Üstad Mustafa Özbağ

5. Siyasal İslam

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 2 Kasım 2019 · 49:56

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Bağdâdin'in Amerika tarafından öldürülmesini nasıl yorumluyorsunuz? Bu konu hakkındaki kıymetli fikirlerinizi merak ediyoruz.
Öldürdü mü ki? Bir kimse ne suç işlerse işlesin, her kim olursa olsun yargılanmak onun hakkıdır. O yüzden bir tek savaş meydanında savaşan bir kimseyi normalde katledersiniz.
Şimdi onun da yargılanması haklı, hakkı veyahut da siz normalde bir terörle mücadele edecekseniz, mümkün olduğunca teröristi sağ ele geçirip, komple hücreyi tanımlama, o terör örgütünü iyice çökertmek için onu sağ ele geçirmeye çalışırsınız. Sebep, onu sağ ele geçirerekten hücreyi çökertirsiniz. Onu sağ ele geçirerekten normalde komple o örgütü öğrenirsiniz, çözümlemeye çalışırsınız. Terörle mücadelenin olmazsa olmazıdır bu. Şimdi kendisi terörist bir ülkenin ve dünya üzerindeki bütün, tekrar altını çizerek söylüyorum, dünya üzerindeki bütün terör örgütlerini örgütleyen, onları silahlandıran, onları kendi operasyonlarında kullanan, terörist bir ülkenin terörle mücadelesi aldatmacıdır.
Terörle mücadele edecekse, önce kendisiyle mücadele edecek. O yüzden Bağdadi'yi aldılar. Bunun bu konuda çok daha önceleri ilk, DAEŞ kurulduğunda söyledim. Bunları anlattık. Yani aynı noktaya geldi. Terör örgütü. Arkadaşlar şunu unutmayın hiçbir zaman. Kurulu bir sistem var mı? Var. O kurulu sistemin içerisinde seni silahlandırıyorsa birileri, seni bir yerlerde kullanır.
Ama kendi devletine karşı kullanır. Ama başka bir yere karşı kullanır. Seni kullanır. O yüzden dünya üzerindeki bütün terör örgütlerini, emperyalist, güçler, destekler. Onlar örgütler onu. Onlar onu besler. Onlar kendi hesaplarına göre yaparlar. Bugünün, son yüzyılın savaşları böyle. Bakın Türkiye bir operasyon yaptı. Oradan Fransa bağırdı. Oradan Almanya bağırdı. Belçika bağırdı. Norveç bağırdı. İskandinav ülkeleri dahi bağırdı ya. Amerika bağırdı. Başkan yardımcısı geldi. Apar topar. Genelkurmay Başkanı geldi. Milli Savunma Bakanı geldi. Apar topar. Ne oldu? Bu ülke insanları, oradaki eli silahlı devlet değil bakın.
Eli silahlı bir terör örgütü var. Eli silahlı, o sınırlardan taciz ediyor. Bir devlet olarak da ona operasyon yapıyor. Ama kimler karşı çıktı? Bütün batı karşı çıktı. Bütün doğu karşı çıktı. Birleşik Arap Emirlikleri dahi karşı çıktı. Arap Birliği karşı çıktı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri. O tokurdaklar var ya ufak ufak ufak ufak. Bizim vilayetimiz bile değildi onlar. Bakın bizim vilayetimiz bile değildi. Köy yani. Onlar dahi karşı çıktılar. O yüzden Bağdadi'yi, Bağdadi'yi öldürürler. Yerine başka birisini koyarlar. Şişirler onu. Adına da İslam Cumhuriyeti koyarlar.
Bak Avrupalılar kendi içlerinden giden orada terör örgütüyle beraber savaşan kimseleri kendilerini istemiyorlar. Al, yargıla, hapset. Öyle değil mi? İstemiyorlar. Sebep? Çünkü büyük bir oyundu bu. Bir taşla çok kuş vurdular. Bir tane oraya adına İslam dediler. Bir terör örgütü kurdular. Rusya'da, Fransa'da, Almanya'da, Belçika'da, Hollanda'da, Avrupa'da, Amerika'da ne kadar çok özür dilerim, kafası çalışmayan, dini bilmeyen, kendince cihad edeceğim diye, kendince cihad edeceğim diyen cahiller toplandılar hepsi de oraya. Toplandılar, ondan sonra hepsi toplandı. Hepsini de imha ediyorlar onların şimdi.
Hepsini imha edecekler onların. Ne zaman, ne zamanki işi bitti onların, o zaman imha edecekler hepsini. Bakın hepsini de imha edecekler. Yazık. O insanlara yazık. Ben böyle söylediğimde de benim ne küfür ehli olmadığım kaldıydı, ne korkaklığım kalıyor, ne kafirliğim kalıyor, hiçbir şeyim kalmıyor benim ben böyle söyleyince.
E sonradan aradan yıllar geçiyor, bakıyorlar ki aa doğruymuş. Eee bir de benden helallaşacaklar. Aynı şey El-Kaide'yi de aynı yaptı. Aynı şey Afganistan'da da aynısını yaptı. Afganistan, Rusya'ya müsaade etti, Rusya güldür güldür güldür güldür Afganistan'a girdi, Rusya'nın yani SSCB'nin sonu oldu. Ondan sonra örgütledi, Müslümanları silahlandırdı.
Sürdü cepheye, yıllarca bitmek tükenmek bilmeyen bir savaş oldu. Ve Rusya gömüldü Afganistan'la. SSCB dağılmak zorunda kaldı. Amacına ulaştı büyük emperyalistler. Rusya çünkü SSCB ayakta duraraktan büyük bir güçtü, tehlike arz ediyordu. Aynı Osmanlı İmparatorluğu gibi. SSCB'yi dağıttılar, böldüler, parçaladılar. Bir sürü devletçik çıktı orta yere. Bir sürü devletçik çıktı. Bir sürü devlet çıktı. Ve SSCB yönetilir hale geldi. Afganistan'da bunun temel oyunuydu. Aynı şey, Suriye'nin ortasında, Irak'ta bir daiş çıkardı.
Düşünebiliyor musunuz? Hızla, Irak'ın büyük bir bölümü, Suriye'nin büyük bir bölümünü adamları şikayet ettiler. Bu silah nereden geldi? Bu teçhizat nereden geldi? Bu para nereden geldi? Kim sordu? Sonra onu da yenecek ne yaptı? Bir terör örgütü daha kurdu. Yarın öbür gün bir terör örgütü daha kurar. Allah zulmeden toplumların başına bir zalim tayin eder. Bir toplum zulmediyorsa onun başına bir zalim tayin eder. O zalimin başına da bir tane kılıç tayin eder. Döner o kılıçtan da kendisi intikam alır. Bir topluluk azarsa, saparsa, zulmederse, o topluluğun başına bir zalim tayin eder. İslam topluluğu, İslam toplumun dinini yaşamıyor.
Haramı haram bilmiyor, helalı helal bilmiyor. Ne diyor ayet-i kerimede? Eğer biz bir beldeyi helak edeceksek, oranın zenginlerini şımartırız. Oranın zenginlerini haddi hududu bildirttirmeyiz. Oranın zenginleri haddi hududu aşar, şımarırlar. Her türlü fisk-i fücuru işlerler. Ben kendi ülkem adına da korkuyorum bu ayet-i kerimeden. Ben kendi ülkem adına da korkuyorum bu ayet-i kerimeden. Zenginler zekatlarını dosdoğru vermiyor. Zenginler gösterişe düşmüşler. Zenginler şataatta, şatafatta lüks hayatı kendilerine hak görüyorlar. Akıl almaz arabalar altlarında.
Üç trilyonluk, beş trilyonluk, yedi trilyonluk arabalar altlarında. On trilyonluk arabalar altlarında. Çocuklarında üçer, dörder, beşer trilyonluk araba. Kendilerinde üçer, beşer trilyonluk araba. Eşiğinde üçer, beşer trilyonluk birkaç tane araba. Villaların haddi hududu yok. Üç, beş trilyonluk villalar. Villa değil artık. Bir kesim var, böyle bir hayat yaşıyor. Azgınlıkta, sapkınlıkta, had safhaya varmış vaziyetteler. Ülke bölünmüş bu noktada. Bölünmüş. Asıl bölünmüşlük budur. Herkes Kürt, Türk, Çerkez bölünecek diye bakıyor.
Değil kardeşim. Fukaraysak hep beraber fukarayız. Ne Kürt'ü, ne Türk'ü, ne Çerkez'i. Aha buradayız. Neden? Fukarayız çünkü. Bakın neden fukarayız? Yanında var mı senin yirmi trilyonluk evde oturan bir kimse? Burada var mı yirmi trilyonluk evde oturan? Yok. On trilyonluk evde oturan var mı? Yok. Altında üç trilyonluk arabası olan var mı? Yok. Altında iki trilyonluk arabası olan var mı? Yok. Ne Kürt'ü, ne Türk'ü kardeşim. Ülke başka yönden bölünük. Ekonomik olarak bölünük ülke. Villada oturanlar bir yerde.
Lüks evlerde oturanlar bir yerde. Mahallesinden geçemezsiniz. Belediye otobüsüyle bile geçemezsiniz oradan. Geçemezsiniz belediye otobüsüyle beraber. Yani oraya giden belediye otobüsünde bir tek orada çalışan hanımlar, bayanlar, bahçıvanı işte evde hizmet eden kimseler biniyordur belediye otobüsüne zaten. Hoş onlar da lüks şimdi de.
Şimdi bir eve temizliğe gidecek olan kimse diyor ki araba göndersinler bize diyor. Ülke o hale geldi. Evet. Asıl bölünmüşlük o. O yüzden bu İslam ülkelerindeki bu zulüm bundan kaynaklanıyor. O topluluklar azgın, sapkın, haramı haram, helalı helal bilmiyorlar. Biz dışarıdan İslam ülkesi olarak görüyoruz. Onlar da bizim gibi. Pavyonlar sabaha kadar açık, meyhaneler sabaha kadar açık, her türlü fuhuş yuvaları sabaha kadar açık, her yerde her türlü her şey sabaha kadar açık. Hiç kimse ona bir şey demiyor. Bizim bugün bayan kardeşler bendir çalışması yapıyormuş, şikayet etmişler. Polis gelmiş anında.
Siz hiçbir pavyonun şikayet edildiğini gördünüz mü? Ses çıkıyor diye bu ülkede. Siz bir meyhaneye şikayet edildiğini gördünüz mü? Bu ülkede ses çıkıyor diye. Siz bir gece kulübünün şikayet edildiğini gördünüz mü? Burada gece kulübü var, mahallenin ahlakını bozuyor. Buradan sarhoş kadınlar, erkekler çıkıyor, naralar atıyor. Fahşiyat yapıyorlar diye. Hiç şikayet edildiğini gördünüz mü? Bayanlar bugün bendir dersinde polis geliyor. Hakkınızda şikayet var diye. Güpegündüz. Güpegündüz. Neden? Şikayet var.
Sebep gürültü var. Gürültüye polis mi gelir? Polisin vazife ve selahat kanununa göre gürültüye polisin gelmemesi lazım. Ya çevre sağlık gelecek, belediyeden gelecekler. Ama gelir bizde. O namazgahta orada böyle konuşuyorlar. Kadın konuşuyor. Durdurdum kadını. Dedim sahibi benim. Buranın dedim. Kabahat bende dedim. Meyhaneciler istedi buraya dedim. Satın almak veya kiralamak için. Bir çuva sakalım var. Yakışmaz dedim dedim. Gece kulübü istedi dedim.
Burayı açmak için. Ciddi ciddi. Evet. Ben dedim buraya gece kulübüne kiralamadım. Vay adam tarikatçı. Bir de bir çuva sakalıyla bak gece kulübüne kiraladı. Meyhaneye dedim. Pavyona, gece kulübüne kiralamadım. Dedim masaj salonu açacakmış dedim. Geldi birisi dedim. Ona vermedim dedim. İşte şu geldi vermedim. Bu geldi vermedim. En sonunda ben buraya Allah'ı zikredilen bir yer olsun dedim dedim. Hata yapmışız dedim kadına. Kadın böyle baktı. Dedim bu apartmana, bu mahalleye dedim. Bir dedim iyice böyle dedim çizgi dışı bir meyhaneci veya dedim bir dedim bağırcı, pavyoncu lazımmış. Çıkacak dedim sarhoş. Mahallenin komple dedim anasına, avradına, kızına, kısranı hepsinde sövecek.
Mahalleli susacak dedim. Kadında tık yok. Size bu lazımmış dedim. Gerçekten de öyle. Bana söyleyin bir tane sarhoş küfretse, bağırsa onu şikayet edecek bir kimseye. Yok. Ama zikrullah şikayet edilir. İşte toplumlar azgınlaşırlar, saparlar, kibirleşirler. Toplumlar hak hukuk tanımaz, adalet tanımaz, fakir fukara tanımaz hale gelir. O zaman o toplumların başına Cenab-ı Hak bir zalimi musallat eder. O zalimle o toplumdan intikamını alır Allah.
Sonra zalimin başına bir hadis-i şerifte kılıç, bir hadis-i şerifte bir zalim daha diyor ona tayin eder. O zalimden, o zalimle intikam alır. O zalimden de diyor bir kılıç tayin eder, onunla intikam alır. Döner kılıçtan sonra kendisi intikamını alır diyor. Şimdi İslam dünyasını yaşadığı hal bu. İslam dünyası tövbe edip, geri dönüp, biz nerede yanlış yaptık deyip silkelenmiyor. Bizim ekmeğimizi alsalar ayağa kalkıyoruz, namusumuzu alıyorlar, ayağa kalkmıyoruz. Deseler ki maaşlar bu sene, bu ay yatmayacak, hepimiz ayağa kalkarız. Ama LGBT'ciler yürüyor, seslenmiyoruz. Fuhuş yapanlar yürüyor, seslenmiyoruz. Her mahalleye fuhuşhaneler açıldı.
Masaj salonları adı altında. Seslenmiyoruz. Bir şey yapamıyoruz. Her sokağın başında bir masaj salonu var. Her sokağın başında günlük değil, saatlik oda kiralayan, saatlik otel kiralayan, ne üdübelirsiz yerler açılıyor. Mahallelerimiz açılıyor. Seslenmiyoruz. Bakın seslenmiyoruz. Adam gelmiş, işte kuşuşmaz, kervan geçmez yerde, polis durmuş, üfle. Dedim ya burada ne arıyorsunuz? Böyle baktı, git dedim, SSK'nın önüne koy arabayı dedim, pavyondan çıkanı üflet dedim. Burada ne arıyorsun dedim, ara sokakta bana üfletiyorsun. Perşembe günü zikrullah'tan çıkmışız, üfle diyor bana.
Ben terlemişim, zikrullah'tan çıkmışım. Baktım dedim, bize üfletirsiniz. Gidin dedim, bir pavyonun önüne durun, meyhanelerin önüne durun, üfletin orada herkesi. Beyefendi bunu dedi, emniyet müdürlüğüne söyleyeceksiniz dedi. Bize nerede diyorlarsa biz orada duruyoruz dedi. Tabii kimse buna seslenmez ki. O yüzden Irak, Suriye, Suudi Arabistan daha çok kan dökülecek daha. Daha hiçbir şey yok. Daha hiçbir şey yok daha. Biz çırpınıyoruz o kan ülkemize bulaşmasın diye. O hatmeleri o yüzden yapıyoruz. O oluk oluk nehir gibi akacak olan kanlar ülkemize bulaşmasın istiyoruz. Sağlı sollu yanaşın.
Daha hiçbir şey değil daha. Daha ne toplanacaklar, ne toplanacaklar daha. Daha ne askeri sevkiyatlar olacak, ne askeri sevkiyatlar. Daha neler neler yaşanacak daha. Bildiğiniz batacak batacak yere batacaklar. İçinde Müslümanlar olduğu halde, eksik iştahattan, yanlış iştahattan, Müslümanlar da olacak içlerinde. Çözemeyecekler insanlar. Oradaki o Müslümanları görecekler. Bunlar doğru yolda zannedecekler. Onlar da batacak içinde. Çökecekler. Ne kanlar dökülecek, ne kanlar dökülecek. Gönül ister mi kan dökülsün? İstemez. Bir Müslüman, bir Müslümanın kanının dökülmesini ister mi? İstemez.
Ama Müslümanlar bu azgınlıkla, bu sapkınlıkla, bu vurdumduymazlıkla, bu ahlaki zayıflıkla giderlerse, vay başlarına gelene Allah muhafaza eylesin. O yüzden zannetmeyin ki, evlerinde oturanların rahatı var. Bugün için dünyanın hiçbir yeri rahat değil. Dünyanın hiçbir yeri rahat değil. Hiçbir ev rahat değil. Hiçbir ev. Sufiler bundan en az zarar görenler. Bu sizi aldatmasın. Bakın Sufiler, bu olan hengameden en az zarar görenler. Allah hiç zarar göstermesin inşallah.
Bizim ülkemiz bundan en az zarar gören ülke şu anda. Allah'ım göstermesin inşallah. Duamız bu. O yüzden devam edeceğiz hatmelere. O yüzden duaya devam. Derslerinizin sonunda dua etmeye. Toplantılarınızın sonunda dua etmeye devam. Bizi anlasalar da anlamasalar da. Biz dua etmeye devam edeceğiz inşallah. Haklarınızı helal edin inşallah. Böyle bağdadi, mağdadi bunlar küçük işler. Bunlar yepildek. Yepildek bunlar. Bunlar şişirme. Bunlar sahibinin sesi. O yüzden canları istediği zaman öldürürler. Canları istediği zaman öldürdük derler. Canları istediği zaman ortadan kaldırırlar.
Bir bakmışsın İngiltere'den çıkmıştır. Bir bakmışsın Afrika'dan çıkmıştır. Bir yüzünü değiştirirler. Bir ameliyat ederler. Durumuna göre, konumuna göre bir daha kullanacaklarsa eğer, ameliyat ederler. Bir yüz nakli yaparlar. Bir yüzünü gözünü değiştirirler. Bir tane eline pasaport geçirdiler. Daha kullanacaklardır onu. Ne zaman miadı bitti, ondan sonra da ya bir ülkenin eline verirler. Şeyi ne o, apoyu bize verdikleri gibi. Verdiler bizim elimize. Alın oynayın dediler. Biz bakıyoruz şimdi. Bir de baştan yazı aldılar, elimizden söz aldılar. İdam etmeyeceğimize dair.
İdam da edemedik. Beşliyoruz oradan. Doktoru özel. Bakımı özel. Her şey özel. Senden benden rahat adam. Senden benden rahat. Tabii. Böyle bu işler. Dünya üzerinde böyle. Onların normalde açtıkları yoldan gidiyorsun. Allah bizi affetsin. Kaldığımız yerden devam edelim. Tehlikeli sohbetlere. İnsanlar yalnızca bu dünyaya yönelik isteklere sahip değillerdir. Dolayısıyla dini dikkate almayan siyasi hükümlere, yani akli siyasete dayanan devlet yönetiminin, tam anlamıyla iyi bir yönetim olması beklenemez.
İbn-i Haldun'da toplum bilimci düşünce. Yani normalde bu tarih boyunca sadece akli siyasete sahip olan sistemlerin hepsi de belli bir zaman sonra yıkılmaya mahkum olmuşlar. Sebep, çünkü bir, onlar kendilerini yenileyememişler. İki, yani yenileyememelerinin sebebi, felsefi olarak çıkış bulamamaları. Bugün batının düştüğü nokta bu. Batı şu anda akli siyasetini yenileyemiyor. Akli siyaseti yenileyemeyince direkt savaş organizasyonlarına yaslanıyor. Batı yüz yıldır savaşıyor ve kendi topluluğunu, kendi toplumunu savaşla ayakta tutuyor. Tehlike üretiyor, o tehlikeyi üreterekten kendisini ayakta tutuyor. Bir düşman üretiyor.
Batı kendi düşmanını kendisi üretip, o düşmana karşı kendi halkını koruma ihalelisi tutturuyor. Akli siyasetin sona erdiği yerdir bu. Çünkü bütün akli siyasetler bir gün dama der. Yani sona gelir, duvara toslar. Bakın siz bir topluluğu ne kadar üst seviyeye, zenginliğe getirirseniz getirin. Bir müddet sonra o zenginlik onların başına bela ve musibet olarak geri döner.
Sebep, çünkü felsefesi yoktur. Bir topluluğu zengin ettiğini düşün. Zengin ettin, zengin ettin, zengin ettin, zenginliğin sonu yok. Ve sonunda felsefi boşluktan dolayı o toplum sapkınlaşır. Doğu Roma İmparatorluğu gibi, Batı Roma İmparatorluğu gibi, Firavunluklar gibi. Tarihte yerleri var bunun. Bir aile de aynıdır. Bir aile sonu yoktur zenginliğin. Zenginleştikçe zenginleşirsiniz. Üç trilyonluk araba alırsınız, doyuma ulaşamazsınız. On trilyonluk araba alırsınız, yine doyuma ulaşamazsınız. Felsefi boşluktan kaynaklanır bu. Ve uçuk işler yapmaya başlarsınız. Bakın uçuk işler yapmaya başlarsınız.
Ahlaken çökersiniz. Çok zengin oldunuz, şöhret sizi ahlaken çökertir. Toplumlar da böyledir. Hollanda çok zengin. Gençleri kalmadı. Olan gençlerin hepsi de uyuşturucunun içinde. Almanya genci kalmadı. Olan gençler uyuşturucunun içerisinde. Belçika genci kalmadı. Olan gençler uyuşturucu ve fuhuşun içinde. İngiltere genci kalmadı. Olan gençler uyuşturucunun ve fuhuşun pençesinde. Avrupa uyuşturucu ve fuhuşun pençesinde dolaşıyor. On üç yaşındaki bir kız çocuğu istediği kimseyle cinsel ilişkiye girebilir. On yaş farkı aranıyor. On yaştan fazlaysa cinsel ilişkiye girdiği kimse o zaman sıkıntılı.
On yaş üzerinde değilse hiçbir sıkıntı yok. Fuhuş alabildiğine gitmiş. Evlilik müessesesi Avrupa'da çökmüş vaziyette. Çünkü felsefi olarak boşluk yaşıyorlar. Kendi inandık dediği dinlerine güvenmiyorlar ve inanmıyorlar aslında. Ve Avrupa akli siyaset veyahut da bütün dünya akli siyasette sona geldi. Çıkış noktası bulamıyorlar. Çıkış noktası arıyorlar. O yüzden Arabi okuyorlar. Çıkış noktası arıyorlar. O yüzden Mevlana okuyorlar. Çıkış noktası arıyorlar. O yüzden İbni Haldun okuyorlar. Bizden fazla okuyorlar İbni Haldun'u. Bizden fazla okuyorlar Mesnevi'yi, Mevlana'yı. Bizden fazla okuyorlar Arabi'yi. Ciddi ciddi bizden fazla okuyorlar.
Avrupa yolun sonuna geldiğini bundan 300 yıl önce gördü. Felsefik olarak yolun sonuna geldi. Ya kendi içindeki düşünürleri gizli Müslüman oluyor bildiğiniz Müslüman oluyor. O kadar çok meth ediyor, o kadar çok meth ediyor İslam'ı ve İslam peygamberi ve Kur'an'ı bir tek ben Müslümanım diyemiyor. Sebep felsefi boşluktan, akli siyasetin bittiğinden ve bize de Avrupa değişik baskılarla bize akli siyaseti dayatıyor. Akli siyaseti. Neden? Aynı kısır döngünün içerisine siz de girin diyor. Eğer o kısır döngünün içine siz girmezseniz
o zaman siz diyor gelir beni tekrar sizin deyimizle fethetmek benim deyimle işgal etmek. Tekrar gelirsiniz siz diyor. Sebep çünkü diyor sizin dininiz felsefi olarak ayakta duruyor. bizim dinimizin felsefi olarak normalde sonu yok. Hem zahir noktada sonu yok hem batın noktada sonu yok. Zahir noktada sonu yok. Arz, la ilahe illallah denilince deyinceye kadar savaşmakla emrolunan bir peygamber var. Yani siz Avrupa'ya İslam'ı götürdünüz yetmedi. Avrupa'dan ileri Antarktika'ya kadar, Amerika'ya kadar bütün dünyanın her tarafına İslam'ı götürmekle mükellefsiniz. Zahir olarak işiniz bitmiyor. Dünya bitse, hadi bakalım uzaya açılacaksınız, uzayda yaşayanlara İslam'ı anlatacaksınız.
Zahir manada bitmiyor. Batın manada da İslam bitmez. Neden? Yolun sonu görünse de yolun sonunu bulamazsın. Her daim sizi bir halden bir hale geçersiniz. Sufi mantelitesi açısından bir kimsenin yolunun sonu yoktur. Yukarı mezopotamya Sufi anlayışında vuslat olmadığından dolayı, olamayacağından dolayı, hep daha da daha, daha da daha, daha da daha, halden hale, halden hale, halden hale, halden hale, hayretten hayrete, hayretten hayrete, hayretten hayrete, perdeden perdeye, hep devamiyet vardır.
Ve hiçbir zaman bir hal üzerinde kalmazsınız. Kalamazsınız, kalırsanız zarardasınız. Böyle olunca bitmek, tükenmek bilmeyen bir hazine bu. Yolun sonu yok. Hem zahir manada yolun sonu yok, hem batın manada yolun sonu yok. Öyle olunca felsefi olarak tıkanıklık yok. Bakın felsefi olarak tıkanıklık yok. Hiçbir zaman tıkanmazsınız. Neden? Devam ediyor. Hiçbir şey aynı hal üzerinde kalmıyor. Ayetle sabit çünkü bu. Ya iyiye doğru halden hale gidersiniz, ya da kötüye doğru halden hale gidersiniz. Durmak yok. Bakın ya iyiye doğruya doğru halden hale geçersiniz, ya da günden güne kötüye doğru halden hale geçersiniz.
Kötüye doğru halden hale geçerseniz, diyor ki öyle bir zaman gelir ki, siz işte bu kertenkelenin deline gir deseler girersiniz. Onlar kim ya Resulallah? Yahudiler ve Hristiyanlar mı başka? Kim olacak? Evet onlar. Bakın bu kötüye doğru halden hale geçmektir. Siz günden güne, günden güne, günden güne, kötüye doğru Hristiyanlaşır ve Yahudileşirsiniz. Günden güne bu yaşam tarzıyla yaşam stiliyle, kıyafetinizde, yediğinizde, içtiğinizde, düşüncenizde, felsefenizde bir şey olumlu görüp, olumsuz görmenizde ne yaparsınız? Halden hale, halden hale kötüleşirsiniz. Hani ben zaman zaman anlatıyorum ya, resmi dairede çalışıyordum diyorum, bir bayan geldi, bize teslim ettiler diyorum ben.
İşte böyle saçları gayet normal, okul öğrencisi gibi normalde taramış saçlarını, gayet mütevazı, ablası benim böyle baba dostu bir kimsenin oğluyla evlendi. O Hulus amcada, sağ mı öldüm bilmiyorum sağ mı? Öldü mü Allah rahmet eylesin? Hulus amca da böyle bizim baba dostu, benim işte babamı filan gayet iyi tanıyan, babamın samimi arkadaşı, Kürt, Samancı Kürt Cavid'in de en samimi arkadaşı, böyle biz babamı çok iyi tanıdığından, biz kahvede profe filan oynuyoruz onlarla yani ben, babam yaşında adamlar, o dedi ki, bizim oğlan dedi, bizim kızımıza sahip çık oradan dedi,
tamam Hulusi abi dedim, Hulusi abinin oğlumun baldızı oluyor. Harika, ben yeni dervişim tabii, e işte kıza hoş geldin, beş gittin, nasılsın, iyi misin? İyi, güzel, hoş. Sen dedi, çalışmakla alakalı ne düşünüyorsun? Dedim, ben bayanın çalışmasını, benim kendi şahsi fikrim dedim, ben çalışmasından yana değilim, bir müddet sonra dejenere uğruyorlar dedim. Kendisini zor muhafaza ediyor insanlar dedim. O olmayacağını, böyle bir dejenerasyon yaşamayacağını söyledi. Zaman içerisinde sana hatırlatırım dedim. Çalışan bir bayan, birinci maaşı alır, önce temel ihtiyaçlarını görür, ikinci maaşı alır, işte kendisini biraz daha bir şeyler alır, üç, dört, beş, altı, yedi maaşlar alınca, serpilmeye başlar.
Tabii o aldığınız kıza bakarsınız, iş aldığınız kızı, beş ay önceki kız değildir o. Değil mi? Murat öyle oluyor değil mi? Evet. Yanında bayan çalıştıranlar, öyle bilirlerler. Değil mi? Sait öyle oluyordu değil mi? Bizde beş ay bilen geçmiyordu değil mi? Ortalama iki buçuk, üç ay. Bu kızcağız da öyle. Tabii ilk önce odasından dışarı çıkmayan kız, oda oda gezmeye başladı. Çaya, kahveye, kakara, kukara, ha ha ha, hi hi. Karşı oda var. Ben tek başıma çalışıyorum. Karşı odada, belden aşağı muhabbet çok. Orada iki tane erkek, katip, mutemet var. Şey çok. Muhabbetin sınırı yok. Bir gün bir şuh, kahkaha attı oradan.
Dedim tamam, sırası geldi. Ben ismiyle hitap ettim. Filanca hanım dedim ben. Ben çok nazik kibarım ya. Kendimin de methedeyim arada. Şimdi önce bana Mustafa abi diyordu. Ondan sonra Mustafa Bey demeye başladı. Ondan sonra arada kaçırmaya başladı Mustafa'cım demeye. E tabii ben de asancak çiğnemiş çocuğum. Bayındır çocuğum. Öyle cimi camı bilirim. Böyle şuh, kahkaya attınca sırası geldi. Ben filanca hanım dedim ben. Tamam mı? Buyurun dedi. Dedim, bir dakikalığına gelir misiniz? Ama dedi, kahve içiyorum. E dedim, burada da içebilirsin. Ben şimdi. Geldi. Tık, tak, tık, tak. Ayakkabın topukları da büyüdü tabii. Geldi.
Karşıma oturdu. Koltuklar rahat. Resmi dairelerde. Bir attı bacak bacak üstüne. Seyret çiçekli mi, böcekli mi neyse. Biliyor musunuz dedim, daha önce geldiğinizde ben sizin dejenere olacağınızı söylemiştim dedim. Bu böyle durdu. Bak dedim, eteğinin boyu kısaldı. Önceden gömleğini dedim, yukarı kadar ilikliyordun. Şimdi dedim, göğüs dekoltesi var. Bak, iç çamaşırın görünüyor. Tak, tak, tak, tak. Ben söylediğimi düzeltiyor. Düzeltme dedim. Dedim, alt, iç çamaşırın da görünüyor. Öyle bir bacak bacak üstüne attın ki dedim. Ben seyret diyorsun dedim. Dünyada bir tek sen kalacağım, bir de ben kalacağım dedim. Seni asla almam. Bana da yazılma dedim. Bu durdu şimdi. Sen dedim, Hulise abinin bana emanet etsin burada.
Bak ne hale geldin dedim. Bu kötüye gidiştir. Bir kimse halden hale, halden hale kötüye doğru gider. Bunu bir kimse kendisi tespit edebilir. Halden hale kötüye gittiğini. Halden hale iyiye gittiğini de o kimse kendisi tespit edebilir. Bu saklı gizli bir şey değildir. İşte o yüzden felsefi olarak İslam, bugün dünya üzerinde dimdik ayakta duruyor. Hem zahiren sonu yok, felsefi olarak tıkanması mümkün değil. Hem batini olarak sonu yok, felsefi olarak tıkanması mümkün değil. Ama diğerleri tıkandı mı tıkandı. O yüzden akli siyaset, devlet modelleri tarih boyunca hep tıkanmış. Tıkandıktan sonra da geri dönüşleri hep kanlı olmuş.
Bakın geri dönüşleri hep kanlı olmuş. Osmanlı'nın geri dönüşüne bakın kansız. Osmanlı'nın geri dönüşü kansız. Osmanlı çekilmiş. Bosna çekilmiş, Bulgaristan çekilmiş, Yunanistan çekilmiş, Yemen çekilmiş, Suudi Arabistan çekilmiş, Afrika çekilmiş geriye. Kanlı değil. Bakın kanlı değil, eleştirebiliriz çekilmişler diye. Ama kanlı değil. Neden? Osmanlı bir medeniyet, sivilleri katledemez, çekilirken insanları öldüremez, çekilirken yolları, köprüleri, hastaneleri, devlet dairelerini bombalayıp atamaz. Şimdi bakın dönüşüm kanlı. Şimdi Güney'de, Suriye'de çekiliyor YPG. Ne yapıyor?
Çekilişi kanlı. Yakıyor, yıkıyor, öldürüyor, katlediyor. Öylesi çekiliyor. Amerika çekiliyor bir yerden. Çekilirken, girerken de yakıyor, yıkıyor, öldürüyor, katlediyor. Çıkarken de yakıyor, yıkıyor, katlediyor, öldürüyor, çıkıyor. Onların girişleri de katliam, çıkışları da katliam. Neden? Felsefi olarak tıkanmış vaziyette. Akli devlet modeli, dünya üzerinde sonu gelmiş bir devlet modeli. Bu yeni değil. Ama ilahi devlet modellerinin karşısına, tarih boyunca hep akli devlet modelleri çıkar. Siz onu bir peygamber din anlattı zannedersiniz sadece. Bir peygamber sadece din anlatmaz.
Aynı zamanda bir devlet modeli koyar orta yere. İslam bir devlet modeli koyar orta yere. Devletin anayasasını koyar orta yere. O yüzden sadece iman ettim Allah'ın varlığını, birliğine, diriliğine, birliğine tamam bitti. Bitmedi. Ne? Faiz haram. E ben iman ettim ama bitmedi. Fuhuş haram. Bitmedi. İçki haram. Bitmedi. Fuhuşa giden bütün yollar haram. Bitmedi. İçkiye giden bütün yollar haram. Bitmedi. Faize giden bütün yollar haram. E bitmedi. Kardeş, can emniyeti, mal emniyeti, namus emniyeti, akıl emniyeti. Bunların sağlanması lazım. Bunları bozan bütün yolların hepsi de haram. Devlet onları tıkamak zorunda.
Yani şimdi İslam dinini şuraya getirmeye çalışıyorlar. İbadet ve ahlak dini. Aynı zamanda hukuk dini. İslam sadece ibadet ve ahlak dini değil. Aynı zamanda hukuk dini. Rejim var. Kolu kesilecekse kolu kesilecek. Birisi öldürmüş haksız yere öldürülecek. Hukuk var Kur'an'da. Kur'an'ın hukukunu nereye yapacağınız? Kim yapacak o hukuku? Devlet uygulayacak. Zaten tıkanlı yer burası ortalığın. Siz diyemezsiniz bu geçmiş hukuk. Benim dinim onu öyle emretmiyor. Sen geleceksin hiçbir suçu, gabatı yok.
Ondan sonra sen ne baktın bana? Dan öldüreceksin onu. Ondan sonra da elini kolunu sallaya sallaya gideceksin. Yok kardeşim. İslam ona hukuk koymuş. Öyle olunca akli devlet modellerinin karşısına Cenab-ı Hak her daim ilahi devlet modellerini koymuştur karşısına. Ya İslam devlet kurmamıştır. Kurmuştur. Davut Aleyhisselam'ın devletini ne yapacaksın? Süleyman Aleyhisselam'ın devletini ne yapacaksın? Şit Aleyhisselam'ın devletini ne yapacaksın? Hazreti Muhammed'in Mustafa'nın kurduğu devleti ne yapacaksın? Evet. Onlar da ilahi devlet sistemi. Düşünür siyasi otorisi diye dine dayanan devleti üstün kabul eder. Dini kanunlar olmaksızın rasyonel bir siyasete dayanan devleti eleştirir.
İslam medeniyeti üzerine araştırmalar. Evet. Normalde İbni Haldun özellikle dinsiz bir devleti kabul etmez. Dinsiz bir devlet olamaz İbni Haldun'a göre. Dinsiz bir devletin yaşaması da mümkün değildir İbni Haldun'a göre. Sadece akli siyasetle devam eden devletler batmaya mahkumdur. Tarih boyunca bu olmuş.
O yüzden Türkiye Cumhuriyeti'nin devletini ilk kuran akıl Türkiye Cumhuriyeti devleti dini İslam'dır diye belirlemiş. Türkiye Cumhuriyeti'nin devletinin ilk kuruluşunda Türkiye Cumhuriyeti devletinin dini İslam'dır diye hüküm var. Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulurken dini İslam olarak kuruldu. Sonradan o ibareyi kaldırdılar.
Sonradan layıklığı getirdiler. Hala da layıklığın tanımı yoktur Türkiye'de. Kime göre layıkliktir bilinmez. Neye göre layıkliktir bilinmez. Hangi layıklık örneğine göre biz layıkız bilinmez. Tarifi yoktur. Ve anayasada tarifi yoktur layıklığın. Yabancı bir kavramdır. Fransız bir kavramdır. Bildiğim kadarıyla. Ama Türkçe karşılığı da yoktur. Ama biz de buna sessiz kalırız. Altıncı sayfadan devam edeceğiz. Aklınızda olsun.
Evet. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Geceniz mübarek olsun. Ayınız, yılınız, ömrünüz mübarek olsun. İnşallah. Selamun aleyküm. Güzel bir sohbet. Bunlar gerçekten bu sorular çok hoşuma gidiyor. Yani uzun zamandır aslında belki de İslam dünyasında hiç konuşulmayan meseleler bunlar. O yüzden bu sohbetleri ben konuştuğum için değil, konunun ehemmiyetiyle alakalı. Bunları takip edin. Hatta yapabilirseniz bunları böyle bir analiz edip düzgün bir şekilde algılamakta fayda var. Selamun aleyküm.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi