Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 18 Mart 2016 · 56:40
Selamun aleyküm. Allah gecenizi ayıretsin inşâAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Kaldığımız yerden devam edeceğiz inşâAllah. Eşe ve aile fertlerine infak etmenin faziletileri. Ebu Hureyre radıyallahu anh hazretlerinden şöyle rivayet edildi. Bir gün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına hitap et, tasadduk ediniz buyurdu. Tasadduk etmek, fîse bilillah vermek. Bir kimsenin etrafına fîse bilillah vermesi. Ne veriyorsa versin, tasadduk. Ya Resulullah benim yanımda bir dinar var dedi birisi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona, onu kendine harca buyurdu.
Adam bir daha var dedi, onu zevcene harca dedi. Bir daha var dedi, ona da çocuğuna harca dedi. Bir daha var dedi, onu da hizmetçine harca dedi. Bir daha var dedi. Ona da cevap olarak dedi ki, onu kime harcaman gerektiğini sen daha iyi bilirsin. O zaman normalde ilk tasadduk kime? Bir kimsenin kendisine, kendi nefsine tasadduk ediyor. Bir kimsenin işte kendi iaşesini karşılaması, yemesi, içmesi, kıyafeti. Ardından kime? Ardından eşine harcayacak o kimse. Tasadduk ikincisi o kimsenin eşine. Eşinin yemesine, içmesine, giymesine, barınmasına. Üçüncü tasadduk çocuğuna, çocuklarına. Dördüncüsü o kimsenin diyor ki, sen onu kendin daha iyi bilirsin.
Etrafında kime ihtiyaç var, kime bu daha fazla lazım? Ona. O zaman bir kimsenin normalde tasadduk etme edebi adabı belli oldu. O kimse kendisine, çocuk eşine ve çocuklarından itibaren ne yapacak? Tasadduk edecek. Nebi sallallahu aleyhi ve selleme bir adam uğradı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ashabı onu görünce, onu böyle çok güçlü, kuvvetli gördüler. Çok güçlü, kuvvetli görünce, dediler ki, ya Resulallah bu adam Allah yolunda olsaydı keşke dediler. Hani bir kimsenin gücü kuvveti yerinde, gücü kuvveti yerinde olunca, sahabeler yani o Allah yolunda olsaydı bizimle beraber savaşırdı, mücadele ederdi, cenk ederdi.
Bizim kuvvetimize kuvvet katılırdı. Biz daha da kuvvetlenirdik. O manada söylüyor. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretler dedi ki, eğer küçük çocukları için çalışmaya çıkmış ise, Allah yolundadır. Ha bir kimse o zaman, normalde çocuklarının iaşesi için çalışıyorsa, Allah yolundadır. Ama bunu böyle bizim Türkiye'deki hani belli bir kesim vardır ya, çalışmak da ibadettir deyip, namazları, oruçları, zikirleri terk eden, çalışmak da ibadettir deyip, o kimsenin dini mücadelesini, dini hayatı öğrenmesini, dini hayatı yaşamasını terk eden bir kesim var ya, bunlardan onlar aklınıza gelmesin.
Öyle değil. Bir kimsenin farzları yerine getirmesi, Allah'a en sevgili gelen şey. Bu da ne? O kimse sabah namazını kılacak, öğlen namazının vaktine kadar, eşinin ve çocuklarının iaşesi için mücadele edecek, çalışacak. Öğlen namazını kılacak, öğlen namazından sonra da, işte iaşesini sağlaması için, çalışmak için mücadele edecek, gayret edecek. Öyle namazları terk etmek, namazı boş geçmek, namazı es geçmek değil. Eğer küçük çocukları için çalışmaya çıkmış ise, Allah yolundadır. İhtiyar, yaşlı anne ve babası için çalışmaya çıkmış ise, Allah yolundadır. Yine o kimse, yaşlı annesinin babasını geçindirmek. Bir erkeğin anne babasına bakması farz. Bir erkek evladın anne babasına bakması farz.
Bir erkek evladın anne babasına bakması farz. Kadınlar kocalarını bu konuda rahatsız etmeyecekler. Kadınlar kocalarına neden annene bakıyorsun? Neden babana bakıyorsun? Onlara bakmak mecburiyetinde misin? Annene bakmak zorunda mısın? Evet. Bir erkek evlat annesine, babasına bakmakla mükellef. İhtiyaçlarını gidermekle mükellef. O yüzden kadınlar asla kocalarını bu noktada rahatsız etmeyecekler. Namazdan men etmek gibi bir şey bu. Allah muhafaza eylesin. Anne babalar da çocuklar bize bakmakla mükellef deyip çocuklar bize bakmakla mükellef deyip çocuklarının arasında adaletsiz davranmayacak.
Çocuklar bana, erkek çocuk bana bakmakla mükellef nasıl olsa ama işte öbür tarafta da evli bir kız var ondan al ona devşir. Bunu yapmayacak. Bir erkek evlat annesine, babasına bakmakla mükellef. Kız kardeşine değil, damada değil veya diğer akrabalarına değil mükellef olduğu birinci derecede annesi babası. Anneler, babalar, erkek onlarla ilgilenen evlattan alıyorlar, diğer evlatlara yedireceğiz diye uğraşıyorlar.
Bu da zulüm. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir kimsenin anne babasının ihtiyacını karşılayabilmek için de çalışması Allah yolunda olduğunu gösteriyor. Hani başka bir ad-i şerif var ya sahabeden bir kimse cihada katılmak istiyor. Cihada katılmak isteyince Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki geride ne bıraktın? Gözü yaşlı anne ve babamı bıraktın diyor. Onların senden başka birileri var mı? Yok ya Resulallah diyor. Sen git annene babana diyor, itaat et, onların bakımını gözet. Annene babanı gözetmen, onlara itaat etmen, onlara bakman cihattır diyor. Öyle işte anneyi babayı bırak, tarikatta hizmet et. Anneyi babayı bırak, işte dergahta hizmet et.
Evet, bu nefsin aldatmacası. Allah yolunda terk etmen lazım annene babanı. Nerede gördün? Çocukları anne ve babalarından koparıyorlar. Hayır. Anne babaya bu noktada bir erkek çocuğun bakması, hizmet etmesi farz. Ve bununla iştigal etmesi o kimsenin Allah yolunda olduğuna delil, ibadet, cihad etmek gibi.
Hatta cihad etmek. Bakın, hatta cihad etmek. Çünkü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri cihadla eş değerde tuttu. Anne hasta olan, ihtiyacı olan anne babaya bakmayı. Devam ediyoruz. Anne ve baba için çalışıyorsa Allah yolundadır. Kendi ihtiyacını karşılamak için çalışmaya çıkmış ise yine Allah yolundadır. Demek ki bir kimse kendi ihtiyaçlarını da karşılamak için çalışması, çabalaması, gayret göstermesi, o kimsenin Allah yolunda olduğunu gösteriyor. Çünkü dinimiz bize dilenmeyi yasakladı. Bizim yolumuzda tembellik yok, çalışmamazlık yok, alan el olmak yok, birisine şey en illa demek yok. Bir kimse kendi iaşesini, kendi ihtiyacını karşılamak için de çalışması, o kimsenin Allah yolunda olduğunu gösteriyor.
Kimse nefsine uymayacak. Vay beni şeyhim seyahate çıkardı, bana şu kadar ver, ben sana dua ederim. Yok öyle bir şey. Herkes kendi işinde, kendi aşında, kendi eşinde söz sahibi olacak. Onlardan sorumlu elinin altındakilerden. Böyle son zamanlar yeni değişik şeyler çıkıyor. Bugüne kadar uygulamada olmayan, bugüne kadar Kur'an ve sünnet dairesinde hiç sahabenin dahi uygulamadığı, tabiinin uygulamadığı, teba-i tabinin uygulamadığı uygulamalar çıkıyor. Adam böyle çalışmıyor. Kim bakıyor ona? Dergah bakıyormuş ona. Kim bakıyor ona?
Cemaat bakıyormuş ona. Kim bakıyor ona? İşte tarikat bakıyormuş ona. Yok böyle bir şey. Dilencili din yapmışlar. Dilencili din yapmışlar. Vay dileniyor adam kapı kapı. Ramazanda zekata çıkmış adam. Bir de bunu sufilik adına yapıyorlar. Bir de bunu din adına yapıyorlar. Din adına. Dileniyor millet. Kurban dileniyor. Et dileniyor. Para dileniyor. Deri dileniyor. Adamdan iki deri almak için çırpınıyor. Taklatıyor önünde.
Bir kuzu budu almak için taklatıyor önünde. Mümin vakarlıdır. Takla attığın zaman o kimse karşında diyor ki Ahmet taklatıyor demiyor. Müslümanlar taklatıyor. Dervişler taklatıyor önünde. Dilenmek olmuş Allah muhafaza eylesin. Bunu kendilerine şiar etmişler.
Yol etmişler kendilerine. Dilene dilene okul yaptırıyorlar. Dilene dilene kurs yaptırıyorlar. Dileniyorlar resmen. Dilene dilene bir şey yapıyorlar. Ömürleri dilenmekle geçiyor. Ömürleri dilenmekle geçiyor. Hiç kimse de demiyor. Ya biz neden dileniyoruz ya? Neden dileniyoruz? Kimse demiyor. Allah muhafaza eylesin. Bir kimse kendi iaşesini kendisi sağlayacak. Çalışacak. Gayret edecek, mücadele edecek, koşacak. Olmuyor demeyecek.
Mücadele edecek. Bu kendi iaşesini sağlamak için çalışması, mücadele etmesi de ne? O kimse için Allah yolunda cihad etmesi. Tembellik yok, dilenmek yok. Allah muhafaza eylesin. Ama gösteriş ve övünmek için çıkmış ise şeytanın yolundadır. Burada da bir nefis terbiyesi var. Gösteriş için yapma. Övünmek için yapma. Aman ne kadar büyük işi var desinler. Övünmek için yapma. Aman çok zengin desinler diye yapma. Gösteriş için asla yapma. Yapma. Burada da ne? Nefis terbiyesi. Allah nefsini terbiye edenlerden eylesin. Amin.
Kişinin kendisine, çocuklarına, ailesine ve akrabalarına harcadığı kendisi için sadakadır. Bir kimse kendisine de harcasa neymiş? Sadakaymış. Bu ne demek? Birilerinin önünde, birilerinin önünde dilenci gibi durma. Kıyafetin temiz ve düzgün olsun. Birilerinin önünde böyle aç olduğunu hissettirme.
Git iki lokma bir şey yer. Hay bunun karnı açmış ya yedirelim demesin kimse sana. Kendine harca. Bu da ne? Bu da sadaka. Gücün var mı ayakkabı almaya? Vah! Altı delik ayakkabıyla dolaşma. Git bir tane kendine ayakkabı al. İsraf etme. Gücün var mı? Temiz ve düzgün giyinmeye? Evet. Git temiz ve düzgün giyin. Bir şey alırken dikkatli al. Kullanabileceğin şeyi al. Bir şey alırken gösterişe kaçma. Bir şey alırken havalara girme. Sana lazım olan al. Senin konumuna, durumuna uygun olan bir şey al. Erkekler ceket almış.
Örneğin işte kıpkırmızı sanatçıların giyeceği, türkücülerin giyeceği ceketi. Nerede giyeceksin onu? Alma. Git her zaman giyebileceğin bir renk seç. Patlıcan moru bir tane pantolon alma. Patlıcan gibi pırıl pırıl parlıyor. Alma. Nerede giyeceksin onu? İstanbul'da ne o meşhur tramvayın geçtiği yer? İstiklal Caddesi. İstiklal Caddesi'nde yaşıyor sanki. Alma. Kadın dükkandan, bu kayhandan aşağı doğru iniyor. O yokuş yerden. 14-15 pun topuklu ince, topuklu ayakkabıyla oradan yürüyeceğim diye uğraşıyor. Düşecek.
Alma. Ama giyme onu. O ayakkabının yeri orası değil. Ne israf ettin? Yok. Nerede ne giyeceğini? Kendisine ne lazım? Kendisinin bu noktada hayat standartı neyse, o hayat standartına göre hareket et. O hayat standartın senin. Neyse ona göre davran. Alışır işi ederken, kendine bir şey alırken, eşine çocuklarına bir şey alırken, dam üstünde saksağın gibi olmasın aldığın şey. Evin eşyası belli, evin eşyasına uygun bir eşya alırken, koltuklar dökülüyor, gitmiş bir tane kocaman televizyon almış eve. Yapma, yapma, git kendine göre, senin evinin büyüklüğüne, küçüklüğüne göre, kendi halinde bir televizyon al, koy oraya. Yok, gösterişe kaçacak.
Şatata şatafata kaçacak. Kendi halinden haberdar değil. Kendinizi analiz edin. Benim kazancım ne kadar? Ben nasıl bir evde oturuyorum? Benim ev eşyam nasıl? Yani sanki her gece masada oturulup, böyle lüks servisler oluyormuş gibi, git Karaca'dan bilmem 9 milyar lira yemek takımı al. Ondan sonra orada vitrinde dursun. Onları koyacak vitrinde yok evde. Paketli, yığılı koy oraya. Senede bir gün dahi yemeyecek. Ama onu gidiyor, 118 taksitle alıyor onu. Alma. Eşine bak, kendine bak, etrafına bak, haline, ahvaline bak. Git al bir tane bir tabak geç.
Yok, yemek takımı 9 milyar lira. Yok, kahvaltı takımı 4-5 milyar lira. Dam üstünde saksağın 15 lira gitti. 2 tane elinde yemek takımı var. Başka bir şey yok. Ertesi gün çorba içecek, Karaca'nın çorba kasesine bakıyor. Yıkarken düşüreceksin onu. Elinden kaydı, tıngırtak gitti. Kırıldı, takım bozuldu. O sana bakacak, sana ne bakacaksın sonra? Ondan sonra bir de dert başladı. Takım bozuldu, al bir tane eline, bütün Karaca bayilerini dolaş artık. Bundan bir tane çorba kasesi var mı? Getirttirebilir misiniz? Neden? 9 milyar çünkü. Bizim Erkut'ta 50 lira. Geldi mi Erkut? Kaç para Erkut'un yemek takımı?
24 parça 80 lira. 80'den başlıyor. Başlıyor gene şey, ucu açık yani. Kaça kadar? 200'e kadar çıkıyor. 80 ne 200 arasında? En pahalı 200 lira mı? En pahalısı 200 lira. En pahalısı 200 lira. Kaç, 6 kişilik mi? 6 kişilik tamam. Karaca'nın komple seti 10 liradan fazla mıdır? Fazladır. Bitti. Yok onu alacak adam. Ha demek ki biz harcama yaparken de kendimize göre harcama yapacağız. Konumumuza, durumumuza göre harcama yapacağız.
Bir, ekonomi. Paran olabilir. Paran vardır. Paran yoktur demiyorum. Ya sen her gün rugan ayakkabı giyebilir misin? Taşın toprağın içinde sen giyemezsin. Alma kardeşim onu. Her gün damatlık gibi dolaşıyor musun? Hayır. Alma. Millet şimdi evleniyor. Bir de onu yapıyorlar ya. Damatlık. Parlak, sireli mireli bir sürü elbise alıyor şimdi. Bir sefer giyiyor. İkincisi yok. Sen her ay evleniyor musun? Eee aldın asılıyor, duruyor orada. Git al bir tane takım elbise.
Ömür boyu giy. Ama yok. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde biz harcarken de ölçülü, seviyeli, standardı tutturaraktan, ihtiyacımızı görerekten, cebinizde varsa o plastikten geçirmeden, var ya plastik anladınız değil mi? Plastikten geçirmeden. Almayı ver. Alma. Yemeği ver. Geçen Cevdet'le gidiyoruz. Nerede Cevdet? Banka. Neyi güldüm yolda. Bir bankadan hesap açmak zorunda kalmış. Hesap açmış. Millet hesaba işte para havale ediyor diye. Bankadan buna bir tane bankamatik getirmişler.
Para çekmek için bir bankamatik kart. Kart getirmişler. Demişler ki istediğin zaman hesaptan çekersin. Eee şuraya demiş imza açacaksın. Yürü demiş. Ben bankayla alakalı hiçbir yere imza atmıyorum. Adamcağız yalvarıyormuş. Bu senin için kolaylık. Atmıyorum demiş. Bankayla alakalı. Ben de ne? Gıcıkmayın dedin sen. Ne demişin? Bankayla alakalı hiçbir yere imza atmıyorum demiş. İstemiyorum. Kart da geri gitmiş. Alma. Varsa cebinde al. Yok cebinde yok al. Allah'ın Allah'ın. Bu kadar. Bizi perişan ediyorlar.
Herkes borçlu. Kredi kartından. Herkes borçlu. Adam bir açıyor 6-7 tane kredi kartı. Sanki kocaman iş adamı. Ondan sonra ondan ona evireceğim. Ondan ona devireceğim. Ondan ona devireceğim. Ve uğraş dur işin gücün yoksa. Allah muhafaza eylesin. Amin. Her iyilik bir sadakadır. Her iyilik neymiş? Bir sadakaymış. O zaman biz iyilik yapmaya gayret ederiz. İyilik yelpazesini geniş tutalım. Her iyilik. Birisine yol tarif etmek. Sadakadır. Hani tebessüm etmek dahi sadakadır der ya başka bir adı şerifte. Tebessüm etmek dahi sadakadır. Bir kimseye yardımcı bulunmak. Bir kimseye yardımcı olmak. Bir kimseye yol göstermek.
Bir kimseye hayrı tavsiye etmek. Sabrı tavsiye etmek. Hep sadakadır. İyi ol. İyi düşün. İyi düşünmek dahi senin kendine sadakadır. İyi düşünüyorsun devamlı. Pozitif düşünüyorsun. Bugünkü dil öyle diyor ya bize. Aman pozitif düşünelim diyor. İyi düşünmek bu. İyi düşün. Hayır düşün. Güzellik düşün. Tatlılık düşün. Bu iyilik. Bu sadaka. Birinci derecede kendine. Sen iyi düşündükçe. İyilik düşündükçe. Sen iyi olacaksın. Sen iyi olacaksın. Sen kötü düşündükçe. Kötülük düşündükçe. Kötülük hakim olacak. Zulm ediyorsun kendine.
İman edenler. Kendi ellerinizle, kendi nefislerinize zulmetmeyiniz. Kötülük düşünme. Kendi kendine zulmediyorsun. Kötü düşünme. Kendi kendine zulmediyorsun. Düşünme. Düşünceni berraklaştır. Düşünceni iyileştir. Düşünceni güzelleştir. Düşünceni güzelleştir. Bu düşünceyi güzelleştirdikçe hem akla hem kalbe hep iyilik yayılacak. Hep iyilik frekansları kuvvetlenecek. O zaman kalbi aklında, normal aklında iyiliğe çalışacak. Güzelliğe çalışacak. İyi düşün. İyi düşünerekten iyilik bul.
İyi düşünerekten sevap kazan. İyi düşünerekten cihad et. İyi düşünerekten her daim zikir üzerine dur. Çünkü iyi düşünmek zikrullah aynı zamanda. O zaman biz her daim iyilik düşünenlerden olacağız. Her daim iyi düşünenlerden olacağız. Biz ne yapacağız? Hep iyilik düşüneceğiz. Çünkü her iyilik sadaka. Kendimizi iyiliğe vakfedeceğiz. Kötülüğe değil. Kendimizi iyiliğe ve iyilere vakfedeceğiz. Kötülüğe ve kötülere değil. Kendimizi Kur'an ve sünnet dairesinde yaşatacağız. Bu da böyle oluversin demeyeceğiz.
Hayır. Kendimizi disiplin edeceğiz. Allah bizi onlardan eylesin. Kişinin ailesi için harcadığı şey kendisi için bir sadaka yazılır. Demek ki ailenize harcadığınız şey sizin için sadaka yazıldı. Eve giderken bir tane ekmek aldınız gittiniz. Size sadaka yazıldı. Eve bir tane ekmek parası bıraktınız. Sadaka yazıldı. Evde küçük çocuğun var. Çocukların ihtiyacı için eve beş kuruş, on kuruş, gücün kadar bir şey bıraktınız. Sadaka yazıldı. Eşinin ihtiyaçlarını görmek için eşine belli bir harçlık verdin. Sadaka yazıldı. Hanım ben sana ayda yüz lira verebilirim. Al yüz lira sana. Sadaka yazıldı.
Allah onu bereketlendirir. Akılsız kadın da bereketlenmez. O gidip de o yüz lirayı kolaya yatırırsa Allah onu iyi etsin. Yüz lirayı buldum deyip de cigara alırsa Allah onu iyi etsin. ıslah etsin onu. O kadın da iyi düşünecek. Eşim bana yüz lira vermiş diyecek. Yüz lira. Küçük görme. Allah ona bereket verir. Bin liralık iş yaparsın onunla. Allah ona bereket verir. Allah onu bereketlendirir. Milletin bin liraya yaptığı işi sen yüz liraya yaparsın. O gitmiştir, o almıştır. Bin liraya mantı almıştır.
Sen aynı mantı, aynı kumaş, aynı desen bir başkası yerde yapmıştır onu. Merdiven altında onu yüz liraya alırsın. Evet. Ondan bereket bulursun. Azdan çok bereket bulursun. Öyle kendi kendine bu azdı, bu on liraydı, bu yirmi liraydı, bu otuz liraydı, bu elli liraydı diye düşünme. Cenab-ı Hakk'ın onun bereketlendirmesi için dua et. Allah'a yalvar. Cenab-ı Hak hepinizin azına çok bereketi versin. Amin. Evlerinize bereket ihsan eylesin. Amin. Eşlerinize bereket ihsan eylesin. Amin. Çoluğunuza, çocuğunuza bereket ihsan eylesin. Amin. İşinize, gücünüze, kazançlarınıza bereket ihsan eylesin. Amin. Ecmayın. Bereket kadar önemli bir şey yok çünkü. Hani hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bereket tabağın içerisinde kalan bir pirinçte mi yoksa tabaktan aşağı düşen bir pirinçte mi dedi.
Ha demek ki, bakın bir tek pirinç. O bir tek pirinçte bereket olabilir. O bir tek pirinci atma. Kadınlar, israf etmeyin. Bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hususi bir ikazı. İsraf etmeyin. Bir şeyi atmayın. Bir şeyi kokutmayın. Bir şeyi ekşitmeyin. Bir şeyi dökmeyin. Çöplerinizden insanlar doyar. Çöplerinizden çöp diye attıklarınızdan insanlar doyar. Yemeklerinizi açıkta bırakmayın. Kalmış, toparla onu, koy dolabına.
İsterse iki lokma kalsın. Dökme, atma. Ümmet helak oluyor bundan. Adamlar kazanıyorlar, kazanıyorlar, kazanıyorlar, getiriyorlar. Yetmiyor. Yetmez. Kokluyor. Atıyor. Ne yapma aldın? Pakette bir şey alma. Sebep? Paketini bozduğun anda bitirmen lazım. Bitirmedin, koktu. Alma kardeşim. Bangır bangır bağırıyoruz burada. Alma. Ama oradan, kavanozdan türlü alıyor. Görüyor musun marketten? Kendi kendime diyorum ki ya yazık.
Yazık. Kavanozdan türlü alıncaya kadar iki tane patates, iki tane et yemeği yapamıyor musun? Yemeği ver. Kışın göbeğinde türlü. Yok. İsraf diz boyu. İsraf diz boyu. Yetmiyor sana kimseye. Hiç kimseye hiçbir şey yetmiyor. Hiç kimseye hiçbir şeydi beğenmiyor zaten. Allah muhafaza eylesin. Amin. Kişinin ailesi için harcadığı her şey kendisi için sadaka yazılır. Kendisiyle ırzını koruduğu şey de yine onun için bir sadaka yazılır. Müminin infak ettiği şeyin karşılığını vermek Allah'a aittir.
Allah yüksek binalar ve günah işlerde harcananların dışındakilerin karşılığını vermeye üzerine almıştır. E kendisinin ırzını korumak ne demek neymiş kendisinin ırzını korumak için de harcadığı neymiş sadakaymış. Burada ırz olarak sakın namus olarak düşünmeyin. Bir kimsenin kendi haysiyetini, kendi şerefini koruması, muhafaza etmesi için kendisine harcaması da ne? Sadaka. O zaman sakın ha kendi haysiyetini, şerefini yere düşürecek noktada kendini tutma. Allah muhafaza eylesin. Sana laf getirecek bir noktada kendini tutma.
Millet yemek yiyor, yokluğundan değil o yememek için gayret gösteriyor. Cimri, girmiyor lokantaya birisinin yemek parasını veririm diye. Hayır, cimrilik yapma. Gir bir arkadaşının koluna, git sen de bir yerde bir yemek ye. Ye, yemiyor olabilirsin. Yanında arkadaşın varsa ona ikram etmek için ye. Arkadaşına ikram et. Arkadaşına ikram etmek, bütün peygamberlerin sünneti. Yanındakine ikram etmek, etrafındakilere ikram etmek, bütün peygamberlerin sünneti. Adem'den itibaren. O zaman o sünneti sen icra et, yerine getir.
Allah bizi onlardan eylesin. Allah'ın yardımı yapılan infak ölçüsüne göre gelir. Allah'ın yardımı infak ölçüsüne göre. Sen de on tane var, beşini verdin, yarısını infak ettin. Öbürkünde on tane var, o ikisini verdi. O onda iki infak etti. O zaman kim daha fazla infak ederse, Cenab-ı Hak da ona daha fazla veriyor. Kim daha fazla infak ederse, Allah da ona ne yapıyor? Daha fazla veriyor. Yine Allah tarafından sabır, bela ve müsibetler ölçüsüne gelir. O zaman Cenab-ı Hak sana da bir sabır ihsan ederken, senin başında bulunan belaya ve müsibete karşılık sabır veriliyor.
Bela ve musibet küçük ise, sana sabır da küçük veriliyor. Bela ve musibet büyükse, sana sabır da büyük olarak veriliyor. Başınızdaki bela ve müsibetlerin büyüklüğüne göre, Cenab-ı Hak'ın sana ihsan ve lütfunun büyüklüğü var. Sen bela, musibet Allah'tan dilemen, istemem. Ama senin başına bir bela, bir musibet gelirse, bil ki Allah lütfedecek, ikram edecek, ihsan edecek sana.
Cenab-ı Hak inşallah bizi onlardan eylesin. Kulun mizanına ilk önce konulacak olan şey, ailesine yaptığı infakın sevabıdır. Allah bizi ellerinin altındakilere infak edip, onlara iyi muamelede bulunan kullarından eylesin inşallah. Kerahat vaktinde yetiştiğim namazımı kılmalı mıyım, bir dahaki vakit kaza mı etmeliyim?
Akşam kerahat vaktine denk gelirse, kılınır. Çünkü akşam kerahat vaktinde ikindinin farzı kılınır. Hatta şöyle bir ibare vardır. Müezzinin minareye çıktığını görseniz de, ikindinin farzını kılın. Hatta müezzin akşam namazına başlamak üzereyken dahi, ikindinin farzını kıl. Hatta müezzin akşam namazının ezanını okumaya başlasa dahi, ikindinin farzını kıl. Sabah kerahat için güneş bir mızrak boyu yükseldiği zaman kılınacak. Ama biz kardeşlere diyoruz ki memuru var, amiri var, çalışanı var, vardiyalı olanı var filan pişman. Eğer bir daha kılamayacaksanız o namazı, Allah affetsin, o kerahat vaktinde de o namazı kılın.
Bir daha kılamayacaksanız. Teheccüh namazı saat kaçta kılınmalı? Teheccüh namazı öğlen, gündüz kaç? 12-20 geçe mi? 20 geçiyor mu daha mı fazla şimdi? Kaç? 23 geçe. Öğlen 25 geçe ezan okunuyor, 12'yi. Teheccüh namazı da 12-25 geçeden sonra kılınabilir.
Teheccüh olması için uyuyup uyanmak gerekir. Hiç uyumadan kılarsanız gece namazı olur, o da sünnet. Namazdayken de olmak üzere nefsim aklıma geride bıraktığım kötü anılarımı getiriyor. Ne yapmam gerekir? Hiçbir şey yapman gerekmez. Bunlar son çırpınışlar. Bir kimse namaz kılarken geçmişten yapmış olduğu kötülükler, yanlışlıklar böyle nefis onun önüne getiriyorsa, şeytan onu böyle önüne sunuyorsa, o son çırpınışlar o. Kurtuluş yakın. Tekrar seni alıkoymak istiyor, tekrar seni arkandan çekiyor böyle. Son çırpınışlarını yapıyor. Sakın aldatma kendini. Sakın şeytana kendini kandıttırma.
Devam et Allah'ın izniyle. Mis koku yerine parfüm kullansak olur mu güzel kokmak için? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dünyanızdan bana 3 şey sevdirildi. Güzel koku, iyi kadın, gözümün nuru da namazdır dedi. Erkeklerin güzel kokulanması sünnettendir. Kadınların da evlerinin içlerinde eşlerine kokulanmaları sünnettendir.
O zaman bu noktada güzel koku kullanabilir miyiz? Evet. Bunun adı ne oluyorsa olsun güzel koku olacak. Bir, ikincisi bazı kokuların içerisinde kalıcı alkol var ise, bu ne kokusu olursa olsun, kalıcı alkol, insan vücudunda 3 dirhemden fazla kalırsa, o zaman o kimsenin o vücudunda 3 dirhemden fazla necaset bulunduğu için namaz kılamaz.
E parfümden de 3 dirhem çıkmaz. Öyle söyleyeyim. Parfümden 3 dirhem çıkmaz. O parfüm dediğimiz pıs pıslar var ya, onlardan 3 dirhem çıkmaz. O yüzden normalde eğer 3 dirhemden fazla çıkıyorsa, caiz değil. Ve bu çıkan da kalıcı alkol ise, kalıcı alkol değil ise, söyleyecek bir laf yok. O kolonyanın hükmü de aynı. Kolonyanın üzerinde uçucu alkol var. O yüzden kolonya, normalde sorarlardı ya, kolonya abdesti bozar mı diye. Sanki kolonya vücuttan çıkıyor o kimsenin. Onun vücudu kolonya üretiyor sanki. Kolonya abdesti bozar mı diye soru dahi doğru değil. Yıllardır dinlerim ben bunu.
Kolonya abdesti bozar mı? Abdestin bir şeyi bozması için ilk önce genel olarak vücudundan bir şey çıkması lazım senin. Sanki vücudun onun kolonya üretme makinası. Sanki onun kulağından kolonya akıyor. Sanki onun işte ağzından kolonya kusuyor. Veya burnundan kolonya akıyor onun sanki de kolonya abdesti bozar mı diyor. Dese ki kolonyalı bir elbiseyle namaz kılınır mı buna ayrı hükmedilecek.
Hani bir avuç dolusu kusunca abdest bozuluyor ya. Sanki bu da onun gibi. Adam kolonya kusuyor sanki. Ama yok hala da soruyorlar enteresan. Kolonya abdesti bozar mı? Allah iyi etsin inşallah. Evet kim dua ederse bir kardeşin annesi için kardeş hatim yapmış. İnşallah duayı devşiren kardeş o hatmi de kardeşin annesine hediye etsin inşallah.
Haklarınızı elan. Üç dirhemin gramdaki karşılığı zannediyorum beş gramı falan tekabül ediyor. Bilen var mı? Üç nokta iki gram. Üç dirhem üç nokta iki gram mı? Bir dirhem. Evet efendim. Bir dirhem ne kadar? Üç nokta iki gram. Üç nokta iki gram. O zaman üç dirhem olunca ne oluyor? Yaklaşık on gram. On gram oluyor. Üzerinizde on gram eğer necaset var ise onunla namaz kılamazsınız. Anlaşıldı. Necaset necasettir neyse. Başka bir şey değil de olmayamam da. Tabii. Evet. Evet. Aslında çoğu da narap olmuyor.
Neyin? Aslında çoğu. Uç nokta altına da bu ya. Uç nokta yedi gram varsa karabı olur. Uç nokta üç varsa az ama az o yüzden kim de... İçmiyorsun kardeş. Yemiyorsun da. Yiyecek içecek bahsi değil. Namaz kılma. Bir kimsenin üzerinde veya namaz kılacağı yerdeki necaset miktarı. Yeme içme değil o. Kolonya içmiyorsun ya. Bu ayrı hukukiyle alakalı. Kendine bir şey aldığı zaman. Kendine istiyor. Anılmadan izin alabilir mi? Anlası gerekir mi? Veya bunun... Yusuf. Bekara hatun boşlamak kolaymış. Başımızda iş mi açacaksın? Değil.
Sadece işinin hayat standartını korumakla mükellef erkek. Tamam. Kendine... Onu da yediğinden yedirecek. Giydiğinden giydirecek. Ama erkek her gün dışarıdaysa, kadın da her gün dışarıdaysa... O zaman söyleyecek bir şey yok. Herkes ihtiyaçlarını görecek. Dediniz ya hani düğün de damat gibi bir tane elbise alıyor. Bir daha giymiyor falan. Normalde giyebiliyor bir elbise. Asla daha iyi olur. Hani benim gelinlik de sürekli aklıma takıyor. Yani gelinikinde bir yeri var mı? Veya gelinik yerine günün hayatta giyilebilir. Sen de bekarsın herhalde. Başına taş yağsın istiyorsun galiba. Damat diye laf söyledik. Sakin ol. Akıllı insanlar. Hanımlarla iyi geçinmeyi bilen insanlardır.
Anladın? Efendim? İstediklerini yapalım. Geçinmenin yolunu bulacaksın. Bu istediklerini yerine getirmek demek değil. Tamam. Geçinmenin yolunu bulacaksın. O adamın maharetine bağlı. Adam çok maharetliyse, kadını öyle bir noktaya getirip kadın gelinlikten nefret eder. görmek dahi istemiyorum der. Ne kadar banal bir şey der, çıkar işin içinden. Efendim? Evde televizyonun hükmü nedir? Televizyonun. E televizyona hükmü istersen buzdolabına da vereceğiz. Buzdolabında resim yok hocam, televizyonda var. Neden? Buzdolablarında da var şimdi. Yeni çıkarmışlar, haberin yok senin.
Hiçbir eşyanın bu noktada haramiyeti söz konusu olmaz. Kullandığın noktayla alakalı. Yani bıçakla adam öldürülüyor diye evde bıçak bulundurmayacağız mı? Televizyonun kumandası senin elinde. Eğer senin normalde hükmün kumandaya geçmiyorsa, o zaman söyleyecek lafım yok. Lafım yok. Evet. Görüyor desek ne anlayacaklar, görmüyor desek ne anlayacaklar? Ne dedim cevap? Tamam. Güzel cevap. Eğer her konuşan görürse o zaman Musa'nın da görmesi lazım.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri atmayı yasaklamış. Kullanabiliyorsanız kullanın. Kullanamıyorsanız kullanabilecek bir kimseye infak ediniz demiş. Atmak yok. Yani ben bu kazağı kullanmıyorum. Atıyorum yok. Onu kullanabilecek bir kimseye vereceksiniz. Evet. Kazak bu noktada işte deforme olmuş olabilir. Etrafınızda işte, işte kullanabilecek bir kimseye hediye edebilirsiniz. İşte kullanır adam. Örneğin işte biz şeyde, ne o ben, kendi mesleğimi yaparken, kaynaktı, demirdi derken, bize kıyafet dayanmıyordu. Çünkü kaynaktan bir kıvılcım sıçrıyor, yakıyor o pantolonu.
Veyahut kaynaktan bir kıvılcım sıçrıyor, gömleği yakıyor üstünde, delip geçiyor. Kıyafet dayanmıyordu. Yakup burada mı demirci Yakup? Şaban, Şaban'ı gördüydüm. Şaban neredesin? Şaban elbise dayanmıyor değil mi size? Ayakkabı bile dayanmıyor. Kaç numara giyen? 42. Dayanmaz. Normalde ne pantolon ne gömlek dayanmıyor değil mi? İş çamaşırına kadar, hatta o şeyden, canavardan çıkanlar yakar. Çünkü o kesimde kullanılırken, oradan o parça çıkarıyor çünkü. Dayanmaz. Mesela örnek, teşekkür ederim. Yani bu giyemiyor, bilirsin sen. Yani bu noktada rengi kaçmıştır, gerçekten deforme olmuştur, veyahut da senin işin, senin standartın uygun değildir ona.
Eyvallah. Kullanabilecek olan bir kimseye vereceksiniz. Atmak yok. Evet. Evet. Hani bazıdaki parasını, faizini, bir kadın, annesine verebilir mi? Verebilir. Baya bada yapmak için. Annesine ihtiyacı varsa, muhtaç sahibiyse, ihtiyaç sahibiyse, kadın diyorsun bak, erkek değil. Erkek, annesine bakmakla mükellef çünkü. Peki efendim, bu vakıda da olmaz para, yani faizi, herhangi bir, üç numara da verilir mi? Yemesine, üç numara da harcayabilir mi? Yani normalde, ihtiyacı olan bir kimseye, tasadduk edilebilir, sevap beklemeyecek ona. Darül Harp ile alakalı böyle. Darül İslam'da zaten yapamaz. Evet. İslam hukukuna göre, ceza, her ceza devletler için, İslam hukukunda, normalde bireyin, kendince, kendi, nefsini müdafaa ederken, kendi nefsi müdafasında, herhangi bir şey yapabilir, ama nefsinin müdafaa noktasında olması lazım.
Öbür türlü, hepsinde de devlet verir. Anarşi yoktur İslam'da. Bakın, hiç İslam'da anarşi yoktur. Altın borcunu, küsur altını tamamlamak, paylaş olur mu acaba? Altını, altınla ödeyecek o kimse. Mesela, 32,5 gram bir bilezik aldın. 32,5 gram bilezik götürecek ona. 33'e tamamlarsan, kendince, gönüllü olarak, şey yaptın, o hediye olmuş olur. Bunda bir beis yok. Karşıdaki kimse isteyemez ama. Yani senin borçlu olduğun kimse, alacaklı kimse, 32,5 gramın yerine, 33 gram isterse, aradaki fark faiz olur. Ama borçlu bir kimse, o normalde işte o, o kimse ona bir iyilik yapmış, tasadduk etmiş ona.
Ona bir, o da bir iyilikte bulunabilir, bir tasaddukta bulunabilir, hediye verebilir yani. Fâlemenlâhûn. Rabbil âlemîn. El Fâtiha mâhissalâvân.
Allah'u sallâvân. Âmîn. Eşvîn. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.