Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Haziran 2017 · 38:46
Selamun Aleyküm. Allah gününüzü, gecenizi, ayınızı, ömrünüzü, yılınızı, nefesinizi, her şeyinizi hayırlı eylesin inşâAllah. Cenab-ı Hak nice Ramazanlar yaşamayı, Ramazan'ın sonunda da affı muafiret olup, Cenab-ı Hak'ın cemalullahına nail olmayı nasip etsin. Cümlemize inşâAllah. Selamun Aleyküm, teravih namazı sekiz rekatta kılınabilir mi? Evet. Hanefilere göre teravih namazı iki rekatla yirmi rekat arasında kılınabilir. Eşim alkolikti, dersime izin vermiyordu, beni dövüp kapıya attı, dava açtım iki aydır sonuç yok. İmam nikahını vermem sana diyor, bir de beş milyar kredi çekti benim üzerime. Bunun günahı var mı bana? Allah muhafaza eylesin.
Zor bir şey. Kadınlar için gerçekten zor. Normalde dövüp kapıya attıysa dava açma hak kazanıyorsun. Bir erkek eşini dövüp kapıya bırakma hakkına sahip değil. Bu erkeklik de değil zaten. Bir o kadının namusu adama ait. Kadının namusu adama ait olduğu için evli bir kadının namusu kocasına aittir. Adam geçinemeyecekse, istemiyorsa aldığı yere götürür, bırakırsın. Der ki geçinemiyoruz, bu noktada problem var, problemimizi de aşamadık. Götürür, aldığı yere bırakır. Aldığı yer kabul etmezse, anne babanın böyle hakkı var. Anne baba çocuğuna bakmakla mükellef değil.
O zaman adam yine onu iddede bitinceye kadar kendi evinde her şeyle bakmakla mükellef. İddet dört ayda bitiyor. O zaman dört ay içerisinde resmi boşanma davasını da açar. Dört ay içerisinde boşanır. Üç ay içerisinde ölürse dört ay. Ölü değilse, boşanmaysa üç ay. Üç ay içerisinde resmi olarak boşanma mahkemesini açar. Hem resmi olarak hem dini olarak kadını boşar. Kadın alır çantasını, özel eşyalarını, mehirini. Varsa gelirken çeyiz olarak ne kez getirdiyse onları da alır. Başının çaresine bakar. Gider başka bir adamla mı evlenir? Babasının yanına mı gider? Devlet sığınma evine mi gider?
Ne bileyim işte onu kim kabul eder? Bu kadının problemi. Ama bir erkek onu kapının önüne koyamaz. Koyamaz. Onun adam olmadığını gösterir. Erkeklik sadece sakalla, bıyıkla, cinsiyetle olmuyor. Erkeklikten önce adam olacak. Bu adamlık değil. Allah bizi affetsin. Ben bunu sufi kardeşlere söylüyorum. Eşlerinizin üzerine kredi almayın. Eşlerinizin üzerine borç yapmayın. Eşlerinize kredinin, borcun altına sokmayın. Yapmayın. Eşinizin babasından kalma, malı, mülkü, parası, pulu dokunmayın.
Eşinizin kendi çalıştığı para dokunmayın. Dokunmayın. Gücünüzün yettiğinden sorumlusunuz. Gücünüzün yettiğince yaşayın. Senden daha fazlasını istedi kadın. De ki benim gücüm bu kadar. Daha fazlası. Ben sana yerine getirecek değilim. İstiyorsan boşayım. Sen rahat bir hayat sür. Daha rahat bir hayat sürersin. Eyvallah. Aldatmayın evlenirken de. Ben aylık gelirim bir lira benim. Bir lirayla geçineceğim. Bitti bu kadar. Benim aylık gelirim belli değil. Bir ay 500 lira, bir ay hiç yok. Bir ay 5 bin lira. Eyvallah. Herkes evlenirken bile bile evlensin. Allah muhafaza eylesin. Gerek yok. Allah muhafaza eylesin. Yani o kadın sokağa çıktığında başına bir şey gelmiş olsa kim bunun ceremesini çekecek?
Cinayetler bu yüzden çıkıyor. Allah muhafaza eylesin. Perşembe zikrine katıldığımız günlerde günlük verdiğimizi çekmediğimizden sorumlu olur muyuz? Hayır. Bunu Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi Hazretleri söylerdi. Normalde oğlum toplu zikir yapılırsa o kimsenin günlük verdiği sakıt olur onun üzerinden derdi. Ama yaparsa nur ala nur. 41 yıl önce ileride ev yapmak maksadıyla aldığım arsayı geçtiğimiz günlerde sattım bu arsayı zekat düşer mi? O para bir yıl duracak. Bir yıl durduktan sonra nisab miktarı kadarsa zekat düşer. Bir yıl durduktan sonra. Dergahta erkekler arasında ikinci eş konusu çok rahat bir şekilde konuşuluyor. Yanlarında eşleri varken sözde espri yapıyorlar.
İkinci eşi ne zaman alacaksın? Suriyeli için mi hatmede dua ettin gibi. Bunun helal olduğunu biliyoruz. Ama özellikle eşlerin yanında espri olarak dile getirilmesi rahatsızlık oluşturuyor. Bu yapılanlar ne kadar uygun. Şom ağızlı bunlar. Bunlar kuzuya kurt getiren ne dediğini bilmeyen söylediği sözün de nereye gideceğini bilmeyen gaflete düşmüş. Gafletin bataklığında batmış. Kendini bilmez insanlar. Bu da kendi kendine erkeklik yaptığını zannediyor. Alacaksın getireceksin önüne koyacaksın. Hadi yap ne yapıyorsan diyeceksin. Bir zamanlar böyle işte bundan birkaç yıl önce bunu söyleyen gene arkadaşlar vardı. Eşlerine dedim çok basit.
Söyle gitsin evlensin. De ki dört ay içerisinde. Evlendin evlendin. Evlenmedin. Çocuğu bırakacağım gideceğim de dedim ben. Çok basit. Çok basit. İnsan zaten eşini kendi kendisine düşünse eşim incinir eşim kırılır diye düşünse kendi kendine alınır diye düşünse eşine bir kıymet vermiş olsa eşinin yanında böyle şeyler söylemez.
Bunlar dervişlik ahlakından zerrece almamış olan insanlar. Sufi ahlakıyla ahlaklanmış olsa yanında etrafında birisinin incinceğini düşünür. Kaldı ki bu eşi. bu eşi, bu karısı bu çocuklarının annesi onun incinceğini düşünür. Onun kırılacağını düşünür. Onun üzüleceğini düşünür. İncelikten, naiflikten kadın gönlünden kadın letafetinden anlamayan bir kimse bizim derviş kardeşimiz bile olmaz. Bizim derviş kardeşimiz bile olmaz. O yüzeysel buradan gelen geçen birisi o.
Dervişlikle alakası yok bunların. Bir insanın eşi ya eşi, eşini incitir mi? Eşin senin eşin. Fiyatını beraber yaşayacağın kimse, hayatı beraber yaşadığın kimse eşini inciter herkesi incitir. Eşini kıran kimse herkesi kırar.
Güzel ahlakın başlangıcı eşten başlar. Sen eşini incitiyorsan, sen eşini incitiyorsan burada dervişlerin arasında öyle boynunu bükme. Yalandan o. Eşini üzüyorsan, eşini kırıyorsan, eşinle iyi geçinemiyorsan burada boynunu bükmene gerek yok. Allah muhafaza eylesin. Güzel ahlak, güzel ahlak. Toplumda konuşurken etrafta bakacaksın meclise. Benim konuştuğum kelimeden birisi alınabilir mi? Benim konuştuğum kelimeden incitir miyim birisini? Birinin sakalı yok. Sakın sakala orada laf söyleme. Hiç söyleme de, orada hiç söyleme. Birinin sakalı yok. Sakalsızlar böyle deme. Hiç söyleme. Birisi sarışın, sarışınlar böyle deme. Birisi Diyarbakırlı, Diyarbakırlıların hepsi böyle.
Deme? Birisi İzmirli, İzmirlilerin hepsi böyle. Deme? İncinir, kırılır. Birisi dese ki dervişlerin hepsi böyle alınmaz mıyız? Şimdi az önce eşini incitenlerden için o kadınlar deseler ki dervişlerin hepsi böyle. Ne olacak şimdi? Bunu gündeme bile getirmez erkek adam.
Bunu gündeme bile getirmez. Bu lafı söylemez bile. Der ki Cenab-ı Hakk'a hamdolsun, Cenab-ı Hak bir eş vermiş bize. Geçinelim, gidelim. Bu kadar. Sanki kardeşlerin büyük bir çoğunluğu mevcut eşlerini ve çocuklarını ultra geçindiriyorlar da Bunları söyleyenlerin kendilerince adamlıklarında eksiklik vardır.
Adamlıklarındaki eksikliği olan bir kimse eşine başka türlü zulmeder, başka türlü tehdit eder. Bir erkek erkekliğinde, adamlığında, aile babalığında, kocalığında eksikliği varsa karısını ve çocuklarını tehditle yönetmeye kalkar. Onda eksiklik vardır. O eksikliğini tehdit ederekten örtmeye çalışıyordur. Seni bırakarım ha, seni boşarım ha, bir daha evlenirim bak ha, çeker giderim ha.
Adamlık buysa, benim bildiğim adamlık ve öğretmeye çalıştığım adamlık bu değil. Bu değil. Benim bildiğim adamlık, eşini mutlu eden kimse adamdır. Çocuğunu düzgün yetişmesi için, düzgün yetiştirmeye çalışan adamdır. Çoluğuna, çocuğuna, eşine, akrabalarına, etrafına mutluluk vermeye çalışan adamdır.
Adamlık budur. Adam eve girerken o kadın heyecan duymalı. Adam geliyor diye. O çocuklar baba geliyor diye heyecan duymalı. Adam öyle olmalı ki, adam eve girerken bütün ev heyecana kapılmalı. Kadın günde beş saat düşünmeli. Bugün akşam ne yemeği yapayım da adamın gönlünü hoş edeyim, mutlu edeyim. Tefekkür etmeli kadın. Ama o adama da değmeli. O adam da eve geldiğinde, tıh ya ben yemek yemiştim. Allah senin iyiliğini versin. Evde çoluk çocuk seni yemeğe bekliyor. Sen yemek yediğini dahi eve söylemiyorsun. Hadi mecbur kaldın, işin icabı, misafir geldi, bir şey oldu, bir şey oldu. Evde çoluk çocuk seni yemeğe bekliyor. Sen dışarıda yedin, geldin.
Adamlık bu değil. Evinizde yiyin. Akşam sizi bekleyen kadın var, çoluk çocuk var. Evinizde yiyin. Madem serkeş bir hayat yaşayacaktın, evlenmeseydin. Evlenmeseydin. Madem sen dışarıda kebabı yiyecektin, evdeki de otu yiyecektin, çöpü yiyecektin. Evlenmeseydin. Allah muhafaza eylesin. Bedensel özürlü maddi gelir olan birinin tutamadığı oruçlarının parasını ödemesi gerekir mi? Evet. Verdiğim kararların arkasında durmakta zorlanıyor ve tekrar tekrar aynı hataları yapmaktan çok utanıyorum. Bu halden kurtulmam için bana nasihat eder misiniz? Bir sefer bir günahı kebahirse tövbe ettiniz mi geriye dönmeyin bir daha.
Ama hepimizin hataları, kusurları olacak. Hatasız, kusursuz bir kimse değiliz. Hatamızdan, kusurumuzdan da her gün tövbe ederekten geri döneceğiz. Ama onu tekrar tekrar her gün yapıyorsak yine tövbe edeceğiz, geri döneceğiz. Ama dikkatli olalım, kendimizi disiplin edelim. Ey Davut, uyanık ol. Sözünde belirtildiği gibi uyanık nasıl olunur? Birinci derecede günahı keballerden uzak olmakla uyanık olunur. Dilin afetlerinden uzak olmakla uyanık olunur. Farz ibadetleri yerine getirmekle uyanık olunur. Farz ibadetleri yerine getirmekle. Uyanıklığın başlangıcı bu. Allah bizi uyanık olanlardan eminim. Müslümanların can, mal ve din güvenliği hakkında çok önemli bilgilere sahip bir kimse esir düşse bu bilgileri vermemek için intihar edebilir mi?
Hayır. Hanefilerce bu caiz değildir. Bir kimse esir düşse sonuna kadar mücadele eder, hiçbir şey konuşmamak için her türlü işkenceye göğüs gerir, işkence altında ölürse şehit olur. İşkence altında yaralanır, hastalanır, öyle kalırsa gazi olur. Ama asla bir kimsenin kendi kendini öldürmesi söz konusu değildir. Bunu bir ara Fethullah Gülen söyledi diye bir laf çıktıydı. Öyle bir şey mi bu? Soruyu soran bayanlardan mı, erkeklerden mi? Bayanlardan da belki. Böyle bir şey normalde bir şeyler söylemişlerdi, böyle bir şey söylüyor diyor. Ben kendim dinlemedim, hiç kendim okumadım ama bunu böyle bir başka bir yerde de bana sordular Fethullah Gülen böyle söylüyor diye.
Ha dün derste arkadaşlardan biri sordu. Caiz değil, yok. Hiçbir şekilde intihar caiz değildir. Hiçbir şekilde, hiçbir şekilde bir kimse intihar söz konusu aklımın ucundan daha geçirmeyecek. Dervişlere iş yaptırır ya da dervişlerden alışveriş yapar mısınız? İş de yaptırırım, alışveriş de yaparım. Ama genel olarak dervişlerden mal almamaya gayret ederim. Yani büyük ticaretle alakalı. Öbür türlü parakende işlerden gider dervişlerden mal alırım. Bu noktada bir sıkıntı yok. Dervişlerden mal alırken kendimce dikkat ettiğim şey şudur. Pazarlık yapmam. Kaç para? Beş lira. Verin beş lirasına. Bir iş de yaptırırsam onlarla, onlara da pazarlık yapmam. Kaç para?
Otuz lira. Al otuz liranı. Eğer pazarlık yapacağım bir şey ise dervişlerden pazarlık yapmam. Bu benim konumumla alakalı. Bir dervişin benimle karşı karşıya kalıp da pazarlık yapması zor. Edeb eder adam. Pazarlık yapmaz benimle. E benimle pazarlık yapmayınca da normalde yapamayacağına göre benim pazarlığa tutuşmam doğru değil. Benim için bu. Kendim için. Ben kendi kendime böyle bir ölçü koydum. Yani dedim ki dergaha girdiğimden beri ben zakir. Hangi derviş benimle pazarlık yapacak? Ben o yüzden derviş kardeşlerden bir hizmet alıyorsam ki ben kolay kolay dışarıdan bir kimseye iş yaptırmam güven söz konusu olur. İşte demir işini mesela de bizim Yakup Usta yapar, Şaban yapar örneğin.
İşte sıvaydı, boyaydı, nafız ilgilenir. İşte mobilyayla alakalı Burhan ilgilenir. Bir iş yaptıracağım zaman veririm Burhan anahtarı. Burhan yap, et, çat, kaç para tuttu, bu kadar tuttu. Pazarlık yapmam. Ama derim hepsini de sen işini derle toparla yap. Bunda bir şey yok. Pazarlık yapmam. Şeyi unutmayın Abdülhalim'in. İşte ne su tesisatıyla alakalı, tesisatla alakalı şeyler Abdülhalim yapıyor. Kaç para bu para? Ona ben şu paraya olmaz mı demem. Ama normalde ticaret yapıyorsam dışarıdan kimseyle ticaret yaparım. Ona derim. Bu ayrı.
Ama dervişlerle olan ticarette pazarlık yapmam için. Kolay kolay derviş kardeşlerden mal almamaya gayret ederim. Neden? Pazarlık yapmayacağım onunla çünkü. Eğer bakarım adam böyle zararına söylüyormuş gibi kalbime gelirse almam. Allah bizi yesin. Dervişlere iş yapmıyorum. Ya da dervişlerden alışveriş yapmıyorum. Tavsiye de etmiyorum. Söylemi ne derece sağlıklı bir yorumdur. Birileri böyle düşünebilir, yapmaz. Yaptırmaz. Eyvallah. Onun hakkıdır. İlla ki yapacak diye, yaptıracak diye bir kaydı yok. Onun hakkıdır o. İş yapmaz. İş yaptırmaz. Eyvallah. Onun hakkı yaptıracak diye bir kaydı yok. Bir derviş kardeş bunu böyle dervişlere bir sorumlu dervişlerle alışveriş yapmayın.
Onlarla böyle şeyler yapmayın demesi doğru değil. Ölçü bakın bu benim kendi ölçüm. İnsanlar ticaret yaparlar. Eğer bir kimse kendi kendisine dervişi üzeceğini düşünüyorsa ben yapamam desin. Eyvallah. Eyvallah. Ben buna tam ödeme veremeyebilirim. Ödeme veremezsem sıkıntı olabilir. Sıkıntı olursa da bu kardeşle yüz yüzeyiz, yan yanayız. Onun dervişliğine zarar gelebilir. Benim dervişliğime zarar gelebilir. Yapmaz. Bu uygun bir şey. Ama bunu umuma söylemek doğru değil. Derviş kardeşler de derviş kardeşlerle olan işlerinde, ticaretlerinde, ilişkilerinde titiz davransınlar.
Kılı kırk yarsınlar. Daha hoş olur inşallah. Başım ağrıdığı zaman nane yığı kokluyorum. Ağrının hafiflemesi için oruca bir zararı olur mu? Bence koklama. Evet bu sene işçi veya direkt otelci olarak hacca gidecek olanlar, son kayıtlar yapılıyormuş herhalde, bizim demirci Yakup Usta'ya kayıtlarını yaptırsınlar. Açık söylemem gerekirse, yalnız böyle sonradan iptal etme noktasına gitmesin kimse.
Eğer benim durumum hallolursa, Allah izin verse ben hacca gideceğim. Şu anda yurt dışı çıkış yasam var. Eğer dava yeniden geri döner, yeniden yargılanma yolu açılırsa, inşallah açılır. O zaman zaten yurt dışı çıkış yasam da kalkacak. Hacca gitmeyi düşünüyorum inşallah. Cenab-ı Hakk'a kendimce öyle söz verdim. Her sene inşallah bundan sonra ya hacca ya ömreye birbirine gideceğim. Allah izin verirsen inşallah. Ömreye gidersem belki de hacca gidemem. Hacca gidersem, işte ömreye gidemezsem hacca giderim diye kendi kendime öyle söz vermiştim. Cenab-ı Hakk'a inşallah Allah'ın izniyle sözümü tuttursun.
Ömre belli değil daha. Yani aniden bir şey çıkarsa, bir haftalığına da olsa, üç günlüğüne de olsa gideceğim inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse. Ama çıkmadı, diyelim ki ötelendi. O zaman hacca kadar çıkarsa inşallah hacca gideceğim inşallah. O yüzden ha bir şey çıkmaz, gidemeyebilirim. O zaman da biz yazıldıydık, gerçekti diye yazıldık. Tiyansın, geri dönüyoruz, biz gitmiyoruz. Öyle bir şey yapmasın kimse. Millete zarar vermeyelim. Evet. Yine inşallah bir iki tane hadis okuyalım. Ondan sonra derse zikre geçelim inşallah. Sizden birinin savaşta korunduğu kalkan gibi oruç da cehennemden korur. Her ayda üç gün oruç tutmak güzeldir.
Ayda üç gün var ya, on dört, on beş, on altı. Veyahut da ayın başında, ortasında, sonunda. Bunun gibi. Muaz bin Cebel raddallahu anh hazretlerinden şöyle dediği rivayet edilmiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bana, sana hayır kapılarını haber vereyim mi buyurunca, evet ya Resulallah dedim. Oruç kalkandır. Suyun ateşi sendürdüğü gibi sadaka, günahları yok eder buyurdu. Oruç ayı aynı zamanda da neydi? Sadaka ayıdı. Oruç kalkandır. Sadaka da ne yapar? Günahları yok eder. O yüzden mümkün olduğunca, oruçluyken sadaka vermeyen, az da olsa günlük sadaka vermeyen, az da olsa bir pide, bir ekmek, önemli değil, sadaka.
Gücünüzün nispetinden. Oruçluyken sadaka vermek, ömrede sadaka vermek, hacca gittiğinde sadaka vermek. Tabii sadaka bir de şeyin içine de girer. Şeyi de içine alır. Zekatı da içine alır. Zekat vermeye muhtedir olanlar, Ramazan'da zekatlarını versinler. Hesaplasınlar. Ramazan'da vermeye gayret etsinler. Bu da onun içerisine giriyor. O yüzden Ramazan ayında mümkünse, zekatlarınızı verin. zekatınızı verseniz de, vermeseniz de, mümkün ise günlük sadakalar verin. Mümkün ise. Böylece hem orucun kalkanlığından, hem de sadakanın cehennem ateşine engel olmasından, günahlarının aff olmasından, inşallah hepimiz de faydalanalım.
Bu son 4-5 madde kaldı. Orucu bozan, bozmayan şeylerle alakalı. Onu da bugün bitirelim inşallah. Akıl hastası, Ramazan ayının bir kısmında, akli melekesine kavuşursa, geçen günleri kaza eder. Demek ki Ramazan'ın başında, veya Ramazan'dan önce, akli melekesi yerindeydi. Ama Ramazan'a girerken, akli melekesini kaybetti. Ama Ramazan'ın ortasına geldi, veya Ramazan'ın son 3-4 gününe geldi, yine akli melekesi yerine geldi. Akli melekesi yerine gelince ne yapacak? Geçmiş, çünkü onda kalıcı bir hastalık değil. Devam eden bir hastalık değil o. Böyle an gelmiş, bir şeye psikolojik olarak takılmış, kafası gitmiş gelmiş. Kafası gidip gelince, geçmişi ne yapacak?
Kaza edecek. Ama komple, o kimsenin kafası gitti, bir daha geri gelmedi. Kafası gitti, bir daha geri gelmedi. O kimse o zaman kaza etmesine gerek yok. Zaten mükellef de değil. Çocuklar mükellef değil, akli dengesi normal olmayanlar mükellef değil. İhtiyarlamış, bunamış bunlar da mükellef değil. Kadın adet gördüğünde oruç tutmaz, daha sonra kaza eder. Kadınlar muayyen günlerinde oruç tutmazlar, muayyen günlerinde namaz kılmazlar, muayyen günlerinde beytullahı tavaf etmezler, beytullahın içine girmezler. Muayyen günlerinde camilerin içerisine gitmezler. Muayyen günlerinde Kur'an-ı Kerim'i çıplak eline alıp da böyle okumazlar. Ancak Maliki mezhebine, İmam Malik Hazretlerinin fetvası var.
Öğretmen ve öğrenen kızlar, muayyen günlerinde öğrenmeye ve öğretmeye devam ederler. Öğrenmeye ve öğretmeye. Malikilerde fetva var bu konuda. Öbür türlü bunu yapmazlar. Son zamanlarda çıkıyorlar böyle, kadınların muayyen zamanlarında oruç tutacağını, namaz kılacağına dair hükmetmeye çalışıyorlar. Hayır. Bu hükümler doğru değil. Biz din algısı olarak, Kur'an-ı Sünnet ve imamların iştahına bakarız. Yanlış. Allah muhafaza eylesin. Beytullah'a tabi olup, namaz kılınan her yer, Beytullah hükmünde orada. Aslında Hanefe'ye göre dış çevre var ya, kapılarının olduğu yer.
Kapılarının olduğu yerde bitiyor. Çünkü Beytullah'ın etrafı duvarla çevrili, belli bir tek mekan hükmünde kapıları da var. Ama kapılar açık olunca, dışarıda da namaz kılınıyor ya, o da mümkün. Namaz kılınan yerler bu sefer yok. Ramazan gününde yolcu muhkim hale gelse, veya adetli kadın temizlense, günün kalan kısmında yeme içmeyi terk ederler. Bu oruçlu sayılmaz. Ama Ramazan'a ve oruca hürmeten böyle yapılması lazım. Bir kimse oruçlu değildi, yola çıkmıştı, muhkim hale geldi, memleketine döndü. Veyahut da muhkim olacağı yere gitti. Öğlenden sonra, öğlende oraya vardı değil mi? Öğlenden sonra bir şey yemez, içmez. Veya iftara 3 saat, 4 saat kaldı, 2 saat kaldı, bir şey yiyip içmez.
Bunun gibi. Kişi fecrin doğmadığını sanarak, sahur yaptıktan sonra, fecrin doğduğu anlaşılsa, veya güneşin battığını düşünerek, orucunu açtıktan sonra, güneşin henüz batmadı anlaşılsa, o günü kaza eder ama kefaret gerekmez. Kaza eder, kefaret gerekmez. Ya eczanı duymadı, saati da yanlıştı, bakmadı, yemeğe devam etti. Bir baktı ki, aa, sahur vakti geçmiş yani, imsak geçmiş. O günü kaza edecek, kefarete gerek yok. Veyahut da, hani genelde, hep Rize'den çıkıyor ya bu, ya normal vakitten, 10 dakika, 15 dakika önce, yarım saat önce, bir ezan okuyorlar onlar. Her sene bir vukuat çıkıyor Rize'de. Öyle olunca, orucu bozanlar, bir gün kaza edecekler. Bir gün kaza edecekler onu. Kefaret gerekmiyor.
Bayram hilalini tek başına gören kimse, orucu terk etmez. O bayram hilalini görmüş ya, ne yapacak? Tek başına görmüş. Toplum orucu devam ediyor. Oruca devam edecek o da. cemaatten ayrılmak yok. Bakın, cemaatten ayrılmak yok. Ben hilali gördüm. Gördüysen gördüm. Gözün yanılmıştır. Gözünde çapak vardır senin. Gözün yanılmıştır senin. Oradaki İslam topluluğu, oruçlu. Sen de oruçlu olacaksın. Ya Mekke'de görmüşler. Mekke'dekiler bozsun kardeşim. Buradakiler görmüş mü? Her Ramazan tartışması olur ya bunun. Bir haber gelir, tam Arife günü, işte filanca yerde iftar ediyorlar.
Bizim cemaat iftar ediyor. Şeyhimiz öyle dedi, hocamız öyle dedi. Yok öyle bir şey. Bunu tartışmak dahi abes. Her Ramazan oluyor bu. Arife günü, önceden o ne telefon, ne telefon bana. Tanıdık, bildik, bilmedik. Nereden arıyorlarsa arıyorlar boyuna. Mekke'de bayram yapmışlar, biz de bayram yapacağız mı? Orucu biz de bozacağız mı? Filanca yerde bozuyorlarmış, biz de bozacağız mı? Fardeşim bulunduğunuz yere tabi olun. Burada herkes orucunu bozuyorsa, herkes de orucumuzu bozarız. Herkesle beraber başlarız, herkesle beraber bozarız. Herkesle beraber bayram yaparız. O orucu bozduk biz. Al çoluğunu, çocuğunu git bayram yap hadi.
Allah muhafaza eylesin. Gökyüzünde hilali görmeye engel bir durum var ise, bayram hilalinin görülmesi konusunda ancak iki erkeğin veya bir erkek, iki kadının şahitliği kabul edilir. Bir kimsenin tek başına hilali gördüm demesi kabul değil. Ne yapacak? İki erkek veya bir erkek, iki kadın şahitlik yapacak. Oradaki insanlar da onların şahitliklerine şehadet edecekler. Doğru sözlü mü, değil mi? Bir de işin bu tarafı var. Önceden mesela İslam hukukunda var bu. Bir kimse bir suç işlediğinde şahitliği kabul edilmiyor onun. Bu ne demek? O ömür boyu şahitliği kabul edilmeyen bir kimse olarak yaşıyor. Ne kadar böyle bir kimsenin şerefini düşürücü bir şey.
Öyle değil mi? Ömür boyu şahitliği kabul olunmuyor onun. Öyle suçlar var. E şimdi öyle değil. Şimdi Allah muhafaza eylesin. Gökyüzünde bir engel yoksa verdikleri haber kesin bilgiyi gerektirecek miktarda büyük bir topluluğun şahitliğinden başkası kabul edilmez. Evet sıra geldi itikafa.
Önümüzdeki haftada inşallah itikaf dersini yapacağız. Çünkü önümüzdeki haftadan sonra itikafa ne gün giriliyor? Bir bakayım bakayım hesaplayın bakayım bir son itikafa son on günlük. Bayram kaçında? 25'i bayram 14'ü ne güne geliyor? Bugün en kaçı? Çarşambaya mı geliyor? İtikaf. Önümüzdeki haftaya bırakmayayım o zaman. Ramazan'ın son on gününde cuma kılınan mescitlerde erkekler için, cuma kılınan camilerde itikafa girilmesi sünnettir. Bir belde de itikafa giren yok ise, oradaki bütün Müslümanlar itikaftan sorumludurlar. Derviş kardeşler bu noktada itikafa gireceklerse, ya diyanetin belirlediği herhalde son yıllarda öyle yapıyorlar, bir cami ayırıyorlar, itikaf camisi olarak, oralar da giriyorlar.
Kardeşler itikafa girerlerse, inşallah onlar da itikafa girecekler. Ama Şeyh Efendi'den kalma bizde gelenektir bu, dergan geleneğidir. Her beldede, bir beldede bir zakir varsa, orada ders yaptıran var ise, her beldede bir derviş kardeş itikafa girer. Her beldede, ders yapılan her beldede bir kardeş itikafa girer. Bayanlardan da, erkeklerden de. Bayanların itikaf mahalli de evleridir, inşallah. Cumartesi günü daha geniş bir şekilde bu cumartesi bir itikaf dersi yaparız inşallah. Fâlevenlâhu Fâlevenlâhu Fâlevenlâh Amin.
Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.