mustafaozbag.org

424. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 17 Ocak 2015 · 1:08:08

Selamun Aleyküm. Allah izin verirse bugünden sonra önce zikrullahı yapacağız. Dokuzda zikrullah başlayacak diye söylemiştim. İnşallah her zikrullahtan önce de Allah izin verirse inşallah birer ayet-i kerime, birer hadis-i şerif, böyle bir on dakikalık, on beş dakikalık zikrullah ile alakalı ayet, hadis, imamların sözleri, böylece devam ettireceğiz. Sonra da dersten sonra, zikrullahtan sonra Allah izin verirse inşallah vakti olan, kalabilen kardeşler, burada yine İmam Buhari'nin Edeb-ül Müfredi'nden yine bir iki tane oradan hadis okuyup, ardından soru cevapla perşembe gecelerini sonlandıracağız. Böyle karar iki bin beş, iki bin on beş ile alakalı kendimce böyle bir karar almıştım.
Demiştim ki bu yılı bitirelim, ondan sonra Allah izin verirse böyle bir şey başlayalım diye. Çünkü cemaatin içerisinde çok genç arkadaşlar var, yeni arkadaşlar var. Eskiler bu konuları biliyorlar, bunları defalarca biz ders yapmıştık. Böyle olunca böyle insan belki de bir anlık gaflette bulunup işte geçmiş arkadaşlar biliyor nasılsa diye bu konulara çok fazla üzerinde durmadık veyahut da vakti saati gelince soru sorulunca oldu.
Tabi bunun akabinde Allah izin verirse inşallah delilleriyle, ayet, hadis, imamların iştahatlarıyla ondan sonra cehri zikrullahla da alakalı inşallah Cenab-ı Hak izin verirse buna da deyince zaman içerisinde vakti saati sohbet yerini bulursa. Bu tabi böyle hemen birkaç derste belki de anlatılabilir ama bunu zaman içerisinde yayaraktan inşallah arkadaşlar, kardeşler bu meseleyi sindirsinler istiyorum.
Aynı zamanda da bu uzun ondan sonra kış gecelerini biz inşallah hem zikir ile hem sohbet ile devam ettirelim. Allah izin verirse inşallah. Ey inananlar Allah'ı çok canım ve onu sabah akşam tesbih edin. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede Ashab 41. ve 42. ayet-i kerimede bütün inananlara diyor ki Allah'ı sabah akşam zikredin. Bunu böyle namaza bağlayanlar var bu namaza bağlanarak duran bir ayet-i kerime değil.
An köbütte de namaz sizi kötülüklerden alıkor ama Allah'ı zikretmek en büyük iştir diyerekten namaz, salat, zikiri ayırmıştır Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de. O zaman Allah'ı zikretmek en büyük iştir. Bunun içerisine namaz, bunun içerisine oruç, bunun içerisine haramlardan uzak durma, bunun içerisine helalları yaşama, bunun içerisine sünnet-i Resulullah'ı yaşama, Bunun içerisinde erkek veya kadının günlük işlevlerini, amellerini, ibadetlerini Allah için yaşaması da bu zikrullah şemşiyesinin altındadır.
O yüzden yalan söylememek zikirdir. Gıybet etmemek zikirdir. Dost doğru olmak zikirdir. Bir kimsenin günlük yaşantısını, günlük yaşantısını Kur'an ve sünnet dairesinde bulundurması zikirdir. Bir ayet-i kerime daha. Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taate devam eden erkekler ve taate devam eden kadınlar, Doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar,
Irzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve kadınlar var ya, İşte Allah bunlar için mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. Ahzab ayet 35 Burada ayet-i kerimenin sonunda Allah'ı çokça zikreden erkekler ve kadınlar diyerek de Hz. Allah ibadetlerin hepsinde kadınların ve erkeklerin ortak olduğunu, bu emirlere kadınların da muhatap olduğunu ve Allah'ı zikretmenin kadınlara da bir emir olduğu ve kadınların da üzerine vazife olduğuna dair delildir.
Ayet ile. O zaman normalde Hz. Allah Celle Celaluhu bu ayet-i kerimede bunun esbab-ı nüzülü, ayet-i kerimenin kadınlar işte hep erkeklere mi hitap ediyor Kur'an-ı Kerim? Bize hitap etmiyor mu? Bu hep erkeklere mi bu emirler diye söz konusu olunca, Cenab-ı Hak bu ayet-i kerimeyi imzal etti. Sabreden kadınlar, sabreden erkekler. Ayet-i kerimeyi değiştirmeyin. Sabreden erkekler, sabreden kadınlar. Taat eden. Bunu taatı sadece namaz olarak algılarlar, sadece namaz değil. Allah'a taat etmek. Yani Allah'a getirilmesi gereken bütün vazifeleri yerine getirmek. Olması gereken herkesin gücünce, yapabildiğince, yetebildiğince, o ibadetleri yerine getirmesi.
İşte bununla alakalı, Cenab-ı Hak Allah'ı çokça zikreden, çok zikreden erkekler ve kadınlar var ya, Allah bunlar için çok büyük mükafatlar hazırlamıştır diyerekten, zikrullahın hem kadınlara hem erkeklere ve bütün iman edenlere farz kılındı. Bütün iman edenlerin Allah'ı zikirden sorumlu kılındı. Çünkü önümüzdeki derslerde gelecek, az zikretmenin münafıklık alameti olduğu. Ve Cenab-ı Hakk'ın az zikrenleri tehdit ettiğini göreceğiz. İşte kıymetli kardeşler, kıymetli dostlar, Allah'ı zikir en büyük iştir. Ve bu en büyük iş ile kadınlar da, erkekler de zorunlu ve sorunludur.
Mükelleftir. Cenab-ı Hakk inşallah bu mükellefiyeti hakkıyla yerine getirenlerden eylesin. Amin. Bu noktada inşallah bununla, bu amel ile amellenenlerden eylesin. Amin. Kıymetli dostlar, burada en önemli meselemiz şu. Sufiler, Sufiler, tarih boyunca hep ihlası önde tutmuşlar. bir kimsenin niyeti ve ihlasını önde tutmuşlar. Yaptığınız ibadetler küçük veya büyük, önemli veya önemsiz. Hangi noktada olursa olsun yapılan bir ibadeti, yapılan bir ibadeti ihlasla, samimiyetle yapmak önemlidir. O yüzden yaptığınız bütün yaşadığınız hayatta, yaptığınız fiilyatlarda Allah için yaşamayı, Allah için yapmayı önde tutun.
Zikrullah yapan, sufiliği yaşayan kadın ve erkeklerin hataya düştükleri nokta, iyi rüya görmek, hal görmek, görebilmek, mucizelere ulaşmak, kerametlere ulaşmak, sivrilmek, orada parmakla gösterilmek, met edilmek, övülmek, orada farklı olduğunu göstermek, farklı durduğunu göstermek gibi ihlası bozan, samimiyeti bozan, o kimsenin ibadetini havaya çıkaran, boşa çıkaran, Allah muhafaza eylesin, niyet bozukluğundan uzak durmakta fayda var.
O yüzden yaptığınız ibadetleri Allah için yapın. Zikrullah'ınızı Allah için yapın. Günlük virdiğinizi Allah için çekin. Benim şeyhim görürse ben ne haldeyim? Vay benim şeyhim bunu görürse ben onun yüzüne nasıl bakarım? Bu taze yeni sufilerde belki de fayda verebilir. Ama ve lakin bu kimsenin ihlasını bozar bu kimseyi şirke götürür. Şeyhim görürse ne yaparım diye düşünen kimse şirke düşer. Şeyhi için ibadet eden, kocası için ibadet eden, karısı için ibadet eden, abisi için, ablası için ibadet eden, amcası için, dayısı için ibadet eden, patronu için, işçisi için ibadet eden, sevgilisi için ibadet eden, vay benim sevgilim filanca dergâhta, ben de oraya gideyim onu göreyim de belki de beni alır diye ibadet eden, vay ben oradan evlenirim, işimi düzeltirim, vay oraya gidenler kata yata sahip oluyorlar, yok oraya gidenler şöyle oluyor, böyle oluyor
deyip de yola koyulanlar yolun sonunu göremezler. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sordular, dediler ki bir kadın için bir müşrik erkek de hicret etmişti. Müslüman bir kadın Medine'ye hicret edince onu seven bir müşrik erkek de Medine'ye hicret etti. Ashab sordu ya Resulallah o da hicret sevabı alacak mı? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki neye hicret ederse herkes onu bulur. Allah için hicret eden Allah'ı bulur. kadın için hicret eden kadın bulur. Rızık için endişe eden rızık bulur. Ticaret için hicret eden dışarı çıkan ticareti güzel olur.
Ala olur. Hadis-i Şerif o zaman bizim niyetimiz burada Allah için olmalı. Bir kimse bir dergaha bir tekkeye bir şeyhe Allah için gitmeli. Allah için Allah için orada durmalı. Allah için mücadele etmeli. Allah için direnmeli. Allah için koşmalı. Allah için yanmalı. Allah için her şeyini Allah için yapmalı. Şeyhler ölür gider. Tarih boyunca peygamberleri ölünce dinlerini bırakan ümmetler oldu. peygamberleri vefat etti.
Peygamberler vefat ettikten sonra dinlerinden dönenler oldu. Aynı hadiseyi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadretleri vefat edince de yaşandı. Bazı kabileler bayram günü olarak o günü tayin ettiler. Hz. Peygamber öldü kurtulduk dediler. Davul çalıp zil çalıp oynayanlar oldu. Davul çalıp zil çalıp oynayanlar oldu. Ama Allah'a iman etmiş sımsıkı duran sahabeler milim kımıldamadılar. Onların imanları Allah'aydı çünkü. Onların inandıkları her daim dili olan Allah'tı. Allah'tı. O yüzden Hz. Ebu Bekir Efendimiz dedi ki biz hiç ölmeyen diliye iman ettik.
Hz. Ömer Efendimiz kılıcını çektik. Kim öldü derse kılıcım onun hakkını verir dedi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem maddelerinin öldüğünde ama Hz. Ebu Bekir Efendimiz onu durdurdu, susturdu. Evet. Biz Allah'a iman ettik. O yüzden aynı şeydir. Adamın şeyhi vefat eder, hala da kör olur, badem gözlü olurmuş, diş çürür, mercan diş olurmuş. bunun gibi ölmüş olan şeyhlerine bağlılıklarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Bu geçmiş müşrik ümmetlerin yaptıkları hata. Eğer bu noktada bir kimse geçmiş şeyhe devam edecekti mademki intisabına onun şeyhi de yeterdi.
Onun şeyhi de yeterdi. Onun şeyhi de yeterdi. Üstadlar da bu dünyada kalıcı değil, hiç kimse kalıcı değil. Allah baki, Allah baki. Üstadımız bize yol gösterir, bize usul erkan edeb öğretir, bize bilgisini aktarır. Üstad Allah değil, üstad ölümsüz değil. Bundan sonra gelmeyecek, benden sonra gelmeyecek, ondan sonra gelmeyecek, hepsi de cahil sözlerdir. Allah'ın velileri kıyamete dek hiç eksilmez. Kıyamete dek Cenab-ı Hak velilerini gönderir ve kıyamete dek Cenab-ı Hak velilerini devam ettirir. Hiç inkıtaya uğramaz, hiç kesintiye uğramaz.
Cenab-ı Hak cümlemizi bizi ihlaslı ameller işleyenlerden eylesin. bir hadis-i kudsi sohbetimiz son olacak. Kısa böyle sohbetler zikirle alakalı. Ben kulumun hakkımdaki zannına göreyim. Kulum beni andığında onunla beraber olurum. Kulum beni andığında onunla beraber olurum. Cenab-ı Hak'ın beraberliğinin dereceleri vardır. İlmel yakin derece. Allah herkese ve her şeye adalet nispetinde yakındır. Bu ilmel yakindir. Taşa toprağa canlı cansız olarak gördüğün senin ama her şeyin canlı olduğu her şeye Cenab-ı Hak yakındır.
Bu ilmel yakin noktasıdır. Bu taşa yakın olduğu kadar sen ister iman et ister etme sana da yakın. Bir kuşa bir böceğe bir buluta güneşe aya yıldız toprağa suya balığa mevcudat varlık alemine baktığımızda bütün varlığa ne kadar yakınsa sana da o kadar yakın adaleti nispetinde. Ama Allah'ın bir de aynel yakınliği var. Bir çıt üstü. Sen bir şey yapınca sana bir daha husisi yakınlık gösteriyor. Bu her şeyden seni farklı kılan taştan topraktan böcekten farklı kılan seni farklı kılan melekten seni farklı kılan seni Cebrail'den Mikal'den İsrafil'den diğer meleklerden farklı kılan şey seni taştan topraktan hayvandan balıktan attan eşekten böcekten farklı kılan şey seni dağdan taştan topraktan farklı kılan şey varlığın içerisindeki bütün varlıkların varlıklardan seni farklı kılan şey seni farklılaştıran
şey ne kulun beni andığında onunla beraber olurum bu beraber olması diğer o ilmel yakin noktasındaki beraber olmasından farklı sen onu andığında o seninle husisi bir beraberlik tesis etti ayeti kerime var ya kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder bakın kim Allah'ı zikrederse bunda o kimsenin cüz-i iradesi var bunda o kimsenin bir adım atması var kim Allah'a bir adım yaklaşırsa Allah ona on adım yaklaşır burada cüz-i iradeyi inkar etmek
yok Allah bizi davet ederse zikrullah yaparız böyle bir şey yok o bizi çağırınca hacca gidecekmişiz böyle bir şey yok haç sana farz kılındı yol bulabilen herkes gidecek Cenab-ı Hak beni zikredin diyor emrediyor sen onun zikrine gitmek zorundasın zikrini yapmak zorundasın zikrine doğru koşmak zorundasın cüz-i iradenizi kenara koymayın adam kötü ahlakını cüz-i kötü ahlakını Allah'a bağlıyor eşine hakaret ediyor Allah'a bağlıyor eşini dövüyor Allah'a bağlıyor kendi ahlaksızlığını Allah'a
bağlıyor kendi tembelliğini Allah'a bağlıyor kendi aymazlığını Allah'a bağlıyor kendi mücadelesizliğini Allah'a bağlıyor kendi gevşekliğini Allah'a bağlıyor kim ona yaklaşırsa Allah da ona yaklaşır kim Allah'ı anarsa Allah da onu anar Allah da onu anar kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder sen zikredersen o seni zikredecek sen ona isyan edersen seni şırıngayla zikrullah vermeyecek imtihanın sırrı kalktı o zaman o zaman imtihanın sırrı yok o zaman hiç kimse mücadele etmesin hiç kimse gayret göstermesin böyle bir şey
yok biz iyi insan olmak için gayret göstereceğiz biz dost doğru olmak için gayret göstereceğiz biz iyi ameller işlemek için gayret göstereceğiz gayret göstereceğiz biz iyiye doğruya güzele kavuşmak için gayret göstereceğiz o beni içinden anarsa ben onu onlardan da hayırlı bir toplum içerisinde anarım o bana bir karış yaklaşırsa ben de ona bir arşın yaklaşırım o bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım o bana yürüyerek gelirse ben de ona koşarak gelirim demek ki bir kimse ona yürüyerek giderse Allah da
ona koşarak geliyor işte ben istedim olmadı yok kardeş istememişsin sen dost doğru çalışmamışsın gelirler bazen işte biz istihara yapıyoruz da arıyoruz da bir türlü bulamadık biz yok kardeş arayan bulmuştur hep arayan bulmuştur hep ben dergaha girdiğimden itibaren aynı terenemneleri hep dinlerim çok aramış da bulamamış laf hiç aramamışsın sen çok böyle protip görmüşümdür ben vay o şey efendi ne mübarektir onunla tanışmıştır o görüşmüştür ama nasip olmamıştır ondan ders alamamıştır ondan ders alamamış ondan ders almamış
ondan ders almamış hala dersi yok kulağına eğiliyorum ne kadar da çok şibirliymişsin diyorum kalıyor hepsinde bir kusur buldun değil mi diyorum ben bağlı bulundukları şeyhte dahi kusur bulanlar kusur araştıranlar o şeyhleri vefat ettikten sonra bir şeyhe ulaşamazlar neden Allah'ın velisine küstahlık yaptıklarından kibirlilik yaptıklarından dolayı ben bunu yakın dairemde arkadaşlara derdim şeyh efendinin zamanında şeyh efendide kusur arayanlar göreceksiniz hiçbirisi de bir şeyhe intisap edemeyecekler bu tecrübeyi nereden elde
etmiştim şeyh efendiye intisap etmeyenlerden çorumlu hacı mustah efendinin hazretlerinden sonra şeyh efendiye intisap etmeyenler vardı bunların büyük bir çoğunluğuyla görüştüm onlar şeyh efendiye intisap etmiyorlardı şeyh efendinin ve çorumlu hacı mustah efendinin kusurlarını söylüyorlardı ilk zamanlar ama sonradan sonradan çorumlu acı mustah efendinin hazretleri onlar için kara gözlü oldu mercan dişli oldu elagözlü oldu ve hala da öyle devam edenler var ha daha bir şeyhe intisaplı değiller her şeyhin bir kusuru var
onlar nazarında Allah muhafaza eylesin o yüzden burada kardeşler ihlas ile Allah'ı zikredin ihlas ile derslerinizi çekin ihlas ile şeyh için ibadet etmeyin öyle arkadaşındı kardeşimdi onlar için ibadet etmeyin ibadetiniz Allah'a zikriniz Allah'a fikriniz Allah'a Allah'la irtibat kurun duanız Allah'a istemeniz Allah'a Allah'a sakın gözünüzü şaşkınlığa çevirmeyin sakın sakın ha yolda kalanlardan olursunuz Allah bizi muhafaza eylesin Cenab-ı Hak cümlemizi korusun inşallah üç ihlas bir Fatiha Şerife bu kandillerle
alakalı bir kısım Müslümanlar şimdi hem kandilleri reddetmekte bir kısmı da bu Kadir Gecesi'ni reddetmiyorlar da bilhassa Mevlüt kandilinin üzerinde fırtına koparıyorlar Mevlüt kandili Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğumuyla alakalı bununla alakalı sahabe bir uygulamada bulunmamış yani ashab Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin doğum gününe özel bir ibadet yapılmamış Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de yapmamış fakat mesela aşure orucu ile alakalı Yahudiler
oruç tutarlar bu Firavun'un zulmünden kurtulduklarına şükür noktasında oruç tutarlar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de o orucu tutmak bizim de hakkımız biz daha fazla bu hakka sahibiz diyerekten Musevilerin tutmuş oldukları o orucu kendileri de tutarlar buradan bir kimse kıyas çıkarabilir nasıl kıyas çıkarabilir nasıl Museviler Firavun'un zulmünden kurtuldukları günü böyle bir şükran günü olarak düşünüp Allah'a hamdlerini yerine getirmek için oruç tuttularsa ve Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bu orucu kabul ettiyse bunu ümmetine yasaklamadıysa bir Müslüman da bir Muhammed'i de Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de doğum gününe Cenab-ı Hakk'ın kendisini bu nurla Cenab-ı Hakk'ın kendisini bu hidayetle Cenab-ı Hakk'ın kendisini bu kurtuluşla müjdelemesinden mevlüt kandilinde buradan oruç tutabilir kıyas edebilir böylece çünkü nasıl İbrahim'iler Hz. İbrahim aleyhisselamın ateşten kurtulmasının bir şükran günü olarak kutluyorlarsa İseviler nasıl İsa
aleyhisselamın zalimlerin elinden kurtulup göğe çıkmasını bir şükran günü olarak kutluyorlarsa mübarekliyorlarsa bunu normalde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri geçmiş peygamberlerin zalimlerin müşriklerin elinden kurtulma günlerini hem Kur'an bize anlatıyorsa aktarıyorsa hem de aynı zamanda Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bunları kabul ediyorsa o zaman normalde bir Müslüman kendince buradan kıyas ederekten Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve sellem hazretlerinin doğum gününe
özel kendince nafile ibadet edebilir bu soruyu soran kardeş neredeydi evet bunu normalde bidat deyip açıkça konuşmakta fayda var bunları bir kimse reddetme hakkına sahip reddedebilir ama bir kimse kendince ben Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini seviyorum onun doğumunu için ve ben de onunla tanıştığım için ben onun doğum gününü kendim için nafile bir oruç tutacağım Allah'a hamd noktasında dese ona hiç kimse bir şey diyemez şimdi yeni yeni modalar çıkıyor ya yeni yeni modaların içerisinde bunlar da var
işte kandil günlerini reddediyorlar bazı günleri reddediyorlar böylece kendilerince İslam'ın kendi içerisinde oluşmuş olduğu derinlemesine kültürü yok etmeye çalışıyorlar Allah bizi affetsin çaylarınızı da içebilirsiniz dergah sohbeti böyledir şeyin ne o şeyden sonra sohbetten sonra hem çay içilir çaylar karıştırılırken ses çıkarılmaz dergah adabında çıngır çıngır çıngır ses çıkarılmaz asla şekeri karıştırırken sessiz karıştırılır koyunların çıngırağı gibi ses çıkarmayacak dergah edep ister böyle ses çıkarmadan çayını karıştırırlar
hiç kaşık sesi duyulmayacak böyle yok çay bitti böyle şeyler olmaz çatır çıtır çay karıştırılmaz dergah adabıdır bunlar çay içilirken hübürdetilmez dergah adabı biz insanı en güzel biçimde yarattık sonra o naşalığın naşasına indirdik ayetini açıklar mısınız Cenab-ı Hak insanı ahsen-i takvim üzerine yaratmıştır ahsen-i takvim üzerine yarattığı bu Adem'e bu insanlara melekleri secde ettirmiştir ama o insan bir taraftan ruhlar aleminde alem-i ruhda ruhu cennette de vücudunu yarattığı
halde insan isyan etmiş isyan edince aşağıların aşağısı olan dünyaya gönderilmiş o yüzden bu dünyada imtihanı bitirip yine yaratılmış olduğu ilk gün doğru seyri sülük yapacak kendini ahsen-i takvime hazır hale getirecek inşallah Hazreti Mevlana mesnevisinde nice inşallah demeyen var ki canı inşallah eş olmuştur diyor ama Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem inşallah demeyi unutunca kırk gün vahiy kesilme hadisesi var bu beytin açıklamasını nasıl algılamalıyız Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin
inşallah demediği için vahyin kesilmesi bizlere derstir Hazreti Peygamber Efendimiz'e değil o yüzden bizler bir iş yapacağımız zaman bir şeye söz vereceğimiz zaman inşallah demeyi unutmayalım bir kimse kendince benliğe düşerse kibre düşerse kendince ben bunu hallederim ben bunu yaparım deyip de enesini yükseltir nefsini yükseltirse Allah muhafaza eylesin ona manevi tokat gelir o yüzden Müslümanlar müminler bir iş yapacaklarında bir şeye söz verdiklerinde inşallah demeyi unutmayacaklar ama ve lakin Allah'ın öyle dostları
vardır öyle dostları vardır ki onlar inşallah demesi onların zaten hani inşallah Allah'a can olmuştur dedi Allah'a can Allah'a dost olmuşlardır onlar bir söz ağızlarından çıktığında Cenab-ı Hak onları yerine getirir o yüzden bu konuda da hadis-i şerifler ve hadisi kudsiler mevcuttur Cenab-ı Hak onların ağızlarından çıkanı yerine getirir onların inşallah demelerine gerek kalmaz ama onlar Allah'la dost olmuşlardır Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri inşallah demediği için vahyin kesilmesi arkasından gelen
ümmetlere derstir Cenab-ı Hak oradan işaret eder der ki ben Habibim inşallah demediği için vahyi kestim siz inşallah dost olun inşallah yakın olun deme manasındadır Allah'u alem doğrusunu Allah bilir bizi şeytan yoldan çıkarıyor peki şeytan azazırken onu şeytan yapan neydi onun şeytanı kimdi bizi şeytan yoldan çıkarmaz biz kendimiz şeytana tabi oluruz şeytan gelip bizim kulağımızdan tutup hadi seni yoldan çıkaracağım demez biz şeytana tabi oluruz biz şeytana tabi olunca yoldan çıkarız yoksa bizi şeytan yoldan çıkardı
deyince bizim hatamızı ve kusurumuzu biz şeytana atmış oluyoruz Hz. Adem şeytanın üzerine atmadı ben nefsime uyanlardan oldum dedi ben nefsime zulmeden nereden oldum dedi beni şeytan yoldan çıkardı demedi o yüzden beni şeytan yoldan çıkardı diyenler küstah cahillerdir küstah cahiller derler ki beni şeytan yoldan çıkardı demez ben nefsime uydum diye biz kendi nefsimize uyar yoldan çıkarız kendi nefsimize uyar yoldan çıkarız Allah bizi muhafaza eylesin siz kötülükleri nefsinizden iyilikleri de Rabbinizden bilin beni yoldan
çıkardı şeytan ee senin hiçbir suçun yok kör olasıca şeytan ne yapalım ee gidelim şeytanı bulalım cezalandıralım neden ee ben zina yapmayacaktım beni şeytan yoldan çıkardı o yaptırttırdı Allah muhafaza eylesin böyle bir şey yok onun şeytanı kimdi onun şeytanı da kendisiydi şeytanın şeytanı aranmaz ki bir laf söyleyeceğim karışacak ortalık şimdi Bilal Hoca şeytanın şeytanı kim efendim şeytanın şeytanın şeytanı
kim biri kımıl kımıl kımıldanıyor ama boyuna cevap vermek için patlatacak böyle de diyor ki dur yapma ben yıkayım yıkayım yıkaysam diyor öyle duruyor evet bir müslümanın siyasete bakışı nasıl olmalıdır devlet müslümanlara veya toplumuna zulüm haksızlık ediyorsa bir bireyin duruşu nasıl olmalıdır günlük hayatta evde evde yürürken konuşurken bize düşen edeb nasıl olmalıdır ahlak edebi kapsar evet bir müslümanın siyasete bakışı nasıl olmalıdır siyasete bakışı sıcak olmalıdır hazreti peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin bir yönü siyasetçiydi bu manada insanları idare ediyordu devlet idare ediyordu hazreti hazreti ebub herinden Allah'a sığınırım dediği şey meclisteki siyasettir ondan öncesinde der ki baktım ki diyor millet meclisinde ağzı laf yapan ama doğru konuşmayan bir kimse konuşuyor onlar da bizim partiden diye alkışlıyor
bir kimse de diyor doğru söylüyor doğru konuşuyor ama bizim partiden değil deyip görünüyor onu da yuhluyorlar bu hali görünce min şerri siyasete dedim diyor ondan ayrıldım bu Bediüzzaman sayıda Nursi Hazretleri'nin iştahı ögünkü vermiş olduğu iştahat kendince bir Müslümanın kendince kendine böyle iştahat etmesi hak mıdır el cevap haktır ama diğer Müslümanların bunu kendilerine ölçü etmeleri de hak mıdır el cevap haktır ben o iştahata katılanlardan değilim benimki cahilce olsun biraz şatahatça olsun biraz şatafatça
olsun biraz küstahça olsun ben Bediüzzaman sayıda Nursi Hazretleri'nin yerine olsaydım ben millet meclisini bu gayri İslami insanlara terk edip bırakmazdım orada ölümün pahasına mücadele ederdim benim iştahım kendimce kendime iyi doğruyu güzeli hakkı savunan insanlar nefes alıp verdikleri müddetçe Cenab-ı Hak onları nerede istihdam ettilerse orada iyiyi doğruyu güzeli hakkı savunmakla mükellefler nasıl Yunus Aleyhisselam içinde bulunduğu müşrik toplumun müşrikliğinden bıkaraktan
müşrikliğinden bıkaraktan Allah'tan emir beklemeksizin o beldeyi terk etmeye kalktı Cenab-ı Hakk'ın ikaz etti Cenab-ı Hakk'ın irşad etti Cenab-ı Hakk'ın terbiye etti balığın kanında kırk gün tövbe etti çünkü o Cenab-ı Hakk'ın kendi üzerine takdir ettiği şeyi kendi aklınca bozmaya çalıştı sen bir yerde hizmet ediyorsan Allah yolunda bir vazifen varsa orada senin bir vazifen varsa orada sana orada bir vazife verildiyse senin orada bir sana bir siper konduysa sana bir siper konduysa siperden seni de vazifeli ettilerse
sen kendi kendine iştahat edip bir yeri terk edemezsin buna hiç kimsenin hakkı olmaz Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ashabının davranışı böyle değildir hiç kimse Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir beldeye vali tayin ettiyse bir yere komutan tayin ettiyse bir müfrezenin başına imam tayin ettiyse komutan tayin ettiyse hiçbirisi de kendi kafasından kendi kendine oradan feragat edememiştir etmez edilmesi zaten büyük bir handikaptır ama bir kimse kendince buna bir yol bulabilir mi
yola bulabilir o zaman hep beraber biz bu da bir iştahattır bu da bir fetvadır Kur'an ve sünnet burada yaşanmıyor deyip hep hicret edelim kendi bulunduğumuz yeri Kur'an ve sünnete çevirmeye gayret etmeyelim kendi bulunduğumuz yeri Kur'an ve sünnete tabi etmek için gayret etmeyelim bırakalım hep sahaları buna neden böyle yapıyorlar demem durum onu gösteriyordur yapmışlardır ama benim yolum değil o yüzden Müslümanlar bugün için siyasete nasıl bakmalı çok sıcak bakmalı buradaki siyasetten kasıt köşe denmekse buradaki
siyasetten kasıt ihale almaksa buradan siyasetten kasıt zengin olmaksa buradan siyasetten kasıt makam mevki sahibi olmaksa o siyasette işimiz yok ama buradaki siyasetten kasıt orada ehli hak birisinin durmasıysa siyasetten kasıt Kur'an ve sünnete uygun insanların yetişmesine vesile olmaksa siyasetten kasıt Müslümanların bir nefesi bir sesi olacaksa siyasetten kasıt çalmadan hırsızlık yapmadan bozmadan yıkmadan Kur'an ve sünnet dairesinde devlete vatana millete insanlara dine Kur'an'a sünnete hizmet etmekse o siyasete
canla başta koştururuz o yüzden kalkıp da buradan geri adım atmayız bunu söyleyenler de zaten siyasetin tam ortasında durdular tarih boyunca Bedizzaman Said-i Nursal Hazretleri böyle siyasetten siyasetin şerrinden ve şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım dedi çekildi talebelerinin hepsi siyasetin göbeğinde oldu okuyucular gittiler Süleyman Demirel'i desteklediler yazıcılar bir müddet gittiler Süleyman Demirel'i desteklediler ondan öncesine Adnan Menderes'i desteklediler dediler ki Risale-i Merdem Evcet hesabıyla çıkardık
ondan sonra işte şey Bedizzaman Hazretleri Evcet hesabından şeye Adnan Menderes'i işaret etti herkes gitti Adnan Menderes'i destekledi içlerinden bir iki tane milletvekili aldı ardından yine Risaleciler dediler ki Evcet hesabı yaptılar Süleyman Demirel Nurlu Süleyman dediler bunları yeni nesil bilmiyor Süleyman Demirel de onlara bir iki tane milletvekili verdi bütün Nurcular gittiler Süleyman Demirel'i desteklediler ardından yine bir Evcetçi çıktı Fethullah Gülen Hoca dedi ki Risale-i Nur işaret ediyor Turgut Özal'ı
hepsi de gittiler Turgut Özal'ı desteklediler ondan sonra yine Fethullah Gülen Hoca yine bir Evcet hesabı yaptı o Evcet hesabından da dedi ki Tayyip Erdoğan desteklenecek ondan sonra Hüra'ya gittiler hep beraber Tayyip Erdoğan'ı desteklediler Tayyip Erdoğan'da dedi neyi istediler de vermedik dedi demek ki karşılıklı oturdular anlaştılar Evcet hesabı bu demek ki istediklerini verdiği halde onlar döndüler Tayyip Erdoğan'a bir hançer vurdular araları bozuldu yani bu lafı söyleyen Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin
talebeleri de bu lafa ittiba edip orada durmadılar orada duran olmadığı için hepsi de dolaylı olarak siyasetle ilgilendiler dolaylı olarak siyasetin içinde kaldılar bu zaten mümkün değil ki İslam'ın hukuku var İslam'ın hukukunun icra edilmesi gerekiyorsa siyasetle ilgilenecek Müslümanlar alternatifleri yok devlet Müslümanlara veya topluma zulüm haksızlık ediyorsa birbirinin duruşu nasıl olmalıdır mümkün olduğunca bütün bulunduğu yerde bütün Müslümanlar Kur'an ve sünnetin hakim olması için mücadele etmekle mükellefler
günlük hayatta evde yürürken konuşurken bize düşen edep nasıl olmalıdır haram işlemeyelim yeter bize ahlak edebi kapsar mı evet ağır vesvese rahatsızlığından nasıl kurtulabiliriz vesveseden kurtulmadan samimiyetsiz inançsızmışız gibi Allah var mı yok mu gibi saçma sapan vesvese oluyor çok ağır geliyor bu da namazdan ibadetten haz almamıza engel oluyor nasıl kurtulabiliriz selamünaleyküm saygılar günlük yüz sabah yüzde akşam ihlas suresi okusun bu kardeş Kabe'nin fazileti nedir Kabe Kabe'dir en önemli mescitlerden birisidir
o yüzden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri üç mescit için hicret yola çıkmak haktır demiş bunun birisi de Beytullah'tır Beytullah bu noktada orada kılınan namazlar tutulan oruçlar oradaki yapılan ibadetler muhakkak ki başka yerde yapılanlardan evladır bitti şimdi çaylarınızı rahat rahat için ben de içeyim yok edebilmem der yakışmış maşallah
Allah netin soluğu kesildi bugün ama değil mi bayadan beri böyle bir birçok saat ters yapmadı kimse normalde bir hafta
herkesi böyle bir daha kalkıyor da şeyler yok salamak ve sebbayla devam edelim yok tarih yok hiç her parşambet her son oradan böyle geçiyor bizim bileti yapalım heyecanlandı sözler şimdi keramda kimse kim ha o şeyler birler güç veya mahallelerde güç söylüyor burda burada yeni söyleyicez mahallelerde güç yapalım millet yok masal mahallelerde biraz şart değil mahallelerde yavaş yavaş hala hala birkaç anas var böyle sinah böyle açmışız bize çok
olmazdı o dersler ders kaldındakiler her perşembe ilahhit çekip, ilahhit söyleyip halay çekebiliriz.
Sıkıntı yok. Ama zikrullah esnasında böyle halay çeken yok. Biz de bizim derdi onları zaten burada sırasıyla sohbette devam edeceğim. Müller'in kafası karışmıyor başladı. Önceden böyle yapanlar yoktu. Şimdi yapmaya başlayanlar var. Halevatilerin eski Halevatiler de yok mu? Şeride de var, nakşimertilerde de var, bazı nakşimertilerde. O yüzden bazı nakşimertilerde de var aynı şey. Halevatiler de var aynı şey.
bu ahmet de rufay hazretlerinin kerameti olduğunu söylüyor. rufay hazretlerinin rufay hazretleri devam eder.
Bu idat olması şartı yoktur. Normalde ama bunun böyle bir gösteri haline getiriyorlar. Bu da çok mümkün değil gösteri haline getiriyorlar. Dışarıdan görenler senin gördüğün gibi söylüyorlar. Vücuduna zarar vermiyorlar. Vücuduna zarar vermiyorlar. Benim hırtlağımdan çektiriyorlar. bittiĞi Onların kendi kerametleri değil o ahmet de rufay hazretler. İşin zaten sıkıntılı tarafı o.
Ahmet rufay hazretleri jeff alır. Keramet onu. Kendi kerametleri de var, orası seksiyem. Bütün olumla Onun normalde ve duası var. Bu böyle bir şey. Keramet şahısından şahıza geçiyor. Yani o kerameti mesela bir şey kanalıyor. O şey başkasına onların başkasının köşesinde öne böyle diktiğin çizgi.
Niye? Doğru bineyle o da para yapar. Birisi ona diyor. Onun normalde emir esnasında okunan duaları kullanmaz. Mesela o şişe getirenin bu kacakları var. Şişe yapacak olan bu kacakları var. Bu bir şey değil. Bütün şey değil. Bizim terkantı benden başka bir şey yok. Normalde ben götürdüm. Normalde Acelayda Rabi. Acelabi'ye de ben götürdüm. Şeyh Efendi'ye de ben götürdüm. Benden başka bir şey yok ki. Şeyh Efendi'nin
başkasını da öne. Normalde alırken okunanlar var. Götürürken okunanlar var. Buran kimsenin okudukları var. Bir şey ikisi olmayan yoldan geçer mi? Ya yoldan geçer mi? Hayır gelmeyin. Misafir gelmişti mi? Yani yapanlar vardır maalesef. Bizimler yaptık. Hatta şişler bende duruyordu. Devamlı. Şeyh Efendi'nin bir yere gidecektim. Şişleri al gitirdim. Ben alın götürdüm. Şişleri buradan normalde. Orada bir mesela buhran yapacaktı. Orada buhran yapalım. Ben tekrar getirdim ya en sonunda dedikodu olur, bir şey olur, problem olur diye. Ben
sonradan aldım şişlerini ödürüm. Şeyh Efendi'yi teslim ettim. Hani yani. Yani. Ondan habersiz benim böyle. Benim sesiniz yiyem yok. Şişleri ben aldım ya kendisine götürdüm geri verdim. yani. Ondan habersiz ben muhran yaparım, bir şey yaparım diye. Düşünülmesin diye. Ben şişleri götürdüm. Kendi elimle Şeyh Efendi'ye teslim ettim. Oğlum ne yapmaya getirdim? Olsun efendim. Siz de dursun burada. Bir yere gideceğiz zaman. Geçeri götürdüm. Böyle kaldım. Onunla şeyhlik yaparlarmış önceden. Efendim? Burhan delil demek zaten. Böyle kalbi zayıf kimselere bir delil olmuş oluyor ama şey değil yani. Ölçü değil. Bu fakir için ölçü değil. Ben çünkü buhranla para toplayan insanları da gördüm. Tabii işin bir de başka tarafı var. Yani normalde o kimse onlar onunla dünyalık topladığı için bu acı tarafı mahşerde onunla cezalandırılacak.
Doğuda, Güneydoğuda çok var böyle. Buhran yaparaktan geçinen şeyhler var. Veya buhran'dan geçinenler var. Birine öyle demiştim ben. Mahşerde bununla cezalandırılacak. Bununla azap oluncanız dedim. Kızdı bana. Benim nazarımda delil değil. Bunu Ahmet Er Rufay Hazretlerine böyle küstahlıkmış gibi algılanacak diye dilim güdük çıkıyor biraz böyle hani. O yüzden dilim ağırlaşmıyor. Yoksa ağır konuşacağım meseleyi de. Ama tabii bu bu normalde insanların ümmetin çaresizliğinden de kaynaklanıyor. Ümmetin Kur'an ve sünnet bilgisinden uzak
olmasından da kaynaklanıyor. Anlatacak bir şeysi yok. Birisi soru sorsa vereceği cevap yok. Kalkıyor bir şiş vuruyor bitiyor iş. Herkes susuyor bu sefer. Hiç kimse ona bir şey diyemem. Allah muhafaza eylesin. Yani iki kelimeyi bir araya getirmekten uzaklar. Bir ayet, bir hadis anlatmaktan uzaklar. Doğdu, Güneydoğu'da çok var. Ben birkaç tane birkaç tanesini rastladım. Adam terzi mesela işte kılıç şey vuruyor, bıçak vuruyor kendisine. İşte hani biz boş boştun dedim ben de. Böyle kaldı. Hani nasıl bana boşsun dedi. Böyle tuttum. Önce
sünnet olan sakalı bırak dedim. Buhrandan önce dedim sünnet olan sakalı bırak dedim. Bu kaldı. Biraz sohbet ettik, konuştuk. Allah razı olsun. Tabii şey değil böyle. Nasıl söyleyeyim? Yani ne dersen de o da ne? Yani şey yapmıyor. Onunla kendine bir yol bulmuş. Allah muhafaza eylesin. Amin. Anlaşıldı. Yoksa ateş yalamak da buhran. Kılıç vurmak da buhran. Zehir içmek de buhran. Dargı buhranı var. Kafanla duvara vurmak da buhran. Buhran. Buhran çok. Sıcak suya girme buhranı var. Gireceksin mi? Övime. Mesela nakşibendiler zehir içerler. Bütün nakşibendilerin zehir içmesi gerekiyor. Buhran. Mesela meclis-i meşayih olmuş olsa şehri icazeti alacak olan kimseyi nereden? Nakşibendiden. Koyacak oraya
bir fincan zehir. Diple bakalım diyecek. Fondip. Ambulans 112 orada tabii. Hacı Ebu Bekir Baba İstanbul'da Şehir İslam'a tabii gidecek. İcaziyetlerini mühürletecek. Oncadan öyle bir kural var.
Tantadan hem Abdurrahim Tantevi'den hem Abdurrahim Neşabi'den beş icazetten ders alınca gelmiş tabii şeye İstanbul'a. Oradaki meclis-i meşayih de vuracak altına mührünü. Çıkmışlar Şehir İslam'ın huzuruna. Şehir İslam demiş ya rüfailer ateş tutarlar demiş. Böyle mangalda içinde köz de varmış orada geçmiş gün tabii. Hemen mangalı şey yapıvermiş közü. Kavuşlamış böyle mi yaparlar efendim demiş. Bırak demiş ona. Ondan sonra hemen icazetin altına mührünü vurmuş göndermiş. Buhran orada bitmiyor fırın buhranı var. Ona sıcaklık buhranı derler. Yanan fırının içerisine kebap fırının içerisine atıyorlar küreğinin üstüne koyup. Kebap olmak ister misin sen? Var mı başka sorusu olan?
As-salamu alaykum.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi