Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 30 Ekim 2020 · 10:02
O pâdişahın öyle bir düzenbaz veziri vardı ki, düzenle suyu bile düğümlerdi. Pâdişah öyledir ki, pâdişahı pâdişah eden dünya âleminde vezirleridir. Pâdişah kudretini ve kuvvetini vezirinin üzerinden tecelli ettirir. Öyle bir vezir koyar ki, akıllı pâdişah. Vezirin arkasından kendisini saklar, bütün işlerini vezirle yapar. Ve herkes veziri görür, pâdişahı görmez.
Aynı muhabbet çıktı mı hocam yine şimdi? Armut altı günde, çocuk dokuz ayda doğuyor. İyi pâdişahlar, muhkem, hakim olan pâdişahlar, öyle bir vezir atarlar ki, O vezir, pâdişahın yapmak istediği bütün her şeyi tecelli ettirirler.
Şaşı bakanlar pâdişahı değil, veziri görürler. Bakanlar vezire düşman olurlar. Oysa, vezirin bütün yaptıkları ve ettikleri pâdişahtandır. O şaşılar, körler, vezire düşman olurlar. Ama o pâdişah, vezirine kim düşman olursa, arkasından o da onlara düşman olur.
Çünkü vezir her ne yaptıysa, pâdişahın hükmüyle yapmıştır. Aslında gerçekte yapan kimdir? Pâdişahtır. Aslında vezir orta yerde, pâdişahın tecelli gâhı gibi bir şeydir. Veziri orta yerden kaldırsan, pâdişah çıkacak orta yere. Ama, pâdişah hiç vezirin orta yerden kaldırılmasını istemez.
Çünkü böyle, kalp olanlarla sahih olanları ayırt eder. Her pâdişahın kendine göre iyi bir veziri vardır. Her peygamberin iyi bir halifesi vardır. Musa'nın kardeşi gibi. Hazreti Peygamber Efendimiz'in Ali'si gibi. Her cumhurbaşkanının başbakanı gibi. Her başbakanının bir başbakan yardımcısı gibi. Her şeyhin işini gören bir halifesi vardır. Her şeyhin işini gören, her beldede birer naipleri vardır. Bu Allah'ın adetullahıdır. Zahiri manada kötü pâdişahın da veziri vardır.
Şeytanın da veziri vardır. Şeytanın da bu manada yapılanması vardır. Bu devletler sisteminde de aynıdır. Kötü devletlerin önünde vezirleri vardır. Kötülüğü onların üzerinden yaparlar. Onların da naipleri vardır. Naipleri üzerinden yaparlar. Bu vücudun üzerinde de aynıdır. Vücudun da pâdişahı vardır. O vücudun pâdişahı da önüne vezir koyar. Sen vezire bakarsan aldanırsın. Onun arkasında vardır vücudun, o vezirinin arkasında bir şey vardır. O arkasındakine bakmak gerekir. İşte bütün kainata bu gözle bakabilirsiniz. Bu kainatın da bir pâdişahı vardır.
O pâdişah bu kâinatın başına da bir vezir tayin etmiştir. İşlerini o vezir ile yönetir. Devlet askeriyenin başına bir genelkurmay başkanı tayin etmiştir. Askeriye ile alakalı bütün her şey genelkurmay başkanı üzerinden gider. Genelkurmay başkanı da kendine dört tane ordu kurmuştur. Dört tane ordunun başına birer tane de ne yapar? Ordu komutanları koyar. Kara kuvvetleri komutanı, deniz kuvvetleri komutanı, hava kuvvetleri komutanı, jandarma genel komutanı gibi. Onların da üzerinde ordu komutanları vardır. Öbürkünün üzerinde gemi filo komutanları vardır. Öbürkünün üzerinde jandarma genel komutanları vardır. İşte havacıların hava filo komutanları vardır.
O komutan da o işleri ne yapar? Onların da başına birer tane vezir koyar. Pâdişah bir vezir koyar. Vezir kendi altındakilerin pâdişahıdır. O da altına vezirler koyar. O da oğul bölgenin veziridir. O onun altına koyar, o onun altına koyar. Herkes bir vezçesi vezirdir, bir vezçesi pâdişah'tır. O zaman bütün o pâdişahların bir vezçesinde ne vardır? Vezirleri olduğundan vezirlik vardır. Bir vezçeler nedir? Pâdişah'tır. Bir vezçeler nedir? Pâdişah'tır. Aslında pâdişahın da bir vezçesi vezir, bir vezçesi pâdişah'tır. Çünkü pâdişah bütün vezirliklerin ve pâdişahlıkların toplandığı yerdir. O ülkenin pâdişahıdır. Ama o ülkenin pâdişahlığına zarar değildir küçük pâdişahlıklar kurulması.
Çünkü o küçük pâdişahlıklar da o büyük pâdişahlığın elinin altındadır. Ve hepsi de bu hiyerarşide devam eder. Bu hiyerarşide bir pâdişahın pâdişahlığında bir sıkıntı yoktur. Bir eksiklik yoktur. Çünkü işler böyle tecelli eder, böyle tanzim olur. Bir devlet başkanı vardır, devlet başkanının altında bir sürü vezirler vardır. O bu noktada başkanlık kudretini ve kuvvetini onlara verir. Mührünü de verir. Der ki benim adıma iş yapın. Onlar ihanet ederse pâdişahını vazifeden alır. Der ki benim mührümü yanlış yerde kullandın. Bir de ne yapar?
Cezalandırır. İşte o pâdişahın da böyle bir veziri vardı. O vezir tam vezirdi, düzenbazın tekiydi. Ve düzenbazlıkla suyu bile düğümlerdi. Pâdişahı dedi ki, Hristiyanlar canlarını korurlar, dinlerini pâdişahtan gizlerler. Onları o kadar öldürtme. Zaten de öldürülmede bir fayda yok. Dinin kokusu yoktur ki, mis değil ki, ödacı değil ki. O pâdişah öldürüyordu hep. Pâdişah Yahudiydi. O Yahudi pâdişah, o Hristiyanları hep katlediyordu. Gerçek inananları hep katledenler vardır. Birisi kendi dininin dışındaki dindarları katleder hep.
Bu inançla alakalıdır. Bir inanç sahibi diğer inanç sahibini katleder. Bunlar iman ehli değildir. Çünkü o inancın üzerinden onlar para pul kazanırlar, her şey kazanırlar. Şan, şöhret kazanırlar. Şan ve şöhretlerini yitirmemek için diğer inanç sahiplerini hep katlederler. Vezir dedi ki, bundan geri dur. Ben dedi, sana daha iyi bir yol göstereceğim. Yüzlerce kılıf içinde gizli bir şey, dışını bilirsen bilirsin. Ancak içinse bildiğine aykırıdır. Hep dedi, içine bilmediğinden dolayı hata edersin. Buradan önümüzdeki hafta devam edeceğiz. Selamun Aleyküm, El Fatiha.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.