mustafaozbag.org

50. Mesnevi Şerhi (325-338 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 29 Ekim 2020 · 43:20

Yahudilerden zalim bir padişah vardı. Bir Yahudi var, o Yahudi zalim bir padişah. İsa'ya düşmandı. Bu Yahudiler İsa aleyhisselama çok düşmandılar. Bu Yahudiler İsa'ya düşman oldukları gibi Muhammed-i Mustafa'ya da düşmandılar. Hani birileri Yahudilerle alakalı ayet-i kerimeleri eksik anlamışım dedi ya, Hazreti Mevlânâ öyle eksik anlamış demek ki.
Hazreti Mevlânâ farklı anlamış. Hazreti Mevlânâ şimdiki gibi anlamamış. Geleneksel, klasik İslam anlayışında Hazreti Mevlânâ. Hani birileri Yahudileri kendine dost tutuyor ya, Cenab-ı Hak da dost tutmayın diyor ya, Cenab-ı Hak'ı dinlemeyenler var ya, biz bunu eksik anlamışız, yanlış anlamışız diyenler böyle kıypıttıranlar var ya, cevap Hazreti Mevlânâ'dan.
İsa'ya düşmandı, Hristiyanları yakar, yandırırdı, eritir giderdi. Bu Yahudiler tarih boyunca Hristiyanları böyle hep yaktılar, yıktılar, erittiler, hep öldürdüler, katlettiler, yamettiler namuslarını, mallarını, mülklerini. Tarih boyunca bu Yahudiler nerede Hristiyan'ı gördüyse öldürdüler, kadınları varsa kadınlarının özüne geçtiler, kızları varsa kızlarını köleleştirdiler, kadınlarını köleleştirdiler, haraç meza sattılar, mallarını el koydular, haraç meza sattılar, hazinelerini el koydular, hazinelerini sattılar, merkez bankalarına el koydu bu Yahudiler,
o merkez bankalarının üzerinden bütün memleketleri sattılar, soğana çayırdılar. Bunlar böyle zalim bir millet. Bunu Allah söylüyor Kur'an-ı Kerim'de. Bunu Hristiyan teologlar söylüyor. Hristiyan din bilimcileri, Hristiyan tarihçiler söylüyor bunu. Bu Kur'an'la sabit olduğu gibi tarihi vesikalarla da sabit. Hristiyan dünyasında bununla alakalı çok büyük araştırmalar var. O yüzden Hristiyanlar toprakların altına ibadethaneler yaptılar. Ta dağların dingil tepelerine çıktılar. Orlara ibadet ettiler. Hep saklı ibadet ettiler. Çünkü o Yahudiler pagan yani ateist yani böyle işte putçularla beraber olup bu Hristiyanlara karşı hep savaştılar.
Hep katlettiler, hep öldürdüler. Hep esir ettiler insanları. Bunlar böylesine zalim, böylesine hain. İnsanlık düşmanı. Bunlar din düşmanı. Bunlar peygamberleri bile şehit ettiler, öldürdüler. Bunlar ne peygamber tanıdılar ne kitap tanıdılar. Tarih boyunca böyle bir azgın bir millet gelmedi hiç dünya üzerine. Onların azgınlıklarından dolayı Cenab-ı Hak hadir onlara peygamber gönderdi. Peygamber gönderdikçe onlar peygamberleri katlettiler. Cenab-ı Hak peygamber gönderdi onlar katletti. Cenab-ı Hak peygamber gönderdi onlar katletti. Böylesine din düşmanı hain bir millet bunlar. O yüzden Cenab-ı Hak siz asla Yahudileri kendinize dost tutmayın dedi.
O yüzden peygamberini uyardı Cenab-ı Hak. Dedi ki ey Habibim bu Yahudiler var ya böylesine zalim bir millettir. Bunlardan uzak dur. Bunlarla dost olma. Bunlara inanma dedi. Bunlarda her türlü hile vardır dedi. Ayet-i Kerim'e meali bunlar söylediklerim. Bunlar dünyanın en hile bazı insanları. Bunlar dünyanın en zalim insanları. Bunlar dünyanın en hain insanları. Kim bunlar? Yahudiler. Yahudiler. Sakın onları böyle bize güzel göstermeye çalışanlara aldanmayın. İsa'nın çağıydı. Nöbet onundu. Musa'nın canı oydu. Musa da onun canıydı. Sıra peygamber olarak İsa Aleyhisselam'daydı.
Bütün peygamberler İslam'dır. Bütün peygamberlerin peygamberliklerine iman ederiz. Hazreti İsa da bizim peygamberimizdir. Hazreti Musa da bizim peygamberimizdir. Ama son peygamber Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem. Ondan sonra ne bir nebi ne bir resul gelecektir. Ondan sonra ben nebiyim, ben resulüm. Yok ben şöyle peygamberim. Yok ben bir alt sınıf peygamberim. Yok ben bir alt kümede peygamberim. Bunların hepsi de zındıklıktır, sapıklıktır. Peygamberler sırayla gelmiş. Son peygamber Muhammed-i Mustafa bitmiş sallallahu aleyhi ve sellem'de. İşte o gün içinde sıra İsa'daydı. Sıra İsa Aleyhisselam'a gelmişti.
Padişah Allah yolunda şaşı olmuştu. O zalim Yahudi padişah Allah yolunda şaşı olmuştu. Şaşı bir iki görüyor. Şaşı görüşü doğru değil. Şaşı görüşü hak değil. Bu normal şaşılık değil ha. Bu manevi şaşılık. Normal şaşılığın tedavisi var. Manevi şaşılığın tedavisi çok zor. Ona inandırmak çok zor çünkü. Hani yine bir hikaye var Mesnevi'de. Der ki ustası evladım git şu şişeyi al getir. Çırak der ki efendim burada iki şişe var bir tane değil. Oğlum orada bir şişe var iyi bak der. Gider çırak tekrar gelir. Usta iki şişe var burada der.
Peki evladım kır o zaman ikincisi sen birinciye al getir der. Gider çırak bir kırar ki ortalıkta şişe kalmaz. Bu manevi şaşılık Allah'ı ikilemek gibi. Bu manevi şaşılık Allah'ın dinini ikilemek gibi. Bu manevi şaşılık bir peygamber gelmiş bu da mı peygamber demek gibi. Bu manevi şaşılık peygamberin haricinde insanları kutsallaştırmak gibi. Bu manevi şaşılık. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretine iman eden bütün herkes mümindir. Başka bir kimseleri kutsalmak gibi. Manevi şaşılık bunlar. İşte o padişah da aslında şaşıydı. O iki ilahi soluktaşı birbirinden ayrı görüyordu. O iki ilahi soluktaş, o iki peygamberi birbirinden ayrı görüyordu. O bir peygamber, o da peygamber.
Onların ikisi de aynı solukla soluklanmışlar. Aynı meslekle mesleklenmişler. Onların ikisi de peygamber. Ama o iki peygamberin vazifesinin aynı olduğunu görmüyor. O ikilikte kalıyor. Adem ile Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretine kadar gelen bütün peygamberlere peygamberliğine iman etmek gibi. İsa aleyhisselam bizim peygamberimiz değil diyemezsiniz. O da bizim peygamberimiz. Musa aleyhisselam bizim peygamberimiz değil diyemezsiniz. O da bizim peygamberimiz. Ama o padişah şaşı kalmış görüşünde. İsa'yı kabul etmiyor. Şimdiki İsevilerin Muhammed Mustafa'yı kabul etmediği gibi. Şimdiki Yahudilerin Muhammed Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kabul etmediği gibi.
Şimdi bazı felsefelerin, bazı inanışların, bazı inanç sahibi olanların Muhammed Mustafa'nın peygamberliğini kabul etmediği gibi. Şimdi bazı Müslümanım diyenlerin, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerini, onun hadislerini kabul etmediği gibi. Şaşı.
Veya bazı Müslümanların namazı kabul etmediği gibi. Bazı Müslümanım diyenlerin orucu kabul etmediği gibi. Bazı Müslümanım diyenlerin tesettürü kabul etmediği gibi. Bazı Müslümanların içki haram denmesine rağmen içki haram olmaması lazım demesi gibi. Şaşılık bunlar. Şaşı. Bize Kur'an yeter Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerinin hepsi de sahtedir demek gibi. Şaşılık. O zamanında şaşısı kim? Padişah. O da Musa'nın peygamberliğini kabul ediyor, İsa'nın peygamberliğini kabul etmiyor. Şimdiki İsevilerin, Hz. Muhammed Mustafa'nın peygamberliğini kabul etmemesi gibi. Şaşılık. Hani ustası şaşı çırağına tez dedi, odaya git de şu o şişeyi getir. Şaşı çırak, o iki şişenin hangisini getireyim bir güzelce anlat dedi.
Ustası yürü be dedi. İki şişe yok, şaşılığı bırak, biri fazla görme. Şaşılığı bırak, biri fazla görme. Allah bir. Şaşılığı bırak, biri fazla görme. Kur'an-ı Kerim bir. Şaşılığı bırak, ikili bırak, Muhammed-ı Mustafa peygamber bir. Usta dedi ki çırağa bırak, şaşılığı bırak.
Tekliğe gel. Vahdete gel. Birliğe gel. Çırak dedi ki, ustası kınama beni. Ustası peki dedi, o iki şişenin birini kır. Çırak birini kırınca iki şişe de gözünden yitti gitti. İnsan istek yüzünden, öfke yüzünden şaşı olur. Bir kimse yanlış bir şeyi ister şaşı olur. Doğruyu göremez. Bir kimse öfke yüzünden şaşı olur. Öfkelendiğinde doğru karar veremez. Öfke insanı helak eder. İstek insanı helak eder. Şehvani istekler, nefsani istekler. Nefis insanı helaka götürür. Nefis bize hep kötülüğü istetir, yanlışlığı istetir çünkü.
Nefis bize hep Kur'an ve sünnetin dışına doğru çekmeye çalışır. O nefse emmarenin işi budur. Allah muhafaza eylesin. Öfke nefse emmaredendir. Hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ki, Öfke şeytandandır. Öfkelendiğinde otur. Oturuyorsan yürü. Yürüyorsan yat. Öfke seni batırır çünkü. Öfkeyle karar alma, batarsın. Öfkeyle bir söz söyleme, batarsın. Öfkeyle bir davranış içerisinde bulunma, isabet edemezsin. Ya ben sinirliyim, sinirliyim deme, şeytana uyuyorum de. Çünkü öfke şeytandan.
Ya kime öfkeleneceğiz o zaman? Kafire öfkeleneceğiz. Kime öfkeleneceğiz, şeytana öfkeleneceğiz. Kime öfkeleneceğiz, Kur'an ve sünnetin dışında bir şey. Öfkeleneceğiz, öfke orada hak. Nefsine öfkeleneceğiz, öfke orada hak. Diyeceksin ki namazı kaçırdın gene, namazı kaçırmaman lazımdı. Ona öfkelen. Mümin kardeşine öfkelenme. Müminlere karşı şefkatli ve merhametli ol. Müminlere karşı yumuşak ol. Müminlerin canı acıdıysa onu hafife görme, ekran dumanını. Merhametli ol. Canı acımış insanların. O zaman öfke insanı hep batırır. Garez geldi mi hüner örtülür.
Garez geldi mi hüner örtülür. Hani garezine yapma derler ya inadına. Garezine yapma. O hünerini örter senin. İyiliğini örter. Sen garezine iyilik yaparsan o iyilik olmaz. Kinayesine davranırsan o iyilik olmaz. Kinaya yapma. Garezine bir şey yapma. Garezle hareket etme. Öfkeyle kinle garezle hareket etme. O seni batırır. O senin iyiliğini örter o zaman. İyilik meydana çıkmaz. Kimseye garezlenme bu noktada. Hakkını helal et çıkışın içinden. Mümin kardeşinse. Helal olsun da çıkışın içinden. Garezlendin battın. O bana daha önce böyle yaptıydı. Ben de şimdi onu öyle yapacağım.
Bu garez, bu kin. Taşıma. Helal et geç. Kinle yol yürüme. Yükünü ağırlaştırır senin. Garezle yol gideceğim de uğraşma. Yükünü ağırlaştır senin. Öfkeyle yol gideceğim de uğraşma. Asıl yük bunlardır. Yükünü ağırlaştırır senin. At kini, öfkeyi, garezi üzerinden. Herkesi affettim de çıkışın içinden. Allah'a vuslat yolunda sen ağırlık taşıma. Senin yolunu keser bunlar. At onları üstünden. Gönülden yüzlerce perde gelir de gözünün önüne çekiliverir. Bunlar gönül hastalıklarıdır. Bunlar manevi hastalıktır. Öfke, kin, garez, haset.
Bunlar manevi hastalıktır. Bunlar metafizik hastalık. Bunlar görünmeyen hastalık. İçinden iğneli, içinden garezli, içinden kinli, içinden öfkeli, içinden düşman. İçinden hain, içinden vefasız, içinden hayırsız, içinden zalim. Aman! Bunlar insanın kalbinde yüzlerce perde verer. İnsanın kalbinde Allah'ın koyduğu bir nur vardır. Bütün insanların kalbine koyar Cenab-ı Hak o nurunu. Hidayet nuru diyelim ona. O nurun üzerine biz kin, garez, kalbi hastalıklar, zahiri, günah kebahirler onun üzerini örter. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri dedi ya. Allah'la insanın arasında yetmiş perde vardır.
Hicap perdesi. Bu hicap perdelerini insanlar kendileri örterler. Sen bir yalan söylersin, yemin edersin, yalan yere gıybet edersin, dedikodu edersin, iftira edersin. Müslümanların hakkına tecavüz edersin. Müslümanlara suizanda bulunursun. Müslümanlara bu noktada iftira atarsın. Eşine, çoluğuna, çocuğuna zulmedersin. Hep böyle üst üste katmerlenir perdeler. Arkadaşına kötü davranırsın, ona zulmedersin, ona hakkını yersin. Alırken hakkını yersin, satarken hakkını yersin. Hesabını, kitabını ince yapmazsın. Bu haramdı, bu helaldı bakmazsın. Ele geleni yersin, dile geleni dersin. Böyle dervişlik dursun demiş ya Yunus. Bunların hepsi de katmerlenir adamın kalbinde. Ondan sonra o hasetlenir.
Der ki ya bu kabir haline vakıf olunur mu canım? Yalan söylüyor bunlar, kabir hali diye bir şey yok. Neden? Kendisi katmerli. Neymiş? Zikullah'ta hal görüyorlarmış da peygamber efendimizi görüyorlarmış. Yalan söylüyorlar bunlar. Görülmez peygamberler. Neden? Kalbi katmerli onun. Onun gönlünde yetmiş değil, yedi yüz bin katmer var. Katmer katmer üstüne, örtü örtü üstüne. Bugün İmam Hatip'e giden kızlardan birisi diyor ki, İmam Hatip hocasının birisi demiş ki, Hz. Peygamber rüyada görülmez. Bak ahmasın. Kalbi katmerli bunun. Herlala helala Muhammeden Resulullah diyenin kalbi katmersiz olacak diye bir kaide yok. Kalbi katmerlenmiş.
Bir günah işlersin, kalbin katmerlenir. Sen bir yalan söylersin, kalbin katmerlenir. Gıybet edersin, kalbin katmerlenir senin. Bir iftira edersin, kalbin katmerlenir. Şu kadının biraz bir tarafını göreyim dersin, kalbin katmerlenir. Şu kıza bir bakayım dersin, kalbin katmerlenir. Sen zikrullahsız yolda yürürsen, kalbin katmerlenir. Salak salak bakarsın artık, vitrin nerede ne var, nerede kadın var, nerede kız var, nerede adam var. Kalbin katmerlenir senin. Unutursun Allah'ı. Kalbin katmerlenmesinden unutursun. Zikrullah kalpte yoksa şeytan var. Hadis-i şerif, bir kimse Allah'ı zikrederse diyor, şeytan onun kalbinden dışarı çıkar. Ne zaman zikrullahı bıraktın hemen kalbine oturur.
Kalp oturdu mu şeytan hükmeder senin vücuduna. Eline şeytan hükmeder, koluna şeytan hükmeder, gözüne şeytan hükmeder, mimiklerine şeytan hükmeder. Tepeden bakarsın, tepeden bakan kimsenin kalbinde şeytan var. Birini beğenmedin, kalbinde şeytan var. Birini Müslümanın gıybetini ettin, kalbinde şeytan var. Bir Müslümana iftira attın, kalbinde şeytan var, şeytan hakim olmuş ona. Ya şöyle göğsümü dekalte yapayım, bir düğümü açayım, kalbinde şeytan var onun. Ya sakalımı güzel tarayın da bugün kadınlar görünce benim sakalımı beğensin. Kalbinde şeytan var onun. Sakal Hazreti Peygamber tararmış sünnet. Sallallahu aleyhi ve sellem. Sakalımı sünnet olduğu için tarayın. Parmaklarınla tararmış Adem aleyhisselam.
Gördünüz mü hiç rüyanızda? Adem aleyhisselamın sünneti parmaklarından böyle sakallara, parmaklarından yön vermek aşağı doğru. Sünnet aşağı doğru, yukarı doğru değil sünnet. Böyle yanlara yok sünnet. Sakalı aşağı doğru, parmaklarından sıvazlamak Adem aleyhisselamın sünneti. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bakın şaşı değil. Adem'in sünnetini de yapardı. Ne yapardı? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ellerini, parmaklarıyla da sakalını ne yapardı? Sıvazlar tarardı. Bunu kitaptan bulamayabilirsin. Görüyorsan sünnet sana. Gördün mü? Gördün. Sünnet sana. Sünnet.
İsa aleyhisselam da eliyle tarardı. Neden? Adem aleyhisselam da elinle taramış. Dedim sen de mi elinle tarıyorsun? Dedi Adem aleyhisselam da elinle tarardı. Bak dedi. Aa o da elinle tarıyor. Sünnet. Sen sakalını sünnet olduğu için tararsın. Kadınlar beni beğensin diye sakalını tararsan şeytan girdi içine. Sen sünnetten çıktın. Bakın sen sünnetten çıktın. Şeytan girdi senin için hemen. Kalbini katmerledi. Kalbini katmerledi. Adem aleyhisselamı göremezsin. Kalbini katmerledi. Sen sakalına aynada bakarken Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sakalını göreceksin. Onun sakalını görürsen aynada işte sünnet oturdu.
Deyeceksin ki sünnete Resulullah buymuş. Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellem. Sakalını sıvazlarken salatu selam getirirsin o zaman. Unutmazsın hiç. Dersin ki sakalı sıvazlamak da sünnet. Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellem. Sünnet. Sarını sararken Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedin ve sahbihi ve sellem. Öyle sararsın. Sünnet ya. Ne diyor? Terk edilmiş bir sünnetimi ihya edene yüz şehit sevabı verilir. Sarı salatu selamla sürme takmak sünnetin alası. Ve dersin ki o da böyle mi sarardı acaba?
Bakarsın ki onunla beraber sarıyorsun sarını. Sünnet. kalbinde Muhammed-i Mustafa'nın sevdası olsun. O zaman onun attığı adım gibi atarsın. Yolda aklına gelir. O nasıl yürürdü? Allahümme sallallahu seyyidina Muhammed. Ya Rabbi ben Habibi'nin gibi yürümek istiyorum.
Şeyhin gelir. Evladım Hazreti Peygamber böyle yürürdü. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bak nasıl yürüyor önümüzde. Sünnet. Kalbini zikrullah ile diri tut. Kalbini Muhammed-i Mustafa'nın sevdasıyla diri tut. Kalbini Allah'ın sevdasıyla diri tut. O zaman şaşılıktan kurtulursun. O zaman kalbinde katmerlenmez. Öbür türlü kalbin katmerli. O Allah sana nurunu vermiş. Sen zulmediyorsun. Ne yapıyorsun? O nurun üzerine örtü atıyorsun boyuna. Sen sünnet-i Resulullah'tan çıktıkça senin kalbindeki nurun Allah'ın nuru örtünüyor. Sana ışık vermiyor.
Senin yolunu aydınlatmıyor. Senin kalbini aydınlatmıyor. Senin gözünü aydınlatmıyor. Senin kulağını aydınlatmıyor. Kim? O örtüler. O örtüleri sen örttün. O örtüleri çeksen Muhammed-i Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini göreceksin. O örtüleri çeksen ona soracaksın. Dertliyim yine edeceksin. Onunla sohbet edeceksin. Hiç kimsenin sohbeti seni aşmayacak. Hiç kimsenin sohbeti seni doyurmayacak. Hiç kimse seni cezbetmeyecek. Hiçbir güzellik onun güzelliğinin yanında güzel gelmeyecek. Hiçbir ses hiçbir nefes sana hiçbir zaman hiçbir zaman tat vermeyecek. Sen tatsız, tutsuz dolaşacaksın. Sen kimsesiz dolaşacaksın. Sen yapayalnız dolaşacaksın.
Sen belki de o dünyanın en garip insanı olacaksın. Ama her şeye değecek. Her şeye değecek. Dünyaya da değecek. Ahirete de değecek. Her şeye değecek. Her şeye de değer zaten. Her şeye de değer. Onca satılmış değer, onca hançerleşmeyeceği, onca her türlü şeye değer. Değer. kalmayacak katmer. O zaman böyle ihtimam edeceksin. Diyeceksin ki bir an göremezsen ne olur? O zaman diyeceksin, yürürken arabada benim yanıma gelmezse ne olur? O zaman diyeceksin, geceleri tek başıma kaldım da ne olur diyeceksin. Düşüneceksin kendi kendine. Aman diyeceksin. Bir perde inmesin gönlüme. Aman diyeceksin.
Ne olur halim diyeceksin. Ne olur halim. Bir an, Esselamu Aleyke ya Resulallah dediğinde, Ve Aleyküm Selam demezse, Senin selamını almazsa, O olur da, Sen aldığını duymazsan, Onun selamını aldığını duymazsan, Halin ne olur? Sen her Esselamu Aleyke ya Resulallah dediğinde, Onun ve Aleyküm Selam veledi dediğini duymazsan, Kendini sımsıkı tutacaksın, Kinmiş açacaksın, Nefretmiş açacaksın, Bühtanmış açacaksın, Bakacaksın birisi suizan ediyor, Kaçacaksın oradan.
Birisi bakacaksın başka bir şey yapıyor, Aman diyeceksin bunun ağzı başka kokuyor. Aman diyeceksin ya Rabbi, Beni muhafaza et. Nasıl ayrı kalabilirsin? Perde, Manevi yük, Manevi yük, Yüklenmiş üstüne gıybetlerin, Dedikoduların, İftiraların, Manevi yük, Atamamışın üstünden, Kin, nefret, bühtan, O bana şöyle yaptıydı, Bu bana böyle yaptıydı, At, helallaş, Helal etmezsen, Yük sana, Deyiverirse sana, Benim ümmetimden mi şikayetçisin diye, Ne cevap vereceğim?
Derse sana, O, La ilahe illallah, Muhammedun Resulullah dediği, Onun, Muhammedun Resulullah demesi, Önemli değil mi senince? Onun, Onun, Muhammedun Resulullah demesi, Neler feda edilmez ki? Nasıl kin beslersin? Muhammedun Resulullah diyenden, Nasıl nefret edersin? Muhammedun Resulullah diyene, Nasıl yük vurursun üstüne? Muhammedun Resulullah diyene, Nasıl yardım etmezsin? Nasıl? Bu büyük bir handikap, Bu kalpte büyük bir perde, Bunlar zulüm perdesi, Biz kendimiz çağırıyoruz bunları, Biz kendimiz topluyoruz, Diyoruz ki, Gelin perdeleyin bizi, Ondan sonra da inanmıyoruz, Perdelenmemiş olanlara, Diyoruz ki, Bunlar yalan söylüyor, Peygamber görülür mü bu zamanda?
Diyoruz ki, Bunlar yalan söylüyor, Zikrullah da gelen gidenle ağırmış, Alay ediyoruz biz bir de onlarla, Salih insanlar, Salih rüyalar görür, Haa, Hadis-i Şerif, Biz inanmıyoruz ona, Ancak, Hazreti Peygamber, Salih rüyalar ve sellem, Hazretleri diyor ki, Beni rüyasında gören, Gerçekte görmüştür, Biz bu hadis-i şerife de inanmıyoruz ona, Neden? Perdeliyiz, Bizim hiç öyle derdimiz olmadı ki, Geceleri, Bizim hiç geceleri, Öyle bir yangınlığımız olmadı ki, Biz hiç onun kokusunu, Duymayı özlemedik ki, Bilmiyoruz çünkü, Acaba nasıl kokardı, Muhammed-i Mustafa, Sallallahu aleyhi ve sellem, Acaba elini nasıl öperdik biz, Onun eli nasıldı acaba, Kim onun elini tutarsa, Benim elimi tutmuş gibi olur dedi, Biz onun o mübarek elini tuttuk mu acaba, Bize elini verdi mi, Biz onun elini dudağımıza götürebildik mi, O dudağa onun elini, O dudağa götüren dudağa, Binlerce feda,
Dudak edilmez mi ki, Bir kez başımızı okşasaydı, Öyle değil mi, Bir kez sarığımızı düzeltiverseydi bizim, Neler feda etmezdik, Gecemizi aydınlatıverseydi, Güneş gibi, Böyle Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedun ve sahbihi ve sellim, Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedun ve sahbihi ve sellim, Allahümme sallallahu seyyidina Muhammedun ve sahbihi ve sellim derken, Uzaklardan böyle bir hayal de olsa görünüverseydi, Etrafında ashabı, Bir velvele kopuverseydi, Gecemin bir yarısında, Geliyor deseylerdi, O sözü dahi duysaydık biz,
Böyle o Muhammedun Mustafa'nın, Mescidine gittiğimizde, Bize bir hoş geldin deseydi, Öyle değil mi, Bir salatu selam çektiğimizde, Daha uçağa binerken, Öyle ona misafir gidiyoruz, Bir görüverseydik, Ah bu hicap perdeleri, Ah bu hicap, Ah bu zulüm perdeleri, Ah bu perdenin arkasındakiler, Ah bu bulutların arkasındakiler, Ah o perdenin arkasındaki perdeler, Bir sefer kalkıverseydi, Kadı, Gönülden rüşvet almayı kurdu mu, Zalimi mazlumdan nasıl ayırt edebilir, Bir kimsenin kalbinde haram olunca, Nasıl onu ayıracak, Haram mı helal mı nereden ayıracak,
Ayıramaz o kimse, Onun kalbi mühürlenmiş, Kalbi örtülmüş, Helalı haramı nereden bilecek, Kalbi örtülmüş artık onun, Ona hicap perdeleri, Zulüm perdeleri gelmiş, Yalanmış, Yeminmiş, Gıybetmiş, Onun umurunda değil artık, O başlayacak, Bir kadehten de haram olmaz, O başlayacak, Beş liradan da haram olmaz, O başlayacak, On liradan da haram olmaz, Gelin ey İmmet-i Muhammed, Biz burada din adına yaşıyoruz, Din adına çalışıyoruz, Paralarınızı getirin, Gelin ey İmmet-i Muhammed, Bunlar başka türlü olmaz, Getirin kazandıklarınızı bana,
Haramı helala dağınlığımı yok ki artık, Onun kalbi, Mühürlenmiş bu noktada, O yutacak, Ele geleni, Ele geleni yutacak o, O bırakmış her şeyi, Allah bize selamet versin, Padişah, Çıfıtta kin, Güttünden öylesine şaşı olmuştu ki, Aman ya Rabbi aman, Padişah öylesine kindi ki, Kalbi onun fitne ficirle dolu, Kalbi hani çıfıt çarşısı derler ya, Her türlü melanetlik var onda, Kalbinde tek bir şey yok, Dolu melanetlik var, Onun kalbinde Allah yok, Onun kalbinde Allah sevgisi yok, Onun kalbinde Muhammed-i Mustafa sevgisi yok,
Onun kalbinde peygamber uyma yok, Onun kalbinde peygambere itaat etmek yok, Onun kalbinde İslam yok, Onun kalbinde Kur'an yok, Onun kalbi çıfıt çarşısı, Onun kalbinde Kur'an olsaydı, Onun kalbinde Muhammed-i Mustafa olsaydı, O Kur'an ve sünnetten şaşmazdı, Onun kalbinde Muhammed-i Mustafa olsaydı, O Muhammed-i Mustafa'nın sünnetinden dışarı çıkmazdı, Onun kalbinde Kur'an olsaydı, Kur'an haram kıldığı halde, Haramla iştigal etmezdi, Onun kalbi çıfıt çarşısı, Onun içi çıfıt olmuş, Nerede bozukluk var onun içinde, Nerede yanlışlık var onun içinde,
Nerede eksiklik var onun içinde, Nerede Allah'ın haram ettiği şeyler var onun içinde, Nerede Muhammed-i Mustafa'nın sünnetinin dışında bir şey var onun içinde, Onun kalbi çıfıt çarşısı olmuş, O sureten dindar, Sureten sakalı çok güzel, Sureten bıyığı çok güzel, Böyle şey kaytan bıyık, Var ya hani İslami bıyık diyorlar ya böyle, İncecik bırakıyorlar ya böyle, Öyle yapıyorlar ya, Hadis-i Şerif var ya, Ayrı zamanda öyle genç parlak oğlanlar olur der, Onlar kuzu postuna bürünmüş kurt gibidir, Onlar konuşurlarken yumuşak konuşurlar,
Onların sakalları yoktur, Pırıl pırıldır onlar, Onlar sakal bırakmazlar, Onlar der, Ümmetinin parasını yemek için öyle davranırlar, Onlar ümmetin parasını yerler, Onlar görüntüyle aldatırlar, Ay yumuşacık pırıl pırıl, Ay ne kadar güzel, Hacı efendi hoş geldin, Hacı abla hoş geldin, Senin paranı ne tarafa yatıralım, Burada kar payı var, Burada şu kadar pay var, Vay, Hoş geldin Hacı abi, Ne kadar, Aaa, Sana gel kuyu açacağız, Nerede?
Yemen'de, Sana gel kuyu açacağız, Ne kuyusu? Su kuyusu, Nerede? Sudan'da, Adam bir sürü kuyusu var onun, Ona soruyorum, Benim diyor, Dört beş tane kuyum var, Nerede? Sudan'da, Öbürküne soruyorum, Sudan'da ne kadar çok kuyu var, Sudan'da bu kadar kuyu olmuş olsa, Valla Sudan, Sudan geçilmeyecek, Sudan su olacak, Allah'ım diyorum, Bu kadar tespit ettiklerime göre, Sudan suyun içerisinde yüzmesi lazım, Sudan hala da aç, Habire su kuyusu çıkarıyorlar, Afrika'dan, Diyorlar, Kuyu çıkaracağız, Tamam, Ne kadar şu kadar, Ne kadar verirsen,
Ne verirsen seninle, O gider elinden, Ne verirsen elinden, O gidecek seninle, Ver parayı sen, Ver parayı, Onlar böyle yumuşacık, Hacı abla hoş geldin, Hacı anne hoş geldin, Hacı abi, Allah yolu parasız olmaz, Ya ver, E ben veriyorum, Kendim koşarım, Ha yok, Biz senden daha iyi koşarız, Ben kendim fakir bulayım, Biz senden daha iyi buluruz, Neden? Benim etrafımda fakir mi bitti, Etrafınızda fakir mi bitti, Etrafınızda kurban eti verecek, Bir yer kalmadı mı? Siz herhalde, Telefirik'te yaşamıyorsunuz, Siz herhalde, Fırınlarda, Ertesi güne kalmış, Bayat ekmekleri, Ucuz alanları bilmiyorsunuz, Siz 5 yaşının önünde, Kuyruk bekleyenleri bilmiyorsunuz, Siz pazarlarda, Saat 4'den 5'den sonra, Çürümüşleri, Atılmışları, Toplayanları görmüyorsunuz, Siz pazardan alışveriş etmezsiniz, Siz AVM'ye gidersiniz, Siz AVM'den alırsınız, Siz nereden bileceksiniz, Pazarda, Filesi boş dolaşan kadını,
Nereden göreceksiniz, Pazarda, Bu kaç para, Taze fasulyeyi değil, Lahanayı soruyor, Mevsimi, En ucuz zamanı, Bu kaç para, Tanesi 1,5 lira, Alamıyor, Siz onu görmezsiniz, O yüzden sizin etrafınızda, Hiç fukara yoktur, Sizin etrafınızda, Elektrik kesilen kimse yoktur, Sizin etrafınızda, Suyu kesilen kimse yoktur, Onlar, Derler ki, Var bizim etrafımızda, Ben diyorum, Benim etrafımda var, Gerek yok, Ben söylüyorum, Benim etrafımda var, Biz daha iyi veririz diyor, Neden dedim, Ben embesil miyim, Ben paramı dağıtmasını,
Bilemeyecek miyim, Ben paramı yedirmesini, Bilemiyor muyum, Böyle kaldı, Dedim varsa, Bende liste var dedim, Getir beraber dağıtalım, Nasıl, Basmaya dedim, Nasıl liste var, Basmaya liste var dedim, Böyle kaldı, Bende dedim, 500 kişilik aile, Liste var dedim, Varsa getir dağıtalım dedim, Kaldı, Var mı elinde liste dedim ben, Kime götürüleceğini bileyim, Götürelim, Elinde liste var mı, Yok, Bende var dedim, Sende yok, Kime topluyorsun dedim, Sen bu parayı, Kaldı, Sen bu parayı kime topluyorsun, Fakir fukaraya topluyorsan,
Liste göster bana, Ben buradayım dedim, Ben götüreceğim, Dağıtacağım, Ver listeyi bana, Hangi öğrenciye, Burs verilecekmiş, Ver bana, Nasıl yani, Basmaya, Parayı kazanmasını bilen, Dağıtılmasını bilmez mi, Embesil miyim ben, Allah kazanma, Aklını verecek, Dağıtma aklını vermeyecek, Götür dedim, Bir trilyon, Bir trilyonu dağıtıvereyim ben, Götür, Yok, Onlar yumuşacıktır böyle, Alacak senden, Neden?
Kalp, Çıfıt çarşısı, Çıfıt, Ben Musa dinine, Sığınamadım, O dine, Arkayım ben diye, Yüz binlerce, İnanmış mazlumu, Öldürttü gitti, İşte o padişah, Yüzlerce, Binlerce, İnsanları ne yaptı, Öldürttü, Gitti, İnşallah, Önümüzdeki hafta, Vezirin, Padişaha, Düzen öğretmesi, İnşallah, Selamun Aleyküm, El Fatiha,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi