mustafaozbag.org

421. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 26 Aralık 2014 · 1:19:52

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşâAllah. Cenâb-ı Hak gününüzü hayırlı etsin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı etsin inşâAllah. Tasavvuf, nefsi terbiye etmeyi veririz. Tasavvuf, bu manada nefsi terbiyeden uzak olursa, doğru çizgisinden uzaklaşmış olur. O yüzden, buraya gelen kardeşler, burada hizmet edenler, vazifeleri ne olur sorsun, kardeşlerine öfkelenmeyi, kızmayı, onlara tefeden bakmayı, onlara laf söylemeyi unutacak.
Ya da etmeyecek hizmet. Hiç kimseden hizmet beklemiyor. Hiç kimseden. Allah bir izni koyar yetme. O yüzden, hizmet edenler, daha göze batarlar. Hem çabuk yükselirler, hem de çabuk inerler aşağı. Çabuk yükselirler. Allah yolunda kim hizmet ederse, Cenâb-ı Hak onun elinden tutar.
Hazret-i Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri onun elinden tutar. Melekler ona dua eder. Vehiller, mürşitler, müminler, maddi manevi ona dua eder. Eyvallah. Ama hizmet ediyorum diye, birine tepeden davranmak, tepeden hareket etmek, böyle hak, ruh yapmak, kabaca tabiriyle, edep sınırını aşmak, o kimseyi de batırır. Allah muhafaza etmesin.
O yüzden, arkadaşlar, hizmet eden kimse, kendine dikkat edecek. Bir gelen kardeşinin kalbini kırmıyor. Buraya geleni üzmeyin. Buna tak eden davranmayın. Ben hizmet edeyim. Hizmetine bakıyorum diyecek. Hareket çekmeyecek kimseye. Hizmetlileri tayin eden insanlar da, onları bu noktada takip edecek.
Ve onun bir hatası varsa bu noktada, ve kendini düzeltmiyorsa, onu geri çekmesini bilecek. Bize ki kardeş, yapma. Çekil kenara. Bakın bu kadar. O yüzden, nereye, kim, bunu herkes elinden alsın, alsın, alacağını. Kim, nereye, ne vazifeli bitiyorsa, vazifeli bitireceği kimseler. Ya işte burada bir iş var, bunun yapılması lazım. O da boştu, bu yap. Hayır, yok kardeşim ya.
Buranın tuvaletini temizleyecek olan dahi, edeple davranmak zorunda. Buranın kapısında duran da, penceresinde duran da, yolda duran da, edeple davranmak zorunda. Tekkenin kapısında duran da, kapısının dışında duran da, edeple davranmak zorunda. İnsanlar fırça yemeye gelmiyorlar, hareket çekmeye, hareket yemeye de gelmiyorlar. Yap. Allah muhafaza edilsin. Amin. O yüzden, herkes bu noktada birbirini, haklı bir şekilde, gayet makul, gayet makul, dostane bir şekilde, nasihat etsin. Kardeşim, yapma bana. Yapıyordu. Başında bir sorunlusu var. Ya biz birkaç sefer, bunun konuda söyledik ki, aynı şekilde devam edelim. Hizmet etmek şereftir.
O şerefli işe sahip olamayız. Çay dalıtmak şereftir. Süpürmek şereftir. Kiren kimse dahi ahlaklı olacak. Birisi parasını unutabilir, saati mi unutabilir, telefonunu unutabilir, kıymetli bir eşyası mı unutabilir? Bakın, onu yapan dahi, edeple olacak. Kimsenin malında, mülkünde, parasında, kulunda, gözde olmayacak. Yapan dahi, onu, kim süpüren dersin? En iyisi yeri, süpürse. En iyisi. En iyisi tuvaleti temizleyecek. Neden ki?
Birisi abdest almak için, saati mi oraya çıkarmıştır. Birisi telefonun düşmesin diye, oraya çıkarmıştır. En iyisi. Tekkenin kapısında vazifeli var. En iyisi. Çünkü gelen ekibene bilmek edecek. Yine toplanmış oraya, iki gara içiyor, muhabbet ediyor. Erkekler, kadınlar içeri giremiyor. Bizim dervişlerden de içiyorlar. Bilmeyenler neyse, dervişlerden de duruyorlar orada. Neye duruyorlarsa, en iyisi duracak kapıda. Çay da atıyor oradakiler. En iyisi de atacak. Sebep? Birisine bir laf söylerse, bütün dergaha laf sürdürüyor. Sırtında elbise var çünkü sen. O eşine küfret diyor.
O zannediyor ki eşinde kalıyor. Telefon açıyor. Benim eşim orada hizmetli diyor. Bana böyle küfretli diyor. Sıkıntılı. O şurada şu vazifeyi yapıyor. Vazife yapanlar kendilerinde kibir deryasını atıyorlar kendilerine. Allah muhafaza eylesin. Yukarı için inşallah. Mezhepler Kur'an-ı Kerim'de zor'a oluyor ve peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra çıkmış da değil.
Ben mezhepsizim, mezhep yok demek doğurumdur. Bunlar, niye yazık ki son iki yüz yıldan beri, İslam dünyasının içerisinde, Batılıların içimize atmış olduğu, veya içimizdeki ahmakların onlarla ortak projelendirip, bize sunmuş oldukları projeler. Önce Ehl-i Tarikat'a yüklendiler, Sufi'lere yüklendiler. Ehl-i Tarikat'ı ve Sufi'lere yüklenince, bu Batı dünyasında ve İslam dünyasının içerisindeki yardakçıları, Ehl-i Sufi'ye yenilmesi için, Ehl-i Ulam'a, Ehl-i Şevya, Fıkıhçılar destek oldular bunlara.
Ve böylece Mısır'da, Tunus'ta, Fas'ta, Türkiye'de, Suriye, Irak, Ürdün, Hüristin, bütün İslam coğrafyasında, Ehl-i Sufi'ye karşı bir kampanya oluşturdular. Bu kampanyada Batılılar ve yerleştirilmişçileri varken, onlara bir de ilave, medreseler takıldı. Bir kısmı. Bu medreselerle beraber, Ehl-i Sufi'nin üzerine çubandılar. Bütün İslam dünyasında, önce Sufi geleneği, Sufi kültürü, Sufi olgusunu batınmaya çalıştılar. Ve bunda bir nebze başarılı oldular. İslam dünyası ritmik olarak, o esnada, bu Sufi geleneğe, Sufi kültüre, Sufi öğretiye sahip çıkamadı.
Oysa tepki gösterip, sahip çıkması gerekirdi. Sahip çıkamadı. Sufiler, yalnız kaldılar. Tek başlarına kaldılar. Ve bütün bölgelerde, bütün beldelerde, Sufiler bunun mücadelesini, yapmak zorunda kaldılar. Zaten, İslam tarihi boyunca, böyle bir sürtüşme vardı. Ama son iki yüz yılda, son iki yüz yılda bir sürtüşme. Daha da ileri giderekten, Sufiler, haklı da olsanız, tartışmaktan uzak durun, mücadeleden uzak durun, hadis-i şerif, mucibince, bir adım geri attılar.
Kendi içlerinde, Sufili yaşamaya başladılar. Bunun yanında, her bölgenin, beldenin, devletin, Osmanlı'dan sonra, kurulan, bu devletler, devletçikler, bu, naylon devletler, hepsi de naylon devlettir bunlar. Hepsi de sahtedir. Hiçbirisi de gerçek değildir. Hepsi de, hepsi de Osmanlı'dan sonra, teccat sisteminin, üleştirmesi, paylaştırması konucunda, oluşturulmuştur.
Hiçbirisi, alnının akıyla, bir devlet değildir. Hiçbirisi de, hiçbirisi de, bakın, hiçbirisi de, bu, uluslararası bir oyundur. Uluslararası oyunun, neticesinde, Osmanlı İmparatorluğu, parçalanmıştır. Ve, uluslararası oyunun, neticesinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun, geri çekildiği yerler, yerlere, sahte devletçikler, kurulmuştur. Bu sahte devletçikler, eliyle de, İslam'ın, kalbi hükmünde olan, ehl-i sufi, bir adım geri çektirilmiştir. Her yerde kanunlar, maddeler, anayasalar değiştirilmiş, sufilerle karşı böyle, bir baskı, operasyonlar düzenlenmiş, ve sufiler, bir adım geri çekilmiştir. Sufiler, bir adım geri çekilirken, karşılarında, medrese uleması, karşılarında, reformist, İslam düşüncesi, karşılarında, batıdan beslenmiş, içi ve dışı, batılı, kendince, sistem ve fikirler vardır.
Bunda bir şekilde, kendilerince, başarıya uğradı, başarıya ulaştıklarına, inananlar, ikinci hamleyi yaptılar. Bu ikinci hamle, ulemaya karşı, medreseye karşı, ve onların temsil ettikleri, mezheplere karşı oluşturdular. Yüz yıldan beri, mezhepsizlik, veya mezheplere karşı, yüz yedi yıldan beri, mezheplere karşı, acımasızca saldırı var. Acımasızca. Aynı sistemi götürüyorlar. Sufilik Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin zamanında yoktur. Şimdi de olmaması gerekir. Yükler. Ha şimdi aynı, klişe kelimeleri, cümleleri kullanıyorlar, değiştirerek de. Şu anda, normalde, mezhepler olmayacak, herkes mezhepsiz davranacak. Ve mezhep yoktur diyecek.
Ahsabım yıldızlar gibidir. Hangisine sarılırsanız, beni bulursunuz. Bakın, bunun bir çıt ilerisi, ahsabı da yok saymak. Bir çıt ilerisi, Hz. Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin, hadislerini de yok saymak. Ki, bunları da açık açık söylüyorlar şimdi. Bunları da açıktan beyan ediyorlar. Bakın, sabır öküz hikayesi var ya, anlatırım ara sıra. Anlatayım mı gene? Anlatma hocam. Malumdur ya, aslanlarla öküzlerin hikayesi. Mesnevi de geçer bu. Aslanların birisi gelir, der ki, bu savaş bitsin. Bizler, yani, sizi böyle, devamlı korkutmak istemiyoruz. Siz bu yaylalarda yayın, özgür bir şekilde. Eee, ama demişler, şu sarı öküz var ya, çok canımızı sıkıyor bizim.
İki de bir de, bizim dolaştığımız yerlerde dolaşıyor. Aramızda kavga çıkmasın, gürültü çıkmasın. Huzurumuzu bozmayalım. Eee, şu sarı öküzü bize verin, biz sizin peşinize düşmekten, kola olamaktan, biz de kurtulalım. Siz de kaçmakten kurtulun. Öküzler toplamışlar, ne yapalım demişler ya, ne yapalım? Sarı öküz de orada duruyor. Sarı öküz demiş ki, yapmayın. Demiş, benimle bitecek olsa demiş, ben canımı feda diye. Ama bunlar aslan demiş. Bunlar, asla buradan geri dönmeyecekler. Toplanmışlar, topluluğun selameti için, sarı öküzü feda etmişler. Bu her yerde yaşanır. Kaymakam, Halit'in kendisini istediydi benden.
Yolda gidiyoruz biz. Yeni soruya, bunlar tecrübe de pek. Yakın tecrübe anlatayım size. Halit çatışmış, Kaymakam'la orada. Hoş Halit'in, o ara çatışmada kimse yoktu, benim haricinde de. Çatışmış. Kaymakam'ın dediği şu yalnız, o Halit bir daha buradan içeri girmeyecek. Yarın bana da diyebilir adam, sen de buradan içeri girmeyeceksin.
Önemli değil. bir tane kelle istiyor. Selamun aleyküm, aleyküm selam. Dedim, Kaymakam Bey, Halit kardeşi, ne yaptıysa senden özür diliyorum. Ya hocam, dedim, senden özür diliyorum. Biz, dedim, devlet diğer arasını, adamını, arkanını, beklenmiyoruz. Bizim Halit de, dedim, heyecanlı. En şunluk, savaş savaş pişecek, olgunlaşacak. Her ne yaptıysa, özür diliyorum sana. Onunla bulamadım. Ya hocam, şimdi ben bunu söyleyince, söyleyecek laf yok. Ya hocam, ya işte, işte, ya sen, sana özür diliyorum. Ya ben dedim, önemli değil. Bizim bir derdimiz var, bir davamız var, dedim. Ben hepsini, dedim, kabartacak noktada, değil mi? Ben özür diliyorum, onunla da ne yapayım?
Bizim, dedim, işimiz devam etsin, olsa çünkü, kendimize. işte, tatlıya bağlı, sana tabii, bir daha haber gönderdi, ben yine yumuşak yumuşak söylüyorum, bir daha haber gönderdi, ben yine yumuşak yumuşak söylüyorum, tavır. Halit dedi, bir hafta mı ne, sen sunma dedik, değil mi? Bir ay, bir ay sunmadılar oradan. Programa, geçer, devam et. Bir öpüz istersenler. Sen verdin mi, ikinciyi ister. Verdin mi, üçüncüyü istersen ver. Üçüncüyü istenin de, bunu katletmek zorunda kalırsınız. Çünkü, üçüncüsün de, senden can damarını ister. İslam dünyası, sufileri verdi.
Ehli ulema, ehli medrese, sufileri savunmadı. Ehli siyaset, zaten savunmadı. Sufiler, kabuklarına çekildiler. Bu, cumhuriyet döneminde de, devam etti. Şeyhleri astılar hepsinden. Hepsinde astılar. Tekkelerini bastılar. yağmaladılar. Yaktılar. İçinde ne varsa, dağıttılar. Zaten içinde bulunan, eşyaların da, içinde bulunan şeyleri de, tekke ve zaviriler kanunu, aykırılıktan, onların da, kendi elleriyle, bütün şeyhler, derdahlar, yaktı kendi elleriyle hepsinden. Yaktı.
Şimdi, yanlış anlaşılıyor ya, ben konuşunca. Biz, icazetleri yapıyoruz. icazetleri yaptırdıktan sonra, Allah rahmet eylesin, şeyh efendi, ismini biz burada kazıttık onun, bende duruyor. İsim, şey, mühür. Mühürün, niçin bende durduğunu, biliyorum ben. İcazetin, yasak olduğunu da biliyorum. İcazetler, yazılırlar da bende. Bende duruyor hepsi de. Mühür bende. İcazetler bende. Yani, eğer sütü bozukluğun varsa, istediğini, nakibünü gabba yap, istediğini halife yap, istediğini de, şeyh icazetini yaz, altını mühürle bitsin. Bu kadar. Bakın, bu kadar.
Neden biliyor musunuz? mu? Cezası on üç yıl çünkü. Bir yere icazet verilecekse, aksuayat geliyor bana. Ben yazdırıyorum, mühürlüyorum buradan, gönderiyorum. Şimdi, çıkarılan yasalarla, komple sufi geleneğini, kültürünü, iç ettiler, yok ettiler. Sonra televizyonda, profesyonel birisi çıkıyor mesela, icazeti var mı bu şeyhin diyor, örnek. Bizim çok affedersiniz, embesil böyle kafası basmayan, hukuku bilmeyen, hiçbir şey bilmeyen de, böyle ortalıkta sufi görünenler vardır ya, bu şeyhin icazeti var mı? Lan adam icazetini gösterse, onu çılacak cezayı. O icazeti yazan da onu çılacak, eski yasaya göre.
O icazeti gösteren de onu çılacak. Zaten icazet verecek, veyahut da, icazetleri yazacak bir şey kalmamış. Biz icazetleri yazacağımız zaman, sandıklardan çıkardık icazetleri, eski dervişlerle. Bakın ne hale gelmişiz, ne kadar güdükleşmişiz. Sorunla Hacı Mustafa Efendi, 80 yaşından sonra, trede basılınca, diyor ki, işte sen şeyh misin diyorlar, öyle söylüyor herkes bana diyor, mahkemede.
Öyle söylüyor herkes bana deyip de, ben şeyhim muhabbetini tutturmuşlar. Ölünceye kadar mahkemesi devam etti. Şeyh Efendi'nin demesi, 15 yıldan yargılanıyordu. Aynı baskında, Şeyh Efendi de bulunduğu için, 5 yıldan yargılanıyordu. Mahkeme dışarıdan devam ediliyordu, geliniyordu, gidiliyordu, dervişçinin ilk zamanlarında. Hiç kimseye konuşulmuyordu bunlar. Konuşulmamasının sebebi de şuydu, millet bunu duyarsa, dervişçlikten çekinir, korkar, dergaha gelmez, zikrılığa gelmez. O yüzden bunlar asla konuşulmazdı hiç. Şimdi bu kültürü tamamiyetle yok ettiler. Şimdi Türkiye'de icazetli şeyh yok. Birisi benim icazetim var derse, paldır kültürü içeri girer.
Varsa dahi yok desin. Birisinin icazet vermeye, muhtedirliği de yok. Hukuki olarak. Bu da mümkün değil. Bakın bu da mümkün değil. Sıra nereye geldi? Dayandı şimdi mesleklere. Zaten ikinci operasyon medreselere. Ardından tekkelerden sonra ne oldu? Medreselere kapattılar. Medreselerde yetişen kimselerin icazetleri vardı. Diploma yerine geçmediğinden onlar da kaldı. Böylece ne oldu? Üçüncü merhale. Meslepler yok dendi. Burada Kur'an-ı Kerim'den meslep vardı. Allah'a itaat edin. Resulüne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Resulullah'ta sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde Allah'ı zikredenler için güzel örnekler vardı.
Meslep, işte bu itaat, bu örneğin birisini kendine ölçe etmek. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gönderiyor valiye. Neyle hükmetecekti? Kur'an'la bulamazsan senin sünnetin ne ya Resulullah? Bulamazsan kıyas edelim diyor. Tebessüm ediyor Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Mezheplerin çıkış noktası. Bir böyle hadisler var. Önemli değil ki bunlar. Önemli, önemli değil karşıdaki için. Niçin? O onu yutacak çünkü. O onu yiyecek. Demiş ya suyumu bulandırma. O da demiş ya sen yukarıdısın ben aşağıdayım. Onu yiyecek. Demiş ki ben seni yemeğe, kafaya koydum. Şimdi bütün İslam dünyasında bir curcuna var.
Curcuna şu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında mezhep mi vardır? Mezhebe gerek yok. Ya biz hadislere göre amel edeceğiz. İhadikar sana aynı meseleden beş tane aynı noktada hadis söyleyeyim sana. Hangi birisini doğru kabul edecek? Kafasına göre. Aslında bunları hadisleri inkar edenler bunları söylüyor. Bunların arkasında da hadisleri inkar var. Bunlar bir bütün. Bir bütünün parçalanmış planları. Önce sufi hayata ve sufiliğe ardından mezheplere ardından hadislere böylece Kur'an-ı Kerim'i orta yerde savunmasız bırakmak. Böyle söyleyeyim ki Kur'an savunmasız mı?
Evet. Kur'an tek başına savunmasızdır. İstediğiniz yere çekersiniz o zaman. Siz ona Allah'ın kitabı nasıl savunmasız dersiniz? Allah'ın kitabını savunması hadis-i şerifler ve mezheplerdir. Hadis-i şerifler ve mezheplerdir. Cenab-ı Hak dinini dinini peygamberlerle, velilerle, alimlerle muhafaza eder, korur. Allah dinini alimlerle korur. Allah dinini velilerle korur. O kuş beyinliler ben böyle söyleyince Allah'ın kitabını savunmasız, korumasız yaptır deyip üstüme saldırıyorlar. Ve Ahmak sen bir ayeti kerimeyi istediğin yere çekebilirsin hadis-i şerif olmazsa.
İstediğin yere çekebilirsin. Sen eğer alimler olmazsa hadis-i şeridi de istediğin yere çekersin. Bunu böyle söyledin de söyle bana namazı tarif et Kur'an'a göre nasıl kılacağım? Birisi secde etmek, göğsünü toprağa koymak derse buna neyle karşı çıkacaksın? Secde etmek, sağ omuzunu toprağa değdirmek derse neyle karşı çıkacaksın?
Hayır, bu secde olmaz diyor. Nereden hayır dedi? Bana hayır dedi, yeri söyle. Sen nefsinden söyledin. İyi kardeş, ben bunu nefsimden söyledin. Ama bunu sen hayır diyecek, benim nefsimi terbiye edecek böyle ölçü söyler. Seyyidinin göğüsle olmayan ölçü söyler. Yok, söz buydu.
Beni yenildiğini mi zannettin? Ben seni yenilemek için uğraşmıyorum dedim. Nasıl dedi? Ya senin yenilemek söz konusuysa dedim, eğer fiziki ise döverim seni zaten yenirim dedim. Eğer fikri ise dedim, fikri ise ya sen yenilecek kendini büyük görme. Kibir zaten senin yenmek için kendini yenilemeyeceğini düşünüyorsan yine yenilirsin dedim. Ben senin hidayetine vesile olmaya çalışıyorum dedim. Derdin bu. Kur'an yeter diyene diyorum ki bana secdeyi söyle. Nasıl secde edeceksin? Bana rükuyu söyle. Rükü ayeti kerimede var çünkü. Bana tarif et rüküyü. Neyle tarif edeceksin? Bir kimse Kur'an-ı Kerim'i aldı. Hadis-i Şerifleri reddettik ya. Hadis-i Şerifler Kur'an-ı Kerim'den okuyor.
Namaz kılın. Nasıl namaz kılacak? Ayeti kerimede namazla alakalı rüküye gidenler, secdeye gidenler, kıyamda duranlar söylüyor. Evet. Kıyamda durmak, ayakta durmak. Eee adam ayakta duruyor mu dedi. Kendince döndü başka bir tarafa. Mabül'e ayakta duruyor. koşuyormuş gibi hareket ediyor. Ne yapacak? Aslında o kuş beynirlerdi. Biliyorlar hadisiz bunların içinden çıkamayacaklarını. Ama ağa babaları bir emir vermiş onların. Ağa babaları. Demiş ki dini ifsa dedin. Bizim o ağa babalarının taşeronları bunu söylüyor ya yebildekler de hoşlarına gidiyor ya.
Ha yeni bir şey bu. Yebildek akıllı bunlar. Yebildek akıllı şudur. Hani bir böyle yaprak düşer kırıntılıya uğrar. Bölünür. Parçalanır. Yebildek olur o. Saman gibi olur hani. Samanı kıyarlar ya. O rüzgarın esniği yöne gider o. Onun kendi iradesi yoktur. Onun kendi fikri yoktur. Kendi aklı yoktur. Rüzgar nereden esniği o tarafa gider o. Yebildek aklı. Hadis-i şerifleri inkar edenler mezhebleri inkar edenler yebildek akıllılardır. Kendilerinin Kur'an'ın sünnetsiz, iştahsız, alimsiz, velisiz Kur'an'ın ayakta duracağını düşünürler. Allah Kur'an'ını peygamberlerle, alimlerle, velilerle ayakta tutar.
Korur. Allah'ın koruması bunların üzerindedir. O yüzden mezhepler Kur'an-ı Kerim'de yok değil. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında mezhep yok değil. intihar etmek cahillikten başka bir şey değildir. Kendime iş yeri açmak istiyorum ancak yeteri kadar param olmadığı için kredi çekmem caizdir. Bu nokta bunlardan mümkün olduğunca uzak durmaya gayret edin. Bu kredilerden bankalardan banka bunlar darül harfta caizdir. Bunda bir sıkıntı yoktur. Hukuki olarak darül harfta bunlar caizdir. Ama mümkün olduğunca uzak durmaya gayret edin.
bankoyunculuk yapıyorum. Biz ürün satarken bayanlara iltifat ettiğimiz bile oluyor. Ve bu patronumuz tarafından söyleniyor. Sarkıntılık etmeden bayanlara tezgahta iltifat edin deniyor. Zaten bu meslek ile alakalı çok söylenti var. İşi bırakmayı düşünüyorum. Vereceğiniz cevabı göre teşekkür ediyorum. Yani bu noktada bütün hangi işi yaparsanız yapın. Eğer işi yaparken harama kaçma ve harama doğru yol alma söz konusuysa bu zaten tatlif edilecek bir şey değil. Bizler yeni yılı kutlamanın günah olduğunu biliyoruz ama yine de evde oturmak istemiyoruz.
sizin yanınızda sizin sıcak sohbetinizi dinlemek isteriz. O akşam bizler için sohbet verirmesiniz. Olan sizden lazım olsun. En iyi o ne zaman diyebiliriz? Çarşamba gecesi. He. Ne yapalım biz de yeni yıl sohbeti yapalım. Kardeşler
biz burada insanların Facebook'unda neler yazıp neler yazmadığını bizi ilgilendirmiyoruz. Milletin Facebook'un da ilişkisi mi var yokmuş. Bize ne ya? Yazmış buraya bir işte dergâhta yaşanan bazı hadiseler size tek taraflı iletiliyor olsa gerek demiş. Bir arkadaşımızın bir bayanı yazmış olduğu yazı için ki bu yazı bilgisayardan bilgisayarmış. Siz o kardeşe yüklenirken bayana toz kondurmadınız. Toz kondurmadınız bayan kardeşin sayfasında ilişkisi var veya yabancılarla yazışmaya engelli yazısı olsaydı erkek kardeşin bunu rahatsız etmezdi büyük bir ihtimal demiş. Bu kardeş bir yerine görüşsün kendisi. Hiçbir sunfinin burada açıkça söylüyorum.
Burada söylüyorum açıkça. Burada dersli misiniz kardeş? Evet. Buradan dersli misiniz? Evet. Buranın dersli dervişi buranın bir bayan müridine arkadaşlık teklif etmeyecek. Evlenmek isteyen bulacak yolunu gidecek evlenecek.
Karşıdaki bayan kardeşin durumu ne olursa olsun ne olursa olsun böyle bir edepsizlik var mı? Yani bir kadın gelse fahişelik yapıyorum dese buraya dursa bütün dersler sıraya mı girecek şimdi? Bu kadın fahişe nasıl olsa diye. Böyle bir mantık mı var? Bu hak nereden ya? Sen bu dergaha vermişsin diye oraya sen o kadını tanıyorsun. Sen git nerede otlanacaksan otlan.
Dergahtan başka otlanacak yer bulamadın mı? Ahlaksız. Otlanacak başka yer bulamadın mı? Evleneceksen gönderirsin anını babanı. İstetirsin evlenirsin. Bu hak. Dervişse derviş. Herkese evlenecek. Ahlaksızlığın adı olmaz.
Ahlaksızlık ahlaksızlıktır. Allah muhafaza eylesin. hamilere resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'de daha sevimli olan hiçbir kişi yoktu. Buna rağmen onu gördükleri zaman ayağa kalkmazlardı. Zira bu davranışın güzel bir şey olmadığını biliyorlardı. Güzel olmayan ayağa kalkmak mı? Kalkmamak mı? Sizin için ayağa kalk kalkacağız mı? Kalkmayacağız mı? Bu kitabı örnek olmamız gerektiğini siz söylemiştiniz. Ayağa kalkmak ayıp ise bizim niye kalkmamızı hissettiriyorsunuz? Mevlana alçak yumrukta toprak gibi bulacaksak siz diyebilir misiniz bundan sonra? Siz de ne biliyor musun?
Biz de sizin için kalkmıyoruz. Ben asla kendime böyle bir şey istemem. Asla da böyle bir şeyin söylenmesini de istemem. Asla kendim için ayağa kalkılmasını da istemem. ömrüm boyunca hayatım boyunca sürgülük hayatım boyunca böyle bir isteğim olmadı. Ama imamlar iştahat etmişler. Büyüklerine ayağa kalkılabilir. Devlet büyüklerine ayağa kalkılır. Aileme ayağa kalkılır. Misafire ayağa kalkılır. Bir insanın babasına ayağa kalkılır. Babası mesafesinde olan kimselere ayağa kalkılır diye. Bunlar da hadis-i şerifler de var zaten. hadis-i şeriflerden hüküm çıkarılıktan fetva vermişler. O yüzden normalde ehl-i suhide o fetvaların üzerinden adab koymuş. Üstadlarına, alimlere, kendisine bir harp öğreten öğretmenlere, babalarına, annelerine, babalarının annelerinin yaşındaki kimselere, misafirlere ayağa kalkılabileceğine dair fetva vermiş.
O yüzden bir kimsenin kendisinin kendi üzerine ayağa kalkılmasını istemesi gerçekten kibirliliktir. Allah muhafaza eylesin. O yüzden kardeşler benim için ayağa kalkacak, kalkmayacak. Hiç böyle bir derdim yok benim. Daha ayağa kalkılmasını da isteyen bir kimse de değil. Hiç bir derdim yok. Allah bizi doğru eylesin.
Alemlik nedir? Şiirin bir konu mudur? Alemlikte namaz yok mudur? Bunları zaman zaman konuşuyorum. Uzun bir muhabbet. Yüz yıllıktır Alevi ismi. Yüz yıl öncesinden Alevi ismi yoktur. Alevi ismini koyan da İngilizlerdir. Ve Anadolu'da şu anda Aleviyim diyenler önceden sadece Bektaşi olarak geçerler.
Bir kısmı Şia'dır. Bir kısmı Bektaşi'dir. Aslında Cumhuriyet'ten önce ismi Kızılbaş'tır. Osmanlı'daki ismi Kızılbaş'tır. Osmanlı'daki isminin Kızılbaş olması da ta Şah İsmail'e dayanır. Babası Şah Hasan'a dayanır hatta. O zaman için Anadolu'nun doğusunda güneydoğusunda ve biraz iç Anadolu'ya yönelik bütün hepsinde Şah İsmail de Türktür. Babası Şah Hasan da Türktür zaten aynı zamanda da burada Osmanlı'da Türktür.
İki Türk'ün siyasi kavgasıdır bu. Türkleri paylaşamamaktır Anadolu'daki. Safevi İmparatorluğu kurdun Safevi İmparatorluğu'nu kuran da Türk'tür. Başında oturan. Ne zamana kadar? Yavuz'a kadar. Ve Anadolu'nun o uç taraflarına bu bölgelerinde etkilidir Safevi İmparatorluğu. Ve sırf Osmanlı'ya karşı duruşunu simgelemesi için kızıl keçeden kendilerine sikke yaparlar. Arake yaparlar. Kızıl keçeden kendilerine sikke ve arake yapılınca Osmanlı'da onları küçültmek için küçümsemek için kızılbaş der. Kızılbaşlığın normalde çıkış noktası da budur.
Ama kardeşe esnasında son Cumhuriyet'ten önce Ermenilerin büyük bir kısmı kendilerini bu kızılbaşların içine atarlar. Bunlar da Şihanın Şihanın İsmailiye mezhebinin batiniliğine kayarlar biraz. Onlar için namaz beş vakit farz namaz söz konusu değildir. Beş vakit namaz vardır. Ama beş vakitli namaz normal bildiğiniz namaz kılaraktan değildir. Huzur etmektir. Onlar huzur ederler kendilerini hep huzurda gördüklerinden dolayı onların namazı tamandır. Oruç tutmak sizin oruç tuttuğunuz gibi değildir. Nefsinize hakimsiniz devamlı oruçtasınızdır. Onlar devamlı oruçtadır bu manada.
Bu İsmailiye'nin batini konudur. Bu yerleşir o bölgede. Bu çünkü nefsine de tatlı gelir. Hoş gelir. O yüzden bir Ermeniyle bir kızılbaşı ayırt etmeniz mümkün değildir. Bir Hristiyanla bir kızılbaşı ayırt etmeniz mümkün değildir. O yüzden bir şeytana tapanla kızılbaşı ayırt etmeniz mümkün değildir. Kafasını bir tane kızıl bir külah geçirir olur kızılbaş. Mesela dürziler vardır. Osmanlı'da o dönemde dürziler de kafasına bir siyah kızıl bir keçe getirir olur kızılbaş. Hani var ya Hristiyan dürzü falan ister Lümnan'da dürzü onların bir kısmı Hristiyan mezhebidir bir kısmı o dürzülerin de şeytana tapar. Şimdi son dönem Zerdüştü'yü çıkardılar ya Zerdüştük güneşe tapıyorlar ya aslında Zerdüştü'nün temeli noktası güneşe taparlar ama Zerdüştük bir kısmıyla da Beyrut'taki şeytana Beyrut'un dağlarında yaşayan şeytana tapanlarla aynı noktadadır.
O bölgenin insanlarında şeytana tapma onlar biz şeytanı deriz onlar şeytanı ilah olarak kabul ederler. O yüzden bu sonradan bunların hepsini de Alevilik şemşiyesinin altında İngilizler toplar. Osmanlı'ya karşı onları örgütler. Osmanlı'nın son dönemindeki yıkılmasından önteki Alevi şemşiyesinin altında Hristiyanlar Hristiyan Dürziler ondan sonra Şia içinde Şia'nın İsmailiyesi'nden Batini Kulu Şia'nın normal Caferi Kulu Ermeniler Ermenilerin içindeki değişik fraksiyonlar hepsi de bunlar Osmanlı'nın son döneminde Alevlik
şemşiyesinin altında topluluğ ve bunların hepsine Alevi şempozyumu düzenlenerekten hepsinin Alevi olduğu söylenir ve Alevlik Türkiye'deki Türkiye Cumhuriyeti devletinin başında bir problem olarak kafasına takılır. Madalya takar gibi göğsüne. Türkiye Cumhuriyeti'nin iki önemli meselesi vardır. Kurulduğundan beri Kurulduğundan beri birisi Aleviliktir birisi de Kürtçülüktür. Kürtler değil. Kürtler değil. Birisi Aleviliktir birisi de Kürtçülüktür. Bu Alevi şemşiyesinin altında aynı zamanda da bu dinsiz ondan sonra Zerdüş şu bu Kürtler de vardır. Son dönem yani son elli yıl altmış yıldan beri Alevlik şemşiyesinin altında Marsistler ilerinizler de girer.
Bakın son dönem Alevlik şemşiyesinin altında Marsist delirisler de vardır. Yani Marsist deliris mağolcılar hepsi de o sol fraksiyonların hepsi de Alevlik şemşiyesinin altında toplanmıştır. Şimdi artık onların din dertleri kalmadı. Önceden kendilerinin kabul edilmesi için din dertleri vardır. Bunu böyle ülkenin içerisinde gerçekten kendisini şia gören veya kendisini Ehribeyt'in yolundan gittiğini söyleyen bu tip şeyler var.
bektaşı ocakları bektaşı toplulukları veyahut da kendilerinin Alev'in bektaşı ocağı diyen yerler var. Bunlar bu tip tehlike boyutunda değildir. Bunlar köyde otururlar. Köyde bir evleri vardır. Köyde orada beyitler okurlar. Kimisinde Kur'an-ı Kerimler de okunur. Orada cenniler yapılır. Sohbetler edilir. Şikirler yapılır kendilerince. Semahlar yapılır. Bunlardan bir sıkıntı yok. Yani sıkıntı yok derken bunlar böyle terörist mücadelelerin, terörist hareketlerin içerisine girmezler. Orada bir dede vardır. Dedeye harçlık götürür herkes. Her cender. Dedeler oranın en zenginidir. Dedelik babadan oğula geçer. Devam eder. Dede vefat eder. Eğer oğlan çocuğu yoksa kardeşi gider.
Geçer dedeliğe. Ondan sonra oğla geçer. Onun oğlu devam eder. Gelir bir yerden böyle bir şey ınkıtaya uğrarsa yine bir kardeşe geçer. Babadan oğula dedelik devam eder. Köyün en güzel tarlaları, en güzel evleri, en güzel malın onlardadır. Aynı şey sufiler içinde de geçmiş. Sonra Osmanlı dönemde. Onlarda da babadan oğula geçmiş şeyhlik. Babası şeyh oğluna geçmiş. O şeyh onun oğluna geçmiş. Ondan sonra doğuş şeyde kundakta daha şeyhiniz geldi demişler. Bunlar da yaşamış, değişmemiş bir şey. Mesela aslında gerçeğinde bir kimse alevi doğar, alevi olamaz. Sehir sülalesinden gelmiş olması gerekir.
Uzun muhabbet. O yüzden normalde şiinin bir kolu uzun değildir. Kendilerinin kolu olduklarını kabul etmezler zaten. Alevlikte namazı yok budur. Benim dediğim gibi var. Onlar devamlı namazdalar. Kendilerini öyle görüyorlar. Ben hangisiyle de görüyorum bunlar çok onunla görüşmüşsündür. Karşılaştığımda aynı şeyleri söylüyorlar. Tartışırsanız konuşmazlar onlar sizinle. Asla tartışmaya girmezler. Tartışmanın sonunda yenileceklerini bilirler. O yüzden girmezler hiç tartışmaya. Anlatmazlar da o zaman. Öğrenemezsiniz de. Ancak bir arkadaşınız olması lazım veyahut da gerçekten böyle iman edip Kur'an ve sünnete bağlanmış bir kimse olacak.
Onların içinden çıkmış. O zaman o anlatır. Kur'an ve sünnet konularında ayrıntıya inmek insanın bu kaideler üstünde düşünmesi doğumludur yoksa fazlacı düşünmek insanı olumsuz etkiler mi? Yok. Ne olumsuz etkilesin ki? Düşünün. Üzerlerinde kafa atıyorum. Sen okuyabildin mi? Hüseyin abi bak bakayım. Zikir sonrası özel görüşmelerden sonraki soru cevap kısmını bayanlar olarak duyamıyoruz. Faydalanabilmemiz için mikrofon kullanılması mümkün mü? Evet. Sen ne mi anlamadın? Tamam. Üniversite mezunu anlamadıktan sonra ben nasıl anlayayım? Ben sizden özür diliyorum.
Benim yapmadığım şeyleri benim üzerine atıyorlar. Tekrar programlara çıkmak istiyorum. eğer izniniz olursa ve tekkedeki sohbetlerinizi dinlemek istiyorum. Derviş kardeşlerimden haklarını helal etmelerini istiyorum. Allah razı olsun sizden. Yüce Rabbim hiçbir zaman beni sizlerden ayırmasın. Hakkınızı helal edin. Sizi çok seviyorum. Bana yardımcı bulmuşsanız sevinin. Kardeşler Allah razı olsun. Koyduğumuz kurallara uymaya devam edeceksiniz. Hem diyoruz ki tekkeye gitmesen o kimse tekkeye gidiyor tekrar. bizim ondan haberimizin olmadığını düşünüyor. Bundan sonra rucu yok hiç.
Bir şeyde rucu etmek geri dönmek vardır ya rucu etmek yok geri dönmek yok. Bu benim zakirliğinden önünde zakirliğin zamanındaki keskin duruşumdu. Ben bir müddet böyle hani bir iki bana işte Abdullah Efendi daha münaimdi daha rahmetliydi hani affederdik geri dönerdi noktası oldu.
Ben de müsaade istedim bununla alakalı. Dedim ben hani böyle keskin durmayın rucu edeyim diye bir beraat gecesiydi. Müracaat etti. Dedim ki bu ne kadar keskin duruşta bulunduğum kimse varsa hepsinden de dedim helal edeyim. Hepsinden dedim rucu ettireyim. Açık atık konuşuyor. Bir beraat gecesinin sonucunda bunun müsaadesini alarak herkes dedim ki helal olsun. Herkes baksın işine dönün. Değişmedi bir şey. Yani o affettiğiniz geri döndürdüğünüz bir arkadaş yine Facebook'ta kızla konuştu. Koyduk elbisesini.
Dedik ki çıkmasın semaya. Gene yaptı yapacağını. Geliyor özür helalaşıyor işte yani abiler adnan Allah razı sun gerçekten merhametlidir çok böyle. Kaybetmek istemez. İşte yeniden çalışsın devam etsin. Yani şeydir Hüseyin da aynı adnan da aynı. İşte hani kaybolmasın ortalıktan gitmesin. Hani gerçekten de zahmetli bir iş yapılan işte. Ben de onları kırmak hüzme onları da böyle incitmek de istemiyorum.
E sonuçta her biri annelerinden babalarından fazla beni gördüler bir dönem. Eşlerinden fazla benimle envai oldular bir dönem. Allah razı olsun. Eşlerinde bir laf söylemedi. Küç söylemedi. Bana karşı bir şey söylemediler. Yani normalde Adnan'ın babası orada oturuyor Hacı Mehmet abi. O bir laf söylemedi. Eyvallah ben de onları incitmek, kırmak, üzmek değillerdir zaten. Değil mi? Ha bir toleranslı davranıyorsunuz. Hürcü ediyorsunuz. Benim ahlakım değildir hürcü etmem. Benim tarzım değildir. Ben çağır zarar kesen atarım. Dönmem geriye bakmam. Hatta eleştirilir mi? Hani geriye dönüp bakmıyorsun. Sen yürüyorsun derler.
Ben o öyle diyene geriye dönüp bakıyorum. Hadi döndüm sana geri. Ne yapacaksın? O da naz ediyor bu sefer. Veyahut da kendini bir şey zannediyor. Veyahut kendini başka bir noktada görüyor. İnsan nefsi bu. Aslında bu ben de dervişliğimden öncesindedir bu keskinlik. Ben bitti bitti velat tanim amindir. Ben geriye dönmem gider. Nerede ne oluyorsa olsun. Kimse kim? Kimse kim? Benim cevabım hazırdır. Ben sana bir şey yaptım mı? Hayır. Sana bir şey dedim mi? Hayır. Sana bir yanlış var mı? Hayır. Sen neden yaptın? Sen neden yaptın? Hüce ediyoruz tabi.
Hüce ettik birkaç yıl içerisinde. Değişmedi bir şey. O yüzden herkese de beyan ettim her yerde. Arkadaşlar bundan sonra rücum yok. Dervişlikse herkes dervişliğini yapsın. Dergarda hizmet etmekse herkes hizmetini etsin. Ben şimdi burada ayan beyan söylüyoruz bakın. Defalarca tekrar ettim bunu. Benim Facebook adresim yok. Bir Fatih geldim buradan Fatih. Mercan buradan Fatih Mercan Fatih gel buraya. Seni defalarca çıkarıyorum seni yine çıkarayım geldim. Bu üç aşağı beş yukarı benim elimde büyümüştür.
Dön cemaat görsün mille seni. Otur şimdi buraya. Bizi o benim yanımda da durdu bu kavruculuk yaparken biz onunla kuduri okurduk. Bana ne ders verirdim ondan sonra o gelirdi ezberlerdi. ben takip ederdim. Kendimi yenilerdim her sabah. Benim kuduri okuma arkadaşım aynı zamanda. Hatta bir geçenlerde dedi ya amca dedi ya bana amca der. Ben onun amcasıyım. Bana dedi ki amca dedi ya böyle üç beş arkadaş biz de kuduri okumaya devam ediyoruz. Okusak dedi. Sen de gelsen iyi olur dedim Fatih. İnşallah dedim ben de özlüyorum o günleri dedim. Hem ben de kendimi tazeledim dedim. Ama bir türlü beceremedik.
Ben beceremedim yani. Öyle kaldı. Bunun şey yaptığı benim Twitter'da paylaştım ikiniz beraber yapınız değil mi? Soner'le beraber soner'le mi yaptınız? Soner'le beraber Facebook'ta bir sayfa var benim adıma adıma bunları idare ediyorlar ikisi. Benim kendimi şahsımın resmi veya gayri resmi ayrı isim altında var ya öyle şeyler. böyle bir Facebook adresim yok bir bakın beyan ediyorum ona. Birisi bunun adına bir şey açtıysa benden habersiz yapmıştır. Bunda benim dahlim yok. Böyle bir şey olursa da bana haber verin hemen. Veya Fatih'e haber verin. Sabahtan akşama kadar ben internette durmak değilim böyle bir şeyim diyor. Bir kimsenin kendi sayfası değilse adam onu kapatır.
Yapmaya hakkı yok kimse. kimsenin bu derdi atar. Kirletmeye hakkı yok. Yok. Herkesin kızı var. Herkesin eşi var. Herkesin kendince şeyi var. Ailesi var. Yok bunu yapmaya hakkı. bir kimsenin üzerindeki sema kıyafetiyle üzerindeki derviş kıyafetiyle üzerindeki hizmet kıyafetiyle yanlışlık yapmaya hakkı yok. Yok. Herkes dersini alıp gidebilir. Bir daha geri dönüş yolu yok. Bunları açıkça söylüyorum. Arkadaşlar memnun olmayan şüphe eden ister yapsın bir şey bulsun kendine. Allah yoluna açık etsin. Veyahut da tamam gelmeyeceğim arkadaş.
Allah yoluna açık etsin. Allah yoluna açık etsin. Ben dersi bıraktım. Allah yoluna açık etsin. Yerden göğe kadar varsa bir hakkın helal hoş olsun. İstediğin üstada gitsin bağlansın. Mübarek olsun. Asla gönül koymam kırılmam inçimden asla. Allah yoluna açık etsin. Ama bir daha geri dönüş yok. Ondan sonra dükkanın önünde durma. benim gideceğim yere durma. Ben hata yaptım. Ben bir daha geri döneceğim. Yok kardeş. Bunlar tecrübeyle sabit. Şeyh Efendi'nin zamanında giderdi adam. Ondan sonra tekrar gelirdi. Şeyh Efendi adamımın tebihsini alırdı onu. Hatta bana sorardı. Mustafa sen olsan almam. Almam efendim. Zaten ben almıyordum Şeyh Efendi'ye gidiyorlardı.
Ondan sonra bana dönüyorlardı. Bak aldık biz Şeyh Efendi'nin. iyi aldım. Birkaç yıl yine gidiyordun. Gene gidiyordun. Benim bir sözüm var. Kendince bu hayat tespiti bu. Ben derim. Bu erkek sana küfretti mi? Kadına küfretti. İkincisinde de küfrettecek. Terdiği yırtmış. Bu kadın sana küfretti mi? Adama diyorum. Evet. İkincisinde bir daha edebilir. Neden? Terdiği yırtmış. Ya bir şeyler yapmış mı? Ya yapmayabilir de yapmayabilir de eyvallah. ama bu sefer bir sefer bu adam dergahtan gitti mi? Gitti. İkinci dönem olarak söylüyorum. Şeyh Efendi'nin zamanında Şeyh Efendi'yle alakalı o beni ilgilendirmiyor.
Şeyh Efendi'nin bir şey. Ben o zamanda bir vazife yaptıysam Şeyh Efendi'nin adını yaptı. Şeyh'im vardı başımda. O zaman Şeyh Efendi'nin adını ödü asıl. Bu kimse o zaman Şeyh Efendi'nin zamanında da gitti mi adam gitti. Adam gitti mi gitti. Adam geldiğinde tekrar gidiyor. değişmiyor bir şey. Gider. Bir adam bir sefer gitti mi bir daha gider. Bir daha gider. Ya çok güzel kendini eğitecek, disiplin edecek. Sımsıkı duracak. İstikametini belli edecek. İstikametini belli edecek. asla taviz vermeyecek. Ben buradan dersimi aldım diyecek. Eyvallah. Pişer o. O da pişer bakın. Bakın o da pişer.
Çöker dizinin üstüne. Pişer adam. Pişer. Ama bu arada adam bir çıt daha yapıyorsa bir şey. E kardeş yok. Burası oyun oyuncak yeri değil. O yüzden arkadaşlar lütfen Allah rızası için herkes kendince kendi dairesinde doğru hareketler etmeye çalışsın. yazmış şimdi okumak okumasam olmayacaksın.
Çünkü bunların mekette yaşayan bir sürü şerefsizi, yarakası, yalaması, dinsizliğine ayağa kalkanlar var. Sanki o ayağa kalkanları bu tertim etsin. Yine hiç de bir şey. Az. Doğru doğrudur. Allah razı olsun. Hazreti Osman Efendimiz'e minada Hazreti Peygamber Efendimiz senin hanımı Mekke'lidir. Sen buradakiler gibi namaz kıldı. Din rivayet oldu. Bu hadise göre eşi Bursa'da olanlar Bursa'ya kısa süreliğine geldiğinde seferlik durumunun nedir? Aa yok. Öyle değil. Onun eşi buradaysa evi buradadır. Asıl ikametgahı. Ya da iki evse İstanbul'da da bir oturup yaşadığı ev varsa arası sefer olur. Bir ayette ne evimizden gideni ne de başınıza gelenlere üzülmeyin.
Sorun bizim elimizde olmadan bu üzülmeler ne anlamı gidiyor bu üzülmeler kükür mü? Küfür diyemeyiz ama bu razı olmaktan uzak olmuş oluyor insan. Korkmanın kaç yüzü vardır? Sevdiğinden korkmak, kazanından korkmak denge nasıl olmalı korkudan? Korkudan sana sığınırım. Hadis-i şerif. Ah kardeş çazim bu savunan önümüzde kapıya kalsın. Saat on. Evet, önce içimdekini söyleyeyim. Bu ay içerisinde hoş son iki program kaldı şimdi. Allah'a izin verirse yarın gemilik var. Pazar günde saat üç buçukmuş herhalde değil mi? Kim bilir mi? Üç buçuk mu? Üç buçukta keşen var. Böylece Şeba-Ruz ayı programları bitiyor.
İlk Tekirdağlı başladı. E kaçıydı? Yedisiydi. Yedisiyle yirmi sekizim oluyor Pazar yirmi sekizi arasında yirmi günlük böyle bir koşuşturmaca oldu. Bu koşuşturmacada yük biraz da böyle semazen nutribuna nutriba bindi. Bu noktada bütün İzmit, Çanakkale, İzmit, İstanbul buradaki kardeşler de bu sene biraz biraz etkin olduğu faaliyetlerin içerisine katıldılar. Ama asıl etkinlik tabi asıl şey buradaki Bursa'daki semazen ve nutribana yük bindi. Hepsinden de hepimizden de tabi katılımlar normalde işte en önemli gelibolu İzmit'ti. Benim için gelibolu olan yüksek katılım benim memnun etti. Çünkü gelibolu bu konuda önemliydi.
Ondan sonra Cenab-ı Hak'a hamdolsun bütün programların hepsinden de yüzümüzün hakkında Cenab-ı Hak çıkarttı. Ama önümüzdeki seneye daha doğrusu kutlu doğumla alakalı bu noktada gelibolu'nun böyle bir derdi yok. Zaten onların pazar günü belli. İzmit'in onların normalde program gününü değiştireceğim haberi olsun Cemil. İzmit'in program gününü değiştireceğim. Normalde cumadan pazara alacağım arkadaşlar. Çünkü cuma günleri de sematen getirmekte güçlük çekiliyor. Bu noktada şeyle alakalı Barbaros'la görüşün onlarla alakalı pazar günüyle alakalı olacak onların da günü belli olsun. İzmir'in günü mutak günü belli. Mesela kutlu doğumla alakalı sizin özel bir çalışma yok zaten.
Normal olan yerde olacak zaten. Öyle değil mi? Şu an öyle efendim. Evet. Onun normalde gün olarak o sahnesi belli olursa cumada da kalabilir. Önem değil. Yerini belli ederseniz onun ona göre az semadan gerekirse bir sıkıntı olmayacak. Ama orada özel büyük bir program düşünmüyorsunuz kutlu doğumunda zaten değil mi? Şu anda düşünün. Evet. bir tek şey bu arıza odaklı orası. Geçen yıllarda da öyle oldu. Aynı devam edecek o zaman. Bir tek İstanbul kalıyor. İstanbul'la alakalı bir istişare edin ona göre. Onu da netleşsin. Bundan sonra semazen kardeşleri bu sözünde semazen kardeşlerle alakalı grup başları çetere tutacaklar. bu sayıla alakalı.
Herkes gününde disiplinli bir şekilde gidecek. Gününde disiplinli bir şekilde gitmeyenler kendi içlerinde ona göre organize olacaklar. Semazenbaşı kardeşler bu konuda disiplin edecekler. Yani arkadaşların günlük o vakitlerinde işlerinde bir tamam olacaklar. çünkü bu noktada dış programlar Kutludoğum ve Şevharuz'un arzinde 25-30 kişinin üzerinde dönüyor. Bursa'da örnek elbiseli Ali Karsemhan'ın zamanı var elbiseli. Bursa'da 78 semazen var elbiseli.
Yani bu 25-30 kişinin değildir. Değil mi? Üzerinde dönüyor. Geri kalan 40 kişisi topalayak gidiyor. Öyle mi? Bunun bu gidişattan bir dur diyeceğiz. Bunun böyle bir zapturapt altına alabildiğimiz yere kadar alabileceğiz. Bu konuda bütün her yerde böyle bir eğitim çekidüzen ondan sonra semazenlerin mutırbanının eğitimi. Mutırban da aynı. Yani onlarda da farklı bir şey yok. Burada mı tahsin? Tahsin yok mu? Gelmedi mi tahsin? Kim var? Orada Ali orada mı? Ali kaç kişi var mutırban? Yol da Şevharız'da kaç kişi çıktınız?
Yol da Kaçı Bursa'da? Bunlar 40'ı Bursa'da Evet Normal programları giderken 15 kişiden fazla yukarı gidebiliyorsunuz mu? Gidemem. Biraz içe yönelik böyle bir eğitim içe yönelik bir disiplin içe yönelik böyle bir inşallah kendine görmen kendinizi derleyip toparlama bu eksiklerimizi noksanlarımızı giderme yeniden böyle bir organize olma yeniden kendimizi dizayn etme gibi inşallah bunları hızla bitirelim tamamlayalım kutlu doğumla alakalı daha böyle inşallah rantabuz hale getirelim kendimizi ve Şev-i Aruz için Bursa gerekli olan
çalışmayı yapmadı Bursa'nın Şev-i Aruz çalışmaları biraz sönük kaldı biz Bursa'da Şev-i Aruz'u gündeme taşıyamadık biz Şev-i Aruz'da Bursa'yı sallayamadık sirkeleyemedik çırpamadık Mutsalını doldurmak değiller bununla alakalı biz daha organizeli daha böyle rantabuz daha üretken daha gündeme damgasını vuracak bir hale getirmemiz lazım önümüzde kutlu doğum var kutlu doğum ile alakalı arkadaşlar kafa yoracaklar kalp ince ince dilimleyecekler bu mesele
üzerine duracaklar inşallah bunu daha rantabuz hale geçeceğiz tabi bu internetten sohbet her yere yayınlanıyor ya bütün çevre il ilçeler hepsi de kutlu doğum yapacağız şevvalımız yapacağız diye çırpınmasınlar buna gücümüz yetmiyor hiçbir şekilde gücümüz yetmiyor bu o yüzden arkadaşlar bu noktada Cafer'le Adnan'la Hüseyin'le otursunlar oradaki sorumlu arkadaşlar bu konularla alakalı istişare etsinler bu konularla alakalı ne yapılabilir önümüze koyalım bu arada bir hafta içerisinde de arkadaşlar dışarıdaki il ve ilçelerdeki
arkadaşlar sohbet programlarını günlerini ona göre salimden öğrensinler alsınlar günlerini ona göre çalışmalarına hız versinler inşaama kendi soylarınızdan iyilik yapacaklarımızı öğreniniz Hz. Ömer'in minberde şöyle dediğini duydum kendi soylarınızı öğrenin sonra akrabalarınıza iyilik yapın yemin ederim ki bir kişiyle kardeşi arasında akrabalık boğu vardır şahit o kişi kendisiyle kardeşi arasında olan akrabalık boğunun önemini bilseydi bu boğun bozulmasına kesinlikle engel olurdu İbn-i Abbas şöyle diyor
akrabanıza saygılı olun onlara iyilik yapın akraba uzak olsa bile akrabalık bağları korunduğu zaman onun uzağı yoktur akraba yakın olsa bile akrabalık bağları koparıldığı zaman onun yakını yoktur bütün akrabalık bağları kıyamet günü sahibinin önüne gelir eğer akrabalık bağlarını korumuş ise rehine şehadet eder şayet akrabalık bağlarını koparmış ise aleyhine şahitlik eder abdurrahman ebu habib anlatıyor hazret ünlü oğlu abdullah bana sordu sen kimler dersin ben ona teymi temim kabilesindenim diye cevap verdim o yine
sordu kendilerinden mi yoksa azatlı kölelerinden mi ben azatlı kölelerindenim diye cevap verdim bunun üzerine İbn-i Ömer dedi ki o halde azatlılar azatlılarındanım niçin demedim Allah bizi nesebini koruyan akrabalık bağlarını bu noktada gevşetmeyen Cenab-ı Hak bu bağlara riayet eden kullarından eylesin amin mütçekler fatih-i şerif amin evvela bizzat fahrika
inat sevgili mevcuda sevgili peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mübarek ruhi çevlerine amin adem aleyhisselam'ın aleyhisselam'ın ikisinin arasında gelmiş geçmiş bütün peygamber zişan efendilerimiz mübarek ruhi çevlerine amin cihar-i yarı gücüne bu vakı sıtık gömber farık osman'ın zunur reynal yarı muhtaza rızelallah anahefendilerimizin evladı resulallah zemcihat-ı resulallah asab-ı resulallah şuhedâ-ı resulallah imamımız imam-ı azam ve hanife imam-ı şafi imam-ı malik imam-ı hamd imam-ı eşyar imam-ı matur imam-ı muhammed imam-ı yusuf imam-ı imameyn hazretler mübarek ruh şevlerine amin pirimiz pir seyyid abdülkadir yelani seyyid ahmed ar-rufayı seyyid ahmed ar-bedeli seyyid ibrahim uzunsi ki şeyh abd-ı lesalani şahzeli şahı nakşümeni muhammedi bahaddin şahı mevlana celaletinin rumi hacı bektaş ve ile hacı bayramı ve ile veysel karanı mahmududay albeti cevveti uşakını sünmülü süfreverdi küfreverdi şeyh muhiddin alarak bütün piri filan hazretlerinin mübarek ruh şevlerine amin geçmiş şeyhlerimizden abdülrahim taltar ve abdülrahim
neşavir elhat elhavuz hacı ebu buker sıddık çorumu hacı laydar efendi çorumu hacı müstah efendi hazretleri nevşeli hacı abdülillah gülmüz efendi hazretleri ruhlarına bütün geçmiş velilerin mürşiklerin evliyanın ruhlarına geçmiş mürşik kamillerin velilerin evliyalarına açık sadik amin la ilahe illallah muhammed resulullah ruhaneti kürselerine cetve caddandan ruhlarına hibir edip vasıl ve sadar eyle yarabbim estağfurullah el azim el kerim el lezile ilahe illah el hayyul gayyum ve tövbe lak ve zübillah emme şeytan uracim
ismin ahin rahman rahim ertane zikir vâle men nah hı fatiha ma salamat amin yes

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi