Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:03:46
Müslüman ile Mümin terimleri aynı anlama geliyor. Gerçek bir Mümin nasıl olur? Bir de Müslüm ne demekten açıklar. Müslüm de Mümin de Müslüman da aynı kelime. Mâna itibariyle aralarında fazla bir fark yok. Literatür açısından. Tecelliyet açısından var, literatür açısından yok. Gerçek bir Mümin demiş, yani bunu herhalde anlatmamız gerek yok. Gerçek bir Mümin olması gerek yok. Haramlardan uzak durun, ibadetlerinizi yapabildiğinizi kadar yapın, gerçek Mümin olma yoluna girmiş olursunuz. Müminliğin gerçekleşmesi için, yani iyi bir Mümin olmak, haramlardan uzak durmakta alakası olur. Eğer haramlarla ilişkisi varsa bir kimsenin, bilhassa kebahirlerle ilişkisi varsa, onun bu noktada, dini tam yaşama anlamında eksikliği vardır. Allah muhafaza eylesin.
Kebahirler bazı rivayetlerde yedi, bazılarında dokuz, bazılarında on, bazı mülemlerden açısından çıkardıkları var. Kırka, elliye, altmışa çıkaranlar var. Üçcüze çıkaranlar var. Kebahir var. Ama Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin ağzında dokuz, en fazla on kebahir var. Bunu mesela Hz. Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah nakleder. Kebahir dokuzdur dersin. Birincisi Allah'a şirk koşmaktır. Kebahir'in en büyüğü. Allah'a şirk koşmak, bu adamı küfre götürür zaten. Allah muhafaza eylesin. Ondan sonra haksız yere adam öldürmektir. İşte anne babaya ası olmaktır. Savaş meydanından kaçmaktır. Zina etmektir. Haizdir. Tebahir olarak. Ondan sonra ifbetli kadınlara iktira atmaktır. Kaç etti? Yedi etti. Ondan sonra içki içmektir.
Kumar orada bahsediliyor mu? O hadis şerifte şimdi tam o kumar var da o hadis şerifte dokuz tane. Başka ne kaldı? Yok. O başka bir hadis şerifte. O kebahir yine anlatılıyor. Onu da devrimsizlikte. Allah muhafaza eylesin. Başka bir hadis şerifte. Yani bu hadis şerifte. Ben şimdi tek hadis şerifte orada onu aktarayım istedim ama aklıma gelmedi. Ama değişik işte o hadis şerifte toparlanınca günah-i kefailler çoğalıyor. Bunların içerisinde Allah muhafaza eylesin. Hepsi de bunların hepsi de haram olan şeyler. O zaman kesinlikle karşı, Kur'an'la, sünnetle büyük kebail, büyük günah, büyük haram olarak adlandırılmış şeyleri müslümanlar üzerlerinde bulundurmazlar ise ve ayrıca ibadetleri, gücü yetince ibadetleri ne getirirlerse onlar iyi mümin olurlar.
Bakın, büyük haramlardan söylüyorum. Kebailerden bahsediyoruz. Çok ibadet etmekten bahsediyoruz. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bir hadis şerifte diyor ki her sultanın bir sınırı var. Allah'ın sınırı da haramlardır der, yasaklardır der. O zaman bir kimse iyi mümin olma yoluna gidecekse haramları yani yasaklanan hem Kur'an'la hem de hadis şeriflerle, sünnet-i resullahla hem ashabın iştadıyla, ashabın sünnetiyle haram olduğuna dair kat'i, kat'i, kes'i emirlerle yasaklanmış olan şeylerden uzak duracak.
Bu insanın aynı zamanda da ahlakını güzelleştirir. Haramlardan uzak durursa o kimsenin ahlakı güzelleşir ve iyi mümin olur. Allah cümlemizi onlardan ayarlar. AKK kurbanı nasıl kesilir? Kurbanın kanını bebeğe sürülmesi gerekir mi? Açıklar mısınız? Tabi olmazsa bebeği kurbanın kanının içerisinde bulacaklar. Böyle alnına sürmek yetmez. Çocuk daha çocuğu alacaklar. Akiko kurbanın kanını böyle güzel sıvacaklar.
Olmadı çocuğun alnının kanını içerisine koyacaklar. Biraz da yalatacaklar. Çocuk böyle sallanmış olur. Allah muhafaza etmesin. Yani yaparlar ya, kurbanı keserler, çocuğun alnına kan yaparlar. Öyle değil mi? Olmadı, kurbanı çeyre keserler arabanın önünde, arabanın önüne de bir tane kan bulaştırırlar. Kapının önünde keserler, kapının önüne kan bulaştırırlar. Bir tane kanı böyle alırlar, parmakla değil mi? Öyle yaparlardı. Hepsi de şamanlıktan kalmadı. Peygamber sallallahu ve sellem adlı akika kurbanı kesti, komple fukaraları tasavvuk etti, darıttı. Kız çocuğu bir tane kesti, oğlan çocuğu iki tane kesti. Kız çocuğuna bir, oğlan çocuğuna iki tane akika kurbanı kesme, sünnet.
Faz değil, vacip değil. Ve akika kurbanının kanını oraya buraya sürmek bidat. Bidat. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adlı. Böyle bir şey yapmıyor. İnsanlar sonradan ne hikmetse eskiden kalma dinlerini bulaştırmışlar. Geleneklerini bulaştırmışlar işin içine. Kestikleri kurbanın kanını, oralarını, buralarını sürmüşler. Kurban bayramında da yapıyorlar onu. Kurbanı kesiyor, herkes bir parmak atıyor kurbanı, anlına değdiriyor. Ne oluyorsa, cümpesiz insanlardan esinlenerek, eline doğru bir yoğun kat edilmiş. Örneğin bilgisi ya, beyne benzetilmiş. Efendim sorun şu, radyolarda bir frekans ayarı, alıcı verici var.
İnsanlarda bir frekans ayarı var mıdır? Ya da his ile de bir bağlantısı var mıdır? Mane nasıl olur? Biz aydınlatır mısınız? Muhakkak ki herkesin ve her yaradılanın bir frekans ayarı var. Ve her yaradılan o frekans ayarının üzerinde yaşar. bir birbirleriyle haberleşmek olarak argılanıyorsa, o insanların birbirlerine muhabbetleri, birbirlerine aşırı derecede sevgilileri olmaları lazım ki, o frekans ayarı olsun.
Şeyhi olmayan şeyhi şeytandır. Bu söz Abdülkadir Geylan Hazretlerine mi aittir? Bu söz, mana ayeti vardır. İnsanlarda bir çelişki yaratıyor açıklanmış. Bu söz, kimisi Abdülkadir Geylan Hazretlerine demiş, kimisi Hasan'ın Basri'inin demiş, kimisi Cüneyt-i Bağdat'inin demiş. Ve sonuçta ehli tasavvur, evliyanın bir sözü. Tabi bunu böyle bir hadis diyenler de olmuş. Ama hadisçiler bunu reddetmişler, böyle bir hadis yok demişler. Gerçekten de bu halde, müslümde, temizide böyle bir hadis yok. Hadis dediğindir. Bu sonuçta o veliullahlıların sözü oldu ve onlarca kabul edilen bir söz. Bu çelişki, insanlar tam böyle bir şeyi kabullenmek istemediklerinden dolayı doğuyor. Bu noktada buna ihtiyaç duymuyorsa bir kimse, bu noktada buna herhangi bir gereksinim duymuyorsa, söyleyecek bir laf yok. Ama velâkim şurayı da unutmayın.
Eğer Şeyh'ten kasıt bir şeyi bilen insansa, Şeyh'ten kasıt bir şeyi bilen insansa, eğer biz bilen insanlara ihtiyaç duymuyorsak, bu bizim cahiliyemizi gösterir. Şeyh dendiğinde ihtiyatçı fani insan demektir. Eğer ki biz Şeyh'i bu noktada üzerine yüklediğimiz anlam, mana, eğer bir bilge insan, bilen insansa, o zaman biz alimliğe, bilgeye, bilime karşı çıkmış oluruz, bu söze karşı çıkarsa.
Eğer yok, bu şey eğer ki pilifani ihtiyar bir kimse ise yüklenen mana, yani ihtiyar bir kimsenin kimsesi olmayanın, ihtiyar kimsesi şeytan olur. Yani bu da tezatlık teşkil edecek. İlla ki bir şeyin bilgisine, bir şeyin tecrübesine, bir şeyin bilimine ihtiyacı varsa bir kimsenin, o kimse o şeyi bilenin, o bir şeyin tecrübesine sahip olanın peşinden gitmek zorunda.
Yani hiç kimse tıbbı, el yordamıyla öğrenemez. Tıbbın şeyhine ihtiyacı var. Eğer ihtiyaç görünmemiş olsaydı, el yordamıyla o tıbb ilmi öğrenemeyecek olsaydı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Yahudi doktorlara, peytum halinden maaş vererek de siz burada kalın hem aynı zamanda bu ilmi de Müslümanlara öğretin demezdi. Demek ki tıbb ilmine ihtiyaç var. Tıbb ilmini bilen insanlara da ihtiyaç var. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bu noktada onları reddedip, taht edip göndermedi. Bizim böyle bir şeye ihtiyacımız yok demedi. Veyahut da o günkü gayrimüslimlerin sanatkarlarına, gayrimüslimlerin bilenlerini reddetmedi. Kovmadı toplumdan. Ticaret yapanları Medine'den sürmedi.
Paratörleri Medine'den sürmedi. Veyahut da o günkü şiir okuyanları Medine'den sürmedi. Hikaye yazanları Medine'den göndermedi. Bunları katletmedi. O zaman biz bir şeye karşı çıkarken neye karşı çıktığımızı da yerli yerine oturtmamız lazım. Eğer şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır sözüne karşı çıkacaksak o zaman duracağız şimdi. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır. Ne iş yapacak adam? Terzilik. Kendi kendine terzilik öğrenebilir mi? Öğrenemez. O tersiliğe gidip bir ustasından öğrenmesi gerekir. Öyle değil mi? O zaman bir kimse kendi kendine tersilik öğreniyorsa öğrenmesi mümkün değil. O hevaya hevese uğruyor. O noktadaki bir öğretmeni reddediyor.
Aslında kibirlilik var. Kibirli olanlar asla cennete de giremez. Karşımızdaki bir kimsenin doğru bilgisi var ise biz o bilgiye belirtmek zorundayız. Eğer o bilgiye ihtiyacımız olmasa da. Böyle tipik bir karşı duruş var insanlarda. Bir şeyi reddederken neyi reddettiğinin farkında değil. Yani reddediyor. Kimi reddettin? Şeyhleri reddetti. Bütün şeyleri asın. Asmışsınız. Bitmemiş. Bütün ehli tasavvufu öldürün o zaman. 1200 yıldır var mı? Var. Alın katledin. Herkes ucundan bir ehli tasavvufu birisi orada hata yapmış.
Birisi hata yapmış. Ama sözüyle ama fiiliyle. Hata yapmış. Ben de hasbelkader ehli tasavvuf olarak onu kabul ediyorum. Diyorum ki bu bir hata. Bu söz de hata. Bu davranış da hata. Bu ölçü olması mümkün değil. Gelin her birlik edelim. Bu hataları, bu eksiklikleri, bu kusurları temizleyelim. Bunlara karşı çıkalım. Ama yok kabul etmeyelim. Çıkardılar televizyonun bir kimseyi. Sonradan oyun oldu, düzen oldu. Meydana çıktı ama iş işten geçti. O zatı bir hata yaptı. Yaptı. Tamam. Ya bütün herkes şamil mi şimdi bu? Şimdi geçen gün televizyonda izliyoruz. Doktorun birisi yanlış.
Orada tükene bakmışlar. Kadının omuriliği şeyini ne o? Belindeki kemiği almışlar. Boynundaki. Ensesindeki omurilik kemiği almış yanlışlıkla. Bütün ameliyat eden doktorlarımız şimdi hepsi de bunların böyle yanlış mı yapıyor diyeceğiz. Doktorluk müessesine yazık değil mi? Ayıp değil mi? Onun gibi bir şey. Ehli tasavuktan birisi bir hata yapar kardeşim. Buradaki dervişlerden de yapar. Ben de yapabilirim. Hepimiz yapabiliriz. Birisinin hatasından kusurundan dolayı komple 1200 yıllık, 1300 yıllık, 1300 yıllık İslam hayatının içerisinde omurga gibi durmuş. İslam'ın yaşanmasında, İslam'ın ahlakında, İslam'ın mücadelesinde 1200-1300 yıl boyunca en hesapta durmuş.
Cihatta hem nefis de cihatta hem meydan muharebelerinde. Her alanda mücadele etmiş, cihad etmiş. Binlerce cilt eser yazılmış. Binlerce cilt İslam kültürünün içerisine katkıda bulunmuş. Bir topluluğu yok kabul edilecek miyiz? Oturalım. Evet. Buranın da eksi kusuru vardır. Ben hep arkadaşlara derim. Arkadaşlar bizim de eksiğimiz kusurumuz vardır. Bizim de Kuran ve sünnet noktasında eksiğimiz kusurumuz varsa söyleyin bana. Biz onu düzeltelim. Eğer bu komple cemaati ilgilendiren bir şeyse. Ama şahısların eksiğiyle, kusuruyla uğraşmıyormuş. Bu aynı mesela. Bizim dizdurlarımızda. Bizim yolun ana hatlarında. Kuran ve sünnetin dışında bir şey varsa İnşallah onu tamamlayalım.
Eksikse. Fazlaysa. Yani biz haddi açtıysak keselim atalım orayı. Bu da onun gibi bir şey. Şeyhi olmuyor. Şeyhi şeytandır. Ya Abdülkadir Geylan'ı söylemiş. Ya Beyaz Tıbistan'ı söylemiş. İşte Hasan'ı Bastı söylemiş. Cüneydi Bağdat'ı söylemiş. Bu zatlardan birisi söylemiş. Neresine yanlışlık var ya? Eğer şeyhi ki onlar şeyhi o esnada.
Bu sözün söylenmesi şu. Allah yolunda, nefis merak üzerinde, kalp yolunda gidecek olan bir kimsenin üstada ihtiyacı var. Siz hadis ilmini kendi başınıza okursanız bir yere kadar gidersiniz. Ama gerçekten böyle hadis ilmine vakıf olacaksanız gidip bir hadis aliminden oturup ders almak zorundasınız. İmam Muhar'ı gitmiş yedi yaşında oturmuş babasının önünde dedesinin önünde hadis okumuş.
On dört yaşındayken işte bilmem hangi alimin hadis kitabını hıfzetmiş. Hadisin şeyhi var mı var. O zaman bir kimse hadis okuyacaksa gidecek o hadis şeyhinden oturup ders alacak. Şimdi diyebilir miyiz ki biz kardeşim hadis şeyhin yoksa, hadis şeyhin gerek yok, sen istediğin gibi hadisleri oku. Bunun gibi bir şey, Allah bizi affeylesin. Öyle anlat oluyor ki fiilde olmasa bile iç aleminde bir ibadetle ilgili olabilir veya başka bir vaziyette riyakallık yaptığımı hissediyorum. Hemen akabimde bunu anlayıp teyve ediyorum nasıl bir iş anlamadım gitti. Hem derdisi hem münafıklık nasıl olacak. Onun münafıklık demeyelim. Olup insanların iç aleminde öyle nefisle vesvese verir o kimseye.
Sen riyakallık yapıyorsun, sen yanlış yapıyorsun, sen eksik yapıyorsun der. Biz onlara aldırmadan, şunu unutmayın arkadaşlar. Nefis ve şeytan kol kola verip bizi alt etmek için uğraşacaklar. Biz onlara aldırmadan namazımızı, ibadetlerimizi, haramlarla olan mücadelemizi devam ettireceğiz. Şeytan ve nefisle olan mücadelemizi devam ettireceğiz. Onlar bizim içimizden diyecekler ki sen münafıklık yapıyorsun, sen riyakallık yapıyorsun, sen yanlış yapıyorsun, sen eksik yapıyorsun. Biz de diyeceğiz ki ne kadar yanlışlık ve eksiklik varsa var. Bizim, biz devam ediyoruz kardeşim diyeceğiz. Devam edeceğiz, paye vermeyeceğiz. Allah muhafaza eylesin. Efendim sizlerle birlikte olalım, bir buçuk yıl oluyor.
Bu zaman zarfında maddi olarak oldukça zorlandım ve zorlanmaya devam ediyorum. İşin en acı yönü maddi olarak çokken Allah'ın takdir ettiği kadar hak sahiplerine hakları verebiliyordum. Fakat şimdi maddiyet düştü, bizim de imanımız burada yapılıldı. Varlıkta ve yoklukta neden hayır hasenatımız olmuyor? Ben gerçekten kendimden bu konuda nefret ediyorum. Sizden nasihat bekliyorum. Olur bazen insanlar dini yaşamaya başlayınca, şunu kapatın. İnsanlar dini yaşamaya başlarken daha önce böyle rahatken bu noktada maddi yönünden sıkıntılar çekebilirler. Problemler yaşayabilirler. Bu bir imtihan, bu bir sınama.
Hatta benim meşhur durumum. Önceden biz, ben derviş olmazdan önce daha doğrusu namaza başlamazdan ondan sonra İslami tarafa geçmezden önce hiç para sıkıntımız olmazdı bizim. Yok olurdu, bir günlük olurdu. Para gelir. Biz istasyon, para trendi. Sonradan şeye geçince biz, yolu değiştirince ben o günde bu günde para sıkıntısı olur bende. Şikayet olarak söylemiyorum bunu. Cenab-ı Hak yardım eder. Bir şekilde işim olur. O sıkıntı bitmez. İmtihan. Kimisi yokken var olur, kimisi varken yok olur. Olur bu olur. İmtihan. Önemli olan burada insanın hangi noktada olursa olsun, hangi noktada olursa olsun ibadetlerine ve dini hizmetlerine ve dini hayatına devam etmesidir. Buna sımsıkı sarılacak bütün kardeşler. Varlık dalların, yokluk dalların, darlık dalların, genişlik dalların. Bize düşen mücadele etmek.
Biz mücadelemizi edeceğiz. Biz tabanen kalkacağız, işimiz neyse işimize koşturacağız. İşimizde ne yapılması gerekiyorsa yapacağız, sonuç Allah'a. O mücadeleyi vereceğiz. Allah muhafaza eylesin. İnternet kullanımının haram noktasında dikkatli olunursa dinen bir sakıncası var mı? Yok. Sohbet dinlen, zikrullah izle, tebliğ vesilesi olarak Kur'an kitabıları dinlen. Efendim sizden rica ediyorum bunların hangisi kardeşini, bunların hangisi kardeşini üzmeye değer? Bazen de oyunla oynuyorum, gençlerle de kesin. E oyun oynuyorsan o zaman şey olmuş oluyor. Boş zaman olmuş oluyor, caiz olmaz. Ama öbür türlü eğer oradan dinini öğreniyorsan, kendini dini noktada doldurmaya çalışıyorsan söylenecek bir laf yok.
Kişi üstadına rabıta kurup herhangi bir soru sorup cevabını alırsa tekrar zahiren sormasına gerek var mı? Var. Mahallelerde haftalık derslerimizde sohbete gelmeyen arkadaşlar var. Bir de gelmeyip görevli arkadaşlar var. Hakkında dedikodu yapın. Bir de gelmeyip görevli arkadaşlar hakkında dedikodu yapıyorlar. Gelen arkadaşları cemaatten soğutuyorlar. Bu konuyu anlatır mısınız? Eyvah! Eyvah! Eyvah! Çok tehlikeli ya! Bir kimsenin dersini, zikrini soğutan bir kimse şeytanın vazifesini yapar. O şeytanın vazifesini yapar. Havur hadis-i şerif var da söylemeyin.
Ahir zamanda öyle insanlar çıkar, sizin konuştuğunuz gibi konuşur, sizin dilinizden konuşur, sizin gibi ibadet eder. Sizi kurban ve sünnetten uzaklaştığınız manasında hadis-i şerifler var. Bab-ül Fitri var da geçer veya hadis kitaplarının fitneler babında geçer. Hiç kimsenin, hiç kimsenin gittiği dersi götüremeyin.
Hiç kimsenin, hiç kimsenin bir yerden gitmiş, ders almış, onu gelin bizim dergahımıza demeyin. Allah mübarek etsin, yoluna devam et kardeşimle. Size Kur'an ve sünnet noktasında veya yol noktasında bir şey soruyorsa ölçü babında biliyorsanız cevap vereyin. Hiç kimsenin gittiği yolu kötülemeyin.
Hiç kimsenin şeyhini, hocasını, alimini, üstadını kötülemeyin. Hiç kimsenin, bunu kim kötülerse şeytanın vazifesini yerine getirmiş olur. Şeytan ne yapacak? Ne yapıyor? Müslümanların dinlerini yaşamasından, dinlerini öğrenmesinden alıkoymuyor mu? Evet. Deccal'ın, sübiyanın, şeytanın vazifesi bu değil mi? Evet. Peki sen bir kardeşin zikrullahına engel oldun. Onu yolundan çevirdin. Sohbete gidiyordun, kitap okacaklardı. Ama Risale okacak. Ama işte bilmem ne sohbetine gidiyorsa gitsin. Sen onu oradan alıkoydun. Oradan geri çevirdin. Gitme. Yanlıştır, şöyledir, böyledir dedi. O kaldı meydanda. Oraya gitmedi. Şeytanın midesine indi mi o?
İndi. Kim sorumlusun? Arkadaşlar. Mahallelerde sorumlu arkadaşlar var. Kardeşlerimiz peygamber değil. Bu kardeşlerimiz gökten melek değil, inmediler. Bu kardeşlerimiz mürşid-i kamil değil. Beni kendilerim burada diye söylemiyorum. Ama vazife yapmayan bir kimse, vazife yapanın asla ve asla halini anlamaz. Bir sorumluluğu olmayan bir kimse, asla ve asla bir sorumluluğu olan kimsenin halinden anlamaz. Yıl üç yüz altmış beş gün, hasta olmak yok.
Yıl üç yüz altmış beş gün, yan yatı çavara baktı demek yok. Yıl üç yüz altmış beş gün, benim işim vardı, benim misafirim vardı. Benim gelenim vardı, benim gidenim vardı. Bugün özel bir işim vardı demek yok. Mahallede ne gün dersi var? Pazartesi gün. Hepsi de pazartesi gün. Oraya dikilir. Normal bir kimse der ki bugün benim annem geldi ya, babam geldi dışarıdan. Ben bugün derse gitmeyeyim der, gitmez. Hiç kimseye de telefon açmaz. Ben bu akşam derse gelmiyorum diye. Bir yıl değil, iki yıl değil. Hüseyin kardeş on beş yıllık çalış. Mahallede. Bir tek Sivas'a kayınpederinin oraya gittiğinde derse gitmiyordu. Başka bir zaman derse gitmedi, bir zaman yoktu. Var mı sen?
Adnan önceden mahallede, şimdi şey der, tekke der. Bilmiyorum, Adnan beş gece tekke de misin? Şu anda en az üç gün. Bir günde mahalleye gidiyor, derse dört gün. O da Reyhan'da yıllardan beri, o da orada görevli. Zannetmiyorum ben bir hafta gitmedi o zaman. Ama buradaki cemaatin büyük bir çoğunluğunun, yani herhangi bir hafta gitmediği bir hafta dersi olmuştu. Veya Mehmet, işte önceden orada başka bir kardeş yaptırıyordu. Sonra dedim ki Mehmet bundan sonra sen yaptıracaksın. Kaç yıl oldu? Yeni dönem oldu. Üç sene oldu.
Eğer normalde nöbetin olmadığı zaman bir parşambere de geçti mi? Bir pazartesi, geçmedi. Sinan kardeş diyorum ha. Evine ders burada, o da gelir. Kim kardeşlerin arkasından dedikodu bilbet ederse Allah dillerini koparır onları. Koparır, koparır. Helah bulmaz o insan. Manevi olarak iki yakası bir araya gelmez oldu. Ha, Cafer var orada. O da 13-14 yıldan beri. Geçmemiştir onun da haftanın, yani haftanın dört günü evde geçmiyordu. Bunların bu arkadaşların hepsinde haftanın dört günü evde çocuğunla, çocuğunla geçirmiyorlar. Ben dört günü olduğunu kesin biliyorum.
Daha fazlası vardır, eksil yoktur. Hepsinin de eksikleri olabilir, kusurları olabilir, hataları olabilir, yanlışlıklar olabilir. Bir kardeşin birisine ters bakmışlardır, yan bakmışlardır. O esnada canım bir şeye sıkkındır, dinlememiştir. Hepsi de olabilir insanlık ağır. Vazifeli, görevli olan kardeşlere dil yüz atanın dili kopar. Bu kim olursa olsun. Bu kim olursa olsun. Allah'tan korkmak lazım. Allah'tan korkmak lazım. Allah'tan korkmayanlar bunu ancak ulu orta konuşurlar ve eleştirirler. Onların Allah'tan korkuları, peygamberden utanmaları yoktur.
Onların günah-i kebayetten haberleri yoktur. Onlar bu işin verhametini, bu işin derinliğinden, bu işin ağırlığından haberleri yoktur. Allah mavaz eylesin. Allah mavaz eylesin. Tövbe edin kardeşler. Eğer böyle bir şey yaptıysanız helallaşın. Helallaşın. Nasıl olduğunu çok iyi bilen bir insan. İnsan o böyle heyecanla, o düşüncelerle bir şeyler yapar. Yaparken belki de bir şeyleri kırıyordur. Kırabilirler. Eksik de yapıyor olabilir. Hep onlardan geçtik biz. Ama bir şeyler yaparken böyle arkadan, kardeşin dediğin, arkadaşın dediğin, ciğerin dediğin, aynı dergâhtanız, aynı yoldanız, aynı yoldaşın dediğin kimse seni hançerliyorsa bu çok acı geliyor insana.
Bu çok acı geliyor insana. İnsan patinaj ediyor buradan. Diyorsun ki ya aynı yerdeyiz. Aynı yerde Allah'ı zikrettik. Aynı yerde sohbet ettik. Aynı şeyhe bağlıyız. Aynı yolda gidiyoruz. Ya ne ama benim arkamdan konuşuyorum kardeşim ya. Sen konuşma. Neden? Ya sen bu işi biliyorsun. Beraberiz. Sen bari konuşma. Sen muhafaza eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir cuma gün cemaatin içerisinde münafıkları çıkarıverdi. Sen sen sen sen çıkın dışarı dedi. Sizler münafıksınız dedi. Yüzlerine. Yüzlerine söyledi.
Yüzlerine. O peygambere has bir şeydi. Bazı veliler bu peygambere has olan bu özelliği kullanmak zorunda kalmışlar. Demişler ki seni seni seni seni dersini aldım. Tükün gidin bizden işimiz yok demişler. Kimisi ders vermemiş mesela onlara hiç. Torunacı Mustafa Efendi Husis'i alır atarmış dışarı.
Kardeşlerle bir daha derviş sohbetlere gelmeyecekler. Bizim derslerimize gelmeyecekler derviş. Abdullah Efendi yapmazdı. Allah rahmet eylesin. Ben yaparım arkadaşlar. Ben yaparım. Deden kardeşleri kollarım. Açık söylüyorum.
Meşhur bir tezim vardır. Döveceksen ben döverim. Bu hepiniz için geçerli. Herkes için geçerli. Döveceksen ben döverim. Yere vuracaksan ben vururum. Kimseye vurdurmam. Size de vurdurmam kimseyi. Görevli kardeşlere de vurdurmam. Bizimle kardeşse. Kardeşler birbirlerini hançerlemezler. Kardeşler birbirlerinin sırtından vurmazlar. Kardeşler birbirinin gıybetini dedikodusunu yapmazlar. Kardeşler birbirlerinin açığını, eksiğini, yediğini takip etmezler. Bu manevi hastalıktır.
Şeytan ona musallat olmuştur. Şeytan ona musallat olmuştur. Allah muhafaza eylesin. Ve şunu da unutmayın. Böyle eski yeni ayrım yapmak istemiyorum. Hakkınızı helal edin. Herkesin kendine ait bir çizgisi vardır. Bir şeyde ben böyle çok şey duruyorum. Allah affetsin keskin ve dik duruyorum. Ben çok çektim çünkü bu noktadan açık konuşayım. Beni şeyhime çok şikayet ediyorlardı. Bu konuda herhalde en şey olan bu noktada canı yananlardan birisi de benimdir. Bana hiç kimse arkadaşlardan şikayete gelen yok. Birkaç kişi telefon açtı onu da alın gelin dedim ben.
3-5 kişi daha aradı onları da dedim. Şikayet kimden şikayetçisin? X kimseden. Onu da al gel yanıma. Yüzleşin burada benim yanımda. Şikayet edeceksiniz öyle gelin. Bayanlar da telefon açıyorlar beylerini şikayet etmek için. Al beyni gel yanıma diyor. Hükmeteceksen al beyni de gel. Al hanımını da gel. Hükmeteceksin. Hükmeteceksin. Al o. Kimse filanca çavuş kardeş. Al gel onunla. Dinlerim ikinizde. Hepinizi de dinlerim. Dövülecekse ben döverim merak etmeyin. Siz dövmeyin. Anarşi çıkar o zaman. Şeytanın istediği budur. Siz hükmetmeyin. Şeytanın istediği budur.
Sen kendi kafandan hükmedersin. Ya bu adam dersi neden böyle yaptırdı da dersi kendi kafasına göre yaptırıyor da 10 dakika yaptırıyordu. Yok 50 dakika yaptırıyordu. Neden kısa yaptırdı? Bak bugün kısa yaptırdı. Bak bugün uzun yaptırdı ya nefesimiz kesildi terledik. Ya hava soğuk bak şimdi uzun yaptırdı. Efendi olsaydı kısa yaptırdı. Yok canım bu efendinin peşinden gitmiyor. Bu muhalefet canım. Bu neden böyle yapıyor ya kendini? Bir şey mi zannediyorsun? Dili kopar insanın dili. Dili yerlerde sürmüyor. Birbirlerinizi sevin. Birbirlerinizi muhabbet verseyin. Mahalledeki görevli kardeşlerinizi ağabey olarak sayın. Ağabey olarak sevin. Onlara hürmet edin.
Onlara hürmet edin. Enseye tokat. Ağabey. Ağabey. Bunlar hepsini kaybettirdi insanı. Hepsi de kaybettirdi. Burada vazifeli. Ki mahallenin değerlisidir. Allah razı olsun. Bizim ağabeyimizdir. Bize Allah dirittiriyor. Bize hürmeti var. Hizmeti var. Biz ona laf söyletmeyiz kardeşim. Bu kim? Bu dert tek kede semazenleşmiş. Bu işte tek kede görevli. Bu kim? Tek kede şu. Bu dergah da bu. Bu filan geldi şu. Ağabey bizdir. Hizmet ederiz. Hürmet ederiz. Hizmet ederiz. Hizmet ederiz. Hürmet ederiz. Saygı duyarız. Arkasından konuşmayız. Delikode etmeyiz. Gıybet etmeyiz. Ettirmeyiz de. Varsa bir meselemiz.
Onunla oturup konuşuruz. Çözeriz. Çözemezsek onu da alırız. Büyüğü belli. Küçüğü belli. Üstihadı belli. Her şey belli. Gideriz onun yanına. Selamun Aleyküm Aleyküm Selam. Biz bu işi halledemedik. Hakkımızı bu noktada hallettir. Bak sorular geliyor. Ben burada cevaplıyor muyum? Cevaplıyorum. Yazan soruyu cevaplarım burada. Şahıs belli olmak istemiyorsak. Anarşi yok. Allah muhafaza eylesin. Kıybet dedikodu yok. Hakkınızı helal edin. Hakkınızı helal edin. Elal edin. Elal edin. Ve bu kardeşlere de hakkınızı helal edin. Elal edin. Elal edin. Ve bu kardeşlere de hakkınızı helal edin. Elal edin. Elal edin. Kim bu kardeşlere laf söylemeye kalkarsa onları da susturun.
Onların haklarını koruyun. Onlar da sizlerin haklarını korusun. Kardeşlerinizin hakkını korumazsanız sizin hakkınız da korumaz. Siz kardeşiniz tiptiklerseniz dışarıdan gelir aklı balar. Sizin zayıflattığınız kardeşinizi yer. Ve insan yanındakinden hançer beklemez. Beklemediği yerden hançer gelince de yıkılır insan. Allah muhafaza eylesin. Hepimizin eksiği vardır. Hepimizin kusuru, hepimizin hatası, yalnızlığı vardır. Hepimizin vardır. Bunlar bizim birbirimizi hançerlememizi gerektirmez.
Birbirimizi vurmamıza gerektirmez. Bizim birbirimize çerne takmamıza gerektirmez. Allah muhafaza eylesin. İslam'ın Müslümanların ehli tasavvufunun bu kadar düşmanı varken, kendi içimizde birbirimize düşmemiz kadar ahmakça, salakça, aptalca bir şey olmaz. Bu gerizekalılıktır, endesilliktir bu. onun Allah'tan, Peygamberden, Kur'an'dan, Sünnet'ten, mücadeleden, tasavvuftan, dervişlikten, mürittikten haberinin olmadığını işaret eder. Dağda taş dahi olamaz o kimse. Dağ silkinir, bu pisliği benim üzerime ne yaptınızlar. Dağ silkinir, bu pisliği benim üzerime ne yaptınızlar. Allah diyenlerin arkasından konuşmaya. Kim Allah'ı zikrediyorsa onun etrafına Cenab-ı Hak en az, en az bir tane koruyucu melek verir.
Kim ona zarar vermeye çalışıyorsa ona lanet eder. Lanet olsun yarabbi bu adama seni zikredene laf söyledim. Kime lanet olsun dervişe, öyle mi? Allah muhafaza eylesin. Kimsenin, kimsenin ölküyü konuşalım, sabahlara kadar konuşalım ölküyü. Eyvallah, söyleyecek bir söz yok. Gıybet, edikodu, birbirini hançaylamış. Birbirinin arkasından konuşmaz. Onu şunu şu hale yanlış yaptık, onu böyle doğru yaptık. Yok böyle olmaması lazımdı. Neden böyle oldu? Allah muhafaza eylesin. Zikirle alakalı, hemen bir tane hadisi sokayım, ondan sonra birkaç tane de başka hadisi okuyacağım inşallah. Kim?
Bu hadis herif özellikle söylüyorum, bunu okuyorum. Geçen hafta cumartesi gün, Cenab-ı Hak bunu tecelli etti benim üzerimde. Ben kendi kendime, cuma gün gece bunu kendi kendime denemek değil, kendi kendime bunu niyet ettim. Sabahına, sabahına, sabahına, sabahına gördüm bunu ben. Hadis herif, aynen tecelli etti. Bunu okuyacağım, bu sesi böyle okuyayım diye arkadaşlara da söyledim. Kim yatağına abdesti yatırıp, uyku basıncaya dek Allah'ı zikrederse, gecenin herhangi bir saatinde kalkıp Allah'tan gerek dünya ve gerekse ahirete ait ne isterse Allah mutlaka ona istediğini verir. Kim? Kim abdestli yatar, gece yatarken, uyuyunca kadar Allah'ı zikreder ve gece uyandığında sağından soluna dönerken solundan sağına dönerken.
Allah'tan gerek dünya, gerek ahiretle alakalı ne isterse Allah onun istediğini verir. Söz Resulullah s.a.v. hazretlerine ait. Müjde ona ait. Bize nakleden, bize söyleyen o. Ne söylediyse heva hevesinden söylemedi. Ne dediyse heva hevesinden demedi. Bir böyle sıkıntım vardı kendi kendime, hiç kimseydi diyemiyordum. Cuma günü kendi kendime niyet ettim böyle. Dedim ya Rabbi, benim derdimi biliyorsun sen inşallah dedim. Namazı kılayım, sabah namazını kıldım. İşte sabah namazına abdesti yatıyorum. Uyanacağım, bunu söyleyeceğim. Onu yiyemedim. Uyanacağım, söyleyeceğim diye de söyleyemedim de.
Kendi kendime dedim, sen beni benden iyi biliyorsun ya Rabbi dedim. Cenab-ı Hak cumartesi günü hem böyle kalktım işte sabahın, ondan sonra işte kımar alana vasit patlamış, işte onunla uğraştım. Oradan gitti, dükkanı Cenab-ı Hak tecelli ettirdi. Kendi kendime dedim ki arkadaşlarla paylaşayım bunu. Allah'tan isteyin. Zikirle, duayla, namazla isteyin. Evet isteyin. O verici elhamdülillah. Sohbetlerde inşallah bundan sonra birkaç tane hadis-i şerif ya edeplerle alakalı ya da haramlarla alakalı birkaç tane hadis-i şerif inşallah koymaya çalışacağım her dersi bundan sonra inşallah. Zikir mahsip bitmek üzere.
O bitince komple inşallah buna başlayacağız. Ama bu noktada da inşallah, benim saati yanlış mı? 9.30 saat. Tamam. İnşallah bundan sonra bu noktada böyle edeplerle ve haramlarla alakalı hadis-i şerif böyle inşallah okunmaya gayret edeceğiz. Tabi az önce bir mevzu oldu ya, günah-i kebahilerle alakalı. Günah-i kebahilerden birisi neydi? Anne babaya asi olmak. Öyle değil mi? Bir gün de edeble alakalı, anne baba hakkıyla alakalı 3-4 tane inşallah hadis-i şerif var. Bunu da okuyayım. İnşallah iyi belirleyin sizler. Cenab-ı Hak biz insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Bununla beraber hakkında bilgi sahibi olmadın, yani ilah tanımadın bir şeyi bana ortak koşman için sana emir verirlerse artık onlara bu hususta itaat etme.
Akıbet banadır, dönüşünüz. Akıbet banadır, dönüşünüz bende işlemiş olduğunuz amelleri size verecek. Dönüşünüz de banadır. Buyur. Akıbet sure 8. Abdullah ibni Mesud şöyle demiştir. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme sordum ki, amellerin hangisi şanı aziz ve yüce olan Allah'a sevgilidir? Buyurdular ki, müstehab olan vaktinde kılınan namaz, sonra ana babaya iyilik etmek, sonra hangisidir dedim, sonra Allah yolunda cihad etmektir dedim.
Bu hadisi nakledim demiş ki, yani Abdullah ibni Mesud. Peygamber bu üç şey bana söyledi, eğer ondan daha ziyade soraydım, muhakkak bana daha da ondan, daha da söyleyecekti. Muhar Müslüm temizi ve tabara annem dedi. Bu ayet-i kerime ashabtan birisi için indirilmiş. Ashabtan birisinin annesi, oğlunun dinden geri dönmesi için açlık orucuna girmiş.
Açlık orucuna demiş ki, kırk gün hiçbir şey yemeyeceğim, içmeyeceğim. Bir mülteci sonra o ashab, isma aklıma gelmedi şimdi. Musab bin Ümeyir. Musab bin Ümeyir gider, annesine der ki, anneciğim kırk tane canım olsa, her gün kırk tane canım olsa, her gün Allah birini alsa, ben yine dininden dönmeyeceğim. Bu mesele duyulur, Cenab-ı Hakk'ın ayet-i kerimeyi indirir.
Ve devam edeceğiz şimdi bilmemiz diye. İnşallah. Abdullah ibni Ember şöyle buyurmuştur, Rabbin rızası babanın rızasındadır. Rabbin gazabı da babanın gazabındadır. Rabbin rızası babanın rızasındadır. Rabbin gazabı da babanın gazabındadır. Ebu Hureyre şöyle nakleder. Ey Allah'ın Resulü kime ilmek edeyim? Annene. Sonra kime? Annene. Sonra kime? Babana da Ebu Hureyre'ye. İbn-i Abbas şöyle demiştir, Allah Resulü'nden rivayet ediyor. Müslüman, ana babaya sahip olan bir Müslüman Allah'tan sevap bekleyerek onların hizmetinde bulunursa Allah ona muhakkak cennetten iki kapı açar.
Eğer ana babadan biri bulunursa bir kapı açar. Eğer onlardan birini kızdırırsa, gazaba getirirse onun rızasını kazanmadıkça Allah o çocuktan razı olmaz. İbn-i Abbas'a sordular. Eğer ana baba o çocuğa zulüm etmiş olsalar da mı? Çocuğa dünya işlerine zulüm etmiş olsalar dahi rızalarını almadıkça Allah ona razı olmaz cevabını verdi. Kıymetli kardeşler. Bunun bu mevzuyla alakalı bütün hadis kitaplarında edeble, adatla alakalı hadis kitaplarında anne babaya hürmet, hizmet, anne babaya saygı, sevgi bununla alakalı hadisler en başta. Madem ki o bütün ulema bunu en baş almış, biz de o en baştan başlayalım diye niyet ettik.
Anne babaya saygı, sevgi Kur'an ve sünnet dairesindedir. Helallar dairesindedir. Anne baba sizden haram bir şey isterse, anne baba sizden Allah'ın men ettiği bir şeyi isterse veya Allah'ın emrettiği bir şeyi yapma derse ona itaat edilmez. Yani anne baba dedi ki namaz kılmayacaksın ona itaat edilmez. Anne baba dedi ki yapmayacaksın anne baba dinlenmez. Anne baba dedi ki oruç tutmayacaksın anne baba dinlenmez. Ama anne baba hürmet ve hizmet edilir. Bu noktada bunu ayırt edecek kardeşler. Anne ve babalarını kırmayacaklar, üzmeyecekler, kızdırmayacaklar. İyi geçinmeye gayret edecekler ama dinlerine de sahip çıkacaklar.
Anne babayı kırmamak, üzmemek adına dini hayatlarından, dini yaşantılarından taviz vermeyecekler. Anne baba hakkı dinin içerisinde hak. Dinin içinde kaldığı müddetçe bir problem yok. Ama dinin içinde kalmıyorsa o zaman çocuklar anne ve babalarına itaat etmezler. Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden anne ve babalarınızla iyi geçinin. Onlara hürmet edin, onlara hizmet edin, onlara saygı duyun, helallıklarını alın. Onlarla cederleşmeyin, onlarla tartışmayın, onlarla kavga etmeyin. Anne babalarınızla didişmeyin, dırlaşmayın. Hiç asla, asla din kavgası yapmayın. Bunu her meselede söylüyorum. Çünkü bakıyorum, toplum din kavgası veriyor dışarıda.
Dini tartışıyor daha doğrusu. Dini anne babalarınızla tartışmayın. Dini hayatınızı yaşayın. Anneniz bilsin ki bu namazı kılacak. Anneniz bilsin, babanız bilsin, bu orucu tutacak. Anneniz babanız bilsin, buna haç farz olmuş, bu haça gidecek. Anne babanız bilsin, bu gelini örtecek, kapatacak. Yani mezdure dolaştıracak. Bilsin bunu, annem ola bilsin. Bu çocuk, çocuklarını Kur'ana ve sünnata göre yetiştirecek. Ona göre dizayn edecek. Bunu bilsin, bunda bir problem yok. Bu konuda da tartışmak yok, didişmek yok. Siz tavrınızı ve tarzınızı koyacaksınız. Tavrınızı ve tarzınızı koyacaksınız. Didişmeden, tartışmadan, gönüllerini kırmadan. Konuşursanız çok, gönüllerini kırmış olursunuz.
Allah'ıma muhafaza edersek. Anne babalarınızla helallaşın. Küs olanlar varsa barışsınlar. Bir kimse annesine babasına küs olamaz. Velev ki annesi babası onunla konuşmak istemese dair. O konuşmak istemiyor. İstemesin. Sen aç telefon, selamün aleyküm aleyküm aleyküm aleyküm selam. İyi misiniz, hoş geldin. Halini hatırlı sor. Sen git ona, halini hatırlı sor. Sen git. Halini hatırlı sor sen. O istemiyorsa istemesin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden anne babalarınızı asla kırmayın. Asla üzmeyin. Anne babalar, çocuklarınızın yapamayacağı şeyleri istemeyin. çocuklarınızın yapamayacağı şeyleri istemeyin. Siz de çocuklarınızı kırmayın, çocuklarınızı üzmeyin. Siz de çocuklarınızla makul davranın.
Siz de çocuklarınızın Kur'an ve sünnet dairesinde haklarını gözetin. Onları boğmayın, onları sıkmayın. Onları cenderenin içine katmayın. Onların yapamayacağı şeyleri onlara yüklemeyin. Onlara da hayat hakkı, onları da yaşam hakkı tanıyın. Bana itaat etmek zorundasın. Gel her gece buraya. Bana itaat edeceksin. Burada yatacaksın. Bana itaat edeceksin. Bırak bu karıyı. Bana itaat edeceksin. Ve işte şunu şöyle yap. Bunları da yapmayın. Çocuklarınıza zulmetmeyin. Büyükler için söylüyorum. Çocuklarınıza merhametli davranın. Çocuklarınıza şevkatli davranın. Çocuklarınızı sarın, sarmalayın. Ben anne babayım. Benim emrüm yerine gelecek. Ben anne babayım. Benim dediğim gibi olacak değil. Çocuklarınızla da çatışmayın. Çocuklarınızı kendinize karşı isyan noktasına, kendinize karşı başkaldırma noktasına getirmeyin. Davranışlarınızla, hareketlerinizle.
Yeni evlenmiş, onun da bir hayat hakkı var. O da hanımıyla gezecek, tozacak, yürüyecek, eğlenecek. Kendine göre. Onun da kendine göre arkadaşları olacak. Gidip geldiği yerler olacak. Ona müdahale etme. Kötüye giden bir şey varsa eyvallah. Ama kötüye giden bir şey yoksa ona müdahale etme anne babayım diye. Çocuk evine misafir alacak, annesinden babasından korkuyor. Babam ne der diye düşünüyorum. Annem ne der diye düşünüyorum. Ne der? Anne baba ona anlayış göstermiyor. Ya bırak. Onun da kendine göre arkadaşı olacak. Onun da kendine göre çevresi olacak. Onun kendine göre bir hayat tarzı olacak. Sen de ona saygı duy. Sen de onun hayat tarzına saygı duy. O da sana saygı duysun. Tamam bir şekilde hayatımız, hayat devam etsin. Allah muhafaza eylesin. Büyükler çocuklarına zulmetmesinler.
Çocuklarını dar daireye, cennelerin içine katmasınlar. Küçükler büyüklerine saygılı ve sevgili davransınlar, hürmetli davransınlar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden karşılıklı anlayışlar, sevgiyle, karşılıklı muhabbet ile, karşılıklı merhamet ile şu dünya denenler minhet minhethaneden göçelim giderim inşallah. Haklarınızı helal edin. Ben isterim ki yarın cuma öyle yap. Bayram hepiniz annelerinizi, babalarınızı bu noktada, hiç olmazsa telefonla açın. Cumasını mübarekleyin. gönüllerini alın, helallaşın. İyi misiniz, hoş musunuz deyin. İnşallah ziyaret edebilenler ziyaret etsinler. Ziyaret edemeyenler telefon açaraktan hayır dualarını alsınlar. Anne ve babaların hayır dualarını alın.
Kötülük yapmış olabilirler size. Yanlışlık yapmış olabilirler. Eksiklik yapmış olabilirler. Sizin hakkınızı tecavüz ettik olabilirler. Olabilir. Siz onları affedin bu noktada. Siz boynunuzu bükün, dervişlik yapın. Onlarla helallaşın. Onların da duasını alın. Onlar ne düşünürlersin düşünsünler. Allah bizi affetsin inşallah. Hakkınızı da helal edin. Sizden yanında helal olsun inşallah. Muhartın Nisan'ın kaçıydı? Nisan'ın yirmişini unutmuyorsunuz inşallah. Allah'tan bir şey gelmezse bütçü ihnaz bir faziyaş yapınlar. Hatır olan çuvaplara emelen bize Fahik Şahin Atilla Sayın Hücudat Peygamber Efendimiz sallallahu ve sellem aleyhi ve sellem gelinmiş geçmiş bütün Peygamber Zişan Efendimiz'in ruhlarına aileyle meyrik vası ve sada eyle yarabbim ve zâle eyle yarabbim ve zâle
yârabi yârabi yâbî ebî Allah'u ve zâle Resûlullah şöhle Resûlullah'ına sabresullâh'ın ruhlarına ayrayır hedeleydik vası ve sada eyle yarabbim amin ve zâle yârabi feydatlar ve hîmetler ve şefa adân üzerlerimizden eksik eyleme yarabbim amin ve hânef imam şafi ve malik imam hambele adân ruhlarına ayrayır hedeleydik vası ve sada eyle yarabbim ve zâle yârabi feydatlar amin
birimiz seyyidâ ful-kader geylân birimiz seyyidâ medel rufay birimiz seyyidâ medel bedel birimiz seyyidâ ibrahîm dursu kibri nîşâ büresan işâd elî şâhân akşibend-i muhammed-i bahad-i nîşâhân lânâ cadâ lânâ cadâ lânâ hâdî ve hâdî mehmed-i Mahmud-i muhammed-i sâd hazretlerinin ruhlarına ayrâ rehli edin basıl ve sâdâ eyle yâ amin ve sâdâ eyle ya râbî feydatlar rehîmetlerinin şefâdân üzerlerimizden eksik eyleme yâ râbî amin üç iblas bir fâtiha amin geçmiş müslik hamillerin velilerin evliyaların demişlerin müslümanın ruhlarına
eksik eyleme yâ râbî râbî ülke âlimizde gelinmiş geçmiş osman âliyeden gelinmiş geçmiş akrabâ tarih arkamızdan gelinmiş ruhlarına ruhani ayetlerine ayy ayy rehyderi vasıl ve sâdâ eyle râbî râbî alhamdülillâh minneşşeytan râbî bismillahirrahmanirrahim âlimennâhû alhamdülillâh
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.