mustafaozbag.org

443. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 30 Mayıs 2015 · 43:58

Selamun aleyküm. Hayrı olsun. Allah gecenize hayır etsin. Cenab-ı Hakk'ın uzunumuzu hayırla etsin. Ayımızı, yılımızı, ömrümüzü hayırla etsin. İnşallah. Biraz geciktik. Yarım saat hakkınızı helal etsin. Böyle muhabbet açıldı, yirmi sekiz Şubat'tan, on iki evlinden, darbelerden filan. Biraz harara heyecan hazırlaştı. O yüzden bir seneyi toparladık da geldik oradan. Bakınız helal etsin. Zikrin ve sevginin sonu var mıdır? Allah'a olan sevginin sınırı var mıdır? Sınırsız olan bir ilahın sınırlı birşeyse olmaz. Söz konusu olan sınırsızlıksa ondan bir sınır beklenmez. Ona karşı olan vazifelerde de, sevginde de ona karşı olan hareketlerde de sınır.
Allah sınırsızdır. İbadet açısından da ona olan ibadet de sınırsızdır. Namazın sonu olmaz. O çünkü emretmişsiniz. Oyuncun sonu olmaz. Emretmişsiniz. Zikrin sonu olmaz. Emretmişsiniz. Sevginin sonu olmaz. Emretmişsiniz. Cenab-ı Hakk'ı sıfatsal açısından sınırsızdır, sonsuzdur. Ya sıfatlarına da adet olmalı. Sıfatının da tecelliyatını sınırlamak mümkün değildir. O yüzden Allah sınırsızdır, sıfatları da sınırsızdır. Ona giden yol da sınırsızdır. O yüzden sözcüler demişler ki, yarattığı nefes adedince ona yol vardır. Bu noktada ona karşılığında yol da sınırsızdır. Yolcu da sınırsızdır. Çünkü o Cenab-ı Hak sınırsız. Evveli yok, sonu döndür.
Evveli ve sonu olmayanın bir sınırı olmaz. Bu noktada. O kendisi sınır koyabilir. O kendisinin sınır koyduğu şeyler varlığa sınırdır. Yarattığına sınır koyabilir. Yarattığına bakın. Dünyanın sınırı vardır. Yaşı vardır. Zamanı vardır. Saati vardır. Dakikası vardır. Vakti saati gelince o da eceli tartacaktır. Güneşin sınırı vardır. Gezegenlerin sınırı vardır. İnsanların bu dünyada yaşamasının sınırı vardır. İnsanların veya varlığın uymakla sorunlu oldu. Zorunlu oldu ve sorunlu oldu. Sınırlar vardır. Ama bu sorunlu ve sınırlı şeyler varlığın kendi içerisindeki kendi dairesinde kendi matematiğinde kendi hesabı vardır.
Ama aynı varlık Allah Allah mübadetler ve davranışlarında bu normalde sınırsaldığın içerisinde sınırsaldır. Yani sevginin şekli şemali bellidir. Ama Allah Allah sevginin ölçüsü yoktur, derecesi yoktur. Sevebildiği yere kadar sever bir kimse. Ama bakın sevginin tecelliyatı olarak uyumak olduğu, insanların uyumak zorunlu olduğu bir daire vardır. Ey Habibim de ki, eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Bakın bu, o kulun Allah'a sevgisini gösterebilmesi için uyacak olduğu kaidelerdir. Ama Allah'a olan sevgide sınır var mı? Yok. Bir kimse sevebildiği yere kadar Cenab-ı Hakk'ı sever. Sevebileceği yere kadar. Ve bunun sınırı yoktur. Hiç kimse de bir sınır koyamaz.
Allah bizi affesin inşallah. Ümmetim yağmur misalidir. Evveli mi hayırlıdır, ahir mi bilinmez? Hadis-i şerifini açıklar mısınız? Evet Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'a dedi. Ümmetimin evveli mi hayırlıdır, sonu mu hayırlıdır diye bunu muallakta bırakmış. Ne evvelkinleri hayırlı görmüş, direkt. Ne evvelkiler hayırlı görmüş, ne de sondakiler hayırlı görmüş. Bu şu demektir. Ümmetin evveli ile sonuncusunun arasında Allah bir fark yok. Eğer ölmüş olmuş olsaydı, o zaman Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'a dedi derdi ki, Ümmetimin evveli hayırlı. Veyah da sonu hayırlı. Bakın buradaki bir kimsenin fazilet derecesi farklı bir şerit. Ama hayırla alakalı mesele farklı bir şerit.
Buradan şunu çıkarmayın kendinize. Ya biz de evvelkiler kadar faziletliyiz demeyin. Ümmetin en faziletlisi Hz. Peygamber Osman Ali Aşere-i Mübeşşer'e sıralanır ya. Bundan sonra bedil, uhud sıralanır. Bu ayrı mesele. Bunun çıkış noktası da zaten bu mesele çıkış noktası o günkü haricilerle alakalı. İmam-ı Azam Hazretleri'nin bu iştahı koyarken, o günkü haricilerin bir cevap niteliğine bunu koyar. Bugünkü hariciler, bugünkü Şia'nın ayrı bir evveli gibidir bunlar. Onlar derler ki, işte Hz. Ali A'l-i Mübeşşer'in en hayırlısı ümmeti bu noktada. Allah muhafaza eylesin. Buna binayet veya Şia'nın değişik kollarına binayet. İmam-ı Azam Hazretleri bu iştahı koyar.
Tabi bu iştahı koyarken de Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam'a mühdetlerinin hadislerinden hareket ederekten söyler. Evde sarıkla namaz kılmak mı yoksa camide cemaatla kılmak mı daha eftardır? Bunun ortada biz cemaate önem veren bir ümmetiz. Bizim için evde namaz kılmaktansa cemaatle namaz kılmayı tercih ederiz. Çünkü ne yazık ki cemaat olmak, camilere gitme ümmet-i Muhammed'in içerisinde terk edildi. Bunun terk edilmesine sebep, ilk böyle Cumhuriyet'in kurultmaktan önce Osmanlı'nın son döneminde bu gevşeklikler başladı. Bu gevşeklikler başladıktan sonra bir müddet sonra Cumhuriyet kuruldu. Cumhuriyet kurulduğundan sonra işte maaşlı imamlar söz konusu oldu.
Maaşlı imamlar söz konusu olunca bir grup insanlar camilerde bu imamlarına namaz kılmaz fetvası verip, iştahatı verip camilere gitmemeye başladı. Bunlar hala da bazı gruplar bu iştahatta, bu fetvada duruyor. Burada, bu hakik öyle düşünün. Bunda bir eksiklik var. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'le dedi, imam-ı fasik de olsa bunu tabi olunur der. Böyle olunca sanki camileri bırakmak, boş bırakmak, orayı cemaatsiz bırakmak bizim rehimize bir şey değil. Bu İslam dünyasının aleyhine bir şey. Türkiye'deki Müslümanların da aleyhine bir şey. Sizin boş bıraktığınız yeri bir şey doldurmuyor heva, hevesle, nefisle ve şeykandan başka. Ne yazık ki namaz konusunda gevşek bu yüzyılı Müslümanları.
Bu yüzyılı Müslümanları kadar namazı gevşek bir yüzyıl görülmüyor. Olu halim. Bu yüzyılı Müslümanları eğer namaza sıkılaşırlarsa, İslam hürmeti kurtarır. Namazda gevşekiz. Haramlardan uzak durmakta gevşekiz. İbadetlerimizi yerine getirmekte gevşekiz. Acı şeyler bu. Önceden münafıklar namaz kılarlardı, şimdi müminler namaz kılmıyor. Bakın dinin zuhur ettiği yıllarda münafıklar öğle ve ikindi namazına gelirlerdi. Öğle ve ikindi namazına gelip sabah akşam ve yatsıya gelmezlerdi.
Münafıklar öğle ve ikindi namazına gelip sabah akşam ve yatsı namazına camiye gelmeyenler münafıklık alamet olarak görülürdü. Bir ümmet düşünün ki münafığı dahi namaz kılıyordu. Bakın bir ümmet düşünün münafığı dahi namaz kılıyor. Ama şimdi bir ümmet düşünün iman ettim diyen namaz kılmıyor.
Bir ümmet düşünün, bir cariye örtünüyor. Bir ümmet düşünün, cariyesi örtünüyor. Tırmer'la devamı Allah Hazretleri cariyenin birisi örtünmüş. Dur diyor, dur bakayım. Sen cariyesin. Hür Müslüman kadınlar gibi örtünemezsin. Başındaki örtüyü çıkar. Bu tesettüre sen layık değilsin. Dikkat et. Sen bu tesettüre layık değilsin. Sen bu tesettüre layık değilsin. Şimdi ümmet düşünün.
Örtünmekten sorumlu olmayan cariyenin örtüsünü çıkarıyor tabiri cariyesin. Öyle örtünemezsin diyor. Müslüman kadınlar gibi diyor. Ama mis. Münafıkları namaz kılıyor. Bugünün Müslümanları kılıyor. Allah bizi affetsin.
Olmazsa olmaz tasavvuf ülkeleri nelerdir? Farzlara sımsıkı yapışmak. Nafilelerle Allah'a yaklaşmak. Ve Allah'ı sevdiktir. Olmazsa olmazdır tasavvuf. Tekrar söyleyeyim mi? Farzlara sımsıkı yapışmak. Nafilelerle Allah'a yaklaşmak. Ve Allah'ı sevdiktir. Her dönem kendince bir tasavvuf ülkesi görmüştür. Siz şimdi bundan üç yüz yıl önce edilmiş bir tasavvufi eser alsanız. O gün için ehli tasavvufun olmazsa olmazlarına farklı ölçüler görebilirsiniz. Beş yüz yıl öncesinde farklı ölçüler görebilirsiniz.
Bin yıl önceki bir tasavvuf hareketinde farklı ölçüler görebilirsiniz. Hatta İslam dünyasında tasavvufun ilk çıkış noktası olan zülht kavramının, zahidlik kavramının, abidlik kavramının etrafında toplandığını görebilirsiniz. Tasavvufun olmazsa olmazları. Doğru mudur? Her cevap açısında doğrudur. Bugün ehli tasavvuf için olmazsa olmazsa, hadisi kutsi mucibince üç ana adımda toplayabiliriz. Bu, fatrin görüşü. Kabul edilecek diye bir kaydım ama hadisi kutsiyi kabul etmiş olabilirsiniz. Ama bunu tasavvufun olmazsa olmazları noktasında görüp görmemekten bu haksize ait. Bu manada, bugün için tasavvufun olmazsa olmazı üç adım, üç ana madde.
Bir, farzları yerine getirmiyordu. Bu, haramlarda uzak durmakla beraber farz olan ibadetlerini yerine getirmiyordu. Birinci merhale bu. Ehli tasavvufun üzerinde bu olmazsa olmaz. Olmazsa olmaz. İlk sufilikle tanışan kimseler, kendilerini bu noktada zaptulak altına alacaklar. Farz olan ibadetleri yerine getirmiyordu.
Ve aynı zamanda da haramlardan uzak durmak. Günahı kefalilerden uzak durmak. İkinci olmazsa olmazı ne? Nafilelerle Allah'a yaklaşma. Bu nafilelerle Allah'a yaklaşmanın olmazsa olmazı, Güzel ahlak. Güzel ahlak, güzel ahlak, güzel ahlak. İyi ahlak, temiz ahlak, ince ahlak. Kırmayan, incitmeyen, horlamayan, ötelemeyen, kabadarlanmayan, narin, nazik, Kur'an ve sünnete bağlı, Habibullah'ın ahlakıyla ahlaklanmış bir kimse. Üçüncü adım ne? Allah'ı her şeyden üstün tutmak. Allah'ı sevmek demek, Allah'ı her şeyden üstün tutmak demek. Allah'ı sevmek demek, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ahlaklarının yürümüş olduğu yolda yürümek demek.
Allah'ı sevmek demek, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ahlaklarının ayak izini değil, nefesini takip etmektir. Nafilerlerle yaklaşmak ayak izini takip etmektir. Allah'ı sevmek, O'nun nefesini takip etmektir. O nefesiyle nefes takip etmektir. O yüzden bugün için tasavvufun olmazsa olmaz, üç ana maddesi var. Bu üç ana maddelerinin kendi altlarında, alt maddeler, paragraflar açmak mümkün mü mümkün?
Mesela farzları yerine getirmek. Farzları yerine getirmek derken bir, ibadet kısmı var. İbadet kısmı ne? İslam'ın şartı beştir. Kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, hacca gitmek. Biz bunu normalde bir alt kategori daha buna koyabilir miyiz? Koyabiliriz. Bu noktada haramlardan uzak durma kategorisini de ayırırsak, yedi tane büyük günah kebay'den uzak durma.
Allah'a şirk koşma, anne babaya asi olma, nefisle mücadele savaşından geri dönme. Namuslu insanların görmeden, bilmeden onların namuslarına iftira atma. Gıybet dedikodu faiz, eşcinsellik. Bunlar bugün toplumun kanayan günah kebayirleri, gıybet dedikodu iftira atma. Toplumu yarayan, yaralayan İslam toplumunun ne yazık ki deccaliyet, şeytaniyet noktasında hallaç bulur vatan şeyleri.
Bunlardan uzak durma, günah kebayirlere yaklaşmamak, günah kebayirlere yaklaşmamak dediğimizde isterseniz bunları tekrar uzuvlara görebiliriz. Gözün haramları, kulağın haramları, dilim haramları, elim haramları, ayağın haramları, cinsel uzuvların haramları diye bunları tasdif edebiliriz. Bunlardan uzak durma. Toplumun en büyük handikaplarından birisi. Toplumun şu, bugünkü noktada haram noktasında gevşek. İbadet noktasında gevşek. İslam dünyası haramlardan uzak durup farz olan ibadetleri yerine getirmekte gevşek. Toplumun kanayan yarası bu. Herkesin başına bir polis dikemezseniz, herkesin başına bir asker dikemezseniz, herkesin başına bir haramlardan koruyucu bir etken dikemezseniz, bugün İslam toplumunun en büyük handikaplarından birisidir.
İnsanlar haramı çok rahat istiyorlar. Çok rahat haram yaşıyorlar. Çok rahat. Helalı o kadar rahat yaşayamıyor insanlar şu an. Yemin ediyorum valla da billah da helalı yaşamak zor bugün için. Haramı yaşamak çok kolay. Haramı o kadar kolaylaştırdı ki. Farzlardan uzak durmak o kadar kolay ki. Şimdi insanlar kaçak göçek namaz kılıyor. Kaçak göçek namaz kılıyor.
İnsanlar kaçak göçek sufi olacağız diye uğraşıyor. İbadet edecek. Kocası izin vermiyor, karısı izin vermiyor, annesi babası izin vermiyor, patronu izin vermiyor. Ya namaz kılacak namaz kılman rahat namaz kılmıyor mu? Kılamıyor mu? Haram çok kolay. Sokakta sarhoş dolaşan bir kimseye bir şey diyebiliyor musunuz? Sokakta üryan her tarafını açmış kadın erkek bir şey diyebiliyor musunuz?
Namaz kılmayana bir şey diyebiliyor musunuz? Oruç tutmayana bir şey diyebiliyor musunuz? Ama onlar size diyor, örtülü bir kadın geçerken öcü gibi örtülmüş diyor. Bir kimse sakal bıraktıysa bu ne diyor böyle bu sakalları diyor. Bana bile diyorlar, hocamın sakallarını kessen biraz. Çok iyisiniz, çok çağdaşsınız, bu sakallarınızı biraz kısaltsanız. Ulan duruyor mu? Tumora oluyor. Sakalı kısaltacaksın daha da onun hoşuna gidecek. Birine dayanamadım dedim, beni alan almış, satan sakmış. Ne dedi, biraz daha saklamanızı kısaltsanız çok yakışıklı olacaksınız. Ben de ondan bırakıyorum dedim. Nasıl uyan dedim. Dedim, cazibe, cazibe nereye kadar? Hiç öyle bir cevap beklemiyor ya. Vay hocam ya ne kadar da kendinize güveniyorsunuz.
Der dedim, güveniyorum kendine. O yüzden dedim ben. Fazla dedim. Cezbek için olmayayım diye saklanıyor. Sünnet desen anlamayacak. Şey değil. Ya düşünebiliyor musunuz? Bir de böyle askılı giymiş. Deniz böyle askılı. Dedim ben size bir şey diyor muyum dedim ben. Bu yüzden seviyorum seni dedi. Bir şey demedinizden dolayı. Teşekkür edemiyorum. Durdum.
Ya dedi, siz bana bir şey demediniz. Onu ben size dedim dedim. Harikasın dedim. Biraz daha konuşursam muhteşem olacaksın dedim. Aşkınızı çok seviyorum. Sakallarınızla dokunabilir miyim? Hayır dedim. Sakın. Ara. Bakın müdahale ediyor. Farzları işleyenlere müdahale etmek. Serbest. Ben düne kadar başördüsü takamıyordum millen.
Nefsi kapılarından attılar kızları. Bırakın işe gitmeyi, işe girmeyi. Demek ki normalde harabi işlemek kolay. Gürlük diyorlar. Helal'ı işleyenin özgürlüğü yok. Farzları yerine getirecek olanın özgürlüğü yok. Cuma'ya gidecek. Gidemiyor. Gidemiyor. Fabrikada çalışıyor. Gidemiyor.
Memun yok tutmuyor. Gidemiyor. Bakın farzı yaşamak zor. Haram kolay. Hiç sıkıntı yok. Hiç sıkıntı yok. Gidemiyor. Şimdi şimdidir abi. Adam meyhanede vur patlasın, çal oynasın yapıyor. Sen daha iki Allah diyordun tak polis gibi. Polise diyorsun kardeş. Minnet vur patlasın, çal oynasın yapıyor mu? Yapıyor. On ikileri birileri kadar havai fişekleri patlatıyor mu? Patlatıyor mu? Çalgısından, çengisinden her şeyi yapıyor mu? Yapıyor. Ya zikrular yaptık. Allah demek. Yok. İrticayı faaliyetten götürüyor seni. Senin yaptığın irtica oluyor. Farzları yerine getirmek zor. Ama bunları böyle tasavvufun olmazsa olmazları noktasında alt birimler olarak açabilir miyiz?
Evet ya var. Açabiliriz. Allah bize affetsin inşallah. Felek nedir? Bu alem nedir? Feleğe kötü söylemenin hükmü nedir? Günah mı? Felekten kasıt, işte şu olabilir. Birinci kat gök, ikinci kat gök, üçüncü kat, yördüncü kat, beşinci kat, altıncı kat, yedinci kat. Bunu nesline söyleyecekler ki veya felekten kasıt gezegenler olabilir.
Arapça, felekten kasıt değil mi? Evet. Evet. Sorular bitti. Soru bitti, sohbet etti. Ali geldi, sohbet etti. Bugün bayanların sohbeti vardı burada. Gürcülerin birinci sınıf vatandaş olduğunu, Ali'nin bana öğrettiğini söyledi. Gürcülerin birinci sınıf vatandaşmış, Ali'den öğretti. Bayan kardeşlerden biri, siz dedi ki efendim dedi, sen öyle deyince dedi, Gürcülerin aldı başını gitti burada.
Ben de akşam da indireyim aşağı o zaman. İndirsem iyi olacak gibi bir hava sezini. Ali tahtın sallanıyor. Nasıl olsa da evlendi ya, ondan sonra tahttan insel olur artık. Bıçak alıyorsun. Evet, soru soralım, asla sorsun. İmallaha bakı, erkeklerin sohbeti.
Bayanların hiç böyle olmuyor. Sormaya fırsat kalmıyor, soru sorular var mı sorsun diye. Bir oturuyorum, iki buçuk saat alınan. Dilim dışarı çıkacak hale geliyor desin, yanım olsun. İbadeti ile zikullah halakasının arasındaki fark şudur. Hat ibadetine katılanlar, annelerinden dolduğun gültü gibi tertemiz olurlar.
Zikrullah halakasına katılanlar, af oldukları gibi günahları hayra çevirebilir. Aradaki ince fark tutursun. Bir kimse Ramazan borcunu tutarsa, Cenab-ı Hak onun geçmiş bir yıllık günahını affedir. Ama bir kimse zikrullah halakasına oturur.
Orada devam ederse, Allah onun geçmiş günahlarını hayra, yani sevaba çevirir. O yüzden zikrullah halakasına oturup Allah'ı zikretmek, dünya ve dünyanın içindekilerden en hayırlıdır. ve ibadetlerin, ibadetlerin en üstündür. Bir kimse öğlen namazını kılar, sakın namazı hafif görüyormuşum gibi zannetmiyorum.
İkindi namazını da kılar, öğlen ve ikindi arasında işlemiş olmuş olduğu küçük günahlara aff olur. Günaha aff olur. Ama o kimse zikrullah halakasına oturursa, günahı hayra çevirir. Bunun, bu ibadetin sizin üzerinize getirmiş olduğu, sizin üzerinize getirmiş olduğu maneviyatı, kapının önünde harcamayın, önünde harcamayın, elinizde harcamayın.
Muhakkak ki bunlar harcanacak, sakın ha toplu zikirleri ve dersleri terk etmeyin. Allah'tan bu konuda yardım edin. Nefsinize buyurun. Ben zikrullah'a gidiyorum demiyorum. Cenab-ı Hak lütfetti. Cenab-ı Hak ikram etti. Cenab-ı Hak ihsan etti. Onun yardımı olmasaydı, biz zikrullah halakasında duramazdık. Onun lütfu, ikramı olmasaydı, biz zikrullah halakasında devam edemezdik. Eğer o bizim nefsimizi burada tutmasaydık, biz zikrullah halakasında devam edemezdik. O yüzden, Ya Rabbi sana hamd ediyoruz. Sen hamd edenlerin nimetlerini arttırırsın. Bizim de zikrullah halakasında mutlaka nimetimizi arttır diye dua edelim.
Cenab-ı Hak bizi bu idrahte eylesin, asla zikrullah halakasına sırt dönenlerden eylemesin. Kim Allah'ın zikrine sırtını dönerse, Cenab-ı Hak bunun başında şeytan musallat eder. Çünkü bu en büyük nimete sırtını dönmüştür. Kim zikrullah halakasına sırtını dönerse, Allah ona rızık darlığı musibeti verir. Rızık darlığı çeker. O kimse kendisini cender edebilir. Zikrullah halakasına devam eder, vücudu darlıkta olsa da gönlü ferahtır. Bunun sıkıntıda görür, onun kalbi cennettir. Bunun vücudu hastadır, kalbi şifalıdır, diridir.
O yüzden sakın ha. Ne halde olursanız olun, hangi halde olursanız olun. Zikrullah halakasına devam eder. Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın. Kim hangi noktaya gidiyorsak hissedin. Ben bazen arkadaşlara dedim ki, ne günah işlediyseniz işleriniz. Ne yaptınızsanız yaptınız. Aman, zikrullah halakasını terk etmeyin. Orada devam edin. Orada devam edin. Kendi kendinize niyet edin. Yarabbi ölümüm burada olur. Öyle niyet edin. Ve asla halakayı zikrullahı terk etmeyin. Bu fakir, içimizde herhalde en tecrübelesi, en eskisi derinler. 86'da ders aldı. 2016'da yirmi dokuz yıl.
Yirmi dokuz yıl oldu. Nice insanlar gördüğünüz zikrullah halakasını terk ettiler. Allah affetsin. Hepsi de doldurdular. Maneviyatta da helal oldu. Ekişleri, çocukları, hepsi bir taraf etti. Bunu korkutmak için söylemiyorum. Tecrübel. Hanımı örtülüydü, açıldı. Çocukların örtülüydü, açıldı. Bunları gördün mü? Namaz kılıyordu, namazı bıraktılar. Bunları gördün mü? İnsanların üzerinde. Namaza başlamışlardı ailece. Halakayı zikrullahı bıraktılar. Teker, teker, teker, hepsi de namazı bıraktılar. Bir gün bir baktım, hanıma açılmış böyle. Utancından ne yapacağını bilemedi, böyle karşılaştı. İşte abi falan. Yanında kocası da karısı da.
Adama dedim ki, ne geçti? Ne geçti? Bana söyler misin? Terk eder misin? Terk eder misin? Ve şimdi de geri dönemiyoruz zaten. Anakalısına yedi. Bir gün sizinle karşılaşacağımı biliyordum dedi. Hep karşılaştığımda ne cevap vereceğim diye dedi. Hep kendince düşünüyordum dedi. Ve bir cevap bulamadım dedi. Dönün kızım, ne cevap bulacaksın dedi. Halaka benim halakam değildi ki. Halaka Allah'ın halakası dedi. Benim sizden bir farkım yoktu ki o yüzden. Hala da benim bir farkım yok sizden.
Ben de halakı yaptım. Kendimi bu noktada, nefsimi bu noktada idame ettirmeye çalışıyorum. Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin dahi, Cenab-ı Hak fark görmedi. Dedi ki, ey Habibi, o gece gündüz Allah'ın rızasını isteyip zikredenler topluluğu var ya, Nefsini onlarla beraber eylem nefsini onlarla beraber eylem.
Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerinin hızla çıktı. Allah'ı zikreden bir topluluğu gördüm. Ve hızla o topluluğa katıldı. Onlarla beraber zikredi. Ve dedi ki, Cenab-ı Hakk'a hamd olsun ki, Allah'ı zikreden bir toplulukta bulundum. Dikkat edin, dikkat edin. Ben şuna inanıyorum.
O Allah'ı zikreden topluluk, Kıyamete kadar Allah'ı zikredecek olan cemaatler topluluğu etti. Cenab-ı Hak, Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretlerini, Alem-i manada onu gösterdi. Ve onların zikrullahına katıldı. Zikir cemaatine, topluluğuna oturduğunuzda bunu tefekkür edin.
O halaka, Muhammed Mustafa'nın halakasıdır, sallallahu aleyhi ve sellem. Ve o orada hazırdır. Ve zikrullahı yapan, yaptıran, yöneten, gerçekte O'dur. Yapan, yaptıran, yöneten, gerçekte O niyetinin ve nuraniyetinde herkes zikrullah halakasıdır. O yüzden zikrullah yaparken dahi, üzerimizde bunun ruhaniyetini ve nuraniyetini tefekkür edin.
Ve değil ki, üzerimizde bunun ruhaniyeti ve nuraniyeti var. Ve şu anda hazır. Bütün zikreden cemaatler, zikreden cemaat, tek cemaatdır. Bakmayın siz tarikat isimlerinin çok olduğunu. Allah'ı zikredenler bir cemaatdır. Allah'ı zikredenler bir cemaatdır. İkiledir. İsimleri farklıdır, şeyhleri farklıdır, resimleri farklıdır, cisimleri farklıdır, renkleri farklıdır. Sana farklı gelir. Onların hepsi de İsa küpü gibi bir küpün içindedir. Dışarı zuhur ederken farklı renklerde görünüyorlar. O yüzden zikrullah halakasından otururken tefekkür edin. Bilin ki, en büyük işi yapıyorsunuz.
Bilin ki, o işi yapanlar, peygamberler, veliler. Allah'ın salih kulları, salih kulları. O yüzden halak-i zikrullah'tan hiç ayrılmayın. Ve son nefesinizle kadar halak-i zikrullah'ta kalmaya gayret edin. Şeyhiniz kim olursa olsun. Hangi tarikata giderseniz gidin. Hangi cemaate giderseniz gidin. Hangi topluluğa katılırsanız katılırız, adam avcılığından çıkmalıyız. Bizim adam avcılığı, insan avcılığından çıkmalıyız. Dileyen dilediği müstahada gitsin, bağlamasın. Dileyen dilediği tarikata gitsin. Zikrullah alakasından ayrılmasın. Dileyen helalların istediği işi yapsın.
Zikrullah alakasından ayrılmasın. Eğer ahiretini düşünüyorsan, eğer bu Fatiha'nın sonundaki peygamberlerle, velilerle, salih kimselerle beraber olmanı istiyorsan, zikrullah alakasından ayrılmasın. O kimse. Allah bizi onlardan eylesin. Hakkınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. El Fatiha. Bizden yana da helal olsun.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi