Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 25 Ekim 2020 · 1:41:20
O kuş, kendi cinsinden bir kuşun ötüşünü duyar, havadan uçup iner, tuzağı bulur, yaralanır. Aşağılık kişi de dervişlerin sözlerini çalar da, bir bönküşiye o afsunu okuyup üfürerek kandırmak ister. Erlerin işi apaydın oluştur, sıcaklıktır. Aşağılık kişilerin işi ise düzendir, utanmazlıktır. Aşağılık kişiler dilenmek için yünden arslan yaparlar.
Ebu Museylem'e Ahmet adını takarlar. Ebu Museylem'e'nin adı Kezzab olarak kaldı. Muhammed, Muhammed'e ise akıl sahibi, ilim-irfan sahibi dendi. O Allah şarabının mührü, o şarap küpünün kapağı halis, mistir. Adi şarap küpünün kapağı ise pis kokulu şeydir, azaptır. Kıymetli dostlar, bir kimse bir şeyi aldatacaksa, o aldatacak olduğu şeyin sevdiği bir şeyle tuzak kurar.
Bir gün bir belgeselde izlemiştim. O Karadenizliler şey tutuyorlar, atmaca. Atmacayı tutacak olanların ellerinde birer tane atmaca var. O atmacanın önüne de bir de ağ kuruyorlar, kendilerini de saklıyorlar. Atmacalar geçerken o atmacayı uçuruyorlar, bağıttırıyorlar. Ve havadaki atmaca, o bağıran dişinin sesine gelerekten atıyor kendini, ağın içine.
Erkek atmacayı dişi atmacayla aldatıyorlar. Ve erkek dişinin sesini biliyor. Dişinin sesini tanıyor. Dişinin sesini tanıdığından tuzağa düşüyor. Bir kimseyi sevdiği bir şeyle tuzağa düşürürsünüz. Bir kimseyi sevdiği yerden vurursunuz. Bir kimseyi sevdiği yerden zorlarsınız. Bir şey kıymetliyse, insanları o kıymetli şeyle aldatırsınız. O kıymetli şeyle insanları kandırırsınız. Bir Müslümanı Kur'an'la kandırırsınız. Hani seçilmiş Hazreti Ali radiyallahu anh hazretleri vardır, halife. İttifak etmiş aşere-i mübeşşere, Hazreti Ali Efendimiz'i seçmişler.
Ümmet, Hazreti Ali Efendimiz'in hilafeti getirmiş. Seçmiş onu. Seçilmiş ümmetin bir halifesi var. Buna karşı çıkan Muaviye ve Gürühü, Hazreti Ali Efendimiz'in adil olmadığını, hukuk sahibi olmadığını, adaletli davranmadığını, onun adaletsiz olduğunu savunaraktan başkaldırıyorlar. Hazreti Osman Efendimiz'in katillerini bulmadığını, Hazreti Osman Efendimiz'in katillerini koruduğunu ve Hazreti Osman Efendimiz'in şehit edilmesine, Hazreti Ali Efendimiz'in tabiri caizse öne ayak olduğunu, onun buna göz yomduğunu iddia ederekten kalkışıyorlar.
Her zalim, insanları kandıracak elinde bir şey bulundurur. Her aldatıcı, insanları aldatmak için insanların kıymetli gördüğü bir şeyle aldatır. Tarih boyunca insanlara adalet, hukuk deyince insanlar aldanırlar. Abdülhamid Han Hazretlerini din uğruna aşağı indirmişlerdir. Abdülhamid Han'ı aşağı indirenlerin içerisinde, bunları söylemek istemem ama, Bediüzzaman Said-i Nursa Hazretleri de vardır. Namık Kemal de vardır. Kimlerle ittifak etmişlerdir? Jön Türklerle. Dindarlar o gün için dini entelektüel sahibi olan insanlar, dinden uzak olan Jön Türklerle ittifak edip Abdülhamid Han'ı indirirler.
Abdülhamid Han'ı indirirlerken ellerindeki tez İslam'dır. İslam adına Abdülhamid Han tahttan indirilir. Ve Muaviye ve tarafları da İslam adına Hazreti Ali radıyallahu anh Hazretlerine karşıdır. Orada siz istediğiniz kadar hadis-i şerif okuyun. Ümmetin delalette toplanmaz deyin. Ümmet seçmiş Hazreti Ali Efendimiz'i. Ümmet Hazreti Ali Efendimiz'i seçmiş. Ümmetin seçtiği Hazreti Ali, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen Ali, Ümmetin tabi olduğu Ali, Allah'ın kılıcı aslanı denilen Ali. Ümmetin tabi olduğu Ali, Hazreti Fatıma'nın biricik kocası.
Ümmetin tabi olduğu Ali, Ahsab-ı Abadan, Ehlibeyt'ten. Ümmetin tabi olduğu Ali, Hasan ile Hüseyin'in babası. Radıyallahu anh Hazretleri. Cennet çocukları, cennet efendileri. Karşı çıkılan kimse bu. Dikkat edin. Ümmet ittifak edip onun arkasında duruyor. Bir şahsın arkasında ittifak edip insanlar onun arkasında duruyorsa, ona karşı çıkanlar bayidir, isyancıdır. O karşı duruş noktalarından dolayı küfür sahibidirler. Dikkat edin. Ümmetin seçtiği bir kimseyi siz alaşağı etmeye çalışırsanız küfür sahibisiniz.
Velev ki o kimse hatalı ve kusurlu olsa dahi, ümmetin başına zorla imam olmak caiz değildir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri der ki, siz istenmediğiniz yere imama olmayınız. Bu bütün devleti de için alır. Bu bir cemaati de için alır. Bir tarikat düşünün, o tarikatın başına zorla bir kimse şeyh olmaz. Olamaz. Birileri onu oraya zorla şeyh yapmaya kalkarlarsa, sünnet-i Resulullah'a haykırı davranmış olurlar. Ümmet delalette toplanmaz. Hadis-i Şerif. Ama aldatacak olanlar, zulmedecek olanlar, kandıracak olanlar, kıymetli bir şeyle sizi kandırırlar.
Sizden olan bir şeyle kandırırlar. Sizi Allah'la kandırırlar. Sizi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemle kandırırlar. Muaviye ve taraftarları ne yaptılar? Son nokta. Savaşı kaybediyorlar. Çıktılar, savaştılar. Savaştıklarında savaşı kaybederlerken, Hazreti Ömer Efendimizin Mısır komutanı, Amr bin As, oğlu Musa olması lazım.
İsim karıştırabilirim. Dedi ki Muaviye, Mısır savaşı sana galip getireyim mi? Seni buradan kurtarayım mı? Kurtar dedi. Ne istiyorsan vereceğim sana. Söyle dedi askerlerine. Hepsi de mızrakların ve kılıçlarının önüne, Kur'an sayfalarını taksınlar, Kur'an'ın bize hükmetmesini istiyoruz desinler dedi. Ertesi gün savaş meydanında Muaviye ve askerleri, Kur'an'ı Kerim'i bütün herkes musafları üzerinden çıkardılar, taktılar kılıçlarının ucuna, mızraklarının ucuna. Döneceğim, döneceğim bu meseleyi anlatacağım size. Bunu size anlatmıyorum aslında. Size anlatırken de başka yerlere de anlatıyorum. Taktılar Kur'an'ı Kerim'leri çıktılar savaş meydanına. Kur'an'ın bize hükmetmesini istiyoruz dediler. Kur'an'ın bize hükmetmesini istiyoruz dedikleri şahıs, ben ilmin şehriysem Ali'de kapısıdır dedikleri şahıs.
Bir kimsenin gözünü şeytan bürürse, o hiçbir doğruyu göremez. Bir kimsenin gözünü şeytan bürürse, o hiçbir hakikate aşina olamaz. O sabahtan akşama kadar La La İllallah Muhammeden Resulullah dese, ama gözünü şeytan bürüdüyse, şeytandan kurtulamıyorsa, o hakikati göremez. O yanında sonradan hariciye olan o kimseler, dediler ki, ya Ali biz bunlarla savaşmayız.
Neden? Bunlar Kur'an'ı Kerim'i getirdiler, Kur'an'ın hükmünü istiyorlar. Kur'an'dan hüküm çıkaracak olan yine insandır. Onu görmediler. Ve Hazreti Ali Efendimiz'in etrafındaki insanları, Kur'an'la aldattılar. Neyle aldandı o günün Müslümanları? Kur'an'la. Sizi aldatacak olan yine Kur'an'la aldatır. İhsan el açık ne çıkıyor, ne diyor? Kur'an'la aldatıyor. Diyor ki, zekat kırkta bir değildir. Ya ihtiyacınızdan fazlasını dağıtınız demiş diyor. Müslümanların, Türkiye'deki Müslümanların zenginleşmesini istemiyor. İhsan el açık şunu diyecek. Ey İslam ülkesinde duran Müslümanlar!
Hepiniz de mallarınızın kırkta birini zekat olarak dağıtacaksınız. Ey İslam ülkesini sömüren, kapitalist, dinsiz, ne olduğu belli olmayanlar! Eğer siz İslam ülkesinde yaşıyorsanız sizden zekat almayacağız ama sizden de farklı vergi alacağız. Dinin hükmü farklı, dinin hukuku farklı.
İhsan el açık çıksın, dinin gayrimüslimlerle alakalı vergi hukukunu anlatsın. Ey koç! Sen Müslüman mısın? Evet! Malının kırkta birini hesapla zekat olarak dağıt buraya. Ey Sabancı! Sen Müslüman mısın? Evet! Malının kırkta birini hesapla dağıt bakayım fakir fukaraya. Senin hesaplarını kontrol edeceğim. Var mı Türkiye'de bunu diyebilecek olan din alimi? Var mı bunu Türkiye'de diyecek olan Şeyh Efendi? Hey zenginler güruhu! Gelin bakayım Müslüman olanlar bu tarafa, Müslüman olmayanlar bu tarafa. Müslüman olanlar siz mallarınızın kırkta birini zekat olarak dağıtacaksınız.
Hepinizin hesaplarını, kitaplarını inceleyeceğim. Mal varlıklarını koyacağım hepinizin önüne. Hepsinde Müslümanların, kırkta bir Müslümanların bunda hakkı var. Hadi bakayım birinci derecede işçilerine başla. Kendisinin fabrikanın işçilerinden başla. Ya ben bunlara ev yapacağım. Yok hepsinde maaş bodrularını yatıracaksın. Ne yapacaksın adam ne yapıyorsa yapsın. Bu ikramiye mi ikramiye değil. Ya zekat bu. Gelin bakayım fabrikatörler. Hesaplayın bakayım malınızı. Bu parayı sen yerden toplamadın, bu işçilerin üzerinden para kazandın. Eee hesapla mal varlığını hesapladın ne kadar? İşte 100 trilyon harika. 2,5 trilyonunu bu fabrikadaki işçilere dağıt bakayım.
Gelin bakayım işçiler. Hesaplarınızı çıkarın bana bodrularınızı, hesap numaralarınızı. Hiçbirinin hesabında onlar da yalan söylemeyecekler. Adamın ne işi var 1 liraya çalışsın yoksa orada adam zekat verebilecek noktadaysa. Bunu söyleyecekse bunu da söyleyecekler. Bunu söyleyecek olan bir kimseye gideceğim. Sen hocam sensin diyeceğim. Şeyhim senmişsin diyeceğim. Ama bizi Kur'an'la aldatıyor. Ne yapıyor? Müslüman tüccarları, Müslüman fabrikatörleri, Müslüman iş adamlarının sermayelerini yok etmek istiyor. Kim kalacak Türkiye'de o zaman sermayedar? Gayrimüslimler kalacak. Dün olduğu gibi Müslümanlar paralarını dağıttılar. Para kimde kaldı Türkiye'de? Gayrimüslimlerde kaldı. Bankalarda kaldı.
Müslümanlar ihtiyaçtan fazlasını dağıttı. Harika. İyi. Kimde kaldı fabrika? Seni gidi Hinoğlu Hinseni. Seni gidi Hainseni. Seni gidi Ne üdü belirsiz seni. Bize Kur'an'la aldatacaksın bizi. Memleketin savcılarının dava aşması lazım ona. Neden?
Memleketin hiyerarşisini ve düzenini bozmaktan dolayı. Neden? Memleketin hukuk. Ondan sonra var ya Türkiye Cumhuriyeti demokratik layık hukuk devletidir. Sen demokratik layık hukuk devletinde nasıl böyle bir şey söylersin diyemeler lazım. Diyemez ki kimse. Ama o çıkar. Der ki ihtiyacınızdan fazlasını dağıtacaksınız. Dikkat edin. Oyunu görüyorsunuz mu? Dün Muaviye askerleri Muaviye askerleri ne yaptırdı? Kur'an'ı dedi. Şeyin arasına ne o? Mızraklarının ucuna asın çıkın dedi. Onlar dediler ki Kur'an'ın hükmetmesini istiyoruz biz. Şimdi o da çıktı. Dedi ki Kur'an böyle söylüyor. İhtiyacınızdan fazlasını dağıtınız. Böylece ne olmuş olacak? Bizi Kur'an'la aldatmaya çalışıyor.
Bizi Kur'an'la kandırıyor. Oradaki zekatla alakalı hadis şerifleri yok görüyor. Ve Türkiye'deki Müslümanların ekonomisini batırıyor. Komple. Bir iş adamı düşün 100 milyar sermayesi var. Dağıttı fazlaladı. Fazla bu bana dedi. Adam işçi kaldı. Dün tüccardı. Bugün işçi. Nerede çalışacak bu? Adamın fabrikası var. Yanında 500 kişi çalışıyor. 1000 kişi çalışıyor. Dağıttı fazlasını. Ertesi gün ne oldu adam? İşçi oldu. Kim alacak o fabrikayı? O fabrikayı alacak olan para kime ait olacak?
Kimse onun karşısına çıkıp bunu konuşmuyor. Gezicilerin de hoşuna gidiyor. İyi. Herkes dağıtacaksa önce koç başlasın dağıtmaya. Neyi varsa dağıtsın şu memlekete. Sabancı arkasından gelsin. Neleri varsa dağıtsınlar bu memlekete. Bu memleketten kazanmadılar mı? Herkes dağıtsın. Ona diyebiliyor mu? Ey koç hepsini de dağıt bu memlekete. Kime diyor? Elinde 3-5 kuruştan ticaret yapan, iş yapan Müslümanlara diyor. Neyle kandırıyorlar bizi? Kur'an'la. Bizi inandığımızla, inancımızla bizi kandırıyorlar. Bir bakıyorsun. Adam seni Allah ve Resulü'nle kandırıyor. Aldatıyor seni.
Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz demiş. İstiyor senden. Alıyor. İmiyor seni. Sömürüyor. Seni inancınla aldatıyor. Yapmadılar mı? Televizyon kuruyorsun. Ne için? İnananların bir televizyonu olsun. Harika. Ben o zaman şeyde, Yeni Gökçen'de iplikçilik yapıyorum. Harika kardeş, iyi, güzel. Dedim bir hisse veriyorsunuz mu? Adama bir şey veriyorsunuz mu? Yok dedi. Neden? Yani televizyon kuruluyor. Normalde televizyon olacak. Yarın öbür gün o televizyonu kuran kimseler bir tarafa devredelerse dedim.
Ne yapacağız biz? Öyle. Nasıl yani dedi. Toplayan adam. Basbayağı. Olmaz öyle şey. Ya nereden dedim garanti veriyorsun olmayacağını. Sahibi sen misin? Televizyon. Hayır. Eee. Olmayacağını nereden biliyorsun dedim. Ya olmaz. Ya olmaz. O oldu. Fox TV'ye satıldı. Oldu. TV yedi satıldı. Oldu. Bir tane daha televizyon el değiştirdi. Müslümanların parasıyla mı alındı? Evet.
Geri verdiniz mi paraları? Hayır. Bak geri verdiniz mi? Hayır. Nereden biliyorsun? Birisine ben verdim de o yüzden. O yüzden çok rahat konuşuyorum. Geri verdiniz mi Müslümanların parasını? Hayır. Ben kendi paramın peşinde olduğumdan değil. Ben dedim ki bunu veriyorum. Bunun böyle olmayacağını biliyorum. Sohbetlerde bunu söyleyeceğim sonra dedim. Al. Nasıl dedim. Basbaya dedim. Sen de dinleyeceksin dedim sonra. Beni takip et sen ona dedim. Sen beni takip et dedim. Bunu dinleyeceksin sonra benden dedim. Kızdı bana. Parayı aldı ama kızsa da. Çeki aldı benden.
Para değişin yalan olmasın. Çeki aldı benden. Ama dedim bunu böyle olduğunda dedim. Müslümanlar ne olacak? Evet. Önceden Müslümanlar vakıf kurmuşlar. O vakfa vermişler. Vakıf orada kalmış. Bak burası vakıfların. Burası belediyenin değil. Burası vakıfların. Kalmış vakıflarda. Allah rahmet eylesin. Biz Nevşehir'de bir cami yapımına. Şeyh Efendi ön ayak oldu. Böyle herkes koşturdu. Cami yapıldı. Nerede şimdi? Diyanette. Diyanette. Yani satılmadı. Diyanete devredildi. Meydanda. Şahsın üzerine oldu.
Öldü. Adam. Öldü. Adama diyorum ki ya öldü adam. Yani kalacak değil ya. Çocukları dedi ki babamın parasıyla alındı burası. Dese ne yapacaksın? Demezler. Dedi ne yapacaksın? Müslümanları dinleriyle aldatıyorlar. Müslümanları tarikatlarıyla aldatıyorlar. Müslümanları şeyhleriyle aldatıyorlar. Müslümanları hocalarıyla aldatıyorlar. Evet. Nice şeyh var ortalıkta dolaşan. Aldatmak için. Nice hoca efendi var ortalıkta aldatmak için. Evet. Ben birisi din için bir şey istiyor mu şüphe ediyorum ondan. Neden? Ayeti kerimeye ters sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ben bakıyorum arkadan.
Ücret istiyor mu? Ücret istiyor. Ya kendine istemiyormuş. Ya kardeş kime istiyorsa istiyor. İstiyor mu? İstiyor. Diyorum ki ya Mustafa Özbağ. Bunun kokusu bir gün çıkar. Bekle. Zikullahın ücreti mi var? Yok gel kardeş sabahtan akşama kadar Allah be. Para pulu istemiyoruz. Hiçbir şey istemiyoruz senden. Aman getirmeyin de. Aman. Geçen gün birisi diyor ki ya hocam işte yardım edelim. Aman kardeşim biz hiçbir şey istemiyoruz dedim ben. E çay getiririm ha götürün çay ocağına verin dedim. Bizi ilgilendirmiyor. E buraya dükkanı. Aman dedim sakın ha. Bakın inanıyorum o buraya. Normalde. Hatta dedim ki git söyle. De ki dedim ben.
Mustafa Özbağ gönderdi. Alsınlar senin çayını. Bana da haber versinler dedim. Hiç haber veren yok. O getirmedi buraya çayı. O çünkü kendisini kıymetli edecek benim yanıma gelerekten. Deyecek ki ben Mustafa hocanın yanına gittim. On kiloda çay götürdüm. On kiloda şeker götürdüm. Oraya bıraktım. Kıymetlenecek o. Ben dedim sakın ha. Götür tekkeye ver. Seslenin bakayım. Bir hafta on gün içerisinde tekkeye on kilo çay on kilo şeker getiren olmuş mu? Götür dedim tekkeye. Gelmemiş değil mi? Tabi. Gelmez. O kendisini kıymetlendirecek benim yanımda. Tabi. Vardır öyle.
Böyle yutucular vardır. Sen bir para verirsin seni şeyhi ile görüştürürler. En çok para veren en fazla şeyh efendi ile o görüşür. En çok para veren işte filanca x hoca efendi ile o görüşür. Parayı verirsen gidersin. Şeyh ile de görüşürsün. Hocayla da görüşürsün. Herkesle görüşürsün. Eğer para vermiyorsan sen kimseyle görüşemezsin. Ayet-i kerime. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ayet-i kerime. Allah'ım ne muhteşem bir din. Ne muhteşem bir din. Ne muhteşem bir din. Ne muhteşem bir Kur'an. Ne muhteşem bir Muhammed-i Mustafa. Ne muhteşem. Sizden istemeyenlerin peşine gidiniz.
Harika. Ya istiyor. Bırak kardeşim. Bırak. Ya cami olacakmışsın. Ulan sen cami yapmak için mi çıktın meydana. Bırak. Adam yaptıracaksa çıksın. Yaptırsın. Ya cami lazım. Lazımsa Müslümanlar yapsın. Herkes getirsin bir tuğla koysun. Baksın ağa cami yapıyorlar. Bir tuğla koydum ben buraya desin. Yok. Onun da yolunu bulmuşlar. Ne? Dernek karar alıyor. Yüzde otuz üçe kadar yaptırma yaşatma dernekleri bilmem neleri içinden toplayandan alabiliyor. Bir karar çıkarıyorlar. İşte toplayanlar yüzde otuz üçüne parasını alacak. Adam günlük yüz lira para topladı mı otuz üç lirasını cebine alacak. Nereye verdin sen parayı? Cami yaptırma derneğine.
Ben böyle söyleyince bana da mail atacaklar. Hocam sen yardım toplayanlara cami yaptıranlara böyle karşı mı çıkıyorsun? Ben kimseye karşı çıkmıyorum. Sen camiye demir mi alacaksın? Git demiri al caminin önüne yık kardeşim oraya. Al. Ne alacaksın? Sen beton alacaksın. Git caminin önüne betonu yık oraya. Yap. Ya benim yüz liram var. Git yüz liralık beş torba çumantalı koy kardeşim oraya. Cami yapılıyor ya memlekette. Cami yapılıyor. Eyvallah. Bolu'da bir cami biliyorum ben. On yıl boyunca bitmedi. Yazdım oraya ben. Dedim seneye bunlar gene gelecekler. Adını yazdım. Bilmem ne köyünün yaptırma camisi. Reyhan'da dükkanım var. Orada durdum müddetçe. Her sene geldiler.
Biz Bolu'dan geliyoruz diyor. Orada notta yazıyor. Filanca cami mi? Evet diyor. Geçen senede gelmişlerdi diyor. Bitmedi mi daha cami diyorum ben. Tamam. Bitecek inşallah diyor. Su basmanına çıktınız mı diyorum ben. Yani çıkacağız diyor. Sonradan öğrendim. Dört tane oraya taş çevirmişler. O köyü komple o camiden geçiriyormuş. Bir dernekleri var. Dernekten herkes para toplama yetkisi alıyor. Yüzde otuz üç onun toplayan toplayabildiği yere kadar. Makbuzu kesiyor ne olacak ki? Makbuzun bir kibrit çak makbuz da kalmasın orta yerde. Makbuzun doğru olduğunu nereden biliyorsun ki? Zaten git matbaada bastır makbuzu çık yola. Bitti.
Öğrendim sonra hısisi. Taşları çevirmişler. Bir tane de tabela asmışlar oraya. İşte bilmem ne köyü cami yaptırma derneği yardımlarınızı bekleriz diye. Öğrendim. O köy komple oradan geçiniyormuş. Bunlar kış gelince yayılıyorlar bütün Türkiye'ye. Dükkan dükkan ellerinde makbuz. Ellerinde makbuz. E bunu bu tarikatlar, cemaatler hepsi de yapıyor bunu zaten. Herkesin elinde makbuz. Ramazan gelmeye görsün. Kurban gelmeye görsün. Herkes etleri toplamaya çıkıyor. Ya işte herkes hizmet ediyor. Harika. Bizim arkadaşlar da dedilerdi daha önce. İşte biz bir yurt yapalım. Ben dilenemem dedim.
Sessizlik hakim oldu. Dediler Kur'an kursu yapalım. Ben dilenemem dedim. Ben isteyemem bir şey dedim. Bizim adımız büyük olur dedim. Yok. Ya yapalım. Kardeşler bizim adımız büyük olur. Ben isteyemem, dilenemem ben dedim. Allah muhafaza eylesin. Amin. Ondan aldatıyorlar insanları. Aşağılık kişi de dervişlerin sözlerini çalar da bir ben kişiye o apsunu okuyup üfürerek kandırmak ister. Dervişlerin de aşağılıkları vardır. O derviş suretindedir. Derviş siretinde değil. Yani sureten derviş. İçi derviş değil. Sureten derviş olanlar dervişlik sözleriyle kandırırlar insanları.
O çok ağır sufidir. O ne haller görüyordur. Onu hani vardır ya ne doktorlar mühendisler istedi gitmedi. O da öyledir. Nice şeyhler onu istemiştir. Nice şeyhler onu çağırmıştır. Nice şeyhler onu beklemiştir. O baba derviştir. Ona o şemsini bekliyordur. Bir de o var ya. O Mevlana şemsini bekliyor. Biz de şemsimizi bekliyoruz. Maşallah. Hayırlı olsun Mevlana'lı. Nasıl? E şemsini bekleyen Mevlana'ydı. Mevlana da ne beklediğini bilmiyordu dedim ben. O şemsini beklediğini bilmiyordu. Ya o bu noktada o esnada amaydı. Görmüyordu. Şems onun gözünü açtı.
Gören kimdi? Şemsti. Kör olan kimdi? Mevlana'ydı. Kaldı. Ağır sufi amcam. Körlerdensin demek dedi. E öyle. Doğru söylüyorsun dedim. Sana bir şems gerek. Ama dedim bir şemsin rüyasına gireceksin ki dedim. Gelecek sana bakacak. Diyecek ki dedim ben. Bunun içinde altın madeni var ama o madenin üzerine bir cüruflar kaplamış. Geleyim de diyecek şu cürufları temizleyeyim bu altın madeni meydana çıksın. Eğer kendini böyle görüyorsan yine kibirlisin dedim. Gönlünde zerrince kibir bundan asla cennete giremez. Ya ne yaptın bizi kafir mi ettin dedi. Yok abi kafir etmedim dedim.
Şemsini bekliyorsan kibir hali var sende. Aramayacak arkadaş. Öğrenmiş bir iki tane beyazitten söz. Hallâc-ı Mansûr'dan söz. Ha meşurdur ya. Enel hak dedi. Mana nedir? Söyle bakalım. Ha sen söyleyeceksin. Sence ne? Söyle bakayım. Nasıl? Basbayağı. Arkadaş baba derviş ya seni ölçecek. Arkadaş baba sufi ya seni ölçecek. Dedim manayı söyleyeceğine şu duvarın arkasında ne var onu söyle bana da. Senden alacağım alayım gideyim dedim ben. Ya aa dedim yok öyle şey. Yok öyle şey. Kalıyor. Onlar da neyle aldatırlar?
Sufi sözüyle. Onlar neyle aldatırlar? Sarıkla. Onlar neyle aldatırlar? Takkeyle. Onlar neyle aldatırlar? Sikkeyle. Onlar neyle aldatırlar? Cübbeyle. Onlar neyle aldatırlar? Tennureyle. Sema kıyafetiyle. Onlar neyle anlatırlar? Neyle. Neyle aldatırlar? Güdüm ile. Onlardan baba semazen yoktur. Onlardan baba şeyh yoktur. Ne kadar program? 35 milyar. Kaç para? Kaç para? Onlar da ondan aldatırlar. Aldatırlar. Kimisi dervişliğin kıyafetini giyer aldatır. Aldatır. 3-5 söz öğrenir. Aldatır.
Şeyh efendinin yanında fotoğraf da çıkar. Aldatır. Sen dersin ki ya şeyhin yanında adam ya. Lan kalma. Onun yanına kim gitse fotoğraf çektirir o. Ben şeyh değilim de kim gelse bir fotoğraf çekilir. Çekil. Bir fotoğraf çekil. Cennette yer kazanacağım. Düşme yalnız. Neden? Ya ben fukaranın tekiyim. Öbür tarafta der evlenecek ya. Ben şeyh efendinin has tervişiyim. Aman hiç has terviş yok bende. Ben has olamamışım. O nereden has olacak? Haydi. Ortalık alabora. Ne oldu? Efendim senin yanındaydı. Ya kızım, kardeşim. Benim yanıma herkes geliyor. Benim yanıma gelmeyen mi var? He fotoğrafta ben face de gördüm sizden yan yana. O da kandırılmayı bekliyor ya zaten.
Allah bizi affetsin. Kandırırlar. Dervişlik kıyafetiyle kandırırlar. Dervişlik sözüyle kandırırlar. Sireti derviş olacak. İçi derviş olacak. İçi derviş olan da edep olur. İçi derviş olan aldatmayı, kandırmayı düşünmez. Hatta öyle algılanacak diye kaçar. Adam söylemez dahi onu. Ben Şeyh Efendi'nin yanındayım diye. Ona deseler ki canında mısın diye ne diyeceksin? Bana soruyorlar. Herkes bizim yanımızda. Hiç kimse canındaki kim diye sormuyor bana. Bundan sonra da sormayın zaten. Kopya çekmiş olursunuz. Herkes yanımızda. Aldatacak ya. Aldanma.
Aldanma. Ne dedi hadis-i şerifte? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Kişinin kıldığı, namaz tuttuğu oruç sizi kandırmasın. Onun muamelesine bakın siz. Onun muamelesi doğru mu? Ona bakın. Onun muamelesi uygunsa, Onun edebi yerindeyse harika. Bugün gündüz anlattım biraz. Bir mevzu oldu da. Hani gelmiş ya dervişin birisi. Hz. Mevlana'ya demiş ki. Efendim demiş. Ne olursunuz. Bir tek eksiğim kaldı. Ne kaldı evladım demiş. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kuşağı nasıldı demiş. Her şeyin bir tamamı benim şimdi demiş. Benzeme noktasında. Bir tek kuşağı nasıl kuşak sarardı?
Kuşak sarar mıydı beline? Ona dönmüş. Demiş sen kuşağı da sararsan tam Ebu Cehil'e benzersin. Kalmış. Demiş ki Ebu Cehil'in kıyafetiyle onun kıyafetinin arasında bir fark yoktu. Dikkat edin hikmete bakın. Kıyafetin içindeki demiş önemli olan. Sen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine benzemek istiyorsan. Sireten yani iç olarak ona benzet. O güzel ahlak. O ince ede. O dilinden bal akmak. O gözünü harama çevirmemek. O elini harama uzatmamak. O ayağına harama gitmemek. O hiç kimseyi incitmemek. Kalp kırmamak. O haksızlık etmemek. Zulmetmemek. O hava atmamak.
Şataat yok. Şatafat yok. Kibirlilik yok. Ben biliyorum yok. Kulluk var. Kulluk. Sen kulluk yap. Sen kıyafetinle e***ları aldatma. Aldatma. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol demiş ya. Yapmadıklarının tavsiye edicilerden olma demiş ya. O zaman insanlar neyle aldatırlar sizi? İnandıklarınızla. Şeyhinizle aldatırlar. Derler ki şöyle emretmiş. İnanma. Benim ağzımdan duy. İnanma. İnanma. Kandırırlar. Kanma. Birisine geçenlerde şimdi buradan da cevabı alacak olanlar alacak. Bana mesaj göndermiş bir kardeş.
Birisi geldi. Dedim mehir bütün kadınların hakkı. Konuştuysanız dedim alacaksın mehirini dedim. Konuştun mu hatırlamıyorum dedi. Hatırlamıyorsan dedim başka bir hukuk girer. Ne dedi? Dedim konuşulmadıysa bir koyun parasıdır mehir dedim. O bilmem ne kadar altın bilmem ne kadar köstek demiş benim mehirim demiş. Dolaylı olarak bana da haber geldi. Bak nasıl aldatıyorlar insanları. Ben öyle demedim. Kadın mehir. Kadının hakkı mı? Evet. Birisi gelse kadının birisi benim mehir hakkı mı? Hakkın. Ne kadar? İstediğin kadar iste. Evlenirken. Evlendik istedin mi? Bilmiyorum hatırlamıyorum. O zaman bir koyun miktarı.
Dinin kestiği mehir bu. Dinin kestiği mehir bu. Konuşulmadı bir koyun miktarı. Konuşuldu konuşuldun al. Yeni evleniyorsun. İstersen 10 kilo altın iste. De ki benimle evlenmek istiyorsun beyefendi. Evet. Benim mehirim 10 kilo. Ondan sonra görüşelim seninle. Söyle. Ya da konuş. Konuş. Adamla 3 sefer konuştun. Baktın adam sünepenin teki. Bu adamla evlenirsen ömür boyu problem yaşayacaksın. Ben 20 kilo altınla evlenirim seninle. Betti. Bu kadar basit. Adam 20 kilo altını getirirse sen evlen. Hiç hayır demeyin kızlar.
Ya edeb olsun diye diyorlar ki biz evlenmeyi düşünmüyoruz. Ne düşünmüyoruz diyorsunuz günaha giriyorsunuz. Evlenmeyi düşünüyoruz ama ben seninle 50 kilo altınla evlenirim. 50 kilo altını mehir olarak getir evleneyim. Harika. Öbürküne ben mehir vereyim dediğinde çıkabilir mi? Çıkar. Hazreti Hatice validemiz bütün mal varlığını verdi. Adam var adamcık var. Adam var mal varlığını teslim edersin. Adam var mal varlığını alsan yine yetmez. Onun adına adamcık diyelim bizde. Yani adam değil demeyelim. Kimseye hakaret etmeyelim. Bunun gibi. Erlerin işi apaydın oluştur, sıcaklıktır. Aşağılık kişilerin işi ise düzendir, utanmazlıktır. Erlerin işi, velilerin işi, peygamberlerin işi, dop doğru dümdüzgün giden insanların işi apaydınlıktır.
Hele saklı gizli bir şey yoktur. Aydınlık. İslam'da mesaj açıktır. İslam'da yapılan şeyler açıktır. Açık. Saklı gizli, ovır zıvır olmaz. Din açıktır. Dini hayat yaşamak açıktır. Bu fakir 26 yıldan beri dinin içerisinde 26 yıldan beri sohbet ettiğim yerin, zikrullah yaptığım yerin kapısı kapanmamıştır benim. Basılırsak basılmışızdır. Götürüldüysek götürülmüşüzdür. Meydandadır 26 yıldan beri. Ben İzmir Bayındır'da ilk zikrullahı camide yaptık biz. Camide. Evde bizim zikrullah olduğunu cümle alem bütün bayındır biliyordu. Karakolu en baştan biliyordu. Ben şeyhe intisap ettim bütün bayındır biliyordu.
Bütün akrabalar biliyordu. Saklı gizli yoktur. Erlerin işi apaydınlıktır. Kur'an ve sünnet meydanda apaydınlık. Kur'an ve sünnet anlatırsın apaydınlık. Din bu kardeşim. Götürülecekmişsin götürülürsün. Dövülecekmişsin dövülürsün. Mahkemeye verilecekmişsin verilirsin. Kovulacakmışsın kovulursun. Din apaydınlıktır. Dinin saklı gizli bir şey yoktur. Ne o gizli ilimlermiş. Ne gizli ilmi kardeşim. Kur'an belli, sünnet belli. Nereden çıkardın gizli ilmi sen? Belli. Din bu. Apaydınlıktır yol.
Saklı gizli kurullar oluşturmak. Saklı gizli platformlar oluşturmak. Karanlık mahvezler. Karanlık bölgeler oluşturmak yok dinde. Apaydınlıktır. Aman burada kimse duymasın. Yok öyle bir şey. Duysun herkes. Biz yıllardan beri her perşembe zikrullah alakasını kurar. Allah'ı zikrederiz. Cehri. Şehrin göbende, bağıra çağıra nasıl olacaksa. Saklımız gizlimiz yok. Allah'tan korkarız. Başka korkacağımız bir şey de yok. Yasak ettiler. Sürüldük. Evlerde toplandık. Orada burada toplandık. Toplandık. Herkes biliyor. Şeyh Efendi'ye şikayet ediler. Basılırız ayrıldılar.
Ayrılın kardeşim. Parasını bulunduğu düşünen insan ayrılsın. Biz zikrullah yapmaya devam edeceğiz. Üç kişide kalsak devam edeceğiz. Devam ettik biz. Kimi kuyumcu dükkanını düşündü. Kimisi çekini senedini tekstilini düşündü. Kimisi memurluğunu amirliğini düşündü. Hakkı. Hiç kızmadın kimseye. Herkesin hakkı. Herkes istediği zaman gider, istediği zaman gelir. Gidersin çıkamazsın. Yok öyle bir şey. İsteyen zikrullah gelir. İstemeyen gelmez kardeşim. Bu kadar basit. Başka yerde ders yapalım biz. Yavaş yavaş yapalım. Yap kardeşim nerede istiyorsun yap. Şeyh Efendi Nevşehir'deydi o zaman. Gidin Nevşehir'den Şeyh Efendi'ye söyleyin. İstediğiniz yerde yavaş yavaş yapın siz. Ya biz gene aynı şekilde yapacağız.
Biz cehri Allah Allah dedik mi yar gök inlemeli bizim. Yoksa içimiz sükuna ermez bizim. Şeyh Efendi'ye demişler ki bizim çeklerimizi Mustafa abi mi ödeyecek. Doğru söylüyorsunuz dedim. Şeyh Efendi dedi oğlum böyle diyorlar. Doğru söylüyorlar efendim dedi. Ben onların çeklerini ödeyecek değilim. Gelmesinler. Onlar olmazsa oğlum dedi. Ayrı toplanacaklarmış dedi. Siz bilirsiniz efendim dedim. Ayrı toplansınlar. Biz devam ettik. 28 Şubat'ta da devam ettik. Apaydınlıktır o yol. Hiç peygamberin gizli saklayış yaptığını gördünüz mü? Hz. Peygamber peygamberliğini sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sakladı mı? Hz. Peygamber Kur'an'ı sakladı mı müşriklerin önünde?
Kur'an ayetleri gelince Kur'an ayetlerini açıklamadı mı? Kendisini de mi gizledi? Tebliğ etmedi mi? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekkeli müşriklerin o zulmünün altında dahi dinine haykırmadı mı? Benim anladığım bu. Onlar da basılmadılar mı? Kur'an-ı Kerim okunulan yerlere basılmadılar mı? Evlerini basmadılar mı? Onları tehdit etmediler mi? Din apaçıktır. Peygamberlerin yolu apaçıktır. Gerçek velilerin işleri apaçıktır. Gerçek müminlerin işi apaçıktır. Karanlık gizli bir şey yoktur. Şüpheli bir şey yoktur. Apaçıktır.
Söylenen söz apaçıktır. Orada başka türlü konuşmak burada başka türlü konuşmak yoktur. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden böyle bir şey yok. Orada başka türlü burada başka türlü yok. Mekke'de inen ayetler bellidir. Mekke'de inen ayetlerin hepsinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tebliğ etmiştir. Bu ayeti tebliğ etmedim dedi. Bir tane ayeti kerime yoktur. Nereden çıkarıyorsunuz saklı gizli, dalevereli işleri? Yok. Din apaçıktır. Yedim yedim, yedim yedim, içtim içtim, içtin içtin. Aldım aldım sattım sattım. Apaçıktır. O zaman din ve dindarlar apaçık olmalı. Dinle alakalı.
Adamın ticareti bana ne? Adamın evi bana ne ya? Onlar mahremi beni ilgilendirmez. Kimseyi ilgilendirmez. Din apaçık. Burada apaçık konuşuyorum. Saklım gizlim yok. Hatta ben arkadaşlara dedim ki alın kayda yayınlayın dedim internette. Saklımız gizlimiz yok bizim. Bizim gizli bir bahçemiz beynimizin gerisinde gizli bir şey yok. Meydanda bakın kapı bahçe açık. İsteyen oturur isteyen çeker gider. İsteyen semayı izler, zikrullahı izler. İsteyen izlemez. Hiç bu kadar basit. Apaçık olacak din. Sen dinle alakalı bir iş yapıyorsan apaçık olacak. Apaçık. Bir şeyde açıklık yok dinle alakalı. Uzaktır orada. Orada şeytan galip. Medine-i Münevvere'de apaçıktı din.
Saklı gizli yok düşman geliyor düşman geliyor. Savaşalım savaşalım. İstişare ettiler. Apaçık hendek kazalım hendek kazdılar. Apaçık. Dinin hangi hükmü apaçık değil. Sen din mi anlatıyorsun? Apaçık kardeş. Bak gidin okuyun. Hz. Ali Efendimiz Radıyallahu anh Hazretleri ile Muaviye'nin arasındaki meseleyi. Apaçık. Saklı gizli yok. Muaviye'nin askerleri, Muaviye'nin emriyle Kur'an-ı Kerim sayfalarını, kılıçlarının, mızraklarının uçlarına taktılar mı? Evet. Kur'an'ın hükmünü istiyoruz dediler mi? Evet. Karşı çıkmalarının sebebi neydi? Adaletti istedikleri.
Hukuk yok dediler. Meydanda. Abdülhamid Han'ın devrilmesi meydanda mı? Meydanda. Şimdi de Müslümanları ne yapıyorlar? Kur'an'la aldatmaya çalışıyorlar. Meydanda. Dinle aldatmaya çalışıyorlar. Meydanda. Meydanda. Gözünüzün önünde oluyor. Dervişleri tarikatları, dervişlikle tarikatla aldatmak istiyorlar. Meydanda. Aldatmaları meydanda. O zaman biz Müslümanlar aldanmayacağız. Biz Müslümanlar Kur'an ve sünneti iyi öğreneceğiz. Biz Müslümanlar bileceğiz neyin ne olduğunu.
Bileceğiz. Dinde boşluk yok. Hiçbir şey de. Geçen gün bir arkadaşa söyledim. Dedim imam, imam seçmeye hakkın var senin. İmamı dahi seçeceksin. İmam. Hangi imamın arkasında namaz kılacağını seçeceksin. Bu hakkın var senin. Bakacaksın. Adam sünnete göre sakalı var mı? Adamın Kur'an-ı Kerim'i telaffuzu iyi mi? Adamın ilmi bilgisi iyi mi? Adamın ahlakı iyi mi? Adamın edebi iyi mi? Seçeceksin. Hocam bakacak arkaya hiç cemaat yok. Aaa! Neden kimse gelmiyor? Hoca sen de benim gibi cislak sakalsızsın. Sen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin makamındasın.
Onun işini yapıyorsun. Bu sakalsızlık niye? Erkek güzellik yarışmasına mı katılacaksın sen? Ya imam fasık olsa da tabi olunur. Tabi olunur. Ben sana tabi olmayacağım. Neden? Sakalın yok. Şurada sakallı imam var. Ben sana tabi olmayacağım. Neden? Sen namazlardan önce yarım saat burada sohbet etmiyorsun cemaata. Ben sana tabi olmayacağım. Neden? Ya tatil günü sen baktım evdeydin, kapının önündeydin. Tatilim diye namaza gelmedin. İmamı seçiyorsun. Seçeceksin arkadaşını. Kim? Beş tane adam var. Biri namaz kılıyor. Namaz kılanı seçmek zorundasın. Öbür günler namaz kılmıyor. Onları namaza alıştırmakla sorumlusun.
Birisi hem namaz kılıyor hem sakallı. Oo sen daha iyisin gel. Sen bir numaraya geçtin. Ama birinin de ahlakı çok güzel. Oo harika. Sen baş numaraya gel. Seçeceksin. Her şeyi seçeceksin. Her şeyin iyisini alacaksın. Domatesin iyisini alıyorsun ya. Ayakkabının iyisini seçiyorsun ya. Elbisenin iyisini seçiyorsun ya. İçeceğin iyisini seçiyorsun ya. Yemeğin iyisini seçiyorsun ya. Seçeceksin. Her şeyin iyisini seçeceksin. Bakacaksın on tane marka var. Hangisi İslami? Aa bu İslami. Tamam onu alacaksın. Beş tane adam var. Dört tane adam var. Bakacaksın hangi namaz kılıyor?
Hangisi namaz kılıyor? Hangisi oruç tutuyor? Hangisi Kur'an-ı Kerim okuyor? Hangisi dine sahip? Bakacaksın. Aa bu hem namaz kılıyor. Hem oruç tutuyor. Hem Kur'an-ı Kerim okuyor. Hem İmam Hatip mezunu. Aa. Dur. Seçmezsen onu. Allah da seni seçmez. Sen Allah'ın emirlerini yerine getiren kimsenin yanında duracaksın. Fars. Fars. Salihlerle beraber olun. Fars. Ayet-i Kerime. Salih olanı seçeceksin. Her meselede.
Evin salihini seçeceksin. Kadının salihini seçeceksin. Adamın salihini seçeceksin. Arabanın salihini seçeceksin. Yiyeceğin salihini seçeceksin. Meyvenin salihini seçeceksin. Sebzenin salihini seçeceksin. Salih. Mükemmele yakın. Her şey tam. Salih. Siz salihlerle beraber olun. Arkadaşlıkta, dostlukta, kardeşlikte, yemede, içmede, eşyada, evde, hanımda, erkekte. Salih olanı seçeceksin. Ve salihin yanında duracaksın. Dünyalık üç şey size yeter. Salih bir kadın. Salih bir ev. Salih bir binek.
Kime diyor Cenab-ı Hak dünyada bu üç şey verirse? Dünyalık nimeti tamamdır onun. Salih bir kadın. Kocasının emirlerini dinleyen ve kocasının akrabalarına ve misafirlere hizmet eden kadın. Salih araba. Menzilini hızla ve güvenle götüren araç. Salih ev. Evde misafirlerin rahat edebileceği, eşinin ve çocuklarının rahat edebileceği bir ev. Bu üçü diyor bir insanın üzerinde varsa dünyalık olarak nimeti tamamdırın. Bak salih olanı seçeceksin. Salih bir ev. Ev mi alacaksın? Salih olacak. Ha eline göre. Diyeceksin ki bir misafiri ağırlamalıyım. Geniş tut kendini. Bana bir göz oda olsa yeter. Yok. Sana bir göz oda yetmez Müslümana. Sen bir göz oda yeter diyorsan Allah'tan ümidini kesmişsin sen.
Allah'la bağını koparmışsın. Sen de ki ya Rabbi misafirlerimin de rahat edeceği, çoluğumun çocuğumun da rahat edeceği salih bir ev nasip eyle. Amin. Ya Rabbi benim misafirlerime, anneme babama, etrafıma, evime gelen insanlara hizmet edecek, hürmet edecek, güler yüzlü davlanacak, güler yüzlü davlanacak bir eş nasip eyle. Amin. Dünyalık nimet. Ya Rabbi Allah yolunda koşmak için bana salih bir binek nasip eyle. Amin. Birisi geldi dedi efendim bir araba alayım ben bütün dervişleri gezdireceğim. Oğlum gezdirmezsin bak ondan sonra soru olur. Sıkıntı olur. Efendim dua et bir araba alayım ben. Dervişleri gezdireceğim. İyi inşallah Cenab-ı Hak sana araba versin.
Benim yanımda oluyor tecelli diyor bu. Biz Sivas'a gidiyoruz. Allah dedi buna araba verecek Mustafa Efendi dedi. Ama dedi o gezdirmez dedi. Ben arabayı kullanıyorum yorum yapmak yok. Konuşmak da yok. Takip ediyorum. Adam bir tane araba aldı. Yapıyorum diye değil o zaman ben Bursa'dan gidiyorum Nevşehir'den alıyorum. Sivas Tokat işte Ankara dolaşıyoruz. Bazen İstanbul'a bırakıyorum. Ben Bursa'ya geliyorum. Veya bazen direkt Bursa'ya geliyoruz ondan sonra. Şey efendim Bursa'da da duruyor. Buradan İzmir'e gidiyor. Ben buradan İzmir'e götürüyorum. İzmir'den Konya'ya götürüyorum. Bazen Konya'da bırakıyorum. Bazen Konya'da Nevşehir'e bırakıyorum. Bir büyük tur var bizim ring.
Bir küçük turlar var. Büyük tur olunca Kayseri, Sivas, Tokat, Ankara, İstanbul, Bursa, İzmir, Konya, Nevşehir yapıyoruz. Öyle bakmayın on beş gün sürüyor. On altı gün sürüyor. Kayseri'ye gidiyoruz. Orada bir gün kalıyor. İki gün değil. Sivas'a gidiyoruz. İki gün yetmiyor. Bazen üç gün kalıyor. Oradan Tokat'a geçiyoruz. Tokat'ta da en az iki gün. Bir, üç daha dört. Tokat'ta da iki gün kaldı. Altı. Ankara'ya geçiyoruz. Ankara'da da iki gün kalıyor. Sekiz. İstanbul'a geçiyor. İstanbul'da üç gün kalıyor bazen. Kızının evi var orada. Onu bırakıp geliyorum ben.
Gidiyorum geliyorum oraya. Üç gün, dört gün de orada kalıyor. On bir, on iki gün. Oradan Bursa'ya geliyor. Bursa'da da üç gün kalıyor. Çünkü o ara normalde üç güne çıkardı. Bir adet üç güne indirdi. Bir tek Bursa'da geçerli değil. Üç gün. Değer yerlerde üç gün en fazla. Bursa'da beş gün, altı gün kalıyor. Normalde on iki. Üç günde Bursa'da kalırsa on beş. İzmir'e gidiyor. İzmir'de de üç gün kalıyor. Ekti on sekiz. Konya'ya gidiyor. Konya'da da üç gün kalıyor. Yirmi bir. Mustafa'nın yirmi bir oldu tamam oldu. Şimdi beni Nevşehir'e bırak diyor. Ben de ondan beraber geziyorum yirmi bir gün. Biz dükkan çalıştırırken şeyhin yanında durmadık.
Onlar para kazanıyorlardı o zaman. Hani Ebu Hureyre radiyallahu anh hazretleri diyor ya. Ben diyor, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin yanında dururken, ondan diyor, hadis ezberlerken, ilim alırken, diğerleri diyor, ticaret yapıyorlardı. Öldükten sonra şeyh olmak kolay. Ölü bir şeyhe bağlanmak da kolaydır. Neden? Hizmet istemeyecek ki senden. Evladım şunu şöyle yap demeyecek sana. Namazı kıldın mı diyen yok. Orucu tuttun mu diyen yok. Şurada zikrullaha gittin mi diyen yok. Ölü nasıl olsa şeyh. Hesaba çekecek olan kimse yok. Hesap vereceğin de kimse yok. Ölü şeyh en iyi şeyh. Evet. Onlar bulurlar o ölüler öyle mübarektir ki.
Bir de onlar öldükten sonra da birilerine derler benim yerime sen geç diye. Bir de onlar çıkar. Mesela kadının birisi çıkmış. Şeyh efendi bana vazife verdi demiş. Oradan başka bir kadın geldi. Ya dedi filanca vazifeye tayin etmiş. Kolay normal dedim ben. Neden? Ya insanlar peygamberliğini ilan ediyor dedim. Bırak o dedim çavuşun diye ilan etmiş. Ya peygamberim diye ilan etse ne yapacaksın dedim. Ya nasıl dedim. Basmaya dedim. Adam ben peygamberim diyor dedim. Nebiyim. Canı sıkılıyor. Ertesi gün veliliğe dönüyor. Ertesi gün gene nebiliğe oluyor. Hadi bir gün Mehdi oluyor. O dedim hiç olmazsa rüyasında çavuşsun demişler. Kim demiş dedim ben. E dedi şeyhinin söylediğini söylüyor.
Ha mübarek dedim diriken söylemedi ya dedim. Şimdi ölüken söylüyordur dedim. Öyle ya. Ölüyü konuşturmak konaylıdır çünkü. Çok basittir. Adam der rüyamda seni gördüm sen bana ders verdin. Ne diyeceksin görmedin mi diyeceksin adama. Diri sen bakarsın. Rüya gördü mü görmedi mi. Aa bakılır mı? Evet. E ölü şeye kim bakacak ona? Bakacak yok. E sonradan da zaten bana icazet de verdi beni de şeyh yaptı dersin. Çıkarsın çıkarsın işin içinden. Kolay. Diri zor.
Biz böyle. Kısa ring neydi biliyor musun? En kısası var. En kısası. Nevşehir'den alıyoruz. Eee alıyorum şeye gidiyoruz. Kayseri, Sivas, Tokat, Ankara, Nevşehir. En kısası bu. Bu arkadaşın arabası oldu. Takip ediyorum. Şimdi bir gün şeyh efendinin yanında o da var. Salonun yanında. Bana telefon açtı. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Ne yapıyorsun? İyiyim efendim dedim. Nasıl işlerin durumu? Sizden ne? Ben hiç direkt konuşma bu. Sizden haber bekliyordum efendim. Ne için? Seyahat için efendim. İşlerini düzelttin mi? Düzelttim efendim. Nereye düzelttin? O havada uçuşuyor her şey. İşim bozuk dediğinde gelme diyecek zaten. O da gelmeyeceğim demek. Yarın ödemem vardı efendim dedin.
Ben gelmeyeceğim demenin başka bir yanıdır o. Yarın birisine söz ver dedim. Ben gelmeyeceğim demenin başka dilidir o. Yarın bir misafir gelecekti. Olur sen misafirini ağırla. O ben gelmeyeceğim demektir bunların hepsi de. Ben yapamayacağım, ben edemeyeceğim demektir. Bir şeyh birisine ne yapıyorsun iyi misin? Boşmuşum dediğinde efendim yarın şu gün var dediyse bil ki o adam yarın artık o seni sallıyor. Hiç demedim Allah dedirttirmesin bana. Birisi öyle dese soğurum ondan ondan korkuyorum. Sizden emir bekliyorum efendim hazırım dedim. Nasıl dedi Sivas'a gidilecek de oğlum dedi. Ondan sonra Sivaslılar ağlıyor boyuna dedi. Onlar hep ağlıyorlar zaten. Onlar o kadar ağlıyorlar biz gidelim alalım diyen yok.
Gidip de Nevşehir'e efendim biz çok ağlıyoruz o yüzden geldik seni götürmeye diyen yok. Habire ağlıyorlar telefonda da öyle diyorlar ha. Efendim bütün herkes burada ağlıyor sizi bekliyor. Bir gün dedim onlara ya bu kadar ağlıyorsunuz dedim mübarek insanlar dedim. Ağladığınız kadar dedim bir araba gidin alın gelin. Mustafa Efendi sen ne demek istedin şimdi buraya getirmek zor mu geldi? Ya bana zor gelmiyor dedim ne zor gelecek. Habire ağlıyorsunuz mübarek insanlar dedim. Bize biraz da fiilat yapın. Getirin yapın. Aaa o adam da oradaymış arabayı isteyen. Ben ama tahmin ettim. Dedim yüzde yüz bu oradaydı. Ben neyse hemen bin hemen hiç ben de hazır benim. Ben bazen yoldan arıyorum.
Diyorum ben Nevşehir'e gidiyorum haberin olsun. Onu da soruyor çünkü Şeyh Efendi. Mustafa Efendi buyurun efendim. Geline söyledin mi? Söyledim efendim. Decen. Söylemedim dediyse sen oğlum nereden böyle bir erkeklik yapıyorsunuz? Haber vermeden evden çıkıp gidiyorsunuz. Bayındırlar hep böyle. Erkek midir Mustafa Efendi? Mustafa Efendi? Bu rebli bazen hoş oluyor. Ben bazen hızlısı söylemiyorum. Arabaya biniyor. Selamun aleyküm aleyküm selam. Hayırlı yolculuk. Allah razı olsun efendim. Üç ihlas bir fatiha okunuyor. Üç tevhid okutuyor. Biz arabada beraberiz. Fatiha okuyoruz giderken. Mustafa Efendi geline söyledin mi? Hayır efendim.
Allah Allah. Oğlum neden söylemedin? Efendim işte fırsat olmadı. Bayındırlar hep böyle. Erkek midir Mustafa Efendi? Gittim gittik midir? Efendim ben derviş oldum, kılıbık oldum. Nasıl yani? Ben önceden daha erkektim efendim. Nasıl yani? Ben efendim ben giderdim üç gün, beş gün, on gün, on beş gün. Bana neredesin diye kimse sormazdı. Sorsa ne oluyordu? Annem bir sefer sordu cama bir yumruk vurdum. Cam komple çerçevesiyle beraber gitti. Annem bir daha sormadı efendim. Ha sen cama da yumruk vuruyordun. Evet vuruyordum efendim. Allah Allah. Geçen anlattıydın sen duvara da kafa vuruyormuşsun. Çok sinirlendiğimde duvara da kafa vururdum efendim. E Mustafa Efendi kafan acımıyor mudu?
Hissetmiyorum efendim ben. Sinirlendiğimde ben duvara kafamı vuruyorum, hissetmiyordum ben. Hiç hissetmiyordum, hiç hissetmiyordum. Oğlum sen ne tuhaf adamsın. Hadi ara bakayım gelini. Emredersiniz efendim. Hoş şeyler bunlar. Bak ne kadar tatlı tatlı anlatıyorum size şimdi. Ben arıyorum şimdi. Selamun aleyküm. Gayet sert bir şekilde. Aleyküm selam. Biz Şeyh Efendi Hazretleri'yle beraber Nevşehir'den Kayseri diyoruz. Yola çıktık sana selam var. Ver ver gelinin bir sesini diyeyim. Tabii Allah rahmet eylesin. Yolda gidiyoruz ya. Hani o dua ettiğimiz vardı ya araba alsın diye. Evet efendim. O bir araba aldı. Onu beğenmedi. Sattı. Satınca tekrar geldi.
Dedi ki efendim bu küçüktü taksiydi. Büyük bir minibüs alayım dervişlerle beraber gezdireyim dedi. Onu da aldı. Hala da bekliyok oğlum. Hala da bekliyok. Yani o adam dua istedi. Ne için? Şeyhi gezdirmek için. Ne ile aldattı? Kendince yolla aldattı. Seni gezdiririm efendim dedi. Aldatır mı insanlar? Aldatır. Aşağılık kişiler dilenmek için yüzden astar yaparlar. Arslan yaparlar. Yünden. Dilenecek ya o kimse. O dilenmek için sana yünden arslan yapar. Kanarsın sen. Onu gerçek arslan zannedersin. O dilenecek. O dilenmek için sana türlü numaralar çeker.
Türlü göz boyamaları yapar sana. O çünkü seni ütecek. O senden alacak çünkü. Yiyecek senden o parayı. Bizim bir arkadaşlardan birisi vardı. Şimdi baktım öyle burada mı diye de. Rahat konuşup konuşmayacağımdan değil. O anlayacak yani ondan göz göze gelecektim. Onlar şimdi birisi diyormuş ki. Abi kursta hafızlar yetişiyor. Kursa para lazım. İşte şu lazım bu lazım. Bunlar da veriyorlarmış böyle. Bir gün bir rüya görmüş bu. Rüyasında bakın yol ne kadar apaçık. Peygamber efendilerimizden birisi ikaz etmiş. Zekatların doğru yere gitmiyor diye.
Zekat geçersiz yani. Bu güldür güldür güldür geldi. Abi dedi ya efendim böyle böyle. E dedim peygamberlerin şekline, şemaline, suretine şeytan girmez. Yol açık senin zekatın uçmuş dedim. Nasıl basma ya işte gitmemiş gittiği yere. Rüyam bu. Şimdi öyle olunca başlıyor adamı araştırmaya. Kardeş diyelim artık. Bulmuş ya bir yer. Yünden arslan yapmış. Bizim arkadaş da zannediyor ki bunlar kursa götürüyorlar parayı. Kur'an kursuna, hafızlık kursuna. Yutmuş. Diyor geçenlerde. Efendim diyor o adam gene geldi. Paradan çeke döndü. Ondan sonra çek de olmadı biz vermiyoruz deyince dedi. Biz vermiyoruz deyince. Bu sefer en sonunda dayanamadı dedi.
Ya benim harçlığım yok bana harçlık verin demiş. O dilenciler yünden arslan yapar size. Arabanın lastiği değişmesi lazım canım. Çok da sohbetlere gidip geliyoruz biz. Arabanın lastiği çabuk aşınıyor. E bende de bir emekli maaşı var başka bir şey yok. Bu ne demek? Benim arabamın lastiğini değiştirin demek. Yaşadık bunları biz hep. Adam Şeyh Efendi'yi getirdi buraya. Dört tane lastiğini değiştirdi gitti. Bir de canhıraş getir. Oğlum getirme ben alıp getiriyorum buraya. Getirme istemiyorum diyor. Sen getirme. Adama karşı içim soğuk. Getireceğim Allah getireceğim. Şeyh Efendi'yi yalvar yakar götüreyim götüreyim götüreyim. Geldi. Artık ne konuştular ne dedilerse.
Şeyh Efendi dedi ki. Mustafa Efendi oğlum bunu da lastiklerini değiştirin dedi. Emredersiniz efendim. Gittik. Dört lastik aldık. Değiştirdik. Şimdi adam ne yapacak normalde? Arabası onun. Abi dört lastik kaç para? Yüz lira. Al yüz lira demesi lazım. Yok. Hiç seslenmiyorum ben de. Götürecek buradan. Dedim sen götürme. Ben götürürüm. Neden dedi. Ya ben götürürüm. Yok götüreceğim götürdü. Aradan bir ay geçti. Gene getirecek. Bana söylüyor önce. Babayı getireceğim abi diyor. Getirme abicim dedi. Bu meseleyi de Şeyh Efendi'ye söyleme. Senin aleyhine olur dedi. Söyleme. Şeyh Efendi'ye söylemiş efendim sizi Bursa'ya götüreyim diye.
Şeyh Efendi dedi. Oğlum bu dedi bir şey var bu işin içinde dedi. Bu adam ikide bir de sizi Bursa'ya götüreyim diyor dedi. Efendim siz Bursa'ya gelmek istiyorsanız ben gelir alırım sizi dedi. Ben hemen çıkayım yola geleyim alayım dedi. O arkadaş getirmesin efendim dedi. Anlaşıldı Mustafa Efendi dedi. Sen gel alın beni dedi. Ben cırırt gittim. Buradan 630 kilometredir Nevşehir. Ben 630 kilometre yeri 4 saat 15 dakikada gittiğimi bilirim. Gittim geliyoruz. O dedi 4 lastik taktırdık dedi. Onun parasını verdi mi dedi. Hayır efendim dedi.
Teklif etti mi dedi. Hayır efendim dedi. Sen bir şey söyledin mi dedi. Hayır efendim dedi. Kaç para verdiniz dedi. Şu kadar efendim dedi. Oğlum neden istemedin dedi. Sustum. Sen istemen değil mi dedi. Sustum. Allah Allah. Ne ile aldatırlar senizi? Şeyhiniz de aldatırlar. Bundan benim evde yok. İyi kitap işin ne? Böyle asasından bunlar yaşadığım tecrübe, hikaye anlatmıyorum size. Böyle çay paketini diyor. Bundan bizim evde yok çay paketi. Çay yokmuş evde. Çavuşlar, nakipler, nükabbalar. Bir yerde hizmet eden, hizmetin başındaki ablalar.
Sakın ha. Bana getirmeyin. Ha. Bunun gibi bir şey. Evet. O andırıyor. O dilenecek. Bu dilenmek. Başka bir şey değil. Bakın bu dilenmek. Asla. Ve dini yaşıyorum diyenler bu hale gelirlerse dindarlıklarını çiğniyorlar. Allah muhafaza eylesin. Amin. Vardır öyle. Abi fukara dervişler var be. Onlara zekat dağıtıyoruz biz de. Abi burada arkadaşlara biz dağıtıyoruz. Zekatı bize ver. Bizim dergahımızda yoktur böyle bir şey. O dilenecek. O dilenecek. Bu dilenecek. Bu dilenmek. Bu dilenmek. Başka bir şey değil. Bakın bu dilenmek. Asla. Abi fukara dervişler var be.
Onlara zekat dağıtıyoruz biz de. Abi burada arkadaşlara biz dağıtıyoruz. Zekatı bize ver. Bizim dergahımızda yoktur böyle bir şey. Bizim dergahımızda kimsenin zekat toplamaya muhtedirliği, hakkı, müsaadesi yok. Hiçbir çavuş, onbaşı, nakip, nükabba, sugabba ne varsa. Bizde yoktur böyle bir şey. Birileri yatmış. Allah tepes taklak getirir onu. O boyuna şarkı söyler sonra. Türkü söyler o. Şundan oldu da bundan oldu da. Kendine bak. Sen ne hainlik yaptın da bu zikrullah halakasından gittin. Sen ne vicdansızlık, merhametsizlik yaptın da bu zikrullah halakasından atıldın.
Zikrullah halakası çünkü cennet bahçesidir. Cennet bahçesi. Sen zikrullah halakasına bir hafta gidemediğinde düşün ben cennetten neden atıldım. Kendi kendine düşün. Ben nasıl, ne yaptım ki cennet halakasından, cennet bahçesinden ben dışarı gittim. Ne yaptım ki ben? Hemen başta filmi geriye doğru sarmaya. Ben ne haram yedim de cennete layık olamadım. Ben hangi haramı işledim de cennete gidemedim. Ben hangi küstahlığı işledim ki af olacak olduğum o zikrullah halakasına gidemedim. Ha adamın mesaisi öyleymiş bunlar müstesna. Gececiymiş, gündüzcüymüş bunlar.
Ha o evde, ha kumanda elinde, ha evde ne teyzesinin yengesinin Fatma ablası gelmiş. Ha tamam o kovulmuş. Kimse kimseyi kovmaz orada. Ya senin yaptığın amelin kovar orada senin. Sen bir halt işlemişsindir. Bir mürşidi kamilin kapısından sen ne yaptın da kovuldun? Sen bir mürşidi kamile intisap edemiyorsan sen ne yaptın da intisap edemiyorsun?
Bir mürşidi kamile neden gidemiyorsun? Neden bulamıyorsun? Niçin Cenab-ı Hak sana rüyanda göstermiyor? Niçin Cenab-ı Hak senin kulağından tutup bir dostunun yanına seni dost etmiyor? Kendine bak. Ya sen de aşağılıkça işler yaptın demek. Yazıyor ya. Diyor ne diyor? Aşağılık kişiler. Kim bu aşağılık kişiler? Aşağılık yapanlar. Dilencilik yapanlar. Milletin zekatını cebellez edenler. Milletin sadakasını cebellez edenler. Milletten zekatını sadakatını toplayıp yok Kur'an kursuna götürüyoruz, yok hafızlara götürüyoruz, yok etrafımızda fukara insanlar var deyip cebellez edenler. Aşağılık kişiler. Dinlerini dilencilik yapmak için kullananlar.
Aşağılık kişiler. Bir de bizde öyle bir şey var ya adam dilenmezse. Yok canım küstahın teki o. Dilenmiyor ya. Bu araba kimin? Gelmiş birisi İzmit'te. Bana işaret etti, açtım. Buyur dedim. Bu araba kimin dedi? Benim dedim. Ne yaptı? Haa sen dedim şimdi benim arabam lüks diye böyle kafası alıyorsun değil mi dedim. Alışmamış daha. O şeyh dediğin dilenecek onlar için. Hoca dediğin dilenecek. Bir de malı mülkü parası bulunsa olmayacak onun. Ya da saklayacak. O kendi bulunduğu yerde hiçbir malı yokmuş gibi gösterecek kendini. Orada bir göz odası olacak. Gidecek başka şehirlerde apartmanları dikecek orada çocukların üstüne. Ona alışmışlar. O olanlar başka şehirlerde o sefahat içinde yaşıyorlar.
Nereden? Cemaatin zekatlarından. Dilenmeyi adet etmemişler. Bize de dilenen şeyh lazım. Bize de dilenen derviş lazım. Neden? Ona ahkam keseceğiz biz. Şeyh efendi şimdi para dilendi kimseye laf söyleyebilir mi ya? Dilenecek arkası kesilir sonra. Ona zaten ters bir şey yaparsan ne arabasına bindirir ne para verir ona ne altın verir. Onun söylediklerini dinlemesi için de biraz altın vermek lazım. Biraz ıspanak götürmek lazım. Biraz pırasa götürmek lazım. Ispanak pırasa da işe yarar mı? Ya yarar. Kimisi ıspanak pırasaya dahi bakar. Aşağılığın sonu yok. Aşağılığın sonu yok. Aşağılığın sonu yoktur. Bu fakir görmüş bunlar hep.
Allah bizi muhafaza eylesin. Ebu Müseylemenin adı Kezzap olarak kaldı. Muhammed'in Muhammed'i ise akıl sahibi ilim irfan sahibi dendi. O da peygamberlik ilan etti. Ne dendi? Müseylemetül Kezzap. Yalancı. Kezzap yalancı. Birisi aldatmak için peygamberlik ilan eder. Birisi kandırmak için peygamberlik ilan eder. Birisi insanları peygamberlik de aldatır. Birisi der ki ben her gece peygamberle görüşüyorum. Bilmiş ol ha. Ya getir bana. Dedi ki ee ne dedi? Zekatlarını bana getirsinler dedi. Haa. Dedi ki ne dedi? Şunu şöyle yapsınlar dedi. Ooo eyvallah. Allah Allah. Ya din belli değil mi?
Kur'an sünnet gelmedi mi? Bitmedi mi? Bitti. Aaa. E yeni hükümler geliyor. Ona da bir kitap inmiş. Ona nereden indi? E o Resul. Ne? Resul. E son Resul de nebi de gelmeyecek diyor hadis-i şerifte. Hadis-i şerifte benden sonra bir Resul bir nebi gelmeyecek. Bir peygamber gelmeyecek. Resullerin de nebilerin de peygamberlerin de sonuncusu Muhammed-i Mustafa'dır. Hadis-i şerif. Sen bir Resul geldi dediğin anda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yalancı hükmüne koydun. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yalancı hükmüne koyan kimse kafirin ta kendisidir. Kafirdir.
Gelmeyecek dedi. Hadis sahih. Benden sonra hem açıklama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri peygamber. Mucize söylediği bütün sözler mucize. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini anlatırlar ya eksik. Onun bütün hadisleri bütün sözleri mucize mukabilindedir.
Ayı ikiye yardı. O günkü nere mucizeydi o. Bugünkü nere mucize ne söylediği sözler. Bak çıkıyor. Diyor ki benden sonra sıralamış hadis-i şerif. Benden sonra ne bir nebi ne bir resul ne bir peygamber gelmeyecektir. Ben nebilerin resullerin peygamberlerin sonuncusuyum. Adam diyor ki ben resulüm.
O zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözü var. Gelmeyecek dedi. Sen ben resulüm diyorsun. O benden sonra bir resul gelmeyecek dedi. Bu söz yalan o zaman. Nereden baktığına bağlı. Ya ben buradan bakıyorum. Sen nereden bakıyorsun? Sen baktığın yeri söyle bana. Baktığın yeri söyleyemiyorum. Ben de diyorum ki kim nebiyim resulüm diyorsa Ya kafirdir ya delidir. Çünkü hadis-i şerif var. Ayet-i kerime var. Peygamberlerin sonuncusu. Müseylemetül kezdaplar çıkacak mı? Çıkacak. Ama onlar hep yalancı olacak. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini Haram ve sünnetin dışında konuşturacaklar mı?
Konuşturacaklar. Kezzap. Yalancı. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini haram etti. Haram gördü. Bir şeyin içerisinde gösterecekler mi? Gösterecekler. Kezzap. Yalancı. Yalancı. Namazları beşe katlayın demiyor. Birisi gelse ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini rüyamda gördüm.
Eee beş vakit namazı on vakte çıkardı. Ne yapacaksınız? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini ben rüyamda gördüm. Ramazan orucunu altmış güne çıkarın dedi. Ne yapacaksınız? Neyle aldattı sizi? Hz. Peygamber efendimiz de aldattı. Neyle aldattı sizi? Hz. Peygamber efendimizi konuşturarak aldattı. Neyle aldattı sizi? Geçmiş şeyh efendileri konuşturarak anlattı. Benim şeyhim sağlığında hiç kimseye arkadan herhangi bir şey bırakmadı. Bir icazet yazmadı kimseye.
Bizim Hüseyin, Cafer, Adnan üçü sordular hastalığının son döneminde. Ben dedim ki sorun. Kendisinden sonra kime intisap edilecek? Hatta dedim ki, Cafer, dedim Hüseyin edebeder, Adnan korkar, senin hukukun farklı, sen sor dedim. O kardeşler de üzerlerine alınmasınlar.
Cafer demiş ki, efendim siz vefat edince kime tabi olacağız? Yanında oğulları da var. Yanlarında tokatlılar da varmış. Birkaç tane işte tokatlı falan varmış. Cafer daha iyi biliyor. Demiş ki, evladım, dergahın içerisinde bir tek demiş Mustafa abinizin seyri sülükü var. O da durduruldu. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri aşacak demiş. Onun durumunu. Herkes demiş, herkes istihara yapsın. Durum bu. Geldiler bunlar. Ne dedi dedim, böyle böyle dedi. İyi hayırlısı olsun dedim. Vefa dedikten sonra herkes konuşturuyor Şeyh Efendi'yi bizim. Neyle aldatırlar sizi? Şeyhiniz de aldatırlar. Kardeş, bize bunu söyledi. Bana da söylediği var.
Bana ne diyorlarsa desinler. Bana dedi ki tuttu elimden. Bak haberi vahid bu. Bunun bana vaziyeti. Elimden tuttu Beytullah karşımızda böyle. Mustafa Efendi ben vefat ettikten sonra sakın oğluma dedi. Ben oldum diye çıkma. Sakın böyle bir ilan etme. Emredersiniz efendim. Herkese istihara etmelerini söyle. Emredersiniz efendim. İstiharalarında kimin rüyalarında görürlerse ona intisap etsinler. Emredersiniz efendim. Mustafa Efendi Beytullah şahit olsun. Şahit olsun efendim. Bunu bütün dergaha söyleyen Mustafa Efendi. Emredersiniz efendim. Oğlum bunu dinlemek istemezler. Bak Mustafa Efendi. Tekrar söylüyorum. Bunu bütün dergaha tebliğ et. Ben öldükten sonra.
Bu son ömredesi olan bir hadise. Beraber gittiğimiz. Emredersiniz efendim. Öyle bir haldi ki o esnada. Öyle bir haldi ki. Bundan bir santim ayrılmak mümkün değil. Ahiret yakın herkese. Mahşer bir gün sonra. Ben herkese ilan ettim. Bana söylediği bu. Bana dedi ki sakın ha dedi. Kendi yolunu anlattı. O kendisi çünkü öyle söylemişti. Bana öyle rüyada verdiler dedi. Bana dedi oğlum sakın ha dedi. Bana rüyada verdiler deyip çıkma dedi. Kendi o acıyı çekti çünkü kendisi. Emredersiniz efendim. Hiç ben size bugüne kadar şeyhim dedim mi?
Olmadım çünkü ben. Doğru anladım. Oldum diyenler hep yanılmışlar. Yolun sonu yokmuş. Oldum diyenler hep yarı yolda kalmışlar. Hep yarı yolda kalmışlar. Oysa o sonsuz olan sevgilinin hiçbir şeyinin sonu yok.
Hiçbir şeyinin sonu yok. O zaman o vefat ettikten sonra anladım. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Hani diyor ya. Hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mabud. O zaman anladım. Şimdi oldum diyenlere bakıyorum. Yolu o kadarmış garibimin diyorum. Olmuş ya yolu o kadarmış. Ermiş ya yolu o kadarmış. Gideceği yer o kadarmış. Sınırlı. Bir sınırsız var. Sınırsızın koyduğu bazen de sınır var mı? Var. Kiminizi kiminizden üstün yarattık. Kiminizi kiminizden daha faziletli yarattık. O Allah şarabının mührü.
O şarap küpünün kapağı halis misktir. O Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Allah şarabının mührü. O şarap küpünün de kapağı. Ondan sonra yok. Mührü sonu yani. Kapağı sonu. Ey Hz. Mevlana'yı resul görenler. Hz. Mevlana'yı peygamberden üstün görenler. Hz. Mevlana'yı dinler üstü gören ahmaklar. Hz. Mevlana'yı peygamberler üstü gören ahmaklar. Bak o ne diyor. O peygamber. O Allah şarabının mührü. O mektup. Mektubun altında mühür bitmiş. O hani böyle mektubun ortasına açılmasın diye bir mühür koyarsınız ya. O öyle bir mühür.
Hani şarabın kapağı vardır ya kapatırsınız. Bitmiştir. Demlenmeye bırakılmıştır. Mayalanmaya bırakılmıştır. O kapak kapandı bitti. İçindekiler mayalanacak. Ne olacak? İçeridekiler şarap olacak. Üzüm suyuydu şarap olacak. Kuruktu şarap olacak içindekiler. Mayalanacak. Neyle mayalanacak? Allah ve Resulünün yoluyla mayalanacak. Neyle mayalanacak? Allah sevgisiyle, Resulullah sevgisiyle mayalanacak. Sallallahu aleyhi ve sellemle. Kapak kapandı bitti. Sonra peygamber yok artık. Başka nebi yok. Başka din yok. Son din İslam. Son peygamber Muhammed Mustafa. Kim onun dinine getirmiş olduğu dine iman etmezse cehennemlik.
Ebediyen cehennemlik. Bakmayın o Hristiyanları, Yahudileri şimdiki Hristiyanları, Yahudileri, Budistleri cennete katanlara. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, Kim benim peygamberliğime iman etmezse iman etmiş olmaz. Ve o ebedi cehennemliktir. Sen birilerini cennetlik ediyorsan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yalanlıyorsun. Dikkat et kendine. Onu yalanlamak küfür. Onu yalanlamak küfür. Allah muhafaza eylesin. Adi şarap küpünün kapığı ise pis kokulu şeydir, azaptır. Adi şarap ne? Kafirler. Kur'an ve sünnetin dışındaki düşünceler. Yalancı peygamberler.
Yalancı veliler. Yalancı dervişler. Derviş görünümündeki dilenciler. Şeyh görünümündeki dilenciler. Hoca görünümündeki dilenciler. Cemaat görünümündeki dilenciler. Adını ne dersen de. Bir kimse inancını dilenme kapısı yaptıysa, Aşağılığın ta kendisi. Bir kimse inancını zekat toplama kapısı yaptıysa, Aşağılığın ta kendisi. Aşağılıkla, aşağılıkla dolaşanlarla Allah bizi bir ve beraber eylemesin. Bizi salihlerden eylesin. Bizi salihlerin yolunda eylesin. Bizleri Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine beraber eylesin. Bizleri Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerin sünnetine tabi olanlardan eylesin. Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlardan eylesin.
Ümmet-i Muhammed'e birlik beraberlik nasip eylesin. Memleketimizdeki Müslümanları tek çatı altında toplasın. Müslümanları tek yerde toplasın. Ümmet-i Muhammed'e inananları tek yolda toplasın. Ümmet-i Muhammed'e inananları tek bir yerde dizayn etsin Cenab-ı Hak. Bu birliği bu beraberliği bozacak olanlara Cenab-ı Hak fırsat vermesin. Kur'an'ın, İslam'ın, dinin oluk oluk yaşandığı bu zamanları Cenab-ı Hak daha da iyi zamanlara tevdi etsin. Daha güzel zamanlara tevdi etsin. Ümmet'in içerisinde birliği bozucu, birliği dağıtıcı, birliği muhafaza etmeyen her türlü unsuru Cenab-ı Hak hilelerini kendi başlarına makus eylesin. Ümmet-i Muhammed'e yardım etsin.
Ümmet-i Muhammed'i hıfz-i muhafaza eylesin. Memleketimize bolluk, bereket ihsan eylesin. Şu malum kuraklık var, Cenab-ı Hak şu kuraklık belasıyla da bizi mahvu perişan etmesin. İçimizdeki ahmaklardan, içimizdeki zanilerden, içimizdeki hırsızlardan, içimizdeki düzen bozuculardan, içimizdeki müşriklerden, içimizdeki kafirlerden, içimizdeki bozup parçalayacak olanlardan dolayı bizleri kuraklıkla imtihan etmesin. Cenab-ı Hak onları da İslam'la hidayet eylesin. Bizlere de hidayet eylesin. Bizleri de Kur'an'ında, sünnetinde, dindik yolunda eylesin. Ve varsa günahlarımız bizlere affeylesin. Ve günahkarlar yüzünden başımızda bu belalar, bu musibetler, bu sıkıntılar varsa, içimizdeki o günahkarları da affeylesin. İçimizde ahmaklar varsa ki var, müminlerin arasında ahmaklar varsa ki var, o ahmaklara da Cenab-ı Hak akıl selameti versin.
Hidayet eylesin. Doğruyu göstersin. Doğruyu bildirsin. Onlara da gittikleri yanlışlıklardan geri çevirmeyi nasip eylesin. Şu memleketimizde ve İslam aleminde Kur'an ve sünnetin yaşanmasına Cenab-ı Hak yardım eylesin. Amin. Amin. Amin diyen dillerimizi nar cehennemden azat eylesin. Amin. El Fatiha'ma selavat.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.