Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 15 Mayıs 2015 · 58:20
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Zikir sohbetlerine devam ediyoruz inşallah. Bakara ayet 114. Allah'ın mescitlerinde Allah'ın adının zikredilmesine engel olan ve onları harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Allah'ın mescitlerinde Allah'ın zikrine engel olan, ayet-i kerimenin birinci bölümü bu. Demek ki Allah'ın mescitleri Cenab-ı Hakk'ı anmak, zikretmek, namaz kılmak, orada dini ibadetleri talim etmek, terbiye etmek, orada din ve diyanetle alakalı, yani mevcut diyanet işleri değil, yani dinin emrettiği konu var. Bunlar konuşulur.
Ve bu tip mescitlerde, dergahlarda, tekkelerde boş meleğanı şeyler konuşulmaz. Bu tip yerlerde kahkahayla gülünmez. Namaz vaktinde yanındaki kimseyle sohbet edilmez. Hutbe okunurken yanındaki kimseyle konuşulmaz. Bir tekkeye girildiğinde, tekkede sohbet var ise, etrafındaki kimseyle konuşulmaz.
Sohbet edilmez. Sohbet dinlenilir. Eğer tekkede Allah'ın zikri varsa, zikrullaha tabi olunuz. Bizim dergahtandı, değildi, bizim tekkeden de değildi, hafiydi, cehriydi. Buna bakılmaz. Onun şeyhi buydu, bunun şeyhi buydu. Şu mezheptendi, bu mezheptendi, bu meşreptendi, şu meşreptendi. Bakılmaz. Bir tekkeye gittiğinizde, bir mescide, camiye gittiğinizde, orada bir zikrullah halakası varsa, oturulur zikrullaha tabi olunup, zikrullah yapılır. Ve bir mescitte de, bir camide de birisi zikrullah yapacaksa, orada da ona bu noktada birisi engel koymaz. Bir dönem bir, ulu camide, kadir gecelerinde, 12'den sonra, 1'den sonra zikrullah yapıyorduk.
Ne yazık ki o günün mühtüsü, cuma vaazına çıkıp, camilerin zikrullah yapılma yeri olmadığını söylemişti. Bu acı günleri yaşadık hep biz. Ve camiler ve mescitler şu anda sadece namaz kılma yeri. Ne yazık ki camiler şu anda insanların dinlerini öğrenebileceği bir yer değil. Bunda bizim toplumumuzun bu noktada sorumluluğu olduğu kadar, devletin ve devlet kurumu olan diyanetin de bu noktada bir sorumluluğu ve bu noktada bir payı var.
E böyle olunca, din gerçek manada, camilerde öğrenilemeyince, ne yazık ki insanlar din adına, din adına, Kur'an ve sünnetin dışında bir sürü fikir, düşünce, eylem öğrenip onları din zannediyorlar. Ve bu tuzaklara düşüyorlar. Bu tuzaklara düşüyorlar. İşte mescitler, camiler, Allah'ın zikrinin yapılması olan, yapılması gereken yerler. Ama ne yazık ki mescitler, camiler şu anda buna müsait değil. Buna müsaade edilmiyor. Buna yasaklanmış. Siz camide namazdan sonra Allah'ı zikredemezsiniz.
Oysa Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve ashabı, camide namaz bittikten sonra Allah'ı zikrederlerdi. Hazreti Ebu Bakır radıyallahu anh hazretlerinin oğlu Abdullah der ki, biz namazın bittiğini, ashabın camiden yükselen zikir seslerinden bilirdik. Camide çünkü zikir sesler olurdu. Camiden zikir sesleri gelirdi. Camiden Kur'an sesi gelirdi. Camiden sohbet sesi gelirdi. Camiden fıkıh sesi gelirdi. Camiden çocuk sesi gelirdi. Camiden bütün herkes toplanır. Dini ibadetlerini ve öğretilerini orada yapardı. İslam toplumunda kahve yoktu.
İslam toplumunda bilardo salonu yoktu. İslam toplumunda meyhane yoktu. İslam toplumunda randevu evi yoktu. İslam toplumunda asla ve asla fuhşiyata ve fahşiyata açık yerler ve evler, binalar yoktu. İnsanlar camilere giderler. İnsanlar tekkelere giderler. Hemen caminin yanı başında tekkeler vardı. Hemen caminin yanında arkasında bir tekke hemen yanında bir hamam hemen onun yanında bir aşane hemen onun yanında camiye ait bir kütüphane hemen caminin yanında bir medrese, okul İslam kültürü buydu. Cami, medrese, tekke hamam, aşane yemek yenme yeri karnı aç olan orada yemek yerdi.
İnfak ederdi Müslümanlar. Aç kimse kalmazdı. İlim öğrenecekse medrese vardı. Hemen orada dininin temelini öğrenirdi. Tasavvufi noktada yürüyecek olan hemen tekke oradaydı. Hemen o tekkeden tasavvufi olarak yürürdü. Temizlenmek önemliydi. Hemen yanında hamam vardı. Hemen yanında hamam vardı. Kimse kötü kokmazdı İslam toplumunda. İşte Cenab-ı Hak ayeti kerimeyle der. Bakar ayet 114. mescitlerde, camilerde Allah'ın bu noktada ibadet edilmesi olan, ibadet edilen, Allah'a ibadet edilen yerlerde Allah'ın zikri yasaklanması yasaklanmıştır.
Şimdi Beytullah'ta dahi Allah'ı zikredemezsiniz. Tek başınıza la ilahe illallah, la ilahe illallah diye diye gidersiniz. 5 kişi, 10 kişi, 20 kişi la ilahe illallah dediniz mi Suud polisi peşinize takılır. Biraz daha yapmaya başlarsanız başlar. Ağazı çıktığı kadar bağırma. Sufi haram diye. Biraz daha cedelleşirseniz alır götürür sizi karakola.
Tutuklar atar, husisi yapıyorlar onu. Ömre biter, haç biter. 3 ay sonra, 4 ay sonra akıllarına gelirlerse bir mahkeme kurarlar, salıverirler. Perperişan olursun. Bunu husisi yapıyorlar, bu zulmü. Böyle yapıyorlar ki arkadan gelenlere ders olsun. Bir daha hiç kimse böyle bir şeye tevessül etmesin. Çünkü zalim yönetimler, kendilerinin isniyatifinin dışında oluşan din algısını çok büyük bir şekilde cezalandırırlar ki, kendi isniyatifinin dışında bir din algısı oluşmasın. İsniyatifinin dışında bir din algısını kabullenmeleri mümkün değildir. Bu her yerde aynıdır.
Bunun olmadığı bir yer yok dünya üzerinde. Dünya üzerine mevcut yönetimlerle çatışmadığınız müddetçe dininizde özgürsünüz. Nereye kadar? Mevcut yönetimin müsaade ettiği yere kadar. Bir bütün halinde değil dine. Mevcut yönetimin müsaade ettiği yere kadar. Mevcut yönetimlerde de değişiyor müsaade ettikleri yerler. Herkesin bir istihab hattı var. O istihab hattin müsaade ettiği yere kadar o sizin dininizi yaşamanıza müsaade ediyor. Eğer bu noktada öyle bir şey yoksa size ona müsaade etmiyor. O yüzden de şu anda mescitler bu noktada camiler hür değil. Hür değil. O bir aldatmacadan ibaret diyorlar ya camiler açık. İsteyen gitsin namaz kılsın.
Bak söz ne? İsteyen gitsin namaz kılsın. Camiler açık. Sadece ne yapabilirsiniz? Namaz kılabilirsiniz. Biz yirmi kişi toplandık burada hadis okuyacağız diyemezsiniz. Biz elli kişi toplandık burada tefsir okuyacağız diyemezsiniz. Onu diyanetin gözetiminde yapmakla mükellefsiniz. Diyanet kendiliğinden öyle bir çalışma başlatmaz. Gitseniz bir mahalle camisine deseniz ki biz burada yirmi kişiyiz, otuz kişiyiz. Biz burada ders yapacağız. Müftülükten izin almamız lazım der. Müftülüğe müracaat etseniz size izin vermez. Alacağınız cevap şudur. Camiler namaz kılmak içindir. Bu kadar.
Namazın haricinde bir şey yapmanız mümkün değildir. İşte mescitlerde Allah'ın zikrini yasaklayandan daha zalim kim olabilir? Yasaklayanlar hep zaten müminlerdir, Müslümanlardır. Yani adına Müslüman dediklerimizdir. Kafir kafirdir zaten o yasaklar. Münafık münafıktır o zaten yasaklar. Bunda bir sıkıntı yok. Ya yasaklayan kim? Müslüman. Bunda sıkıntı var. Ama yine de o ayet-i kerime mucibince zalimdir. Size şunu söylerler. İşte camiler zikrullah yapılma yeri değil. Toplanıp burada zikrullah yapamazsınız. Bu ayet-i kerimeyi de kendilerince bu zikirden kastın sadece namaz olduğunu söylerler. Allah'ı zikretmek en büyük iştir.
Ona bakmazlar o ayet-i kerimeye. Namaz sizi kötülükten alıkoyan. Ama Allah'ı zikir en büyük iştir. Ayet-i kerimesine bakmazlar. Bakın namaz sizi kötülükten alıkoyan. Namaz ayırdı. Allah'ı zikretmek ise en büyük iştir. O ayrı bir ibadettir. Bakın o ayrı bir ibadettir. O ayrı bir Allah'ı zikir ibadetini size müsaade etmezler. Ve buna kendilerince de hafifle bir şeyler çıkarırlar. Tahtavi bunu söylemiş. Camilerde cehren yapılan zikirlerin halkaları nafile namazlar gibi değildir. Bu zikir meclisleri men edilemez. Çünkü bunları yasaklayan kimselerin bu ayet-i kerime'deki zalimlerden sayılacağından bundan sakınılıp camilerde kurulan zikir meclislerinin yasak edilemeyeceğini açıkça bildirmektedir bu ayet-i kerime.
O zaman demek ki camilerde Allah'ın zikrini yasaklayabilecek bir kimsenin olmaması gerekir. Ama ne yazık ki İslam dünyasının büyük bir kısmında camilerde Allah'ın zikri yasaklanırsın. Allah bu yasaklayanların sonunu getirsin inşallah. Haç suresi ayet 40 Onlar sadece Rabbimiz Allah'tır dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar.
Eğer Allah insanların bir kısmını diğerleriyle önlemeseydi. Eğer Allah insanların bir kısmını diğerleriyle önlemeseydi. Yani insanlar ikiye ayrıldı. Cenab-ı Hak bir kısmını başka bir kısmına ne yaptı? Önledi. Manastırlar, kiliseler, havralar ve Allah'ın adının çok çağınıldığı mescitler tahrip edilip yıkılırdı. Allah dinine yardım edenlere mutlaka yardım eder.
Şüphesiz ki Allah mutlak kuvvet sahibidir, her şeye galiptir. Hac suresi ayet 40 Demek ki mescitler Allah'ın adının çok çağınıldığı yerlermiş. Camiler Allah'ın adının çok çağınıldığı yer olması gerekir. Eğer camiler Allah'ın çok çağınılan yeri olmaz ise, bunu yasaklarlarsa işte onlar zalimdir. Bunu yasaklayanlar zalimdir. Bu zulmün içerisine kafirler de, münafıklar da, Müslümanlar da girer. Çünkü Allah'ı çokça zikredilecek olan yerler Allah'ın mescitleridir. Allah o mescitlerde bizleri zikrullah yapan kullarından eylesin. İmam-ı Ali radiyallahu anh hazretleri söyledi.
İnsanlara bir zaman gelir ki İslamiyet'ten ancak isim kalır. Öyle bir zaman gelecekmiş ki İslamiyet'ten insanlara bir tek isim kalacak. Mesela yalnızca Müslüman ismidir. Ona diyecekler ki bu Müslüman. O Müslüman. Hani bir hadis-i şerif daha var ya, öyle bir zaman gelecek ki diyor, bir kimse diyecek ki, benim ceddimin ceddimin ceddi Muhammediymiş.
Benim ceddimin ceddimin ceddimin ceddim Muhammediymiş. Benim şefaatim ona vacip olacak diyor hadis-i şeriften. Benim şefaatim ona vacip olacak diyor. İşte öyle bir zaman gelir ki, insanların içerisinde bir kimseye Müslüman denir sadece. Namazı kalmaz, abdesti kalmaz, orucu kalmaz, ibadeti kalmaz, haramlarla alakalı bir derdi kalmaz, farzlarla alakalı bir derdi kalmaz.
Toplumumuzda şimdi bu insanlar görülüyor mu? Evet. Şükür ki Müslümanız diyorlar. Öğretilmedi, anlatılmadı. Öğretilmedi, anlatılmadı. Bildirilmedi. Annede yok, babada yok. Annede babada olmayınca evlat da yok. Yetiştirilemedi. Yasaklandı. Yasaklandı. Bırakın dini öğrenmeyi, din yasaklandı. Camiler samanlık oldu. Kapatıldı, satıldı. Dergahlar kapatıldı, tekkeler kapatıldı, medreseler kapatıldı. Kur'an-ı Kerim okuyanlar tutuklandı. Daha çok yakın zamana kadar başörtüsüyle millet okula gidemiyordu.
İlahiyat fakültesinde başı açık kızlar okuyordu. İmam Hatip Lisesi'nde başı açık kızlar okuyordu. Lisene İmam Hatip, üniversite ne ilahiyat. Biz İzmir ilahiyata gitmiştik. Ege Üniversitesi'ne 9 Eylül'e bağlı olan Orhan Hocam'la beraber. Orada ilahiyatın içerisinde gördüm başı açık kızları. Yasak. Kimisi peruk takmış. Hani malum bir cemaat 28 Şubat'taki başörtüsü yasağına muhalefet etmeden başlarını açıp bir peruk fetvasıyla millete okullara devam edeceksiniz demişti ya. Geri kalanlar başlarını açmak istemeyenler okullara gidemediler.
Okulların önünde tartaklandılar. Başlarından örtü sökülüp alınmaya çalışıldı. İkna odaları oldu. Buradaki İmam Hatip'in önünde dahi kız yazlar gidemediler. Katmadılar buradaki Bursa'daki İmam Hatip'in, İmam Hatip öğrencilerinin başörtülü. Katmadılar Bursa'da da oldu. Onlar işte ne oldu böylece insanların sadece isimleri kaldı Müslüman olarak. Hz. Ali Efendimiz devam ediyor. Başkaca hiçbir ibadet ve taat bilmez. Bunlar sadece adı Müslümandır başka ibadet ve taat bilmezler. Öğrenmediler çünkü. Öğretilmedi. Bu da nefislerine tatlı geldi. Bunun gibi şimdi sufi topluluklar da var. Türkiye'de ve dünyada öyle sufi topluluklarla oluşturdular ki bunlar namaz kılmıyorlar.
Kimisi diyor ki bizim namazımız kılındı. Kimisi diyor ki biz devamlı salattayız. Bunlar oruçta tutmuyorlar. O oruçtan kasıt nefsi terbiye etmektir. Bizim nefsimiz terbiye oldu diyor. Oruç hayvansal olan hayvani noktada duranlara farz diyor. Onlar hayvanlıktan kurtulmak için oruç tutacaklar. Böyle bir yorum getiriyorlar. Duyarsınız bunları. Onlar kamil insan olmuşlar. Kamil insan oldukları için oruç onlardan sakıt olmuş. Onlar kemale erdiklerinden dolayı onlardan namaz sakıt olmuş. Haşa. Böyle sapıklar da var. Ayrıyeten bilmediklerinden dolayı yapamayanlar var. Ve kasıtlı öğretilmediğinden dolayı bunların hepsi de başımıza geliyor. Kur'an'ın da resmi kalır.
Manasını bilen ve amel eden kalmaz. İşte öyle bir zamanda da Kur'an'ın resmi kalır. Bir Kur'an-ı Kerim var. Bir Musaf var. Bunu ne okuyan var ne manasını bilen var. Zaten bunun manasını öğrenmeye çalışırsan Orhan Hoca'nın tabiriyle sen bilemezsin. Ona öyle demişler. Hocam sen bilemezsin demişler. Sen anlamazsın. Sen bu işlerle uğraşma demişler. Evet. Kur'an'ın manası ortadan kalkar. Ameli ortadan kalkar. Kur'an'ın manası ve ameli ortadan kalkar. Kalktı. Manası da yok. Ameli de yok. İslam'ın hukuku olmazsa hiçbir şeysi kalmaz çünkü.
Onu ayakta tutan dinin hukukudur. Dinin hukuku ayakta durmazsa hiçbir şey kalmaz. Mescidlerini tamir ederler. Fakat içinde zikrullah yapılmadığından manen haraptır. İşte böyle bir zamanda da mescidleri tamir ederler. Harika. Mescidler çok yakışıklı, çok güzel, çok süslü. çok süslü halısından kilimine duvardaki boyasına varıncaya kadar harika işlemelerine varıncaya kadar harika.
Evet bir mescid, bir cami o toplumun medeniyetini gösterir. O toplumun bir aynasıdır. Ama asıl medeniyeti gösteren içindeki cemaattır. Ve cemaatin hali ahvalidir. O süslü mescidin içerisinde Müslümanlar takva süsüyle süslenmemişlerse ne yazık ki orası harap olmuştur. Ve ne yazık ki mescidlerde, camilerde Allah'ın zikri olmuyorsa o süsün bir anlamı kalmamıştır.
Çünkü içinde zikrullah olacak. İşte o zaman ehlinin şerlileri zahir ulemasıdır. İşte bu zamanın şerlisi, böyle bir zamanın şerlisi zahir ulemadır. Zahir ulema. İşin manasından uzak, işin duygusundan uzak, işin sırrından uzak, işin ahkamından uzak. Zahir ulema. Bir problemi çözemeyen, bir şeyde mana getiremeyen, söylediği halde söylediğini yaşamayan, bildiği halde bildiğini yaşamayan. Zahir ulema. Yüzeysel bakan. Kıl beşi bitirişi. Salla başı al maaşı. Zahir ulema.
Bir şeyde, bir problemde bunu nasıl Kur'an ve sünnet noktasında çözeriz deyip, kılı kırk yaramayan, ona gözyaşı akıtamayan, o problemin üzerinde kendini veremeyen, insanların Kur'an ve sünneti yaşamaları için bir derdi olmayan, din adına bir derdi olmayan, zahir ulema. İki tane harf öğrettiği zaman cukkasını doldurmaya çalışan, zahir ulema. Ayet ve hadisleri kendince terleyip, toparlayıp, o ayet ve hadisleri paraya devşiren, satan, zahir ulema. Gidip bir yerde bir yasin okuyup, iki tane mevlüt okuyup parayı cebe indiren. Gidip bir yerde bir sohbet yaptığında, bir zikrullah yaptığında, cebini doldurup da gider. Zahir ulema, bir yere gideceği zaman önce parayı, pulu, gideceği yerde yiyeceğini, içeceğini, yatacağını, kalkacağını düşünen, zahir ulema, insanların din ve diyanetini hiçe sayıp, sadece hevasına bakan, sadece nefsine bakan, zahir ulema.
Ne yazık ki, bu dönemi anlatmış Hazreti Ali radiyallahu anh Hazretleri. Zahir ulema. Fitne bunlardan çıkar. İşte fitne bu zahir ulemadan çıkar. Mana derinliği yok, kalbi derinliği yok, ruhi derinliği yok, hiçbir derinliği yok. Fitne bunlardan çıkar, zahir ulemadan.
O yüzden camilerde zikrullahı yasaklarlar. O yüzden camilerde milletin toplanıp dertleriyle dertlenilmesini yasaklarlar. Ondan sonra bir sürü cemaatler, tarikatlar, ehil olanlar, olmayanlar türer. Türedikten sonra da onlar yine aynı mescitlerin hutbelerine, minberlerine çıkarlar. Bunlar hakkında laf söylerler. Hocam biz gelelim burada toplanalım, bize dinimizi öğret deyince bakıyorlar. Camilerde din öğretilmediğinden başımıza ne geliyorsa geliyor. Bazen de insan hamd ediyor, şükrediyor orada din öğretilmediğine. Neden? Çünkü kimisi de içinde hadisleri inkar ediyor. Tasavvufu inkar ediyor.
Sufiliği inkar ediyor. İnkar ediyor. Onu sapık görüyor. Onu küfür olarak görüyor. Batıl olarak görüyor. O zahir ulemadan çıkıyor. Bunu cami minberlerinden salyalarına akıta akıta söylüyorlar. Bursa müftüsü olunca ona söylemiştim. Hocam bir tek bir şey istiyorum senden dedim. Diyanete de bunu bildirin dedim. Camilerin minberlerinden bir cemaate yönelik, bir tarikata yönelik, bir mezhebe yönelik, bir meşrebe yönelik, bir siyasi partiye yönelik fetva, sohbet, konuşma yapmayın dedim. Yapmayın.
Yeşil ay haftası, yeşil ay haftası yapma. Sanki öyle demedim ben. Doğal gaz bacalarınızı temizletin. Hutbesini söyledik sanki. Yayınlanan hutbeye bakın. Bir cuma hutbesi. Bursa'da ey ümmeti Muhammed, doğal gaz bacalarınızı temizleyiniz. Tüh Allah iyiliğinizi versin size. Ümmetin onca derdi var. Onca sıkıntısı var. Buski'nin yan kuruluşu. Affedersiniz. Bursa gazın yan kuruluşu sanki. Bursa gazın kuruluşu sanki. Doğal gaz borularını düşünüyor. Ben böyle dimdik bakınca, evet diyeceksiniz ki dedi. Çünkü bir hafta önce de fetva gene şeyden ne o?
Organ nakliyle alakalı söyledi. Hutbe uydu bir hafta önce. O da ne? Aynı imama. Bir hafta sona, iki hafta sona ne denk geldim? Aynı imam. O da ne? Dinen ve hukuken ölü olduğuna. Nasıldı hutbe? Tıbben ve hukuken ölü olduğuna karar verilince organ nakli yapılabilir, caizdir. Bende kaldırdım elimi. Kim hükmetecek? Tıbben ve hukuken ölü olduğuna nefes alan bir kimsenin tıbben ve hukuken öldüğüne kimi hükmetecek dedim. Caminin içinde. Buz gibi oldu cami. Yanımda da bizim Hakan var. Ayağımı bastırıyor. Hani sus diye.
Ben de döndüm. Ve senin solculuğun nasıl dedim? Ya hacı dedi sen benden de kötü. Sen benden de hani çılgınsın, ilerisin veyahut da ne bileyim delisin manasını bir şey söyledi. Şimdi aklımda değil. Vallahi dedi bizi derd etse edeceklerdi. Vallahi sen gelme istersen benden cumaya dedim. Tıbben ve hukuken. Ben böyle yükselince oradan imam işi kaçmakta buldum.
Vallahi değerli cemaat dedi bu konuda benim de bir bilgim yok dedi. Bana verileni okuyorum dedi. Evet. Ona verileni okuyorum. Onun ardından oluyor. Ben böyle şerh düştükten sonra. Ben yani başka bir şey bulamadım. Vallahi dedi diyeceksiniz ki dedi. Ben hazırım zaten. Yani bu hütbenin burada ne işi var diyeceksiniz. Ama dedi. Ya bize ne dedi gaz borusundan dedi. Evet. Ama mescitleri, camileri bu hale getirdiler. Siz düşünebiliyor musunuz bu topluluğun şimdi Ulu Cami'de toplandığını? Çok basit. Toplanın 20 kişi gidin mahalle camisine. Biz burada yaskıdan sonra haftanın 2 günü zikrullah yapacağız deyin bak.
Bir ortalık ayağa kalksın. Allah muhafaza eylesin. Fitne bu zahir ulemadan çıkar. Bu sadece camilerde değil bu ilahiyatlarda da aynılar. Böyle konuşunca da kızıyorlar. Temelli kızıyorlar. Çiziyorlar benim altımı, üstümü, her tarafımı. Çarpı çarpı üstüne. Çarpı çarpı üstüne. Olmuyor zaten küfrüme fetva verenler de var. Zahir ulemadan kaynaklanıyor. Hz. Ali Efendimiz devam ediyor. Fitne bunlardan çıkar. Ve yine fitne bunlara döner. Ve fitne ne yapacak yine? Bunlara dönecek. Fitne bunlara dönecek. Bunların sonları yok.
Ayet-i Kerim'e tevbe 67. Onlar Allah'ı unuttular. Bu zahir ulema Allah'ı unuttu. Bu Allah'ın zikrine karşı gelenler zikri terk ettiler. Unuttular. Ayet-i Kerim'e devam ediyor. Allah da onları unuttu. Allah unutur mu? Hayır. Allah kimi bu noktada hiçe sayar? Kendisini unutanı. Gaflete düşüp zikrini terk edeni. Gaflete düşüp harama devam edeni. Gaflete düşüp harama devam ettiği halde tövbe etmeyeni. Allah onları unutur. Çünkü onlar Allah'ı unuttular.
Ama diğerine Allah'ın öyle kulları vardır ki onlar bir günah işlediklerinde hemen Allah'ı zikrederler ve tövbe ederler. O zaman unutmayanlar hemen Allah'a tövbe edip onu zikredenlerdir. Allah bizi onlardan eylesin. Cenab-ı Hak bu Allah'ı zikirden gafil olanları bakın neyle isimlendiriyor? Münafıklar. Şüphesiz ki münafıklar kafirlerin ta kendileridir. İşte bu Allah'ı unutanlar, Allah'ı zikirden geri kalanlar, Allah'ın zikrini, Allah'ın zikrini yasaklayanlar, Allah'ın zikrini hor ve hakir görenler, zikredenleri hor ve hakir görenler, zikredenleri küçük görenler, zikredenleri bir işe yaramaz görenler, zikredenleri cahil, cühella görüp onları hor ve hakir görenler, onlar münafıkların ta kendileridir.
Onların kalplerine iman yerleşmemiştir. Onlar imanın tadını alamazlar. Oysa o hor hakir gördükleri her zikrullah meclisinden, bir münadi melek tarafından hitaba mahzar olurlar. Af olmuş olarak kalkınız ve dağılınız. Ve her zikrullah meclisinden sonra bir melek, bir münadi, bir çığırtkan, bir dellal seslenir. Allah sizin günahlarınızı hayra çevirdi.
İşte o yüzden zikrullah'a ve zikrullah yapana karşı çıkanlar, o yüzden münafıklık damgasını ve mührünü yiyorlar. Çünkü Cenab-ı Hak'ın affettiklerini, Cenab-ı Hak'ın kendisine yakın ettiklerini, Cenab-ı Hak'ın kendisine geçmiş günahlarınla hayra çevirdiklerini, ne yazık ki hor hakir görüyorlar. Ne yazık ki onları ne yapıyorlar? Küçümsüyorlar, önemsemiyorlar. Oysa onlar, Allah için Allah'ı zikredenlerdir. Kim? Allah için, Allah rızası için, Allah adına, Allah'ı zikrediyorsa, toplanıp zikrediyorsa, oradan affolmuş olarak kalkıp, geçmiş günahları da neye döndürülecek?
Hayra döndürülecek. Allah cümlemizi onlardan... Kul sevmeyi nasıl öğrenir? Sevgi doğuştan Allah'ın kullara verdiği bir lütuf mudur? Sevgiye nefis karışır mı? Bunları birbirinden ayıran şey nedir? Evet, kul sevmeyi daha anne karnına düştüğünde öğrenmiştir. Ama bu öğreti dışarıda yavaş yavaş önce aileden olur, ondan sonra etrafından olur, ondan sonra arkadaşlarından olur gibi etraf ona sevmeyi öğretir. Buradaki aile, etraf, okul bu noktada çok önemli. Asıl onun eğitimi, öğretimi bu noktada, asıl eğitim, öğretimi bu noktada ailede olur. Ailenin içerisinde sevgi hakim ise, anne baba arasında sevgi var ise, o çocuk sevgiyi ilk önce aileden öğrenir. İkinci öğrenciye yer bizim toplumumuzda okul, sokak. En son dergahla tanışıyor.
Dergahla tanışıp gelinceye kadar, ne yazık ki bu noktada bazı çarpık düşünceler oluyor. Nefis karışır mı? Karışır. Kadınlarla konuşma adabı hakkında bilgi verir misiniz? Kadınla konuşunca yüzüne bakarak mı konuşulmalı? Yoksa yere bakarak mı? Ayrıca kadınların erkeklerle konuşma adabı hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu noktada normalde işte, önemli olan kadınların ve erkeklerin birbirleriyle konuşurlarken, birbirlerini işveri konuşmamaları ve onları etkileyecek bakışlardan uzak durmaları.
Ölmüşlerimizin ruhuna tevhid çekerken, yetmiş bin tevhid sayıla çekmemiz şart mı değil? Yoksa tesbihin bulunmadığı, sayamadığımız yerlerde gün içerisinde çeksek, misal bir hafta olur mu? Olur. Günlük yeme içme adabımız nasıl olmalı? Sağlıklı bir kişi nasıl yemeli? Sabah erken çıkıp iş hayatını akşama kadar devam ediyoruz. Günlük kaç öğün yemeliyiz? Yemek yeme adabı, zikri, ibadetler, etkiler mi? Bunları güzelleştirmek için neler yapmalıyız, alıştırmalıyız? Haram yemeyin. İşi müsait olanlar sağlık açısından, günde iki öğün yesinler, hazır gıdalardan, hazır içeceklerden uzak durun. İşi ağır olanlar üç öğünde yiyebilirler, bunda sıkıntı yok.
O yüzden önemli olan, natürel beslenmeniz, sağlıklı beslenmeniz, aç kalkmanız, çok tok olmamanız. Miraç gecesiyle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin ulaşmış olduğu makam açık mı? Makamı Mahmud, tek ilerlediği o yolda kamil insanın yürümesi de mümkün mü? Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin peşine takılanlar, kendi kalıplarınca ve halplerince gidebildikleri yere giderler. İntihar eden birine rahmet dilenip, Allah'ım affet, mekanın cenneti olsun diye dua edilir. Hanefiler, intihar edenleri genel anlamda akli dengesi bozuk olarak hükmetmişler dışarıdan. O esnada onun son nefesinde değil, akli dengesinin yerinde olup olmadığını bilmiyoruz. O yüzden biz hüsnü zan besleriz. Bakın, hiç kimsenin son nefesine birisinin hükmetmesi mümkün değil.
Bu meşhur ya, mesela birisinin kafir olarak öldüğünü hükmetecek adam illa ki. Bilhassa böyle Atatürk üzerinde bunlar var ya, illa ki onun ölürken kafir olduğunu hükmederse, adam arş-ı alaya çıkacak sanki. Adama diyorsun ki, son nefesinde yanında mıydın? Soruyorum, son nefeste yanında mıydın? Son nefesini sen mi verdin? Sen mi yazdın son nefesini? Kimseye hükmetmek mümkün değil. Dikkat edin. O yüzden hüküm Allah'a ait. Biz kafirliği tarif edebiliriz Kur'an sünnet olarak. Münafıklığı tarif edebiliriz Kur'an sünnet olarak. Müslüman bildiğimiz bir kimsenin kim küfrüne fetva verir? Son nefesinde Allah muhafaza eylesin.
O yüzden Hanefiler demişler ki, intihar eden için, akli dengesinin yerinde olup olmadığını bilmiyoruz. Orada bir ölçüm aleti olsa, biz onun akli dengesi yerinde olarak intihar etmiş desek, onun o zaman cenaze namazını kılmayacağız, ona dua da etmeyeceğiz. Ama akli dengesi yokken böyle bir şey yaptıysa, o zaman onun cenaze namazı da kılınır, dua da edilir. O yüzden Hanefiler hüsnü zan besleyerekten bütün intihar edenlerin Cuma'nın cenaze namazlarını kılmışlar ve ona dua etmişler. Allah'ım sen beni evladımla, eşimle sına mı diye dua etmek doğru mu? Değil. Neden ayeti kerimeye ters? Biz sizleri, anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla intihar ederiz.
Eşi çocuktan kaçarsanız, Allah başka bir zalime sizi müstahak edebilir. O intihar sizin nefsinize daha zor gelir. İnsan eşinin yaptığını tolere edebilir, çocuğunun yaptığını tolere edebilir, anne babasının yaptığını tolere edebilir. Öyle olması lazım zaten. Neden? Annesi babası ya. Annesi babası. Eşi, eşi. Eşin ya, kadın ve erkek önemli değil. Senin eşin. Senin eşin beraber bir yastığa koyduğun kadın veya erkek, senin eşin. Onu affetmeyeceksin, kimi affedeceksin? Onu tolere edemedikten sonra kimi tolere edeceksin? Öbürküsü ne? Çocuğun. Çocuğun, çocuğun. Allah muhafaza eylesin. O yüzden dikkatli olmakta fayda var.
Peygamber Efendimiz, kadınların pantolon giymesini erkeğe benzeyen bizden değildir demiştir. E o hadis-i şerifin metninde pantolon yok, ceket yok. Nereden buldunuz bunları? Hadis-i şerifin metni şu. Saça saç ekleyen. Dişlerini törpüleyen. Dövme yaptıran. Dövme yaptıran. Erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere lanet olsun. Eğer bir ülkede erkeğe benzemek kıyafetle bağlantılıysa ve bir kıyafet bu noktada erkeklerle özdeşleştiyse ve bir kadın da o kıyafeti sırf erkeğe benzemek için giyerse o zaman bu. Yoksa ne olacak şimdi?
Yaşlı nenelerimiz, annelerimiz, babalarımızın eski paltolarını giyiyorlardı. Lanet mi okuyacak? Lanetlenecek mi şimdi onlar? Normalde annelerimiz, babalarımızın giymediği eski kazakları giyiyorlardı. Bizde vardı bu. Geymediği gömlekleri giyiyorlardı. Lanetlendiler mi onlar şimdi? Poturla şalvardı aynı şey. Aynı evet. O yüzden Allah muhafaza eylesin. Bunların böyle bu noktada bir kimsenin normalde kendince niyetiyle alakalı. Kırıtan erkekleri gördü Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Medine'de. Bunlar ne dedi? Kına yakmışlar ellerine. Bunlar ne dedi? Sahabeler dediler ki ya Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem.
Bunlar kendilerinin kadın olduğunu söyleyenler. Enteresan bir şey. Bak kendilerini kadın hissedenler. Ellerini kına yakmışlar, kırıta kırıta yürüyorlar. Onları Medine'nin dışına sürgüne gönderdi. Şimdi erkekler kıyafetleri aynı. Yolda kırıta kırıta yürüyor mu? Yürüyor. Kadınlar gibi kırıta kırıta yürümek lanetlik. Geydiği değil. Bu noktada o kimsenin niyeti hissettiği, yaptığı Allah muhafaza eylesin. Evet erkekler erkek gibi giyinmeye gayret etsinler. Bayanlar da bayan gibi giyinmeye gayret etsinler. Ama günümüz koşullarında kadınlar mantoların altına pantolon giyiyor diye. Şimdi kalkıp da onlara erkeğe benzedi.
Lanetlemek hoş bir şey değil. Hocam hakkını helal et. Bir kimse nikahlı olduğu eşine üç ay içinde yaklaşmazsa nikah düşer mi? Düşmez. Öyle nikah düşmez. Ama burada bir problem var. Eğer kadın evet demiyorsa bu konuda kadında problem var. Erkek kadına yanaşmıyorsa erkekte bu problem var. Orta yerde bir sağlık problemi varsa sağlık probleminin durumuna göre. Ama iki ay ama üç ay ama dört ay ama altı ay. O sağlık probleminin hallolması için müsaade edilir. Yine de problem bitmiyorsa taraflar bu sefer boşanma hakkına sahip olur. Bunda eğer kadın evet demiyorsa erkeğe zulmediyor. Eğer erkek kadına yanaşmıyorsa kadına zulmediyor.
Bir kadının dört günde bir cinsel ilişkiye girmesi dini hakkıdır. Bir erkek sağlık problemi olmadığı halde dört günde bir cinsel ilişkiye girmiyorsa eşiyle boşanma hakkı doğar kadının. Bir kadın da erkek onu talep ettiğinde erkeğin talebine bir mazeret olmaksızın. Hayır diyorsa erkeğin boşanma hakkı doğar.
Allah muhafaza eylesin. Sabah namazından sonra uykumuz da var. Allah'ın bereketinden mahrum kalmamak için ne zamana kadar uyumamak gerekir? Siz sabah namazına kalktınız mı? Büyük berekete nail oldunuz. Allah muhafaza eylesin. Bir toplulukta birisi hakkında konuşuyoruz. Yanlış hareketlerini sayıyoruz. Böyle yapmamalı diyoruz. Bu gıybet olur mu? Evet. Yalnız o toplumda o kişinin kim olduğunu bilmiyor. Sonra çevredekiler onun kim olduğunu bilirse gıybet olur mu? Evet. Yani bu belli olmaz mı kim olduğu? Andırır insanlar. Bir kimsenin başka bir kimseye senin için veya sana kurban olurum demesi caiz mi? Bu ben seni seviyorum demek. Yani sahabeler gelirlerdi bir derler ki anam babam sana kurban olsun yarısı buna.
Yani ben seni annemden babamdan da çok seviyorum demek. Yoksa kurban edecek manası değil. Kaşına gözüne kurban olurum demek caiz mi? Ne kadar güzel ya. İnsan sevdiğinin kaşına da gözüne de kurban olur. Bizim kültürümüzde var bu. Hatta böyle kaş odun gibidir. Biz kalem kaş görürüz onu sevdiklerim. Türk erkekleri gaddardır demek gıybet olur mu? Evet. Nereden çıkardınız bunu? Türk erkekleri naiftir. Latiftir. Eşlerini üzmezler. Evet. Orta Asya'dan itibaren Türklerin bu ahlakıdır. Eşlerini üzmezler. Eşlerini dövmezler. Kaba değillerdir. Eşlerine hep çiçek ismi takarlar. Biz kadınlarımıza çiçek ismi takarız. Çiçek.
Bakın çiçek ismi. Bu sonradan ne yazık ki bu son 100 yıllık 150 yıldan beri erkekler biraz bu noktada ahlaktan uzaklaştılar. Bizde kadın, bizde kadın mukaddestir. Mukaddest. Allah'ın bize emanetidir, lütfudur, ikramıdır, ihsanıdır. Hediyesidir Allah'ın. Allah'ın hediyesi. Bu noktada Türk erkekleri asla kadınlarına gaddar değildir. Türk erkekleri kadar kılıbık bir erkek olmamalı. Türk erkekleri çok iyi olduğundan dolayı Orta Asya'dan itibaren Çinlilerden tutun da bütün ırklar Türk erkekleriyle evlenmek için can atmışlar. Ne zamana kadar?
Son 150 yıla kadar. Şimdi Türk kadınları da illallah çekiyor adamlardan. Neden? Adamlar inceliğini kaybettiler. Latifliğini kaybettiler. İkramlığını kaybettiler. Yumuşaklığını kaybettiler. Allah bizi affetsin. Manevi olayların çoğu peygamberlerin çıktığı yer Arap yarımadasına ona yakın yerlerin olmasının hikmeti nedir? Peygamberlere sormak lazım. Ham maddeler nimetlerimize, hamd edenlere nimetlerimize artırız ayetinde. Nimet rızık mıdır yoksa başka şeyler mi var mıdır? Her şey vardır. Birisini kınadık sonra o kınamadan pişman olduk. Kınayan kimse kınadığı şey başına gelmeden ölmez hadisi var. Gidip helallaşacaksınız onunla. Kur'an'da geçen her söz farz değil midir?
Fardır. Kurban kes diyor Allah keser. Kevser suresinin ama kurban kesmek vacip. Nikahta mehir sünnet ama Kur'an'da bunun ayrıntılarına girip söyleniyor. O zaman farz olması gerekmez mi? O sen maşallah böyle gidersen iştah dalimi olabilirsin. Devam et. Bu noktada hiçbir sıkıntı yok. Silsile olarak hangi silsilenin devamıyız? Hiçbir silsilede isminizi bulamadım. Kendi kendime karamsar oldum. Nerede bizim ismimiz olacak kardeş? Biz öyle kıymetli bir insan değiliz. Bizim silsilemiz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yolu. Hz. Mevlana bağı kes, bağı çöz. Ne zamana kadar altına gümüşe bağlı kalacaksın demiş. Silsileler aldatır insanı.
Bizim o yüzden bir silsilemiz yok. O yüzden kardeşler bu noktada herkes serbest istedikleri yere gidebilirler. Bir silsileli bir yer bulun kendinize. Gerçekten. Tarikat olarak bizler kimiz efendim? Nereye dayanmaktadır? Kökümüz, amacımız nedir? İsmimiz nedir? Biz Muhammed'i olalım yeter bize. Allah'a kul olun. Ben kendi nefsim için söylüyorum. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine. Ümmet olalım bize yeter. Şeyh ile Mürşid-i Kamil arasında bir fark var mıdır? Bir tane şeyh ile bir tane Mürşid-i Kamil bulacaksınız. Yan yana oturtturacaksınız. Arasındaki farkı onlara soracaksınız. Ben ne şeyhim? Ne ne bir şey?
Ben kulu olmaya çalışıyorum. O yüzden bir şeyh olsa bir kimse şeyh olduğunda böyle oluyor. Mürşid-i Kamil olduğunda böyle oluyor deyip ikisinin arasında kıyaslıdan çarpıştıracağım onları. Ama ben böyle bir şeye yapabilecek güç ve kudret de değilim. Bu kadar bilgide de değilim. Allah bizi affetsin. Mürşid-i Kamil olan kişilerin kendi arasında derece farkı var mıdır? Vardır herhalde aralarında. Kimini kiminizden üstün yarattık diyor. Kiminizi kiminizden üstün yarattık deyince aralarında bir fark vardır belki de. Ama yani bunu herhalde sadece kendileri biliyordur. Bu şuna benziyor şimdi. Hocam genetik profesörü. Yani genetikte ben şimdi o birbirimizi kıyaslayabilir miyiz? Ben şimdi kendim oturup da genetikten hiçbir bilgim yok.
İşte örneğin hocamın genetikteki üstadlığıyla. İşte var mı Çanakkale'de genetik? Çanakkale'deki genetik bir profesör var mı ismi aklında? Özdemir Hoca var. Örneğin Çanakkale'deki Özdemir Hoca ile genetikçi. Ben Orhan Hoca'yı ikisinin arasındaki kıyası nasıl bileyim ki? Buna üçüncü bir genetik profesörü lazım. O da böyle real olacak, hakkaniyetli olacak. Real ve hakkaniyetiyle yaptıkları işleri analiz edecek. Ne işler yapıyor? Bilimle alakalı neler yapmışlar? Dökecek onları. Bakacak ki işte ikisi de 20 yıllık genetikçi. Birisi 20 yıl içerisinde 300 problem halletmiş. Örneğin. Birisi de 20 yıl içerisinde 30 problem halletmiş. Aha. Şimdi 30'u üstün göreceğiz.
Biz bilmiyoruz ki. Veyahut da biz 300'ü üstün göreceğiz. Biz yine bilmiyoruz. Neden? Belki de 30 işi 300'den fazlaydı. Açıklama olarak, zamanlama olarak, işin derinliği olarak. Veyahut da 300 iş gerçekten çok kapasiteli idi. Adam 30 tane iş yapmış, yatmış ömrü boyunca. Bunun kararı biz verebilir miyiz? Ben veremem. Bunun bir kurul olacak. Veyahut da o işin uzmanları toplanacak. Buna onlar karar verecekler. Eğer ilim adına verilecekse. Bu tip mürşid-i kamillerin de kendi aralarında muhakkak dereceleri vardır. Nasıl peygamberlerin kendi aralarında dereceleri var ise, mürşid-i kamillerin de kendi aralarında dereceleri vardır. Onu da ancak mürşid-i kamiller biliyordur.
Allahu alem. Hakkınızı helal edin. Ben daha fazla vakit almayayım. Haddimi aşmayayım. Hocama mikrofonu veriyorum. Hocam bir konu belirlerse konu hakkında. Konu belirlemezse gündem serbest. Allah razı olsun. Ben yani konuşma programılamadım bu akşam. Benim ödevim üstad tarafından verildi. Yaratılış anlatacağız.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.