mustafaozbag.org

499. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 3 Haziran 2016 · 34:14

Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Bosna, Karadağ programı vardı. Orada görüştüğümüz Şeyh Efendilerin, görevlilerin hepsinde bütün kardeşlere selamlar. Cenab-ı Hak tekrar tekrar hayırlı hizmetlerde buluşmayı nasip eylesin inşallah. Ali dediğimi yaptın mı? Nerede arkadaş? Gelsinler bakayım şu delikanlılar.
Şuraya orta yere bir sıralanın bakayım. Şuraya orta yere gelin böyle. Otur, otur otur. Sıralanın ayakta böyle. Geçin bakayım. Şöyle cemaate dönün önünüze. Gel gel gel, yanaş. Bu kardeşler, semazen kardeşler genç olmalarına rağmen yaşlarından fazla edep, adep, terbiye, hal ve hareket, oturma, kalkma, laf dinleme. Otelde, lokantada, yolda, arabada hem Ali'den hem bizim Yunus'tan hem de Cafer'den tam not aldılar.
Ben bulunduğum, beraber olduğum süre zarfında ben de tespit ettim. Gerçekten de büyüklere örnek olacak hal ve hareketleri vardı. Yaklaşın biraz daha, sen de yanaş böyle. Büyüklere örnek teşkil edecek, büyüklerin izinden gideceği hal ve hareketler gördü. Hiçbirisini ütüsüz, hiçbirisini dağınık, hiçbir kardeşlerinizin hiçbirini, pantolonu ütüsüz, gömleği ütüsüz, dağınık, sallapatik, Patagonya ordusu gibi.
Çok konuşan, çok gülen, çok yiyen, gece elbisesiyle otelin lobisine inerken hiç görmedim. Saat 12'lere, 1'lere, 2'lere kadar laf ebeliği yapıp, kahkahayla güldüklerini görmedim. O yüzden bu gezinin gençler olarak iftar tablosu bunlar. Kendimce dedim ki, bunları döndüğümde cemaatin önünde ayağa kaldıracağım.
Bu gençleri, bütün herkes örnek alsın. Öyle ben eski dervişim, yok ben uçuyorum, ben kaçıyorum, yok ben yayan gidiyorum. Önce edep, önce edep, önce edep. O yüzden kardeşler, bu çocuklar inşallah nefislerine de uymasınlar. Allah nefislerine uymaktan da geri bıraksın. Cenab-ı Hak onlara iyi birer derviş eylesin. O yüzden bu çocukların birinci de anne babalarına, ondan sonra başlarında bulunan Adnan Hoca'ya, Ali'ye. Ve hangi gruptansa bunlar, Adem bunlar hangi grupta, her gruptan var. Bunları yetiştiren grup çavuşlarına da huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Gerçekten hem grup çavuşları, hem Ali, hem Adnan bu noktada iyi kardeşler yetiştirmişler.
Bunu dışarı gidince görülüyor insan, bunu normalde bir başkasını görünce o zaman kıymetini anlıyor. O yüzden büyükleri örnek teşkil ettiler. Allah hepsinden de razı olsun. Onları yetiştirenlerden de razı olsun inşallah. Oturun bakalım hadi, geçin yerlerden. Ahmetcan'ın ayağı gitmiş, soyulmuş. Ben dönerim efendim yine diyor. Ayak gitmiş, ben sema ederim. Ben devam ederim gerekirse diyor. Allah razı olsun inşallah. Şeyhimin bana bir sözü vardı. Oğlum çoban koyunu parasız güder. Parayla güder. El eli parasız güder.
Dışarı çıktığında dikkat edeceksin. Yemene, içmene, kılık kıyafetine, yürümene, gülmene, bakmana, gezmene, tozmana dikkat edeceksin derdi. Allah rahmet eylesin. Allah razı olsun bu kardeşler bu noktada. Benim bu noktada dikkatimi celbetti. Ondan sonra dedim sadece benim yanımda mı böyleler diye Yunus'a sordum. Yunus dedi ki, on numaralar dedi. Gel diyorum geliyorlar, git diyorum gidiyorlar dedi. Binin diyorum biniyorlar, inin dedim iniyorlar dedi. Daha ikiletmediler benim sözümü dedi. Yol boyunca ve otelde dedi. Haydi yatın diyorum dedi, yatıyorlar dedi. Allah razı olsun.
Dervişlik böyle bir şey. Yoksa burada herkes derviş. Allah muhafaza eylesin. Evet. Saat on hızla geçeyiz. Bir kimse çalıştığı yerden daha iyi şartlarda bir işe girmek istemesi, girmesi uygun mu? Uygun. Ömreye ilk defa gidenler için tavsiyelerinizi lütfeder misiniz? Yanımızda götürebileceğimiz manen ne olabilir? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin huzurunda nelere dikkat etmeliyiz? Madden yanımıza alabileceğimiz, dikkat etmemiz gerekenler nelerdir? Erkekler kendilerine giyebilecekleri temiz düzgün kıyafetler alsınlar. Bayanlar da tesettürlerine uygun kıyafet alsınlar. Başka zaten ümre programı yemekli.
Yemekli olduğu için yanınızda ekstra yiyecek bir şeyler götürmenize gerek yok. Ama bir kimse rahatsızsa, astaysa, kendine göre bir şeyler götürecekse götürebilir otelin odalarında. Çünkü mutfak ve teşkilatı yok. Mutfak ve teşkilatı olmadığı için öyle otel odasında yemek pişirelim, yok çorba yapalım, yok ortalığı böyle yağlandırmak, sulandırmak, bulandırmak, yangın çıkarmak yok. O yüzden söz konusu olan program yemekli olduğundan yanınıza yemek götürmenize gerek yok. Manen yanınızda götüreceğiniz edebiniz olsun, terbiyeniz olsun, zikriniz olsun. Cenab-ı Hak inşallah yapacağımız ibadetleri kabul etse. Amin. Beş seneden beri madde tedavisi görüyorum ve bana bipolar duygularının bozukluğu teşhisi konuldu.
Kullandığım birçok ilaç ve iğne vardı. Antidepresanlarla birlikte doktorun bunların bir tane sarı çepsini kullanmamı bıraktırdı. Hastalığım strese dayalı olduğu için sizin de dediğiniz gibi farz ibadetler ve zikretmek beni tedavi ediyor. Buna inanıyorum ama doktorun bu 15 günde bir tane vurdurdum, iğnemi ömür boyu yaptırmam gerektiği düşüncesinde, bu da benim cinsel hayatımı olumsuz yönde etkiliyor. İleride evlilik hayatımda da büyük sorunlar teşkil edeceğine inanıyorum. Evli değilsin, cinsel hayatına sorunun olduğu nereden tespit ettin ki? Efendim siz ne derseniz ona uymakta kararlıyım, size uymak istiyorum, Allah razı olsun. Doktoruna şimdilik tabu ol, inşallah ileride onu da bırakırsın. Bir işin olması için Allah'a yalvarıyoruz, yakarıyoruz, Allah'tan yardım istiyoruz.
Sonunda o iş olmuyorsa Allah'ın yardımını nasıl anlamalıyız? Normalde duanın, yalvarmanın, yakarmanın bir ilmel yakin, bir aynel yakin, bir hakkel yakin noktası vardır. İlmel yakin noktasında bu kahve içmek istiyorum değilseniz sabahtan akşama kadar bu kahveyi birisinin yapıp getirmesi lazım. Ha ben keramet ehliyim diyorsanız, ben kahve istedim de gelir diyorsanız, o kadar hakkel yakinseniz, İsa gibi gökten size sofra iniyorsa söyleyecek laf yok. Ama öbür türlü sizin bu konuyla alakalı mücadele edip çalışıp gayret etmeniz lazım. Bir işin olması için çalışır, gayret ederseniz Cenab-ı Hak o işi oldurur. Yeteri kadar çalışmayanlar, gayret etmeyenler, meseleyi sadece dil duasına bağlayanlar, muhakkak ki bu noktada yayan kalırlar. Erkeklerin yanaklarının lazer yaptırması caiz mi?
Bu nasıl bir şey ki yanaklarına lazer yaptırıyorlar? Senin mesleğin mi bu? Maşallah. Maşallah. Berber sinat. Bu nasıl bir şey? Bu sakal hariç, şu üst kısımda çıkan tüyleri yaktırıyor. Yaktırıyor. Eee. Işın tedavisi. Işın tedavisi. Yolmuyor yani. Burada bir üstürek almağı bir şey. Sakala kadar almağı bir şey. Fıtrata uygun mu? Sakala bir müdahalesi yok.
Sakala müdahalesi yok. Ben caiz, ne caiz değilim, ne caiz değilim ben buna. Bilmediğim bir şey çünkü. Cuma namazında son sünnetten sonra kaza namazı kılabilir miyiz? Kılabilirsiniz. Kim dua ederse bir tane hadim bağışlaması varmış. Adak adamak bir dilek için Allah'a şart koşmak değil midir? Değildir. Neden şart koşsun ki? Bu işim olursa bu kadar yapayım diyor o kimse. İnsan unutmaya yatkın bir yaratılışta iken böyle büyük bir sözün yerine getirilmemesi şeytana, bela ve musibete kapı açar mı? Neden şeytana, bela ve musibete kapı açsın ki? İnsanın soyunun yaptığı zulümler, lanet okumalar, büyük günahlar, yerine getirilmeyen adaklar, yapılan iftiralar, büyük yalanlar, haksız miras yemek.
Çoluğundan, çocuğundan çıkar mı? Neden? Neden çoluğundan, çocuğundan çıksın ki? Herkes kendi yaptıklarından sorumludur. Abdest alan biri göz cinası yapsa, gıybet etse, olmadık küfür etse, bunlardan birini yapsa abdestliyken bir abdesti abdest sayılır mı? Zahiren sayılır. Namazı namaz olur mu? Zahiren olur. Sizce bu saydığım şeyler abdesti bozar mı? Bunları yaptıktan sonra abdestliyim demek dahi günah sayılır mı? Sayılmaz. Rehberlik öğretmeniyim. Okuldaki 6-7-8 sınıf kızlar erkeklerle çok samimi mesajlaşmaları ve halleri oluyor. Annelerine haber verdiğimde anne sağlayıp üzülüyor ve babalarına anlatayım mı diye soruyor.
Ben de kısıtlı halde anlatın diyorum. Bu kızlara ve ailelerine tavsiyeleri nasıl olmalı? Genel olarak erkeklerle görüşmeye düşkün biriyle bitince hemen başkasına yönelen kızlara çözüm ne olmalı? Bu noktada öğretmenler kız çocuklarına bunun haram olduğunu, bunu defalarca söyleyecekler. Bir daha anlatacaklar, bir daha anlatacaklar. Bunu ailelerinden de yardım isteyecekler. Böyle bir şey varsa aileleriyle ortak bir şekilde bu haramdan uzaklaştırmaya gayret edecekler inşallah. Bir dervişin kırk günde bir üstadını görmesi gerekiyor demiştiniz. Uzak şehirlerde olup bu sıklıkta gelemeyenler ne yapmalı bu durumda? Allah muinleri olsun inşallah.
Bazen uzaktaki insanın canında, yanındaki de bazen uzakta olsun. Teşbih, tenzih, tesbih bir arada Sufi'nin günlük hayatında nasıl cereyan eder? O böyle bunu bu şekilde cereyan eder demek biraz zor. Hastanede yatan bir kardeşimiz yoğun bakımda dua edersiniz. Allah hayırlı şifa versin inşallah. Beş dakika, on dakika kahveyi içince kadar sorusu olan varsa sorsun. Hayalin var, Cenab-ı Hak ben kolumun zanlı üzereyim diyor. Artık öptüğün o mu olur?
Yoksa tenzih eder, öptüğün bu değil mi dersin bilemem. Şu arkadaşım, efendim, Şehk günü, Şaban'la Ramazan'ın arası. Şaban'la Ramazan'ın arasını Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ayırmış. Özellikle. Çünkü Ramazan'la Şaban'ın ayının orucu belli olsun diye. Anlaşıldı? Hani bir kısım insanlar vardır ya, işte kendilerince üç aylar oruçlu geçireyim derler, kaza orucuna başlarlar veya kefarete. Şaban'ın son günü tutmayacaklar. Olur inşallah ne olmasın.
İmanı bozan her şey teccid-i iman gerektirir. Evli ise teccid-i nikah gerektirir. İman, Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, din gününe, hayra, şerre, kadere, yeniden dirilmeye, hesaba, kitaba, cennete, cehenneme iman etmektir. Bundan birisini bozarsa o kimse veya haramı helal, helalı haram kılarsa ona teccid-i iman gerekli. Bir yerde geçerkenin, sakın, zaten dolarına küfredir, istenirim. İkisi de küfredir var.
Yani çok kötü küfredir. Şimdi öfkelendiklerin insanlar, hani o, içindeki ne olduğunu çıkıyor ortaya. Bir kimse... Bir de özür dilerim. Üfke seyince o küfür bazların, kabir azapları, kabir azabı çekerler. Evet. Normalde bir kimse bir meselede sinirlendiğinde, öfkelendiğinde, çok üzüldüğünde, aniden bir şeyle karşılaştığında gerçek yüzü çıkamıyor. Biz şeyler şer olamıyor mu? Mesela, diyoruz işte Allah sana şifa ararsın. Bu şifa hayırlısı, bu şifa olamıyor mu? Biz normalde hayır olan, iyi olan, güzel olan hiçbir şeyi şer görmeyiz. Hayırlısını ister ümmet ümmetler. Yolumluğunun da hayırlısı, olumlu, yoğunluğu, şeylerin de hayırlısı. Her şeyin hayırlısı.
Heptiğin vakitte, biz hangisi de olmalısınız? Biz diyanete uyuyoruz. Ramazan geliyor ya, vakitlerle alakalı her kesimini bir gündemde getirin. Şeyler, ne o, gemlikli iki kardeş Harun'la Tahir miydi? Harun buradasın, Tahir nerede? Şeyle beraber, Said'le beraber şurada bir ayağa kalkın bakayım siz. Evet, bu üç kardeşiniz, yani Said'i tanıyorsunuz ama Harun'la, Tahir kardeşle çok olumlu izlenimler bıraktılar. Bu kardeşlere de Allah razı olsun, üçüne de bu konuda bütün programlara titizlikle dahil oldular. Her gördüğüm her şeyde, her programda, üçü de Allah razı olsun, tam tekmil, düzgün bir şekilde dahil oldular.
Vazifelerini yerine getirdiler. O yüzden gözümden kaçmadı hiç. Allah onlardan razı olsun inşallah. Teşekkür ederim. Başka sorusu olan var mı? Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ve Marifet Namesi hakkında biraz bahseder misiniz? Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri veli bir zattır. Marifet Namesi de kendi zamanında, kendi ölçütünde okunabilecek bir kitaptır. Şimdi kardeşlere tavsiye etmeyiz. Tabii kızacaklar şimdi ben böyle dedim diye ama Marifet Namesi yeni dervişliğinin başlangıcında az bir şey incelemiş olmanın vermiş olduğu güvenle söylüyorum bunu. Kendi zamanında kendince doğrudur her şey ama ve lakin insanların dini terbiyeleri, dini eğitimleri, dini duruşları, yaşadıkları çağ, ortam, o yüzden eski ilmi bu noktada adabı, erkan değişir hepsi de.
Bu noktada ben çok katılmıyorum. Bazen insanlar onu çok böyle met ederler, okurlar. Ben çok katılmıyorum buna. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin veli'ne söylenecek bir sözüm yok. Ama eserle alakalı sıkıntı bu zaman için var. Bu zaman bizler sürekli olarak böyle devam edecek kıyameti kadar. Hadisi Şerif Hazreti Ali Radiyallahu anh Hazretleri naklediyor İmam-ı Hanbel Hazretlerinden.
O zaman babacığım normalde bu sürekli bir şey ki mesela diyelim sen üç sene önceki, ne sene önceki, ne üç sene kendilerinden bir eser yazma, bir şey hissediyor veya bir şey. Yani yazabilir o zamana bir ışık tutması için, o zamana bir ölçü olması için yazabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama yani normalde o zaman zaten kendi yaşıyor oluyor. Olabilir bir diğer devrişlere, diğer insanlara da ölçü kabiliğinden bir şeyler yazılabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Yani sonuçta olsun bunda bir beysi yok yazılmasında. İlim açısından yok. Ama okuma açısından ben arkadaşlara tavsiye etmiyorum. Azamet bir ki azamet normal. Azamet şudur.
Biz kolay olanı insanlara anlatırız. Kendimiz yaşarken gücümüzün yettiğince yapmaya çalışırız. Anlaşıldı mı? Evet. Biz insanları din naklederken kolay olanı anlatırız. Kolay olanı söyleriz onlara. Din anlatıyoruz çünkü. Birisine tebliğ ediyoruz. Bir adam namaz kılmıyor ona teheccüh tebliğ edilir mi? Namaz kılmayana denir ki namaz kıl ya iki rekatta olsa namaz kıl. Bak ona beş vakit namaz dahi tebliğ edilmez. Hiç namaz kılmayan bir kimse siz beş vakit namazı önüne koyarsanız adam ürker ondan. Bu benim kendi şahsi, benim anladığım şey bu. Ona sadece namaz kıl kardeş dersiniz.
Hiç hayatında Allah'ı zikretmemiş. Ona derseniz ki la ilahe illallah de. Ne kadar diyebildiğin yere kadar de. Yüz tane de, iki yüz tane de, üç yüz tane de ona on bin tane la ilahe illallah de derseniz o adamı zorlaştırırsınız. Metot her daim o kimsenin kimliğine, kişiliğine, konumuna, durumuna göre ona tebliğ etmektir. Adamın tasavvuftan haberi yok, tarikattan haberi yok, şeyhten haberi yok. Sen ona kalkar, şeyhini canından fazla seveceksin derse dur ya dakika bir gol bir ne alakası var ya. Ben bu adamı ne seveceğim ki der. Anlatabildim mi? Ona ilk önce Allah'ın varlığı, birliği, ondan sonra peygamberlerin varlığı, ondan sonra kitapların varlığı.
Önce imandan bahsediyoruz bak. Mekke döneminde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri insanlara Allah'ın varlığını anlatmaya başladı. İmanı anlattı. Peygamber olmanın vasıflarını anlattı. Ona Kur'an'ı anlattı onlara. Onlara hiç ibadetten bahsetmedi. Çünkü Kur'an inerken dönünce ibadetler inmedi zaten. Bütün ibadetler ve hukuk Medine döneminde. Bütün ibadetler ve hukuk. O yüzden biz onlara ilk önce kolay olanını söyleriz. O adama bir gün boş bir gün dolu oruç tutacaksın derse korkar. Ona de ki nafile oruç tut. Ona nafile oruçtan da bahsetmene gerek yok. Hiç oruç tutmamış. Ona de ki Ramazan'da tutabildiğin yere kadar tut.
Ona kafadan bir gün boş bir gün dolu oruç tutacaksın dedim. Pert oldu adam. Bunun gibi. Biz din anlatırken kolay olanını söyleriz. Kendimiz de azameti tercih ederiz. Kendimizce. Anlaşıldı mı? Bunda bir kimse de kendince gücünün yettiğini tercih eder. Biliyor ve güç getiriyor. Biliyor ve güç getiriyor. Bir başkasına beş vakit namazı tebliğ ederiz ona. Farzları. Kardeş sen öğlenin farzını kıl. Hadi beraber gel öğlen namazının farzını kılalım. Farzını kıldık. Ya farzından önce sen dört rekatta sünnet kıldın. O dedi ki ya bu kıldığın ne senin? Hani farzı kılacaktık daha önce. Bu sünnet. Bunu kılmak istiyorsan kılabilirsin.
Bunu kılarsan peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şefaatine nail olursun. Kılarsan geçmiş senin kaza borçlarına sebep olabilir. Onlar ödenir. Kılarsan anne babanın merhamete, rahmete nail olur. Kılarsan Allah senin günahlarını affeder. Bunu kılmak zorundasın demek ayrı. Böyle anlatmak ayrı. Biz ona çünkü normalde önce farzları tebliğ edeceğiz. Sonra nafileleri tebliğ edeceğiz. Anlaşıldı mı? Evet. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi