mustafaozbag.org

500. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 10 Haziran 2016 · 32:09

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, cümlenizi Ramazan'da mübarek eylesin, eşek sütü haram mıdır? Bir yakınımız hasta tedavisinde kullanıyor, haram olduğunu duymuş size, sormamızı istediler. Hanefiler ehil eşek etini yemezler, ehil eşek etini caiz görmezler.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Hayber'in fethinde Yahudiler gelirler derler ki, sahabeler bizim kullandığımız eşekleri kesip yiyorlar ya Resulallah deyip şikayet ettiklerinde, O da ehil eşek etini yasaklar. Ehil eşek etiyle beraber, bir kadını teyzesiyle beraber, halasıyla beraber aynı nikah altında toplanılması da yasaklanmıştır. Hz. Peygamber, o uzun bir hadistir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, sonunda der ki, ahir zamanda veya öyle bir zaman gelecek ki, bacak bacak üstüne atmış, rahat koltuklarında oturan kimseler türüyecek, zuhur edecek. Bunlar diyecekler ki, sizinle bizim aramızda Allah'ın kitabı vardır. Ben onlardan uzağım, onlar da benden uzaktır kabilinden bir söz var orada.
O yüzden normalde bunun kaynağı da o hadis-i şerif. O hadis-i şerife binaen hanefilerin büyük bir kısmı, ehil eşek etini, ehil at etini bu noktada caiz görmemişler. Ama hanefilerin içerisinden bazıları, at etine dair şey var, değişik fetvalar var, yiyebileceğine dair. Ama ben eşek etiyle alakalı hiçbir fetva okumadım. Bu noktada, ayeti kerimede yasak değil, bu yüzden biz de bunu tanımayız diyenler, yerler içerler. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yasaklamış, o hadis-i şerifin medninde şu da vardır. Peygamberin de yasakladığı, Allah'ın yasakladığı gibidir der. Onun da karşılık, ayet-i kerimesi, Habibim ne söylediyse hevay hevesinden söylemedi.
Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin, ayet-i kerimelerinin tefsiri gibi. Buradan hareket ederekten eşek eti caiz olmadığı gibi, ehil eşek eti, ehil eşek sütü de caiz olmaz. Bu eşek çiftçileri kurdular şimdi, hepsi de ehil. Ve sağdırıyorsa ehil, ehil olunca da sıkıntı var. Caiz değil. Teravih namazını, kaza namazı niyetini kılabilir miyiz? Kendi kendinize bunu kılarken yapabilirsiniz ama imam önde teravih namazına niyet etmiş, siz onun arkasında başka bir namaza niyet edemezsiniz. Öğleye niyet etmiş imam, öğleyi kılıyor, siz en son kılmadığınız öğlen namazının farzına niyetlenebilirsiniz. İmam öğleyi kılıyor çünkü. Ama imam teravih'e niyet etmiş, siz onun arkasından başka bir namazın kazasını kılamazsınız.
Cemaat de teravih'i kılarken kazaya niyet olur mu? Olmaz. Mübarek gün ve gecelerde, mübarek yerlerde ölenler kabir azabı çeker mi? Bu Perşembe gecesi ölenler, bu normalde Kadir gecesi ölenler, Arife günü ölenler. Bunlarla alakalı hadis-i şerif var. Kabir azabının o günle alakalı. Yani Perşembe günü vefat etti, Perşembe günü cumaya bağlayan gün, işte cuma bitinceye kadar o kimseye kabir azabı yoktur o gün için geçerli.
Veyahut da Arife günü mübarek gün vefat etti. Arife günü kabir azabı bu noktada yok. Dedenin vakıf olarak bağışladığı araziyi belediyeye kamulaştırıp, oraya bina ve dükkan yaptı ve pay sahiplerine ödeme yaptı. Bu parayı kullanmamız caiz mi? Dedeniz oraya ne vakıf olarak neye bağışlamıştı? Soru sahibi burada mı? Erkeklerden, o zaman bayanlardan demek. Hacıların dinlenmesi için bir arazi bağışlamıştı. Belediyenin bundan haberi var mı? Osmanlı zamanında kalmış.
O Osmanlı'da deden bağışlamış, bu böyle kalmış. Sonradan belediye buraya bina yaptı, kamulaştırdı. Burayı normalde parasını da pay sahiplerine dağıttı. Bu darl-i İslam'da olsa pay sahipleri bu parayı kullanamazlar. Darl-i Harp olduğundan dolayı kullanabilirler. Burada çünkü darl-i İslam'da çünkü o kimse böyle bir hayır hasenat ettiyse, onu normalde böyle bir yerde devletin kendi kurumlarına, kendisine lazımsa, darl-i İslam'da ona muadil bir yer, o vakfiyeye muadil bir yer teassiz edip, o vakfiyeyi devam ettirmekle mükellef.
Ama darl-i İslam olmadığından dolayı o kimse normalde bu noktada onun vakfiyesini yok ediyor ya, vakfiyesini yok ediyor. Burada geride kalan mirasçıların elinden gelen bir şey yok. Geride kalan mirasçılar elinden gelen bir şey olmadığından dolayı, bu parayı normalde götürüp de başka bir yere de yatırmaları da mümkün değil, darl-i Harp'te. Uzun bir mesele, yani darl-i İslam hukukuna girdiğimizde çok sıkıntı var. En büyük handikaplardan birisi bu. Cenaze namazında secde edilmemesinin hikmeti nedir? Cenaze namazı, aslında cenaze namazı deriz de, cenaze bir duadan ibarettir. Salatü selam ve duadır. Aslında normalde tam bir namaz değildir.
O yüzden normalde o esnada meftaya hürmeten dua edilir, meftaya hürmeten dua edilir, hızla gömülür. Hamile bayanların çocukta bir problem çıksa dahi aldırılmayı düşünmemesi halinde, ikili veya üçlü tarama testleri yaptırmaları uygun mudur? Uygun, istedikleri testleri yaptırsınlar. Kusmak orucu bozar mı? Normalde de, normalde Hanefi'ye göre bir kimse bir ağız dolusu kusarsa, o kimsenin orucu bozulur, kaza gerektirmez. Özür dilerim, ceza gerektirmez. Bir ağız dolusu kusmak, Hanefi'ye göre orucu bozdurur, Şafi'de bilmiyorum. Şafi'de nasıl hocam? Siz de bilmiyorsunuz. Şafi'de bilen var mı? Yok.
Süleymaniye vakfında kadınların hayırlı olmaları durumunda oruç tutabileceği söyleniyor. Bunu söyleyen kardeşlere nasıl nasihat edelim? Ayşe annemizden rivayet edilen hadisin değiştirildiğini söylüyorlar. Onlar çok hadislerin üzerinde değiştirildiğini söyleyip, hadisleri reddeden noktadalar. Canlarına, canları isterse, canlarının istediği hadisleri veyahut da bütünüyle hadisleri reddeden bir anlayışa sahipler.
O yüzden böyle bir anlayışa sahip kimselere karşı, ben bir hadis-i şerif zayıfsa dahi, o kimsenin sözüne bakmaktansa, onun sözüne tutmaktansa, ben o zayıf hadisle amel etmeyi, imamların iştahı ile amel etmeyi kendimce doğru görüyorum. O Süleymaniye vakfının başındaki neydi onun adı? Abdülaziz Bayındır'ın aklına uyacağıma gider İmam Buhari'nin aklına uyarım, gider İmam-ı Azam'ın aklına uyarım, gider Hazreti sahabelerin herhangi bir kimsenin aklına uyarım.
Hatta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin bu noktada sözü var, aklı var, gider onun aklına uyarım. O yüzden Abdülaziz Bayındır'ın gergitlerine uymak zorunda değilim, bende de öyle bir gergit olursa siz de bu gergitlere uymayın. Bu bütün ümmeti bağlayan bir şey biz. Bu hezeyan bunların hepsi de. Her sene bir şey atıyorlar ortaya bunlar, her sene ümmetin başını bu noktada kafasını bulandırıyorlar, bunu da beceriyorlar. Sanki bu normalde hayızlı, yani millet orucunu tuttu da hayızlılar kaldı. Yani ölüyordu bu böyle hayızla oruç tutacak olan kadınlar, böyle ay ne mutlu oldular, ne mutlu oldular. Bunu söyleyince ülkedeki bütün Müslüman kadınlar oruç tutmaya başladılar harıl harıl sanki.
Yani hayızla oruç tutmamak kadınlara çok zor geliyordu. Yani kadınlar o kadar erkekler, kadınlar o kadar çok Allah ve Resulünü sevip, ibadet aşkıyla yanıp tutuşuyorlar ki, hayızlı zamanlarında dahi namaz kılıp oruç tutmak, Beytullah'ı tavaf etmek istiyorlar. Ne derdi adamın?
Bunu 5-10 seneden beri söylüyor, söyledi bir şey mi değişti? Dinin kılcal damarlarıyla oynuyorlar. Dinin kendi kılcal aklıyla, fikriyle, mantığıyla oynuyorlar. 1400 yıldan beri hiç kimsenin kafası çalışmadı, basmadı, Abdülaziz Bayındır'ın kafası bastı.
1400 yıldan beri kimsenin kafası basmadı, vardı ya bir tane daha o şimdi kanser, Yaşar Nuru'nun kafası bastı. 1500 yıldan beri, 1400 yıldan beri kimsenin kafası basmadı. Bunca gelen o alim, o zevat, bu meseleden bir haberdi. Yani selef imamları bir haber. Yani sahabeden ilim almış, tâvîn bir haber. Sahabeden ilim almış, tâvîn bu gerçeklerden bir haber olduğu gibi, tebâ-ı tâvîn de bir haber. Yani imam-ı azam tâvîn'i görmüş, tâvîn'den ilim nakletmiş. Tâvîn kim?
Sahabeyi görenler. Sahabeden ilim nakletmiş olanlar var. Tâvîn alimleri. Onlar bir haber. Sahabeler bir haber. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dizinin dibinde yetişmişler. Tabi onlara göre bu hadisleri nakledenlerin hepsi de yalancı, haşa. Kim doğru? 1400 yıl sonra gelmiş olan kimse doğru. Taharetlenmesini bilmeyen kimse doğru söylüyor. 1400 yıl sonra. Sahabe gitti, tâvîn gitti, tebâ-ı tâvîn gitti, imamlar gitti. Dini ilim noktasında en yakın dairede yaşayan kimseler, birincisi birinci halaka sahabe, birinci halakanın yaşadığını, gördüğünü, söylediğini reddetti.
İkinci halakayı reddetti, üçüncü halakayı reddetti. Dördüncü halakayı da reddetti. Hiç kimse bunu görmüyor. Dini bizatihi, dini bizatihi geldiği gibi, fırından çıkmış taptaze ekmek gibi onu koklamış, onu yaşamış, onu derinlemesine yaşamış. Onu Hz. Muhammed Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin dizinin dibinde yaşamış. Dizinin dibinde, gözünün önünde, onun dizinin dibinde, gözünün önünde yaşayan kimseleri attı. Sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini atan onları atmaz mı? Ve bu ümmet bunu görmüyor.
Ne acı bir şey. Ve bu devlet ağaç veriyor. Üniversitede öğretim görevlisi bu kimse. Yani bu ne adına maaş veriyor, ne adına bunu tutuyor orada. Ve bunlar öğrenci yetiştiriyorlar. İlahiyatlar bu mu noktada? Karmakarışık. Ya hadi gidin siz havarileri atın Hristiyanlığın içerisinde. Hristiyanlığın içerisinde havarileri attığınızda din kalmaz. Bakın Hristiyan dininin içerisinde şu anda havarileri kabul etmiyoruz derseniz din kalmaz. Çünkü İncil'lerin hepsi de havarilerden nakledilmez.
Hatta havarilerden nakledenden nakletmişler. Yazılı bir şey de yok. Hatta şu anda kullanılan Katolik dünyasının İncil'i Pavlos'un. Havarilerden nakledenden nakletmiş. Dördüncü kuşak. Dördüncü kuşak. Hristiyan dünyasında hiç böyle bir tartışma yok. Var mı Hristiyan dünyasında bir tartışma? Diyorlar mı bize Allah'ın kitabı lazım, başka bir şey lazım değil diye. Çünkü Allah'ın kitabı denilen ortada bir kitap yok. Bunlar dost diniyetli. Bunlar Pavlos kafalı. Bunlar Pavlos'un yolundan gidiyorlar.
Pavlos'un yolcusu bunlar. Bunlar başka bir şey değil. Bir kimse hadisleri reddediyorsa, ashabın sözlerini reddediyorsa, o kimse Pavlos kafalıdır. Başka hiçbir şey değil. Bunlar Pavlos kafalı. Ya sahabeyi reddedince dini birinci dereceden yaşayan onlar, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin dizinin dibinde yaşayan onlar, onları reddedince sen neyi reddettin?
Farkında mısın? Ondan sonra işit çıkıyor. İşiti çıkarmak için yapıyorlar. Ondan sonra bir merdiven altından bir cemaat çıkıyor. Neydi belirsiz. Merdiven altından bir tarikat çıkıyor. Neydi belirsiz. Çünkü sünnete uymayı şart koşmuş olsalar, sünnet-i Resulullah'ta istedikleri gibi davranamayacaklar. Sünnet-i Resulullah'a uyan bir kimse, hevai hevesine uyaraktan ayetleri yorumlamayacak, hevai hevesine uyaraktan dini yorumlayamayacak.
Bunların hepsi de Pavlos kafalı. Hepsi de Pavlos kafalı. Siz yani bunu çok acı bir şey, bu de çok dik bir şey bu söylediğim şey, onların la la ilallah Muhammeden Resulullah dediklerine bakmayın. Evet, bir kimse hadisleri reddediyorsa, Pavlos kafalıdır o. O dine, ümmet-i Muhammed'e zulmediyor. Dine ve ümmet-i Muhammed'e ihanet ediyor. Kur'an ve sünnet yoluna ihanet ediyor. İnsanların kafasını bulandırıyor çünkü. Pavlos kafalı. Başka hiçbir şey değil. Bir kimse hadisleri reddediyorsa, Pavlos kafalı. Dinleme hiç. Bil ki onlar, Müslümanları ifsad etmek için özel hazırlanmış, tezgahlanmış, karanlık mahverlerde yetiştirilmiş, ümmetin önüne konmuş kimseler.
Bunlar bir şekilde avlanmışlar. Bunlar avlanmış insanlar. Ya bunların ceplerine dolar koydular, ya bunların koyunlarına birer tane hatun koydular, bunların resimlerini mi çektiler, bunların ellerine banka hesapları mı var, gidip gizli servisler bunlara bir şey mi yaptı, yoksa bunların böyle eşcinsel bir davranışları mı var, enses ilişkileri mi var, bunların bir şeyleri var muhakkak. Bunlara bir yerden yakalanmış başka bir şey artık düşünemiyorum. Bunu yakalamışlar bir yerden bunları. Bunlar böyle iplerini başkalarının eline geçirmişler, oynat yavrum oynat, oynat yavrum oynat. Bunları oynatıyorlar istedikleri gibi. İstedikleri gibi oynatıyorlar. Bunlara istedikleri açıklamaları yapıyorlar. Bunlar hani böyle sanatçıyım diye ortalığa düşenler var ya, onların başlarında birer tane yönetmen, yönetici, bilmem neci, vırdı zıvırcı vardır onlar.
Onlar derler, bunu böyle söyleyeceksin, böyle söyle. Kocandan boşan, boşanırlar. Evlen, evlenirler. Çocuğunu at, atarlar. Reddet, reddederler. Bir curcuna çıkar, bütün herkes televizyona koşar. Filanca çocuğunu reddetmiş. Hiç alakası yoktur. İpi onun başkasının elindedir. Onun CD'sini satacaklar, filmini izletecekler ya, ona böyle asparagas bir şey yaptırırlar. Bunların başında çünkü birer tane böyle bu işlere bakan insanları vardır. Bütün insanlar da, aa filanca şunu yapmışlar, koşar televizyona. Aa fişmanca şunu yapmışlar, alır CD'sini, geri zekalı gibi. Algı operasyonu bunlar. Bunlara da bir bomba patlatıyorlar. Televizyoncular mı patlatıyor? Bu gizli mahverler mi patlatıyor?
Bir bakıyorsun birisi çıkıyor. Kur'an ve sünnetin açık, hiç tartışma kaldırmayacak, su götürmeyecek, herhangi bir meselesini reddediyorlar. Mustafa İslamoğlu, kaderi reddediyor adam. Kader denilen bir şey yoktur diyor. Kadere iman denilen bir şey de yoktur diyor. Bunları isimlendirmiyordum yıllardan beri. Canıma tak etti artık. Kaderi reddediyor adam. Kader diye bir şey yoktur diyor. Kadere iman etmek, imanın en önemli özelliklerinden, şartlarından birisi reddediyor. Reddediyor. Kaderi reddeden, hadislerin büyük bir çoğunluğunu reddeden, bir adamın arkasında insanlar tefsirci diye gidiyor. Gidiyor.
Abdülaziz bayındır, reddediyor hadisleri. Bütün adamı reddediyor. Millet gidiyor peşinden. Veyahut da hoşlarına gidiyor. Onlar da ayrı bir kutup. Nerede yepirdekler var, onları topluyorlar. Allah muhafaza eylesin. Ama bunlar gerçekten Aspragas. Kamuoyunu meşgul etmek için uğraşıyorlar. Allah bizi muhafaza eylesin. Evlilik aktine giden yolda, dinimizce uygun olan ailelerin de haberi var iken, önce üç kere görüşüp, ondan sonra çift onay verince, aileleri tanışıp, ona göre hareket etmek mi? Yoksa önce ailelerin tanışıp, o tanışmadan sonra aileler ona yeri verince mi, o üç görüşme yapılmalı?
Doğru olan hangisi? Bunlar, sünnet-i Resulullah'tan evlenecek olan kimselerin, üç sefer görüşmesine müsaade edilmiş. Bunda, hanefilere göre, ailelerin çok büyük bir etkisi olmaması gerekir. Burada bizim toplumda, bir gelenek, görenek olarak bu devam ediyor. Aileler, evliliklerde çok etkenler. Anne, babalar, çocuklarının üzerinde, olumsuz bir noktada da, olumlu bir noktada da, çok etkenler.
O yüzden burada, ailelerin haberi olma şartiyeti, hadis-i şerifin metninde yok. Hadis-i şerifi, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem, buyuruyor ki, evlenecek olan insanların, üç sefer birbirleriyle görüşme hakları var. Bunu ailenin reddetmesi mümkün değil, ailelerin bu noktada itiraz etmesi de mümkün değil. Ancak aile, evlenecek olan erkeğe ve kıza, evlenecek olan, talip olan veya, talip olunanlarla alakalı, bir böyle, bilgi, fikir toplayabilir, bu noktada bir, şüphesi var ise.
Ve çocuğunun önüne, işte eksilerini, artılarını koyabilir, yavrum iyi düşün, karar verirken ona yardımcı olma bağında. Karar verirken aileler, çocuklarına yardımcı olma noktasında, destek olurlar. Ailelerin, onların üzerinde bir yaptırım uygulamaları, sünnet-i resimlullah'ta, Hanefi'ye göre, mümkün değil. Çift, o üç görüşme sonrası, direkt evlenmek zorunda mı? Hayır, üç görüşme olur, taraflardan birisi uygun görmüyorsa, evlenmez. Yani, üç görüşme sonrası, nişanlanınca, aileler arasında, belirlenen evlilik tarihine kadar, nişanlı olduğu halde, o üç görüşmeyi kullandı diye, bir daha görüşemez. Görüşemez. Allah rızası için, tüm bunların doğru olanı, neyse, detaylı olarak cevaplar mısınız?
Ailecek, tüm bu soruların cevaplarını, sizden duymaya çok ihtiyacımız var. Evlenecek olan, çocuklar, gençler, ihtiyarlar, yaşlılar, kimse, üç sefer görüşme hakkı var. Üç sefer görüştükten sonra, taraflar birbirleriyle alakalı, bu görüşmenin sonucunda, olumlu bir yol, olumlu bir kendilerine, düşünce önlerine koyarlarsa, anında, o esnada dahi evlenmeye hakları var. Kız derse ki babasına, baba beni bu gece bu adamla nikahla, kızın babası o gece, o kızı o adamla nikahla. Derse ki erkek ailesine, bakın, ben bu kızla, üç sefer görüştüm, bitti, benim için uygun, bu akşam isteyin, bu akşam bizi nikahlayın. Erkeğin annesi, babası, dini, hukuku söylüyorum.
O gece o kızı nikahla, eğer kız kabul ediyorsa. Aile çocuğuna, evlenmesine yardımcı olacaksa, yardımcı olur. kızla evlenen aile, annesi babası şunu diyebilir, evladım istediğin zaman, istediğin düğün gününü koy, o gün senin düğününü yaparız. Bitti. Erkeğe şunu diyebilir, evladım istediğin gününe, düğün mü koyacaksın, nişan mı koyacaksın, ne yapacaksan, sen gününü tayin et, biz o gün için işimizi hallederiz.
Ne varsa, gücümüz ne yetiyorsa, kız ve erkek, anne ve babasından, fazlaca bir talepkar olmaz, evlenecek olan erkek ve kız düşünecek onu. İslam hukukuna göre, aileler çocuklarını nikahlamak, onları evlendirmekle mükelle. Güçlerinin yettiğince, güçlerinin yettiğince, adam dedi ki evladım, 10 lira paran var, al 10 lirayı, ne yapıyorsan yana. Evlat, sana verebileceğim 10 liram var. Ya baba 20 lira lazım, 5-6 ay daha beklersen, sana 20 lira veririm. Şimdi yok. 10 lirayla işini halledebiliyorsan hallet, 5 lirayla işini halledebiliyorsan hallet, ailelerinin yapacağı bu olmaz. Kasım'da sünnet cemiyetimiz var, ama oğlumun sünneti cumartesi günü olacak, hayır duanızı istiyorum, selamın aleyküm.
aleyküm selam. Aleyküm selam. Cumartesi günü yanlış bir gün mü, o yüzden mi ama diye kullanmış. Kim bu kardeş? Neden ama diye söyledin böyle? Allah yardımcın olsun inşallah. Cumartesi gece mi? Allah yardımcınız olsun inşallah. Ticarette satmış olduğumuz ürün için belli bir kar yüzdesi var mı? Yok. Hanefi'ye göre. İstediğiniz karda satabilirsiniz. Hanefi'ye göre devletin ona belli bir kar nah uygulaması, eski dilde nah diyorlar ona, uygulaması caiz değil. O yüzden bir kimse isterse, bir liraya alıp, bin beş yüz liraya satabilir.
Öyle bir müşteri bulursanız, bana da haber verin. Aldatmak yok. Aldatmak yok. Yani sen paşabahçe bardak satarken, bu da dikişte diker bu bardak dersen, bu olmalı. Aldatmak yok. Ya bu bardak, su içilir bunlar. Yok bu dikişte dikiyor. Öyle satmıyorsun değil mi Barbaros? Sen de öyle dikiş diken bardaklar yok değil mi? He? Önceden çay bardağı satıyordu pazarda birisi de. Bildiğin çay bardağı satıyor. Bağırıyordu. Ondan sonra. Bir de onun böyle vuruyordu bir tavaya böyle. Hani bardak kırılmıyor gibisinden. Güm güm güm … vuruyor. Ben de maydanoz satıyorum o zaman.
Seyrediyorum adamı. Adam tavanın arkasından vuruyor. Kırılmaz abla bu bardak diyor. Satıyor şimdi. Evladım kırılmaz mı? Kırılmaz. İşte şu olur mu? Olmaz. En sonunda kadına dedi. Dikiş bile diker abla bu dedi. Aldı kadın. Ben baktım maydanozlara. Benim maydanozlar dikiş ditmiyor mu? O yüzden onun sattığı bardak dikiş bile dikiyor. Sen de öyle satma. Böyle aldatmak yok. Ama latifeden derse ki hani böyle kinayesine bu bardak dikiş de dikiyor diye o ayrı mesele. Allah hayırlısına inlesin. Faleven nahu. Ben nahu.
Bilahi Rabbil alemin. Fatihah ma'as-salamu.
Amin. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi