Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 17 Haziran 2016 · 45:27
Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Allah izin verirsen ömreciler inşâAllah pazartesi gün sabah saat 9'da Mut Dimin oradan hareket edeceğiz. Allah izin verirsen inşâAllah saat 12.45'te uçak. O yüzden Allah izin verirsen inşâAllah 8'de en geç arkadaşlar orada toplansınlar. İşte duasıydı derken Allah izin verirsen inşâAllah 9'da yola koyulmuş olacağız. Herhalde Yenişehir bir saat sürer. Sürer mi? Yaklaşık. İnşâAllah 10'da orada olmuş olacağız. 10'da inşâAllah orada olmuş olacağız. Oda numaralarıyla alakalı yarın sabahleyen bir küçük gene gözden geçirme zorunluluğu çıktı. Çünkü bazı odalar normalde tam kat değil birkaç tane oda bir katı aşmış.
Öyle olunca yarın sabahtan inşâAllah biz tekrar bir daha gözden geçireceğiz. Oda numaraları değişebilir. Odalardaki arkadaşlar pek değişmez belki de ama oda numaralarında bir değişiklik olabilir. Yarın cumadan sonra resmi siteden herkes baksın tekrar otel oda numaralarını öğrensin. Otel oda numaralarını öğrendikten sonra da herkes valizlerinin üzerine oda numaralarını yazacaklar. Bu Mekke için geçerli. Herkes adını soyadını kat ve oda numarası 603, 605 neyse. Veya birinci kattan itibaren başlıyor. Birden 8'e 9'a kadar işte bazı katlarda son katlarda şey var, oynama var. O yüzden onları tekrar bir daha gözden geçireceğiz. Katları değişecek. Oda arkadaşlarımdan ziyade katları değişecek. Herkes oda numaralarını tekrar söylüyorum.
Kat ve oda numarasının üzerine yazacak adı soyad olarak. Mekke'deki kafama göre eğer bu noktada planladığımız şekilde giderse Mekke'de valizleri komple otelin lobisine koyup Ramazan çünkü şeylerle no valizlerle kimseyi uğraştırmak istemiyorum. Otelden bir görevlileri onları odalara taşıttırmayı düşünüyorum. Oruçlu çünkü herkes böyle çok uğraşsın istemedim onunla alakalı. Normalde hemen gidip bir tavaf yapıp say yapıp dönünceye kadar Onlar da odalara valizleri taşırlar diye düşündüm. O yüzden herkes valizlerine bunları yazacaklar. Ümre ile alakalı bir sorusu olan varsa canlı bir şekilde sorsun. Yok. Bu kadar da değil mi söyleyeceğimiz Salih? Bu kadar bir de bu kiloyla ilgili efendim uçak.
Kiloyla ilgili o zaten bütün herkes biliyor otuz kilo olacak kişi başına şey. Ne o kilo giderken çok bakmıyorlar da işin doğrusu. Ama gelirken bir hayli problem yaşanıyor. Bunu tekrar tekrar söyleyeyim. Herkes ya anlaşarak da üç beş kişi birisinin az birisinin fazla öyle bir şeyden gelecekler. Ya da hiç kimse otuz kilonun üzerine geçmeyecek haberi olsun herkese. Zemzemleriniz firmaya ait. Zemzemleri firma beşer kiloluk mu onar kiloluk mu ne? Kendisi doldurup getirecek. Kendisi kargoya verecek. Onu normalde zemzemden biz sorumlu değiliz. O yüzden herkesin zemzemini kişi başına beş litre mi on litre mi bilmiyorum kaç litre ise şeye veriyorlar. Ne o? Kargoya veriyorlar. Sorulara hızla geçeyim mi?
Saat on bir oldu. Hakkınızı helal edin. Helal edin. İslam'da sofra adabı nasıl olmalıdır? Sofrada yemek yerken konuşmak uygun mudur? Tamamiyetle susmak yok ama tamamiyetle konuşmak da yok. Yani yemek yerken misafir varsa hiç konuşmadan veyahut da ev, hane halkı hiç konuşmadan yemek yenecek diye bir kaide yok. Bu bizim geleneğimizde var. Yemek yerken konuşulmaz diye illaki. İslam hukukunda ve kültüründe böyle bir şey yok. Konuşulabilir uygun bir şekilde. Akıl fıtri mi deren her insanın aklı aynı mıdır? Akıl fıtridir. Her insanın aklı o kimsenin kendince bilgilenmesine, kendisini yetiştirmesine bağlıdır. Aklımızı pozitif, hayırlı yönde nasıl kullanabiliriz?
Önce pozitif, hayrı öğrenecek insan. Bir kimse hayrı öğrendikten sonra kendisini hayra mecbur edecek. Aklını o noktada kullanacak. Eğer hayrı öğrenmezse bir kimse hayrı nereden bilecek ki? Ancak kalbine ilham gelmesi lazım. Bunu da kendince, aklınca hayrı ve hikmeti araması lazım. Hayrı ve hikmeti ararsa bir kimse, o zaman dışarıdan bilgilenmeden de kalbine ilham gelebilir mi? Evet. Ama bir kimse de kendini ben böyleyim demezsin. Gece körlüğü ile ilgili tedavi yöntemi var mıdır? Dua olarak tavsiye edebileceğiniz bir şey var mı? Bildiğim bir şey yok. Ev içerisinde kedi veya köpek beslemek günah mıdır? Normalde eğer evinizde fare varsa evde kedi besleyebilirsiniz. Bunda bir beis yok.
Ama mesela evinizde koyun varsa, inek varsa, böyle bir evinizde hayvanaşat varsa onları koruma amacıyla da köpek besleyebilirsiniz. Esnerken gözyaşı dökülürse abdest kaçar gibi söylemiştiniz. Biraz açabilir misiniz? Hanefilerin bir kısmı gözyaşının abdesti bozacağına hükmetmişler. O yüzden normalde esneme esnasında bir kimse gafret halindedir. O bir kısmı böyle dediği için, gözyaşı abdesti bozar dediği için öyle söylemiştim. Bir kısmı da gözyaşı abdesti bozmaz demiş. Daha doğrusu Allah adına akıtılan gözyaşından abdest bozulmaz demiş. O yüzden orta yerde bir şey var. Böyle bir durum var. Esnediğiniz zaman gözlerden yaş iniyorsa bu esnemek şeytandandır. Hadis-i Şerif'i mucibince gaflete dalmışsınız.
Abdest almak faydalı olur. Mustafa abi ben dua tuvaletteyken içimden ve dışımdan zikir ediyorum. Allah rızası için bana ders ver. Eyvallah. Sizin ümrede olduğunuz iki hafta bayanlar cumartesi günü ders yapacak mı? Evet. Ama yok Ramazan'ın zaten son haftasında son 10 gününde biz dersler yapmıyoruz. O yüzden Ramazan'ın son 10 günü ders yok. Bunu bu cumartesi bayanlara söyleriz inşallah. Ramazan'da evimizde iftara misafiri alınmak istiyoruz. Eşim misafir konusunda çok kitiz. Her seferinde problem yaşıyoruz. Neticede fırça yiyen ben oluyorum.
Misafiri çok sevmeme rağmen davet etmek artık zor geliyor. Bir bayan olarak eşime nasıl davranmalıyım? Bu böyle çok titiz adamlar sıkıntılı olur. Bu konuda eşlerinize yardımcı olun. Eşlerinize fırça atarak, laf söyleyerekten yardımcı olunmazsın. O yüzden insanlar yavaş yavaş öğrenecekler. Yavaş yavaş her şeye alışacaklar. Yani böyle fırça kelimesi çok hoş bir şey değil. Eşlerinizle iyi geçinir. Ömrede saatlik de olsa itikafa girebilir miyiz? Evet. Girersek nasıl niyet edelim? Niyet ettim Ya Rabbi. İşte Beytullah'tan dışarı çıkıncaya kadar itikafıma. Niyet ettim Ya Rabbi. Medine-i Münevvere'de mescitten dışarı çıkıncaya kadar itikafa diye niyet edersiniz.
İçinizde itikafta olduğunuz müddetçe Allah'ı zikredin. Tehri çekin. Dua edin. Kur'an-ı Kerim okuyun. İnşallah. Almanya'da Süleymancıların cemaatinde kadınların hacca gitmesi yasak. Allah farz kıldığını başkası yasak edebilir mi? Kadınlar ve kim yolluyorlar? Görüşleriniz nelerdir? Allah bizi affetsin. Bunu böyle yapıyorlarsa saçmalıktan başka bir şey değil. Normalde işte iman eden kadınlar, iman eden erkekler hem kadınlara hem erkeklere farz edilen ayetle sabit bunların hepsi de. O yüzden Cenab-ı Hakk'ın farz kıldı bir şey, bir kimsenin yasaklaması mümkün değil. Ne yazık ki böyle önceden isim zikretmiyordum. Cemaat ismi, şahıs ismi.
Ama iş o kadar büyüdü. İnsanlar artık bu konuda hani bir sohbetten, çıkarımda bulunaraktan bundan bunu kastetmiştir diye anlayabilecek noktada değiller. Yani hadisleri inkar edenler diyoruz, hadisleri inkar eden, ya inkar edenler varmış. Mustafa İslamoğlu hiçbir hadis-i şerifi sahih görmüyor. İnkar ediyor. İsim söylüyorum. İşte bayraktar bayraktar. İnkar ediyor. İşlerine geldiğinde inkar ediyorlar. İşlerine geldiğinde inkar etmiyorlar. İnkar ediyorlar. Mesela bu kardeş demiş, Süleymancılar böyle demiş. Yani bunlarda normalde bu tip tuhaf davranışlar var. Ben kendim karşılaşmadım.
Bana soruyorlar, soru olarak. İşte Süleymancıların içerisinde Süleymancılar kendi cemaatlerinin dışında bir kimsenin müminin müminden de faiz almasını Darül Harpçı caiz görüyorlar dedi. Ben dedim caiz değil, Darül Harpçı da olsa mümin müminden faiz alamaz. Ama dediler ki Süleymancılar alıyorlar. Böyle bir şey koydular. Örneğin. Bunları önceden isim kullanmadan söylüyordum. Cemaat ismi de söylemiyordum. Ne bileyim işte şahıs ismi de söylemiyordum. Ama yok artık ipin ucu kaçtı. İpin ucu kaçınca artık isim zikretmeye başladım. Allah bizi affetsin. O yüzden normalde kim vekil gönderebilir? Hacca gitmeye muhtedir olamayan kimse. Muhtedir değildir hacca gitmeye.
Onu kim yapmış? Devlet başkanları yapmış. Askeri komutanlar yapmış. İşte padişahlar hacca gitmemişler. Sebep devlet yönetiyorlar. Vekil göndermişler. Bir kimse hasta yatalak gitmesi mümkün değil. Parası var. Vekil gönderir. Bir kimse işte uzudan eksiklik değil hasta yatalak olup vekil göndermiş. Bir ayağı kesik vekil göndermez. O yerini icra etmeye başlayacak. İşte ama icra edecek. Ama İbn-i Mektum var. Diyor ki ben evde namazı kılabilir miyim? Ezanı duyuyor musun? Diyor. Evet. Mescide geleceksin diyor. O yüzden uzudan eksikliğine göre o kimse kendisi yapmak zorunda. Ama iki ayağı da kesik. Eyvallah. Ya birisini tutacak, kendisini getirip götürecek, araba taşıyacak, yevmeli bir kimse tutacak ya da yoksa öyle bir kimse vekil göndersin.
Öbür türlü bir kimsenin farzı yerine getirmeye muhtedirse kendisi icra edecek. 16 yaşında oğlum 2 yıldır oruç tutmuyor. 14 yaşındaki oğlum tutuyor, nasihat ederim ama olmuyor, ne yapabilirim. Çocuklarınıza orucu, ibadetleri küçük yaştan itibaren sevdirerekten yaptırın. Bir çocuk normalde şimdi örneğin daha oruç farzlayıp onu böyle zorlayarak orucu alırsın diyerekten onu zorlayarak bir yola gidemezsiniz. O kâh nefsine ağır gelecek, zor gelecek. Bir gün boş bırakacak, iki gün boş bırakacak. İşte uyanamayacak, ben tutmak istemiyorum diyecek. Onu böyle disiplin edeceğiz deyip de 5 yaşında, 6 yaşında, 7 yaşında, 8 yaşında veya bali olmamış çocuklar sorunlu değil. Onları zorlayarak bir şey öğretmeye çalışmayın. Sonra o çocuk büyüdüğünde severek yapmadıysa dönüp intikam alıyor.
Sevdire sevdire, sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz, kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Çocuklarınıza bu noktada erkek kız hiç önemli değil. Sevdire sevdire, yavaş yavaş, tatlı tatlı, hele kız çocukları tatlı tatlı, erkek çocukları tatlı tatlı, dışarıdaki hayat onların kanması için müsait. Kız çocukları örtünüyorlar, tatlı tatlı.
Zorlama, neden bütün arkadaşları etrafında açık, işte ne bileyim daha farklı bir hayat yaşıyor. Sen o çocuğun içerisinde, o hayatın içerisinden çocuğunu çekmeye bak. Bak, okula gidiyor farklı bir terbiye var okulda. Sen o okuldaki yanlış terbiyenin içerisinden çocuğunu çekmeye bak sen. Ama bunu yumuşaklıkla, tatlılıkla yap. Bunu nefret ettirerekten yapma. Bir şeyhin kızı söyledi bana bunu. Bakın babası şeyh. Babası şeyh. Bana dedi ki, babamız bizi dinden nefret ettirdi dedi. Kaldım böyle ben, ne diyeceğimi bilemedim. Dedim ya, bu ağır bir söz.
Ama dedi, babamız öyle sert davranışlarda bulundu bize, öyle davranışlarda bulundu ki dedi, biz dinden nefret eder hale geldik dedi. Bir şeyhin kızı söylemişti bunu bana. Ve dedi, ben bakıyorum dedi, sizin öğretilerinize, sizin davranış biçiminize dedi, keşke diyorum dedi, babamız da böyle şeyh olsaydı. Ve dedi, kız kardeşlerimi çağırdım dedi, sizi dinlettim dedi. Ondan sonra, ve biz dedi, babamızın şeyh olmadığına inandık şimdi. Dedim, öyle de demeyin, yani o anlayamamıştır, öyle bilememiştir. Ben böyle alttan alıyorum, işte babası çünkü sonuçta onu. Yarın öbür gün çocuklarınız sizden nefret etmesin. Sizin üzerinizden, dinden nefret etmesin. Sizin üzerinizden, sizin yolunuzdan nefret etmesin.
Çocuklarınızı zikrullaha zorla getirmeyin. Yumuşak yumuşak, tatlı tatlı, sevdire sevdire. Hadi derse gidelim, dönüşte dondurmalarız seninle. Örneğin, hadi derse gidelim, işte oradan şuraya gideriz. Oradan onu yaparız, oradan da tekkeye gideriz. Oradan bunu yaparız, oradan namazı kılıp da geçeriz. Veya filanca yerde namazı kılarız, oradan oraya geçeriz.
Yani o bir şey istiyor sizinle, siz araya namazı, ibadeti kataraktan oraya gidin. Örneğin, ya işte bir tane futbol top alınacaktı da, olur inşallah, perşembe günü derse gidelim, orada bir satan bir arkadaş vardır. Sorarız orada, belki de daha ucuz alırız. Ya Halit Hoca, sende futbol topu var mıydı? Ya bizim orada tezgahta futbol topu yok ama bakarız bir arkadaştan. O sorulan kimse de siyaseti anlayacak. O çocuğuna demiş, bir arkadaşa sorabiliriz orada diye. O da anlayacak, çocuğunun yanında soruyor. Halit Hoca, sizde futbol topu var mı? Varsa haftaya bir getirsen, o çocuğun önüne bir şey koy. Çocuk derse karşı alışsın. Veyahut da burada çocuklara bağırıp çağırmıyor. Sohbeti duyamıyoruz.
Ya mübarek. O çocuk da gelmiş, buranın havasını alacak. Evet, annesi gaflette bulunmuş, çocuğu biraz boş bırakmış. Ama çocuk, babası gaflette bulunmuş, biraz boş bırakmış. Ama çocuk, çocuk bu. Alışacak, öğrenecek, yumuşak yumuşak. Evlerinizde de çocuklarınızı sevdirerekten. Namazı, abdesti, orucu, örtüyü. Sevdire sevdire, yavaş yavaş. Yok illa ki geleceğin zorla benden, bırak ya. Çocuk oyunu da isteyecek. O esnada canı sıkıldı, istemedi. Gel ne versin o gece? Veyahut gelmek istiyor. Sana ağırlık görme onu. Bazı anne babalar da onu ağırlık görüyor. Sen hadi evde televizyon aç, televizyon izle. Yapma. Çocuk seninle beraber derse gelmek istiyor. Seninle beraber çıkmak istiyor.
Seninle beraber bir yere gitmek istiyor. Sen çocuğu hapsetme eve. E okul zamanı zaten gidemiyorlar. E okulun haricinde sen çocuğu hapsetme anne babalar. Bilhassa, Allah muhafaza eylesin. Kocasından talak talep eden, kocadan izinsiz başına alıp giden kadın münafıktır. Ramuz el-Hadis eşimden talak hakkı almıştım. Münafık muyum? Hain. Buradaki bu münafıklıktan kasıt büyük günah işledi. Büyük hata yaptı. Buradaki bu itikadi münafıklık değil. Ameli bir nokta bu. Hani itikadla ameli ayırıştırmakta fayda var. İki aydır perşembe sohbetine gelmiyorum.
Hakkınızı helal edin. Nefsime uydum. Bir kusura eksikliğim olduysa sizden ve derviş abilerinden helallık istiyorum. Allah'a emanet olun. Kim? Belki de birisi hakkını helal etmeyecek. İsim yok. Hah. Çık. Arkadaşlar, arkadaşlara, arkadaşa hakkınızı helal ediyor musunuz? Helal edin. Bizden yana da helal edin. Tamam. Türkmen Dağı düşerken devlet erkanımızın ve hükümetimizin bu kadar sessiz ve kayıtsız kalması hakkında ne düşünüyorsunuz? Sonuçta Türkmen Dağı da düşüyor, Filistin de düşüyor, Irak düşüyor, Suriye düşüyor. Kaleler teker teker düşüyor, düşüyor.
Sonuçta bunlar hoş şeyler değil. Ama sonuçta Türkiye'nin de bu tip şeylerle ilgilenmesin diye başına bir türlü, bir türlü, bin türlü de çorap örüyorlar. Yani Türkmen Dağı düşüyor, evet eyvallah. Ama Türkiye'nin Türkmen Dağı'yla ilgilenecek çok fazlaca elinde argümanı mevcut değil. Çünkü Türkiye'nin de önünde bir PKK, DHKBC, ondan sonra PYD, KCK, alfaba kalmadı zaten.
29 harfinin hepsinde kullanıldığı terör örgütleriyle içeride bir uğraşısı var. Zaten bunlar komplike işler. İçeride bunlarla uğraşırken Türkiye'nin nüfus alanına giren dış ülkelerde Türkiye'nin nüfus alanını kesmek. O bir Halep'e kadar olan o bölgede boğu kesmek istiyorlar. Türkiye'nin oradaki o böyle mızrak gibi duran bir orada Türkiye'nin korumaya çalıştığı bir yer var. Halep'e doğru, Halep'i de içerisine alan bir yol var. Aynı zamanda da bu oradaki PYD ile alakalı da ortadan ikiye bülüyor. Orayı da normalde işte düşürüp PYD hatını çevrelemek istiyorlar. Allah hayra çevirsin. Onlar Türkiye'yi PYD ile çevirmeye çalışıyorlar. Cenab-ı Hakk'ın tokadı muhteşemdir. Cenab-ı Hakk'ın tokadı muhteşemdir.
Ben orada muhteşem bir tokat bekliyorum. Oradaki arada işte böyle Sünni Müslüman Kürtleri olacak olan arada. Nasıl Güneydoğu'da Sünni Müslüman Kürtleri olduysa şimdi ne mektep bıraktılar ne medrese. Surun içerisindeki medreselerin hepsini de yıkmışlar. Aldığım son haberler bu. Sur içerisinde Diyarbakır'da kadim bin yıllık medreseler vardı. Kitaplarıyla beraber yıkılmış, yakılmış. Kürtçe bir tane ilmal, Kürtçe bir tane hadis kitabı, Kürtçe bir tane fıkıh kitabı, Kürtçe bir tane tefsir kitabı bırakmamışlar. Mardin'de, Nusaybin'de, Suriç'in'de bu medreselerin hepsinde son aldığım bilgiler bunlardı.
Bu bilgiler de bizim burada daha önce Bursa'da çok eski dervişler vardı. Burada normalde onlar tekstilciydi. Burada onların fabrikaları falan vardı. O zaman devlet onları da burada rahat bırakmadı. Siz PKK'lısınız diye. Ondan sonra o çocuklar buradan tekrar göçtüler. Kendi köylerine. Orada da çok zenginlermiş zaten. Ondan sonra Diyarbakırlıydı çocuklar. Böyle birkaç, üç dört tane aile buradan geriye rücü etti Bursa'dan. Böyle haber alıyorum dediğim, haber aldıklarım onlar. Çocuklar buradan rücü ettiler. Onlar derslere falan geliyorlardı Şeyh Efendi'nin zamanında. Hala da irtibat devam ediyor. O çocuklar derslerine devam ediyorlar orada. Ondan sonra hatta böyle bir ara sıkıntı yaşadılar.
Dedim gelin gene tekrar göçün dedim. Sıkıntı yok. Hatta burada yerleri var onların. Böyle kiraya falan verdiler burada. Bu haber aldığım yerler onlar. O çocuklardan alıyorum bilgileri. Onlar hatta bir tanesi böyle abi hükmün dedi. Onların kardeşlerini falan da getiriyordu. Üç beş kardeş derslere. Babası falan geliyordu. Onlardan alıyorum bilgileri. Onlar hala da esnaflıya devam ediyorlar. Orada tekstil işi yapıyorlar. Kumaş satıyorlar. Ev tekstil işi falan yapıyorlar. Ergani'de var. Diyarbakır'da var. Ondan sonra öbür çevre illerde var. Öyle üç beş can arkadaş. Onlardan alıyorum bilgileri. Onlar da bana işte diyor bu Sur'da ne oluyor?
Neden bu kadar problem çıkıyor? Sur'u anlatıyorlar bana. Onlar anlatıyorlar. Hatta bir tanesi İzmit'e kadar gelmiş Kocaeli'ye. Ondan sonra Kocaeli'de kalmış telefon açtı bana. Dedi Kocaeli'nde kaldım. Yani Allah affetsin yanlış anlaşılmasın. Dedi parasız kaldım burada dedi bana. Dedim ya orada böyle böyle arkadaşımız var. Ondan sonra neyse artık oradan kendi işini çözmüş. Yoksa sana gönderecektim orada. Onlardan alıyorum bilgileri. Allah yardımcılar olsun. Rusya'nın Türkmenler üzerine yüzlerce bomba attığı bir zamanda Cumhurbaşkanımızın barışmaya gayret etmesi ne kadar doğru. Bunlar devlet idaresi. Devlet aklı ve mantığı farklıdır. O yüzden benim her zaman tezim budur ya.
Ben kalkıp da devlet idare edecek bir kimse değilim. Devletin içerisinde çalışan mekanizma nasıl onu da bilemeyiz. Oturduğumuz yerden ya bunlar Rusya'yla nasıl barışmaya kalkıyorlar. Bunlar devlet siyaseti. Şu anda barışması gerekiyordur. Barışır yarın savaşması gerekiyordur. Savaşır üç gün sonra o barış tekrar bozulur. Savaş tekrar bozulur. Bir daha barışır. Acaba savaşıyorlar mıydı da şimdi barışa çekildiler? Bilemeyiz ki bunlar. Devlet ve millet olarak Türkmen kardeşlerimiz için neler yapabiliriz? Sonuçta devlet ve millet olarak yapabileceğimiz çok fazla bir şey yok. Lavaboda ezan okunurken lavaboda ise günah mı değil. Bankada güvenlik görevlisi olarak çalışmak günah mı?
Faizin çok döndüğü yer. Faizin dönmediği yer mi var? Faizin dönmediği bir yer söyleyin gidelim oraya yerleşelim. Türkiye'de bir yer gösterin, bir kurum gösterin. Faizin dönmediği bir yer var. Namaz kılarken çok istiyorum. Bunun nedeni şeytani. Hadis-i şerit öyle diyor. Günümüz şartlarında 90 kilometre yaklaşık bir saatte gidilebilirken ve arabalarımızdaki konforlar had safhadayken seferiliği kötüye kullanıp buradan Karacabey giden seferiyim deyip oruç tutmuyor. Bu konuda görüşleriniz neler? 90 kilometre ileri gidiyorsa oruç tutmayabilir. Seferilik konforla alakalı bir şey değil. İsterseniz uçakla gidebilirsiniz.
Hatta yum gözünü aç gözünü yapabilirsiniz. Seferilik seferliktir. İslam'ın hukuku bu. Seferiye çıktığınızda, sefere çıktığınızda işte o namazların kısaltılacağına dair ayetle sabit. Değil mi hocam? Ayet değil mi? Oruç bir tek ayetle sabitte değil galiba değil mi? Namaz ayetle sabit. Evet. Namaz ayetle sabit. Orucu tutup tutmamayı hadisle tespit ediyoruz. Tabi hadisi inkar edenler için söylüyorum. Bu seferinin ne kadar olduğuna dair de bir rivayet yok ayet-i kerimede. Yani bir kimse hadisleri reddettiğinde kendi kafasına göre kural koyup ben Bursa'dan dışarı çıktım seferiyim diyebilir.
Veyahut da bir kimse şunu diyebilir. Ben bir odadan bir odaya geçiyorum seferiyim. Hadis inkarcıları var ya şimdi. Seferilik. Diyor ki siz sefere çıktığınızda tamam bir kimse bir mahalleden bir mahalleye gidiyor ben sefere çıktım derse ona hayır bu seferi değilsin kim diyecek? Bir şey inkar ediyorlar ya diyeceksin ya bu hadisleri inkar ettik.
Hadis yok evet. Siz sefere çıktığınızda namazlarınızı kısaltınız diyor ayet-i kerimede. İyi kısaltmak ne kadar? Namazı kısaltınız dedi. Öğlen namazını ben kısaltmaktan bir rekat olarak alırsam ne olacak? Ben kısaltmayı Allah'a niyet ettim öğlen namazının farzını kılmaya. Allahu Ekber. Fatiha'yı okudum hatta okumadım. Esselamun Aleyküm ve Rahmetullah. Esselamun Aleyküm ve Rahmetullah dedim. Benim namazım bitti desem diyecek kim bana bitmedi diyecek. Hadisleri inkar ettik ya hiçbir hadis sahih değil. Mustafa İslamoğlu da öyle diyor. Hiçbir hadis sahih değil.
Kime göre sahih diyor. O hadisleri toplayana göre sahih diyor. Herkesin bir sahihi var diyor. O yüzden diyor muteber bir hadis kitabı yoktur diyor. Bunu söyleyen Mustafa İslamoğlu. Kadere iman da yoktur diyor. Bunu da söyleyen Mustafa İslamoğlu. Kabir azabı da yoktur diyor. Bunu da söyleyen Mustafa İslamoğlu. Muteber hadis yok. Bunu da söyleyen Mustafa İslamoğlu. Muteber hadis kitabı da yok. Size tavsiye edeceği muteber bir hadis kitabı yok diyor. Size tavsiye edeceği. Hadis kitapları muteber değil. Hadisler de bu noktada sahih değil. Bir kimse seferini nasıl hükmedecek? E sefere çıktığınızda da namazı kısalttınız demiş. Bu namazı kısaltmaktan ne anlayacak bir kimse?
Bu hadis inkarcılarının karşısında bir tane hadis hocası veya fıkıh hocası çıkarmıyorlar. Ramazan her gece birisi bir televizyonda dolaşıyor. Bu millet de bunları dinliyor. Bir de TRT'nin televizyonuna çıkıyor bunlar. Devlet televizyonuna çıkıyor. Bu bir proje. Bu tamamiyetle bir proje. Bununla alakalı şeyden sonra Ramazan'dan sonra esaslı bir çalışma yapıp bunu gündeme koyacağız. Bütün her yerde. Bu hadis inkarcılarına karşı biz de mücadele edeceğiz. En önemli mücadelemiz Bay Ramazan'dan sonra Allah izin verirse hadis inkarcılarına karşı. Ve bunlar gün geçtikçe çevre buluyorlar, yer buluyorlar.
Gün geçtikçe zemin buluyorlar. Çünkü gaflete düşmüş, gaflet içerisinde dolaşan, dini bilmeyen Müslümanların hoşuna gidiyor. Farkında değiller. Yani kadınlar ay hali olduğu zaman da işte oruç tutabilirler. Ay hali olduğu zaman oruç tutabilir dediğinde namaz kılmasına da müsaade edeceksin. Namaz kılmasına müsaade ettiğinde dikkat edin. Mescide girmesine de müsaade edeceksin. Ona müsaade ettiğinde Kur'an okumasına da müsaade edeceksin. Kur'an okumasına müsaade ettiğinde cinsel ilişkiye de müsaade edeceksin. Bakın iş nereye gidiyor? Yürüdü iş. Buraya kadar gittiğini, o gidip gitmediğini bilmiyor onlar.
Ayet-i kerimede zina eden kadınlara yüz değnek vurun diyor. Zina eden erkeğe de yüz değnek vurun diyor. Bunu bekarlarla alakalı. Başka bir ayet-i kerimede de onlara ölüm gelinceye kadar hapse atın, onları evlerinde tutun dediği şey var. E şimdi normalde o zaman evli veya bekar kadınlar zina ettikçe yüzer sopa vurduktan sonra temizlenecek bitecek mi iş? O zaman evli bir kadın istediği adamla istediği zaman zina edip yüz sopayı vurulacak bitecek mi mesela? Hadisleri inkar edenin, bazen geçenlerde sohbette dedim edebim müsaade etmiyor diye. Hadisleri inkar eden adama gideceksin, senin eşin başka bir adamla zina ederse, yatarsa yüz sopayı vurup temizlenmiş olarak nikahına devam edeceksin diye soracaksın ona.
Bunların arkasından ne geleceğini bilmiyorlar, ne sebepi bozacaklar. İnsanların ahlaklarını çökertecekler. Avrupalı olacağız biz yani onların taviriyle. Yani bir kadın istediği kimseyle zina edecek. Yüz sopa değil mi? Vur yüz sopayı, bitti işimiz. Evlisin sen, ee diyanet zaten nikahın düştü diyemiyor. Diyanete telefon açtırıyorum, sorduruyorum, diyanet şunu diyor. Resmi olarak kiminle evlisin? Evlenmaktı kimle? X kimseyle. Onunla nikahın devam ediyor diyor. Diyemiyor o, sen bu şartlarda nikahın devam etmesi mümkün değil diyemiyor. Hadisleri inkar eden bir profesöre bunu sormak istiyorum aslında. Böyle telefonu çalıyorum, çaldırıyorum, çaldırıyorum bir türlü düşmüyor. Düşmüyor. İnkar mı ettin hadisleri? Evet kardeşim.
Senin eşin bir başkasıyla zina ettiğinde nikahı devam edecek mi, yapmayacak mı? Bana onu söyle. Yok. Ayet-i kerimelerde zorla tecavüzün cezası yok. Zorla tecavüzü zina cezasında tutarsan yüz değnek vuracaksın. Adam gelecek senin karını, kızını çok affedersin. Zorla tecavüz edecek. Ayet-i kerimeye göre sen yüz değnek sopa vurabileceksin ona. Bu ahlaksızlar, bu edepten uzak olan, kendini bilgili gören, bu dini ifsad etmeye çalışan kısa akıllılardan çekeceğimiz var bizim. Yani bir kimsenin kızına gelecek, bir kimse tecavüz edecek, onun ayet-i kerimede karşılığı yüz değnek. Hadis-i şerifteki karşılığı idam.
Rejim edilmesi lazım. Normalde eşcinselliğin ayet-i kerimede karşılığı şey yok, cezası yok. Yani lüt kavmini helak etmiş. O lüt kavmiymiş. Eee, şimdikine nereden hükmeteceksin? Hükmeden Hazreti Ali radıyallahu anh hazretleri. Eşcinselliğe ölüm cezasını, rejim cezasını hükmeden Hazreti Ali Efendimiz, lüt kavmine verilen cezadan iştahat ederekten hükmetti. Eşcinselliğin ayet-i kerimedeki karşılığı rejim değil. Bunların derdi bu. Bunlar eşcinsel sever bunlar. Bunlar eşcinsel sever. Neden? Avrupalı olacağız ya, ileri demokrasi dedikleri. Fethullah Gülen'in de Amerika'dan ileri demokrasiden geri dönüş yoktur dediği ileri demokrasi bu. Ne o ileri demokrasi?
Eşcinsel evlilikler. Ayet-i kerimede karşılığı yok. Birisi gelecek birisinin oğluna tecavüz edecek. Karşılığı yok bunun ayet-i kerimede. Dini olarak karşılığı yok. Ya hadis-i şeriflerde var. Hadisleri inkar ederekten insanların ahlaklarını ve namuslarını paçavraya çevirecekler. Bunlar bu kadar ahlaksızlar. Neyle nereye gittiklerinin farkında değiller, nereye toslayacaklarının da farkında değiller. TRT'si, diyaneti, cemaatleri, tarikatları toplanmışlar hepsi de bir yerde. Hadisleri neresinden neresinden oyarız, yontarız, neresinden neresini yok ederiz diye bakıyorlar. Bunların hepsinin önünde prof lakabı var. Hadisleri inkar ediyorlar.
Bana söyle eşcinselliğin cezasını söyle. Dini cezasını söyle. Tabi iyi sevilikte, şu anki bozuk iyi sevilikte bunun cezası yok. Bozuk mu sevilikte de bunun cezası yok. E ne olacak bir cezası olan ne var ortalıkta? İslam kaldı. Cinsel suçlara ceza veren, cinsel suçlara ceza kesen bir tek ayakta İslam kaldı. Bunların da bu hoşlarına gitmiyor. Dertleri bu. Bu kadar mı çok eşcinsel seviyorlar bunlar bilmem. Ama yok. Hadisleri inkar ediyor adam. Hadisler sahih değil diyor. İyi. Hadisleri inkar ettin. Senin karın zina etti. Ne yapacaksın söyle bana. Hadi yüz sopa vur. Sen evde vur o zaman yüz sopayı. Sen zina ettin.
Eee yüz sopa vur tamam de. Vur evde o zaman sen bitti iş o zaman. Kadın gitsin ertesi gün başka canının çektiğine gitsin. Sen de git başka canını çekiyorsa sen de yap. Erkek için de geçerli. Herkes gücü gücü yetenden yaşasın. Ne oldu yüz sopa vur bitti. Bu kadar basit. Kimse nereye gideceğini bilmiyor ki. Fıkıh okumuyorlar çünkü. Bu millete fıkıh okutmuyorlar. Fıkıh okutmuyorlar. Fıkıhı düzgün insanı da konuşturmuyorlar. Onu da konuşturmuyorlar zaten. Sen ayet hadis dersen konuşturmuyorlar seni. Sen ayet hadis icma-i ümmet dediğinde bitti iş. Sen de öyle ayet hadis olur mu?
Onların kafası İmam-ı Azam'dan fazla çalışıyor. İmam-ı Şafi'den, İmam-ı Maliki'den, İmam-ı Hanbeli'den fazlalar. Onların hadis bilgileri Buhari'den, Müslüm'den, Ebu Davud'dan, Termizi'den, İbni Mace'den üstünler. Onlar İbni Hıbban'dan üstünler. Onlar bütün hadisçilerden bugüne kadar gelmiş olan bütün hadisçilerden üstün onlar. Onlar kim ki? Veyahut da o dört tane büyük mezhep imamı fıkıhı kim ki onlar? Hayretin karaman dahi ben bugünün İmam-ı Azam'ıyım, İmam-ı Azam'ıyım ben İmam-ı Azam'dan da iyiyim diye kulaklarımla duydum. Adama karşı muhabbetim vardı eyvah dedim ya bu ne diyor dedim ya. Ben kendimce diyordum ya bu adam hani biraz daha böyle şey muteber bir kimse dedim.
Kulağımla duydum. Ya İmam-ı Azam'ı attık kenara ya. Koca İmam-ı Azam ya. Kırk yıl yatsı namazıyla sabah namazının abdestiyle sabah namazını kılmış bir adam. Mübarek. Kırk yıl. Yoldan geçerken kadının birisi demiş ki şu imam var ya demiş. Yatsı namazının abdestiyle sabah namazını kılıyormuş. Yani arada hiç uyumuyor. Yani insanlar benim üzerimde böyle bir zan beslemişler. Bu zanları yalanla gitmesin. Bu zan üzerine onların böyle bir zanları hani boşa çıkmasın diye Allah rızası için öyle yaşamaya çalışmış. Tuvaletteki taharetlendiği su kabı testisi kırıldı diye oturup hüngür hüngür ağlayan. Soruyorlar ya İmam neden ağlıyorsun?
Tuvalette diyor taharetlendim testim kırıldı. E bir testi alırız. Şimdi diyor ikinci bir testi benim edep yerimi görecek. Ona üzülüyorum diyor. İkinci bir testi edep yerini görecek diye çocuklar gibi oturduğu yerde ağlayan bir İmam Azam. Böyle bir edebe sahip. Bırak testiyi. Şimdi milletin her tarafı görünüyor. Her taraf meydanda. Hiç kimsenin umurunda değil. Erkekler dahi streç pantolon giyiyor. Erkeklerin ayağında streç pantolon var. Her şeyleri meydanda. Önceden kadınlardaydı bu. Biz kadınlara diyorduk streç pantolon giymeyin. Hani giyecekseniz de mantolonun altına giyin şöyle giyin diyorduk. Vücut hatlarınız belli olmasın. Erkekler streç pantolon giyiyor şimdi.
O İmam Azam. Adam ben ondan büyüküm dedi. E şimdi Mahmud Efendi'nin talebeleri diyor. Bizim İmamlarımız İmam Azam kim ki diyor. Ondan daha iyilerdi. Hadis-i Şerif siz ilklerin yolunu seçiniz. Yok Allah muhafaza eylesin. Amin. Osmanlı Devleti'nde padişahlığın babadan oğula geçmesinin dinen bir hükmü var mıdır? Yok. Devlet idaresi bu. Dinen bu noktada din böyle emrediyor diye bir şey yok. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.