mustafaozbag.org

478. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 1 Ocak 2016 · 1:03:33

Şu düşüncede olan kardeşler var, ben derse gelmeyen birinin sevabını da, günahını da üzerime alırım, akşam derse giderim, zikirden af olmuş olarak kalkar, onun da günahlarının sevaba çevrilmesine vesile olur. O da af olmuş olur, ben de sevabını alırım. Bu düşüncede olmak doğru mu, bizi aydınlatır mısınız? Burası yani normalde ben derse gelmeyen birinin sevabını da, günahını da üzerime alırım. Burayı anlayamadık.
Yani herkesin sevabı da, günahı da kendi üzerine, hiç kimse birbirinin günahını yüklenme noktasında değil. Bu normalde dinin hukuku ve hükmü. O yüzden buradaki akşam derse giderim, zikirden af olmuş olarak kalkar, yani derse gelmeyen bir kimsenin günahını mı üzerine alıyor o kimse? Biraz tuhaf geldi. Ya da tuhaf bir soru. Bir kimse derse gelmiyorsa bir kimse, o dersten sevabı olmaz, nasibi olmaz. Derse gelmeyen bir kimsenin günahını üzerine almak ne demek? Dört adet soru soran buradaysa, bunu bir bize açıklaya kavuştursun. Eğer erkekler tarafındansa. Değil mi? Dört adet soru aklımdan çıkmıyor. Bir gençliğimizde yılbaşı gelince, hindi kesip pirinç pilavı yemiştik.
Afiyet olsun. Bir yılbaşı tebriği birbirimize göndermişsizdir bilmeyerek. Bunun için ne yapmalıyız? Normalde yılbaşı kutlamak, hindi yemek, hindili pirinç pilavı yemek haram değil. Ama yılbaşı kutlamak kastıyla. Böyle bir şey yaparsa bir kimse, kendince Hristiyan adetini yerine getirirse, bu hoş bir şey değil.
Allah muhafaza edersin. Bununla alakalı ulemanın ağır tehditvari fetvaları var. Bu fetvalarda hadis-i şeriften kim, niye benzemek isterse onlara döndürülür diye. O yüzden İslam usulünde, kaidesinde, ahlakında, adabında, Hristiyan veya Yahudi adet ve geleneklerini icra etmek yok. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Mekke döneminde, müşriklere benzememek için mücadele ederdi. Mekke döneminde, Hristiyan ve Yahudilerle alakalı, keskin tavır ve davranışları yoktu. O yüzden mesela bir kısım böyle meal okuyanlar, veyahut da dine yüzeysel bakanlar, buradan aldanıyorlar.
Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Medine'ye hicret ettikten sonra, hatta son ölümünün 3-4 yılında, komple Yahudi ve Hristiyanları da cephe almaya başladı. Mesela bu aşırı orucuyla alakalı, bu konuda açık ifadeler var. Son döneminde tutmadığına dair, oruç farz olduktan sonra tutmadığına dair, muhalefet ediyor. Yani İslam, bu noktada muhalefet eder. kendi inancını, imanını, ahlakını, adabını, erkanını ayakta tutmak için, diğer İslam dışı kültürlere muhalefet eder. Ama bu muhalefeti böyle, imanının getirdiği bir şey olarak yapar. Doğru, düzgün yapar.
O yüzden bilerek bilmeyerek işlemiş olduğumuz günahlara tövbe edelim. Allah bizi affetsin. Amin. Bir kişi herhangi birini dinden çıkarmaya sebep olursa, bunun manevi durumu ne kadar zarar eder? Allah muhafaza eylesin. Bir kimsenin dinden çıkmasına vesile olmak, gerçekten büyük günah kebaylerden birisi. Çünkü kim şerden bir kapar alarsa, o şerden kaç kişi geçerse ondan nasibini alır. Kim hayırdan bir kapar alarsa, oradan da kaç kişi geçerse ondan nasibini alır. Daha ağırını, öyle eğer söyleyecek olursak, hani bir kimsenin imanına vesile olan, yerdeki insanların ve göktekinlerin, meleklerin ve cinnilerin yapmış olduğu ibadetten, daha evla ibadet ediyor ya, birisinin de imanının zahil olmasına sebep olan da, bunun karşılıklı olarak böyle olursa, gerçekten sıkıntı çok büyük.
Allah muhafaza eylesin. Benden sonra erkeklere bıraktığım en büyük fitne, kadınlarınızdır diye hadis-i şerif var mı? Dördüncü soru, bir de sizin kadınlarınız azıttığı zaman, sizin haliniz nice olur diye hadis-i şerif var mı? Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi, güzel koku, güzel kadın, gözümün nuru da namaz. Ya Hümeyra diyen bir peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni tanıyoruz. O yüzden ben bir şey, bu hadis yoktur deme noktasında değilim. Biz kendimize ölçü alacaksak, bu hadis-i şerifleri kendimize ölçü alabiliriz. Beni nasıl seversin ya Resulallah, kördüğüm gibi.
Aklına geldiğinde, kördüğüm ne alemde ya Resulallah? İlk günkü gibi. O yüzden kadınlarınız size Allah'tan bir emanettir. Ayet-i Kerime, elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Onlara iyi davranın. Kim eşinden memnun bir şekilde ölürse, cennet ona vacip olur. Bir erkek, hadis-i şerif bir erkek, vefat ederken, hanımı ondan memnun ise, cennet ona vacip olur. Bir kadın ölürken, öldüğünde erkek ondan memnun ise, o kadına cennet vacip olur. O yüzden bu hadis-i şerifleri kendimize ölçü alalım. E tabi iman ehli olması lazım.
Allah bizi iman ehli olanlardan eylesin. Amin. Cennet ehli yan, çünkü cennet ancak iman ehline helaldir. Mesela Hristiyan memnun olmuş. Hristiyan bir kadın memnun olursa, erkekten, bu erkek için muhakkak önemli. Erkeğin lehine. Ama Hristiyan, Müslüman olmadığı müddetçe, ne kadar iyi olursa olsun, o cennete giremeyecek. Cennet ehli yalnızca Allah'ı zikirsiz geçirdikleri günler için pişman olacaklar deniyor. Cennetin alt mertebelerinde olanlar, üst mertebede olamadıkları için, böyle bir üzüntü, pişmanlık ya da, imrenme temenni olacak mıdır? Üzüntü olmasa bile böyle bir temenni, yahut da imrenme cennette insanın huzurunu kaçırmaz mı? İnsanoğlu haristir.
Hep her şeyin daha iyisini, daha güzeline ister. Bu harisliği, o kimseye, pozitif manada katkıda bulunur. İyi, doğruyu, güzeli, daha iyiye koşmak. Eğer bu harislik, dünyayı elde etmek, makam, mevki, para, pul noktasında haddi aşarsa, o zaman da o kimseye helaka götürür.
Cennette muhakkak ki insanlar, bir üst kattaki insanlara imrenirler. Bu da işin duasında var. Cennet ehline üzüntü yoktur. Ama imrenme vardır. Pişmanlık vardır. Bu ona üzüntü olarak döner mi? Buna biz hayıflanmak diyelim. Yani kim istemez ki peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sofrasında oturmayı?
Kim istemez ki her an Cenab-ı Hakk'ın cemalullahını müşahade etmeyi? E, cennet halkına cumadan cumaya tecelli edecek. Eyvallah. ama bir kısmı var işte dünya günü olarak gün buna koymak biraz sıkıntılı ama bu meselede rumuz olarak, işareti olarak bizler anlayalım diye öyle söylenmiş.
Cennette dünyadaki gibi güneş doğup batacak değil. ama ve lakin biz algılayalım, anlayalım diye böyle tavir edilmiş. bir kısmı bir kısmı cumadan cumaya Cenab-ı Hakk'ın cemalini müşahade ederken bir kısmı günde her gün müşahade ederken bir kısmı her an müşahade edecek. E, cumadan cumaya cemalullahı müşahade eden her gün ona müşahade etmek için bir iştiyak duymaz mı? Şeyh duymaz mı? Duyar. O tat onun ağzında kalmaz mı? Kalır. O zaman keşke demez mi? Der. Allah bizi muhafaza eylesin. Ali İmran Suresinin indiriliş sebebi nedir? Hanefi mezhebine göre karı-koca ilişkisindeki sınır nedir?
Ali İmran'ın indiriliş sebebini bilmiyorum. Çünkü Ali İmran'daki ayetlerin komplesinin çünkü Ali İmran hemen bir seferde veyahut da bütün ayet-i kerimeler bir seferde indirilmiş değil. Kur'an'ın bütününde böyle bir şey yok. Genel olarak ayet-i kerime, ayet-i kerime bölüm bölüm indirildi. Ali İmran bütünü bir seferde indirilmedi. O yüzden Ali İmran'ın veya Bakara'nın veyahut da bu tip surelerin indiriliş sebepleri bu noktada bütünsellik arz etmez. Konu, duruma göre, konusuna göre ayet-i kerimeler zaman içerisinde indirildi. Hanefi mezhebine göre karı-koca ilişkisindeki sınır nedir dediyseniz neyin sınırını soruyorsunuz bilmiyorum. sonuçta bu muallak bir soru.
Soru sorarken netleşmek lazım. Karı-koca arasındaki sınır cinsel ilişki mi? Bakıma ait mi? Kıyafete ait mi? Yemeğe ait mi? Yeme içme mi? Eğitim mi? O yüzden soru muallakta kalmayacak. Geniş bir çerçeve olmayacak. Net. Karı-koca arasındaki geçimle alakalı sınır nedir? İAŞ'yle alakalı sınır nedir? Eğitimle, kültürle alakalı sınır nedir? Çocuk bakımıyla alakalı sınır nedir? Erkek evine bakmakta nereye kadar yükümlüdür? Kadın eviyle alakalı ilgilenmekte nereye kadar yükümlüdür? Gibi. Ticaret ahlakında neden zayıf kalıyoruz?
Yalan söylemekle karşı tarafa zulmediyor muyuz? Evet. Ve aldığımız malın parasını beş yıl sonra aynı paraya mı vereceğiz? Biz onu nasıl hesaplamalıyız? Birileri beş yıl parasını yerken diğerinin parası pul olmuyor mu? Evet. Borçta da aynı şekilde oluyor. Biraz açıklar mısınız? Yani sonuçta İslam hukukunda bir kimsenin parayı bile bile geciktirmesi harap. Geciktirdiği her gün için ayrıyeten af dilemesi gerekiyor. Ama bugünkü ticaret sisteminde ne yazık ki geciktiren kimseler karşı tarafa zarar vermiş oluyor. Bunu kasıtlı bir şekilde yapıyorsa o kimse büyük günahı kebariş diyor.
Yok bunu kasıtlı yapmıyorsa gerçekten yok ise o zaman yine de o kimsenin hakkına girmiş oluyor. Bu sistemin içerisinde İslam hukukuna göre bir ticaret sistemi kurgulama bu noktada güçleşiyor. İnsanlar faiz almayan kimselere ödemiyorlar. Örneğin. Bu noktada problem var. Gerçekten bunu ayakta tutmak buna dikkat etmek önemli bir mesele. istitraç konusunu anlatır mısınız? Müslüman olmayan ülkelerin refah içinde yaşamaları Allah'ın istitracı mıdır? Bunu istitracı böyle bakarsak işin içinden çıkamayız. İstitraç bir kimsenin İslam'ı yaşamadığı halde onun üzerinden harikulade haller zuhur etmesi.
O kimse dini yaşamıyor tam anlamıyla. Kur'an ve sünnetten çok eksiklikleri var. Ama harikulade haller zuhur ediyor onun üzerinden. İstitraç bu. Eğer bir kimse Kur'an ve sünneti işliyorsa onun üzerinde harikulade haller tecelli ediyorsa o bir evliya kerameti. Bunu böyle genişletmek işte Hristiyan Hristiyan dünya dini yaşamadığı halde çok rahat yaşıyorlar istitraç deme bizi tembelliğe götürür.
Onlar bu noktada yapmaları gerekeni yapıyorlar. İlim olarak bilgi olarak fen olarak çalışma olarak Allah da çalışana veriyor. Bunu ya onlara Cenab-ı Hak istitraç veriyor dersek bizi tembelliğe iter. Biz çalışmıyoruz. Biz İslam dünyası olarak çalışkanlığımızı kaybettik. Biz Anadolu Müslümanları olarak çalışkanlığımızı kaybettik. Bakın Anadolu Müslümanları olarak biz çalışkanlığımızı kaybettik. Biz gayretimizi kaybettik. Mücadelemizi kaybettik. Biz hala da mesela Avrupa'ya gözümüzü dikip ya orada böyle tatil yapıyorlar deyip biz de öyle tatil yapmaya çalışıyoruz.
Gözümüz hükümetin tatil açıklamasında. Biz daha tatil olsun diye bakıyoruz biz. Tatil istemiyoruz çalışmamız lazım deyip de yürüyüş yapanı gördünüz mi? Hayır biz cumartesileri de pazar günleri de tatil olmasını istemiyoruz. Bir ülkenin kalkınması lazım. Bu ülkeye gelen bütün makineler yurt dışından ithal edilmiş. Bütün makinelere dolar vermişiz. Bu ülkenin ham maddesi dışarıdan gelmiş. Bütün ham maddesine dolar vermişiz. Biz baktığımızda bu ülkede var olan bütün her şey enerjisine dolar vermişiz.
Doğal gazına dolar vermişiz. Yatırımlarına dolar vermişiz. Bu ülke borçlanmış komple. Bir fabrika düşünün adam işte atıyorum bir milyon dolar adam fabrikaya örneğin yatırmış. O fabrikanın on gün çalışmadığını düşünebiliyor musunuz? Biz çalışmıyoruz. Bütün memurun işçinin iki gün tatil yaptığını düşünüyor musunuz? Ülke ekonomisine maliyetini bir mağaza düşünün. Mağazanın sahibi mülkten de kendi sahibi olsun. O mağazanın haftada iki gün yatması demek büyük ekonomik kayıp demek. Ama bu kapitalist vahşi sistem insanları bu hale getiriyor.
Tatil yapmamız lazım diyor. İslam'da da tatil yok. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede çalışın diyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve selam hazretlerinin bir yazlığı gittiğini var mı ad-i şerifte? Yok. Yaylaya gittiği var mı ad-i şerifte? Yok. Ya bu sene biz çok cihat ettik, böyle kılıç salladık. 15 gün gideyim otelde kalayım dedi mi? Yok. 15 gün gideyim Medine'de kurma bahçelerinin arasında dolaşayım dedi mi? Yok. Yok. Cihar yeryüzünde var mı? Yok. Cuma günü tatil mi? Değil. Cumartesi tatil mi?
Değil. Pazar günü tatil mi? Değil. Bakın kapitalist sistemin çarkına çomak soktun şimdi. Maaş 15'den 15'e aydan aydan mı? Değil. Ya günlük. Günlük günlük. Adam çalıştı o gün kaç para yövmesi? 20 lira. 20 liraya alacak o gün. çalışan kimsenin alın teri kurumadan ödeyiniz. Adam 5 saat çalıştı 5 saatlik ücretini alacak hemen. 3 saat çalıştı 3 saatlik ücretini alacak hemen. İş bitti 1 saatten anlaştım. 1 saat bitti ücretini alacak adam. Ne yapıyor biliyor musunuz kapitalist sistem?
Bir vezneden veriyor öbür vezneden alıyor sizden. Para cebinize girmiyor sizden. Ne yapacaksınız siz? Çok affedersiniz ben kendi nefsim için söyleyeyim. Sanak adamın tekisin sen. Harcamasını bilmezsin. Eee senin maaşını ay sonunda bankaya yatırırım. Senin eline de bir tane kredi kartı veririm. Sen o kredi kartını da işletmelere mecbur kılarım. O işletmeler kredi kartını bulundurur. Kredi kartı bulunduran işletmeden gidersen para değil plastiği çekersin cırt cırt diye. Plastik. Şimdi plastiği de atıyor. Ne yapıyor? Cep telefonunu yükleyecek şimdi. Değil mi Yunus öyle bir şey var değil mi? Var mı şimdi o? Başladılar. Şimdi adam cep telefonunu mu gösterecek biter?
Plastiği de attı adam. Sen cep telefonunu göstereceksin. Tamam ödendi diyecek. Yani banka, para bankadan hiç dışarı çıkmayacak. Siz hiç bankayı görmeyeceksiniz. Siz hiç parayı da görmeyeceksiniz. Hiç o size büyük bir mutluluk veriyor. Kredi kartı var. Cırt çek. Ne mutlusunuz, ne mutlusunuz. Gidiyorsunuz markete. Var mı marketten yarım kilo şeker alıp çıkan? Yok. Doldur. Karı koca da çalışıyorsunuz. Yetmiyor çünkü. Ne yapacaksınız?
Hafta sonları gidip haftalık alışveriş etmek lazım. Eee hafta sonunu global kapitalist sistemin ibadethanelerini ziyaret edin. En ilginci de şu. Yani bu alışveriş merkezlerinde bir de mescit istediler ya. Yakında pavyonlara da mescit isteyeceğiz. Yakında meyanelere de mescit isteyeceğiz. Yani şurada bir mescit olsun ya. Neden? Ya mescit olsun. Arada gidelim. Namaz aklımıza gelsin. Kılalım orada. Ya burada mescit yok. Ben buraya girmeyeceğim demek yok. Anladınız mı? Burada nerede namaz kılınacak bir yer var mı? Yok. Oraya benzin istasyonuna gitmemen lazım.
Gittin benzin istasyonuna. Adamın mescidi kötü. Al oradan benzin. Adam benzin istasyonunun yanına cami yapmış. Git oradan al benzini. Ama biz gideriz. Biz ne o? Alışveriş merkezlerine mescit isteyeniz biz. Bunu da böyle nümayiş yapıyoruz. Allah muhafaza eylesine. O yüzden Ahrupalıların veyahut da işte gayri İslam'ı yaşayan bir kısım devletlerin bu noktadaki çalışmaları, gayretleri var. Bunu istişraç olarak görmüyorum. Biz de çalışalım. Ben bazen örnekliyorum ya yaşım 17 buçuktu. 17-18'di işte. Kütahya'da azat fabrikasında Alman bir mühendisle çalıştım ben. Bütün var diye çalışanlar normalde 8 buçukta geliyordu.
Alman mühendis 7 buçukta geliyordu. 7 buçukta geliyordu. O 7 buçukta geliyordu ya ben onun normalde yanında çalışıyordum. Ben de 7 buçukta gidiyordum. Ne seviniyordu? Ne seviyordu beni? Beni gözü görecek Mustafa diye bağırıyordu. Adımı bile ezberlediydi Alman. 7 buçukta geliyordu o şantiyeye. O gün yapılacak olan işlerin hepsini de düzene katıyordu. Resimleri hazırlıyordu. Ne zamana kadar işçiler 8 buçukta geliyor. Bizim Türk mühendis var. O da 8 buçukta. 9'da geliyor o. Ona ne kızıyordu? Onunla muhatap olmuyordu. Bu mühendis değil diyordu. Makine mühendisi adam.
O da. Bu mühendis değil diyordu. 9'da geliyordu o. Beni söylüyordu. Ben bütün işleri ben onun tanzim ettiği işleri millete tarif edeceğim tabii. Tanzim etmiş. İşte o kalfo onu yapacak. O kalfo onu yapacak. 3-4 tane kalfo vardı. Ondan sonra bana böyle anlatıyordu. Ben böyle dinliyordum onu. Almanca konuşuyordu. Yani Cenab-ı Hak anlama kabiliyetini veriyordu. Ne veriyordu? Resimden de anlıyordum. Meslek lisesinde okudum da. Ben arkadaşlara anlatıyordum. Tarif ediyordum. Herkesin başında dolaşıyordu. Allah sizi inandırsın. Türk mühendis vardı. Mühendis. Bildiğiniz mühendis. O şeyde yaklaşık yani bittiğinde 22 metre falan yüksekliğinde bir filtre yaptık.
Merdivenlerden çıkmamıştır. Görmüyordum ben onun merdivenlerden çıktığını. Alman mühendisi her yapılan bitmiş olan kaynağı gelip kontrol ediyordu. Öyle çalışıyorlar. Biz kar yağdı yatarız. Yağmur yağdı yatarız. Bir kovusu dök yola yatarız biz. Ondan sonra ya bunlarda istihraç var. Ne alakası var? Çalışıyor adamlar. Hem de çok disiplinliler. Çalışıyorlar. Bizim çalışacak olan insanlara diyorsun. Cumartesi pazarda çalışacağız. İşte şu kadar fazlalık veriyorum. Ben çalışmayacağım cumartesi pazar diyor. Ya diyorsun ki ya sen para için çalışmıyor musun? Para kazanacaksın. Para kazanacaksın ya.
Çalışmıyor. Açmıyor dükkan pazar günleri millerde. Açmıyor. Git aç malını say. Git aç malını düzenle. Rafları düzenle. Git malı oradan oraya kaldır ya. Hiçbir şey bulamasan daha iyi. Yapmaz ki biz. Çalışmayız. Gayret etmeyiz biz. Mücadele etmeyiz. Allah bizi muhafaza eylesin. Ondan sonra da istişraç deriz. Şeybu Arus'u salonlarda kutluyoruz. Öğrenmek için soruyorum. Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem doğum gecesi mevlidi. Niye 15 gün önce salonlarda kutlamadık? Anlaşılır bir şekilde açıklar mısınız?
Bunu biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin kutlu doğumu diye Nisan ayının 10'uyla 20'si arasında malum Diyanet böyle bir kutlu doğum haftası diye bir hafta içerisinde kutlanıyor. 10'uyla 20'u arasında biz de 10'uyla 30'u arasında kutlu doğumları salonlarda yapıyoruz. Bu kardeşimiz herhalde hiç katılmadı galiba bizim kutlu doğum programlarımıza. O yüzden böyle bir şey yazmış ama inşallah Cenab-ı Hak nasip ederse bu sene de kutlu doğumları yapacağız. O yüzden normalde biz yaklaşık 6-7 yıl oldu mu sene de? Efendim 6-7 yıldan beri kutlu doğumları biz salonda kutluyoruz. Sadece Bursa'da da değil çevre, il ve ilçelerde bu konuda yapabildiğimiz yerlerde kutlu doğum yapıyoruz.
Bu mevlid kandiliyle alakalı hani bunu biz bir ara kendi aramızda istişare ettik arkadaşlarla salonda yapalım böyle bir şey diye. Ama tekkenin o mistik havasını terk etmek istemedik. Kandillerin hepsini tekke de yapmak istedik. O yüzden tekke de yapmaya devam ediyoruz. Öbür türlü kutlu doğum haftası etkinlikler içerisinde de Nisan ayında ona devam ediyoruz. 4 ay önce bir cahillik yaptık. Karımla boşanma kararı aldık. Geçimsizlikten dolayı 2 ay geçtikten sonra ben çok pişman oldum. Barışmak istedim ama o istemedi. 4 yaşında bir oğlumuz var. Ne yaptıysam dönmedi. Aklı senin büyüklerimden de yüklerim de yok. Arayı bulacak. Psikolojim bozuldu. Kabullenemedim.
Allah affetsin. İntihar bile düşündüm. Bana ne tavsiye edersiniz? Ne olur bize dua edin. Kaynanam olacak her anda. İstemiyor. O da annesini dinliyor. Evet. Benim bu meselede böyle size sözüm acı gelebilir. Bir adam çok iyiyse kadın onu neden terk etsin? Bir erkek çok iyi. Neden terk etsin adam onu? Kadın onu. Bir kadın çok iyi. Adam onu neden bıraksın? Neden onu terk etsin? Eğer bir kimse çok iyi de o seni terk ediyorsa kendine bak. Yani sen beni terk etme diye onun peşinden koşturuyorsan o zaman sen bir yanlışlık yaptın ki o iyi kadına karşı sen nankörlük ettin.
Kadın bırakıp gidiyor seni. Ali. Nerede Ali bizim? Karadağ. Arı baldan kaçar mı? Saldırır daha çok. Sen şimdi arı kovanın önüne bir çanak bal bıraksan arılar anında yer bitirir mi onu? Başka kovanlar da gelir. Yağmaya gelir. Dışarıdan da gelir yani. Beş kilometre ilerden gelir. Altı kilometre bile çıktın yani sen şimdi. Biraz daha geçerse benim bal olursa on kilometreden gelir diyeceksin yani. Ne yapıyormuş arı? Balı görünce beş kilometre öteden geliyormuş. Bir şey anlaşıldı herhalde bundan değil mi?
Sen bal ol. Beş kilometre öteden gelsinler. Seni yalamaya. Sen bal değilsen zehirsen. Ali zehire bal konar mı? Arı pis su bile içmiyor. Neredesin bizi arıcı yapacaksın şimdi ya? Nerede temiz su varsa arı onu içiyor. Pis suyu da içmiyor. Arı kadar olamamışız demek. Bakın arı kadar olamamışız. Sen balsan merak etme meydanda kalmazsın. Birisi gelir yer seni. Sen arısan Ali'nin tabirinden pis su bile içmezsin.
Gider temizini bulursun. Ama sen sivrisineksen yapacak bir şeyimiz yok. Sen kara bir sineksen yapacak bir şeyimiz yok. Sen bir kara sineksen yapacak bir şey var mı? Yok. Herkes kaçacak senden. Sen zehir koyarsan orta yere hiç kimse ondan bir şey içmeyecek. Ancak kim? Salaklar, aptallar, körler gidip zehri içecek. Anlar gidip zehri içecek. Sen bal yerine zehri koyarsan oraya bal görüntüsünde aldananlar gidecek. O zehri içecek, ölecek. Ama arı gibiyse aldanmayacaksın. Balı arayacaksın bulacaksın.
E şimdi bir kadın bir erkekle geçinmek istemiyorsa, ben gideceğim diyorsa, ben bir araya gelmeyeceğim diyorsa, adam kendine bakacak. Bir erkek diyorsa ki ben bu kadından ayrılacağım, ben yolumu farklı çizeceğim, kadın kendine bakacak. Herkes kendine bakacak. Şimdi erkeklere sorsak şimdi, hanginiz iyi ve güzel bir kadını, size muti olan bir kadını bırakırsınız? Bırakmaz kimse. Kimse geri zekalı değil. Hangi kadın iyi, cömert, kendisiyle iyi geçinen, yumuşak huylu bir adamı bırakmak ister? Kimse bırakmak istemez.
Hatta kadınlar iyi bir adamsa, etrafında valla helikopter gibi döner, kaptırmayın diye. Helikopterin her tarafına makineluları da koyar, önüne gelen ne varsa ateş eder. Kımıldasa bir yaprak, yaprağın üzerine bombaları yağdırır. O zaman iyinin kıymeti herkesce bilinir. Ancak ahmaklar iyinin kıymetini bilmez. Ancak ahmaklar iyinin kıymetini bilmez. Onlar da o Cenab-ı Hak'ın nimeti ellerinden gidince, dövünürler kendi kendilerine. Allah bizi muhafaza eylesin. Amin. O yüzden elinizdeki nimetlere hamd edin. Kendinizi yüksekte görmeyin.
Bu sözüm erkeklere. Eşlerinizle tepeden bakmayın. Siz Cenab-ı Hak'ın emaneti olarak görün, iyi geçinmeye gayret edin. Eşlerinizi de iyi geçindirmeye gayret edin. Onların hatalarını, kusurlarını örtmeye çalışın. Yumuşak dilli olun. Bu sözüm kadınlara, evlenmişsin, adam sana bir, Cenab-ı Hak sana bir adam vermiş, adamın kıymetini bil.
Onunla iyi geçin. Ona terslik yapma. Bu noktada Cenab-ı Hak'a hamd et. Allah cümlemizi hamd edenlerden eylesin. Bir ırgalanın, bir yerleşin bakayım şu tarafa doğru. Yanaş bu tarafa doğru bakayım. Yanaş yanaş yanaş yanaş oradan bir yer açılsın. Yanaş bu tarafa doğru. Maşallah. Bugün millet şeyden ne o? Yılbaşı kutlamalarına, yılbaşı çirkefliğine düşmemek için kendini muhafaza etmek için geliyor.
Allah hepsinden de razı olsun. Amin. Bu bir cihattır çünkü. İnsan böyle sıkıntılı zamanlarda kendini gideyim bir zikrullah alakasına deyip. Aman ben bugün günaha düşmeyeyim. Aman ben bugün şu gayri müslimlere benzemeyim deyip de kendini bir sohbete bir zikrullaha attıysa cihad etti bugün. Şeytanı yendi. O yüzden bugün kalabalık herkes kendini sıkmış. Demiş ki böyle bir inşallah gidelim zikrullaha atalım kendimizi demiş. Kapının ağzını da boşaltın. Kapının ağzı da boşalsın. Kapının ağzındakiler de şöyle bu tarafa doğru bir yelkelenin şöyle bir bakayım şu tarafa doğru. Hadi bakalım bir kımıldanın bakalım bir. Hah yanaşın böyle duvara doğru kapının ağzı bir boşalsın yeni gelenlere.
Çin'in kimisi cumada en son oturur ya benim gibi. Hani farzını kılacak çek çek gidecek. Hani onu da cemaat böyle illaki boşalır doldurun derler. O da isteksiz isteksiz gider ya. Kapana doğru gidiyor adam. Sanki kurbanlık koyun gibi idamlık gibi böyle istemiyor istemiyor. Ayakları geriye gidiyor ama kimi hacı efendiler de var ya böyle. Onu kaçacak illaki. Tutuyor onu. Adam gitmek istemiyor. Farzını kılıp gidecek. Ama hacı yakalamış onu. Bırakmayacak onu. Veya camide yaşlı bir kimse doldur işaret ediyor.
Uyanıklar da ne yapıyor? Yanındakine iyilik yapıyormuş sanki. Sen gir doldur. Onu gönderiyor oraya. Hani sen git neden? Ben gideceğim işim var benim. Sen işin safısın. Sen git ön tarafa diyor. Ben de şimdi doldurun bu tarafa diyorum ya. İçimden geçen o. Kaçamayacaksınız. Koyvermeyeceğim bu gece kimseyi. İnsan Allah'ı severse Allah'ın dostlarını da sever. İnsan Allah'ı sevdi mi? Allah'ın sevdiği ne varsa. Allah'ı seven ne varsa. Hepsini sever. Bakın bir kimse Allah'ı sevdi mi? Allah'ı sevenleri de sever. Allah'ın sevdiklerini de sever. İkisini de sever. Onu iki gibi görmeyin de hal olarak tecelli eder ya.
O yüzden mesela Allah'ı sevenler kendi üzerlerinde Allah'ın sevdiği şeyleri tesis ederler. Bir kimse Allah'ı seviyorsa onun üzerinde Allah'ın sevmediği bir şeyin durmaması lazım. Siz bir kimsenin üzerinde sevmediğiniz bir hal var. O onun üzerinde durduğu müddetçe onu sever misiniz? Müsamaha göstermek ayrı bir şeydir.
Müsamaha gösterebilir. Ama onu sevmez. Kısa zikir tatmin etmese uzun zikir tatmin edici. İkisini de seviyoruz. E neden yazdın o zaman? Etrafımda konuşuluyor bir muta nikahı diye böyle bir şey caiz mi?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yasakladığını okudum. Evet ehli sünnet muta nikahının bu noktada Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin önceden buna müsaade ettiğini sonra yasakladığını söyler. Ama bunun yasaklanmadığını söyleyen sahabeler de var. Bu konuda İslam dünyası ortak noktayı bulamamış. Ehli sünnet bunu, bunun açık açık altını çizerekten söylüyorum. Caiz olmadığını söylemiş. Ve hatta daha ileri söyleyenler var. Bir kimse muta nikahını kabul ederse küfür ehli diyenler de var. Çok azınlık da olsa. Ama muta nikahını ehli sünnet kabul etmemiş. Şia, genellikle hep Şia söylenir ama başka mezhepler de var Şia'nın dışında.
Bunu kabul etmişler. Buradaki muta nikahında tartışma olan şey şu. Suresi belli olan nikah. İki aylığına, üç aylığına, üç günlüğüne, üç yıllığına, otuz yıllığına. Buradaki ehli sünnetin reddettiği yer burası. Yoksa bir kimse bugün nikahlanır, yarın da boşanır mı? Evet. Bakın bir kimse bugün boşanır, yarın, bugün evlenir, yarın boşanır mı? Evet. Nikah akti yaparken gün koyarsa bütün ehli sünnet buna caiz değil demiş. Yani bir haftalığına nikahlamak gibi. Ama bir erkek, bir kadını seni nikahladım dedi bitti mesela.
Ertesi günde boşadım dedi, boşadı. Bitti. Evli erkek ve evli kadın yabancılar nikah kıyıyorlar bu sapıklık değil mi? Evli bir erkek, evli bir kadını asla nikahlayamaz kendine. Bile bile. Evli bir kadın, bir başka erkekle de kendisini nikahlayamaz. Ama kadın evli olduğunu sakladı bilmiyor, adam da bilmiyor. Yani kadın bunu sakladı evli olduğunu. Adam bilmiyor. Adama dedi ki ben bekarım. O esnada da adam onu nikahladı.
Adam bunu bilmediğinden dolayı bundan sorumlu değil. Ama bu noktada adam ona nikah kıydığı için kadının o ilk eşi var ya, hani nikahlandığı eşi. Aslında oradaki o ilk nikahlandığı eşinle olan nikahı fasit olmuş oldu. Bir daha eğer Müslümansa o kadın birinci eşine dönemez. Zina nedir?
Bir nikahsız bir erkekle bir kadının cinsel ilişkiye tam manasıyla girmesi zina suçudur. Tam manasıyla cinsel ilişkiye girmesi lazım ki zina suçu işlenmiş olsun. Evli erkek eşinden başka bir bayanla mehir karşılığında şahitsiz evlenebilir mi? Sonra kadın sıkıntı yaparsa erkek kadını boşayabilir mi?
Bunun zamanı var mı? Mehirli şahitsiz nikah caiz mi? Evet. Bir erkek ayet-i kerime ile sabit dörde kadar nikahlayabilir. Ama sizin için bir eş daha hayırlıdır diye sonradan gelen bir ayet-i kerime var. Bu noktada tek eşlilik daha fazla met edilmiş. Bunu süreç olarak bakacak olursak insanların o dönemde 30 tane, 40 tane, 20 tane, 10 tane eşi olan bir toplumun içerisinde Kur'an-ı Kerim önce dörde indirmiş.
Ardından da bir müddet sonra sizin için tek eşlilik daha hayırlıdır demiş. Daha hayırlı bir noktaya götürmüş. Burada bir kimsenin kendince kendisine yol olarak seçeceği yol bu bir erkek. Kendince tek eşliliği kendisine uygun görecek. Mesela Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri kendi sağlığında ve Fatıma annemizin sağlığında Hazreti Ali Efendimiz'i men etti evlenmesini.
Kur'an'la bu sabitken dört eş bunu men etti. Geçenlerde bize Kur'an yeter diyene onu söyledim. Kur'an'a göre dört eş ne diyeceksiniz dedim. Hadis-i şerifler bunu aşağı doğru indiriyor. Kur'an bunu dört eş de tutuyor dedim ben kaldı. Dedim nasıl bak Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin uygulamasına ihtiyacımız var. Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri son dönemine doğru tek eşliliği insanlara söyledi. Ama bir kimse şahit olmadan bir kadını ben seni nikahıma aldım dese nikah nikah mıdır? Evet. Nikah çünkü icah ve kabuldür der Hanefi fıkıhçıları. Bir Müslüman sufi gayrimüslim parasını ve metasını sevebilir mi?
Bu günümüzde örnek dolar veya euro alıp ithalat ihracat yapan hariç dolar ve euro alıp bankaya ve yastık altını biriktirmesi uygun mudur? Uygundur. Bir Müslüman belde de sizden bakamayacağınızı istirham ederim demiş. Bunda normalde Hanefilerce bir sıkıntı yok. İslam hukuku içerisinde bir sıkıntı yok. Bir kimse kendince dolar da alır, euro da alır, bekletebilir de zekatını verdiği müddetçe hiç kimse biz neden böyle yapıyorsun diyemeyiz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle bir ortamda Kur'an-ı Kerim getirdi ve onunla hak ile batılın arasını tamamen ayırdı. Baba ile oğlunun arasını o kitapta ayırt etti.
Mümin kafir diye hatta adam babasının çocuğunu ve kardeşinin kafir olduğunu o kitap sayesinde görüyordu. Allah o insanın kalbinin kilidini imanla açtı. O yakınlarının iman etmeden öldükleri zaman cehenneme gideceklerini çok iyi biliyordu. Sevdiği kimsenin ateşte olduğunu bildiği halde insanın gözü aydın olmaz. Yüce Allah Celle Celaluhu bu sevilen kimselerle ilgili şöyle buyuruyor. Onlar derler ki ey Rabbimiz bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzü aydınlatacak insanlar ihsan et. Furkan ayet 74 Bir insan cennete girerse ve en yakınları cennete giremezse Mesela mümin olan annesi, babası o insan cennette dahi olsa onlar için üzülür ve onların affını ister mi? Bunların hepsi de mahşer yerinde olacak.
Bu konu biraz uzun ama yani normalde insanlar buradaki duygularıyla onları anneleri ve babaları olarak görüyor. Duyum. Burada eşi olarak görüyor. Duyum. İman bir kimsede oturur kemale ererse O kemale eren bir kimse Ancak iman ehli olanları kendine dost ve kardeş görür. Bu onun içerisine yerleşir. Yerleşince iman etmeyenler için bir üzüntü yaşamamaya başlar. Ancak üzüntüsü şu olur. Der ki keşke onlar da iman etselerdi. Hani iman edenlerin çoğalması açısından. Bunu o noktada görmek lazım.
Örnek teşkil etsin diye birinin yaptığı iyiliği anlatmak ile övmek aynı şey midir? Her ikisi ile ilgili adı şerifler var. Bunu yapmamızdan herhangi bir sakınca var mı? Normalde bir kimsenin iyilik gördüğü bir kimseye iyilikle mukabele etmek gerekir. Eğer iyilikle mukabele edemezse o kimse ona dua etmeli. Bir kimse de iyilik gördüğü kimsenin iyi insanların çoğalması, iyiliğin artması için o iyilikten bahsetmesi gerekir.
Bizim toplumumuz tam dini İslam'ı yaşayan bir topluluk değil. Tam İslam'ı yaşayan iyilerin çoğaldığı, iyiliklerin kol gezdiği bir yerde olsa o zaman bunlar saklanabilir. Ama şimdi öyle bir zamana geldik ki iyi insanlar çok az. İnsanların iyilikleri de çok az. O zaman iyi insanları ve iyilikleri gündemde tutup onların arkasından iyi insandır, bize şöyle iyilik yaptı, iyi insandır, bize böyle iyilik yaptı denmesi bu zaman için daha uygun.
Çünkü iyinin ve iyiliklerin artması açısından kişinin üstadına ait eşyasını, sakalını saklamasının, içtiği yediği içeceklerden içmek istemesinin sünnetteki yeri nedir? Sakalını su ile içmesi ve üzerinde taşımasında bir sakınca var mıdır? Bunlar sahabelerin içerisinde zaman zaman görünen şeyler. Bunlar haram değil ama böyle ifrat ve tefritten uzak durmak var ya, hani müminin mümine arttığı caizdir. Hadis var bu noktada. Bir kimse dervişler de birbirlerinin arttığını şifa niyetine içerler bu hadis-i şerif noktasına. E müminin mümine arttığı caizse dökülmesin, atılmasın şifa niyetine. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri etrafına da bu noktada kendi yediğinden, içtiğinden ikram edermiş.
Kalını da sahabeler kendilerince paylaşırlarmış. E sevdiği bir kimsenin üzerinde bir eşyasını taşımak, onu hatırlatmak, hani bunu gündemde tutmak bu konuda da caiz. Bu da haram değil. Ya ama insanlar sufilere karşı bir önyargılı oluyorlar ya biraz. Ya bir kimse işte annesinden kalma bir şeyi yıllar içinde saklıyor. Babasından kalma bir şeyi yıllar içinde saklıyor. Veyahut da annesinin babasının resmini kocaman portrahinde duvarda koyuyor. Veya evlilik fotoğraflarını bütün portreler halinde her tarafa asıyor. Ya bir kimse de işte şeyhinin fotoğrafını cüzdanda taşıyor. Siz putperestsiniz. Laf hazır. Siz ilahlaştırıyorsunuz. Laf hazır. Bunun gibi. Aslında ifrattan da tefritten de uzak durmak lazım.
Ama kişi birisini seviyorsa onunla alakalı üzerinde bir şey bulundurmak ister. Bu da haram değil. Din haramlarla çevrili. Haram olmuyor bir şey. Bizim kalkıp da yasaklamamız da mümkün değil. Ama bunu böyle Allah muhafaza eylesin. Abartmak çok hoş değil. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini sakalından alıp sahabeden şifa niyetine yutan var. İşte sakalı çıkmayanın böyle yarıp yanağına yatırıp sakalı çıkan var. Saçı çıkmayan yatırıp başına. Ondan sonra saçından sakalından oraya koyup yatırıp. Saçı sakalı çıkan sahabeler var. Bunlar tebörürken olacak olan şeyler. Ben sakalından kimseyi koparttırmıyorum yalnız. Kimseyi de kestirmeyok da.
Kimse sakalıma da ondan sonra şey olmasın diyor. Yüklenmesin bu noktada. Allah muhafaza eylesin. Biz zaten öyle şeyhlerden olamadık. Hiç de olamayacağız. Şeyh de değiliz. O yüzden Allah bizi affetsin inşallah. Habbab bin Halid ile Serab bin Halid sonra Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme vardılar. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem duvarını tamir ediyordu. Buyurdu ki Müslüman toprak dışındaki bütün harcamalardan dolayı mükafatlandırılacaktır. Rica etsem bu hadis-i şerife açıklayabilir misiniz? Allah razı olsun. Ya bir kimse normalde ev bark yaptırıyor ya. Bunlardan değil yedirdiğinden içirdiğinden mükafatlandırılacak. Müslümanlara ettiği yardımdan mükafatlandırılacak. Ama bir kimsenin kendi ve çocukları için.
Hanefiler bunu caiz görmüşler. Kendisi ve çocuklarının barınabileceği bir ev yaptırması bu noktada mal biriktirme noktasına girmez. Bursa Şevbaruz sohbetinde Sufi kardeşleri, kardeşler kötüleri iyiliğe sevk etmek işiniz. Bu dünyada bitmeyecek. Hazreti Mevlana gibi öldükten sonra da devam edecek. Bu nasıl olacak? Mümkünse açıklayabilir misiniz? Öldükten sonra vazife nasıl devam eder? Ne yapılır? Bu dünyada vazifelerini yerine getirenler ve bu dünyada bu noktada bir hoş seda bırakanlar ve birilerinin kötülükten iyiliğe doğru nasihatleriyle, tavsiyeleriyle sebep olan kimselerin vazifeleri bitmez. Bu bir bayrak gibi.
Ondan ona geçer, ondan ona geçer. Ama birisinin bu konuda yapmış olduğu şey asla kapanmaz. Dua eden kardeş kim dua ederse bir hat bir şerif varmış, bağışlayacak inşallah. Burada hasta olan kardeşlerle alakalı dua istiyorlar. Bu da bunun sonunda, duanın sonunda bütün hastalar için ayrıca bir duamız oluyor. Buna ayrıca bir daha buraya gelip işte şu filanca hasta dua eder misiniz demenin bir anlamı yok. Bütün hastalara toplu bir şekilde her dersin sonunda inşallah dua ediliyor. Cenab-ı Hak nerede hasta varsa hepsine hayırlı şifa nasip eylesin. Niyetlendiğim şeyi de söyleyeyim, ondan sonra zikrullah'a kalkalım. Şebu Arus'lardaki bütün kardeşlerin, bütün kardeşlerin üstün gayretlerinden dolayı hepinize de teşekkür ediyorum.
Çalışan, gayret eden, koşturan, katılımda bulunan, bir şekilde işin ucundan tutan, kendisini getirmekle, etrafına getirmekle destek olan bütün kardeşlere teşekkür ediyorum. Denilebilir ki uzun zamandan beri komple bütün dergahın yapmış olduğu şebu Aruslar, hepsiyle yapmış olduğu bütün programlarla dolu dolu çok yüksek seviyede programlar oldu. Allah hepinizden de razı olsun. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi