Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 13 Ekim 2017 · 26:24
Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'e dirlik, birlik, beraberlik ihsan eylesin inşallah. Cumartesi sohbetinde tekkede kötü gözle bakmak, bundan bahsetmiştiniz. Şerli kişilere kötü bakmak günah mıdır? Bunlar mesela camiye, çevreye zarar veriyorlar. Bizim cihazlarımızı bozdular, ben de burada sorumluyum, hizmetliyim. Bunlar psikolojik, hasta. Bunlar dövmeleri var, tiner koklayanları var. Hiç laf dinlemiyorlar. Bunları nasıl kazanabiliriz? Bazen sert davranmak zorunda kalıyorum. Ve camiyi kapatmak zorunda kalıyorum.
Polisler bile bunlarla baş edemiyor. Bazen kaçıyorlar, nasıl yapalım? Görevim zor. Çünkü camide kamera yok. Ben iki görevi birden yapıyorum. Tarihi bir cami. Evet. Kötülerle ve kötülüklerle mücadele etmek, birinci derecede devletin işi. Bu konuda bir kötü ve kötülük gördüğünüzde devletin güvenlik kuvvetlerine müracaat edeceksiniz, şikayet edeceksiniz.
Siz bir kötüyle kavga, dövüş ederseniz, zannetmeyin ki savcılık, siz kötüyle veya hakim, siz kötüyle mücadele etmişsiniz. O ne kadar iyi yapmışsınız diyeceğini zannetmeyin. O yüzden elinizden Allah muhafaza eylesin. Bir tokat vurursunuz o kimseye, bir tokat vurursunuz, bayılır gider kafasını bir yere vurur, cezaevinde soluğu alırsınız. Burası İslam hukukunun icra edildiği bir yer değil. O yüzden ne kadar kötü ve kötülük var ise, bunları devletin güvenlik kuvvetleriyle halletmeye çalışacaksınız. Siz elinizi dahi kaldırmayacaksınız, elinizi dahi kaldırmayacaksınız. Bu size tuhaf gelebilir şimdi, bu size tuhaf gelebilir. Ama ne yazık ki böyle.
Bir yerde uyuşturucu kullanan var, açın telefon, güvenlik kuvvetlerini. İlgilenmiyorlar, ilgilenmiyorlar, bir daha açın. İlgilenmiyorlar, bir daha telefon açın. İlgilenmiyorlar, bir daha telefon açın. Yapabileceğiniz şey bu. Sakın öyle kabadayılık edeyim. Şurada adamı döveyim, bunu böyle çarpayım, bunu buradan kovayım. Sakın, sakın, sakın. Sakın. Sakın benim bu söylediğimi pısırıklık, bu söylediğimi korkaklık, bu söylediğimi böyle hani, ya işte, böyle de olur mu filan. Öyle düşünmeyin. Açın telefon, evet. Kime şikayet edilecekse şikayet edin. Dilekçe verin, bir daha şikayet edin.
Meclise şikayet edin, dilekçe yazın. Cumhurbaşkanlığına yazın, Başbakanlığına yazın, İçişleri Bakanlığına yazın. Valiye yazın. Cumhuriyet Savcılığına yazın. Polis karakollarına dilekçeyle müracaat edin. Yapın. Sakın elinizi bu noktada birisine kaldırmayın. Sakın herhangi bir harekette bulunmayın. Evinizi korumakla mükellefsiniz. Evinizi koruyun. O da tabanca ile, bıçakla, şunla, bunla değil. Sakın bunlardan uzak durun. Çoluğunuzu, çocuğunuzu koruyun. Nasihat edin. Yanınızda dolaştırın. Terbiye edin. Allah muhafaza eylesin.
Öyle sakın, öyle eskisi gibi. Lan burada uyuşturucu kullanıyorlar. Şunları iki tane çakayım, şaplatayım. Burada şunu yapıyorlar. Sakın buna gideyim, dalayım, müdahale edeyim. Bunları unutun. Suçlu olursunuz. Adam kapısının önünde, etrafında uyuşturucu satıyorlarmış. Yetişkin oğlu da var. Onları bir iki kovalamış oradan. Ondan sonra tekrar gelmiş. Gene onlara laf söylemiş. Onlar da bıçağı çekmiş. Adamın üzerine yürüyor. Adam da onun birisinin elinden bıçağı alıyor. Öbürkü bıçağı çekiyor. O zaman vuruyor. Kendisi de yaralanıyor. Dokuz yıl. Hakim şunu söylemiş. Sen devletin polisi misin?
Devletin güvenlik kuvvetleri var. Telefon aç demiş. Şikayet et. Sen ne yapma onları kovalıyorsun? Uyuşturucu, uluslararası bir mesele. Şeytanla, deccalla ortak iş yapan uluslararası o karanlık güçler İslam dünyasını ve bütün insanını uyuşturucuyla, huğuşla, kumarla, terörle onları sersemletiyorlar.
Eğer normalde sen uluslararası o örgütün emrine girmezsen devlet olarak, millet olarak seni terörle çökertirler. Sen ahlakını bozarsan, o uluslararası o örgütün emrine girersen bir sıkıntı yok. Ne yapacaksın? Halkını uyuşturacaksın. Neyle? Filmlerle, modayla, batının o kirli kültürüyle, fuhuşla, uyuşturucuyla, kumarla uyuşturacaksın kendi ülkeni. Bunun için fuhuşu serbest bırakacaksın. Kumarı serbest bırakacaksın. Bunun için eşcinselliği serbest bırakacaksın. Bunun için her türlü yabancı markaların tüketim maddelerini serbest bırakacaksın.
Onlar size kokmuş ne kadar etleri varsa, ne kadar kokmuş peynirleri varsa, ne kadar kokmuş üretilmiş yiyecek maddeleri varsa paketleyip size gönderecekler. Siz de yiyeceksiniz. Bunları yediğiniz müddetçe, bunları kullandığınız, içtiğiniz müddetçe bir sıkıntı yok. Onların moda şapşalı olacaksınız. Birisi orada Amerika'da, New York'ta bilmem neresini aşacak, siz de aşacaksınız. Orada düşük kemer modası çıkacak, siz de burada geleceksiniz, kemeri kıçınızın altına kadar indireceksiniz, düşük kemer modasına uyuyacaksınız. Orada bir dahaki sene kemeri yükseltecek, üstünü açacak, siz de kemeri yükselttip üstünüzü açacaksınız. Onlar orada fuhuş serbest, sizin de burada serbest olacak. Orada eşcinsellik serbest, burada da serbest olacak.
O yüzden uyuşturucu serbest, dolaylı olarak burada da serbest olacak. Görüntüde uyuşturucuyla mücadele edeceksin ama uyuşturucu ilkokul 5. sınıfa giden, 4. sınıfa giden çocuklar dahi ulaşabilecekler. Nasıl bir uyuşturucuyla mücadeleyse, ilkokul 4'e giden, ilkokul 5'e giden çocuklar uyuşturucuya alışıyorlar. Nasıl bir uyuşturucuyla mücadeleyse, bunları dile getirince de bana mesaj çekiyorlar, sevenler. Diyorlar ki yapma bu konulara bulaşma. E bulaşmayacağız, ben bu ülkede yaşıyorum. Benim ikinci bir pasaportum yok. Benim Avrupa'ya gitme, İngiltere'ye gitme, İsviçre'ye gitme böyle bir pasaportum yok. Benim Amerika'ya gitme pasaportum yok, Alman pasaportum yok.
Herhangi bir konsolosluk da beni böyle muhafaza etmez, beni almaz içeri. Özel uçak göndermezler. Özel uçak gönderip de havaalanından devletlerim gitmeme müsaade etmez. Önce müsaade edip, ondan sonra da bu adam nerede diye, Trinçka'dan aramaz. E ben bu memlekette yaşıyorum, bu memleketin iyiliği için konuşacağım. Konuşacağım. Bakın, bunlar uluslararası bir oyun. Uluslararası. O yüzden uyuşturucu, uluslararası bir oyun. Bunun çıkış yeri belli, yolu belli, satılan yerler belli, satanlar belli. Çok basit, uyuşturucuyla mücadele mi edeceksin?
Evet, üreteni satana asarsın, biter mesela. Hayatı dersin, üreteni de satana, müebbet diyeceğim. Cezaevinde bakıyorlar adamın, bir müddet sonra çıkıyor. Asyan adamı. Bu kadar. Adam ne o kocaman fabrika yapmış, ne eroin üretiyor. Adamı ascan. Adam ne, adam komple kimyasal uyuşturucu satıyor. Ascan adamı. Çok basit. Biz asamayız ki.
Bize paketlediler, getirdiler PKK'nın başındaki adama, elimizde bakıyoruz şimdi. Onu dahi astırmadılar bize. Biz bağırıyoruz boyuna. Çocuk katili de şu kadar askerimizi şehit etti, şu kadar sivilimizi şehit etti. Ülkenin bilmem kaç milyar dolarını iç etti. Eee asadı. Teslim ederlerken senden imza alıyorlar. Asmayacağına gayet.
Asamıyorsun. Asamazsın. Sen çünkü hür bir ülke değilsin. Allah-u Teala'dan izinsiz hiç kimse iman etmez. Aklını kullanmayanları biz pislik içinde bırakırız ayeti var. Efendim bu ayette insanı çok korkutuyoruz. Pislikten kurtulmak için ne yapmalıyız? Ey iman edenler, iman ediniz. Buna devam. Allah-u Teala'dan sabır istenebilir mi yoksa afiyet mi istenmelidir? Afiyet. Her işimizde veya görünür, bela bir musibet görünmez de. Eyv aleyhisselam sabırı örnek alınabilir mi? O hamd edenlerdendi. Sosyal yaşamda algı filtrelerimiz Kur'an ve sünnet dairesinde olayları süzüyor. İş hayatına girince oradaki asıl din kapitalizm oluyor.
Ne yapsak kazık yiyoruz. İş hayatında nasıl davranılmalıdır? Kur'an ve sünnete tabi olacaksın. İşinde de Kur'an ve sünnete tabi olacaksın. Zarar edeceksin, edeceksin. Sireti ihanet ederse insanın suretine etten kefen değer olmaz ziynet ile. Güzel ahlak fırtattan mı yoksa sonradan kazanılır mı? Güzel ahlak fıtri de olabilir ama sonradan da kazanılır. O yüzden bazıları vardır, fıtridir. Yaratılışlar, Cenab-ı Hak onları kendine seçmiştir. Birinci derecede peygamberlerdir. Onlar da güzel ahlak fıtridir. Kendisine seçtiğinden dolayı. Bir kısım veliler vardır. Onlar da Cenab-ı Hak'ın seçtiği kimselerdir. Onlar da fıtri olarak hiçbir kötülüğe bulaşmamışlardır. Ama bunlar peygamberler gibi değillerdir.
Ama umum, güzel ahlakını güzelleştirmekle yükümlüdür. Evlatlarımıza verdiğimiz isimlerin kendilerine tesirleri var mıdır? Peygamber isimleri olanlar cehenneme gittiğinde çıkma sırasında başta olacakları doğru mudur? Biz hayırlı isimle koymakla mükellefiz. Biz çocuklarımıza hayırlı isim koyarız. Namazda farzı cemaatle eda ettiğimiz vakit imam sureleri okurken tekrar etsek yahut elhamdülillah desek uygun olur mu?
Hanefe'ye göre bir kimse ezberlemek maksadıyla bunu yapabilir. Üç defa düşük yaptım. Doktorlar bir sıkıntı olmadığını söylüyorlar. Annem ümmü sübiyan büyüsü geçmiş dediler. Annem de doğru olabilir mi? Olabilir. Doğruysa ne yapmalıyım? Eşim bu büyüye inanmıyorum. Ben de inanmıyorum. İnsanlar inanıyor. Böyle bir şeyin var olduğunu söylüyorlar. Olabilir. Bununla alakalı bir muska filan yazıyorlar galiba. Böyle bir şey olabilir. Ama benim bildiğim bir şey değil bu. Ben sizin sohbetlerinizi internetten takip ediyorum. Bursa dışında yaşıyorum. Kardeşim iki defa trafik kazası geçirdi. Babam hastalıktan ameliyat oldu. Büyük kardeşim sürekli bunalımda. Benim evlilik hayatım bitmek üzere.
Eşimin ikinci evliliğin birincisi büyü yüzünden bozulmuş. Takıntıları var. Bakınca bakımcıya cinci büyücüye gidip baktırmam bu durumda günah mı? Takıntı bir adamla nasıl yaşayabilirim? Bu cinci hocalara gidilmesini tavsiye etmem. Böyle şeylerle uğraşmanızı da tavsiye etmem. Takıntılı bir kimse ise onunla oturup konuşup onun takıntılarını gidermeye gayret edeceksiniz. Eşimin sahte internet hesabı var. Bu yolla günaha giriyor. Ne yapmalıyım? İnsanların ayıplarını ve kusurlarını araştırıcı olmayınız. Eşim vardiyalı çalışıyor. Gececi olduğunda evde tek kalamıyorum. Cinlerden kaynaklı bir şey yaşamaktan korkuyorum. Ne tavsiye edersin? Merak etmeyin siz iki ayaklılardan korkuyun.
Cinler bir şey yapmaz. Doğum ile alakalı işinde profesyonel olduğu düşünen erkek doktora gitmenin bir sakıncası var mı? Önceliğimiz bayan olmalı. Önceliğimiz bayan olmalı. Bakara suresi 27. ayette fasıklar Allah'a söz verdikten sonra sözlerinden dönerler. Allah'ın ziyaret edilip hal ve hatı sormasını istediği kimseleri ziyaretten vazgeçerler. Yeryüzüne fitne ve fesat çıkarlar. Burada bahsi geçen kimseler kimlerdir? Fasıklar bu kimseleri hangi sebeple ziyaretten kaçınıp fitne çıkarmak istemektedirler. Normalde belli değil mi? Fasık, günahkar kimseler. O yüzden onlar Allah'a söz verirler. Ama yine bir günahla karşılaştıklarında günaha devam ederler. Bir kimse bir günaha devam ediyorsa, tövbe edip geri dönmüyorsa o fasıktır.
Allah bizi fasıklıkta muhafaza eylesin. Amin. Evet. Geçen haftadan insanın Allah'ı zikretmeksizin ve Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme salavat getirmeksizin bir mecliste oturmaması ile alakalı hadislerden devam edeceğimizi söylemiştik. Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme hazretleri şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. Herhangi bir topluluk bir mecliste oturup da orada Allah'ı zikretmezler ve peygamberlerine salavat getirmezlerse mensuliyet içerisinde kalırlar. Allah dilerse kendilerini azap eder ve dilerse onları bağışlar. Ebu Daimut'un rivayeti de şöyledir. Kim bir yere oturur da orada Allah'ı zikretmezse üzerinde Allah tarafından bir noksanlık olur.
Kim bir yere yan üstü yatar da orada Allah'ı zikretmezse üzerinde Allah tarafından bir noksanlık olur. Ve herhangi bir kimse bir yerde yürür orada Allah'ı zikretmezse üzerinde Allah tarafından bir noksanlık olur. Hani ayeti kerime var ya otururken ayaktayken yanlarınız üzerinizde Allah'ı zikredin diye. Bu onun tefsiri niteliğinde. Demek ki bütün Müslümanlar bir birey olarak otururken, yanlarınızın üzerinde dururken, ayaktayken, yürürken, bir iş yaparken Allah'ı zikredecek. Her fiiliyatta, yani normalde oturmak insanın devamlı gün içerisinde devam ettiği fiiliyatlar. Oturmak, yürümek, yanlarınızın yanının üzerine yatmak.
Bir kimsenin devam eden üç fiili var. Ya yatıyorsunuzdur, ya oturuyorsunuzdur, ya da ayakta yürüyorsunuzdur. Üç hal. Bu üç hal üzerinde de Allah'ı devamlı zikretmek. Hiç olmazsa bu hallerle hallendiğinizde Allah'ı zikretmek. Gafil olmamak, unutmamak. Bir topluluk, bir topluluğun içerisinde bulundunuz. O topluluğun içerisinde mümkün ise toplulukla beraber Allah'ı zikretmek. Mümkün değil. O topluluk, yabancı bir topluluk. Sizin içinde bulunduğunuz zikir noktasında değiller. Orada Kur'an ve sünnet konuşulmuyor. Orada heva, heves konuşuluyor. Orada dünya konuşulmuyor. Siz de orada bulunmak mecburiyetindesiniz. Ama işinizden dolayı, ama herhangi bir zorunluluktan dolayı orada mecbursunuz. Orada muhakkak kendi içinizden Allah'ı zikredeceksiniz.
O gaflete dalmış, hevaya hevese dalmış, o nefsine dalmış, o topluluktan beri olduğunuzu, o toplulukla beraber olmadığınızı, o topluluktan ayrı olduğunuzu gösteren bir simgedir Allah'ı zikretmek. Eğer mümkünse oradakileri zikrullahı nasihat et. Eğer mümkünse oradakileri zikrettirmenin yolunu ara. Eğer bu mümkün değil, onlar seni dinlemeyecekler. İşte onlar yaşça senden çok büyükler, seni dinlemiyorlar, kibirliler, Allah'tan uzak insanlar, gaflete dalmışlar. Kendince bu konuya kendi kendine, kendi dairende vakaya iştihad ettin. Dedin ki bunlar beni dinlemezler, burada bunu söylemenin bir anlamı yok. Burada bunu söylemenin bir anlamı yok. Bu noktada söylersem zikrullah fiiliyatını küçültmüş olabilirim bunların önünde dediniz.
Kendinizce iştihad ettiniz. Orada zikrullahla alakalı bir şey yapmanız, yaptırmanız mümkün değil. O zaman kalben orada zikrullah yapacaksınız. Kötülüğü gördüğünüzde elinizde mümkün değilse, dilinizde o da mümkün değilse kalben buhuz ederekten önlemeye çalışınız. Allah'ı zikretmemek kötülüklerin en büyüdür. Nasıl Allah'ı zikretmek en büyük iş ise, ayeti kerimede diyor ki Allah'ı zikretmek en büyük iştir.
Allah'ı zikretmemek de en büyük kötülüktür. En büyük kötülük, Allah'ı zikretmemek en büyük günah kebailerden birisidir. O zaman bir toplulukta kimse Allah'ı zikretmiyor. Sen kalben zikret. Herkes oturmuş meleyanı konuşuyor, sen zikret. Herkes oturmuş nefsine düşmüş, sen zikret. Herkes heva heves konuşuyor orada, sen zikret. O topluluğun içerisinde o topluluğa uymadığını Cenab-ı Hakk'a beyan et. Toplulukta. Sen yalnızsın. Yolda gidiyorsun, Allah'ı zikrederekten git. Evde yan geldin, koltuğun üstünde yatıyorsun. Allah'ı zikrederekten yan. Oturdun, Allah'ı zikret.
Her halükarda Allah'ı zikretmeye gayret et. Bunu kendine virt edin. Her daim Allah'ı zikredenlerden ol. Her halükarda Allah'ı zikredenlerden ol ki Allah da seni her halükarda her daim zikretsin. Cenab-ı Hak bizi o zikrullah haliyle hallenenlerden eylesin. Sakın zikrullahı yasaklayanlardan, zikrullahı engelleyenlerden, zikrullahın önüne set çekenlerden olmayın.
Sakın, sakın ha böyle kendi kendinize gaflete düşüp, kendi kendinize yanlışlığa düşüp, zikrullahı men edenlerden, zikrullahı yasaklayanlardan, zikrullahı engelleyenlerden olmayın. Allah muhafaza eylesin. Herhangi bir topluluk bir yere oturur da orada Allah Azze ve Celle'yi zikretmez ve Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme salavat getirmezse, sevaplarından dolayı cennete girseler de orada pişmanlık duyarlılar. Bir topluluğa girdiniz, o toplulukta kasıtlı bir şekilde gaflete uyaraktan, heva hevese uyaraktan zikrullah yapmazsanız, cennete girseniz dahi o toplulukta Allah zikredilmediği için ve zikretmediğiniz için pişmanlık duyarsınız.
Keşke orada da Allah'ı zikretseydim dersiniz. Cenab-ı Hak bizi her haliyle zikredenlerden eylesin inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun inşallah. Fâlevenlâhu
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.