mustafaozbag.org

496. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Mayıs 2016 · 39:50

Allah gecenizi hayır eylesin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Kim dua ederse bir hatim varmış, onu bağışlasın inşâAllah. Tevhil edilmeyen veya tevhili çok gecikmiş rüyanın hükmünü lütfedermişsiniz. Tevhil edilmiyorsa tevhil edilmemiştir. Vakti geçtiyse vakti geçmiştir. O yüzden rüya semada asılı durur.
Nasıl tevhil edilirse öyle tecelli eder diye hadis-i şerif var. Tevhil edilmediyse tevhil eden kimse bu noktada o kalbine gelen şeyi söyleyecek. Bu manada. Gelmemiştir bir şey, bir şey dememiştir. İkinci bir faslı var. Bazen tevhil edince karşıdaki kimse aşırı derece etkilenecek. Yine tevhil edilmez. Bazen normalde bunun değişik bu noktada kalbi meseleleri var. Şimdi bunları söyleyince de birisinin rüyasını tevhil etmeyince vesvese yapıyor kendi kendime. Acaba konuşulmayan benim hakkımda ne var? Acaba söylenmeyen benim hakkımda ne var? Acaba şu şöyle mi? Acaba bu böyle mi? Vesvese de vesvese. Vesvese de vesvese. Bizim hiç öyle benim kendi çapımda, kendi nefsinde hiç öyle bir dervişimiz olmadı.
Anlatırdı kız. Bir şey söylerse söyler. Söylemezse bitti mesele. Şimdi insanlarda öyle bir vesvese var ki, insanlarda öyle bir vesvese var ki Allah muhafaza eylesin. Hele kadınlar. Yani bir bakmışsın kadın kendi kendine kanser hastası etmiş. Bir bakmışsın kadın kendi kendine dersinin alındığını düşünüyor. Birisi senin dersin alınmış olabilir sana bir şey demediyse demiş. O diyor ki benim dersim alındı. En sonunda Şeyh Efendi Hazretleri'nin geldiği noktaya geleceğiz. Biz rüya tevilini ve hal tevilini kaldıracağız. Rahmet eylesin. Şeyh Efendi son dönemde Mustafa Efendi oğlum halini, rüyasını tevil ediyorsun. Bir esma veriyoruz. Bozuluyor dedi.
Resmen söylediği şey bu. Oğlum kime esma verdiysem hepsi de bozuldu hemen hemen dedi. O zaman normalde dergahın içerisinde bazı nakib, nükabbak abilerimiz var. Onlar da esma veriyorlar o zaman. Hakkı verir. Bunda bir sıkıntı yok. Veya işte kendilerince makam veriyorlar. Kimisini nakib ediyorlar, kimisini çavuş ediyorlar. Kimisine icazet yazıyorlar. Bir şeyler yapıyorlar böyle, bir şeyler ediyorlar kendilerince. Şeyh Efendi'nin bana söylediği. Oğlum hemen hemen hepsi de bozuldu dedi. İcazet verdikleri dahil. Dedi bak filanca dedi. Şuna nakiplik verdi, buna nakiplik verdi, buna nakiplik verdi.
Hepsi bozuldu dedi. Filanca şunu nakip etti, şunu nakip etti, şunu nakip etti, bozuldu dedi. Kendisi de bozuldu dedi. Bunları konuşamıyoruz. Dedikodu olacak, gıybet olacak. İşte ne bileyim böyle şey olacak diye sustuk. Susuyoruz hala daha. Şeyh Efendi'nin benimle paylaştığı şeyler bir başkasını bağlamaz deyip susuyorum. Dersimi alıyorum oradan. Aynı şey. İnegöl'den birisi, şimdi onlar dergaha bıraktılar. Beni aradı, neyse anlattı, anlattı, anlattı, hala anlatıyor. Hayırlısı olsun dedim. Ne Şeyh Efendi'ye anlat dedim, ne başka bir şey dedim. Bu Şeyh Efendi'ye akışmış telefon. Şeyh Efendi'ye anlatmış, anlatmış, anlatmış.
Ondan sonra Mustafa abiye telefon açtım, bunu anlattım, anlamadı efendim halimden demiş. Bana hayırlısı olsun dedi, bıraktı demiş. Şeyh Efendi de bana söyledi Şeyh Efendi. Ona demiş, Mustafa abinin hayırlısı olsun dediğine biz de hayırlısı olsun deriz evladım demiş. Hayırlısı olsun demiş. Efendim rüyamda şu esmayı verdiler ama ona demiş, ona. Veriler oğlum önemli değil demiş. Sen ahlakını düzeltmeye çalış demiş ona. Ardından Şeyh Efendi de bana telefon açtı. İnegöl'den dedi, birisi aradı oğlum dedi. Sana anlatmış halimi dedi. Evet efendim dedi. Hayırlısı olsun demişsin dedi.
Evet efendim dedi. Bana da anlattı, anlattı, anlattı dedi. En sonunda bunu söyledi. Ben Mustafa abiye halimi anlattım. O da anlamadı benim halimi. Hayırlısı olsun dedi dedi. Ondan sonra. Ben de Mustafa abinizin hayırlısı olsun dediği şeye, ben de hayırlısı olsun derim dedim dedi. Haberin olsun Mustafa Efendi dedi. Dedikodu gıybet eder, çok olur oğlum dedi. Bu aynı adam ne dedi biliyor musunuz? Şeyh Efendi bana dedi ki, Mustafa abi sizin halinizden anlamaz. Bana rüyamda, ondan sonra hak diyeceğim dediler. O yüzden Mustafa abi hak esmasında olduğundan, ondan sonra nefsine uydu, karnı kabardı. İşte benim hak esmamı vermedi, şeyh efendi de ona kızdı.
Bu da dön dolaş, ben hiçbir şey demiyorum, şeyh efendinin kendisine git. Bu söz, bunu da bana şeyh efendinin, şeyh efendinin çok iyi dervişi. Oğlum bu kadar olur mu dedi bana, haberim yok efendim dedim. Sana söylemediler mi dedi. Yok efendim ben kimseyi dinlemiyorum dedim. Oğlum ben böyle böyle böyle demişim ona sözde dedi. Ona da gene İnegöl'den oradan başka bir arkadaş telefon açıyor şeyh efendiye. Diyor ki efendim siz böyle böyle böyle … dediniz mi? Bu bir kimse rüyayı birisine anlattı, anlattı. Ne dediyse dedi.
Velak dalin amin. Halini anlattı veya anlatmadı. Ne dendiyse. Velak dalin amin. Dervişlik bu. Whatsapp'tan rüya anlatıyorlar. Manası ne? Cevap almıyor ya. Efendim ne diyeceksiniz? Cevap yok. Bir şey söylemeyecek misiniz? Cevap yok. Bir şey deseydiniz. Ya bırak cevap yoksa yok. Bunu defalarca söylüyorum. Mailden asla rüya yazmayın. Whatsapp'tan rüya yazmayın. Mübarek insanlar. Herkes, bayan, erkek herkese söylüyorum. Ne yapayım? Günümü bütün gün, saattirimi bütün gün maillerden rüya teviline, mail ne o? Whatsapp'tan rüya teviline mi ayırayım?
Ne anlamı kaldı? Senin rüyan kıymetli olduğu kadar buradaki zikrullah kıymetli değil mi? Senin rüyandan daha mı kıymetsiz senin gelip de zikrullah halakasına gelip oturman? Senin halinden daha mı kıymetsiz gelip burada kardeşlerine beraber zikrullah yapman? Oturduğun yerden nerede çıkmış böyle bir dervişlik? Oturduğun yerden Whatsapp'tan yaz rüyanı, mailden yaz rüyanı, ondan sonra ne o?
Mesajdan al esmanı, hayat devam etsin. Yok böyle bir şey. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir rüya tevil edilmemiş. Edilmemiş. Allah mübarek eylesin. Allah yolunu açık etsin. İşi gücü rast gelsin. Rüyanın, rüyanın, o kimsenin değil. Rüyayı Allah mübarek eylesin. O rüyanın işi gücü rast gelsin. Bir şey denecekse denir size. Bir şey denilmiyorsa bunun hakkında ne diyorsun? Bunun hakkında ne diyorsun? Ne sünnette var böyle bir şey ne de tasavvufun adabında, erkanında var. Siz dediniz ki krem sürmek orucu bozar peki oruçluyken zeytinyağı gibi bitkisel ürünler de sürmek orucu bozar mı? Kıymetli kardeşler, bir kimse oruçluyken bir şeyden fayda buluyorsa o orucu bozar.
Bunda sünnetle sabit olanlar vardır. İşte çok böyle sıcak bir günde bir kimsenin üzerine su sepelemesi. Bununla alakalı hadis de var. Zedeleyebilir. Dikkat et. Azamet ehli. O kimse oruçluyken, yani husisi gölgelenmeyecek dahi. Dikkat edecek. Oruç tutuyorsun. Orucu uykuya tutturmayacak. Oruç tutuyorsun. Orucu yemeğe tutturmayacak. Sahur yemek sünnet, tıka basa yemek değil. Çatlayıncaya kadar değil. E şimdi kremle alakalı eski fıkıh kitaplarında kremle alakalı fetva bulabilirsiniz. İşte veya yenilerde de var.
İşte krem orucu bozmaz diye. İşte böyle kenardan, kıyıdan söylüyorlar şimdi. O göze krem diye eskilerde vardır. Göze damla damlatmak, göze krem sürmek oruca zarar değildir. Neden? Siz, Hanefiler demişler ki, bir kimse gözüne sürülen kremden faydalanmaz. E şimdi kreme müsaade ettik. Şimdi açlığı hissettirmeyen kremler var. Askeri teknoloji olarak üretildi. Vücudunu komple kremlesen acı hissetmiyor. Teknolojik olarak üretildi. Piyasada yok. Midesinin bulunduğu yere böyle bir kremlecek, kremliyor.
20 saat açlık hissetmiyor. 2 gün açlık hissetmiyor. Öyle kremler var şimdi. Sürüyor, vücudu çalıştırıyor. Zırhlı, zırh gibi. Aktif ediyor vücudu. Daha hızlı çalışıyor. Kuvvetlendiriyor. Ama onun etkisi bittiğinde de adam pelte gibi kalıyor. Bunları geliştiriyorlar şimdi. Uluslararası askeri sistemin içerisinde olanlar bunları geliştiriyorlar. O hale getirecekler. Bir asker sürecek kremi üşümek nedir anlamayacak. 20 saat üşümeyecek hiç. Hissetmeyecek. 20 saat, 25 saat açlık hissetmeyecek. 2 gün açlık hissetmeyecek.
Sürecek kremi. Doktor haberin var mı bunlardan? Babacığım mantığını anlayabiliyorum yani. Mantığını anlıyorsun. Kendisi yok daha değil mi? Kendisi yok. Bir söyleyince yani. Bu manada. Bunlar çıkınca bu fetvayı ne yapacağız o zaman? O yüzden vücuda faydalı olan bir şeyse bunlar fıtri şeyler değil. Yıkanmak, fıtri. Gusletmek, fıtri. İbadet zaten. Abdest almak, fıtri. İbadet. Bunlarda sıkıntı yok. Ama sıcaktan çok bunaldı o kimse. Suyun altına girivereyim. Bu azameti terk etti. Dikkat edecek. Allah muhafaza eylesin.
Amin. O yüzden zeytinyağından da vücudun faydası var mı? Evet. Hamile kadınların hamileliklerini saklayabildikleri kadar saklamaları ne kadar gizlerse çocuk o kadar hayalı olacağı söyleniyor. Söylenirse nazardan dolayı düşme ihtimali olacağı söyleniyor. Doğru mu? Hadis şeriflerde yok böyle bir şeyler. Kadınların tesettürü belli. Kadınların vücut hatları belli olmayacak şekilde örtünmeleri gerekir. O yüzden hamile kadınların hamilelikleri fıtri bir şey. Neden saklasınlar? Hamilelik ayıp bir şey mi? Hamile olduklarında biraz böyle bol elbise giyerler. Ama hamile olduğu herkes belli ki onu.
Bu saklanılacak bir şey değil. Bu dinen sakıncalı sıkıntılı bir şey de değil. Bu biraz heva heves olur. Kadın tesettürüne riayet etsin çocuk hayalı olur. Erkek tesettürüne riayet etsin çocuk hayalı olur. Yani tesettür bir tek kadınlara bir de. Bir de o var. Adamların hepsi de daracık kot, daracık pantolonlar giyiyorlar. Önleri arkaları meydanda belli düşük bel pantolon giyiyorlar. Koskoca adam eğiliyor. Görünecek olan arkadan yerleri görünüyor. Haram. Sanki erkeklere dar giymek serbest. Erkekler de dar giyiyorlar şu anda. Erkeklerin de pantolonları daracık.
Önleri meydanda, arkaları meydanda. Düşük bel giyiyorlar. O Tarkan çıkardı bunu Türkiye'de. Amerika'dan çıktı buraya geldi. Şu Türk milleti o düşük bel modasının ne olduğunu bilse, kadını erkeği hiç kimse giymez. Amerikan hapishanelerinde eşcinsel olan erkekler düşük bel pantolon giyiyorlar. Düşük bel pantolon Amerikalı eşcinsellerden çıkma.
Çıkış noktası da cezaevinde yatan eşcinseller. Kendisini kadın hükmünde gören veya kendisini kadın gibi kullandıran erkeklerin pantolonları düşük. Düşük bel modasının çıkış noktası burası. Şimdi desen ki o düşük bel giyen adama, sen kardeşim öyle misin desen adam seni vurmaya kalkacak. Giydiğin don ne ayağındaki? Sonra bu düşük bel pantolon modası aynı bu şekilde kadınlara sıçrıyor Amerika'da. Yani fuhuş yapan kadınlar düşük bel modası pantolon giymeye başlıyor. Amerika'da çıkış noktası bu. Kimse bunun nereden çıktığına bakmıyor ki. Ah moda olmuş. Ay haydi gidelim. Harıl harıl oluyor.
Koskoca adam 35-40 yaşında biraz da kilosu varsa düşük pantolon düşük bel bir tane kot pantolon olmuş. Eğilmiş. Gabak gibi meydanda her şey. Adama diyorum toparla kendini ne oldu hacı abi diyor. Oğlum toparla kendini her tarafın görünüyor diyorum ben. Bakıyor böyle. Dedim görünmesinden rahatsızlık duymuyorsun herhalde dedim. Yok yok herkes. Erkeklerde de aynı. Erkeklerin önden arkaları belli oldu mu? Belli oldu mu? Vücut hatı belli oldu mu? Caiz değil. Haram. Bizde kadınlara haram sadece. Dar pantolon kadın keyli haram işledi.
Adam. Adam da haram işledi. Adam da haram işledi. Allah muhafaza eylesin. Vesvese yapıp veya yapmamak insanın elinde olan bir şey midir? Evet. Biz istemiyoruz. Çok dua ediyoruz ama dönüp dolaşıp yine vesvese geliyor. Ne tavsiye edersiniz? Allah'ı zikredin. Vesvese edeceğinizi zikirle iştigal edin. Vesveseyi kendi kendinize böyle ya bu vesvese benden değil kimden o zaman? Sizin iş niyatifinizin haricinde kolunuz kalkıp yandan geçen bir kimseye vuruyor mu? Atarken cüz-i iradeniz noktasında atmıyor musunuz?
Bir yere bakarken cüz-i irade noktasında bakmıyor musunuz? Vesvese de cüz-i iradeniz. Bir derviş gece tehecüh namazına kalkamıyorsa bu dervişin günah işlemesinden midir? Yoksa samimiyeti zayıf olduğundan mıdır? Tembelliğindendir. Biz kimseyi ne samimiyetsiz ne de zayıf görürüz. Tembellik başa dert. Bir insanın hasreti vuslata döner mi dönüşür mü bu nasıl olur? Bilmiyorum ki dönüşen bir kimseye sormak lazım. Hasreti vuslata dönüşen varsa ona sormak lazım. Arkadaşlar bana neden sessiz zikir yapıyorsunuz? Halbuki aksi yönde ayet var dediler.
Cehaletime istinaden cevap veremedim. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız? Siz haç farizasını yerine getirdikten sonra geçmişte hatalarınızı andığınızdan daha şedit bir şekilde Allah'ı zikredin. Yakında evleneceğim bir kız var şu an nişanlıyız. Aramızda bir sorun var sanki sürekli arkamdan iş çeviriyormuş gibi geliyor. Hatta bazen aldatılıyormuşum gibime geliyor. Bu da bende sinir hali oluşturuyor. Nişanlımın üstüne gidiyorum ama elimde delil yokken o da yanlış bir şey olmadığını söylüyor. Ancak içimi kemiren düşünceler engel olamıyorum. Sorunum nedir sizce? Az önceki vesvese İslam hukukla konuşur. Vesveseyle değil.
Elinizde bir şey yoksa söyleyecek hiçbir şey yok. Kalbiniz ısınmadıysa bir kimse benim kalbim ısınmadı. Ferhat Talin Amin'de çekil kenara. Ama bu böyle bu bir yani şeyin ne o şizofreninin başlangıcı bu. Değil mi doktor? Şizofreni başlangıcı değil mi bu? Normalde ilk başlangıcı oksesyon tablantı babacığım haline başlar. İlerlerse. Evet. Vesvesenin öyle bir hali vardı ki şizofrenik başlangıçtır o. Bu kardeş bu noktada şu anda. Allah muhafaza eylesin. Beklenilen şeyler için harcanan zaman zayi olur mu? Neyi beklemeliyiz?
Beklemek nedir aslında? Bir bekleyene sormak lazım ona. Hiç beklemeyi seven Allah beni affetsin. Hiç ama bunlar böyle zayıflık emaresi benim için. Bir adam evlenecekse üç dakikada evlenir, boşanacaksa beş dakikada boşanır. Bu kadar. Neyi bekleyecek? Yemek mi? Kalkar kendini pişerir, yersin. Çay mı? Kalkar kendini demler, içersin. Ne bekler insan hayatında başka? Sıraya girip de pide almam, ekmek almam, yemek almam. Beklemem sırada, kuyrukta, orada, burada.
Yok. Halet-i ruhiyen bozulur. Savaş geldi mi? Nasıl bankada olay çıktı değil mi? Yazıyı veremediler bize değil mi? Parayı ödeyemiyoruz diye. Yok bekleyemem.
O yüzden normalde beklenilen şeyler için harcanan zaman, ya ne zaman harcayayım? Harcayamam. Yarına çıkacağım ne malum benim? Ne demiş Hazreti Pir? Ben açım, beni şimdi doyur. Yarın demek demiş. Yarın demek. Er kişinin işi değil. Yarın demek neymiş? Er kişinin işi değilmiş. Ben açım, beni şimdi doyur diyor. Devam ediyor. Ben güzelle, elbiseli yatmak istemem. Felsefe bu. Yarın demek neymiş? Er kişinin işi değilmiş. Bu tuhaf geliyor insanlara. Alıştıkları bir şey değil. Adam, kimse üzerine alınmasın.
Ama bana tuhaf. Yani evlenecek 3 yıl sonra düğün. Evlenecek 1 yıl sonra düğün. Evlenecek 6 ay sonra düğün. Nerede bizim İzmitli? Geldi mi? Geçenlerde en son evlenen nerede şey? Gelmedi mi? Ha? Kaç ay bekledim? Değil mi? Baba gitti, kayınpeder. Yok Rusya'ya gitti. Yok geliyordu değil mi? Kaç ay? 4 ay oldu. Bekledi. Gene iyi o 4 ay. Daha fazla bekleyenler var değil mi? Başka? Yalçın'dan daha fazla bekleyen.
Kim var? Kaç? Ali sen ne kadar bekledin? Ne? Allah muhafala eylesin. Kestirmesi bizde.
Hüseyin geldi mi? Damat Hüseyin burada mı? Nerede damat Hüseyin? Yok Hüseyin, sen Hüseyin değil. Sen damat Hüseyin değil. Yeğen Hüseyin sen. Seninki en kestirmesi seninki zaten. Salih saçını başını yolda mı? Boşlarsa. O lan oldu bitti. Sen kestirmeden gittin. Salih saçını başını yolsul bizim. Bizim o kuyucunun damat Hüseyin burada mı? Geldi mi? Gelmedi mi daha? Hacı Mehmet'e telefonda diyorum. Hacı Mehmet diyorum ben. Bu adam bak diyorum. Normalde bir daha bir daha diyorum. Yok sözlü, nişanlı gelirse diyorum ben. Ondan sonra oraya gider gelirse. Dükkanda ben çalışmak zorunda kalacağım diyorum. Benim de çalışacak halim, ahvalim yok. Dedim sen nikahlarını kıy gönder oradan dedim.
Dakika bir, gol bir. Allah kıymet bildirsin onlara da. Bir kimsenin keşfi bu yoldaki mücadelesi ile mi açılır yoksa Allah'a direkt ihsanı ve lütfü ile mi açılır? Yani her şey onun lütfü, ihsanı. Ama neden öyle yolun kenarındakini açmıyor da mücadele edene açıyor? Mücadele edenlere lütfeder, ikram eder, ihsan eder. Annenin maneviyatı gebelikte de emzirirken de bebeğini etkiler mi? Evet. Ticarette rızkımızın artması için önereceğiniz zikir var mı? Neden günahlarının tövbesi için zikir istemez de insan ticareti artsın diye ister? Peygamber ve veliler hariç herkesin alacağı yol, vuslata uzaklığı verdiği mücadele aynı mıdır? Herkes bir yolda koşturacaklar.
Allah herkesi yolda koşanlardan eylesin. Amin. Norveç'te yaşıyorum. İmsak ve sahur arası aşağı yukarı iki buçuk saat oruç tutmakta zorlanıyorum. Yapamıyorum, tutamayacağım. Lakin parasını mı ödemeliyim yoksa kısa günlerde kazasını mı yapmalıyım? Normalde Norveç'te zannediyorum gece ve gündüz olmuyor orada. Belli bir zamanlarda böyle bir problem var. O yüzden bu problemi aşmak için aslında gece ve gündüzün normal şartlarda çalıştığı, normal şartlarda olan en yakın yerin vakitlerine uyacak bu arkadaşlar. Hanefi'ye göre. Normalde diyelim ki 6 ay gece 6 ay gündüz olanlar var veya böyle gece gündüz arasındaki dengenin iyice bozulduğu böyle işte 1 saate 2 saate indiği yerler var.
Buradaki arkadaşlar vakitlerini normal gece gündüz noktasında olan en yakın o coğrafi olarak en yakın yer neresiyse oraya saat olarak uyaraktan bunu ibadetlerini icra edecekler. Oğlum 14 yaşında ve bu soruyu size sormamı istedi. Ayakta yemek içmek haram mı? Ayakta yemek içmek haram değil. Bir kimse ayakta yiyip içerekten haram işlemiş olmaz. Oturma sünnetini terk etmiş olur. Zaman zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ayakta içtiği görülmüş. Ama genel itibariyle oturarak'tan yer içermiş. Ama ayakta da içtiği görülmüş mü? Evet.
Bineğin üzerinde yiyip içtiği görülmüş mü? Evet. Bineğin üzerinde. Bineğin üzerinde yer içer mi bir kimse? Evet. Ayakta içerip içebilir mi? Zorunlu kalırsa? Evet. Yani işte öyle bir an gelir, öyle bir şey denk gelir. Orada oturarak da içecek bir yer yoktur. Ayakta içebilir bir kimse. O ayakta içen bir kimseye de kakıp da kem gözle bakmayın. Gerek yok. Bu noktada haram mı işlemiş olur bir kimse? Bir kimse bu tip fiili sünnetleri, bu tip meselelerde, yemede, içmede, giymede bunları terk etmesinde normalde bir kimse haram işlemiş olmaz. Almanya'dan kardeş yazdırmış, Norveç'ten bu soruyu sormuşlar. Zekatımızı ümreye gitmek isteyen fakat maddi durumu iyi olmayan dergah kardeşlerimize vermemiz uygun olur mu?
Normalde bir fukaraya, fakir bir kimseye zekat verilir. O nereye harcayacaksa oraya harcar. Bir kimseye şartlı zekat verilmez öyle. Sana zekat veriyorum sen ömreye git. Adam açsa, adamın borcu varsa, adamın bilmediğin ailevi bir sıkıntısı var ise böyle şartlı zekat verilmez. Veya ben seni ömreye gönderiyorum zekatımdan düşeceğim. Böyle olmaz. İnsanlar ne hale geldiler böyle yapmaya çalışıyorlar. Veya birisinden adamın alacağı var zekatıma saydım böyle zekat verilmez. Olmaz. Adama götüreceksin, eline vereceksin. Adam aç belki de ya. Belki de nereden biliyorsun ailesi ona öyle bir şey söyledi ki evi bozulacak adamın.
Adamın borcu var belki de her gün sabahleyin öyle edepsiz insanlar da var kapısının önünde bekliyor. Öyle insanlar var gidip adamın gidiyor mesela kimde x kimsede alacağı var. Adam gidiyor oturuyor adam orada dükkanında. İki saat, üç saat, dört saat, beş saat, altı saat, yedi saat, sekiz saat akşam oluyor adam oturuyor orada da.
Adam eve gidecek diyor ki benim gidecek bir yerim yok ben alacağımı almaya geldim. Beni de evine götüreceksin diyor. Değil mi Murtaza birisi öyle yapmıştı değil mi? Hatırladın mı? Adam aldıydı değil mi alacağını ama. Biz alamadık. Biz alamadık alacağımızı. Bunu yapan adam aldı. Öyle değil mi? Adam bir gün, iki gün, üç gün adamla beraber sabahleyen geliyor dükkanı açıyormuş. Dükkan kapanıyor dosdoğru ikisi beraber eve gidiyor. Biz bunu duyduğumuzda şok olduk. Zaten o adam da o adam olan borcunu ödedi de bizimkini ödemedi zaten. Böyledir bu işler. Yani bir kimse bizim Türk toplumumuz, bizim Anadolu toplumu enteresan. Böyle kendisine edepsiz eden, kendisine saygısız davranan, kendisine böyle zulmeden bir kimseye borcunu ödüyor.
Sen öbür türlü, öbür küsü edeplen, terbiyeyle davranacağım diye uğraşıyor. Onu ödemiyor. Onu ödemiyor adam. Geçen adama diyorum ki ben diyorum edepsiz bir adam olsaydım şimdi ödemiştin bana borcunu diyorum. 10 yılı geçti diyorum. 10 yıl oldu mu o kadar ya diyor. Hani Yahudi'ye para lazım olunca eski alacakları karıştırılmış ya. Benimki de o hesap oluyor bazen. Arada bir hatırlatıyorum kendimi ben. 10 yılı geçmiş. Diyorum ya 10 yılı geçti. 10 yıl oldu mu ya diyor bir de bana. Diyorum bütün faizcilere borcunuzu ödediniz bak diyorum ben susuyor şimdi. Ne kadar güzel diyorum mübarek olsun. Benim neden ödemediniz? Duruyor ses yok.
Ne konuşsan haklısın. Bir gün tekkeye geleceğim senin elini öpeceğim. Gelme dedim. İstemiyorum benim elimi öpmesen. Dedim gelme. Benim elimi öpmek için gelme. Bir tanesi de ne diyor? Televizyonlardan sizi izliyoruz hocam. Çok mutlu oluyoruz. Öyle mi diyorsun dedim. İşte bana borcum olduğum adam mı diyorsun dedim ben yani. Bana borcum var. Öyle mi diyorsun dedim ben. Sustu. Allah muhafaza eylesin. Olmaz. Zekatınızı düzgün gidin verin. Adam nereye kullanıyorsa kullansın. Adam ömreye gider. Veya gitmez. Hacca gider gitmez. Yani zekata tekrar söylüyorum. Zekat almaya müsait olan bir kimse ömreyi mi düşünür?
Çalışarak kocama, evime, çocuğuma maddi anlamda destek olmak istiyorum. Israr etmeli miyim, günah mı? Bir erkek evlenirken belli bir hayat standartını eşinin önüne söylediyse, eşi de o hayat standartını kabul ettiyse, eşine, eşinin kalkıp da ben bu standartın üzerinde bir standart oluşturmak için çalışmak istiyorum dediğinde, eşinin kabul edip etmeme noktası olur.
Eşi bunu ister kabul eder, ister kabul etmez. İsterse şunu diyebilir. Ben evlenirken 2 TL maaş alıyordum. Ben 2 TL maaş alıyorum. Bu 2 TL maaşla geçinmeyi göze alıyorsan, ben seninle evlenirim dedi. Kadın da bunu kabul ettiyse, adamın 2 TL'lik hayat standartını kabul etmiş oldu. Adamdan 2.2 TL'lik hayat standartı isteyemez.
Bunun üstüne, kadın dedi ki, ben de destek olabilirim, ben de destek olmak istiyorum. Bak, standartımız biraz daha yükselebilir. Müsaade edersen, burada da uygun, İslam noktasında uygun bir iş var. çalışmama müsaade eder misin dediğinde, erkeğin müsaadesine bağlı.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi