mustafaozbag.org

431. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 20 Şubat 2015 · 1:35:00

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Kehf Suresi Ayet 24. Ancak Allah dilerse yaparım de. Bir şeyi unuttuğun zaman da Rabbini zikret. Umarım Rabbim beni bundan daha doğrusuna ve daha iyisine iletir de.
Bu sure, malum, Ashab-ı Keyf ile indirilen mesele. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bir grup, Yahudiler gelirler, Ashab-ı Keyf'ten sorarlar. O da onlara der ki, yarın da size bunun sohbetini edeyim, sorunuza cevap vereyim. Öyle söyleyince ertesi gün bir rivayette kesilir vahiy. On beş gün kadar vahiy gelmez. Müşrikler, Yahudiler o gün için başlarlar alay etmeye. Muhammed'i Rabbisi unuttu der.
Sonra da bununla alakalı Cenab-ı Hak yine ayeti kerime gönderir. O onu unutmadı diye. Cevap verir. Cenab-ı Hak vahyin musluğunu açınca, ilk önce de müşriklere cevap verirsin. Rabbi onu unutmadı diye. Tabi burada bununla alakalı bütün müfessirler, tefsirciler, değişik, müteşavih bir mesele. Değişik görüşler sunmuş. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ayet-i kerimenin başlangıcıyla alakalı. Bir şeye azmettiğinde inşallah, Allah izin verirse, Allah bu noktada müsaade ederse de diye inşallah sözünü bu noktada öne koymuş. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, Süleyman aleyhisselam bir gün kendi kendisine niyet etti.
Dedi ki, bugün bütün eşlerimi dolaşacağım bir gecede ve hepsinden de birer erkek evlat olacak ve hepsi de bu birer erkek evlatla Allah yolunda cihad edecek bir bölük kuracağım dedi. Bunu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri naklediyor. Ve ona kral diye geçiyor, hadislerin bazı metinlerinde. Kral ona dedi ki, buna inşallah demedin sen.
Ve Hz. Süleyman bir rivayette 70, bir rivayette 90, bir rivayette 100 eşi var. Bir gecede hepsinde dolaşıyor. Hepsi de hamile kalıyor. Hepsi de doğum yapıyor erkek çocuk olarak. Bir rivayette de hepsi de dolaşıyor. Hepsi de hamile kalıyor. Bir tanesi doğum yapıyor. O doğum yapan da yarım bir erkek çocuk. Rivayette böyle var. Yani tam kemale ermemiş, tam olgunlaşmamış, tam meydana gelmemiş bir erkek çocuk doğuruyor. Ve inşallah demedi diye, bunun böyle tecelli ettiğini söylüyor. İnşallah demedi diye. İnşallah bu manada aynı şekilde de Allah'ı zikir. Bir söz verdiğinizde, bir sözünüzü yerine getirmek için, bir yere gitmek için inşallah demeyi unutmayın.
Tabi Hz. Mevlana meslevisinde nice inşallah demeyenler vardır ki, onlar inşallah canı olmuşlardır, özü olmuşlardır. Onlar inşallah dememelerine bakmayın der ama biz sakın kendimizi onlardan görmeyelim. Onlar da kimlerdir? Allah'ın öyle kulları vardır ki, o kullar bir şey yapacağım dediğinde Cenab-ı Hak onları yaratır. Hadisi Kudsi var bu noktada. O kullar ol dediğinde Cenab-ı Hak onları oldurur. Biz kendimizi onlardan görmeyelim, öyle inşallah demeyenlerden olmayalım. Kendimizi o naz niyaz noktasına atmayalım inşallah. Öyle şatahat noktasına atanlardan olmayalım. Asla kendimizi şatahata atmayın. Şaka dahi olsa, bakın şaka dahi olsa, dervişliğinizi kullanmayın bu noktada.
Şaka dahi olsa ve o kimse, yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ve Süleyman aleyhisselam. Eğer Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle alakalıysa bu mesele, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini ilgilendiriyor. Ama bunu ben kendimce, kendimce Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinden olduğuna inanmıyorum. Çünkü heva ve hevesinden yapmadı. Hiçbir şey eksik noksan yapmadı. Hiçbir eksiklik ve noksanlık onun üzerinde suhur etmedi. O zahir ve batın olarak Allah'ın sıfatlarının tecelli ettiği noktada. Bu noktada diyebiliriz ki Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri sıfat açısından Cenab-ı Hakk'ın bütün sıfatlarının üzerinde tecelli ettiği yegane vardır.
Bütün sıfatlarını, bütün sıfatlarını, kemal noktasında tecelli ettiği yegane vardır. O yüzden onun için unutmak söz konusu değil. Bakın unutmak söz konusu değil. Ben kendi nefsimde bunu böyle yorumluyorum. Bu Allah-u Alem Kehf suresinde Süleyman aleyhisselam ile alakalı bir kıssa olarak geçmiş olabilir. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bu inşallah ile alakalı Süleyman aleyhisselamın kıssasını anlatır bize.
Bu inşallah ile alakalı anlatır bir de. O zaman bu bizler içindir. Ümmet bir söz vereceğinde inşallah diyecek. Yani sözünün cümlenin sonunda sözünü bitirirken Allah'ın zikriyle bitirecek. İnşallah demek Allah izin verirse demek. Sözünün sonuna Allah'ın zikrini koyacak. Devam ediyor. Unuttuğun zaman da Rabbini zikret. Eğer bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine ithaf olunacak bir şey değil çünkü ayeti kerimenin gerisi. Unuttuğunda Rabbini zikret. Bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerine atfedilecek bir şey değil. Unutmak bu noktada kime? Adem aleyhisselam'a münhasır oldu.
Unuttu. Unutaraktan ne yaptı? Gitti meyveyi yedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onu da kurtardı. Ne dedi? Unuttuklarınızdan sorumlu değilsiniz. Tabiri caizse Adem aleyhisselamı ipten aldı. Hz. Adem çünkü unutmuştu. Geçmiş peygamberlerin üzerinde küçük eksiklikler, noksanlıklar zur etti. Adem aleyhisselam'ın unutaraktan Cenab-ı Hakk'ın yaklaşma dediği yöne veçe, noktaya yaklaşması gibi. Aynı şekilde Süleyman aleyhisselam'ın da inşallah sözünü inşallah demeyi unutması gibi. İnşallah demediğinden dolayı o niyet ettiği şey oluşmadı. Ve Cenab-ı Hakk burada ikaz ediyor. Unuttuğunuz zaman Allah'ı zikredin.
Unuttuğunuz zaman. O zaman hepimizin başında böyle bir sıkıntı gelebilir. Hepimiz bir ismi unutabiliriz, bir olayı unutabiliriz, bir şeyi unutabiliriz. Biz unuttuğumuz şey neyse, o esnada hatırımıza gelmiyorsa, biz Allah'ı zikredip o şeyi hatırlamamıza Allah'tan yardım dileyebiliriz. Çünkü umarım Rabbim beni bundan daha doğrusuna ve daha iyisine iletir der. Yani sonuçta Cenab-ı Hak muhakkak ki o unuttuğunu sana hatırlatacaktır. Muhakkak ki o senin gaflete düştüğünde, inşallah demediğinde, gaflete düştüğünde, bir şey hatırına gelmediğinde, Allah'ı zikredersen Cenab-ı Hak o unuttuğunu, o hatırına gelmediğini sana hatırlatacak. Sana bilginin doğrusunu, sana ilmin hakikatını senin kalbine indirecek.
Sen o doğruyla hemhal olacaksın. O doğruyu öğreneceksin. O zaman unuttuğunda, gaflete düştüğünde, bir şeyi hatırlayamadığında, veya o esnada besmele çekmen gerekirken, besmele çekmemenden, yemeye başladı, besmele çekmesi gerekiyor. Sufi, besmelesiz bir işe başlamaz. Yemekti, içmekti, hareket etmekti, arabayı çalıştırmaktı, yatmaktı, kalkmaktı. Her fiiliyat değiştiğinde, her fiiliyat değiştiğinde, muhakkak besmele çeker. Muhakkak. Her fiiliyatı değiştiğinde, her fiiliyat değiştirdiğinde besmele çeker. Unuttu. İşte ayeti kerime diyor ki, unuttuğunda Rabbini zikret. Başlangıçta sen besmele çekmeyi unuttuydun. Ortasında Bismillahirrahmanirrahim evveli ve ahiri de.
Cenab-ı Hak kabul edecek. Sen nerede besmele çekmen gerekirken unuttuysan, aklına geldiğinde sen besmeleyi çek. Nerede inşallah demeyi unuttuysan, aklına geldiğinde inşallah de. Nerede unuttuysan, nerede hatırına gelmediyse, böyle bir şatahat yaptıysan, böyle bir şatafata düştüysen, böyle bir eksikliğe, yanlışlığa, gösterişe düştüysen, kendi kendine ben oldum, erdim, erginleştim, ben de inşallahın canı oldum dediysen, sen inşallah de, burnun sürtülmesin.
Sen inşallah demekten vazgeçme. Cenab-ı Hakk'ı her daim, her işinde, her fiiliyatında zikret. Cenab-ı Hakk'ı onu bereketlendirsin. Cenab-ı Hakk'ı ona lütfetsin, ikram etsin. Cenab-ı Hakk'ı onu fazlalaştırsın. Cenab-ı Hakk'ı onu yetiştirsin. Cenab-ı Hakk'ı onu ne yapsın? Sana en güzel, en doğru, en tatlı şekli hale getirsin. Asla besmeleyi unutma. Ve unuttuysan da, geriye dönük, besmeleni de inşallahın da, zikri de terk etme. Dersi de çekmediysen, dersini de çekmediysen, hatırladığında dersini çek. Namazı kılmadıysan, unuttuysan, hatırladığında namazını kıl. orucu unuttuysan, hatırladığında orucunu tut.
Orucunu tut. Bir ibadeti yerine getirmekte unuttuysan, hatırladığında onu yerine getir. İster üstünden bir sene geçsin, ister beş sene geçsin. Bir söz vermişsin. Söz verdiğinde inşallah de. İnşallah dediğinde, o sözü beş yılda geçse, üzerinde yerine getirsin. On yılda geçse, o sözünü yerine getirsin. Yirmi yılda geçse, o sözünü yerine getirsin. Asla gaflete düşme. Asla şeytanın aldatmasına düşme. Bununla alakalı, yine, hani Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin, unutmadığıyla alakalı, bir ayeti kerimede ne? Kehs Suresi, ayet 63. Bunu kim söylüyor? Musa Aleyhisselam'ın yanındaki yardımcısı. Musa Aleyhisselam'ın kısasında geçiyor bu.
Musa Aleyhisselam'ın kısasında ne var? Yanındaki yardımcısı, kurutulmuş balıklar, canlanıp, denize hopladığında, Musa'ya haber verecekti. Diyecekti ki, ya Musa, balıklar şurada canlandı. Ama Musa Aleyhisselam'ın yanındaki o yardımcısı, bunu unuttu. Balıklar canlanıp, onun heybesinden, onun çıkısından, onun çuvalından, onun sepetinden, denize doğru atlayınca, bu onu Musa'ya söylemeyi unuttu. Oysa Cenab-ı Hak, Musa Aleyhisselam'a, bunu vahyetmişti. Demişti ki, sen yanına kurutulmuş balık al. Ne zaman o kurutulmuş balık, denizin kenarında yürürken, canlandı ve kendisini denize attı, işte orada benim bir kulun vardır.
O, senin ilminden farklı bir ilim sahibidir. Musa Aleyhisselam, şatahat yapmıştı çünkü. kavminden ona birileri sormuştu, senden daha alim bir kimse var mı? Yok demişti. Sakın kendini üstün görme. Sakın kendinden daha üstün bir kimse yokmuş diye düşünme. Sakın kendi kendine, ben zamanın kutbul azamıyım, yok ben kutbul arifinim, yok ben zamanın ariflerinden oldum, yok ben bu dergahın halifesiyim, yok ben burada oldum, bittim, uçtum, yok ben şöyleyim, sakın deme, şatahat yapma, kulluk yap, tevazu ehli ol.
Bak, Musa Aleyhisselam, benden daha başka bir alim bir zatın olduğunu zannetmiyorum dedi, Cenab-ı Hakk'ın bu hemen tacibuna gitti. Dedi ki, yanıldın ya Musa, ya, senden daha alim bir kulun var. Nerede ya Rabbi, ben onu gidip görmek, tanımak isterim. Dedi ki, denizin kenarında, filanca yere git, yanına kurutulmuş bir balık al. Her şey bakın ne, işaret. Her şey manevi işaretlerin üzerinden yürür. Her şey manevi rumuzlarla yürür, manevi hatta. Manevi rumuz. Ona dedi ki, yanına iki tane balık al kurutulmuş. Ne zaman o iki tane balık canlandı, işte orada benim dedi senin, o beğenmediğin ama benim indimde kıymetli olan.
Sen kendince kendi kendine ilim sahibi gördün, ama senden daha alim bir kimse. Hikmet ehli. Bir kulun var dedi, orada var. Musa Aleyhisselam onu tanımaya gitti. Yanındaki yardımcısına dedi ki, aman ha, balıkların, gözün balıklarda olsun. Bunlar canlanıp, suya atladığında, bana haber ver. Yanındaki yardımcısı, balık canlanır mı demedi. Kurutulmuş balık, denize gider mi diye itiraz etmedi. Şek şüpheye düşmedi. Ulan böyle şey mi olurmuş, bunlar uçmuş, kafeyi kırmış demedi. Ulan hadi bu ihtiyarlamış, bunak bu adam demedi. Dikkat edin. İşi matematiğine vurmadı.
Kurmuş balık canlanır mı diye sormadı. Kurutulmuş, tuzlanmış balık canlanır mı diye düşünmedi. Yürüdüler beraber. Yürürlerken, sohbet ederken, unuttu yardımcısı balıkların canlandığını. İşte Keş Suresinde, ayet 63'te diyor ki, şeytandan başkası, unutturmadı onu bana. Unutturan neymiş? Şeytan. O zaman, Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, inşallah demeyi unutması mümkün değil. Onu bazı tefsirciler, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, inşallah demeyi unuttuğu için, diye tefsir ediyorlar. Bunu bu fakir kabul etmiyor. Bunu bu fakir kabul etmiyor.
Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, unutmadı hiç. Eğer burada unuttu kapısını açanlar, ama içinden iğneli, ama değil. Ama mahsus, böyle bu noktada, işi irdeliyorlar. Yani ne demek, bir şey unutursa, bir ayet-i kerimeyi de unutabilir. Bir kimse bir şeyi unutursa, başka bir şeyi de unutur. Bunu unutmayın. Ben bazen derim ya, adam bir sefer terk ederse, bir daha terk eder. Adam gitti mi, bir daha gider. Senin karşına bir kadın çıktı, sana bir hakaret etti mi, ikincisini de der. Bir erkek bir kadına hakaret etti mi, ikincisini de der. bir çocuk babasına bir itiraz etti mi, ikincisine de der.
Eder. Etmeyeceğim demedi, dediğine bakma. Sen kendi iç aleminde, ikinciyi de bekle. İşini ona göre tut. İşini ona göre tut. Bir sefer aldattı mı, seni aldattı. İkinciyi de aldatır. İşini ona göre tut. O yüzden bir sefer unuttu. Ha bin sefer unuttu, ha bir sefer unuttu. Onda unutma var. Adem aleyhisselam unuttu. Süleyman aleyhisselam unuttu. Musa aleyhisselamın yanındaki unuttu. O zaman ayeti kerimede diyor ki, Kehs suresi ayet altmış üç, şeytandan başkası unutturmadı onu bana.
O zaman bize bir şeyi unutturan şeytan, Musa aleyhisselamın yanındaki yardımcısına unutturduysa, hepimize haydaili unuttururuz. Unutturur. Ama bu unutma. O zaman Kehs suresi ayet yirmi dörtte ki, unuttuğun zaman Rabbini zikret. Emri, Muhammed Mustafa sallallahu ve sellem hazretlerine işaret değil. O zaman unutturan bizde ne? Şeytan. Şeytan. Şeytan bizde ne yapar? Gaflet ettirir. Heva hevese uydurur. Kalbimize yerleşir, oturur.
Kalbimize yerleşip oturunca, bildiğimizi unutturur. Kalbimize gelir yerleşip oturur, Allah'ın emirlerini unutturur. Allah'ın yasaklarını unutturur. Hazreti Allah sevgisini unutturur. Hazreti Allah'ın bizim üzerimizdeki nimetlerini, bizim üzerimizdeki lütfunu ve ikramını unutturur. Unutturur. Biz zikullahı bırakırsak, şeytan gelir oturur. Hadis-i şerit-i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, şeytan sizin kalbinizin kapısında bekler. Ne zaman ki zikrullahı terk ettiniz, o girer. Kim zikrullahı terk ederse, kalbine yerleşecek olan şeytandır.
Ve şeytan kalbe yerleşirken de, unutan, gaflete düşen kalbe yerleşir. Unutan, gaflete düşen kalbe yerleşir. Ve o kalbe yerleşirse, senin dilinden haram, gözünden haram, elinden haram, ayağından haram, ağzalından haram, her yerinden haram çıkar. Her yerinden isyan çıkar. Bir kimsenin kalbinde Allah'ın zikri varken, dilinden haram çıkmaz. Bir kimsenin kalbinde Allah'ın zikri oturmuş iken, gözünden, kulağından, elinden, ayağından haram çıkmaz. Ve kalbi bu noktada tutan, kalbi bu noktada dili, her daim dili tutan, Allah'ın zikridir.
Ey ashabım, size ölü ile, dili arasındaki farkı söyleyeyim mi? Söyle ya Resulallah. Allah'ı zikredenler dili, Allah'ı zikretmeyi bırakanlar ölü gibidir. Kimin kalbinde zikrullah var ise, o unutmaz. Kimin kalbi zikrullah ile süslü ise, o gaflete düşmez. Kimin kalbinde zikrullah var ise, onun dilinde haram yoktur. Dilde haram varsa, bilin ki kalpte zikrullah, pılısını, pırtısını toplamış, çekmiş gitmiş. Allah'ın zikri, fesadın içinde olmaz. Allah'ın zikri, fitnenin, nifakın içerisinde durmaz. Allah'ın zikri, suizanın içerisinde barınmaz.
Zikrullah var ise, orada Cenab-ı Hakk'ın nuru hakimdir. Zikrullah pılısını, pırtısını topladı mı, oraya şeytan yerleşir. Zikrullah var ise, orada Cebrail Aleyhisselam vardır. Zikrullah var ise, hangi esmayı çekiyorsan, onun nuru vardır kalbinde. La ilahe illallah'ın nuru vardır. Allah demenin nuru vardır. Hay demenin nuru vardır. Hak demenin nuru vardır. Her esmanın, kalpte tecelli eden bir nuru vardır. Her esmanın. Hangi esmayı çekiyorsan, onun nuru vardır. İhlas-ı şerifin nuru vardır.
Salavat-ı şerifenin nuru vardır. La ilahe illallah'ı vatuhu la şerikele lehül mülkü ve lehül hamdu ve hu alakülüşeğin kadir. Demenin nuru vardır. Subhanallah'ı ve bihamdihi demenin nuru vardır. Ve bihamdihi estağfurullah lazim demenin nuru vardır. Her zikrullahın her harfinde bir nur vardır. Ve her harfi o nur olarak o kimsenin kalbinde tecelli eder.
Otur içine bak. Otur zikrullahına bak. Otur zikrullahını dosdoğru yap. Zikrullahını yalım yapşak yapma. Zikrullahını geçici yapma. Nasıl namaz seni kötülüklerden alıkor deyip ayet-i kerime senin başında duruyorsa balyoz gibi ve senin elinden, dilinden, gözünden, kulağından kötülük çıkıyorsa o namaz sende tecelli etmemiş ise zikrullah sende tecelli etmezse aynı şey sende tecelli eder.
Haramlardan uzak, haramlarla iştikal edersin. Unutursun. Unutursun her şeyi unutursun. Unutur çeker gidersin. Unutur döner gidersin. Unutur sırtına döner çeker gidersin. Unutursun. Ve kim Allah'ı unutursa, kim Allah'ı unutursa Allah ona rahmet kapılarını kapatır. Kim Allah'ı unutursa Cenab-ı Hak onu lütfi ilahiyesinden tart eder.
Kim Allah'ı unutursa Cenab-ı Hak onun huzurullahını almaz. Kim Allah'ı unutursa o şeytanla dost olur. O şeytanla arkadaş olur. O şeytanın askeri olur. O şeytanın taraftarı olur. O şeytanla kol kola gezer. O şeytanın peşinde gidiyordur. O şeytanın kendi üzerinde tamamiyetle tecelli etmesine çanak açar. Kim unutursa, kim zikrullahı terk eder bırakırsa Allah onu apaçık meydanda bırakıverir.
Cenab-ı Hak onun üzerinden korumasını alıverir. Cenab-ı Hak onu orta yerde silkeleyiverir. Çünkü o zikir gibi bir nimeti terk etmiştir. O zikir gibi bir lütfi ikramı terk etmiştir. Allah da tabiri caizse onu terk eder. Hani bir hadis-i kudsi var. Kim Allah'a vuslat olmayı, Allah'a ulaşmayı, ona kavuşmayı dilerse Allah da ona kavuşmayı diler. Kim Allah'a kavuşmayı dilemezse Allah da ona kavuşmayı dilemez. Sizin Allah'ın sizi ne kadar sevdiğinizi öğrenmek istiyorsanız sizin Allah'ı ne kadar sevdiğinize bakın. O zaman senin Allah'ı ne kadar sevdiğin senin zikrinden, senin tesbihatından, senin davranışlarından Allah bizi affetsin. O zaman Cenab-ı Hak bu noktada unuttuğunda Rabbini zikret.
Unuttuğunda Rabbini hatırla. Hangi noktada unuttuysan, hangi dairede unuttuysan, hangi minval üzerindeki unuttuysan hemen Allah'ı zikret. Hemen Cenab-ı Hakk'ın zikrine dön, hemen geri dön, hemen keskin bir dönüşle Allah'ın zikrine tekrar geri dön. Keskin bir viraj al, keskin bir u dönüşü al, Allah'ın zikrine geri dön. Cenab-ı Hak kendisini zikredenleri affeder, kendisini zikredenleri zikreder. Cenab-ı Hak bir sürü ayet-i kerimede dedi ki, Rabbini gece gündüz zikret. Hemen geri dön, Cenab-ı Hakk'ı gece gündüz zikredenlerden olur. Sakın gaflete düşüp, hevaya düşüp, şeytana uyup, şeytana uyup, Allah'ı unutanlardan olma. Allah muhafaza eylesin, Cenab-ı Hak seni, Allah unutmaz ama seni unuttuğun yerde bırakıverir.
Seni unuttuğun yerde bırakır. Sen nerede unuttuysan seni orada bırakıverir. Hiçbir kardeşin üzerinde böyle bir şeyin tecelli etmesini istemeyiz. O yüzden kıymetli dostlar, Rabbim bizi bu noktada muhafaza eylesin, bu noktada bizleri korusun inşallah. Allah'ın cümle Ümmet-i Muhammed'i unutanlardan eylemesin. Allah katında kıyamet gününde kulların hangisinin derecesi daha faziletlidir diye soruldu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine.
Dedi ki Allah'ı çok zikredenlerin buyurdu. Hadis-i şerif devam ediyor. Ya Resulallah, Allah yolunda cihad eden gazininkini dedi. Allah yolunda cihad etti. Dedi ki kafirler ve müşrikler içerisinde kılıcı ile kırılıncaya ve kana bulanıncaya kadar savaşsa da şüphesiz ki Allah'ı çok zikredenlerin derecesi ondan daha faziletli olur buyurdu. Demek ki can alacak, can verecek, Allah yolunda kılıç sallayacak, yine zikrullah eden, Allah'ı zikredenler ondan daha faziletli iş yapacak. Sakın şunu düşünmeyin. Bir kısım ehli sufiye laf atacak, ehli sufiye eleştirecek, ehli sufiye zem edecek olan kimseler işte sizler düşman gelse kapıya dayansa siz oturur Allah'ı zikredersiniz diye alay ederler.
Aslında alay ettikleri şey hadis-i şeriftir. Bu şu manada değil. Siz hangi faziletli ibadeti yerine getirirseniz getirin, bilin ki onun üstünde Allah'ı zikretmek daha faziletlidir. Bu demek değildir ki Müslümanlar cihad etmeyecek. Cihad etmek farzı ayıddır. Eğer düşman var ise senin karşında, senin dinine, namusuna, toprağına, memleketine savaş açtıysa ve geliyorsa sen onlarla savaşmakla mükellefsin.
Ama savaşırken dahi bil ki Allah'ı zikretmek senin savaşmandan daha faziletli. Bu savaşmama anlamına alınması. Sizden kim gece ibadet etmekten aciz, malını infak etmekte cimri ve düşmanla cihad etmekten korkan ise Allah'ı çok zikretsin buyurdu. Gece ibadet etmekte tembel. İşte gece namazına kalkamıyor. Gece bu noktada ibadetle saatlerce namaz kılamıyor. Hepimizde var bu. E bu noktada diyor ki malını infak etmekte de cimri. Biz kendi kendimize diyor zekat bizden ne kadar sorumlu? İşte kırkta bir. Ne kadar var bizim? Kırk milyarımız var.
E ne yapacağız? Bunun bir milyarını infak ettik mi? Tamam bizim vazifemiz bitti. Hak mı? Hak. Sakın ha bu sonradan türeyenler var. İşte ihtiyaçtan fazlasını, ihtiyacının üstünü infak edeceksin. Biz onlardan değiliz. Bizim yolumuz Kur'an, sünnet ve imamların iştahı. Kırkta bir kimse verirse ondan başka zekat aranmaz. Ama infak etmek zekatın haricinde bir şeydir.
Sadaka hükmündedir. Bir kardeşinin ihtiyacı var. İhtiyacını görmek için infak etmek. Sıkıntısı var. Kömür alamamış. Doğal gazını ödeyememiş. Dilenciler hariç. Yetiştiremiyor. Çalışıyor. Girmiş bir fabrikaya. Çalışıyor. Bir lira maaş alıyor. Kendince yetiştirmeye çalışıyor. İki tane, üç tane çocuk var. Başına bir hastalık geldi, bir sıkıntı geldi. Bütçer çıkardı. İnfak bunlara verilir. Tüccar. Gitti bir yere bodozlamasına mal verdi. Battı orada. Buna infak edilir. Al on lira, yirmi lira. Sen işini kur.
İnfak. O çünkü işini kurarsa, etrafına bakar gelen. Bakın, dikkat edin. Evi barkı yok, dilencilik böyle. Kimisi de dilenciliği böyle şey etmiş. Ne o? Meslek haline getirdik. Bakma ona. Öyle bir atış yap ki, mermin yerine ulaşsın. Öyle atış yap ki, mermin yerine ulaşsın.
Bizde öyle değildir. Biz böyle gösterişi severiz. Eline bir tane poşet alıp, bir yere götüreceğiz. Hani al bunu, ye işte, lan. Veyahut da işte, gösteriş. Başka bir şey değil. Birini gizliden cebine beş milyar koyuverelim. Yapmayız biz bunu. Yapsak da bunu dillendiririz. Birisinin işi bozulmuş adam, düp düzgün çalışıyordu. Bu, işte başına bir sıkıntı geldi. Ona al kardeş, elin bollandığında var. Kenarda duruyor. Yirmi milyar, otuz milyar. On milyar, önem değil. Ben bir iş yapmıyorum, dursun senden. Sen iş yap, öde bana. Demeyiz biz. İnfak bunlar. Bunlar infak. Birisi gelir işte, ekmeğim kalmadı der. Biz ona bir lira vermeyi infak olarak görürüz.
Var ya ortalıkta şimdi, gençler bile, koca koca delikanlılar bile buna alışmış. Hacı abi bir dakika bakacağım mı? Bakmayacağım diyorum ben. Abi bir dakika bak. Bakmayacağım abicim, bakmak zorunda mıyım diyorum. Yürüyorum ben. Gencecik adam. Git bir yerde hamballık yapsan yirmi lira para verirler sana. İşim yok diyeni Cevdet'e gönderiyorum. Sonradan sormuyorum bile artık Cevdet'e ben. Geldi mi gelmedi mi diye. Gitmiyor kimse. Birkaç sefer sordum. Cevdet gelen oldu mu bugün gönderdim kimse gelmedi. Tarif ediyorum ben. Git filanca yere benim selamımı söyle. Hemen işe başlayışın yoksa. Kaç para verecek? Bin lira verecek sana diyorum. Sana bin lira para verecek.
Git. Gitmiyor. Birisi mi ne bize vermedi. Bir gün mü çalıştı Cevdet'e? Bir gün mü çalıştı? Bir tane geldi değil mi bugüne gel. Tabii benim de kurtuluş yolum. İşim yok. Git Cevdet'e gitmiyor kimse. Giden bir gün duruyor. Git çalış. Kafası çalışmıyor. Meslek öğrenecek. Meslek öğrenecek. Meslek. Kaç tane kalfa dükkan açtı senin yanından? Dört tane. Dört tane kalfası dükkan açtı. Cömert. Kadir Şerif öyle diyor. Dükkan açacak hale getirmiş.
Adam sanatı öğretmiş ona. O şimdi dört tane kalfa evine ekmek su götürüyor ya o meslekten. Hepsinden de Cevdet'e sevap geliyor. O dört kalfa şimdi hepsi de birer kalfa yetiştirse. Dört de onlar yetiştirseler. Bak birer tane yetiştirseler. Etti sekiz kalfa. Sekizi de her evine o meslekten bir tane. Şeker kırıntısı götürse. Cevdet'e sadaka sevabı geliyor. Bunu katla. Cevdet'e kim öğrettiyse şimdi. Bu işler böyle. Sadakayı cariye dedikleri bu. Cevdet seni kim öğretti? Abin sevsen de sevmesen de gidiyor ona boyuna. Tabii. Bak sev sevme gidiyor. Bu sufilik de öyledir.
Sufilik de öyle. Mustafa Özbağ'a atsan ol. Gülüyorum ben. Bana atsan olacak. Sevsen olacak. Sövsen olacak. Adam her Allah deyişinde geliyor bana. Ben ona kızar mıyım hiç? Bana diyorlar ya sana onca laf söylüyorlar. Kızmıyorsun. Gülüyorum ben. Bana çalışıyor diyorum ben. Nasıl diyor. Ya nereye giderlerse gitsinler. Nereye dönerlerse dönsünler. Hani var ya ne tarafa dönerseniz dönün. Allah'ın kuvvetçesi o taraftadır. Nereye giderse gitsin. Allah'ı zikrettiği müddetçe. Bu fakirden tanıştıysa, tanıdıysa Yazılıyor boyuna bana. Kızıyor bana ben gülüyorum. Selamun aleyküm diyorum ha. Aleyküm selam diyor bir karıştırıyor. Ben selam verince.
Bilmiyorum ki her gece geliyor bana. Ben ne kızıyım sen velim nimetimsin benim. Ben saymıyorum bile artık nereden geliyor diye. Nereye giderse gitsin. Ne yaparsa yapsın. Allah'ı zikrettiği müddetçe. Hangi şeyhe giderse gitsin. Şimdi nereye gidersem gideyim ben. Şeyh Efendi'ye gidiyor. Hepinizden de gidiyor. Hepinizden de gidiyor. Vay Şeyh Efendi onu seviyordu da sevmiyordu da. Sen gel bir gör bakalım. Bir gözün açılsın bakalım. Kim kim ayakta karşılıyor. Gözün bir açılsın. Gözün ne açılsın bir.
Kim kime dua ediyor bir gör. Neden? Sadakayı cariye. Türkiye'nin değil dünyanın neresine dönerse dönsün adam. Eğer vesile olan bu fakirse Yazılıyor boyuna bana. Yazılıyor. İster sevsin ister sevsin. Gülüyorum ben de. Sadakayı cariye bu. Şimdi de öyle. Siz kime ders veriyorsanız Kime sebep olduysanız Ondan size de yazılacak. Bizim dergaha girdiğimizde Bunu böyle sadakayı cariye noktasında Bir derviş en az on kişiye vesile olacak denerdi. Yoksa adam kendi zikrullahıyla, kendi ibadetiyle, kendi ameliyle halim açılır ya yol mu gidebilir? Her tarafımız bizim, her tarafımızda sıkıntı var, sakatlık var.
Biz her an bataklığın içerisinde dolaşıyoruz. Cahil cesareti olur. Cahil cesareti olur. Sıyıttırıyoruz biz, buradan gireriz diyoruz, çıkarız. Bir cumburlop dalıyoruz biz, bir çıkıyoruz böyle kapkara içeride. Eee akşamına temizleniyor. Millet boyuna ders çekiyor elhamdülillah. Hepimiz aynıyız. Hepimiz aynıyız. Sadakayı cariye. Şimdi o yüzden bir kimseye bir şey yapacaksanız sadakayı cariye olacak bakın o. İnfak ederken. Bakın infak ederken mermi hedefe ulaşacak. Sadakayı cariye olacak. Ulan bu adam işini düzelsin ya. İnfak etmek. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde infak etmek de cimri. Böyle infak edemiyorsun sen.
Paranın üstüne oturmuşsun, birine bir şey lazım vermiyorsun. Yardımcı olmuyorsun. Seviyorsun her gün onları. Adam hatun sevmiyor, parayı seviyor. Parayı okşadığı kadar hatun okşamıyor, çocuk okşamıyor. Oturmuş paranın üstüne. Rüya görüyor, açıyor şimdi telefonu. Selamun aleyküm aleyküm selam. Ya bize bana telefonunuzu bir yerden verdiler. Ne zaman tabii telefon açıyor? Görüyor, mal gidiyor. Rüya'da. Can havliler, şey meselesi. Hani ağanın köpeği demiş ya, iti horoza. Demiş ya, ne cimri adam. Dost doluşunun kapısında karnımız doymuyor. Horoz demiş ki, savurlu o. Ne ol demiş.
Yarın demiş. O çok sevdiği atı ölecek. Kurt kuş demiş, herkes ete doyacak. Ağa bunu duyuyor. Ertesi hindi hemen atı satıyor. Köpek diyor ki, ey horoz senin sözüne nasıl inanayım diyor. Atı ölecek dedin diyor. Sattı adam atı diyor. Biz gene kaldık diyor kuru ekmeğe. Sabret diyor, yarın ineği ölecek. Ağa duyuyor bunu hemen. Hemen ineği satıyor. Diyor bak, zavallı fukaraların diyor. Birisi at elinde patladı öldü. Öbür kimdi diyor, inek elinde patladı öldü. Kurnaz bu adam diyor. Biz gene diyor burada kuru ekmeği talim ediyoruz. Hiç üzme kendini diyor. Yarın kendisi ölecek diyor. Gani kirk olacağız diyor. Aa neyi satsın. Topluyor mu sever çoluğunu çocuğunu.
Diyor ki ben size, hani var ya hadis yerite sen çocuklarına bırakmak istemez misin diye. Çocuklarını ayırt ediyor çocuklarına. Geri kalanı da diyor ben infak edeceğim. Sen o zamanı bekleme. Sen o zamanı bekleme. Ya infak etmen gerekirken infak et. Gözünün önünde bir şey var ise, Bilko'nun sana o iş. Sana Allah'ın lütfu. Cenab-ı Hak diyor ki sana. Ey kulum sana verdim. Sen de infak et. Benim gönlümü kazan. Ben senden daha zenginim kanayım. Sen infak ettikçe ben sana daha fazla vereyim. Neden daha fazla almıyorlar biliyor musunuz? Gösteriş yaptıklarında. Allah bire yedi yüz verir.
Kime? Gösteriş yapmayana. Adamın başına kalkmayana. Etrafa reklam yapmayana. Etrafa reklam yapmayana. Cenab-ı Hak bire yedi yüz verir. İnfak edemedin. Eee? İbadet etmekten de acizsin. Eee? Düşmanla cihad etmekten de korku yok. Korku dağları sarmış. Küdük evdesin. Cihad yok. Bu önceden daha fazlaydı. Bir basılırsa evde otur. Şimdi herkes cihad edince karşıda bir düşman var. Ya karşıdaki düşman vallahi kolay billahi kolay. Cihad etmek öyle düşman olsa ne?
Diyecekler ki şimdi Yunanistan'a savaş açtın. Önce gider yazılır mı? Kolay o. Ya? Ya içeride cihad zor. Doğruyu söylemek, hakikati söylemek, nefisle mücadele etmek. Polis dürt dedi ne yapacaksın? Bunlar önemli. Eee? Eee? Buna da cesaretin yok. 28 Şubat'ta görüldü bu ya bunlar. Millet evinde oturdu. Dersem filan gelmedi. Zikrullah'a gelmedi. Herkesin dükkanı var dedi. Çeki senedi var dediler Şeyh Efendi'ye. Birileri dediler ki efendim biz memuruz. Biz içeri dürsek Mustafa abi mi bize bakacak? Öbür günler demişler ki ben Şeyh Efendi bana öyle söyledi. Bizim demişler çeklerimizi o mu ödecek? Öbür günler demişler ki bizim kapalı çarşıda dükkanlarımız var.
Biz içeri girersek bizim dükkanımızı Mustafa abi mi açacak? Doğru söylüyorlar dedim ben de Şeyh Efendi'ye. Oğlum ben de onlara gitmeyin o zaman siz dedim dedim dedim. Efendim dedim. Biz kimseyi derse gelmesi için zorlamıyoruz ki zaten. Ben ömrüm boyunca hiçbir şeyi zorlamadım. Ömrüm boyunca hiçbir şeyi zorlamadım ben. Onlar evlerine gittiler. Evde sessiz sessiz zikir yaptılar. Toplandılar. Öyle dediler bana. Biz evde gidiyoruz. Evde sessiz sessiz sohbet ediyoruz. Zikrediyoruz. Şeyh Efendi bize müsaade etti dediler. Allah yolunuza çıksın dedim. Beni ilgilendirmez. İşte böyle cihat etmekten de korkarysan o zaman ne yapacaksın? Allah'ı çok zikretsin.
Bunların hepsinin karşılığında kefaret neymiş? Allah'ı çok zikretmek. Allah'ı çok zikretmek. Kul Allah-u Teala zikretmekten daha fazla kendisini azaptan kurtarıcı hiçbir amel işleyemez. Allah yolunda cihat da mı değildir denildi. Allah yolunda cihat da değildir. Ancak kılıcı kırılıncaya kadar dövüşmesi hariç buyurdu. Bir hadis-i şerifte de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki o kimse kılıcını alsa dövüşse bir kılıcı kırılsa ondan sonra ikinci kılıcı eline alsa onunla da dövüşse o da kırılsa onun eline üçüncü kılıcı alsa üçüncü kılıç inşallah dövüşse dövüşse dövüşse o da kırılsa ancak diyor zikrullah'a eşit muadil olabilir.
Allah bize affetsin. Cenab-ı Hak sevgilerinden eylesin inşallah. Cemaatle namaz kılarken imam tekbirlerde ikinci ve dördüncü rekatleri kılarken sanki bizi uyarıyormuş gibi uzatıyor ve de en son selam verirken yine selamı uzatıyor. Bu imamın arkasında namaz kılmalı mıyız? Teşekkür ederim. Uyarın, söyleyin, anlatın, tebliğ edin. Din nasihattir. Kim olursa olsun. Bir arkadaşım yarın önemli bir sınava gireceğinden sizden dua istiyorum. Allah muayni olsun. Kekeme olan bir kardeşim var. Daha önce kendini okutmuş nazar var demişler. Musika yazılmış ve musikayı kaybettikten sonra konuşması aynı kalmış.
Yardımcı olursanız teşekkür ederim. Allah muayni olsun inşallah. Şehir dışındaki bir kursta hırsızlık tespit edilirse nasıl davranılmalı bu kişiyi dergahtan uzaklaştırabilir miyiz? Evet, bu tip meselede eğer birisinin hırsızlık yaptığı kesinleşirse o kimseyi normalde eğer tedavisi mümkün ise söyleyin.
Eğer bunu böyle alışkanlık haline getirdiyse dergaha almayın. İlahi cinin edebi duruşu nasıl olmalı? mutrivanın başında duran abiye kardeşe nasıl edep edilmeli? İlahi çalışmalarına katılma durumu ve provalardaki edebine nasıl dikkat edecek? Allah razı olsun. kardeşler bu noktada bütün hizmet eden kardeşler abi noktasında. O yüzden bir insan abisine dergahan içerisinde kendince Allah razı olsun. Kendince edebine adabına riayet edecek. O kardeşler de kendilerini şeyh gibi görmesin hiçbir kimse. Kardeşler de ona şeyh gibi davranmasınlar. Ama bir abi kardeş edebi içerisinde devam edecekler. Ben cemaatle namaz kılarken öndeki safın ya da kendi olduğum safta omuzlar birbirine değmiyorsa aralara giriyorum ve arkadan birini yanıma sıkıştırıyorum bana kızıyorlar.
Hatta salı günü bir amca çok kızdı bana çıkışta peşinden gittim özür diledim helallık istedim. Beni camide herkesin içinde azarladı. Senden mi öğreneceğim ben namazı diye bağırdı anlatmak istedim. Bir hadisle ama dinlemedi yanlış mı yapıyorum? Yok. Yanlış yapmıyorsun. Salavat-ı seba nedir? Kaynağı küme dayanır. Çok güzel harika. Birçok salavat-ı şerife var. Bazı salavat-ı şerifleri şerifeleri peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine muhabbet besleyenler bunları derlemişler. Sahabe zamanında hazret-i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine salat-ı selam'ı derleyen bir sahabe hazret-i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri tebessüm etmiş.
Bu noktada birisi otursa kendince bir salavat-ı şerife derlese kendisi bu caizdir. İlla ki salavat-ı şerifelerin böyle bir hadisi şerife dayanması söz konusu değil. Salavat-ı şerife yani onu met etme onu övme o yüzden hazret-i peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini met eden öven her sürüf salavat-ı şerife noktasındadır. Salavat-ı seba 6 tane salavatın toplanması demektir. O yüzden öyle bu bizim yolumuzun dergahımızın salavat-ı şerifesi bunu derleyenler herhalde silsile olarak ileriye doğru gidiyordur. Tövbe kapısı ne zaman müjdelendi? Cenab-ı hak bütün kullarına tövbe kapısını açık bıraktı.
Tövbe kapısı varlık alemi yaratıldığından beri ilk insan yaratıldığından beri müjdelendi. Eşim evde olduğu zamanlarda vaktili bilgisayarın başında benimle ve çocukla ilgilenmeyerek dengeçiriyor. Sevgi ve ilgi dilenciliği yapmıyorum. Hep yorgun, hep bir işi var. Sizin bu konudaki görüşlerinizi bilmesine ve dergaha derslere gelmesine rağmen böyle davranıyor. Kocam için ne tavsiye edersiniz? Eşine karşı sen merhametli ol, şefkatli ol, sevgili ol. Eşini bilgisayarın üzerinden alacak hal ve hareketler yap. Bu konuda kadınlığını kullan, bu konuda kendini kullan, bir şekilde bilgisayardan kendini daha cazip hale getir. Erkekler de eşleri varken bilgisayara bakıyorlarsa, erkekler de eşleri kendilerini isterken, kendilerine karşı bir istek ve aruzu duyarken, bilgisayarla ilgileniyorlarsa, onlar da erkekliklerine baksınlar.
Eğer eşlerine yeterli gelemeyecek noktadaysalar, helallık isteyecekler, diyecekler ki, hanım ben sana yeterli gelemiyorum, hakkını helal et, benden boşanabilirsin, ben sana karşı yetersizim diyecek. Bu da caizdir. Adam eğer kendini yetersiz görüyorsa, hanımına diyecek, ben yetersizim, kusura bakma, ben seninle değil, bilgisayarla o yüzden ilgileniyorum, sana karşı yetersizliğin meydana çıkmıyor diye böyle yapıyorum, diyecek.
Bu da hak. Halifelik nedir? Halifelik makamı, tarih içinde sadece siyasal yönden mi etkin olmuştur? Şiirlerde halifelikle sünnilerde halifelik niye fark arz eder? Halifelik Hazreti Ali Radiyallahu An Hazretlerine gelinceye kadar hem siyasi hem de aynı zamanda diniydi, öyle söyleyeyim. Hazreti Hasan Radiyallahu An Hazretleri ne zamanki hutbede kendisini siyasi olarak ben muaviyeye bağlandım dedikten sonra dini halifeliği devam etti, siyasi halifeliği devam etmedi. Ayrıştı. İlk ayrışma bu. Ve ondan sonra dini ve siyasi halifelik ayrıştı. ne zamana kadar Osmanlı'ya kadar.
Osmanlı ne zaman Yavuz Sultan Selim Doğu Seferi yapıp İran Seferinden sonra aşağıda Mısır'dan çıktı geldi halifeliği aldı. Bu sefer halifeliği alınca dini ve siyasi otorite Osmanlı'da tek merkeze bağlandı yeniden. O zamana kadar ayrışmıştı. Ben bu Sünni taife için söylüyorum. Bu ayrışma son buldu. Ne zamana kadar hala da şu anda aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin uhdesine devredildi halifelik. Halife Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin uhdesine devredilince şu an Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi uhdesine devredilen halifeliği aslında kanun anayasa hükmünde çalıştırmıyor. Aslında birisi kalksa mahkeme istat Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni dese ki meclis bu vazifesini yerine getirmiyor haktır.
Meclis halifelik görevini yerine getirmesi gerekiyor. Ama normalde tabi bu böyle bilinmiyor. Sünnilerde bu noktada Sünni tarafta halife denilince bizde ilk önce siyasi anlam bizde çağrıştır. ama şu anda Müslümanların siyasi olarak bir halifesi yok. Dini olarak da bir halifesi yok. İkisi de yok. Şeyde de Şia'da da bu farklıdır. Şia'da da siyasi olarak mesela onlar tabi siyasi halifeliği de üzerlerinde bulunduğu mesela Şia'da en son şimdi Ayetullah kim var? Hamene'in var. Hamene'in mesela Cumhurbaşkanı'nı feshetme hakkı var.
İsterse Cumhurbaşkanı'nı atar vazifeden görevine son verir. Dini otorite siyasi otorite emir altına olur. Şia'da durum bu. Müminlerle alay eden kafirin müminlerin o kafiri terslemesi ilgi ve alakasını kesmesi sonucunda kafir hakkını helal etmez ise mahşerde kafirin hakkı mümine sorulur mu? Hayır. Müminlerle alay eden bir kafirin hakkı olmaz müminin üzerine. Sevenin sevgisine kibirlenme bulaşır mı? O nefis olur. Sevginin hakikatinde kibir yok. Seven asla kibirli olamaz. Asla seven de kibir var ise bilin ki o nefistir, sevgi değildir.
Allah muhafaza eylesin. Kişi bu kadar seviyorum derse kibirlenmiş olur mu? Sevmediğini gösterir. Seven kimse hep sevgisini eksik gör. Hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mahmut diye günümüzde peygamber var sallallahu aleyhi ve sellem. Rüyada annem ile ilişkiye girdim. Kendimden çok utandım. Görüşünüz nedir? Çok dua etmişsin. Allah duanı kabul etmiş. 16 Jandarma Bursa Uludağ 61 plakalı araç yolu kapatmış. 16 JBU Burada mı sahibi? Sor.
İsraf atıyorsun. Bu harcamanın üstüne kardeşine ihtiyacı olana bir nokta İsraf boş yere harcanan, gereksiz yere harcanan. Bir insan ihtiyacı olana verir, o israf olmaz. O infak. İnfak ihtiyacı olanı yedirip içirmesi de infak. Bu kendi ihtiyacından fedakallık edebilir. Bu hakkı çoluğunun çocuğunun ihtiyacından fedakallık edemez. Mesela Hanefiler hayat standardına önem vermişler. Bir kimse eşinin ve çocuklarının hayat standardını korumakla mükemmel. Eşinin ve çocuklarının hayat standardının haricindekileri infak edebilir.
Hani diyor ya senin arkandan dua edecek çocuklarına mal bırakmak istemez misin? Bunun gibi. O yüzden o kimse yarın bugün çocukları isyan etmeyecek. Ne hayat standardı orta ölçekte bir hayat. Mümin orta ölçekli bir hayat standardı kurar kendine. Parasının ne kadar olduğu yani çok yüksek de olsa kendisine orta ölçekli bir hayat standardı kurar. Kendince der ki bugün var yarın yok olabilir. Bugün var deyip bir de villada yaşarsın 5 yıl sonra ne olacağını bilmiyorsun. 5 yıl sonra o villanın masrafını kaldıramayacak götüremeyecek hale gelebilirsin. Onu düşün. Der ki ben buranın masrafını kaldırabilir miyim 5 yıl sonra kaldıramayabilirim.
Ben orta noktada gideyim. Ne benim işte ölmeyin atıyorum. İki çocuk var. İki çocuk bir de ben varım. Der ki bize 3 ada bir yeter. Benim ticaret yapan kimselere sermayenizin onda birini arabaya koyabilirsiniz. Araba olarak alabilirsiniz. Onda bir. Adamın 100 milyar sermayesi var. 10 milyarlık arabaya binyecek. İş yapıyor. Ticaret yapıyor. Adamın 500 milyarlık sermayesi var. 50 milyarlık arabaya binye bir milyon sermayesi var. 100 milyarlık arabaya binye binye ticaret yapıyor. O gösterişe gitmeyecek. O çalışacak.
Malını peşin almaya çalışacak. İmalat yapıyor. Ham maddeyi peşin almaya çalışacak. Ona koşturacak. Araba almaya çalışmayacak. Ev almaya çalışmayacak. Eşya değiştirmeye çalışmayacak. Bu akılsızlık. Bunun gibi. Adam ticaret yapıyor. O ticaret yapan bir kimse sermayesinin onda birini kendine keyfine bir araba binecek. 100 milyar sermayesi 10 milyardan fazla araba alamazsın. Bu benim kendimce hayat tecrübesi. Ev fazla lükse gitme. Şata fata gitme. Lüks bir eve gidersen lüks bir mahalleye gidersen oraya yetiştiremezsin. Çocuklarına da yetiştiremezsin. Orada mahalledeki çocuklar marka giyiniyor.
Senin çocukların da marka isteyecekler. Mahallede öyle bir apartmana gidersin. Herkesin koltukları böyle eşyaları saray gibidir. Orada sen abes düşersin. Orada oraya yetişmek zorunda kalırsın. Gitme. Ne işin var senin oradan? Ben kendi nefsime söylüyorum. Orta ölçekte gidecek. Böyle bir yere gittiğin zaman her şeyini değiştirirsin. Adam sitede kalıyor. Siteden çıkan Mercedes'den çıkıyor. Bizim arkadaş Şahin'le. Hep utanacak oradan. Oğlum ne oturuyorsun orada dedim lan. Ne ama oturuyorsun oradan? Çık oradan. Ama hanımı orada oturmak istiyor illa. Hanımının akrabaları kayınvalide kayınpeder orada oturmasını istiyor.
E nerede? İşte X sitede. Ne kadar kirası? Bir buçuk milyar. Ulan kaç para kazanacak zaten o? Bir buçuk milyar eve gitti mi kapıcısı yan yatı çamura bitti. Bir lirada öyle gidecek elektriği suyu doğalgazı kapıcısı çevre düzenlemesi gitti iki buçuk lira. Lan git bir yerde 500 liraya 600 liraya bir ev tut kalsın 400-500 liraya yakacağı elektriği ıvrı zıvrı 1 lira 1,5 lira her ay cebinde kalsın.
Orta yolda geçecek. O yüzden onlar israf olmaz. Anlatabildim mi? Birisine bir kimse şunu unutmayacak hiçbir zaman eşinin çocuklarının hayat standartını koruyacak. Bu da sadaka. Bu da tasadup. Bu da infak. Senin çocuklarını yedirip içirmen de infak. Senin eşine yedirmen de infak. Onun da hayat standartını korumak infak. O zaman kendine bir ölçü tuttur. Kendine bir düzen tuttur. Kendi geleceğine bak. Kendi kazancına bak. Tasarruf et. Ticaret yapıyorsan işini arttırmayı düşün. Adam işini arttıracağım diye uğraşacağına gidiyor bir tane ev alacağım diye uğraşıyor. Ondan sonra evin borcunu ödeyeceğim derken işi gene sekte vuruyor.
git 10 liralık bir araba al. 15 liralık bir araba al. Bak işine. Yanlış. Bunları konuşmak istemiyorum ama ben Denizli'ye gidiyordum. Bir seferde 300 milyarlık mal alıyordum ben. Benim altımda 10 liralık araba vardı. Adam önce arabaya bakıyordu. İşte ben şeyle ne o? Bende 2-4 bir tane Volkswagen var. Transporter. Ben onunla gidiyordum ben. Mal alacağım. Adam önce şey yapıyor. Şurası ne kadar olur diyorum ben. O almayacak diye düşünüyorum. Aşağıdan söylüyorum. Ya Hacı abi hepsini alır mısın? Ya bakarsın alırız ya filan pişman ben şimdi. İyi hadi hepsi üst üstü 3 liradan olsun diyor.
İyi aldım diyorum ben. Peşin ama hepsi diyor. Ha tamam peşin zaten diyorum. Kalıyor şimdi. Ama şunu ayıracaktım şimdi kıvırcık yapma. Şunu ayıracaktım ben buraya edelim hepsini diyor. Mallar çuvallanıyor hala da bekliyor. Şimdi geliyorum mallar çuvallanırken. Hacı abi diyor bir 10 milyar versen veririm diyor. Ben hepsini vereceğim. Mallar çuvallansın hepsi diyorum ben. Sayılsın bekle sen burada diyorum ben. Ya bir yere ödeyecek mi bekle diyorum. Çuvallanıyor mallar kamyonlar geliyor. Parası hesaplanıyor. Ben dükkandan dışarı çıkarıyorum malları adamı. Faturasını irsalesini kesittiriyorum. Şimdi gel buraya diyorum ben. Bu geliyor şimdi çıkarıyorum çantayı ben şimdi.
Sor diyorum sen kendini dolar kaç para. Soruyor şimdi kendisi. Doları kaçtan alıyorsunuz? Atıyorum işte şimdi. 2 400 daha. Ben çıt çıt çıt hesaplıyorum ben. Benim çantada hesap makinesi da var. Hesaplıyorum şu kadar dolar yaptı. Çıkarıyorum ben çat çat çat dolarsın. İşin gücüne nasıl gelsin kardeşim? Paranı aldın aldın. Yaz şuraya bir imza. paramı peşin olarak aldım. Yazıyor atıyor imzasını. Adam para elimde bana bakıyor. Mala bakıyor. Bir daha bana bakıyor. Ha nereden geldin sen? Böyle bakıyorum ben ötelerden gelelim diyorum ben. Ben bu halinden değilim diyorum ben. Sen bak işine diyorum. Gitti adam malı. Kendi ağzından gitti.
Oraya yanaşırsan Mercedes'de kaç para bu bu öyle diyecek. Bununla para var. 6 lira öyle diyecek. Bir daha hiç uğramıyorum yanına zaten. Bitti. Bitti o. Bir koyundan bir pos çıkıyor. Kimisi çıkmaz. Beni gördü mi zaten bakıyor o şimdi. Hacı abi yok sana göre mal diyor. Onu tecrübe etmişim. Bir daha gitmiyorum ben. Ticaret. Emine şimdi sermayesi yok. Araba değiştireceğim diyor. Kendince öyle düşünüyorum. Ben iyi bir arabayla kapısının önüne gidersem bana mal verir. O kime lazım. Biliyorsunuz mu? Sermayesi olmayan gösterişle görüntüyle aldatacak olana lazım.
Öbür türkü de görüntüyle aldanacak. Onu yanaşacak adam Mercedes de oradan vadeli alacak o. Ne bileyim işte uzun vadeli alacak. Çekle alacak. Ona gösteriş lazım. Bana lazım değil. Ben bir gün vadeli almıyorum nasıl olsa. Hatta bir ara yakın etrafındakiler işte ya ticaret yapsak falan dedim. Ben yapamam şimdi. Neden dediler? Bana beş yüz milyar lazım şimdi. Öyle durdular. Ben dedim gidip de bir gün vadeli diyemem ki dedim. Bunun gibi. Bu yüzden insanlar o israf oldu. Anlaşıldı. Bir başkasına yedirdiğin israf değil. Arkadaşına kardeşine yedirmişin içirmişin onlar israf olmaz. İsraf kendine yaptığın şeyler.
evde koltuk takımı var veya bunun rengi açmadı ya. Gözüme tuhaf geldi bu. Ha oldu. Bunlar israf. Allah muhafaza yasın. Tüp bebek hakkındaki görüşünüz nedir zoraki çocuk sahibi olmasıyla eş değer diyebiliriz. Hayır ne alakası var. Bir kimsenin çocuğunun olmasını istemesi fıtri. O yüzden çocuğu olması için tedavi görmesi de caiz. Bu noktada elinden geçen eline geçen imkanları değerlendirmesi de helal daire de caiz. O şey yanlış. Bir başka kimin olduğu belli değil veya kimin olduğu sperm de belli değil yumurta da belli değil.
Onları böyle kendi karnında işte çocuk yaptırmak bunlar caiz değil. Sperm belli değil. Kimin sperm olduğu bu caiz değil. İşin içerisine çünkü şeyle giriyor miras hukuku dedik. Caiz nesep söz konusu değil orada.
Bu normalde başka bir yerde çocuğun cenin olması gibi bir şey. Aklından vazge içmesi gerekmiyor mu? O kimse tabii zaten onu kabul ediyor zaten. yapıyor işte yumurta kendisinin değil sperm kocasının değil sıkıntı var mı? Burada nesep yönünden miras yönünden bir sıkıntı olması. Çünkü normalde islam islam islam fıkıhçıları nesep ve miras nesepten dolayı mirası önemli görmüşler.
Yani burada normalde nesebi belli olması. Bir kimsenin nesebinin annesinin babasının belli olması. Bu önemli. akit iddia edilir mi son an ondan vakit alıyor ya normalde böyle bu süt anne gibi oluyor. Süt anne gibi yani normalde nasıl süt emziren kimse onun üzerinde annelik iddia edemiyor ve aynı zamanda nikah düşmüyor ya bu da onun gibi süt annelik süt annelikten cevaz edilir zaten buna verilirse aynı aynı kardeşler olur aynı karındaşı oluyor çünkü yani normalde bunun çünkü iştahı yok bunun bunu ancak kıyas yoluyla
süt annelikten kıyas verilir başka bir şey değil verilirse verirlerse o kadar iyi fıkıhçı değilim ben sadece şey ne fikir yürütüyor öyle Allah bizi affetsin çünkü nesebi belli oluyor anne belli baba belli aynı süt anne gibi çocuğun da annesi babası belli ama oradan süt emiyor süt emince süt anne hukuku olmuş oluyor süt anne hukuku olunca mirase girmiyor oradan doğacak olan çocuklarla beraber süt kardeş oluyor evvediyen de nikahlanan nikahlanamıyor buradan buradan hareket süt hukuk hukuk normalde böyle bir hani ne dedin
sana sünce ona taşıyacağı anne hukuku geliştirilebilir hukuk çeşitli genilerde olmuyor mesela mavi gözlü geni de var işte siyah gözlü geni de var siyah gözlü gidiyor o çocuk siyah gözlü oluyor şimdiki teknolojini şunu yapıyorlar anne baba aynı genlerin üzerinde evet öyle o caiz yok yok tamam bunda sıkıntı yok evet olsun bunda bir sıkıntı yok tasarlayabilir bunda bir sıkıntı yok evet bunda bir sıkıntı yok mesela bunda şuradan hareket ediyoruz mesela işte hadis-i şerifte hazreti peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretleri diyor ki işte böyle bir şey var hani erkeğin suyu fazla gelirse hani erkeğin şekli şemali çocukta şey olur ne o baskın olur diye bu manada hadis var bunların üzerinden mesela işte Arabi'nin tespitleri var bu tip alimlerin tespitleri var işte var mesela işte anne hamileyken işte sureten güzel olan şeylere bakmasının çocuğun suretinin güzel olacağına dair anne hamileyken işte böyle psikolojik problemler yaşamazsa çocuğun psikolojik problem yaşamayacağı bu tip sıkıntılar yaşamayacağına dair tespitler var bu hadis-i şeriflere
dayanan bu tip tespitler var buradan hareket ederekten bir kimse mesela işte çocuğunun geleceğini çocuğunun nasıl olmasını düşünüyorsa mesela çocuğunun üzerinde bu noktada hani bunlara dikkat ederekten bunlar mesela işte baba eve geldi baba evde sinirlilik yapıp bağırıp çağırırsa anne karnındaki çocuk o üzüntüden hüsrandan hicrandan sıkıntıdan anne karnındaki çocuk etkilendi etkilendi hadislerle de sabit bu hadislerle sabit böyle olunca o zaman demek ki bir kimse çocuğunun üzerinde bu tip etkilerin azalmasını istiyorsa
kendince ahlaki noktada kendisini de belli bir noktaya koyacak anne baba böyle olunca mesela çocuğunun üzerinde nasıl bunlar etkileniyorsa ve bu etkilenmeye açıksa o zaman genlerin üzerinde de etkilenmeye açık olur bunda bir sıkıntı olmaz hatta ileriye yönelik mesela bu tıp daha da ilerlerse genlerde rahatsızlık varsa onlar tedavi edilebilir bunda bir sıkıntı olmaz hatta genlerin üzerinde normalde ne kadar olumsuzluk varsa hepsinde tedavi edilmesi mümkün olabilir hatta devlet bununla alakalı hüküm dahi çıkarabilir
devlet çünkü hani tebaasından sorumlu ya tebaasından sorumlu olunca devlet gelecek tebaasını sağlıklı ondan sonra kötülüklerden uzak bak sağlıklı kötülüklerden uzak bir tebaa haline getirmekle mükellef zaten bak bununla mükellef devlet devlet benden doğacak olan çocukların sağlıklı ve iyi olmasından mükellef islami bir devlet ona şimdi sosyal devlet diyorlar ya mesela bundan mükellef devlet devlet bütün tebaasının dini eğitiminden bütün tebaasının okul yazarlığından ve eğitiminden bütün tebaasının sağlığından bütün
tebaasının akıl sağlığından aklından bütün tebaasının namusundan namus emniyetinden can emniyetinden mal emniyetinden sorumlu şu an mesela hastalık saptanan hastalık kesin genetik şey on aldırılmasında devlet buna hükmedebilir şu anda mesela kendi anne onu aldırabilir evet caiz caiz hatta hatta devlet bunu yasa haline getirebilir çünkü bir down sendromlu çocuğun bir ömür yaşayıp ne kadar maliyeti çok fazla devlet şunu diyebilir ben senin çocuğunun sağlık sen bu çocuğu istemek senin hakkın rağmenin sağlık olarak bunun
sağlık harcamalarını karşılamak zorunda değilim karşılamam diyebilir demeli de aslında veya fark al anlatabilir mi nasıl sen şimdi doktorsun sigara içen bir kimsenin grip masrafıyla sigara içmeyen bir kimsenin grip masrafı aynı mı değil sigara içen bir kimsenin grip masrafı benden fazla mı fazla ben devlete diyebilirim kardeşim ben sigara kullanmıyorum zararlı bir şey onun sağlık harcaması fazla sen onun sağlık harcaması fazla olduğu için sigara içenlerden yüzde yirmi sen benden fazla ücret alacaksın veyahut da yüzde
yirmi ondan kesinti yapacaksın diyebilirim demeliyim yani veya bir kimse uyuşturucu kullanıyor onun sağlık harcamaları daha fazla hepsinden fazla neden benden gitsin haksızlık yapılıyor bunun gibi mesela böyle bir dağum sendromu bir çocuk var mesela ebeveyni anne babaya devle şunu diyebilirim ben bu çocuğun sağlık ve gider masraflarını yüzde yetmişini sizden karşılarım bunu bile bile imza atın istiyorsanız bu çocuğa evet bu çocuk sizin doğurmak hakkınız anne babanın hakkı anne babanın bu hakkını devlet elinden alamaz
ama devlet şunu diyebilir sağlık harcamalarının yüzde yetmişini sizden tahsil eder anne babaya düşünen veya bir çocuk rahatsız doğacak kesin anne babanın hakkı devlet o hakkı oradan alamaz anne baba diyebilir ikisinin dedemesi lazım anne baba diyebilir yani biz öyle de olsa çocuğumuzu dünyaya getirmek istiyoruz o zaman devlet şunu diyebilir sağlık harcamalarını şu kadarını siz ödeyeceksiniz yok yok bir ömür boyu o normalde şeyde ya el ihtiyarda olacak ya ibni abidinde olacak bunun suresi yok yok rahatsızlık söz konusu
olursa suresi olmaz o farklı bir şey o mesela sağlıkla alakalı değil o mesela bir kimsenin darı farkta hani o kimse çocuğunu yetiştiremeyecek noktadaysa annefiler ona demişler ki islama göre yetiştiremezseniz o normalde gebeliği sonlandırma sonlandırma hakkı verilmiş bu da dört aya kadar darı harf darı harf hukukudur bu darı harf fıkhını bilmez bizim Türkiye'de hiç kimse darı harf fıkhında bir kimse darı harf çocuğunu doğuracaksa orada islami eğitim ve öğretim veremeyecek inanıyorsa gebeliğini sonlandırabilir dört aya
kadar çok fakir zaruret içerisindeyse bakamayacak noktadaysa o çocuğunu köle veyahut da bir yere evlatlık veyahut da bunun gibi şeyler söz konusu olacaksa gebeliğini sonlandırabilir diye hanefilerde fetva var o ayrı sonlandırabilir korunma da serbest olur eğer anne annenin gebeliğinde annenin sağlığı sıkıntılı olursa o da olabilir o meseleye baktım arayacaktım arayamadım oradan hallettiler sözler öyle mi o zaman yarın bir daha söyleyeyim tamam normalde bu noktada o
nerede kaldı korunmayla alakalı normalde o darül harp ile alakalı mesela o kimse bakamayacaksa asla veyahut da anne sağlığı söz konusu ise yani bir mesela bu sadece fiziki sağlık değil şimdi bir de meseleyi sadece sağlık deyince fiziki sağlık olarak görüyorlar o işte adların yenilenmesi lazım fiziki sağlık yeterli değil kadınlarında psikolojik sendromlar var kadın ikinci bir çocuğu idare edemeyecek evden mümkün değil bugünün kadınlarında en büyük sendrom yardımsız olması genelde insanlar şimdi dışarı hayat yaşıyor
dışarı hayat yaşamasa dahi kendince bireysel bir hayat yaşıyor var mı evde yardım edecek yakın örnek elimizde bende de yoktu mesela o normalde şimdi iyidir de var senin kayınvalide oradan aynı yerde miydi aynı onun gibi yakın veya bir bahçenin içerisinde yaşıyor herkes veya bir apartmanda yaşıyor sıkıntı yok kayınpederleri önceden beş kardeş bir apartmandalar öyle değil miydi o yıldırımdaki yer öyle değil beş oğlan bunlar beş oğlanlar hepsi de bir apartmanda
değil mi hepsi bir apartmanda adamlar da birbirine bağlı oldu mu kadınlar da böyle arkasından takip ederler Arnavutlar da sıkıdır bu iş zaten hiç kimsenin öyle cip cip yapması mümkün değil zaten problem değil orada ama Hacı Erkan'da şimdi yok ki hani gene hanımının tanıyorum sülaleyi komple alo demesine gerek yok ki hepsi de toplanırlar üşüşürler birbirlerine destek olurlar ama aynı apartmanda olmadığı müddetçe yine problem bu sefer o kadının psikolojik psikolojik sağlığı da ikinciyi üçüncüyü götürüp taşıyıp taşıyamayacağım
bu da önemli kim var destek yok bir tane var diyelim ki evde üç yaşında dört yaşında çocuk ateşlendi ondan uğraşıyor ardından bir tane daha geldi iki yaşında bir çocuk var ardından bir tane daha geldi ikisini de ateşlendi düşünüyor musun düşünebilir misin şimdi küçük çocuk yetiştirmeyen bilmez bunu o kadın sabaha kadar duracak adam bir yere kadar ay ne oldu ne gitti kit gidecek adam ve adam kendince diyor harin işim var benim kadının düşünebiliyor musun sen sabaha kadar onun haberi ateşini ölç yüksek soy yıka ateş düşürücü
bak hadi yarım saatte bir 45 dakikada bir ateşini ölç iki tane olduğunu düşün gitti ertesi gün kadın sabah ile bir de adam düşünecek kahvaltı mı hazır değil hoş geldin 23 insan ama alt katta kayınvalide var veyahut da bir akraba var eş var dost var birisi var eyvallah destek var desteklerse oh yukarıda bir tıkırtı tıkırtı devam ediyor işte bir şey var alt kata işte anne ne bileyim işte kaynana ne kimin annesiysa önemli değil telefonu açtı bir şey mi oldu sıkıntı mı var ha anne ya çocuk ateşlendi de ha getir ya ha getirdik
ne anneanne babaanne hangisi olursa olsun piş pişledik başladı ne olacak ertesi gün zaten evde o hadi kızım sen git evde kocanın yanında yattın onu beklerim sabaha kadar hele torun düşkünü ise o ne ne tamam bitti o gider o gider ondan sonra sirkeyi ne o aspirinle karıştırır onu orasını burasını sürer sarımsak yapar bir şekilde onun ateşini düşürtürür fazlalaşıyor olsa sıkıntı varsa gelir kaldırır sıkıntı var bunu doktora götürür bitti destek var psikolojik olarak kafası rahatladı yok şimdi kimde var ki Hüseyin Aka'da vardı
vardı şimdi yok hiçbir yerde eşinin de millet şimdi anne babalar bu taraftan da kendilerince aslında çocuklarını özgür bırakmayarak çocuklarına destek olmayarak çocuklarını da aslında zulmettiler aynı zamanda da kendilerine zulmettiler torunu koklayamadıktan sonra ne işin var oğlu var oğlunun çocuğunu koklayamıyor nerede hadi kızı verdin gelin gitti gitti söyleyecek yapacak bir şey yok e oğlum var e normalde iki katlı üç katlı evin var ya otursun orada otursun diye bütün hayatını kolaylaştır karışma hiç hayatlarına
öyle de yapan yok öyle de yapan yok ya ayırıştırıyor gelinleri oğlanları lan pişman cahil o yüzden normalde şu anda kadınların bu noktada psikolojik sağlıkları da önemli sadece fiziki de kadının psikolojik sağlığı bozulmuş gitmiş çocukla uğraşmaktan ona ikinci çocuk zulüm bir tanesini toparlayamıyor bakıyorsun ben mesela dervişlerden de görüyorum etraftan da görüyorum bakıyor bir tane çocuğu toparlayamıyor normal önceden bizim çocukluğumuzda böyle gençliğimizde çocuk yetiştirirlerdi çocuğun üzerine bir kıyafet olurdu
üç günde dört günde değiştirirlerdi eskiler öyle değil mi eskiler öyle değil mi kaç doğumlusun 10 değil arkandakın diyor 65 benden bak yine küçük bak ben onu benden yaşlı zannettim ama öyle değil mi nerelisin aslı köyde öyle değil mi öyle mi ama gene öyleydi herkes bir yerde mı oturuyor herkes birbirine destek oluyor şimdi öyle mesela şimdi diyoruz ki ayrılmayın bir yerde oturmaya gayret edin işte birbirine destek olun yani o yalnızlığın acısını çeken kimse biliyor mesela ben bazen diyorum mesela oğlum otur annenin altında
babanın altında yani bir yerde durun mümkün olduğunca ulan ver torunu onların eline sen al karını gezmeye git onlar baksınlar orada evde onlar zaten bakacağız diye uğraşıyor şikayet ediyor anne baba yani büyükler işte torunu gelinden için gelinden şikayetçiler torunu bize bırakmıyor da bize baktırmıyor da aa Allah ben gelinle çocuğa dedim oğlum nasıl hiç kafanız çalışmışsındır böyle baktı bunlara geline dedim senin gene hiç çalışmıyormuş dedim sen nasıl sohbet dediğin böyle durdu diyeceksin ki dedim ben ah anneciğim
senin gibi bakan yok vereceksin dedim alacaksın koyacaksın gideceksin gezmeye dedim ben böyle hiç düşünmedim kıskançsın dedim o yüzden fesatsın düğüne gideceksiniz gidemiyorsunuz sizin bir arkadaşınıza gideceksiniz gidemiyorsunuz bir yere gideceksiniz gidemiyorsunuz ee öyle bırak işte baban ne hazır dede de hazır ne yapacak baksınlar evde sen de git gece saat on ikide gel aa anne uyudum uyudu hadi sabaha kadar sizde kalsın bak keyfine bak keyfine yok hasetlik yapacaklar bir yerde durmak kadar tatlı bir şey var mı ama anne babalar da
onlara karışmıyor o zaman hala Allah yiyesin inşallah fatihama selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi