Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Temmuz 2015 · 32:13
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Daha önceki yıllarda Ramazan'ın son 10 gününe denk gelen dersleri iptal ediyordunuz. Bu yıl bayanlar ve erkekler için durum nasıl olacak? İptali kaldırdık, serbest ediyoruz. Mecburiyet yok. İsteyen derse son 10 gün gelebilir. İsteyen gelmez. Önümüzdeki perşembe gecesi bayram arifesine rastlıyor. Burada sohbet ve zikrullah olacak mı? Hayır. Arife günü, yok be arife günü de var. Ne yapalım? Ne yapalım? Ne yapalım? Önümüzdeki perşembe gününki ders iptal oldu. Adnan Hoca dedi ki, müsaade etseniz daha iyi olur dedi. İyi dedi ki. Ben Arap'ım, Arap benden değildir. Hadis-i şerif var mıdır? Ben hiç böyle bir hadis-i şerif okumadım. Hiç ama.
Benim okuduğum normalde hadis-i şeriflerde böyle ben Arap'ım, Arap benden değildir diye bir hadis-i şerif okumadım. Hocam sen okudun mu? Hiç böyle bir şey ihbarat oldu mu okulda falan? Peygamberlerin hepsi neden erkek? Cenab-ı Hak öyle seçmiş. Tüm hastalar için, dertliler için bir dua istiyoruz. Her dersin sonunda yaptırıyoruz. Yapıyoruz daha doğrusu. Yani dersin sonunda bütün hastalara, bütün maddi manevi herkese dua okunuyor. Bunun üstüne daha işte hastamız için dua denilmesinin sanki o çok komple arkadaşlarla yapılan duanın hükmü azmış gibi oluyor. Allah muhafaza eylesin. İş sebebiyle sadece bir günlük itikafa girebiliriz. Böyle bir şey mümkün mü? Evet.
O günün dersi ne olmadılar? Hangi vakit giriliş? Hangi vakit çıkıştır? Durumuna göre bir vakit beyan edeceksin. Öğlen namazında girdiysen bir dahaki öğlen namazında çıkacaksın. Günlük dersini çekeceksin 70 bin tehdit. Üç gün girenler, üç gün üst üste 70'er bin tehdit çekecekler. İnşallah. Boşamada iki talak verilip de üçüncü iddet zamanı dolmadan barışması durumunda mevcut vermiş olduğu iki talak yok hükmüne mi girer? Evet.
Veya olası bir durumda tekrar boşamak isterse tek talaka boş hükmüne mi girer? Hayır. Normalde bir kimse bir talak vermiş olsa, ardından cinsel ilişkiye inse talaktan rucu etmiş oluyor. Veya iki talak verse, iki talak verdikten sonra tekrar barışma söz konusu olsa, hatta küs olsalar bile erkek dese ki iki talak verdim ama sen benim karım hükmündesin, seninle cinsel ilişkiye gireceğim dese, kadın da ona hayır diyemeyeceğinden dolayı yine rucu olmuş olur.
Eğer erkek boşama istiyorsa, boşanmayı istemiyorsa, normalde rucuda her zaman için kapı aralıdır. Üç talak oldu, üç talak ayrı ayrı üç talak yaptı, kesin boşanma o zaman. Bir talak yaptı, iddet bekledi bir ay veya iddet beklerken beklemedi de, 15 gün sonra erkek rucu etti. Çünkü kadın ona tabi olmak zorunda, kadın bu noktada itaat etmek zorunda. Rucuda cinsel ilişkiye girme şartı koymuşlar rucuda, taraflara. Cinsel ilişkiye girdi, rucu etmiş oldu, talak otomatikman boşa düştü. Veya iki talak yaptı, iddet bekledi, hatta üç ay, beş ay, on ay, bir yıl ayrı durdular. Adam iki yıl sonra kafası döndü, dön geri dedi, sen benim karımsın dedi. Tekrar geriye dönebilir mi? Her cevap dönebilir.
O talaklar boşa düşer mi? Evet. Ancak kayboldu adam. Hanefiler demişler ki adam kaybolursa, ölü mü diri mi bir haber alınmıyor. Yaşayıp yaşamadığı belli değil. Hanefilere göre yaşıtları ölünceye kadar. Kadın beklemekle mükellef. Şafi'ye göre dört yıl. Osmanlı uleması burada Şafi'nin fıkıhını kullanmış. Şafi'ye dönmüşler bu meselede. Şafi'ye göre iştahat etmişler. Eğer dört yıl bir adamdan haber alınamazsa, sağ mı, öldü mü, ölmedi mi, ne olduğu belli değil. O zaman ölüm hükmüne veriyor. Şimdi ölüm hükmünü verebilmesi için nüfustan düşmesi lazım. Şimdi böyle bir şey var. Nüfustan düşemiyor ölüm hükmünü veremeyince. Bunların hepsinde yeni iştahada ihtiyaç var.
Ama adam yirmi yıldan beri kayıp, yok. Veya on beş yıldan beri ulaşılamıyor. On yıldan beri ulaşılamıyor. Nüfustan da düşülmüyor. Nüfustan da düşülmediğine göre talak duruyor orada. Boşama veya nikah duruyor. Kadın bir başka kimseyle evlenmesi mümkün değil. Bunun şimdi bugünkü hukuk bunun içerisinden çıkamıyor. İslam hukuku da bu noktada yeni fetvaya, iştahada ihtiyaç var. Tıkandığı yerler. Adam bir gitmiş Almanya'ya. O yirmi yıldan beri Almanya'da. Adamın Almanya'da olduğu biliniyor. Sağ mı öldüm ölmedim belli değil ama nüfus cüzdanı duruyor. Yirmi yıldan beri de nikahı duruyor adamın. Kadın diyor ki on yıldan beri haber alamıyoruz. Ne geliyor, ne gidiyor, ne arıyor, ne soruyor, ne bir şey yapıyor.
On yıl olmuş. Benim nikahım ne olacak diyor. Ne olacak hocam nikahın? Ama öldüğüne hükmedilemiyor. Şafii öldüğüne hükmediyor. Öldüğüne hükmediyince mirasına el koyuyor çünkü. Öldüğüne hükmetse mirase el koyacağız. Gene olmuyor. Şafii öldüğüne hükmediyor. İmam Şafii diyor ki öldüğüne hükmedilir. Öldüğüne hükmedilince nikah da düşüyor. Adamın mallarına da el konuluyor. Yani miras paylaşımı yapılıyor. Adam nüfus cüzdanı duruyor. Tarlası, takkası, evi, barkı da duruyor. Gelmiyor adam on yıldır. Anadolu'da çok böyle. Mektuptan soru soruyorlar.
Böyle mail gönderiyorlar. Telefon açıyorlar bana. Farz namazlardan önce veya sonra kılınan namazlar sünnettir. Yatsıdan sonra kılınan teravih sünnettir. Bu namazları kaza olmakta kılsan sünnete idare etmiş olursun. Önemli olan bu namazların o vakitte kılınmasıdır. Bu söylev doğru mudur? Bu söylev doğru mudur? Doğrulardan bir tanesidir. Birisi der ki ben bunu kabul etmiyorum. Hakkıdır. Ama normalde bu hıkıh içerisinde var mı? El cevap var. Namazda ikinci rekatta oturacakken tekbiri uzatmak doğru mudur? İkinci rekatta oturacakken tekbiri uzatmak. Soru kimi? Nasıl ki bu? Rekatı mı geçti? Tekbiri uzat.
Allahu Ekber mi? Olarak dedi. Bu mu yoksa? Eşim dokuz haftalık gebeydi. Bebek yedi haftalık iken kalbi durmuş. Kürtaj oldu. Az kanam oluyor. Nifaslı hükmünde mi? Özürlü hükmünde mi? Namaz kılabilir mi? O normalde şu anda nifaslı hükmünde. Düşük olduğu için, normalde bu noktada kürtaj olduğu için nifaslı hükmünde bekleyecek. Normalde kanaması bitinceye kadar. Kanaması bittikten sonra iki, kırk gün beklenmeyecek. Aynı en uzun gün kırk gün. Bekleyecek, ihtiyat edecek. İşte kanaması bittiği zaman bir namaz vakti daha bekleyecek. Yine kanaması gelmiyorsa, gusletecek. Namazını kılacak. Yine bakacak. Temkinli gidecek. İşte kaç gün kanaması devam etti.
Yedi gün, on gün, on iki gün, on beş gün. Kanaması bittikten sonra normalde abdest alıp devam edecek. Şu anda nifas hükmünde. Benim annem yirmi sene önce vefat etti. İki deyim annemden sonra öldü. En son geriye anneannem kaldı. O da yanımda iki sene önce vefat etti. Anneannem küçük deyimden emekli maaş alıyordu. Vefat etmeden önce yüklü miktarda nakit parası vardı. Fakat vasiyet etmedi. Ölen büyük dayımın dört tane kızı var. Küçük dayımın kimsesi yoktu. Bu paradan vasiyet etmeden mirastan kız tarafı olan. Yani ben ne derecede hak sahibiyim. Dayın diğer dört kızı yani erkek tarafı ne derece hak sahibim. Mevcut hukuka göre kim neye ne veriyorsa al. Bu tip sorular İslam hukukunun içerisinde olursa geçerlilik olur.
Bir yerde İslam hukuku yok ise orada kalkıp miras hukukunu sormak, konuşmak, miras hukukuna göre orada İslam miras hukukuna göre davranmak mümkün değil. Dinen de mümkün değil. Bir bütüncülük içerisinde olacak bu. Bana namaz sonrası üç yüz tevhid verdiniz. Bunun yanı sıra haftada yüz rekat namaz ve beş vakit namaz ardından sizin verdiğiniz sayıda Esma-ül Hüsna çeksem olur mu?
Eğer verirseniz Esma-ül Hüsna kaç tane çekmeliyiz? Sufilikte ders istenmez. Sufilikte bir üstad birisine bir ders verdiyse o dersi o kimse çeker. Ben bunu çekiyorum. Üstüne daha çekeyim. Ben bunu yapıyorum. Üstünü daha yapayım. Bizim adabımızda, erkanımızda yoktur. Hayızlı kadınlar cünüp olan kimse Kur'an-ı Kerim'i dokunmadan Kur'an-ı Kerim'i ezberden okuyup zikir edebilir mi? Kur'an-ı Kerim'i cünüp olan insanlar ezberlerinden okunacağına dair normalde bazıları fetva vermiş olsalar dahi Hanefiler bunu ancak bunu kabul etmemişler. Ancak bunu malikiler Kur'an-ı Kerim öğrenen ve öğretenlere fetva vermişler. Geri kalana fetva vermemişler. O yüzden biz geleneksel, klasik noktada duruyoruz bazı meselelerde.
Bunun kapısını aralıyorlar çünkü. Kapıyı aralayıp hayızlı kadınlar namaz da kılabilir, oruç da tutabilir noktaya getiriyorlar. Hatta getirenler var, bunun fetvasını verenler var. Biz zikredenler için Hz. Resulullah'ta güzel örnekler vardır. Ayet-i kerimesine bakaraktan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri nifaslı kadınların namaz kılmalarını, oruç tutmalarını uygun görmemiş. Namazları iade etmezdik diyor Hz. Ayşe annemiz. Oruçları iade ederdik diyor. Oruçlar iade edilir, namazlar iade edilmez. O nifaslı, hayızlı ve nifaslı olan kadınlar camilere giremezler. Mescid hükmünde olan yerlere girebilirler. Mescid hükmünde. Mescid hükmünde olan yerde önceden cuma kılınmazdı. Şimdi bütün her yerde cuma kılınıyor.
Bütün her yerde mescid adı üstünde olan yerlerde de cuma kılınıyor. Oralarda da cuma kılındığı için oralara da giremezler. Beytullah'ın içine giremezler. Ama hayızlı ve nifaslı kadın Arafat'a çıkabilir. Ondan sonra Arafat'ta dua eden haccın olmazsa olmaz menakıslarından birisi çünkü hayızlı kadınların Arafat'a çıkmalarında, ihrama girmelerinde, ihramlı bir şekilde Arafat'a çıkmalarında bir beis yoktur. Ondan sonra Beytullah'ı eğer haccın tavafını daha önce yapmamışlar ise sonradan hayız ve nifas bittikten sonra haccın tavafını da yaparlar, ibadetleri biter. Hayızlı kadınla eşin sevişme ölçüsü nelerdir? Bu hassas konuda nelere dikkat etmeliyiz? Bu noktada bir rivayette göbek deliğiyle diz kapağı arasında yasaklanmıştır.
Kadının bu haldeki durumda olan bir kadına dokunmak. Sonra bir başka bir hadis-i şerifte bunun kapısı biraz daha aralanmış, sadece edeb yeri örtülü bir şekilde söylenmiş. Bu noktada herkes, erkekler, nefislerine nereye kadar hakim olabiliyorlarsa bu noktada nefislerine hakim olmak şartıyla bu noktada bir sıkıntı yoktur. Burada erkekler nefislerine uyup cinsel ilişkiye girmeyecekler. Bu konuda kadınları zorlamayacaklar. Haram çünkü. Her ne kadar hanefiler lanet edilir, lanet olunur, hadis-i şerifini kendilerine ölçe almasalar dahi bu noktada duran bir kimsenin böyle bir şey yapmasını günah-ı kebayr olarak görmüşler.
Bazı hanefiler bir küçük altın sadakaya hükmetmişler gibi değişik fetvalar var. Burada biraz uzun bir soru ama saatte on buçuk oldu. Neyse bunu da okuyayım, soru kalmaz. Bir, rabıta nedir ve kimlere nasıl rabıta yapılır? Rabıta bir şeyi düşünmek, oraya kendini odaklamak. Bir işe odaklamak, bir nöbete odaklamak, bir vazifeye odaklamak. Kendini bir kimseye odaklamak. Buna rabıta denir. Zikrullah çekerken, la ilahe illallah, la ilahe illallah, zikrullaha odaklanmak. Bu rabıta. Benim anladığım rabıta bu. Bu mürid-mürşid ilişkisinde müridin mürşidini sevmesi. Yok işte otur 15 dakika, boynunu bük, iki kaşının arasını, iki kaşının arasını getir. Gez göz arpacık yap, hedefi indir.
Böyle bir şey değil bu. Bu muhabbet bu, sevmek bu. Bir kimsenin sevdiği kimseyi hatırlaması, aklına getirmesi. Bir kimsenin sevdiğini hiç unutmaması. Seven sevdiğini unutmaz. Seven unutuyorsa zaten unutmak büyük bir gaflettir. Daha ileri söyleyeceğim de şimdi, ağır olacak. Kendime de ağır olacak. Ağır olsun. Unutan vefasızlık yapmıştır. En büyük vefasızlık Allah'adır. O yüzden Cenab-ı Hak der ki, kesiren kesire beni zikredin. Zikir unutmamaktır çünkü. Asıl rabıta da unutmamaktır. Rabıtanın kuruluş sebebi unutmamakla alakalıdır. Gaflete düşmemekle, hevaya düşmemekle alakalıdır. Yoksa bir kimse şeyhi otursun, iki saat rabıta etsin, iki saat bittikten sonra her türlü melaneti işliyorsa, o rabıta değil.
Burada önemli olan o kimsenin bir şeye, neyse bu. Ona sevgiyle yaklaşması, sevgiyle kendisini ona ram etmesi. Bu ara ram etmek, ona ram etmek meşhur oldu. Ram ona ise, o zaman sufi gerçekten sufi olur. O zaman aşk eker, aşk biçer. Ram ona ise, o zaman abi de olur, abla da olur, dede de olur, nine de olur, şeyh de olur, derviş de olur. Önemli olan, ramın ona olması. Cezbe nedir, hali nasıldır, cezbeye ulaşmanın yolu mudur? Cezbe, Allah anıldığında gözyaşı dökmektir. Cezbe, tek başına kaldığında, Allah'ı zikrederken, günahlarının aklına gelip, günahlarına ağlamandır.
Cezbe, gece yarısı namaza kalktığında, secdadeye gittiğinde, secdadenin ıslanmasıdır. Cezbe, oruç tutarken, dudaklarının susuzluktan patlarcasına olmasıdır. Cezbe, oruç tuttuğunda, herkes yerken, aç kalkmaktır. Cezbe, her an, Cenab-ı Hakk'ın hayret noktasında esma ve sıfatlarını, Cenab-ı Hakk'ın esma ve sıfatlarını, hayret noktasında her daim tecelliyatını izlemektir.
Cezbe, titrenip debelenmek değildir. Titreyip debelenenler, debelenenler nefsine uymuştur. Şeytanın, onların üzerinde tecellileri vardır. Cezbenin hakikisi, Kur'an-ı Kerim okurken, dinlerken, namaz kılarken, gecenin yarısında zikir yaparken, tek başına kaldığında, zikrullah esnasında, gözünden sihim sihim yaş akıtmaktır. Cezbe öyle, cerana tutulmuşlar gibi titremek değildir. Horon tepmek değildir cezbe. Öyle bir şey değildir. Bunu yapanlar, heva ve heveslerine uymuş insanlardır. Bizim dergahımızın adaf ve erkanında yoktur. İşte Allah'ı zikrederken titredi, sayha attı. Allah'ı zikrederken debelendi.
Neymiş de kendinde değilmiş. Yok böyle bir şey. Bizim bütün hal ve hareketlerimiz, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve temiz ashabının yoluna ve hareketlerine uygun olacak. Kendi kafasından cezbe üretiyor millet. En fazla titreyen, en cezbeli. En fazla değişik sesler çıkar, yapan cezbeli. Zikrullah da böyle, zikrullah vuruş şeklini değiştirenler, sohbet esnasında yapanlar. Hepsi de heva hevesindendir, nefsindendir. Hepsi de. Veya titreyenler görürsünüz, nefsindendir. Veya atar kendini ortaya başlar debelenmeye.
Nefsindendir. Değişik hal ve hareketler yapar, nefsindendir. Vardı ödemişte bir tane böyle hareketler yapan. Şeyh Efendi de orada, Hacı Ali abi de orada, biz de oradayız o zaman ben oradayım zaten. Böyle adam tuhaf hareketler yapıyor. Ali abi halakanın içerisinde, Ali abi gitti, alnına parmağını koydu, okudu ona böyle, o böyle bakıyor ona. Cezbeli sözde bu. Neyse o geçti, Şeyh Efendi beni attı orta yere. Arkadaş cezbeli ya gene. Öyle hareketler etmeye başladı. Bizim bayındırdan arkadaşlara işaret ettim ben arkadan. Gelin alın bunu buradan diye. İki kişi koltuğundan aldı, atıverdi arkaya. Tabi bu ne olduğunu anlayamadı. En arkaya attı bizim arkadaşlar bunu arkaya.
Bu arkada mımm yapıyor, hiç varalık olan yok tabi. Zikrullah bitti. Daha öncesinde oranın zakiriliğine dediydim, bu adam normal değil, at bunu dedim dergâhtan. Ben o zaman Bursa'daydım, özür dilerim. Dedim bu adamı dergâhtan at. Zikrullah bitti. O arkadaş dedi ki, Şeyh Efendi, efendim çok aşık bir kardeş var işte, bir görüşmek istiyor falan. Yence bakmadı ona. Bir şeyhe, bir şeyi iki sefer tekrar ettirme. Asla. Duymadı diye düşünme. Duymuştur o. Bir daha söyledi. Şimdi Şeyh Efendi oralı olmadı.
Allah rahmet eylesin, onun öyle halleri vardı. Oralı olmazdı o. Öbürkü de duymadı zannederdi. Anlamadı. Yanaşır, bir de bağıra bağıra söylerdi. Bazen de kulağını kendisi kapatırdı. Tık. Kulaklık var, ondan dinliyor. Tık kapatır. Anlatıyor adam. Gıybet ediyor. Bakıyorsun sen. Neyi dinlemiyor diyor. Adam gıybet ediyor. Gıybeti dinlemiyor. Kapatıyor. Ondan sonra açıyor kulaklığı. Bitiyor onun işi. Hiçbir şey seslenmiyor. Ondan sonra açıyor böyle. Mustafa Efendi kulaklık kapalı kalmış oğlum diyor. Ona demiyorsun sen kapattın diye. Yok öyle bir şey. Kapalı kalmış. Ayarlarken kapatmış o komple. Gıybeti dinlemiyor. Arkadaş bir daha söyledi.
Bir görüşseniz diye çağır dedi ona. Geldi bu işin böyle hareketleri. Senin şeyhin kim dedi. Direkt. Ali baba dedi. Döndü ona. Oğlum bunun şeyhi Ali babamış. Ne yapmaya getirdin ki bana dedi. Buz gibi ortalık. İkinci tekrar edilmez. Cezbeliydi o arkadaş hesapta. Atıverdim ben geriye. Yok bizim dergahımızda öyle. Birisi böyle cezbe türü hareketler yapıyorsa. O halakanın, zakiri, yöneticisi kimse. Alacak onu.
En arkaya atacak. Burası nefsi terbiye etme yeri. Nefse, hevaya, ödün verme. Yeri değil. En fazla titreyen, en cezbeli değil burada. En fazla titreyen, en fazla nefsine uyan. Sırayı bozan, en fazla nefsine uyan. Elini namazda yıkılmış gibi tutmayan, en fazla nefsine uyan. Sözü kesen, en fazla nefsine uyan. Sohbet esnasında, hmm yapan, en fazla nefsine uyan. Değil, nefis eyle. Allah muhafaza eylesin. Bir veli müridinin ölüm haline ve kabir sualinde yardımcı olabilir mi? Müridin bu alemde, öbür alemde avantajı nelerdir? Böyle söylerler. Muhakkak ki Cenab-ı Hak bu noktada bir şeyi vesile edebilir.
Bu şuna benzer. Hani Yusuf Aleyhisselam bir an kadına meyletti. Ayet-i Kerimede diyor ki, o bizim delilimizi görmeseydi. Buradaki delilden kasıt, tefsiri taberi de Yakup Aleyhisselam'ın olduğu, Yusuf Aleyhisselam'ın manen onu gördüğünü, bir rivayette sen ne yapıyorsun deyip kendi elini ısırır gibi gördüğü, bir rivayette dizlerine vurduğu söylenir.
Hani sen ne yapıyorsun, harama dalıyorsun gibi. Bu mürid, sufi hayatta mürid için bir haldir. İyi bir mürid, bir yanlışa gireceğinle, girdiğimde girecekken, üstadını manen görür ve oradan geri sıçrar. Bu hak mıdır? Evet. Ya Sare Cebele dediğinde, Hazreti Ömer radıyallahu anh hazretlerinin sesini, bütün sahabeler, savaşanlar duydular mı? Evet.
Bu hak mı? Evet. O zaman üstadın sesini, bir kimse, bir mürşid-i kamilin, bir mürşidin sesini, bu şekilde duyabilir mi? Evet. Peki bu sesi kabirde de duyabilir mi? Evet. Buradan hareket ederek de. Ama gerçekten o kimse mürid ise, eyvallah. Kadından mürşid-i kamil olur mu, cemaat toplayabilir mi, tarihimizde örnekleri var mı? Tarihimizde örnekleri yok ama kadından da evliya olur. Kadınların da kendi içerisinde nefis meratiplerini aşan, nefis meratiplerini bitiren kadınlar vardır. O yüzden kadından bu noktada bir mürşid-i kamil, zamanın kutbu hükmünde, eğitici ve öğretici hükmünde, erkekleri de cem eden böyle bir mürşid-i kamil yoktur. Ama ve lakin kadından mürşidler, mürşideler vardır.
Onlar da kadınları bu noktada, Hazreti Ayşe annemiz gibi, Hazreti Fatımat'ın Zehra annemiz gibi. Bunlar kadın mürşidelerdir. Hazreti Ayşe annemiz için, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, dininizin yarısını bundan öğreniniz diyor. O zaman kadından mürşideler olur mu? Evet. Kadından bu noktada nefis meratiplerini bitirenler olur mu? Evet. Ama işte erkekleri de kapsayan bir mürşid-i kamillik söz konusu değil. Peygamber Efendimiz'in öğreticisi Şeyh-i Cebrail'di. Bu manada insanlara bir veli öğretici zararı midir? İnsanları bir cemaate, veliye nasıl yönlendirebiliriz, düştürümüz ne olmalıdır?
Normalde Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin öğreticisi bu noktada Allah'tır. Benim mürebbim Allah'tır. Cebrail aleyhisselam o mürebbilikte yol göstericidir. Cebrail aleyhisselamı Cenab-ı Hak'ın mürşidi noktasında göremeyiz. Bu manada bütün mürşidler Cenab-ı Hak'ın sıfatının tecelliyatıdır. Gerçek yol göstericisi bu noktada gerçek öğretici Allah'tır.
Burada Subhanallah-i adede külli şey-i Subhanallah-i minel külli şey-i elhamdülillahi adede me halak diye böyle bir meşhur zikir var. Bunu normalde işte şeyler, hadis raviler bunları almış. Bizim bildiğimiz en üstün kelime la ilahe illallah mu bu hadis aklımızı karıştırdı diyor. Aklı karıştıracak bir şey yok. O ön tarafı varmış bunun ya. Evet aynı şey. Ebu Umame'den gelen bir rivayete göre kendisi Allah'ı zikredince sallım aleyhi ve sellem onu görmüş. Ey Umame'den sen ne okuyorsun buyurmuş. Umame'den Resulullah Allah'ı, ya Resul Allah'ı zikredirim demiş. O da demiş ki sana gece gündüz yaptığın zikirden daha fazla üstün bir zikir söyleyeyim mi?
Evet bu hadis-i şerif var. Bu normalde tenakuz değil birbirleriyle. F'alemenna hu Elhamdül Rabbil Alemin El-Fatiha ma'as-salamu Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.