mustafaozbag.org

457. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Eylül 2015 · 1:29:09

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Selamun aleyküm gündüzümüzü hayırlı eylesin. Rabbim yar ve yardımcımız olsun inşallah. TSK'yı başarılı buluyor musunuz? Evet. Şu anda benim nazarımda dünya üzerinde en başarılı ordulardan birisi. Bu son terörle mücadeleyi baz alarak söylüyorum.
Çünkü terörle mücadelede dünya standartının çok çok çok … üstünde. Terör çünkü böyle gayri nizami, böyle gerillayla savaşan düzenli ordular bir gerillaya, bir teröriste on asker koyarlar. Yani bir teröristi öldürmek için on asker zayiat verirsin.
O gözle bakarlar. Eğer bir teröristi iptal etmek için beş asker verirsen çok çok başarılısındır. Şu anda dünya üzerinde terörle mücadele eden şu anda en başarılı silahlı kuvvetler. O yüzden zaten Avrupa ayakta, Amerika ayakta, bütün devletler ayakta Türkiye'nin TSK'dan bu kadar bir başarı beklemiyorlar. Şoktalar.
Bildiğiniz şok yaşıyorlar. Bakmayın siz böyle biraz millet metanetini muhafaza etmiyor, koruyor. Biraz da muhafaza edemiyor, koruyamıyor. Biraz da böyle teröre karşı tepki oluşturmak için böyle işte şehit cenazelerinde böyle bağrıltı, çağrıltı, yırtınma bunlar dinen de caiz değil. Saçını başını yolma, böyle fazla feryat figan etme dinen caiz değil.
Bunlar olmasa böyle çok sükunetli, vakarlı bir cenaze, şehit cenaze törenleri uygulansa dağılır ortalık. Bu teröristlerin ekmeğine yağ sürüyor milletin bağırış, çağrış, feryat figan etmesi. Bir şekilde Türkiye düşmanlarını da sevindiriyor. O yüzden Türk Silahlı Kuvvetleri bu son dönem terörle mücadelede benim nazarımda çok başarılı. Çok çok başarılı. Sadece şey değil, askerler değil, polisler de çok başarılılar. Ben çok başarılı buluyorum. Hiçbir çatışmada, çatışma noktasında bir kayıp vermiyorlar. Dikkat ediyor musunuz? Kayıplar tuzaklarla. Tuzakla kayıp verdiler.
Filancı yerdeki çatışmada 3 asker şehit oldu, 2 polis şehit oldu, çok yok. Çatışmada şehit olanlar polisler. Bunlar da normalde işte polislerin bu noktada çatışmaya hazırlıksız yakalanmasından. O polisleri de orada değiştirecekler. Eski neydi o ekibin adı? Özel harekatçıları orada koyacaklar. Şehrin içerisine. Görüldü ki o bölgede şehir içinde özel harekatçılar görevi olacak. Görüldü ki orada hazır kırmızı bereli, mavi bereli, yeşil bereli bir sürü bere rengi yapıp o bereleri oraya koyacaklar. Alternatifi yok. Dağlıca'daki şehitleri arada aracı koyularak alındığı söyleniyor.
TSK bu kadar acizmiyor. Bunların hepsi de algı operasyonu. Yok aracı konmuş da aracı konaraktan şehitler alınmış. Bunların hepsi de algı. Boş muhabbet bunlar. Bunlar insanların psikolojisini bozmak için psikolojik harp oyunları. Türkiye yerle bir eder adam. 90'ların Türkiye'si yok. Böyle Avrupa'dan veya Amerika'dan veya İsrail'den sayılı bomba alacak. Onlar da eskimiş bomba. Attığında hiçbir işe yaramayacak. Attığından kalacak. Eskimiş silahlar, günün geçmiş silahlar. Onlar da alıp terörle mücadele yapacak. Adam füzeye atacak. Ama füzenin hiçbir tesiri olmayacak.
Onlar bitti. Onlar bitti hepsi de. Geçti onlar. Şimdi attığını vuruyor, vurduğunu düşürüyor şimdi. Allah isabet ettirsin hepsine. Türkler ve Kürtler arasında çatışma çıkacağı ile ilgili söylemler var. Katılıyor musunuz? Ben katılmıyorum. Ama muhakkak Türkiye bu noktada Orta Doğu'nun en önemli bir ülkesi. O Orta Doğu'nun en önemli ülkesi. Orta Doğu'da abilik elbisesi giymek için yürüyorsa o elbiseyi sana git oradan askıdan al giyin dedirttirmezler. Muhakkak uğraşırlar. İşin bir bu tarafı var.
Ama şunu unutmayın. Müslümanlar, bilhassa Anadolu Müslümanları birbirleriyle tarih boyunca hiç çatışmamıştır. Bin yıldan beri. 1071 Malazgirt girmişiz bu topraklara. Türküyle, Kürdüyle, hepsiyle. Girmişiz bu topraklara. O Türk üst kimlik olmuş. Üst kimlik olmuş. O üst kimlik çatısının altında girmişiz. Hiç bugüne kadar bu çatışma olmamış. Anadolu'da yaşayan Kürtlerin hepsi de sünnidir. Din olarak. Ama Şafi, ama Hanefi önemli değil.
Ama Maturidi, ama Eşşari önemli değil. Hepsi de sünnidir. Hepsiyle de kardeşizdir. Türk-Kürt çatışması, İngilizler 200 yıldan beri, 300 yıldan beri kaşıyorlar. Beceremediler. Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarının içerisinde Anadolu'dan gerisinde hiç etnik çatışma olmamıştır. Hiç Osmanlı askerini bunu böyle kinlenin diye söylemeyin. Söylemiyorum. Kinlenin diye söylemiş olarak kabul etmeyin. Osmanlı askerini arkadan vuran Osmanlı'nın son döneminde bir tek Araplardır. Bunu böyle açık açık konuşayım. Tarih bilim, Arapların içerisinde de Suudilerdir.
Bu şu anki devleti yöneten Suud aşiretidir. Osmanlı'yı dışarıdan arkadan vuran bu Suud aşiretidir. Suud aşireti Osmanlı'nın içerisinde hiç kayda değer bir aşiret değildi. Hani böyle toplumun en zayıf, en saygı duyulmayan toplulukları vardır ya Onlar bir toplumda hep eksik yanlış işler yaparlar.
Mesela mahallelerde böyle sülaleler vardır. Bir sülale vardır, hırsızlığıyla ünlüdür. Bir sülale vardır mesela işte örneğin namus yönünden iffetini çok muhafaza etmeyen bir sülaledir. Bir sülale vardır mesela faizcilik yapar. Böyle sülaleler vardır ya bunun gibi o sülaleler de toplum içerisinde çok saygınlığı yoktur. Aileler. Suud sülalesi bu noktada Arap yarımadasının içerisinde saygınlığı olan bir kabile değil. Onun saygınlığı İngilizlerle ortak hareket etmeye başlayınca. İngilizlerle ortak hareket etmeye başlayınca İngilizler bunları parlattılar. Tabi Abdurrahman Vahabi de bunların yanına sığındı. Abdurrahman Vahabi de bütün kabileleri dolaştı.
Onun din algısını ve din anlayışını İbni Teymiye'nin talebesinin talebesi hükmündedir böyle. Onu daha da çarpıtır. Teymiye o kadar çarpık değildir çünkü. İbni Teymiye çarpık değildir. İbni Teymiye'nin fıkıhı sağlamdır mesela. Akidyesi sağlamdır. İbni Teymiye kendi zamanındaki sufi hareketlere bakar. O sufi hareketlerin eksikliklerine, noksanlıklarına bakarak da onlara karşı bir karşı duruşturur. Bu tasavvufa karşı duruşu değildir aslında. İbni Teymiye'nin duruşu böyle daha böyle Kur'an, sünneti, zahir kısmına bakarak da o hukukun zahir tarafına çok imtina, çok böyle titiz durur. Onun üzerine imtina eder. İbni Teymiye'nin duruşu budur. Ama İbni Teymiye'den sudur edenler farklı cenahlara gitmişlerdir tarih boyunca.
Bu farklı bir şey. Aynı Arabi'den sudur edenlerin farklı taraflara gittiği gibi. Normalde bu Abdurrahman Vahabi'yi de yanına alınca Suud ailesi o zaman parlamaya başlar. İngilizler de bunları destekler. Ve bunlar da İngilizlerle beraber hareket ederler. İngilizlerle beraber hareket etmenin de faydasını kendilerince görürler. Orada Osmanlı geri çekilmek zorunda kalır. Osmanlı geri çekilince oralarının idaresinin bir kardeşini Ürdün'ün başına, bir kardeşini Irak'ın başına, bir kardeşini de Suud'un başına koyar. Ürdün'deki akrabalar devam ediyor. Onlar yine Suud hanedanlığındandır. Ama Irak'takını da şey devirir. Bağız rejimi devirir.
Irak'takının Bağız rejimi devirdiğinden beri Irak zaten sükunet bulmuyor. Tabii bu Suud'da sükunet bulması da Suud'un zalimliğiyle başka bir şekilde değil. O yüzden normalde Türklerle, Kürtler bin yıldan beri hiç savaşmamışlar. Hiç birbirlerine karşı kılıç çekmemişler. Bu saatten sonra da çekmez. Zaten önceden böyle bir ayrım bile yoktur. Ve şimdi zaten olması hiç mümkün değil. Yani Kürt nüfusun büyük bir çoğunluğu batıda. Herkes evlenmiş, partlanmış, yoluk çocuk sahibi olmuş. Herkes birbiriyle kardeş olmuş, arkadaş olmuş, dost olmuş. Bu saatten sonra onu başarmaları mümkün değil. Ama mümkün değil deyip de uyumamız mı lazım? Hayır. Bu noktada provokasyonlara kimse gelmeyecek.
İşte bu iş yeri Kürt'e ait, bunlar Kürt deyip de orayı taşla, sopayla o tarafa doğru saldırmak, onlara kem gözle bakmak, yanlış gözle bakmak en büyük cahillik ve ahmaklık olur. En büyük hainlik de bu olur. Bu memlekete hainlik yapmak isteyen birisi var ise o da kalkıp bu Türk, bu Kürt deyip veya bu Laz, bu Çerkez deyip ayrım yapıp onu rahatsız etmektir. Bakışlarımızla dahi hiç kimseye, ne Kürt'ün Türk'e, ne Türk'ün Kürt'e, ne Laz'ın Çerkez'e, ne Çerkez'in Laz'a, ne Arap'ın Türk'e, ne Arap'ın Türk'ün Araba, bakışıyla dahi yanlış bir bakışla bakması caiz değildir. Ben buna da katılmıyorum zaten. Dağlıca operasyonlu yabancı istihbaratlar yaptığı söylenir. Sizce doğru mu? Değil.
Bunlar normalde HDP'lilerin bir şekilde, parti ismi vererekten söyleyeceğim. HDP'lilerin ciddi bir şekilde veyahut da HDP'yi parlatmak isteyenler, HDP'yi bizim gözümüzde masum bir hale getirmek isteyenler, dolayısıyla PKK'yı bizim gözümüzde masum hale getirmek isteyenlerin algı operasyonları. Yanlış. Sonuçta o bomba düzenekleri oraları kurulmuş. Askerde, gizli görevlerde olanlar bilirler. Askerlerin elinde gizli mayın tarlalarının krokileri vardır. Bu gizlidir. Döşenmiştir bundan 20 yıl önce. Oradaki mayın krokileri hep bellidir. Elden ele hep gider.
Onlar muhafaza edilir, korunur. Eğer gerektiğinde oradan geçiş olacaksa o mayın krokileri kullanılır. PKK, KCK, ismini bütün isimleri sıralayabilirsiniz. Bir sürü isim var. Hepsi de hangi isim koyarlarsa koysunlar. Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti devletinin askerine ve polisine karşı silah çekiliyorsa hepsi de teröristtir. Hiç ayrım yapmanıza gerek yok. İsimlerle, harflerle uğraşmayın. Hepsi de düzenlenmiş, tanzim olmuş şeyler. O yüzden normalde yine böyle bir pusu. Sonuçta yol yeseni, yeni yapılmış. O yeni yapılan yolun altına bombalar kim bilir ne zaman kondu. Bu çözüm süreci zamanında bunları yapmışlar. Silahlanmışlar.
Değişik yerlere bombaları koymuşlar. Benim kanaatimce o bombaları koyanlar nereye koyduklarını, niçin, ne yaptıklarını da bilmiyorlar. Belki de onlar manyetik veya manyetik olmayan düzenekler var. Birisi bir cep telefonu numarasını ararken onu da patlatabilirler. Veyahut da sonuçta yabancı kaynakların bu noktada sadece lojistik ve istihbarat desteği olabilir. O askeri konvoyun oradan geçtiğine dair askeri istihbarat olarak yukarıdan uzaydan izleyebilirler. Şu saatte buradan geçecek, şu saatte patlatın bunu diyebilirler. Ama bunu yabancı istihbaratın yaptığına inanmıyorum. Çünkü o bombo düzenekleri konulmuş. Ha PKK yabancı istihbaratların emrinde mi? Evet. Onların içindeki istihbarat elemanları daha önceden bunu yapmış olabilirler mi?
Evet. Ama onların da gözetiminde midir? Evet. O yüzden sadece bunu yabancı istihbaratlara bağlamak doğru değil. Kendimce. Kürtler kendilerini hep suçlu olarak görüyor. Bunun hikmeti nedir? Bunda Kürt kardeşlerin kendilerini suçlu görmelerine gerek yok. Evet. Bu başlangıç olarak bir Kürt hareketi adı altında başladı. Kendilerini suçlu görmelerinin, kendi isimlerinin kullanılmalarındandır. Başka bir şey değil. Bu ama hiçbir zaman Kürt hareketi olmadı. Hep bunun arkasında daha önce Osmanlı'nın son dönemlerinde İngilizler vardı. Bunun arkasında ve bunun arkasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğunda yine İngilizler vardı. İngilizlerin bu noktada fikri var, parmağı var, aklı var. Daha da bunun arkasında batının parmağı var, aklı var.
Bunun arkasında oradaki PKK terör örgütünün arkasında Rusya'sından, Amerika'sından, İsrail'inden, İran'ından batısına kadar hepsi de var. Bu başlangıç olarak kendisine real zemin bulmasının sebebi de buydu zaten. İngilizler bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ırkçı, ırkçı bir kemalist sistemi oturttururken, öbür taraftan da bunun karşıtlığı olarak Kürtlerin özgürlüğünü ve Kürtlerin sosyal hayattaki istemlerini dile getirmek gibi makul bir fikirle ortaya çıktılar.
Bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bölgelerin diline, bölgelerin ismine, bölgelerin kendi yaşam standartına ve düzenini değiştirerekten zorba, hepsini de kemalist milliyetçisi yapma yanlışlığını düşürdüler zorla. Bir taraftan da dediler ki bunlar sizi asimile etmek istiyor. İngilizlerin oyunu bu. Onlar bunlar bizi asimile etmek istiyor. Bizim köy isimlerimizi değiştirdiler, biz isimlerimizi koyamıyoruz, kendi dilimizi de konuşamıyoruz diyerekten, bakın bunlar normalde onların hakkıydı.
Bu hakkı devlet onlara vermediği için onların mücadele etmesi hakmış gibi göründü. Eğer bu silahlı mücadeleye dönmemiş olsaydı, bunda hiçbir sıkıntı yoktu. Ama şu anda silahlı mücadele edecek bu noktada bir haksızlık yok. Hatta Güneydoğu'daki Kürtler, batıdaki Türklerden daha fazla hakka ve hukuka sahip. Diledikleri zaman, ne o diledikleri zaman demeyeyim, hiç elektrik parası ödemiyorlar. Elektrik parası yok, su parası yok, vergi yok. SSK, Bağkur yok zaten. Olsa da yok. Yani devlet Doğu ve Güneydoğu'dan edebileceği kadar zararı ediyor. Artı bir de güvenlik zararları var. Artı bir de işte silah, mühimmat gidiyor.
Artı bir de şehitlerimiz var. Düşünün artık Güneydoğu'nun, Doğu'nun ve Güneydoğu'nun Türkiye'ye olan zararını. Zaten böyle bir zarar politikası güderekten buradakilere şunu diyorlar. Burayı ayırın, rahat edin. Ama Anadolu insanında da böyle bir saplantı halinde. Ayrılmayız, bölmeyiz, daha fazlasını isteriz diyorlar. Haklı olarak. Bir ara bu Avrupa Birliği'nde filan konuşuldu. Avrupa Birliği'nde bundan 15 yıl önce, 20 yıl önce Doğu ve Güneydoğu'nu ayırın. Oraya özellik veyahut da kendi başına otonom bir bölge ilan edin. Sizi Avrupa Birliği'ne alalım demişlerdi. Bunlar konuşuldu. Ama buna cesaret edecek bir siyasetçi yok Türkiye'de.
Türkiye'de buna kimseye de cesaret ettirmez halk. Bunu birisi aklından geçirmeye kalksa, bütün herkes gözünü diker, aklından bile geçirme der. Buna ancak ne yapar? Der ki ben Osmanlı'yı kuruyorum, iyi. O zaman şu Şam bölgesini komple al. Osmanlı'daki gibi bir Şam eyalet valisi ata. Bir tane Halep eyalet valisi ata. Bir tane Bağdat eyalet valisi ata. Bir tane Diyarbakır eyalet valisi ata. Bir tane Kerkürt eyalet valisi ata. Bir tane Dedeaç eyalet valisi ata. Bir tane Bosna sancakbeyliğini kur. Bir tane Kosova sancakbeyliği kur. Bir tane Mısır eyalet valisini ata. Bir tane Cezayir, Fas, Tunus.
Bir tane Yemen eyalet valisi. Bir tane Hicaz eyalet valisi lazım o zaman. E ileri doğru git. Bir tane Peşavere lazım. E ileri doğru git. İran'ın içerisindeki Kuzey Azerbaycan, Tebriz eyalet valisi lazım. E öyle olursa aşağı doğru in. İran'ın başkenti neresi? Tahran'a bir tane eyalet valisi ata. O zaman olur. O zaman hepsi de iç işlerinde hür, dış işlerinde merkeze bağlı. Her biri eyalet valisi. Harika. Bu muhteşem bir senaryo zaten. Sizin bile gözlerinizin içi güldü. Hayali bile güzel. Öyle değil mi? Evet.
Oradaki Kürt kardeşler kendilerince böyle bir özlem çekiyorlarsa hep beraber bir Mehdi ordusu kurup o Mehdi ordusuyla Osmanlı'nın ilk etapta sınırları nereden geri çekildik biz çünkü. Yenilerekten biz vuruşaraktan dönmedik yere. Biz oranın halkı madem ki kendi kendini idare etmek istiyor dedik geri çekildik.
Dikkat edin. Biz Kosova'dan geri çekildik. Biz Bosna'dan geri çekildik. Biz Sofya'dan geri çekildik. Biz Yemen'den geri çekildik. Geri çekildiğimiz yerlere teker teker gideriz o zaman hep beraber. Anadolu Müslümanlar olarak bir Mehdi ordusu kurulur. Bu Mehdi ordusuna bütün Türkiye'nin önderliğinde hatta Büyük Millet Meclisi'nin önderliğinde. Çünkü Hilafet Büyük Millet Meclisi'nde Büyük Millet Meclisi hilafetliğini ilan eder. Hilafetini ilan ettikten sonra Büyük Mehdi ordusu kuruyorum der. Büyük bir Mehdi ordusu kurar. O Mehdi ordusuna bütün Müslümanlar gönüllü olaraktan gelirler, bağlanırlar. Aynı zamanda bağlanan bu askerlere bütün Müslümanlar kendilerince tasattuk ederler.
Zekatlarından, sadakalarından dünyanın en güçlü ordusu olur. O zaman o orduya da ığra bir iltimatam verirsiniz. Derhal bize tabi ol. Mehdi ordusuna tabi olmazsan gelir seni tabi ederiz deriz. O zaman ığrak gelir tabi olur. O da Mehdi ordusunun, Mehdi devletinin bir parçası olur. Ardından Suriye'si, ardından İran'ı, Yemen'i, Suud'u, Ürdün'ü, Kuveyt, Bahreyn. O bölge komple gelir. Mehdi ordusuna tabi olur. Ardından tabi bu orada durmaz. Bu oradaki yerler bize tabi olursa, ondan sonra batı emperyalistleri rahat durur mu? Durmaz. Ondan sonra da ne yaparlar? Gelirler savaş ilan ederler. Gelip savaş ilan edilince de Deccal bütün ordularını toplar. Bu Mehdi ordusuyla çok kanlı savaşlar olur.
Ve sonuçta Deccal ordusu bu Mehdi ordusunun karşısında perişan olur, yenilir, yıkılır. Ve ondan sonra da Mehdi, hala Resul bu ordunun başına geçerekten dünyada yeniden bir sistem kurulur ki bu sistemin adı Mehdiyettir. Bu bir rivayette kırk yıl, bir rivayette yedi yıl ama bazı şeylerde tam böyle geleceği kat'i inanılsın diye Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adete der ki bir gün dahi olsa Mehdi, benim soyumluğum Mehdi gelecek, dünyaya hükmedecek der.
Ama ben bunun kırk yıl olacağına inananlardanım. Kırk yıl çünkü bir neslin ortasıdır. Otuz yaşına gelen bir kimse elli yaşında ölürse yirmi yıl Mehdi ordusunu görür. İşte yeni doğan bir kimse de işte yirmi yıl, otuz yıl, kırk yıl Mehdiyetin faziletini, lezzetini, İslam'ın hikmetini, lütfunu, ikramını, hidayetini ve dünyayı nasıl barışla yönettiğini görür. Ve böyle bir dünya cennet bahçelerinden bir bahçe olur. İnşallah. Bu olmadığı müddetçe, bu olmadığı müddetçe Müslümanlar ne yazık ki kan ve gözyaşının içerisinde bocalanıp dururlar. Bugün PKK biter, KCK başlar, KCK biter, TTT başlar. İsim olarak ne koyarsanız koyun.
Türkiye çünkü Mehdiyetin zuhur edeceği yerdir. Türkiye Mehdiyetin zuhur edeceği, doğumun olacağı yer olduğundan dolayı sıkıntısı da çoktur. Bu hilafet sonuçta Türkiye'dedir şu anda. Hilafet Türkiye'de olduğu müddetçe bu olacaktır. Bunun arkasında hilafet savaşları da var. Çünkü yurt dışında halife tanzim ediyorlar ama yurt dışındaki tanzim ettikleri halifeler bir türlü vücuda uyuşmuyor.
Hani vücuda sonradan bir şey ekleme yaparlardı, o ekleme bir türlü vücutla intibak sağlamaz ya. Bunun gibi. Bunun arkasında İngilizlerin halife savaşları var. Hilafet Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bunu yapamadılar. Hilafet Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde değil, Anglikan Kilisesi'nde olacaktı. Hilafeti İngiltere'ye götürüp, hilafeti normalde İngiltere merkezi yapacaklardı. Hala da büyük savaşın sebebi bu. Bir uydurup, dandik bir halife tayin edip, onu İngiltere'de besleyip, büyütüp İngiltere'de oturtacaklar. Bütün Müslümanları da o İngiltere'deki halifeye itaat etmesini isteyecekler. Bunu destekleyen Masonlar, bunu destekleyen İsrail, bunu destekleyen ABD, bunu destekleyen Almanya, Fransa, bunu destekleyen Rusya, Çin.
Çünkü dünya deccal sistemiyle mücadele edecek olan, dünya deccal sistemini kabul etmeyen bir tek inanış kaldı, o da İslam. Ve bir avuç Müslüman, 28 Şubat'la planladıkları şeyi gerçekleştiremediler. 28 Şubat'la planlanan şey şuydu, Türkiye'deki dini, İslami gelişmeler olduğu gibi yok edilecek.
Ve bu olduğu gibi Türkiye'deki halkın içerisinden çıkmış, kendi inanışından çıkmış olan, ister sufi, ister siyasi olan, bütün kanatlar tasfiye edilecek. Ve bir tek ortalıkta cemaat kalacaktı. Bu tasfiyenin neticesinde cemaat tek başına kalacak. Ve cemaat, dünya üzerindeki İslam'ın temsilcisi olacaktı. Ve cemaatin başındaki kimseyi de veyahut da başka bir kimseyi de halife olarak tayin edip, İngiltere'ye oturtturacaklardı.
Tutmadı. Bu millet 28 Şubat'ta sokaklara dökülmedi. Askeriyle, Türkiye'deki Müslümanlar, Türkiye'deki Sufiler, Dervişler, Şeyhler, Üstadlar, 28 Şubat'ı desteklemeyen İslami kurum ve kuruluşlar, büyük bir feraset göstererekten, 28 Şubat'ta askerle ve polisle, devletin güvenlik güçleriyle savaşmadılar, didişmediler. Bizim askerimizdir, bizim polisimizdir dediler.
Böyle denilmesi gerekiyordu zaten. Böylece, Türkiye'deki bu sessiz çoğunluk, gerekli olan dersi verdi. Tabi, 28 Şubat'ın siyasi kanadını, 28 Şubat'ın askeri kanadını, 28 Şubat'ın ekonomik kanadını, 28 Şubat'ın dini kanadını tasfiye etti. Şimdiki acı, 28 Şubat'ın dini kanadını tasfiye ettiğinden acı çekiliyor.
28 Şubat'ın dini kanadı da tasfiye ediliyor. Allah'ın izniyle, 28 Şubatçıların ne dindar olanına, ne dini kanadını, ne siyasi, ne ekonomik, ne askeri kanattan hiç kimse kalmayacak. Tabi, 28 Şubat'ın bir destekçisi de PKK'ydı. Siz, hiç böyle analiz dinlememişsinizdir.
Bana 28 Şubat'ta PKK'nın bir tane olayını gösterin. Şimdi aynı, 28 Şubat'ın, 28 Şubat'ın şu anda dini ve terör destekçileri tasfiye olacak Türkiye'de. Bu, Batı'nın istemediği bir şey.
Bu, Amerika, ABD, İsrail, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya çetesinin istemediği bir şey. Türkiye bunun altından kalktı. Cenab-ı Hak yardım etti, ilham etti, ikram etti, ihsan etti. Bu, Cenab-ı Hak'ın, çok özür dilerim ama gökten indirdiği bir elle olan bir şey. Bu, böyle sadece AK Parti'ye, sadece B Parti'ye, B Tarikatı'na bağlanılacak bir şey değil.
Sakın bu eksikliğe de düşmeyin. Bu, Cenab-ı Hak'ın bir lütf-i ikramı. Bu, 28 Şubat'a sabreden, 28 Şubat mağdurlarının ahı. Hiç ümitsizliğe düşmeyin, hiç yeyse düşmeyin. Hiç sakın ha, böyle kendi kendinizi böyle ümitsizlik deryasına atmayın.
O kadar çok ümitliyim ki, bugüne kadar olmadığından fazla ümitliyim. Bugüne kadar olmadığından fazla güvenliyim, fazla eminim. Bugüne kadar olmadığından daha iyiye gittiğimize inanıyorum. Hiç hiç. Burada düşen vazife, biz asla kardeşlik hukukumuzu bozmayacağız. Millet olarak. Biz devletimizin arkasında duracağız. Millet olarak. Devletimizin yanlışlıkları, eksiklikleri vardır. Bürokratların da, siyasetçilerin de, hepsinin de yanlışlıkları, eksiklikleri vardır. Devletin işlemesinde yanlışlık, eksiklik çoktur. Ama bunun çözümü silah değildir. Devlet vazifesini yapmıştır.
Çözüm süreci içerisinde barışı denemiştir. Tam çıplaklığıyla, tam bir saflığıyla. Evet. Yani işte senin gözün görmüyor muydu bombalar, hani yerleştirilirken gözün görmüyor muydu silahlar kurulurken? Ya şöyle düşünün. Ben öyle düşünüyorum. Evet. Onlar çok safiyane ellerini uzatmış devlet olarak. Oradaki terör örgütünü elini uzatmış. Demiş ki gelin barış yapın. Ama onlar, yabancı devletlerin istihbaratlarının oyununa gelmişler. Devlet barış için elini uzatmışken, onlar o barış elini bombayla kopartmaya çalışıyorlar.
Bundan sevinin. Bu toprakların bağrından çıkan bu devlet ve bu devleti idare edenler, gayet İslami düşünerekler. Önce barışı ele almışlar. Din önce barışa ele alır. Sizin evinizde problem varsa önce oturur konuşursunuz. Eşinizi önce dövmezsiniz. Dövemezsiniz. Önce tebliğ edersiniz ona. Önce anlatırsınız. Siz bir derviş kardeşiniz yanlışlık yapıyorsa önce nasihat edersiniz. Bir daha nasihat edersiniz. Bir daha nasihat edersiniz. Siz bir iş yeri idare ediyorsanız yanınızdakilere nasihat edersiniz. Bir daha söylersiniz, bir daha söylersiniz. Yapmıyor.
İşinin aktine son verirsiniz. Din budur. Devlet barış elini uzatmış. Risk almış. Devleti idare eden siyasetçiler de kendilerince risk almışlar. Demişler ki gel bu kan, bu gözyaşı dinsin, bitsin. Ama o savaşmayı tercih etmiş. Şimdi devlete düşen, şimdi devlete düşen, eli silah, elinde silah olan son terörist ölünceye, bu ülkeden terk etmek değil, ölünceye kadar devletin o teröristle, o terörle mücadele etmesi farzayı işim.
O bir teröriste bin kilo bomba gidecekse iki bin kilo harcayacak. İki bin kilo harcayacak. Bilecekler ki devlet barış elini uzattığında bir daha devletin parmaklarının arasına bomba sıkıştırılmayacağını öğrenecekler. Buradan geri dönüşü yok şu anda. Zaten buradan geri dönerse devlet, hükümet, siyaset ne kimse en büyük hata yaparlar. Yok. Bu son, hiç sonuna kadar, kaç yıl sürerse sürsün bu zaten sonra. Bunu sonuna kadar temizlemekle mükellefler. Bu noktada Kürt kardeşler PKK'yı kendilerinden görmesinler. PKK'yla aralarına bir set çeksinler, mesele biter.
Kim PKK'yla arasına set çekmezse o zalimdir, o haindir. O bizim de bu noktada mücadele etmemiz gereken bir organdır, şahıstır, kimliktir. Ben açık söylüyorum, HDP'yi bir siyasi parti olarak görmüyorum. HDP'nin PKK'dan bir farkı yok bence. O yüzden hukuk tarihisinde onunla da mücadele edilmesi farzayım.
TSAK ve hükümet bu olayların üstesinden gelecek güce sahip mi? Sahipler olayların üstesinden geliyorlar. Siz herhalde bazı basın yayın organlarını fazla dinliyorsunuz. Hani milletin paralarıyla, himmetiyle kurulan basın yayın organları var ya, bunları çokça dinliyorsunuz galiba. Çünkü bu gelen şehitler onlar için az. Onlar kaynede içlerinden daha fazla şehitler gelsin. Yani oradaki güvenlik güçleri daha fazla kayıplar versin. Daha fazla kayıplar verirken daha fazla infialler olsun. Bu millet ne duruyor? Bu millet ne yürümüyor? Çıksınlar, yürüsünler. Neyi devirecek bu millet? Kendi devletini mi devirecek?
Bunlar böyle hain. Millet yürüyecek neyi devirecek? Söyleyin bana. Bu millet yürüdüğünde neyi devirecek? Yürüyecek neyi devirecek bu millet? Bana birisi bunu açıklasın. Kime karşı neyi devirecek? Yürüyün, devirin derken neye yürüyecek? Neyi devirecek bu millet? Hadi bütün televizyon basın, yayın, hadi söylesin. Hüra, PKK'ya karşı yürüyelim desin. Biz gidelim Cizre'de ne kadar elde bomba, silah varsa hepsini dökelim aşağı.
Ona karşı yürüyelim. Ne kadar doğuda, güneydoğuda askere mühimmat, askere karşı, güvenlik kuvvetlerine karşı askeri mühimmat depolandıysa biz gidelim o depoların hepsini sıyıralım. Hepsini de temizleyelim. Ne kadar terör örgütü ve terörist var ise hepsini de temizleyelim, yürüyelim. Yürüyen yürünecekse eğer oraya yürünmesi lazım. Bu millet yürüsün. Nereye yürüyecek? Kime yürüyecek? Tabii dese ki bu millet devlete yürüyecek, o zaman onların boyası çıkacak meydana. Bu bir de suç. Halkı devlete karşı isyana teşvik etmek. Bunu söylemiyorlar.
Örtülü söylüyorlar. Bu millet hala da uyuyor. Bizim dün akşam da şeyde, NTV'de bir tüm general konuşuyor. Bizim insanımız biat kültüründen gelme. Biat kültürünü askeriyede sen öğrettin. Sen askeriyede biat kültürünü öğretmek için ağaca selam verdiler sen değil misin? Biz biat kültürünü askeriyede öğrendik.
Şimdi bundan mı rahatsız oldun? Bu millet kafası çalışmayan, salak, aptal biat kültürümüş. Sufilerde yok böyle bir biat kültürü. Herhalde sen bu milleti başka şeyle karıştırdın. Hala da insanlar bu milleti saf, gerizekalı, kafası çalışmayan. Hayır. Bu millet neyin ne olduğunu biliyor, senden iyi biliyor. Bir kısım dinsiz, imansız, milliyetsiz, neydi belirsiz insanların peşinden gidilmeyeceğini bu millet çok iyi biliyor. Onların peşinden gidersen enteliyektersin, biat kültüründen kurtuldun. Niye biat ettin?
Şeytana. Sizi gidi şeytan biatçıları sizi. Şeytana biat edersen biat kültürün yok. Neden? Şeytana biat ettin çünkü. Allah'a biat edersen, tuğ kakasın. Evet. Milleti kalayana getiriyorlar. Yürüyün. Nereye yürüyeceğiz? Hedef söyle bize, yürüyelim hadi. Arkasındaki oyunu görüyor musun? En acısı da, devlet bahçelinin bu millet saraya yürüyüş yapar demesiydi. Hoş geldin 23 Nisan.
Görüyor musunuz nasıl anarşiyi, nasıl terörü ince ince, milletin damarlarına enjekte ediyorlar. Tabi din olarak da birisi fetva veriyor. Firavun, Yezid, Nemrut adına ne gelirse. Hz. Ali Efendimiz'in de küfrüne fetva vermişlerdi. Hz. Ali Efendimiz'le mücadele edenler, savaşanlar, Hz. Ali Efendimiz'in küfrüne fetva verdiler.
Hariciler, hariciler dediler ki, kafir Hz. Ali R. Hz. Hz. Ne? Biz dediler onunla savaşmayı kendimize farz kıldık. Ve Hazreti Ali Radıyallahu anh Hazretlerini şehit eden harici, Osman Radıyallahu anh Hazretlerini şehit eden Hazreti Osman'ın evini muasara altına alan Müslümanlar. Onlar da yönetimden memnun olmuyoruz, memnun değiliz deyip değişik valiliklerden, değişik eyaletlerden gelip Medine-i Münevvere'de altı bin kişilik orduyla altı bin kişilik, altı bin kişi, altı bin kişi, gezici onlar da işte, çapulcular.
Hazretler geldiler Hazreti Osman Radıyallahu anh Hazretlerini Kur'an-ı Kerim okurken şehit ettiler. Ve o çapulcuların gözetimini yapan Muaviye'nin üç bin kişilik Medine'nin dışında duran ordusuydu. Tam teccizatlı. Halife, halife, halife, Hazreti Osman'ı Zunure'in, Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretlerinin melekler onları görün, onu görünce, edeplerinden ne yapacaklarını şaşırıyorlar deyip, bacaklarını örttüğü Hazreti Osman.
Muaviye'nin üç bin kişilik ordusu Medine'nin dışında bekler. Muaviye'nin verdiği emir şudur talimat. Ben emir vermedikçe hiçbir şeye karışmayacaksınız. Üç bin kişilik Hazreti Osman Radıyallahu anh Hazretlerine bağlı olan sözde Muaviye'nin ordusu. Hazreti Osman Efendimiz'in şehrit haberini aldıktan sonra pılısını pırtısını toplar, Şam'a gider.
Çünkü istenilen gerçekleşmiştir. Hazreti Osman şehit olmuştur. Ama kader ağını örmüş ya, Muaviye'ye seçilmez, Hazreti Ali radıyallahu anh seçilir. Kader ağını örmüştür çünkü. Ama Hazreti Ali radıyallahu anh Hazretlerini şehit eden haricilerdir. Hazreti Hüseyin Efendimiz de şehit eden Yezid'in ordularıdır.
Tarih tekerrür ediyor. Birileri de bize diyor ki yürüyün. Nereye yürüyeceğiz? Kime yürüyeceğiz? Bu devleti size yıktırmayız. Bu ülkeyi de size parçalatmayız. Devlet kötü de olsa bizim devletimiz. Bu devlete bir şey olursa kesin Suriye ürattan daha kötü oluruz. Amacım devleti kutsallaştırmak değil. Maksadım devlet çok iyidir. Ona normalde dindardır demek değil. Böyle bir derdim yok. Siz beni tanıyorsunuz. Ama bu devleti yıkmaya çalışırsa birileri, bu sufiler ona karşı çıkar.
Bu vatanı bölmeye kalkarsa birileri, bu sufiler buna karşı çıkar. Buna tahammülümüz yok. O yüzden devlet de, hükümet de, bugünkü hükümette, gelecek hükümette, bu olayların üstesinden gelecek, biz de bu devletin arkasında saf tutacağız. Evet. Biz günlük siyasetle işimiz yok. Biz partici, pırtıcı değiliz. Öyle aranızda da parti kavgasının olmasını istemem. Asla, hiç kimse bir partinin savunuculuğunu yapmasın burada. Böyle bir derdimiz yok. Bizim siyasetimiz, kural, sünnet, vatan, millet. Oy zamanı gidip nereye oyunuzu verecekseniz verin, bizi ilgilendirmez.
Beni ilgilendirmez. Dergahın yönetiminde olan kimseler de, ders yaptıran kimseler, siyaset olarak, parti siyaseti olarak nöter olacaklar. Bunun altını çizeyim, kadın, erkek bir yerde ders yaptırıyorsa, parti siyasetine girmeyecek, nöter olacak. Parti siyasetine girecekse bir kimse, gelecek helallığını alacak, ben X partide siyaset yapmak istiyorum diyecek, müsaade edersek gidecek. Bu, parti siyaseti de dergahımızda yasak. Kimse birbirine partisi için bir laf söylemez. Bizde AKP'lisi de var, MHP'lisi de var. CHP'lisi az ama var. HDP'li yok bildiğim kadarıyla. Var mı içimizde HDP'li? Linç etmeyeceğiz, merak etmeyin. En güvenli, en emin yer burası. Ciddiyim bu konuda.
Burada bir kardeşimiz HDP'liyim de dese emindir, PKK'lıyım da dese emindir. DHKB'ciliyim de dese emindir burası. Burada hiç kimse ona yan gözle bakmayacağını, ben taahhüt ederim. Onun her türlü güvenliğini sağlamayı da Allah'ın izniyle taahhüt ederim. Allah'ı zikredilen meclisler, emin meclislerdir. Kimsenin burada siyaseti, ırkı, rengi, hiç kimseyi bu noktada ilgilendirmez bu dairede. Allah muhafaza eylesin. Seçim tahminlerinizde bir değişiklik var mı? Yok. Benim tahminlerimde bir değişiklik yok. Ben yazdırdım. Halit Tağdoros'un yazdığı tahminimi benim.
Bir tahminim var. Yeni tahminim. Bu önümüzdeki seçimlerde büyük bir ihtimalle bir parti referandum milletvekilini tutturabilir. Oy oranı, yani o oy oranına tutturacak. Tamam. İnşallah. Zikir mi üstündür yoksa insan mı? İnsanı üstün kılan zikir midir? Allah'ı zikretmek en büyük iştir. Fiiliyat açısından, yapılan iş açısından. Ama insan halifedir. Zikir insanı daha da yücelleştiren bir fiiliyattır. Dolar tahmininiz nedir?
Dolarda çok böyle absürt, dikilen, yukarı giden hareketler beklemiyorum. Ve normalde bu önümüzdeki aydan sonra gevşeyeceğine inanıyorum. Çünkü Türkiye'nin burada duruşunu destekleyen dünya devlerinin içerisinde mesela Amerika'nın İsrail yani Masonik kolu ile tarafı ile paracı, finansçı tarafı Türkiye'nin aleyhine çalışıyor.
Ama Amerikan devleti devlet olarak Türkiye'nin lehine çalışıyor. İngiltere, Fransa, Almanya Türkiye'nin aleyhine çalışıyor. Bunlar finansçıdır hepsi de. Rusya birinci derecede kendi haklarını, kendi konumunu güçlendirirken ikinci derecede Türkiye'yi kolluyor.
Putin bir koluyla diyor ki benim Suriye'de ve Irak'ta emellerim var. Bunlara sen karışma. Bunlara karışmadığım müddetçe fazla da yükselmediğim müddetçe ben sana sıkıntı yapmam diyor. Ama bir taraftan da Türkiye böyle fazla adımlar atınca Türkiye'nin göğsüne de bir el koyuyor. O yüzden Türkiye ne tarafta ne taraf Türkiye'de ne galip gelirse Türkiye'de iki savaş var. Bir finansçılar iki devletçiler finansçılar kendilerini belli ettiler. Diyorlar ki bir devlet bu kadar milliyetçi olmamalı. Bir hükümet de bu kadar milliyetçi olmamalı.
Siz zalimsiniz. Siz Yezitsiniz. Siz Firavunsunuz. Eee siz çekilin kenara. Kim gelecek? Kimi istiyorlar? Tayyip Erdoğan'ın yerine Türkiye'de kimi istiyorlar? Yok. Tayyip Erdoğan'ın yerine. Kemal Derviş'i getiremeyeceklerini biliyorlar. Abdullah Gül'ü istiyorlar. Değil mi? En son çalıştığı kuruma bakın. Okurken nereden ne diyorlar okuyanlara verilen şey? Yok burs. Okurken nereden burs aldığına bakın. Finansçıların medyaya kimdir?
Türkiye'de Doğan'dır. Değil mi? Size bir tiyo vereyim. Doğan grubunun sevdiğini sevme sevmediğini sev doğru yolu bulursun. Doğan grubunu komple gazetesinde televizyonuyla kimi parlatıyorsa bak ona üzerine bir siyah boya çek. Kimi karartıyorsa karartılan şeyi elinle sil pırıl pırıl yolunu çiz. Bak Türkiye'de hürriyet cumhuriyet ondan sonra sıralıyorsunuz ya sesini. CNN NTV bunları izle. Bunların iyi dediklerine dikkatle var.
Onun altında bir çapan oğlu çıkacak. 54 yaşındayım ben bunu izledim hep. Onlar bu olayda bu iyi oldu derlerse sakın ha o iyi değildir. Bu memleketin faydasına değildir o. Onlar şu siyasi parti desteklenmeli biz buna destekliyoruz dediğinde sen kaç ondan. Kesin başka hiçbir şeye gerek yok. Cumhuriyet hürriyet CNN ondan sonra NTV ne başka ha ha bir de Kanal D çıktı oradan STV çıktı başka Fox var bak ne kadar millet bak bir de şey diyor ki ne o Tuğgeneral diyor ki bizim insanımız biat kültürü var.
Ha demek ki bizim insanda biat kültürü yok. Bak benim söylemediğim televizyon kanallarını söylüyorlar. Eğer bizim toplumumuzda biat kültürü olsaydı ikide bırakacaktınız. Anladınız mı? Tırıyorsunuz bak açık artırma gibi. Demek ki sizin de bir analiziniz var. Harika. Teşekkür ediyorum. Siz de bu konuda kafa yürütmüşsünüz bak beyin patlatmışsınız. Bizim Mehmet Aslan bile aykırdı. Neydi Mehmet Aslan? Sesini duyamadım. Az önce bir gazete ismi söyledin. Sesini duyamadım. Sen de mi korktun paralelden yoksa? Senin de mi seyidilerin var yoksa?
Aklıma geldi bu ses yan tarafa gitmiyormuş. Şikayet ediyorlar ona göre. Nasıl o sesim yan tarafa gitmiyormuş. Hep bunu bana birkaç seferdir söylüyorlar sohbetlerde. onun ayarı farklıysa onun sesi oranın sesini yükselt olmazsa. AKP tek başına iktidara gelemez ise Türkiye'de kaos kriz olacağı söyleniyor. Katılıyor musunuz? Hiç katılmıyor. Bir daha seçim yaptırır. Neden bağırışıyor ki millet? Süleyman Demirel darbe yaptırdı bu ülkede.
Kimse bağırışmadı. Süleyman Demirel mevcut seçilmiş. hükümeti yerli bir etti gitti. On tane milletvekili olan bir adama göre verdi. Ne bağırışıyorlar ki? Bugün için yapılan şey demokratikti de şimdi yapılan demokratik değil mi? Şimdi bağırsaydın diyecektim kalkışıyorum seni. Bağırdım. Yani şu anda Cumhurbaşkanı'nın yaptığı şey anayasa kurallarının içerisinde ne bağırıyorsunuz? Bu milletin yüzde elli ikisi oy vermiş Cumhurbaşkanı seçmiş.
Öyle gizli kapaklı perdenin arkasında milletvekillerini tehdit ederekten paralar vererekten bilmem neler olaraktan bir sürü kaydırı kupaklar dönerekten meclisten seçilmiş bir Cumhurbaşkanı değil. E ben onu da gördüm Süleyman Demirel'de. Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı seçildiğinde bu kadar arkasında oy mu vardı? Yüzde on altı yüzde on yedi oy almış bir Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı seçildi Partisi. Refah Partisi'nin normalde hükümetteyken darbe yaparken Refah Partisi ondan fazla oy oranıyla hükümete gelmişti.
Kim darbe yaptı? Ondan daha az oyla Cumhurbaşkanı seçilen Süleyman Demirel ve demokrasi havarileri ve kendini bu noktada çok bilgi görenler Süleyman Demirel'e o zaman için ne savaşmadınız? Sizi gidip satılmış mason kafalılar sizi iyi kötü ben oy filan vermedim beni ilgilendirmiyor ama ben memleketimi düşünüyorum yüzde elli iki oy almış gelmiş Cumhurbaşkanı seçilmiş şimdi seçim olsa gene birinci olacak gene Cumhurbaşkanı seçilecek on sefer seçim olsa on sefer Cumhurbaşkanı seçilir o yirmi sefer seçim olsa bu ülkeden yirmi
sefer bu adam Cumhurbaşkanı olur hoş lira gitsin gitmesin aha bütün herkes karşı çıktı yürüdüler koşturdular herkes bir laf söyledi yüzde elli ikiyle tek seçimde Cumhurbaşkanı oldu sen devletine karşı sen milletin ahmak salak mı sanıyorsun?
yüzde elli ikisi bu memleketin çoğunluğu salak ahmak da senin mi kafan çalışıyor? AKP tek başına iktidar gelmezse gene aynı olursa gene hükümeti kuramazlar bir daha seçim olur ne olmuş? seçimden korkuyorsunuz mu? anayasa bu bize çok böyle metedip yağlayıp pullayıp allayıp süsleyip önümüze koyup demokrasi dedikleri şey bu şimdi ihtiyalısın mı diyeceksiniz?
ey Türk milleti ee ee ne oldu? ee bunu bize en güzel sistem diye sen koydun önüme ben demokrat değilim demokrasiyi de beğenen değilim ben demokrat demokrasiye de bu mevcut demokrasiye de karşı bir insanım benim işim değil ama sistem bu çarpık düzgün sen bunu düzgün bir sistem diye önümüze koydun seçimle gelecek seçimle gidecek dedim iyi farklı bir şey mi söyledik biz de ben böyle söyleyince sen tayyipçisin diyorlar ee ne yapayım seçimi de mi istemeyeyim diyorum ben seçim seçim diye tutturan sizsiniz seçimle bu memleket
idare edilecek diyen de sizsiniz ee tek başına iktidar çıkmazsa ne olur? bir daha seçim olur yine çıkmazsa gene seçim olur yine çıkmadı ee gene seçim olacak yine olmadı ee ne olacak bir daha seçim olacak ya kurduğunuz sistem bu sistem bu kimse sistem yanlış demiyor sistem yanlış neden ya yanlış yanlış diye çıktı meydana olmadı şimdi aynı oy oranlarında çıktı gene uylaşamadılar ee zaten gelene de hayır
gidene de hayır diyen bir devlet bahçeli var yine karşı ee ne yapacaklar o zaman MHP'ye operasyon yapacaklar devlet bahçeliye indirecekler ee CHP diyor ki ben AK Parti'yle bir araya gelmem oyuncadan öyle dediler asla olmaz ee haydi CHP'de bir operasyon yapın ee ne yapacaksınız milletvekillerini mi seçilmiş milletvekillerini mi yok edeceksiniz hayır ee HDP zaten PKK'nın uzantısı diyor CHP'si de MHP'si de AKP'si de onlarla zaten yapmayız diyorlar ee ne oldu ne kaldı geriye gene seçim kaldı yarın gene yazacaklar sen gene
AKŞEH'sin ya ne alakası var kurduğunuz sistem bu ben o yüzden başkanlık sistemi olsun dedim ne kadar seçim olacak en fazla oy alan gelecek hükümeti de kuracak devletin başına da oturacak kaç yıl seçildi dört yıl dört yıl sana bir seçim daha olacak oturacak devletin başına geçecek gidecek yürüyecek ee bu böyle değil böyle olmayınca ne olacak hazır olun eğer böyle giderse böyle giderse her sene seçim var ülkede deliye her gün bayram o yüzde elli ikiyle gelmiş cumhurbaşkanı olmuş o da kaptırılmaz kaptırmaz mühür elinde
bakın mühür elinde isterse istediği zaman seçime götürür sistem bu diyor ki cumhurbaşkanı gerekli gördüğünde ülkeyi seçime götürür istediği zaman adam sabahleyen kalktı gerekti gördüm ülkeyi seçime götürüyorum dedi ne yapacaklar daha önce yaptıkları gibi yapacaklar gidecekler cevde sunay mıydı neydi deli raporu almışlardı iş görmez raporu tabi geçmiş gün şimdi hatırlamıyorum da yani 300 kusur tane doktor raporuna imza attı adamın iş gözümez raporu verdiler e tabi yarın öbür gün de cumhurbaşkanı için birileri böyle bir rapor
isteyebilir bekleyin tamam çünkü cifirciler boyuna okuyorlar aklı dengesini kaybetsin diye onlar kendi okuduklarına inanıyorlar ya yasinler okuyorlar cifir okuyorlar işte hüddamcıları tuttular her türlü ebced hesaplarını yapıp okuyup üç ay içinde aklı dengesini bozması lazım diyorlar o da meleleri tuttu diyanetinin alt kadını meleler cifirciler okuyor cifirciler onları okuyor savaş tüm gücüyle metafizik alemde devam ediyor ve inanıyorlar diyorlar üç ay sonra aklı dengesini yitirecek hemen rapor aldırırız deliririz aşağı
e bu millet de derse deliyse bizim delimiz kardeşim biz onu istiyoruz tekrar haydi bir daha sinema çıkacak ne yapacaksınız bu millet de derse deli meli bizim kardeşim biz bir tek tekrar istiyoruz bir daha aday yaptık dese ne yapacaksınız Türkiye burası kurulan sistem bu İngiliz gelmiş öyle bir sistem kurmuş bize bunlar işin içinden çıkamasınlar hiç demiş biz işin içinden çıkamıyoruz bir türlü ne tarafını tutsak elimizde kalıyor amaçları da bu zaten ama hiç böyle yani Müslümanların Türkiye'de böyle İslami böyle duyarlılığı olanların
kuvvetleneceğini hesaplamadılar hiç bunların hepsi de gayri İslami gücün üzerine kuruluydu ne zaman böyle İslami duyarlılığı olanlar kuvvetlenince bomba ellerinde patladı şimdi ne yapacaklarını bilemiyorlar adamın elinde mühür istediği zaman seçime götürür bu adam da götürür mü? götürür öyle bu yok şu kırılacak bu üzülecek buna ne cevap veririm diye böyle bir hesabı yok bencileyin yürüyor bizden mi gaz alıyor mu inen? biz burada bir gaz veriyoruz herhalde ertesi gün bombardıman yapıyor ortalığı aman bize takılmasın mürcidi kamil olmak için yetişmiş olmak mı lazım yoksa seçilmiş olmak mı lazım?
gidip bir mürcidi kamile sormak lazım seçilmiş mi olmak lazım? yetişmiş mi olmak lazım? diye herhalde o böyle bir cevap verebilir bu baya sorulara takıldık kaldık bu sene hangi acca niyet edeceğiz? kardeşler ben genelde ifrada niyet ediyorum Allah rahmet eylesin şeyhim bana ifrad haccını niyet ettirdiydi ben kendimce orada kalıyorum işte biat kültürümüz var ya bizde o yüzden Allah izin verirse bir değişiklik olmazsa ben yine haccı ifrata niyet edeceğim kardeşler bu noktada serbestler inşallah Allah şimdiden haçlarını
mahbul eylesin Allah izin verirse pazar günü saat 2'de mi çıkılıyor? nerede? var mı? Cafer burada mı? geldi mi? Cafer 2'deydi değil mi? cumartesiyi pazara bağlayan gece saat 2'de Haşim İşçen Caddesi'nden otobüs kalkacak gidecek olanlara duyurulur ihrama isteyen evinde girer evinde ihramlanır niyet eder namazını kılar lebbeykini çeker otobüse öyle de binebilir isteyenler yok böyle yapmayanlar geçen sene yaptığımız gibi havaalanında da yapabiliriz bu konuda ben havaalanında ihrama gireceğim orada girmeyen arkadaşlar varsa
oradan buradan gelenler hep beraber orada ihramlanır orada inşallah Allah izin verirse niyetimizi yaparız diye düşünüyorum inşallah pasaportlar filan geldi vizeler hazır her şey bir tamam otobüs tutuldu işte otel orada hazırmış bir iki arkadaş uçakta yer olmadığından önden gitti İbrahim orada şu anda normalde herhalde otel geçen seneki yerden daha yakın bir yerdeymiş ne bölgesi diyorlardı şey geldi mi demirci geldi mi meapta bölgesindeymiş otel o zaten o bölgeyi bize bizim şey bünyamin de söylüyordu meapta bölgesinde
olsa otel iyi olur filan diye orası geliş gidişi daha yakınmış daha kolay olduğu söyleniyordu geçen senede öyle söylüyorlardı o yüzden o meapta bölgesinden kaç dedi şey bin beş yüz metre mi iki bin beş yüz metre mi işte on dakika mı on beş dakika ne iki bin metre evet düz bir yolmuş evet yirmi dakikada mı gidilip orta halinde yirmi iki bin metredeymiş o yüzden efendim iyiymiş otelin durumu öyle söylüyorlar inşallah yolculuğumuz böyle başlayacak zannediyorum yirmi dokuzuydu değil mi yirmi dokuzunda dönüş varmış inşallah
Allah giden kardeşlere inşallah yardım etsin dua edin inşallah Cenab-ı Hak sağ salim gidip gelmeyi nasip etsin tabi haç önemli bir ibadet inşallah gitmeyen kardeşlere de Cenab-ı Hak nasip etsin amin bu Türkiye'de mevcut diyanetle hani kurayla gidilirse bu sene sekiz sene önce yazılanları götürüyor bildiğim kadarıyla sekiz sene bekleyecek insanlar bizimki de işçi vizesiyle onu da söyleyelim o yüzden işçi vizesiyle gideceğiz inşallah Allah'tan bir şey gelmezse saat doğru mu amin hacca giden
kardeşlere haklarınızı helal edin hepsinin adına da bizden yana helal olsun inşallah haklarınızı helal edin ilan olamazsa gelsin ilanını yapsın yoksa sorulara devam edeceğim arkadaşlar serbest fitne çıktığı zaman ata binen insin koşan yürüsün yürüyen dursun duran otursun bu ad-i şerifi hayatımıza nasıl adapte edeceğiz sonu bilinmeyen şeylere bakmayacağız hiç onun üzerinde yoğunlaşıyorsun bu meseleyi nasıl hallederim diye yoğunlaştığında Cenab-ı Hak sana farklı bir pencere daha yutuf yolumuzda mücahede edenlere yollarımızı
açarız bu Cenab-ı Hak'ın hayatı biz bir meselede yoğunlaştık bu işi nasıl yapalım diye elimizde 3-4 tane alternatif var 3-4 tane alternatifi düşünürken düşünürken Cenab-ı Hak 5. alternatifi de lütfetti bize bizim görmediğimiz bizim fark edemediğimiz 5. kapıyı da bize lütfetti öyle görün Allah'ın lütfu demek senin düşüncen de Allah'ın lütfu zaten anın karşılığı zikirdir zaten Araf ayet 201 şeytan size vesvese
verirse gaflette kaldığınızda hemen Allah'ı zikir ilacı ol gaflet hevadır boşluk o boşluk o hevayı normalde def edecek kovacak o şeytanın vesvesesine engel o kimsenin zikir gücüdür öyle söylüyor Cenab-ı Hak bize şeytanın vesvesesini bizim önümüze koymuş ama onun yenmenin yolunu da hemen zikrullahı koymuş kormak lazım sen zikrullah halakasına
oturduğunda zanna düşersen hevaya düşersen halakada zikrullah halakasından ayrıldığın an zanna düşüp cennet bahçesinden çıktığın andır burada cennet bahçesinden çıkan öbür tamta cennete mi gideceğini düşünecek buradaki cennet halakasından bir zan kurban olup gitmemeye bak kalp dediğimiz gönül dediğimiz şeyin içerisine hiç adım attın mı birini sevip sevip
sabaha kadar ağladın oldu mu o zaman o zaman akılla hemhalsin hiçbirini sevip yemek yemeyi unutup uykuyu unuttuğun zaman oldu mu birini sevdiğinden dolayı gideceğin yeri unutup sevdiğinin kapısının önünde durduğunu o esnada kendine geldiğini hiç gördü o zaman o kimse akıl mı gönül mü üstün olup olmadığını idrak eder anla öbürtürü
kelamdan başka bir şey olmaz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin her şeyi nurdu bir şey daha derim
akıllar kabul etmez ve onun necaseti de nurdu onun her şeyi nurdu bu kadar hakkınızı helal edin selamun aleyküm

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi