Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 26 Şubat 2016 · 43:19
Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Kıskanç olmak şeytanın bir oyunu mıdır? Makul kıskançlık Allah'ın fıtratıdır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurdu ki, Allah kıskançtır, ben de kıskancım.
İçinizde en kıskanç olan da benim dedi. O yüzden bir kimsenin sevdiğini kıskanması gayet makul bir şeydir. Eşini kıskanması makuldür. Buradaki kıskanmak, onu korumak. Onu her türlü tehlikeden, her türlü sıkıntıdan, her türlü problemden, her türlü yanlışlıktan, eksiklikten onu korumaya çalışmak. Onu muhafaza etmeye çalışmak. Yani buradaki o kıskançlığı böyle, başkalarından kıskançlık, o bir kimsenin eşiyle alakalı. Bir kimsenin eşini başkalarından kıskanır. Bu kıskanması, evinin yıkılmasını veyahut da evliliğinin bozulmasını önlemek içindir. Yine koruma amaçlıdır.
O yüzden tabii toplumdaki bu kıskançlık koruma amaçlı olmaktan çıkıyor. Allah muhafaza eylesin. Allah'ın kıskanç olması da, Cenab-ı Hak müminleri korur. Peygamberini korur. Ve onun başına bir şey gelmesinden, sıkıntı gelmesinden, Cenab-ı Hak koruma noktasında onun muhafazasını alır. İnsan rüyada nefse uyar mı? Rüya üç türlüdür, üç haldir. Birisi şeytanidir. Birisi bir şeyi çok düşünmekten dolayı görülen rüyalardır. Birisi de hakikatten bir penceredir. Salihlerin gördüğü rüyalardır. Nefis terbiyesi tam anlamıyla nasıl olmalı? Nefis terbiyesi gün geçtikçe incelen, gün geçtikçe daha da latifleşen, tatlılaşan bir haldir.
Bunun başlangıcı o kimsenin farz ibadetleri yerine getirip, günah-ı kebailerden uzak durması ile başlar. Bu mesele çok sulandırılıyor insanların arasında. Yani böyle bu işin edebiyatına düştü herkes. Edebiyatını düşünce, işte farz olan namazı kılmıyor, ama nefis terbiye edecek. Pekmez yemiyor arkadaş. Farz olan orucu tutmuyor, nefis terbiye edecek. Yok işte avokadolu, fırında az ıslanmış balık yemeyi, nefis terbiyesi olarak görüyor. Sen önce şu şeyini tut, orucunu tut. İnsanlar farz ibadetlerini bırakmışlar. İnsanlar haramların içerisinde yaşarken öyle dam üstünde saksağın bir mesele bulmuş. Nefis terbiyesi yapacağım diye kendi kendine nefis terbiyesi yaptığını düşünüyor.
Değil. Nefis terbiyesinin başlangıcı bu zamanda. Farz ibadetleri yerine getirmek. Haram olan her şeyden eline yeteni çekmek. Bu size yeter. Hani bir söz var ya siz bildiklerinizle amel ederseniz Allah size bilmediklerinizi öğretir. Bildiklerinizle amel edelim biz. Bu ne? Farz ibadetleri yerine getirelim. Biz bildiklerimizle amel edelim. Bu ne? Haram olan bir şeyi terk edelim. Haram çünkü. Gıybet etmek, zina etmekten daha kötü, daha büyük haram diyorum. Dinlemiyor kimse. Namaz kılmamak bu gıybet etmekten daha büyük haram. Namazı kasten terk etmek bu gıybet etmekten daha büyük haram.
Yani gıybet etmek, zina etmekten daha büyük haram. Dikkat edin. Ama namaz kılmamak gıybet etmekten daha büyük haram. Namazı terk etmiş ümmet. Nefes terbiyesi yapacak. Üç ölümü yaşayacakmış. Birisi telefonda öyle diyor. Hocam ben üç ölümü yaşamaya karar verdim. Önce abdest al, namaz kıl dedim. Kaldı. Üç ölüm yaşayacak ya arkadaş. Var ya televizyonlarda da veya sufi yayınlarda. Yok beyazdı, yeşildi, kırmızıydı, siyahtı. Milleti bir renk buluyor ki ya kendince. Üç ölüm yaşanacak ya. Namaz kılmıyor adam ya.
Ne ölümünden bahsediyorsun? Adam çatır çatır günah kebahir işliyor. Nefis terbiyesi yapılmış. Neymiş de şimdi var ya evliya menkıbirlerinde. İşte ben kırk yıldır pekmez yemedim diyor. Nefsim her gün bana pekmez yememi emrediyor. Ben kırk yıldır pekmez yemedim. O da kendine bir şey seçmiş. Arkadaş kırk yıl onu yemeyecek. Nefis terbiyesi edecek. Sen oğlum dedim helalı haram etme kendine. Nefis terbiyesi bu değil. Allah'ın helal olarak rızık verdiği rızıklardan siz rızıklanın. Siz haram istemeyin yeter. Nereden buldunuz helalı haram etmeyi kendine? Allah pekmez'i helal etmiş. Ölünceye kadar yeme.
Ya işte filanca evliya pekmez yememiş. Oğlum filanca evliya pekmez yememiş. İyi. Böyle bir rivayet var. Hadis var mı? Yok. Hadis-i şeriflere uymak nefse ağır geliyor çünkü. Oradan uydurup pekmez yememek nefse tatlı geliyor. Allah bize selametlik versin. Amin. Benim arkadaşım eşinden ayrıldı. Boşanıp boşandı. Fakat şu an tekrar birleşmek istiyorlar. Dine nasıl bir yol izlemeleri gerekir? Bazıları bazılarından duyuyorlarmış. Hülle yapmalarını söylemişler.
Terak hakkında bilgi verebilir misiniz? Eşler resmi olarak boşanınca dinen de boşanmış sayılır mı? Bir sefer resmiyette boşama denmiyor. Evlilik akdini sonlandırıyor. O yüzden bizim devletimiz layık, demokratik. Nasıldı avukatlar? Layık, demokratik, sosyal hukuk devleti. Evet. Bizim devletimiz layık, demokratik, sosyal hukuk devleti. O yüzden normalde hukuku dini bir hukuk değil. Dini bir hukuk olmayınca layık, demokratik, sosyal hukuk... Ben böyle dilim çevirilmiyor. Çok alışmamışım ya. Bu layık, demokratik, sosyal hukuk devletinin boşaması, dini boşama değildir. Birisi layık, demokratik hukuk devletinin boşaması, dini boşamadır derse, savcılığın önünde soluklanır.
Anladınız mı? Layık, demokratik hukuk devleti de dini nikah akdi yapamaz. Layık, demokratik hukuk devleti de ben dini akit yapıyorum derse birisi, evlenme, nikahı kıyıyorum derse, yine Cumhuriyet Savcılığı'nın önünde alır solu. O yüzden devletin, yani evlenme akdini sona erdirmesi, dini talak, boşama değildir. Devletin nikah akdi, evlenme akdi, dini nikah da değildir.
Çünkü nikah, ibadettir. İbadet. Bir kimse, bir kadınla veya bir kadın, bir erkekle nikahlanınca ibadet işlemiş olur. Hatta nikahlandığında, bir hadis şeritte, bütün o ana kadar olan günahları af olunur.
Bakın, o ana kadar olan günahları af olunur. O yüzden bunu bir yerli yerine koyalım. Devletin evlenme akdini sonlandırması veya devletin evlenme akdi yapması, dini akit, dini hukuk yerine geçmez. Geçmeyince, devletin boşaması da, bu noktada evlenme akdini son buldurması, din noktasında boşama değildir. O akdi kurması da, dini nikah değildir. Eğer bu arkadaşlar, nasıl boşandılar bilmiyoruz. Birbirlerine ne söz söylediler, onu da bilmiyoruz. Birbirlerine hangi sözlerle boşadılar, kaç sefer söylediler, bunu da bilmiyoruz. Ama normalde erkek bu kadını, üç değişik zamanda boşadım dediyse, üç değişik zamanda boşadım dediyse, insanlar din cahili şu anda.
Bilmiyorlar çünkü, o yüzden üç ayrı zamanda, bunlar sizin için geçerli değil, siz biliyorsunuz artık. Burayı anladınız mı? Böyle kendi kafanızdan böyle üç talak verdiniz mi? Ya bir talak yerine geçiyor demeyeceksiniz. Bu dini bilmeyenler için hüküm. Çünkü sahabenin bir kısmı, üç talak bir seferde vermeyi bir talak saydı.
Hanefiler böyle saymadılar. Hanefiler bunu kızgınlıkla, sinirlilikle, böyle bir hani aklını kaybetmekle ona bağladılar. Ama insanlar şu anda dinin hükümlerini bilmiyorlar. Dinin hükümlerini bilmediği için buradan o sahabelerin iştahadına ben insanların evliliklerini kurtarma noktasında o iştahadı kullanıyorum. Diyorum ki insanlar dini bilmiyorlar, evliliklerini cahilliklerinden dolayı batırmasınlar.
Bunu oradan kullanıyorum. Dervişler için geçerli değil bu. Dervişler bunu biliyorlar çünkü. Sohbetlerde anlatıyorum bunu. O yüzden dervişler kendilerine dikkat edecekler. O yüzden bu arkadaş şimdi eşini kaç talak boşadı bilmiyoruz. Bilmediğimizden dolayı hükmetmemiz mümkün değil. Ama eğer ayrı ayrı zamanlarda üç talak boşadıysa eşini tekrar geriye nikahlaması bu şartlarla mümkün değil.
Ya Hanefi'ye göre o kadın başka bir erkekle yine ne yapacak? Nikahlanacak. Nikahlandıktan sonra o erkek onunla cinsel ilişkiye girecek. Onunla evlilik hayatı yaşayacak. Yine geçinemedi. Boşanırsa o zaman tekrar birinci eşiyle ne yapacak? Ne yapacak? Evlenebilir. Bunu normalde bazı Hanefiler o kadının bir başka erkekle nikahlanıp cinsel ilişkiye girip ondan sonra o erkek onu boşarsa yine iddet bekledikten sonra tekrar geriye nikahlamasını uygun görmüşler. Ama bunu da tehdit eden hadis-i şerif var. Bunu tehdit eden hadis var.
Hani böyle damızlık aygırlar var ya ona benzetiyor. Onlara benzemeyiniz. Yani kalkıp da böyle bir nikahı kabul etmeyiniz. Bu çünkü biraz şartlı nikaha giriyor. Sıkıntı var. Yani kadın onunla nikahlandı. Adam onu boşayacak ertesi gün. Öyle eskiler böyle yaparlarmış. İşte 80'lik 90'lık bir adam bu. Ondan sonra işte 30 yaşındaki kadını ona nikahla. Ha su sesi geldi. Yok çanak sesi geldi. Yok tabak sesi geldi. E tamam. Ondan sonra ertesi gün boşadı. Bu yok. Yok böyle bir şey. Allah muhafaza eylesin. Evliya olan bir kişi direkt veya dolaylı yoldan evliya olduğunu cemaate söyler mi? Söyleyenler olmuş.
Direkt veya dolaylı olarak. Direkt söyleyenler de olmuş. Dolaylı söyleyenler de olmuş. Bu herkesin kendi tarzı. Bu noktada o böyle söyledi diye o öyledir diye de algılanma zorunda da değil. Ama bir kimse bunu söyleyebilir mi? Söyleyenler olmuş. İlk sufilerden de söyleyenler var. Az da olsa. Sonraya doğru daha da söyleyenler olmuş. Bu söylemeyi yasaklayan bir olgu yok. Daha eski sohbetlerinizde Atatürk ile zuhuratta görüştüğünüzü ve bizlerin Atatürk'ü çok yanlış anladığımızı söylediniz. Öyle demedim. Atatürk'ün kendisini yanlış anladıklarını, kendisinin doğru anlamadıklarını söyledi. Ben sizin Atatürk'ü çok yanlış anlıyorsunuz diye böyle bir söz söylemedim.
Siz öyle algılamışsınız. Onu defalarca dinleyin. Atatürk'ün İsmet İnönü'den olan şikayetlerini söyledim. Atatürk'ün Atatürkçülerden olan şikayetlerini söyledim. Atatürk'ün Nutku'nu dinleyenler, sonuçta Atatürk'ün şikayetlerini de dinlesinler. Atatürk şikayet edemez mi?
Atatürk hakkında çok güzel övgüler söylediniz. Hiç övmedim. Demedim hiç Atatürk takvadır, fazıldır. Kim bunu yazar? Erkeklerden mi, bayanlardan mı? Aa, bu soru buradan geldi. Neden çıkmıyorsunuz ya? Kim yazdıysa çıksın. Karşılıklı, diyalektik yapacağım. Adamın boğazını sıkacak değilim. Benim konuştuklarımda eksiklik, noksanlık varsa özür dileriz, helallaşırız, döneriz geri. Bizim için sıkıntı yok, nefis yapacak değiliz. Allah muhafaza eylesin.
O yüzden Atatürk'ün bu nokta, o sohbette Atatürk'ün ben Atatürkçüleri olan serzenişlerini söyledim. Evet gerçekten Atatürk, Atatürkçülerden çok şikayetçi. Beni hiç anlamadılar diyor. Ben onlara din düşmanlığı yapın demedim diyor. Onlar diyor, layıklığı din düşmanlığı olarak algıladılar diyor. Muzdarip, İnenü'den çok şikayetçi. Atatürkçülerden hala da çok şikayetçi. Bitmiş değil şikayeti. Ben onlara uçak fabrikası yapın dedim, yapmadı. Ben onlara güzel yollar yapın dedim, yapmadılar. Ben onlara güzel demir yolları yapın dedim, yapmadılar.
Ben ülkeyi kalkındırın, müreffeh bir hale getirin dedim, diyor. Yapmadılar. Onlar vurdular rakıya, şarabı, lepreviye. Şikayetçi, çok şikayetçi, çok pişman. Ne pişman, ne pişman. Ne pişman, ne pişman.
Onu söyledim. Ne kadar pişman, ne kadar feryat ediyor. Ne kadar feryat ediyor hem. Ne kadar şikayetçi. Ben bir kısmını söyledim. Daha da konuşsam çünkü ben de gireceğim, şeyin içerisine anayasal suç işleyeceğim. Siz iyi dinleyin. Oraya. Kardeş iyi dinlememiş. Peki Üftade Hazretleri'nin imamlık yaptığı, Yıldırım Beyazıt'ın yaptırdığı, Emir Sultan Hazretleri'nin açılışına katıldığı, caminin minaresinden Tanrı Uludur diye Türkçe ezan okunması sebep olan kişi hakkında neden övgü dolu sözler ile bahsettiniz? Vallahi ihtira atmışsın kardeş sen bize.
Bu konuda ben onu dini olarak övdüğümü hatırlamıyorum. Yermedim de, övmedim de. Onun Atatürkçüler ile alakalı şikayetlerini dile getirdim. Onun bu noktada İsmet İnönü ile alakalı şikayetlerini dile getirdim. Tanrı Uludur derken o zamanki Müslümanlar neredeymiş acaba? Neden kazmalarını, küreklerini alıp da Tanrı Uludur dedirtirmeyiz deyip de o adamı oradan al aşağı etmemişler?
Neden sokaklara dökülmemişler biz böyle bir şey istemiyoruz diye? Neden ezanlarını korumamışlar, muhafaza etmemişler canları pahasına da olsa? Değil mi İstanbul'da 370 tane tekke varmış. Bunun dervişleri neden tekkelerini korumamışlar ki? Tekkeleri kapattı demek kolay. 370 tane dergalın şeyhi, 370 tane şeyh demek. Her şeyhin 4 tane nakibini kabbalası, 4 tane nakibi vardır en az. Çavuşları, mamuşları sadece bir şeyhin yönetim kadrosunda 50-60 tane vardır. 370 tane şeyhi 50 ile çarparsanız, 400 tane olsa?
Yok canım. 2 bin kişi, 2 bin karısı, 4 bin, 2 bin çocuğu, 6 bin, 2 şer tane çocuğu olsa 8 bin. İstanbul'da 10 bin kişilik bir grup oluştu. 10 bin kişi birleşip tekkelerimizi kapatmıyoruz ne dememişler? Arkadaşlar yıl dönemi geldi, 28 Şubat. Öyle mangalda küllü bırakmadan atmak kolay.
Bunları da yazmak şimdi kolay. Bunları da şimdi söylemek kolay. 28 Şubat'ta bu Müslümanlar tekkelerini korudular mı? Derslerini korudular mı? Partilerini korudular mı? Hükümetlerini korudular mı? Korumadılar.
O yüzden bu kardeş, övgü dolu sözlerle bahsettiniz, herhalde doğru dinlememiş. Ben hiç dinlemedim ne söylediğimi, ne konuştuğumu. Ama ben övdüğümü hatırlamıyorum. Eyyam-ı Beyt, aydınlık günler orucu nedir, ne zaman tutulur açıklayabilir misiniz? Bu oruçlar belli. 30 Ramazan orucu. Ardından pazartesi, perşembe, ardından başında, ortasında, sonunda. Ondan sonra 13, 14, pardon 14, 15, 16'sında, zilhicce, bu normalde aydınlık günler orucu, zilhiccede tutulan orucu. Altında bir daha var. Bebekle annenin isimleri aynı, bebeğe ikinci bir isim koyulabilir mi?
Koyulur, ne koyulması? İstediğiniz ismi koyulur. Hacı Mehmet nerede bizim? Hacı Mehmet, Mehmetoğlu, Mehmetoğlu, Mehmetoğlu, Mehmet. Bir, iki, üç, dördüncü kuşak Mehmet. Beş'in ismi belli mi? Yani bir, dedenin, dedesinin ismi belli mi biliyor musun? Ben hep biliyorum. O zaman beşinci Mehmet'sin sen. Vay be. Çocuklardan birisinin ismini değiştirelim senin ya. Gerçekten ya. Adnan Hoca büyüğünü mü değiştirelim, küçüğünü mü ismini değiştirelim. Hacı Murtaza, madalyalık adamsın.
Ya şu direklerin hepsini de şilt yapıştırırsak, senin adına, seni tarif etmeye yetmez ya. Mahkemelerde başlasın diyorsun. Muhteşemsin ya. İksiri buldu, Hacı Murtaza. Gidiyordu böyle. Elmane ismi oldu. Kesti, makasa attı. Allah yiyesin inşallah. Allah Müslümanları korur derken, Müslümanların durumu ortada, buraya açıklayabilir misiniz? Sizin baktığınız yerle, bizim baktığımız yer farklı cancaz. Biz iman edenlerin, Allah katından korunduğuna inananlardanız.
Bir kimse gerçekten iman ettiyse, o Allah'ın koruması altındadır. Siz herhalde ayeti kerimelere tam olarak iman etmediniz galiba. İşin zahirine bakmayın. Kim duayı değiştirirse, üç tane hatim buluşanacakmış. İnşallah. Devletin bireysel emeklilik diye teşvik ettiği, yüzde yirmi beş verdiği katkı payı faize giriyor mu? Girmez. Şartı üç yıl. Parayı düzenli olarak yatırma, yatırma, üç yıl sonra, kendi yatırdığımız ve devletin verdiğinin tamamını alabiliriz. Devlet dolan işlerinizde faiz olmaz. Mübarek insanlar, bir şey sorun, sormamışlar, mektup yazmış kardeş.
Bu evlilikle alakalı hadisler, bayağı ırgalamış ortalığı. gelen tepkiler çok olumlu. Ama düğünlerde bir artış yok. Böyle herkes işin edebiyatını yapıyor. Yani vay, böyle demek ki evlenmek bu kadar önemliymiş, evlenmek bu kadar kutsalmış deyip, yani bu iki hafta içerisinde patır kütür patır kütür evlenmesi lazım milletin ama.
Hangi bir kadın, konuya devam ediyoruz, karı kocanın karşılıklı hak ve vazifeleri, Ümmü Selem'e naklediyor. Herhangi bir kadın, kocası kendisinden hoşnut olduğu halde ölürse cennete girer. Demek ki, bir kadının kocası kendisinden hoşnut ise, bir şikayeti yok ise, o adam cennete gidecek. Çünkü erkeklerin en hayırlısı, kadınlarıyla iyi geçinen, hoş geçinen insanlar.
Erkeğin en hayırlısı, en iyisi, kadınlarıyla hoş geçinen, kadınlarıyla tatlı geçinen kimse. Yine Ebu Hureyve radıyallahu anh hazretleri naklediyor. Kadın beş vakit namazını kılar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse, cennetin dilediği kapısından girer. Namaz şart bakın, beş vakit namazı kılacak, namusunu koracak. İkinci şart. Üçüncü şart, kocasına itaat edecek. O zaman cennetin istediği kapısından girer. Böylece bu, erkeğin hakkı oldu. Kadının namusunu koruması. Erkeğin hakkı oldu. Karısının, Kur'an ve sünnet tarihinde, makul meselelerde, kocasına itaat etmesi.
Husayn bin Mihsan anlatıyor. onun halası Nebi sallallahu aleyhi ve selleme geldi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona, sen evli misin diye sordu. O da evet dedi. Onunla geçimin nasıl deyince, gücümün yetmediği şeyler hariç, ona itaati terk etmiyorum dedi. ona itaati nasıl terk edebilirsin, o senin hem cennetin hem cehennemindir buyurdu. Demek ki kadınlar, kocalarına itaatten, geri adım atmayacaklar. Kur'an ve sünnet tarihinde, kocalarına itaat edecekler. Ayşe radıyallahu anh hazretleri nakletti. Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme sordu.
Kadın üzerinde en büyük hak sahibi kimdir diye sordum. Kocasıdır buyurdu. Erkek üzerinde en büyük hak sahibi kimdir diye sordum da, annesidir diye cevap verdi. O zaman bir kadın, kocasına bağlı, evli olan bir kadın, babasına bağlı değil. Evli bir kadın, kocasına bağlı. Kocasına itaat edecek. Babasına değil. Bugün için bu, ne yazık ki insanların arasında sıkıntılı. Kadın evlenmiş, hala da o evlilikte, veya evin içerisinde, kendi annesini, babasını karıştırtırıyor. Hala da kendi ailesinin eli var evin içinde. Allah muhafaza eylesin. Erkek üzerindeki en büyük hak sahibi kim?
Anne. Geliyor ya sahabeden birisi. Önce kime yardım edeyim? Annene. Kime? Annene. Kime? Annene. Dördüncüsü de diyor ki babana. O zaman bir erkek çocuğunun, annesine bakması, yardım etmesi, merhamet etmesi, şefkat göstermesi, birinci derecede, erkek çocuğa ait. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine bir kadın geldi. Bunu da Hazreti Abbas'ın oğlu Abdullah naklediyor bize. Ya Resulallah ben kadınlar adına gelen bir elçiyim. Allah cihadı erkeklere farz kıldı. Eğer cihada katılırlarsa sevap kazanırlar. Öldürürlerse Rableri katında rızıklandırılan birer diri olurlar.
Biz kadınlar topluluğu ise onların yanında durup sebat ediyoruz. Bu mükafattan bize ne var diye sordu. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri şöyle buyurdu. Gördüğün kadınlara haber ver ki, kocasının hakkına riayetle itaat etmek, Allah yolunda cihad etmek gibidir. Ama sizden kocasının hakkına riayet eden de azdır. Demek ki bir kadının kocasına riayet etmesi, cihad etmek gibi sevap. Kocasına riayet etmesi. Buradan bir şey daha çıkıyor. Demek ki Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine mümin kadınlar gelip sorularını sorarlarmış. Ve o Hazreti Peygamber de onların üzerinden diğer mümin kadınlara da mesajını gönderirmiş.
Bir adam kızını Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme getirerekten, bunu da Ebu Said Hudri radıyallahu anh hazretleri naklediyor. Benim bu kızım evlenmek istemiyor dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kıza hitaben, babana itaat et buyurduğunda kız, seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, bana kocanın karısı üzerindeki haklarının ne olduğunu bildirmedin sürece evlenmem dedi. Bakın sahabe ne kadar dirayetli. Ne kadar bir işi yapacağı zaman, o işin mahiyetini öğrenmekte dikkatli. Kocanın karısı üzerindeki hakkı şudur ki, eğer kocasında kanayan bir yara olsa da, onu yalasa veya burnundan kan yahut irin aksa ve onu yutsa, yine de kocasının hakkını yerine getirmiş sayılmaz buyurdu.
Kız, seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, hiç evlenmeyeceğim dedi. Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, izni olmadıkça onu evlendirmeyin buyurdu. İzni olmadıkça onu evlendirmeyin. Buradan da bir hüküm çıktı. Demek ki bir kızı, Hanefiler bu hükmü verirler, velisi kızdan habersiz kızını evlendiremez. Şafiler evlendirirler, Hanefiler evlendiremez. Hanefilere göre bir kız istemediği müddetçe, zorla evlendirilmesi caiz değildir. Ebu Hureyre anlatıyor, Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme bir kadın gelip, ben filan kimsenin kızı filanım diyerekten kendisini tanıttı.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem seni tanıdım istediğin nedir diye sordu. Kadın isteyin amcamın oğlu filan abid hakkında görüşmek dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu tanıyorum buyurdu. Kadın o beni istiyor. Kocanın karısı üzerindeki haklarının ne olduğunu bana bildir. Eğer gücümün yeteceği bir şey ise onunla evleneceğim dedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kocanın haklarından biri şudur. Eğer burnundan kan ve erin aksa da kadın onu diliyle yalasa yine de kocasının hakkını yerine getirmiş sayılmaz. Şayet insanın insana secde etmesi gerekseydi, yanına girdiğinde kadının kocasına secde etmesini emrederdim. Çünkü Allah erkeği kadından üstün kılmıştır buyurdu.
Hani ayet-i kerime var ya erkekler kadınların üzerinde hakimdirler diye. O yüzden Allah kimi erkekleri kadınlardan üstün kılmıştır der ayet-i kerimenin sonunda. Bunun üzerine kadın seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki dünya durdukça evlenmeyeceğim dedi. Ensardan bir ev halkının üzerine su çektikleri bir develeri vardı.
Bu deve onlara zorluk çıkardı ve sırtına bindirmedi. Ensar Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme gelerek bizim üzerinde su çektiğimiz bir devemiz vardı. Bize zorluk çıkardı ve bize sırtına bindirmedi. Hurmalar ve hekinler susulduktan yandı dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına kalkınız gidelim dedi. Kalkıp gittiler. Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bostana girdi. Deve bostanın bir tarafında duruyordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona doğru yürüdü. Ensar ya Resulullah o köpek gibi oldu. Sana saldırmasından korkuyoruz dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ondan bana zarar gelmez buyurdu.
Deve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi görünce ona doğru yöneldi ve önünde secdeye kapandı. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem alnından tutarak ona boyun eğdirdi ve işe koştu. Bunun üzerine ashab-ı kiram ya Resulullah bu akılsız bir hayvan olduğu halde sana secde ediyor. Biz ise akıllıyız. Dolayısıyla sana secde etmeye daha layıkız dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem insanın insana secde etmesi doğru değildir. Eğer insanın insana secde etmesi uygun olsaydı üzerindeki hakkının büyüklüğünden dolayı kadının kocasına secde etmesini emrederdim. Eğer koca tepeden tırnağa kadar irin saçan bir yara ile kaplı olsa da kadın kocasına yönelerek onu yalasa yine de hakkını eda etmiş sayılmaz buyurdu.
Tabi bu hadis-i şeriflerin üzerinde şunu da söyleyeyim. Bu hadislerin bir kısmını Türkiye'deki bazı profesörler reddediyorlar. Böyle bir şey olamaz diye. Allah bizi affetsin. Cenab-ı Hak bu hadis inkarcılarından bizleri uzak eylesin inşallah. Fâlevenlâhu Fâlevenlâhu Fâtiha mâsıra Fâlevenlâhu
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.