mustafaozbag.org

534. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 18 Ağustos 2017 · 49:06

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Selamun aleyküm gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Oğlum beş yaşında doğduğundan beri aynı odada yatıyor. Yatak odasında bizimle yatmakta, eşimle anlaşamıyoruz. Bu konuda ben ayırmak istiyorum. Ben bayan olarak rahatsız oluyorum, kabul etmiyorum. Bu konuda ne yapmam lazım hakkınızı helal et. Normalde çocukların mümkünse yatak odalarını ayırmakta fayda var. Beş yaşına gelmiş bir oğlan çocuk, anne ve babasının yatak odasında yatmamalı. Bunlar çocukları küçüklükten itibaren mümkünse, daha doğrusu, hani emmekten vazgeçince, emme işlemi bitince çocuğun, o yüzden yatak odalarını ayırmakta fayda var.
Kız ve erkek çocuğuysa, onları mümkünse, kızı ayrı odaya, erkeği ayrı odaya almakta fayda var. Bankaya vadeli hesabı para yatırmak zorunda kaldım. Buradan kazanılan faizi kendime harcayabilir miyim? Yoksa bu parayı oğluma mı vermeliyim? Normalde bu tip paraları bankaya bırakmayın. Mümkünse bu işin böyle şey tarafı. Eğer bankaya para yatırılacak kadar paranız var ise kendinize onu harcamayın.
Gidin ne bileyim ihtiyacı olan bir kimseye verin. Ondan da sevap beklemeyin. Haftaya hacca gideceğim. İnşallah size karşı bir eksik kusurum olduysa hakkınızı helal edin. Allah tüm hacca gidenlerin haçlarını kabul eylesin. Bizim herkese de hakkımız helal olsun inşallah. Cinsel ilişki esnasında erken boşanma sorunu yaşıyorum. Bu sorun için doktora gittiğimde doktor antidepresan ilaç verdi. İlaç dışında bize tavsiyeleriniz nelerdir? Antidepresanın ona iyi geleceğine inanmıyorum. Bu antidepresan ilaç satan firmalar, bu doktorların hepsine de fazlaca şey veriyorlar. Ne diyorlar ona doktor? İlaç firmaları ne veriyor doktorlara? Promosyon. Fazlaca promosyon veriyorlar.
Fazlaca promosyon aldıklarında Normalde bu arada da antidepresanlar o kadar çok insanların içerisinde revaç buldu ki insanlar böyle bir problem yaşamak istemiyorlar. Bir problem, bir sıkıntı, bir dert, bir hastalık, bir yokluk. İnsanları öyle zayıf hale getirdiler. Herkes sanki cennet hayatı yaşayacak. Hiç kimse problem yaşamayacak. Hiç kimse hasta olmayacak. Hiç kimsenin başı ağrımayacak. Böyle bir şey olduğu zaman eyvah eyvah eyvah … Dünya yıkıldı sanki. Doktor doktor koşuyorlar. Her doktor bir tane antidepresanı dayıyor herkese. Herkes basıyor antidepresanı. Uykudan kafası kalkmıyor. Kafası çalışmıyor. Man kafa. Eletrikler kesik adamın kafasında.
Antidepresan ilacıyla. Kesik eletrikler. Adam onunla böyle bir şeyden böyle medet umuyor ondan. Bırak derdin varsa var yemişim derdini. Sıkıntın varsa var hallolur. Çalış çabala gayret et. Hastalıksa git tedavi olacağım diye uğraş. Oldu oldu olmadı olmadı. Onunla yaşamayı öğren. Bütün şeker hastalarına dayıyorlar antidepresanı. Şeker hastası antidepresan içiyor. Mide hastası antidepresan içiyor. Migren hastası antidepresan içiyor. Omuzu ağrıyor antidepresan içiyor. Kolu ağrıyor antidepresan içiyor. Beli ağrıyor antidepresan içiyor.
Aklınıza gelecek. Ne rahatsızlık varsa herkes antidepresan içiyor. Çocuğu ders çalışmıyor. Anne antidepresan içiyor. Oğlan da kızla bir küçük bir sıkıntı var. Baba anne hep beraber antidepresan içiyorlar. Adamın işi biraz sıkıntıya geçiyor. Haydi antidepresanı patlatıyor. Ya dünya hayatı. Bir de bunu Müslümanım müminim diyenler yaşıyor. Mümin. Mümin mümin. Hani iman ettik, inandıydık. Yeryüzüne, dünyaya biz gelince rahat etmeyecektik ya. Rahat etmeyeceğimizi bile bile yaşıyoruz ya. Eee? Antidepresanlar ne? İlk defa duyuyorum ben erken boşanmaya antidepresan alındığından. Doğru mu?
Önceleri alımını, yıkımını azaltıyor. O hormon da ulaşır. İşleri arttırıyor. Bundan dolayı aslında ama. Bunu yaparken yer etki olanı. Beyinde de programı da veriyor ama. Benim dediğim gibi oluyor tabi. Tabii oluyor. O hormonu zaten yan etkisi yapıyor ya. Adam normalde hep böyle uyusam diye bakıyor. Uyu kafası çalışmıyor. Tam olarak bu noktada bilgisayar komisyonlarını yedir. Şu mikrofonu konuş neler olduğunu. Bir doktor olarak. Şimdi antidepresan dediğimiz ilaçlar bizim beynimizdeki hormon dengesiyle alakalı olan ilaçlardır. Beynimizde belli hormonlar azalır. Buna bağlı olarak işte o hormonları yıkılımını azaltan veyahut o hormonların sentezini arttıran ilaçlar verilir.
İşte antidepresan dediğimiz ilaçlar bunlardır. Yalnız ortada şöyle bir sıkıntı oluyor bu sefer. Bu ilaçlar normalde şimdi vücudun aslında depresyon dediğimiz mekanizma babacım kendini bir beynin koruma mekanizmasıdır. Bir şeyler ağır geldiği zaman o biraz çökünlük hale aslında beyin kendini yakmasın diye bir koruma mekanizmasıdır. Ama bu haldeyken bu dışarıdan ilaçlar verildiği zaman o hormonlar tekrar yükselir. Yükseldiği zaman da bu sefer normalde farklı mekanizmaları harekete geçirir ve özellikle şimdi Mustafa Özbağ Bey efendinin de bahsettiği gibi normalde özellikle uyku üzerine çok etkilidir. Ve beyin fonksiyonları bizim özellikle şu ön korteks dediğimiz bilişsel fonksiyonlarımızın olduğu yani hayatı idame ettirmemizi sağlayan tecrübelerimiz, her şeyle alakalı olan kısmı uyuşturuyor.
Esasen stresin algılanması ve bu noktada bizim bununla mücadele etme yolumuzu da kapatmış oluyor. Ve o ilacın etkisi geçer geçmez bu sefer vücut da beyin de buna alıştığı için tekrar bunu istiyor. Yani o uyuşmuş hali istiyor. Bu böyle bir sirkülasyon olarak devam ediyor. O yüzden normalde bu erken boşalma için de verilen ilaç yine o hormonu arttıralım. Oradaki normalde cinsel organdaki kan akımı artsın. İşte oradaki duyarlılık azalsın. Evet geç boşalsın ama bunu yaparken beyindeki bu mekanizmaları da harekete geçirerek bu yan etkilere de sebep oluyor. Ben kullanılmasını tavsiye etmiyorum. Ama ilaca başlamış olanlar ilacı hızla bırakırlarsa bu sefer onlarda farklı tepkiler oluşuyor.
O yüzden onları hızla hemen kestirip at deme lüksüne sahip değilim. Ben olsam kestirir atardım. Hiç kullanmadım. Kullanmayı da tavsiye etmiyorum. Hiç kimseye. Mümin adamı antidepresan mı kullanırmış deyip çıkıyor mu işin içinden? Mümin iman etmiş bir kimse. İmanı eğer gerçekten imanı iman ise antidepresana ihtiyacı yok. Adamın başına bir sıkıntı geliyor. Kafa gidiyor adamlara. Ulan sıkıntı olacak oğlum. Problem yaşayacak. Problemsiz dünya mı var? Battın battın. Allah çıkarttırın tekrar. Çalış çabala gayret et. Öde borçları. Hanım bıraktı gitti. Bırakıp gittiyse bıraktı gitti. Git yenisini al gel. Adam çekti gitti. Çekip gittiyse Allah yoluna çık etsin.
Git bir daha evlen. Kafayı bozmaya, telleri yakmaya gerek yok. Hayat bu. Git bir hayat daha kur. Hiçbir şey yapamıyorsan otur dünyada hayalen bir hayat kur. Hayalen bir hayat kur. Hayal dünyasında yaşa. Yaşa. Ne olmuş ki sanki bu dünya hayal değil mi? Değil ki öbür dünyada hayal, öbür tarafta hayal olarak kuracağın bir perde. Allah muhafaza eylesin. Amin. Hele derviş kardeşler için, sufiler için gerçekten de çok üzülüyor. Derviş adam ya bile bile yol gidiyorsun. Rahatsızlık olacak, hastalık olacak, sıkıntı olacak, dert olacak, gam olacak, kasavet olacak.
Ayet-i kerime ile sabit. Biz sizi, anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla imtihan ederiz. İmtihan olacak. Başına bir şey gelecek. Hemen avuçta hap mı yutacaksın? Adam bir öksürüyor, koşa koşa gidiyor. Ne o? Poşet dolusu hap. Ne öksürüyor. Veya çocuğu öksürüyor, poşet dolusu hap. Kadın öksürüyor, poşet dolusu hap. Ufacık bir şey oluyor, poşet poşet. Herkesin evi ilaç dolu. İlaç dolu. Kadınlar ilaca düşkünler, hepsi de hasta. Adamlar ilaca düşkün, hepsi de hasta. Çocuklar ilaçla büyüyorlar, hepsi de hasta. İlaç hastası herkes. Bütün ilaç sanayi yediriyor, yediriyor, yediriyor tıp dünyasına. Adamlar ne para kazanıyorlar?
Demek ki hala da kazanıyorlar. Doktorların yurt dışı seyahatleri yok. İşte beş yıldızlı, boynuzlu otellerde tatiller. Adamların ne o muayenehanelerini yapıyorlar yok. Adamlara televizyon alıyorlar, bilgisayar alıyorlar. Adamlar eşlerine bir şey alıyor, çoluğuna çocuğuna bir şey alıyor. Yediriyorlar da yediriyorlar doktorlara, profesörlere hepsine de. Yine adamlar müthiş para kazanıyor. E ne de, da yiyorlar millete ilacı, maliyeti bir kuruş satıyorlar on kuruşa. Millet de alıyor, içiyor. Yıllar önce Suudi Arabistan'da Ömre'ye gittiğimizde ekipten bir arkadaş doktora gitti. Doktor demiş ki ağrısı için işte ağrıyor, demiş ki ona reçete, dua et demiş. Doktor dua et demiş ona.
Bunlar doktoru nasıl sayıp döküyorlar? Bizim dervişlerden değil yalnız. Aynı gruptaydık. Nasıl, ne oldu dedim? Ne sayıp döküyorsunuz? Doktor dedi ki diyor, dua et. Ya dua kadar güzel bir şey var mı? Evet dedim, doğru söylemiş. Başını ağrımış. Dua et Cenab-ı Hak şifa versin. Ama yok, inanmıyoruz biz ona. Biz duanın gücüne inanmıyoruz. Bakın tekrar söylüyorum. Biz duanın, kendi yaptığımız duaya inanmıyoruz. Biz duayla bir şeylerin evrilip çevrileceğine, döndürüp dönüştürüleceğine inanmıyoruz duayla biz. İnanmıyoruz. Yani dua etmeyi de bırakıyoruz o yüzden.
Allah muhafaza eylesin. Biseksüel ve eşcinsel ünlülerin filmlerini izlemek, şarkılarını dinlemek, onlara destek vermek midir? Bunları ötekileştirmeli miyiz? Estağfurullah, el-Azım ya Rabbi. Yok ötekileştirmeyin, dost olun bunlarla. Kişi sevdiği iledir. Mübarek insan, ötekileştirmeyelim mi diyor. Ötekileştirmeli miyiz? Ne yapacağız? Allah'ın lanet dediği işi yapanlarla dost mu olacağız? Bankadaki paranın fona yatırılmasından gelen kazancın hükmü. Burasını anlayamadık.
Kazancının hükmüyle aynı mıdır demiş. Erkeklerden mi bunu yazan soruyor. Halit, şu ne harfi en son? Faiz mi? Bankadaki paranın fona yatırılmasından gelen kazancın hükmü, faiz kazancının hükmüyle aynı mıdır?
Bankadan gelen her ne parası olursa olsun, 3 aşağı 5 yukarı arasındaki bir hüküm farklılığı yok. Türkiye, İslam'ın hukuk ve hükümle yönetilen bir ülke değil. İster bank olsun, ister maliye, ister belediye, ister diyanet, ne tarafta olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti devleti layık, demokratik, insan haklarına dayalı sosyal bir hukuk devletidir. Ne kadar çok uzunsa böyle, daha sıralayacaklar aslında bir şeyler daha da, aslında anayasada öyle yazdığına da bakmayın upuzun. Laikliğine layık değil, insan haklarına saygılı değil, sosyal değil, hukuk devleti de değil. Ama onayasada yazıyor yalnız öyle bir şey. Bu ayrı mesele. Türkiye İslam hukuku ile, İslam hukuk ile yönetilmediğinden dolayı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin hangi kurumu olursa olsun, layık sistemle yönetildiğinden dolayı, çıkan olan faizlerden bizler sorumlu değiliz.
O yüzden, 3 aşağı 5 yukarı kazanç olarak farklı değil. Memuruyla, bir de enteresan bir şey var. Yani asker de memur, maliyeci de memur, tek de çalışan da memur, örneğin. İşte öğretmen de memur. Asker ölünce şehit, maliyeci ölünce pisi pisine gitti. Öğretmen ölünce hiçbir şey yok.
Asker kutsal. Bu, Allah muhafaza eylesin. O yüzden, ne o, diyanetteki imamın kazancı ne kadar helal ise, maliyedeki bir memurun kazancı da o kadar helal. Bilmem ne evinin kapısında nöbet tutan polisin kazancı ne kadar helal ise, müftünün de kazancı o kadar helal. Müftünün kazancı ne kadar helal ise, ticaret erbabının da kazancı o kadar helal. Ticaret erbabının kazancı ne kadar helal ise, çiftçinin de kazancı o kadar helal. Herkes bunların arasında fark olacağını zannediyor. Bir mümin olarak kendince bile bile haram yemekten uzak dur. Kendini koruyabildiğin yere kadar koru. Kendini muhafaza edebildiğin yere kadar muhafaza et.
Kaçınamadığın, koruyamadığın, mecbur kaldığın yerlerden sorumlu değilsin. Allah bizi affetsin. Bir kadın haksızsa, haksız da olsa kayınvalidesinin yanında kocasından hakaret işitmeyi hak eder. Eşine insanların içerisinde, herhangi bir kimsenin yanında, çocuğunun yanında, ne bileyim işte damadının yanında, kızının yanında, gelinin yanında, kendi annesinin babasının yanında veyahut da eşinin kendi annesinin babasının yanında hakaret eden adamın ahlak seviyesi aşağıdadır.
Bir kadına hakaret ediyorsa bir erkek, onun ahlak seviyesi aşağıdadır. Kadına hakaret ediyorsa bir erkek, onun ahlak seviyesi aşağıdadır. Eğer kadına bir başkasının yanında hakaret ediyorsa, onun ahlakı seviyesi, bir hakaret edenin bir ise, başkasının yanında hakaret eden iki çıt ahlak seviyesi aşağıdadır. Böyle sokakta, böyle caddede, bir dükkanda, bir alışveriş yaptığı yerde, bir yemek yediği yerde, herkesin anlayacağı şekilde hakaret ediyorsa adam, o cahilin tekidir.
Yüz çevireceksin öylesinden. Bakın, öylesinden yüz çevireceksin. Allah muhafaza eylesin. Yakın bir arkadaşım, lösemi hastası, dua eder misiniz? Allah hayırlı şifa versin inşallah. Geçen haftalarda istigase, himmet hakkında soru sormuştum. Onlara ilave eden birkaç sorum olacaktı. Sosyal medyada profesörler tasavvuf hakkında eleştiri getirirken, hep bu mevzuyu gündeme getirirlerken, tarikatçılar darda kalsalar, Allah'ı bırakıp şeyhlerinden medet bekliyorlar gibi, laflarla insanların kafasını karıştırmaktalar.
Birkaç kere buna şahit olduğum zaman şöyle sorularla karşılaştım. Soru şu, ehl-i tasavvuf kitaplarını okuduğumuzda, yetişya Geylani yerine, yetişya Muhammed şeklinde bir istihaseye rastlayamıyoruz. Eğer bu yardıma, çağırma var ise, ben birini çağıracaksam, neden Geylani Hazretleri'ni çağırayım ki? Peygamber Efendimiz'i çağırırım. Ve onca büyük sahabeler varken, neden Geylani Hazretleri'ne müracaat ediyorsunuz? Geylani Hazretleri'nin tasarrufu var ise, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in veya sahabelerin yok mu? Bunu eğer yetişya Geylani veya yetişya Muhammed diyenler varsa, bunlara bu soruyu sormak lazım. ben 30 yıldan beri, yaklaşık 30 yılı geçiyor, sufi bir hayatın içindeyim.
Ne ben şeyhimin ağzından duydum, yetişya Muhammed, yetişya Geylani diye bir söz, ne de arkadaşlar benim ağzımdan duymuşlardır. Var mı ağzımdan duyan, 30 yıldır duymadığımız ve söylemediğimiz bir sözü, ben kendi nefsim için söylüyorum ve arkadaşlar için söylüyorum. başka dergahlarda da, benim gittiğim dergahlarda da, 3 aşağı 5 yukarı, bu tip kelimeleri ben hiç duymadım.
Bakın, hiç duymadım. Fakat, insanlar böyle illaki bir laf söyleyecekler, bir şey yapacaklar ya, illaki böyle söylüyorsunuz. söylüyorsunuz, söyleyenler vardır, ben rastlamadım hiç. Bakın, ben rastlamadım. Vardır, birisi görmüştür. Sormak lazım, bunu böyle söyleyeni. Nerede gördün? Elinde çekilmiş video var mı? Varsa, o gruba git söyle bunu. Git onlara nasihat et. Git onlara nasihat et. Git onlara söyle. Git onlara anlat. Bütün ehli tasavvufu, bütün ehli tasavvufu, bu noktada suçlamak, bu noktada görmek, herhalde, büyük bir haksızlık olur.
Bakın, büyük bir haksızlık olur. Bir, normalde, himmet, himmet, farklı bir şeydir. Yetiş yağ geylanı demek, yetiş yağ muhammet demek, farklı bir şeydir. Bir şey söyledim, Geylen Hazretleri'nin hayatını anlatıp, orada bir tane Abdülkadir Geylen Hazretleri'nin zamanında yaşayan bir tane kadın söylüyor bunu. Böyle, çamaşır yıkarken, başına bir şey geliyor. Oradan yayıldı bu. Herkes bunu sanki, ehli tarikat söylüyormuş gibi. TGRT mi yapmış onu? TGRT'de yapılan bir, Abdülkadir Geylen Hazretleri'nin filmini, o zamanında yaşamış, onun zamanında yaşamış bir kadının ağzından. Bu böyle bütün ehli tarikatı, sanki söylüyormuşçasına, yayıldı bu.
Bilmiyorum, seyretmedim. Kaynağı burası yani. Hiç seyretmedim. O yüzden, bakın, ben tekrar söylüyorum, 30 seneden beri, ben hiç duymadım. Yetiş yağ geylanı, yetiş yağ muhammet diye. İyyâken abudü ve iyâken estayin. Ancak senden yardım diler, ancak sana ibadet ederiz. Himmet, himmet, bir kimsenin, bir kimsenin, bir şeye, vesile olmasını istemek.
Buna söyleyecek laf yok. Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretler çıkmış, Hazreti Abbas'ı vesile etmiş, yağmur duasında. Diyor ki, Ya Rabbi, bizim aramızda peygamberin amcası vardır. Peygamberin amcasının yüzü, su hürmetine bize yağmur deyince, şakır şakır başlıyor yağma. bu eyvallah. Veya, genç sahabeler savaşa gitmek istiyor, şeyde, aynen Arapça söyle, bir sahabe diyor, birisi için himmet etti. Dedi ki, Ya Resulallah, sallallahu aleyhi ve sellem, bu iyi ok atar. Onun bir özelliğini meydana çıkardı. Bu iyi ok atar. Allah Resulü dedi ki, sen de gel o zaman savaşa.
Öbür çocuk da dedi ki, diyor, Ya Resulallah, ben de iyi güreşirim ama. Bak kendi özelliğini çıkıyor ortaya. O zaman diyor, güreşin. Aşka bak. Güreşiyorlar, pehlivan okçuyu yıkıyor. O zaman sen de gel diyor savaşa. Bakın bu farklı bir şey. Mesile etmek. Eyvallah. Ama ben hiç duymadım, yetiş ya Geylani. Hiç duymadım. Şeyh'imden de duymadım. Duymadım hiç. Ama normalde ehli tasavvufa laf söyleyecekler ya, birisi yapmıştır bir yerde bir şey. Ben yapmamıştır demiyorum ki. Yani ilahiyat profesörleri de gidiyorlar, ondan sonra ders notlarını herhangi bir kitap eviyle, herhangi bir şeyle, fotokopiciyle anlaşıyorlar.
Diyorlar ki, ders notları filanca da gidip oradan alacaksınız, ücret karşılığında. çoğaltırsanız hakkımız helal değil, yok bilmem ne. İçeride normalde ders not, ders not almasına karşı çıkan profesörler duyuyoruz. Ne yapacağız şimdi? Bütün profesörler aynı mı diyeceğiz? İçimizden bazen şöyle bir vesvese geliyor. İçinden zikir yapsan ne olacak ki? Sen söylediğin zikir tefekkür etmedikçe bir faydası yok. Ancak kendi kendine bir şeyler söylüyorsun şeklinde vesvese geliyor. Sizce ne yapmalıyım? Bakın vesvese olduğunu tespit etmişsiniz. Cenab-ı Hak size o ilmi vermiş. Bu vesvese. Eee? O zaman karşılığında yap. Vesvese uyma. Sen zikrullaha devam et. Vesvese belli. Sen zikrullaha yapacaksın.
Zikrullaha yapacaksın. En büyük iş. En büyük iş olunca en büyük iş olunca şeytan sana vesvese veriyor. O en büyük işten seni geri almak istiyor. Sen devam et. Hacamat yaptırmak sünnet diye yapan arkadaş Resulullah yetim idi. Ananı öldürsene diyecek kadar sünnete düşmanlıklarında ileri gidenler ile gerek sosyal medyada gerek real hayatta mücadele etmemizde bir sakınca var mıdır? Yok. Veya bu tip şeylere şahit olup da susmanın vebali var mıdır? Böyle mevzular ile karşılaştığımızda ne yapmalıyız? Bu konuda ilminiz varsa mücadele ederken ağzınızı, yüzünüzü, gözünüzü bulandırmayıp bozmayacaksanız mücadele edin. Ama küfür edecekseniz hakaret edecekseniz bu konuda bir ilminiz yoksa cahillere yüz çevirin deyip yüz çevirin.
Yani bu arkadaş olabilir, insanların kafaları bir an yükselebilir, kafaları dönüşebilir, değişebilir, o esnada bir gaflete düşebilir. Mustafa İslamoğlu da bu ara gafleti fazlalaştı. herhalde zikrullahı eksik kalıyor. zikrullahı eksik kalınca o yüzden normalde bunun Mustafa İslamoğlu söylediğini zaten değil mi? o bu ara bu ara ya şeker hastası, şekeri yüksek onun ondan sonra ya da beyin damarlarında tıkanıklık var eletik kesiliyor olabilir.
Olabilir sağlık olarak rahatsızlık olabilir. Olabilir akli dengesini, muvazenesini yitirmiş olabilir. Olabilir insanız hepimizde. Adam dengeyi yitirmiştir. Peygamber'e bilen sallallahu aleyhi ve sellem sünnetine bırak Peygamber'e bilen laf söyleyebilir. Dengesi yitirilmiş olan insanlar her şeyi söyleyebilir. Bence tavsiyem yakınları tarafından bir doktora götürülse bir check-up yaptırılsa bir böyle bir beyin damarları tıkanık mı değil mi? Öyle bir elektrikler kesiliyor mu kesilmiyor mu? Akli muhafazenesi dengesi yerinde mi değil mi diye bir check-up yaptırılabilir. Gerçekten çünkü bu tip insanlar akli dengelerini yitirince kardan fazla zararları olur. Ben böyle bir rahatsızlık olabilir diye düşünüyorum. Olur mu olur? Yaşlılık bu. İnsanın kafası gelir gider.
Hepimizin başına gelir. Kınamamak gerekir. Ama sonuçta onun da kalkıp hani ananı öldürsene demek biraz böyle şey ne o? Yani söylediği sözle de ilim olarak da yan yana değil. Yani ben bunu dinlediğimde baktım Allah Allah dedim. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri annesini mi öldürdü ki insanlar sünnet diye gidip annesini öldürsün. Böyle bir tenakuz var orada. Bir de oradaki kimseye söylüyor gidip ananı öldür diyor. Yani o adam da gitse vay hocam bana ananı öldür dedi dedi. Bir de öldürse adam al başına dert bir daha. O farkında değil ne söyledi. insanlar hacamat yaptırmak sünnet Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de yaptırmış.
Bir kimse rahatsızlığı olmasa dahi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yaptırdı diye gidip hacamat yaptırsa sünneti yerine getirmiş olur. Hem de şifa bulur. Hani bir de kesin kat'i hadisler var. Hacamat yaptırın şifa bulun diye. O yüzden hacamat yaptırmak şifadır. Bu böyle zannediyorum bir rahatsızlık yaşıyor olabilir. Olabilir. İnsanlık hali bu. Normalde kafası gelir gidebilir belli bir yaştan sonra. Mümkün. Akli dengesi gidebilir. Mümkün. Çünkü böyle Kur'an ve sünnete bile bile zarar veren alim görünümündeki insanlar dikkat edin buraya. Kur'an ve sünnete zarar veren şeyh görünümündeki insanlar böyle alim görümündeki insanlar Kur'an ve sünnete açıktan zarar veriyorlarsa bile bile Cenab-ı Hak ibretlik olarak onların akli melekelerine bir neşter vurabilir.
İbretlik. Kendi pisliğini ağzına götürdüğünü da görebilirsiniz. Bunlar hikmet var bu işlerde. Bir anlık boşlukta Cenab-ı Hak onu söyletiyor böyle. İbretlik bunlar. Bunu duyan onu dinleyen kimse hala da bunu sorgulamıyorsa dikkat etmek lazım.
Bir de ehli tasavvufa derler. Bunlar akıllarını şeyhlerine kiraya vermişler diye. Asıl bunların peşinden gidenler akıllarını bunlara kiraya vermişler. 1400 yıllık İslam dini kadere iman üzerine ittifak etmişler. 1400 yıllık İslam dini kadere imanda ittifak etmişler. Hiçbir çatlaklık yok. Mustafa İslamoğlu kadere iman yoktur diyor. Anlamamış diyor 1400 yıldan beri hiçbirisi. Bunun demek ki beynine bir taraftan bir çakmak çakıldı. Bu anladı. Aynı şey de Abdülaziz Bay'ındır. 1400 yıldan beri kaybı Allah bilir diye bütün herkes ittifak halinde Abdülaziz Bay'ındır 1400 yıldan beri anlaşılmayan dini anlaşılır hale getirdi.
Allah kaybı bilmezmiş. Bakın Allah kaybı bilmezmiş. Abdülaziz Bay'ındır'a göre Allah'ın bilmediği bir şey çıktı ortaya haşa. Bu da ne? Kayıt mış. Allah'ın bilmediği bir şey çıktı. Yani Allah'ın bir ismi şerifi el-alim ama bu ismi şerifi havada kaldı. Abdülaziz Bay'ındır bunu havada bıraktı. Ve bunlar da revaçta insanlar. Ve bunların da arkasından giden kitleler var. Asıl kimler akıllarını kiraya vermiş göstermek için söylüyorum onu.
Söylüyorlar ya yani siz aklınızı şeyhinize kiraya vermişsiniz. Bizim sufiler akıllarını nereye şeyhilerine kiraya verecekler? Hepsi de çakmaktaşı gibi. Yanıyorlar cayır cayır hepsi de. Yanıyor her biri. Her biri Kur'an ve sünneti öğreneceğiz diye cayır cayır uğraşıyor. Sorular soruyorlar bakın buraya. Nereye akıllarını kiraya verecekler? Akıl akıl asıl asıl akıllarını kiraya veren bunlar. Bak var mı sufilerin elinde birisi silah tutuşturup onlara herhangi bir terörist eylemlere ortak edebiliyor mu? Etmiyor. onlar bak haydi hükümeti yıkalım deyip de savaş uçaklarını kaldırıp kendi vatandaşlarına bomba atıyorlar mı?
Var mı sufilerden? Yok bakın. Yok. Sufilerden bu millete zarar var mı? Yok. Gerçekten sufiliği yaşayanlar hastane yapacağız, postane yapacağız, devlete adam kaçacağız, devlete adam çalıştıracağız, işte soruları çalacağız, soruları devşireceğiz, yok işte devlet dairelerini dinleyeceğiz, hakimleri dinleyeceğiz, savcıları dinleyeceğiz, bakanları dinleyeceğiz, yok onlara komplo düzenleyeceğiz. Var mı sufilerden böyle bir şey? Yok. Sufilerden birisine böyle bir şey söylemeye kalksan adam haram kardeşim bu, sen ne yaptırıyorsun bize de? Sufilerden birisine desen ki gideceksin, bak bu normalde vergi dairesi olarak bu adama şu kadar milyon, milyar ceza keseceksin, ondan sonra diyeceksin ki cemaate gel böyle bir himmet edeceksin, cezayı kaldıracağız desen, o sufi bizi çarkımızı çevirir bizim.
Altımızdan girip üstümüzden çıkar bizim. Sen bizi harama mı sevk ediyorsun? Biz haram mı dinlemeye geldik senden diye? Ama başka yerde yaptırırlar bunu. Bir de adam onu yapar. Artık ondan yüzdelik mi alıyor, bindelik mi alıyor, ne alıyor bilmem. Sen gerçek bir sufiye yapman gereken işi yaptırmayıp ona rüşvet aldırabilir misin? Sen bizim zikrimize, bizim sohbetlerimize devam eden bir kimsenin cebine beş lira sen rüşvet koyabilir misin? Koyamazsınız. Onları harama sevk edebilir misiniz? Edemezsiniz. Buna göz yumu ver, altına imzayı atıver, birine beş katlı imar vermişsin, öbürküne on beş katlı veriyorsun, onun altına sufiye imza attırabilir misin?
Attıramazsın. Sen hangi sufiye haram işletebilirsin? işletemezsin. Biz kendimiz için söylüyorum bunu. Kendimiz için söylüyorum. Eee? E tabi bize saldıracaksınız. Tabi biz de uğraşacaksınız. Tabi sufilere laf atacaklar. Bir de bizi suçluyorlar akıllarını kiraya vermişler diye. Hiç duydunuz mu bugüne kadar şu partiye oy atın diye benden otuz yıldan beri? Otuz yıldan beri benim ağzımdan hiç kimse duymamıştır. Şu partiye gidin oyunuzu atın diye. Otuz yıldan beri aynı lafı söylerim.
Arkadaşlar ben oy kullanmıyorum. Nereye oyunuzu atıyorsanız atın atacaksınız. Ben kullanmıyorum. Atacak olan buyursun atsın. Nereye atıyorsa atsın. Asıl akıllarını kiraya verenlerin başlarındaki hocaları, hacıları, emmileri, amcaları, dayıları onlar diyorlar şuraya atacaksınız diye. Ben yeni İslam olmuştum. Bizim Bayındır'da normalde Risale-i Nurcular vardı. Yeni Asya grubu. Bunlar bir siyasetçi değiliz, siyasetten uzağız diyorlardı. Adalet Partisi'nin göbeni dedi. Açık açık saracağım. Süleyman Demirel'e aşıktı adam. En sonunda bana dedi ki Süleyman Demirel dedi, senin şeyhinden daha takvadır dedi.
Dedim ya hani siz siyaset yapmıyordunuz? Onun içinden çıktı. Fethullah Gülen cemaatı. Bakın onun içinden çıktı. Ben daha yeni Müslüman olduğumda onlara bir laf söylüyordum ben. 1977 seçimlerinde size kim söyledi? Turgut Özal Bayındır'dan milletvekili adayıydı. Turgut Özal Bayındır'dan milletvekili adayıydı. Size kim söyledi? Milli Selamet Partisi'ne siz İzmir bölgesinde oy attınız. Bunu size kim söyledi? Ben bunu daha önce de söylüyordum ya size. Duyanlar var böyle değil mi? Yıllardan beri söylerim.
Buna kim size sevk etti? Kim size bu oyu attırdı ona? Ondan sonra kim gördü de Turgut Özal'ın ileride yüksek makamlara geleceğini de kim gördü? Kim tasarladı? Kim ayarladı da size ona oy attırdı yetmiş yedi de sonra kim bunu tasarladı? Kim ayarladı? Seksen ihtilalinden sonra ilk seçimlerde siz Turgut Özal'a oy attınız desteklediniz bunu abilerinize sorun cevabını bana getirin ben size karşı yumuşak davranayım öğreneyim ben de hala da bunun cevabı yok bakın bunun cevabı yok hani siyasetin dışındaydınız içindesiniz göbeğindesiniz ama dertleri dertleri sufilerle uğraşmak neden?
çünkü sufiler kendilerini temiz tutmaya gayret ediyorlar bozuyor sufiler oyun bozuyor oyun bozuyor ya o yüzden diyorlar ki şunları bir alt edemedik şunları bir değiştiremedik şunları bir devşiremedik bir devşiremedik bakıyor siz bir yere gitseniz bozulur insanlar restoran bilmezsiniz lüks bilmezsiniz safahat bilmezsiniz beş boynuzda otel bilmezsiniz bilmiyoruz ya bunları gidip marka giyincez diye aptal aptal işler yapmazsınız ne x marka takım elbise giyecekmiş adam üç milyon onu giyecekmiş böyle bir aptallık şapşallık
yapmazsınız o yüzden az da olsanız çok yere etkiliyorsunuz ondan canları sıkılıyor Allah muhafaza eylesi resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir güvercinin peşine takılan bir adam gördü ve şöyle buyurdu şu adam şeytanı takip eden bir şeytandır edebül müfred bu hadisi anlamadım açıklar mısınız güvenciler şeytan mı güvercinler takip edenler şeytan mı normalde o güvercin takip eden güvercin uçuracağım diye hani o posto güvercinlere hariç hani evlerin çatılarında güvercin uçuruyorlar ya güvercin bakıyorlar ya bunlar
heva hevese uymuş böyle birkaç tane teli yanmış kimseler boş işte uğraşıyorlar anlaşıldı boş işte uğraştıklarından dolayı şeytani bir iş o Allah muhafaza eylesi böyle hayvanları birbirleriye dövüştüren işte köpekleri dövüştürüyorlar ya birbirlerini yediriyorlar saldırttırıyorlar Allah muhafaza eylesi boş iş 19 Ağustos Cumartesi günü 18.30'da Bayanlar Temsilciliği binamızda Dede Korkut hikayeleri oyunumuz vardır programımız bayanlara özeldir bütün bayan kardeşlerimizi bekleriz 19 Ağustos Cumartesi günü 18.30'da bayan kardeşler
böyle bir böyle gençlerden oluşan böyle bir etkinlik yapıyorlar böyle güzel bayadan beri hazırlanıyor bazı kardeşler bu konuda emek sarf ettiler o yüzden bu Cumartesi 18.30'da gençleri bayanları inşallah bu konuda haberi olsun kardeşler inşallah gitmeye gayret etsinler kredi kartı kredi kartı ve banka kredisiyle kurban kesilir mi kredi kartı sonuçta adam ödeyecek banka kredisi ya neden bankadan kredi alsın adam krediyle kurban mı kesilir kurban zaten hanefi hanefiye göre zekat veren kimseye vacip zekat veren kimsenin
parası yoksa kesmesin ne ama krediye bulasın bankaya bulasın Hz. Mehdi hakkında bilgi verebilir misiniz Hz. Mehdi aleyhisselam yaşıyor yakında ortaya çıkacak söylentilerine inanmalı mıyız yani o Mehdi yaşıyor ortaya çıktı diyenlere İsa aleyhisselam nerede deyince İstanbul'da avare avare dolaşıyor diye cevap vermişlerdi evet Mehdi aleyhisselam inşallah zuhur edecek ahir zamanın son diliminde ama 7 gün bir rivayet 7 gün bir rivayet 7 yıl bir rivayet 40 yıl hatta şey bir günde olsa diyor bir hadis-i şerifte dünyaya hükmetecek
eyvallah biz onun zuhur edeceğine çıkacağına inanıyoruz bu konuda hadis-i şerifler var mütevatir derecede hadis-i şerifler var bu konuda hadis-i şerifleri reddetme noktasında değiliz ama Mehdicilik oynayıp nasıl olsun Mehdi çıkınca hallolacak deyip de Kur'an sünnet mücadelesi vermeyip Kur'an sünnet mücadelesini Kur'an'ın tamamiyetle sünnet-i Resulullah'ın tamamiyetle her anlamda her dairede yaşama mücadelesi ve yaşatma mücadelesi vermeyenleri kınıyoruz biz onlardan değiliz biz her platformda Kur'an ve sünnetin yaşanması ve
yaşatılması için gayret edip mücadele etmekle yükümlüyüz din Allah'ın oluncaya kadar yeryüzü la ilahe illallah Muhammeden Resulullah deyince kadar savaşmakla emrolunmuş bir peygamberin ümmetiyiz o yüzden bu mücadeleyi bu mücadeleyi Mehdi'in üzerine yıkıp evlerin köşesinde oturanlardan değiliz Allah biz onlardan eylemesin inşallah yine zikirle alakalı bir hadisi okuyalım ondan sonra derse başlayalım inşallah bir cemaat Allah Azze ve Celle'yi zikretmek için bir meclise oturursa kendilerine kalkmadan Allah sizi bağışlamış
günahlarını sevaba çevrilmiş olarak kalkınız denilir buyurdu tekrar okuyayım inşallah bir cemaat Allah'ı zikretmek için bir meclise oturursa kendilerine kalkmadan Allah sizi bağışlamış günahlarını sevaba çevrilmiş olarak kalkınız denilir buyurdu Allah bizi öyle zikreden kullarından eylesin amin kalem Allah

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi