mustafaozbag.org

5. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:13:59

Allah gecenizi hayır etsiniz, ameliyatınız. Merhaba, gönülünüzü hayır etsiniz. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlayacaksınız inşallah. Ameliyat olan kişinin namazını nasıl kılar? Ha, ayında oturarak kılabiliyorsa oturarak kılacak, sandalyede kılabiliyorsa sandalyede kalacak. Yani, bu tip özgürlüler, bu özgürlü sınıfına giriyor. Yani, ayağından ameliyat olmuş, karnından ameliyat olmuş, bir tarafından ameliyat olur, rahatsız olur, tanziyon hastası olur, belinden rahatsız olur, her türlü rahatsızlık olabilir.
Bu noktada namazı kılarken, yerine getirebildiklerinden sorunlu, yerine getiremediklerini ama oturarak, ama yay yataraktan, ama çamura batarak bunu halledecek. Yani, kısacası, yapabildiğini yapacak. Ayakta durabiliyorsa, ayakta duracak. Secdeye giremiyorsa, secdesini ima ile edecek. Veyahut da işte, ayakta duramıyorsa, oturacak, kıyamını ima ile yapacak. Böylece namazını tamam edecek. Otobüs hareket halindeyken, namaz kılınabilir mi? Kısa veya uzun yolculuk fark eder mi? Yani, bir kimsenin, kısa yolculuk olunca orayı bir parantez açayım. Yani, bir kimsenin namazını vaktinde kılması çok evlâ bir şeydir. En büyük ibadetlerden birisidir. Vaktinde namaz kılmak. Fakat, bunu vaktinde kılamadan herhangi bir şeyden olur. Namazı tehir ettirip, geciktirmek derse, iyi, otobüste de kılsın.
Seferlikte de, eğer ki mümkünse, bir kimse molalarda veya durarak da namazını kılsın. Ama mümkün değilse de, bineğin üzerinde bu noktada namazını kılabilir. Fıkıh kitaplarında, eski fıkıh kitaplarında, bineğin üzerinde nafile namazını kılınacağına dair fetva var. Ama fazlarla alakalı fetva bulamazsınız. Sonradan gelen müştehitler, insanların müştehit demeyelim, iştahat sahipleri, insanların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak da zorunluluk haline kılınabileceğine dair fetva vermişler.
Ben fıkıhı iyi olan bir hoca da sormuştum bunu. Allah rahmet eylesin, şeyh efendiyle beraber Ankara'ya gidiyorduk. Ben o zaman ona, o hoca efendiye sordum. Bineğin üzerinde kılınır mı diye. Adı kılınacağına fetva vermişti. Ben tabi daha da ileri götürdüm. Sahabeler dedi, bineğin üzerinde namaz kılarken sonuçta at veya devenin üzerinde kıldılar.
At ve devenin üzerinde kılarken atın devenin çizbirini bırakmadılar. Öyle değil mi diyordun? Yoksa at, deve, çizbirsiz yani gemi olmazsa, dümeni olmazsa bir tarafın üzerinde atar gider adama. Şeyh efendiye döndü, Abdullah efendi, Mustafa efendi ne kadar zeki attı. El cevap, arabayı kullanan veya tek başınaysa, yanında kimse yoksa, zorunluluk söz konusu olursa, adamın şoförün de ima ile namazı kılabileceğine dair fetva verdi.
Borcu olanın sadakası kabul olmaz. Hadis şerif, bu kredi kartı için geçerli olur mu? Bu borç, kredi kartını, borcu borsa, öbür günler borç değil mi? Borcu zamanında ödemek. Borcu hemen ödemek. Üzerinde tetiklikle durduğu konulardan birisi, ne yazık ki şu son dönem vahşi kapitalist, insanların kapitalist sistemi insanları bu noktada hızla uzaklaştırıyorlar. Sadece şunu söyleyeyim, Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hazretleri, borcu olan bir sahabenin cenaze namazını kılmadığını bilir. Bir sahabenin borcu vardı, onun cenaze namazını kıldırmadı. Kılmadılar. Borcu ödendikten sonra namazı kılın. Borç konusunda inşallah tekiz olmaya gayret edin. Hızla insanlar bu noktada gevşiyorlar. Hızla.
Çeklerini ödemiyorlar, senetlerini ödemiyorlar, tariflerini yerine getirmiyorlar. Allah muhafaza eylesin. Hızla insanlar zorluya doğru yürüyorlar. Allah muhafaza eylesin, Allah kolaylaştırsın. Bazı bankalarda kartla sıra alınca öncelik tanıyorlar. Ve bekleyen insanların birine geçiliyor. Bu kul hakkına girermek istiyorlar. Yok, hayır. Allah, bir de banka şeyini yapmış ya. Bu işte bankalar eşkıya gibi ya, Allah'a ne kulak kalıyor musunuz? Ya bu neye benziyor biliyor musunuz? Eşkıya'dan, ya bu hak bu değil mi diye soruyorduk.
Eskiyar adamı, adamın dedik çaldığını, dedik. Girmeyeceksin, mümkünse kapısından içeri. Orada rağbet kul hakkına, dedik ki orada rağbet paraya. Ne sırası, hiç sıra almıyor. Kişini gören de var. Adam orada sıraya bile girmiyor. Alıyor, çantaya çıkıyor müdürün öncesinden. Müdür bütün işini hallediyor. Veyahata şevinin yanına çıkıyor, şef hallediyor. Ya bir yerinde kul hakkı soruyorsunuz. Kişinin nefis meratiblerinin geçtiğini, yükseldiğini nasıl anlar? Anladığı anda anlamadığı çıkar. Bir kimse kendi kendisine, kendi içinden velev ki, işte şu esmayı almış olsa dahil.
Ben şu nefis meratibine geldim derse yıkılır. Ama insan nefsi de hep kendisini bir mertebede ister, bekler. Tasavvuf, bir veçesi tecrübedir. Üstadlığın bir veçesi tecrübedir. Yani üstad dediğiniz kimse, sizden tecrübelidir. Üstad dediğiniz kimse, sizden fazla yanılmıştır. Nasıl tecrübe sahibi olursan, yanılarak. Herkes zanneder ki, hiç yanılmayan kimse tecrübe sahibi olacak. Hayır. Bu noktada, ya ilahi bir ilimle, ilahi bir bilgiyle, Cenab-ı Hakk'ın muhafaza ve koruma altına almıştır.
Çocuk ruhdan itibaren, Allah'ın kalbine ilham eder, gönlüne ilham eder, o bir yanlışa evini uzatacağı zaman, Cenab-ı Hakk'ın kalbinden, gönlünden ikaz eder. Çocuk ruhdan itibaren muhafaza altına alınmıştır. Bunlar bir kenara ekonik. Bunlar farklı. Bunlar, bazılarınca makbul görülmüş, bazı evitasyon onları makbul görmemiş. Demiş ki, makbul olan, yana yıkılan, devirle kalkan, batı çıka gelendir demişler. Biz öyle gençlik, çocukluğundan itibaren korunanlardan değiliz. Kendimizi bir noktada gördüğümüzden de, Allah bizi affetsin. O kimse yenilmiştir, yıkılmıştır. Yenilmenin ve yıkılmanın nereden olduğunu biliyorum. O yüzden arkadaşlara diyorum ki, Arkadaşlar, deseler ki size, son esmayı aldım kahar esması.
Sakın kendini uzun zannetme. Sakın kendini bir nefis meratibini geçtim, şu noktaya geldim, durma. Hep gözün kumlukta, hep işin dermişlik sorusu. Kafanı kaldırmayın. Ben şunu oldum demeyin. Ben şunu oldum dediğiniz anda, hiçbir şey olmadınız. Meydandadır, sırıdır. Kaldı ki, bizim tasavvuf anlayışımızda olmak yok. Ermek yok. Bizim tasavvuf anlayışımızda makamın sonu yok. Bizim tasavvuf anlayışımızda uslatın sonu yok. Hayretin sonu yok. Hakkıyla sana kulluk edemedim. Ya Mahmut diyen bir peygamberin hidayetiyle hidayetlenecekse insanlar, onların bu noktada oldum deme hakları da yok. Onların kendilerini bir makamda görme noktaları da yok.
Tarih boyunca ehli tasavvufun içerisinde kendilerini belli bir noktada görenler, kendilerini belli bir makamda görenler, rüya satanlar, hal satanlar, makam satanlar, mevki satanlar, meradim satanlar, bununla geçinenler, bununla kendine rant sağlayan insanlar hep olmuştur. Bu mu var? Rant nasıl olur? Evet. Alkışlanmak ranttır. Sevilmeyi istemek ranttır. Dinlenilmeyi istemek ranttır. İnsanları emretmeyi istemek ranttır. İnsanların içerisinde rüya anlataraktan, insanların teveccühünü kazanmak ranttır. İnsanların arasında hal anlataraktan, insanları kendine doğru çevirmeyi düşünmek, çevirmek ranttır.
Hepsi de ihlas ve sabibiyetin dışındadır. Bunların hepsi de muhabbetin dışındadır. Allah yolcusu, vuslat yolcusu, kafasını hiç kaldırmaz. O hep niyaz halindedir. Hep dua halindedir. Hep zikir halindedir. Hep kulluk halindedir. Hep insanlara iyilik halindedir. İnsanlara merhamet halindedir. İnsanlara ellerini böyle uzatır, böyle uzatmaz. Sizin en hayırlınız etrafına en fazla faydası dokunanan, hayır dokunanımızdır. Bizim hedefimiz, bizim ölçümüz, bizim yolumuz budur. En hayırlınız etrafına en fazla faydası dokunanındır. Uzak duranınızdır.
Nafilelere en fazla yapışanınızdır. Rüya anlatanınız değildir. Uçma muhabbetlerini anlatan değildir. En iyiniz, en iyi keramet satan demek satan değildir. Tasavvuf ehli. Bir çizgisi vardır. Cenab-ı Hak bizi bu çizgiden ayırmasın. O yüzden birisi rüya satmaya kalkıyorsa size, birisi hal satmaya kalkıyorsa, birisi size hangi esmayı aldığını söylüyorsa veya o esmaya nasıl geldiğini söylüyorsa nefsini ölmüştür. Allah muhabbet eder. Ağız kapanacak. Gervişliğe devam.
Ağız kapanacak. Kulluğuya devam. Ağız kapanacak. Herkese yardım etmeye, herkese yardımcı olmaya devam. Ağız kapanacak. Herkeste iyi geçinmeye devam. Elinden, dilinden emin olun anınız. Demek ki müminler sizin dilinizden emin olacaklar. Müminler sizin elinizden emin olacaklar. Dilinden emin olmak ne demek? O dilden kötü söz çıkmayacak. O dilden kötü laf çıkmayacak. Gıybet dedikodu iftira çıkmayacak. O dilden haram bir şey çıkmayacak. İnsanlar senin dilinden emin olacaklar. Bu gıybet etmez. Bu dedikodu etmez. Bu yalan söylemez. Bu iftira atmaz. Bu benim sırrımın bir başkasını anlatmaz. Dilinden emin.
Bu çalmaz. Bu çırpmaz. Bu dövmez. Bu vurmaz. Sen derviş olamaz. İyilik yapmaya gayret etmek.
Dil ve el. Nevi hallerimizi satmak yok. Tant yok. Alkışlamak yok. Allah'ın hafız eylesin. Alkışlanmayı istemek yok. Baş köşeye oturmayı istemek yok. Oraya ben oturmam lazımdı demek yok. Bu zikri benim yaptırmam lazımdı demek yok. Bu zikrullahı ben yaptırsaydım daha güzel yaptırırdım. Öyle bir şey yok. Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri demiş ya. Başınıza esmer, ara. Bir kimse de tayin edilse. Bir köle. Bir kimse de tayin edilse. Biz ona taaklıl. Hep insanlara yardım etmeyin. İnsanlara zarar vermemek.
Disturumuz. Zarar vermeyin kardeşler bile biraz. Distur. Hiçbir kimseye zarar vermeyin. Etrafınızdakileri mutsuz etmeyin. Allah işinize yardım etmez. Rabbim muhafaza ile. Hakkınızı helal etsin. Buna kendi hayatımıza bakıp önceden günahkar kimse için sonra Allah yoluna dönmekle kullar alemindeki secci ile ilgili olabilir mi?
Mesela ben iki veya üç secci denilebilir miyim? Denilemez. Biz sol secciye gidip gitmediğinizi bilmiyoruz. Ama ümit ederiz. Ben kendi nefsimi söyleyeyim. Ümit ederim. Çünkü nasıl yaşarsanız öyle ölürmüşsünüz. Ümit ederim. Bir adi-i şerif var. İnsanın hakkıdır. Bir kimse iman ettiyse, bir kimse müslümanını seçtiyse, bir kimse dininin üzerinde yürüyorsa onun hakkıdır. O kâdül özel diye düşünmez. Üç şey vardır ki bunlar haktır. İslam'dan nasibi olan, İslam'dan nasibi olmayan gibi tutmaz.
Allah-u Teala bir kurunun velayetini aldım. Onun başına başkasına Mevla kılmaz. Kişi ancak sevdiği kimselerle haşlı olur. İslam'dan nasibi olanı ne yapıyormuş Allah-u Teala? İslam'dan nasibi olmayan gibi tutmuyormuş. Yani siz, ben şuna hiçbir zaman nefsimde parantez açmam. Bir kimse dinini, gücünü yettiğince yaşamaya çalışırken Allah götürecek onu cehenneme koyacak.
Bir kimse gücünü yettiğince dinin içerisinde hemhal olurken Cenab-ı Hak onun son nefesinde imansızlık nasip edecek. Ben buna hiç ihtimal vermem. Kendi nefsimde vermem. Belki ümidim fazladır benim. Olabilir. Talim değildir. Bir kimse iman etti, namazını kıldı, orucunu tuttu.
Yani farzları yerine getirdi. Nafilelerle Allah'a yaklaşmaya çalıştı. Ve Allah'ı sevdi. Allah'ı sevdi. Eğer gerçekten hakiki manadaysa bu. Eğer gerçekten kalbine nüfuz ettiyse bu üç unsur farzları yerine getirmek, nafilelerle Allah'a yaklaşmak ve Allah'ı sevmek. Artık o kimsenin imansızlık korkusu ümidinin önüne geçmemesi gerekir. Artık o kimsenin son nefes korkusu ümidinin önüne geçmemesi gerekir. O kimsenin ümit edecek bir hali var. Allah muhafaza eylesin. Allah'ın üzerine hüsnü suizadır bu. Çünkü Cenab-ı Hak başka bir hadis-i kudside siz Allah'a hüsnü zan besleyiniz, suizan beslemeyiniz der. Yani eğer o adam bu hallerin içindeyse, son nefesinde Allah benim imanımı vermez diye düşünüyorsa Allah'a suizan besliyor.
Bu büyük ara. Biz farzları yerine getirir, nafilelerle Allah'a yaklaşır ve Allah'ı sever ve Allah'ın üzerine hüsnü nam beslerdir. Deriz ki, La Habbi, seni sevdik. Bu sevginin karşılığı Cenab-ı Hakk'ın teminle Allah'ın üzerine vaciptir kulunu sevmek. Derimizi de geçer. İmansız atar mı? İmansızlığı atar mı? Allah sevdiğini ateşe atar mı? Yok. O zaman ümitsizlik yok. Eğer ki farzları işliyorsanız, haramlardan kaçma ve ibadetleri yerine getirme. Nafilelerle Allah'a yaklaşma. Aslında bu hadis-i kudsi'yi çokça söylüyorum, bunu belki de ölünceye kadar, belki de her ders bunu dinleyeceksiniz benden.
Öyle bir enteresan hadis ki bu. İnsanı böyle dinin bütününün içine katıyor. Nafilelerle Allah'a yaklaşmak, Peygamber sallallahu ve sellem ıstıklarının haliyle hallenmektir. Çünkü nafilelerin hepsi de Muhammed Mustafa'nın halidir. Farzlar neden yerine getiripçe o kimse nafilelerle...
O yüzden Cenab-ı Hak demiştir ki Muhammed'in ağzından sallallahu aleyhi ve sellem aleyhi ve sellem. Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Bu nedir? Siz Allah'ı sevme noktasında yürüyecekseniz benim halimle hallenin. Benim halimle hallenin. Benim sünnetlerime rikayet edin. Benim nafilelerime rikayet edin. Benim kalbi halime rikayet edin. Benim halimle içsel olarak hallerin. Tasavvuf bu. Tasavvuf. Farsları yerine getirip...
Farsları yerine getirip... Mustafa'nın hali... Mustafa'nın hali... Eski ehli tasavvuf... İlk etapta üstadının hali... Velilerin edebi ölçü koymuş. Velilerin yanında durur. Tarihlerin yanında durur. Türşitlerin yanında durur. Onların hali... Sizi... Mustafa'nın haliyle... Sen üstadının edebini... Üstadının hayasını... Üstadının terbiini... Üstadının yolunu sıkı tut ki... Ben burada Allah affetsin... Kendimi kenara atıyorum.
Size tuhaf gelebilir. Size bu tuhaf gelebilir. İsterim ki... Mustafa'nın hali... İsterim ki isterseniz beni hiç tanımayın. Hiç görmeyin. Hiç aklınızın ucuna dahi getirmeyin. Şahret af... Yeteri kadar... İsterim ki siz Muhammed-i Mustafa'nın hali... Onun aşkıyla açlanın. Hiç elini kendisinin...
Allah bizi onlardan eylesin. Çok bağlanır. Bütün başarılarını... Ve kendisine gelen... İnanı... O olmasa ben bunlara kavuşmazdım... Tarzında bağlanmasında... Gizli şıkkı olurdu. Olur ördem olsun ki... Ve kimse kendi üzerindeki iyilikleri...
Ve güzellikleri... Bir üstada bağlamasında... Bir beş sormasın. Oy kullanmak... Şer'an zorunlu mu? Ve... Ve... Vecibemizlik... Kullanmayan günaha girer... Ve günahkar olur mu? Kendimiz sallallahu aleyhi ve sellem... Hazretleri demiş ya... Yapmadıklarımızı tavsiye edildiklerden... Olmayınız diye... Yapmadığım bir şey. Ben bir... Kaçta o... 94 müydü? MHP... Refah Partisi... Kaç... 91 miydi? 91'de oy kullandım ben... Ondan sonra... Bir de şeyde kullandım... Ne o... Cumhurbaşkanı... Halk oylamasında kullandım... Halk sesi diye...
Ben genelde... Ben genelde pek öyle... Oy kullanan bir kimse değil... Kaç... Beledi seçiminde... Çok sayılı... Dependir... Haktan dolanıyor... Öyle mi? Doğrudur... Yani çok böyle... Nadirdir... Oy kullandım benim... O zaman... O zaman... Deseler ki... Oy kullandım... Şu noktada... Günah mı... Ben günahım... O noktada... O noktada olduğumdan dolayı değil... Böyle... Ya sen... Konumun itibariyle... Oy vermiyorsun... Böyle de değil... Ya sen... Konumundan dolayı mı... Oy vermiyorsun... Öyle bir şey dedi... Benim bir konumum yok... Benim kafamda bir... Felsefe var... Ben... O felsefeye...
Uygun bir... Hareket olmadığından dolayı... Oy vermiyorsun... Ya... Benim kafamdaki... Siyasi... Felsefe şu... Hangi parti olursa olsun... Gitsin... Herkes... Ne adayını... Adayını kuracaksa... Kursun... Partiye... Üye olanlar... Gitsinler... Adayı... Kendileri... Belimlesinler... Yani... X Parti... X Parti'nin... Kaç tane... Üyesi var... Abi... İnsanlar... Gitmişler... Üye olmuşlar... Tamam... Kaç üyesi var... İşte... Beş bin üyesi var... Beş bin üyenin içerisinden... Üç bin kişi gitsin... Aday olsun... Sıralamaya göre...
Sıralansın... O partinin... Milletvekili adaylığı ise... Birincisi... Şu ikincisi... Bu... Aldıkları oya göre... Benim nazarımda... Eğer... Demokrasi denecekse... Demokrasi diyenler de... Demokrasiye inanıyorlar da... Yani... Demokrasiyse... Eğer ki... Söz konusu olarak... Böyle bir şey yapsınlar... O zaman... Tatılır... Yani... Şöyle düşünün... O zaman... Ben istediğim... Partiden birinci sıradayım... Her yer... Eğer... Ama şimdi siyaset yapmakse... O zaman... Meclis sırayım... Öyle değil mi? Benim meclise gittiğimi... Düşünüyor musunuz? Meclis karşıya... Meclis... O zaman...
Böyle... Aykırlı bir adam... Benim kafamda... Hayal ettiğimden... Diyorum ki... Yani... Kimi seçmiş... Bilence... Ya benden iyi mi biliyor... Benden iyi mi düşünüyor ki... Onu benim önüme koymuş... Bunu seç diye... Ben en zekli değil... Ben de ondan zekli değilim... Evet... Onun seçtiğini... Seçtiğini... Seçmek zorunda kalıyorum... Bunun adına da... Ne diyorlar... Sen seçtin... Diyorlar... Diyorum ki... Mehmet... Siz de milletvekili adayınız... Mehmet milletvekili olacak... Siz de... Geliyorsunuz... Oy atıyorsunuz... Siz seçiyorsunuz...
Ne alakası var... Benim seçtiğimi... Siz taktik dediniz... Meclis... Bu şartlar içerisinde... Bir parti... Siyaset yapıyor... Koşturuyor... Herhangi bir partiye... Oy verilir mi... Verilir... Bu noktada... Ben verilmez... Değil... Bu kullanır... Kullanılması... Gerekir mi... Gerekir... İnsanlarımız... Oy kullanırken... Veyahat... Çalışmalara... Katılırken... Ya takım tutar gibi... Parti tutuyorlar... Ya takım tutar gibi... Adam tutuyorlar... Türkiye'nin... İç meselelerini...
Dış... Meselelerini... Ne olur... Ne gittiğine... Bakmadan... Oy kullanırlar... Veyah... Siyaset yapıyorlar... Ve... Üzülüyorum... Gerçekten... Bediüzzaman Sayın... Nursa Hazretleri'nin... Tespiti... Çıkıyor... Hani... Diyor ya... Ya... Birisi çıktı... Kürsüye... Aynı partinin adamı diye... Aslında iyi bir adam değil de... Herkese alkışladı... Başka bir adam çıktı... O ise doğru söylüyordu... Güzel söylüyordu... Güzel söylüyordu... İyi söylüyordu... Ama aynı partinin adımı... Değil diyeyim... Yuhlandı... Böyle siyaset olmaz olsun... Dedim... Diyor... Çıktım gitti... Yaşanan bu... Şu anda... Ya diyeceksiniz...
Dünya üzerinde... Böyle bir sistem var... Böyle bir oluşum var... Bu sistemin içerisinde... Bu oluşumun içerisinde... İnsanlar yürüyorlar... Biraz böyle... Ham hayal gibi geliyor bana... Sonuçta söyleyecek bir kimse yok... Söyleyecek bir şey yok... Yani... Deccaliyetin... Koymuş olduğu bir sistemin... İçerisinde... Biz... Yapamayacağımız şeyleri... Yapmaya çalışıyoruz... Yoksa... Neresinden tutarsak... Elimizde kalıyor... Allah bizi affetsin... Yalnız... Oylarınızı kullandın... Yine de... Son nokta... Bunu önce söyleyeceğim benim... Oyunuzu kullanın... Diyende benim... Yani... Bu noktada... Bir parti... İsmini... Vermem... Bana yakışmaz herhalde...
Ama... Oyunuzu kullanın... Oylarınızı... Mutlaka... Kullanın... Bunu ben yapmıyorum... Bunu söylerken de... Utanarak... Söylüyorum zaten... Baştan da teyit ettim... Yani... Ben... Yapmadığım bir şey... Tavsiye edeceğim diye... Oylarınızı... Muhakkak... Kullanın... Yani... Çocuğumuzu... Gidin... Muhakkak... Kullanın... Cenab-ı Hak... İnşallah... Dün... Ümmet-i Muhammed'i... Bu noktada... Hayırlı yöne çevirse... Amin... Ben... Zulam... Bu... Her seçimden önce... Kendi kendime... Dua edelim... Müslümanlarının... Hepsinin de... Gönüllerinin... Kendilerinin... Hayrına... Memleketin... Hayrına... Dünya... Müslümanlarının... Hayrına... Dünya...
İnsanlığının... Hayrına... Olacak... Şekilde... Cenab-ı Hak... Bütün... Oyun... Bütün... Müminlerin... Gönüllerine... İmam... İmam... Etsin... Hepsini... Bir merkezle... Toplatsın... İnşallah... Hayırlı noktada... Hem memleketimize... Hem... Beldelerimize... Hem... İlçelerimize... Pazarlarımıza... Dünya... Müslümanlığına... Dünya... İnsanlığına... Hayırlı... Olacak... Şekilde... Cenab-ı Hak... İnşallah... Bütün... Müminlerin... Gönüllerini... Bu... Ümmetim... Yanlışta... Toplanmaz... Aleyhi Vesselam... Hazretleri... İnşallah... Bu... Oyun... Kullananların... Yüzde...
Onun... Ümmetin... Vası... Ne olsa... İnşallah... O... Bize... Dua edin... Cenab-ı Hak... Hepinize de... Hayırlı... Yöne... Sevk etsin... Bütün... Ümmetim... Muhammed'i... Hayırlı... Yöne... Sevk etsin... Önemli... Melekler... Kişiye... Hissedebilir mi... Ve Kişi... Onu... Hissedebilir mi... Kalp... Bunu... Anlayabilir mi... Evet... Melekler... İnsanlarla... Konuşurlar... Melekler... Suhilerle... Konuşur... Manevi... Bu... Hissetmek... Değildir... Böyle... Hissedebilir mi... Dediğimizde...
O zaman... O kimsede... Yanılma... Payı... Olur... Melek... O kimsenin... O kimseyi... Konuşur... O kimsede... Bunu... Bilir... Hissetmek... Üzerinde... Allah... Esmaları... Ve... Ayet-i Kerime... Nasıl... Elinden... Çıkarabiliriz... Yakın... Vücudunda... Jiletle... Çizilmiş... Şekiller... Bunlar... Dövme... Mörekkepli... Değil... Kazım... Normal... Hale... Çevirmen... Mümkünse... Normal... Hale... Çevirmen... Değil... Cenab-ı Hak... Affetsin... Tövbe... Dövme... Yani... Mörekkepli... Dövme...
Haram... Daha önce... Yaptırdığı... Cahil... Zamanında... Şimdi... Eğer ki... Tedavi... Yani... Ameliyat... Doğru... Düzeltmesi... Ameliyat... Doğru... Düzeltilecek... Ameliyat... Doğru... Düzeltmesi... Tövbe... Yani... Şeytanın... Saptırması... Bunlar... Şeytanın... Azdırması... Şeytanın... Aldatması... Ne yazık ki... İslam topluluğunda... Bu tip şeyler var şimdi... Kadınlar... Kızlar... Erkekler... İğreniyor... İnsan... Onları gördüğünde... Kocaman... Görmeden...
Kızınız... Dervişiniz... Babam... Tekkeye... Bazen geliyor... Bazen... Zikrullah'a... Getirtmek... Nasip olmadı... Ha... Fakat... Zikrullah'a... Getirtmek... Nasip olmadı... Geçen sabah... Alkol... Sigara... İzinden... Hastaneye kaldırdık... Bu salı... Çok şükür... Çok şükür... Şu an... İlk defa... Aranızda... Dua... Allah yardımcısı olsun... Harbi muhafazayı versin... Ben... Sigarayı... Kendi nefsinde... Haram görenlerden... Çocuklarınızdan... Minhasda... Arkadaşlar... Kardeşler... Sigarayı... Bırakacaklar... Sigara... İçen kimse... Olmayacak... Tekrar tekrar...
Bunu söylüyorum... Ben... Bırakamıyorum da... Yok... Yan geliyor da... Yok... Çamura mı atıyor da... Bunların hepsini... Azatmayacak... İki buçuk paket... Sigara içiyordum da... Şeyhim... Sohbet ederken... Oğlum... Bu dil... Allah... Dedin de... Yalan söylemez... Yemin etmez... Bunu yapmaz... Dedi ki... Sigara da içmez... Cemaatın içinden... İçimden... Dedim ki... Efendim... Söylemiyorum size... Sigarayı bıraktım... Dışarı çıktım... Oktay... Yak abi... Dedi... Tam aldım... Elime... Yaktım... Oktay... Ben sigarayı bıraktım... Yak abi... İnanmam... Ya... Bir daha...
Ağzımı almadım... Diyorlar ya... Ben sigarayı... Bırakamıyorum... Bir bilse... Yalan söylüyorum... Ben alkolü... Bırakmıyorum... Yalan söylüyorum... Masa takımlar... Bitiyordu... Raf takımlara... Gözümü dikiyordum... Zehirleninceye kadar... İçiyordum... Yalan söylüyorsun... Yalan söylüyorum... Yalan söylüyorsun... Yalan söylüyorsun... Yalan söylüyorum... İrademe kuvvetliyimdir... Allah'ın izniyle... Bir şey bıraktım... Diyorsam... Bırakarım... Yemeyeceğim... Diyorsam... Yemem... İçmeyeceğim... Diyorsam... Gitmem... Gelmeyeceğim... Diyorsam...
Yalan söylüyor... Sigarayı bırakamayan bir kimse... Derviş olacak... Tasavvuf ne? Disiplin yolu... Disiplin edecek kendiler... Mümkün mü? Değil... Bakın çok basit... Tasavvuf ne? Disiplin... Tasavvuf... Disiplin... Disiplinsiz bir tasavvuf hayat yok... Disiplinsiz bir dini hayat yok... Yok... Yoksa... Geliver ayvazı mı gidivertin doza... Disiplin... Kullahi der... Sevabını alıp... Yanaş... Arkadaşlar... Dervişlik... Bizden bir de başlasın... Eskisi bir dinlerimiz... Eski dervişler... Bir oturdum orada...
Çivi gibi... Hiç... Kımıldamazlardı... Bizde bir sen değiştirmeniz derdi... Bizini değiştirmek... Edepsiz değil... Sayılırlar... Sigara içenlere... Şey bakın... Yani bakın... Ölecek... Bu adama iyi davranış bir şey... Tabi... Erken öldürür sigara insanı... Sigara içen insan... Hiç kimseyi sevmiyor... Sigara içen... Alkol kullanan kimse... Etrafındaki kimseleri sevmiyor... Çok basit... Sigara içen adam... Kaç para... En kötü sigara şimdi...
He... Kimse söyleyemiyor... Kaç para... İki buçuk... Üç lira... Yani o... O kimseye... Desen ki... Günlük üç lira... Çocuğunda var... Vermez... Ben çocuğumu çok seviyorum... İyi ver ver... Üç lira vermez... Sigara içen bir anne babanın... DNA'ları bozuktur... Sigara içen anne ve babanın... Hormonları bozuktur... Bir kimsenin DNA'ları ve hormonları bozuktur... Bir kimsenin DNA'ları ve hormonları bozuktur... Haram yiye bir kimsenin DNA'ları ve hormonları bozuktur... Bu DNA nasıl...
Bir şey biliyor musunuz? Yazı... Üstünde bilgiler var... Adam her sigara nefesini çektiğinde... Bu bilgiler üzerindeki yazılan... Bir kısmı bozuluyor... Harfler değişiyor... Siliniyor harfler... Her sigara nefesini çekişte... Yazılan bütün harfler bozuluyor... Vücut onu tekrar yerine getirmek için gayret gösteriyor... İyi bir sefer içerse... Her gün içerse... O iyice bozuluyor o sayfa... DNA'sı bozuk adamın... DNA'sı bozuk... Kromozomları bozuk... Bu bozukluğunu... Çocuğa da aktarıyor... Arkadaş... Sen çocuğunu çok seviyorum diyorsun... Çocuğunun DNA'larının... Kromozomlarını bozmaya hakkın var mı? Çocuğunun özü...
Özünü... Bozmaya hakkın var mı? Avistansız... Adını seviyorum diyorsun ki... Size... İçki içen bir kimsenin... Anne baba... DNA'ları bozuk... Çocuğuna bozuk diye yükleniyor... Kromozomlar bozuk... Bozuk... Yazılımı bozuk... Tamir ve tadilat edilecek... Çocuk kendini düzeltecek... Kullanıyorsa... Meme veriyor... Süt veriyor... Yine devam ediyor... Baba kullanıyorsa... Evin içerisinde...
Tuman altı oluyorlar... Ezra Keş gibi hepsiler... Adi şerifte demiş ki... Soğan sarımsak niye... Mescidimize uğramasın... Neden... Ya... Nimet... Başka bir adi şerifte de... Cebrail ile görüşmem olmasaydı... Her gün soğan sarımsak geldi... Aaa... Soğan sarımsak kokusuna... Melekler gelmiyor... Cebrail aleyhisselam gelmiyor... Be adam... Be kardeşim... Soğan sarımsak kokusuna... Cebrail aleyhisselam... Melekler gelmezse... Sigara kokusuna... Nasıl gelecek o melekler? Kuşlar biter... Soğufilerin sigarasına dokunma... Neyine dokunacak?
Dokunacak... Yazıyor üzerinde... Sigara öldürür... Yazıyor üzerinde... Sigara öldürür... Yak bir sigara daha... Çabuk ölelim... Sigarayı içmiyor insanlar... Onun tedavi masrafları var... Sigarayı içmekte kalmıyor insanlar... O tedavi masraflarının... Devletlere getirdiği yük var... Seni dertlerden kurtarmak için de... Sana ilaç satıyorlar...
Yabancılar... Tütünü sana satıyorlar... Tütünün getirdiği zararlarını... Tedavi ettirmek için... Bir de tedavi yollarını sana satıyorlar... Hem de insanların... Cinsiyetlerini... Cinslerini bozuyorlar... Kuvvetli... Milletsiz bir millet oluyor... Zayıf... Öksürük... Pasalık... Oyunlar gibi... İkimiz de yaşadığı zaman... Aynen gençsin... Lan tabi genç olcağım... Farkı söyleyeyim... Söyleyoruz... Zikreden... Dili... Zikretmiyorsun... O yüzden...
Çocuklarınızı içilmeyeceksiniz... Eşleriniz içiyorsa... İçilmeyeceksiniz... Anne babanıza... Tavsiye edeceksiniz... Anne babanıza... Tavsiye edeceksiniz... Anne babanıza... Tavsiye edeceksiniz... Dua edeceksiniz... Çocuklarınıza... Dua edeceksiniz... Tebliğ edeceksiniz... Ümmet-i Muhammed'i... Yıkıyorlar... Yıkıyorlar... İçinden... Çürütüyorlar... Sigarayla... Alkolle... Uyuşturucuyla... Şeytanın... Dürdüklemesiyle... Şeytanın... Vesresesiyle... Şeytanın... Bu noktadaki... Oyunlarıyla... Ümmet-i Muhammed'in... İçini... Boşaltıyorlar... İçmeyeceğiz... Hiçli içmeyeceğiz... Kumar oynamayacağız... Uyuşturucuyla... İşimiz olmayacak... Tebliğ edeceğiz...
İnsanların ahlaklarını da bozuyor... Şam... Yüce Allah'ın... Yer hazinelerinin... Bir hazinedir... Kullarını orada saklar... Buyuruyor... Evet... Şam bölgesinde... Allah'ın... Benim kullarının... Bir çoğunluğu vardır... O yüzden... Kutsu-i hadiste... Beni bilen... Talep eder... Beni talep eden... Bulur... Beni bulan... Sever... Beni sevenen... Öldürürüm... Bir kimseyi... Öldürürsem... Diyeti... Bana düşer... Bir kimsenin... Diyeti... Bizzat... Derslerimizi...
Çekerken... Derslerimizden... Zevk alamıyoruz... Bu... Bizden... Dersi... Zevk için çekiyorsanız... Başka yerlere gideceksiniz... Ders... Zevk yeri değildir... Nefsin işidir... Nefsin işidir... Kulluk... Ya... Sevinç... Zikretmek kadar... Sevinç duyulacak... Mutluluk duyulacak... Bir şey var mı? Ve sen... Allah'ın zikir gibi... En büyük... İşi yaparken... Dendince... Hatta... Zevk dahi... Duymuyorsan... Kalbin kararmış senin... İçin çürümüş senin... Sen git...
Düğündün... Ben bul kendine... Zikrla ki... Melekler... Başlasın diye... Başlasın diye... Düğü... Ümitle beklerler... Mekanlar vardır... Allah'ını zikrediler... Belli günlerde... Belli yerlerde var ya... Herkes zanneder ki... Siz zannedersiniz ki... Buranın müşterisi... Bir tek sizsiniz... Siz zannedersiniz ki... Ben bir tek size... Burada... Sohbet ediyorum... Siz zannedersiniz ki... Bir tek... Zikrullah... Biz varız burada... Şu mekan burada... Durduğu müddetçe... Bir kişi de... Olsan... Buraya gelir... Sadece... Yer halkından...
Değil... Mütavimleri... Sadece... Yer halkından... Değil... Bir zikrullah... Alakasında... Sen... Kalkın... Yer halkından... Biliyorsan... Tövbe... Tövbe... Kendine gel... Sikrullah... Manevi bir bayram... Yükselmek... Sikrullah... Meleklerle... Sarmaşmak... Sikrullah... Göğe yolculuk... Göğe yolculuk... Cemaatle... Zikir... Afolmuş olarak... Kalkınız... Nasıl anlatacağım...
Bu müjdeyi... Git buradan... Haricinde...
Haricinde... Cennet... Meyvası... Yediğiniz... Cennet bahçesinde... Dolaştığınız... Meleklerle... Hırlamışın... Öpüştüğünüz... Muhammed... Mustafa'nın... Nuruyla... Burlandığını... Bi... Doblulur... Söyleyin...
Bi... Amel... Sikki... Dersi... Zahiren... İnsanların... Lası... Nen... Yıkılmak... Üzere... Mustafa... Kemal... Atatürk... Söylediğini...
Doğru mu? İlk defa... Demek... Resulullah... Bir hadis-i şerifte kim Müslüman sebebiyle bir lokma yerse, onun aynısı cehennemde giydirtilecek. Kim bir Müslüman sebebiyle evlise giyerse onun aynısını cehennemde giydirilecek diyor. Onu anlayamadım. Ben de anlayamadım. Bu soruyu soran bir daha düzgün bir şekilde bu soruyu hadis-i şeriften yazsın da soruyorum. Bayanlar arasında evvele sohbette toplanıyoruz. Geçen bir arkadaş zikir aldı, ilahiye katıldı.
Katına arkadaş başka mahallenin ilahicisi. Bu arkadaş ilahi söylemeye durdu ama zikir yaptıran kişi, Efendimiz'in çözü var diye herkes kendi yerinde bir mesele anlattı. Ama o arkadaş çok ağladı ve yıkıldığını gördüm. Arkadaşla konuştum. Arkadaş benim hata mı davranıyordu? Üzüldü yalnız bunu yapan bayağı mı semazalarının yolu ve değerli bir de konfilo hakkını anlatırmış. Bu muhakkak. Arkadaşlar bu kadınlar için de geçerli, erkekler için de geçerli. Birbirlerinizle çok müdahaleci olmayın. Yani böyle tasavvuf, tarikat, edep dairesidir. Edeb içerisinde durmaktır. Birisi o esnada ilahi, soşmuş ilahi söylüyor. O esnada sen bunu müdahale etme.
Bir şey deme. Onu dönüştürme. Kırmak, incitmek, üzmek, insanları mutsuz etmek, insanları böyle bir geriye itmek bize bir fayda getirmez. Bu tip topluluklarda, bu tip cemaatlarda böyle çok bilenler var. Her şeye ahkam keserler. Öyle olmayın hiç. Tevazulu olun, alçak gönüllü olun. Müdahaleci olmayın. Nasihat edici olun. Kırıcı olmayın. Üzücü olmayın. Sert davranan olmayın. Tasavvuf sert davranış yeri değildir. Tasavvuf üzme. Sert davranma.
Tepeden davranma. Herkes Allah için gelmiş buraya. Birbirinize bir şey diyebilir mi ki? Para dağıtmıyorsun burada. Pul dağıtmıyorsun. Mal dağıtmıyorsun. Makam dağıtmıyorsun. Hatta üstünüzde varsa yok diyor. Yani bir makamın varsa yok kardeşim. Bir mevkin varsa yok kardeşim. Ona rağmen bütün herkes toplanıyor. Allah razı olsun. Herkes Allah'ın zikir için toplanıyor. Hepiniz de buraya Allah'ın zikretmek için toplanıyorsunuz. Ben hangi birinize kötü davranabilirim ki? Hangi birinizi kırabilirim, incitebilirim? Hangi birinize tepeden bakabilirim ki? Allah sizi bayrama getirmiş. Size ters davranırsan Allah onun hesabını benden sorar.
Sert davranır. Birine sert davranır. Birine tepeden davranır. Birini kırdın. Birincisin dergâhtan. Kürdün içinden. Sen çıktın kaymağın içinden.
Cennet bey var. Muhakkak sen kullara zulmet. Hep bir şey yaptın. Ve geri dön. Nefsindendir. Cennet bahçesi. Kullarını tutup atsalar sen bacadan gir içeri. Ya cennet bahçesi bırakılır mı? Bırakırsın. Bu yüzden sakın incitmeyin kimseyi. Bir dervişi incitmeyin.
Allah diyeni incitmeyin. Hangi tarikattan olursa olsun. Hangi cemaattan olursa olsun. Hangi topluluktan olursa olsun. Hangi topluluktan olursa olsun. Hangi üstarda... Aman kardeşim uğraşma onunla. Bir nasıl yap? Bir tecrübe, bir nasihat veriyorum. Hepinize bu. Birbirlerinizin arkasından dair bakıyorsun. Veya onun kıymetini diyorsun.
Veya ona kötülük veriyorsun. Veya ona sakın. Mustafa abim rahat ol. Maşallah. Subhanallah dedi. Hazreti Geylan'ı dedi. Duruyor kafak gibi arkanda dedi. Sana birisi zarar verecek olsa dedi. Kılıç elinde olun dedi. Kellesini alıverir dedi. Kendimi meth etmek için söylemiyoruz. Kendi kendime düşündüm gerçekten de. Kim öyle oluyorsa bakıyorum. Seyrediyorum ben. Ya aklını yitiriyor. Ya vunuyor. Ya felç geliyor. Ya iflas geliyor. Dönüşesine bir şey oluyor. Allah'ım diyor. Ben her bir duayıldım ya Rabbim. Benim yüzümden buna bir şey olmasın diye. Kendinle alakalı değil.
Zikrinle alakalı. Öyleyse valla kendi kendisini helak eder erkek. Hani meşhur ya. Geylan Hazretleri demiş ya. Bizim kılıcımız kınından çıkıp böyle dururuz demiş. Kılıç kınından çıkıp. Aptalar gelir bizim kılıcımıza vurur. Tamam benim kardeşim aptalsan gidip vuracaksan kılıca. Körü körüne. Hakkı kesmeyin. Sorarsa nasihat edin. Tehbiye edin. Bunu kırmak yok. Bunu neden böyle yaptın? Bunu neden şöyle yaptın? Yapma etme. Tepeden davran. Tepeden konuş. Sakın al. Sen otur Allah'ı zikret. Sen otur derli işliğine bak. Sen otur kendi halini düzel. Sen otur kendine bak.
Kardeşler birbirleriyle bu noktada didişmesinler. Didişen kaybeder. Birbirlerine tepeden bakanlar, tepeden bakanlar kaybeder. Allah muhafaza et. Kardeşliğinizi tesis edin. Birbirlerinize yardımcı olun. Birbirlerinizi sevin. Birbirlerinizi muhabbet verin. Birbirlerinizin eksiğini, gediğini araştırmayın. Kusurlarını açığa çıkarmayın. Birbirlerinizin özel hayatlarını araştırmayın. Özel halleri, ümmet-i Muhammed'i yıkan şeyler. İnsanların arkasından bilir bilmez konuşmayın. Siyasetçiler gibi yalan dolan konuşmayın. Bilmediğiniz, görmediğiniz, götünüz de görmemişiniz. Elinden tutmamışsınız. Kulağına duymamışsınız. Allah gerek yok.
Zihbeti, dedikoduyu çoğaltma. Fitneyi çoğaltma. Arkasından duyduklarınızı söylemeniz size yalan olabilir. İhtiyacım yok birisinden bir şey duymaya.
Birisinden bir şey duymaya ihtiyacım yok. Birisinden bir şey duymaya ihtiyacı olsun. Tehlik evinize düşünün. Ya Rabbi birine bir yanlışlık yaparsan, benim ayağım buradan kesilirse ne olur diye düşünün.
Birine bir hatalı davranırsan, benim ayağım kesilirse bundan ne olur diye düşünün. Ya meleklerden birisi ya Rabbi, burada öyle bir... Geldi sen, şikayet ederse ne olacak haliniz? Bir de, yadağım kesilirse ne olacak? Beylerden bir açıcı olan, bizim en iyi olmak gerek yok. İyadağım, bu nedenle bir arkadaşım yok. Kolayın en iyi physiological Açıcıların olan, benim en iyi bir arkadaşım var. Bu harnessalל bir arkadaşım var.
Bu üçünür lütfen çok sevdiğim çok sevdivenlik. Overnayın en iyi bir arkadaşım varın. Böyle bir arkadaşım var. Restor ve bir arkadaşım var. Türenci veya iki olarak bir arkadaşım var. Bu nasıl bir arkadaşım var? Hani bu arkadaşım var. Bu arkadaşım var, bu arkadaşım var. Bunu kaçıp bir arkadaşım var. Bakın ve onlarla ilişkini görmek var. Bu arkadaşım var.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi