Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 5 Şubat 2016 · 33:43
Selamun Aleyküm. Allah gecenize hayır etsin inşâAllah. Biz bin bir hatim cüz okuyoruz, caminin hatiminin şerifini cüz okuyoruz. Bunların dualarını evde okuduğumuz zaman yapmamız gerekiyor mu? Bir de evde kendi okuduğumuz hatim okurken mesela bir cüz okuduk hemen sonunda duasını yapmak gerekiyor mu?
İstediğiniz zaman dua edin. Caminin hatim-i şerifine onu anlayamadık yalnız. Türkiye'nin son döneminde İsrail'le yakınlaşmasına nasıl bakıyorsunuz? Uzak mıydı ki? Türkiye'liler, İsrail hiçbir zaman birbirinden uzaklaşmadı.
Belli noktada belli şeylerde mesafe oluştu. Sonuçta o mesafe de siyasi bir mesafe, ekonomik değil. O siyasi mesafenin oluşması lazımdı. Oluştu. Zaten Türkiye'nin de normalde o siyasi mesafeyi Türkiye'ye koydu. Bunu da koruması, muhafaza etmesi gerekiyor. O yüzden yakınlaştığı, uzaklaştığı hepsi de bunların faraza şeyler. Yani aynı mesafeyi koruyorlar. Zaten o mesafe korunsun amaçlı Türkiye, İsrail'in hiç kabul edemeyeceği bir şart koştu ortaya. O şart da Gazze'ye ablukanın kaldırılması. Yani bunu nasıl birbirlerine yedirecekler? Bunu nasıl yutacaklar? Bu belli değil. Yani Gazze'ye abluka kalktığında Türkiye siyasi yakınlaşmayı sağlayacak.
Onlar da Gazze'ye ablukanın kaldırılmazlar. Gazze'ye ablukanın kaldırılarsa o zaman Türkiye'nin Orta Doğu'daki abiliğinin tasdiklenmesi demektir. Onu da normalde İsrail'in abiliğinin kalmadığını gösterir. Bu büyük bir handikap, siyasi bir handikap çıkarır Orta Doğu'da. O yüzden bütün bu kıskaçlı, Türkiye'nin böyle çok kıskaçlarından birisi de Türkiye-İsrail ilişkileri zaten. Kıskaçın bir tarafında da bu var. O yüzden normalde Türkiye'nin içerisindeki çok uluslu terör örgütü olan PKK ile Türkiye'nin mücadelesi, savaşı
içeride çok böyle derinlemesine gitmesinin sebebi de bu. Bugüne kadar olmadık kadar derinlemesine, olmadık kadar kanlı, olmadık kadar ciddi bir savaş var. Bunun sebebi Türkiye'nin bu çok uluslu kıskaçla Türkiye'nin boğulmak istenmesi. Hem de içeride boğulmak istiyorlar. Çünkü dışarıda normalde Türkiye'yi boğabilecek böyle kolay kolay bir şey değil. Yani bu üçüncü dünya savaşı olur zaten.
Türkiye'nin bir uluslararası bir güçle savaşa girmesi demek, yani o uluslararası büyük üçüncü dünya savaşı demektir. Artık ne olur bilinmez onun arkası. Türkiye birinci dünya savaşında kaybedenler safında, ikinci dünya savaşına katılmadığı, ikinci dünya savaşında da katılmamakla yine kaybedenler safında, kazananlar safında değil. Ama Türkiye ile herhangi bir büyük bir güç, mesela işte Rusya ile savaştırma, Rusya ile bu noktada birbirini tutuşturma deniyorlar. Olmadı, tutmadı. Türkiye o oyuna düşmedi. Rusya da o oyuna düşmedi. Aslında Rusya'nın savaşa ihtiyacı var. Rusya'nın savaşa ihtiyacı var. Ama galip geleceği bir savaşa ihtiyacı var. Rusya'nın Türkiye ile olan savaşında Rusya'nın galibiyeti mutlak değil. Rusya'ya da savaşa katmak istiyorlar.
Rusya'nın bir daha bölünmesi lazım. Rusya bir bölündü, ardından toparlandı. Ama Rusya'nın bir daha bölünmesi lazım. İyi bir ders verilmesi lazım Rusya'ya. Rusya'da Ukrayna orada duruyor. Ukrayna, Kırım meselesi duruyor. O yüzden normalde Orta Doğu'daki denklem veyahut da Orta Doğu'daki denklemler tek taraflı, bakılırsa tek taraflı analiz etmeye kalkınca işin içinden çıkmak mümkün değil. Orta Doğu denklemleri çok oynaklı, çok bakışlı, çok görüşlü, çok veçeli olan bir denklem. Yani bir meselede Amerika ile beraber hareket ederken, öbür meselede Amerika ile karşı karşıyasınız. Bir meselede İran ile beraber hareket ederken, başka bir meselede İran ile karşı karşıyasınız. Bir meselede Rusya ile beraber hareket ederken, başka bir meselede karşı karşıyasınız.
Türkiye böyle çok giriş bir denklemin içerisinde. Allah yardım etsin hepsine. Kolay değil. Yani bu kıskaçtan Türkiye inşallah sağ salim çıkacak. Sağ salim çıktığında da zaten bu böyle Türkiye'nin önüne geçilecek bir nokta olmayacak. Bunun arkasından bizleri ve Müslümanları korkuttukları bir şey var. Batılıların Armagadon Savaşı dediği, bizim de Mehdi Savaşları dediğimiz, o savaşta korkutuyorlar ortalığı. Bu savaşta korkutaraktan insanlar normalde kendi özgün haklarından vazgeçmelerini istiyorlar.
Bir şekilde bu savaşı da Orta Doğu'da devam ettiriyorlar şu anda. Bunu normalde Türkiye'nin belli bölgesinde değil, bütün bölgelere yaymak istiyorlar. Demirtaş'ın da söylediği, iş savaş çıkarırız dediği, bir türlü aslında çıkarmayı istediği, talep ettiği, çıkmasını istediği, asıl vazifesi o çünkü onun. Onun vazifesi de o. Önce Amerika'ya gitti, Amerika'daki neokanlarla konuştu, anlaştı. Ardından Rusya'ya gitti. Rusya'nın neokanlarıyla konuştu, anlaştı, geldi, mesele bitti. Yani plan proje hazır, plan projeye göre normalde Türkiye'de bir Türk-Kürt savaşı çıkarmak. Bunun ateşini Güneydoğu'da yaktılar ama gel gelelim, Türkiye'deki Sünni Kürtler, altını çizerekten söylüyorum.
Sünni Kürtler, bunlar öteden beri Osmanlı'dan ve ondan önce Selçuklulardan, ondan önce de işte Abbasilerden itibaren İslam standlı, İslam standlı olunca İslam'ın Sünni standlı, İslam'ın Sünni standlı olan o Sünni Kürtler hiçbir zaman Türklerle, Sünni Türklerle savaşmamışlardır. Hiçbir zaman. Kürtlerin Şia olanları yoktur.
Altını çizerek söyleyeyim. Şia Kürt yoktur hiç. Kürtlerin hepsi de Sünnidir. Sünni olmayan Kürtler ne? Ne unsur olarak ne? Değil mi? Şimdi arkasından sizin sormanız gereken soruyu ben sorayım. O zaman bu savaşan PKK kimler? Öyle değil mi? Onlar kendilerince Sünni olmayan Kürtler. Onların içerisinde Zerduşlar var. Onların içerisinde Kızılbaşlar var. Onların içerisinde Ermeniler var. Güneydoğu halkı kendi sülalelerini tanırlar, bilirler. Güneydoğu'da eskiler o sülalenin gerçekte Ermeni sülalesi olduğunu bilir. Gerçekte Süryani olduklarını bilir.
Gerçekte Zerduş olduklarını bilir. Onlar sonra kendilerini Alevi Şemşiresi'nin altında topladılar. Meseleyi fazla dağıtmayayım. Küçük yaşlarda livata eden kişi mesuliyetini bilmeden tövbe ettikten sonra yapması gereken bir şey var mı? Çok tövbe edecek bir daha geri dönmeyecek. Allah muhafaza eylesin. Bu büyük bir hastalık, bu büyük bir hastalık olduğundan dolayı bununla karşı çocuklarınızı muhafaza edin.
Erkek çocuklarını erkek gibi yetiştirin, muhafaza edin. Kız çocuklarını da kız çocuğu gibi yetiştirin, muhafaza edin. Livata meselesi sadece erkek erkeği değil, kadın kadına da arttı. Kadın kadına da arttı. Allah muhafaza eylesin. Bu müthiş bir soru. Darül Harp nedir? Türkiye Cumhuriyeti Darül Harp nedir diye. Bu muhteşem bir soru. Türkiye Cumhuriyeti Darül Harp'tır diyen bir kimse savcılığın önünde şeyi alır. Ne o? Soluğu alır. Avukatlar, baktınız mı bu meseleye normalde? Anayasaya kırılık oluyor değil mi? Anayasaya kırılık oluyor.
Efendim? Şutatım oluyor. Oluyor değil mi? Evet. Baktınız mı? Anayasa ikinci madde. Ne diyor anayasa ikinci madde? Türkiye Cumhuriyeti Devleti ön geçişten sonrasında ve ilk demokratik sosyal bir hukuk devleti. Bu anayasa maddesinin aykırı hareket eden kimse de anayasa suçu işlemiş oldu. Anayasal düzenini yıkmaya teşebbüs. Anayasal düzenini yıkmaya teşebbüs. Evet. Bu soruyu soran arkadaş herhalde benim içeri girmemi istediğimden sormamıştır. Değil mi? Yani bu bir bilgi olarak söylüyor. Diyor ki böyle böyle. Bunun cevabını Süleyman Demirel bir televizyon programında söylediydi. Geçmiş gün öyle hatırlıyorum ben.
Dedi ki Türkiye dar bir harptır dedi. Dar bir İslam değildir dedi. İslam hukuku bitmiştir dedi. İslam hukuku kaldırılmıştır dedi. Süleyman Demirel dediydi bunu. Öyle bir şey ben öyle hatırlıyorum. O yüzden gidecekler Süleyman Demirel'in yakasını tutacaklar. Eğer yakada o kadar el varken kendi ellerini katabilirlerse. Bir de hiçin bu tarafı var. Kim soruyor soran? Sensin. İyi. Ben sorayım sen cevap verir misin? Yok başka bir şey soracağım. Şimdi İmam Azam Hazretleri demiş ki. İmam Yusuf'la beraber bir beldede daha önce İslam hukuku var ise orası kaldırıldıysa orada İslam hukuku. İki, darül harp olan bir yere bitişik ise.
Üç, daha önce eman verilenlerin emanları orada kaldırıldıysa orası darül harptır demiş. İmam Muhammed Hazretleri de demiş ki bir Hanefi'ye göre bir yerde İslam hukuku yoksa orası darül harptır demiş. Sence ne şimdi? Türkiye mi? İmam Muhammed'e göre orada İslam hukuku yok ise orası darül harptır diyor. Türkiye'de İslam hukuku var mı? He? Yok. Sakın darül harp deme gene sen. Orada üç tane dört tane avukat var ama seni kurtaramayız gene. Anladın? Sakın deme. Tamam. Bahadırlık yaparım ben derim filan deme. Anladın? Bir başka birisi olsaydı şimdi ben onu hoplatırdım da senin güler yüzüne baktım. Yok sen masumane sormuşsun yani.
Tamam eyvallah. Allah razı olsun inşallah. Tabi işin bir tarafı daha var. Hiçbir kimse Türkiye darül İslam diyemez. Bir kimse de Türkiye darül İslam derse o da girer içeri. O da anayasanın ikinci maddesi var. Sen hakim olduğunda gelirse önüne bu dava vay babam vay sen de uğraşacaksın mıyın ha?
Allah iyi etsin inşallah. Kişinin insanlar bozuldu dediğini duyarsanız anlayın ki o şağız en fazla bozulanların içindedir. Evet. Bu herkesin dilinde. Yani toplum bozuldu, insanlar bozuldu, etraf bozuldu. Sen, sen demek ki çok iyisin. Hepimiz o bozulmadan pay alıyoruz. O zaman biz yeteri kadar mücadele etmemişiz. Yeteri kadar biz gayret sarf etmemişiz ki bozulmuş. Allah muhafaza eylesin. Bugün bir sözü hoca olan da söylüyor. Hacı olan da burada anlatılmak istenen nedir? Bu normalde insanların cahiliğinden başka bir şey değil. Türkler size saldırmadan siz sakın Türklere saldırmayın. Çünkü onların gelecekte İslamiyet'e çok hizmetleri bulunacaktır.
Bu hadislerdeki Türkler kelimesi Türkiye'de yaşayanlara mı ilgilidir? Yoksa Moğol ve Tatar Türkleri için mi söylenmiştir? Bütün Türkler için söylenmiş. Normalde Türkler saldırmayınca bir sıkıntı yok. Ama Türklere de saldırmak hoş bir şey değil. Yani normalde böyle bir, nasıl söyleyeyim, kavminin eğitimini almış. Kavminin eğitimini almış bir kimse, eğer ona saldırılırsa o ondan intikamını alır.
Türklerin bu eğitimi, geleneği, göreneği bu. Siz bir, normalde Orta Asya'dan itibaren süre gelmiş bir eğitim bu. Siz ondan ekmeğini isterseniz verir. Bir lokma iste bir tane versin sana. Komple ekmeğini verir sana. Ama onun ekmeğini zorla almaya kalkarsanız, o size zorla ekmeğini vermez. İslam'ın öğretisiyle, Türklerin öğretisi bu noktada aynı noktadadır. O yüzden Türkler hemen İslam'ı kabul ederler. Kabul etmelerinin sebebi, kendi gelenek, göreneklerine uygundur. Çünkü İslam'ın vermiş olduğu dini kaideler. O yüzden İslam'da bir kimse malı için canını verir, şehit olur. Namusu için canını verir, şehit olur. Toprağı için, vatanı için canını verir, şehit olur. Bu normalde şey değildir, her ırkta böyle bir algı yoktur.
Bu Türklerle, Türklerin bu noktadaki eğitimiyle, İslam'ın eğitimi aynı noktada örtüştüğünden sıkıntı çıkmaz hiç. Problem çıkmaz. Millet elini kolunu sallaya sallaya ölüme gider. Sonradan bozuşmalar oldu. Mesela herkes Atatürk'ün, ey askerler ben size ölmeyi emrediyorum sözünü hiç kimse yadırgamaz. Kimse de bir laf söylemez.
Ama bugünün dandik Atatürkçüleri, yozlaşmış, yosmalaşmış, fahişeleşmiş Atatürkçüleri, şimdi Güneydoğu'da, işte yurdun değişik bir yerinde, terörle mücadele eden, onları şehit olanların, normalde onları böyle küçümsemeye çalışıyorlar. Bunlar yozlaşmış, yosmalaşmış, fahişeleşmiş Atatürkçüler. Yozlaşmış, yosmalaşmış, fahişeleşmiş bir de Müslüman tipleri var Türkiye'de.
Bu tipler her yerde var, sufilerin içerisinde de var. Daha önce bizim dergahta da vardı. Bu yozlaşmadan yosmalıya geçiyorlar, yosmalıktan fahişeliğe geçiyor bunlar. Bunlar fikir fahişesi, fikir yosması bunlar. Bunlar başka bir şey değil. Bunlar Kur'an, sünnet, vatan, millet noktasında mücadele edecek, koşturacak, sağlam duracak, cihad edecek, direnecek kimseler değil. Bunlar yozlaşmışlar. O kasasını düşünecek, masasını düşünecek, rahatını düşünecek. Olmadı paraları, milyon dolarlar Kanada'ya gönderecek, orada kendine hazırlık yapacak. Olmadı Almanya'ya gönderecek, olmadı İsviçre bankalarına gönderecek.
Gidecekler, oradan pasaport alacaklar, çifte vatandaş olacaklar. Olmadı bunlar bir sıkıntı olursa 28 Şubat gibi bir düdük oldu mu evlerine gidecekler. Ondan sonra koşacaklar, şeyhlerine diyecekler ki çeklerimizi Mustafa abi mi ödeyecek, dükkanlarımızı Mustafa abi mi açacak. Biz olur da olur bir şey olursak, memuriyetimizi kaybedersek bizim çoluğumuza çocuğumuza Mustafa abi mi bakacak. Biz dersleri iptal edebilir miyiz? Biz evde dersimizi çekebilir miyiz? Derslere gelmesek olur mu? Haydarileri evde bulundurmasak olur mu? Sarıkları evde bulundurmasak olur mu? Çok seviyoruz dediği şeyhlerini, siddilerini, kasetlerini toplayacaklar, getirecekler, benim dükkanın önüne koyacaklar. Bunlar yozlaşmış, yosmalaşmış, fahişeleşmiş.
Bunların ruhları sarışın. Bunlar Kemalistlerin içerisinde var, Müslümanların içerisinde var, cemaatlerin, tarikatların içerisinde var. Bunlar münafık tipli insanlar. Bunlar zoru görünce kaçacak yer arayan, zoru görünce sığışacak yer arayan, zoru görünce evden dışarı çıkmayacak olan. Bu tip insanlar bunlar. Bunlar zaten ama öncesinden de bellidir. Bugün yağmur yağıyor ya, derse gitmesem de olur. Bugün hava çok karlı. Gitmesek de olur. Bunlar yozlaşma. Adamın içerisinde yozluk var. Yoz, güreş tutmuyor bir türlü. Yoz develer vardır, salarsın çayıra. Fotoğraf çektirir, öyle bakar.
Kuyruk döver boyuna. Yanındakine saldırayım demez. Yok güreş tutmuyor. Bir tane maya yanına, dişiyi bağıttırdılar, bağıttırdılar, gene güreş tutmaz. Yoz çünkü. Yoz oldu mu öyledir? Horozun da yozu vardır ya, var ya orada. Yoz derler ya. Güreş tutmaz. Anında. Karşıdaki horoz bir kanatlarım diker, bir gözünü diker ona. Yandım Allah, gider o. Yoz. Dervişin de yozu vardır. Adamın da yozu vardır. Kadının da yozu vardır. Cemaatçisinin, tarikatçisinin, particisinin, purticisinin hepsinin de yozu vardır. Yozdur o. Bir sıkıntıda kadın evi terk edip gidiyorsa yozdur o. Benim genel felsefem. O kadını bir daha kapıdan içeri alma. Bir adam bir sıkıntıyı gördüğünde çekip gidiyorsa ondan adam olmaz.
Bir daha onu evinden içeri katma. Yoz o. Bir derviş sıkıntıyı gördüğünde çekip gidiyorsa yoz o. Ondan adam olmaz. Olmaz hiç bir şey ondan. Olmaz. Bir düdük eve gidiyorsa bir kimse yoz o. Ondan hiçbir şey olmaz. Allah'a aşık olanın gözünde Allah'tan başka bir şey yoktur. Allah'tan başka bir şey yoktur.
Bir kadın evde mi? Ne olursa olsun evde mücadelesine devam eder. Yoz alan bırakır gider. O kadın evde durur namusuna, şerefine, haysiyetine bir şey gelmediği müddetçe zamk gibi eve yapışır o. Evindir, eğdir o. Bir adam evini korur, hanımını korur, çoluğunu çocuğunu korur, muhafaza eder. Her şeyle evini geçindirmeye çalışır. Adam odur. Karısına demez bir 15 gün hadi sen ananın evine git. Ve ben anamın evine gidiyorum 15 gün. Orada durur. Damat çıkar Hazreti Peygamber gibi. Sallallahu aleyhi ve sellem gibi. Damat çıktı. Kimseyi göndermedi. Kovmadı evden. Derviş, yoz olmaz, mücadele eder. Ne yapılması gerekiyorsa yapar. Oturur orada, durur orada.
Yok yanındaki kenara kay demiş de, yok işte filanca zakiri böyle demiş de, yok pişmancası böyle söylemiş de. Yok hava bugün çok soğukmuş da, giderse hasta olurmuş da. Yoz o, yoz. Aslı değil o. Yok bugün çok uykusuz kalmış da, çok yorgunmuş da, bugün gitmese olmazmış da. Yozluk bunların hepsi de. O yüzden Atatürk, ben size ölmeye emrediyorum derken hiç kimse eleştirmiyor.
O zaman şehit olanlar bu vatanın gencecik çocukları değil miydi? Bu vatan için şehit olmadılar mı? Şimdi de bu vatan için şehit olacak herkes. Herkes bu vatan için neyi varsa koyacak orta yere. Ya çok şehit oluyormuş, çok şehit istiyor demek ki. Toprak acıkmış.
Toprak şehit kanıyla mukaddesleşir. Yutacak onu. Sen karnına, karnına acıkınca ekmeğin pırasayı yutuyorsun ya. Sen karnına acıkınca eti sütü yutuyorsun ya. Bu topraklar temiz şeyler ister. Temiz, temiz. Bu topraklar temiz kanla doyacak. Neşvi neva bulacak, mayalanacak. O yüzden toprağa şehit kanı lazım. Mayalanması lazım. Geleceğe tat taze yeşillikler, baharlıklar açması lazım. Gök zikre aç.
O yüzden zikrullahsız durma. Göğü zikrullaha doyur. Namert de, namert, vefasız, hain de kurşuna muhtaç, kurşuna aç. O da onunla doyacak. Çünkü onun kökü sıkıntılı. Onun o sıkıntılı, o marazlıların temizlenmesi lazım.
Bir bahçe düşünün. Yeniden neşvi neva edecekse, orada bahar çiçekleri açacaksa, orada gül, güllüğünü gösterip ortalığa seyran ettirecekse, o zaman ayrı köklerinin temizlenmesi lazım. O zaman o zakkum çiçeklerinin toplanması lazım. O zakkum ağaçlarının kökünün kazınması lazım. Bu ülkede de var zakkumlar. Onların köklerinin kazınması lazım. Hem siyasi, hem askeri, hem ekonomik. İnşallah bu ülke onları temizleyerekten büyüyecek. O yüzden bir yerlerde böyle konuşurlarken, orada burada herhangi bir yerde, sakın ağa bu ülke için bin tane de şehit veririz biz. Günlük yüz tane de veririz, elli tane de veririz.
Veririz. Bizim gözümüze çok görünmez. Münafık gönüllüler içimize fitne atmasın. Yoz yozmalar, yoz fahişe fikirliler bu memleketin içine fitne atmasın. Dindarmış gibi görünüp yozluk yapmasınlar bize. Kemalistmiş gibi görünüp bize komünistlik yapmasınlar.
Hiç kimse bu noktada, vatan millet noktasında oynanacak bir şey değil. Demiş ya şair, söz konusu vatansa gerisi teferruattır demiş. Gerisi teferruat kardeşler. İnşallah. Üç ihlas ve Fatiha şerife. Sebebi mevcudat. Sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Mübarek.
Ruh şeflerine. Amin. Adem aleyhisselamın her ikisinin arasında gelmiş geçmiş bütün Peygamber Zişan Efendimiz'in Mübarek. Ruh şeflerine. Amin. Cihar yarı güzün Ebu Bakır, Sıdık, Ömer, Faruk, Osman, Uzunur, reyni, aliyel, mürtazar edilallah. Ana fenerimizin evladı Resulullah. Zevcehat-ı Resulullah, ashabı Resulullah, şöhedâ-i Resulullah. İmamız İmam-ı Azam-ı Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam Malik, İmam Muhamberi, İmam Eşerih, İmam-ı Aturid, İmam Muhammed, İmam Yusuf, İmam İmamey'in Hazretleri'nin ruhlarına birimiz bir Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rıfai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim'in dostu ki Şeyh Ebu Lez Sanan'ı Şazeli, Şahı Nakşübel'i Muhammed'i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleti'nin Rumi, Hacı Bektaş ve Hacı Bayramı ve Hacı Beyselkar'a Mahmud'u Dayı, Halveti Celveti, Uşak-ı Sümbülü, Sühre verdi, Küfre verdi, Şeyh Muhittin Arabi,
bütün Piri Piran Hazretleri'nin mübarek ruh şeflerine geçmiş bütün velilerin, mürşidi kamillerin evliyalarına aşikan, sadıkan, mühban, ehl-i iman La ilahe illallah, Muhammed'in Resulullah diyen bir memnatın ruhlarına yaşayan mürşidi kamillerin, velilerine aşikan, sadıkan, mühban, ehl-i iman La ilahe illallah, Muhammed'in Resulullah diyen müemnatın ruhaniyetteni hediyeledik. Vâsıl ve sadâr eyle ya Rabbi. Estağfurullah, estağfurullah, estağfurullah. Estağfurullah el-Azîm el-Kerîm el-Lezî, la ilahe illa hu. El-hayyil gayyamu ve tövbile gönzü billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. El-Fatiha ma'as-salamu.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.