Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 30 Ekim 2015 · 54:52
İnsanlar çıldırmış, kardeş kardeşi, baba evlatlarını öldürüyor, ahlâk çökmüş. İslam dini ayaklar altında nereye gidiyoruz? İslam dini neden ayaklar altında olsun ki? Allah'ın dini âlidir. Ayakların altına hiç kimsenin almaya gücü yoktur. Dinini koruyacak olan da Allah'tır. O yüzden bir kimse İslam dini ayaklar altında derse, dinin, kitabın koruyucusu biziz hükmüne sanki zeval gelmiş gibi olur.
Müslümanlar zafiyet içerisinde, Müslümanların ahlâkları düşmüş diyebiliriz. Müslümanlar dinin kendi dinlerini, dini ayakta tutmak değil, kendi dinlerini ayakta tutamamış olabilirler. Bu Müslümanların zafiyeti. Bizim Alevi komşularımız var, pişirdiklerinden getirip ikram ediyorlar. Alıyoruz fakat yemiyoruz, yiyebilir miyiz? Neden yemiyorsunuz ki? Ehli kitabın kestiği, pişirdiği yenir. Aleviler de inandığımız Allah'ı, Allah Muhammed-i Mustafa'yı sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'ni peygamber olarak kabul ediyorlar. Abdullah Gül Selahattin Demirtaş'ı aradı ve taziyede bulundu, soru işareti. Teröristte Kur'an ve sünnet dairesinde taziyede bulunur mu?
Bulunur mu? Teröristte kendilerince şehit deniliyor. Buna ne dersiniz? Terörist devletin hastanelerinde imkanlarına neden faydalanıyor? Teröristler bize ılımlaştırılıyor mu? Hakkınızı helal edin. Abdullah Gül Selahattin Demirtaş'ı aradı ve taziyede bulunuyorsa, o uyanın kendi şahsi düşüncesi. Bizi ilgilendirmez. Teröristte Kur'an ve sünnet dairesinde taziyede bulunur mu? Bir kimse teröristte, Kur'an ve sünnet dairesinde ona taziyede bulunulmaz. Teröristte kendilerince şehit deniliyor. Buna ne dersiniz? Bir kimsenin şehit olabilmesi için önce iman ehli olması gerekir. İman ehli değilse o kimse şehit olmaz. Yani şu anki Türkiye'deki PKK, İslam dinini kendisine din olarak ne kadar seçtiği tartışmalı.
Terörist devletin hastanelerinden, imkanlarından neden faydalanıyor? Böyle devlet bunları faydalandırılıyor. Faydalandırdığını zannetmiyorum. Faydalandırıyorsa, hayarlandıysa, bir şey yaptıysa, suçlu da olsa insanlar onlara bakacak. Teröristler bize ılımlaştırılıyor mu? Hakkınızı helal edin. Zannetmiyorum ılımlaştırılma düşüncesinin olduğunu. Malum seçimler geliyor. Babam size oy kullanmadığınız için kendisinin de oy kullanmayacağını söylüyor. Mevcut hükümetin 13 yıldır ne zinayı, ne kumarı, ne de puğuşu engellemediğinden oy vermenin vebal olduğunu söylüyor. Bu soruyu size sormamı söyledi. Düşüncelerinizi lütfeder misiniz? Benim oy kullanmamamın sebebi, bu söz konusu zinayı, kumarı, puğuşu engellemediğinden dolayı değildir.
Bugüne kadar hiçbir sistem zinayı, kumarı, puğuşu tam olarak engelleyememiştir. Bunu bir kenara koyun. Kafanızda böyle bir İslam hukuku, devleti, toplumu olarak düşünüyorsanız, burada hata var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin etrafındaki sahabelerden içki içen vardı, kumar oynayan vardı, zina eden vardı.
Tarih boyunca Adem aleyhisselamın oğlu, ilk katli yaşadığı günden itibaren dünya fitne içindedir. O yüzden her dönem günah kebaliler olmuştur, olacaktır. Hukuk sistemleri, bunu dini sistemlerde dahi, suçluları en aşağı aza indirebilmek için caydırıcı önlemler alır. Dinler, insanları suçtan uzaklaştırmak için nefis terbiyesini, bu noktada o insana haramlardan uzaklaştırıcı, belli algıyı ve anlayışı öğretir.
O yüzden normalde bunları kökünden yok etmek, kesmek mümkün değil. Ancak Mehtala Resul geldiğinde İslam bütünüyle yaşanacak. Mehtala Resul gelinceye kadar bunların hepsi de yaşanacak. Bir kimse oy kullanmama, oy kullanmama sebebi benim kendi sebebim. Bunu böyle açıkça beyan ediyorum. Biz çünkü cemaatte bizim kardeşlerin hepsi de var, MHP'lisi de var, Büyük Birlik Partilisi de var, AK Partilisi de var, CHP'lisi de var. Zannetmiyorum HDP'li var mı? Var mı HDP'li olan? Dövmeyiz, sövmeyiz, hakaret etmeyiz, böyle bir derdimiz yok. Bir de HDP'li eksik mesela. Yani olabilir de burada birkaç tane HDP'li arkadaş veyahut da başka partilerden de arkadaş olabilir.
Benim konumum itibariyle bir partiye angaja olmam mümkün değil. Bu bende uzun zamandan beri var. Bir partiye angaja olmamak, bir partiye herhangi bir parti olabilir, önemli değil. Herhangi bir partiyle yan yana durmamak adına bu. Bu derdim.
Benim ayrıyetten siyasi görüşlerim partisel olarak değil, farklı. Bunlar ayrı bir mesele. Eğer bu normalde kardeş deseydi ki, ben bu seçimlerin, hani seçim sistemini, milletvekilli aday belirleme sistemini, belediye başkanının aday belirleme sistemini, bunları uygun görmüyorum. Bunlar böyle sistem olarak uygun değil. Eyvallah, buna söyleyecek sözüm yoktu. Ama ben kardeşlerin oylarının kullanmalarını istiyorum. Kardeşler oylarını kullanacaklar. Pazardan pantolon seçen, pazardan ceket seçen, kazak seçen, domataşı seçen, ayakkabı seçen, yiyecek seçen, bütün hayatını kendince, kendi bireysel seçimlerinin üzerine yürüten bir kimse, memleketi idare etmesini istediği kimseleri de seçecek.
Bunun sorumluluğunu dağılacak üzerine. Gidecek, oyunu kullanacak. İçinden en iyisini seçecek. Eğer iyiliğin hakim olmasını istiyorsanız, siz hep en iyisini seçmekle mükellefsiniz. Arkadaşın iyisini seçeceksiniz. Eşinizin iyisini seçeceksiniz. Alışveriş ettiğiniz kimselerin iyisini seçeceksiniz. Yol yürüyeceğiniz kimselerin iyisini seçeceksiniz. Dostun iyisini seçeceksiniz. Yolun da iyisini seçeceksiniz. Şeyhin de iyisini seçeceksiniz. Mükellefsiniz bunlar.
Belediye başkanının iyisini seçeceksiniz. Muhtarın iyisini seçeceksiniz. Muhakkaka en iyisi hangisi? Soracağınız, soruşturacağınız, araştıracaksınız, seçeceksiniz. Ben böyle deyince diyorsunuz ki, birisi öyle diyor. Siz AK Partilisiniz dedi bana. Telefonda. İzmit'e gidiyorum. Tabii gitmezler önce mesaj çekmiş bana. Mail çekmiş daha doğrusu. Ben de dedim, benim böyle maillere karnım tok. Adını soyadın, adresini söyle. Ben geleyim oraya dedim. Bunları benim yüzüme söyleyeceksin dedim. Benim telefon numaram da bu dedim. Öyle gizli kapaklı konuşmayacak hiç kimse dedim. Dedim bana telefon numaranı bildir, ben ararım dedim.
Bildirdi aradım. Dedim bu yazdığın şeyler bunlar hakaretleri dedim. Yüzüme söyleyebilir misin? Özür dilerim dedim. Dedim aman dinleyene söyleyecek bir sözümüz yok. Sen nerede oturuyorsun dedim ben. İzmit'e giderken bir orada bir yerde oturuymuş. Üniversite var. İyi. Dedim mümin iyisini seçmek zorunda. Önünde dört kişi var dedim. Dört kişiden birisi namaz kılıyor. Üçü namaz kılmıyor. Hangisini seçeceksin dedim ben. Namaz kılanı dedi. Seçmekle mükellefsin bir de dedim. Senin bunda bir namaz kılanı, senin bir yere getirmek senin elindeyse, sen namaz kılanı oraya getireceksin. Ehil dört günden birini seçeceksin.
İmam seçiminde var ya, dört tane imam adayı var. Birisi sakallısa diyor, sen diyor sakallı olanı seçeceksin. Dördü de Kur'an-ı Kerim okuyor. Güzel okuyanı seçeceksin. Dördü de hala evli olanı seçeceksin. Bakın hep böyle pozitif artılarını koyuyorsunuz. Ben yükümlüyüm. Ben insanların kalbini bilemem, niyetini bilemem, içini dışını bilemem. Bilmiyoruz ya, o zaman seçerken biz seçim yapacağız. Bundan da mükellefiz. Nikah dört şey için yapılır. Malı için, güzelliği için, nesebi için, dini için. Siz dindar olanı seçiniz. Eş seçiyoruz.
Dindar olanı seçeceksin. Geçen seçimlerde bir şey vardı. Ne o, birisinin yazısını paylaşmışlar. Ne o, memlekete siyasetçi seçiyoruz. Şeyh-i İslam seçmiyoruz ki demiş odana. Memlekete siyasetçi seçiyoruz. Şeyh-i İslam seçmiyoruz. Yani, seçeceğimiz kimsenin dinine bakmayız. O zaman git bir tane, çok affedersiniz, eşcinseli seç o zaman. Ondan sorumlu olmayacak mısın? Olmayacak.
Onların kini her şeyden önde çünkü. Sen eşcinseli seçiyorsan, o zaman onun işlediği bütün melanetten sorumlusun. Eşcinsel sever bir kimseydi seçiyorsan, sorumlusun. Terörsever bir kimseyi seçiyorsan, sorumlusun. Sorumlusun. Sen hep iyisini seçmekle mükellefsin. Ya bunların herhangi bir kimse, ya bu adam Kur'an-ı Kerim okumasını biliyor. Sakalı var namazını kılıyor. Çok iyi. Ama bu adam işte şunu yapamadı. Yapamamıştır.
Kimin eksiklikleri yok ki. Bir kardeşlerden birisi için, damat adayını sorgulamaya gittin bir yere. Neyse, bir caminin var ya dernekleri, cami dernekleri, dedikodunun en bol olduğu yerdir.
Cami dernekleri. Selamun aleyküm aleyküm selam. Böyle baktılar. Hacı Efendi hoş geldin, hoş bulduk dedim ben. Hayırdır dediler. Ya birini soruyorum da dedim. Hayırdır dediler. Dedim, bizim vakfımız var. Onun dedim, oğluna dedim, biz, ne diyorlar ona? Para veriliyor, yardım yok. Bursun. Dedim, burs vereceğiz dedim, geri ödemesiz. O yüzden dedim, bir dedim, incelemeye, soruşturmaya dedim, geldim. Nasıl geri ödemesiz? Bas paya dedim. Bizim vakfın dedim, kendine ait bir özelliği var. Verdiğini geri istemiyor dedim. Hacı Efendi vakfınız zengin dedi. Çok zengin dedi.
Ama böyle kılı kırk yarıyorlar dedim ben. Beni dedi dedim, inceleme memuru olarak gönderdiler. Dedim, bu X okuyor talebenin. Evet. Tanıyorsunuz mu? Tanıyorsunuz dediler. Nasıl dedim çocuk? Dedi ki, böyle kocaman sakallı birisi. Ben bilmem kaç yıldır buradayım dedi. Şuradan emekli oldum. Hayatım budur. 10 numara çocuktur dedi. Böyle baktım, o kadar yani dedim, o kadar dedi. O zaman kızını verirsin sen dedim ben. Olsa veririm dedi. Torunun yok mu dedim ben, var dedi. Verir misin dedim ben, isterlerse veririm dedi. Ahlâ dedim. Babası dedim ondan sonra, babası da çok iyidir dedi. Kaç numara dedim ben? 8 numara dedim. Dedim, ondan neden 2 numara kesik?
Hafızlığı pişkin değil dedi. Nasıl yandı? Ya dedim, onun dedi, Kur'an-ı Kerim okuması dedi. Yani hafızlığım dedi. Çok beğenmiyorum ben dedi. Dedim, Müslümanın haline bak ya. Lan hafızı bulmuş. Anladınız mı meseleyi? Hafızdır, iyidir, harikadır demiyor. Hafızlığını beğenmediğinden not kırıyor. Böyle baktım, dedim ya, hafız dedim, başımızın tacı. Ben şimdi tamam mı? Ya öyle de hacı efendi dedi. İşte dedi ya, biraz pişirse dedi, ondan sonra dedi, pişirmedi ya dedi. Ondan sonra, ooo dedim ya. Başka hiçbir şey sormadım. Selamun aleyküm, aleyküm selam.
Ya işte, dedim bir şey sormama gerek yok. Sen torunumu veririm dedim ben. Babasının dedim, not kırdığı yer dedim, hafızlığı pişkin olmadığından, demedin ki dedim ben, yalan söyler ara sıra, gıybet eder ara sıra, dedikodusu vardır, ya işte şöyle bir, hani ahlaken sıkıntısı vardır, bunları demedin bana dedim ben. Böyle baktı, dedim bu senin söylediğin, dedim, bende kusur değil dedim. Sen de kusura mı dedim, bende kusur değil. O nur hala nurmuş o dedim ben. Hele dedim, oğlana da dedin ya dedim ben, on numara diye dedim. Söyleyecek laf kalmadı dedim. Yürüdüm. Şimdi bakın, adam, bende kusur değil. Adam diyor ki, hafızlığının biraz daha pişkin olması lazım. Eksikliği görüyor. Seçerken, bak onu da kahalıyor kimse.
Şimdi bu, Allah rahmet eylesin, Şeyh Efendi'nin sözü. Diyor ki, pazardan domatesi seçen, biberi seçen, kabaha patlıcanı seçen, tabiri bu. Ondan sonra Şeyh'i seçmen, Şeyh'i seçmiyor. Ondan sonra iyiyi de seçmiyor, arayıp bulmuyor. Yani bir arkadaşın, bir dostun, memleketi idare edecek bir kimse, domates kabak kadar önemsiz mi?
Müslüman seçecek. Bir kısım ehli tasavvuf, ehli cemaatler var. İşte seçimlere karşılar, sisteme karşılar, çarşı her şeye karşı gibi. Ben onlardan değilim. Sistemin eksikliklerini bilebildiğim kadar biliyorum. Yanlışlıklarını, noksanlıklarını biliyorum. Ama biz hep iyiyi seçerek, hep iyiyi arayarak da düzelteceğiz bunu. O yüzden bütün kardeşler, kardeşler, pazar günü, vatan millet için, Kur'an sünnet için, en hayırlısını seçecekler. En hayırlısını. Ben bu konuşmamdan dolayı da, benden için diyecekler ki, AK Partili bu.
Ben en iyisini seçin diyorum, sen AK Partili misin diyor. O zaman diyorum, en iyiler hep AK Parti'de mi toplanmış? Ne alakası var diyor. Ya iyi bana en iyilerini sen söyle diyorsun ben, gideyim seçeyim. Söyle diyorum ben, arkadaşlara da söyleriz. Arkadaşlar diyelim, filanca yerde de, buranın örneğin, yani bir parti düşünün, yüzde kaçı namaz kılıyor, yüzde kaçı oruç tutuyor, yüzde kaçı alını secdeye gidiyor. Adama böyle deyince, bakıyor şimdi yüzüme yüzüme. Ya ne bakıyorsun benim yüzüme? Ben isterim ki, CHP'nin hepsi de namaz kılsın. İnşallah. Hepsi de beş vakit namazlarını kılsalar, oruçlarını tutsalar, dinlerine sahip çıksalar. Şöyle İslam dininin savunucusu bir olacaklar var ya, solcular.
Solcular İslam dininin savunucusu olacaklar ve İslam'a enjekte olacaklar, İslam'a geçecekler. Türkiye'de ne kadar böyle, çok affedersiniz, ben kendi nefsim için söyleyeyim, yalan yapacak Müslüman var, gösterişte, böyle dışı yeşil türbe, içi estağfurullah tövbe, vallahi hepsi de bırakır onların. Bırakır, bırakır. Ciddi mi bırakır? Bir solcu davasına, Türkiye'deki Müslümanlardan daha sahiptir. Bir solcu davasına, Türkiye'deki Müslümanlardan daha dürüsttür. Bunu söylüyor mu? Gücüne gidiyor milletin. Yok, benim tespitim. Benim tespitim bu. Bir solcu kadar Müslümanlar cesaretli olamazlar.
Fedakar olamazlar. Ben görmedim. Ben görmedim. Benim öyle bir duam var zaten. Türkiye'deki ülkücüler ve solcular, İslam olsalar, İslam olsalar, dünya o zaman titresin. Bilin ki ne kadar emperyalist sistem varsa, tiril tiril titrer Türkiye geliyor diye. Bakın bilin ki Türkiye geliyor diye, tiril tiril titrerler. Öyle ülkücülükte senin gözünün üstünde kaşın var dediklerinde, gözüne kurşunu yersin. Seni hizaya katalım. Öyle baştaki başkanı eleştireceksin, bir ton sopayı yer, oturursun.
Bir tarafını kırsalar da iyi. Birkaç tarafını kırıp, oturtururlar oraya. Öyle sen başındaki kimseler, olur olmaz bir yerlerde eleştireceksin, arkalarından konuşacaksın. Mümkün mü? Benim dönemimdeki ülkücülüğü söylüyorum. Sonrakilere değil. Yani orada solcular birbirlerine düşecekler, frakasyonlarının arasında ayrı.
Biri dev gençtir, birisi dev soldur, ikisi dövüşür. O ayrı mesele. Ama dev genç kendi arasında dövüşmez. Böyle davalarına. Sadıktır hepsine. Ülkücüler de davalarına sadıktır. Her ikisini de zaten askeriye durdurdu. Başka bir şey durduramadı zaten. Askeriye durdurdu. O yüzden Müslümanlar öyle birbirlerini çok atarlar, tutarlar. Nasıl olsa boş ya meydan. Fitne çok olur. Dedikodu çok olur. Allah bizi affetsin. Muhakkak pazar gün gideceksiniz.
En iyisini, en hayırlısını, en güzeli seçeceksiniz. Allah ferasetinizi açık eylesin. Kalplerinize ilham eylesin. Cenab-ı Hak size iyiyi, doğruyu, güzeli göstersin. Ben tarikat hayatım boyunca hiçbir zaman şu partiye oy atın demedim, demeyeceğim inşallah. Cenab-ı Hak beni bu noktada mukim eylesin. Bu kapı aralık, bir maneviyattan birileri bize bir şey emreder, bütün arkadaşlara böyle emir ver derse, kesin katli, buna eyvallah söyleyecek bir sözümüz olmaz.
Ama benim şahsi görüşüm, düşüncem bu. Bizde bu mevzu konuşulmaz. Yani angaje etmek, bu tarafa gidin demek yok bizde. Öğlen namazının ilk sünnetinde kaza namazı kıldığımız gibi ikindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetlerinde de kaza namazı kılabilir miyiz? Evet. İkindi ve yatsının sünnetlerinin 3 ve 4 rekatlarında zam-ı süre okunuyor. Bu yüzden soruyorum. Okunmayacak. Kaza namazı kılınırken okunmayacak. Cuma namazını kılmış biri, öğlen namazını kılmış olur mu? Evet. Yoksa öğlen namazını sonra mı kılar? Kılmaz. Cahillik nedir? Bir kimsenin fazla ilmi olmadığı halde Allah'ı sevme yolunda ilerleyebilir mi? Cahillik, Allah ve Resulü tanımamak. Kur'an ve sünneti bilmemektir.
Bir Müslüman kendi ufkunu, dünyaya bakış açısı nasıl olmalıdır? Bunu nasıl geliştirebilir? Bununla alakalı temel bilgi olarak fıkıhı okuyacak. Ondan sonra çok, bolca hadis okuyacak ve hadisleri uygulayacak hayatında yaşayacak. Cumhuriyet ve demokrasi kavramlarının İslam'ın bakışı nasıldır? Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşadığımız ülkede bu kavramlar örfü bir gelenek olarak mı bakmalıyız? Cumhuriyet, bu noktada Cumhur'un kendi kendini idare etmesi demek. Bunda dinen bir sakınca yok. Dinen bir sıkıntı da yok bunda. Cumhur'un kendi içerisinden bir idareci seçip, O idarecinin elinin altında, o idarecinin kanatlarının altında toplanıp idare olunması. Bununla alakalı mesela, Darül Harp fıkhında bir hüküm vardır.
Oradan çıkış yapalım. Darül Harp'te, Hanefiler demişler ki, Bir kimse kendisine bir Darül Harp imamı seçer. Bir kimse siyasi olarak Darül Harp'te kendine bir Darül Harp imamı seçer. Darül İslam'da ise Darül Harp imamı seçilmez. Zaten orada bütün Müslümanların bu noktada hakkını, hukukunu, siyasetini savunacak olan bir halife demeyelim, Bir başkan hükmünde bir kimse vardır.
Halife denilince bütün dünya üzerindeki Müslümanların siyasi temsilcisi. Halife denilince bütün dünya insanlarının, Müslümanlarının siyasi İslami temsilcisidir halife. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ertesindedir halifelik. O yüzden hani 2020 kaç, 2023 mü diyorlar? Lozan Anlaşması'nın bittiği, Lozan Anlaşması bitti mi? Lozan Anlaşması'nın hükümlerinin içerisinde halifelik. O yüzden normalde şu anda halifeliği de ilan edemiyor millet meclisi. Bunlar ayrı meseleler. Ama Darül Harp'te Müslümanların kendilerine Darül Harp İmamı seçmeleri Hanefilere göre vacip hükmünde bazıları farz demiş.
Bunu seçmek de mükellef Hanefiler. Hanefi mezhebine göre bunu seçecek o kimse. Darül Harp İmamı seçecek. Öyle seçmekten kaçmak yok yani. Size desem ki şimdi kendinize bu seçimlerde Darül Harp İmamı gibi seçiyorsunuz, bir imam seçin dersem, hukuken suç işlemiş olduğumdan dolayı savcılığın önünde gene ifadeye çağrılabilirim.
Böyle dersen. Çünkü böyle bir söz Türkiye Cumhuriyeti Devleti mevcut hukuk sistemini teokratik sisteme döndürmekten git ifade ver artık. O yüzden ama İslam fıkıhçılarının içerisinde Hanefiler demişler ki, bir yer Darül Harp ise oradaki Müslümanlar kendi hak ve hukuklarını savunmaları açısından bir Darül Harp İmamı seçmek zorundadırlar.
Bir belde düşünün, bir ülke düşünün, bir devlet düşünün. Oradaki o devlette, o ülkede, o beldede İslam hukuku uygulanmıyor olsun. İslam hukukunun uygulanmadığı yerde yine Hanefilerin büyük imamlarından birisi olan İmam Muhammed'e göre orası İslam hukuku yoksa Darül Harp hükmündedir. Darül Harp hükmünde olan bir yerde Darül Harp hükümleri geçerli olur. Darül Harp hükümlerinin geçerli, geçerliliğinden, maddelerinden birisi de oradaki Müslümanların kendi haklarını savunacak, kendi haklarını koruyacak, kendi içlerinden bir Darül Harp İmamı seçmeleridir. O yüzden Cumhuriyet bu noktada İslam'la örtüşmeyen bir yeri yoktur. Cumhurun kendi içerisinden idareciler seçip böyle idare edilmesi.
Demokraside sıkıntı var bence. Çünkü demokrasi normalde halkın kendi kendini idare etmesi safsatası değil. Demokrasinin ne olduğu belli değil. Dünya üzerindeki demokrasiyle idare edilen devletlere baktığımızda kendi ülkemizde dahil demokrasinin olmadığını görüyoruz. Demokrasi bu manada Müslümanlar için bir yönetim biçimi değil.
Bir Müslümanın demokrat olması da mümkün değil. Ben Fethullah Gülen Beyefendi'nin söylediği gibi demokrasiden geri dönüş yoktur. Demokrasi en ideal bir sistemdir. Ulaşılması gereken bir sistemdir deme noktasında değilim. Fethullah Gülen'in demokrasiyle alakalı görüş ve düşüncelerine katılmıyorum. Demokrasinin İslam'la bağdaştığını, İslam'la bu noktada herhangi bir şeyin olmadığını söylüyor. Bu Kur'an ve Sünnet tarihinde uygun görüş ve düşünceler değil bence. O yüzden ben bir Müslümanın aynı zamanda da demokrat olmasını kabul edemiyorum. Şu anda dünya üzerinde en ileri derecede demokrasi dediğiniz zaman eşcinsellerin birbirleriyle evlenmelerine cevaz verilen bir sistem çıkıyor önümüze.
En ileri demokrasi Amerika. Amerika'da eşcinsel evliliklere cevaz var. En ileri demokrasi işte nerede? İngiltere'de eşcinsellere evlilik var. Hollanda eşcinsellere evlilik var. Demokrasiden anladığım bu değil benim. O yüzden kendimce kendimi demokrat bir kimse olarak görmüyorum. Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşadığımız ülkede bu kavramlar örfü bir gelenek olarak mı bakmalıyız?
Pek örfü bir gelenek olarak da bakmak mümkün değil. Allah nasip ederse bir çocuğumuz olacak bildiğim kadarıyla anne karnında 22. haftadan itibaren eğitime başlanması gerekiyor. Çocuğumuz doğana kadar anne karnında nasıl bir yöntemle ne eğitim verilmelidir? Bizim temennimiz, duamız doğacak olan evladımızı arşın gölgesine talip bir genç olarak yetiştirmektir. Allah rızası yolunda yürümeye çalışan bizlere dua edin demiş. Allah hayırlı mübarek eylesin. Siz anne baba olarak bol bol tövbe edin, Kur'an ve Sünnet'e simsıkı yapışın. O çocuk inşallah o eğitimini de alır. Okuduklarımızı daha iyi anlamak, duyduklarımızı daha iyi kavramak için ne tavsiye edersiniz? Tevhide devam edin.
Kendinizi odaklayın. Zikrullahla içinizi temizleyin. Günahlar aklı köreltir deniyor ama çok günahkar olanlar bile bile günah işleyenler zeki olabiliyor. Okuduğunu duyduğunu hemen anlayabiliyor. Bu konu hakkında ne dersiniz? Siz zekiliği dünyaya tamah etmek, dünya işlerini iyi anlamak olarak anlıyorsanız söyleyecek bir sözümüz yok. Karıya kıza bakmamak, aklından fikrinden şehevi düşünceleri atmak için haftada bir defa olsun insanın eliyle boşalmasını, kendini tatmin etmesinin hükmü nedir? Evlenemeyecek noktada olanlar, evliliğe muktedir olmayanlar, harama düşme yani zinaya düşme varsa bir kısım hanefiler buna müsaade etmişler. Ama o kimsenin psikolojisini bozar, bu devam ederse o psikolojik olarak saplantılara, takıntılara sebebiyet verir.
Yakınımızda arkadaşlarımız, dostlarımız, akrabalarımız var. Bu nurlu tarikat yolunu doğru bilmiyorlar. Biz bu çevremizdeki insanlardan bu konuda sorumlu muyuz? Siz kendinizce dininizi en iyi şekilde yaşamaya gayret edin. Dayımın kızının sabah kalktığında ellerinin içinde kına olduğunu görmüş, ertesi gün kına yok olmuş, görüşlerinizi lütfeder misiniz? Her gün güneş doğuyor, güneşin doğuşuna da görüş bildirmemize gerek yok. Bunlar böyle çok olağanüstü bir şeymiş gibi de görmeyin. Ses hızı var ise, kulağın duyması gibi gözümüzü açtığında da gözün görmesinin hızı nedir? Bir anda güneşi daha uzak yıldızları gördüğümüz gibi. Demek ki görmenin de bir hızı var. Kendimiz için bir şeyler, iyi şeyler yapmak sevap mı?
Tabii ki sabah namaz, öğle namaz, ikindi ve akşam namazının hepsinin kazasını. Yatsın namazında yapabilir miyiz? Yapabilirsiniz. Şahit olduğumuz zaman cehenneme girer miyiz? Şehit olduğumuz zaman. Yok, girmezsin. Günahlarımız affedilir mi? Evet. Evet, gece vakti mezarlıkta fatiha okumak günah mıdır? Değil. Yaşım daha genç, Rabbim hidayet eyledi. Namaza başladım, bu yolu nasip etti Rabbim hamd olsun. Ama bazen nefsime söz geçiremiyorum.
Eskiden takıldığım ortamlardan ne kadar uzaklaşsam da, haramlardan ne kadar uzaklaşsam da bazen dışarıdaki ortamdan dolayı kirleniyorum, evlenecek durumumda olmadığı için bazen zina korkusuyla mastürbasyon yapıyorum. Çok pişman oluyorum ama nefsime laf da geçiremiyorum. Bu yaptığımın haramı mı? Edepsizlik ettiysem affola. Az önce bu konuyla alakalı bir şey söylemiştim. Sınav olurken okunacak dua var mıdır? Tevhide devam edelim. Namaz yaşı kaçtan başlar? Namazın yaşını soruyorsan namaz başlamış. Besmele makamı var mıdır? Bismillahirrahmanirrahim deyin yürüyün.
Bir arkadaşın çocukları, yaşları 8-10 ile değişiyor fakat altlarına kaçırıyor. Bunun için okunacak bir dua var mı? Tedavisi var. Murat Hocam tedavisi var değil mi? İlaçlı tedavisi. Bu ne? Sevgi ne zaman esma alır? Öyle mi? Ha sufi ne zaman esma alır? Okuyamıyorum ki.
Van'dan gönderen, Divan-ı Kebir'den göndermişsiniz ama okuyamadım. Hakkınızı helal edin. Geçmiş derslerde günümüz sistemindeki yasama, yürütme ve yargıyı lat, menat ve uzaya benzettiniz. Buradan yola çıkarsak yasama, yürütme ve yargının sadece yanı oluşturduğu mevcut sistemin yıkılması gerektiği sonucuna varılır. Diyelim ki bu sistem yok oldu. Yerine getirilecek yeni sistem nedir? Bu konuda Allah'ın emrettiği sistem nedir? Bu nerede öngörülmüş ve uygulanmıştır? Hoş geldin 23 Nisan, yasama, yürütme, yargı günümüzde sistemde güçler hayırlı prensibine dayanır. Hepsi birbirinden bağımsız hareket eder ve böylelikle birbirlerinin yetki alanlarını sınırlarlar.
Yani aşırılığı önlerler. Başka bir anlatımla birbirlerini denetleyerekten otokontrol makinezması kurarlar. Ancak bu sistemin de diğer tüm sistemler gibi temelinde insan vardır. İnsanda Allah korkusu olmaz ise, ahlak olmaz ise, toplum yozlaşmış ise, sistemin ne günahı vardır? Bu bağlamda sizce sistem doğru ancak uygulayacağı insanlar yozlaşmış olabilir mi? Soru 3. Allah'ın bilinmekliği istediği için insanı yarattı. Ancak Allah sadece bilinmekliği istediyse, zaten melekleri yaratmıştı. Melekler Allah'ı biliyordu. Allah melekleri yaratmakla bilinmekliğini sağlamış oldu. Bir de insanı neden yarattı? Allah'ın bilinmeklik dışında insanı yaratmasının bir amacı var mıdır? Allah'ın bilinmeklik dışında insanlardan istediği nedir?
Diğer yarattıklarının yapamadığı ancak ve sadece insanın yapabildiği nedir? Bu kardeş, soruları bu kadar ne güzel hazırlamışsın. Böyle yazsaydın meleklerin aklı var mı diye, hemen karşı cevabını Google'dan alırdın. Meleklerin aklı yok diye. Yazsaydın melekler kendisini geliştirebilir mi diye, hemen cevabı alırdın. Meleklerin kendisini geliştiremeyeceğin için. O yüzden bilme noktası aklını geliştirme. Bilimi, bilmeyi geliştirme insana ait bir şeydir. O yüzden Allah bilinmekliği istedi. Kendisinin bilinmeklik noktasında hayretten hayrete gidecek, koşacak ve kendisini derinleştirebilecek, geliştirebilecek insanı yarattı. O yüzden insanın Allah'ı bilmesi çalıştıkça, koştukça fazlalaşacak.
Bu yasama yürütme yargı, günümüz sistemde güçler ayrılığı prensibe dayanır demiş. Günümüz sistemini söylemiş. Eğer bu günün sistemi insanlara mutluluk vermiş olsaydı, bu sistem Avrupa'da, Amerika'da, orada burada uygulanıyor. Oradaki insanlığın dertlerine deva olmuş olsaydı, bizdeki insanların da dertlerine deva olacaktı. Demek ki yasama yürütme yargı, bunu normalde biz sologonik olarak çok güzel ama ne yazık ki insanlığın derdine derman olmamış. İnsanlığın derdine derman olmamış olan bu sistem ne yazık ki bocalıyor. Dünya üzerinde bocalıyor.
Şu anda bütün dünya üzerindeki hiçbir sistemin altında yaşayan insanlar mutlu değil, kurtuluşa ermiş değil. Bu normalde yasama yürütme yargıyı Lat, Menat, Uza'ya benzetmişim, benzetmişimdir. Bu noktada Lat, Uza'nın, Menat'ın başına ne geldiyse, Kur'an ve Sünnet'in dışındaki her türlü olgu ve oluşumun da başına gelecek olan odur.
Mekke'de Lat, Uza ve Menat'ın başına ne geldiyse, Mekke'de Lat, Uza ve Menat'ın başına geldikten sonra Mekke'de nasıl bir sistem kurulduysa, dünya üzerindeki Lat, Menat, Uza yıkıldığında Mekke'de yıkılıp da yerine gelen, dünya üzerinde de yıkıldıktan sonra da yerine gelecektir. Zaten yerine gelecek olan sistem kendisini olgunlaştırmadıysa, Lat'ı, Menat'ı, Uza'yı yıkamayacaktır.
Lat, Menat, Uza yıkıldıktan sonra Mekke'de yeni bir sistem aynı günde kurulduysa, yıkıldığı gün, bilin ki Lat, Menat ve Uza'yı yıkan güç yıktığı anda da yeni sistemini anında kuracaktır. Mekke'de Lat, Menat, Uza'yı yıkan güç, kendince hem fıkıhını hem hukukunu, bütün sistemini oturtturmuş bir güç, tamamlamış bir güçtü.
O yüzden ben bu Lat, Menat, Uza, bütün her şeyde ben üçlü bunu koyarım. Bu üçlü testis inancının da karşısında Lat, Menat, Uza vardır. Bu üçlü testis inancıyla alakalıdır. Bütün dünya üzerinde her şeyi üçlü yaparlar. Demokratik, laik, hukuk devleti. Demokratik, laik, hukuk devleti. Bu ne demektir? Hukuk, demokrasiye ve laikliğe uygun bir hukuktur. Demokratik, laik, hukuk devleti deyince demokrasiye uygun, laikliğe uygun hukuk. Evrensel hukuk değil, dini hukuk değil. Müslüman'ın hukuku değil. Anladınız mı?
Ne? Demokratik, insan haklarına... Yok, bir saniye. Yok, ticaretle alakalı. Piyasa ekonomisi, ondan sonra neydi? Serbest ekonomi. Serbest piyasa ekonomisi. Serbest değilsin, piyasaya bağlısın. Baştan serbest dedi ama, sonra piyasaya ekledi. Piyasaya bağlısın. Piyasaya bağlısın ne demek? Piyasadakinlerin hukuku geçerli. Senin değil. Ama dil çok güzel. Dil çok güzel.
Saloganik her şey. Kardeş, bu piyasaya belirleyen kim? Ben piyasaya uymak istemiyorum. Bu mal benim mi benim? Bu para benim mi benim? Bu yatırım benim mi benim? Ben piyasaya uymadan bir şey yapmak istiyorum. Ne yapacağım? Ne demek biliyor musunuz? Piyasa ekonomisi, dolara bağlı bir ekonomi. Baştaki serbest dediğine bakmayın. Ticarette lat menat uzzah. Siyasette lat menat uzzah. Hukukta lat menat uzzah. Sosyal hayatta lat menat uzzah. Kültürel hayatta lat menat uzzah. Devlet hayatında da lat menat uzzah.
Daha ileri gideyim mi? Evlerimizde de lat menat uzzah. Daha da ileri gideyim ya. Kendi içimizde de lat menat uzzah. Kendi içimizdekini yıkamadığımızdan evimizde yıkamıyoruz. Evimizde yıkamadığımızdan dolayı işimizde yıkamıyoruz. İşimizde yıkamadığımızdan dolayı sokakta yıkamıyoruz. Sokakta yıkamadığımızdan dolayı ülkemizde yıkamıyoruz. Ülkemizde yıkamadığımızdan dolayı da dünyada yıkamıyoruz. Lat menat uzzah. Biz neye iman ettik? Allah ve Resulüne. Harika.
İyi. Bakın nefsimize. Hep beraber. Biz Müslümanız. Bakalım evlerimize. Biz Müslümanız. Bakalım. İşimize bakalım. Bakalım işimize. İşimizde nerelerde lat menat uzzah bizden önde gidiyor tabi olmuşuz. Evimize bakalım. Nefsimize bakalım. Bizde yıktığımızda yerine geçtiyse merak etmeyin. Dışarıda da yıktığınızda yerine geçecek olan olur. Siz normalde lat menat uzzahı yıktığınızda kendi içinizde, kendi içimizde ne? Gücü eline geçirme sevdası.
Ne pahasına olursa olsun parayı ele geçirme düşüncesi. Parayı elimize geçirmemiz lazım. Ondan sonra ne olursa olsun istediğimiz kadını elimize geçirmeliyiz. Şehvani. Güç. Gadab. Biz kendimizden yok edebiliyoruz mu? Kendimizden yok edemiyoruz. Allah bizi affetsin. Yılbaşı kutlamak günah mı? Hoş geldin 23 Nisan.
Birden fazla tövbe edince kabul olunur mu? Tövbeyi nasıl etmeliyiz? Tövbe et desem. Boş ver kabulün onu bulunmayacağını. Fâlevenle Hû. Fâlevenle Hû.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.