Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Nisan 2016 · 30:45
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayır etsin inşallah, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin inşallah, sohbete başlamazdan önce, Kutlu Doğum ve Gelibolu'da cepheye sema ile alakalı programa katkılarınızdan ve çalışmalarınızdan dolayı bay bayan bütün herkese, bütün kardeşlere teşekkür ederim, Allah tekrar tekrar nasip etsin inşallah. Kişinin nafile orucunu insanlardan gizlemesi uygun mudur? Evet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri nafile namazlarını evde kıldı. Cemaatin içerisinde nafile namazı kılmadı. Bir tek cemaatin içerisinde teravih namazını kılmıştı. Teravih namazını birkaç gün kılmaya devam ederken, baktı ki bütün cemaat de onunla beraber teravih kılınıyor.
Farz gibi algılanacak korkusuyla, düşüncesiyle o teravih namazını da evinde kılmaya başladı. O yüzden bir kimsenin nafilelerini gizlemesi, farzlarını eşkare yapması dinin şiarındandır. Ama şimdi evlerde nafile namaz kılınmadığından, kılmadığından herkes camilerde kılıyor mu? Evet. Önceden nafile kılmak, camilerde nafile kılmak, herkesin içerisinde nafile kılmak, böyle nefsini abartmak, nefsini büyütmek, böyle kendi kendisine ehemmiyetli takva olduğunu göstermek gibi algılanırdı.
Şimdi farzların işlenmediği, yaşanmadığı bir yerde bir kimsenin işte camilerde nafile, hani sünnet namazlarını kılmasında bir beis yok. Ama nafilelerini saklamak, gizlemek, sufi şiarlarında. Çanakkale'de cepheye sema yürüyüşünde oğlum ellerinizden öper, benle beraberim de bana baba sen niye hoca ile hiç konuşmuyorsun dedi. Bir de sen niye görevli değilsin? Ben ona hiçbir cevap veremedim. Eğer bunları bu saatten sonra yaparsam Allah'ın rızasını gözetmemişim olurum. Oğlumun dediğini yapmış. Bu noktada herkes Allah rızası için nişeler yapmaya gayret edecek. Ama öyle bakma, çocuğun seni hizmete teşvik ettiğini düşündüm. Eşim bir yaşındayken anne ve babası ayrılmış, eşim annesinin yanında yetişmiş.
Biz evlendikten sonra görüşmeye çalıştım. Lakin babası pek sıcak davranmadı. Eşim de iyice uzaklaştı. Burada kelimeyi okuyamadım ama hukuk konusunda tavsiyeleriniz demiş. Hak hukuk konusunda. Sonuçta bir kimsenin babasıdır. Babası onunla görüşmeyi dilediği müddetçe, o da babasınınla görüşecek. Bir erkek çocuk, babasının annesine bakmakla mükellef. O yüzden oradaki anne baba arasındaki ilişkilerin bozukluğu çocukları etkilememesi gerekir inşallah. Burada özel demişler ama normalde bunu böyle okumadan da bu mesele anlaşılmaz. Eşim rüyasında kendini aldattığımı görüp beni bununla suçluyor, rüya ile yorum yapılır mı demiş.
Hiç alakası yok. Bütün şeyler insanlar, şeytan da bu rüyayı gösterebilir. Veya bu meseleyi insanın kafasında taksa, büyütse takıntı halinde de böyle bir rüya görebilir. O yüzden bununla rüyayla amel edilmez mantığının, kaidesinin ana sebeplerinden birisi bu tip şeyler. Yani bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında görse ve Hz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rüyasında ona bir şey söylese, o dahi tevile muhtaçtır.
Bakın o dahi tevile muhtaçtır. Rüyası hak mıdır? Evet. Hakikat midir? Evet. Tevile muhtaçtır. Öyle bir kimse ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında gördüm. Hak mı? Evet. Şekline, şemaline şeytan girebilir mi? Hayır. Ama gördüğü rüya tevile muhtaç mıdır? Evet. Buna delil şimdi size. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin rüyasında dedi ki, bir rüya gördüm. Bu rüyamda dedi, yukarıdan kocaman bir halat sarkıtılmıştı. Benden sonra Hz. Ebubekir, ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman, ondan sonra Ali tutulmuştu. Sonra halat koptu dedi. Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretler dedi ki, Ya Resulallah bu rüyayı ben tevil edeyim mi?
Evet et dedi, yukarıdan gökten inen dedi halat Allah'ın dinidir, Kur'an sünnettir. Sizden sonra benim o ipe sımsıkı tutunacağım, benden sonra Ömer'in, benden sonra Osman'ın, benden sonra Ali'nin o ipi sımsıkı tutacağı, Ali'den sonra da bu sımsıkı tutmanın kopacağına işaret dedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buna hayır demedi. İsabet ettin dedi. Bakın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin gördüğü rüya, ayağındır, açıktır. Ama onun gördüğü rüyayı dahi, Hz. Ebubekir radiyallahu anh hazretleri tevil etti. O yüzden bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona bir şey söylese dahi, bu rüyanın tevhile ihtiyacı vardır.
Rüya haktır, haktır. Şekline, şemaline şeytan giremez. Ama o rüyanın tevhile ihtiyacı vardır. Kaldı ki, bakın Hz. Peygamber Efendimizin gördüğü rüya, onun ağzından çıkan, rüyada onun ağzından çıkan sözün dahi tevhile ihtiyacı var. Mana ayrıdır çünkü. Hani, Miraç'ta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine süt ve şarap ikram edildi.
Birisinden seçtendi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sütü seçti. Sütü seçince, Miraç'ta manada onun süt içmesi, zahirde ilahi hikmete yorumlandı. O hikmet olmuş oldu. Oysa rüyada Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine mana aleminde, Miraç'ta süt içirilmişti. Ama bakın o neye yoruldu?
Onun yorumu ilme yoruldu. O hakikate yoruldu. Hacı Mehmet abi geçmiş olsun. O ilme yoruldu. O hakikate yoruldu. O yüzden bir kimse rüyasında gördüğü bir şey, sufilerde bu adaptır. Bir kimse kendi rüyasını kendisi yorumlayıp kendi kafasından, kendi kendisine çok affedersiniz, don biçemez. Böyle bir şey yok. Veyahut da ya işte dün akşam ben bir rüya gördüm ya hayırdır ya. Kime anlatıyor? Arkadaşını anlatıyor. Başka bir derviş kardeşi anlatıyor. Neden onu anlatıyorsun? Kendini onun yanında kıymetli görmek istiyorsun, göstermek istiyorsun. Kendini onun yanında üst seviyede göstermek istiyorsun. Rüya anlatılacak mı her şey mi o?
Veyahut da rüya anlatmak istiyorlar. Bu kardeşe söyleyin, o dinlesin diyor. İçi burkuluyor. Neden? Nefsi çok kabargın çünkü ya. Onun rüyasını üstad dinlemesi lazımdı. Hani Hazreti Mevlana diyor ya mumun hangisinden yanarsan yan. 20 tane mumun hangisini ayıracaksın birbirinden? Ona anlat demiş. Anlat. Ama yok. Nefis. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir kimse kalkıp da kendi görmüş olduğu rüyayı kendi kendine tevil edip, kendi kendine hükmedip onunla amel etmez. İtaat nedir? Bir sufinin şeyhine itaati nasıl olmalıdır?
Uygulama sahasında nelere dikkat etmeliyiz? Kur'an ve sünneti yaşamımız açısından. Kardeşler, itaat, Kur'an, sünnet, hani diyor Allah'a itaat edin, Resul'ün itaat edin, sizden olan emir sahiplerine itaat edin. İtaatin genel çerçevesi Kur'an, sünnet. Tasavvufla alakalı, tasavvufun ana kaideleri. Dergahla alakalı, bir hizmetle alakalı, oradaki işle alakalı. Orada bir ibadetle alakalı, orayla alakalı. Ama bu konuda kardeşlerde gerçekten sıkıntı var. Birisine bir şey danışıyor, danışma yapmayacaksan. Ona diyorsun ki böyle yap, o yine öyle yapmakta zorluk çekiyor kendince. Ondan sonra burnun kısıyor yine, dönüyor tekrar geriye. Ya sana böyle yap demedin mi? E dedi, neden yapmadın?
Böyle diyemiyorum da, düşünüyorum kendi kendime. Ya neden istişare ettin ki? Veyahut da onu kendin madem hükmettin, karar verdin, ne yapmaya soruyorsun ki? Bu sorma zorunluluğun yok senin. Kimsenin yok. Sormak zorunda değilsin. Sorunca, yapmak zorundasın o zaman. Bak hiçbir kardeşi bu noktada zorunlu kılmıyorum. Böyle bir şey yok. Herkes kendi cüz iradesinde. Hür, benim tasavvuf anlayışım o değil zaten. Evlenecek, evlen kardeşim kiminle evleneceksen. Ayrılacak, ayrıl kimden ayrılacaksan ayrıl. Sordun, o zaman yerine getir.
Yapmamazlık etme. Bu sefer senin için sıkıntılı. Sorma, devam et. Bak işine gücüne. Bak, bakın, bak işine gücüne. Sordun, o zaman yerine getir. Diyor ya ayeti kerimede. İstişare ettin, karar verdin mi? Ondan geri dönme. İstişare etmişin. İstişarenin sonucunda bir karar çıkmış. Oradan geri dönme. Üstadına sordun. İstişare bu. Bunu nasıl yapalım? Böyle böyle olsun. Ya böyle de olsa olur mu? Öyle de olsa olur. Eyvallah. Ama bir karara varıldı mı varıldı. Oradan geri dönme artık. Madem oradan geri dönecektin. Madem nefsine senin ağır gelecektin. Sorma o zaman. Bakın sorma.
Bu noktada itaat, Kur'an, sünnet dairesinde. Adam çok affedersin. Tuvalete gidecek soruyor da. Ama daha önemli bir şeyi sormak istemiyor. Ya tuvalete gittiğini soruyorsun ya gereksiz bir şeyin. Asıl önemli, gerekli olanı sormuyorsun. Asıl önemli olan bir meseleyi sormak istemiyor. Nefsine hoşuna gitmiyor. Ama kendi kendine mesela örnekliyorum şimdi. Ben yarın Çanakkale'ye gideceğim efendim. İşte Çanakkale'ye gidebilir miyim? Veya Çanakkale'ye gitmeyi düşünüyorum. Ya git bana ne Çanakkale'ye gitmenden. Bunda bir sıkıntı yok. Ama ve lakin başka bir şey var mesela. Daha önemli hayatını etkileyecek veya bir şey etkileyecek.
Onu saklayacağım, gizleyeceğim diye uğraşıyor. Ya gerek yok. Ben hiç kimsenin başında meşhurdur ya. Demokrasinin kılıcı değilim. Benim sumfilik anlayışım o değil zaten. Herkes özgür olsun, hür olsun. Bilemediği Kur'an ve sünnet tarihinde haram mı değil mi? Uygun mu değil mi? Bunları istişare ediyorsa etsin. Benim için önemli değil. Ben normalde bir kimse, orada bir vazifesi varsa o zaten istişare edecek. O zaten itaat edecek. Herkes kendi dairesinde kendine göre itaati vardır. Yani Adnan'ın itaatiyle bir vazifesi olmayan kimsenin itaati aynı derecede olmaz. Halid'in itaatiyle örneğin işte başka bir kardeşin itaati aynı derecede olmaz. Mümkün değil zaten o.
Bazen örneklerim ya, herkes istediği yere gidebilir. Gündüz işi vardır, gücü vardır. Ama Adnan haber verecek de gidecek. Veya Halid haber verecek, gidecek. Bu farklı bir şey bak. Sebep? Ya o işleri var, onların vazifeleri var. E bir kimsenin vazifesi var. O vazifesinde sorumlu olduğu bir kimse var. E o kimseye haber verecek. Yani işte semazen başlarından, baş semazen başından habersiz bir yere gitmesi gibi. Kardeşim nereye gidiyorsun? Senin vazifen var. Ya bir vazife çıkarırsa sana, atıyorum. Nerede Naki? E bilmiyoruz ya. Haydi arayalım bir Naki'yi ya. Naki neredesin ya? E ben İstanbul'dayım. Üç gün burada duracağım.
O olmadı. Sen İstanbul'da üç gün duracaksan Ali'nin haberi olacak bundan. Bundan Ali'nin haberi olacak. Vazifeliler için başıboşluluk olmaz. Böyle bir şey yok. Ama öbür türlü herkese motomot böyle asker gibi itaat edecek. Öyle bir şey düşünmüyorum. Allah bizi affetsin. Böyle yapanlar var. Böyle bunu böyle uygulayanlar da var. Benim ilk böyle sufili başlangıcı da böyleydi zaten. Yani bizim ilk benim sufiliğe başlangıcımda bir derviş bulunduğu bayındır kaza, kazayı terk edecek, gidecek, haber verecek derim. Haber vermeden gitmek yok.
Veya bir mesela ödemişe gidecek, haber verecek. Tire'ye gidecek, haber verecek. İzmir'e gidecek, haber verecek. Bunu dergahın içerisinde edepsizliğime verin benim. İlk kıran benim. Kendi kendime düşündüm. 10 kişi, 15 kişi olsa iyi haber versinler. Ben bunu kaldırdım. Ödemişti. 120 kişi vardı dersi orada bıraktığımda teslim ettimler. 120 kişinin %10'u bir yerden bir yere gitse 12 kişi. 12 kişi 5'er dakika konuşmuş olsa 1 saat. E şimdi düşünebiliyor musunuz? Herkes bir yerden bir yere gitse, dergahın hepsi de benden izin alsa. Bu mümkün değil. Allah bizi affetsin.
Her gördüğümüz rüya ve halleri size ve yetkili abilerimize anlatmalı mıyız? Bu rüyaları kardeşlerimize anlatmakta sakınca var mıdır? Hazancı muhabbeti oldu şimdi buna. Evet. Bunları yetkililere, görevlilere, vazifelilere anlatmadan bir başkasına anlatmak hoş değil. Çok böyle etrafı abartırarak anlatmak hoş değil.
Rüya ve hal görmek üstünlük müdür? Yolumuzun delili midir? Üstünlük müdür derken ona ayrı bir şey söylemek lazım. Yolun delilidir ama. Ama bir de rüya ile alakalı hadis-i şerifi de unutmamakta fayda var. Salih kimseler ancak salih rüyalar görür. Salih kimseler ancak salih rüyalar görür. Hadis-i şerif. E o zaman yani bunun böyle üstünlük müdür derken salihliğine bir delil olabilir. Yola delildir. Evet. Çünkü rüya ile alakalı peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür buyurmuş Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Aynı zamanda da ahir zamanda mübeşşirat kapısıdır. Peygamberlik kapısı kapanmıştır.
Hadis-i şerif. Peygamberlik kapısı kapanmıştır. Nice olur ya Resulallah bu ümmetin hali. Ama mübeşşirat kapısı açıktır. Mübeşşirat kapısı nedir ya Resulallah? Ümmetimin salihlerinin görmüş olduğu salih rüyalardır. O zaman bir yola delil midir bu? Evet. Sufiler bu manada rüyayı delil olarak kendilerince yolun delili, yolun sahihliği açısından delil görürler mi? Evet. Rüya bu noktada, keşf noktasında, ilim almada bir yol mudur? Evet. Ama bunların teviliye ihtiyacı var mıdır? Evet. Bunu inkar etmek mümkün müdür? Değilir. Yani biz rüya göremiyoruz. Tövbe et. Tasadduk et. Yalvar yakar, ağla, gözyaşı dök. Dünya sevgisini gönlünden çıkar, diline sahip çık.
Ona buna hard hurt, ona bağırmak, çağırmak, ona küfür, ona yanlış kelimeler kullanma. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ya, 40 gün sabah namazını kılan bir kimsenin kalbine hikmet pınarları doğar. Sen eğer normalde sabah namazını düzgün bir şekilde kılan, diline sahip çıkar, ahlakına sahip çıkar, farzları yerine getirir, nafilelerle Allah'a yaklaşmaya çalışırsan, Cenab-ı Hak senin gönlünden hikmet pınarlarını fışkırtır. Allah senin rüyanda bu noktada mana alemini açar, bildikleriyle amel edenlere bilmediklerini öğretiriz. Ayet-i kerime. Sana bilmediğini öğretir Cenab-ı Hak. Sana bilmediğini öğretir. Öğrenmenin yolları var. Nasıl peygamberliği 46 cüzdünden bir cüz dedi ve peygamberlik mesleğini ilk 6 ay rüya ile öğrendi, rüya ile terbiye edildi, rüya ile ona bütün her şey bildirildi.
E sen onun ümmetisin. O zaman sen de kendine çeki düzen verirsen bilmediğini rüyanda görürsün. Bilmediklerini rüyanda sana ilim olarak gelir veya halinde senin kalbine ilim olarak gelir. Mana olarak senin kalbine ilim olarak gelir. Ya senin yapman gereken ne? Senin yapman gereken haramlardan uzak durup, nafilelerle Allah'a yaklaşıp bu noktada Allah'ı sevmez. O yüzden normalde rüya ve hal görmek üstünlük müdür? Alçaklık değildir. Eee ya ben şimdi takvaca üstün olan Allah katında üstündür demiş. Ben o yüzden dilim güdük çıkıyor. Yoksa bir farklılığı var mıdır onun? Evet öyle söyleyelim üstünlük demeyelim. Farklılık daha hoş oldu kelime olarak.
Ha Halit Hoca? Uydu mu farklılık? Farklılık uymadı mı? İyi hadi uymuş. Onun bir özelliği oldu, onun bir farklılığı oldu. Bakın onun bir özelliği oldu, bir farklılığı oldu. Takvacı üstün olan Allah katında üstün. Biz üstünlük peşinde değiliz. Ama o kimse iyi amellerle kendini süsterse Allah'ın vaadi haktır. Cenab-ı Hak onu bu noktada müjdesiyle müjdelendirir. Rüya veya hal görenler görmeyenlerden üstün müdür? Görmeyenlerin durumu, yeri bu yolculukta nerededir, ne yapmalıyız? Valla illaki herkes görecek diye bir kaydı yok. Yapılacak olanlar da sohbette anlatmış olduk. Doktorların ilaç olarak verdiği alkol içeren kremler var. Bunları sürmekte bir sakınca var mı?
Normalde yediğiniz elmada da alkol var. Yediğiniz portakalda da alkol var. Yani yediğiniz elmadaki, portakaldaki, ne bileyim işte limondaki, üzümdeki alkol ile mevcut damatılaraktan veya mayalanaraktan elde edilen alkolün arasında fark var. Buradaki bu kremlerin içerisindeki alkol hangi alkolden onu bilmem mümkün değil. Doktor onu bilecek. O sarhoş eden alkol değil. O sarhoş eden alkol değil yani. Doktorun tespitiyle, doktorun bu noktadaki delaletiyle o kremlerde kullanılan alkol, söz konusu olan sarhoş edeceği, o damatılaraktan elde edilmiş alkol değilmiş. O yüzden de kullanılabilir. İmanın şartlarından olan hayır ve şer'in Allah'tan geldiğine inandık.
Bu başımıza tuğla düşmesi Allah'tan. Arabayla kaza yapmamız Allah'tan. Hastalanmamız Allah'tan. Kanser olmak Allah'tan. Ya da sağlığımızın yerinde olması Allah'tan. İşlerimizin yolunda gitmesi Allah'tan diye mi düşüneceğiz? Bunu biraz açıklar mısınız? Normalde hayır ve şer'i yaratan Allah'tır. Burada hayır ve şer'i, biz hayır ve şer'i Allah'tandır derken, hayır ve şer'i yaratan Allah'tır. Bunu şuna benzeyeyim. Bir yerde ateş yanıyor. Bildiğiniz kaynar kazan var orada. Bir yerde de mis kokusu, ne o? Gül kazanı var. İkisini de o kazanı kuran Allah. Her iki kazanı da kaynatan Allah. Sen ister ateş kazanına git, ister gül kazanına git. Hayır şer'i Allah'tan dediğimi bunu anlıyorum.
Yoksa bir kimse arabayla kaza yaptı. Kardeş sen normalde şoförlüğün kendisine getirmiş olduğu ölçüleri yerine getirirsen, Allah'ın izniyle kaza yapmazsın. Gelir sana birisi vurur mu? Gelir birisi sana vurur. O zaman dersin ki kendi kendisine, bu adamın bir hatası var. Ondan zarar tazmin edersin. İslam hukuk ondan zarar tazmin ettiriyor. Eğer dersek ki biz, ya bu Allah'tan, ondan sonra bu adamın suçu yok o zaman. Bu adamın kusuru yok o zaman. Neden ceza veriyor İslam ona madem Allah'tan? Hayırı da şer'i de yaratan Allah'tır. Bir kimse ister şer kazanına gider, ister hayır kazanına gider.
Ben böyle algılıyorum bunu. Ben biraz cüz-i iradeciyim ya. Cüz-i iradem de önde koşar ya benim. Ben cüz-i iradeciyim biraz. Cüz-i iradeyi dönemserim ben. Cüz-i iradeyi dönemsedimden dolayı derim ki ya. Adam geldi bana vurduysa, ben ona derim ki arabanın bakımını yaptırmadın mı? Frenine baktırmadın mı? Şoför ehliyetin düzgün değil. Veya yolda bir sıkıntı var, orada bir sıkıntı var. Bir şey de var. Onun bir sebebi var. Bu sebepten dolayı. İslam hukuku sebebine bakaraktan ona ceza veriyor. Kazayla yapsa dahi. O hukukun inceliklerini okusanız, ya bir kimsenin, ya ben kaza yaptım Allah'tan. Böyle bir şey yok.
İslam hukuku onun cezasını kesiyor. Kazayla adam öldürme. Kazayla bir kimsenin azasına zarar verme. Kazayla birisine bir sıkıntı yapma. Kazayla birinin malına zarar verme. Bunların hepsinin de tazmini var. Ya bu Allah'tan geldi ya, bu hiçbir şey yapmayalım. Öyle bir şey yok. Onu yaratan Allah ama onu talep eden sensin. Veyahut da karşıdaki kimse onu talep etti. Ben böyle anlıyorum, böyle algılıyorum. Ve kendimi de ona göre yaşamaya gayret ettiriyorum. Kişi rüyasında Peygamber Efendimiz'i görse ve Peygamber Efendimiz'i o kişiye bu meclisi kast ederek, o kapıyı terk etme, etmezsen düzelirsin dese kişi bu rüya üzerine yapması gereken ne olmalı?
Böyle. Buraya gelenleri okuyorum. Genelde sorusunun arkasını bilmediğimden de okudum. Bu noktada rüya tevil etmiyorum buradan kağıtta. Buradan okuyarak da. Çünkü bütün herkes bu sefer rüyasını getiriyor. Buraya yazıyor, koyuyor. Hepsini de tevil etmem gerekiyor. Allah'ım inşallah hayır versin. Alhamdulillah Rabbil alemin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.