Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Kasım 2016 · 55:01
Allah herkese ana eylesin, baba eylesin, dede eylesin, nene eylesin, gecenizi hayır eylesin, Cenab-ı Hak nefesinizi her daim kendi yolunda harcadıklarından, harcattıklarından eylesin, Ümmet-i Muhammed'e dirlik, birlik, beraberlik eylesin inşâAllah, memleketimize gayret, kuvvet versin, memleketimize içeriden, dışarıdan düşmanlara fırsat vermesin inşâAllah, Amin. Yezidilere Cenab-ı Hak gerekli dersini verdirsin inşâAllah. Amin. Mezarlıklara mermer taşı yaptırmak caiz midir? Böyle ismi belirlenmesi için taş yaptırmakta bir beis yok ama böyle mezarlıkları süslemek hoş değil. Gusül, boy, abdestle vakit namazı kılınır mı? Tekrar abdest alıyorum bir sakıncası var mı? Tekrar abdest almanın da bir sakınca yok ama namaz kılınır öyle gusül abdest değil.
Perşembe geceleri bayanların tarafında kendi aralarında konuşmalarının çıkardığı gürültü yüzünden sohbeti duyamadığımızı, bu yüzden de gelmediğini söyleyen arkadaşlar var. Özellikle zikrullah bittikten sonra aşırı derecede gürültü oluyor. Bu durumun bir çözüm bulunabilir mi? Zikrullah'tan sonra arkadaşlarım birbirleriyle sohbet etmeleri, kaynaşmaları, neğer sohbet devam etmiyorsa, sohbet etmeleri, kaynaşmalarında bir beis yok. Ama bazen burada zikrullah'tan sonra sorular kalıyor. Sorulara cevap veriliyorsa o zaman gürültü yapmanın, daha doğrusu birbirleriyle tanışma ve kaynaşmayı sonra ötelemekte fayda var. Bir yıl önce bir arkadaşa bin TL'nin altında kredi kartından para çektim verdim. Bir yılda en ufak bir ödeme yapmadı. Faiziyle beraber geri ödediğim para bin TL'yi geçmiştir.
Bir hadis şeriften rivayete borç verip de yazmayan kişinin de duası kabul olmuyormuş. Ne tavsiye eder neler söylersiniz bu konuda? Birisine borç verdiysen ki bu borç ise, günü de konmadıysa o kimse eline geçtiğinde ödeyecek. Bir kimse sizden borç para istedi. Eğer ona gün koyulmadıysa, şu gün denmediyse, İslam hukuk açısından söylüyorum. Gün söylenmedi. O kimse eline geçtiğinde ödeyecek onu. Uzağa koy. Elim kolum heyecanla, hareketli. Eline geçtiğinde ödeyecek. Birisi dedi ki, burada soru bu kadar. Çünkü normalde o kimse bir yıl önce bir arkadaşa bin TL'nin altında kredi kartından para çektim verdim demiş.
Verebilirsin. Borç vermişsin. Eyvallah. Eyvallah ona da cebinde yokmuş. Faiz ödüyorsun. Eyvallah. Senin kendi tercihin bu. O adam ne zaman eline geçti o zaman ödeyecek. İslam fıkıı, Hanefi'ye göre. Gün koyduysa o günde ödeyecek. Ahitlerinizde dur. Gün koymamış. İstemeye dahi hakkın yok. Gün koymadıysa. Birine dedi ki, ya kardeş bana bin lira verir misin? Veririm kardeşim. Al sana bin lira. Gün konulmadı. Ondan o borcu hatırlatırsın. Yani bin lira valla elime geçtiğinde vereceğim. Bitti. Veremiyorum şu anda. Bitti.
Gün yok. Gün koyduysa gününde ister. Konya, Selimiye, Camii, eski imamlarından Hüseyin Sıtkı Baba, Metli Baba, Hüseyin Fikri Özer, Musa, Çiftçi. Bu silsileyi tanıyor musunuz? Alakanız var mı? Hiçbirini de tanımıyorum. Bir alakamız olduğunu da düşünmüyorum. Peygamber Efendimiz sonuna mı yatardı, sağına mı? Hatırladığınız, bildiğiniz kadar söyler misiniz? Sağına yatardı. Dizlerini de karnına doğru hafiften çekerdi. Yılanı öldürmek sevap deniliyor. Allah'ın yarattığı bir canlı olarak görsek de öldürmesek olur mu? O seni sokunca sorarım ben sana bunu. Gelir, ısırır, zehirini akıtırsa sana o zaman sorarım. Sana git yılan avcılığı yap diyen yok. Evinin içerisinde yılan var.
Zehirli yılan ne yapacaksın? Eğer güzel bir sufi olduysan hoş geldin diyeceksin. Önüne biraz süt koyacaksın, karnını doyuracaksın, göndereceksin. Ama senin çoluk çocuk da sufi ise söyleyecek bir laf yok. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sünnet yatmazdan önce yorganını silkelerdi, şiltesini silkelerdi. Orada böyle zehirli, börtü böcek bir şey varsa o kaçsın gitsin diye. O yüzden insanlara zarar veriyorsa, bir şey sana saldırıyorsa, yırtıcı hayvanlar, onlar öldürülmesinde bir beis yok. Mevlam razı olduğu işleri size ve tüm kardeşlerimizi severek yapmayı nasip etsin. Amin. Bir işle uğraşırken bir çekebilir miyiz? Harika olur.
Maşallah, subhanallah. Birkaç tasavvuf kitabında zikirden sonra su çay içilmez, o aşkı söndürmek, söndürmemek lazım gibi ifadeler geçiyor. Bizim zikirden sonra bunları içmemizdeki adab nedir? Biz içiyoruz. Zikrullahın aşkı muhabbeti suyla çayla sönmez. Bu ateş, bildiğiniz odun ateşi değil ki üstüne su atınca sönsün.
Bizim zikirden sonra bunları içmemizdeki adab nedir? Biz içeriz çayı, çekeriz hayı. Soruyu sormamdaki amaç dışarıdan tasavvufi yaklaşım ve yaşayış tarzının eleştirilmesinden kaynaklanıyor. Kitaplarda büyük alimlerin yazdıklarını şimdiki mürşitten duymak istiyorlar, eski olmalarını istiyorlar. Bu tarz yaklaşımlara nasıl cevap vermeliyiz? Bizim tasavvuf anlayışımız sünnet-i Resulullah'la sınırlı. O yüzden biz tasavvufu genel manada sünnet-i Resulullah çerçevesinde alıyoruz. Böyle olunca sünnet-i Resulullah'ta zikirden sonra su içilmez, çay içilmez diye bir ibare yok. Biz o yüzden içiyoruz. Bir mürşid-i Kamil'le tanışmanın ders almanın ağırlığında onun başkasıyla tanıştırmak olabilir mi?
Olabilir. Sadece bir vasıta olabilir miyiz? Olabilirsiniz. Tasavvuf ilmi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sonra da mı verildi? Hayır. O peygamberdi. Bütün ilimler onda mevcuttu. Efendimiz bunu az kişiye mi aktardı? O normalde bütün ahsabı aktardı. Ama bazı şeyleri belli kimseler aktardı. Bu yolun zorluğu zorluğundan mı? Bu yol zor değil. Kim dedi bu yol zor diye? Her insanın tasavvufu yaşama, anlama çekirdeği mevcut mu? Evet. Yoksa bu sonradan mı kişinin ruhuna verilir? Mevcut herkesin çipinde. Tasavvuftan başka yol ve yolların mürşidleri var mı? Ben bilmiyorum. Yoksa mürşid-i kamiller sadece tasavvuf ilminde mi? Ben öyle biliyorum. Çoğalalım diye bir amacımız olmalı mı?
Amaç çoğalmak değil. Daha fazla insanlara hidayeti ve hikmeti tanıştırmak. Bir kişiye Allah'ın zikrine vesile olmak mı doğru olan? Eyvallah. Davet etmemek nefisten mi? Evet. Alevirlikte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in Miraç'tan sonra Hazreti Ali Efendimiz de Kırklar Meclisi hadisesini yaşadıklarından bahsederler. Gerçekten yaşanmış mıdır yoksa bir efsane midir? Miraç hadislerinde okumadım. Kadınların saçlarını siyaha boyaması ile ilgili dinen bir sakınca var mı? Bununla alakalı kadınlar saçlarını boyamasın diye bir hadis de okumadım. Zikirdeki esmaları çıkarttığımız dar bir nefes dolan sesleri nasıl çıkartacağımız ve neden çıkarttığımızı anlatabilir misiniz?
Biz de öyle öğrendik. Bir kimse Allah'a kitabı söylese başka birisi de küfüründen dolayı onu uyarsa ve dövse sonuç olarak söven kimse ölse öldüren kişi katil midir? Normalde kim kimi öldürürse katil olur. Ceza vermek insanların kendinde değil. Biz nasihat ederiz. Efendim Ümre'ye gidecek birine oradakilere ve oraya hediye edilmek üzere salavat ve tevhid çekip gönderilir mi?
Geçmişte de bu uygulama var mıydı? İnsanlar gidemiyorlardı. Böyle bir şey yapıyorlardı. Yani sonuçta Ümre'ye gidecek olan kimseye gitsin gitmesin. Önemli değil. Buradan siz ne çekiyorsanız çekin. Hediye edin. İlla ki birini vesile edeceklerdi. Beş tane Kur'an atmayayım var. Orada bunu ne o? Siz şey yapın. Bağışlayın. Kendin bağışla buradan. Yok. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gece yattığında hangi ayetleri okurdu? Biraz hadis kitaplarını açıp okuyun neler okuduğunu. Ayetül Kürsü okurdu. Felak nasıl okulurdu? İhlas okurdu. Yine söyleyeyim. Efendim gusül abdest alınırken namaz abdesti de alınır diyenler var. Sünnet-i Seniyye'de var mı böyle bir şey?
Evet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gusül alacağı zaman namaz abdesti gibi başlardı. Ellerini yıkar. Ağzına su verir. Burnuna su verir. Yüzünü yıkar. Başını mest eder. Kollarını yıkar. Ondan sonra bütün vücudunu yıkar. Ben bir nasip ederse pazar günü ilk kez Ümre'ye gideceğim. Orada ve onun huzurunda neler yapmamızı tavsiye edersiniz. Nasiyet eder misiniz? Kimsenin işine karışma. Kimseyle kavga etme. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri mescidinde bol bol namaz kıl. Bol bol salatu selam getir. Beytullah'ta da bol bol tavaf et ve Allah'ı zikret. Allah'ım kalbimi genişlet duasındaki kalbi genişlemen ne manadadır? Sen öyle dua etmeye devam et.
Ayet-i kerimede Allah yolunda infak ediniz buyuruluyor. İnfak nedir? Allah yolunda bir şeyi harcamak. Allah yolunda neleri? İnfak etmeyeliyiz. Neyiniz varsa infak edilecek. Kendi dairenizde infak edebilirsiniz. Kimin de para, kimin de maldır, kimin de yiyecektir, kimin de giyecektir, kimin de tebessümdür, kimin de ilimdir. Malum Amerikan seçimleri oldu, Batı'nın istemediği, Trump başkanı oldu, tersten bakıldığında Türkiye'nin istediği mi oldu? Türkiye'nin ve Orta Doğu'nun ve dünyanın geleceği ne şekil şekillenir? Değerli bilgi ve görüşlerinizi lütfen der misiniz? Biz kendi işimize bakalım, memleketimize bakalım. Kim seçiliyorsa seçilsin.
Kafirler birbirinden farklı mıdır? Gavur, gavurdur. Bütün insanlar oturmuşlar, gavurdan iyilik bekliyorlar. Gavurun gavurluğunu unutmuş herkes. İnan küfür tek millettir. Ne farkı var? Hangi sütsüz seçilirse seçilsin, sütsüz. Bütün herkesi böyle bunun şeyi almış. Ne o? Sıkıntısı, telaşı almış. Bir şeyleri yorum yapmak için uğraşıyorlar. Bırakın. Yani değişecek mi yani? Amerikan sistemi var. Amerikan sisteminin başına kim gelirse gelsin sistemi mi değiştirecekler? Bu Obama'da seçildiğinde bir telaş, bir telaş herkes işte vay, Hüseyin Obama diye.
İran'ın o eski cumhurbaşkanı bile neredeyse bayram yapacaktı. Neydi onun adı? Ahmet Necat. Neydi Ahmet Necat mi? Ahmet Necat. Hatta neredeyse Mehdi'nin işareti filan dediydi o. Bir ara öyle bir şeyler söyledi. Değişmez bir şey. Ne oldu? Adam Amerikan sistemini değiştirebildi mi? Adam Amerikan'daki fukaralarla alakalı bir yasa geçirmeye kalktı, geçiremedi. Değişmez. Oradaki sistem belli. Oraya kim gelirse gelsin. Gelecek ki kim seçilirse seçesin. İster demokratlar seçilsin, ister cumhuriyetçilerden seçilsin. Yok o işte şu politika değişecek. Yok bu politika değişecek.
Hiçbir şey değişmez. Ne oldu? Hüseyin Obama'da bir şey mi değişti? Bir de işin en enteresan noktası şu. Ümmet-i Muhammed o kadar ezilmiş, o kadar böyle kendi kendine zayıf, o kadar kimliksiz, kişiliksiz bir noktaya gelmiş ki Amerikan başkanından medet umuyor. Yani zalimden medet umarak hale gelmişiz. Bakın zalimden medet umuyoruz. Yani bize de zalimi allayıp buluyorlar, çok affedersiniz, bize kakalıyorlar. Zalim ya. Hiç kimse durmuyor. Hiç kimse oturup ya kardeşim zalim, zalim bir devlet var, zalim bir sistem var. Zalim sistemi, zalim devletin başına kim gelirse gelsin o da zalimliğine devam ediyor. Ne oldu? Orta Doğu politikasında bir değişiklik mi oldu?
Şimdi bu bir iki bir laf söyletiler buna şeyler. Ne o? Etrafındaki danışmanlar. Bütün İslam ülkesi böyle gözünü açar onlardan. Onlara doğru. Ümit ederler. Vay ya ne dedi gördünüz mü? Ne dedi? Bir iki tanesi de çıkar. O zaten Müslümandı der. Hatta der ki biz onu Müslüman ettik. Başladılar bile. Ya bu böyle hani birisi de kalktı ya. Prens Çağrısı biz onu Müslüman ettik, İslam ettik dedi. Öldü gitti. İslam dünyası bu zayıflıktan kurtulamıyor bir türlü. Bir türlü kurtulamıyor. Bir türlü. Bırakalım kendimiz olalım. Gavur gavurdur. Bitti. Kim seçiliyorsa seçesin. Bir sistem var. Sanki seçilen şey, bir derviş seçildi sanki.
Sufi seçildi de sistemin başına medet umacak millet. Bırakın. İslam dünyası kendi değerlerine dönmek zorunda. Kendini kuvvetlendirip güçlendirmek zorunda. Gavurdan medet umarsa bir İslam devleti asla ve asla iki yakası bir araya gelmez. Müslümanlar gavurdan medet bekledikleri anda Allah onlara yardım etmez. Allah'ın yardımı onlara ulaşmaz. Bir kimse zalimden, fasıktan, kafirden, mürtetten, müşrikten yardım bekler halde durursa kendi kendine Allah'ın yardımı ona dokunmaz. Allah'ın yardımı ona ulaşmaz. Müminler birbirlerinin velileri ve yardımcılarıdır. Müminler birbirlerine yardım etmek zorundadır.
Müminlerin yardımcıları Allah'tır. Müminleri destekleyecek olan Allah ve müminlerdir. Değişen bir şey olmaz. Bir zeytinyağı fabrikası düşünün. Sen oraya gök zeytin de atsan, ergin zeytin de atsan, sıkacak atacak onu. Yağını çıkaracak bir tarafa posasını koyacak. Sistem bu. Amerikan sistemi bu. Oraya başkan göstermelik geliyor. Geliver ayvazım gidiver o tingozum. Filanca padişah gelecek, onu karşılar. Filanca devlet başkanı gelecek, bunu uğurla. Orada yemek yedir, şurada fotoğraf çektir. Bununla karşılıklı görün, onunla görünme.
Orada bacak bacak üstüne at, öbür tarafta bacak bacak üstüne atma. Onların bacak bacak üstüne atıp atmayacağını dahi etrafındaki danışmanlar söylüyor. Bir sistem var orada. Hangi devlet başkanının yanında nerede bacak bacak üstüne atacak, nerede atmayacak, kime ne konuşacak. Danışmanlar bütün konuşacaklarına varınca kadar ellerine veriyor onlar. Kim başkan seçilirse seçilsin. Annem triyot kanseri, sizden derviş abilerinden, ablalarımdan dua istiyorum. Mübarek olsun. Ne güzel. Kanser hastalığı güzel bir hastalık. Tedavisi mümkün olmadığından şehit olarak gidiyor.
Ben böyle birisi kanser oldu deyince, böyle samimi bir kimse ise mübarek olsun diyorum yüzüne. Sabret, Allah'ın izniyle tertemiz olarak bu dünyadan göç. Bizim öyle kalkıp da savaş meydanında şehit mehit olabileceğimiz yok. Allah bilir gene. Öyle bir cihat filan da ilan edilmiyor. Bir 15 Temmuz'da meydanlara çıktık ama, onda normalde Bursa'da ne tank yürüdü ne top yürüdü. Nasibimiz yok bizim. Öyle dedik tank top yürür müydü dedik. Tank top da yürümedi. Niyetim vardı, ahım vardı. Bir tankın tepesine çıkamadan öleceğim, gideceğim herhalde bu alemden. Yoksa bir darbe olursa diyordum ya, tankın tepesinde beni görürsünüz diye.
Olmadı. Bursa'da tank top yürümedi. E onu da Sakarya'da varmış tanklar, toplar, tüfekler ama onu da biz buraya geldik, Paldırkül'dür Bursa'ya. Sakarya'da da zaten bir vali çıktı, maşallah adam vali değil şey, evinde kocaman bir tüfekle, tüfekle çıktı adam boy boy poz verdi. O da bize bırakmadı orayı. Yok olmadı. O yüzden bir kimse kanser hastalığına yakalanınca, kendi kendine mücadele edecek tabii hastalıkla. ama ve lakin içinden ince ince sevinecek ya Rabbi diyecek ya. Sana hamd ederim. Devasız bir hastalık verdin, ben bu hastalıkla vefat edersem, ümit ediyorum, şehit olacağım. Çünkü hadis-i şerif var. Ne oldu, bir şey mi oldu?
Devasız hastalıktan vefat eden bir kimse, şehit hükmünden. Bir hastalığın devası yok. Şehit hükmünden. O yüzden hastalık biraz şeydir, böyle insanı olgunlaştırır. Allah'ım hayırlı şifa versin inşallah. Ben caminin Kur'an kursuna gidiyorum, oradaki bayan hoca muayyen günlerimizde bize Kur'an okutturuyor. Ama evde okumayın diyor hoca. İmam Malik'in görüşünü benimseyerek Kur'an okutturuyoruz ve Kur'an'da geri kalmamamız için bunu yapıyoruz dedi. Hocanın bu davranışı doğru mu? Malik'e göre evet. Kadınlar muayyen günlerinde günlük virdini çekerken bağışlama yapılmasında bir sakınca var mı ve muayyen günlerimizde günlük virdimizi nasıl çekmeliyiz? Kur'an'la alakalı viyetlerin yerine tehdit çekilecek.
La ilahi illallah. Kur'an öğrenmek için üzerine kalemle tecrüitleri yazıyorum, uygun mu bir sıkıntı yok. Gayrı Müslüm biriyle Müslüman olan birinin evlenmesi caiz mi? Gayrı Müslüm bayan mı, erkek mi? Soru bayanlardan mı, erkeklerden mi? Eğer gayrı Müslüm bir kimse bayan ise Müslüm bir erkek onun nikahını alabilir.
Ama bu normalde fıkıh hitaplarında böyle geçer. Eski fıkıh hitaplarında böyle geçer. Ama gayrı Müslüm dediğimiz kimse eğer testis inancına sahip ise o zaman onun gayrı Müslümliği de tartışılır. Çünkü bizdeki gayrı Müslüm dendiğinde o kimse Allah'ı Allah, İsa'yı peygamber olarak tanımlayacak. İncil'i de kitap olarak tanımlayacak.
Eyvallah. Gayrı Müslüm dediğimizde o kimse Musa'yı peygamber, Tevrat'ı kitap Allah'ı da Allah olarak tanımlayacak. Onlar yine mesela Yahya'yı, Yakub'u Allah'ın oğlu olarak görüyorlarsa gene sıkıntı var. Allah'ın oğlu olarak bir peygamberi gören bir inanç gayrı Müslüm inanç olmamış oluyor. Tabi bunun fıkıhta bu inceliği yok. Normalde eski fıkıh kitaplarında diyor ki bir mümin erkek gayrı Müslüm bir kadının nikahını alabilir mi? el cevap alabilir. Fıkıh kitaplarında bu. Ama karşıdaki kimsenin biz gayrı Müslüm olup hangi teslis inancında mı değil mi? Yahudi mi değil mi? Onu bilmediğimizden bir şey diyemiyoruz.
Allah ıslah etsin ve Allah ihya etsin. Ne demek İslam'a açıdan? Sen Allah ihya etsin de iyiliklerle alakalı. Islah etsin deyince kötülükleri cezayla eğitsin demek. Zinan suçunun affolunup olunmayacak kesin değil dediniz. Cumartesi sohbetinde ben İslam olmadan önce ve bekarken bu günaha bulaştım. Çok tövbe ettim. Gerçekten çok pişmanım. Bir daha da yapmadım. Tövbemin kabul olması için ne yapabilirim? Ve bir tövbenin kabul olduğunduğunu kul anlayabilir mi? Bununla alakalı bir kimse tövbe ettiyse hiç günah işlememiş gibidir. Eğer o günaha bir daha dönmediyse tövbesi kabul olmuştur diye inanırız. Ben dua ederken ağaçları, çiçekleri kendimden daha temiz, günahsız gördüğüm için onlardan kalben dua istiyorum.
Hep zikir halindeler ya onun için yanlış mı yapıyorum? Bununla alakalı ben Doktor Abdullah'a sorarsam Doktor Abdullah buna şimdi fetha verir der ki bu meselede şizofrenik bir şey var. Abdullah bir kimse çiçeklerden yapraklardan dua isteyebilir mi? Onlar da isteyemez. Aferin. İsteyemez Reşit. Ya Resulallah sen bizi tebliğe gönderiyorsun ve biz bazı insanların yanında konaklıyoruz. Ama onlar bize ikramda bulunmuyorlar. Bu hususta ne buyurursunuz dedim. Resulallah buyurdu ki bir kavmin yanında konaklar onlar da size misafire yapılması gereken ikramları yaparlarsa kabul ediniz. Eğer bunu yapmazlarsa onların vermesi gereken misafir hakkını onlardan alın. Bu harim üstü. Bu hadis-i şerifi anlayamadık.
Bu da artık edep adap nasıl olmalı? Evet bu hadis-i şerif var. Bu hadis-i şerifte bir kimse bir beldeye gittiğinde orada misafir kaldığında eğer oradaki insanlar onlar aç olduklarını halde yedirmezlerse şer-i atan o kimsenin açım demesi istemesi bu hadis-i şeriften dolayı haktır. Sufiler için söylüyorum onu. Sufiler istemeyecekler. Onlara korku yoktur. Onlar üzülmeyecek ve endişede duymayacaklardır. Ayetindeki hitap hangi kesimedir? Allah'ın velilerine. biat etmek nasıl olur? Biat edilen kişinin özellikleri nasıl olmalıdır? Günümüzde yaşanan olaylardan sonra biat etmek tehlikeli midir? Biat etmek hem ayetle hadisle mevcuttur. O yüzden biat etmeyi tehlikeli görmek mümkün değildir.
Biat edilecek kişinin özellikleri nasıl olmalıdır? Biat edilecek konuyla alakalıdır. Bir kimse demirci ustasıdır. Demirci ustası olduğuna inanıyorsam demir öğreticiliği hakkında ona biat edersin. Bir kimse felsefecidir. Felsefeciye felsefe öğrenmekle alakalı biat edersin. Bir devlet başkanıdır. Devlet başkanına zaten biat edilir. Veyahut da bir kimse bir fıkıh alemidir. Ondan fıkıh öğrenmek için biat edilir. Bir kimse bir bir şeyin üstadıdır. O neyin üstadı ise onda hangi ilim varsa o ilmi öğrenmek için ona biat edilir. sohbetlerden öğrendiğim şeyleri bir süre çok sıkı yapıyorum. Zamanla azalıyor ve sonra yapmamaya başlıyorum.
Kalıcı davranış değişikliği sağlayamıyorum. Bunu nasıl kalıcılaştırabilirim? İstikamet ve disiplin. İstikametinizi ve disiplininizi hiç terk etmeyeceksiniz. Bir şeye başladıysanız başladığınız şeye devam edeceksiniz. bir şeye başladınız. Kendi kendinize öyle disipline edin. Deyin ki ben bunu devamlı ettirebilir miyim? Ettiremez miyim? Ettiririm. Ona devam edin. Başlayın ona. O yüzden gücünüzün üstünde olan şeylere girip çıkmayın. Götüremeyeceksin bir şeyi. Yürütemeyeceksin. Hiç bulaşma. Devamiyet kesmediyecek bir şeyse onlara devam et.
Hani hadis-i şerif var ya Allah az ama devamlı olan ibadetinizden hoşnut kalır. Birine kızdığım zaman yüzüne bir şey demiyorum ama içimden kötü şeyler söylüyorum. Bunda bir sakınca var mı? Keşke içinden de söylemesedim. Keşke içinden de söylemesedim. Hu zikri, hak zikri, kalp ve nefis zikirlerimiz nasıl oluşmuştur? Günümüzde nasıl ulaştı? Zikir sırasında neyi rahata neyi rabuta etmeliyiz? benim genelde siz aklıma geliyorsunuz. Bu cumartesi anlattığınız sohbete biraz ters düşüyor. Şeyhi rabuta etmek doğru mudur? Darbe olduktan sonra FETÖ'nün ibadet kısmında olup da hala da FETÖ'yü savunan insanlarla diyaloğumuz, alışverişimiz, onlara olan davranışımız nasıl olmalıdır?
Valla ibadet kısmında oluyorsa hala da savunuyorsa o kimse Allah ona hidayet eylesin. Rabbim muhafaza eylesin onları. Böyle bir kimseyle nasıl bir diyalog kurulur bilmiyorum. Bilmediğim yerden hiç etrafımda öyle bir kimse yok. Onlarla da bir diyaloğum da yok. Bilmediğim yer. Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mescide girdi.
Mescitte iki direk arasında gerilmiş bir ip gördü. Bu ne diye sordu. Ashab Zeynebin'dir. Burada namaz kılar. Yorulduğu veya gevşeklik hissettiği zaman buna tutunur dediler. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem çözün onu. Sizden birinin zinde olduğu müddetçe namazını kılsın. Yorulduğu veya gevşediği zaman otursun buyurdu. Bu hadis şevften çok mana çıkar ama hemen kalbime geleni söyleyin. demek ki Hazreti Zeynep annemiz mescitte bir iki direğin arasında gerili bir ipi var. Mescitte ve iki direğin arasında ve orada namaz kılıyor.
Orada ibadet ediyor. Mescitte anladınız değil mi burayı? Mescitte bu bir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Zeynep validemize zinde olduğu zaman siz diyor eğer ibadet edeceğinizde zinde olduğunuz zaman yani namaz buradan imamlar fıkıh çıkarmışlar. Mesela bir kimsenin namazda okuduklarını okuduklarını anlamıyorsa anlamıyorsa derken hani uykusuzluktan dolayı yorgunluktan dolayı ne okuduğunu bilmiyor. Fatiha'yı mı okudu? İhlası mı okudu? Fatiha'nın neresini okudu? Bunu bilmeyecek kadar yorgun uykusuz o zaman diyor ki o namazı kılma o ibadeti yerine getirme bir kimse ibadetlerini severek yapmalı ibadetlerini isteyerek yapmalı derse severek gelmeli derse isteyerek gelmeli ama ola ki nefsimiz vurdu evet nefsimizi kıra kıra zorlaya zorlaya gelmeliyiz ama o derse doğru
koşmalıyız o ibadeti aşk ile yapmalıyız kimimizin mesleği yoruncu bir meslektir çok yorgun o zaman dinlen ondan sonra yap ibadetini veya gece ibadeti yapacak o kimse sallanıyor ya bırak sallana sallana illaki böyle düşercesine kafan gidercesine namaz kılacağım diye uğraşma aynı şeyi ramazan ömresinde yaşardık biz teraviden mekke'de son rekatlerde artık uyurdu herkes büyük bir çoğunluğumuz uyurdu uyurduk ama o böyle teravih orada kılınacak tabi normalde son rekatlarda hatta anlatırlardı sonra kimisi secdede kalırdı
uyukluyor çünkü güç yetiremiyor insan işte normalde şey fazla geliyor hareket öyle olunca yani gündüz koşuşturma gece koşuşturma artık teravihinin sonuna doğru herkes kayıyordu kaçsa kaçamayacak şeyhefendi orada bir tarafı da gidemiyor hiç kimse şeyhefendi döner bakar kim eksik x kimse filanca nerede der ben de bursalılardan hiç kimse böyle filanca nerede dediğimde ona verilecek bir de cevap var ben de kimse eksik olmasın diye arkadaşları ben derler toparlarım hiç umulmadık zamanında sorar çünkü veya birisini görmezse
sorar işte x kimse nerede ya onun bir vazifesi vardır ya da ona bir vazife söylenmiştir öbür türlü sıkıntı var onu sorar şimdi öyle olunca da arkadaşlar yoruluyorlar uykuları geliyor sallanıyor kimisi namazda herkes birbiriyle iyice sıkılaştırıyoruz biz hani uykuya secdeye giderken birbirini uyandırsın diye öyle değil mi ortadan herkes öyle çünkü birbirini sıkıştırıyor işte hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azettir diyor ki böyle bir zamanda kılmayın namaz veyahut da gece namazı kılacak ya o kimse kendince
yani işte secdeye gidiyor subhane rabbiyel ala demek aklına gelmiyor uykusuzluktan veya subhane rabbiyel ala subhane rabbiyel ala kaldı rüya görüyor secdede hayal görüyor hay görüyor ben ramazan ömresinde secdede horlayanı gördüm secdede horluyor hatta selam verdi imam ellemeyin dedim ben adam ne güzel namazda uyuyor en güzel uyku en mübarek uyku ondan daha mübarek bir uyku yok ondan daha güzel bir uyku yok namazda uyuyor adam secdede uyuyor ama işte
sufi terbiyesidir bu sufi terbiyesinde bir kimsenin kendisini helak edince kadar ibadet etmesi seyri sülükte sağlığını bozuncaya kadar o kimsenin seyri sülükünde halvette itikafta sağlığını bozacak hale kadar o kimsenin böyle kendi kendine sülük terbiyesi yapmasına gerek yok sülük terbiyesi o kimsenin kendisini hasta etmesi değil itikafta kendini hasta edince kadar uğraşmayacak veyahut da işte kendince bir ibadet var orta yolu seçecek hani meşhur ya hadis-i şerif üç kişi vardı birisi hiç yemeyeceğim dedi yani iftar etmeyeceğim
birisi hiç uyumayacağım dedi birisi de hiç cima etmeyeceğim dedi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri üçünde men etti Allah'tan en fazla korkanınız benim iftar ederim uyurum cima ederim dedi o yüzden bir kimse kendince kendi dairesinde bir kimsenin işi çok ağır üç saat uyuyacak diye bir kaydı yok adam ağır iş yapıyor yorgun o kimseye üç saat uyku yetmez sağlığı bozulur ağır iş yapıyor adam sabahtan akşama kadar ağır çalışıyor sen ona de ki üç lokma ye olacak iş mi abdülalim sabahtan akşama kadar çekiş sallıyor
doğru mu abdülalim sen şimdi abdülalime kalk de ki üç lokma ye o adam çekiş sallayamaz adam duvar kırıyor beton kırıyor çekiş sallıyor yok makkaplan deliyor yok hiltiyle öyle değil mi işiniz öyle değil mi hilti elinden kaçar yitar adamı o adam yiyecek sen ona sen Asiye'de bir dilim ekmek ver lan bir dilim ekmeği adam iki lokma da yer onu nereye adama bir dilim ekmek göreceksin e benim gibi adamın bir dilim ekmek de fazla neden iş yok hiç yok sabahtan akşama kadar oturuyorum ee ben şimdi kalkacağım ben kendim sabahtan akşama kadar
oturuyorum diye bir başkasına diyeceğim ki sen üç lokma ekmek yiy yok öyle bir şey herkes yaptığı işe göre yemeğini yiyecek herkes yaptığı işe göre uykusunu alacak herkes yaptığı işe göre durumuna konumuna göre hareket edecek orta yolu takip edecek az yiyeceğim deyip de güçten kuvvetten kudretten düşmeyecek o kimse az uyuyacağım deyip de ertesi gün mesaide uyuklamayacak bir başkasının işinde çalışıyor veya kendi işinde çalışıyor adam ben az uyumam lazım deyip de iş yerinde yarı uykulu dolaşmayacak böyle bir şey yok
sen sabah namazına kalk kardeşim gece de erken yatmaya çalış gündüz uyuyacak zamanın yoksa gece erken yatmaya çalış ya ben üç saat uyuyacağım nerede filanca kitapta okudum işte bir kimse birisi geçen gün yazmış bir ay önce filan bana da böyle bir soru o yüzden diyorum filanca kitapta okudum dervişe günlük iki saat uyku yetermiş diye bana yazmış dedim yok bize yetmez dedim siz dedim kitaplara bakmayın nereden buluyorlarsa öyle kitapları az uyumak o kimsenin kendisine göre yaptığı işe göre hani sahabeden bir kadın geldi
kocasını şikayet ediyor diyor ki ya Resulallah bir bana nafile oruç tutturmuyor iki sabah namazlarına kalkmıyor üç gündüzleri uyuyor diyor bu evde çağır diyor çağırıyorlar diyor ki böyle böyle sen sabah namazlarına kalkmıyormuşsun diyor ki ya Resulallah benim işim gece diyor ben gece geç vakte kadar çalışıyorum Allah-u Alem müfessirler şerh düşmüşler fırıncı diye ben diyorum yani gece geç vakte kadar çalışıyorum sabah namazı vakti geldiğinde uykum geliyor yorgun düşüyorum uyuyorum diyor ve kalktığımda kılıyorum diyor
uyandığımda kılıyorum kalktığında kılıyor musun evet diyor tamam ama diyor sen diyor nafile oruç tutturmuyormuşsun eşine diyor ki ya Resulallah ben gece çalıştığımda gündüz uyanıyorum gündüz uyanınca diyor hani kadın olan ihtiyacımı görüyorum kocana tabi ol diyor kadına yani sen oruç tutup tutmamakta adama tabi ol adamın gece çalışıyor gündüz boş demek ki orta yol bakın o kimsenin konumuna durumuna o kimsenin şahsın kendisine göre fetva çıktı şahsın durumuna göre bir vakaya fetva çıktı buradan sakın ha kendi kendinize
şimdi pay çıkarıp sabah namazında ben de gece işçişiyim deyip ona vurup kafayı yapmayın öyle bir şey yok ama bir kimse yorgun kalkamadı uyanamadı hoş bizim dervişlerin bir kısmı gece işçisi işte normalde semaya gidiyorlar derse gidiyorlar gece geç vakitte geliyorlar dörtte beşte geliyorlar e kimisi sabah namazını bekleyemiyor beklese her tütün işi var okulu var bir şeysi var yatıyor o da burada onların durumu da bu gece mesaisi yapan fırıncı gibi o kalktığında namazını kılacak böyle işte adamlar gece dersten geldi
zikirden geldi yoldan geldi e sabah geç kalktılar bayanlar da onların normalde hallerine ne yapacaklar makul görecekler orta yolu tutmak herkesin kendi haline durumuna güç yetirebilmesine göre kendine bir yol çizmesi güç yetirdiğine göre güç yetirmesine göre yaşına konumuna durumuna hayat standartına göre kendine bir yol izlemesi ve o kendine olan o yolu kendisinin dizayn etmesi onu dışarıdan birisi dizayn etmeyecek benim hayat standartım bu ben işte memur adamım ee akşam 5 buçukta çıkıyorum 6 buçukta evdeyim evdesin
ee senin bitti sen günlük memursun memur hayatı kuracaksın kendine bakın o kendine memur hayatı kuracak standartını ona göre belirleyecek uykusunu ibadetini gelme saatini gitme saatini yapacağı işleri o standartı göre dizayn edecek ee öbürkü bir yerde çalışıyor işçi o da öyle o standartı göre dizayn edecek öbürkü işte satış elemanı satışlara çıkıyor ona göre standartını dizayn edecek öbürkü esnaf dükkanı var küçük esnaf büyük esnaf herkes konumuna durumuna kendisini analiz edecek ailesini çoluğunu çocuğunu etrafını
analiz edecek kendine bir orta yol bulacak ve kendisine oluşturmuş olduğu bu orta yolda yürüyecek disiplinli bir şekilde o kendisine kurmuş olduğu o orta yoldan asla vazgeçmeyecek bakın o kimsenin kendisine göre o yol çizildi ailesine göre durumuna göre vaziyetine göre işte örnekliyorum şimdi eşinin ailesi ayda bir pazartesi günü yemeği alıyor onların hepsini topluyor ben gitmem o yemeğe böyle bir şey yok işini ona göre dizayn edeceksin aile efradatını da aileni de memnun edeceksin üzmeyeceksin annen baban bir kendilerince
özel bir şeyleri var bir şey oturtmuşlar bir şey yerleştirmişler git onu analiz et söyle şu gün olmasın bugün olsun ya bizim bak her perşembe dersimiz var bunu başka bir güne alın ne güne ya ben perşembenin haricinde bir güne uyarım veya cumartesi perşembe başka bir gün koyun ben ona uyuyayım tatlı tatlı kayınpederine kayınvalidene git söyle de ki ya benim pazartesi perşembe örneğin örnekliyorum öyle dersimiz var bizim bunu başka bir güne alın ben o güne riayet edeyim geleyim ben de ben de katılayım orada eyvallah
bak orta yol bul benim dersim var ben o gün gelmem ya ben gelmem ya öyle diyeceğine ya orta yol bul de ki ya başka bir gün olsun ben geleyim başka bir gün olsun harika orta yol bulmak bütün ibadetlerde bütün davranışlarınızda bütün hal ve hareketlerinizde orta yolu bulmak haftanın yedi gecesi var yedi gecesi de derste gitme eşine zaman ayır çocuklarına zaman ayır akrabalarına ailene zaman ayır etrafına zaman ayır bu doğru değil altını çizerek söylüyorum bu doğru değil derviş oldum diye akrabalarla bağını kesme
koparma bu doğru değil derviş oldum diye kalkıp da eşinin akrabalarıyla ilgi alakanı kesme bu doğru değil derviş oldum diye komşularla ilgi ve alakanı kesme bu doğru değil sufi hem eşiyle hem çocuklarıyla hem anne babalarıyla hem kayınvalide kayınpeder komşu arkadaş eş dost ilişkilerini orta yolda götürür derviş kardeşleriyle ilişkilerini orta yolda götürür kimseyi incitmeden kimseyi kırmadan kimseyi üzmeden ibadetlerini orta yolda götürür bir gece yüz rekat namaz kıl ertesi gün hiç kılma böyle değil her gece iki rekat kıl
nafile ama devamlı kıl bakın iki rekat kıl ama devamlı kıl yılda yüz rekat yılda bir gece yüz rekat kıl başka bir şey yok hayır az ama devamlı bıktırma kendini bıktırma tatlı tatlı yumuşak yumuşak her gün oruç hayır pazartesi perşembe tut başında ortasında sonunda tut ailene de alıştır her gün tutarsan ailene alıştıramazsın de ki ya işte eşine bay bayan hiç önemli değil eşine de ki hadi ben güzel bir sahur hazırlayayım pazartesi perşembe oruç tutalım hadi pazartesi tutalım perşembeyi söyleme perşembeyi çarşamba
söylersin tatlı tatlı yumuşak yumuşak e erkekler bakın eşiniz böyle oruçta zorlanıyor ona de ki sen olmazsa tutma al bu on lirayı birine ver senin oruç sevabın olsun nasıl basbaya sen bak iki tane üç tane çocuğa bakıyorsun bana da bakıyorsun işte eve bakıyorsun yoruluyorsun bak bir de oruç tutmak istiyorsun seni takdir ediyorum seni tebrik ediyorum muhteşem bir kadınsın sen sen başa tac edilecek gönüle sultan edilecek evinde biblo gibi kenara asılacak bir kadınsın bakma ben senin kıymetini bilemedim yavrum ne gülüyorsun
öyle tasvir ettim çok mu hoşuna gittim arkada kız sana demiyorum senin önündeki ne diyorum ha sana demiyorum yok sen öyle gevrek gevrek gülmüyorsun senin önündeki gülüyor ver ona on lira ver ona yirmi lira onun sevabı olsun o da bir yere bir hediye olarak versin mutlu olsun o da desin ki ya ne kadar anlayışlı bir adamım var benim benim halimde ne kadar anlayışlı Allah razı olsun ondan desin onun halini gözet onun durumunu gözet veyahut da kadınlar bakın adam yoruluyor ne bileyim işte stresi var eee bir de oruç tutacak
ona güzel sofra hazırla adam kendi kendine sandviç yapacağım oruç yapacağım oruç tutacağım diye uğraşıyor dedim nasıl e ben de ona dedi soğuk sandviç hazırlıyorum koyuyorum mutfağa o istediği zaman yesin dedim maşallah ya ne iyi kadınsın dedim hazırlayıp koymuşsun bir de hazırlayıp koymayanlar var bir de hazırlayıp koymayanlar var Allah muhafaza eylesin orta yolu tutmak eşlerin birbirine yardımcı olması çocukların anne babalarına yardımcı olması anne babaların çocuklarına yardımcı olması dini meselelerde orta yolu tutarak da
herkesin birbirine yardımcı olması orta yolu tutarak da birisine dervişlik anlatırken orta yolu tutun yaşamadığınız bir dervişliği anlatmayın veya yaşanmayacak bir dervişliği anlatmayın o dervişliği yaşanması mümkün değil onu dervişlik olarak anlatıyor anlatma orta yolu anlat ortasını anlat ve herkesin gönlü hoş olsun inşallah fâlemenlâhû ney !
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.