Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 2 Aralık 2016 · 59:58
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. İş hayatında ve çıktığımız bu manevi yolda kimi zaman gevşeklik gösteriyor. Bu durumdan nasıl kurtuluruz? Hayat disiplinden ibaret bu manada. Eğer bir kimse kendince kendisini disiplin edemezse, hiçbir konuda istikamet sahibi olamaz. Sufilik de disiplin isteyen bir şeydir. İslam disiplin isteyen bir şeydir. Bu manada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, azama devamlı ibadeti öngördü, üstün gördü.
Azama devamlı deyince, o kimsenin disiplin etmesi lazım ki, o devamlı ibadete devam etsin. Mesela sufilerin günlük virtleri vardır ya, bu günlük virt onu disiplinize eder. Namazı beş vakit kılmak, o kimseyi disiplinize eder. Devamlı abdestli olmak, o kimseyi disiplinize eder. O böyle kendisini disiplin haline getirir. Mesela bunlar böyle sufiliğin başlangıcında önemsizmiş gibi görür sufiler. Devamlı abdestli durmayı önemsemez. Gece yatarken abdesti yatmayı önemsemez. Farz ibadetlere dikkat etmeyi önemsemez. Mesela bazı böyle sufi topluluklarda vardır ya böyle, işte kendilerince ibadetlerde gevşeklik gösterirler.
Başarılı olamazlar. Bir kimse herhangi bir meselede disiplin göstermiyorsa, o meselede başarılı olması mümkün değildir. İslam disipline bir dindir, gevşek bir din değildir. Hani orta yoldur ama disiplin vardır. Din sizden çok ibadet etmenizi istemez örneğin. Ama istikrarlı davranmanızı, istikrarlı ibadet etmenizi ister. Din mesela sizden böyle bir gün yüz rekat, ertesi gün sıfır rekat bunu sizi, bunu öngörmez. Der ki her gün iki rekat. Hani vardı ya sahabeden bir kimse, işte benim oruçla alakalı dedi ki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ona, ayın başında, ortasında, sonunda tut. Ya da 14, 15, 16'sında tut. Fazlasına gücüm yeter ya Resulallah.
Pazartesi, perşembe tut. Fazlasına gücüm yeter ya Resulallah. O zaman bir boş bir dolu yap, bu da Davut kardeşimin orucudur dedi. Ama bundan daha fazlası da yoktur dedi. Ama o sahabenin yaşlanınca söylediği söz o. Diyor ki keşke bunu ısrar etmeseydim. Hani sünneti Resulullah'ın kolay tarafında devam etseydim. Yani pazartesi, perşembe tutsaydın da ömür boyu tutsaydın. 14, 15, 16'sında tutsaydın ömür boyu tutsaydın. Veya başında, ortasında, sonunda tutsaydın ömür boyu tutsaydın. Ömür boyu tutsaydın. O istikamet sahibidir. Mesela bir kimse dergaha gelir, ilk etaplar, coşar böyle. Dersler, zikirler, tesbihatlar, rüyalar, coşuyor o. Onu uzun müddet götürmesidir önemli olan.
Uzun müddet götüremez onu. Hadis-i şerif var ya, Allah diyor, yazmaktan bıkmaz. Ama siz amel etmekten bıkarsınız. Orta yolu takip et. Ama disipline ol. De ki, benim ailem, işim, konumum, durumum ben hesapladım, analiz ettim. Haftanın üç günü derse gidebilirim. Ama üç günü disipline et kendinle. Bakın, üç günü disipline et. Ben, işte örneğin, örnekleme, bir Bursa'daki bir ders. Ha, perşembe derslerine muhakkak gideceğim. Cumartesi tekkiye de gideceğim. E bir günde haftadık, işte mahalle dersine giderim. Üç günüm benim istihabat. Üç güne devam et ama. Bir ömür boyu üç güne devam et. Kimse senin o üç gününe dokunmasın. Eşin de, aşın da, işin de, annen de, baban da, kayınvaliden, kayınpeden de.
Yok, hanımın dayısının, dönürünün, teyzesinin oğluydu. Bozmasın kimse. Bak, bunu disipline et. Böyle disipline eden insanlar, kendilerini işlerinde disiplinli olurlar, başarılı olurlar. Dergahda disiplinli olurlar, başarılı olurlar. Baba derviş olur, anne derviş olur. Oturur orada. Disiplinli. Ve bir istikamet üzerine. Devam eder. Bu kimselerde odak problemi olmaz. Bu kimselerde dikkat problemi olmaz. Bu kimselerde unutma problemi olmaz. Bakın, olmaz. Sabah kahvaltısı, saatinde disiplinli, akşam yemeği, saatinde disiplinli, evdeki hanım, dışarıdaki bey, herkes kendini bir çizgide tutar. Ha, bu adam akşam altıda gelir, yemeğini yer.
Altıda yemeğine hazırlan. Aa, bu kadının böyle bir disiplini var, bunu yapacak. Adama ona göre kendini çekidüzen alır. Ama disiplini olmayan, odağı ve dikkati kaçık olan bir kimse. Saati, dakikası belli değil. Bir gün akşam yemeğini 11'de yiyor, bir gün 2'de yiyor, gece 2'de. Bir gün saat altıda yiyor. Ondan yol gidilmez. Bir gün dersini çekiyor, 3 gün çekmiyor. Ondan sonra tekrar bize bir bakmışsın, ondan sonra günde 3 ders çekmeye çalışıyor. Yok, yol gidilmez. Her gün dersini çekiyor. Bir gün sabah namazından sonra çekiyor, bir gün öğlede çıkıyor, ertesini akşamda çekiyor. E nasıl olsa, yani vakit var ya, yok. Hayır. Arada, belki de.
Arada, belki de. Sen dersini saatinde yap. Kendine bir saat bul. Kendine, bak bir saat bul kendine. De ki ben şu saatte bu dersi çekeceğim. Devam et. O senin odak problemini, o senin dikkat problemini, o senin unutma problemini yol içerisinde devam edecek. Bir vazife verilmiş. Dikkatli yap. Üzerinde titiz ol. Başkası gevşiyormuş. Seni ilgilendirmesin. Sen vazifeni yap. Sen yap vazifenin. Ya herkes derse 9'da geliyormuş. Ders kaçtı? 8.30'da. Sen 8.30'da git ya, herkese ne bak kıyıl sen. Git 8.30'da otur oraya. Ama herkes 10'da geliyor. Ya dersi kaç niyetin söylendi? 8.30.
Bir gün gelir 8.30'da. Gittiğinin kerametini görürsün. Sen git 8.30'da derse otur. Derse sonradan gelmemeye çalış. Gelenler üzerlerine alınmasınlar şimdi. Herkesin işi vardır, gücü vardır. Bir yerlerden geliyordu. Üzerine alınmasın kimse. Ama sen git erkenden otur oraya. Gevşeme. Benim gibi evde çaya, kahve takılma. Vaktinde git, otur. Başla zikretme yani. Etrafındaki arkadaşlarına kardeşlik kur. Bunlarla çay iç. Tanış. Muhabbet et. Öyle hodgam olma. Öyle kazurat olma. Kenara çekilip tek başına. Ya ben işte hiç kimseyle konuşmayacağım. Halktan bağımı kestim. Laf o. O laf. Cimri insanlar. Cömert olmayanlar öyle yapar.
Bir. Geçimsiz insanlar öyle yapar. İki. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretenin sünnetinde yok bu. İnsanlarla iyi ilişkiler kur. Etrafla hoş sohbette bulun. Sen gece git evde halvet mi edeceksin et. E gece televizyonda oyna. Yok Whatsapp da oyna. Yok Twitter da oyna. Yok ondan sonra sabaha kadar internette takıl. Ondan sonra gel burada dervişlerle muhabbet kurmayacağım ben. Eee? Yani halkla bağımı keseceğim. Laf. Halkla iç içe ol. Dervişlerle iç içe ol. Etrafında iç içe ol. Onların dertleriyle, problemleriyle ilgiler. Onlarla arkadaşlık boğu kur. Samimiyet kur. Sünnet-i Resulullah bu.
Sünnet-i Resulullah kenara çekilip hayat yaşamak değil. Sünnet-i Resulullah yalnız bir hayat yaşamak değil. Sünnet-i Resulullah inziva hayatı yaşamak değil. Bu değil. Yolumuzun adabı da bu değil. yetin-i Resulullah yalnız bir hayat yaşamak değil. Dervişlik yapacağım. Onu dedem de yapar mezardan kaldırsak. Ona dese ki şuraya kenara git otur orada dervişlik yap. Herkes yapar ki. Birisi çıksın, çık meydana öte git desin birisi. Burayı yanlış yapıyor desin. Bunu böyle yap, bunu şöyle et desin. Nefisle mücadele bu. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde insanlar kendilerini disiplin edecekler. Dervişlikte disiplin edecekler. İşlerinde disiplin edecekler. Okul hayatlarında disiplin edecekler.
Bir hizmet verilmiş dergahta. Sen disiplinli bir şekilde o hizmeti yap. Sema çalışması. Disiplinli bir git sen. İşte neyi çalışması? Disiplinli git. Kaçta işin senin? Şu saatte git. Git. Dükkanın aç. Adam, işiyle alakalı problemin var. İşte ben de kendi kendime dedim ki gideyim bu adamı ya dükkanını bir ziyaret edeyim. Sabah 8. 8.30. Esnaf adam 8.30'dan sonra dükkan mı açar? Saat 8.20 mi ne geçiyordu? Adamın dükkanının önündeyim. Adam yok dükkanında. 5-10 dakika oyalandım gelir belki dedim yok. E dedim bu sohbetleri de dinlemiyor içimden. Bangır bangır bağırıyorum.
8.30'da gidin dükkanı açın diye. Telefon açtım. Dedim öldün mü yoksa? Yok efendim de işte. Dedim ya. İflas etmediğine dua et. Dükkanın var. Kaçta açıyor esnaflar? 8.30'da. Sen 8'de git aç. Sen 8'de git dükkanını aç. Temizle. Onlar 8.30'da gelsinler. Onlar temizlik yapacağız. Ortalık hazırlayacağız diye uğraşsınlar. Senin 8.30'da işin bitmiş olsun. Yok millet 8.30'da atıyor. Milleti 9'da atıyor. Hele Bursa'da. Eka bir Bursa'nın esnafları. O 8.30'da 9'da gelirken mağmur bir şekilde gözler yarı baygın yarı aygın gelecekler dükkanlarına.
Ondan sonra gidecekler. Bir poğaça simit alacaklar. Börek alacaklar. Ondan sonra çay söyleyecekler. Dükkanda önce böyle bir poğaça simit veya ne bileyim börek yiyecekler. evlerinde tencere yok sanki. Adam normalde her gün 9-9.30'da geliyor. Elinde şey poşet. Her günde şey uğruyor. Ne o? Fırını uğruyor. Reyhan'la bir fırın var. Fırını uğruyor. Geliyor bakıyorum ben şimdi. Ondan sonra geliyor işte. Selamun aleyküm aleyküm selam. Abi nasılsın iyi misin? İyiyim abi. Sen nasılsın iyi misin? İyiyim. Bir, iki, üç, dört, beş, altı, bir hafta, iki hafta, üç hafta. Ya her gün poğaça simit yenilir mi? Değiştiriyor tabii.
Bir gün poğaça yiyor. Bir gün simit alıyor. Bir gün börek alıyor. Yok ertesi gün aç mı alıyor? Ben izliyorum onu. En sonunda dedim. Abicim dedim ya. Sizin evde kahvaltı olmuyor mu? Yani senin dedim yanlış anlama. Hanımın dedim kalkmıyor mu? Hani işe gideceksin ya kahvaltı hazır. Yok abi alışmamışız ya dedi. Oğlum dedim nasıl alışmadın? Yani sen evlendiğinden beri hep dedim dışarıda. Abicim bekarken de dışarıda kahvaltı yapıyorduk. E dedim anneniz hazırlamıyor mudur size? Yok abi dedi. Alışmamışız biz dedi. E dedim ben evlenince dedi. Hanım da dedi işe yapmıyor. E dedim seni uğurlamıyor mu? Bey güle güle. Allah hayırlı işler versin. İşin gücün rast gelsin.
Kapıya kadar dedim seni uğurlamıyor mu? Yok bu abi ya dedi. Yorganın altından dedi. Elimden böyle yaparsa hala dedi. Ben kaldım. Lan oğlum nasıl bir şey bu dedim ben. Hani nasıl oluyor böyle bir şey? Abi dedi ya yorganın altından elini çıkarırsa dedi. Öpte başına koy dedi. Allah Allah. Durdum şimdi kendi kendime. Oğlum sen böyle dedim hayat yaşayamazsın. Dedim ya ben üzülüyorum sana dedim. Gencecik adamsın. Her gün dedim. Bir gün poğaça, bir gün açma, bir gün simit, bir gün börek. Oğlum hayatın böyle geçiyor senin dedim ya. Sabahleyin dedim. Bir gün tarana çorbası yapsın. Bir gün normal kahvaltılık yapsın.
Bir gün işte şunu yapsın, bunu yapsın. Ben sıralıyorum şimdi. Abi nerede ya dedi. Bursa genelde böyle. Allah affetsin. Yani buna gülüyoruz ama. Yani sabahleyin evinde kahvaltı yapıp da çıkan elini kaldırsın desem. Utanır herkes şimdi. Doğru mu? Kaldırın bakayım ellerinizi. Her sabah elinde kafa. Yüzde on bile yok bak. Yüzde yirmi. Kaldır kaldır. Yani ya. Tabii tabii oruçlu günleriniz. İlla Halit de oruç tuttuğunu söyleyecek yani. Bütün herkes öğrendi. Tamam Allah razı olsun. Bu normalde evet sabahleyin disiplin bakın bu. Hanım benim saat sekizde evden çıkmam lazım.
Benim kahvaltımı da ona göre hazırla. Nasıl basmaya. Sekizde benim kahvaltım hazırla olsun. Şunu da cevap olarak alabilirsiniz. Sen hazırla beni de kaldırsın. Siz de hazırlayın. İyi adam olun. E bir gün gelir bıkar o da size kahvaltı hazırlatmıktan. İyi safa gelir size kahvaltı hazırlar. Disiplin meselesi. Siz onu yapmazsanız sizin çocuklarınız o disiplini öğrenmez. Siz akşam yemeğinde belli saatte gelmezseniz sizin çocuklarınız o disiplini öğrenmez. Siz namazı evde kılacağınızda çocuğunuzla teşvik etme açısından. Hadi yavrum sen de abdestini al.
Beraber namaz kılalım. Demezseniz o çocuk ona alışmaz. O disiplini sağlamaz. Sağlamaz. Allah muhafaza eylesin. Bir abimizin hafta sonu gireceği imamlık sınavı için sizden dua istiyor. Allah en hayırlı yöne çevirsin inşallah. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Miraç'ta Allah ile nasıl selamlaştı? İlk gördüğümde ne dedi? Namazda ette hayatı neden okuyoruz? O yüzden okuyoruz. Arkadaşlık kurarken Kur'an ve sünnet tarihinde nasıl dikkat etmeliyiz? Genelde arkadaş olduğum insanlarla belli bir sure sonra kendimden harcar konuma geliyorum. Veya sürekli kıyas noktasında senin evin böyle, benimki değil, senin eşin böyle, benimki değil ve benzeri.
Bu da benim karşımdaki insana karşı soğumama sebep oluyor ve kendimi geri çekiyorum. Birçok arkadaşlığımı bu sebepten dolayı bitirdim. Yarış haline dönüyor. Çünkü bu sorunu nasıl çözebilirim? Geri dönmek meseleyi çözmez. Siz geri dönmeden, yarışmadan arkadaşlık kuracaksınız. Yani bunu normalde insanlar, bakın dervişler güzel ahlaklarını, iyi ahlaklarını, olması gerekenleri sergilecekler. Geri çekilecek olan, o ahlaka uymayan insanlar sizden geri çekilsin. Siz güzel ahlakınızı koyun ortaya. De ki gıybet etmeyelim kardeşim. O ayrılsın sizden. Ayrılacaksa. Ya işte senin eşin ne kadar iyi de, bizimki böyle değil de. Kardeş, biz eşlerimizi karşılaştırmayalım, kıyaslamayalım.
Bu adaba aykırı bir şey. İster erkek, ister bayan. Eşler birbirleriyle kıyaslanmaz. Arkadaşların, kardeşlerin, eşleri kıyaslanmaz. Adaba aykırı. İki erkek kardeş eşlerini kıyaslayamaz. Adaba aykırı. İki kız kardeş eşlerini kıyaslayamaz. Adaba aykırı. Buna dikkat edecekler. İki derviş kardeş birbirlerinin eşlerini kıyaslamaz. Adaba aykırı. Ayıp şeyler bunlar. Herkesin karısı, kocası kendine. Herkesin kardeşi, annesi, babası kendine. Bunların kıyaslanması, bunların konuşulması doğru şeyler değil. E toplum bunu yapıyor. E biz yaptığı için geri çekilelim. Hayır. Bizim yanımızda yapılıyorsa kardeş, o sünne uygun bir şekilde.
Bu adaba aykırı bir şey. Bunları kıyaslamayalım. Bunlar Kur'an ve sünnet ahlakında değil. Bunları konuşmamıza gerek yok gibisinden tatlı bir şekilde uyaralım, söyleyelim. Geri çekilmeyelim. Çirkin ahlak hakim olmasın ortama. Adapsızlık, edepsizlik, şeytani davranış biçimleri hakim olmasın ortalığı. Bilmiyor insanlar bunları.
Ailesinden öyle görüyor. Öğrenmemiş. Biz ona tatlı bir şekilde anlatacağız. Geri döndüğümüzde, geriye çekildiğimizde ortalığa kötülük hakim olacak. Bildiğimiz doğruyu insanlara tatlı bir şekilde anlatacağız inşallah. İmkanı olduğu halde sürekli bir şeyler isteyen insanları nasıl uyarabiliriz?
Ellerinde var fakat en ufandan en büyüğüne kadar sürekli bir şeyler ister haldeler. Arkadaşlarımızın ilk zamanlarında birbirimizi tanımıyorduk ve elimizde geldiğince yardımcı oluyorduk. Ama tanıdıkça olayların boyutu değişti. Nasıl tavır sergilemeyiz? Biz yalan söyleyerek uzaklaşmak istemiyoruz. Bu noktada tatlı bir şekilde uyarabilirsiniz. Bir sohbet esnasında biz bir şey istemek, istenilmek yasaklandı diyebilirsiniz. Biz arkadaşlara, kardeşlere hep diyoruz. Mümkün olduğunca hiç kimseden hiçbir şey istemeyin. Hele dervişlerinizi kullanaraktan hiç istemeyin. İstemeyin. Kadın erkek, derviş kardeşlerinizin karşısında bir şeyi istemeyin. Bu sadece çavuşlar, zakirler için geçerli değil.
Herkes için geçerli. Çavuşlar, zakirler zaten istemeyecekler de. Ama diğer kardeşler de mümkün olduğunca istemeyecekler. Andırmayacaklar. Undurmayacaklar. Vay ya sizin buranın kebabı güzeldir ya. Kebap canım istediydi. Vay sizin şuranın şusu güzelmiş ya. Nerede acaba ki ya? Biliyor musun sen onu bir götür bize. Allah muhafaza eylesin. Yok işte bu halıdan bizim evde yok ama işte söyleyip duruyorlardı evden de böyle bir şeye bak diye. Bunlar yanlış. Ama andırma. Ben şimdi gelsem sana masraflı olurum ya. Bir sürü şey çıkarırım sana.
E gelme o zaman. Gelme. Kim dedi sana gel diye? Mustafa abi ya. Şeyh Efendi'yi getirdim ya. Evet. Tamam mı? Abi ya şimdi buradan gideceğiz. Lastikler de iyi değil ya benim. Eee? Ya işte iki tane lastik alsak. Oğlum sana getirdiğin var mı? Yok. Senden ben mi istedim Şeyh Efendi'yi? Hayır. Bana ne oğlum senin lastiğinden? Abi Şeyh Efendi'yi götüreceğim ya şimdi tekrar geriye. E götürme. Nasıl yani? Bırak ben buradan götürürüm. Abi olmaz söz verdim. Oğlum ne yapayım söz verdiyse? Yaşadığım şeyleri söylüyorum size. Adama demişim sanki Şeyh Efendi'yi al geldi.
İki idi dörde çıktı lastik. Adamın dört tane lastikini yeniledik gönderdik buradan. Aldık. İş döndü Şeyh Efendi'ye gitti çünkü. Oğlum bunun lastikleri de kötüymüş. Bu lastiklerle yola çıkarmış bizi. E alalım efendim dört tane. İyi olur. Ala olur. Aldık dört tane lastik. Sonradan tekrar bu adam geldi. Yine bir mevzu oldu. Dedim Şeyh Efendi'yi bırak buradan git. Sana dedim son kelam. Yoksa dedim sonun olacak. Dervişliğinin de sonu olacak. Ben götüreceğim millaki Nevşehir'e tekrar. Oğlum yapma etme. Bak laf dinle. Bu sana son sözüm. Ben götüreceğim. Peki götür. Al.
Bir daha dedim Bursa sınırlarının içerisine girmeyeceksin. Benim bulunduğum sınırlarının içerisine girmeyeceksin. Yanında kim olursa olsun. Şeyh Efendi de olsa girmeyeceksin. Girersen dedim seni perişan ederim. Ne yaparsın dedi. Döverim dedim. Dedim derviş olduğundan beri kimseyi dövmedim. Seni döverim kesin dedim. Gitti Şeyh Efendi'yi Nevşehir'e bıraktı. Bir mesele vardı o zaman için. Diyorum ki Şeyh Efendi iki gün sonra tekrar gidecek. Nevşehir'de duramayacak yani. Olur mu? Laf dinle diyorum ben dinlemiyorum. İki gün geçti. Şeyh Efendi tekrar çıktı. Oradan telefon açıyor. Ondan sonra bana abi sen bulunduğum yere gelme döverim dedin. Ben şimdi Şeyh Efendi'yi Nevşehir'den alacağım.
İzmir'e getireceğim. Sen de İzmir'e geleceksin. Beni döver misin? Vallahi de billahi de tillahi de döverim seni. Şeyh Efendi götür derse de ki dedim Mustafa abi böyle söyledi. Beni dövecekmiş götürdüğünde eğer sana beni götür derse dedim ben. Dedim istersen al getir. Nasıl gelecek şimdi İzmir'e? Ben onu getirtirim. Sen dedim kapat telefonu. Neyse sonra Şeyh Efendi ile İzmir'de buluştuk biz. Ondan sonra dedi Şeyh Efendi. Oğlum filanca ile aranızda ne geçti dedi. Hiçbir şey yok efendim dedim. Dervişliğinin sonu oldu. Edeb lazım. Yolda laf dinlemek lazım.
Yolda laf dinlemek lazım. Dervişliği kullanarak da dervişliği istismar etmemek lazım. Dervişliği istismar etmeyecek. Edebini muhafaza edecek. Koruyacak. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir kimse bir şey istiyorsa çok. Yani alışıyor o dergahın içerisinden. İstedi değil mi? Ver bir daha isteme kimseden de. Söyle. Bizim yolumuzda istemek uygun görülmedi. Ben bu gece sizde misafir kalabilir miyim? Yok bizim dergahımızda. Yok. Ya nerede kalacağım ki ya?
Yok ya git. Denizin kenarında yatıyor. Git bir bankta kal. Git arabanı çek kenarına arabada yatıyor. Ben misafir kalabilir miyim? Hayır yok. Akrabalarınıza dayı demeyin. Akrabalarınıza bile demeyin. Annenize babanıza bile demeyin. Damatmış, gelinmiş demeyin. Kimseye demeyin. Kimseye. Kayınpedermiş, kayınvalideymiş. Deme kardeşim. Kimseye deme. Kızına mı gittin? Git ziyaret et. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Ben gidiyorum de. O arkandan feryat etsin kal diye. Oğluna mı gittin?
Oğluna gittin. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Ben ziyaret ettim. Gidiyorum. Allah'a amenet olun. Ya kal işte. Arkandan feryat etsin. Kalma. Annene babana mı gittin? Evet. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Ya gördüm. Ziyaret ettim. Selamun Aleyküm. Allah'a amenet olun. Ya kal işte. Feryat etsinler. Onlar senin arkandan etsin. Hiç kimseye deme. Ben kalabilir miyim? Hiç kimseye deme. Yemek yiyeceğiz mi ya? Karnımız acıktı. Değil mi? Otur oturduğun yere. Derviş kardeşine. Deme. Deme. Kimseye deme. Hadi bir çay söyleyin bakalım. Deme. Adamın cebinde parası var mı yok mu? Nereden biliyorsun? Hadi bizi bir yemeğe götür.
Adamın cebinde parası var mı yok mu? Nereden biliyorsun? Söyleme kimseye. Hiç o kimsenin üzerinde kötü ahlak olarak kalır. Allah muhafaza eylesin. Amin. O halde sen bizim zikrimizden yüz çevirip yalnız dünya hayatını isteyen kimselerden yüz çevir. Necm 29. Etrafımızda böyle insanlar var. Aramızda bir sorun yoksa bile yüz mü çevirmeliyiz? Sizi zikrullah'tan, sizi Kur'an ve sünnetten uzaklaştırıyorsa evet. Ağız taşını ümrede nereden alabiliriz? Orada herhangi bir yerden küçük taş alıp getirsek olur mu? Hayır. Hicret esnasında Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretlerinin kaldığı mağaradan alacağınız.
Yasin suresi 58. ayette selamun gavlen min rabbin rahim. Elmalı meali. Onlara rahim olan Rab'den selam sözü vardır. Bu ayette Allah kullarına selamı nasıl olur, biz nasıl anlayabiliriz? İşte selamun gavlen min rabbin rahim dedin mi? Allah'ın selamı senin üzerine oldu. Birisi sana selamun aleyküm derse, sen de aleyküm selam dersen Allah'ın selamı senin üzerine oldu. Sen karşıdan selam verene bakma. Birisi sana selamun aleyküm dedi, sen de ve aleyküm selam dediğin anda Allah'ın selamı senin üzerine oldu. Sen Ahmet'ti, Mehmet'ti isme takılma, görünene takılma. Sana her selamun aleyküm diyenin Allah'tan olduğunu bil. Ve aleyküm selam dediğinde o iksir tamamlandı.
Allah'tan sana bir selam geldi, sen de ona selam verdi. Selamını aldın, sen de ona selam verdin. Onu Ahmet, Mehmet olarak görme. Bakın onu Ahmet, Mehmet olarak görmeyin. Kur'an-ı Kerim Allah'ın kelamı mı? Evet, bir kimse Kur'an-ı Kerim okursa Allah'la konuşmuş oldu mu? Evet. Hadis-i Şevtecabir radiyallahu anh'ın rivayetinde Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurmuştur. Ümmetimin sonunda suret değişikliği, iftira atmak ve yere batıp kaybolma olayları olacaktır. Bunların gerçekleşmesine önce zalimler, bunlar gerçekleşmesine önce zalimlerden başlanacaktır. Burada buyrulan suret değişikliği ve yere batıp kaybolma nedir, açabilir misiniz?
Normalde insanların suretleri insan suretinde ama ne yazık ki gerçekte insan sureti değil. Suret değişikliği olarak onu anlıyorum. Müteşabi. Bir kimse bunu kendince ya işte bu suretli bir şeklinden kasıt ondan sonra o kimsenin farklı bir sureti bürünmesi olarak algılayabilir. Ama bunu öyle değil de şu anda kendimce o kimsenin manen suretinin değiştiği olarak görüyorum. Batırılması zahiren de olabilir, tekrar bunu söyleyeceğim. Ama normalde batırılma şu anda gerçekten insanlar manevi olarak batmış vaziyetteler. Allah ümmeti korusun inşallah. Defalarca söylüyorum böyle uzun sorular, uzun meseleler böyle yazmayın diye ama Öğrencilerden biri bir Yahudi'ye hakaret eder ve Hallac'ın kızgınlığı üzerine çeker.
Bir süre sonra sakinleşen, Hallac önce sevgili olun, bütün dinler Ulu Tanrı'nın dinleridir. Tanrı her bir diniyle ayrı bir insan topluluğunu meşgul etmektedir. İnsanlar inandıkları dinleri kendileri seçmediler. Bilakis Rahman ve Rahim olan Tanrı insanları inandıkları dinler için seçmiştir. Eğer bir insan başka bir insanın inandığı dinin doğru olmadığı iddiasıyla kınarsa bu hareket ile o insanın kendi iradesiyle bir tercih yapmış olduğu yolunda bir hüküm vermiş olur. Bu da aslında kadercilerin tarzıdır. Bu zerdüşler böyle bir dini topluluktur. Yani bunlar dualisttir. Bilsinler ki Yahudilik, Hristiyanlık ve diğer dinler sadece çeşitli sonlar ve farklı isimlerdir. Fakat hepsi de maksat aynıdır, farklı değildir. Ben dinlerin ne olduğu konusunda çok düşündüm. Neticede gördüm ki dinler bir kökün çeşitli dallarıdır.
Bir insandan onun alışkanlıklarından alıkoyan ve bağlarından koparan bir din seçmesini talep etme. O zaten varlığın sebebi ve yüce gayelerin manasını kendisinin en iyi anladığı şekilde arayacaktır der. Üstadım Hallacı burada tam olarak ne anlatmak istemiştir? Kısaca açıklar mısınız? Hallacı bu kadar okuyacağınıza 10 tane hadis-i şerif okusaydınız kemale ererdiniz. Bakın yani bu tip şeylerle uğraşacağınıza 10 tane hadis okusanız ve amel etseniz kemale ererdiniz. Tekrar tekrar söyleyeceğim. 10 tane hadis-i şerif ezberleyip onunla amel etseniz kemale erersiniz. Oturuyorlar muallakta bir kimse.
Hallacı'nın yazdığı bir kitap yok. Hallacı'nın dilinden kaleme alınan sahih bir eser yok. Yok. Otur, hallacı konuştur. Ben otururum burada. Hallaç şöyle dedi, hallaç böyle dedi diye sabaha kadar konuşurum sizden. Daha da ileri. Hallacı da bir perdeye oturtturursun. O da her söylediğini, hadis ve Kur'an ve sünnet tarihisinde olan her şey evet der. Ama hallacın bir eseri mi var? Yok. Bir kitabı mı var? Yok. Herkes oturuyor.
Kendi kafasına göre bir hallaç konuşturuyor. Herkesin kafasına göre Atatürk konuşturduğu gibi, herkesin kafasına göre Hacı Bektaş Veli konuşturduğu gibi, herkesin kafasına göre Hazreti Mevlana'yı konuşturduğu gibi, herkesin kafasına göre Hallacı konuşturduğu gibi, herkesin kafasına göre Nesimi'yi konuşturduğu gibi. Neden? Bunlar muhteşem şahsiyetler. Herkes kafasına göre bir yunus konuşturuyor. Ya şiirleri meydanda, elimizde bir tek şiirleri var. Meydanda, tarzı, tavrı, şekli, şemali meydanda bu sözü nereden çıkardın, bu şiiri nereden çıkardın? Hacı Bektaş Veli Hazretleri makalatı elimizde. Eee Fatiha tefsir elimizde.
Nereden çıkardın bu sözleri sen? Hazreti Mevlana'nın Mesnevisi meydanda, Divanı Keberi meydanda, mektupları meydanda. Nereden çıkardın bunu sen? Hallâc-ı Mansûr'un yazılı bir eseri yok, nereden çıkardın? Arabi'nin yazılı eserleri meydanda, bunu nereden çıkardın? Allah muhafaza eylesin. Sohbet başlamazdan önce erkeklerin bulunduğu alanın arka tarafındaki perdenin bulunduğu yerin arkasında birkaç derviş oturuyorlar. Kıyafet değiştirmek isteyen kişinin kullanabileceği yer kısıtlanıyor. Kıyafet değiştirmek zorlaşıyor, bunu 2-3 haftadan fazladır yaşıyorum.
Değile getirmek istedim, Allah razı olsun. Herhalde bayanların tarafında galiba, burada değil değil mi? İbrahim burada mı mesela? Burada köşede mi oluyor? O kimse ölü değil miydi, dirilttik. Kur'an derileri kötülükten çekindirir. Ona güzel bir hayatla can vereceğiz. Size hayat vermek için davet eden Allah haberi, sönüne gidelim. Bu hayatlerde geçen diriltmek, can vermek, hayat vermek gibi tabirlerden kasıt nedir? O kimse ölü değil miydi, dirilttik. Evet, normalde bir kimse şey olarak bu dünyada öldükten sonra tekrar dirilecek. Kur'an derileri kötülükten çekindirir.
Bir kimse normalde hayatını yaşarken onları kötülükten çekindirir. Ona güzel bir hayatla can vereceğiz. Normalde Adem Aleyhisselam'la alakalı olabilir. Ondan sonra bir de öbür mahşerde cennetlik hayatla da olabilir. Size hayat vermek için davet eden Allah ve Resulüne gidin. Normalde eğer ki Kur'an ve sünnete tabi olursanız gerçek hayatı yaşarsınız. Kur'an ve sünnete tabi olmayanların hayatlarının normal bir hayat olmaz. Ebu Hureyre'den Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu. Allah bir kulu sevdiği zaman Cebrail Aleyhisselam'ı çağırır. Ve ben falanı seviyorum, onu sev. Sen de sev der. Cebrail de onu sever. Sonra gök ehline seslenerek şöyle der.
Allah filan kimseyi seviyor. Onu siz de sevin. Onu gök ehli de sever. Sonra onun sevgisi yeryüzünde halk arasında yayılır. Allah bir kula buğz etti mi Cebrail Aleyhisselam'ı çağırır. Ve ben falana buğz ediyorum. Ona sen de buğz et der. Cebrail de ona buğz eder. Sonra gök ehline Allah falana buğz ediyor. Ona siz de buğz edin diye seslenir. Onlar da kendisine buğz ederler. Sonra o kul için yeryüzüne buğz konur. Müslim hadis-i şerifi rivayet eden. Bu Sufilerin çokça kendilerine ölçü aldığı hadis-i şeriflerden birisidir. Sufiler bununla bir kimsenin Allah dostu olup olmadığına dair kendilerince ölçü çıkarırlar. Eğer bir kimse Allah'a dost ise Cenab-ı Hak başka bir rivayette mümin kullarına der.
Cenab-ı Hak Cebrail Aleyhisselam'a der ki ey Cebrail Allah filanca kulunu sevdi sen de sev. Cebrail Aleyhisselam gök halkına nida eder. Allah filanca kulunu sevdi sizler de sevin. Gök halkı da başka rivayette öyle der. Mümin kulların kalbine ilham eder. Burada Müslüm'ün rivayetinde halka, insanların kalplerine ilham eder. Allah filanca'yı sevdi siz de sevin. Müminlerin birbirlerini sevmesi, Allah dostlarını müminlerin sevmesi bu kabildendir. Allah bir kimseye de buğz ediyorsa, sevmiyorsa bunu Cebrail'e der. Ey Cebrail ben filanca'ya buğz ediyorum, sevmiyorum. Cebrail yine meleklere der ki Allah filancayı sevmiyor gök halkına. Sizler de sevmeyin.
Melekler de müminlerin kalbine ilham eder. Veya halka ilham eder. Derler ki Allah filancayı sevmiyor, siz de sevmeyin. O yüzden sufiler buradan kendilerine yol çıkarırlar. Kendilerine yol çıkarırlar. Eğer bir kimseye bütün halk düşman ise, hiç kimse onu sevmiyorsa, onun küfrüne işarettir. Eğer bir kimseyi müminler sevmiyorsa, onun küfrüne işarettir yine, münafıklığına işarettir.
Eğer bir kimseyi müminler seviyorsa, o kimsenin Allah dostu olduğuna işarettir. Ama bir kimseyi bu noktada kafirler de seviyorsa, müminler de seviyorsa, o kimsenin münafık olduğuna işarettir. Müminlerin dostu ancak müminlerdir. Mümin bir kimsenin dostu mümindir. Cenab-ı Hak müminlere atfen emretmiş ki, siz kafirleri kendinize dost edinmeyin.
E bir kimse bir mümin kafiri dost edinemeyeceğine göre, kafir de onu kendine dost edinmez. Bir kimsenin dost olabilmesi için birbirine benzemesi gerekir. Birbirine benzemeyenler birbirleriyle dost olamazlar. Birbirine benzecek. Biz birbirimize benzeriz şimdi. Hep beraber zikrullah yapacağız. Zikrullah'tan nefret eden bir kimse burada oturur mu? Oturmaz. Zikrullah'ı istemeyen bir kimse burada oturur mu? Oturmaz. E bu sohbeti sevmeyen bir kimse gelip bu sohbete oturur mu? Oturmaz. E Mustafa Özboğaz sevmeyecek bir kimse burada oturur mu? Oturmaz. Buradaki derviş kardeşleri sevmeyecek. Burada oturur mu? Oturmaz. Hani bazen dervişler kendi kendine cahillik yapar ya, ya ben gidiyorum, ben aslında dervişlerle benim pek aram yok ama, ya işte seviyorum ben filanca kimseyi.
O kalamaz burada. Evet. O bir gün gelir, ya kendini değiştirecek, kendini değiştirecek. Burada her kim geldiyse hepsi diyecek Allah'ı zikretmeye gelmiş. Hepsi de Allah'ın kıymetli dostları. Hepsini de severim. Ya bir gün ayağın kayarsın, bahaneye başkasını bulursun.
Kendi sevgisizliğinden kayar. Veya hatta burada zikrullah halakasında duran bir kimseyi fazlaca eleştirir. Dibetini yapar, dedikodu eder. Ayağı kayar mı? Ayağının kaymaları buralarıdır. Ben bazen derim ya, adam eşki içer gelir gene. Bir şey olmaz ona. Hatta öbürkü der ki lan adam içiyor, içiyor, geliyor. Evet, içer içer gelir, hiçbir şey olmaz ona. Ama sen burada birisine sevgisizlik yaparsan sen gidersin. Vay lan ya, o da gelmiş. Görüyor musun ya? Vay zikrullah halakasında gelmiş. Bunun zikrullah yaptığı yerde ben de mi zikrullah yapacağım? Çeker giderim. Ya ağabey ya çok iyisiniz, çok güzel, topluluğunuz da çok iyi de bize özel bir ders açar mısın? Dedim ya bunu müşrikler istemişti Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den.
Ama dedi ya işte filanca cemaat böyle yapıyor da, yani biz yapamayız mı böyle? Biz ayrı toplansak? Yani böyle benim işte çevremde iş yaptığımız insanlar var, onları ben oraya getiremiyorum da. He dedim getirme kardeş, biz dedim rutubetin içinde duruyoruz hamdolsun. Sen getirme. Ama böyle bir şey değil. Ama bunu işte filancalar yapıyor. Ha bak filancalar kalmadı şimdi hiçbir şey yapamıyorlar. Bak Allah bir tokat vurdu, darmantası etti. Zenginler bir yerde, öğretmenler bir yerde, mühendisler bir yerde, doktorlar bir yerde, savcılar bir yerde, hakimler bir yerde. Ha bak fukaralar hiçbir yerde, var ya hepsi de, çok fazla para verenler Amerika seyahatı, muhterem hoca efendileriyle yemek yemeler, onun hediyesine mazhar olmak, dolarlar patladı.
Ha bak olmuyor işte, sonu gelmiyor. Neden? Sünnet-i Resulullah'a aykırı, zengini fakiri, alimi cahili, meslek, meşrep neyse herkes oturacak, zikrullah yapacak. Hazreti Mevlana diyor ya, evlat, toprağın altında usta da bir, çırak da bir. Toprağın altında ustası da, çırağı da bir, zengini de, fakiri de bir, bileni de, bilmeyeni de, toprağın altına gidecek sonuçta. Orada ayrıştıracak olan Allah. Beğenmediğin bir kimse senden daha iyi bir derviş olabilir. Beğenmediğin bir kimse, ucundan bir şeyin ucundan tutmuş olabilir. Kimseye hor hakir bakma. Allah'ı zikredenlerle dost olmaya çalış. Zikredenlerin halakasında durmaya çalış. İyilerle beraber olmaya çalış.
Zenginlerle beraber olacağım diye uğraşma. Yok belli meslek sahipleriyle beraber olacağım diye uğraşma. Allah'ı zikredenlerle beraber olmaya çalış. Allah'a dost olmuş velilerin sohbetinde oturmaya çalış. Allah yolunda canhıraş, mücadele eden, koşturanlarla beraber olsaydık. Beş yıldızlı otellerde konferans vereceğiz. Beş yıldızlı otellerde din anlatacağız. Yok işte o cuşu huruş içerisinde bulunacağız. Vay sufilikte böyle bir şey anlattı ya. Nerede anlattı? Filanca otelde. Giriş ne kadardı? Giriş normalde gece oraya girmek için herkes bir oda tuttu. Ne kadar? Günlük işte 250 dolar. Bir hafta kaldık 10 günlük bir program olacak 2500 dolar. Eğer sohbetleri de normalde girmek için biner dolar da sohbet için verdiniz.
10 günde 10 bin dolar adam başına. Ya işte şiir. Evet bu paralarla millet ne o? Sufi sohbeti dinliyor. Evet. Dedim yani ne anlatıyor size? Çok derin anlatıyor. Ne anlatıyor? Ne anlatıyor? Anlattığını söyle bana. Ama hocam çok derin anlatıyor. Hay tamam. Yapacak bir şey yok. Dedim ya gerçekten çok derin anlatıyormuş. Böyle baktı. Dedim söylediği bir tek şey var. Söylediğiniz bir tek bir şey var. Çok derin anlatıyor. Evet dedim yani bu kadar parayı aldıktan sonra derin anlatır. Otelden dedim yüzde kaç anlaştı?
Kim alıyor dedim konferans salonuna girmezden önce. E dedi orada bir yetkili var. Hatta ayrıyeten toplu halinde değil tek tek de ders almak istersen. Ayrıca bir daha ücret ödüyorsun. Seni daha da derinleştiriyor. Tabii özel ömreye yutmuşlar böyle bir grup halinde. dedim kaç aydı kişi başına dedim. Ümre programınız yaklaşık 30 bin doları buldu dedi. Ümre kişi başına. İyice derinleşiyorlar tabi onlar. Sen Allah dostlarının ucundan tut. Onların halakasında otur. Nefsini onlarla beraber etmeye razı et. Nefsinle mücadele et.
Sen bir dostun kapısına muhakkak sımsıkı yapış. Sen böyle heva hevesine uymuş. Dünya hayatının süsüne aldanışına kapılmış. Dünya hayatının peşine gitmiş. Sufili garnitür olarak yaşayan. Sufili gösterişte kullanmak isteyen. İşte arada bir gidecek. Sohbette endam edecek böyle. Ondan sonra o da zaten nereye oturacağım diye bakacak böyle. Aha o filanca bu kokuyor. Bu insan kokuyor. Bu işte bilmem ne kokuyor. Tazı gibi kokluyor ortalığı. Buraya da geliyor birkaç tane öyle görüyor. Bunları söyledikten sonra gelmemeye başladılar. Git kardeş senin de köpek huyu var. Git dışarıda kokla ne koklayacaksan.
Burada senin aradığın koku yok. Köpek huylu. Burada bir derviş kardeşimizi küçük gören kimse burada duramaz. Oturmuş buradan girmiş mi içeri girmiş. Kim olursa olsun zikruluğa yapmaya gelmiş. Onu küçük görmesen. Ne dedi Mevlüt Han? Bir kez aşk ile Allah dese o lisan dökülür cümle günahları mistihazan. O kimse aşkla samimiyetle buraya geldi. Burada Allah'ı zikretti. Temizlendi gitti. Ben ona inanırım. Allah'ı zikredecek o.
Allah necisini zikreder mi? Allah kötüyü zikreder mi bu manada? Rahmani boyutta. Hayır. Zikrullah ile kasındırmış o kimse. Kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder. Kimi küçük gördün? Allah'ın zikrettiğini. Kimi horhakir gördün? Allah'ın zikrettiğini. Kimi adaletsiz davrandın? Allah'ın zikrettiğini. Dikkat edin. Dikkat edin. Kime adaletsiz davrandın? Allah'ın zikrettiğine. Kime yanlış yaptın? Allah'ın zikrettiğine. Kimi kötüledin? Allah'ın zikrettiği kimseyi kötüledin.
Allah'ın zikrettiği kimseyi kötüledin. Nereyi kötüledin? Allah'ı zikredilen yeri kötüledin. Allah muhafaza eylesin. Amin. Bir kimseyi Allah sevdiyse Allah onu mümin kullarına sevdirir. Bir kimseye Allah buğz ediyorsa mümin kullar onu sevmezler. Bu sufilin ölçüsüdür. Bu sufilin ölçüsüdür. Bir kimse o yüzden bakarken bakacak ya müminler o kimseyi seviyor mu sevmiyor mu? Kimin peşinden gittiğine bakacaksın. Kimi sevdiğine bakacaksın.
Kendini tanımak mı istiyorsun? Evet. Diyeceksin ki ya benim en çok sevdiğim kim? Diyeceksin ki kendi kendine en çok benim lafını dinlediğim kim? Diyeceksin ki ben en çok neyin peşinden gidiyorum? Ona bakacaksın başka bir şey bakmana gerek yok. Eğer normalde mesela açıktan Allah'ın dinine hakaret eden, açıktan Allah'a ve yoluna laf söyleyen, açıktan Kur'an ve sünnete cephe açmış, açıktan Kur'an ve sünnetin dışında bir şey yaşayan kimselere karşı muhabbetin var ise onlardansın kardeş.
Vücudunun nerede olduğu önemli değil. Onlardansın. Bir kimse oturduğu yerden katil günahına girer mi? Evet sen bir katili seversen ve katilin katilini hoş görürsen, güzel görürsen, aynı katil gibi olursun. Oturduğun yerden zikrullahı sever, zikir yapanları sever, zikir halakasında olmak isterler. Herhangi bir sebepten dolayı gidemediysen sen zikir halakasındasın. Sen dervişleri seviyorsan, dervişler topluluğundansın. Sen bir veliyi seviyorsan, o topluluktansın. Bir veliye düşmanlık yaptıysan, sen Allah'ın düşmanısın. Sin benim veli kullarımın düşmanlık yaparsa, Allah'a düşmanlık yapmıştır. Allah ondan intikamını alır. Yırtıcı hayvanların avlarından intikam aldığı gibi.
Sen Allah dostlarından, dervişlere, zikredenlere düşmanlık yaparsan, Allah'ın intikamı acıdır. Allah intikamını alır. Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin. Her daim velilerin, sıddıkların, şehitlerin yolunda eylesin. Her daim Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin. Her daim bizleri zikir halakalarında devam edenlerden eylesin. Her daim bizi ilim meclislerinde bulunanlardan eylesin. Her daim bizi kendine ve Habibine dost eylesin. Her daim Habibinin izinden gidenlerden eylesin. Amin diyen dillerimizi nar-ı cehennemden azat eylesin. Bizlerin gönüllerine zikullahını tesis eylesin. Amin. Fâlemennâhûl. Leeeeee. Bismillahirrabbilâlemîn. Fatiha.
Amin. Amin. Eşimli. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.