mustafaozbag.org

54. Mesnevi Şerhi (367-373 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 8 Kasım 2020 · 35:33

Bu Yahudi padişahla onun veziri hikayesine devam ediyoruz. Görünüşte hükümleri söylüyordu. Yani bu padişahın gizli Yahudi İsevisi aslında Musevi ama görüntüde ne hale geldi? İsevi oldu. Hani padişaha dedi, bana ceza ver, beni yurdumdan kov. Bu da ne yaptı? Gitti o memleketten, başka bir yere gitti. Başka bir yere giderekten dedi ki, ben dinimden dolayı zulüm gördüm.
Ya şu Mesnevi ne kerametvari bir kitap ya. Ya kerameten de böyle tam zamanına geliyor yani. Ne yaptı? O Yahudi padişahla o Yahudi vezir anlaştılar. Dedi ki, o vezir padişaha sen dedi yalandan bana dedi eziyet ver. Sanki zorluk çekiyormuşum gibi bana çok ceza vermişsin gibi yap. Ben de dedi buradan bir gideyim. Başka yerlere. Öyle yaptılar. O kimse de dini bir baskı görüyormuş. Dini bir zulüm görüyormuş.
Sanki orada dinini yaşayamıyormuş gibi gitti. Başka beldeye gitti. Başka beldeye gidince başladı orada din anlatmaya. Görünüşte hükümleri söylüyordu. Öğüt veriyordu. Fakat iç yüzünden ıslık çalmadaydı. Tuzak kurmadaydı. Demek ki o işte vezir aslında Musevi ama İsevileri ateşe verecek ya. İsevilerin içine gitti. Onlara vaazı nasihat ediyor.
Onlara İseviliği anlatıyor. İçinden de diyor ıslık çalıyordu. Tuzak kuruyordu. İşte bunun için kimi sahabe peygamberden gül yabaniye benzeyen adamın yolunu şaşırtan azgın nefsin düzenlerini öğrenmek isterdi. Islık çalmak ne demek? Kuşu ıslıkla aldatırlar ya. Kuş gibi ıslık çalar. Kuş da kanar. Gelir. Benden zanneder kuş. Kuş ne yapar? Benden zanneder. İyi kuş avcısı ne yapar? Kuş gibi öter. Avcıdır o. Seni kandırmak isteyen senden görünür. Evlenecek. Kandıracak ya senden görünür. O senden iyi sufidir. Kandıracak ya senden iyi müslümandır. Kandıracak ya senden âlâ derviştir. Senden âlâ bir şeyhtir o. Kandıracak çünkü. İşte diyor Hz. Peygamber'e de sahabeler gül yabanileri sorardı.
Yani yoldan sapıtacak, yoldan azgınlaştıracak, yoldan sapıtacak olanların, saptıracak olanların hilelerini sorardı. Ondan kulluğun üstünlüğü nefis ibadetlere, öz temizliğine, gizli garezlerden neler katar diye sorarlardı. Bu nefsin oyunlarını sorarlardı. Nefis bize nerede çelme takar? İbadetin neresinde? Herhangi bir amelin neresinde? Herhangi bir fiiliyatın neresinde bize çelme takar? Çünkü nefisle mücadele çok önemli. Nefsin aldatmacası, kandırmacası çok önemli. Karşıdaki kimsenin nefis aldatmacası yapıp yapma da çok önemli. Ondan kulluğun üstünlüğünü aramazlardı. Yani biz nasıl üstün kul olalım diye aramazlar. Biz nefsimize nerede uyarız? Biz nasıl aldanırız?
Biz nasıl kandırılırız? Buna sorarlardı. Biz nasıl çok harika bir kul olalım? Onu sormazlar. Nereden kanarız? Onu sorarlardı. Görünen ayıp nedir? Onu söyle derlerdi. Onu araştırırlardı. Demek ki onlar kendi ayıplarını araştırıp onları düzeltmeye çalışırlardı. Gülü kerevizden ayır derderecesine kıldan kılla zerreden zerre nefsin düzenini tanırlar bilirlerdi. Onlar nefsin oyunlarını ve hilelerini sorarlardı Hz. Peygamber'e. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden o nefsin hile ve oyunlarını öğrenerekten kendilerini iyi mümin yapma yolunda olurlardı. Sahabenin kılı kırk yaranları bu yönden öylesine öğütler dinlediler ki öğütlere canla başla dalarlar şaşırır kalırlardı.
Onlar bu öğütlere de ne yaparlardı? Canla başla dalıp hep hayretten hayrete geçerlerdi. Din çünkü hayretten hayrete geçmek. Allah bizi hayretten hayrete geçirenlerden eylesin. Hristiyanlar tümden gönül verdiler ona. İşte o çevresindeki Hristiyanlar ona gönül verdiler. Onu sevdiler. Zati Avvam'ın taklidindeki güç nedir ki? Avvam taklit eder. Taklit ederken taklidi bir iman sahibidir. Tahkiki olmadığından onun bir gücü yoktur. Avvam'ın imanı ve İslam'ı suyun üstündeki köpük gibidir. Taklidi bir iman suyun üstünde köpük gibidir. Onun bir kıymeti harbiyesi yoktur. O yüzden taklidi iman sahiplerine dersin. Şu parti oyunu at giderler oraya atarlar.
Onlar derler ki biz bilmeziz o bilir. Taklidi iman sahiplerine dersiniz. Şunu şöyle yapın onu öyle yaparlar. Niçin neden yaptıklarını bilmezler. Bu taklidi iman sahibidir. Haydi getirin pamuk ellerce herkes parayı güldür güldür getirir. Neden getirdiğini bilmez. Nereye getirdiğini de bilmez. Adam hep böyle götürmeye vermeye alışmış ya biz almıyoruz kardeşim. Biz istemiyoruz. Bizim parayla işimiz yok deyince duruyor. Olamaz. Ya böyle istemiyoruz. Ya nasıl istemezsin? İstemiyoruz kardeşim. Birisinden böyle atışmam oldu da değirmenin suyu nereden geliyor dedi bu sefer. Uludağ'dan dedim. Ya bir şey alacağım. İstemiyoruz. Alacağım. Hayır. Git fukaram yok. Birisine ver. Bu dergah zengin dedim ben.
İstemiyoruz. Ben dedi filana fişmancalara bu kadar veriyorum. Fişmancalara bu kadar veriyorum. Bak dedim. Ben senden alsaydım şunu da diyecektin. Ben Mustafa Özbağ'a bu kadar veriyorum. Veya Karabaş Veli Tekkesi'ne de bu kadar veriyorum. Bunu dedirtmeyeceğim sana. İstemiyoruz dedim. Aynı o listeye beni de ilave edecek o zaman. Vermiş ya. X cemaate, Y tarikata, Y cemaate vermiş. Eee iyi. Ha sana da verecek. Buraya da verecek. Buraya girerken böyle girecek. Hayır böyle gireceksin. Buraya gireceksin sen dedim ona. Böyle baktı. Nasıl yani? Basbaya dedim. Bu dergahın çayını içeceksin dedim. Ben de bu dergahın çayını içiyorum. Ben de bu dergahın kahvesini içiyorum.
Ben de bu dergahın lokmasını yiyorum dedim. Hep beraber yiyoruz. Ben vereceğim. Almayacağım. Almayacağım dedim. Yasak zaten dedim. Kendi kendime de yasak. Arkadaşlara da yasak. Alışmamışlar. Hep verecekler ya. Avam, taklidi. Verince oraya kendini zannediyor. Oraya beş kuruş verince kendi kendine vicdanen rahatladı. Namaz yok, abdest yok, oruç yok. X cemaate şu kadar verdim. Y tarikatına bu kadar verdim. Bitti adamın işi. Onun parasını da ütmek için o efendi oldu o. Allah muhafız eylesin. İstemiyoruz kardeş. Sizin paranız da sizin olsun. Namazınızı kılın yeter. Orucunuzu tutun.
Allah'ı, peygamberi tanıyın yeter. Para pul istemeyeceğiz. Bu acı bir şey. Neden? Vererekten vicdanını temizleyemedi arkadaş. Taklit ehli böyledir. Camiye gider. Caminin çıkışında istiyorlar ya. O camiye beş lira para verirken böyle herkes baksın diye bakıyor. Veriyor beş lira. Vicdanını temizledi. Zekat sayınca. Ben her cuma camide çıkarken beş lira veriyorum ya. O zekat değil diyorum ben. Ya malının kırkta birini hesaplayacaksın vereceksin. Ona zor geliyor o. Camiden çıkarken beş lira verecek. Dükkana gelen bir dilenci kadına bir lira verecek. Bitecek işi. Yok öyle. Ve böyle işte bir cemaata, bir tarikata gidecek.
Üç beş kuruş bir para verecek. Büyük iş yapacak o. Etrafına da öyle söyleyecek. Taklit. Gönüllerine sevgisini ektiler. Onu İsa'nın vekili sandılar. Bu taklid ehli kendi gönüllerine onun sevgisini ektiler kendi kendilerine. Ve onu da İsa'nın vekili kabul ettiler. Dediler ki bu İsa'nın vekili. Dediler ki bu Muhammed Mustafa'nın vekili. Dediler ki bu Mehdi Ala Resul'dan önceki vekil. Dediler ki bu aslında gizli Mehdi. Dediler ki bu aslında gizli İsa. Dediler ki bu zamanın kutbu. Dediler ki bundan daha büyük bir mürşid yok. Bu zamanın gelmiş geçmiş bütün zamanların kutbu. Ya bizim de şeyhimiz var. Ya o kutup olsaydı bu kadar kitabı olurdu. Haa.
Kutup olması için bir de kitabın olması lazımmış. E tabi. Kitabın kutubu olur. Eee? Eee? Kitabı yoksa kutup değildir. Eee? Filanca kutup. Aaa! Filanca Mehdi. Aaa! Onun da kitapları var. Aaa! Bir duyduk ki adamların hiçbirisi de kendi kitabı yazmıyorlarmış. Birine televizyonda kendi yazdığı kitaptan bir pasaj yordular. Kim yazdı bunu demiş adam. Demişler ki sen yazdın. Mehdi kendi yazdığı kitaptan haberi yok. Kutubun kendi yazdığı kitaptan haberi yok. Bir komisyon 5-10 tane adam ya kutup şimdi kalkıp kitapla mı uğraşsın? Onlar yazıyorlar. Altında bir imza yayın evleri var. Aaa!
Bir daha bir şey daha öğrendim ben geçenlerde anlatıyorum ya size. Bu yoktu mesela bilmiyordum. Uluslararası bir komisyon var. Komite var. Bu uluslararası komite Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sevgisini, muhabbetini, hadislerini, sünnetlerini yok etmeye çalışıyorlar. Bu uluslararası komite profesörlerden, hocalardan, şeyhlerden böyle bu tip insanlardan isimlerini alıyor. Diyor ki siz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin ismini geçirmeyin fazla sohbetlerinizde. Bana söyledikleri şu, dediler ki hocam senin takipçin çok, seni tanıyan da çok. Sen dediler baya tanınan bir kimsesin. Eee dediler ki gel biz uluslararası dinin de çok iyi tanıtılmasını istiyoruz. Ama işte birisi Muhammed'i birisi iyi seviyor bu sıkıntılı oluyor.
Yine Müslümanlar böyle tatlı tatlı konuşuyorlar. Yine Müslümanlar diyor böyle şey yapsınlar hani devam ettirsinler. Siz sohbetlerinizde fazla Muhammed Mustafa ismini kullanmayın. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bakın dikkat edin. Kullanmayanları tespit edin şimdi. Neymiş? Fazla hadis şeriflerden bahsetmeyecek. Hatta o hadis sahih mi değil mi? Bakmam lazım. O hadis sahih değil galiba. Zaten hadislerde sahih olup olmama tartışması var. Laflar bunlar lafızlar. Şimdi ben televizyonlar bana geldiğinden beri ben böyle televizyonda cin kesiliyorum. Bakıyorum profesörüm biri hadislerle alakalı şöyle böyle eyvah diyorum bu kayıya binmiş.
Onlar aylık bana aylık ben ucuz adamım ya bana on milyar teklif ettiler. Bir de kitap yazacaklar benim işin bu tarafı şu. Dediler ki sohbetlerimizden kitaplar derleriz. Sana kitaplar yazarız. Bunu basın evleriyle görüşürüz. Bastırırız. Ve dediler ki sattırırız. Doğıttırız. Türkiye'de hit olursun. Karşılığında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerinin üzerinde şüphe yayıcılardan olacağım.
Karşılığında sohbetlerde Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri demeyeceğim fazla. Karşılığı bu. Her ay on milyar lira. Bir de kitaplardan gelir. Bu. Şimdi televizyonları iyi izleyin. Konuşmacıları iyi izleyin. Ben o günden beri dikkat kesiliyorum. X hoca. Aa. Bakıyorum şimdi. Mesela bir açıklama yapıyor. Ne açıklaması? Bu mesele demokratik hukuk kurallarına aykırıysa. Ne? İslam'ın demokratik hukuk kuralı mı var? İslam'ın İslam hukuku var. Kur'an ve sünneti adayalı. Ama Hanefi'den ama Şavi'den ama Maliki'den ama Ambeli'den.
Birisinden bir şey getir bana. Yok. O demokratik hukuk kurallarına bakıyor. O evrensel hukuka bakıyor. Hangi evrensel hukuk? Kimin evrensel hukuku? Amerika'da idam var. Avrupa'da yok. Türkiye'de de yok. İran'da var. Suud'da var. Afganistan'da var. Hoşçakalarda idam olmasına gerek yok. Bir bomba idam ediyorlar zaten. Kim vurdu ya gidiyor orada. Herkes birbirini vuruyor zaten. Hangi evrensel hukuk? Ben hemen biliyorum ya teklif geldi ya bana. Ben hemen duruyorum. Bu da satılmış diyorum. Bu da satılmış. Profesör çıkıyor. Bana isimlerini okuyamadım.
Liste verdiler. Dediler bak bu profesör, bu profesör, bu profesör. Ben televizyondan dikkat kesiliyorum şimdi. Birisi bu hadis şeriflerin içerisinde sahih olmayanlar var dedi mi? Bilinko satılmış. On milyon o maaşlı o. Ben şimdi öyle yükseliyorum. Bu on milyon maaşlılardan diyorum ben. Bunun kitapları da yok satıyordur şimdi diyorum. Basıyorlar beş bin kitap. Beş bin kitap yirmi şerlerden otuz yerlerden basıyorlar. Hocam sana diyorlar kitap başına şu kadar kar geldi. Güldürt yatırıyorlar. Haydi diyorlar zaten dedi. Seni ulusal kanallara çıkarırız. Bunun hemen üstünden bizim Cafer'e telefon gelmiş. Dediler Cafer'e de bunun üstünden oluyor bu hadise.
Cafer'e demişler ki Cafer Bey böyle böyle Mustafa Özbağ'la beraber işte şeye ne o? Ulusal kanalda sohbet. Cafer dedi efendim ben dedi çok sıcak bakmadım. İyi yapmışsın Cafer dedim. Nereden geleceğe belli değil. Şimdi bana televizyon diyorlar. Aman uzak durun diyorum ben. Bir şey oluyor diyorum ben kardeşim çıkarım ağzımın vavı tavanı yok. Şeyde ne o İzmint'teki televizyonda faiz alan da veren de sebep olan da Kabe duvarının dibinde anasıyla zina etmiş gibidir diye hadis-i şerifi patlattım içime düştü. Dedim son program bu. Arada televizyonun sahibi geldi. En büyük patron geldi. Vay hocam nasılsın bir tanışayım dedim. Allah razı olsun dedim.
Hoş geldin. Arada geldi bir görev. Çünkü telefon açtılar. Bu hoca kim? Hepimizi anamızdan zina ettirdi dediler. Ağırlarına gitti. Bir tane ilahiyat mevzunu doçent. İlahiyat mevzunu doçent. Bana dedi ki bu hadis-i şerifi okumasanız dedi. Niçin dedim? Ağır ya biraz dedi. Ağır dedim benim lafım değil. Hazreti Peygamber Efendimizin lafı dedim. Ağır. Yapma. Kaldı bu şimdi. Ona dedim yapma. İlahiyatta öğretim üyesi doçent. Hadis-i şerif ağır. Ağır kardeş. Yapma. Mümin müminden almasın faiz. Ben hemen program bitti. O tabi programı yaptığımız kadıncağız nereden bilsin bilmiyor tabi şey.
Dedim neydi ya? Tülay Hanım dedim hakkınızı helal edin. Ondan sonra dedim benim sözüm vardı. Bir senelik bir program kaldı dedim. Bu dedim bir de hakkına gelmeyebilirim artık dedim. Yani bu hocam bir daha devam etmeyeceğiz mi? Yok dedim etmeyeceğiz. Zaten bir daha hiç aramadı beni. O da. Neden? Ona dediler zaten. Kes. Ben kovulmadan kendim gittim. Kovulacağım çünkü. Ben şimdi diyorum. Bana televizyonu çağıracak oldukları zaman. Diyorum kardeşim benim ağzımın vavu yok. Canlı programda birisi soru sorar. Hocam faiz hakkında ne diyorsunuz? E ben ne diyeceğim? Mümin müminden faiz alırsa verirse katiplik yaparsa anasıyla Kabe duvarının dibinde nikahlanmış gibi olur.
Hadi gel çıkışının içinden sen şimdi. Hiç bunu söyleyebileni duydunuz mu? Televizyonlarda. Türk televizyon tarihinde ilk bu fakir. Bunu televizyondan söyleyen. Söyleyemezler. Bakın seyredin. Ne? İslami kanal. Ay ne kadar güzel. Değil mi? Evliya menkıbeleri. Değil mi? Öyle değil mi? O da ne zaman? Gece ikiden sonra. Onlar öyle düşünüyorlar. Müslümanlar gece ikide ayağa kalkarlar. Evliya menkıbelerini seyrederler. Ağz alırlar. Sızlarlar. Namaz kılarlar. Yatarlar. Saat ikiye kadar vur patlasın çal oynasın. İkiden sonra evliya menkıbeleri.
Gelin kardeşler toplayın paraları. Hadi Müslümanlara bir can neye olsun? Şey televizyon olsun. Harika. Gelin toplayın paraları. Topladık. Haydi Müslümanlar. Sizin paranızla toplanan, sizin paralarınızla kurulan televizyonlar sizi şimdi başka yere davet ediyor. Sizin paralarınızla kurulan televizyonlarda namaza, niyaza, İslam'a hakaret edenler konuşuyor. Müslümanlara hakaret edenler konuşuyor. Haydi Müslümanlar hül olun, özgür olun. Tahkiki iman ehli olun. Tahkiki iman ehli olun. Gidin deyin ki biz bunun için mi para verdik buraya? İsim konuşmak istemiyorum ama ben de verdim. Ben diyorum, hakkım helal değil. Size diyorum para verdim.
Telefon açtım. Sizin kuruluşunuza para verdim. Şu anda dedim sizin bu yayınlarınızdan dolayı hakkım helal değil. Benim adım Mustafa Özbağ. İsmimi de verdim. Ve her yerde de bunu böyle konuşuyorum dedim. Sohbetlerde de konuşuyorum. Abi göndermişler bana. Abi görüyoruz. İşte hocam görüşelim iyi görüşelim kardeş. Böyle böyle demişsin. Dedim hala da diyorum. Benim param var içinde. Benim param burada hayırda kullanmıyorsunuz. Vebali sizin. Dinsizleri, donsuzları çıkarıyorsunuz televizyona. Onları konuşturuyorsunuz orada. Hocam işte yolsuzluk var. Gördün mü gözünden dedim.
Yok mahkeme kararı var mı? Yok yolsuzsun sen dedim. Durdu. Sensin yolsuz. Ya hocam. Ya kardeşim. Sana da yolsuz dendiklerinde ne yapacaksın dedim. Mahkeme kararı isteyeceğim. Aha mahkeme kararı çıkar. Söyle. Aha dediler şimdi dedim. Himmetleri ne yaptınız diyorlar dedim. Ne yapacaksınız şimdi dedim. Hesap ver. Bana hesap ver. Benim paramla kurdunuz. Benim param var içinde. Söyle. Ben istemiyorum kardeşim orada. Din düşmanını görmek. Ne yapacaksın? Onun için mi topladın benden parayı? Allah bizi affetsin. Oysa ki o tek gözlü. Oysa ki o gizlice tek gözlü.
Lanetlenmiş deccaldı. Demek ki deccal gelecek muhakkak. Ama her devrin bir deccalı var. deccal tek gözlü. Deccal tek gözlü. Ne? Şaşı görüyor. İstikameti düzgün göremiyor. O zaman bu devrin de deccalları var mı? Var. Bediüzzaman Said-i Nursazdetleri risalelerinde bu zamanın deccallarından bahsetmiş mi? Evet. Her dönemin deccalı vardır. O deccal çıkmazdan önce deccalın çocuklarıdır o. Deccalın talebeleri. Deccalın halifeleridir. Onlar sizi Kur'an ve sünnetten geri götürürler. Onlar sizi Kur'an ve sünneti tam yaşatmazlar. Tam öğretmezler. Sizin yolunuzu saptırırlar. Sizin düşüncenizi saptırırlar. Bize Kur'an ve sünnet lazım. Bize Kur'an ve sünnetin özü lazım.
Bize Kur'an ve sünnet çizgisi lazım. Bana Ahmet'in yolu, Mehmet'in yolu lazım değil. Mustafa Özbağ'ın bir yolu yok. Mustafa Özbağ'ın bir yolu yok. Ahmet'in Mehmet'in yolu yok. Hazreti Mevlana'nın yolu yok. Yol Kur'an ve sünnet. Hazreti Mevlana Mesnevi'de Kur'an ve sünnet anlatıyor bize. Gelin benim yoluma demiyor. Ben Kur'an'ın kuluyum. Muhammed-i Mustafa'nın yolunun tozuyum. Bunun haricinde bir şey söylerlerse söyleyenden de o sözden de uzağım. Yol belli. Biz Mevlana'nın yolundayız. Bu sadece isim olarak kardeş. Mevlana'nın yolu Kur'an ve sünnet. Sakın Hazreti Mevlana dinler üstü. Yok peygamberler üstü.
Yok kitaplar üstü. Yok inanışlar üstü. Yok öyle bir şey. Hazreti Mevlana Allah ve Resulü'nün yolcusu. Allah'ın kulu Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ümmeti. Mesnevi bir tefsir kitabı. Tefsir. Muhtasar bir tefsir kitabı. Muhtasar. Çok geniş değil. Muhtasar. Günlük hayatımıza günlük hayatımıza yetecek olan her şey var içinde. Bakın tek gözü deccaldı dediğinde hadis-i şerif söylüyor aslında. Hadis-i şerif ne? Diyor ki deccalın bir gözü kördür. Hadis-i şerifi anlatıyor. Mesnevinin içerisinde tespit etmiş araştırmacılar.
Altı bin hadis-i şerif meali var. Dört bin ayet-i kerime meali var. Ama bunu hikayelerle anlatmış. Anlattığı ne? Allah'ın yolu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin izi ve çizgisi. Anlattığı o. O yüzden Hazreti Mevlana'nın kendine ait bir yol değil bu. Hiç kimsenin yolu yok. Hiç kimsenin. Yol Kur'an ve sünnet. Yol icma-i ümmet. Bak ümmetin icması toplandığı yer. Neden? Ümmetim yanlışta toplanmaz. Ümmetim eksikte toplanmaz. Hadis-i şerif. Ümmetin toplandığı yerde toplanmakla mükellefsiniz. Hadis-i şerif. Ümmetin gittiği yoldan gitmekle mükellefsiniz. Hadis-i şerif.
Ümmetin abdest aldığı gibi alacaksınız. Ümmetin namaz kıldığı gibi kılacaksınız. Ümmetin zekat verdiği gibi vereceksiniz. Ümmetin hacca gittiği gibi hacca gideceksiniz. Ümmetin kurban kestiği gibi keseceksiniz. Ümmetin kurbanı paylaştırdığı gibi paylaştıracaksınız. Yol belli. Hazret-i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin kurbanının başında beklediği kurbanının başında bekleyeceksin. Kurbanının başında bekleyeceksin. Hasta değilsen, kötürüm değilsen, elin ayağın tutuyorsa oraya gideceksin kurbanının başında bekleyeceksin. O kurbanını vekaletle kestirdi ama başında durdu. Hazreti Ayşe annemize dedi ki ya Ayşe gel kurbanının başında bekle. Bir vakıf hesabı gönder.
Sabahların keyfine bak. Yok ola İslam. Gideceksin başında bekleyeceksin. Sabah namazını kılacaksın, gideceksin o zorluğu çekeceksin. İbadet çünkü. Kurbanını alacaksın, onu götüreceksin, kestireceksin, başında bekleyeceksin, ondan sonra kendini poşetlere koyacaksın, mahallende, apartmanda, etrafında fakir fukarayı göreceksin, onlara dağıtacaksın. Paranı peşkeş çekmeyeceksin iki tarafa. İbadet ediyorsun, ibadetin edeceksin. Namazını var mı vekalette kılan senin? Yok. Orucunu vekalette tutan var mı senin? Yok. Ya kurban, nafile ibadet, bizim için vacip kardeş. Vacip, Hanefi'ye göre vacip. Zekat verenler için Hanefi'ye kurban vacip. Var mı vitir namazını vekalette kıldıran?
Hadi vitir namazını da vekalette kıldırın o zaman. Yatırın banka hesaplarına para, vitir namazlarınızı kılsınlar. O da vacip. İmam-ı Azam'a göre vacip. İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf'a göre nafile. Yatırın paralarınızı. Millet sizin adınıza da vacip namaz kılsın. Hadi. Yok. duruyoruz burada. Dinleyen yok. Allah bizi affetsin. İşte deccaldı o diyor. Günün deccalı o diyor. Günün deccalları olacak. Bu günün deccalları ne yapacak? Bizleri Kur'an ve sünnetten uzaklaştıracak. Günün deccalları ne yapacak? Bizleri Muhammed-i Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretenin sünnetinden uzaklaştıracaklar bizleri. Biz diyeceğiz ki sünnet onlar diyecekler ki siz geri kalmışsınız ya.
Hala da bunları mı yapıyorsunuz? Hala da bunları mı yaşıyorsunuz? He kardeş biz hala da onları yapıyoruz. Biz Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dini nasıl ne şekilde yaşadıysa biz öyle o şekilde o halde yaşamak istiyoruz. Buna ister gericilik deyin. Siz ne derseniz deyin. Ama gün gösterdi ki koyun biz değilmişiz. Gün gösterdi ki Allah affetsin. Ben size koyun muamelesi yapmamışım. Gün bunu gösterdi. Koyun değiliz kardeşler. Ben size koyun muamelesi gütmedim 28 yıldan beri. 28 yıldır çünkü beraber yürüdüğümüz arkadaşlar var. Bugün de koyun muamelesi gütmedim. Yarın da size koyun muamelesi gütmeyeceğim. Size şu partiye oyunuzu atın demeyeceğim.
Demedim 28 yıldır. Şimdi de demeyeceğim. Ve bundan sonra da demeyeceğim. Bugüne kadar demedim. Bundan sonra da demeyeceğim inşallah. Ama çok mutluyum. Koyun değiliz. çok mutluyum. Hürüz elhamdülillah. İşte yarın sabahleyin Kur'an ve sünnet dairesinde istediğinize oyunuzu kullanacaksınız.
Bu bir sürü partiden gelip bana görüştüler. Herkes görüşüyor benden. Gelip görüşmek istiyor. Buyurun kardeşim. Geliyorlar görüşürüz. Allah yardımcınız olsun. Cenab-ı Hak hayırlısıysa hayırlı olacaksanız size bahşetsin. Ümmet-i Muhammed'i hizmet edeceksiniz. Ümmete yardımcı olacaksanız eyvallah size bahşetsin. Ama ben sizi destekliyorum. Ben sizden yanayım. Yok kardeş. Tekrar söylemekte fayda görüyorum. Ben bir sefer siyasi seçimlerde oy kullandım. O da 92 miydi? 93 müydü? Birlik yapmışlardı. Büyük Birlik Partisi Refah Partisi MHP Refah Partisi kaçtı yıl? 92 mi? 92'de 92'de Şeyh'imin emriyle oğlum git konuşma yap dedi.
Gittim konuşma yaptım. Şeyh'imin emriyle o yaptı Mustafa Efendi oraya dedi o yaptım. Bu kadar. Bir de referandum da attım. Referandum ayağında arkadaşlara dedim referandum için evet denecek. Bu memleket meselesi dedim. Ben evet diyeceğim. Herkes de dedim koşabilenler koşsunlar evet desinler dedim. Memleket meselesi. Bakın tekrar altını şimdiden çiziyorum. Bu memlekete en faydalı şey başkanlık sistemi. Bu memlekete başkanlık sisteminin gelmesi lazım. Başkanlık sistemi gelmedikçe bu memleket rahatlamaz. Bu benim kendi iştahım. Kendi görüşüm. yarın referandum olsa başkanlık sistemiyle alakalı ben yalın kılıç çıkacağım ortaya diyeceğim ki gelin kardeşler buna da evet deyin.
Bakın şimdiden kendi kendimi bağlıyorum bir yere. Evet. Türkiye'de muhakkak başkanlık sisteminin gelmesi lazım. Başkanlık sistemini getirmek istemeyenler Türkiye'de dindar dindar muhafazakarların devamlı bir şekilde hükümetin ve devletin başında olmasını istemeyenler. Çünkü başkanlık sistemi gelirse Türkiye'de mümkün değil mümkün değil bir dinsizin gelip başkan olması. Mümkün değil. Türkiye'de bir masonik bir adamın gelip de Türkiye'ye başkan olması mümkün değil. Bunu görüp bildiklerinden dolayı Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmesini istemiyorlar. Ben memleketimi seven bir insanım. Partiler gelir geçer insanlar gelir geçer memleketimiz bizim bizim çocuklarımız burada yaşayacak bizim Amerika'da Avrupa'da yaşama şansımız yok.
Bizim Suudi Arabistan'da bizim İran'da benim yaşama şansım yok. Onlar da sevmiyor beni. Beni Amerikalılar sevmiyor İngilizler sevmiyor. Yahudiler sevmiyor. İranlılar da sevmiyor. Suudlular da sevmiyor. Bende ne varsa Allah beni affetsin inşallah. İşlerine gelmiyor mu? Yoksa ben çok mu sivri dilliyim? Ben bilmiyorum kendi kendime. Nedense Allah razı olsun burada 3-5 kişi beni seviyor dinliyor işte. Allah razı olsun biz de bu noktada şikayetçi değiliz. Zaten bir adamı Amerika seviyorsa bir adamı İngiltere seviyorsa bir adamı İran seviyorsa bir adamı Suud seviyorsa bunların hepsi birden seviyorsa dikkat edin. Hele bir adamı Amerika seviyorsa İngiliz seviyorsa ondan kaçın şeytandan kaçar gibi.
Evet çünkü kafirle dost olan asla müminle dost olmaz. Selamun Aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi