Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 16 Ocak 2016 · 53:23
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi ayır etsin inşallah, tenavuk gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Eş seçimiyle alakalı kardeş uzun bir yazı yazmış ama dikkat etmiş olduğu sıralama şuymuş, dindar olması, güzel ahlaklı olması, geçmişi temiz olması, kanatkarlığı, güzel huyu, güzelliği demiş. Hadis-i şerritte nikah dört şey için yapılır, dindarlığı için, güzelliği için, mal-ı mülkü için, bir de nesebi, suyu, sülalesi için yapılır demiş. Sünnet-i Resulullah'ın ölçüsü bu. Geri kalan ölçü, insanların kendi cüz-i iradesinde kendince olan ölçülür. Bize sorulursa biz bu noktada Kur'an ve sünnetin emrettiği bu ölçüyü koyarız insanların önüne.
Ama hususi dairede bir kimsenin kendince bir sürü özellik arama hakkı var mı? Var. Cenab-ı Hak aradığını buldursun inşallah. Öldükten sonra veya sağ iken organ bağışlamak uygun mu? Bu konuda kardeş herhalde yeni arkadaşlardan. Bununla alakalı düşüncelerimizi, fikrimizi hep söyledik. Öldükten sonra organ bağışlanabilir. Sağ iken organ bağışlanmasını kabul edenlerden değiliz. Bu konuda fetva veriyorlar. İşte beyin ölümü gerçekleşti. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra onun organ bağışı olabilir diye. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra bir kimsenin öldüğüne hükmedecek olan kimse bir otorite kim? İstanbul hukukuna göre böyle bir otorite yok.
Bir kimsenin nefes alıp veriyorsa, kalbi çalışıyorsa, onun öldüğüne dinen hükmedecek bir mersi yok. Kalbi çalışan, nefes alıp veren bir kimsenin dini hukuk açısından veyahut da pozitif hukuk açısından, bugünkü mevcut Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre öldü kararını kim versek? Bunun altına imza atan hasta yakınları katil.
Bakın bunun altına imza atan hasta yakınları katil. Ölüm fermanını imzalıyorlar. Kimsenin ölüm fermanını imzalacak? Ölüm fermanını imzalacak bir devlettir birinci derecede. İslam hukukuna göre devlet bir kimsenin öldürülmesine hükmedebilir. Öldürülmesine bu eğer böyle bir ceza, bir suç işlediyse, bu öldürülmesine hükmetse dair suçunun konumuna göre, eğer katilse, mesela işte maktulün yani öldürdüğü kimselerin mirasçıları veya velisi, bunun suh yolunu tercih edebilir, bağışlayabilir onu canına.
Öbür türlü devlete karşı işlenmiş, topluma karşı işlenmiş herhangi bir gerçekten bir suç varsa devlet katleder. Ama öbür türlü kim verecek onun fetvasını? Allah muhafaza eylesin. Çalışmış olduğum işten yakın zamanda ayrılıp kendi işimi kurmayı düşünüyorum inşallah. Fakat rapor olarak maaşımı bir veya iki ay kadar alıp o sırada kendi işime yönelebilirim. Yani kendi işime başladığımda diğer işimden ayrılmadan bir süre daha raporlu olarak ücret alabileceğim. Bu şekilde yapmama uygun olur mu? Değen tavsiye edersiniz. Emeğinizin, hakkınızın, hakkınızı alın. Emeğinizin, alın terinizin karşılığını alın. Emeğinizin dışında bir şey harap. Hasta olmadan gidip rapor alıp da böyle uydur kaydır maaş almak yazık değil mi iş sahibine?
Ya arkadaşlar neden böyle çok uzun yazıyorsunuz? Az önce de hayat hikayenizi yazmayın. Soruyu yazın buraya. Mübarek insanlar. Hayatım boyunca kimi sevdiğimi hissetsem o yönde muhabbetimi kuvvetlendirsem en büyük sıkıntıları hep sevdiklerimden gördüm. Gerçekten sevmemişim demek ki.
Oysa ben hayatım boyunca gerçekten sevmediklerimden sıkıntı gördüm ne gördüysem. Ve kendimce döndüm bu arkadaştan sıkıntı görüyorum demek ki tam hakkıyla sevememişim dedim. Tam hakkıyla sevebilmiş olsaydım bu kardeşten bu arkadaştan sıkıntı görmezdim dedim. Kendi iş dünyamda böyle düşündüm. Ben bu arkadaştan sevdim, sıkıntı yaşıyorum. Bu dinin kendi içerisindeki mantığına, hukukuna aykırı bir düşünce. Heva ve heves bu. Heva ve heves başka hiçbir şey değil. Bir kimse sevdiğinden sıkıntı mı görür? Bu o zaman sevmeyeceksin manası çıkar bundan.
Kimseyi sevme. Bu şeytanın vesvesesi. Din karşılıklı dostluğun, muhabbetin, yardımın, şefkatin, merhametin kurulmasını emreder bize. Fakat bu hususta gerçekten suç yüzde oranına vurduğumuzda büyük payı sevdiklerinde ben ise yapılanları hoş görmeye çalıştıkça veya görmemeye çalıştıkça sevgim de samimi oldukça hep yarı yolda bırakıldım. Sen iyice heva hevesine uymuşsun. Yolumuzda ise bu kardeş derviş değil herhalde. Bizim yolumuzda bir kimse hatayı kusuru kendi nefsinde görsek. Hatayı kusuru kendi nefsinde görmüyorsan sen yanılmışsın. Eksikliği noksanlığı kendimizde görsek. Eğer eksikliği noksanlığı karşıya yüklüyorsak, karşımızda görüyorsak bu büyük bir handikap.
Şöyle bir durup düşündüğümde küçüklüğümden beri en büyük darbeleri en yakınlarımdan aldım. Ticarette bile itikadine dikkat ettiği insanlar tarafından da ödeme yapılan işlerde sıkıntıyla karşılaştım. Allah'a şükür hepsinde anlık olan kızgınlıklarından sonra hepsini de affettim. Olmadı. İmtihan size vurduğu an, imtihan seni size vurduğu an, o esnada hadis-i şerif bu. Her ne kadar affetmiş olsam artık eski samimiyeti ve alakayı onlar tarafından kısmen görsem de ben göstermiyorum. Göstermek de istemiyorum. Selamlaşmanın haricinde fazla bir adım atmak istemiyorum. Bu benim hakkım mıdır, tavsiyeniz nedir? Sen iyice heva hevesine uymuşun. Bugün imtihanım benim herhalde. Evet.
Bu da benim imtihanım. Bir de küçücük yazmış yani. Ben de sohbetleri yazarken 18 punt kullanıyorum. Bu herhalde 8 değil mi Halit Hoca? 8 mi 10 mu bu? Değil mi? Maşallah subhanallah. Aynı bu, aynı bilgisayardan aynı şekilde çıkmış. Ailem tarafından, bilhassa annem ve erkek kardeşim tarafından yolum ile alakalı tepkiler görürüm. Yıllar oldu hala aynı noktadayız, hiç değişmediler. Bu benim eksikliğim ve kötü ahlak sahibi olmamdan dolayı mı bunlar böyle davranıyor? Evet. Gerçekten çok güzel ahlaklı bir kimse olmuş olsa etrafındaki insanlar şeker gibi olur. Bu konuda sahabeden örnekler var. Ashabın öyle örnekleri var ki, o müşrik olan anne, çocuğunun o ihlas ve samimiyetinden sonra iman ehli oluyor.
Sahabede öyle örnekler var. Müşrik olan kardeşler, o sahabenin ihlas ve samimiyetine bakaraktan iman ediyorlar. O yüzden suç bizim. Eğer etrafımızdaki insanlar derviş olmuyorlarsa, etrafımızdaki insanlara biz sufi noktasında bir şey aktaramıyorsak, demek ki biz ahlak olarak onları böyle hayreti şayana değecek davranış biçimlerimiz yok demek. Eğer çok iyi bir kimse ise, çok iyi bir ahlaklı bir kimse ise etrafımızdaki insanlar bize hayran olurlar. Eğer o ahlaka sahip olmayan insanların etrafındaki insanlar kaçışır. Kaçıştığı zaman da o kimse kendince şöyle düşünür. Ben doğru söylüyorum, o yüzden herkes benim etrafımdan gidiyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri eğri insan mıydı?
Herkes onun etrafında toplanıyordu. Hz. Ebu Bekir Ömer Osman Ali radıyallahu anh hazretleri eğri insanlar mıydı? Herkes etrafında toplanıyordu. Abdülkadir Geylan Ahmet Errıfayi Ahmet Elbedevi Pir hazretleri eğri insanlar mıydı? Etrafındaki insanlar toplanıyordu. Müminler onları seviyordu. Yoksa normal bir durum mudur? Ben evde yiyeceğimiz yemeğe bile kardeşimle aynı sofraya oturmuyorum. Sebebim ise ne zaman otursak gereksiz konular yüzünden tartışma oluyor. O kadar gereksiz konular ki konuşulunca dahi sinir oluyorum. Baya şeytana sen meftun olmuşsun. Fakat gereksiz tartışmalar sonucu kavga bazen büyüyor ve annemiz arada üzülen taraf oluyor.
Ben de istemeden sinirime yenilerek ağzımı bozuyorum. Maşallah. Az önceki tespit doğru nefsine uymuşum dedin ya. Bu nefsine uymaktan daha ileri gitmiş şeytanla kol kol olmuş. Kim bu kardeş? Erkeklerin içinde mi? Bak erkeklerin içindeyse iyice nefsine uyuyor şimdi. Ya kalkacak bu benim diyecek. Allah beni affetsin diyecek. Eğer erkeklerin içindeyse. Ya arkasından tövbe etsem de kalbim rahat olmuyor. O sebepten aynı sofraya oturmuyorum. Hatta uzun süredir konuşmuyorum da aynı odada dahi durmamaya çalışıyorum.
Başka işte çalışacağım ve il değiştireceğimi duyduklarında da alay ediyorlar. Bu sudaki tavsiyelerinizi almak isterim. Tövbe et. Devam ediyor aynı şey. Birikmiş biraz param var. Bunu bankaya yatırdım. Aylık faiz yatırdım. Ben ise o faizi ihtiyacı olanları dağıtıyorum. Fakat geçen gün şöyle bir şey yaptım. Bir sonraki ayın faiz oranı yatmadan başka hesabımdan o oranca para çektim ve ihtiyaç sahip birine verdim. Fakat bunu yaparken bir ay sonra yatacak para yerine niyet ettim. Haliyle bir ay sonra yatacak faizi erkenden birine verdim. Ve yatacak faizi kendi hesabımda tutacağım. Yani verirken böyle niyet etmiştim.
Allah beni affetsin. Yine de şüpheye düştüm ve size sormak istedim. Bir sonra yatacak faiz alıp normal olarak kendi ihtiyacımı harcatsam helal olur mu? Bunu Diyanet'e sor. Eşim ilk iş yerini açtığında kayınbabamın arabasını aldı kullanmak için. Arabanın sigortası yoktu. Belli bir süre araba bizde durdu ve kayınbabamın arabayı almaya geldi. Az ileride kaza yaptı. Arabanın da sigortası olmadığı için karşı taraf mahkeme sonucu 20 milyar ceza çıkarttılar. Kayınbabam diyor ki ben ödeyemem bu sizin suçunuz. Bu durumda ne yapmamız gerekiyor? Lütfen bize yol gösterir misiniz? Şimdi arabanın sigortasını normalde aldığınızda yoktu emanet.
Emanete almışsınız ama sigortasını normalde yaptırmamışsınız. Hiç olmasa adam hem ne siz ne yaptırmadınız? Sıkıntılı. Kazayı kendisi yapmış, kendisi ödeyecek. Selam verirken selam veren kişi selamın aleyküm dedikten sonra karşısındaki ve aleyküm selam mı demesi lazım?
Yoksa aleyküm selam dese yeterli olur mu? Ha ve aleyküm selam mı demesi lazım? Yoksa aleyküm selam dese yeterli olur mu? Aleyküm selam demesi yeterli olur. Zikir esnasında mürşidimize yani size rabıta yapabilir miyiz? Herhangi bir sakıncası var mıdır? Makam sahibi dervişlerin ben şu konumdayım demesi. Yani ben üstattan sonra merkezden manevi bakımdan en ileriyim demesi doğru mu? Böyle diyen varsa ona rabıta edin daha iyi. Hatta kimse olur biz de ona rabıta edelim. Namaz kılarken Allahu Ekber dedikten sonra surelere başlamadan önce besmele çekilmesi yanlış olur mu? Bu noktada normalde namaz kılarken birinci rekata subhaneke ondan sonra eyyüzü besmele çekerekten işte normalde subhaneke ardından fatiha çekerekten besmele çekerekten fatiha ondan sonra zam sure okunur Hanefi'ye göre.
Cumartesi günkü sohbette Hazreti Peygamber Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vessellem Efendimizin insan olarak içimizden biri olarak görülmesi de bir sembol olabilir mi dediniz? Bu cümleden ne anlamalıyız? Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vessellem insan değil miydi? Değilse ne ya da kimdir Allah razı olsun demiş. Cumartesi ne söylediğimin farkında değilim. Ne dediysem cumartesi günü demişimdir. Zulüm yapanlara yakınlık göstermeyin ki size de ateş dokunmasın. Hud Suresi Ayet 113. Kur'an ve sünnetin dışındaki her eylem ve düşünce zulümdür diye Facebook sayfınızda paylaştığınız benim eşim HDP ve PKK düşüncesi ve yaptıklarını destekliyor düşüncelerini desteklemediğimizi bilse de onun eşi olarak ben de bu zulme ortak mıyım ne yapmalıyım?
Biz bir kimse zalimin yanındaysa zalimle beraberse en azından kalbe buğuz ederekten ondan yana olmadığını kendince beyan edecek. Hani siz bir kötülük gördüğünüzde elinizde o da mümkün değilse, dilinizde o da mümkün değilse kalbe buğuz ederekten önlemeye çalışınız. O yüzden bir kimse eşinin zulmettiğini, zalimlerle beraber olduğunu görüyorsa onun mevcut bu noktada eliyle onu yoldan çevirmesi mümkün değil, diliyle çevirmeye çalışacak.
O da mümkün değilse kalbe buğuz edecek ona. Bir insan evde Kur'an okunmasını istemiyorsa ve buna dile getiriyorsa küfür ehli midir? Evet. Yine kızının başörtüsü takmasını istemeyen anne baba küfür ehli olur mu? Eğer normalde başörtü takmasına inanmıyorsa bu şeyin farzlığına evet o da küfür olur. Ama bir kimse farz olduğunu inanıyordur da takmanı istemiyorum diyordur. O günahı kebay olur ama onun farz olduğuna inanmıyorum diyorsa o küfür ehli olur. Görücülüğe gideceğiz ve ailem kız beğenmez diye sakallarımı kesmemi istiyorlar. Bu da aynı başörtüsü gibi. Bir kimsenin sakalını normalde kes demek sünnet-i Resulullah'a aykırı olduğu için onun sakalını kes demesi birisinin o kimseye sakalını kökten kazıt kökten kes derse sünnet-i Resulullah'a aykırı bir hal yapmış olur.
Bu noktada bu sünnet derseniz o da böyle sünnet mi olur derse o da küfre düşer. Ama bir kimse sakalını kısalt dedi işte stratejik davranıyor. O zaman buna söyle küfür ehli denmez. Allah rızası için olan kul rızası için terk edilir mi demiş. Terk edilmez. İnsanlardan suizan ile korunun diyor hadis-i şerif. Hiç okumadım ilk defa duyuyorum. Zahiren adil görünen Müslümanlara hüsn-i zanda bulunmak da menduk sayılır. Evet. İnsanların şerlerinden korunmak, emin olmak için suizan ile ihtiyatlı olsa fakat dışa karşı konuşmasak hüsn-i zanda gözüksek günah olur mu? Yani ayet-i kerime suizanın fazlasından sakınınız.
Bir kimse zahiren sana bir bu noktada herhangi bir zararı yoksa, etrafa duyduğun bir zararı yoksa onun üzerinde suizan beslemen caiz değil. Hacca ve Ümre'ye gittiğimizde, ilk Kabe'yi gördüğümüzde nasıl dua etmeliyiz? Dua etmek, ilk gördüğünüzde dua etmek, burada kuvvetli sünnetlerde dua edeceksiniz. Bu noktada nasıl dua edelim dediğinizde, Açın Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri nasıl dua etmiş, okuyun, öyle dua edin.
Önemli olan bir kimsenin bu noktada kalbinin orada ne hissettiği, kalbinize gelene göre duanızı edin. Tavafa nasıl niyet edilir, nereden başlanır, nerede bitiririz, her şafta ne okumalıyız? Tavafa başlanılan yer şer'i olarak Hacer-i Esret'in başı. Ama normalde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin Rükniyemani'den başladığı da rivayet edilmiş. Ama şeriat olarak normalde Hacer-i Esret'in başında başlanır. Rükniyemani'de başlarsa daha âlâ olur. Niyet ettim Ya Rabbi senin rızan için ömrünün tavafını yapmaya, senin rızan için haccın tavafını yapmaya. Ya da normalde nafileye gittiyse, nafile ediyorsa niyet ettim Ya Rabbi tavaf etmeye. Bu kadar. Sefa ile merve arası ibadet şekli nasıldır, gidiş gelişlerde ne okumalıyız?
Sefa ile merve arası zikir yeridir. Normalde sefadan başlayınca bir kimse işte meytullah'a dönüp tekbir getirir, tehlil getirir, dua eder. Ondan sonra Allah'ı zikrederekten sefa ile merveye kadar gider. Merve de tekrar tekbir ve tehlil getirir. Oradan sefaya kadar gelir. Allah'ı zikrederekten o ibadetin yerine getirmiş olur.
Hakkınızı helal edin. Türkiye terörle savaşıyor. Aydınlar bir kısım milletvekilleri ise terörü savunuyor. Biz Müslümanlar olarak toplumun duruşunu ne olmalıdır? Türkiye mücadele ederken iç ve dış düşmanlar terörü savunuyor. Türkiye bunun üstesinden gelir mi? Bu konuda ne yapmalıyız? Görüşlerinizi lütfeder misiniz? Evet Türkiye uzun zamandan beri içeride ve dışarıda terörle mücadele ediyor. O yüzden bu normalde terörü destek kim veriyorsa versin devlet millet el ele kol kola omuz omuza verip teröre ve terörü destek verenlerden bu noktada hem terörden hem teröristen hem de terörü destek verenlerden hesabını sormalı. Bunlarla mücadele etmeli. O yüzden etrafınızda bu tür şeyler olduğunda bunu susturacaksınız.
Size hemen siz siyaset yapıyorsunuz diyecekler. Bizim siyasetimiz belli. Bizim siyasetimiz Kur'an Sünnet, Vatan Millet. Biz parti siyaseti yapmıyoruz. Bizi ilgilendirmiyoruz. Bu kim olursa olsun. Bu memleketin en büyük problemlerinden birisi bu. Bizim de şikayetçi olduğumuz noktalar var. Biz de tam anlamıyla memnun değiliz. Devletin çalışma sisteminden, uyguladığı hukuktan, yapılan yanlışlıklardan, eksikliklerden. Ama bunlar var diye eline silah alıp devletin güvenlik güçleriyle savaşacak, onları şehit eşecek, şehirleri yaşanmaz hale getirecek. Her tarafa hendek kazacaklar, bomba düzenekleri koyacaklar.
Genç, çoluk, çocuk, memur, amir demeden katletecekler. Böyle bir şeye hiç kimsenin hakkı yok. Hiç kimsenin hakkı yok. İster bunu bir ırk adına yapsın. İster bunu din adına yapsın. Bakın ister bunu din adına yapsın. Böyle bir şeye hiç kimsenin hakkı yok. Hiç kimsenin hakkı yok yani. O yüzden tüm millet olarak, tüm millet olarak, tüm millet olarak bununla mücadele edeceğiz. Bu konuda parti ismi zikretmenize gerek yok. Yani ben şu partiliyim, bu partiliyim demenize gerek yok. Bana kızdılar. Ben HDP'yi de PKK'nın uzantısı diye karşı çıkıyordum.
Bunu söylüyordum. Bana kızıyorlardı seçimlerden önce. Ben uzun zamandan beri takip edenler bilirler. Ben PKK, HDP, KCK, PGD adını ne dersen de. Hepsini de aynı kefede görüyorum. Bunlar içeriden ve dışarıdan Türkiye'nin başına sarılmış bir bela. Allah hepsini de kahretsin. Amin. Cenab-ı Hak hepsini de sürün sürün burunlarını sürttürsün. Amin. İbret-i alem için onlara rezil rüsva etsin. Amin. Çünkü o normalde orada vazife yapan, görev yapan, polisi, jandarması, askeri, sivil küçücük çocuklar, aileler, yaşlılar. Kimin hakkı var buna? Kimsenin hakkı yok. Hiçbir şey adına hakkı yok.
Hiçbir şey adına hakkı yok. Bakın hiçbir şey adına hakkı yok buna. Yani bunu bir dini motiflerle süslemeye çalıştılar. İmamlar koydular başlarına. Güneydoğu'da gitmişler, dergahları, tarikatları dolaşmışlar. Tabi onlardan katılan da olmamış. Zaten normalde şu anda terörün en merkezinde Sünni Kürtlerin, dindar Kürtlerin bulunduğu yerlerde yapıyorlar terörü. Diyarbakır'ın Sur ilçesi, Kürtlerin ilim yuvası tarih boyunca. Medreselerin bulunduğu yerler. Kürtleri dinsizleştirme hareketi.
Dindar Kürtlerden rahatsızlar çünkü. Dindar Kürtler HDP'ye oy vermiyorlar. Dindar Araplar HDP'ye oy vermiyorlar. Neresi dindar? Orası HDP'ye geçit vermiyorlar. Terörün en yoğun olduğu yerler, bölgeler ve mahalleler orası. Dinsiz çünkü. Böyle avan var, saf onlar. Yani HDP'yi Kürtlerin bir hakkını savunacakmış gibi zannettiler. Bir kısmı da öyle. Onları kale almıyorum ben. Onlar gerçekten saf. Ama geri kalan bu toprakların yüz karası hepsi de. Ve bu millet bundan 20 yıl önce insanlar biraz daha sempatiyle bakabilirlerdi. Yani neden sempatiyle bakarlardı?
Gerçekten ülkede yani böyle bir Jacoben bir yapılanma vardı. İsim koyamıyor, şunu yapamıyor, bunu yapamıyor. Hepimiz şikayetçiydik bunlardan. Ya millet nüfus gidecek, Enes koyacak. Enes de koydurmuyordu isim. Koydurmuyordu. Yasaklı isimler vardı nüfus müdürlüğünde. Ubeydullah gidip koyamazdın yani. Yasaklı isimler listesinde bir sürü isim vardı. Sen şu ismi koyacağım dedin de yasaklı isimlere bakıyorlardı nüfus müdürlüğünde. Evet hepimiz şikayetçiydik bunlardan. Bir sürü sıkıntılar var. Hala da tekrar söylüyorum. Şikayetçi olduğumuz yerler var mı? Evet. Benim var mı? Evet. Ama din dahi 23 yılda kemale erdi ve insanlara tebliğ bitti. Süre çalacak bunlar.
Düzelcek inşallah. Ama bunun silahla, bombayla, şehirleri yakıp yıkaraktan, karakollara bomba düzenekleri kuraraktan, işte yok yurt dışındaki örgütlerle kol kola girerekten bu insanların kanını yere dökmek nereden hak olacak? Allah muhafaza eylesin. Amin. Dergahta halife var mı? Varsa kimler? Varmış mı ki? Ben de bunu yazana sorayım. Dergahta hiyerarşik sıralamada kimler var? İsimlerini öğrenmek istiyoruz. Sıralama nasıl? Ne yapacaksın? Madalya mı takacak bu arkadaş? Sen başındaki çavaş tabi ol nerede duruyorsa. O sana öğretir inşallah.
Alim bir büyüğümüzün ailesine ve gelecek nesillerine bir giyeceği her ne sebeple olursa olsun yasaklaması ve bu yasağa uyulmasını nasıl karşılayın? Yasaklayan ve yasağa uyan günaha girer mi? Olabilir bir kimse normalde siz tahir yiyecekler yiyeniz ayeti kerimesine bakaraktan bir yiyeceğin tahir kendileri için tahir olmadığını yani temiz olmadığını hükmedebilir bir kimseye. Talib bir mesele. O yüzden çocuklar siz bundan uzak durun diyebilir. Ailesine bundan uzak durun diyebilir. Sülalenin bir rahatsızlığı vardır. Ailesine diyebilir bu yiyecekten uzak durun. Örneğin işte benim zürriyetimde şeker hastalığı olabilir mi? Evet. İhtimal var mı? Var. Ben kendi zürriyetimi bunu diyebilirim. Şekerden uzak durun bizde böyle bir rahatsızlık ihtimali var derim.
Bunun gibiyse bunda bir beis yok. Cemaatle namaz kılarken kalbimizden zikir çekebilir miyiz? Evet. Evde namaz kılarken kıbleye kabe resmini asıp karşısında namaza durulur mu? Hayır. Camide namazdan sonra nafile namaz kılmak rüya olur endişesi geliyorsa rüya olur mu? Hayır. Misvak ağız ve diş sağlığı için temizleyici bir malzemedir. Ayrıca misvak kullanma işi Rabbimizin rızasını kazandırılacak işlerdendir. Sünnet olan misvak kullanmak mıdır yoksa ağız ve diş bakımı yapıp ağızı temizlemek midir? Her ikisi yani misvak ağacıyla dişlerini temizleyen sünnet sevabı alırken diş fırçası, diş macunu, ağız gargarası, diş ipi kullanarak ağız bakımı yapan birisi de bu sevabı alabilir mi? Evet.
Üç kere cuma namazına gitmemenin hükmü nedir? Bunu normalde Darül İslam'da bu hukuk geçerli olur. Darül İslam'da bir kimse üç cuma namazına üst üste gitmezse onun cenaze namazının kılınmayacağına dair hükmetmişler. Çünkü Darül İslam'da cumaya gitmek farzayındır. Darül harpte bir kimse herhangi bir yasaklamadan dolayı cumaya gidemeyebilir. Bu Darül harple geçerli. Ama şu anda memurlara, işçilere, devlet kademesinde olanlara cuma genelgesi yayınlandı. Cuma genelgesi yayınlanınca şimdi bir kimsenin normalde bu noktada devlet dairesinde çalışanların kaçıp göçecek, yan yattı, çamura battı diyecek yeri kalmadı.
E bu cuma genelgesiyle öyle Darül İslam oldu da demeyin, böyle bir şey de yok. Sakal sünnet iken camilerdeki hocalarımıza çoğu neden sakalsızlar? Sünneti terk ediyorlar. İmamlar memur devletin 657'ye tabi memuru isterse kaymakam onların sakallarını kestirttirebilir. Başındaki müftü onların sakallarını kestirttirebilir.
Sakalınızı keseceksiniz, 657'ye de tabisiniz, kaymak gibi olacaksınız derse söyleyecek bir lafları yok. Büyük bir çoğunluğu kaymak gibi zaten. Birkaç kişiye ya hocam kirli de olsa bir sakal bırakan öyle diyorlar ya kirli sakal diyorlar ya makinayla kes filan diyeceğim. Biz 657'ye tabiyiz dediler bana. Allah kimin göğsünü İslam için yarmışsa artık o Rabbinden birinden üzerine olur değil mi?
Allah'ın zikrinden kalpleri kasvet bağlı, kasiyet bağlayanların vay haline. İşte onlar apaçık delalet için dediler. Suresi ayet 20'deki kasiyet bağlayanları ile ne kastedilmiştir? Kalbi kararmış olan. Vallahi billahi Allah çarpsın ki şu zamana kadar şöyle ya da böyle yapmayacağım dedim. Bu yemini bozduğumda durum ne olur? Özellikle Allah çarpsın dediğim için 3 gün oruç tutacağım. Benim annem babam başkalarını olumsuz bir şekilde kınıyorlar sonra o kınadıkları şey benim başıma geliyor. Bunda benim günahım var mı? E günahı işleyen sensin. O hatayı, o yanlışı yapan sensin. Bizim de günah ferdidir. Kim yaptıysa onundur günah.
E ya benim annem başkasının çocuğunu kınadı benim başıma geldi. Annen kınadığı için senin başına geldi. Sen masumsun öyle bir şey yok. Günahı sen işledin hata senin. Sonra yine başkalarına kınıyorlar. Ben kınamayın yapmayın başınıza gelir diyorum. Gelirse gelsin diyorlar. Ben çok üzülüyorum ne yapmalıyım? Onların başına gelecek. Sen kendini muhafaza etmeye çalış. Tarım Kredi Koopatörü'nü on baş ve üzeri inek alımına yüzde dört faiz uyguluyor. İhtiyacımızdan ve iş kurmaktan dolayı almamız uygun mudur? Darül Halk'ta uygundur. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır hadis-i şerifi. Benim bir maruzatımı size arz etmek istememe vesile oldu.
Hakkınızı helal ediniz, helal olsun. Derdim ne Halit Hoca'ya şikayet etmek ne de Hüseyin Ağabeyi savunmak. Yalnız Hüseyin Ağabeyi Halit Hoca'nın anlattığı şekilde farklı bir üslupla bize soru sorma adabı hakkında ön bilgi vermek istemişti. Ben de acizane bunu sizinle paylaşmak istedim. Tekrar hakkınızı helal edin, Allah sizden razı olsun demiş. Bu sizi ilgilendirmez. Hani meşru bir söz var ya, çok abiyane olacak ama filler sevişirmiş. Olan oradaki yeşillikler olurmuş ya. Siz abilerinizin arasındaki meselelere girmeyin. O yüzden gerek yok. Birini savunup savunmama bu noktada hüküm verilen bir şey yok. Hükmedilecek bir şey diyor.
Bu tip şeyler sizi aldatır, kandırır. Allah muhafaza eylesin. Amin. Herkes işine bakacak. Bu tip şeyler de böyle taraf girlik gibi veyahut işte ya bu abi böyle dedi ama bu böyleydi filan. Bunlara girmeyin. Bütün kardeşler için geçerli bu. Herkes işine devam etsin. O birisi öyle der, öbürki öyle der. Biri o taraftan bakar, biri bu taraftan bakar. Bunların hepsi de haktır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri istişare ederdi. Herkes istişarede sözlerini, düşüncelerini ortaya koyardı. Hakikat ve ilim oradan çıkardı. O yüzden herkes bir pencereden bakması insanların orada bir şeye düşünmemesi, bir şey için mücadele etmemesi, bir şey için çalışmamasından kaynaklanması.
Eğer bir yerde bir meselede birkaç tane görüş çıkıyorsa bu ala bir şey. Herkes o meselede kafa patlatıyor. Herkes o meselede bir şeyler yapmaya çalışıyor. Herkes o meselede bir katkıda bulunmak istiyor. Meseleye o gözle bakın. Bu İmam-ı Azam'ın talebelerinin farklı iştahat getirmesi gibi. Hiçbirisi koca imam böyle söylemiş. Biz bunu olduğu gibi kabul edelim, farklı bir şey düşünmeyelim dememişler. İmam-ı Azam hazretleri bir iştahat etmiş. İmam Muhammed farklı iştahat etmiş. İmam Yusuf farklı iştahat etmiş. Enteresan. Bazı İmam Muhammed, İmam Yusuf birleşmiş bir konuda. Bazı normalde İmam Muhammed ile İmam-ı Azam birleşmiş, İmam Yusuf ayrılmış.
Bazen İmam Yusuf ile İmam-ı Azam birleşmiş, İmam Muhammed ayrılmış. Bunların hepsi de haktır örnekleme açısından söylüyorum. O yüzden bizim dergahımızda da herkesin bu noktada kendince bir iştahatı olur. Kendince olan o iştahatını biz hor hakir görme noktasında değiliz. Bir kimse bakar, bir veçesinden iştahat eder, baktığı gördüğü haktır. Bir başkası da bir veçeden bakar, o da iştahat eder, o da kendi veçesinde haktır. Bu mesele Kur'an ve sünnetin dışında olmadığı müddetçe bunda herhangi bir sıkıntı, herhangi bir problem olmaz. O yüzden kardeşler bu noktada bu tip meselelerin üzerinde bir iştahat farklılığı olarak görecek. İştahat farklılığı olarak görerekten bu meseleyi kendince konu malzemesi yapmayacak.
Biz oturun ben de istişare ederim. Adnan farklı söyler, Hüseyin farklı söyler, Cafer farklı söyler, Halit farklı söyler, Hacı Mehmet farklı söyler. Herkesin bir bakış açısı var. Akılsız değil bizim kardeşlerimiz. Bilgisiz de değiller. Bilginin olduğu yerde farklı iştahatlar çıkar. Bilgi yoksa o toplumda, kalpleri de bu noktada ilham almıyorsa, kalbi olarak da çalışan bir şey yok ise oradan farklı bir şey çıkmaz.
Bu aslında kendi içerisinde oranın çalışmadığını gösterir. Oranın bu noktada ne kalben ne ilmen yani bilgi açısından ne de kalbi bilgi açısından oranın kaynamadığını, oranın çalışmadığını gösterir. Bu bir taraftan bakıldığında aslında Allah muhafaza eylesin, tehlikeli bir boyuttur. Neden tehlikeli bir boyuttur? O sufi yol kendi kendisini yenilemeli. Sufi yol kendi kendisine yeni iştahatlar getirmeli. Çünkü yaşadığı coğrafyaya göre, yaşadığı şehre göre, etrafındaki sosyal kişiliklere, pratiplere göre orada iştahat farklılıkları olacaktır. Yunağa gittiğinizde yunaktaki pozisyon farklı olacaktır.
Siz burayı yunağa taşımaya çalışırsanız hata yaparsınız. Çanakkale'ye gittiğinizde Çanakkale'de farklı çalışacaktır orada sistem. Siz yunağa Çanakkale'ye götürürseniz o sizin kör olduğunuzu gösterir. İzmir farklı çalışır. Siz Bursa'yı İzmir'e, İzmir'i Bursa'ya adapte etmeye çalışırsanız sınıfta kalırsınız. Her yerin ama oradaki kimlik ve kişiliklerden ve bilgi konumundan ve kalbi konumuyla oranın sosyal olarak dokusu ile alakalı, ekonomik dokusu ile alakalı hep orada iştahatlar farklı olabilir.
Dergah içi iştahatlar. O yüzden oraya böyle tepeden karışmak da uygun değildir. Yani sen bunu böyle yapma, biz Bursa'da bunu böyle yapıyoruz. Sen Bursa'da onu öyle yapabilirsin ama orada o geçerli değildir. Oranın sosyal dokusu farklıdır. Oranın ekonomik dokusu farklıdır. Oranın bilgi dokusu farklıdır. Siz yeni bir yere gittiğinizde herkes talibinizi kullar yapsın diye uğraşırsanız minnet kalmaz orada. Ya biz Bursa'da böyle yapıyoruz. Dur kardeş ya Bursa'da sen öyle yapıyorsun da. Bursa'da 25 yıl olmuş. Ee orada daha 5 yıl olmuş, 6 yıl olmuş. Ya İstanbul'da böyle yapmak lazım. Dur kardeş ya.
İstanbul dediğin daha 6-7 yıl olmuş. Nerede Barbaros? Barbaros kaç yıl oldu? 10 yıl oldu. 10 yıl oldu mu ya? Maşallah Subhanallah. O yüzden normalde bu zakirlerin arasında, kardeşlerin arasında bu tip meselelerin inceliklerini inşallah öyle bir iştihat gibi bakın.
Öyle bir renk gibi görün. Mesela Adnan Hoca'nın stiliyle örneğin Cafer'in stili aynı değil, Hüseyin'in stili aynı değil. Bir renk olarak görün. Adnan'ın bakışıyla Cafer'in bakışı aynı noktada değildir. Ama hiç çatışmazlar. Renk, Hüseyin'in bakışı farklıdır. Bir renk. Halit'in bakışı farklıdır. Bir renk. Hacı Mehmet'in bakışı farklıdır. Bir renk. Onlar çatışır gibi görünür size. O nefsin aldatmacısıdır. Çatışmaz onlar. Bizim dergahımızda herkes bir renktir. Ben hiç kimseyi bir renge bağlamak istemem. Her renk kendi içerisinde kıymetlidir.
Lazımdır o. Sizler de hepiniz de birer renksiniz. Ben aynileşmeye karşıyımdır. Dergah aynileşmeyecek. Bir insanın iş yeri aynileşmeyecek. Bir kimsenin kendisi aynileşmeyecek. Kalbin aynileşmeyecek. Bilgin aynileşmeyecek. İşin aynileşmeyecek. Evin aynileşmeyecek. Aynileşmeyecek. Aynileştiğin anda sen kaybedenlerdensin. Köhneleşirsin. Batarsın. Dergah aynileşmeyecek. Nerede bir aynileşme varsa orası köhner, orası batar. Bir lokanta düşünün.
Lokanta, işte esnaf lokantası. Orada her gün bir kimse aynı yemeği yiyer mi? Yemez. Adam farklı bir yemek isteyecektir. Bakın farklı bir yemek isteyecektir. Bakın herkes tek renk mi giyiniyor? Yok bizim dergamımızda böyle bir şey zaten. Eğer öyle bir şey olmuş olsa deriz. Hepiniz siyah sarık sarı. Veya hepiniz yeşil sarık sarı. Hepinizin kıyafeti şöyle olsun. Hepinizin kıyafeti böyle olsun. Hepiniz böyle düşüneceksiniz. Hepiniz böyle ibadet edeceksiniz. Bizim sufi ve din anlayışımız bu noktada değil. Herkes kendi rengini koysun. Birisi çok oruç tutacak, birisi çok namaz kılacak, birisi çok zikredecek, birisi çok tasadduk edecek, birisi çok ömreye gidecek, birisi çok hacca gidecek, birisi herkese tebessüm edecek.
Herkesin kendince, kendi dairesinde tutunduğu bir şey olacak. Bunun hepsini topladığımızda bir bütüncülük oluşacak. Her yerde dinle alakalı bir şey, bir kimse de zirve yapmış. Hani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. diyor ya, devamlı, az ama devamlı olan ibadettinizden Allah hoşnut olur. Az ama devamlı. Bir şeyi tutturmuşsunuz. O kimse pazartesi, perşembe mütemadiyen oruç tutuyor. Devamlı bak. Bir kimse her gece iki rekat namaz kılıyor. Devamlı ama. Bir kimse her gün bir fakir doyuruyor. Devamlı ama. Devamlı. Bunlar güzel şeyler. O yüzden o her gün bir fakir doyuran bir kimseye şunu demesen, ya sen bunu yapacağını her gece namaz kıl.
Ya bırak. O onunla kendinde bir nefes bulmuş. Eyleme devam etsin oradan. Ve o kimse her perşembe oruç tutuyor. Eyleme onu, dokunma. Neden? Ya onunla kendine o bir yol bulmuş kendince. Bakma, evet. Eyleme. Bir kimse var. Hiç abdestsiz yere basmıyor. Harika. Nerede abdesti bozulsa orada abdest alıyor. Bakıyor şimdi öbür kızına. Ya neden bu böyle yapıyor şimdi ya? Riya bu diyor. Ya ne alakası var? Adam oradan bir yol tutturmuş kendine. Senin yaptığına riya diyen var mı? O kendine oradan bir yol tutturmuş. Bu renk. O yüzden herkes kendi rengini parlatmaya baksın.
Bir başkasına deme, senin neden yeşil tonun böyle diyor. Bırak. Onun tonu güzel. Herkesin tonu güzel. Kendi içerisinde harika. Bak kendi içerisinde harika. Onu kendi tonunuza getirmeye gayret etmeyin. Bu doğru değil. Onu kendi anlayışınıza getirmeye gayret etmeyin. Bu doğru değil. Sizi de bir kimse kendi anlayışına getirmeye çalışmasın. Bu da doğru değil. Allah bizi affetsin. Amin. Destur. Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.