mustafaozbag.org

427. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 24 Ocak 2015 · 2:09:55

Aleyküm. Aleyküm selam. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gününüzü hayırlı etsin inşallah. Bu muhteşem bir fikir olmuş ya. Tek başına zikir yaparken kendi etrafıma aynalarla çevirsem ve zikir yapsam, o zaman benden birçok ben olur, bu cennet zikri olur. Harika ya. Gerçekten. Bence etrafına ayna yapsam. En iyisi. Yani nerede oluyorsa öyle etrafına ayna yapsam. Allah iyi etsin inşallah. Ve şu an dakikadan arkadaşlar da toplanıncaya kadar sorulara da bakalım inşallah. Nasıl olsa bunlar sorulduysa soranlar burada.
Bir Müslüman kaç yaşından itibaren namaz kılmaya başlamalıdır. Bunu ehli şeriat akıl bali olunca demiş. Akıl bali olduğundan itibaren namaz o kimsenin üzerine farz olur. Buradaki akıl bali olması bu manada sadece fiziki yeterli değildir. Yani bir kimsenin erkekse veya kadınsa normal erkeklik ve kadınlıkla alakalı malum hadiseleri yaşaması ile değil, bu manada idrak edebilmeli.
Bu çerçeveden kaza namazlarını kılma noktasında nasıl bir yol izleyebiliriz? Bu noktada kardeşler kendilerini bildiğinden itibaren namazlarını kaza edebilirler, kılmadılarsa etmeleri gerekir zaten. Fedakarlık nedir? Fedakarlık yapma zorunluluğunda olmayan bir kimsenin bir iyilik olarak veyahut da bir ibadet olarak bunu yerine getirmesidir. Bu noktada feda etmesi. Yani zorunlu değil ama onu yerine getiriyor. Erkek veya bayanın yaratılış ve özelliklerini bilmemiz bizim kendimizi tanımamıza yardımcı olabilir mi? Fiziken evet, hangi noktalardan daha hassas olduğumuzu çıkarabilir miyiz? Bu fiziken bu biraz çok önemli değil, hangi noktalarda hassas olmak. Bu noktada bir kimsenin düşünce dünyası, duygu dünyası hangi noktalarda daha hassas olduğunu meydana çıkarır.
O yüzden düşüncenin ve duygunun analiz edilmesi lazım. Tevekkül noktasında cüz-i irade kibirlenir mi? Her noktada kibir söz konusudur. O yüzden nefsin hoşuna giden bir şeydir kibir. Bizi her noktada, her dairede kibire düşürebilir. Tevekkülde de düşürebilir. Alevi babaları, dedeleri televizyonlarda veya herhangi bir platformlarda sünnetlerin ve hadislerin bir kısmını ya da tamamını reddediyorlar. Konu namaz. Gelince namazla ilgili her şeyi inkar ediyorlar. Bu durumda biz ne yapmalıyız? Biz onlara antites yürüttüğümüzde bizlere bu alevliğe göre, bizim inancımıza göre diyorlar. Bu durumda dahi olsa savcılığa şikayet etmeli miyiz? Normalde hadis-i şerifleri reddediyorlarsa insanlar kastler. Ve bu konuda insanların inançlarını rencide ediyorlarsa, o noktada istismar ediyorlarsa, küçük görüyorlarsa, hakir görüyorlarsa, bu noktada savcılığa şikayet edilebilir.
Bir kimse hadisleri reddederekten, hadisleri reddediyorsa, bunu bu noktada hakir görüyorsa, o zaman kendi kendisine normalde bu noktada bizim inancımız olan Kur'an ve sünnet dairesindeki bir şeyi hor hakir görmesi, bu noktada onu alaya alması, bu noktada onu reddetme hakkı yok. Bunu basın yoluyla yapmasına gerek yok. Bu ara çok gündemde moda hadis-i şerifleri reddetmek, hadislerle alakalı, sünnetle alakalı bütün her şeyi reddiyebiliyorlar.
Allah bizi iyi etsin inşallah. İncil'i ve Tevrat'ı Allah Kur'an'ı koruduğu gibi bozulmaktan neden korumamıştır? Yapan da yıkan da Allah'tır. Sonuçta yaptığını yıkacak olan da odur. Bahçıvan odur. Hangi meyveyi ne zaman kökleyeceğini, ne zaman aşılacağını, hangi meyveyi ne zaman ne su vereceğini o bilir. O yüzden Tevrat da, İncil de, daha önceki Zebur da sonuçta o günkü insanlık içerisinde miadını doldurmuş.
Cenab-ı Hak onlara da böyle bir zamanlı bir şeriat indirmiş. O zamanlı şeriatın da zamanı bitmiş, zamanı dolmuş. Cenab-ı Hak insanlık alemine, cinni alemine, bu noktada kıyamete kadar devam edecek olan bir peygamber ve bir Kur'an, bir din indirmiş. O yüzden onlar sonuçta bu peygambere ve bu dine gebeydiler. O yüzden vazifelerini yerine getirdiler. O günkü insanlık dairesinde, Cenab-ı Hak yeniden bir din tesis etti. Bir kadın kocasından boşanır da, yeni biriyle evlenmezse, bu durumdaki kadın harama bulaşırsa, meylederse, günahı boşandığı kocasına mı olur? Herkesin günahı kendinedir. Bir kimse boşanırken eğer haram bir boşama gerçekleştirdiyse, o yüzden haram boşanan kimse, o haramın bu noktada kendince cezasını verir.
Bu noktada diyetini kendisi öder. Sonuçta bu, o kimsenin kendi hatasıdır. İnsanlar birbirlerinin hata ve günahlarını çekmezler. Boşanma noktasında kim hatalıysa, kim günahkar ise, kim hatalı, kim günahkar ise, o hatasını çeker. Boşanmayı sebep teşkil etmeksizin bir kimsenin bir kadını boşaması haramdır. Bir erkeğin boşayacağı haller bellidir.
Boşayacağı haller bir namus söz konusu ise, gitme dediği yere gidiyorsa, yapma dediğini yapıyorsa, serkeşlikle devam ediyorsa, kendini bu noktada terbiye etmiyorsa, evet o erkeğin, o kadını boşama hakkı doğar. Aynı şey, aynı şey erkek için de geçerli. Bir kadın da serkeş bir adamı çekmek zorunda değil. Adam, adamlığını yerine getirmiyorsa, bu noktada aile reisini yerine getirmiyorsa, kadının da boşanma hakkı doğar.
Öyle kadın, annesinin, babasının lafı için, ablasının lafı için, onun bunun lafı için, ufak tefek kusurları için boşanmaz. Zaten normalde helal dairede boşamayan bir erkek de zulmetmiş olur. Helal dairede boşamadığı için, o zulüm ona yeter. O yüzden erkeklerin kadınlarına zulmetme hakları yok. Ne yazık ki, bunu zaman zaman derviş kardeşlerden de duyuyoruz. Böyle ottan, çöpten, meselelerden yok boşacağım ben seni. Yok sen anama şöyle dedin, ben seni boşacağım. Yok sen babama böyle dedin, ben seni boşacağım. Yok sen şöyle yaptın, ben seni boşarım. Yok böyle olmazsa ben seni boşarım. Bunu dervişlerden de duyuyoruz, çok üzülüyor.
Bunlar cahil insanların, cahiliye döneminde olan insanların işleri. Bir erkek eşini boşama yolunu son noktada seçecek. Öbür türlü, yani o zaman kadınları boşamakla tehdit etmek, kadınları boşamakla tehdit etmek, zavallı, cahil insanların işidir. O zavallıdır o. Bakın tekrar söylüyorum, o zavallıdır. Bir kadın boşanmayı istiyorsa, bu benim hayat felsefemdir. Aynı zamanda da haktır bu. Sünnete de uygundur. Kadın zulmedilmez kadına. Kadın boşanmayı istiyorsa, boşanmayı arzu ediyorsa, ona müsaade edeceksin. Diyeceksin ki boşanmayı mı istiyorsun? Evet, düşün, taşın, kaşın biraz. Bak, et, ailenle görüş, etrafınla görüş.
Varsa benden istediğin, benim değiştirmemi gereken şey, haram olan bir şey, bir bak. Ben onu değiştireyim kendi üzerimden. Benim üzerimde haram bir şey varsa, ben onu değiştireyim. Yetersiz bir noktam varsa, mümkünse ben onu yeterlilik haline getireyim. İyi düşün bunu. Sufi, kolay kolay kadın boşamaz. Bunu ağzına dahi almaz. Öyle, bununla erkeklik yapılmaz çünkü. Bununla erkeklik yapan kimse, hiç bizim yolumuzda gitmemiş, yürümemiş. Cehalet ekli o. Cehalet ekli. O yüzden kadın boşanıyormuş. Allah yolunu açık etsin. Ailesiyle görüşsün.
Annesiyle, babasıyla görüşsün. Varsa bir eksikliğimiz, yanlışlığımız, tamam edelim biz. Yok, boşanacağım diyor. Allah yolunu açık etsin. Hemen gel imzala. Ve la ta'l-na'min. Bu kadar. Zulmetmek yok. Boşanmak isteyen bir kadını, nikahında tutmaya çalışmak, ona zulmetmektir. Ona makul dairede söyle, anlat, bir daha anlat. Var, olabilir erkekler, illaki hiçbir eksiği yok diye bir kaydı yok. Herkesin eksiği var. Makul dairede söyle, anlat, tamam, tamam. Olmadı, yürümedi. Kadın boşanmak istiyor. Kadınlar duygusal varlıkla. Birisini istemeyebilirler. 20 yıl sonra onu istemeyebilir. 15 yıl sonra onu istemeyebilir. 30 yıl sonra ben senden tiskiniyorum.
Ben seninle yaşamak istemiyorum diyebilirler. Duygusal varlıkla. Evet. O yüzden erkekler evlenirlerken bakacaklar. Diyecekler ki, 20 yıl sonra kaç çocuk var? 3 çocuk. Ben 3 çocuğa bakmakla mükellef olabilirim. Böyle evlenecek. 5 yıl sonra bu çocuklara ben bakmakla mükellef olabilirim. Böyle evlenecek. Evlenecek sen. Neden? Duygusal varlık. Sen koltuk altını temizlememişsindir. O güne kadar bir şey dememiştir. O gün bakar, kokar, tiksinir. Bitti. Bir daha yatmak istemezseninler. İnce varlıkla. Sen duş almadan yatağa girersin. Ekşi ekşi kokarsın.
Kendince haklısındır sen. Çalışmaktan gelmişsindir. Zikrullah'tan gelmişsindir. Kendince haklısındır. Yok öyle bir şey. Duygusal varlıkla. Anında tiksinlili görürsün seninle. Bitti. Bitti. Yapacak bir şey yok bu noktada. Kadına zulmetmek yok. Ama öbür türlü. Kadının boşanmakla alakalı bir sıkıntısı olmadığı halde. Kadını boşamak da büyük zulür. Büyük yanlışlık. Veyahut da ne bileyim işte. Kadın olmazsa olmaz vazifelerini yerine getiremiyor. Yapacak bir şey yok. Anlatıyorsun, söylüyorsun. Bir daha anlatıyorsun. Annesine, babasına söylüyorsun. Değiştirmiyor kendisini. O zaman yapacak bir şey yok. Erkeğin de burada yapabileceği bir şey yok. Aslında mümkün olsa da karşılıklı anlatsalar o kimse dursa orada kadınla baksa adam bir daha evlensin.
Sıkıntı yok. Boşamazsın yeter ki. Yani bu da ayrı bir çözüm. Gücü yetebilen ama bundan. Bundan illa ki adam böyle yapacak diye bir zorunluluk yok. Gücü yetersi adamın. Öbür türlü ne yapacak? O da annesine, babasına söyleyecek. Diyecek ki gelin kızınızı toparlayın. Bu kendisini toparlayamıyor. Sıkıntı var, problem var. Biz bunu aşamıyoruz. Kur'an ve sünnet dairesi bu. Ama bu Kur'an ve sünnetin dışında hareket ediyor. Örneğin benimle yatmak istemiyor. Örneğin ben eve girince bunalıyorum. Ben dışarıda yaşayacağım diyor. Örneğin işte çocuklarla ilgilenmiyor. Psikolojisini bozmuş. Tedavi olmuyor. Veyahut da genç kızlığından rahatsızlığı var.
Rahatsızlık evlenince sirayet etmiş. Bunların hepsi de mümkün. O zaman da adam bunu çekmek zorunda değil. Eyvallah. Böyle bir kimsenin kimseye zulmetmeye hakkı yok. Ama ve lakin böyle ottan çöpten meselelerle de boşanma hakkı yok kimsenin. Erkeğin de yok, kadının da yok. Ama boşanmak istiyor. Bu sufi parantez içinde bir kadın boşanmak istiyor bir erkekten. Olmayacağını söylüyor. Erkeğin onu nikahında tutup da ona zulmetme hakkı yok. Ama bir erkek de böyle ottan çöpten bir meseleyle annem şöyle dedi, babam böyle dedi, ablam şunu dedi, dayıma sen böyle yapmışsın, yok amcama böyle yapmışsın. Buradan da boşanmaya hakkı yok kadının. Kaynana kısmı. Yanlış anlar mı? Anlar.
Tersinden anlar mı? Anlar. Eksik anlar mı? Anlar. Bizim toplumumuzda çünkü böyle gelin kaynana birbirini bekler. Ateş etmek için. Ateş etmek için beklerler. Birisi kafasını sütreden çıkarsın da ben de ona bir mermi atayım gibisinden. Olur mu? Olur. Cahil insanlarda bunlar olur. Cahildir çünkü. Nefsine uymuş gelin ve kaynanılarda bu olur. Nefsine uymuş çünkü. Gelin desek anne buraya otur. Vay beni o koltukta oturmayı istemedi de buraya otur dedi bana da. Boş oğlum bunu. Bunları dinleyen insanım ben. Evet koltuk yüzünden gelinini boşaltmaya kalkan kaynanalar dinledim ben. Kızcağız demiş ki burası daha sıcak olur diye düşünerekten kaynanasına demiş ki anne buraya otur sen.
Vay bana neden öyle dedin. Oğluna da boşa sana sütümü helal etmiyorum. Çocuk da boşamaya kalkmış. Allah muhafaza eylesin. Böyle yapanların da hep burunları sürtülüyor. Kim bir kadına zulmederse. Kim bir geline zulmederse. Geline zulmederse. Ki hangi kadın adama zulmederse. Hangi adam kadına zulmederse. Burunu sürtülüyor. Cenab-ı Hak onu ibret-i alemlik orta yere düşürüyor. İbret-i alemlik. İbretlik böyle. Adam bir daha evlenemiyor. O kadına daha sıkıntılı bir gelin geliyor.
Daha sıkıntılı bir gelin geliyor. Veyahut da o kadına daha sıkıntılı bir adam geliyor. Bazı kadınlar da nankör. Bazı erkekler gibi. Bilemiyor. Nimetin kıymetini, kadrini bilemiyor. Kadınlar da bilemiyor. Kendince iyi yaptığını, doğru yaptığını asıyor kesiyor. Bir yıl sonra, iki yıl sonra çıkıyor meydana. Orta yerde mes meydanda kalıyor. Erkekler de aynı. Zulmeden zulmünün karşılığını görüyor. Bu dünyada görüyor da. Başka bir yerde değil. Kibirlenenler bu dünyada görüyor karşılığını. Bu dünyada kadına kibirlenen, adama kibirlenen, adamın annesine, babasına kibirlenen veyahut da hanımının annesine, babasına kibirlenen bu dünyada görüyor onu. O yüzden sufilere sözüm.
Zulmetmeyin. Kibirlenmeyin. Tepeden konuşmayın. Gelinlerle alakalı etrafta konuşmayın. Bilhassa böyle ne diyorlar ona, adamın kız kardeşlerine? Görünce mi diyorlar? Görünce olanlar. Gelinleriniz hakkında iki tarafta konuşmayın. Ailelerin üzerinde, ailelerle alakalı konuşmayın. İnsanların namuslarına dillerinizi uzatmayın. Gözünüzle tek başınıza görseniz dahi yanılırsınız. Şeytan sizi yanıltabilir. Kafir cinliler sizi yanıltabilir. İnsanların namusuna, şerefine, haysiyetine dilinizi uzatmayın. Yaşarsınız. Görürsünüz bu dünyada. O yüzden insanlarla olan ilişkilerde ince davranmaya çalışın.
İnce davranın. Gelin annenize, babanıza karşı bir yanlışlık yaptıysa, Söyle, anlat, bir daha anlat. Anladı mı? Anladı. Geldi özür diledi elini öptü mü? Öptü. Aleyhine yollara mı? Gelin erkeğe karşı bir hata yaptı mı? Kocasına yaptı. Anlattın. Anladı mı? Anladı. Geldi özür diledi mi senden? Diledi. Aleyhine yollara mı? Bir erkek bir kadına karşılık yanlışlık yaptı mı? Yaptı. Kadın da ona anlattı mı? Yanlış yaptım burada diye anlattı. Anlaşıldı mı? Mesele anlaşıldı. Özür diler. Özür diledi mi? Özür diledi. Aleyhine yollara mı? Aleyhine yollara mı?
Gitme dediği yere gitmiş. Ben sana dedim mi buraya gitme diye? Gittin. Ya neden gittin? Gitme dedim sana. Bir erkek. Gitme dedim sana. Bana anlat. Ses yok. Bir talak boşadım seni. Evet. Namus giriyor işin içerisine. Ben sana bu adamı eve alma dedim. Ya benim şuyumum şuydu. Ben sana alma dedim. Dedim mi? Dedim. Sen aldın mı? Aldın. Bir talak boşsun şimdi. Bunu baştan söyle. Bu hak. Bakın buraları daha da bu kadar da keskin. Namusla alakalı. Keskin. Evet. Bunda taviz yok.
Bakın bunlarda taviz yok. İşte Facebook'ta görüşüyormuş. Bir talak boşadım seni. Bitti. Bir kadının kocasından başka ve kadın arkadaşlarından başka. Erkek mi? Nikah düşmeyen kimselerle konuşabilir. Geri kalan. Ya derviş arkadaşıyım işte. Derviş kardeşiyim. Yok kardeşim. Yok öyle bir şey. Yok öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok. Bu konuda kesin. Kat'i. Bitti. Bir kadının Facebook şifresi adamın elinde dolacak. Vermiyor.
O sıkıntı var. Bir kızın Facebook'u varsa babasının da annesinin de şifresi olacak. Vermiyor. Sıkıntı var. Sıkıntı var. Namusla alakalı meseleler de sert. Keskin. Köşeli. Ama öbür türlü vay işte babasının elini öpmeye unutmuş da. Vay nasıl unutulmuş da. Boşarım da. Vay annesinin bu koltukta değil burada otur anne demiş de. Öyle dedin de boşa. Bunların hepsi de cehalet. Vay ablası demiş de filanca yere gitti de beni gördü halde bakmamazlık yaptı da görmemezlik geldi de. Sen boşa bunu da. Abicim ben sana ablacığım ben sana bir tane daha everirim de bulurum da. boş bunların hepsi de bunların hepsi de cehalet.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden bir kadın boşandığı zaman da normalde bu noktada herkesin günahı kendine ama kocası ama karısı kim boşadıysa Allah muhafaza eylesin. Onun o haramı kendisine ait. İstahat'ı kaçırmayalım yine. Sorunlar şeye kalsın. Sohbet sonuna kalsın inşallah. Zikrin faziletlerine devam ediyoruz inşallah. Bu noktada bu faziletleri bitecek ondan sonra kafamda inşallah becerebilirsem başarabilirsem zikrullahın olumlu olumsuz edepleriyle alakalı neler yapılabilir neler yapılamaz. Zikrullah'taki gudümün çalınması çalgı aletleriyle alakalı nereden caiz olur nereden caiz olmaz. Zikrullah'taki hal ve hareketler, fiiliyatlar neleri caiz neleri caiz değil.
Bunun gibi sohbetler böyle devam edecek. Son fasılda da zikrullahın işte kalpte tecelliyatları, ruhta tecelliyatları nereye kadar götürebilirsek inşallah götürmeye gayret edeceğiz. Faziletlerine devam ediyoruz. Bakara ayet 152 Allah'ı zikredin. Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bir de bana şükredin nankörlük etmeyin. Cenab-ı Hak beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Şükredin ki nankörlük etmeyin diyor. Bu ayet-i kerimeden önce Cenab-ı Hak bir peygamber gönderdi. Bu peygamberin bize dini öğrettiğini, bu peygamberin bir lütuf, bir ikram, bir ihsan olduğunu, bu peygamberin bize insanlığı öğrettiğini, imanı öğrettiğini anlatıyor.
Ve ardındaki ayet-i kerimede de diyor ki, beni zikredin. Yani ben size bir kitap indirdim. Bu kitabı anlatacak bir peygamber indirdim, bir peygamber gönderdim. Ve sizin dininizi tamam ettim. Ve size bir din gönderdim. Ve size bir peygamber de gönderdim. Ve bununla alakalı artık sizin dininiz tamam oldu. Tamam olduktan sonra artık beni zikredin siz. Bu tam olan, eksiksiz olan, bu lütfa, bu ikrama karşılık sizin yapacağınız en önemli ibadet beni zikretmektir. Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. O zaman buradaki insanın zikri Allah'a itaat etmek. Allah'a itaat etmek, Cenab-ı Hakk'ın haramlarından uzak durup farzları yerine getirmek.
Burada kulun zikri, kulun zikri gücünün yettiğince Cenab-ı Hakk'ın emirleri doğrultusunda yürümek. Burada kulun zikri, boş zamanını, hiç boş zamanla alakalı bir şey olmadan, bütün zamanlarını, sufi vaktin çocuğudur ilkesince, zamanlarını zikirle doldurmak, zikirle süslemek, zikirle nurlandırmak. Ve zikrini zikrine eklemek, zikrini zikrine tamamlamak, zikrini zikriyle devam etmek.
Hiç boşluk bırakmadan, hiç gaflete düşmeden Allah'ı zikirle hemhal olmak. Bu bütün günlük hayatını içine alan bir şey. Biz günlük hayatımızı bu düşünceyle, bu tefekkürle geçireceğiz. Günlük hayatımızı. Hani Musa Aleyhisselam'ın meşhurdur ya, Ya Rabbi ben sana nasıl şükredeyim? Ya Musa, hiç gaflete düşmeden beni zikrettiğin an, bana şükretmiş sayılırsın. Hani nankörlük etmeyin, şükredin diyor ya ayeti kerime'de de. Bunu Musa Aleyhisselam'ın dilinden hadisi kutsi var. Ya Musa, eğer sen günün içerisinde, hiç gaflete düşmeden beni zikredersen, ancak şükretmiş sayılırsın.
Ama bir an dahi olsa, burası çok önemli, gaflete düşer, unutursan, bana nankörlerden sayılmış olursun. Bir an. Bunun peygamberi ne söylüyor? Peygamberlerin ince perdesine bakın. Sen bir an gaflete düşersen, beni unutmuşlardan olursun. Bana nankörlerden olmuş olursun. Sakın bana nankörlerden olma. Ya her halinle, her daim, Allah'ı zikirle iştigal et. Her halinle. Senin bakışın zikir olsun. Senin duyuşun, dinleyişin zikir olsun. Senin söyleyişin zikir olsun. Senin fiiliyatın, yürüyüşün zikir olsun. Sen zikirsiz gün, saat, dakika geçirme. Senin tefekkürün zikir olsun.
Senin her halin zikir olsun. Hani ayet-i kerime var ya siz yanlarınızın üzerinde ayaktayken, otururken, yatarken, Allah'ı çokça zikredin. Bu hal bir kulun üzerinde tecelli etmediği müddetçe o kul Allah'ı zikretmiş sayılmaz. Yürürken, yatarken, otururken, yemek yerken, konuşurken, sohbet ederken her daim zikirle hemhal olacak. Tefekkürünü, rabıtasını, kalbini, vücudunu, azalarını zikre hemhal eyleyecek. Zikre hemhal eyleyecek. Bir an gaflete düşmek, zikrullah'tan kesilmek, o kimsenin haramla iştigal etmesini kapısını açar. O kimseye fuhuş kapısı açar, o kimseye fahşiyet kapısı açar, o kimseye nefsiyet kapısı açar, o kimseye şeytaniyet kapısını açar, o kimseye delalet kapısını açar.
O kimse delalete düşer, o kimse şeytaniyete düşer. O yüzden sufi bu hale düşmemek için kendisine her daim, Allah'ın emirleri kendisine her daim, Allah'ın nehileriyle dizayn eder. Beni zikredin, ayet-i kerimesi o kimsenin içini dışını, bütün fiilyatlarını içine alması gerekir. O sufi her haliyle Allah'ı zikir üzerinde duracak.
Her haliyle Allah'ı zikir üzerinde durursa, o kimsenin kalbi ve ruhi seyr-i sülükü olur. O kimse her haliyle zikrullah üzerinde durmaz ise, o kimse ne yazık ki nankörlerden olur. Allah'ın zikri temiz ağızların işidir. Allah'ın zikri temiz gönüllerin işidir. Allah'ın zikri temiz insanların işidir. Bir kimse zikrullah halakasına oturuyorsa, o kimse kendisini temizlemekle mükelleftir. Bir kimse kirli gelir zikrullah halakasına. Ama zikrullah halakasına oturduğunda temizlenir. O temizlenen kimse yeniden kirim ve pasın içerisine göz göre göre Allah'ın gözünün içine baka baka gitmez.
Göz göre göre Allah'ın gözünün içine baka baka delalete ve şeytaniyete koşmaz. Koşmamalı. Eğer koşarsa, o kimse Allah'a nankörlük etmiş olur. Allah'a olan şükrünü eda etmemiş olur. Cenab-ı Hakk onu zikrullah halakasına oturtturmuş. Allah onu kendi zikriyle süslemiş. Allah onu kendi zikriyle nimetlendirmiş. Allah onu kendi zikriyle lütuflandırmış. Allah'ın onu zikretmesi kadar büyük bir lütuf ve ikram yok. Allah'ın onu zikretmesi kadar büyük bir ihsan yok. Allah'ın onu zikretmesi kadar büyük bir müjde yok. Bu müjdeye, bu ikrama, bu ihsana, bu lütfa geri dönüp o kimse günah-ı kebairi bile bile işliyorsa, Allah affetsin, onun zikri artık onun içine tecelli etmez.
Onun zikri dudakta kalır. Sufi kardeşler, Allah'ın zikrine oturduktan sonra, göz göre göre haramları işleyicilerden olmayın. Allah'ın zikrullah halakasına oturduktan sonra, o lütfu, o ikramı, o ihsanı, Allah'ın seni zikretmesini, Allah'ın seni zikretmesini tefekkür et. Sen neye sırt çevirdiğini gör. Sen neye arkanı döndürdüğünü gör. Sen neyi heba ettiğini gör. Allah seni zikretti. Allah seni zikretti halde senin günah-ı kebaille işin ne? Allah seni zikretti. Senin haramla işin ne? Allah seni zikretti. Senin nankörlükle işin ne? Allah seni zikretti. Lütfetti sana. Senin dedikoduyla işin ne?
Senin gıybetle işin ne? Senin iftirayla işin ne? Senin elin namusuyla işin ne? Senin deccaliyetle işin ne? Senin haramiyetle işin ne? Vallahi de yemin ediyorum. Yemin ediyorum. Sen o haramları işleyince Allah'u alem. Cenab-ı Hak şu sussa diye bakabilir. Sen zikrullah yaparken, o haramları tekrar tekrar işlerken, ha da hiç istemem gönlüm arzu etmez hiçbir derviş kardeş için.
Şu kimse sussa da benim adımı anmasa diyebilir. Diyebilir. Dedikleri olabilir. Bu küstahça cesaret, bu nankörce cesaret, insanları helaka götürebilir. Nice derviş gördü bu fakir, yıkılmış böyle. Nice derviş gördü. Allah muhafaza eylesin. O yüzden göz göre göre, bile bile Allah'ın zikrinden geri durmayın. Allah'ın zikrinden geri durmak, zikrullahı terk etmek demek değil sadece. Göz göre göre haramları işlemek. Göz göre göre günahı kebayre girmek. Göz göre göre kibirlenmek. Göz göre göre dedikodu, gıybet, iftirayla henhal olmak. Göz göre göre haramlarla iştigal etmek.
Allah muhafaza eylesin. O zaman o kimse, beni zikredin. Ben de sizi zikredeyim. Sakın nankörlerden olmayın. Ayet-i kerimesi o kimsenin üzerinde tecelli etmemiş oluyor. Neden? O çünkü Allah'ı zikretti. Allah da onu zikretti. Ama Allah onu zikretti halde, o zikrullahın halini ve tecelliyatını düşünmeden gitti, haramın içerisine oturdu. Bunu düşünmeden gitti, her türlü melaneti işledi. Ve o, Allah'ın nimetine nankörlük etmiş oldu. Çünkü geçen haftadan dersi biliyoruz ki, Allah'ı zikretmek en büyük işti. Ve o en büyük işe, Allah en büyük işe, o nankörlükle cevap verdi. O en büyük işe nankörlerden oldu. Ve o kimse gitti, Allah'ın zikir halakasını terk etti, gitti.
O haldeken haramlara daldı. Allah muhafaza eylesin. İşte o zamanda Cenab-ı Hakk'ın o lütuf halakasını, o lütuf ırmağını, o lütuf deryasına sırtını döndü, nankörlerden oldu. Allah nimetine nankörlük edenleri sevmez. Allah nankörlükte haddi aşanları sevmez. Allah nankörleri sevmez. Allah bu noktada nimetine hamd etmeyenleri sevmez. Hamd edin ki, size nimetlerimi arttırayım. Allah'ı zikredin ki, Allah nimetini arttırsın. Allah'ın zikrine oturduğunuza hamd edin ki, Cenab-ı Hak size olan zikrini fazlalaştırsın. Kim bana bir adım gelirse ben ona on adım gelirim. Kim bana on adım gelirse ben ona yüz adım gelirim.
Kim bana yüz adım gelirse ben ona koşarım. Hadisi kutsisi tecelli etsin. Eğer bu noktada zikrullah nimetine, zikrullah lütfuna, ikramına biz sırtımızı dönersek, o zaman da nimetine nankörlük etmişlerden oluruz. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kıymetli dostlar, beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin ki nankörlerden olmayasınız. Ayet-i kerimesi bizi ince bir perdeye götürür. İnce bir perdeye. Din tamam olmuş. İslam tamam olmuş. Ve bu İslam'ı, dini tamamlayan bir peygamber gönderilmiş. Ve bu peygamber bize dinini yaşamamız için en ince ayrıntılarına kadar bize anlatmış dini. Ve bize Kur'an'ı tefsir etmiş. En ince ayrıntılarına kadar.
Anlayabileceğimiz şekilde bize anlatmış. Ve sonunda Cenab-ı Hak diyor ki, sizin günlük hayatınızı dizayn ettim. Günlük hayatınızı dizayn ettim. Sizin nasıl yaşamanız gerekirken, mahşere nasıl gelmenizi gerektirirken, ve sizin neleri nasıl yapmanızı gerektiren, bütün ne var ise hepsini size öğrettim. Size öğretici bir peygamber bir Kur'an gönderdim. Siz bu Kur'an'a, bu peygambere uyun. Ve buna tabi olun. Ve bunu gönderdiğinden dolayı, bunun karşılığında sizin yapabileceğiniz en büyük iş, Allah'ı zikretmektir. Allah'ı zikretmektir. Bu nimetin karşılığı Allah'ı zikretmektir. Bu lütfu, bu ikramın, bu İslam'ın karşılığı Allah'ı zikretmektir. Zikretmek de en büyük iştir.
O zaman bu en büyük işi yapın. Ve bu en büyük işi yapın ki, ben de sizi anayım. Ve Hadis-i Kudüsü'de diyor ki, kulun beni kendi nefsinde anarsa, ben onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Ben de, özür dilerim, ben de onu kendi nefsimde anarım. Kulun beni nefsinde anarsa, kendi kendisine zikrederse, kendi kendisine beni anarsa, ben de onu kendi nefsimde anarım. Beni bir topluluk içinde anarsa, bir topluluk içinde beni zikrederse, ben onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım, zikrederim. Ben onu daha yüce bir topluluk içerisinde zikrederim, anarım. O zaman bir kimse topluluk içerisinde Allah'ı zikrettiyse, Allah'ı zikrettiyse, Cenab-ı Hak da onu daha iyi bir topluluk içinde zikrettiyse, artık kul onun bu nimetine nankörlük etmeyecek.
Kul buradan geri dönmeyi düşünmeyecek. Kul buradan geri dönmeyecek. Mümkün olduğunca, kendisini haramlardan uzak tutup, mümkün olduğunca, kendisini zikrullah ile hemhal eylecek. Ve zikrullahını bütün her şeyle yapacak. Fiilatıyla, diliyle, kalbiyle, amelleriyle, Allah'ı çokça zikredecek. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Ben kulumun beni zannettiği gibiyim. O beni andığı sürece ben onunla beraberim. O beni yalnız başına anarsa, ben de onu öylece anarım. Eğer beni bir topluluk içinde anarsa, ben de onu o topluluktan daha hayırlı olan bir toplulukta anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım.
Kulum bana bir arşın yaklaşacak olursa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim der, Cenab-ı Hak hadisi kutsi de. O yüzden kıymetli dostlar, biz her halimizde ve her noktada, her dairede Allah'ı zikirle inşallah hemhal olacağız. İkinci ayeti kerimede, Cuma suresi ayet 10. Namaz kılındıktan sonra dağılıp, Allah'ın lütfunda nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtulasınız. Bu malum Cuma suresi, Medine'de inzal olan ayetlerdir, suredir.
Ve bu Cuma ile alakalıdır. Yani normalde bir ayet öncesi, Cenab-ı Hak Cuma'da, Cuma namazının farziyetiyle alakalı. Ayeti kerimeyi söyler. Ve ardındaki ayeti kerimede der ki, siz bu namazı kıldıktan sonra, ve diğer namazlar da bunun içerisine girer. Namazlarınızı kıldıktan sonra, dağılın. Çünkü İslam'da, ruhbanlık yoktur. İslam'da namazdan sonra da, camileri kendisine yurt edinip, orada sabahtan akşama kadar camide oturmak, tekkeleri kendisine yurt edinip, hayatını orada geçirmek, medreseleri veyahut da işte bu manada, herhangi bir yeri kendisine yurt edinip, orada hayatını geçirmek yoktur. İlim öğrenmek bundan müstesna. Bir kimse ilim öğrenmek için, medreseye kapanır, okula gider gelir, bunlar sıkıntı değil.
Hani vardır ya, işte o kimse tekkeye gitmiş, kapatmıştır kendini, biz onu çok methediriz ya, kendi dairemizden. Değil. Yolunuz o değil. Ayet-i Kerem'de namazı kıldıktan sonra dağılın. Evet. Yeryüzüne dağılın. Namazı kıldıktan sonra siz, mescide kendinizi kapatmayın. Tekkeye kendinizi kapatmayın. Ya dağılın. Ve diyor ki, Allah'ın lütfunda nasibinizi arayın. Siz çıkın, çalışın, gayret edin. Nasibinizi arayın. Her konuda gayret edin. Hem dünyevi işinizde, hem uhrevi işinizde gayret edin. Allah'ın lütfuyla gayret edin. Arayın onu. Devam ediyorum. Allah'ı çokça zikredin.
Ki, kurtulasınız. Bu haldeyken dahi. Siz namazı kılıp dışarı çıktıktan sonra da, Allah'ı çokça zikredeceksiniz. Allah'ı çokça zikrederekten, kurtuluşa ereceksiniz. Allah, bunun tersi ne? Allah'ı çokça zikretmeyenler, kurtuluşa eremezler. Kimler kurtuluşa ererler? Allah'ı çokça zikredenler. Allah'ı az zikredenler, kurtuluşa eremezler. Başka bir ayet-i kerimede de, o münafıklar Allah'ı az zikrederler der. O zaman, Allah'ı az zikretmek, münafıklık alameti oldu. Allah'ı çokça zikretmek, müminlik alameti oldu. Namazı kılın. Hani, böyle işte, normalde toplanıp zikrullah yapmak yok.
İşte devamlı Allah, Allah demek yok. Devamlı, Ya Resulullah, Ya La İlahe İllallah, La İlahe İllallah demek yok, diyenler var ya, hadisi şerifleri reddederekten. Onlara cevap aynı zamanda bu. Geçen hafta da, Ankabüs Suresi'nde öyleydi ya, namaz sizi kötülüklerden alıkor. Ama Allah'ı zikretmek en büyük iştir. Namazla zikri ayırmıştı ya, burada da ayırıyor namazla zikri Cenab-ı Hak. Diyor ki, siz namazı kıldıktan sonra, Allah'ın lütfuyla dağılın. Ve Allah'ın lütfundan arayın. Neyse rızkınız, neyse sizin hicretiniz, neyse sizin yönelişiniz, ticaretse ticaretinize yönelin. İşiniz varsa işinize yönelin. İlim ehliyseniz gidin ilminize yönelin. Bir okulda okuyorsun, git, okuluna devam et.
Memurluk yapıyorsun, memurluğuna devam et, işine devam et. İşini aşmak yok. Ama bunları yaparken de, Allah'ı çokça zikret. Allah'ı çokça zikret. Allah'ı az zikretme. Allah muhafaza eylesin. O zaman aldığınız, sattığınız, ve her halinizde, ne yaparsanız yapın, Allah'ı gözetmek, Allah'ın hukukunu gözetmek, Allah'ın sınırlarını gözetmek, ve her daim, gaflete düşmeden, Ya Davud, uyanık ol hitabını, kendi nefsinize alarak da, her daim zikirle, hemhal olmak.
Her daim, Allah muhafaza eylesin. Tüccarlar, ticaret yapanlar, dükkan sahibi olanlar, namazlarınızı kıldıktan sonra, eğer çarşıda, pazarda işleri olanlar, muhakkak ki onlardan geçerken, La ilahe illallahü vehtuhu la şerikele, lehül mülkü ve lehül hamdu ve hua la küllü şeyin, kadir demeyi unutmayın. Unutmayın. Camiden çıktınız, dükkana giderken bunu çekin. İş yerinizde bunu çekin. Ticaret yapanlar, tüccarlar, bayanlar, erkekler, alışveriş için çarşılara gittiğinizde, sünnet-ü Resulullah, bunu muhakkak söyleyin. Bunu söylemezseniz, şeytan sizi ticaretlerinizde aldatır. Bu zikrullahı yapmayan dervişlerin, ticaretlerinde bereket olmaz.
Almadan, satmadan önce, alışverişe çıkanlar, erkekler ve bayanlar, bir şey almadan, satmadan önce, La ilahe illallahü vehtuhu la şerikele, lehül mülkü ve lehül hamdu ve hua la küllü şeyin, kadir demeyi unutmayın. Ticaret yapanlar, esnaflık yapanlar, toktana mal almaya gidenler, para kendiye mal satmaya gidenler, hepiniz bu zikrullah ile hemhal olmaya gayret edin.
Dükkan açanlar, bununla hemhal olun. Kim bir çarşıya gider de, La ilahe illallahü vehtuhu la şerikele, lehül mülkü ve lehül hamdu ve hua la küllü şeyin, kadir der ise, şeytanın tasallutundan muhafaza olur. Hadis-i şerif, siz çarşılarda dolaşırken, orada şeytan çok olur. Orada şeytanlar çok dolaşır. Orada cinni kafir taifesi çok dolaşır. Orada onların musallatından muhafaza olmak isteyenler, La ilahe illallahü vehtuhu la şerikele, lehül mülkü ve lehül hamdu ve hua la küllü şeyin, kadir diyecek. Bunu söyleyecek. Böylece iş yerlerinde, pazarlarda, çarşılarda, şeytanın ve kafir cinnilerin, musallatından korunmuş, muhafaza edilmiş olacaksınız.
Bir size esnaf gelecektir, bir müşteri gelecektir. Şeytan onun kulağına üfler. Şeytan onun kulağına üfleyerekten, senden geri çevirir. Bir mal satacaksın, şeytan onun kulağına üfler. Çünkü şeytan, sufilerle mücadele eder. Şeytanın işi gücü, sufilerledir. O yüzden sufiler, iş yerlerini besmeleyle açacaklar. İş yerlerini açtıklarında, makamlara bağışlayacaklar. Her üç ihlaslı Fatiha-i Şerifeleri okuyup. Ve Allah'a dua edecekler. Dükkanlarını açtıklarında, bu zikullaha devam edecekler. Eğer varsa vakitleri, varsa müsaadeleri, oturup en az bunu yüz sefer çekecekler. İş yerinizde oturup, bunu yüz sefer çekeceksiniz en az.
Ve Allah'a yalvaracaksınız ya Rabbi. Ne aldatanlardan olayım, ne aldananlardan olayım. Allah'tan yardım dileyeceksiniz. Allah'tan sabırla, namazla, zikirle yardım dileyeceksiniz. O yüzden Cenab-ı Hak, ayeti kerimede diyor ki, namazlarınızı kıldıktan sonra, yeryüzüne dağılın. Yeryüzüne dağılın. Dükkanınız var, gidin dükkanınıza. İşiniz var, bakın işinize. Namazınızı kıldınız, durmayın mescitte. Namazı kıldın, mescitte durma. Takva değil o. Şeytan seni aldatmasın, kandırmasın. Allah'ın ayetine karşı geliyor, kimse mescitte zaman geçirirse. Sebep?
Diyor ki, dağılın namazı kıldıktan sonra. Namazı kıldıktan sonra dağılın. Namazı kılmışsın, yürü, bak işine. Git dükkanına bak, git işine bak. Neyse işin. Git tersine çalış. Neyse işin. Ve, Allah'ı zikret. Allah'ı çokça zikret. Ki, kurtulasınız. Öyle aman, hatta sahabeden bazıları, sırf buna mazhar olmak için, sırf bu hadisi, hadisi şerife mazhar olmak için, orada Allah'ı zikretmek için, çarşılarda zikrullahın daha kıymetli olduğunu bilen sahabe, zikretmek için çarşıları seçerdi.
Zikretmek için çarşıları seçerdi. şeytan orada kol geziyor. Çünkü, kafir cindiler orada dolaşıyorlar, kol geziyorlar. Ama zikrullah'tan beri olursan orada, aldanırsın. Zikrullah'tan beri olursan, kaybedersin. Ne yapacaksın? O zaman devamlı, la ilahe illallahü ve tehüle şerikele, lehül mülkü ve lehül hamdu ve hu alâ şüç, küllü şeyin kadir. Diyerekten, işini, gücünü, dükkanını, esnaflığını ne yapacaksın? Yaşamaya devam edeceksin. Allah muhafaza eylesin. Kim böyle derse, kim böyle söylerse bir sefer, bir sefer söylerse, bir sefer söylerse, bin kere ona iyilik yazılır, bin kere de ona kötülük silinir ondan. Buradaki bin adedine bakmayın.
O gün için Araplarda en yüksek sayı bindi. Katrilyon yoktu daha, ten titrilyon yoktu. Neydi en son? Neydi? Kentrilyon muydu? Evet. Kentrilyon yoktu. Sen, hayret bilmedin bir şeycik de. Artık bilmiyordum. Eyvallah. O gün yoktu Araplarda bu sayısal rakamlar. En yüksek rakam bindi. En yüksek rakam bindi. Mesela bazı salatü selamlar vardır. İşte, o arşın sahibine, bin salatü selam olsun diye. O kürsinin sahibine, bin salatü selam olsun. O Kur'an'ın indirildiği peygambere bin salatü selam olsun diye meşhur salatü selamlar vardır.
Ben hatta bazen onların Türkçesini okuyorum veyahut da işte televizyonlarda bunu böyle sesli olarak okuyorlar veya radyolarda. Kendi kendime diyorum ki, yani, o bin diyen kimse, o gün için, o günkü sayısal bin ya, binden söylüyor. Halbuki ona dese ki, yarattıkları adedince salatü selam olsun. yaratacakları adedince salatü selam olsun. Bitti. Sonsuz ona salatü selam olsun. Sonsuz. Bitti. Tabii süslenmesi böyle uzun olması da güzel bir şey. Allah bizi onlardan eylesin. O yüzden normalde bir kimse bunu söylerse, ona diyor ki, bin iyilik yazılır ona. Binde kötülük yazılır. Binde kötülük silinir. Kim bu zikrullahı, bu, La ilahe illallahü ve'tehü la şerikele lehul mülkü ve lehul hamdu ve hu ala külüsün kadim.
Günde yüz sefer söylerse, İsmail aleyhisselamın kavminden on köle azat etmiş gibi, ona sevap verilir. Allah bizi onlardan eylesin. Yine Ebu Hureyre radallahu anh hazretleri naklediyor. Kulun beni anarken dudakları benim için hareket ettiğinde, ben de onunla beraberim. Demek ki Allah'ı zikir için, sizin dudaklarınız hareket ettiği müddetçe, her daim, siz bir fiiliyatta bulunduğunuz müddetçe, zikirle alakalı, zikir için buraya geliyorsunuz.
Fiiliyat, adım attınız. Cenab-ı Hak sizin. Niyetlendiğiniz zikrullah'a gidiyorsunuz. Allah sizinle. Niyetlendiniz, zikrullah yapıyorsunuz. Allah sizinle her daim, her daim, her daim. Bundan şek şüphe etmek Allah muhafaza eylesin. Hadisi kutsiden şek şüphe etmektir. Rabbim korusun inşallah. Yine sahabeden birisi diyor ki, Ya Rabbi İslam'ın rükunları çoğaldı. Bu artık böyle Medine'nin son dönemleri. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin artık her şey kemale erdi. İslam dininizi tamam ettim dedi. Genç sahabeler yaşlandılar. 30 yaşında Müslüman olan 50 yaşına geldi. 50 yaşında Müslüman olan 70 yaşına geldi.
40 yaşında Müslüman olan 60 yaşına geldi. Yaş geçti. Çok şedid yıllar geçirildi. Yorgunluk var. Törpülendiler. Yıprandılar. Yıprandılar. Yoklukla mücadele ettiler. Düşünebiliyor musunuz? Medine dönemi 13 yıl. 13 yılda onca savaş yaşadılar. Önce gazalar, onca seriyeler. 13 yıl içerisinde. Hayber Fethulundu. Mekke Fethulundu. Çevre. Bütün Benikuraizm kabilesi. Perişan oldu. Yahudiler, Hristiyanlar. Büyüdü İslam toprakları.
Savaşla geçti 13 yıl. 13 yıl savaşla geçti. 13 yıl savaşla geçti. Medine'ye münevvere'de. Savaş ve savaş hazırlıkları. Uhud ardından Hendek. Hayber. Bedir. Ardı ardına. Zaten Uhud, Hendek, Bedir ardı ardına. Bunlar böyle kolay şeyler değil. Bire bin var karşıda. Bire bin var. Bire bin. Bu anlatırken edebiyatı güzel. 13 yıl boyunca savaş ve savaş hazırlığıyla geçirdiler. 13 yıl. O yıpranmışlığı düşünebiliyor musunuz?
İçinde gözü oktan kör olan kılıç yarası, kama yarası. Bazı sahabelerin üzerinde 70 kusur tane kılıç yarası var. Kimisinde 100 kusur tane kılıç yarası var. Kılıç yarası olmayan sahabe yok gibi. Ok yarası olmayan sahabe yok gibi. Herkesin bir tarafında bir ok yarası var. Kanayan bir yara var. Bir kılıç yarası var. Kanayan bir yara var. Kanayan bir yara var. Tedavi edilenleri var, edilemeyenleri var. Oğullar gitmiş, kızlar gitmiş, evlatlar gitmiş, eşler gitmiş, kadın erkek. Herkes bir şeylerini feda etmişler. Ve sahabeler artık yaşları normalde geçiyor. 50 yaşında ölümü bekleyen var.
60 yaşında yaşlıyım diyen kimseler var. Yıpranmışlıktan, yorgunluktan, açlıktan, açlıktan bizim en fakirimiz onlar için lüks bir hayat yaşıyor şu anda. En fakirimiz lüks hayat yaşıyor. En fakirimiz lüks hayat yaşıyor. Onlar öyle yaşadılar. Ve sahabe soruyor. Ya Resulallah, İslam'ın hükümleri çoğaldı. Bana bir şey söyle, ona sarılayım ben. Bana bir şey söyle, ona sarılayım ben. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazreti'nin cevabı muhteşem. Dilin Allah'ı anmaya devam etsin. Dilin Allah'ı anmaya devam etsin.
Dil ile zikri küçük görenlere cevap. Dilin Allah'ı anmaya devam etsin. Başka bir sahabe söylüyor. Diyor ki benim mecalim kalmadı. Yaşlandım ya Resulallah. Artık eskisi gibi kuvvetim yok. Güçten, kuvvetten, takattan kesildim. Bana bir şey söyle. Öyle bir şey söyle ki, ben onunla ahiretimi tamam edeyim. Ben onunla Allah'ın huzuruna çıkayım. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, dilin Allah'ın zikriyle ıslak olsun. Dilin Allah'ın zikriyle ıslak olsun. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Vesvese şeytandadır. Normalde namazda veyahut da normalde vesvese gelenler, Eûzübillahimineşşeytanurracim, Bismillahirrahmanirrahim diyecekler.
Namazda dahi vesvese gelirse, namazda dahi vesvese gelen, namazda normalde okuyacağını unutan, namazda rekatını unutan, vesveseye dalan, Eûzübillahimineşşeytanurracim, Bismillahirrahmanirrahim diyecek. Kişi üstadından uzakta bir memlekette ise nasıl zikrullah yapmalı? Orada da zikrullah halakası kurulması için mücadele edecek, gayret edecek. Normalde üstadın yanında olacak, orada zikrullah edecek de bir kaide yok. Üstadının memleketinin dışında olanlar da orada zikrullah halakası yok ise zikrullah halakası kurmak için gayret edecek. Orada da zikrullahın halakanın genişlemesi için mücadele edecek.
Zikrullah halakasından uzak kalmasının ne gibi etkileri olabilir, olumsuz etkenleri nasıl bertaraf edilebilir? Bu noktada en önemli zikrullah halakasından uzak olmak, şeytana dost olmak gibidir. O yüzden mümkün olduğu müddetçe yalnız başına dahi olsalar, arkadaşlar değişik illerde, ilçelerde oturup burada zikrullah halakasındaymış gibi makamları bağışlayıp oturacaklar. Allah'ı zikredecekler, rabıte edecekler. İnşallah bu noktada halakanın sevabını alacaklar. Üstadının yaptırdığı zikrullah halakasında bulunmasının aralığı ne kadar olmalıdır demiş. Bizim üstadımız Allah rahmet eylesin, oğlum kırk günden, kırk güne aşmamalı bir derviş üstadını ziyaret etmeli, üstadını görmeli, onun alakasına oturmalı derdi.
Yahudiler dediler, Zübeyir olmasaydı Allah kainatı yaratmazdı. Onun suyu, nuru hürmetine yarattı. Allah'ın oğlu dediler. Hristiyanlar, İsa Allah'ın oğlu dediler. İsa olmasaydı Allah kainatı yaratmazdı. Onun nuru suyu hürmetine yarattı dediler. Haşa. Bizim için de böyle tehlikeler var mı? Her ümmet aynı hataları düşmüş. Aşırı sevgi, sevgililerinin şarkürü, kayınca zahiri dönüşmüş. Bunlar için böyle şey söz konusu olabilir. Ama Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin gerçekten yüzü suyu hürmetine yarattıldı. Muhammed-i Mustafa. Bunu normalde internette çok geziyor böyle bir şey.
O yüzden Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine muhabbeti kırmak için, ona bağlılığı kırmak için bu tip sözler söylüyorlar. Uyanık ol. Herhangi bir vakit namazının farzını kılmak için bir camiye girdiğimizde hazır olan bir cemaat o vaktin farzını kılarken o cemaatten ayrı olarak namaz kılabilir miyiz? Eğer vakit namazını kılacaksanız aynı vaktin namazını o yüzden camideki cemaate uymanız büyük bir sünnet olur. O yüzden orada cemaati göz göre göre terk etmek hoş olmaz. Eğer ki aynı vakit namazını kılacaksanız ama yolcudur mesela. Bir kimse ikindi namazını kılıyordur cemaat orada. O kimse önce öğlen namazının farzını yetiştirecektir.
O yüzden cemaatten ayrı olarak önce öğlen namazının farzını kılıp sonra cemaata tabi olabilir. Bu tip şeyler yaşanabilir. Ama öğlen namazının farzı kılınacaksa sen de öğlen namazını kılacaksan cemaatten ayrı kılman ayrı kalman ayrı kılman hoş değil sünnete aykırı. Benim babam alkol kullanıyor. Anneme ağzı alınmayacak sözler sarf ediyor. Çok sinirimi bozuyor bu durum. Bana babama nasıl davranacağım konusunda yardımcı olur musunuz? Babana yardım et, babana dua et, babana ikram et, babana ihsan et. Babanı bu noktada içkiden kurtarmak için mücadele, mücadele et. Babalarınızla ters davranmayın. Sadat kime denir, kimlerin yanlarında bulunur, herkesle konuşurlar mı?
herhalde bu sadat dedikleri. Bu menzildeki kardeşler onlar kendi silselelerine sadat derler. O yüzden normalde üstadlarına ve üstadın üstadına üstadın üstadına sadat derler. O yüzden lafız olarak, kelime olarak bunu kullanırlar. O yüzden burada arkadaş yazmış kimlerin yanlarında bulunurlar diye herkesle konuşurlar mı? Muhakkak ki konuşurlar. Onlar da sünnet-i seniye de sorunlu herkes sorurlar. Sürme çekmenin sünnet olduğunu duydum. Sürmenin bir edebi var mıdır? Ne zamanlar sürülür? Sürme sünnet gözlere şifadır. Kadınlar evlerinde sürerler. Erkekler de normalde erkeğin süsüdür. Dışarı çıktıklarında da sürerler. Yalnız dikkat edin.
Bu normalde erkeklerin de gözlerine sürmesi sünnet olmasına rağmen sonradan bu sürmeyi erkeklerdeki kullanılan sürmeyi ne yazık ki yumuşaklar homoseksüel erkekler sürmeye başladılar. Artık erkekler bu noktada genç erkekler bilhassa sakalı bıyığı böyle yoksa onların sürme sürmesi kullanması başkaları tarafından yanlış anlaşılabilir.
o yüzden mesela biraz daha yaşlı sakalı sakalı ağırmış erkekler bunu bir erkeğin süsü zihneti olarak kullanırlarsa bir beis olmaz. Ama ve lakin gençler kullanılırsa yanlış anlaşılabilir. Mesela namazda bir hareket vardır sünnettir zamanla ulema bunu terk etmiş. Yanlış anlaşılıyor diye. Oturuşta parmakların bir işareti var. Bu işaretten hariç bunu ulema yanlış anlaşılıyor diyor. Zaman içerisinde terk etmiş. Namazın rükunlarının içerisinde yok şu anda. Bunun gibi bazı şeyler bazı toplumlarda yanlış anlaşılıyorsa bu zaruretten değil ise yanlış anlaşılmayı önlemek için o sünnet terk edilebilir.
Bu noktada. Bu zaruretten bir şey değil. Erkeklerin bilhassa genç erkeklerin sürme çekip etrafta dolaşması zaruretten değil. Bu noktada hadi saçı uzatmayı da öyle algılayalım. Ama çok şimdi o saçı uzatmak o kadar algılamıyor ama sürme öyle algılıyor. Çünkü çıkıyor bazı eşcinsel erkekler televizyonlarda sürmeli mürmeli görününce ve eşcinsel erkekler sürme ve kınayı kullanınca o zaman bu sünnet deyip de birisinin kullanması bu noktada yanlış algılara sebebiyet verebilir.
O yüzden onu terk edebilir insan. Ben 16 yaşında bir dervişim. Babam zengin beni hiç aramıyor. Ben de onu aramıyorum. Annemle kalıyorum. Günahı var mı? Babanı ara. Babanla görüş. Babanla konuş. Babanın gönlünü al. Babanın helallığını al. Kibirlilik yapma. Benim çocuklarım var kendi evimde.
Kendi evime ancak yetiyorum. Derviş olan komşularım bana sormadan kendileri gezmeye gidip bana sormadan iznimi almadan çocuklarıma bakar mısın demeden çocuklarını bırakıp bırakarak emir vaki yaparak bırakıyorlar. Bu yanlış. Hiç kimse kimsenin çocuğuna bakmakla mükellef değil. İzin alacak. Müsaade isteyecek. Müsait misin diyecek. Hatta bunu söylemesi dahi yanlış. Yüzü tutmayabilir. Yüzü tutmadığından dolayı müsait değilim diyemeyebilir. Bir derviş bir sufi böyle yapmaktan uzak duracak. Asla bir kardeşine yük olmayacak. bunu söylemeyecek bile.
Bunu söylemeyecek bile. Neden o kimse bu noktada yüzü tutup hayır demeyebilir? Tutmaz yüzü derviş hayır deme. Dervişliğinizi kullanaraktan bir başkasına yük olmayın. Dervişliğinizi kullanaraktan birisinden bir şey istemeyin. Dervişliğinizi kullanaraktan birisinin hoşuna gitmeyecek bir şey yapmayın. Kimseye yük olmamak, kimseden bir şey istememek, kimseye bu noktada problem olmamak yolumuzdur. Kimseden bir şey istemeyin. Kimseye yük olmayın. Kimseden bir şey istemeyin. Kimseye yük olma. Hiç kimseyi kendi nefsine mecbur kılma. Hiç kimseyi. Allah muhafaza eylesin.
Babaannem çok rahatsız yatmakta. Allah şifa versin inşallah. bütün maddi manevi rahatsızlığı olanlar. Eşlerin birbirine karşı davranışları nasıl olmalıdır? Sufiler hukuk aramazlar. Sufiler birbirlerine sevgiyle, muhabbetle, şefkatle, merhametle yaklaşırlar. Sevgi, merhametin, şefkatin olduğu yerde hukuk aranmaz. Ama insanlar sevgiyi, şefkati, merhameti istismar ediyorlarsa ve birbirlerinin hukuklarına riayet etmiyorlarsa o zaman eşlerin birbirlerinden hukuku istemeleri hakları olur. Derviş kardeşler sufi ahlakıyla ahlaklanıp eşlerini üzmemeye, kırmamaya, incitmemeye gayret edecekler.
Eşini üzen, ister kadın ister erkek olsun, eşini üzen, onu kıran, onu inciten sufi ahlakından uzaklaşmıştır. O yüzden sufi ahlakından uzaklaşmayın. Sevginin, şefkatin, merhametin olmadığı yerde hukuk olur. Ama hukuk da köşelidir, serttir. Sufilerin hukuk dairesinde değil, şefkat, merhamet, rahmet, sevgi dairesinde yaşamaları gerekir. Ehli şeriata hukuku önüne koyarsın, ehli şeriatı hukukla terbiye edersin. Ama söz konusu olan sufi ise sufi sevgisiyle terbiye eder. Şefkatiyle, merhametiyle terbiye eder. Sevgisiyle, şefkatiyle, merhametiyle davranır o. Sufilik budur.
O yüzden eşler birbirlerine sakın ha sevgisiz, merhametsiz, şefkatsiz davranmasın. Sufilin yolu eşlerin birbirlerine sevgi, merhamet, şefkatle davranmasından geçer. Erkek çok kızsa dahi Allah'ın emaneti olan eşine bağırması doğru mudur? Sufiler için doğru değildir. Erkekler eşlerine bağırıp, çağırıp, hakaret etme. Onları korkutma noktasında olmaz. Eşine bağıran, çağıran, hakaret eden, onu korkutandan sufi olmaz. Olmaz. Şu işin kolay tarafı. Ya bir bilsen benim sen hanımımı, bunlar işin kolay tarafı.
Sevgi eken sevgi biçer, şefkat eken şefkat biçer, merhamet eken merhamet biçer. Sen sevgiyle, şefkatle, merhametle davran. Hangi eşi olursa olsun, zulmeden, zulmeder, gider bir gün Allah'ın kılıcına çarpa. İster kadın zulmetsin, ister erkek zulmetsin. Zulmedenin karşısında sabreden bir sufi var ise, vallahi de o zulmeden kimsenin hakkından Allah gelir. Erkek değişmez bu. Birisi zulmediyorsa taraflardan birisi, karşıdaki kimse de susarsa, yeminle onun hakkını Allah alır.
Ve o kimsenin, tokadın nereden geldiğini bilmez. Gider kılıca çarpılır, dilim dilim doğranır. Dilim dilim doğranır. Hiç kimse kendini kibir dünyasına atıp kendisini haklı görmesin. Zulmetme, zulmetme, zulmetme. Kadın erkek değişmez. Zulmetme. Senin zulmüne sabırla yaklaşan kimse var ya, seni dik aşağı devirir. Dik aşağı devirir seni. bu kim olursa olsun. Ne dervişliğin kalır, ne çavuşluğun kalır, ne zakirliğin kalır, ne şeyhliğin kalır, ne pirliğin kalır, hiçbir şeyin kalmaz.
Zulmetmeyin. Ne diyor Hazreti Mevla'na? İncin sen de incitme. İncin sen de incitme. Yol bu. Kadınlar zulmediyor. Sen sabırlı ol hasbin Allah'u benim elvekilde. gider kayaya çarpar. Erkek zulmediyor. Sakin ol. Gider kayaya çarpar. Gider kayaya çarpar. Gider kılıca çarpar. Gider duvara toslar. O yüzden kimse zulmetmesin. Bir bayan yanında mahremi olmadan bayanlarla geziye gitmesi uygun mudur? Uygundur ama eşinin izni olması gerekir.
Eşi olmadan bayan tek başına başka bir ile anne babasını ziyarete gitmesinde sakınca var mıdır? Hanefi'ye göre vardır. Ama ve lakin normalde bugün için bu yol emniyeti söz konusudur. Yol emniyeti varsa gidebilir yine eşinin iznine tabidir. Biyo enerjiyle tedavi olan hastalar iyi geldiğini söylüyorlar. Benim de bir sıkıntım var. Benim de bu yolla tedavi olmam uygun mudur? Uygundur. Uygun mu doktor? Uluyor yani değil mi? Ne yapıyor böyle elleriyle enerjiyi mı dağıtıyor bu? Bizim kafa kırıklığımıza iyi gelir mi?
Gelmez mi? Biz direkt psikiyatrilik miyiz? Beraber mi yatacağız şimdi orayı gittimizden? Ayrıca bizler. Sen ne kıskançsın ya? İyi ayıracak illaki ya. Sen düşünebiliyorsun bir odanın bir köşesinde benim bir köşesinde bu. Oradan mı geldi buradan mı geldi oradan mı göründü buradan mı göründü sizin bütün ne kadar psikiyatri dalında doçan profesör ne kadar ne varsa hepsi bizim odaya gelen döne döne gidiyormuş. Öyle mi? Olmazsa bir sinem olsun.
Ama senin için iyi olmak ben raporu alacağım ya. Bunlar yakınlık gerçekler. Hepsi bir gelcik. Çok değilim. Ama işte. Bu da ne var? Dilde ne? Olmayalım. Belirtilerden yapmak için. Belirtti değil mi? Bak oğlum sağlığınızı yapan en çıkmazsa konuşun çizgiler. Gelsin de onlar gelsin. Bunların bütün bölümü toplasam oraya onları bir ruhlar aleminden bahsetsem ben bir şeytanda cinnilerden olmayan şeyler ya onlar inanmıyorlar değil mi? değişik bir şey var. Siz geldin ne oluyor?
Soyut diyoruz anlaştık. Soyut kabar edin. Değişik bir şey. Hani bir şey diyor. Evet bir şey var ama ama onluğun kısmını o şeyi kabar etmiyor. İnanca geldiği için hani biz de bilim yaşlı görmez diyoruz. Onluğunu kabar edin. Siyat alemine bombayı bir şey o kısmı. Gene mi atacaksın bomba olarak? Hacım sizden bir rapat kısım. Ya inşallah. Sor bakalım alalım mikrofonu. mikrofonu salmıyor ya. Babacım şimdi biz Allah'ı bilmek üzere buradayız ve bilginin mesela ayet-i kerimelerde de Allah-u Teala alimdir ve ilim sahipleri alimler hadisi şeriflerde de çok övülmüşlerdir ilim.
Fakat bazı yoldan sapanların büyüklerine baktığımız zaman da kıssalardan okumuş olduğumuz zaman da hep ilim sahiplerinin yoldan saptığını görüyoruz. biz bir yerden ilmi ararken ilimle eğer yoldan sapıtıyorsa doğru ilimle yanlış ilim arasındaki farkı nasıl bulacağız? Yani biz bildikçe biz ilim sahibi oldukça yoldan çıkma sapıtma tehlikemiz mi artacak? Bunun ölçüsü nedir? Nasıl kendimizi muhafaza edebiliriz? ihlasla bu nasıl mümkün olur? yani kalbi sapıtan ilim ehilleri zahiri ilim erbabı sapıtır. Kalbi ilim erbabı sapıtmaz. Kalbi ilim erbabının elinde delil kalbine gelen doğru ilhamlardır. o yüzden kalbi ilim erbabı zahirini Kur'an ve sünnete bağlar.
Kelama dalmaz. O sapıtanlar kelama dalanlardır. Ama kalbi ilim erbabı Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışır. Zahirini Kur'an ve sünnete göre dizayn eder. Ama iç alemini kalbi olarak yürütür. Kalbi olarak yürütmesi de haldir. O hal olduğu müddetçe de o kalbi ilim erbabı asla zındıkaya düşmez. Peki bu hal kaynağı kişinin üstadı mıdır? Bu hal sonuçta pirsiz olmaz der Hazreti Mevla'na. O yüzden o halin de delili sağlaması üstadıdır. Çünkü bir kimse kendi kendine rüya görmüş olsa o kendi kendine kendi gördüğü rüyasıyla kendi kendine bir şey yapamaz. üstadı vardır. Bunun sağlaması odur.
Haldir. O rüya da halin içerisine girer. Kalbine gelen ilham da kalbine gelen ilham da halin içerisine gelir. Halin içerisine girer. Bunun sağlaması, bunun delili üstadıdır. O kimse kalbine hangi ilhamı alırsa alsın, hangi rüyayı görürse görsün, gidip üstadına müracaat eder. Üstadı onun delili olmuş olur. O yüzden yoldan sapıtmaz. Eğer üstadıyla bağlantısını keser, ilişkisini keser, olmadan oldum davasını düşerse sapar o da. Hep sapanlar oradan sapmışlar. Kendi kendilerine oldum davasına girmişler, oldum davasına girince de sapmışlar. bu ilmin fazlalığından değil, burada kalbi olan gidenlerin nefis ve şeytana bağlı. Şeyh olmayan şeyhi şeytandır.
Sözü onlarda tecelli ediyor. Adam şeyhini bırakıyor. Oldum davasına giriyor. Oldum davasına girince de o kimse sapıtıyor. Bu kalbi gidenlerin sapıtma yolu burası. Kalbi gidenler üstadlarına bağlı bulundukları müddetçe asla sapkınlığa düşmezler. Hatta meşhurdur. Bediüzzaman Sayıdın Nursi Hazretleri mektubat 29. mektup 9. kızım 8. tervih der ya orada normalde kalbi harekete gelmeyen kalbi harekete gelmeyen tarikatta hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen mütefennin alim zat da olsa bugünkü zındıkanın karşısında kendisini muhafaza etmesi müşkülleşmiştir. Sapıklığa giderler.
delalete düşer der. Bakın ne? Tarikatta hissesi olmayan kalbi harekete gelmeyen mütefennin alim bir zat da olsa diyor. Mütefennin yani mütefennin dediği dünya ilimlerine sahip. Alim dediğinde burada zahiri ilimlere de sahip. yani o kimse hem dünya ilimleri var hem de din ilmi var. Alim zat. Kalbi harekete gelmemiş. Tarikatta hissesi yok. Bakın kalbi harekete gelmemiş. Tarikatta hissesi yok. Mütefennin alim zat da olsa bugünkü zındıkanın karşısında kendisini muhafaza etmesi müşkülleşmiştir. Delalete düşer. İmanını kaybeder der. Devam eder. Ama der adi bakın burası çok önemli. Adi samimi adi samimi bir ehli tarikat.
Adi samimi bir ehli tarikat. Kalbi harekete geçmemiş olsa bile bakın kalbi harekete geçmemiş olsa bile tarikatı silsileye muhabbetinden dolayı muhabbetinden dolayı asla ümidini kesmez ümidini kesmezse de asla zındıkaya düşmez der. Bakın asla ümidini kesmez asla ümidini kesmezse de kesmeyince de zındıkaya düşmez. Burada ne diyor? Adi samimi bir ehli tarikat. Yani bu o kimse işte hasbel kadar dervişlik yapmaya çalışıyor ama şeyhine muhabbet besliyor. Bakın şeyhine muhabbet besliyor. biliyor ki şeyhinin de şeyhi var. Ben o yüzden buraya çok önemserim. Derim ya derslerde bir kimsenin şeyhi yoksa yalancıdır o. Şeyhi var.
Şeyhini şeyhi şeyhini şeyhi şeyhini şeyhi silsile devam ediyor. Diyor ki ondan muhabbet ümidini asla kesmez. Silsileden şeyhinden şeyhini şeyhi şeyhini şeyhini devam ediyor. Ümidini kesmez. Ümidini kesmezse diyor ümidini kesmezse asla zındıkaya düşmez. Bu kalbi yolu. Bu sufi yolu. O yüzden sufiler sufiler asla sapkınlığa düşmezler. Sufilerden kastım az önce söylediğim gibi zahiri Kur'an ve sünnete bağlı. Buradan taviz yok. Şuradaki sorulara cevap verirken ben kaç tane varsa hepsi bu soruların cevabı zahiren Kur'an ve sünnete bağlı olacak. Birine olan tavsiye Kur'an ve sünnete bağlı olacak.
Sufi bunu yapamayabilir. Bakın sufi bunu yapamayabilir. Benim burada tavsiyem Kur'an ve sünnet uygun olacak. Ben diyeceğim ki arkadaşlar eşlerinizi boşamakla tehdit etmeyin. sizin annelerinize babalarınıza kız kardeşlerinize etrafınıza küçük ufak tefek hatalarından dolayı bu yola tevessül etmeyin.
Şeriat uygun mu? Evet. İçinden birileri yapamayacak mı? Yapamayacak. Bakın diyorum ki bir kadın sizden boşanmak istiyorsan o mühlet verin. Anında boşamayın. Annesine danışsın babasına danışsın amcasına danışsın alasına dalışsın bir hakim bulun bir alim bulun illaki boşanmak istiyor. Zulmet etmeyin boşayın. Sünnet uygun mu? Evet. Gibi. Eğer zahiri Kur'an ve sünnete uygun iç alemi de hal ehli olacak. Bütün dervişten bu beklenir mi? Hayır. Delili ne? Üstadın. Üstadın var ise o zaman bunda sıkıntı yok.
Bir soru daha sormak istiyorum. Ama bu biraz garip gördüğüm için. Zikrullah sırasında bir ses her şeyi feda etmemi bu noktada söyleyince işte ben var olanımın hatta düşüncemin bile kafasını kestim. Yani işte çocuk, çocuk, evlat, eş, işte benlik çok iyi düşünüyorsam düşünecek. en sonunda da şu şöyle sol karşıda o bembeyaz bir ses. Sol tarafımda üstadım siz sağ tarafımda biraz ileride Hazreti Peygamber sallallahu ve sellem hazretleri vardı. O ses böyle beyaz bir pano gibi böyle bir şeyin altısından dedi ki onların da kafasını kes dedi. Ben yapamadım. Yapamam dedim ben bunu böyle.
Ama kes dedi. Yapamadım. Üç dört kere bunu söyledi. ben üç dört kere de yapamadım. Üç dört kere söyledi. Daha birkaç kere daha söyleyince bu taraftan Eûzübillahimine şeytanın racı Bismillahirrahmanirrahim diye bir şey bir ses okunmaya başladı. Oradan da Cenab-ı Allah kulum dedim. Bu neydi babacığım anlayamadım ben. Şeytan. Peki bu zikrullah sırasında bunun böyle olması gelir. Korktum da yani şimdi. Gelir. İmtihan. Allah'ım senin sevgini, seni sevenin sevgisini, seni sevdirenin sevgisini, çölde susuz kalmış bir kimseye, soğuk şerbeti ona sevdirdiğin gibi, bizlere de sevdir ya Rabbi. amin.
İbarek kıl. amin. O yüzden bu normalde şeydir, imtihandır, vartadır. Bir kimse o esnada Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretteni ve üstadını da keserse vartaya düşmüş olur. Ona manevat cevap veriyor. Eûzübillahimine şeytanın racı Bismillahirrahmanirrahim diyor. Şeytanı def ediyor. Güzel. Bugün bütün derviş kardeşlerimizle birlikte bir uçurumun kenarındaydık. Hepimiz diziliydik. Uçurumun önü sanki düz düz bir yermiş gibi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem oraya çıktı ve elini bir şey alıp oradan bir çizgi çekti.
Çizgi çektikten sonra siz başta olmak üzere ardından derviş kardeşlerimiz geldi. o çizgi üzerinden kabisti bir şekilde geldi yani o çizgi çektiği yer uçurumun bu da kendisi uçurumun üstü. Yani herkes kıyıda düzli ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem uçurumun üstünden bir çizgi çekti ve siz en başta derviş kardeşlerimizle sizi izledi herkes sizi izledi ve siz de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem çizdiği çizginin yanında başka çizgiler çekerek başka çizgiler çekerek diğer dervişlerine gelmesini sağladınız.
Aynı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem çizgi çizginin ayrısıydı. Ve aynı şekilde siz de çizdiniz. Oradan da akın akın geldi derviş kardeşlerimiz. Maşallah o şekilde gitti. Bir de benim de alakamın ufak benim de önümde böyle büyük bir çukur vardı. Siz bahsettiniz ki yürü. Ben de adım attım. Yani o çukura doğru adım attım. Ama düşmedim. Böyle de üstünde durdum. Bunlar size anlatıp anlatmamakta da böyle biraz tehdit yaşadık ama şimdi derviş abimiz bir şey anlattı. Anlattığı esnada o aklıma geldi. Bunu söylemek farz oldu üzerinde diye anlatmak mecmur edilir. Allah helal olsun. Helal olsun. Ben insan niyetli sonuçta biz niyetin hakikatinden sorumlu değiliz.
Biz iyi niyet gösteririz. İyi niyet üzerine gideriz. Hayırsa iyiyse o bir şey o noktada şeytaniyet arılmaz. Ama bu ayrı mesela. Kadına hicret etmek günah değil. Evlenecek olan bir kimsenin oradaki mana şu yani hicret ediyorlar müşriklerden birisi de bir kadın için geliyor. Diyor ki kadına hicret eden kadını bulur. Neye hicret edersen onu bulur diyor. o müşrikle alakalı. Yani o Allah için hicret edenin sevabını almaz manasında. Bir kimsenin hicreti Allah içinse Allah için hicret sevabını alır. Buraya geliş zikrullah içinse zikrullah sevabı alındı. Hicret mi? Evet. Buraya geliş normalde bir kimsenin kalbinde kadın varsa onun kendisiyle alakalı.
Bunun altında yatanın bellidir. Zikir içinse zikir için. yok öyle bir şey olmaz olur mi? Herkes o zaman şüphenin içerisine düşer. Yok bu şeytanın vesvesesi olur. Bir kimse namaza gidiyor. Namazda tanıdığı bir kimse var mı? Yok şu şüphe olur. Ya Halit filanca yerde namaz kılacak Halit abi. Kendimi göstereyim ya. Oraya gitti. Bak orada sıkıntı var. Halit abi oradadır. Hem bir de göreyim onu dedi. Bak o farklı. Bir kendini göstermek için gitmek var. Bir de onu görmek için gitmek var. Anlatabildim mi? Ama bu kimsenin kendi iç aleviyle alakalı. Herkes de bilir ki onu zaten kendisi. odaklıyorsan odak kaybı.
İzik Allah'a devam edeceğim. Bu noktada kendini odaklı yapacağım. Evet. Sadece onları kaybetti. Ben aynı şekilde devam edeceğim. Evet onu devam edeceğim. Benim bu akşam vazifem var. Vazifem neydi? Ben kendimce kendime bir niyet ettim. Allah izin verirse dedim. Zikrin faziletleri, edepleri, işte kaçınılması gerekenleri diye böyle bir sıra ders yapacağım dedim. ben bunu normalde husus oturuyorum bir de hazırlık yapıyorum buna. Odaklıyom kendimi. Bununla alakalı kendime taviz vermiyorum. Kapatıyorum büronun kepengini, yapacağım bunu diyor. Örnek. Bunu kaybedersem buraya hazırlıksız gelirim. Benim niyetim var burada. Niyetimde samimiyetim göstermek için buna odaklanmam lazım. Bitti.
Anlatabildim mi? O zaman bunu odaklanmam için benim etrafla ilişkim kesilmesi gerekiyorsa keseceğim. Bak kesmem neden? Benim bir vazifem var. Niye? Bak ben burada bütün herkese diyorum ki bunu böyle dersler halinde yerine getireceğiz. Kaçmış ben kendimce ne yazmışım buraya? İkinci ders demişim. Kendimi odaklıyorum. Kur'an-ı Kerim'den ayet-i kerimeleri çıkardım koydum onları sıraya koydum tasnif ettim kendimce.
O tasnif ettiğim ayet-i kerimelerden gidiyor. Önce zikrullahın faziletiyle alakalı ayet-i kerimeler ardından zikrullahın edebiyle adabıyla alakalı ayet-i kerimeler ardından tecelliyatıyla alakalı ayet-i kerimeler ardından zikrullah'taki kendi kafamda bak niyetim zikrullah'ta ilahi söyleme bendir vurma cehri zikrullah cehri zikrullah hafiz zikrullah herkes diyor ya kafasından bir şey ayetle hadisle hepsini onların Allah izin verirse kendimce niyetim o herkese böyle bir ders kalsın adam zikrullahın edepleri indirsin
sesten dinlesin isterse yazsın ayetlerin çünkü ben hangi cuma suresi fakara neyse onları da bildiriyor hadisleri de bildiriyorum hadisi şerif diyor açsın baksın karşılığını bulsun kendine bir ilim gelsin bu noktada yaptım diye söylemiyorum odak yarın ben İzmit'e gideceğim odak bugünden soruyorum saat kaçta koydunuz mu koyduk şunu yaptınız mu yaptık tamam saat 2'de o ne olacak soruyorum Cemil nerede gitti sordum nerede kaldım diye Cemil nerede kaldı odak anlatabildim mi ben onu hazırlayacağım ben pazar gün gelip olaya gideceğim
odak benim işim vardı şu oldu bu oldu yan yattı çamura battı yok odaklanma bu anlatabildim mi bir şeyi yapmak ben buraya sohbete geleceğim odak ben yemeği erkenden yiyeceğim ondan sonra geleceğim buraya yemekten sonra yarım saat 45 dakika kafam gidiyor çünkü buraya geleceğim ama ben ona göre kendim hayatım odak bugünkü insanların en büyük problemi zikrullah azlığından sevemedi işinden kendini disiplin edemeyişinden herkes için geçerli adam sabahleyin 8.30'da işine gidecek odaklayacak kendini kaçta geliyor elemanlar
8.30'da sen 8'i 20 geçe orada olacaksın sen onlardan önce açacaksın odak bu işi yapıyormuş sen evet ondan önce gideceksin veya bir dikeceksin oraya müdür müdür senden önce gidecek elemanlardan dönecekti ben 3.30'da yatıyordum 3.30'da yatıyorum bazen yatmıyorum gece benim sıkıntılı geceler işte namazı kılıp da yatıyorum bazen ben 8.30'da gözümü açıyordum kendi kendimi saati de kuruyordum ben bakacağım oradan kameradan göreceğim 8.30'da açılıp açılmadı bakıyorum ben kameradan dükkanın önüne geliyorlar oturuyorlar bekliyorum
8.30'da kafam kalkmıyor böyle bir gözüm açık 8.30 oluyor dan kaldırıyorum telefonu gitti mi Hüseyin burada mı gitti mi gitmiş odak disiplin onun da örnek benim için şimdi benim normalde o zaman için yaptığım iş benim keyfek eder ama yine odak disiplin disiplin odağa getirir ameliyata girse odaklamasa böbreğe yerine boharsanı keser tembel disiplinsizlik
pisicik psikolojik rahatsızlık insanlara teşekkür etmeyen kişi Allah'a şükür etmemiş olur evet hemen altında bir hadis-i şerif daha var Allah ruhuna seslenir bedenden çık ruhda ben anca zorla çeker çıkarın şimdi teşekkür bahsinde böyle bir hadiste bağdaştıramadık konuyu akılla uğraşma imam buhari oraya koymuş soru ne var efendim müsaade efendim hazreti ayşem aykımız diyor ki resulullah aleyhisselatü reseram hazretleri son dönemlerine doğru yemek yemek diyor ve buna müteakiben on gün içerisinde fazla olmadan vefat et
efendim insanların daha sonra resulullah aleyhisselatü reseram hazretleri vefat ettikten sonra ilk işlediği bidat diyor çok yemek yemek yemek yemeği bidat olarak çok yemek evet çok yemek biz sufiler içinde bu bir bidat üç öğünü söylüyoruz ya yok sünnete resulullah diye bağırıyoruz ya muhakkak doymadan kaldın diye de bağırıyoruz günlük iş tempomuz içerisinde çok yoğun aşırı yorucu işlerde çalışınca insanlar hani yemeğe yükleniyor olabilir onlar normalde bir kimse normalde soymadan kalkacak bakarı suresinin başlangıcında
önce müminin vasıflarından bahsettikten sonra münafıkların vasıflarını geçiyor ve oradan marazdan bahsediyor maraz hastalığın münafığın hastalığın büyümesinden bahsediyor bizde burada çoğumuz sizin de bize söylediğiniz gibi çoğumuz eski ahlakı hastalıklarımız bırakıp kendimizi derli toparlamaya çalışıyoruz ama bu yolda yürürken sanki böyle siz bahsedersiniz Hz. Ebu Bekir radiyallahu anh hazretleri Hz. Resulullah yanından çıktığında ben senin yanına çıkınca kendimi münafık hissediyorum ya Resulallah dediği zaman siz benim gibi
zikletseydiniz tabiri geliyor biz hani bu yolda yürürken bizde de böyle sanki mani ve hastalıklar oluşuyor biz bunu yenmek için ne yapmamız gerekiyor daim zikir daim zabıta ben zikri hani ben kendi adıma konuşayım hani dilim zikreder ama kalbim bombur sanki orada kalp yok gibi dil ile zikretsen de daim zikir bir kimse zikrederken yalan söyleyemez Allah şifa versin inşallah ele alırsın inşallah Allah yardımcını alsın ele alırsın oradan ölebilirsin abes bir şey abes bir şey verdiniz efendim kadir gecesinde büyüdüğümü çekerken
dışarıda ağacı yaslanmış birer var dediniz ki onun bu beraber sabır ödülüyoruz şehrif çıktım aradım bakkı olarak birbiri bulamadım vardır bakkı saat normalde ilham şeytani değildir ama şeytan da kalbe vesvese verir o normalde ilham gelir dervişlere gelen ilham o yüzden üstadınla teyit edecek üstadına danışacak şeytaniyse ayırt etmek için sufi dünyası için de şizofrenin durumları
kabul edilebilir bir şey evet şizofrenin durumları sufiler normalde şimdi mesela sufiler için bir hayalleme vardır sufilikte hayalleme vardır hayallemenin negatifi şizofreniktir pozitifi şizofrenik değildir biz ona hayalleme deriz yani bir kimse hal görümezden önce hayaller kendi kendine üstadını hayaller mesela üstadını hayallemesini biz halin içerisine alırız cenneti hayaller kabe'yi hayaller onu halin içerisine alırız o halin içindedir o hayalleme zaman içerisinde hale dönüşür şizofreni ise öyle değildir şizofrenide
bir kimse şizofreniye düşen bir kimse üstadı hayallemez mesela şizofreniye düşen kimse mesela burada cam camda bir tane kız bağırıyor yardım edin bana diyor der kanrevan içerisinde o gerçekteymiş onu normalde varmış gibi görür o normalde onun beyni normalde kendince beyninde onu üretir onu üretince gerçekten onun yardımı ihtiyacı varmış ki deyip o da bağırır çağırır o mesela kimisi mesela şizofrenik şeylerde karşıda onun bir görüntü vardır o görüntüyü taklit eder o başını yırtar o da başını yırtar o gömleğini yırtar
o da gömleğini yırtar o kendisini vurur o da kendisini vurur bu şizofreniye yakalan bir kimsenin kendinde beyninin içerisinde hücrelerin içerisinde bir perde oluşturur o perdenin içerisinde yaşatır kendisini bunlar farklı şeyler mesela sufiler bunu hayalleme olarak alırlar hayallemede bir sıkıntı yoktur bak sufi de hayallemeyi kendince kendi varsayımla kendi aklınca yapar hayallemeyi kendi aklınca yapar mesela Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini hiç görmediyse bir peygamber olarak hayaller suret yoktur
mesela ona örneğin rüyasında gördüyse bir sefer o sureti hayaller anlatabildim mi? şimdi rüyasında gören sureti hayaller sureti hayalleyin ki o hale dönüşür mesela o yüzden bir kimse şeyhini fazla görür o yüzden şeyhini neden fazla görür? şeyhini hayallemek kolaydır o yüzden şeyh delildir şeyhini neden hayallemek kolaydır? karşısındadır çünkü mesela Abdülkadir Geylani Hazretleri'ni görmemiş bir kimse Abdülkadir Geylani Hazretleri'ni çok hayalleyemez isim olarak hayalleyebilir bir Geylani Hazretleri var der hayaller ama kendisini tanımıyor kendisini tanımadığında onun hayallemesi isim üzerinedir tarif üzerinedir ne zaman rüyasında gördü o zaman gördüğünü hayallemeye başlar o gerçek midir?
evet gerçek midir? hayır bak neden? onu normalde üstadı der ki senin gördüğün gerçek ama o değil anlatabildim mi? onu bu sefer onu gördüğü zaman gördüğünün üzerine hayal etmeye başlar bak gördü bir sefer onu halinde dediler ki bu Geylani Hazretleri onu halinde onu Geylani Hazretleri dedikleri zaman o gördüğünü rabuta etmeye onu artık hayal değil gördüğünü rabuta diyor artık onun için bir gerçeği var o gördüğünü rabuta etmeye başlıyor üstadını gördü ya üstadını hayal ediyor hayal değil o o rabuta aslında neden?
üstadını tanıyor çünkü biliyor onun şeklini şemalini sakalını gözünü kaşını burnunu biliyor ama mesela şizofreni değilse hiç görmediği kimlikler ve şahıslar vardır görmediği protipler vardır o şizofrenide artık o varmış gibi davranır halbuki kendisi üretiyordur kendisi ürettiğinin kurbanı olur orada kendisi üretirken olur şizofreni o yüzden sufilerin haliyle aynı değildir aynı noktada da mesela şizofreni hastalarının yüzde altmış yetmişinde kafir cinniler onunla musallat olurlar şizofreniye yakalandıktan sonra musallat
olurlar anlatabildim mi? bunu herkes öyle bilmez mesela o üfürükçüler var ya üfürükçüler bunu öyle bilmediğinden habire milleti muskaya boğarlar halbuki o kafir cinniler şizofreniden sonra gelir şizofreniden önce değil bu teşit koyarken sufi fiyatı sufi fiyatı yardım almak için daha sağlıklı teşhisden para fiyatı eşim ee şimdi normalde sufi fiyatı doktora gitse doktor mesela psikiyatriye geçmiş olsa birisi zaten sufi bak gerçek sufi üstadı da reelse onun psikolojik öyle şizofreniye düşmez orada bir şey var ne o orada bir sınır
önceden bir rahatsızlığı varsa söyleyecek laf yok zaten rahatsızlığını ben tespit edersem ders vermem o zaman verdikleri ilaçlar da normalde verilmesi gereken ilaçlar verdikleri ilaç verilmesi gereken ilaçlarım değil mi orası ayrı bir handikap onun içerisine bu sefer de kapitalist ilaç sektörü giriyor şimdi içerisine o zaten ilaca başladım yandım yandı keteneli bak ilaca ben şimdi doktorun mesleği için bir şey söylemiyorum dünya üzerinde en fazla ilaç tüketilen nokta burası mesela işte şimdi kadınlar erkekler böyle bir sıkıntı
yaşıyorlar bir problem oluyor veya çocuklara bir şey oluyor haydi git psikiyatriye sıkıntı da işte soruyor şimdi onu soruyorlardır yani mesela ben hiç gitmedim ama gidenlere de ne yapıyorlar diye sormuyorum ama yaptıklarını çok iyi tahmin ediyoruz soruyor şimdi ölümü düşünüyor musun evet yandı ölmeyi istiyor musun evet borcu var adamın 500 milyon tabii ölmeyi isteyecek bana sorsaydı borcun var bilmem kaç milyon dolar bana sorsa ölmeyi istiyor musun evet diyeceğim tabii ne diyeceğim başka sen de kurtulsam diyeceğim
tamam gittin sen müslüman islam dünyasında ölmeyi istemeyen bir kimse var mı ben soruyorum şimdi ne sordu sana diyorum ölmeyi isteyip istemediğini sordu mu evet diyor ne dedin diyorum ben istiyorum yandın diyorum ben ilacı dolduracak sana şimdi dolduruyorsunuz mu ilacı değil mi öyle yapmıyorsunuz mu suizif girişimi acile intihar eğilimi var tamam bitti bitti o kadar mesela kadınlar gidiyor şimdi erkekler gidiyorlar mesela adam gidiyor onu filmde görüyor Amerikan filminde gidiyor yatıyor oraya koltuğa Amerikan filmi öyle
öbürkü de bacak bacak üstüne atıyor pipoyu da koyuyor ağzına söyle yavrum anlat ne düşünüyorsun diyor ayıpsini filminden alıyorlar bunları örnekliyorlar hepsine büyük bir çoğunluğum bak büyük bir çoğunluğum psikiyatrikleri ben şizofrenik vakalarda göreyim hadi al onu hadi iyileştir yok onu dedem de yapıyor veriyor bu uyuşuk adam uyuyor paso adam paso uyuyor gece gündüz uyuyor kalkıyor yiyor uyuyor kalkıyor yiyor uyuyor ne iyileşti nereye iyileşti uyuttun paso uyutmak da bir şekilde onu tedavi ediyordur belki de hani beyin damarları
beyin hücreleri dimeniyor o kimseyi düşünmekten noluk oyu filan kendince onu yapmaya çalışıyorlar öyle mi düşünmesini önlemeye çalışır düşünmesini önlemek için değil mi hormalde işte hormalde engelleri falan var başka bir şey tanıyor bari hani beynini kapatalım beynini kapatıyor aslında düşünme kısmını iptal edin bu saat ciharetsizlik son hormalde mesele uyanıkken de bunu yapabilecek bir şey bulsam düşünmesini engeleyecek bu mesele büyük bir çiver aç uyanıkken de hadi o düşünme mekanizmasını bastıracak bir şey o zaman
adı boyanıkken de normal o şey ama hepsi gidip yine şeye dayanıyor herhalde şimdi sohbetlerle anlatıyorsunuz ya hepsi gidip o mani şey o soyut kısma dayanıyor o itinare etmeden istediğin kadar vakti var zikir buna yarıyor zikir tabi o düşünme normalde mesela üstadların vermiş olduğu böyle farklı bir bunu değil mi o böyle etki ediyor normalde şimdi sufiler kendilerince üstadlarının sevdiklerinden rabıt ediyorlar ya mesela şimdi rabıtaya hiç kimse bu pencereden bakmaz mesela bu zorla olmaz ama normalde mesela sevse bir kimse
üstadı üstadına rabıta ettiğinde aslında farkında değildir o otomatikman düşünce sistemi şeye ne o uykuya yatıyor daha doğrusu devre dışı kalıyor düşünce sistemi aslında o esnada düşünce sistemi devre dışı kalınca o kimsenin aklı berraklaşıyor kalbin berraklaşması bu ayrı yetten de o kimse düşünce sistemi o esnada relaks oldu hızlı çalışmıyor koşmuyor dinleniyor bak koşmuyor dinleniyor o esnada o sakinleşiyor sükunete eriyor böylece o kimse otomatikman aslında arınmış oluyor düşünce sisteminde o yüzden gerçek sufiler
şizofreni bu sebepten olmazlar anasıldı mı o kimse kendince üstadına bırakır çünkü üstadına rabıt ediyor veya o kimse diyelim ki üstadına rabıt ederken bak şimdi malı düşünmüyor çocuğu düşünmüyor eşi düşünmüyor biz sizi anne babalarınızla eşlerinizle çocuklarınızla mallarınızla canlarınızla imtihan ederiz o kimse üstadına rabıt ettiği anda bu 5 tane olgunun 5'i de kesildi bir kimseyi meşgal bir kimseyi bu noktada işgal eden beynini kalbini vücudunu işgal eden bu 5'i de kesildi o kimse rabıta etti o esnada işi düşündü mü
hayır eşi düşündü mü hayır aşı düşündü mü hayır çocuğu düşündü mü hayır malı mülkü düşündü mü hayır ne düşündü istadını düşündü bütün beynini kalbini ruhunu yoran ne varsa hepsini bıraktı bıraktı o esnada kapattı kendini bu şeye ne kaldı üstadı kaldı bitti o kimse psikolojik rahatsızlığı varsa dahil bir nebse bunları böyle kenara koyarak da asarak da önüne ses çekerekten o şey aşağı düşmüş oldu aşağı düşünce o kimse rahatladı mesela zikrullah yapıyor diyoruz ki zikrullahı verin kendimizi adam aldı la elahe illallah
o esnada almayı satmayı yemeyi içmeyi dünyayla alakalı yaşamla alakalı her şeyi bıraktı mı kenara bıraktı bakın ne varsa bıraktı mı bıraktı ne kaldı zikrullah yapıyor la elahe illallah la elahe illallah ama burada o kimse bakın işte o yüzden bundan kaçındırıyor bizi burada adam kaç aldım acaba la elahe illallah kaça satayım acaba la elahe illallah oldu mu bak zikrullah olmadı ya acaba kız gelecek mi ya la elahe illallah evlenir miyim acaba la elahe illallah olmadı bak dersler nasıl gidecek acaba la elahe illallah la elahe illallah
ya şey öğrencilerle uğraşmak var ya la elahe illallah ya bir de dekanın yanına gideceğim olmadı bak bakın olmadı hiç birisi doğru mu doğru ama ne oldu la elahe illallah hiçbir şey kalmadı adamın borcu kalmadı alacağı kalmadı hele bir de telefonu kapattı her şeyi kapattı adamın trilyon alacağı varmış debelensin dursun bu la elahe illallah la elahe illallah aslında o adamın içinde rahmet neden lan adam trilyon alacağın var senin bu adamın kafayı kırarsa onu da alamayacaksın elleme bir an senden uzaklaşsın o o gerizekalı diyor
senin dervişliğin böyle mi ulan bu adam derviş olursa zaten ödeyecek seninkini neden kafası rahatlayacak beyni temizlenecek içi temizlenecek berraklaşacak hemen yenilecek kendini yenileyerekten taptase bir şekilde çıkacak ertesi gün sıkıntısı olanlar sabah dersinizi çekmeden çıkmayın dışarı borcun var sabahın dersini çekmeden çıkma sıkıntın var sabah dersini çekmeden çıkma dışarı hem böyle relaks ol otur babalar gibi ders yap kapat her şeyi sabahleyin evet dersini bir tamam bitir selamun aleyküm çık yarım saat önce
kal temizle ne varsa üzerinde akşam oldu akşam normalde gece oldu değil mi gece de temizle kendini otur babalar gibi bir ders yap harika böyle bildiğin ders yap böyle ders yaparsanız mesela karnınız acıkır örneğin sağlam ders yapan bir kimsenin mesela karnı acıkır örneğin yorulur bir anda bir anda hafifler böyle boşalır damarları ilikleri sağlam ders yapın keseceğiniz her şeyi atıracağınız bu şuna benziyor hani sabah böyle Kabe'de namaza gitmek meşakkatlidir sabah namazına gitmek gidenler bilir
hele biraz otelde sıkıntılı bir yerdeyse temelli meşakkatlidir ama böyle gidersin Beytullah'ı görürsün ya böyle oturursun Beytullah'ı görünce hiçbir şey kalmaz insanlar Allah bitti her şey bu onun gibi bir şey bakın bu onun gibi bir şey diyorum veya gidersin Medine'ye münevvereye oturursun böyle böyle başlarsın salatu selama bir huzur edersin böyle sanki dizinin dibindeymiş sanki yan yanaymışsın gibi salatu selam çekmeye başlarsın boşalır ilin kemiğin böyle boşalır ya boşalır insan ilin kemiği kalmaz böyle hafifler böyle
ders böyle bir şeydir o kimse böyle sabahleyin o dersi çektiğinde ilin kemiği boşalır böyle rahat otur bağdaş kur iki dizinin üzerine dur böyle rahat huzur içerisinde sabah bir irdin yap böyle harika güne bununla başla bak ne derdin varsa var ne sıkıntın varsa var hiç önemli değil güne bununla başla evde hanım naram bozuk güne bununla başla evde kocan naram bozuk güne bununla başla güne bununla başla namazını kıl otur böyle harika bir şekilde ders yap tam adabıyla tam adabıyla harika duanı da et bir kısa da olsa bir fatiha da olsa
bir kur'an-ı kerim oku duanı et gün başladı senin için muhteşem bir gün bu bakın muhteşem bir gün ne pisecek ne psikolojik hiçbir problemin kalmadı hiçbir şey kalmadı var olsa dahi yok berraksın temizsin sağlamsın dizaynını tam tuttun önüne gelen problemin üzerinde aritmetin kuvvetli matematiğin kuvvetli aklın zekan kuvvetli ferasetin kuvvetli Allah yardım edecek sana sen buradan böyle dolaşılacak bir yeri dınk buradan aniden kestirmeden gidecek Cenab-ı Hak zekayı verecek sana o ilmi o feraseti bahşedecek sana herkes böyle
dolaşırken Cenab-ı Hak sana bir kestirmeden yol verir kalacak herkes böyle evet öyle herkesi bırakan Allah öyle herkesi bırakan Allah ama bu seninle alakalı bakın bu seninle alakalı yıkılıyor dünya yıkılsın elleme yeniden yapar o sen işini bitir yıkılıyormuş dışarı yıkılsın sen işini bitir otur dersini yapsan bir güzel bir güzel böyle bir hercümerç yaşadın evde işte hiç önemli değil böyle o hercümerçi bırak orada için içinden çıkamıyorsun değil mi bırak onu olduğu gibi bir dakika bekleyin burada geliyorum ben şimdiden
git on dakika bir huzur et bir Allah'ı zikret evet al tesbih eline her şeyi bırak la ilahe illallah la ilahe illallah ya Rabbi yardım edecek olan toparlayacak olan sensin bana güç kuvvet kudret ver sen bu problemin hakkından geri gel hakkından gel Allah'ın izniyle ya işte adam kızıyormuş sana iyi kızsın ya yarım saat sonra yine kızacak zaten sana önem değil Allah sana bir kapağı açacak o esnada o yüzden o hani sufiler bu noktada pisişik psikolojik sendrom yaşamazlar eğer böyle yaparlar ise ne kadar başlarına sıkıntı da
gelse o bilir ki Allah onunla o bilir ki her sabah yeniden güneş doğduğunda bilir ki dünya yeniden kurulacak

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi