Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 37:41
Şeriat hakikatı neresindedir? Büyük âlemlerin hakikatten konuşmaları sonucu şeriat tarafından cezalandırma onlarına tarihler şahit olur. Allah-ı Mansûr gibi. Ayrıca Hz. Ali iki heybeden bahsediyor. Şeriat bin-i Hakikâ. Size hakikatten bahsetsen bana kafir versin diyor. Buna dayanarak soruyor. Neler söyler veya neler yaparsanız Allah adına ahkam kesmiş, resimler adına ahkam kesmiş, müstazım adına ahkam kesmiş. Allah sizden razı olsun.
Şeriat ehli tasavvufça cevize benzete bu iş. Cevizin demişler dış yüzeyi, yeşil kabuğu veya bir kısmın üzerindeki sert kabuğu şeriattır. Cevizin içerisindeki içi ders hakikattir demişler. Bir kısmı buna basamak olarak nitelendirmiş. Onlar dedim kanımca hata yapmışlar.
Şeriat Kur'an ve sünnettir. Dinin kendisidir. Hakikat da bunun içerisindeki özüdür. Bunun içerisindeki hikmetidir. O hikmeti, o özü muhafaza eder. Unsurlar da şeriattır. Bu noktada Hallâc-ı Mansûr'un asılması veya bir kısım ehli tasavvufu veya ülemanın küpürle itham edilmesi meselenin kavuğunda kalan insanların özden gelen sözü algılayıp anlamakta güçlük çekmelerinden kaynaklanır.
Bu tarih boyunca olmuştur. Eğer o özden gelen doğru sözü, doğru hikmeti anlamış kavramış olsalardı, Yahudiler İsa Aleyhisselam'a hürmetmezlerdi. Aynı insanlar Musa'ya hürmetmezlerdi. Aynı insanlar insanlık topluluğu Muhammed Mustafa'ya hürmetmezlerdi. Demek ki o hakikatten gelen o öz söz insanların değişik tabularınca kabul edilmiyor.
Bu tabuları ya o güne kadar sahip oldukları ilim, ya o güne kadar sahip oldukları makam, ya da o güne kadar sahip oldukları hiyerarşiyi kaybetmek istemeyenler o hikmeti, o özü, o içi yok etmeye çalışıyorlar ve onu kabullenmek istemiyorlar. Bu sizler için de geçerli, benim için de geçerli, hepimiz için geçerli. Ehli tarikat veya ehli tasavuk, o hikmete o özel rağm olması gerekirken, aynı şekilde ehli tasavuk ve kendi içlerinde özel vukufiyeti bulunmayanlar, kendi içlerinden çıkan insanları da zulmetmişler, kötülemişler, yerle bir etmek istemişler.
Bu insanların içlerinde bulundukları sistemle, içlerindeki bulundukları gülümle, görüşle, düşünceyle alakalı, bağlantılı bir şey. O yüzden Hallâc-ı Mansûr'un söylediğine, o günkü ehli tasavukta karşı çıkmış. Seyyid Nesimiye, o günkü ehli tasavukta karşı çıkmış. İslam'ın tasavuk kültürün Cüneydi Bağdadi'nin bazı sözlerine, o günkü insanlar da karşı çıkmışlar. Hasan'ın Basri'ye de karşı çıkanlar olmuş. Marumke'ye de karşı çıkanlar olmuş. Şibli'ye de karşı çıkanlar olmuş. Değişik zamanlarda, değişik sözleri söyleyen kimselere, kendi zamanlarındaki insanlar karşı çıkmışlar. Bir müddet sonra onun doğruluğu meydana çıkmış veyahut da o sözü söylerken ki kastı, amacı, söylemekte ki durduğu nokta belli olmuş.
Belli olduktan sonra da iş işten geçmiş zaten. O yüzden insanlar büyük bir çoğunluk kabuktadır. Özünde değildir. Eğer insanlar öze inebilmiş olsalardı, Musa'daki nurun İsa'da da tecelli ettiğini, İsa'daki nurun Muhammed-i Mustafa'da da tecelli ettiğini, Muhammed-i Mustafa'da da tecelli eden nurun, Ebubekir'de, Ömer'de, Osman'da, Ali'de de tecelli ettiğini, Hz. Hasan'da, Hz. Hüseyin'de de tecelli ettiğini, ve ondan sonra gelen Cüneyt-i Bağdat'ı, Sırrı Saket'i, Habib-i Acemi, Maruf-u Kerhi, Abdülkadir-i Gelyan'ın Ahmet-i Rufa'yı, Mevlana-i Cennet-i Rumi, Hacı Bektaş-i Veli, Üftada Hazretleri gibi
büyük zatların üzerlerinde de tecelli ettiğini ve o nurun Adem Aleyhisselam'dan beri, Allah'ın bütün peygamberlerinde ve velilerinde tecelli ettiğini görecekler. Gördükleri zaman o nurun peşine düşüp gidecekler. Ama ne yazık ki insanlar kabukta kaldıklarından böyle bir şeye uzak kalıyorlar ve kabukta kaldıklarını da kabul etmiyorlar. En enteresan noktası da bu, kabukta kaldığını kabul etmiyor. Sırra ve sünnetesim sıkı yapışın, ahlakınızı güzelleştirin, Allah'ı sevin, Resulunu sevin, içeri girmek istiyorsanız kabuktan içeri, sevmekten korkmayacaksınız. Allah'ı sevmekten korkuyor insanlar.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sevmekten korkuyor insanlar. Üstadlarını sevmekten korkuyor insanlar. Korkuyor. Bu acı bir şey. Allah selam etsin. Uzun muhabbet inşallah bugün sorular fazla var. Vakit dar. İnşallah açarız. Üstad Müslümanlar ne zaman iktidar olacak? Ne yazık ki Allah'ın emri oyla reddediliyor. Bugün alınan karar bizi çok üzdü. Müslümanlar iktidar olacağını mı düşünüyorlar? Bu halinizde iktidar olmaktan neyi kastettiğinizi bilmiyorum ama biz bu halimizde iktidar olmayı benim anlamda manada anlıyorsanız hayal ile yaşayanlar müziksiz dans ederler.
Ay ışığında olursa daha romantik olur. Hayal ile yaşayıp hayal dünyasında dans ediyorsunuz. Biz rahatımızdan, biz çocuklarımızdan, güzel evlerimizden, güzel arabalarımızdan, iyi para kazanan işimizden, aşımızdan, eşimizden, sağlığımızdan, çok kıymetli vaktimizden hangisini fedakallık ediyoruz ki?
Müslümanlar önce nefislerine iktidar olsunlar. Yani ucuz hamasi bana kalkıp da şunu söylemeyin. Ya işte bu ehli tasavvuf da hep böyle diyor. Nefsine hakim olsun da dışarıda bir şey yapmasın. Hani böyle bir de ehli tasavvufla laf uzatırlar ya. Yani öyle bir şey de birisi demesin bana, otur yerine derin onu. Onu bana demesin yani. Müslümanlar ne zaman ki Allah sevgilerinin, bütün sevgilerinin üzerine çıktığında her şeylere hal olur. Kendinin hepsinde de, kendinin hepsinde de. Diyeceksiniz ki sen başörtüsünden karşı mısın?
Hayır. Öyle bir derdim yok. Öyle bir derdim yok. Üniversiteye girecekmiş. Öyle değil mi? Kızlarımız üniversite okuyacak yani değil mi? Hukuku bitirecek. Geçenlerde de bunu sohbet ettim. Nerede avukatlık yapacak? Yok. Nereye gidecek? Bir avukatın yanında da különülük yapacak orada. Nereye gidecek? İşletmen. Nerede çalışacak? Yok. Nereye gidecek? Muhasebe. Nerede çalışacak? Yok. Devlete çalışacak mı? Hayır. Özel şirketlerin büyük bir çoğunluğu alıyor mu? Hayır.
Kim alacak? Müslüman görüntülü canavarlar alacak. Bak sen kapalısın ha, başka yerde çalışamıyorsun. Gel burada 500 liraya çalışsın. Aynı kariyer sahibini bir buçuk liraya çalıştırırken, bizim kapalı kızlarımızı 500 liraya çalıştıracaklar. Şimdi çalıştırmıyorlar mı öyle? Öyle mi? Öyle. Öyle. Ucuzlatmaya çalışıyorlar daha. Türkiye'ye ucuz iş gücü lazım. Hala da Müslümanlar direniyorlar az da olsa. Biz kızlarımızı çalıştırmayacağız. Biz hanımlarımızı çalıştırmayacağız. Biz evde onları tutturacağız.
Onlar evde oturacaklar, anne olacaklar. Böyle olursa, yani adam kaç para kazanıyor? Bir lira. Bir lira yiyecek. Bir lira yemesini, harcamasını istemiyor deccaliye. Ya, diyor ki daha fazla çalış, daha fazla ye, daha fazla harca. Hani bize yıllardan beri diyorlardı ya, bir lokma bir hırkacısınız siz diye. Ha, bir lokma bir hırka istemiyorlar. Sen bir lokma yeme. Yap bin lokma ye, bin hırkan olsun. Bir lokma bir hırka olursa adamın işine gelmiyor. Kim gidecek beş yıldızlı, beş boynuzlu otellerde eğlenecek? Bir lokma bir hırka lazım olan insana çok para lazım mı? Değil. Çok para lazım olmayınca kim gidecek Carpool'una bilmem nesine alışveriş edecek?
Koca, devasa şirketler gelmişler, bir sürü alışveriş yerleri kurmuşlar. Bir sürü kapan kurmuşlar, bir sürü banka gelmiş. Yoldan geçene kredi kartı dağıtıyor. Ağır konuşacağım, hakkınızı helal edin. Bizim geri zekalılarda gidiyor boyuna bedava bulmuş gibi alıyor. Ondan sonra da telefon açıyor. Ne yapacağım ben neredeyim biliyor musun? Neredesin? Sek başındayım. İyi, güzel, esintili bir yerliyorum ben. Ama biliyorum ben ne yapacağım, ne yapacağım? Buradan kendimi aşağı atacağım. Bekle, ben de geleyim. Neden? Beni de ayağının taş niyetine bağla diyor. Ya benden dalga mı geçiyor? Ben faize düştüm. Bütün Müslümanlar bundan zorunlu. Ya bütün Müslümanlar bundan zorunlu deyince kime telefon atıyor?
Mustafa Özbağ, ben zorunluyum. Onun kredi kartının faizinden. Ben yedim ya parayı. Bir lokma bir hırka olmuş olsa, cebinde parası varsa harcayacak adam. Cebinde parası yoksa harcamayacak. Olmayan parayı harcıyoruz. Müslümanlar ne olacakmış? İktidar olacakmış. Olmayan parayı harcayan Müslüman da iktidar olacak. Borçlu. Niye meyve? Gay meyve. Pantolonu gömleğe yamalı mı? Yok. Yakası değişen dahil yok. Yakasını değiştiriyoruz. Biz ters yüz ediyoruz. Gömleğe yakasını bulup ters yüz ettiriyoruz.
Söküyorlar, tersini yüzüne yapıyorlar. Biraz daha eskince söküyorlar. Böyle hakim yaka mı diyorlar. Böyle hakim yaka oluyor. Kendine devam ediyorum sana. Bu cimrilikten değil. Bu alamamazlıktan değil. Ne iktidar? Mehdi soruyorlar ya yarın Mehdi çıktı. Bırakabilecek misin? Borcun var. Bırakabilecek misin? Çeklerin var. Bırakabilecek misin? Senetlerin var. Bırakabilecek misin? Saray gibi evin var. Bırakabilecek misin? Hiçbir şey bırakamayacak. Ne meclisi soruyorsun bana? Yok. Ne? Bir başörtüsüne. Çok. Okumayı versinler. Valim olacaklar.
İslam sahaf buyurun kardeşler. Her gece bir yerde sohbet ederim. Her gece bir yerde zikrullah ederim. Allah yolunda mı çalışsanız? Hepinizde sorumlusunuz. Hepiniz her yerde ders yaptırır. Ders vermeyi yetkilisiniz. Allah yolunda çalışanmayın siz. Hepinizi mescide çevirin. Hepiniz evinizi dergaha çevirin. Evinizi okula çevirin. Hepinizde iştah gözür gözür yaşansın. Her yerde toplansın.
Her yerde toplansın. Yaşayın. Neden?
Her gece program var. Ondan sonra vatan millet sakar ya. Boş kardeşim edebiyat. Edebisi aldatıyoruz. Biz buyuz. Kim de o?
Hakkı bulup. Hakkı kullanan kişi diş macunu kullanmasına gerek var mıdır? Misvakın faydalarını anlatır mıdır? Misvakın hiçbir faydası yok. Sünnet. Kullanmayacak mısınız faydası yoksa? Misvak sünnet. Sünnet. Resulullah sallallahu vesselam hazretleri abdestten önce, abdestten sonra, namazdan önce, namazın ortasında, namazın sonunda, sabah uyandığında, gece yatmazdan önce, yolda yürürken, yatarken, otururken, kalkarken misvak kullanırlar. Anladınız mı? Anladınız mı? Böyle basit faydanın üzerine kurmayın hiçbir şeyinizi.
Biz, sab, sab, samimi, ihlaslı inananlarız. Biz onun hiçbir faydasını bilmeyebiliriz. Yani ben şimdi desem ki misvak yetmiş kusur dertte deva misvak kullanacağım. Desem ki misvak hiçbir faydası yok kullanmayacak mısın? Misvak sünnet kullanır. Sünneti işleyin. Evet, sünneti işleyin. Şey, gündem sorusu. Flört yapmak dinimizce haram mıdır? Evlenecek insanların görüşmesi İslam'a göre nasıldır? Flörtten kast edilen ne bilmiyorum.
Açık konuşayım. Benim bildiğim, yani flört diyorlar ya, yabancı dil. Flört Fransızca mı, İngilizce mi ne? Öyle mi var mı? Fransızca mı? Fransızca. Yani karşılık kelime anlamını bilmiyorum. Ama kast edilen şey, aralarında nikah düşen kız da erkeğin konuşması, dolaşması, gezmesi, tozması. Sonuçta bu değil mi kast edilen?
Diyanet İşlet Başkanı da one kriterleri demişler. Bugün internetten okudum. One kriterlerine göre flört cina değilmiş. Doğru mu? Yani Diyanet İşlet Başkanı yeni karar almış. Tabi Diyanet İşlet Başkanı zina değil diyorsa, o zaman zina değildir. Yenilik onların zinine göre öyledir. İslam'da bir şey haram ise, bir şey illet ise ona giden bütün yollarda illet de haramdır. İçki haramdır. İçki haramdır, onu üretmek de haramdır. Zina haramdır, ona giden yollar da haramdır. Yani böyle kesişerekten, bakışaraktan, o düşünceyle bir kadına bakmak da haramdır. Bir kadının bir erkeğe öyle bakması da haramdır. Orta da beraber böyle, beraber yürüdük biz bu yollarda şarkısını söyleyip, orada burada yürümesi, konuşması, elleşmesi, koklaşması da haramdır.
Zina işlemiş gibi günaha girer. Zina işlemiş gibi günaha girer. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zina hükmünde görmüş. Yani normal zina gibi değil ama hüküm olarak o hükme yakın. Kesinlikle haram ve kesinlikle yasaklanmış. O one kriterleri diye açıklamışlar. Bizim dinimizce haram.
Sünnet bunu haram etmiş. İmamlar haram etmiş sonradan. Gelenler de aynı şeye katılmışlar. E değiştirecekler ya. Yani biz de sürü gibiyiz ya. Bir ıslık çalıyoruz. Biz o tarafa doğru gidiyoruz. Bir ıslık çalıyorlar, bu tarafa doğru gidiyoruz. Sürü. Diyanet İşleri Başkanı'na mail çekti. Kardeşim sen nasıl böyle konuşabilirsin diye. Kim? Diyanet İşleri'ne din adına siz nasıl böyle hüküm veriyorsunuz? Siz dinin kurucu musunuz? Din sizden mi sorun mu diye bir şey söyledi.
Din onlardan sorun. O yüzden bangır bangır bağırıyorum her yerde her zaman. Kardeşler, Kur'an ve sünnete iyi sarılın. Okuyun, okuyun, okuyun. Ve insanlara aktarın. Size yeter din onlara. İbadetimizi nasıl arttırabiliriz demiş. Şükrederekten. Güzel söz. Yunus Emre Hazretleri buyuruyor ki, Aşk ile yapılmayan ibadetler eser rüzgara benzer. Ya normalde rüzgara eser gider ya, bir şey bırakır, bir şey kalırmıyor rüzgardan, kalmaz. İbadetleri severekten, aşk ile yapmazsanız, o ibadetin sizde tesiri olmaz. İbadetin sizde tesir etmesi lazım.
Allah'ın mafaza eylesin. Rabbimiz kesinlikle Allah ve Resul'ün yanında seslerini kıssınlar. Seslerini kıssanlar yok. İşte onlar o kimselerdir ki Allah kalplerini takva için imtiha etmiştir. Onlara hem bir barışlama hem de büyük bir mükafat vardır. Buyuruyor. Allah'ın yanında sesini kısmak nasıl olur ve şu anda Peygamber valisinin yanındaki konuşmalarını nasıl yapmak, ne gibi edeplere riayet etmeliyiz? Edeb insanın kura ve sünnetidir arkadaşlar. Edeb insanın sevgisi ile alakalıdır.
Edeb böyle adama çakma kazık gibi adamı edeplendiremez. Edeb insanın kalbindedir, içindedir. Sevgi de insanın kalbindedir, içindedir. Adam seversen sevdiğinin yanında edepli olur. Adam sevmezse sevdiğinin yanında edepli olmaz. Ona sen şunu şöyle davranacağım desen ne olacak ki? Adam sevmiyorsa öyle davranır zaten. Sevmiyorsa saygı duyar, muhabbet duyar öyle davranır zaten. Sevmiyorsa onun ne edeb yaptıracaksın ki onu sevmiyorsa. Allah yolunu açık etsin. Silah zoruyla edeb olmaz ki Allah muhafaza eylesin. Üstad dua yaptır dediğinde adab olan dergahat duasını yaptırmak mıdır yoksa istediğin gibi dua yaptırabilir mi? Yani bu noktada dua duadır.
Üstad dua yaptır dediğinde adamın kalbinde ne duası varsa o duayı yapar. Bunun normalde ayrı bir edeb adab olmaz. Nebüvvette rüyanın yeri anlatma edepleri nelerdir? Üstadlar önce başkasına anlatılabilir mi? Başkasına anlatılırsa üstad da anlatılır mı? Rüya peygamber sallallahu ve selam hazretlerinin buyurdu gibi peygamberliğin 46 cüsünden bir cüzdür. Rüya bu noktada önemlidir. Dervişik adabı içerisinde insanlar rüyalarını üstadlarına anlatırlar. Rüyasını üstadına anlatmadan başka birisine anlatması uygun değildir. Bunu defalarca söylüyorlar tekrar soruyorlar tekrar söylüyorlar. Ama insan nefsi kendisinin rüya gördüğünü göstermek için herhalde gördüğü rüyada biraz da böyle kendi nefsinin hoşuna gittiyse muhakkak bir başkasına anlatmaya kalkar.
Muhakkak onu anlatacak. Nefsi onu anlattırmak için mücadele eder çünkü. Ve sonuçta anlattırır ona. Ve ondan sonra anlattığı kimseye ben bak nasıl rüya gördüm diye anlatır. Veya işte kendince bir de tevil eder. O dinleyen kimse de kendisine rüya anlatıldığından dolayı onun da hoşuna gider. Olmadı bir de onu anlatır. Hele bir de birisi birisinin rüyasında gördüyse seni akşam rüyamda gördüm ha der. Böylece kendi aralarında nefislerinin kurguladığı bir oyun oynanmaya başlar. Ve görünen görene temanlâ etmeye başlar. Gören görünene temanlâ etmeye başlar. Herkes birbirlerini aldatır. Devam eder gider. Bunu bir adama bağlamış ehl-i tasul.
Adama bağlarken de ölçüsünü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine almış. Allah Resulü buyurmuş ki siz rüyalarınızı salih insanlara anlatınız. Bu adiş şerifi kendilerine ölçü almışlar ve rüyaları gidip üstadlarını anlatmışlar. Üstadın belirlediği bir kimse varsa bir de gidip ona anlatmışlar. Üstadın belirlediği bir kimse yok ise herkes gitmiş üstadını anlatmış. Bunu ne kadınlar tabi olup buna uyuyor ne erkekler buna tabi olup uyuyor. Orta yerde rüya avcıları var bir de. Kadınlarda da erkeklerde de. O ona diyor ne gördün o ona diyor ne gördün. O sabahleyin kalkıyor ha akşam biz alacağımızı aldık göreceğimizi gördük diyor. O da ama ne gördün bak. Satçak diyor ama o. O güzel esnaf.
Böyle devam edip gidiyor. Burada bizde fazla yok. Başka yerlerde alabildiğini almış götürmüş. Herkes uçuyor Allah muhafaza eylesin. Bu tasavvufta bu yok. Derviş rüya görürsek gider üstadını anlatırsın. Gider. Adam dur. Ben rüya gördüm anlatabilir miyim demez. Bir sorusu olan varsa bir şey diyecek olan varsa desin. Sorusunu sorsun o zaman der. Soru sorulacağı zaman dörde der. Olursa olsun birisi sohbet ediyor değil mi? Ona bir şey sorabilir miyim denmez. O sohbetini eder bitirir. Sorusu olamazsın sorsun dediğinde o kimse kim ne soracaksa ona sorar. Sorusu olan sorusu demedikçe hiç kimsiz onu sorup sormaz. Rüyadan anlatmaz.
Adaptarmaz. Allah bizi affetsin inşallah. Bakıyorum biraz zorlanıyorum. Gözlüğümü unutmuşum evde kaldır kıldır çıktım. Okuyamıyordum bazı yerleri. Yanlış okumayayım diye bakıyorum bakıyorum bakıyorum. Ondan zaman. İzlediğiniz zaman kelimeleri toparlıyorum. Bazı hakları okuyamıyorum. İçinden uyuyor. Müslüman olmayan insanların ikram ettikleri, yiyecekleri, yemekli bir sakınca var mıdır? Yoktur. Yani kesinlik değilse, işte diyelim ki sonuçta ehli kitabı kesti diyelim haram yiyecek olmadığı müddetçe. Müslüman olmayan insanların yiyecekleri, yemekli sakınca yok.
Ehli kitabı olduğu müddetçe. Yaklaşık üç ay kadar kocasından ayrılıp, yani evini bırakıp babasının evine gider, bir kadın tekrar eve geri gelmesiyle, öbür arada kocası onu boşamışsa, boşamamışsa, nikahlarında zarar var mı? Boşamadıysa yoktur. Hakkınızı helal ettin. Bir tane de var, bir sayfa daha oradan. Odun uzun geldiğinden kalktım oraya kenara. Üç ihlas müfatiha. Amin. Amin.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e gelin iş geçmiş. Bütün Peygamber Zişan efendilerimizin ruhlarına ayrı aleyh edelim. İkvası ve esed aleyhle yarabbi. Amin. Aleyhle yarabbi. Peygamber Zaten'ı himmetten, şefasın üzerlerimizden eksik eyleme yarabbi. Amin. Üç ihlas müfatiha. Amin. Amin. Üç ihlas müfatiha. Amin. Aleyhle yarabbi. Peygamber Zaten'ı himmetten, şefasın üzerlerimizden eksik eyleme yarabbi. Amin. Seyyidatlar eyle yarabbi. Amin. Amin. Seyyidatlar eyle yarabbi. Peygamber Zaten'ı himmetten, şefasın üzerlerimizden eksik eyleme yarabbi. Amin. Üç ihlas fü fatiha.
Amin. O aussun su 24Wh, Seyyidatlar eyle showcase demedir ve devotlar Efendimiz'i nimetten, v銳AHE ve Tabanina! Amin. Nuhuta! Amin. Yetmiş müşidik abilerin ve evliyaların vermişlerinin bitkilerin ruhlarına hedinlik vası ve sırrâreyle Ya Rabbi'yi.
Ya Rabbi. Sırrâreyle Ya Rabbi feyzatlarının hibmetlerine şefahtarın üzerlerimizden eksik eyleme Ya Rabbi'yi. Ya Rabbi. Üstadımız, göşidimiz, camimiz, canarımız, sultanımız, ayındırlâni Mustafa Efendi Hazretleri, buhanet yükselen hibmetlerine hedinlik vası ve sırrâreyle Ya Rabbi'yi. Ya Rabbi. Sırrâreyle Ya Rabbi feyzatlarının hibmetlerine şefahtarın üzerlerimizden eksik eyleme Ya Rabbi'yi. Ya Rabbi. Nihalemde susun ruhaniyetin hibmetlerine hedinlik vası ve sırrâreyle Ya Rabbi. Ya Rabbi. Sıram güçlü kâminlerin velileri, evliyaların dervişlerin hükmünden ruhani hibmetlerine ayirâyle hedinlik vası ve sırrâreyle Ya Rabbi. Ya Rabbi. İki âlimize gelmiş geçmiş Osman alene gelmiş geçmiş Akrabâhi tarikatımızdan gelmiş geçişlerinin ruhlarına, ruhaniyetlerine ayirâyle hedinlik vası ve sırrâreyle Ya Rabbi.
Ya Rabbi. Ya Rabbi feyzatlarının hibmetlerine şefahtarın üzerlerimizden eksik eyleme Ya Rabbi. Ya Rabbi. Allah'a emanet olun.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.