Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 5 Temmuz 2017 · 47:38
Allahümme salli alâ seyyidina ve... Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. İtikafa girenlerin itikaflarını da Cenab-ı Hak mübarek eylesin inşallah. Bu zikirle alakalı hadislere devam ediyorduk. İnşallah yine buradan birkaç tane hadis okuyaraktan bu akşamı değerlendirelim inşallah.
Biz genelde yıllardan beri bayramlara son 10 gün kala, son 10 gün ders yapmazdık. Ramazan ya şimdi, isteyen gelsin, istemeyen gelmesin. İşi gücü olan işi gücüne gitsin. Hadi dedik, ders yapalım yine. Allah bizi affetsin inşallah. Muaz bin Cebel, radallahu anh, hazretleri naklediyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurdu ki, Cennettikler hiçbir şeye üzülmez. Ancak üzerlerinden geçip de içinde Allah'ı zikretmedikleri bir ana üzülürler.
Malum cennette üzüntü yok. Cennette elem, keder yok. Bu noktada, cennet hayatında, cennet hayatı elemsiz, kedersiz, üzüntüsüz bir hayat. Buradaki üzüntü, hayıplanma gibi. Yani böyle saçını başını yollayacak noktada değil. Cennet halkı, cennettekinler, zikirsiz geçirdikleri zamana üzülecekler. Zikretmedikleri, zikirden uzak durdukları zamana üzülecekler.
Başka hiçbir şey üzülmeyecekler bu dünya hayatında. Dünya hayatıyla alakalı. Ancak, ya keşke bu şu zamanda da, keşke bu zamanda da, böyle dünya hayatı gözlerinin önünden geçecek ya, cennetteyken siz dünya hayatında gözlerinizin önünden geçecek yaşadıklarınız. Film şeridi gibi. Yani şurada filanca yerde nasıl yaptıydık, şöyle olduydı, böyle olduydı. Şurada şunu yaşadık, burada bunu yaşadık. Burada bunu konuştuk, burada bunu yaptıydık, burada bu sohbet yaptıydık. Bunlar böyle film şeridi gibi cennettekinlerin gözünün önünden geçecek. Cehennemliklerin de gözünün önünden geçecek. Onlar da nerede ne yanlışlıklar yaptılar, eksiklikler yaptılar, onlar da onu görecekler.
Kendi kendilerine şahitlendirecekler, delillendirecekler. İyilerin gözünün önüne yapmış olduğu iyilikler gelecek. İyilik onları şehadet edecek. Kötülerin de gözünün önüne kötülükler gelecek. Cennet hayatında, cennette yaşayan insanlar da kendilerince işte diyecekler ki filanca yerde toplanmışız, Allah'ı zikretmemişiz. Veyahut da filanca yerden geçerken biz zikretmemişiz gibi bunları da ne yapacaklar? Gözlerinin önünden geçirecekler. Ve cennet halkı, cennetten üzüleceği tek bir şey var, Allah'ı zikirsiz geçirdiği günler anlar. Burada bir enterasan hadis-i şeriften var, taberani nakletmiş bunu. Kim Allah'ı çok zikretmezse imandan uzaklaşır.
Kim Allah'ı çok zikretmezse imandan uzaklaşır. Burada o kimse Allah'ı az zikredenler, Allah'ı az zikreden bir kimse, zikrullahı terk eden bir kimse, şeytan musallat olur. Onun kalbine, onun gönlüne şeytan oturur. Başka bir hadis-i şerifte Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Senem Hazretleri buyurdu ki, kalpte zikrullah olmaz ise oraya şeytan oturur. Ta ki zikrullah başlayınca kadar. Ve tabiri caizse kalbin kapısında bekler. Kalbin üstünde bekler. Kalbin etrafında bekler. Ta ki kalpte zikrullah kesilsin de oraya yerleşeyim, tekrar oturayım diye. Eğer kalpte zikrullah var ise, Cenab-ı Hak oraya tecelli eder sıfatlarıyla. Eğer kalpte zikrullah yok ise, şeytan oraya musallat olur, şeytan oraya oturur.
Şeytan yerleşir. İşte zikrullahı az yapan bir kimse, çok yapmazsa, zikrullah'tan kesilirse, beri olursa, oraya şeytan musallat olmaya başlar. Bakın, Allah'ı az zikredenler, çok hata yapanlardır. Onlar çünkü kalpleri ilham almaz bu konuda. Ferasetleri kapanır. Etrafıyla olan diyalogları kesilir, bozulur. Bir kimse zikrullahı az yapıyorsa, eşiyle, çocuklarıyla, arkadaşlarıyla, etrafıyla diyaloğu bozulur. Etrafıyla olan ilişkileri bozulur. Kendisiyle olan ilişkisi bozulur. Kendisiyle dair. Kendisiyle bir türlü anlaşamaz. Kendisiyle bir türlü mutlu olamaz. Çünkü kalp ancak zikrullah ile mutmain olacak. Zikrullah ile mutmain olacaksa, o kimse zikrullah'tan uzaksa, mutmain olamayacak. Mutmain olamazsa, kabız hal olacak. Etrafa devamlı kusur, etrafta devamlı hata, etrafla devamlı sıkıntılı bir zaman geçirmeye başlayacak.
Etrafına kusur işecek. Etrafına hata yapacak. Etrafına yanlış davranacak. Sebebi ne? Zikrullah'ın onda az olması. Az zikrullah yapması. Temelli terk ettiyse zaten şeytanın oyuncağı olduğu. Hiç sıkıntı yok. Az yaptıysa o zaman o iman dairesinden uzaklaşması. Burada bir müddet sonra o kimse imansızlıkla baş başa kalacak. Bir müddet sonra küfre düşecek o kimse. Bir müddet sonra ne yazık ki daha büyük hatalara, daha büyük yanlışlıklara doğru yol gidecek. Allah muhafaza eylesin. Bundan kurtulmanın yolu devamlı zikrullah. Bundan kurtulmanın yolu zikrullah halakalarında durmak. Bundan kurtulmanın yolu ehli zikirle beraber olmak. Ehli zikirle beraber olmak.
Çünkü zikrin anahtarları var ya, başka bir hadis-i kudside zikrin anahtarı olan kullar vardır. O kullar ne yapar? Onlar görüldüğünde Allah hatıra gelir. Onlar hemen sizi zikrullah'a teşvik ederler. O zikrullahla hemhal ederler sizi. Kimisi dünyanın anahtarıdır. Sizi hemen dünyalık bir şeylerin peşine koşar. Kimisi kadın anahtarıdır. Hani biz ona toplumda farklı bir şeyler söylüyoruz ya, abi yani tabir olarak. Kimisi dünya anahtarı, kimisi kadın anahtarı, kimisi kumar anahtarı, kimisi içki anahtarı, kimisi heva-heves anahtarı. Herkesin bir vazifesi var. Bazıları da zikrin anahtarıdır. Zikrin anahtarı. Siz zikrin anahtarı olmaya gayret edin. Ve zikrin anahtarı olan kimselerle hemhal olun.
Onlarla oturup kalkın. Eğer zikrin anahtarı olan kimselerle hemhal olmaz, onlarla oturmazsanız, heva-hevese doğru, şeytaniyete, deccaliyete doğru yürürsünüz. Heva-hevese ve şeytaniyete yürümektense biz zikrullah ile hemhal olanlardan olalım inşallah. Yine bir hadisi kutsi, yine taberanı nakletmiş bunu. Ey Ademoğlu, beni zikrettiğinde bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun zaman ise nimetine nankörlük etmiş olursun. Demek ki kim Allah'ı zikrederse, zikrullah şükretmeyi de kendi şemşiyesinin altına aldı. Bir kimse Allah'ı zikretti, zikrettiği müddetçe o şükredenlerden oldu. Zikrettiği müddetçe hamd edenlerden oldu. Zikrettiği müddetçe o Cenab-ı Hakk'ın nimetlerine nankörlük etmeyenlerden oldu.
Ne zaman zikrullahı bıraktı, zikrullahı bırakır bırakmaz o şükredenlerden değil, nankörlük edenlerden oldu. Cenab-ı Hakk benim üzerime ne nimet verdi diye düşünen bir kimse nankördür zaten. Bir kimsenin görme nimeti, duyma nimeti, bir akletme nimeti, ondan sonra konuşma nimeti üzerine vermiş olduğu, Cenab-ı Hakk'ın vermiş olduğu hususiyetler insanı, insan olarak yaratma nimeti. Biz Cenab-ı Hakk'ın hangi nimetini sayabiliriz? Sayamayız. Hangi nimetini inkar edebiliriz? Edemeyiz. Bunun karşılığı ne? Karşılığı olmasa dair bir tek Allah'ı zikir. Nimetlerin karşılığı, karşılık vermek mümkün değil, karşılık olarak da algılanmasın. Bunları normalde acziyetimizi bildiren, bu noktada Cenab-ı Hakk'a hamd edişimizi bildiren en önemli ibadet Allah'ı zikir.
Zikrettiğimiz müddetçe aynı zamanda da Allah'a, Allah'ın nimetlerine nankörlük değil, şükretmiş olacağız. Cenab-ı Hakk'ın nimetlerine nankörlük eden kimse Allah'ı zikretmeyen insanlar. Rabbim bizi onlardan eylemesin inşallah. Bu geceki dördüncü hadis-i şerifimiz. İnsan üzerinden geçip de içine Allah'ı hayırla anmadığı her andan dolayı kıyamet gününde pişmanlık duyar. Bunu da normalde Beyhaki rivayet etmiş. İnsan üzerinden geçip de içine Allah'ı hayırla anmadığı her andan dolayı kıyamet gününde pişmanlık duyar. O zaman Cenab-ı Hakk'ı her an hayırla yâd etmek. Cenab-ı Hakk'ın üzerinde hüsnü zan beslemek. Her an yâd etmek ve hüsnü zan beslemek.
Eğer Cenab-ı Hakk'ın üzerinde her an hüsnü zan beslemek istiyorsa o kimse her an zikirle hemhal olacak. Ve Cenab-ı Hakk'ı yâd edecek her halükarda. Ve üzerinden geçen her günde, üzerinden geçen her zamanda Allah'ı yâd etmeye ne yapacak? Gayret edecek. Allah bizi öyle kullarından eylesin. Devamını zikrullah ile hemhal olan kullarından eylesin. Allah izin verirse bir dahaki perşembe dersine Cenab-ı Hakk nasip olur gelirsek, zikir meclislerinde bulunmanın ve Allah'ı zikretmek için toplanmanın faziletlerini inşallah okuyacağız. İnşallah onu ders yapacağız. Allah'tan bir şey gelmezse inşallah. Nice oruç tutan vardır ki, orucundan kendisine ancak açlık kalır. Ve nice gece ibadet eden vardır ki, ibadetinden yanına ancak uykusuzluk kalır.
Bu hadis-i şerifi açabilir misiniz? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin bütün sözleri muhteşemdir. Bu da muhteşem sözlerinden bir numune. Oruç tutan kimse, eğer ki bir, orucun adab-ı erkanına riayet etmiyorsa, eğer bunu maddelendirecektim, vazgeçtim maddelendirmekten, bu adab-ı erkanına riayet etmemek, kendi içerisinde hem şerifi ahkamlara numaralandırırsak, hem de takva, sufilik, tarikat ahkamına, hem de hakikat ahkamına uymamakla sadece yememiş olur o kimse.
Yanında karı, açlığı kalır. Şerifi ahkamı nedir? Bir kimsenin imsak başladığında oruca niyet edip, iftar vaktinde de iftar etmesidir. Bu zaman zarfında bir şeyden yememesi, içmemesi, cinsel ilişkide bulunmamasıdır. Bu şer'i adab-ı erkanlar. Bir. İkincisi, o kimsenin orucun hedef ve adab noktasında biraz daha ince, işte ahlakını düzgünleştirmesi, güzel ahlakla oruç tutmasıdır. Üç. Bu kimsenin hakikate uygun oruç tutmasıdır. Ve hakikat noktasında adab ve erkan'a uymadır. İmmel yakin, aynel yakin, hakkel yakin noktasında yakinliğini daha da arttırıp, hakikat noktasında o kimsenin orucunu tutup ifa etmesidir.
Bizden istenen şudur. Bu bizden istenendir. Bir, biz orucun, şeriatın emrettiği şekilde, şer'i hukuka uyaraktan orucu tutmamız. Ama en önemli şey, bir adım içeri. Bizim tasavvuf dediğimiz, veyahut da Kur'an'i tabirle, aynel yakin noktası dediğimiz, noktada oruç tutmaktır. Bu da nedir? Bu o kimsenin güzel ahlakla orucunu tutmasıdır. Ağzından kötü bir söz çıkmadan, gıybetti, dedikoduydu, ihtiraydı, mühtandı, yanlışlıktı, suizandı. Bunlardan dilini muhafaza etmesidir. Gözünü haramlardan koruması, elini haramlardan koruması, ayaklarını haramlardan koruması, dilini haramlardan koruması ile alakalıdır.
Eğer bir kimse, güzel ahlak dairesinde orucunu tutmazsa, o zaman açlığı yanında kalır. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, birçok hadis-i şerifte, oruçlunun güzel ahlaklı olmasını, haramlardan uzak duraraktan oruç tutmasını öğütledi. Bu bir müminin, bir Müslümanın, en aşağıda yapması gerektiği bir şeydir. Eğer böyle oruç tutmazsa o kimse, o zaman normalde kendisine aç, ancak açlık kaldı. O kimsenin acıkmış olması, aç durması, o kimseye kar kaldı. Bu kadar. O oruç, o kimsenin üzerinde manevi bir lezzet, o kimsenin üzerinde manevi bir hal, o kimsenin üzerinde manevi bir oruç, oruç söz konusu olmadı. Bu o kimsenin ahlakıyla alakalı.
bu bütün ibadetler için geçerli. Yani gece namazı kılmak çok önemli bir şey. Ama bir kimse gece namazında da, bu gece namazı kılan bir kimse, bunlara riayet etmiyorsa, güzel ahlaka riayet etmiyorsa, harame, helala dikkat etmiyorsa, insanları incitip kırıyorsa, insanlarla dilinden insanlar emin değilse, dilinden insanlar emin değilse, elinden insanlar emin değilse, o zaman o ne ibadeti ederse etsin, onun ibadeti suyun üstlerine yazılmış yazı gibi olacak.
Onun ibadeti kumsala yazılmış bir yazı gibi olacak. Bir dalga geldiğinde alacak götürecek. Sebep, çünkü o kendisini günah keballerden uzaklaştırmadı. Oruç tuttu, ağzında küfür. Gece namazı kılıyor, ağzında küfür, ağzında salyalar akıyor. O kimse gelmiş buraya dergaha, derviş olmuş, küfür etmedi, hiç kimse yok evde. Etrafından. Neymiş de o çok sinirliymiş. Edepsizsin. Ne sinirlili? Edepsizsin. Böylesine çok sinirlendim deyince, iyi ben senden daha sinirliyim, ben de küfredeyim mi sana diyorum, bakıyor gözümün içine. Ahlakını düzeltmiyor. Velev ki buraya geliyor, bu dahi mübarek bir şey. Buraya gelmeye devam etsin yine.
Dersine de devam etsin. Ümit ediyoruz, umut ediyoruz, bir gün inşallah o da ahlakını güzelleştirecek, düzenleyecek. Ahlakını iyi bir ahlak sahibi edecek kendisine. İnşallah. Yine devam etsin ibadete, yine zekrullaha devam etsin. Ama ve lakin, kendisine çeki düzen versin. Hele derviş kardeşlerinin eşlerine karşı olan kaba davranışları gerçekten beni çok üzüyor. Çocuklarına karşı kaba davranışlar, eşlerine karşı kaba davranışlar, anne babalarına karşı kaba davranışlar, kayınvalide kayınpederlerine karşı kaba davranışlar, etrafındaki insanlara kaba davranışlar, bir dervişe yakışmıyor. Yakışmıyor. etrafındaki arkadaşlarına kaba davranmak. Derviş kardeşlere yakışmıyor. olmuyor. O üzerine oturmuyor o kimsenin.
Zaten dergaha gelip gittiğini bilen bir kimse, o kimsenin üzerine bir açık arıyor. zordur dervişlik. Herkes deveyi hamudunla götürür, sen devenin üzerinden bir tane çulu elinden temizliyorsundur, çulunu çalıyor derler. Ya anlatırsın ben onun çulunu temizlemeye çalışıyorum diye. Yıllardır demez ki adam çulunu temizliyormuş demez. Hala der ki ya çulu çalarken gördüm ben onun da. Sen istediğin kadar anlat, Allah anlat. İstediğin kadar anlat. Dervişlik zor sanattır. Ben o yüzden sakal bırakan arkadaşlara derim ki dikkatli olun. Sakal bırakmışsınız, dikkatli olun. Kadınlara bakmayın, çocuklara fazla bakmayın. Gözünüze dikkat edin, sözlerinize dikkat edin.
Sakalınız var. Sakal çünkü dinin bir simgesi. Sen bu sakalı bıraktıysan dikkat edeceksin. Sakalı bıraktıysan dikkat edeceksin. Başını örttüysen dikkat edeceksin. Dikkat edeceksin. Sakallı yanındaki eşi midir, sevgilisi midir bilmiyorum, örtülü bir bayan, yani yolda neredeyse sevişecekler. Böyle bir İslam yok, böyle bir ahlak yok. Veya aynı şekilde arabanın içerisinde birbirine girecekler. Sanki. Ya böyle bir İslam yok. Böyle bir ahlakı sistem yok. Müslümanlar ne yazık ki gayrimüslimlere özeniyorlar. Hadis şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'ye diyor ya, siz adım adım uymadıkça kıyamet kopmaz.
Kime ya Resulallah? Diyor ki ehli kitaba. Ehli kitaba siz adım adım uymadıkça kıyamet kopmaz. Bizim sakallımız, örtülümüz, hani bu kelimeyi kullanmak istemiyorum ama, işte muhafazakarımız, sufimiz, bir cemaatçimiz, nerede ne olursa olsun, adım adım uydu. Benim kafe kültürüm yok. Anlatıyorlar. Diyorlar ki kafelere gitsen de o örtülüleri, o İslami noktada duranları bir görsen. Cenab-ı Hak bizi uzak tutuyor diyorum ya, Allah bizi muhafaza ediyor. Öyle yerlere gidip gelemiyoruz biz. İyi ki diyorum gidip gelemiyoruz. Habire ders var bizim elhamdülillah. İyi ki gidip gelemiyoruz.
Yoksa ne olacak? Yoksa insanlar öyle o halde görünce temelli üzüleceğiz. Yani Müslümanım diyenler öyle bir bozulmanın eşiğinde ki, Müslümanız diyenler öyle bir kendilerini dağıtmanın eşiğinde ki, bundan herkes nasibini alıyor. Herkes nasibini alıyor. Yani Müslümanız diyen insanlar, orucu terk etmişler, namazı terk etmişler. Bundan 15-20 yıl önce vardı bunlar. Bunlar artıyor iyice. Yani Sufili bu noktadaki ehli tarikatı kötülemelerinin sebebi bu. Sufiler kendilerince daha sıkı takvaya sarılmak, Allah'tan sakınmak, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmak, ahlaklarını ona göre tanzım etmek noktasında gayret sarf ediyorlar ya, bundan hoşlanmıyorlar.
Yani siz bu halinizde bir Müslümanın yanına gittiğinizde, Müslümanlar sizden içleri daralıyorsa, bilin ki o Müslüman, o kimse görüntüde muhafazakar, görüntüde İslam, görüntüde mümin, görüntüde. Ya bir kimse takvayı yaşamaya çalışan, Allah'ı zikretmeye çalışan, haramlardan uzak durmaya çalışan, ibadetlerini yerine getirmeye çalışandan içi daralır mı? Ondan sıkılır mı? Onunla beraber olmaktan uzak durmaya çalışır mı? Neden? Şeytan onun kalbinden vesvese veriyor. Mümin kimseye, derviş kimseden, sufi kimseden uzaklaştırıyor onu. İstemiyor onu. Onunla oturmak istemiyor, onunla beraber olmak istemiyor, onunla sohbet etmek istemiyor, onunla yol yürümek istemiyor, o yanına geldiğinde hemen bir an önce o gitsin diye bakıyor.
kalbi daralıyor onun. İçi daralıyor. Yani o, ya nereden gelecek şimdi gelmese ya, gene zikrullahı anlatacak bana. Ya bir görünmeyeyim ben şu adama ya. Ya bu kadın nereden gelecek gene şimdi? Gelecek şimdi zikrullah'tan anlatacak, haramdan, helaldan anlatacak. Kaldıysa öyle. Kadınlardan da, erkeklerden de. Bunlardan içi daralıyor insanların. Neden içleri daralıyor? Çünkü kalplerinde nifak var. Çünkü kalplerinde münafıklık kol geziyor. Çünkü kalplerinde fitne kol geziyor. Çünkü kalplerinde dünya sevgisi kol geziyor. Çünkü kalplerinde heva ve heves kol geziyor. Çünkü kalplerinde şeytan yerleşmiş, şeytanın hükmü geçiyor kalplerinde.
Şeytanın hükmü geçiyor. E böyle olunca da bu sefer onların tuttukları oruç havada kıldıkları namaz havada kalıyor. Kılıyorlarsa, yapıyorlarsa. Ve bu gün geçtikçe de hızlanıyor. Gün geçtikçe de aradaki mesafe artıyor. İnsanlar hızla çünkü Kur'an ve sünnetten uzaklaşıyorlar. Sufi hayattan uzaklaşıyorlar. Sufi hayat bu sefer onlara acı geliyor. Ha siz gidiyorsunuz orada zikrullah yapıyorsunuz değil mi? Evet ha siz sapıtmışsınız ya. Ha o kafede sapıtmadı o. O kafede hatunlarla işte erkeklerle haşır neşir olurken orada kucak kucağa dolaşırken o sapıtmadı. Orada telefonlar revaçta o hadisleri tabi inkar edecek onlar. Onlar lüks restoranlarda, lüks otellerin lobilerinde, lüks kahve içecek yerlerde dolaşırlarken tabi onlar hadisleri inkar edecekler.
Tabi onlar sufi bir hayatı inkar edecek. Neden? Biz diyoruz ki gösterişten uzak durun. Biz diyoruz ki aman kıyafet seçiminize dikkat edin. Fazla al beni kıyafetler seçmeyin. E neden? Biz diyoruz ki mütevazi olun, orta yolu bulun. Orta yolda yürüyün. Eviniz de orta olsun, kıyafetiniz de orta olsun, yiğidiniz, içtiniz de orta olsun. Bilmem adam elinden tuzu buradan atacak da gidecek orada biftek yiyecek, 200 lira bir bifteye para verecek. Ne tuzu buradan omuzundan atmış da bilmem neymiş de ünlü markaymış da gidip de bir kimseye 50 lira karnını doyurmaz birisinin. Bilmem hangi restoranda, bilmem hangi yanarlı, dönerli, bilmem hangi bifteye yer. Yani o Müslüman da her şeyin iyisine layık der.
Lan fakir fukara iyisine layık değil mi? Ahlaksız adam. Gidip fakir fukaranın cebine bir 100 lira koysana, 200 lira koysana. Gidip bir fukaranın cebine bir yemek yedirsene ona. Üzerine bir üst baş alsana. Unuttuk bunları. Şunları yapıyoruz şimdi. Bir pankart asılırsa işte örneğin Mustafa Özbağ'ın hayır kervanı. O zaman Mustafa Özbağ'a hayır yapıyor. Müslümanları gösterişe sürükledik. Böyle olunca ibadetlerin hepsi de yüzeysel kaldı. Namaz yüzeysel kaldı, oruç yüzeysel kaldı, zekat yüzeysel kaldı, sadaka yüzeysel kaldı, haç yüzeysel kaldı. Bilmem hangi firmayla, bilmem kaç yıldızlı otellerde, bilmem hangi lükslükte hacca gidecek. 30 bin dolar haç.
30 bin dolar. 30 bin dolara hacca gidiyorlar. Ne diyor biliyor musun bir de giderken? Allah yolunda harcıyor canım harcasın. 30 bin dolar. 30 bin dolara bir fukaraya bir tane ev alırsın. 30 bin dolara bir fukaraya ev alırsın. Adam sana ömür boyu dua eder. Bir fukaraya ev alsan cennette ev alırsın kendine.
Ama yok o normal hacca gidermiş mi? Gidemez o. Normal hacca gitmeye çalışacağız. 3500, 4000 dolar, 4500 dolar. Bilemedim 5000 dolar. İşçi vizesiyle çalışacağım diyenler 3500'e mi gidiyor? Kaça gidiyor? 3500 çalışacak olan işçi vizesi 3500 lira çalışacak olanlar. 3500 lira. Otel grubu kaç para? 4500 dolar otel grubu. 4500 dolar. 5000 dolar ya. 500 lira değilsin orada. 5000 dolar. 30 bin dolara hacca gidiyor adam. 30 bin dolara. E gidecek o. Hilton'da kalacak. Hilton'da da kalmıyorlar artık. Hilton şey kaldı.
Ne o? Gariban oldu Hilton. Yıkılacak ya. Hilton eskidi. Daha şimdi etrafında. Ne o? Zemzem Tower. Adı da Zemzem. Reklamlar güzel. Kabe'nin vahçesinde haç. Kabe'nin vahçesinde. Ve siz Beytullah'a bakmak için kafanızı kaldırdığınızda kocaman Zemzem Tower'u görüyorsunuz. Beytullah'ın kat kat üstünde. Zemzem Tower görünüyor. Orada haç yapıyorsunuz. Ya çalışmış o kadar adam ya orada haç yapmasın mı şimdi? He yapsın.
Bu hale geldik. Bakın bu hale geldik. Adam Zemzem Tower'da ömre yapacak. Oradan namaza duracak. Önceden en yüksek yer bizim sık gittiğimiz zamanlar yıllar önce, on yıl önce şeydi ne o? Hilton'du. Hilton'un camakandan bir mescidi vardı. Beytullah'tan görünürdü. Hacı amcalar o camakandan namaza dururdu oradan. Evet. Şeyh efendiler oradan namaza dururlardı. Mibarek orada namaz. Mibarek neyle gitti? Mibarek Hülten Oteli'nde. Mibarek Hilton'da. Ömre'ye, hacca Hilton'da gidiyor. Yakışır ona. Ben böyle söyleyince de canın sıkılıyor onların. Diyom Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi.
Sağ olsaydı girer miydi içeri? Hilton'dan içeri girerdi. Orada haç yapar mıydı? Oradan ömre yapar mıydı? Ölçü bu acı geliyor herkese. Bu herkese acı geliyor. Ya biraz daha vasatını seç. Ortasını seç. Lükse gitme. Ortasını seç. Ortasını seç. E sufi hayat tabi acı geliyor bu sefer. Herkes rengarenk giyinirken, şatafatlı giyinirken, şatafatlı yaşarken sen öyle yaşamayacaksın. Acı geliyor. Adam iki trilyona villa alıyor. İki kişi yaşıyor. Diyom bu villayı aldığından beri, villayı aldığından beri, hiç diyorum on tane adam geldi de bir Kur'an-ı Kerim okudunuz mu orada?
Bir ders yaptınız mı? Ses yok. Bu villanıza dervişler toplandı mı? Ses yok. Fakir fukara toplandı mı? Ses yok. Nereye toplanacak zaten? Önüne bir tane askeriye gibi bir tane güvenlik, inen kalkan bir tane şey koymuş. Ne diyorlar onun adına? Bariyer koymuş. Nereye girecek fakir fukara orada? Zaten fakir fukara oraya gidinceye kadar zaten 15 lira yol parası vercek. Nereye gitsin oraya? Diyom doğduğunuz mahallede kendi evinizi yapsaydınız ya güzel bir şekilde. Doğduğun mahalle ne bu ev? Burası kimin? Babanın evi. Yık. Yeniden yap. Ne güzel Cenab-ı Hak sana bahşetmiş, bak lütfetmiş, sana zenginlik vermiş. Harika.
Yık babanın evini, güzel bir ev yap oraya. Güzel bir ev yap. Misafirlerin gelip gidebileceği, kalabileceği, annenin babanın da kalabileceği. Bir ev yap oraya. Orada otur, mahallede otur. Ya araban, arabanın da bir tane garaj yap ya. Yap oraya arabana da garaj. Mahallene yap. Ya küçük geliyor, yan tarafa al. Adama de ki, gel ben sana bir tane daire alayım. Ben mahalleden dışarı çıkmak istemiyorum. Şu yerini bana sat. Ben sana buradan bir ev alıvereyim ya. Bir daire alıvereyim. Bir yer yapıvereyim sana. Ben bu mahallede büyüdüm. Bu mahallede ben serpildim. Bu mahallede hayatım devam etti. Ben bu mahallede yaşamaya devam edeceğim ya.
Bana yardımcı ol, bu yan tarafı sat bana. Eyvallah. Yaptır oraya güzel bir tane ev. Herkes senin kapını çalabilsin. Selamun aleyküm, aleyküm selam. Ya hakkını helal et, senin yolunu gözlüyordun. Buyur kardeşim. Ya şu ilaçları alamadım da. Al kardeş, ilacını al. Yardımcı ol oğlum sana. Mahallede yardım edilecek olanlara yardım et. Biz bunu öğrendik. Biz bunu öğrendik. Ama şimdi adım, adım, adım, adım biz gavurlara benziyoruz. Ne yapıyoruz? İşte devasa biz, tokiler giriyor içeri, 300 bin lira, 500 bin lira, 1,5 milyon lira evler yapıyor. Karşıdaki de 1,5 milyonluk evde, ben de 1,5 milyonluk evdeyim. Eş değerdeyiz. Günaydınlar efendim, günaydınlar canım.
Hayırlı işler, hayırlı işler yavrum. İkisi de çıt çıt, Mercedes'lerini açtılar, bindiler, gittiler. E öbürkü? Karşısında 70 metekarelik daire durur mu? Durmaz. Adam görecek şimdi. Öbürkünde de işte atıyorum, Şahin var. E yani Şahin'in olan ezilmesin, Mercedes'in olan üzülmesin. E biz ayıralım bunları ya. Ne yapalım? Şahincileri bir yere toplayalım, Mercedes'cileri bir yere toplayalım. Gettolaştı toplum. Zenginin fakirden haberi yok şimdi. Öbür türlü karşısında fukara insanı görünce, geyinirken dikkat edecek. Ya bu mahalleye bu kıyafet fazla değil mi? Fazla. Almayayım.
Bu mahalleye bu ayakkabı fazla değil mi? Fazla. Almayayım. Duyuyorum 600 bin lira, 700 bin lira ayakkabı alıyorlarmış. 800 bin lira ayakkabı alıyorlarmış. Bir de ne dedi? Bunu söyleyen kimse, Hacı Baba bunlar ucuz indirimde olan dedi. Ne? İndirimi 800 bin lira. Bana böyle dedi. Oo senin dünyadan haberin yok ya dedi. Dedim yok. Dünyadan haberim yok benim dedim. Hacı Baba sen nereden ayakkabı alıyorsun dedi. Ben en son dedim İzmir'e giderken Manisa'da dedim. Ayakkabı fabrikası olan bir yer var. Girdim oraya dedim. Ucuzluktan aldım dedim ben. Kösel ayakkabı 70 lira, 80 lira, 90 lira. Oradan aldım 2-3 süt dedim. Onları giyiyorum ben dedim.
Böyle baktı şimdi bana. Tuhafına gitti onun. Yok Hacı Baba ya dedi. Hani sen şaka yapın. Yok oğlum gerçek dedim ya. Gerçek dedim. 900 bin lira, 1 milyon lira, 1,5 milyon lira ayakkabı alıyorlarmış. Kendi kendime ben düşünüyorum Allah'ım diyorum ya. Hani bunlar nasıl bir hayat yaşıyorlar? Böyle bir hayat sistemi nerede var? İslam'ın neresinde var? Hangi İslam'da var? İnsan kendi kendine sorgulamalı. Allah muhafaza eylesin. İbadetler özünden çıkınca o zaman o kimseye uykusuzluğu kalıyor. O zaman o kimseye ne yapıyor? Açlığı kalıyor. O zaman o kimseye normalde jimnastik gibi kalıyor. Özüne gel kardeş.
Özüne gel. Haramlardan uzak dur. Birinci derecede haramlardan uzak dur. İkinci derece. İkinci derece. Şataattan, şatafattan, gösterişten uzak dur. Allah bizi onlardan eylese. Amin. Benim bunlara size anlatmamam lazım. İşin bir de bu tarafı var. Böyle gösterişten, şataattan, şatafattan uzak durun sohbeti bizim kardeşler için değil aslında.
İşin gerçeği de bu. Bizim en şatafatlımız, en gösterişli olanımız dahi gösterişsiz ve şatafatsız. İşin realitesi de doğrusu da bu. Bizde şatafatlı, gösterişli bir kimse yok ki bizim içimizde. Biz zaten belli bir fakir, fukara, orta derecede bir cemaatız, bir topluluğuz biz. Bizim içimizde çok zengin bir kimse barınmıyor bizde. Bizi beğenmiyor. Tepeden bakıyor bize. Burası rutubet kokuyor, ter kokuyor. Gelmezler onlar, beğenmezler bizi. Bizde böyle yüksek bürokrat, yüksek böyle işte zengin kimseler, böyle işte kendini havalarda gören kimseler. Gelmezler bizi, beğenmezler. Bizden onlar uzak dururlar, fersa fersa. Sebep, yani biz onların kalemi değiliz.
Garip insanlarız biz. Garip bir topluluğuz biz. Bizim en zenginimizin aylık kazancı 10 liradır, 15 liradır. En hali vakti yerinde olanımızın aylık kazancı o kadardır. Yani bir aylık kazancı 100 lira, 150 lira olan bir kimse yok bizim içimizden. O beğenip de gelmez zaten bize. O, kibirlidir o. Çok kafası çalışıyordur, çok uyanıktır, çok biliyordur. Her şeyden o sorumludur. O nerede gelecek bir yere imtisap edecek de bağlanacak? Yok. Enteresan şeydir bunlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin etrafındakiler de 3 aşağı 5 yukarı öyleydi. Onlar da garip insanlardı. Dini zaten ilk önce garip insanlar kabul etti.
Fukaralar kabul etti. Mekke'nin müşrikleri, zengin müşrikleri kabul etmedi dini. Medine'nin zenginleri kabul etmedi dini. Kabul etmediler. Bu Cenab-ı Hakk'ın fıtratullahı. Çok zengin olan, böyle yüksek bürokratlarda olanlar, bunlar sufiliği kabul etmezler. Sufilik onlara acı gelir. Sufilik onlara tatlı gelmez. Onlar okurlar yalnız. Gidiyorsun bir yere, karşılaşıyorsun. Böyle, o hocam ben Mesnevi'yi çok severim, okurum. Hemen 2-3 tane beyt okuyorlar. Nereye gitsem de bana denk geliyor. Mıknatıs gibi çekiyorum sanki ben. Savcısına gidiyorum, Mesnevi okuyor.
Hakimine gidiyorum, Mesnevi okuyor. Valisine gidiyorum, Mesnevi okuyor. Zenginine gidiyorum, Mesnevi okuyor. O kadar çok Mesnevi okuyorlar ki. Bilgisayarlarında var, tabletlerinde var, cep telefonlarında var. Hemen bana birkaç beyt okuyorlar. Ben diyorum, Hazreti Mevlana'nın şeyhi Şemsettin-i Tebrizi'ydi en son. Sizin şemsiniz kim acaba diyorum, kalıyorlar. Kimisi yolunu bulmuş. Biz şems olarak Mesnevi'yi görüyoruz hocam. Ay ne kadar güzel. Tabi okuyor ya kendince, şems olarak Mesnevi'yi gördü. Oku oku, dön oku, bir daha oku. Sana şunu şöyle yap, bunu böyle yap diye ne olmayacak? Beytleri de kendi kafana göre anla, kendi kafana göre de beytleri tefsir et. Oldun sen şeyh.
O maşallah diyorum, o zaman siz şems olmuşsunuz. Kalıyor. E diyorum, Hazreti Mevlana diyor ki, şeyhi olmayan şeyhi şeytandır. Üstatsız olmaz. Bir mürşide gitmen lazım diyor dedim. Ne yapacaksınız? Kalıyor. Ya bir gelip burada adam diş çökecek. Olacak bir şey mi bu? Nefsi kabul eder mi? Etmez. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ibadetlerin özüne ulaşma. İbadetlerin özüne ulaşırken üzerinde yapay olmama. Ne yapılması gerekiyorsa onu yapma. Yoksa Allah muhafaza eylesin. İnsanlar aç veya susuz kalmış olacaklar veya da uykusuz kalmış olacaklar.
Bu muhteşemmiş. Allah bizi yarattı. Her yerimizi Allah'ımız yarattı. Saçımızı da Allah yarattı. Peki neden saçımızı kapatmamızı emrediyor? Başka yerlerini de yarattı. Kadınlık veya erkeklik uzuvlarını da yarattı. Hadi hepsini de aç çık bakalım. Her şeyi o yarattı. Denizi de o yarattı. Balığı da o yarattı. Yahudilere dedi ki, Cumartesi günü balık tutmayacaksınız. Balık haram mı değil. Gün haram mı değil. Cenab-ı Hak onlar da öyle intiham etti.
Allah. Allah'ın dini böyle. Allah'ın dini bu. Allah hükmediyor. Allah peygamberlere kendini kanıtlamak için baldırını açardı. Bu hadisten ne anlamarız? Cenab-ı Hak peygamberlerine kendisini kanıtlamak için, kendisinin var olduğunu göstermek için mahremini açtı. Söz olarak. Yolculukta uyku için misfak kullanmayı önerir misiniz? Bunu her uykusuz kalmak istediğimizde yapabilir miyiz? Günlük verdiği önemini ve disiplini anlatır mısınız? Valla misfakla alakalı böyle benim illaki herkes de böyle olacak diye bir kaydı yok ama araba kullanırken uzun yolculuklarda eğer yalnızsam gerçekten misfaın öyle bir artık bana öyle oluyor belki de bir hikmeti diyeyim ben.
Misfa ağzında tutuyorum ağzımı misrakladıkça, misfak da ağzında durdukça Cenab-ı Hakk'a hamdolsun uyku gelmiyor. Bu böyle bir bende, bende böyle tecelli ediyor. İnşallah kardeşler de de öyle tecelli eder. Günlük verdiği önemini ve disiplini anlatır mısınız? Günlük bir kimse virt almazdan önce nafiledir. Virt alırsa o kimse söz vermiş olur, vacip olur. Bir nafileyi söz verirseniz vacip olur. Allah'ı zikretmektir. O yüzden zikirle alakalı, hadisler zikirle alakalı konuşmaların sebebi de günlük virdin ehemmiyetiyle alakalı inşallah. Kim dua ederse iki Kur'an hatmi, iki tevhid hatmi, yetmiş adet Yasin-i Şerif, iki tevhid hatmi varmış, hastası da varmış. Ona inşallah hediye edilecekmiş.
Allah kabul etsin inşallah. Fâle minnehû Ne
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.