidini kesmek. Bu şeytanın önden girmesidir. Senin asla günahın affolmaz. Gelecekle alakalı ümidi yok. Benim borcum ödenmez. Ben evlenemem. Benim çocuğum olmaz. Allah bana vermez. Allah benim borcumu ödetmez. Allah beni affetmez. Ben dinimi tam olarak yaşayamam. Ümidim yok. Allah'tan ümidini kesmiş o kimse. Allah muhafaza eylesin.
Dördüncüsü Allah'ın mekrinden emin olmaktır. Yani Cenab-ı Hak'ın cezasından, kahriyetinden, cebbariyetinden emin olmak. Yani yok böyle bir şey kardeşim. Ceza da yok, bir şey de yok. Diyenler var ya. Allah muhafaza eylesin. Onunla alakalı. Dördü dildedir. Günah-ı kebayları. Birincisi iftira etmek. Gözünle görmedin, kulağınla duymadın, herhangi bir şey yok. İftira ettin. Namuslu insanların namusuna iftira ettin. Görmediğin, bilmediğin bir şeyi onun üzerine iftira ettin. Allah muhafaza eylesin. İkincisi yalan şahitliği yapmak. Bir kimsenin zararına olacağını bildiğin halde yalancı şahitliği yapıyorsun. Yalan söylüyorsun.
Hukukun önünde o kimseye yalancı şahitlik yapıyorsun. Allah muhafaza eylesin. İnsanın durumunu veya bir uzvunu değiştiren sihir. Sihircilerin, kahinlerin, büyücülerin kapısından ayrılmıyorsun. Adam seni bırakmış gitmiş adam beni bırakmasın diye büyü yaptıracağım diye uğraşıyorsun. Kadın seni bırakmış gitmiş aman kadın beni bırakmasın diye büyü yaptıracağım diye uğraşıyorsun.
Yok işte evli çocuğu var gelinini sevmemiş gelinden oğlu ayrılsın diye sihir ve büyü yaptırıyorsun. Yok oğlan kardeşi bu kadından kurtulması lazımmış sihir ve büyü yaptırıyorsun. Allah muhafaza eylesin. İşte filanca karnın kabarmış, hassistlik yapmışsın onun işi bozulsun diye büyü yaptırıyorsun. Bu da ne? Bu da büyük günah keballerden birisi.
Hakkı iptal eden veya batılı yerleştiren yalan yemindir. Bir de bir kimsenin hakkı o ama sen yalan yere yemin ederekten onun hakkını, onun hukukunu çiğniyorsun. Yalan yere yemin ederekten batıla yardımcı oluyorsun. Allah muhafaza eylesin. Üçü de midededir. Onlar da haksız olarak haramı, yetim malını yemek, haksız kazanç sağlayıp onu yemek. Yetim malını yemek, önceden bir kimse yetim kalırsa ona bir veli tayin edilirdi. Diyelim ki babası öldü, babası ölünce amcasına. Babası ölünce birinci derecede baba dedesine. Baba dedesi yok, amcası. Büyük, küçük, ortanca hangisiyse. Bunlar o kimsenin velisi olurdu. O veli onun malını İslam hukukuna göre istediği gibi tasarruf ederdi.
Bu noktada o velinin yetim malını kendi uhdesine geçirmesi. O malını yemesi. Allah muhafaza eylesin. Riba yemek. Yani faiz. Bir Müslümandan beş lira alacağım varken altı lira aldın. Altı lira aldın, bir lira faiz aldın Müslümandan. O Müslümandan bir lira faiz aldın, Kabe duvarının dibinde annenle zina etmiş gibi günah kebair'e girdin.
Bunu yiyenler şöyle diyorlar. Ya hocam hadis sahibi peygamber mi? Böyle bir laf söyler mi? Söylemiş. Sana mı danışacaktı? Ahmak. Sen faiz yemek istiyorsun da o yüzden öyle söylüyorsun. Ben ilahiyet mezunuyum da ne mezun olursan ol dedim. İstersen on sefer ilahiyet bitir. Ne yapacaksın dedim. Faiz mi yiyeceksin? Ses yok. Ağır geldi de hadis dedi. Ağır gelir dedim din insanlara. Uymazsan ağır gelir. Müslüman bir kimseden bir lira faiz alan bir kimse, annesiyle Kabe duvarının dibinde zina etmiş gibi günaha girer. Faiz yemek en büyük haramlardan birisidir.
Onlar diyor, o faizciler, mezarlarına şeytan çarpmışçasına kalkarlar. Allah muhafaza eylesin. Sarhoşluk veren şeyleri yemek ve içmek. Ne sarhoşluk veriyorsa onu yemek, onu içmek, ona devam etmek günâ kebâir. Kim içki içmeye devam ederse, kim içki içmeye devam ederse, ona tövbe etmeden ölürse Allah muhafaza eylesin. O cehennemde devamlı kalacak.
Zina etmeye devam edenler, tövbe edip geri dönmeyenler. Allah muhafaza eylesin. İkisi de edep yerindedir. Bunlar zina ve livatadır. Bir kimse zina ederse, en büyük günah kebâirlerden birisini işlemiştir. Erkekler ve kadınlar bu günahtan uzak duracaklar. Hele bu dönemin ve geçmiş dönemlerinde en büyük manevi hastalıklarından, zina, en büyük hastalıklarından.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke'de geldiğinde vardı. Medine'ye hicret ettiğinde de vardı. Tabiri caizse fahişelik kadim bir meslek haline gelmişti. Hâlâ da aynı. Arkadaşlar, erkekler, bayanlar, evliler, bekarlar, evlenmeniz helal, nikahlanmanız helal, zina etmeniz haram. Evli kadınlar, kocalarınız hoşunuza gitmiyorsa boşanın.
Gidin bir daha evlenin. Kocalarınızın nikahı altında başka erkeklerle zina yapan kadınlar. Nasıl Allah'ın yüzüne bakacaksınız? Nasıl o kocalarınızın yüzüne bakacaksınız? Boşanmanız helal. Erkekler, bir kadın sizden boşanmak istiyorsa sorun. İyi düşündün mü düşündün? Bak bir daha düşün, düşündün mü düşündün? Beni boşa mı diyor? Boşayın. Boşa. Ama evli kadın nasıl gider başka bir adamla sen böyle bir hayat yaşarsın, zina edersin? Ondan sonra soruyor bana.
Karı koca gelmişler. Biz sizin işte isminizi duyduk. İşte bize danıştınız. Buyurun kardeşim. İşte adam yanında. Kadın iki tane adam değiştirmiş bu arada. Allah'tan korkmuyorlar bizim nikahımız olur mu olmaz mı diye bana soruyorlar. Diyanete sordunuz mu dedim. Sorduk dediler. Ne dedi diyanet dedim. Onların yalancısıyım. Diyanet demiş ki senin resmi nikahın. Kimde duruyorsa sen onunla nikahlısın. Oturmayın orada. Oturma orada. Bunu söyleyeceksen orada oturma. Oturma ya. Git istifa et. Git istifa et ya.
Git istifa et. Delikanlı ol. Yiğit ol. Yok. Adam bu fetvayı vermiş. Kim verdi sen? Bu ne ya? Ne hale geliyorsun? Diyanet bu fetvayı verince kadınlar isterse on tane erkek dolaşsın. Erkekler isterse on tane kadın dolaşsın. Ne hale geliyorsun? Kıymetli dostlar, kardeşler ya. Biz oturmuşuz Sırmistan'dan gelen etleri düşünüyoruz şimdi. Herkesin derdi ayrı. Dolaşmış. Bildiğin dolaşmış. Ne hale geldik?
Kocasının dayısıyla yatan kadını mı ararsın? Amcasıyla yatanı mı ararsın? Söylemeye utanıyorum artık. Söylemeye utanıyorum. Dilim varmıyor. Zina büyük hastalık. Evlenin ya. Evlenin. Evlenin kardeşim. Kadınlar. Adam hoşunuza gitmedi mi? Boşanın gidin evlenin. Boşan bir daha evlen. Helal ya. Helal. Erkekler boşan evlen. Boşan evlen. Helal. Zina yapma. Zina yapma. İslam çok eşliliğe fetva veriyor. Çok eşliliğe müsaade ediyor.
Tamtamlar çalıyor. Nasıl böyle bir şey olurmuş diye. İyi alın. Sisteminiz bu. Herkes gücü yeten gücü yetenle yatacak kalkacak. adamın kız kardeşi. Ha olmuş hocam işte. Ne olmuş ya dedim. Ne olmuş? Utanmıyorsunuz mu dedim. İki tane adamsınız burada. Ama adamız diye geçiniyorlar. Hani olmuş. Eee ne yapalım? Yani evlilikleri devam etsin. Zina. Haram. İstediğiniz yere şikayet edin beni dedim. İstediğiniz yere söyleyin. İtiraf ediyor musun dedim kadına. Sen iki tane adam dolaştın mı? Dolaştım dedi.
Onlarla cinsel ilişkiye girdin mi? Girdim dedi. Ben açık açık konuşuyorum. Hem de abisi de duysun diye. Girdin mi? Girdim dedi. Senin İslam hukukuna göre recmedilmen lazım. Öldürmen lazım senin dedi. Öldürülen bir kimsenin de nikahı kalmaz zaten dedi. Ha sen şimdi dedim. Zahiren dirisin. Manen ölüsün. Gidin dedim. Diyanetin fetvasını uyuyorsanız uyun. Bilmiyorum ne yaptılar. Uyarlar ama sıkıntı yok. Bugün bir arkadaş geldi. Kardeş geldi. Kahve içtik. Bir şey anlattı. Dedik ya bizim apartmandaki komşu kadın dedi. Gitti böyle bir şey yaptı dedi. Halt iç dedi. Geldi. Apartmandaki kimse dedi. Onun kapısını açmadı.
Konuşmadı. Gittiler başka bir yere göçtüler dedi. Allah muhafaza eylesin. Livata erkeklerin erkek erkeğe cinsel ilişkiye girmesi. Erkek erkeğe cinsel ilişkiye girmek. Kadın kadına cinsel ilişkiye girmek. Büyük günah kebahis. Ama Türkiye Cumhuriyeti hukukuna göre suç değil. Parayla yaparsa devlet vergisini almadı diye. Devlet neden vergi alamadım diye onunla uğraşıyor. Zina suç değil. Bir kadın istediği kadar bir adamla yatıp kalkabilir. Bir adam istediği kadar bir kadınla yatıp kalkabilir. Suç değil.
Evet. Biz oturmuşuz. Neydi soru ya? Başka bir tane daha vardı orada ya. Neydi? Mezarlıktan geçerken radyo kapatılmalı mı? Bildiğiniz suç değil arkadaşlar. Şurada kapının önünde iki tane erkek erkeği birbirini uydursa görseniz siz orada arabanın içinde veya dışarıda şikayet etseniz böyle böyle bir şey oluyor diye suç değil. Uyuşturucu çekmiş, umfuzun yatıyor orada, titriyor, alıp götürüyorlar onu. Üzerinde uyuşturucu varsa tamam, uyuşturucu yoksa üzerinde bir şey de yemiyorlar, bir şey de yapamıyorlar.
Uyuşturucu kullanmış. Evet. İkisi de eldedir. Adam öldürmek, hırsızlık yapmak. Haksız yere adam öldürmek. Hani hadis-i şerif var ya ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki ölen öldüğünü, neden öldüğünü, öldüren neden öldürdüğünü bilmeyecek. Adam öldürüyor. Trafikte öldürüyor adam. Neden yan battın? Güm güm güm güm öldürdü. Bitti. Neden eğri gittin? Güm güm güm öldürdü gitti. Ne olacak? Yirmi beş sene sonra yatar çıkar. Bana küfretti. Bu küfre dayanamadım öldürdüm. Güm güm güm öldürüyor gidiyor. Ne oldu? Ya bana küfretti ama. Adamı güm güm güm öldürdü. Ne oldu?
E bizim onda alacağımız vardı ödemedi. Öldürüyor. Neden? E ne olacak ya? En fazla cezası otuz altı yıl. E af çıkıyor, bir şey çıkıyor, bir şeyler bir şeyler oluyor. Çıkıyor. Var mı bir katilin ebediyen cezainde kaldığı? Yok. Ölen öldüğünden kalıyor. Öldüreni bir öldür de bakalım ne olacak? O öldüreni ölenlerin varislerinin eline bir bırak bakalım ne olacak? Olmaz. Ölen gitti. Allah muhafaza eylesin. Hakkınızı helal edin.
Şu böyle Diyanet'in fetvasını duyunca benim altım üstümü getirdi bu mesele. Gerçekten hiç içim içime sığmıyor. Otursam günlerce ağlasam içimdeki bu yani şey bitmeyecek. Böyle günlerce ders yapsam böyle belde belde dolaşsam gene içim şey olmayacak yani. Alevi alınmayacak yok. Bunu nasıl söyleyebiliyorlar? Bunu nasıl diyebiliyorlar? Bunları nasıl böyle konuşabiliyorlar? Ben hayret ediyorum. Değmez ya para için. Memurluk için değmez. Değmez ya. Vallahi değmez ya. Yazık ya. Yazık.
Ya onu söyle git savcılıkta ifade ver ya. Bu böyle anlamış da. Hiç olmaz öyle de. Bu böyle anlamış da. Ben bana söylenenin yalancısıyım. Yarın açın telefon sorun. Haftaya da deyin ki ya teyit edin. Bunu yalanmış deyin. Ben de buradan özür dileyim herkesten. Bana söyleyenler o zaman bu konuda şey yapmışlar diyeyim. Gerçekten bir arayın. Tabii tepki koymayın ama. Tepki koyarsanız bir daha söylemezler. Böyle fetvan verilir derseniz bir daha cevap veren olmaz. Değiştirebilirler.
Sakallı birisi gider sorarsa ona da zaten onun doğruyu söylemeyebilirler. Kendilerince söyledikleri doğruyu. Allah muhafaza eylesin. Haklarınızı helal edin. Ben muhakkak ki ben kardeşler böyle zina eden kardeşler değil. Böyle asla içimden geçmez böyle bir şey düşünmem bile arkadaşların, kardeşlerin üzerinde. Bu tabii sohbeti sadece buradaki kardeşler dinlemiyorlar. Bir sürü dinleyenler var. Onun olsana bu cemaatin dışı ile alakalı. İçi ile alakalı değil ama var bu. Ne yazık ki ülkemizin durumu bu. Ne yazık ki. Ne yazık ki bu. Gece saat 2'de 3'te sohbetten gelenler görür bunu. Yani Bursa'nın dışına polisleri koymuşlar, çeviriyorlar. Gelen arabayı salı günüdü Çanakkale'den gelirken üfle.
He dedim üfleyim. Bu dedim buraya konulacak bir şey değil ki dedim bu sefer. Her benim söylediklerimde bunu söylüyorum. Sen git anayola üfle de. Ne işin var anayolda? Anayolda. Gitsen Nilüfer'e git. Gitsen Görüklü'ye git. Gitsen heykelin altındaki pavyonların altına git. Oraya kur sen. Trafik polis tezgahını. Yürüyen, hareket eden arabaları üflet. Yok. Nereye koymuş? Anayola koymuş. Nereye koymuş? İstanbul'dan girişe koymuş. Dedim ne burada üfletiyorsunuz ki dedim ben. Böyle baktı. Burada ne üfletiyorsunuz? Ben İstanbul'dan geliyorum. Gece saat bir buçuk. Üfle diyor bana.
Dedim kaldırın tezgahı buradan. Dedim gelin heykelin altında dedim sigortanın önüne çekin arabayı. Heykelden sigortanın orası SSK'ya kadar sağlı sollu arabalar zaten içerileri dolu da bir de anayola çıkarmışlar. Belli nereye geldikleri? Belli mi? Belli. Koy tezgahı aşağı. Çıkın üflet. Çıkın üflet ya. Sen sarhoş mu yakalayacaksın? Yakala. Ama onlara bir şey yapamazlar ki. Onlara dokunamazlar. Evet. Bakın dinsize, imansıza, sarhoşa, uyuşturucucuya. Dokunamazlar. Dokunamazlar. Kime dokunurlar? Namuslu insanlara dokunurlar. Kime dokunurlar?
Senin benim gibi insanlara dokunurlar. Ona dokunamaz ki. Hancı sarhoş, yolcu sarhoş. Bir telefon açar, sürdürür onu bir yere. Ona dokunamaz. Dokunamaz. İstanbullu, Yalıva yolu, dolu sağlı sollu gece kulüpleri. Gece saat birden, ikiden sonra çıkanları görün. Dönmesinden tutun da bilmem nesine kadar. Her İzmit'ten gelişimde, her İstanbul'dan gelişimde görüyorum. Koy oraya, çıkanı üflet bakalım. Yok, yok. Mekan sahipleri ayağa kalkar. Derler, emniyete derler ki ya ne oluyor bizim ekmeğimizle mi oynuyoruz?
Neden? Ne ama trafik polisi geliyor, onları üfletiyor. Belediye mi nereden çıktıkları? Ne olacak biz ülke olarak yılbaşında sarhoşlara, alo sarhoşum hattı kurmuş bir ülkeyiz biz. Yılbaşında telefon açacak. Alo sarhoşum, gelecek bir tane polis, seni alacak götürecek. Nerede oturuyor mu? Filanca yerde. Tabii. Biz oturalım şimdi. Zemzem böbrek yolunda mı atılıyor? Terleyerek de mı atılıyor? Muhteşem. Fâlevenle hûn. Destur yağma.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.