mustafaozbag.org

485. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Şubat 2016 · 1:01:19

Selamun Aleyküm. Selamun Aleyküm. Allah gecenizi, gündüzünüzü hayırlı eylesin. Âmin. Bu müthişmiş. Bir balık tutmamız vardı, onu da yasakladınız. Bayanlar tarafından, bayanlarla alakalı cumartesi günü sohbette dediler ki çok gürültü oluyor. Bayanlar lütfen sohbet edeceklerse, sohbet bittikten sonra sohbetlerine devam edebilirler.
Bir balık tutmamız vardı, onu da yasakladınız ama buna tabi olacağız. Sosyal faaliyet olarak başka ne yapmamızı tavsiye edersiniz? Bu balıkçıların ağla balık tutmasında bir sakınca var mı? Hâlâ da tutacağım diye uğraşıyor. Hâlâ da uğraş veriyor, çaba gösteriyor. Sufiler avlanma peşinde gitmezler. Sufiler avla uğraşmazlar. Sufiler böyle evin üstünde güvercin besleyeyim, kuş besleyeyim, yok evde köpek besleyeyim, yok evde balık besleyeyim. Sufiler enesçik kafalı mı, çocuk kafalı mı? Sufinin balık tutacak kadar boş vakti olur mu? Böyle bir Sufi anlayışım olur.
Balık tutacağı yere kadar eşiyle ilgilensin, çocuklarıyla ilgilensin, eviyle ilgilensin. Yok eşi ve çocukları yoksa Sufi için o daha büyük bir handikap. Hızla kendine bir eş bulsun, evlersin, hızla çoluk çocuk sahibi olsun. Hızla. O yüzden Sufinin balık tutacak kadar zamanı yoktur. Sufinin hedefi vardır. Sufi bütün arza, Kur'an ve sünneti götürmekle kendisini yükümlü kılar. O yüzden önce kendisini yetiştirme, sonra etrafını yetiştirme, etrafına ışık olma. Bu noktada etrafıyla beraber Kur'an ve sünneti öğrenme, öğretme derdi odur Sufinin. Sufi, bunun normalde çoluğuyla, çocuğuyla, ailesiyle, işiyle, aşıyla, eşiyle, her şeyle.
Kur'an, sünnet, vatan millet sevdasındadır. Geri kalan onun için gaflettir. Bir kimse kendi iaşesini ve çoluğunun, çocuğunun iaşesini sağlamak için çalışması, gayret göstermesi ibadet hükmündedir. Arada farzlarını, ibadetlerini yerine getirecek. Bundan hesaba çekilmez bir kimse. Geri kalan her şeyinden hesaba çekilecek.
Öyle, oturayım televizyonda futbol izleyeyim, yok oturayım televizyonda dizi izleyeyim, yok oturayım televizyonda kim kimi yemiş, kim kimi giymiş. Onları izleyeyim, bunlar sufiler için handikap. Allah muhafaza eylesin. Atatürk'e kafir diyen birisinin arkasında namaz kılınabilir mi? Yani bir kimseye şahıs olarak kafir demek ilk önce, yani la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyorsa bir kimse, kendince kendisine Müslümanım diye atfediyorsa, görüyorsa, bu kim olursa olsun, sizin o kimseye karşınızı alıp şahıs olarak, tekil şahıs olarak kafir demeniz hoş bir şey değil.
Bu tekfir hastalığı Müslümanların içerisine girdiğinden beri bunu çok rahat bir şekilde herkese kullanıyorlar. Desen ki şu şu şu … hareketleri yapan bir kimse, bunları söyleyen kimse küfre düşer. Eyvallah. Ama o kimse tövbe edip etmedi mi? Geri döndü mü? Dönmedi mi? Bilmiyoruz. Bir şahıs üzerine konuşuyorsanız. Tekfir öyle bir kolay bir hale geldi ki millet bana dahi küfrüme fetva veriyor. Ne anlama geldiğini de bilmiyor. Bir kimsenin küfrüne fetva veriyorsan git öldür hadi o zaman onu. Birinin küfrüne fetva verdiysen gideceksin öldüreceksin onu, onun malını da alacaksın. Küfrüne fetva verdiğin bir kimsenin geri zekalı bunlar.
Din bilmiyorlar. Bir kimsenin küfrüne fetva verdiğiniz anda onun canı, malı, karısı, her şeyi sana helal olur. Kim verecek onun fetvasını, küfrüne fetvasını? Şahıs olarak. Hani sahabelerden birisi, birisinin koyunlarına el koymak için onun iman ettim demesini kabul etmemişlerdi de, koyunlarına el koymuşlardı da, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri alnından damarlar fırlayınca kadar çatladı onları bundan men etti.
Adam iman ettim diyor, onun iman ettim demesine rağmen koyunlarına el koyuyorlar. Sen küfür ehlisin. Birisine sen küfür ehlisin deyince onun malına mı el koyacaksın sen? Öbür tarafta hadis-i şerif var. Bir kimsenin malını koruması için canını verirse şehit olur. Hadis-i şerif var. Bir kimse namusunu koruması için, karısını, çoluğunu, çocuğunu korumak için öldürülürse şehit olur. Bu tekfir hastalığı ümmetin içerisine girdi, ümmet parçalandı. Ümmet parçalandı. Hemen herkese küfür ehliyor. Adam ya la illallah Muhammeden Resulullah diyor. Sufiler küfür ehli. Her yeni bir din icat ediyor.
Allah Allah, lafa bak. Allah muhafaza eylesin. Kardeşler kimse, teki şahıs olarak bu kafirdir demeyin. Bunlar kafirdir şahıs olarak, topluluk olarak demeyin. Birinin adına küfür hükmünü vermeyin. Sizler yapmıyorsunuz da bunu bütün ümmet-i Muhammed'e söylüyor. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir kimse, bir kimse küfür ehli diyormuş. Allah yolunu açık etsin. Bizle alakası yok. Lütfen. Ben adama diyorum, Atatürk ölürken son nefesinin yanında mıydın? Atatürk'ün küfrüne fetva veriyorsun. Son nefes senden mi soruluyor? Firavun bağırıyordu.
Musa'nın Rabbine iman ettim diyordu. O esnada Cebrail aleyhisselam ağzını çamurla, balçıkla sıvadı. O esnada sıvadı. Tartışma var ümmet-i Muhammed'in içerisinde. Musa'nın Rabbine, ya Musa Rabbine iman ettim dedi. Balçıl sıvadı. Tartışma var ümmet-i Muhammed'in içerisinde. Firavun'un imanı kabul mü, değil mi? Bir kısmı diyor ki, boğulacağını anladığından dolayı öyle dedi. Onun imanı kabul edilmez. Bir kısmı da diyor ki, son nefese kadar iman kapısı açıktır. Son nefeste dahi bir kimse iman etse, imanı imandır diyor. Yani Firavun'un dahi biz, son nefesinin normalde söylemiş olduğu sözü, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri naklediyor. Biz, İslam dünyası kendi içerisinde ikiye ayrılmış.
Firavun'un iman ehli olduğuna dair, bir de olmadığına dair üzerinde tartışıyorlar. Ama biz şimdi kalkacağız, herhangi bir kimsenin küfrüne fetva versez. Allah muhafaza eylesin. Uzak duralım. Şeytanın rüya ile hakiki rüya arasındaki fark nedir? Şimdi birisi rüyasında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i görse, lakin sakalsız veya vücudunun herhangi bir yerinde bir farklılık olduğunu fark etse, bu rüya şeytani midir? Buna normalde kim hükmetecek ki böyle, kimse hükmedemez. Bir de bir kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri görüyorsa şeytani değildir. Onun üzerinde eksiklik, noksanlık görmesi o kimsenin kendi eksikliğinden, noksanlığındandır. İdrar sonrası akan damlanın farkında olmayıp namazı kılsa bir kişinin namazı olur mu?
Olur. Bir dervişte veya hal gören birinde istisraç olur mu? Herkes de olur istisraç. Bunun keramet mi veya istisraç mı olduğunu anlamamızın yolu nedir? Bir kimse Kur'an ve sünnet tarihinde yaşıyorsa, Kur'an ve sünnete ince ince, tatlı tatlı uyuyorsa, onun üzerinde görülen harikulade haller keramettir, istisraç değildir. Biz öyle inanırız. Rabbi has ve yaradan arasındaki ilişkiyi açıklar mısınız? Bunu anlayamadım. Bu nasıl bir soru? Bunu anlayamadım. Rabbi has ve yaradan arasındaki ilişkiyi açıklar mısınız? Demiş. Bu kardeşin sorusunu anlayamadım. Allah'a nasıl yakın olabiliriz? Kul farzları işlemekle Allah'a en sevimli işi yapar. Nafilellerle Allah'a yaklaşır ve Allah'ı sever.
Bir yakınım çok ağır hakaret etti. Ben de yemin ettim kiliseye giderim, evine gitmem diye. Annemi bayramda yanında götürmüşler. Gitmek zorunda kaldım. Yemin için ne yapmam lazım? Böyle boş boş yemin etmeyeceksin. Üç günlük oruç tutacaksın. Ülke insanının yozlaşması için kullanılan en etkili araç medya değil midir? Müslümanlar televizyon ve internette uyutulmuyorlar mı? Dizilerde zengin aileler, yarı çıplak kadınlar, babası belli olmayan çocuklarla doluyken genç nesiller dini değerlerden uzaklaştırılmıyor mu? Erkeklerimiz ümmetin durumuna çare aramak yerine futbol illetine bulaştırılmadı mı? Bir mümin erkek futbolla ilgilenebilir mi? Maçlar hakkında kritik yapabilir mi? Forma ve kombine alabilir mi?
Diğer takımın yenilmesi için dua edebilir mi? Ümmet bilincimizi yeniden şahlandırmak adına neler yapabiliriz? Bize tavsiyeleriniz nelerdir? Allah tüm ümmeti bu hastalıklardan korusun. Ben bir ay önce yüksek ateşten hastaneye kaldırıldım. Sigortam olmadığı için ödenecek miktarı ödeyemedim. Bu benim karşıma bir ay sonra 425 TL olarak çıktı. Ben bu parayı ödeyince faiz ödemiş oluyor muyum? Ne yapmam gerekiyor? Ya normalde faiz ödemiş olmuş oluyorsun ama normalde faiz ödediğin halde bunda zorunluluk olduğundan günaha girmiş olmuyorsun. Faiz faiz yine. Malum ABD resmen PYD'yi destekleyeceğim diyor. Hükümetten de buna sert açıklama geliyor. Gündemi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her hafta burada gündem değerlendirecek hükümet sözcüsü veyahut da muhalefet partilerinin sözcüsü değil. Allah iyi edecek inşallah. Söz verdikten sonra sözümü tutamamaktan çok korkuyorum. Yalnız bu korku sanırsam çok abartı oluyor. Namaz kıldım ve dinimi yaşamaya gayret gösterdiğim zamanda da oluyordu. Önceden namaz kılmadığım zamanda da oluyordu. Bundan kurtulmam normal düşünmek için ne tavsiye edersiniz? Aman söz verdiğinde sözünü tutmak için gayret et. Tutamam diye korkanlardan ol. Çalıştığım iş yeri 8 saatten 12 saate çalışma saatlerimi çıkarıp cuma cumartesi tatil verecek. Buna sözlü olarak itiraz etmem, çalışmak istememem. Normal mi? İtirazımı kabul etmemeleri doğrultusunda resmi yollardan hakkımı aramam doğru olur mu?
Karar sizin ama bu iyiymiş. Ben olsam 12 saat çalışır, cumartesi, pazar tatil yapardım. Hatta gider cumartesi gün bir yerde de iş bulurdum kendime. Kız çocuğunun süt emme vakti ne kadardır? Hakkınızı helal edin. Kız çocuğu kaç aydı Hacı Mehmet? Normalde erkek çocuklar 2,5 yaşına kadar kız çocuklar, hatırımda olan var mı? 2 sene mi? 2 seneymiş. Erkekler 2,5 sene miydi? Kız çocuklar 2 sene mi? 2 seneymiş. Halit hocanın hatırladığı kadar. Bütün çakallar, dünya güçleri ortadığı ya üşüştü. Uzun adamsa bütün dünyaya tek başına bağırıyor, mücadele ediyor. AK Parti dışında kalan yol arkadaşları ise uzun adamı Siyaren'de toplanıp eleştiriyorlar.
Orta Doğu ve Türkiye nereye gidiyor? Yeni bir parti mi kurulması çalışılıyor. Görüşlerinizi lütfeder misiniz? Ne yapalım? Kurarlarsa kuracaklar bize. Ekim ayında yapmayı planladığımız düğün için bugün Otosansit Sanayi sitesi içindeki düğün salonu yetkilisiyle görüştü. Babam salon bedeli 3 bin TL'ymiş. Yetkilinin yanından ayrıldıktan sonra sanayi içindeki dükkan sahibi arkadaşına uğramış ve durum anlatmış. Dükkan sahibi arkadaşı ise sanayi içindeki dükkan sahiplerine %50 indirim uygulanıyor. Düğünü ben yapıyormuşum gibi salonu kiralayayım böylece sen de 1500 TL'ye düğün yapmış ol demiş. Düğün salonu yetkilisinin bu düzenden haberi olmayacak ve sonu sanacak ki düğünü sanayi içindeki dükkan sahibi yapıyor.
Babam bana bunun güzel bir fırsat olduğunu söyledi. Ben de yalan ile iş yaparak kul hakkını gireceğimizi savundum. Babam ise aile rızkını kurtarmak dedi. Sizin görüşleriniz nedir? Aldatan bizden değildir. Askerin ücretinin altında maaş verenler var. Hem bu insanlar namaz kılıyor, kul hakkı değil.
Değerin o kadar demek ki neden öyle görmüyorsun? Hiç öyle düşünmüyorsunuz. Öyle çalışanlar var. Asker ücret değil, haftalık 100 TL dahi vermezsin. Ne yapacak adam şimdi o kimseye? Deyecek ki seninle haftalık 100 TL'ye çalıştırırım seni. Çalışma senden. O da diyecek ki iş yok, ben de diyeceğim ki var. Yıllardan beri aynı şeyleri duyuyorum ben çünkü. Yıllardan beri eş yok, iş yok, aş yok.
Yok onun için. Ona uygun kadın yok, ona uygun iş yok, ona uygun ev yok, ona uygun araba yok. Yok Allah yok. Bunlar insanların kendi kendilerine ürettiği şeyler. Bir kimse cayır cayır çalışsın, dosdoğru çalışsın, bak işveren onu kaybetmek istiyor mu? Adam çok üstün performans göstersin, işveren onu kaybetmek istiyor mu bakalım?
Adam iş yerinde fırtına gibi olsun da işveren onu kaybedecek mi bakalım? Veyahut da adam gerçekten özellikli bir adamsa, işveren neden onu kaybetmek istesin? Ben hiç işten çıkarılmadım çalıştığım müddetçe. Hep ben bıraktım işi. Her bıraktım da arkamdan koşturdu bırakma diye. Sağdan mı Mişko Recep? Bizim Recep abi vardı, Mişko Recep diyorlar ayakkabış dükkanında. Ben anahtarı bırakıyordum ona, o anahtarı normalde getiriyordu, evin bahçesine atıyordu. Motorla geliyordu, bağırıyordu Mustafa, Mustafa. Bir de uzaktan akraba, uzaktan akraba mı şey o?
Sen tabi bilmiyorsun. Anneme bağırıyor, nerim ona bak, nerim ona bak. Ben yatıyorum, kahırlıyım ben, gitmeyeceğim işe. Bıraktım işi. Anahtarı şeyden aşağı kapının üstünden atıyor. Bizim öyle bahçe kapısı, bahçe duvarı zaten yol geçen ana gibi. Bizim eve bilen hemen ilk dur gir içeri. Öyle bir şey yok yani. Ev bizim şey, yani hiçbir problem yok yani. Normalde eve çok rahat gir, çık, hiçbir problem yok. Bütün mahalleyle öyle girip çıkıyor zaten. Atıyordu anahtarı gidiyordu. Annem benim başımda bağırıyor, adam anahtarı attı gitti, adamın dükkanını açmayacağım mı? Ben artık mecbur kalıyordum. Gidiyordum dükkanı açıyordum. Üç gün dükkana gelmiyordu ben gideceğim diye.
Üç gün gelmiyordu, dört gün gelmiyordu. Yani ben gelse ben anahtarı bırakacağım, gideceğim yani işi bıraktım çünkü. Bir hafta sonra geliyordu, üç dört gün sonra geliyordu. Yapma, etme, bizim oğlan ne var bunda? Haydi beni bir meyaneye götürüyordu. Ben orada da diyordum, bırakacağım, yapma, etme. Yok işte sen bir adam buluncaya kadar dur işte şöyle işte böyle. O yetmezse en büyük abisi geliyordu. Bizim oğlan bırakma. Çalışan adamı kim bırakacak? Kimse bırakmaz. Bir adam iş bulamıyorum, eş bulamıyorum diyorsa kapasitesiz adam. Kimse suç kabahat bulmasın.
Evet, inşallah bundan sonra her perşembe böyle küçük küçük, beş on hadislik, genel aileyle alakalı, ahlakla alakalı hadis okuyayım diye karar verdim inşallah. Tabi en başa da evlenmekle alakalı, dindar kadınlarla evlenmekle alakalı hadisleri aldım. Evlenmekle alakalı kardeşlerin üzerinde eksiklikler görüyorum. Kardeşler evlenme noktasında hem bayanlar hem erkekler tedirginler. Tereddüt geçiriyorlar ve evlenecekleri zamanla nefislerine uyuyorlar. Nefislerine uyunca da evliliklerinin en yakın döneminde evliliklerinde problem yaşıyorlar. Allah muhafaza eylesin. Ey gençler, evlenmeye gücü yeteriniz evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan ve insanı zinaya düşmekten korur.
Evlenmeye gücü yetmeyenler ise oruç tutsunlar. Çünkü oruç şehveti kral. Demek ki evlenmeye güç yetiren erkek ve kadınlar, evlenmeye güç yetirebilecek olan erkek ve kadınlar evlenecekler. Bu noktada kendi kendilerine güç yetiremeyecekleri alanları var ise, bu ekonomik olarak, bu fiziki olabilir, bu normalde akli olabilir. Bu dini olabilir. Din olarak kendisi yetersizdir. Yani dini bilgisi tam olmayabilir. Akli olarak gelip gidiyordur kafası. Bu da olabilir. Böyle piseşik psikolojik problemler olabilir. O kimse mal olarak zenginlik açısından veyahut da işte iaşi açısından, kazanç açısından zayıf olabilir. Bu tip şeylere güç yetiremiyorsa, bunu açık bir şekilde söyleyerek de ne yapacak?
Evlenmeye gayret edecek. Evlenmek için mücadele edecek. Evlenmek bu noktada biz kardeşler için önemli bir olgu. Kardeşlerimiz evlenmekten serfinaz etmeye çalışmayacaklar. Her kim Allah'a tertemiz kavuşmak isterse, hür kadınlarla evlensin. Cariyelerle değil, hür kadınlarla. O zaman bir kimse evlilikle alakalı kendi kafasından kendi kendisini geriye atmayacak. Bak ne diyor, her kim Allah'a tertemiz kavuşmak isterse, çünkü evlilik hayatı, o evlilik devam ettiği müddetçe ibadet hükmündedir. Evli bir kimse, evli bir kimse, evliliği devam ettiği müddetçe evliliği ibadettir o kimsenin.
O evlilik Kur'an ve sünnet dairesinde duruyorsa ve yürüyorsa, evlenen şahıslar, taraflar bu noktada devamlı bir ibadet içindedirler. Çünkü evleniniz, çoğalınız. Evlilik bu noktada hem ayetle hem de hadisle emir noktasındadır. Bu manada evliliğe gücü yeten için evlenmek farz, evliliğe gücü yetmeyen için, gücü yetmeyen kimse için de nafile ibadettir.
O yüzden bir kimse evlenmeyi hedeflecek. Ben evlenmeyi düşünmüyorum, benim böyle bir kusurum var. Ben evlenmeyi düşünmüyorum, benim böyle bir hatam var. Ben evlenmeyi düşünmüyorum, benim böyle bir durumum var. Bunlar o kimse için uygun şeyler değil. Dört şey vardır ki peygamberlerin sünnetlerindendir. Onlar haya, güzel koku kullanmak, misvak kullanmak ve evlenmektir. Bu peygamberlerin sünneti, bütün peygamberlerin. Haya, haram işlememek. Birinci derecede. İkincide, o kimsenin hata ve kusurlardan dahi uzak tutmaya çalışması. Allah'tan utanması. Güzel koku kullanmak. Güzel koku kullanmak.
Kokulanmak, sünnet. Misvak kullanmak. Hiç olmazsa günde bir sefer. Mümkünse her abdeste, mümkünse her namaza kalktığınızda, her abdeste kalktığınızda. Mümkün değil, hiç olmazsa günde bir sefer. Takma diş var. Allah rahmet eylesin, şeyhimin takma dişi vardı. Misvak üzerinde bulunurdu. Üzerinde bulundurmaktı sünnet Mustafa Efendi evladım dedi bana. Takma dişi kullanmıyordu halbuki, misvak takma dişi kullanamaz ya. Üzerinde bulunduruyordu. O yüzden bir kimse dişlerini misvaklamayı, ağız kokusunu, vücut kokusunu temizlemekle mükellef. Bundan ne anlayacağız? O kimse haya, içsel alemde kendini temiz tutmak. Haya, insanın iç alemini temiz tutması. Haramlardan uzak durması.
Güzel koku, o kimsenin vücudunu kokulaması. Güzel kokuyla kokulaması. Misvak, o kimse konuşurken ağzından ne çıkmayacak? Kötü sözler çıkmayacak, yanlış şeyler çıkmayacak, ağzı kötü kokmayacak. Dördüncüsü ne? Evlenmek. İsa aleyhisselamın evlenmediği söylenir. Bazı rivayetlerde evlenip, işte şeyden normalde Yahudilerin zulmünden kurtulup evlendiği söylenir. Biz tabi göğe kaldırıldığını inanıyoruz. Yeniden yeryüzüne indirildiğinde evlenecek çoluğu çocuğu olacak. O da o sünneti tamamlayacak. O yüzden kardeşler evlenmekten vazgeçmeyecekler. Dünya bir metadır ve onun en hayırlı metaı saliha bir kadındır. Demek ki dünya bir metamış, onun en iyisi salih bir kadın. Hani normalde hadis-i şerifte Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ya, yani bir kimse için salih bir ev, salih bir binek, salih bir eş var ise dünyalık bu üç şey yeter diyor.
Başka bir hadis-i şerifte. Mümin, aziz ve celil olan Allah'a takvadan sonra kendisi için saliha bir kadından daha hayırlı bir şey elde edememiştir. Eğer ona bir şey emrederse kendisine itaat eder. Ona bakarsa kendisine sevinç verir. Onun üzerinde yemin ederse yeminini yerine getirir. Ondan uzakta bulunursa nefsini ve kocasının malını korur. Demek ki salih bir kadın, erkek onun yüzüne baktığında sevinç duyacak. Kadın böyle mahkeme duvarı gibi olmayacak. Sevinç duyacak. Adamın ona baktıkça bakası gelecek. Kadın mutlu olacak, güler yüzle olacak, tatlı yüzle olacak, tatlı dille olacak. Ve erkek ona bir şey söylerse ona itaat edecek. Kadın erkeğine karşı hayır kelimesini unutacak.
Genelde bu itaatı gece hayatı için, cinsel ilişki için koymuşlar. Ama normalde bir kadın, Kur'an ve sünnet dairesinde kocasına itaat edecek. Bu feminist düşünce, bu komünist düşünce, bu dinsiz düşünce ne yazık ki ailelerin köküne kibrit suyu döküyor. Kadınlar kendi kendilerine erkeklere isyan etmeyi, evliliğin olağan işlerini, olağan hallerini reddedip, kendince feminist düşünceyle bir şey yapacağını zannediyor.
Aile kurumu batıyor. Aileler dağılıyor. Erkekler de eşlerinin güç yetiremeyeceği şeyleri istiyorlar. Burada sıkıntı var, problem var. Bu feminist düşünceler, bu tabiri caizse dinsiz düşünceler aile kavramını ortadan kaldırıyor. Bölünmüş, parçalanmış çocuklar bir tarafta, adam bir tarafta, kadın bir tarafta. Ardından çocuklar gidiyorlar, kadın bir daha evlenmeye kalkıyor. Kadının yanındaki üç tane çocuk, o çocuklar yeni gelen adama baba diyemiyor. Baba deseler de bir dert, demese bir dert. Öyle bir şey ki çocuklar arada sırada babasına gidiyor. Çocuk da iki tane baba. Bir evde baba var, bir de kendi babası var. Kendi babasına gidiyor, kendi babası ayrı fitliyor çocuğu.
Evde geliyor, başka fitliyor. O öbür tarafta bir kadın, burada bir adam. Karman çorman hayat. Ve o çocukların psikolojisini düşünen yok. O çocukların halini, ahvalini düşünen yok. O çocukların yarın toplum içerisinde ne olacağını düşünen yok. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kadınlar kocalarına itaat etmekte, kocalar da kadınlarına karşı merhametli ve şefkatli davranmakta itina gösterecekler.
Bu en önemli rahatsızlıklardan, hastalıklardan birisi evliliklerde. Kadınlara isyan etmeyi, kafalarına göre yaşamayı öneriyorlar. Az önceki hani vardı ya televizyonlarda diziler, şunlar bunlar diye. İzlemedim ama öyle muhakkak. Muhakkak öyle.
Muhakkak öyle. Bu büyük bir handikap. Allah muhafaza eylesin. Ondan da uzak olursa, yani diyelim ki eşi bir iş seyahatine çıktı veyahut da çalışmaya gitti. Ne yapacak? Malını ve nefsini koracak. Kadın evli, üç tane adam dolaşıyor. Kadın evli, gitmiş bir adamla daha yaşıyor. Bir de diyor ki ben çocuğumu da kaybetmek istemiyorum, kocanı da kaybetmek istemiyorum. Diyorum ki kadın bu adam ne? Bu adam ne? Bunu nereye koyacaksın? O adam da diyor ki ben de eşimi kaybetmek istemiyorum. Bu adam ne? Kadının iki tane kocası var sanki. Öyle yaşıyor zaten.
İşten çıkınca oraya gidiyormuş, gece saat sekizde dokuzda evine gidiyormuş. Diyanete sormuşlar, diyanet kimle nikahın varsa nikahın onunla devam ediyor diyor. Fetva vermekten korkuyorlar. Diyemiyorlar, sen zina yapıyorsun. Senin nikahın düştü. Zina etmişim. Bunu da açıkça söylüyorsun. İyi söylüyor açıkça. Allah muhafaza eylesin. Kadınlar namuslarını koruyacaklar. Kadın evlendi mi tamam. Namusunu koru. Adamdan boşanmak mı istiyorsun? Boşan. Erkekler bir kadın sizin karşınıza ben senden ayrılmak istiyorum, boşanmak istiyorum dediğinde oturun, konuşun, dinleyin.
Problemi çözemiyorsanız, çözülmüyorsa en güzel bir şekilde boşayın. Boşayın. Boşayın. Boşanmak isteyen bir kadının boşanması hakkı. Boşayın. Allah muhafaza eylesin. Şu dört şey kime verilirse dünya ve ahiretin hayrı ona verilmiş olur. Şükreden bir kalp, zikreden bir dil, bela ve musibetlere karşı sabreden bir vücut, kocasının malı ve kendi nefsi hakkında günah işlemeyen bir eş.
Hani normalde vay o altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanların haline diye ayeti kerime inince sahabe koşturur hızla. Derler ki ya Resulallah. Yani madem ki bu altın ve gümüş biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar, Allah yolunda harcamayanlar bakın. İslam Allah yolunda harcamayı ister. Senin normalde Cenab-ı Hakk'ın vermiş olduğu sende ne varsa onu Allah yolunda harcayacaksın. Vücut Allah yolunda. Malın mülkün Allah yolunda. Evin Allah yolunda olacak. Araman Allah yolunda olacak. Malın var zekatını vereceksin Allah yolunda.
Sufiler için ayrıyetten sadaka vereceksin. Sufiler için söylüyorum bunu. Cömert olacaksın. Tasadduk edeceksin. Ben zekatımı verdim tamam. Bu avam için. Sufiler zekatın haricinde arada sırada sadaka verecekler. Arada sırada ne yapacaklar? İnfak edecekler. Bir fakir fukara gördüklerinde bir kimsesiz yetim birisi gördüklerinde bir yerde bir sıkıntı varsa o sıkıntıyı giderecek sufiler. Geri kalan o zekatını verdi sorumluluğunu bitirdi. Sufiler, nafilelerle Allah'a yaklaşacak. O zaman zekatın haricinde de ne yapacak o? Allah yolunda fakir fukaraya yardımcı olacak veya Allah yolunda para harcayacak. Bir yere gidilecek. Arkadaşlarını toplayacak, benzini çekecek. Arkadaşlarını toplayacak, onları götürecek seyahate.
Zikrullah'a götürecek. Ne yapacaksa yapacak. Allah yolunda ne yapacak? Cömert olacak o kimse. Evini aşacak, evinde giydirecek, içirecek, ders yaptıracak. Zikrullah olacak evde. Sohbet olacak. Cenab-ı Hak sana bir ev vermiş. Evin müsaitse ne yapacaksın? Evini sohbete zikrullaha aşcan. Evini böyle süste güzel tutup da böyle işte aman kimse oturmasın koltuğa. Ama millet gelirse şimdi çocukları çay döker. Halılarım kirlenir. Yok işte filancanın çocukları geliyor, koltuğu çiziyorlar. Yok işte şöyle kirletiyorlar. Bunlar sufiler için yanlış şeyler. Sufinin evi dergah gibi olur. Dergah. Öyle sufinin evinde yok şu eşyan bozulmasın, yok bu eşyan dağılmasın düşünmez. Sufinin evine gidenler de disiplinli olur.
Çocukları bir yere zarar vermesin, kendileri bir zarar vermesin diye dikkatli davranırlar. Saldım çayıra, mevlam kayıra, o da olmaz. Sufiler de çocuklarını ne yapacaklar? Disiplinli tutacaklar. Çocuklarını terbiye edecekler. Çocuklarını ilahlaştırmayacaklar. Çocukları ilah değil. Misafirliğe gittikleri yerlerde veya bir yerlerde ablaları, teyzeleri, orada büyük kadınlar. Yapma yavrum dediğinde benim çocuğuma yapma yavrum dedi. Alçak gidecek, yok öyle nefis. Çocuğunu disiplinini tutacaksın. Çocuğuna zarar vermemeyi öğreteceksin. Çocuğuna zarar vermemeyi öğreteceksin ki, o çocuk büyüdüğünde zararsız bir şekilde büyüsün. Allah muhafaza eylesin. Zikreden bir dil, şükreden bir kalp, zikreden bir dil.
Bakın Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ne biriktirelim diyor soruyor sahabe. Bu ayet-i kerime geldikten sonra. Diyor ki size, dünya için bu dört şey yeterli. Zikreden dil, şükreden kalp. Sana itaat eden bir eş. Bela ve musibetlere karşı sabreden bir vücut. Yok ben bugün öksürüyom, ben derse gitmeyeyim bugün. Yok üzerimde bir rahatsızlık var, keyifsizlik görüyorum, ben bugün zikrullığa gitmeyeyim. Ben biraz keyifsizim canım, bu derse de gitmesem olur. Hasta hasta, şimdi oraya gitmeyeyim. Vücudunuzu dirençli tutmayı öğreneceksiniz. Sufi öyle, esen yelden hasta olmaz. Marazlı mısınız?
Marazlı insanlar ikide bir de hasta olur. Marazlı bir kimseyle de evlenmeyeceksin. Marazlı. Hasta devamlı, kadın hasta devamlı. Ne ama evlendin o zaman? O kadın ömür boyu hasta bir adam mı çekecek? O adam ömür boyu hasta bir kadın mı çekecek?
Kadın bağlıyor başını, ha bir hasta. Nesi var, yok şusu var, yok dusu var. Bitmiyor hastalığı. Ne ama evlendin? Madem hastasın hep, minnetin başını mı yakıyorsun? Allah muhafaza eylesin. O yüzden vücudunuzu dirençli tutma. Vücudunuzu hastalıklara karşı dirençli tutma. Bela ve müsibetlere karşı dirençli tutma. Soğuktu, sıcaktı, serindi. Dirençli tutma. Hastalıktı, dirençli tutma. Ayakta. Sufi ayakta ölür. Sufi ayakta ölecek. Ayakta, yatakta değil. Diyecek ki nefesimi ben orada zikrullah'ta vereyim. Diyecek ki ben nefesimi orada semada vereyim. Diyecek ki ben nefesimi sohbette vereyim.
Sufi ayakta duracak. Ayakta durmaya hedefleyecek. Öyle ben bugün keyifsizdim, işe gitmeyeyim. Yok bugün ya canım sıkkın benim. Ben bu işi yapmayayım. Bunların hepsi de zayıflık emaresi. Allah'tan güç isteyin, kudret isteyin, kuvvet isteyin. Sağlık isteyin, direnç isteyin. Yürüyün. Öyle ufak tefek şeylere pabuç bırakmayın. Hastalık sizi yenmesin. Problem sizi yenmesin. Musibet sizi yenmesin. Bela sizi yenmesin. Yenmesin. Allah'ı zikredin, Allah'a ham dedin. Koşun. Hımbıllık, miskinlik yapmayın. Allah muhafaza eylesin. Evlenmeyen insanlar miskin insanlardır. Miskin. Miskinler evlenmez.
Miskinler çalışmazlar. İş bulmazlar kendilerine. Bedadan yaşamak isteyenler ne iş beğenirler ne de iş bulurlar. Miskin adam. Sufi de olmaz onlardan. Adam da olmaz, kadın da olmaz. Olmaz. Hiçbir işe yaramaz. Allah muhafaza eylesin. Üç şey mutluluktandır. Saliha bir kadın ki ona baktığında ferahlarsın. Yanında bulunmadığın zaman da malın ve ırza hakkında kendisine güvenebilirsin. İki. Süratli bir binek hayvanı keseni arkadaşlarına kavuşturur. Üç. Geniş, iç ve dış müştemilatlı çok olan bir ev. Üç şey de talihsizliktir.
Bir, göründüğünde sana kötülüğü dokunan, sana dil uzatan yanında bulunmadığın zaman ırzı ve malın hakkında kendisine güvenemediğin bir kadın. İki, ağır ayaklı bir binek hayvanı ki ona vursan seni yorar, serbest bıraksan seni arkadaşlarına yetiştirmez. Üç, dar ve müştemilatı az bir ev. Hakim rivayet etmiş bunu.
Demek ki üç şey neymiş? Mutlulukmuş. Saliha bir kadın. Yüzüne baktığında sevinç ve ferahlık veren. Sen olmadığın zaman da namusunu ve malını ve evini, çoluğunu, çocuğunu koruyan. İkincisi neymiş? Süratli bir binek hayvanı ki seni arkadaşlarına kavuşturur. Salih bir binek. Seni zikrullaha derste, seni Allah yolunda koşuşturacak, sılayı rahime yetiştirecek binek. Üçüncüsü ne? Müştemilatı geniş bir ev. Evinde bunu müfessirler, evinde misafirlerin ağırlanabildiği bir ev. Öyle bir artı bir Müslüman işi değil. Evlerimizi küçültüyorlar günden güne. Evlerimizi küçültüyorlar.
Evlerimiz küçülüyor. Evde anneniz, babanız kalamayacak. Eşiniz, akrabanız, arkadaşlarınız kalamayacak. Dostlarınız kalamayacak. İki artı, iki artı birden bir artı bire düştük. Şimdi tek odalı evler üretecekler. Bir artı sıfır. Tek başına kalacak yani. Çıkardılar ya rezidansları İstanbul'da. Tek başına kalıyor adam. Alıyor gömleğini, pantolonunu kirli sepetine koyuyormuş. Dinliyorum onlardan. Akşamını ütülenmiş bir vaziyette odana getiriyorlarmış. Sen çıkıyormuşsun, sen çıktıktan sonra evin içerisini, odanın içerisini temizliyorlarmış. Çarşaflarını değiştiriyorlarmış.
Kirlilerini alıyorlarmış. Yıkıyorlarmış. Akşamına oraya sen gelmezden önce asıyorlarmış. Rezidansın içerisinde restoranı var, yemeği var, sineması var, alışveriş merkezleri var. Canın hatun istiyorsa bir tane de hatun oradan bitti. Ailenin köküne kibrit suyunu döktüler. Ailenin köküne kibrit suyu döktüler. Lazım değil, adama da kadın lazım değil. Bu manada. Kadın, adam lazım olursa çok, her gece isterse bir adamla kalacak. Kadına da, adama da kadın çok, kadına da adam çok. Nerede kaldı İslam? Nerede kaldı aile? Nerede kaldı anne baba? Ramazan bayramında Antalya'ya, kurban bayramında İspanya'ya.
Ne İslam'ız biz. Ne Müslüman'ız. Allah muhafaza eylesin. Amin. Elinizi bu noktada ne yapacakmışız? Geniş tutacağız. Öyle bir artı bir rezidans almaya kalkmayacağız. E durumumuz müsait değil. Biz iki artı bir ev alabiliriz. Kaç para iki artı bir ev? Yüz elli lira. Git şehrin dışından otuz liraya bir arsa yap, üzerine büyük bir ev yok. Onu da kabul etmiyoruz. Bakın bu hadis-i şerife göre çok geriyiz. Çok geri. Ben Hacı Mehmet'in dedesinin evini tarif edeyim.
Yukarıda Hanay'da iki oda var mıydı? İçlerinde banyo da vardı. Değil mi? Aşağıda mutfak gibi duran yerin yanında bir tane küçük oda var mıydı? Onun içerisinde vardı. Dedemin oturduğu yerde de banyo tuvalet vardı. Adamın her odasında banyo tuvalet vardı. Benim kendi dedemin evi. Bir, iki, üç, dört. Dört odaydı toplam. Bir de bakkal dükkanı vardı. Orası hariç. Dört odaydı. Ve üç odasında banyo vardı. Şimdi yeniler bilmez. Tahtadan çevrilirdi odanın kenarına. Bilen var mı bunu? Harika ya.
Evet. Böyle tahtadan banyo böyle gideri var onun. Tahtadan. Su dışarıdan gelir. Bir de benim kendi dedemin bir tane odasında ocakta vardı yani. Orada istersen su da ısıtırsın. Banyosu da var onun. Yanında bir tane de oda var. Onun da banyosu var. Şimdi gerideyiz. Bizi ilerici yaptılar hesapta. Biz modern olduk sözde. Ne alakası var? Şimdi bir evde bir banyo bir tuvalet var. Sırada herkes. Çoluk çocuk çombalak herkes sırada. Çoluk çocuk çombalak herkes sırada.
İşte şimdi yeni evler. Ebeveyn banyosu var. Lüks. Kendi kendime gülüyorum. Lüks dedikleri yerde 50 yıl önce dedemin evinde vardı. Kendi baba dedemin evinde. Kuyucuların evi yaklaşık 300 yıllık. 300 yıllıktı o ev. Amerikalıların elinde olsa tarihi eser diye dolandırırlar milleti. Dedem kaç yaşında öldü? 90 kusur yaş. Bilmiyordu zaten yaşını da hesaplayamadı. Yunan geldiğinde şu kadar yaştaydım diyor. Öyle değil mi? Anlattığı şey o. Yunan geldiğinde bu kadar yaştaydım. 90 kusur. E bir de 90'da babasını koysa 180. O da öncesinden kimden aldıysa almıştır orayı.
Zaten önceden bütünmüş ya yan tarafla beraber. Kocaman anay. Bir de dedem yan tarafını kız kardeşine vermiş. Yani öyle. O sağ olan herhalde kalan kız kardeşi. Değil mi? İki kızlarmış bununla. Birini zaten vurmuş. O zaman sağ kalan var bir tane. Ben dedemin hikayesine girmiyorum artık. Dedem kız kardeşini nişanlısıyla kendisinden habersiz evlendi diye vuruyor.
Kadıncağız nişanlı yani. Annesi babası vermiş nişanlı. Bu da Yunan'ın peşinde dağda bayırda dolaşıyor ya. Hani düğün müğün olması zor. Ondan sonra şey ne o? Adam almış götürmüş. Evine nikahı yapmış evlenmiş ya. Bunu ben kahvede duydum eskilerden. İlk defa. Dediler böyle böyle. Sen dedeni tanımazsın. Ne? İşte Efe adamdır o. Nasıl? Böyle böyle. Hem damadı hem kendisini vurmuş. Oğlum ben de gel sen dedeme. O zaman biz de daha gençtik. 17-18 yaşındayız. Dangadak sordum. Ailenin içerisinde kimse sormazmış onu. Annem söyledi bana. Herkes bilirmiş. Herkes susarmış. Kimse konuşmazmış.
Dedemin gözleri açıldı. Fincan gibi. Sonra da bir de üzgünlüğünü söyledi. Çok üzüldüm. Dedem ona çok üzgündü. Ne yaptım dedi. Deden bana. Yatırken. Bir kusuru suçu yoktu dedi. Tabii damadı da vurmuş. Damat öldü mü? Sağ mı diri mi? Bir daha görünmemiş. Tabii o zamanlar devlet yok. Hükümet yok. Bunlar da zaten bayındırın. Efesi. Kim ne diyecek? Kimse bir şey dememiş. Öyle mevzu kalmış. Tabii dedemin kayınçoları da Efe. Hepsi de Efe bunların. Yani normalde o dedemin evi kesin 300 yıllık yani. Daha fazla belki de.
O evin her odasında banyo var. Her odasında. Düşünebiliyor musunuz? Şimdi biz moderniz öyle mi? Allah muhafaza eylesin. Öbürkü de neymiş? Süratli seni emniyette hızla menziline götürecek binek olursak bunlar mutluluktanmış. Allah cümlemizi mutlu eylesin. Allah şu üç kimseye mutlaka yardım eder. Allah yolunda cihad eden, mücadele eden, Allah yolunda koşan, Allah için koşan, mücadele eden, cihad eden kimseye. Allah için cihad ediyorsa, koşuyorsa, mücadele ediyorsa, Allah için bir şeyler yapıyorsa Allah ona mutlaka diyor yardım eder. Mutlaka.
İkincisini borcunu ödemek isteyen kimse. Sen borcunu ödemek istiyorsan Allah sana mutlaka yardım edecek. Sen yeter ki borcunu ödeyeceğim de. Üçüncüsü, iffetli olmayı isteyerekten evlenen kimse. Aman benim gözüm, başım, kaşım oynamasın. Ben evleneyim. Gözüm oraya buraya kaymasın. Namusuma bir zarar gelmesin. Namusuma bir leke gelmesin. Aman ben başka bir adamaydı, kadınaydı bakmaktan uzak durayım diye iffetini düşünerekten evlenen kimse. Evlenmeye gücü yettiği halde evlenmeyen benden değildir. Demek ki evlenmeye gücü yettiği halde evlenmeyen kimse, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve diğer peygamberlerin sünnetini ve yolunu terk etmiştir.
Allah muhafaza eylesin. Kadın şu özelliklerinden biri için nikahlanır. Güzelliği, malı, ahlakı ve dindarlığı. Eline bereket dolası sen dindar ve ahlaklı olanla evlen. Hazreti Peygamber birisine söylüyor bunu. Eline bereket dolası dindar ve ahlaklı olanıyla evlen. Kadın dört şeyden dolayı nikahlanır. Malı, şerefi, güzelliği ve dini için. İki eli bereketle dolası sen dindar olanı seç. Dindar olanı seç. Dindar olanı. Her kim bir kadınla şerefinden dolayı evlenirse Allah ona zelillikten başka bir şey vermez. Her kim malı için evlenirse Allah ona fakirlikten başka bir şey vermez. Her kim nesebi yani soyu sopi için evlenirse Allah ona alçaklıktan başka bir şey arttırmaz.
Her kim de bir kadınla ancak gözünü haramdan korumak, ırzını muhafaza etmek veya akrabalarına iyilik hususunda yardım etmek için evlenirse Allah onun için o kadına hayır ve bereket, o kadın için de kendisine hayır ve bereket verir. Gerçekten de tecrübeyle sabit. Bunu görmüşsündür hep. Tecrübeyle sabit. Bir kimse kadının malı için evleniyorsa zelil bir hayat yaşıyor. İki yakası bir araya gelmiyor. O kadının parasına muhtaç oluyor hep. Hiç ayaklarının üzerinde durmuyor. Böyle bir kadının bayağı filancaların kızı ya filancaların sülalesinden dedi mi zelil oluyor. O kadın bir şeyler yapıyor Allah muhafaza eylesin.
Perişan oluyor adam. E güzelliği için evleniyor. Fitneye de yüter oluyor Allah muhafaza eylesin. Bazen insanın güzelliği kendisine zarar verir. Erkeklerin yakışıklılığı bazen zarar olur. Kadınların güzelliği bazen fitneye sebep olur. Allah muhafaza eylesin. Evliliğin yıkılmasına sebep olur. Kadın kendisini koruyamazsa. Güzel kadın olunca etrafında böyle dolaşan çok olur. Kibirliliğe düşüp Allah muhafaza eylesin. Hata yapabilir. Yakışıklı adam etrafında kadın çok döner. Adam kibirliliğe düşerse evini bozabilir. Allah muhafaza eylesin. Sevimli ve çocuk doğurabilecek kadınlarla evleniniz. Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övünürüm.
Allah bizi bu sünnete uyan kullarından eylesin inşallah. Önümüzdeki hafta Allah izin verirse karı kocanın karşılıklı hak ve vazifelerini işleyeceğiz inşallah. Sıkılmadığımız değil mi? Peki. Bu okuduğumuz eser hadislerle İslam tergip ve terhip. Merak edenler oluyor bazen.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi