mustafaozbag.org

46. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 59:42

Hiçbir evlat babasının hakkını ödeyemez. Ancak bunu köle olarak bulur ve azat ederse öder. Hiçbir evlat babasının hakkını ödeyemez. Ancak babası köle olursa onu satın alır, azat ederse o zaman babasının hakkını öder. Öbür türlü babasının hakkını ödemesi mümkün değil. Öbür türlü babasının hakkını ödemesi mümkün değil. Şimdi tabii biraz bu tip hadislerden veyahut da bu edeble, terbiyeyle alakalı hadislerden sıkılabilirsiniz. Hakkınızı helal edin.
Muhakkak ki insanlar bu tip hadisleri duyunca kendi nefislerine uğurlar, kendi babalarıyla alakalı ilişkilerini gözden geçirirler. Yani insanlar bunu gözden geçirmeleriler. Veya anne ile alakalı hadisler okununca insanlar bunların kendi nefislerine uğuracaklar. Bunu belki de her derste söylüyorum siz hakkınızı helal edin. Ne yapmıyorsunuz? Bu önemli bir şey. Yıllardır tarikatı veya İslami yaşantıyı, İslam'ı namazdan ve zikirden ibaret olarak gördük. Yani birisi ehl-i tarikat oldu, gitti bir şeyhten ders aldı, dersini de çekti, çok iyi derviş oldu. Şeyhini de gördüğünde seni çok seviyorum şeyhim dedi, tamam meselesi bitti. Yani İslam dünyasının en önemli problemlerinden birisi bu.
Yani bugün Müslümanların kendi aralarındaki kardeşlikleri tesis edilmiyorsa, ailelerin kendi aralarındaki bağlar tesis edilmiyorsa, bunun sebebi ahlak, bunun sebebi edep. Bunun sebebi insanların Kur'an ve sünnetin ahlakını yaşamayışlarından. Camiler iyi, namaz kılıyor herkes, dergahlar terkeler dolu, herkes derviş.
Ama o tasavvuf edebi üzerine, iyi ahlakın üzerinde kuruluyken, İslam iyi ahlakın üzerinde kurulmuş iken, o iyi ahlakı üzerimizde tesis yapmamız çok kötü oluyor. Ve insanlar ne yazık ki babalarını saymıyorlar şimdi. Babalarına gerekli saygıyı, bölümleti, hizmeti göstermiyorlar. Oğlan hasbelkader bir iş yeri sahibi olmuş, babasına baba şuradan iki çay söyleniyor. Veya hasbelkader babasıyla beraber çalışıyorsa, babasına çok rahat bir şekilde hakaret ediyor. Babasına çok rahat bir şekilde saygısız davranıyor. İşin gereği, herkesin bir vazifesi olabilir iş yerinden. Ama bir baba, bir evlat babasıyla ilişkisini saygı ve sevgi dairesinin dışına çıkarmaması gerekiyor. Saygı ve sevginin dışına çıkarmaması gerekiyor.
Eğer bir evlat babaya bunu okuyorsa, saygı ve sevginin dışına çıkıyorsa, onun durumu zor. Başka bir adi şerifte peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki, babanın evlada duası, peygamberlerin kendi ümmetlerine yaptığı dua gibidir. O zaman biz babamızın hayır duasını alacağız. Biz babamıza saygısız ve sevgisiz davranmayacağız. Biz babamızla olan ilişkimizi, Kur'an ve sünnetin emrettiği o edef dairesinde yürüteceğiz. Babamıza karşı hakaretvari, alçaltıcı, babamıza karşı böyle küstahlık ve ukalalık noktasında davranacağız. Allah muhafaza eyleseyim. Bu noktada bütün insanlar, bütün kardeşler kendilerine dikkat edecekler. Anne ve babasına sevgisi ve saygısı olmayanın hiçbir kimseye sevgisi ve saygısı olmaz.
Hiçbir kimseye olmaz. Yani insanlar anne ve babalarına gerekli olan saygı ve sevgiyi göstermeyecekler ve aynı zamanda çok iyi derviş olacaklar. Veya çok iyi Müslüman olacaklar, çok iyi İslam olacaklar. Böyle bir şey söz konusu değil. Allah bizi affetsin inşallah. Ebu Musa'nın oğlu Ebu Bürda anlatıyor. İbn-i Ömer'in şöyle bir olaya şahit olduğunu anlatıyor. Yemenli bir adam annesini sırtına almış. Annesini sırtına alarak Kabe'yi tavaf ettiriyor. Ve tavaf ettirirken şöyle bir şey söylüyor, şiir söylüyor. Ben annemin devesiyim. Develer, ülkeler kaçarlar, ben hüküm kaçmam. Annemin sırtında tavaf ettirirken annemini üzmem. Böyle tavaf ederken Hazret-i Ömer Efendimiz'in oğlu Hazret-i Abdullah'a tavaf ettikten sonra diyor ki Ey Abdullah, ben annemin hakkını şimdi ödeyebildim mi?
O da diyor ki sen annenin karnında durduğun müddetçe bir tekmenin dahi hakkını ödeyemedi. Adam üzülüyor tabii kendi kendisine. Ve sonra yine karşılaşıyorlar aynı yerde. Diyor ki o tavaftan sonra kıldığın iki rekat namaz var ya, evet. O senin geçmiş günahlarına kefaret olur. Yani sen anne babanın hakkını ödeyemedin ama bu noktada bir günahın ve kusurun olduysa veya senin günahın ve kusurun var ise o tavaftan sonra kıldığın iki rekat namaz senin geçmiş günahlarına kefaret olur. Tavaftan sonra kılınan iki rekat namaz hani Hanefilerin tavaf namazı dediğim tavaftan sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Tavaftan teferinin makamı İbrahim ile kapının arasında kıldığı namaz.
Şimdi orada kılmak mümkün değil. Makamı İbrahim'i ve kapıyı kendisine menzil tayin edip Kabe'nin herhangi bir bu noktada o istikamette kılınabilecek olan bir namaz. Veya Kabe'nin başka bir yerinde de Kabe'yi seyrederekten kılınacak olan iki rekat tavaf namazı. İşte o namazı diyorum. Kim kılar ise onun geçmiş günahlarına kefaret olur. O zaman anne ve baba hakkına riayet edeceğiz. Anne ve babayla adakalı kendimize dikkat edeceğiz. Onlara saygısız davranmak yok. Onlarla didişmek yok. Onlarla aramızda problem bir şey teşkil etmeyecek. Onlara tepeden davranmak yok. Onlara makul dairede, malum dairede hürmet ve hizmetimizi tesis edeceğiz.
Anne baba şunu düşünmemeli. Bunu duyuyorsanızdur genelde. Sen oraya gidiyorsun bunu mu öğreniyorsun? Sen oraya gidiyorsun anne babaya saygısızlığı mı öğreniyorsun? Sen oraya gidiyorsun sizin şeyhiniz bunu mu öğretiyor? İnsan insanı parasız güdermiş. Çobanlar boyunları parayla güder. Ama insan insanı parasız güder. Derviş ahlaki olarak, edep olarak kendisine laf söyletmeyecek. Ondan edep ve ahlak dışında bir şey görmeyecek hiç kimse. Bir şey görmeyecek ki o bu noktada mıknatıs görevi yapsın. O bu noktada bir ışık olsun, şalk olsun. Hani meşhur sözdür ya, derviş fener gibi olmalı.
Gittiği yeri aydınlatmalı. Biz bu aydınlatmayı böyle çok ilim olarak zannediyoruz. Derviş bilgisiyle değil, haliyle aydınlatır. Edebiyle aydınlatır. Allah size, sizi hesaba çekerken neyi ne kadar bildiğinizi sormaz. Neyi ne kadar işlediğinizi sorar. Sizi fiiliyatlarınızdan hesaba çeker. Allah bilgiden hesaba çekmez insanları. Fiiliyattan hesaba çeker. Ne kadar haram işledin, ne kadar işlemedin. Ne kadar günaha girdin, ne kadar günaha girmedin. Ne kadar iyilik yaptın veya yapmadın. Ne kadar edep dairesinde durdun veya durmadın. Sen fiiliyatlarından sorgulanırsın. İnsanlar bilgilerinden sorgulanmaz. Eğer bilgi doğru bilgiyse, o kimsenin fiiliyatına tecelli etmesi lazım.
Tesir etmesi lazım. Eğer doğru bilgiyse, o kimseyi doğru noktaya götürmesi lazım. Ama bilgi doğru, eylem, hareket yanlış ise, o zaman işte o, hani çok affedersiniz demiş ya büyük saatte, yani merkep gibi olur. Kitap yüklü merkep gibi. Niçin? Bilgi doğru, eylem yanlış. Ve bütün İslam dünyası bilir ki, anne ve babaya saygıda, hürmette, hizmette kusur edilmemesi gerekir. Ve ne yazık ki, İslam dünyasının büyük bir çoğunluğu bu noktada sınıfta kalmış vaziyette. Herkes çok rahat bir şekilde anne ve babasına hakaret etmekte, anne ve babasına saygısız davranmakta, anne ve babasına bu konuda hürmetkar davranmamakta. Babalarınız sizin mallarınızın üzerinde tasarruf eder. Gelse babanız sizin malınıza el koysa, siz ona ses çıkaramazsınız.
Sizin eviniz, satıyorum ben senin evini dese, baba senin evini satabilir. Senin parana el koydun dese, baba senin parana el koyabilir. Hanefi'ye göre caizdir. Ve siz ona itiraz edemezsiniz. Hanefi'ye göre. Kendi kendimizi ölçelim ve tartalım şimdi. Babanız gelip sizin malınıza, mal varlığımıza el koysa ne yaparsınız acaba ki? Babanız gelse sizin tasarrufunuza el koysa, paranızı harcasa size, malınızı harcasa sizin ne yaparsınız ki? Gelse sizin evinize otursa, ben burada yaşamaya başlıyorum dese ne yaparsınız ki? Hakkı var, bu var.
Çok güzel bir ev yapmışsın. Çık baba dışarı, ben oturuyorum. Baban dedi ki, çık oğlum, ne güzel ev yapmışsın ya. Ooo, bırak eşyayı da git. Nereye istiyorsan orayın. Allah yoluna çık etse, burada ben oturacağım dese. Ne yaparsınız ki ya, öyle evlat var mı, kaldı mı ki? Hakkı var mı, öyle değil mi? Şimdi herkes kendi kendini düşünüyor. Böyle bir evlada sahip olmuyor, öyle değil mi? Herkes böyle bir evlada sahip olmak istemez mi? Onu çık dediğinde çıkacak, otur dediğinde oturacak. O zaman o evlat biz olalım inşallah. Arkadaşlar, güzel ahlak, güzel ahlak. İyi ahlak, iyi edem, iyi edem, güneş gibi parlar insanların içerisinde.
Ve mutlatız gibi insanları çeker. Anelerinize, babalarınıza çok saygılı ve sevgili davranın. Makul daireler. Sizden haram bir şey isterlerse yapmayın. Gülbete, dedikoduya, iftiraya, suyuzana götürüyorlarsa gitmeyin. Eyvallah. Ama onlara iyi hürmet edin, iyi hizmet edin. Onlara iyi hürmet edin, iyi hizmet edin. Allah bizi affetsin inşallah. Abdullah bin Amr anlatıyor. Anne ve babasını ağlarken bırakarak hicret etmek için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine söz veren bir adam geldi. Resulullah ona dedi ki, anana ve babana dön. Onlara ağlattığın gibi herkesin de güldür. Allah için o da hicret etmeye söz vermiş.
Sahabeden birisi. Ve anne babası arkasından ağlar olarak bırakmış. Allah Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Cebrail aleyhisselam gelir. Der ki, ya Muhammed. Bu gelen var ya, evet. Bu anne ve babasını arkasında ağlar bir şekilde bıraktı. O hicret etmeye gelen kimseye Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri der ki, arkanda ağlayan anne ve baba bıraktın mı?
Evet ya Resulallah. Şimdi git de onlara dön. Onları ağlattığın gibi güldür. Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin onları, onu anne ve babasına tekrar geri döndür. Böyle aynı şekilde birisi de cihada gelmek ister. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu tanır. Der ki, senin bakmakla yükümlü olduğun anne ve baban yok mu? Var ya Resulallah, senin onlara bakman, beraber gidip kılıç sallayıp cihad etmemizden daha hayırlıdır der. Dön, anne ve babana sen bak der. Anne ve babana hizmet et der. Onu cihattan alıkoyar. Onu cihattan geri döndürür Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Çünkü der ki, sen git, o anne ve babanın bakıma ihtiyacı var.
Sen onların bakımlarıyla ilgilen. Yani anne ve babanın bakıma ihtiyacı var ise, o kimse ilim öğrenmeye dahi gidemez. Anne ve babanın bakıma ihtiyacı varsa, o kimse şehri terk edemez. Çünkü anne ve babanın bakıma ihtiyacı var. Anne ve babanın bakıma ihtiyacı varsa bir kimse, ticaret için dahi şehri terk edemez. Annesinin babasının iznini alması lazım. Eğer onlara bakacak kimsesi yoksa, onlarla ilgilenecek hiçbir kimse yoksa. Allah bizi affetsin inşallah. Anlatayım, bunu okuyayım. İnşallah bu konu bitsin. Ebu Mürre anlatıyor. Ebu Hureyre ile beraber onun Akik'teki yerine binekle gitmiştik. Ebu Hureyre yerine girdiği zaman en yüksek sesiyle şöyle seslendi.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun ey anneciğim. Annesi ona şöyle cevap veriyordu. Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi senin de üzerine olsun yavrum. Ebu Hureyre annesine şöyle diyordu. Sen beni küçüklüğünce yetiştirirken nasıl merhametli davrandıysan, Allah da sana öylece merhamet eylesin. Annesi ona şöyle cevap veriyordu. Yavrum, Allah seni de hayırla mükafatlandırsın. İhtiyar halinde bana iyi davrandığın gibi Allah senden de razı olsun. Hureyre'nin annesi Hristiyandır. Bir müddet Ebu Hureyre'nin annesi Müslüman olmamıştır. Ebu Hureyre İslam olmuş ama annesi bir müddet Müslüman olmamıştır.
Ama bunlar iyi Hristiyanlardır. İyi Hristiyanlar. Üzülür annesinin İslam olmadığından dolayı. Ama buna rağmen her sabah evden dışarı çıktığında annesine selam verir, onun duasını alır. Her akşam da eve girerken annesine selam verir, onun duasını alarak da içeri girer. Medine'nin kenarında varoş bir yerde otururlar.
Şehrin kenar mahallesi olur ya, oraları bugünkü dilde varak diyorlar ya, sonradan gelenler genelde o dışarıdaki mahallelerde toplanırlar, oradan otururlar ya. Medine dışında da Medine İslam olunca insanlar Medine'ye doğru akın ettiler. Bu akın esnasında Medine hızla büyümeye başladı. Ve kenarda mahalleler oluşmaya başladı, kenar mahalleler. Ve kenar mahallelerde oturanlar hep muhacirdi. Dini mübini İslam için, ilim öğrenmek için, dini öğrenmek için, peygambere yakın yaşamak için, Medine'ye hicret edenler hep Medine'nin etrafını doldurmuşlardı. İşte Ebu Hureyre de Medine'ye öyle hicret eden kimselerler. Ve Medine'de İslam olmuştur Ebu Hureyre. Ebu Hureyre de Mekke'de Müslüman olan adam değildir.
Medine'de Müslüman olmuştur. Ve Medine'de Müslüman olduktan sonra annesi bir müddet Müslüman olmamıştır. Fakat Ebu Hureyre, Radyallahu An Hazretleri, annesine öyle düşkün, ona o kadar şefkatli, o kadar merhametli, o kadar saygılı ve sevgilidir ki, annesinin ondan hiçbir şikayeti yoktur. Hiçbir şikayeti. Birisi Müslüman, birisi Hristiyandır. Ebu Hureyre Müslüman olduğu için annesine ey kafir demez. Sen kafirsin, sen müşriksin, sen zındıksın, sen cahilsin, sen şöylesin, sen salaksın, sen aptalsın. Bunları böyle konuşmaktan ayağ ediyorum, kulağımla duyuyorum çünkü. İnsanlar anne ve babalar için böyle söylüyorlar. Babalar için böyle söylüyorlar.
O da giderken bir kız annesine söylemedik laf bırakmıyor. Veyahut da babasına söylemedik laf bırakmıyor bir erkek çocuk. Veyah annesine söylemedik bir laf bırakmıyor. Ve ne yazık ki derviş kardeşlerimizin içinden de böyle insanlar var. Edeble alakalı dertleri yapmamın sebeplerinden birisi de bu. Tacı ve merkezidir. İnce davranışı, o ince ahlakı, o ince anlayışı annesine islam eder. Ve Ebu Hureyre radallahu anh hazretleri öyle peygamber sallallahu anh annesine baskı yapmaz.
Annesine yalvarırca söyler. Der ki anneciğim, Müslüman ol. Müslüman ol hazretleri. En sonunda. Annesine üzülür. Ama asla annesine baskı yapmaz. Asla annesine böyle kalkıp da serkeşçe davranmaz. Küstahça, ukalaca davranmaz annesine. Asla, asla Muhammed-i Mustafa'dan öğrendiği ahlak o değildir. Çünkü ondan öncesinde Hristiyanlıktan da öğrendiği ahlak o değildir. Çünkü Ebu Hureyre'nin annesi gerçekten çevresinde iyi Hristiyan olarak bilinir. Ve bir gün Muhammed-i Mustafa'ya Ebu Hureyre radallahu anh hazretleri der ki, Ya Resulallah, annemin imana gelmesi için, İslam olması için dua eder misin?
O da dua eder. Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri. Annesinin hidayete ermesi için dua eder. Ve Ebu Hureyre eve geldiğinde, yine annesine selam verir. Annesi selamı aldıktan sonra der ki, Ya Abdullah bin Amur. Ebu Hureyre'nin gerçek ismi Abdullah bin Amur'uz. Aklında kaldığı kadarıyla der ki, Evladım, ben bugün Müslüman oldum. Aynen duanın olduğu gibi. O Medine-i Münevvere'de, Mescid-i Nebi'de, Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinden dua ister. Eve geldiğinde dua tecelli etmiştir. Ebu Hureyre'nin annesi İslam oldu. Ama Ebu Hureyre'nin bu noktadaki Annesinin olan sevgisini ve saygısını Unutmamakta, Gözaltı etmemekte fayda var.
O yüzden tekrar söylüyorum. Haklarınızı helal edin. Bu edemle alakalı, Hadislerden belki de Sıkılabilirsiniz. Bunlar belki de, Diyeceksiniz ki, Ya biz anne baba hakkını biliyorduk. Onlara karşı gelinmemesini biliyorduk. Onlara sevgili ve saygılı davranmayı biliyorduk. Evet biliyordunuz. Yapıyorsunuz da olabilir. Eyvallah. Ben yapmıyorsunuz diye bir kittarda bulunmak istemedim. Allah bizi affetsin. Hatırlatmakta fayda bulduk. Ede, Gerçekten taştır çünkü. Allah bizi o taça layık kullarından eylesin. Zikirle alakalı, Yani zikrin faziletleriyle alakalı Mevzulara devam edelim. İnşallah. İki hadis de buradan okuyalım. İnsanlar arasında zikir anahtarları vardır.
Onlar da Allah'ın zikrini gördüklerinde hemen zikrederler. Demek ki, İnsanların arasında zikir anahtarları var. Onlar, Onları görünce insanlar, Zikrullah hatıra geliyor. Onları gelince, Onlar Allah'ı zikrettiriyorlar insanlara. O zaman zikir anahtarı olmaya çalışın. İnsanları zikre teşvik edin. İnsanları zikre davet edin. İnsanları zikirle hemhal etmeye çalışın. Çünkü, Sizin o hemhal ettiğiniz kimse, Allah'ı zikrettiği müddetçe, Siz de ondan sevabı alacaksınız. Siz de zikretmiştiniz gibi. Birisinin kolundan tuttunuz, Onu zikre alıştırdınız. O kimse zikrullah yaptığı müddetçe, Siz de zikrullah yapmış gibi, Sevap alacaksınız.
Birisini tutturdu, Birisi aldı, götürdü, Ders aldırdı. Değil mi? Sebep oldu. O kimse o dersi çektiği müddetçe, O da dersi çekmiş gibi, Sevaba girer. O gitti, Bir başkasına sebep oldu. Bakın, Halaka çoğalmaya başladı. Bu sefer, Onun da yaptığı dersler, Nasib'in almaya başladı. Bir başkası ondan, Bir başkası ondan da, Ondan da, Çoğaldıkça çoğaldı. Burada yaptığınız zikrullahın, Hepsinden, Benim şeyhim sevabını alıyor. Şeyhimin şeyhi de sevabını alıyor. Onun şeyhi de sevabını alıyor. Onun şeyhi, Hepsi de sevaplarını alıyor. Burada yaptığınız zikrullahın, Hepsinden de ben sevabımı alıyorum. Hepinizin de çektiği dersten, Sevap alıyorum ben.
Bugüne kadar, Belki de şeyhim adına, Toplam, Kendim şeyhim toplasam, Yani, Allah affetsin, Atmak gibi olmasın, 15-20 bin kişiye ders vermişimdir. Bunun yüzde 10'u, Devam etmiş olsa, 2 bin kişi yapar. 2 bin kişi, Günde bin ders çekmiş olsa, 2 milyon yapar. Bir kimse oturduğu yerde, 2 milyon kere Allah'ını zikredebilir miyim? Edemez. Günlük bir insanın, En fazla yapabileceği, 70 bin tevhiddir. Hadi çok sıksın, 80 bin tevhid okusun, 90 bin tane okusun, 100 bin tevhid okusun. 2 milyon tevhid okuyabilir mi günlük? Okuyamaz. Günlük o 2 milyon zikrullah'tan sevap alıyorum elhamdülillah. Ders çekiyorsa, Beni sevse de sevmesen adam, Benden nefret dahi etse, Eğer ders çekiyorsa, Benim şeyhimi bıraksa dahi, Başka bir yere gitse dahi, Sebep oldum ya, İlk başlangıcım benim ya, Nereye giderse gitsin, Hangi dersi çekerse çeksin, İlk defa benimle tanıştığı için,
Yazıyor bana boyuna, Nereye gidersen git, Kazandığın her şeye ortakım, Çatla, Şeyhim ortak, Nereye gidersen gideyim, Ya, Şube gibiyim ben, Çok iyi çalışan şube, Şimdi Allah rahmet eylesin, Sağımda derdi ya, Bu dergahda en fazla benim sevdiğim, Mustafa Efendidir, Başka en fazla kar getiren benim sana, Şimdi de en fazla sevdiği benim,
Değişti mi zannediyorsun, Değişmedi fazla sevdiğim benim, Neden en fazla kar benden gidiyor yine, İstanbul, İzmit, Adapazarı, Görcük, İzmir, Bayındır, Noğul, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Ondan sonra, İşte Eskişehir, Konya, Akşehir, NİDE, Yeni olanlar bunlar, Öncesi var, İkimiz zamanında olanlar var, Neden, Zikrin anahtarı olur, Zikrin anahtarı, Bak bizim Cemil şimdi anahtar, Orada kaç kişi var, Yirmi kişi, Yirmi kişi ders yaptığı müddetçe, Cemil'e de gidiyor şimdi, Hepsine gidecek,
Hepinize gidecek, Birine dediniz ki, Gel kardeşim, Burada Allah'ın zikri var, O da geldi, Allah hoşuna gitti, Azal buradan ders aldı, O getiren var ya, Getiren alacak sevabını, Ben de alacağım, O getiren de bana çalışıyor, Hem kendine çalışıyor, Hem bana çalışıyor, Ben de alacağım, Ondan sonra kimler de alacak, Hayır Hasanat, Hani, Kim bir hayır kapısını aralarsa, Oradan kaç kişi geçerse, Ondan sevabını alır, Kim de bir şer kapısı aralarsa, Oradan kaç kişi geçerse, Ondan da nasibini alır, Yani günahını alır, O zaman siz,
Hayatınızda, Hayır kapıları aralamaya çalışın, Hayır kapısını aralayın, Bir zikrullahın anahtarı, Birisi anahtar olacak, O kimseye, Unutacak, Elinden götürecek, Gel kardeşim, Burada zikrullah var, Gel kardeşim, Burada Allah de, Gel burada dua et, Gel burada tövbe, Gel burada Allah'a yalva, İşlediği müddetçe, Sen sevabını alacaksın, Bir başkasına öğretti, Ondan da o sevabını alacaksın, Güzel bir ahlak öğrendi, Nerede öğrendi, Burada, Ondan sevabını alacaksın, Ehli tasavvufun, Sevabını düşünüyor musunuz, Bunları arttırmanız mümkün,
Çoğaltmanız mümkün, Ve diyorlar ya, Ya bu adamlar nasıl uçuyor, Kardeşim o adam uçmasında, Kim uçsun, Sen evinde oturuyorsun, Bu adam çalışıyor, Allah için, Allah yolunda çalışıyor, Bir kişi bir kişi daha, Bir kişi bir kişi daha, Halaka çoğalıyor, Sen evinde oturuyor, Ama o evinde oturmuyor, Onunla, Boyna birisi, Bismillah dedi mi, Ona da yazılıyor, Aldı tesbihi birisi, Biriniz tesbihi aldı eline, La la illallah dedi, Tek düşüyor bana da, Ben nasıl sizi zikre, Teşrik etmeyeyim ki, Nasıl zikrullah halakaları toplamayayım ki,
Kurmayayım ki, Nasıl koşuşturmayayım ki, Haftanın dört gecesi, Beş gecesi, Bir kişi daha, Allah dedi mi, Ben bir Allah daha dedim, Bir gecede, Beş bin kişi, Bir sefer, Allah dedi, Beş bin Allah etti, Oturdum yerde, Ne zaman zikredeceğim ki, Ben o kadar, Ben o kadar çok çalışkan bir insan değilim, Zikrullah'ın anahtarı olun, Zikrullah'ın anahtarı olun, Ve onca sevaptan faydalanın, Ve Allah sizi sevsin, Allah kendisini zikredenleri sever, Kendisinin sevdiği bir şeye, Sebep olanları da sever, Zikrullah'a sebep olanları da sever,
Hem diyecek ki, Ayeti kerimede Cenab-ı Hak, En büyük iştir, O en büyük işe anahtar olanları, Sevmez mi Allah? O en büyük işi, Yapanları sevmez mi? Allah, Kendisini zikredenleri sever, Allah bizi muhafaza eylesin, Bizi de o sevdiklerinden eylesin, Hayırlı zikir, Gizli olan zikirdir, En iyi rızık, Kafi gelen rızıktır, Bu hadis-i şerifi baz alarak da, Nakşibendiler derler ki, Bizimki daha üstündür, Hafiz zikir, Gizli zikir nedir biliyor musunuz?
Zikrullah yaptığını, Belli etmeyen, Kimse de hafiz zikrullah, Yani siz çarşıda gidiyorsunuz, İçinizden Allah, Allah, Allah, Allah diyorsunuz, Ve tebessüm ediyorsunuz, Hayırlı işler, Allah razı olsun, İçin Allah, Allah, Allah diyor, Hafiz zikir o, Yoksa tesbih al eline, Belli senin zikir yaptığın hafi değil o, Veya tesbih kalbinin üzerine koyuyor ya, Kafasını da böyle kalbinin üzerine düşürüyor, Camilerde var görüyorum ben, Ne hafiz zikrullah yapıyor, Hayır, O cehri, Senin zikrullah yaptığın belli, Senin dilinle, dudağınla,
Hareketlerinle zikrullah yaptığın belli, O gizli zikir değil, Gizli zikir dendiğinde, Allah'la sen bileceksin, Hiçbir kimse senin zikrullah yaptığını anlamayacak, Hiç kimse senin dua ettiğini anlamayacak, Hiç kimse senin içinden yalvardığını anlamayacak, Hiç kimse senin kalbinin Fırat mehri gibi, Gümbül gümbül çoşup, Deryaya doğru yol aldığını bilmeyecek, Hiç kimse içinden senin, Feryat figan ağlayıp sızladığını, Feryat figan Allah'a yalvardığını, Feryat figan için için yandığını, Hiç kimse anlamayacak, Gizli zikir o,
Gizli zikir, Senin yaptığın hayır hasenatı, Hiç kimse bilmeyecek, Gizli zikir, Senin yaptığını, Allah için yaptığını, Sen saklamaya, Örtmeye çalışacaksın hep, Gizli zikir, Kimseye belli etmeden, Bunu almışlar, Yani işte sessiz zikrullah yaparsan, Bu en büyük zikrullah demişler, Adam elinde tesbih, Yüreğe yüreğe gidiyor, Sessiz zikrullah yapıyor, Ya herkes biliyor mu senin zikrullah yaptığını, O gizli zikir değil, Gizli zikir, Hiç kimsenin duymadığı, Anlamadığınızı görür, Allah bizi onlardan eylesin, Gafiller arasında,
Allah'ı zikreden kişi, Harpten kaçanların arkasında, Savaşan kimse gibidir, Gafiller arasında, Allah'ı zikreden kişi, Harpten kaçanların, Arkasında savaşan kimse gibidir, Gafiller içinde, Allah'ı hatırlayıp, Anan kişi, Kuru ağaçta yeşil bir dal gibidir, Gafiller içinde, Allah'ı zikredene, Allah, Daha ölmeden, Cennetteki yerini gösterir, Gafiller içinde, Allah'ı zikreden, Her fasih ve acem sayısınca, Allah onu bağışlar, Gafiller içinde, Allah'ı zikretmek, Bu kadar büyük sevap, Buradan, Fasihten kastı, İnsanlardır, Acemden kastı da,
Hayvanlardır, Bildiğiniz, Irki, Acem değildir o, Yani, Gafillerin arasında, Bir kimse, Allah'ı zikrederse, Bütün insanlar, Ve hayvanlar, Adedince, Allah ona sevap veriyor, Gafiller arasında, Bir kimse, Allah'ı zikrederse, Kuru dalda, Yaş meyve gibi oluyor, Gafiller arasında, Allah'ı zikrederse, Bütün herkes, Savaş meydanından kaçarken, O savaşan gibi oluyor, Allah'ı çok zikreder, Gafillerin arasında, Daha çok zikreder, Sahabe Hüsisi, O, Çarşılar, Alıştırış yerleri, Şeytanın, Bol olduğu yerlerdir, Kim, Orada bir kez,
La ilahe illallah, Hu aturûle şerike, Lelehu'l mülkü, Velehu'l hamdu, Vehu alâ külüşe'in kadir, Der ise, İşte, Şu kadar sevap verilir, Hadis-i şerifine, Mahzar olmak için, Hüsisi, Çarşıdan geçer, Allah'ı zikrederlerdi, Ve derlerdi ki, Burası şeytanın, Bol olduğu yer, O yüzden, Burada Allah'ı zikrederekten, Geçelim, Allah'ın zikredildiği, Zikredilmediği, Yerlerde, Allah'ı zikredin, Orada Allah zikredilmiyor, Siz orada Allah'ı zikredin, Orada Allah anılmıyor, Siz orada anın, Orada Allah unutulmuş, Herkes oturmuş, Gaflete dalmış,
Gülüşüyor, Oynuşuyor orada, İşte, Hafizikir orada lazım, Gizli zikir orada lazım, Sen içinden, Gümbür gümbür Allah'ı zikret, Alternatifin yok başka, Sen o toplulukta bulunmak zorundasın, Başka bir alternatifin yok, Başka bir şansın yok, Memursun, Amirsin, İşçisin, Şusun, Bulsun, Ne sen nesin, Öyle bir ortamın içerisinde kaldın ki, Orada insanlar, Allah'ı unutmuşlar, Kablete düşmüşler, Paraya, Allah'ın ülke, Şana, Şöhrete, Gösterişe, Lafakübe düşmüşler, Düşmüşler, Unutmuşlar, Allah'ı unutmuşlar, Orada sen Allah'ı zikret,
Namazı unutmuşlar orada, Gösterişe girmeyeceksin, Müsait, Orada sanki böyle şataat yapmayacaksın, Şatavat yapmayacaksın, Orayla mal alışverişin yok, Yani ben bak namaz kılıyorum, Namaz eyleyim, Bana malınızı verin, Manasında olmayacak yani, Namazı hatırlatmak, Allah'ı zikir, Şükrü hatırlatmak, Allah'ı zikir, Orada duayı hatırlatmak, Allah'ı zikir, Allah'ı hatırlatmak, Allah'ı zikir, Bir şeyin unutulduğu yerde, Allah'ı hatırlatmak, Allah'ı zikir, Allah'ı zikir, Ve zikri tavsiye edin, Zikri tebliğ edin, Zikri sevdirin,
Başına bir dert gelmiş, Kardeşim, Hasbinallah ve Nümenvekir çek, La lehe illallah de, Hüzünlüsün, Gel, La lehe illallah de, Kederlisin, Gel kardeşim, La lehe illallah de, Hastasın, Gel kardeşim, La lehe illallah de, Tehvid şifadır, Tehvid, Keder'e devadır, Tehvid, Derde devadır, Tehvid, İnsanı korur, Muhafaza eder, Zikir, İnsanı uçurur, Gel kardeşim, Zikrin anahtarı, Tavsiye edin, Yemekte çocuklarınıza, Besmele'yi, Cehri okuyun, Çocuklar besmele çekileceğini öğrensin, Sonunda hamd etmeyi öğretin onlara, Elhamdülillah deyin,
Çocuklar hamdı öğrensin, Zikrullahı öğrensin, Sofraya otur, Gafletle, Kalk gafletle, Orada birisi Allah'ı zikrettirecek, Allah'ı hatırlatacak, Allah'ı hatırlatmadan yürümeyecek, Yolda gidiyorum, Arabaya biniyorum, Arabadan iniyorum, Besmele ile bin, Besmele ile in, Allah'ı zikret, Dükkanı açıyorsun, Besmele ile aç, Kapatıyorsun, Besmele ile kapat, Adım atıyorsun, Besmele ile gir, İçerde malı eğiliyorsun, Besmele ile ile, Bir yerden bir yere taşıyorsun, Besmele ile taşın, Besmele ile, Para aldın, Besmele ile al, Veriyorsun,
Besmele ile ver, Veriyorsun, Çek aldın, Besmele ile al, Veriyorsun, Besmele ile ver, Her şeyin üstüne Allah'ı zikret, Zikret, Gafletle alırsan, Gafletle verirsin, Gafletle yersen, Gafletle çıkar o senden, Gafletle içersen, Sen de gaflet yapar, Gafletle girersen, Evde gaflet olur, Neden demiş, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, Evde hiç kimse yok ki, Dahi evinize selam verin, Esselamun aleyküm deyin, Kula aleyküm ve selam deyin sonra, Allah'ı zikir, Allah'ın esselam, Ism-i şerîfi var, Evine girerken, Besmele ile gir,
Allah'ı zikir, Gafletle girme, Evine girerken, Bismillahirrahmanirrahim de, Kimse yok evde, Olsun varsın, Bismillahirrahmanirrahim de, Aç anahtarla gir içere, Esselamun aleyküm de, Bu aleyküm e selam da, Allah'ı zikirle gir, Hiç kimse yok, Allah'ı zikirle çek, Çık, Bismillahirrahmanirrahim de, Kapat, Kapat, Merak etme, Senin evin muhafaza olur, Korunur, Senin iş yerin muhafaza olur, Korunur, Senin paran muhafaza olur, Korunur, Merak etme, Yeter ki sen besmele ile yap, Yeter ki sen zikrullah ile yürü, Seni hayra götürecek,
Ve hele insanların şimdi, Gaflete düştüğü anda, Arabada gaflet, Yolda gaflet, Ototikta gaflet, İş yerinde gaflet, Her yeri gaflet sarmış, Bir alışveriş merkezine git, Gaflet, Müzik çalıyor, Güm güm, Sen içeriden güm güm, Allah'ı zike, Ya bu müzik kötü, İyi kötü, Sen onu iyiye çevir, Onunla mücadele ederekten, Kalbel, Sen yürü, Kendini yüksel, O orada, Pop çalsın, Senin içeride de, Allah dursun, Allah, O orada, Başka bir şey anlarsın, Senin kalbinde, Tehdit okusun, Tehvinde devam etsen, Zikrullah'ı, Hayatınıza rağmen edin,
Zikrullah'ı, Kendinize rağmen edin, Zikrullah'a doğru yürüyün, Zikrullah'la, Aya tekişirseniz, Manevi hastalığınızda kalmaz, İnsanlarda, Manevi hastalıklar var şimdi, Ayrı zaman hastalığı, Laf çok sonra, Cinnit ayibesinde, Bulaşıyor, Yok işte, Başka varlıklar, Bulaşıyor, Yok bunlardırlar, Bulaşıyor, Vesvese var, Şeytanın vesvesesi var, Vesvesesi, Nefsin vesvesesi, Hepsi de zikrin azlığından, Hepsine, Zikrullah yapmıyor ki kimse, Bir musibet gelirse, Birkaç gün zikrullah ediyor, Musibet bitti, Zikrullah bitti, Bir hastalık var,
Zikrullah var, Hastalık bitti, Zikrullah yok, Allah bize affetsin, Zikrullah'ı güzel yapın, Tam edin, Birbirlerinizi bu noktada, Destek olun, Birbirlerinizi bu noktada, Yardımcı olun, Birbirlerinizin koluna girin, Zikrullah'ı insanlara sevdirin, Böyle, Debelenmek, Sayha atmak, Böyle işte kafanı çok fazla hızlı sağlamak, İnsanların böyle tepkisini çekecek, Hal ve hareketlerden uzak olun, Hem cemaatin içerisinde, Hem dışında, Evinizde böyle kendi kendine, Zikrullah yaparken, Böyle acayip, Karayip sesler çıkarın, Acayip,
Karayip, Hal ve hareketler yapmayın, İnsanları korkutmayın, Ürkütmeyin, Hal ve hareketlerinizi, Edeb ve adam dairesinde yapın, Zikrullah'ı yapan insanlar, Rüzgar'ın, Hadis-i Kudüsü'de öyle diyor, Rüzgar, Olgunlaşmış, Buğday başaklarını, Nasıl sallar ya, Evet, Allah'ı zikrederken öyle sallanıyor, Allah'ı zikreden kimse, Rüzgar'ın, Olgunlaşmış, Buğday başaklarını, Salladığı gibi sallanacak, Böyle debelenmek, Titremek, Sayha atmak, Bağırmak, Çağırmak, Böyle sanki, Kendinden geçiyormuş gibi, Değişik, Moturtular, Hırıltılar,
Morultular çıkarmak, Yok bunlar zikrullah da, Ashab'da görülmedi böyle şeyler, Ashab'dan sonra, Tabiinde, Tevai, Tevaiinde görülmedi, Hz. Ömer Efendimiz'in zamanında, Meşhurdur ya, Birisi debelenmeye başlar, Der ki ne oldu buna, Derler ki, Ya Emre'l-Müminim, Bu Irak'ın Müslümanlardan birisidir, Yanında Allah anılınca, İşte böyle yerler debeleniyor, Kaldırın bunu da, Şeytanın üzerinde, Tecelliyatını görüyoruz, Bizim tasavvuf anlayışımız, Kur'an ve sünnete, Ashab'ın sünnetine, Uygun olması gerekir, Bizim bu noktadaki,
Zikrullah'taki hal ve hareketlerimiz, Tavır ve davranışlarımız, Her nerede olursak olalım, Kur'an ve sünnete uygun olacak, Edeb ve adaba uygun olacak, Ne bu cezbe geçiriyor, Tebeleniyor orada, Öyle cezbe yok, Ne bu cezbe geçiriyor, İşte kafasını da, Ne sallıyor, Öyle yok, Öyle zikrullah yok, Zikrullah yapan kimse, Edepli, Vakarlı, Terbiyeli, Adaplı, Nasıl ona talim ettirildiyse, Öyle talimini, Allah'ı zikreder, Esma ayakta vuruluyorsa, Sağdan başlar, Vakarlı bir şekilde, Solda bitirir, Bütün herkes, Ahekli bir şekilde,
Sağdan sola doğru sallanır, Tatlı bir şekilde, Raks etmez, Belinden aşağısını oynatmaz, Belinden aşağısını oynatmaz, Zikrullah yapan kimse, Beliyle, Tatlı bir şekilde, Sallanır, Tatlı bir şekilde, Kafasını böyle sallamaz, Yok böyle zikrullah hali, Değişip modurtular, Hırıltılar çıkarmaz, Cemaatin içinden, Farklı bir ses çıkarmaz, Bunların hepsi de, Nefsin ve şeytanın oyunu, Allah muhafaza eylesin, Zikrullahımız, Dürüyüşümüz, Gidişimiz, Gelişimiz, Edepli ve adaplı olacak, Edepli ve adaplı, Derviş, Edeb demek,
Edeb, Edeb, Edebini hiçbir yerde bozmaz, Muhafaza etmez, Muhafaza eder, Korur kendini, Edebini muhafaza etmezse, O kimse, Dinini muhafaza edemez çünkü, Dinini muhafaza etmek istiyor musun? Evet, Edebini muhafaza et, Derviş kardeşlerinin arasında, Kahkahayla gülmez, Evinde de gülmez, Sokakta da gülmez, Der ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hiç kahkahayla gülmedi, Aklına getirir, Kardeşlerimi rahatsız etmeyeyim der, Derviş kardeşleriyle alay etmez, Onlarla şakalaşma adına onları incitmez, Onları kırmaz,
Allah bizi edebilerden eylesin, Tehkede bazen görüyorum, Arkadaşları yukarıda üzülüyorum, Bunları konuşmak istemiyorum artık, Bunları konuşmak istemiyorum, Ehli tasavvuf, Toplumun içerisinde edep timsalidir, Edep örneğidir, Siz zannedersiniz ki, Bizi takip etmiyorlar, Aileniz, Komşularınız, Akrabalarınız, Mahalleliniz, İş yerindeki insanlar, Herkes sizi takip eder, Herkes sizi takip eder, Kendi etraflarına şöyle derler, Derviş olacak bak bir de, Gördün mü nasıl güldü, Derviş olacak bak bir de,
Gördün mü nasıl sövdü, Derviş olacak bir de bak, Gördün mü nasıl zulmetti, Haksız kızdı, Derviş olacak bak bir de, Gördün mü nasıl baktı güldü, Derviş olacak bir de bak, Gördün mü nasıl ne hareketler yaptı, Allah mahafaza eylesin, Yola taş attırıyor yola, Kendine değil, Birisi kendisi bir şey yapar, Kendine gelir taş, Ama derviş bir şey ederse, Yola gelir taş, Yola, O yüzden kendimizi koruyalım, Edebimizi koruyalım, Erkanımızı koruyalım, Birbirlerimize saygılı, Sevgili davranalım, Anne ve babalarımıza, Eşlerimize,
Çocuklarımıza, Akrabalarımıza, Saygılı ve sevgili davranalım, Birbirlerimizi üzmeyelim, Anne babalarımızı üzmeyelim, Kardeşlerimizi üzmeyelim, Çocuklarımızı üzmeyelim, Eşlerimizi üzmeyelim, Herkes bizi üzsün, Eşimiz üzsün, Anne babamız üzsün, Çocuklarımız üzsün, Arkadaşlarımız bizi üzsün, Biz üzmeyelim, Biz üzmeyelim, Herkes zikrullahı terk etsin, Biz terk etmiyoruz, Biz terk etmiyoruz, Kim zikrullahı terk etti, Helak olur, Kim zikrullahtan uzaklaştı, Gideceği yer cehennemdir, Kim zikrullahla bağını kesti, Allah'la bağını keser,
Kim zikrullahla alakasını kesti, Allah ondan rahmetini, Bereketini, Merhametini, Lütfunu, İkrabını, Onun üzerinden alır, Alır, Allah sizi onlardan eylemde, Bizden yana da helal olsun inşallah, Üç iklas bir fatiha aşırı, Evvela vizat, Fahri kaynağı, Sebebim öncedat, Sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Adetten mübarek, Bu sebzelerine,
Adem aleyhisselamlar ikisinin arasında gelmiş, Geçmiş bütün Peygamber, Zişan efendilerimizin mübarek, Bu sebzelerine hediye edip, Bu asıl ve sadar ile yarabbim, Amin. Hariyarın, Hücün, Ebu ve Kırsızlık, Ömer, Faruk, Osman, Uzunur, Nariyar, Murtaddar, Radallahu aleyhi ve efendilerimizin evladı Resulullah, Zevcehatu Resulullah, Ashabu Resulullah, Şehedâ-ı Resulullah, İmamız, İmam-ı Azam'ı, Hanife, İmam-ı Şahfı, İmam-ı Malik, İmam-ı Ambel, İmam-ı Şahri, İmam-ı Altun, İmam-ı Muhammed, İmam-ı Yusuf, İmam-ı İmam-ı İmam-ı Hazretlerinin ruhlarına, Birimiz, Bir, Seyyid Akbül Kadir-i Geylani, Seyyid Ahmet-i Rufay, Seyyid Ahmet-i Bedevi, Seyyid İbrahim-i Dursu ki, Şeyh-ı Emre Sanan-ı Şah deri, Şah-ı Nakşibennü Muhammed-i Bahad-ı, Şah-ı Merlana Celaleti'nin Rumi, Hacı Bektaş, Veli Hacı Bayram, Veli Veysel Karan-ı Mahmud-i Dayı, Halvet-i Cervet-i Uşak-ı Sürri, Sürreverdi, Küfreverdi, Şeyh Muhyiddin Arabi, Bütün Hid-i Firan Hazretleri Mübarek, Ruhşevlerine, Geçmiş bütün velilerin, Mürşid-i Kamillerin, Evliyaların, Aşıkan, Sadıkan, Mühban, Ehli İman, Bütün La İlahe İllallah,
Muhammedun Resulullah diye, Mümin ve Müminat'ın ruhlarına, Yaşayan Mürşid-i Kamillerin, Velilerin, Aşıkan, Sadıkan, Mühban, Ehli İman, La İlahe İllallah, Muhammedun Resulullah diye, Mümin ve Müminat'ın Ruhane'dir, Ruhşevlerine, Cek ve Cek adanurlarına, Hid-i İl-i Boğası ve Sadar Eyle, Yaşayan Mürşid-i Kamillerin, Yaşayan Mürşid-i Kamillerin, Estağfurullah, El Azimel Kerimel Nezi, La İlahe İllâhu, El Haybil Gayyubu, Kuvvetun Bilegönü Lillahi Müneşşeytadurracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftariz Zikr-Falimennahu, Eftariz Zikr-Falimennahu,
Eftariz Zikr-i Kamillerin,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi