mustafaozbag.org

544. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 3 Kasım 2017 · 1:04:39

Hıh! Hıh! Hıh! Hıh! Hıh! Hıh! … H
Samimiymişim. Daha yakın hissediyorum. Bu durumu açıklayabilir misiniz? Sufilik, dervişlik halden hale girer. O yüzden her halin açıklanmasını beklemek, her yaprağın kımıldanmasını, açıklamasını beklemek bu da nefistendir. Normalde ibadetlerinizi yerine getirin, derslerinizi yerine getirin. Bu noktada kendinizi disipline edin. Böyle her yaprak kımıldandığında bu nedir, bunun hikmeti nedir, bu açıkla, bunu böyle şey yap. Bunlar sizin nurunuzu eksilten şeyler. Siz her daim Allah demeye devam, bu noktada disiplin etmeye devam. Cenab-ı Hak inşallah gönlünüzü nurlandırsın. Bir dervişin tesbih, teşbih, tenzihten geçmesi durumlarını biraz açar mısınız?
Tesbih de, tesbih de, teşbih de, tenzih de lazım. Muhakkak. Bunlar normalde seyir-i sülükün yolları. İlmel yakin olan zikredecek, teşbih edecek. Aynel yakin olan, pardon, ilmel yakin olan zikredecek, tesbih edecek. Aynel yakin olan kendince teşbih edecek. Hakkel yakin olan tenzih edecek.
Ondan sonra tesbihten de, teşbihten de, tenzihten de geçecek. Ama bu edebiyatla değil, bu lafla değil, bu nasıl olacak bu dediğimizde, bu işin içerisine edebiyat giriyor. O kimse daim zikri elde edecek. Farzlardan hiç ödün vermeyecek. Nafilelere sımsıkı yapışacak. Virdini çekmemezlik etmeyecek. Bunu üstadımız söylerdi, onun söylediği gibi söyleyeyim. Üstadını çok sevecek, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini çok sevecek, Allah'ı çok sevecek. Bu üç sevgi ile kendisini hemhal edecek. Bu da kalbidir, öbürkü nefsidir.
Farzları yerine getirmek, haramlardan uzak durmak, nafilelerle yaklaşmak, bir kimsenin nefis terbiyesidir. Sevmek, normalde üstadını sevmesi, peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmesi, Allah'ı sevmesi kalbidir. Asıl seyir-i sülük odur. Biz kardeşlerle ahitleştik, dedik ki, bu noktada biz peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini çok seveceğiz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini çok sevmek, onun sünneti Resulünü yerine getirmek, onun sünnetlerini yerine getirmek. Biz sünnetlerini yerine getirmek için mücadele edeceğiz. Sünnetleri üzerimizde taşımaya gayret edeceğiz. Hadis-i şeriflere sımsıkı sarılacağız.
Birer sünnet-i Resulullah savaşçısı olacağız, tabiri caizse. Ve Allah'ı da Celle Celaluhu da çok seveceğiz. Bunun da ölçüsü ne? Cenab-ı Hakk'ın haramlarına ihayet etmek. Ben Allah'ı çok seviyorum deyip de haramlarla iştigal etmek Allah sevgisi değil. Rabbim muhafaza eylesin. Dervişçiye adım attığım tam bu yana iki seneye yakın olduğu zaman kavramının kalmadığı gibi hissediyorum.
Güzel olarak hissediyorum. Bu durumu ve çok hızlı geçiyorum gibi hissediyorum. Bu durumu biraz açar mısınız? Ahir zaman elameti. Zaman kavramının çok hızlı gitmesi. Hükümetin Müslüman vatandaşların kimliğinden dini İslam kaydını kaldırmalarını nasıl izah edersiniz? Hükümet yetkililerine bu anlamda tepkimizi ulaştırmak için ne yapabiliriz? Bu küstahça icraattan bunlara oy verenler mesul değil mi? Böyle bir şey mi oldu? Dini İslam yazsın dersen yazıyor. E tamam bunda bir sıkıntı yokmuş.
Halit Hoca diyor soru diyor provoke bir soru diyor. Belki de bilmiyordur ya. Demek ki dini İslam yazıyor. Sen yeni nüfus sizden. İsteyeni yazdırıyor ya. Bir kimse Hristiyansı Hristiyan yazdıracak. Müslümansın Müslüman. Dinsizse dinsizin diyecek. Gayet normal. Dini kısmını boşta bırakabilir. Harika. Güzel bir uygulamaymış. Güzel bir uygulamaymış. Ben yeni bir şahit oldum. Bana sordular ya. Ben kendi yeni doğan çocuğuma çıkarttım. Sen de yeni çıkarttın soruyorlar. Seninkinde yazmıyor.
Sormadılar mı sana? Sen gümbürteye gittin o zaman. Senin aldığında belki de o ibaret yokmuştur. İşte bazen ilk olmak böyle sakıncalık. Şeyiz ya biz yoruyoruz. Göçmeniz ya. Biz Orta Asya'dan itibaren geliyoruz ya. Bizim yük yolda düzeliyor. Anlaşıldı. O bekleyeceksin biraz yol alacak. Ondan sonra biraz yol alınca eksik gelip yolda düzeliyor. Ondan bak soruyorlarmış. Dini İslam diye. O da yeni çıkarmış. Sen ilk çıkarmışsın ya. O yüzden canavliyle böyle şeyleri yapmayacaksın. Şemsi Tebrizi.
Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır. Çünkü beşeriyet denen eser kusursuzluğu hedefler. İyi. Bir şey yok. Soru kimi? Soru da değil. Yazı kimi. Senin mi? Kim? Yazmamışsın. Kalem mi bitti? Hoşgeldin. Hay maşallah. Bu söz ne demek diyorsun? Cenab-ı Hakk'ın Rab ism-i şerîfi terbiye edicidir. O yüzden insanlar da Cenab-ı Hakk'ın insanların kalbine içine fıtratına mükemmelliği aramaya koymuştur. O yüzden bir kimse mükemmelliği aradıkça aynı zamanda da Cenab-ı Hakk'ın Rab ismi şerifinin tecelligahı olur.
Terbiye etmiş olur, düzenler, dizayn eder. Anlaşıldı? İnşallah. 12 yaşında bir kız çocuğunun boksa gitmesi uygun mu? Normalde boks sporu çok kadınsı bir spor değil. O yüzden bunu belki de hani kendisini koruma amaçlı bir spor yapacaksa mesela işte karateye gidebilir, tekvondoya gidebilir bir bayan, bir kız çocuğu kendini koruma amaçlı.
Boks bu konuda çok böyle kadınsı bir spor değil. O yüzden buna normalde ben uygun diyemeyeceğim. Geçtiğimiz cumartesi sohbetinde cümleniz şöyleydi. Mekke'ye hizmet etme görevini yüzyıllardan, yüzyıllardan beri yapan aileye verdi yine. Bunu kim yaptı anlayamadım. Bu Mekke fethedildiğinde Mekke'nin Kabetullah'ın anahtarlarına Hazreti Ali Efendimiz yüzyıllardan beri bir aile vardı Mekke'de, bir sülale. Onlar hizmet ederlerdi oraya. Normalde o anahtarları aldı Mekke fethedilince, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine getirdi. O ailenin de reisi hükmündeki kimse geldi.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine dedi ki, sen bilirsin, biz yüzyıllardır Beytullah'a hizmet eder. Benim ceddim, atalarım ve biz bu konuda da iyi hizmet ederiz. Bununla mahiriz, bununla nam yapmışız, ün salmışız. Ondan sonra biz buna ehiliz gibisinden söyleyince, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine anahtarları tekrar ona verdi. Öyle olunca ayet-i kerime indi, işte emanetleri ehline vermeniz Allah'ın hoşuna gider dedi. Ayet-i kerime inince, o aile de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu adaletli, hikmetli ve irfani hareketini görünce, onlar da komple o kavim, o sülale İslam oldu, Müslüman oldular. Bunun gibi hani emaneti ehline vermek, bir vazifeyi bir kimsenin ehil olan kimseye vermek, ehil olmayan kimseye verirseniz batar.
O kendisini batırmakla kalmaz, o vazifeyi verene de batırır. Bir insan kendisi batmakla kalmaz, bir devlet başkanı veya bir hükümet başkanı, bir vali atar, bir belediye başkanı atar, ne bileyim bir milletvekili atar. Yani seçimle geliyormuş gibi oluyor size de, atamayla onlar hepsi de, bir meclis üyesi atar. Bunlar, göstermelik bu seçimler, seçim değil onlar, atamadır hepsi de.
Yani bir kimse seçilerekten gelmez meclise, girmez ne belediye meclisine, ne belediye başkanına, ne de milletvekilliğine seçilerekten gelmez hiçbirisi. Hiçbir yerde gelmez. Siz normalde demokrasi isimde var bu. Herkesin kendine göre bir demokrasisi var zaten, ne tarafa çekersen çek. Hani o çocuklar oyun yapıyorlar ya, böyle hamurlar var ya böyle, şekilden şekile giriyor. Demokrasi dedikleri şey de, öyle oyun hamuru gibi, şekilden şekile giriyor. Yani onlar hep üçlüdür zaten, batıdan testis inancı. Demokrasi, insan hakları, ondan sonra örneğin işte serbest ticari, üçlü. Hep üçlüdür onlar, hiç dörtlü değildir onlar.
Hepsi de testis inancıdır. İşte demokrasi raptır, insan hakları, kutsal ruhtur. İşte ne o? Serbest ticaret de oğuldur, onun gibi. Hep üçlü testis inancıdır onlar. Bakın batıdan gelen bu kavramlara bakın, hep böyle üçlüdür onlar. Hepsi de testis inancından vurgular. Üçlü, Rab, oğul, kutsal ruhtur. Bunun gibi. O demokrasi dedikleri de, bu bütün dünya üzerinde de aynı ha. Milleti aldatıyorlar, kandırıyorlar öyle. İnsanlar da vay demokrasi istiyoruz diye çıkıyorlar yollara. O sonra bir televizyon programından yönlendiriliyor. Bir yerden bir bombayla yönlendiriliyor.
Bir yerden bir çatışmayla yönlendiriliyor. Daha da olmazı, Kenedi'yi vuruyorlar. Vurdular. Demokrasinin beşiğiydi ya değil mi? Ne oldu? Kim vurdu Kenedi'yi? Belli değil. Vuran belli mi? Belli değil. Böyle gizli örgütler, teşkilatlar. Gizli de değil, meydanda onlar. Toplumu yönlendirir, devletleri yönlendirirler. Siz cihad için bile koşarsınız. Yönlendirirler. Ne oldu Afganistan cihadına gidenler? Ne oldu Çeçenistan cihadına gidenler? Ne oldu El-Kaideciler? Ne oldu Nusracılar? Hani İslam devleti kurduydu da iş değil mi? Ama en başta ne dedim ben?
Oraya dedim bir tane bir şey kurdular şimdi. Avrupa'da, Avrupa'da, Asya'da, dünyanın neresinde kendince cihadçı Müslümanın kendisini görenlerin hepsi de oraya toplanacak dedim. Öyle değil mi? Sonra muhasara altına alacaklar. Orada hepsini de öldürecekler dedim. Oluyor mu dedim? Oluyor. Uçağını kapan, füzesini kapan, silahını kapan geldi. Orta Doğu'ya toplandılar. Suudi Arabistan'a olanca silahı sattılar. Körfez ülkelerine olanca silahı sattılar. Kim sattı? Amerika ile ve Avrupa sattı. Neden? Daesh'ten kurtulmanız lazım. Daesh size de saldırabilir. Milyon dolarlık silahlar Orta Doğu'ya. Milyon dolarlık.
Orta Doğu 100 yıllık borçlandı. Silah borçlanması. 100 yıllık. 100 yıl silah parası ödeyecekler. Kime karşı? Suudi Arabistan'ın silahlanması kime karşı? Katar, Bahri, Birleşik Arap Emirlikleri. Kime karşı silahlanıyorlar bunlar? Birbirlerine karşı. Çünkü aldıkları silahların hiçbirisi de İsrail'in ne tankını vurur, ne tüfeğini vurur, ne uçağını vurur. Kotlu çünkü onlar. Amerikan uçaklarını vurmaz, Amerikan tanklarını vurmaz, kotlu. Avrupa'nın uçaklarını, Avrupa'nın silahlarını vurmaz, kotlu onların hepsi de.
Neden şimdi Türkiye'ye düşman hepsi de? Türkiye bugüne kadar almış olduğu silahların hepsinde kotlarını kırdı. F-5'ler, F-16'lar şu anda dost, düşman tanımlaması istediğin gibi tanımlama yapıyor. O yüzden şimdi Türkiye'ye düşmanlar. Yani bir F-16 bir Amerikan uçağını vurabilir şu anda. Bir F-16 bir İsrail uçağını vurabilir şu anda. Neden İsrail uçağını kovaladı Diyarbakır semalarında dolaşan uçağı, Türk uçakları? Canları sıkılıyor buna. O yüzden şimdi Orta Doğu'yu onca silah sattılar. Bu silahları kim kime kullanacak? Bir, Türkiye'ye kullanabilirler. İki, İran'a kullanabilirler.
Dikkat edin. Bu satılan silahların, Orta Doğu'ya satılan silahlar bir, Amerika'ya karşı kullanamazlar. İsrail'e karşı da kullanamazlar. Zaten Amerika sınırları değil. Kim var sınır orada yakın? İsrail var. Ona karşı da kullanamazlar. Kime kullanacaklar? Rusya'ya. Rusya'ya kullanabilirler mi? Kullanamazlar. Kullanamazlar. Ama Türkiye, Rusya'ya karşı kullanabileceğini gösterdi. Bir tane indirdi aşağıya. Yer yerinden oynadı ama indirdi bir tane aşağıya.
Ondan sonra onu da bağladılar başka bir yere zaten. Onlar vurdular dediler. Geçtiriler işi. Kim vurdular? FETÖ vurdu dediler. FETÖ bizim aramızı bozuyor dediler. Vurdular aşağıya. Sonra o gündür bugündür de sınırı geçen yok bak. Bak bugündür bugündür öyle uçaklar da sınırı geçmiyor. Demek ki dersini almış herkes. Yani o demokrasi dedikleri şey yalancılıktan başka bir şey değil. Allah bizi affetsin. O yüzden emaneti ehline vermek. Emaneti ehline vereceksen işte seçim yapalım. İyi seçim yapalım. Bırakın millet kime oy verecekse o seçilsin. Şimdi bir belediye başkanını halkın kendisi belirlese, belirlese, o belediye başkanının halka rağmen bir şey yapma şansı var mı?
Yok. O milletvekilini insanların kendileri belirlese, milletvekilinin milletin aleyhine bir şey yapması mümkün mü? Adam milletvekili adayı gelmiş dükkana, selamünaleyküm aleyhüm iş yerine gelmiş, yanında 15-20 kişi dolaşıyor. Milletvekili adayı. Dedim böyle siz Bursal değilseniz herhalde dedim. Ben değilim dedi. Nerede görev yapıyordunuz dedim ben. Afrika'da bilmem nerede görev yapıyormuş. Bu son seçimlerden bir önceki seçim oluyor. Adam Bursa'yı tanımıyor, Bursalı'yı tanımıyor, hiç kimseyi tanımıyor. E Afrika'da bilmem nerede bürokrat adam gelmiş, Bursa'dan milletvekil adayı.
Önemli değil kimi tanıyıp tanımaması. Şeyde Yıldırım'a geldiydi bir belediye başkan adayı. Yıl kaçtı ya? Bastıydık Yıldırım, ilçe başkı ilçeyi biz. 92 mi? 93 değil daha fazla. Kaç? 98'den mi basmıştık? Sonra ile gidiyorduk, ili kapattılar. Emaneti ehline vermek. Bu konu önemli. Ehline vermezse emaneti bir kimse. Bu dergahlarda önemli, devlette önemli, belediyelerde önemli. Her yerde önemli bu. Allah muhafaza eylesin. Büyük sıkıntı olur. Kocam her zaman sohbet ve zikre gitmemi istiyor.
Tutmadığım Ramazan oruçlarını tutmam için beni zorluyor. Buna hakkı var mı? Bu yüzden bana sevgisi kalmamış. Benden ayırılmak istediğini söylüyor. Bazen yatağımı ayırıyor. İbadet konusunda erkeğin eşine şart koşma hakkı var mı? Bu yüzden ayrılık olur mu? Hayırlı bir adammış bu ya. Gerçekten de adam hayırlıymış. Yani insanlar ibadetten, Kur'an ve sünnet noktasından değil, heva ve hevesinden kavga ederler. Heva ve hevesinden ayrılığa giderler. Bu adam gerçekten Kur'an ve sünnete bağlı bir kimseymiş. Yani ayrılığa kadar gitmesin ama bu noktada bu kadın da bu adamın bu noktada bu duruşuna saygılı olsun. Yani iki bu normalde ya kadın diyecek ki, erkek diyecek ki bu da bir yol.
Ben Hazreti Nuh'un yolunu seçeyim o zaman. Sen ne yapıyorsan yap diyecek. Bu doğru değil. Bir şekilde. Elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Bu ne için? Mesela bir kimse Hristiyan bir kadını da kendine nikahlayabilir. Yahudi bir kadın da kendine nikahlayabilir. O zaman onu Hristiyan veya Yahudi olarak nikahladıysa, onun kendi dininin üzerinde yaşamaya hakkı vardır. Erkek ona sen neden dinini böyle yaşıyorsun deme hakkına sahip değil. Ama bir erkek Müslüman bir kadını kendine nikahladıysa, o zaman o erkek elinin altındakinden sorumlu. Bu noktada onu sohbete, zikre, ibadete yönlendirmek için çaba sarf edecek. Çabanın şekli, şemali, ne bileyim işte statüsü farklı olabilir ama sevdirerek yaptırırsa daha güzel ama bu adam hayırlı bir adam.
Cerrahilik tarikatı hangi yoldur? Mevlevilik ile cerrahilik birbirine bağlantılı mıdır? Normalde bütün cehri tarikatlar birbirine bağlantılıdır. Birbirine yakındır. Öğretileri birbirlerine yakındır. Bu noktada bütün cehriler birbirlerine benzerler. Kadın bir mürşidi kamil var mıdır? Şu ana kadar hiç görmedik. Unutulduğunu düşündüğümüz, uyguladığımız birkaç sünnet söyler misiniz? Normalde umumun unuttukları diye bir şey yoktur. Sen kendi unuttuklarına bak. Bir kimse günlük hayatını yaşarken, günlük hayatını yaşarken, sabahtan kalkıp tekrar gece yatıncaya kadar kendi hayatını sünneti Resulullah'a bağlasın. Kendi hayatını.
Birinci derecede sorumlu olan kimse o. Birinci derecede sorumluluğumuz da o. Biz kendi günlük hayatımızda, herkesin günlük hayatı farklı çünkü. Herkesin hayat standardı farklı. Herkesin durduğu nokta farklı, algısı farklı. Herkesin yaşamadığı da farklı. İnsanlar kendi hayatlarına göre sünnetleri yaşayacaklar. Şimdi desem ki terk edilmiş sünnet, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin evinde ertesi güne yiyecek hiçbir şey kalmazdı. Kim uygulayabilir bunu? İsterken ölçülü iste demiş ya Hazreti Peygamber sünnet. O yüzden biz kendi hayatınızı dizayn edin.
Kendi hayatınızı disipline edin. Sabah, sabah namazına kalkmak sünnettir. Bakın sabah namazına kalkmak sünnettir. Sabah namazını kılmak farzdır. Sabah namazının sünnetini kılmak ayrı sünnettir. Ama sabah namazına kalkmak da sünnettir. Siz kendi kendinizde sabah namazına kalktığınızda hiç düşünüyoruz mu sabah namazına kalkmak sünnet diye?
Bunu düşünün. Sabah namazı için kalktığınızda abdest almak da sünnettir. Abdest almak gene ayrıyetten sünnettir. Namaz için. Bir kimse kendi hayatını dizayn edecek. Kendi hayatını ilgilendiren bütün sünnetleri işlemeye gayret edecek. O zaman zaten kendince kendi dairesinde terk edilmiş neler var kendisi o zaman görür.
Savaşmakta sünneti terk etmemek, cihat etmemek sünneti terk etmek. Kafirlerle yaka paça olmuyorsanız sünneti terk ettiniz. Kur'an ve sünnetin hakim olması için mücadele etmiyorsanız sünneti terk ettiniz. Hatta farzı terk ettiniz. Gayrimüslimlerdeki mevcut Mehdi inancı onların kurtarıcısı olduğuna dair kıyametin gelmesi için çaba sarf eden inanç gozları var.
İnsanlar bunu neden yapar? İnançlarından dolayı yapıyorlar onlar da. Onlar da bir kurtarıcı bekliyorlar. O kurtarıcı gelecek ama onlar kurtarıcı olarak Mesih'in gelmesini bekliyorlar. Onlar İsa Aleyhisselam'ın tekrar yeryüzüne ineceğine inanıyorlar. Hristiyan dünyası. Museviler de kendilerince İsa Aleyhisselam'ın incanı değil. Onlar da bir Mesih'in geleceğine inanıyorlar. Bakın Museviler Mesih gelecek diyorlar. İseviler İsa Aleyhisselam gelecek diyorlar. Aynı zamanda onu Mesih olarak da nitelendiriyorlar. Hindiler Mesih gelecek diyor. Ta'u izin Mesih gelecek diyor. Dilleri farklı olabilir. Uzak Doğu inançlarından Batı'ya kadar bütün herkes Mehdi'nin geleceğini söylüyor.
Bir Mehdi bekleniyor. Ve şu anda öyle bir beklenti var ki bu beklenti gün geçtikçe hem hız kazanıyor hem de böyle geniş kitlelere doğru ulaşıyor. Ve insanlar ümitsizliğe doğru gidiyorlar. Artık dünyanın problemlerini insanların problemlerini ama küçük devletler olsun ama küçük milletler olsun ama büyük topluluklar olsun artık bu problemlerin çözülemez olduğunu muhakkak Mehdi'nin gelip herkesin kendi inancındaki Mehdi'nin gelip bu problemleri çözmesi gerektiğini yeniden yeryüzüne bir düzen bir sistemin gelmesi gerektiğine inanıyor hepsi de.
Zaten hadis-i şeriflerde de söylenen bu Mehdi öyle bir zamanda gelir ki yeryüzünde bütün herkes ümitsizliğe düştüğü anda Mehdi'in Allah Resul zuhur eder çıkar. Bakın Müslümanlar paramparça ve Müslümanlar her seferinde aldanıyorlar. Her seferinde aldandıkça ümitsizliğe düşüyorlar. Ümitsizliğe düştükçe de Mehdi'nin gelmesi yakınlaşıyor. Bir tarikatın şeyhine bel bağlıyorlar. Bir cemaatin hocasına ve cemaata bel bağlıyorlar. Bir partiye bel bağlıyorlar. Ne bileyim bir yerde başka bir dini bir kurum, kuruluş, bir cemaat oluşuyor. Onlara bel bağlıyorlar.
Müslümanlar cemaatlere, tarikatlara, siyasi partilere bel bağladıkça hüsrana uğruyorlar. Bakın hüsrana uğruyorlar. Çünkü bu cemaatler bu siyasi partiler bu büyük tarikat şeyhleri insanları hüsrana uğratıyor. Bir bakıyorsunuz arkasından kiminin İngiliz soytarısı çıkıyor. Kiminin Mossad soytarısı çıkıyor. Kiminin CIA soytarısı çıkıyor. Kiminin arkasından Rusya çıkıyor. Bunlar kafirler birbirleriyle arkadaşlar, eşler, dostlar birbirlerinin dostları ha Rusya çıkmış, ha Amerika çıkmış, ha İngiltere çıkmış, ha Fransa çıkmış, ha Almanya çıkmış. fark etmez. Arkasından bunlar çıkıyor.
Bir bakıyorsunuz filanca şeyh efendi deniliyor o yere göğe koymadıkları insan İngiliz soytarısı çıkıyor. Yok Prens Charles'ı Müslüman ettik diyor. Yok gizli Müslüman diyor. Yok o Prens Charles Ehlibeyt'ten diyor. Çıkıyor bir şey. Bir bakıyorsun bilmem hangi şeyh efendi Londra'da malikanesi var. Bir bakıyorsun Orta Doğu'da bilmem hangi ayetullah Londra'da Fransa'da villası var. Bir bakıyorsun bilmem hangi hoca efendi bilmem hangi şeyh efendi Amerika'ya yerleşmiş gayet rahat bir hayat sürüyor. Televizyon kanalları var bilmem neleri var medya kanalları var her şey var. Bir bakıyorsun bir başka birisi çıkıyor televizyon kanalına Mehdi olduğunu söylüyor.
Yok ertesi gün Nebi olduğunu söylüyor. Yok ertesi gün hepsinden tövbe diyor. Bunların hepsi de bilinçli. Bunlar deli saçması değil. Bunlar büyük oyunun parçaları. Biz dalga geçer gibi bakıyoruz onlara. Deli saçması gibi görüyoruz. Onlar deli saçması değil. Bunların hepsi de Müslümanların inancıyla oynuyorlar çünkü. Bir bakıyorsun bir kimse harika bir adam profesör diyorsun ilahiyatçı diyorsun hadis inkarcısı çıkıyor. Bir bakıyorsun adam kader inkarcısı çıkıyor. Bir bakıyorsun adam şöyle diyorsun böyle diyorsun adam mezhep inkarcısı çıkıyor. Bir bakıyorsun bir siyasi parti çıkıyor orta yere Kur'an diyor sünnet diyor arkasına düşüyor millet.
Bir bakıyorsun gidiyor bir tarafta satıyor milleti. Haydiye itiyansın olmadı. Bir daha bir partinin peşine daha düşüyor milleti. Haydi itiyansın olmadı. Bir daha bir partinin peşine düşüyor. Hep ümitsizlik sonu. Bakın hep ümitsizlik. Herkes bir cemaatin peşine takıldı öyle değil mi? Paraları yıktılar himmetleri yıktılar. Ne oldu? İnsanlar şimdi suçlu, suçsuz, haklı, haksız ha bire içeri gidiyor. Yazık değil mi bu insanlara? Bu ülkedeki İslam algısına yazık değil mi? Bir 28 Şubat oldu yazık değil mi ülkedeki İslam algısına? Bir tane sakallı bir adamı çıkardılar.
Yok Fadime'ydi, yok şuydu, yok buydu. Yazık değil mi bu insanlara? Olan ülkedeki Müslümanların inancıyla oynanıyor. Bakın ülkedeki Müslümanların inancıyla oynanıyor. Aha Mısır Müslüman kardeşler, yerle yeksan ettiler, dağıtıyorlar. Aha Suriye'deki Müslüman kardeşler, onun ayrı bir kolu vardı. Yerle yeksan oldu, dağılıyorlar. Aha Eser, darbeci sisinin yanında yer aldı. İşte Mekke'deki kimseler, Mekke'deki ulema, reis-ül ulema komple ulemanların alimler reisi, cemaatı, toplam meclisi.
Bugün öyle karar veriyor, ertesine öyle karar veriyor. Hepsi de kralın emrinde, siyasetçilerin emrinde. Aha daha Diyanet yeni Şen Ocağı görevden aldı. Aldı. Meydanda. Gerçekten Kur'an'ı ve sünneti savunan, gerçekten Kur'an ve sünnet noktasında giden bir kimsenin önü açılıyor mu? Bir slogan tutturdular, yeni FETÖ'cüler oluşmasın. Yeni FETÖ'cü benim. Bunu da söyleyenler kimler? AK Partililer. Yönetimin haberi var, yok, ayrı mesele. Hacı Erkan bir şey yapacak, benim haberim olmayacak, öyle mi?
Dergah'ı ilgilendiren bir şey yapacak, benim haberim olmayacak. Ben öyle mi diyeceğim? Haberim yoktu. İyi haberin yoksa yap vazifeni. Ne yapacağım? Alacağım Erkan'ın üzerinde ne vazife varsa. Benden habersiz bir şey yaptıysa. Ha Mehmet Ali benden habersiz Yunak'tan bir şey yapacak o bölgede. Yunak'a gidiyor, Akşehir'e gidiyor, Niğde'ye gidiyor, o bölgeye komple gidiyor. Yani bir şey yapacak, bana haber vermeden yapacak. Bana haber vermeden yapınca ben de Mehmet Ali'yi orada vazifede tutacağım, öyle mi? Aa, o zaman haber var. E ne oluyor? Türkiye'deki tarikatların üzerine, cemaatların üzerine, vakıfların üzerine adı konulmamış baskı. 28 Şubat bitmiyor.
Nasıl 28 Şubat'ın o zaman için Refah Partisi'ne, Refah Partisi'ne başörtüyü yasaklattılarsa, bu deccal sistemi öyledir. Deccal sistemi kendi kardeşini sana vurdurur, cesedini de sana sürüklettirir. Adem'in çocuklarından bilin bunu. Seni kardeşin vurur.
Senin bir başkası vurmaz. Şeytan seni kardeşine yem eder. Yusuf'u kuyuya atan kardeşleriydi. Yusuf'u kuyuya atan kardeşleriydi. İlk katil kardeşiydi. Ne yaptı? Kardeşinin cesedini günlerce yanında taşıdı. Sana en yakınını vurdururlar, babanı vurdururlar senin, oğlunu vurdururlar senin, çocuğunu vurdurur senin. Arkadaşını vurdurur, kardeşini vurdurur. Şeyhini vurdurur sana. Evet, vurdurur, cesedini sana taşıttırır. Sen kucağına alırsın, ne yapacağını şaşırırsın.
Sevdiğindir senin ama. Sen onun ayağına bir iplik bağlayıp sürümek zorunda kalasın. Sürürsün. Bir insana eşi vurur. Ama kocası ama karısı vurur, kendiliyle vurur. Çok seviyorum dediği eşi vurur. Diliyle vurur, gözüyle vurur, eliyle vurur, ayağıyla vurur. Düşüncesiyle vurur. Arkasından vurur, önünden vurur. Ve şeytan ona taşıtır cesedi. O yüzden İslam alemine de oynanan oyun bu. Her tarafta oynanan oyun bu. Orta Doğu birbirini vuruyor. Kim kimi vuruyor? Müslüman Müslümanı vuruyor. Müslüman Müslümanı vurduktan sonra kim kimi gömüyor? Gene Müslümanlar gömüyor. Kim vuruyor? Herkes birbirini vuruyor.
Orta Doğu'da bir tane Amerikan asker ölüyor mu? Bir tane İngiliz asker ölüyor mu? Bir tane Fransız, bir tane Hollandalı, bir tane Alman asker ölüyor mu? Orta Doğu'da bir tane İsrail asker ölüyor mu? Bir tane İsrail asker ölüsün. Orta Doğu'da bin tane Müslüman öldürürler karşılığında. İki bin tane Müslüman öldürürler. Bir tane Amerikan askeri ölsün Orta Doğu'da. Orta Doğu'yu cehenneme çevirirler. Cehennem mi şu anda? Onun on kat daha cehenneme çevirirler. Bir tane Amerikan askeri ölser. Bir tane. Ama verirler silahları Orta Doğu'ya. Verirler. Neden? Anarşi çıksın, terör çıksın orada. Herkes birbirini katletsin, birbirini vursun. Birbirini katlederken, birbirini vururken yöneticilerini de kendi insanlarından, kendi kimselik satılmış insanlardan koysunlar ki yöneticilerini, kendi kimliklerini, kendi kişiliklerini unutmuş, kendi inancını, kendi ırkını, kendi milletini, kendi toprağını satan kimselerden koyarlar başlarına.
Onlar da habire satarlar memleketlerini. Sattıkları müddetçe de orada iktidarlarını devam ettirirler. Bak, 100 yıldan beri Suud İmparatorluğu değişiyor mu? Sattığı müddetçe değişmeyecek. Öyle bir kanal falan değiştirirlerse, bir terör de orada çıkarırlar. Bir bakmışsın, Suud Krallığı da kırılmış. Yıkılmış. Evet, sattığın müddetçe durursun iktidarda. Orta Doğu öyle bir ülke. O yüzden bu Müslümanların ve insanların bu durdukları noktadan inşallah Mehdi zuhur eder. Bu ümitsizlikten o çıkar inşallah. Muhakkak Allah müminlerin nefislerini ve mallarını cennet mukabili satın almış bulunuyor. Bu nasıl bir cömertliktir her şey onunken.
Öyle o. İstediğini istediği gibi yapıyor. Sorunlu değil. Teslimiyet kademeler olarak varsayarak, Fena, Beka, Züth, Müminler, Eulü'l Erbab, İhlas ve Salah'ın da bilgi verir misiniz? İnşallah. Allah'ın sırrı insan kendini nasıl keşfeder? En büyük yokluk kendi içinde diyor pir. İnsan, en büyük yolculuk mu? En büyük yolculuk kendi içine diyor pir. İnsan nasıl bir alem? Öğrenirsin inşallah. Benim kayı validemde sürekli bir hastalık yükseltme hali var. Bir hastalık bitiyor, diğeri başlıyor. Sürekli hastalığı da uygun şekilde yaşıyor. Bu durum neden kaynaklı olabilir? Bizim işlediğimiz günahlardan mı kaynaklanır? Ne yapabiliriz? Tövbe edin. Hazreti Ali Efendimiz öyle diyor.
Bir sohbetinizde emr-i maruf ve uyarı görevini alim, amir ve hakimler yapar demiştiniz. Gününüzde din cahili çok insan var. Az çok halis dini yaşayan Müslümanlar da iyiliği emredip kötülükle sakındırılabilir mi? Tabii, mesela Kur'an okuyup bundan para alanlar, nemalananlar var. Kur'an kursatı altında zekat, fitre ve sadakalanlar var. Bunu alenen açık yapanlar var. Bunlara karşı uyarı görevini en alt tabakada çalışanlar, hizmetler yapabilir mi? Yaptığı anda sizi oradan kovarlar. Ben bir gizli hazineydim, bilinmek istedim, murat ettim. Bunun için kainatı yarattım. Allah her şeyi verebilir mi? Her şeyi verebilir mi? Bir kul için olanaksız görünen bir şey oldurabilir mi?
Oldurur. Bu dergaha gelmeden önce hep bana, ben bana derdim. Önce hep bana, hep bana derdim. Önce önce dervişlere vermeyi, cömertli ve infaki ve orucu ve zikruları sizin sayenizde öğrendik. Estağfurullah. Vakit doldu. Ama ve lakin bu soruyu da okuyalım. İngiltere'de yapılan bir anket sonucunda kadınların %72'si oral seksin çok önemli olduğunu söylediği ve partnerine oral seks yapmayan erkeklerin daha çok aldatıldığı ortaya çıkarıldı.
Toplumumuzda konuşulamayan bu kan hakkında görüşünüz nedir? Bizim ülkemizde cinselliği konuşmak bir tabudur. İnsanlar konuşmazlar. Bunu konuşmayı ayıp addederler. Öylesine ayıp addederler ki hadis bilmezler, hadis okumazlar kendilerince. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini okumazlar. Kur'an ve sünnetin bu konudaki hükümlerini okumazlar bilmezler. Okumak da istemezler zaten. Kadınlar da erkekler de. Kadınlar da erkekler de bunu okumadıkları için normalde birbirlerine nasıl davranacaklarını, nasıl yaklaşacaklarını, cinselliklerini nasıl yaşayacaklarını da kulaktan dolma şeylerle öğrenirler.
Böyle olunca da kadınlar da erkekler de birbirlerinden istedikleri muradı almazlar. Belli bir zaman geçer, çoluk çocuğa kavuşurlar. Çoluk çocuğa kavuştuktan sonra da zaten bu mesele üstü örtülür gider. Erkekler de kadınlar da bu noktada mutsuzdur. Ama mutsuzluklarını bir türlü ifade edemezler. Buna çevre şartları, insanların kendi içlerindeki bu meseleyi konuşamama, ailelerin öğretileri, çevresel baskılar, çevresel öğretiler buna engeldir.
O yüzden bilhassa İslam toplumu bu konuda ne yazık ki hem yeterli bilgiye sahip değil. Kur'an ve sünnet noktasında hem de yeterli bu konuda tecrübeye sahip değil. Böyle olunca da biz kendi yaşadığımız bölgede ve kendi yaşadığımız ortamda bunu daha rahat görebiliyoruz. Ve insanlar bununla alakalı çok problemle geliyorlar.
Kadınlarda da erkeklerde de bu eksiklik çok fazla. Aşırı derecede fazla. Çünkü kadınlar da erkekler de evlilikte bu mutluluk yolunun açılmasının büyük bir oranın cinsellikten geçtiğinin farkında değil. Erkekler, önce erkeklerden başlayalım. Erkekler ağız temizliğine, vücut temizliğine, kilolarına, tatlı diline, güler yüzüne dikkat etmiyorlar.
Bir kadına nasıl davranılması gerekir? Kadınla olan ilişkilerine nasıl olması gerekir? Bununla alakalı yeterli bilgi ve tecrübeye sahip değiller. Bu ancak normalde işte sevgiliyken, nişanlıyken olması gereken şeylermiş gibi addedilip evlendikten sonra böyle bir şey kalmıyor. Erkek ağız temizliğine dikkat etmiyor. Vücut temizliğine dikkat etmiyor. Kılık kıyafet temizliğine ve kılık kıyafet noktasında kendisine dikkat etmiyor. Cinsel ilişki noktasında bilgisi az. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadislerini okumuyor. Böyle olunca karşıdaki eşine bu konuda mutluluk veremiyor. Bu konuda eşi bir türlü mutluluk yakalayamıyor. Aynı şey kadınlar için de geçerli.
Kadınlar da kendi kilolarına, kendi ağız temizliklerine, vücut temizliklerine, kıyafet temizliklerine, davranış biçimlerine dikkat etmiyorlar. Dikkat etmeyince aynı problem kadınlar için de geçerli oluyor. Kadın bir doğum yapıyor, iki doğum yapıyor. Bir doğum, iki doğum yapınca o hakmış gibi geliyor ona. Bir bakıyorsun 50 kilo aldığınız kadın 150 kilo olmuş. Bir bakıyorsun evlenirken 60 kilo kadın evlendi bir sene sonra 85 kilo. Erkekler için de geçerli. Erkek evlenirken 65 kilo, 70 kilo, 80 kilo. Evlendikten sonra 120 kilo, 130 kilo. Ennemesine gidiyor. Yataklara sığmıyor. Aynı şey kadınlar için de geçerli. Böyle olunca kadınların da erkeklerin de birbirlerine karşı istekleri kalmıyor.
İşin içerisine bıdı bıdılar giriyor. Senin annen şunu yaptıdı, benim annem bunu yaptıdı. Şu şöyle oldudu, bu böyle oldudu. Bunları büyütüyorlar. Bunlar büyütünce de birbirlerine karşı soğukluk daha da devam ediyor. Böyle olunca artık onların cinsellikleri de rafa kaldırılıyor. Rafa kaldırılınca erkek de doyumsuz, kadın da doyumsuz. Zaten normalde rafa kaldırılmasa da belli tabular var. Kur'an'ın ve sünnetin serbest ettiği bir şeyi bazı cemaatler ve tarikatlar yasak ediyor. Bizim hocamız böyle söyledi, bizim hocamız böyle dedi diyerekten bu cinsel tabular yıkılmıyor. Kur'an ve sünnetin serbest ettiği, yasaklamadığı bir şeyi değişik cemaatler ve tarikatlar yasaklıyorlar.
Cinsel ilişki esnasında bir erkeğin eşini arkadan kullanması haram. Bir de ay hali veya nifasken erkeğin hanımını önden kullanması haram. Ve arkadan zaten kullanmak haram. Bu noktada yasak olan, cinsel ilişkide yasaklanan benim bilebildiğim, benim okuyabildiğim bunlar. Ama bunun haricinde o kadar çok yasak koyuyorlar ki, o kadar çok tabu koyuyorlar ki, Erkekler de, kadınlar da bu tabuların altında eziliyor.
Bir, zaten bizim evlerimiz Kur'an ve sünnete uygun değil. İki, bizim hayatımız da Kur'an ve sünnete uygun değil. Üç, bizim cinselliğimiz de Kur'an ve sünnete uygun değil. Böyle olunca evin içerisinde mutsuzluk oluyor. Evin içerisinde huzursuzluk oluyor. Asıl mutsuzluğun ve huzursuzluğun beyin gerisindeki problemi, cinsel ilişkiyle alakalı. Kadınlar da, erkekler de bu noktada eşler birbirlerine açık değiller. Eşler birbirlerine teklifsiz değiller. Yani bunu hadis olarak söylediğimizde, edepsizlikle itham ediliyorum ben. Hazreti Aişe annemiz diyor ki, biz her gece soyunur, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin yatağına öyle yatardık. Tenimiz, onun tenine değerdi.
Tenimiz, onun tenine değerdi dediğinde, demek ki onun da üzerinde elbise yok. Açın, Buhari'den okuyun. Adam bu hadis yüzünden Buhari'ye de laf söylüyor. İmam Buhari'ye de laf söylüyor. Bu hadis yüzünden Kütübü Sidiye'ye de laf söylüyor. Hadis kardeşim aç oku. Aç, Buhari'den aç oku. Ama yok. Bunu kabullenmek istemiyor. Aslında bunu kabullenmek istemeyenler, Sünnet-i Resulullah'a uymak istemeyenler. Gelin Sünnet-i Resulullah'a uyun hadi. Bütün erkekler teni açık yatsın. Hadi Sünnet-i Resulullah, bakın terk edilmiş sünnet, az önce birisi soruyordu. Hadi bütün kadınlar yatarlarken tenleri açık yatsınlar. Böylece erkekler de doyumsuz.
Kadınlar da doyumsuz. Doymuyorlar. Dokunmuyor çünkü. Dokunmuyor. Kimisi bu noktada ifrat noktasında duruyor. Dokunmayacak. Kadınlar hiç soyunmadan cinsel ilişkiye girme yöntemleri arayan tarikatlar var. Yani o bana soru soranlar yalan değildir herhalde soranlar soruları.
Adam farklı bir tarikattan bir kadınla evleniyor. Eyvah ki eyvah. Yani kadının cinsel organının olduğu yer kesiliyormuş böyle kapaklı bir şey. Sadece bu kadar. Üzerinde pijaması duruyor, üstü duruyor, altı duruyor. Bir tek orası. Oradan ilişkiye girecek. Bunun bizatihi telefonu açıp soruyor kaç kişi sordu. Dedim abicim yok böyle bir şey. Bir tarikat bunun böyle olmasını istiyor. Böyle yapacaksınız diyor bayanlarına. Normalde bazı tarikatlar var. Eşlerine yanaşmıyorlar. Ne? Siz ruhen yükseleceksiniz. O yüzden cinsel ilişki, hayvani bir duygu bundan uzak durun. Hanımına üç ay, dört ay ben ruhen yükseleceğim deyip hanımına ilişmeyen erkekler var. Üç ay, dört ay erkeğine ilişmeyen kadınlar var.
Ruhen yükseleceğiz diye. Problem büyük. Bakın problem büyük. İslam toplumunda problem büyük. Dinini yaşamaya çalışanlarda problem büyük. Bu problem gün geçtikçe derinlemesine nüfuz ediyor. Ve ne yazık ki ne kadınlar ne erkekler bu problemi aşmak için mücadele etmiyorlar.
Erkekler de kadınlar da bu problemi aşmak için mücadele etmiyorlar. Kadınlar evlerine sahip çıkacaklar. Konuşmalarıyla, görüşmeleriyle, tavır ve hareketleriyle, muhabbetleriyle, temizlikleriyle, kıyafetleriyle eşlerinin ilgisini çekmeliler. Erkekler de evlerine giderlerken temizlikleriyle, konuşmalarıyla, ahlaklarıyla, tavır ve davranışlarıyla eşlerinin ilgilerini çekmeliler.
Eğer bunlar böyle devam etmezse, bu topluluk ne yazık ki mutsuzlar topluluğu olacak. İslam topluluğu bu noktada kendisini aşmalı. Kendisini Kur'an ve sünnete bağlamalı. Kur'an ve sünnetin müsaade ettiği alanları kullanmalı. Kur'an ve sünnetin müsaade ettiği alanları kullanmalı. Tenlerinin birbirine değmesi bu meseleye açıklık getirir zannediyorum. Ve aynı zamanda haram belli. Bir kadını arkadan kullanmak, bu noktada ay halinde nifasta kullanmak haram belli. Bunun dışında bir kimsenin haram koyma hakkı da yok zaten. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden inşallah, yani Avrupa'da örneğin, bunun hiç sınırı yok. Ama bizde sınır belli. Bizde sınır ne? Ay hali, nifas hali ve arkadan kullanma. Bizde sınır bu. Geri kalan başka bir sınır yok. Sünnet-i Resulullah'la yasaklanmış, Kur'an'la yasaklanmış bu üç tane sınır var. Cinsel suç manasında. Başka bir şey yok. Ama eşler, asıl sıkıntı burada. Eşlerin birbirlerine olan tavır ve davranışları. Rabbim cümlemizi, Kur'an ve sünnete uygun evlilik hayatı yaşayan, Kur'an ve sünnete uygun, eş, karı, koca hayatı yaşayan, Kur'an ve sünnete uygun, bütün hayatını bütün şekilde öyle yaşayan kullarından eylesin inşallah.
Amin. Bâlemennâhûn. Lâ.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi