mustafaozbag.org

52. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 47:12

Çavuşların dersleri iptal etmeye etkileri var. Dersi gelemediyse başkasını tayin edebilirim. Eğer bir sıkıntı var ise dersleri iptal ederler ama kendileri gelemeyecek dersler yerine başkalarını tayin ederler, yerine başkaları dersi yaptırır ama komple dersi böyle iptal etmek gibi bir hakları olmaz. Müslümanların boş zamanlarında hangi edepleri gözetmelidir? Gözetmelidir. Önce kaza namazını, Kur'an'ın zikirini yapmalıdır.
Namazları olanlar namazlarını kılacaklar ama en faziletliyse Allah'ı zikir etmek. Bu Allah'ı zikretmek demek en faziletli diye Kur'an-ı Kerim okunacak, namaz kılmayacak anlamına gelmez. Kaza namazı varsa kaza namazı yapmalıdır. Bu noktada Kur'an'ın dokucak hepsini yerine getirecek, yerine gelmez. Kalp ile mi yapılan zikir daha yaklaşır yoksa dil ile mi yapılan zikir daha ekranlıdır. Yani bu noktada ekraniyet açısından ihlas önemlidir ama ihlas var ise o zikrullah kalbe iner. Muhakkak ki kalp ile yapılan zikrullah, dil ile yapılan zikrullah'tan evlâdır. Yerine, durumuna, konumuna göre. İnsanın kalbinden geçenleri melekler de bilir mi yoksa sadece Allah-u Teâlâ bilir, kalp ile yapılan zikrullah'ı Allah bilir, meleklerini bildirirse bilir, o yüzden kalp ile yapılan zikrullah da Cenab-ı Kendisi yazar.
İtidal, tefrit ve ifrat ne demek. İtidal, orta yol demek. Tefrit ve ifrat üç noktalar var. İki sırtlık. İtidal ikisinin ortası, ifrat ve tefritin ortası. Kişi dünyadayken yaptığı iyi amellerle mi cennete girer yoksa Allah'ın rahmetiyle. Hiç kimsenin iyi ameli insanı cennetlik etmez. Ancak cennetlik olmasına vesile olur. Allah o kimsenin iyi amelini vesile ederse ona rahmet ve bereket verir. Biz kiracıyız, ev yapacak durumumuz da yok. Uzun vadeli iş yapmayın demiştiniz. Devlet tarafından Tokyo evlerinde yapılıyor. Bir dervişin Tokyo'den yararlanması uygun olur. Tavsiyeniz nelerde değilse kiralık, ateş pahası gibi çelişkide kalıyor. Ben uzun vadeli iş yapmayın derken esnaflar için söyledim.
Tokyo evlerine arkadaşlar girebiliyorlarsa girsinler. Bu noktada bir problem yok. Esnaflar için bizimle uzun vadeli borçlanmıyor. Bankalar. Bu esnaflar için geçerli. Yani uzun vadeli borçlanmıyorlar esnaflar. Bir kriz oluyor, ondan sonra Allah'ın rahmeti buluyorlar. Belli bir memur işçi, bu noktada belli bir maaş olan insanlar. Biri Tokyo evlerine yazılmışlar. Bunda bir beys yok, bunda bir sıkıntı yok. Gururluya karşı gurur sadakamadır. Yani şimdi evladım gururluya, lokman hekimli bir söz evladım gururluya karşı gururluluyor. Efendim ben fakir bir insanım ama çevremdeki akrabalığım ve çevrem zengin insanlar. Ama ben onların yanında rahat edemiyorum.
Bazen düşünüyorum acaba benden bir eksiklik var yoksa lokman hekimli çözüm mü bulamam gerekiyor, çelişkide kalıyor. Bakirin kibirlisi de cehennemliktir diyor. Allah resulü sallallahu ve sellem hazretleri. Kibirlenene kibirleniniz. Bu hadis-i şerif. Bir karşıdaki kimse kibirleniyorsa ona bir kimse kibirlenir. Bu onun hakkıdır, şerri olarak. Ama takva dairesinde buna gerek yoktur insanı itici yapar. O yüzden bu tip şeylerden, dervişlik açısından uzak durmakta fayda var. Bir de insanlar kendilerinden zengin insanların etrafında fazla bulunmamaya gayret gösterdikler. Yani birisi kendisinden çok fazla zengin, onun yanında çok fazla kalırsa ondan etkilenir. Fikri olarak, düşüncesi olarak etkilenir. Kendi kendine, ya benim halime şükür demez.
Onunla yarışmaya başlar, onunla atışmaya başlar ve onunla yaşam standartını yükseltmeye çalışır. Helak olur. Allah muhafaza etsin. Adam mücahit, cebimde Marlboro var, ayağımda Lotto var demiştir. Cebimde hiç sigaram yok, Lotto ayakımda olmayacak ama yedi yıldır Amerika şirketinde çalışıyorum, hakkınız helal olsun. Yani şimdi normalde bu noktada bir kimsenin, şimdi bazı şeyler var, bazı şeylerden insanların kurtulması mümkündeydi.
Lotto ayakkabı bir tüketim aracıdır, sigaram tüketim aracıdır. Gönül ister ki Amerikan firmasında da o kimse çalışmasın. Bakın bu ikisini ayırt etmesin. Bir şey var, tüketiyorsun onunla. Ha mümkündeydi diyorsun ki o şirketi güçlendiriyorsun. Doğru. O şirketi güçlendiriyorsun. Ama hiç olmazsa sigara kullanmak, o sigara içmekten, Lotto'yu kullanmakten daha harfli olur. Gönül ister ki orada da çalışma. Saç boyaman dinimize uygun olur ve bir de kalkma isim dinimize uygun olur. Yani saç boyamanın dinen herhangi bir sakıncası yok, bir kimse lanet olsun ihtiyalamış erkeklere ki gençleşmek için saç ve sakallarını boyarlar. Bu kimin için geçerli, benim için geçerli. Ben gençleşmek için kalkar sakalımı, saçımı boyarsam lanet olsun hadis-i şerif.
Ama savaşa gidiyor bir kimse, savaşa giden bir kimse kendisini genç göstermesi gerekir. O zaman sakalımı, saçını siyaha boyaması veya kınalaması caiz olur. Veyahut da bir görevi vardır, bir mücadelesi vardır, bir ara gibi bir problemi vardır, bir sıkıntısı vardır. O kimsenin saçını, sakalını boyaması caiz olur. Hatta bazı hanagüler demişler ki evlenecek olan bir erkeğin, evlenecek olan bir erkeğin, işte böyle hastalıkta ondan bundan saçı sakalı ağrırsa, onun boyamasında, boyatmasında bir beis yoktur demişler.
Veyahut da birisinin, hanımı genç olan bir kimsenin işte saçını, sakalı bu noktada boyatmasında bir beis yoktur diyenler olmuş. Ama hadis-i şerifi unutmamakta fayda var. Bir insan kendisini dostlarına karşı, etrafına karşı genç gösterme çapasına girmeyecek. Eğer genç gösterme çapasına girerse, boyama açısından bu caiz değildir. Takma isim, bazı insanlar, sülalelerinin o isimleri yanında var. Bunda bir beis yok ama bir kimseyi aşağı alıyorsa takma isimini, onu böyle halkın içerisinde küçük düşünüyorsa, etrafındaki insanların arasında küçük düşünüyorsa, o takma isimini kullanmak caiz değil. Boş vakitlerinde müzik çalıyor ve şarkı söylüyor. Bar ve diğer mekanlarda bunun hakkında biraz bilgi verilmişsiniz.
Barlarda, mekanlarda şarkı söylemek, oralarda çalkı çalmak caiz değildir. Haram. Bir kimse gidirse barda, pavyonda orada burada şarkı söylüyor, çalgı çalıp geçimini temin edemez, bu haram olur. Diyeceksiniz ki, müzikini dinlemenin bu noktada konumu nedir? Bununla alakalı hanefilerin büyük bir çoğunun, müzikini dinlenebileceğini, ve bu noktada işte her insanların bu gibi müzikini aletinin çalabileceğine dair petfalar var.
Ama belakalı bir kimse kilit de barlarda, pavyonlarda, işte ne bileyim kadınların arasında, işte bu tip eğlence manketlerinde musiki yani şarkı söyleyeyim, işte bir musiki aleti çalması cahil değil. İş yerinde kullanılan post cihazlarından çekilen kaplardan parayı banka kesinti yaparak ertesi gün ödüyor, bununla hüküm nedir? Hüküm belli değil mi? Beş lirayı sana dört lirayı ödüyor arasındaki faiz. Hadisi inkar etmenin hükmü nedir? Yani bir kimse hadis âlemi ise, o hadis âlemi, imen bir hadisin zayıf olduğunu, veyahut da imen o hadisin uydurma hadisi olduğuna dair, imen bunu tespit ettiyse bu onun hakkıdır. İlmen tespit ettiyse. Ama bizim gibi aval bir insanın herhangi bir hadisi okumadan, bilmeden, kendi kafasına, kafasına inkar ederse küfre edilmiş olur. Allah muhafaza eylesin.
Hazreti Ebubekir raddallahu anh hazretlerinin nasihatlerinde buyuruyor ki, ölüm ahiret belalarının hepsinden kolaydır. Dünya belalarının hepsinden zordur. Efendim bu durum İslami yaşama özen gösterenlere aynı uçundur. Değişen bir şey olmaz. Hazreti Ebubekir efendimizin ölçüsü, bir başkasının ölçüsünün aşağısında olmaz ki. Boşanan kadının iddeti ne kadardır? Dışarıda, bu sırada ne yapması gerekir? Boşanan kadının iddeti üç ay olması lazım. Öyle mi? Boşanan kadının iddeti üç ay. Öğlenin de dört aydır. Bu sırada ne yapması gerekir? Bekleyecek kadın yapacak başka bir şey yok. Aynı zamanda peygamberimizin sünnetini yapmanın fazileti nedir? Sünnete duymayan bidat ehlindir. Bir kimse gücünün yettiğince, ahir zamanda sünnetlerini icra etmeye gayret eder. Bir sünneti terk etmek, yerine bidat bir iş giriyorsa, o zaman günah kebairidir. Bile bile kasten. Ama her sünneti terk eden bir kimse,
muhakkak onun yerine bidat işler. Allah muhafaza eylesin. Bidat işlemiyorsa ona söyleyecek bir sözümüz yoktur. Ama burada Müslümanlara düşen vasife, sünnetleri icra etmektir. Yani şunu şöyle, kendi kendinizi şöyle sıkıştırabilirsiniz. Sabahleyin kalkın, sabahleyin kalkışınızda akşam yatıncaya kadar hayatınızı sünnetlerle yoğrulmaya çalışın. Bunun için her gün sünnet okumanız lazım, hadis okumanız lazım. Hadis okursanız belli bir müddet sonra hayatınız her şeyin de sünneti seneye uygun olur. Yani şöyle bir şey hayal etmeyin. Yani bugün dergaha girdim, ben bugün bütün sünnetleri işleyeceğim ve bütün hadisleri işleyeceğim ve bu noktada da belli bir noktaya geleceğim. Bu bir hayat.
Güzel bir hayat ama normalde bu hemen bir günde hal olacak bir mesele değil. Bunun için hayatınızı dizayn etmeniz gerekiyor. Bunun için hayatınızı ona göre yerleştirip unutturmanız lazım. Bir arkadaşın evinden kuşkalar çıktı bunları yakmasını tavsiye etmişler. Ne yapmalı? Yakılabilir ama onu bir akan suya atsın. Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretleri hadis-i şerifinde akan suya atılmasının uygunu görmüşler. Bu sapık meşrefler İslam'a ne zaman girdi bunlardan korunma yolları nelerdi?
Yani bu sapık meşref ve meşrefler Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretleri vefat eder etmez başladı. Müseylemetül tezah neydi? Yani sonuçta kendi kendine peygamber deni ilan etti. Öyle değil mi? O zaman demek ki bu sapıklık, insanoğlu var olduğundan dedi var. Ay büke isminin anlamı nedir? Vallahi bilmiyorum ki ayı bütmektir belki de. Arkadaşlar ben her şeyi bileceğim diye bir kaydı yürüyen bir sözlük deyemiyorum. Yürüyen sözlük, kütüphaneler var ya.
Allah'ıma azaz edersin öyle değilim. Asitli içeceklerin asitini atıp içebilir miyiz? Bunlarla ilgili bir açıklama yapabilir miyiz? İlla içmek zorunda mısınız? İçmeyelim. İlla bir mücadele mi ediyorsunuz kola içmek için? Veya gazoz içmek için? Yani bu mücadelenin neye gerek yok? İçmeyelim. Yani aç gazozlu dursun orada, asit'e gitsin ondan sonra, bu kadar kıymet verilecek bir şey değil.
İçme, at kenara gitsin. Ehli tasavuk böyle sıkıntılı davranmaz. Bunlar sıkıntılı şeyler. Bunlar psikolojisi düzgün olmayan insanların yapacakları şeyler. Yani aç gazozlu, beklet orada. Olmadı bardaktan bardağı boşalt. Ne yapıyor? Asidini atıyor. İlla ki içecek. Bu adamın psikolojik dengesi bozuyor. İçmeyelim kardeşim. Ne alakası var? Git soda iç. Natural. Git su iç. Git hayvan iç. Şerbet iç. Meyve suyu iç. Evde yaptır, hanımına bir meyve suyu içtir. Şimdi evde ne var? Ronda var, robot var, bunlar ne var? Ne ararsanız var. Kavun zamanı şimdi. Yapın kavunu, getirttirin. İçin kavun suyu. İlla ki asitli içecek mi içmek zorundasınız? Elmanın çıkarın, armudunu çıkarın, şeftalisini çıkarın, suyu için. Şerbetini yapın, ne bileyim, marmeladını yaptırın evde için.
Kayısı marmeladını yapın, ayva, işte armud, ne marmeladını yaptırıyorsanız yaptırın. Evli o armudu. Bekar olanların böyle bir şansı yok. Annelerine bir süre racaz edecekler. Ya da derhal evlenecekler ikisinden biri. İlla ki bu inat ne? Gazlı içecek içmek için. Krediyle araba veya ev alınması haramdır. Krediye bağlı. Yani krediyle ev alınır, mal alınır. Ev alınır, mal alınır.
Yani adam diyordur ki ben sana kredi açıyorum kardeşim. Al yüz milyarlık arabayı, yüz milyar lira olarak bana o elli aydır eder. Kredi açtım adam. Açtı demek ki krediyle alışveriş, vadine alışveriş hükmünde olursa adam evde, arabada alabilir. Ha bu vadine alışverişler bir fark olursa, doğrudan bir fark gelişirse o zaman buna bakmak lazım. O farklı bir şey. Zikret esnasında kalp ile nefesle ya da darbinin hikmeti nedir? Uzun bir muhabbet. Yani zikrullah da nefesle kalbi ve darbi zikrullah etmek uzun bir muhabbet. İnşallah bunu böyle geniş bir zamanda size anlatayım. Ama yani bunu kendi kendinizde ya bilmediğimiz bir şey yapıyormuş gibi algılamayın. Bu sizin hem kendi beyninizdeki elektronik, manyetik alanlarınızda hem ruhunuza bakın hem beyninizdeki elektrik, her beynin bir elektrik, manyetik alanı var. Yani siz şimdi benim sesimi duyuyorsunuz öyle değil mi?
Öyle değil mi? Benim sesim değil mi bu? Beyninize bu giderken Mustafa Özman'ın sesi olarak gitmiyor. Bu beyninize bir elektrik, manyetik ve elektrik akımı gibi gidiyor. Bir ışık gibi, bir ışın gibi gidiyor. Onu belki de teknik olarak, hakezden bizi daha güzel tarif ederdim ama frekans ayrı bir mesele. Frekans o gittiği yol. Anlatabilir miyim? Bu bir elektronik, manyetik, manyetik bir alan gibi. Ha telsiz telefon var ya. Yayıyorlar, enerji şeklinde gidiyor. Ve enerji şeklinde beynine giderken bizim beynimiz aslında o enerjiyi algılıyor. Sesi algılamıyor aslında. Manyetik, elektronik o enerjiyi algılayınca ses dalgasında diyebiliriz.
onu algılıyor. Aslında beyin de algılamıyor. Beyin sadece onu alıyor. Onu asıl algılayan ruhtur. İşte bu dafi zikrullah hem vücudun dışına hem vücudun içine hafi zikrullah vücudun içine kalbi zikrullah da kalbi dediğimizden vücudun sadece kalp olarak onun üzerine etkisi ve tesiri var. Bunlar uzun bir mahvet. İnşallah açacağız bunu. Zikir, şükür, zikir açıklar mısınız? Çok anlayalım. Fikir, şükür, zikir. Açıklarız bugün inşallah. Komşu hakları neler? Hiç kimseye zulmetmeyin bu yetersin. Ölümden kıyamete kadar geçen sürede neler yaşanacak? Ne yapacağız? Öldükten sonra göreceğiz. Zikir razı olsun da Aişe Vardemiz'in nefrettiği hadiste kim Resulullah'ın Allah'la görüştüğünü söylerse Allah'a iftira atmış olur diye söyledik.
Doğru mudur? Hz. Aişe Vardemiz miraçla alakalı meselede şey değildi daha evri değildi, çocuktu daha Mekke'deydi. O miraçla alakalı hadislerde Hz. Aişe Vardemiz öyle diyebilir ama Hz. Aişe Vardemiz'in o hadisini inkar etmiyoruz. Fakat başka sahabeler de Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretleri miraçla alakalı meselesinde Allah'la görüştüğünü nakletmişler. O yüzden miraçla alakalı meselelerde bazı ulemalar üç tane değişik miracın olduğunu, bunun birisinin kalbi olduğunu, birisinin rüyada olduğunu, ruh ile olduğunu, birisinin de o anlattığımız hem bedenen hem çeseden olduğunu söylerler. Bu olabilir, bu mümkün bir şey. O yüzden böyle olduğuna inanıyoruz. O hem ruh hem kalben hem bedenen olan miraçta da Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretleri Allah'la görüşmüştür.
Allah'la görüştüğüne dair de hadisler vardır. Hatta Allah'la normalde kendi göğsüyle gördüğüne dair de rivayetler ve sözler vardır. Tabi kimse buna inanır, inanmaz. Ayrı bir mesele. Ama miraça inanmak zorundadır. Miraça inanırız. Miraçta olan hadiseler var. Üzerinde değişik yorumlar var. O değişik yorumlardan insanlar birbirisini tersi edebilir. O da onun hakkıdır. Onun üzerine başka söyleyecek bir sözümüz olmaz. Yani bu gerçekten hem ruh hem bedenen olmuş olsa Yani müşrikler Peygamber Efendimiz altı ay rüya anlatmadan Yani Peygamber Efendimiz'e rüya anlatmadan zaten yadırganmıyor. İzzat mesela bu cehil diğerlerdir, Peygamber Efendimiz'e sordular. Bu rüya mıdır? İzzat kendim mi çıktım diyor. O da kendim çıktığını söyleyince Zaten onların yani reddetmeleri bedelen mi çıkmasına?
Yani din bilmeyen nasıl sonradan bu hadisler söyleyemiyor ama O zaman müşrikler de zaten rüya olduğunu söyleseydi Çok böyle... Şimdi meseleyi inkar etmeyecekler. İnkar etmeyecekler zaten. Ama sonuçta Hz. Ayşe validemizden öyle bir hadis naklediyorlar. Hadis kitap çalınca da var. Hatta daha ağır olumlu var. Yani işte yine böyle nakillerden var. Ama şu var. Yani Hz. insanların yaşadıkları Müslüman oldukları zaman yaşadıkları ortam bir yer çok önemli. Sonuçta Miraç ile alakalı meseleler Mekke'de olan şeylerdir. Hz. Ayşe validemiz Mekke'de daha çocuk oldu. Hatta çocuk bile değildi. Onun olsana. Yok çocuk hükmünde sayılır. Yani normalde Medeni'ye hicret ettiklerinde 9-10 yaşlarındaydı.
1-2 yaşındaydı. 1-2 yaşındaydı. Çocuk dediğim o. Yani daha hiçbir şey yok. O yüzden Hz. Ayşe validemiz Miraç ile alakalı hadislerine yani itibar etmemekteyiz. Yani o böyle bir şey söylemiş ama bunu Peygamber'in dilinden söylemiyor. Bu Hz. Ayşe validemizin. Olsa olsa kendi görüşü. Ben çünkü o hadisi biliyorum ben. Bana Peygamber böyle dedi demiyor. Şimdi hadisler bölüm bölümdü. Bazı hadisler vardı. Bana Peygamber dedi ki der. Hz. Ayşe validemizin bu kendi hükmü. Yani o hadisi Allah affetsin. Ben okudum biliyorum. Miraç ile alakalı mesele de. O Hz. Ayşe validemizin kendisi hükmettiği bir şey. Yani kim Resulullah, Allah'la konuştu derse Allah'a iftira atmış olur diyor.
Bir de onunla alakalı delil olarak ayet-i kerim okuyorum. Hz. Ayşe validemiz. Ama normalde Hz. Ayşe validemiz bunu söylediği zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretten vefa dedikten sonra söylenen sözü. Peygamberin sağlığında söylenen bir söz değildir. Bir. İkincisi Hz. Ayşe validemizin Miraç ile alakalı meselede Miraç'ın olduğu zaman da uzaktır. Miraç ile alakalı meseleye uzaktır. Zaten İmam-ı Azam hazretlerinde Hz. Ayşe hadislerinin çok önem verdiği halde Miraç ile alakalı hadisede Hz. Ayşe validemizin hadislerinin çok itibar etmemiştir. Yani Miraç ile alakalı mesele de Fık-ı Ekber'de İmam-ı Azam hazretleri Miraç'ın ceseden ve ruhen olduğuna dair fetva verdi.
Kim bunu ceseden ve ruhen inanmazsak da diye ayretten de fetva verdi. O yüzden biz ehl-i tasavvuf olarak biz kendimiz Miraç'ın ceseden ve ruhen olduğuna inanırız. ve aynı zamanda Allah'ın zelle delalini bizim beynimizin, aklımızın veyahut da işte idrakimizin algılamayacağı bir noktada ve manada Allah'ın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle konuştuğunu, ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle onun bir şekilde gördüğüne inanırız.
Ben inanırım. Ben böyle inanırım. Yani sonuçta Cenab-ı Hak Musa'ya ağaçtan vahyettiyse, ağaçtan konuştuysa Tur-i Sinada konuştuysa değişik peygamberlere değişik zamanlarda, değişik şekillerde onlarla görüştüyse, konuştuysa bir şeyi vesile ederekten, bir şeyi orta yerde bırakarak da Allah bunun arkada Muhammed-i Mustafa'yla görüşmekten uzak değildir. Onunla da görüşmüştür. Benim inancım bu. Ve benim bu inancım da hiç kimse küfre, yanlışlığa, eksikliğe, noksalına götürülmesin. Bir evladın hak etmediği bedduayı atası ettiği zaman o dua kabul olur mu? Olmaz. Bir kimse bu noktada yani, anne baba sen namaz kılıyorsun, sana beddua ediyorsa, o beddua tutmaz. Yani bedduanın tutması için anne babanın haklı olması lazım.
Anne baba haksız çocuğuna beddua ediyor, ona tutmaz o. Normalde onun öyle bir derdi yok ki, işte sen zikrullah'a gidersen sana hakkı helal olmasın. Bunlar normalde insanlara etkiler ve bunlar doğru değil. Bunda herhangi bir anne baba çocuğunu ibadetten alıkoyma açısından ona beddua ederse o tutmaz. Çocuğunu ibadetten alıkoyma hakkı yoktur bir anne babanın. O yüzden yani anne baba hakkı doğru ama velakim anne baba hakkının da sonuçta bir derecesi, bir yerin bir sınırı var. Yani öyle sınırsız değil. Hiç kimsenin hakkı, hukuku Allah'ın hakkının ve hukukunun önüne geçmez. Hiç kimsenin, hiç kimsenin bu noktada yasaklaması Allah'ın yasaklamasını veya Allah'ın helallarını haram etme noktasına gelmez.
Allah'ın mafaza etmesini. Yani benim de annem yıllarda dergaha gelip gitmemi istemezdi. Arkamdan bize derdi ki, ben ileniyorum sana. Bizim orada ilenmek derdi. Yani işte sen şöyle olasın diye. Bir gün ben anneme dedim ki, anne yani ne yapmam lazım, yeniden içkiye mi başlayayım dedim ya. O zaman mı rahat edeceksin sen dedim ben. Biraz biraz yumuşadı. Bu değişmiyor. Aileler sonuçta çocuklarının dini hayatlarını muhafaza etmeye, korumaya çalışmama. Onlar da kendi dergelerinde diyorlar ki, ya siz sapıklığa gideceksiniz. Yanlışlığa, eksikliğe gideceksiniz. Biz seni sevdiğimizle korumaya çalışıyoruz diyorlar. E şimdi gerçekten de sapık, yanlış yerler var mı var mı?
Onların böyle bir tedirginliklerini anlayışla karşılamak lazım. Veyahut da işte bizim üzerimizde bir eksiklik, noksanlık yoksa onlar belki de tedirginlik yapacaklardır. Onlarda makul davranmak lazım. O yüzden her anne baba haksız yere beddua ederse çocuklarına o beddua geçmez. Namazda secdeye varırken parmak aralarını açmak günah mıdır? Namazını kıldır kardeşim. İster parmaklarını aç ister kapatır. Allah yardımcınız olsun. Yani muhakkak ki insanın namazda dergi toplu namaz kılması, parmaklarını açmaması, böyle kıbleye uzatması, bunlar sünnet. Yani işte bazı şeylerde de bizim insanların seferatlarda çok takılıyorlar. Buradan çok takılıyorlar ki Allah muhafaza eylesin.
İnsanlar kendi psikolojilerini rahatsız edecek noktaya giriyorlar. Benim hiç aklıma gelmez namazda ellerim açık mı, kapalı mı? Ben sadece namazda ellerimin kıbleye bakmasına ilk zamanlar belki de dikkat etmiş mi? Şimdi hiç dikkat etmem. O kimsenin namazı kılarken kendi dairesinde, iç dairesinde Allah'la özel bir görüşme içerisinde olduğunu rahatsız edin. Desin ki ben özel görüşüm şu anda. Desin ki ben özel huzura çıkıyorum şu anda. Desin ki ben özel bir uzat yaşayacağım. Desin ki ben namazla özel bir konuşma yapacağım. Desin ki ben namazla özel olarak kendi halimi arz edeceğim buna. O kimsenin ne ayağı aklına gelir, ne evi aklına gelir. Ne pantolonun hüdüsü aklına gelir, ne işi aklına gelir, ne eşi aklına gelir.
Bu aklına geliyorsa adam elim şöyle olsun, ayağın böyle olsun. Şurum şöyle olsun. Ya bu nasıl namaz olacak o zaman? Yani namazda hala da elin nerede onu mu düşüneceksin? Elin açık mı, kapalı mı onu mu düşüneceksin? Yoksa namazda sen o büyük huzura çıktığını mı düşüneceksin? Veyahut da namazda bütün müminlerin o esnada namaz kıldığını ve o müminlerle beraber senin de duanın, senin de namazının miraç olması gerektiğini onun için temiz bir kalpte huşu içerisinde namaz kılmanı mı düşüneceksin?
Yoksa arabalar gibi sarıl nasıl saklı acaba? Bir sarılına bakıyor, hem okuyor işte ne bileyim, gömleğim düzgün mü? Gömlem düzgün mü? Bir onu düzeltiyor, onu sarılını bağlıyor. On günler, bir daha cübbesin neredeyse adam geykeyi çıkaracak. Namazda ruşi ile namaz kılın. Namazda unutun kendinizi. Namazda kendinizi unutun. Namazda kendinizi unutursanız namazınız çok hala namaz olur. İşinizi, eşinizi, aşınızı, dünyanızı unutuyorsanız namazda aklınıza getirmiyorsanız namazınız namazdır. İki kişi namaz kılıyoruz biz. İşte namazda adam benim hatamı yakalamış. İkimiz de namaz kılıyoruz. Selam verdik. Bana döndü. Namazını iade et mi? Bir şey dedi, geçmiştik.
Ne oldu dedim ben. Böyle kıldın namazı dedi. Aaaa! Düşündüm. Biz beraber namaz kılmıyor muyduk dedim ben. Evet dedi. Sen namazını iade et o zaman dedin. Neden dedi. Sen benim namazını takip etmiştin namazını dedi. Yani namazda şimdi başka bir işle ilgilenmek, başta işle iş yapmak namazda, namazı fâsit eder. Yani namazda iş yapmak ne demek? İşte zahiren, şer'i manası şu. Süleyi alıp oradan oraya koymak. Adam namazda. Adam namazda. Sarını söküp tekrar sarını bağlamak. İş yapıyor. Adam namazda. Yani işte Allah rahmet eylesin. Bizim seyyid'den ömrede teravih kılıyoruz. Yandaki adam namazda su içiyor.
Adam nişaret etmiş onu su içeceğim diye. Ben bir ara gözüme baktım. Adam namazda ya. Adama suyu verdik çok çok çok çok. Adam içiyor. Sertem içiyor. Döndüm. Ağacı adamın namazı mı uzun? Ben içiyor adam dedi. Suriyeliymiş o. Tanıştık sonra. Ya. Ulan dedim kendi kendi bütün dini, tersiür almışsa oldu dedim. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi dövür tatlı yüksek bir yerdeyiz biz. Ne yaptı? Dedim bir de adamın yemek yediği var olmadı. Ya şimdi namazda adam su içer mi? Orada su içti. Ha çok sıcak çok. İşte mazırat sıkıntı fazla. Allah kabul etsin. Ben namazda olmadı demiyorum ben de.
Allah kabul etsin inşallah. Ama normalde Hanefi'ye göre uygun değil. Yani bir iş yapıyor. İyi. Sen namazdasın. Ya namazda adam benim namazı takip ettiysin. O da iş yaptı. Namazı sükunetle. Sükunetle, sakinlikle bu şey içinde namazı kılın. Zikrullah da aynıdır. Adam zikrullah burada zikrullah da yaz. Etrafı gözetir. Kim kafasını nasıl sallıyor? Kim geldi? Kim gelmedi? Kim nasıl ders yapıyor? Kim yüzünü nasıl değiştiriyor? Bu bak. Yüzünü böyle buruşturdu. He. Hal görüyorum diye hava yapıyor bak. Aslında hal değil bu. İşte yok. Bak yüzünü şöyle yaptı. Bu hal görüyor herhalde. Yok ama o ağlıyor ya. Hem böyle böyle yap hem de gel burada ağla. Sen derviş misin? İçinden şimdi ondan.
Kardeşim bırak milletim. Sen kendi dersine bak. Kendi zikrullahına bak. Sen kendi haline bak. Başkasıyla ilgilenme. İşte insanlar neden kaynaklanıyor? Huşuru ve huzuru bulmuyorlar kendi kendine. Adam zikrullah da kendisini unutacak. Kendisiyle alakalı şeyleri unutacak. Namazda kendisini unutacak. Kendisiyle alakalı şeyleri unutacak. Öyle ibadet edin ki. İbadette kendinizi unutun. İbadette kendisini unutan adam Elim açık mı? Kapalı mı? Hiç düşünür mü? Düşünmez. Veya ben namazdayken işte şey dedeyken ayaklarını kapattım mı? Kapatmadım. Ayaklarım açık olmuş da biri geldi benim namazdan sonra işte vurdu benim şeyime, omuzuma. Ondan sonra buyurun dedim ben.
Yanlış anlamadım dedi. Namazda ben senin arka safındayım dedi. Evet dedim ben. Siz dedi. Secdede ayaklarınızı kapatmıyorsunuz. Sen secdede değil miydin o zaman dedim ben de. E secdedeydim dedi. Benim ayağımda ne işim var senin dedi. O da secdeye gidiyor. Ben de secdeye gidiyor. Benim ayağımda onun namazda diyor. Bir kimsenin ayağına bakmaz ki insan. Secde edeceği yere bakar diyor. Namazda öyle değil mi? Evet. E sen önüne bak kardeşim. Sen milletin ayağından neyi giledin? Adamın ayağından ilgileniyor. Adamın kıyafetiyle ilgileniyor. Adamın sarıyla ilgileniyor. Adamın işte yaptıkları hareketlerle ilgileniyor. Bunlar bizi ve etrafımızdaki insanlar. Emci bizi toplum dışı yapıyor.
Ve etrafımızdaki insanlarla ilişkimizi bozuyor. Biz oturmuşuz. İnsanlar adam oturuyor şimdi caminin, ulu caminin oraya veya herhangi bir camiye oturuyor şimdi kenara. Her içeri girenin kılını, kıyafetini nasıl girdiğini, nasıl çıktığını, kıyafeti nasıl olduğunu, nasıl olması gerektiğini hükmetmek için oturmuş oraya. Ve mübarek insan bırak, insan camiye girmiş. Sen camiye girdin de şükret. Sana ne adamın kılından, kıyafetinden, saçından, sakalından. Kim karışacak ki işte. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ilgilenmeyin kimsenin. Birisi size bir şeyi sorarsa doğru olanı söyleyecek. Deme adamın omuzuna vurup da kardeşim sen nesin böyle namaz kıldın diye. Allah bizi muhafaza eylesin inşallah.
Hakkınızı helal edin. Üç ihlas tutu arkadaşlar. Yokumuş olduğumuz dualardan aslı olan sahibi evvelen bizzat. Hariki aynası mevcuda sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa.
Aleyhisselatu ve Selam Efendimiz'in mübarek katil münevver ruh-i şeriflerini ilerledik. Sen vası ve seda eyle yaradı. Amin. Bir geçmiş bütün peygamberlerimizin oğluna, Cebraik, Mika'in İsraf-ı Azrail Aleyhisselam'ın oğluna, onun ehli ve itibat sahibi kiramına, Hazreti Hubekir'ün, Osman'a ve aleyhi efendilerimizin oğluna, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin'in ve Kişkeşe'den oğluna, Tabi'in ve tebe-i tabi'in efendilerimizin oğluna, ne edildik sen vası ve seda eyle yarabbi. Amin. Yeni feyz-uatlarını, teveccühlerini, şefaatlerimizin evlerimizden eksik etme yarabbi. Amin. Şihlaz bir fatiha şerif. Amin.
Ya Rabbi okumuş olduğumuz dualardan aslı olan sahibi İmamız İmam Azem'a Ghanifi, İmam Şafi İmam, Malik İmam, Ambel Hazretlerine oğluna, birimiz bir Seyyid Abdülkadir Gelani, Seyyid Ahmed Al Rufayi, Seyyid Ahmed Al Bediyevi, Seyyidi İbrahim Dursi ki, Şeyh Havela Senedi Şah Azeli Şahı Nakşibendi Muhammed-i Baaddin Hacı Bektaş ve Hacı Bayram ve Le Mevlana Celalettin Rumi, Muhammed İftad Hazretleri ve bütün prefendilerimizin oğluna indirildik sen vası ve seda eyle yarabbi. Amin. Peyzuhatların, teveccühlerin, şefaatlerin üzerlerinden eksik etme yarabbi. Amin. Ya Rabbi Fatiha Şerif. Amin. Amin. Ya Rabbi okumuş olduğunuz dualardan aslı olan sahibi, bütün üvillerin, evliyaların, dervişlerin, yürşidik amillerin, müminlerin onurlarına, hasetten üstadımız, sultanımız, bayındırlarcımız, hafendi Hazretlerinin, huanet bu seylerine, cebdeşe tatlanan ruhlarına, hediye edildik sen vası ve seda eyle yarabbi.
Amin. Peygamberimizden, akrabatlarımızdan gelmiş ve geçmişlerimizin ruhlarına, Mehdi Aleyhisselam'ın, huanet bu seylerine, burada bulunan ve bulunmayan kardeşlerimizin ruhanetlerine, bu seyirle Allah'ın ruhuna ve yaşayanlar ruhanetlerine, tüm ümmet-i Muhammed'in ruhaniyetine, dervişler, vişar, müşid, müşidden ve ehli imanın da ruhlarına ve yaşayanların ruhanetlerine, hediye edildik sen vasıv ve seda eyle yarabbi. Amin. Seda eyle yarabbi. Amin. Hümmetlerin, feccühatlarınız ve veccühleriniz, şefaatlerin üzerlerinden eksik etme yarabbi. Amin. Estağfurullah, estağfurullah, estağfurullah,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi