mustafaozbag.org

420. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Aralık 2014 · 1:40:11

El-Allâh. Her ne kadar insanlar dinlerini yaşayabilseler de, dinlerini kendi daralarında yaşasalar da,
hukuki olarak bu noktada o harbinin hukuku geçer. Bu noktada Türkiye'de İslam hukuku yok. İslam hukuku olmayınca insanlar kendi aralarında bu bir hukuki meseleleri İslam hukukuna uygun bir şekilde yaşayacağım diyemezler. Sebep, çünkü bu müfidik meseleler geneli ilgilendiren bir şeydir. Mirasla alakalı mesele geneli ilgilendirir. Yani normalde bir kimse işte kadınlara, kızlara bir, erkeklere ikidir örneğin. Bunu uygulamaya kalkarsa bütün umuma aynısının uygulanması gerekir. Ancak o zaman adalet ve hakkaniyet olur. Eğer umuma uygulanmıyorsa o zaman adalet ve hakkaniyet olmaz. Yani bir erkek şunu diyemez, ben iki alacağım, kızlara da bir vereceğim.
O zaman o diyecek ki işte benim de hanımın normalde dil alması lazım. Onun da hanımının dil alması lazım. Bu böylece bütün toplum, bütün toplumuz bunu böyle uygularsar, bunda söylenecek bir laf yok. Ama bütün toplum, bütün topluluğu incirleme bunu böyle uygulayamayacağı için bu noktada sıkıntı var. Bunun çözümü bu mesele de İslam hukukunda olmadığına göre mevcut bugünkü anayasal sistemdeki hukuka tabi olmadığı. Bunda çünkü insanların yapabileceği, kendi başlarına uygulayabileceği bir şey değil bu. Aynı mesela zinada, zina hukukunun uygulanmaması gerekir. Veya iftira atanın, iftira hukukunun uygulanmaması gerekir. Bir kimse bir kimse herhangi bir iftirada bulunuyor. O iftirada bulunan kimse, onu ispat etmesi gerekir. İspat etmezse o iftira konumuna, durumuna göre, mesela namusla alakalı ise 80 değnek vurulması gerekir.
Herkesin içinde vurulması gerekir ki, o kimse bir daha iftira atmasın. Ve o kimsenin ölünceye kadar şehadeti kabul edilmez, şahitliği kabul edilmez. Böylece insanlar iftira atmaktan uzak tutarlar kendilerini. Ama böyle bir şey yok. O kimse önüne gelen, ağzına gelen iftirayı atıyor. İftirayı attıktan sonra da onunla yüzleşemiyor. Veyahut da bir şekilde cezası olmadığından dolayı, İslam hukuku uygulanmadığından dolayı boşta kalıyor. Veya zina eden bir kimsenin evliyse rejim edilmesi lazım. Rejim edilemiyor. O kimse zina yaptığını itiraf ediyor, yeniler rejim edilmesi lazım. Zina yaptığını itiraf ediyor, gidiyor, diyanete baş veriyor, diyanet şu fetvayı veriyor.
Resmi olarak kiminle evliyse evliliğinin devam ediyor diyor. Bu noktada bu şey havada askıda kalıyor. Yani zina edelim, seni boşanman lazım. Bu böyle olmaz, dahi diyemiyoruz ya. Özellikle sordurdum şimdi. Bu sefer uygulanamaz, hukuk olmuş oluyor. Zaten normalde bir kimse İslam hukukunu bu manada uygulayamadığından dolayı zaten Darül Harp oluyor. Son Şeyhistan Mustafa Sabri Efendi de zaten Türkiye'nin Darül Harp olduğuna dair fetvayı vermiş, hicret etmiş buradan. Tabi onun fetva verdiği gibi siyasi olarak da Süleyman Demirel kulaklarımla duydun. Bütün televizyonda Türkiye Darül Harp dedi. Tabi kimse Süleyman Demirel hesap sormadı. Sen nasıl böyle diyebilirsin diye.
Ama bu manada İslam hukukçuları bir yerde İslam hukuku yok ise orası Darül Harp diye hükmetmişler. Bu noktada da Darül Harp olan bir yerde İslam hukukunun uygulanması mümkün değil. Mümkün olmadığı için bir kimse kendi birey olarak, bireysel kendi yaşantısında, kendi dairesinde İslam yaşayabildiği kadar yere kadar yaşayabiliyor. Ailesinin de yaşamabildiği yere kadar yaşatıyor. Çocukların da yaşatabildiği yere kadar yaşatıyor. Ama genel manada, kudruksal manada bunu yaşatmak biraz bu manada zor. Çünkü normalde şu anda dünya üzerinde de İslam hukukunun uygulandığı böyle büyük devletlerden bir devlet yok. Birkaç tane devlet böyle şeriat ilan etti filan bu tip şeyler gazetelerde okuyoruz, duyuyoruz ama bunlar ne kadar doğru, ne kadar eksik, ne kadar fazla orada bilmiyorum.
İşte bu şeyden, daha ne zorun uzakdoğu ülkelerden bir krallık, böyle zengin bir yer, orası da İslam şeriatına göre biz bunun altına hukukumuzu tanzim ettirir dedi. Nereye kadar doğru, ne kadar, nereye kadar yanlış gülert. Allah yiyesin içine. Amin. Kişi müstahatı için dualarında Allah'ın müstahatını makam-ı mahmudunda eyle demesi küfre girerdi. Küfre girmez ama biraz mübalağlı bir şey bu. Allah muhafaza eylesin. Bu benim bir başkası bunu uygun görebilir ama kardeşler böyle mübalağlı şeylerden uzak durmalarına fayda var. Hücum gün bu şey bir mesele ama okuyayım inşallah yine. Ben içki içen günü günü gün eden biriydim.
Yaşım doldurdu, bu zamana kadar hiçbir bizi hiç boş herhalde yaşamışız. Ta ki sizin bir evladınızla tanışıncaya kadar hiç durmadan peşimde dolaşıp nasihat ettik sayılırsa. Sonrasında buraya tanıştım. Sizi çok anlattı. Babam da, anam da dedi. Ben gözümü onda açtım dedi. Birkaç aydır geliyorum da bir günün mümür verirse de geleceğim inşallah. Yalnız bir sorum var. Size beni burayla tanıştıran kardeşimi diyeceğim. Dersimin alındığının kovulduğunu söyleniyor. Peki kovuluk dersi alındıysa neden koşuşturuyor? Hala da dersinin alındığı, kovulduğu yere hizmet ediyor. Sadece öğrenmek için sorduk.
Eğer bir hatam kusurum olduysa affedin. Sizin bir sözünüzü hep söylüyor. Herkes, herkesler bir olur. Sen seviyorsan başka olur. Çünkü seven herkes değildir. Bize babam bunu öğretti. Epey ve insanlar gibi sevip size muhabbeti çok başka. Hakkımıza helal edin. Helal olsun. Bu tasavvuf yolu insanların nerede, ne yapacak, nerede ayağını sürtecek, nerede ayağın, dilinin sürtecek, nerede kalbinin sürtecek belli olmaz. Normalde Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'ne Cenab-ı Hak buyururken ona sen af yolunu seçti. Bize af yolunu seçmek düşer. Eyvallah. Ama velakin bir yolun disiplini vardır. Bir yolun, bir gidişatın disiplini vardır. O disipline vurulmazsa da bu sefer işin içinden çıkılmaz hale gelir.
Öyle bir noktaya gelir ki insanlar her şeyi kendisine hak görmeye başlar. Hak görmekten ileri etrafını da rahatsız eder. Bu kardeş kimdir bilmiyorum. Çünkü normalde ders almadık kişiydi, kişi değil. Artı biz bir arkadaşı da öyle buraya gelme demiyoruz. Burası zikir halakası. Herkes gelir buraya. Burada çok olmazsa olmaz, umduksuz şeyler yaparsa o zaman buraya da gelme deme hakkımız var. Deriz de zaten. Ama öbür türlü mesela işte tekçeye çıkma diyoruz. Örneğin. Çıkıyor. Yani o sevdiğini göstermek için yapıyor sözler.
Değil. Aslında söz dinlemediğini teyit ediyorum. Zaten dersinin alınması söz dinlemediğimler dolayı. ona ilgilendirmeyen şeyler yaptığından dolayı veyahut da ne eder ne olduysa Allah muhafaza eylesin. Ben asla bir kimseye zikir halakasından men etmek istemem. Asla. Ben içime taş basarım. Gözüme perde çekerim. Ben yine de o kimseye zikir halakasından men etmem. Allah'ın halakası çünkü Cenab-ı Hak burada affeder insanı. ben bir kimsenin af olacağı bir halakadan bir kimseyi uzaklaştırmak istemem. Ama bu o kimseyi ben affetmiş olsam dahi o kimsenin yapmış olduğunu görmemezlikten gelmek değil.
Bazı arkadaşlar, bazı kardeşler bu zikullah halakasına bu noktada karışmadığından dolayı zannediyorlar ki ben görmüyorum, duymuyorum, bilmiyorum veyahut da seslenmiyorum zannediyorlar. Değil. Ben zulmetmek istemiyorum kimseye. Halakayı da kendimin görmüyorum. Dergahı da kendimin görmüyorum. Burası benim değil. Allah'ın zikullah halakası. Ama bizle beraber yol gideceksen belli şeylere dikkat edeceksin. Gelme demiş. Gelme. Gitme demiş. Gitme. Yapma demiş. Yapma. Yapma. Madem ki bu yolda biz terbiye olmak için gelmiş, madem ki biz nefsimizi terbiye edeceğiz, yapma denileni yapma.
Ama o arkadaşlar yapıyorlar mı? Bunu yaparlarken de veyahut da yapma denilen yaparlarken de kendilerince dayandırdığı nokta kendilerini çok seviyorlar. Seven sevdiğine itaat eder, tabi olur. Seven sevdiğinin yörüngesindedir, yolundadır. Eğer sen sevdiğine tabi olmuyorsan, itaat etmiyorsan o zaman ben sevdiğimden böyle yapıyorum diyemezsin. Yani evli olanlar, erkeklere söylüyorum. Eşinin dese ki ben seni çok seviyorum. O yüzden kafana tava vurdum. Veya erkekler deseler ki ben hanım ben seni o kadar çok seviyorum ki her gün seni tokatlayasım geliyor.
Neden? Sevdiğinden dövüyorum ben. Adama dedim ki neden dövdün hanımın? Ben sevdiğinden dövdüm dedi. Seninki böyle tecelli ediyor demek ki ben itiraf etmiyorum ona şimdi. Bu durdu. Ben de seni çok seviyorum desem dedim. Yoğursam seni şimdi bir güzel. Kaldı bu. Birisi gelse senin kolunu kırsa dedim. Sevdiğinden kırdım desem. E dövüşecek. Sevginin tecelliyatı bu değil. Sevginin doğru tecelliyatı tabi olma. Ben Allah'ı çok seviyorum. O yüzden ona isyan ediyorum. Ben Allah'ı çok seviyorum. O yüzden namaz kılmıyorum. Mantıklı mı? Seven kimse sevdiğinin yolundadır. Ona tabi olun.
Ona itaat eder. Sevmenin tecelliyatı budur. Benim bildiğim sevmenin tecelliyatı budur. Yoksa her dergahta her üstadda her terbişte ufak tefek kırıklıklar çıkırtlıklar sıkıntılar sürtüşmeler bunlar mümkündür. Mesela dergahların içerisinde müritle mürşidin arasında problem çıkabileceğine bakaraktan mesela dergahların içerisinde bir dede makamı oluşturulmuş.
Bir imam makamı oluşturulmuş. Bunlar müritle mürşidin arasında bir sıkıntı var ise bir yanlış anlamazlık var ise olabilir her şey. Bir sıkıntılı bir şey varsa mesela mürid derdini anlatamıyorsa mürşidine müritle kandıysa bir yerde bunu normalde başındaki zahirleri aşamıyorsa dergahın imamına gider.
Tabi bizim dergahın imamı da gelmiyor derslere. Şu an dergahın imamı da yok bizim. Dergahın imamına gider. Dergahın imamına gidince de dergahın imamını anlatır derdimiz. der ki ben anlatamadım derdim. Ben problemini çözemedim. Veyahut da üstadın tayin ettiği bir böyle problem çözücü kimse vardır. Şeyh efendi mesela Allah rahmet eylesin beni görevlen demiştir. Bütün dergahın içerisinde hemen anlatır. Bir yerde bir problem varsa gece saat on ikide birde hiç saati dakikası yok ne zaman mesele oldu mu diyelim ki benim bulunmadığım bir yerde bir mesele olur. Telefonu açar saat on ikide yarın sabah burada olur Mustafa Ali der.
Ben hemen yarın sabah ertesi sabah giderim oraya orada olurum. Mesela iki kişinin arasında problem çıkmış. Dinle hükmünü ver onun der. Ben ikisini dinlerdim hükmünü veririm. Sen haksızsın böyle böyle böyle yapacaksın sen böylesin sen böyle böyle böyle yapacaksın. İşin içinden çıkardım. Normalde mesela Şeyh Efendi'nin bu noktada uygulaması buydu. E bu noktada da ben Allah affetsin eskiden gelmedik problemlerle uğraşma söz konusu olduğunda şu ana kadar zannetmiyorum herhangi bir yerde bir problem aşılamadı bir problem yok. Aşılamayan bir problem yok. Herkes de bana çok rahat problemini anlatıyor zaten. Anlatması da lazım. Bunda da bir sıkıntı yok. sakın arkadaşlarla derviş arkadaşlarla gece gündüz ne zaman isterlerse problemleri bana anlatabiliyorlar.
Bu noktada da bir problem yok. O zaman burada normalde işte bunlar olabilmiş olmuş zaten eski zamanlarda bunun için bu problemler çözülecek. Diğer zamanı mekanı belli olmuş. Arkadaşlar kardeşler yolun kıymetini bilip kendilerinin Kur'an ve Sünnet dairesinde disiplin edecekler. Dergahın Adavlı Erkanı dairesinde disiplin edecekler. Ve kendilerinin o disiplinde devam edecekler. E sen ben bunu tanımam şunu tanımam oraya harf kur buraya harf kur e bu dervişlik değil. Sıkıntı. E böyle olursa da bizim normalde işte ya böyle bir vazifeli arkadaşlar bizim dersini alıyor işte yetki bana danışıyorlar genelde hepsi de bunun dersini alacağız diyorlar.
Hadi diyorum alın bunu buradan göndersiniz diyorlar. Diyor gönderin. Onun disipline edilmesi lazım. laf bana geliyor çünkü. Siz zannediyorsunuz ki böyle işte şey yok. Benim telefonumu bütün herkes biliyor. Türkiye'yi bırakın Avrupa'yı bırakın Amerika'ya kadar Pakistan'a kadar Japonya'ya kadar orada sabah oluyor burada gece saatte bilmem kaç oradan alıyor sabah ya Amerika'da rahatsızlığın yok bunda herhangi kimse yanlış anlaşılmasın Kanada'dan alıyor orada sabah burada daha normalde gece saat üç sıkıntı yok.
Herkesi dinlemeye çalışıyorum. Herkese de cevap vermeye çalışıyorum. Cenab-ı Hakk'a hamdolsun. Bu noktada bir problemim yok ama arkadaşlarım da dinliyorum. Uyuyacağınız arkadaşlar. Tabi olacağınız. ben zakirli bir döneminde Bursa'da zakiri dinlemeyen kimselerin Bursa'da açtıkları yarayı biliyorum.
Bir yerde bir kimse hak olan bir meselede başındaki kimseyi dinlemiyorsa istediği kadar haklı olsun. O bir sıfır maalesef. Benden geçip bulmaz kimse. Adnan'la bir problemi var. O durduk konuştuk çözemedi. Asın adnanı da gelsin benim kendi kafasından bir şey yapmasın.
Veyahut da işte Ali semazen başı dinleyecek onu. Türkiye'deki bütün semazenler Ali'yi dinleyecek. Adam kendi kafasından ben dinlemem. Yok öyle bir şey. Cumartesi şimdi program var burada. Ya herhangi bir yerin semazeni kalkıp ben Ali'yi takmam derse yok öyle bir şey. Dinleyecek onu. Birinin onu böyle dinlenmek gibi bir şey yok. Semazen başı sendin değil mi? Çanakkale'de. Çanakkale'deki bütün semazenler dinleyecek doktor. Adam kendi kafasından ben yok ya ben dinlemem demez. Onun da ilk semazeni. Biz de onun kalkıp da hakkını hukukunu yiyecek değiliz kimse.
Bitti. Adap bu. Bakın adap bu. Söylenecek hiçbir söz yok. şimdi herkes yeni olduğundan bunu da bilmiyorlar. Mesela işte ben bir semazen sen oradan şuraya git dedim de o da kendi semazenin başına veya çavuşuna bakıyor. O da bilmediğinden orada hiç kimseye bakmaz. Orada kim var? İşte Ali var. Ali orada herkese hükman çek. Ali orada olabilir bakın. Ben dedim ki doktora doktor buraya toparla. Ali orada şunu diyemez. Ben oradayım. Sen kimsin ya? Buraya toparlayacak. Hayır. Orada o kimse demiş ki üstad demiş ki buraya toparla.
Toparlayacak oraya. Bitti. O da ona tabu oluyor. Toparlanması gereken olsa o da ona tabu olacak. Bu hiyerarşik talı olacak herkes. Varsa problemi çözemiyorsa alacak zakirini çavuşunu ne varsa başındakini diyecek ki ben bu problemi çözemeyim. Benim yapmam lazım. Değil mi? Biz de çözeceğiz. Elimizden bir şey geliyor. O yüzden arkadaşlar disiplini kuramazsak disiplini oturtturamazsak herkes kendi kafasından kendince bir şey yaparsa dergah dergah olmaktan çıkar. Yol yol olmaktan çıkar.
Öyle arkadan dolaşarak benden bir şey yapamazsınız. Benim tarzım o değil. Ben yapmam öyle. Bunu bilmiş ol. Yani birisi ardından aşamayacak benim üzerimden yol yapacak o yolu yapamam açmam açtırmam ben. Derim ki git ardından halleder. Derim ki git Hüseyin halleder. Derim ki git Halik de halleder. Bir dergamla halleder. Gelenler de biliyorlar. Bunu böyle söylediklerini de biliyorlar. Merak etmeyin.
Benim etrafımdaki herkes hemen hemen dergahla alakalı her şey benimle istişare eder. Herkes buna emin olsun bütün dergah. Dergahla alakalı bir meseleyse herkes benimle istişare eder. O kapı herkes açık verir. Herkes açar telefonu sorar soracağını yapar yapacağını hiç o noktada teklif yok çünkü gece dündüz yok. Vakit saat yok. Problem yok bundan. O yüzden arkadaşlar yol giden arkadaşlar eskisi yenisi bilhassa eskiler zinciri kırmayacaklar. Disiplini elden bırakmayacaklar. Yenilere bu öğrete olacak. Eğitim olacak. kimse kafasına buyruk yapmayacak. Ben seviyorum kimseyi dinlemem giderim.
İyi gittin ne olur? Gidiyorsun ne oluyor? Sevgini mi ispat ediyorsun yoksa serkeşliğini mi ispat ediyorsun? Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden disiplin lazım. Bu noktada arkadaşlara itaat edecekler arkadaşlar. Varsa problemleri gelsinler çözelim. Burada oturuyoruz. Her yerde oturuyoruz. Her yerde gidiyor. ulaşılmayacak bir insandı değil. Telefonum da herkese açık. Kimse şunu diyemez telefonun kapalı diye. Ama evet cevap alamamıştır. Mesaj çeker. Ne bileyim bir daha arar. Bir daha arar. Sonuçta bana ulaşır bir şekilde. Ulaşmak istiyorsa ulaşır.
Her parçambede buradayım. Türkiye'nin neresinde olursa olsun adam gelirse buraya bir şey görüşecek size. Gelir burada görüş. Bir problem. O yüzden kardeşler arkadaşlar hukuka riayet edelim. Tergah'ın adamına erkanla riayet edelim. Kendimize dikkat edelim. Kendimize dikkat edelim. Bulunduğumuz noktanın kıymetini bilelim. öyle dervişliğimizi bozuk para harcar gibi harcamayalım. Yolumuzu bozuk para harcar gibi harcamayalım. Elbise giymekler ta çığlıkla giymekler bir şey olunmuyor. Harcamayalım. Harcamayalım.
Dervişlikle aldatmayalım ortalığı. Sufilikle kandırmayalım. Allah muhafaza eylesin. hani meşhur ya kıssa anlatılır ya hani dervişin birisi bir güverçinin kanadını kırar. Güverçin gider Hısa Süleyman'a şikayet eder. Der ki efendim bu benim kanadımı kırdı. Dervişi çağırır Süleyman. Der ki bunu neden kırdın kanadın? Der ki ben onu tam yakalayacaktım. O esnada kaçtı elimden kanadım elime geldi kırdım. der ki neden kaçmadın insandan? Güvercin der ki ey Süleyman aleyhisselam ben bunun derviş kıyafetine baktım. Meğer ki bu derviş kıyafetinin içerisinde avcıymış.
Ben bilemedim. Dervişten bana zarar gelmez diye kaçmadım. Bu ne zaman beni avlamak için üzerime atlayınca ben zor kurtuldum bunun elinden o zaman kanadım kırıldı der. O zaman Süleyman aleyhisselam der ki o zaman bunun kolunu kıralım. Hayır der. Ben onun kolunun kırılmasını istemiyorum. Ya ne istiyorsun? Üzerinden sufi kıyafetinin çıkarılmasını istiyorum der. Çünkü diğer kardeşlerini de aldatmasın, kandırmasın der. siz sufi kıyafetinizle insanları kandıramazsınız. Sufi kıyafetinizle insanları ütemezsiniz. Sufi kıyafetinizle insanlara sert konuşamazsınız. Kaba konuşamazsınız.
Sufi kıyafetinizle küfredip hakaret edemezsiniz. Sufi kıyafetinizle ahlaksızlık peşinde koşamazsınız. Yapamazsınız bunu. Bunu yaptığınız anda o zaman sizin sufiliğinizin bir anlamı kalmaz. O zaman o dergahın içerisinde bir vazifeniz varsa o vazifeyi terk etmek zorunda kalırsınız. Eğer terk etmezseniz kendiniz terk ettirirler size. Derler ki bu vazifeyi yapma. Bitti. Bu da o yerin hakkıdır. Neden? Sen sema kıyafetiyle kalktın kızları kandırdın.
Sen sema kıyafetiyle kalktın kadınları kandırdın. Sen hizmetli kıyafetini giydin dervişlik sattın. Evlendin ondan sonra kadına zulmettin. Sen oraya dergaha gittin. Dergaha gitmekte kendin dervişlik sattın. Bizi uyarırlar dedin. Zulmettin ortada. Bu kadınlar için de geçerli. Erkekler için de geçerli. Hiç kimsenin dervişlik kıyafetinin altında sufilik çatısının altında insanlara zulmetme hatlıyor. Bu Kuran ve sünnet oysun kardeşim senin Kuran ve sünnet ailesindedir. Sen haddi aşma. Sen harama dalma.
Sen yanlışa dalma. Kadın erkek bütün kardeşlere söz. Yapmayın. Sufisin. kayın pederine tokat vuramazsın. Sufisin. Sen kayın valideine laf söyleyemezsin. Sufisin. Sen dövüşemezsin ya. Sen kavga edemezsin. Haklı olsan tarih. Sen mahalle kadınlarından farkın yok. Mahalle adamlarından farkın yok. Ne sufili ya? Ne sufili? Ağzına geleni söylüyor. Ne sufili ya? Ağzına gelen hakareti yapıyor. Ne sufili ya? Facebook'ta dolaşıyor arkadaş. Ne ne ya?
Kadın erkek. Sen ne bu ya? Salma develer gibi ortalıkta. Yok böyle bir sufili şey. Kötü örnek olmak yok. Bazen söylüyorum ya başını örtmüş sarmaşa dolaşa gidiyorlar. Yok böyle bir şey. Sen o zaman bu bozuk popüler kültür dedikleri dencal kültüre karşı kalbinde senin bozukluk var. Sen nasıl böyle bir şey yapabilirsin? Böyle bir şey. Görüyorum ben örtülü kızları yanlarında genç erkekler. Normalde örtüsüz kızlar sevgilileriyle nasıl yürüyorlarsa öyle yürüyorlar. Yok böyle bir şey. Başında ördüğüyle sen bunu yaşayamazsın. Yapamazsın.
Sen bir tarafta işte Karabağış Veli Tekkesi'nin logosunun altında veyahut da oradan sözler paylaşacaksın. Her şey paylaşacaksın. Öbür tarafta gideceksin. Bir kıza yazılacaksın. Yok böyle bir şey. Tanımadığın kadına kıza gideceksin arkadaşlık teklif edeceksin. Aynı dergahtan. Nerede aynı dergahtansa aynı dergahtan. Kocası vardır, babası vardır, nişanlısı vardır. Sana ne ya? Hiç mi utanmadın? O zannediyor ki orada kalıyor. Selamun aleyküm, aleyküm selam.
Efendim dervişlerden filanca ismindeki kimse bana arkadaşlık teklif etti. Beni tesluğuna davet etmeyin. Al. Burada söylüyorum. İki gün sonra. İki gün sonra ya. Sonunda bu. Değime söyleyeyim. Söyleyeyim telefon. Neden böyle yaptın? Ses yok. Neden yaptın? Ses yok. Ya yapma demiyor musun? Benim kötü bir niyetim yoktur. Oğlum senin evli olsan, senin karına da böyle birisi yapsa, senin kötü niyetin yoktur. Diyebilir misin sen karşıya? Senin kızı kardeşin olsa, senin ablan olsa, senin eşin olsa, senin annen olsa, niyet sorgulayacağız ki biz.
Senin niyetin ne diye mi sorgulayacağız? Yapmayın. Yapma ya. İşte sevmek orada. Sevmenin sırrı da orada. Sevmek yapma demirlerini yapma. Yoksa herkes namaz kılıyor zaten. Herkes oruç tutuyor. Şimdi biraz sonra zikir yapacağız. Hep beraber zikrlar yapacağız. Eve gidince sevmek, tecelli edecek. Buradan çıkınca tecelli edecek. Buradan çıkınca tecelli edecek. Allah muhafaza eylesin. Karanlardan uzak durun. Söz dinleyin. Derviş kardeşlerinizi namusunuz gibi gördün.
Namusunuz gibi gördün. Bizim aldığımız öğreti buydu. Bizim aldığımız öğreti buydu. Ben söylerim ya, beni şeyhim evlendirdi. Ben kendi kafamdan evlenmedim. Beni şeyhim evlendirdi. Şeyhim. Kadın mı yok memlekette? Kız mı yok? Bir erkek sen misin? Bir kadın sen misin? Herkes. Benim bildiğim o. Bizim deli kanunumuz da oydu. İslam öncesi benim yaşadığım hayat da buydu.
Yaşadığın sokaktaki kadınlar, kızlar senin bacındır. Aynı dergâhtaki kadınların, kızların hepsi de senin bacındır. Öğretiyi aldık biz. Benim aldığım öğreti buydu. Benim aldığım öğreti buydu. Bir kimse evlenecek mi? Evlenir. Gelir aslan gibi, delikanlı gibi. Her bakın, her yerde zakirimiz var çavuşumuz var. Abi hükmünde hepsi de. Bir de onu der ki, abi ya bilancayla evlenmek istiyorum. Bu haklı. Tamam. Usuletinden bir devreye girsiniz, bir araya girsiniz. Eyvallah. Ama sen arkadan dolaşacağım dersen, sen yolu da satıyorsun, kendini de satıyorsun.
Arkadan dolaşacağım diyorsa, yapma kardeş ya, dilim ağır bir. Sütü bozukluk yapıyorsun. Yapma. Yapma. Çık dost doğru. Evlenmeye git, teklif et. Anneni gönder, babanı gönder, teyzeni gönder, amcanı gönder, dayını gönder. Gönder. Ve git oranın zakirine söyle, nakibine söyle, şeyhine söyle. Söyle ya. Ayıp değil, günah değil. Arkadan dolaşıp, soğan alcanlı uğraşma. O zaman sen bizi satıyorsun kardeş. Biz seni satmıyoruz. Sen bizi satıyorsun. Biz sana ihanet etmiyoruz. Sen bize ihanet ediyorsun. Sen bize ihanet ediyorsun.
Herkes eşini, çoluğunu, çocuğunu bu dergaha teslim etmiş. Sen emanete hüyanetlik ediyorsun. Herkesin annesi, babası beni tanıyor. Kızların anneleri, babaları beni tanıyor. Bu dergahta genç çocukların anneleri, babaları beni tanıyor. Teslim etmişler buraya. Sen kime bakıyorsun ya? Sen kime alıkadan dolaşıp puan almaya çalışıyorsun? Ben kızım diyorum, o arkadan dolaşıp puan alacağım diye uğraşıyorum. Yapma ya. Bu kadar basit bakın. Yapma. Yapma. Bir daha istişare et. Kılı kırk yap.
Aynı dergahda duracaksan, gözümün içine bakabilecek şeyler yap. Burada mı oturacaksın sen? Bir ömür boyu benim gözümün içine bakabilmen lazım. Ben bir ömür boyu gözünüzün içine bakarız. Ama bakmayacaklarım olabilir içinizden.
Sebep? Kardeş, hukuku çiğnem. Ben buraya, Bursa'ya geldiğimde otuz yaşındayım. Otuz yaşındayım. Beni tanıyor herkes. Beni tanıyor otuz yaşından beri. Meydandayım ben. Orta yerde. Yapmayacaksınız. Yapmayacaksınız. Bir kimse izlaz eder, eder. Batar, batar. Boşanır, boşanır. Evlenir, evlenir. Hayatın içerisinde her şey var. Ama de o soru adam gibi olur. Adam gibi olur. Adam gibi olur. Dost doğru olur. Dost doğru olur. Benim aritmatiğim çok basittir.
Çok basittir aritmetin benim. Böyle dört çapun tablosu gibidir benim aritmetim. Çok basit. Derim evleneceğiz mi? Evet, bir dakikalık süre evlenmek. Haydi evlen. Evlenmek bir dakikalık süre derim ben. Haydi evlen. Sen kandırmaya çıkmadıysan, kimseye ütmeye çıkmadıysan, tut evini. Evlendim de evlen. E verelim biz seni. Bu kadar. Evet. Çok affedersiniz. Yalakalıya, yalanalıya ihtiyaç yok. Bu kadar. Bir kimse oturur insan gibi. Üç çapar konuşur. Bitti mi? Bitti. An evlili kura. Aha, damat evlendi. Oturdular, konuştular.
Ardından geldi, ben konuştum. Ben de konuştuktan sonra. Bitti dedim, tamam. Eğlendi. Var mı bir yanlış? Babasını sormadım. Anasını sormadım, babasını sormadım. Sormadım. Baktım, adam gibi adam, bu adam. Tamam mı kızım, tamam. Aha, bitti, evlendi. Bu kadar. Kışkanı, sabret, otur dedim. Karışma hiçbir şey. Öyle demedin mi? Otur dedim, sabret. Hiç kimseyle konuşmadın. Öyle demedin mi sana? Konuşma demiş, konuşma. Bir yakışıklı sen değilsin.
Bu da yakışıklı. Şimdi havaya girecek. Oturacak. Dendi, oturacak. E de bu. Sus, dedi, susacak. Ya kal orada. Kalk kardeşim ya, orada kal. Ondan sonra öbür gün. Ben gideceğim, onun kurnunu kıracağım. Oğlum, otur, yapma. Boysa, o bir hedefsizlik etmiş. E ondan sonra işte biz, ne o? Dersimiz alındı. E alınacak kardeş. Bir de beyan ettim. Vermeyeceğim bir daha. Beyan ettim. Elin dersini alırsan, vermeyeceğim bir daha. Hiç kimse, tapınmalı değil.
Adam tapınmalı bakmıyor. Yapmayacak kimse. Allah'ıma bazı etmesin. Derviş, manevi ipinin koptuğunu nasıl anlat? İşte ne? Bazı gibi anlar. Anlattın resimleri. Bununla bazı gibi anlar. Bir resimdir. Rüya görmemek manevi ipinin koptuğuna mı işarettir? Hayır. Ben uzun zamandır rüya görmüyorum ve çok üzülüyorum. Bunun için ne yapmalıyım? Rüya görmek için dervişlik yapma. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine an geldi. Vahiy kesildi. Ne yapacaktı? Kulluktan baz mı geçecekti? Peygamberlikten baz mı geçecekti? Allah muhafaza eylesin. Amin. Ben evli biriyim. Allah'ını asip ederse yakındayım buraya gideceğim.
Ve geçen çarşamba günü bunun kararını verdim. Bütün işlemleri de hazırladık. Şöyle bir sorun var. Başta dediğim gibi evliyim ama iki yıldır hayatımda değer verdiğim bir insan var. Şu anki eşimin haberi olmadan imam nikahı kıyabilir miyim? Ve bu kıydın nikah benim geç kaldığım dinimi aksi halde etkiler. Kardeşler, erkekler normalde kendilerince ayet-i kerimede dörde kadar nikahlanabilir der.
Ama sizin için hayırlı olan tek eşliliktir, tek evliliktir der, tek nikahdır der. O yüzden siz bu ayet-i kerime mucibince bu noktada durmaya gayret edin. Olur insanlar normalde evlenme zorunluluğunda kalır. Bunlar ayrı şeylerdir. O yüzden bunu açık yüreklilik de söylüyorum. Arkadaşlar kendilerini çok eşliliğe doğru götürmesinler. Bu herkesin kaldırabileceği, yapabileceği bir şey değil. Bunu yapmaya çalışanlar ağzına, yüzüne, gözüne bulaştırıyor. Bu sefer de laf bütün Müslümanlara, bütün Sufilere geliyor. Yüzüne, gözüne bulaştırıyor insanlar bunu. Yüzüne, gözüne bulaştırma. Bu benim tavsiyem size.
Öyle bu işler mangalda kül atmaya benzemiyor. Öyle havadan, tepeden konuşmaya da benzemiyor. Öyle boş değil. Böyle dışarıda otlanmak için yapılacak bir şey değilim. Üzmeyin kimseye. Üzmeyin. Bugün bir evin geçim standartı 3 milyar liradan aşağı değin.
Ev kendinin ise. Ev kendinin değilse 4 milyar lira. Normal hayatını yaşayacak değil. Yoksa bir kimse, bugün bir evin geçimi 3-4 milyar lira. Hadi aşağıdan geçinsin 2 milyar lira. 2 ev 4 milyar lira. Ağzı yüzün 5 milyar lira. Çocuğuna bakmaktan uzak olan bir kimse gözüne evliliğe dikiyor. İki çocuğuna bakamıyor.
Bir çocuğuna bakamıyor. Evlenecek. Bir erkeğe aittir çocuklar. Eşini bıraktı gitti. Kaç tane çocuk bakabilirsenin? Çocuklara baktırabilir misin? Baktıramaz mısın? Erkeklerin üzerine mükellef. Harz. Erkekler çocuklarına bakmakla mükellefler. Kadın tasını tarahını bıraktı. Selamun Aleyküm dedi. Çekti gitti. Çocuk sende kaldı. Çocuk senin zaten. Çocuğunu sen bakabilecek misin? Bakamayacak mısın?
Bu kadar. Ama bizim toplumumuzda şu var ya. Yani kadın giderken evladım, yavrum diyor. Çocuğa sarılıyor, bırakmıyor. Bizim kadınlarımız enteresan. Bıraksa üç tane çocuğu, iki tane çocuğu adamı, adam perç. Geçenlerde gece yarısı adam demiş ki, dev ol git evden kadına. Kadın aradı beni. Ağlıyor yani. Dedim sus, bir dur. Bir dur. Ne oldu? Böyle oldu, böyle oldu, böyle oldu. Kaç çocuk var? Sende iki tane çocuk var. Tamam. Sen dedim namazını kıl. Adalet san, namazını kıl. Şimdi ne yapıyor? Çocuklar ders yaptırıyor. Tamam dedim. Sen namazını kıl. Topla eşyanı dedim. De gidin. Ben gidiyorum. Çocuklar diyecek sana dedim ben.
Çocukları sana bırakıp da gidiyorum. Diyeceksin dedim. Bu kadar. Halizm toplamış. Demiş ben gidiyorum. Nereye demiş? Dedim anan demiş. Defol git dedi. Çocuklar. Çocuklar sana kalacak demiş. Çocuklar sana. Ya ben bunun için demedim sana. Özür ver. Hakkını evlal et. Sivirle ağzından çıktı. Sen kal ey be. Demiş ki de bir de söylüyorsun bunu bana. Vallahi billahi bir daha söylemeyeceğim. Bu son. Sonra sabah bana mesaj çekiyor. Allah razı olsun. Bayan derviş. Mesaj çekiyor. Allah senden razı olsun. Orada normalde işte cumalar var diyor. Dedim nasıl durulması?
Harika dedi. Tabii kal bakalım iki çocukla sen. Bir bin beş yüz lira, iki bin lira maaş ver. İki çocuk, o üç çocukla. Kal bakalım sen. Sana kim gelecek evlenecek seninle? Üç tane çocuk tokurdak gibi. Çık evlanalım bakalım. Kim gelecek sana? Ona göre davran. Haddi bilmek bu. Edeb nedir demişler? O da demiş ki haddini bilmektir. Haddini bil. Şimdi bana soruyorlar bazen bayanlar. İşte efendim evlenmiş, boşanmış. Harika. Erkek için. Çocuğu neredeymiş?
Çocuğu var. Çocuğu neredeymiş? Annesindeymiş. Ha çocuğu bakmıyor demek ki. Kalıyor şimdi telefonda. Diyor bu çocuğuna bakmamış. Senden de bir çocuk olursa onu da bakmayabilir. Bir sefer bakmayın. İkinciye de bakmaz. Üçüncüye de bakmaz. Kalıyor. Çocuk nerede? Annesinde. Annesi bir daha evlenmiş çocuğun. E evde üvey baba var. Harika. Sen şimdi bu adamla bir daha evlenecek. Tamam. Ve yarın öbür gün bu adam, o hayat kolay buna. Bu bir daha evlenecek. Bir daha ayrılacak. Sen alacaksın çocuğu, bir daha gideceksin. O bir daha evlenecek. Hayat kolay. Hayat kolay bakın. Ama bu adamlık değil. Bu adamlık değil.
Nerede senin çocuğun? Annesinize. Kim bakıyor ona? Evlenmiş bir daha üvey babası bakıyor. Sen nesisin? Sen nesisin? Sen nesisin kardeş? Babasıyım değilsin diyorum ben. Bu düşünülüyor ki babasıyım değilsin. Neden? Ya babası olsan çocuğuna bakacaksın. Çocuğuna sahip çıkacaksın. Başında duracaksın. Alacaksın. Evladını tutacaksın yanında. Akıl bağlı oldun çocuklar babaya ait. Dinin şartı bu. Dinin hükmü bu.
Çocuğun akıl bağlı mı? Bütün bakımının babası. Bizde böyle bir dert yok ki. Bizde böyle bir dert yok. Böyle bir dert olmayınca Allah muhafaza eylesin. Herkes kafasına göre bir hayat yaşıyor. Hadid suresi ayet üçler. Buradan başlıyor. İkinci soru. Seyce suresinin dokuzuncu ayetinde Allah'ın her insana ruhundan üflediği beyan ediliyor. Bu duruma göre Allah'ın ruhu var mıdır? Cenab-ı Hakk'ın ruhu ruhumdan üfledim dediğine göre demek ki Cenab-ı Hakk'ın ayet-i kerimede öyle çıkıyor.
Ruhumdan üfledim diyor. Ruhumdan üflediğimi müteşabih. Biz kendimize üflenen ruhun dahi ne manaya geldiğini bilmiyoruz. Müteşabih. Cenab-ı Hak kendi ruhundan üflemiş insanlara müteşabih. Bu noktada ruhu var mıdır? Biz zahir manada deriz ki vardır. Olmamış olsa ruhundan üfledim demez zaten. Ama ruhu nasıldır? Onu kendisi bilir. Var ise insandaki ruh ile aynı mıdır? Ruhundan üfledine göre biz aynıdır da diyemeyiz. Ama ondan gayrı da diyemeyiz. Aynıdır dersek Cenab-ı Hakk'ın ruhu yine ne olduğunu bilmediğimizde bunlar müteşabih.
Zaten İslam dininin ilahi olmasının özellikleri bunlar. Buradan ilahi olduğuna inanıyoruz. Niçin? Bilinmiyor ki. Bilinse, çözülse zaten ilahiliğinde sıkıntı yaşayacaklar. Decek ki insanoğlu aklı çok fazla ya. Aa çözdük bitti. Çözümlenemediğinden dolayı iltizemliliğini, ilahiliğini üzerinde tutuyor.
Elifle almayayım. Çözülmüyor. Ne manaya geldiği ne kastedildiği belli değil. Bağdatlı Hüseyin Hallâc-ı Mansûr Hazretleri'nin Enel Hak, Ben Hakk'ım buyurmasının Zeydet Suresinin 9. ayetiyle ilgisi var mıdır? Olabilir de onun ben hakkım demesi zahir ulemaca doğru görülseydi zaten katledilmeyecekti. Ama zahir ulema onu doğru görmediğinden sen şeriatı aykırı konuşuyorsun dediğinden dolayı şeriatı derdirmediler. Tatlestiler. Doğru mu yaptılar? Evet. Doğru mu yaptılar? Evet. O fetvanın altında teyzesinin oğlunun Cüneydi Bağdadi'nin de imzası. Doğru muydu? Her cevap doğruydu.
Niçin? Kur'an ve sünnet ile lebet muhafaza edilmelidir. Yoksa önüne gelen herkes ben hakkımda çıkartayım. Çıkart. Allah muhafaza eylesin. Hadid suresi ayet 3'te Allah aşikar olduğunu, İsa suresi ayet 3-6'da da her şeyi kuşattığını, Bakar suresi ayet 115'de nereye dönülse Allah'ın yüzü bulunduğu.
Bu suresi 7 ve 8. ayetlerinde Allah ile mülakatı dilemeyen, dünyaya hayatına razı olup tamah edenler ve ayetlerden gafil olanların ateşlik olacağı. Enam suresi 31. ayette ise Allah ile mülakatı yalanlayanların ziyana uğrayacakları. Kur'an-ı Kerim'de kaçık bir surettir ifade ederken, Allah dünyadayken müşahede edemeyen körlerin ahirette kör olarak kaşır olacağı, yine İsra suresinin 72. ayetiyle belirtilirken, Allah'ın dünyadayken müşahede edilemeyeceğini iddia edebilemesin.
Hayır, Cenab-ı Hak dünyadayken de müşahede edilir. İnternette Abdullah Baba'nın dervişlerinden olduğunu söyleyen birisi özel mesaj bölümünden bana mesaj attı. Size nasıl bağlandığınızı, sizin Abdullah Baba'dan icat ettiğinizin olmadığını ve birkaç gidelik yeni sözler geldi, ben de onu ilgilendirmediğini ve sizin yerinizin belli olduğunu ve tekkiye gelip orada sorularına cevap alabildiğini söyledik.
Cevap vererek yanlış mı yokmuş, dokun, hakkınızı helal edin. Ne yanlış olursunuz, gelsin herkes soracağını sorsun. Bunlar cahil insanlar, bilmiyorlar eski, yeni haberleri yok, ona bakarsan kendi şey, seviyorum dediğim şeyhlerini de açıya düşürüyorlar. Sanki Şeyh Efendi'nin icateti vardır. Öğülmesini bilmeyen kutuya kurt getirirmiş. Cahil insanlar var. Gözleri kapatarak namaz kurmada bir sıkıntı vardır. Eski kitaplarda mekruh olarak geçer, sebebi yırtıcı hayvanlar, çıyanlar, işte bu tip şeylerden kaynandıdır. Böyle bir tehlike yok, şimdi gözler kapanabilir, bunda bir sıkıntı yok. Kim Allah'ın indirdikleriyle hükmetmez ise onlar kâfirlerin ta kendileridir.
Kur'an-ı Kerim'den bu ayeti söyleyip arkadaşıma IŞİD'i destekleyen bir arkadaşım, sen müşriksin demiş. Recep Tayyip Erdoğan'a kâfir demediği için müşrik dediği arkadaşımdır. Şu an yanımda ve beş vakit namaz kılan bir kardeşimiz. Ben Allah'a iman ettim diye birine müşrik veya kâfir demek ne kadar doldu. Ve başka bir arkadaşı IŞİD'i cihat için gidip şehit olmuş. Orada ölenler şehit bildir, oraya gidecek olan arkadaşlarımıza ölçü olması için bize IŞİD gerçeğini anlatır mısınız? Bununla alakalı her gün soru alıyorum, Twitter'da da her gün bir kimse iman ettiyse, La ilahe illallah Muhammeden Resulullah dediyse, o kimseye savaş açılamayacağını, o kimseye öldürülemeyeceğini, o kimseye kafir denilmeyeceğini dair hadisleri sıralıyorum.
Tabi bu IŞİD'çiler, hadisleri inkar ediyorlar. Bu noktada uluslararası oynanan bir oyun var, bunu görmek istemiyor kimse. Benim yaşım elli üç, ben bugüne kadar çok cihatçı insan tanıdım. Nerede Afganistan cihatına katılanlar, bazen söylüyorum ya, nerede hani Çeçenistan cihatına katılanlar?
Bunlar dönemsel şeyler, bu dönemsel olguları yaşıyor insanlar. Bir yerlerden bir cihat çıkarıyorlar, bir patlatıyorlar, cihat evri veriyorlar, birileri bir harife ilan ediyor kendisini. Bütün herkese de bir cihat ilan ediyor, bütün Müslümanlar da oraya toplanıyor. Hepsini de orada öldürüyorlar, takt ediyorlar, yakıyorlar, yıkıyorlar ortalığı. Ondan sonra herkes 5-10 sene sonra herkes kendi yerlerine gidiyor. Ondan sonra yine toparlanıyorlar, yine bir yerlerden bir cihat çıkarıyorlar, bir örgüt kuruyorlar. Yani sonuçta işidir, işidir, İsrail'in eğittiği meydanda bir kimsenin kiminle savaştığına bakacaksın. Bir Müslüman'ın kiminle uğraştığına bakacaksın.
Müslümanların bir kısmı bırakmış işi gücü, nerede cami cemaatına giden mi, derzağa giden, tekkeye, cemaate giden mi, onlarla uğraşıyorlar. Bırakmış kafirleri, küfür dünyasını Müslümanlarla uğraşıyorlar. İşit kiminle savaşıyor şimdi? İşit. Kiminle savaşıyor? Ya karşısındaki savaştı, kimseler katletti, kimselerler de, İlala Muhammeden Resulullah, diğer insanlar değil mi? Ya yanlışlıkları var, var kardeşim. Bu İslam dünyasında 200 yıldan beri, 250 yıldan beri, ehalet hüküm sürüyor. Biz din cahili olan insanları katletecek miyiz, yoksa onlara din mi öğreteceğiz?
Biz, İlala Muhammeden Resulullah diyen kimseye dinini mi öğreteceğiz, yoksa senin yanlış inanışların var deyip katleteceğiz. Problem burada, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Hüseyin bin Zeyd'i, dedi ki, sahabeden biz aşırı isminde hata yapmış olabilirim. O, canını kurtarmak için la ilahe illallah demişti.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, sen kalbini mi yardın, diyor ona. Allah dediyse, Hazretleri'nin hadislerini inkar ediyorlar sonuçta. Ne oluyor mu şimdi? Mesela Selef, hadis-i şerifleri inkar etmedi. Hiçbir Selef imamı, hadis-i şerifleri inkar etmedi. İbni Teymiye dahi hadis-i şerifleri reddetmedi. Reddetmedi. İbni Teymiye'nin imamı, imamı Hambe Hazretleri. İbni Teymiye'nin mezhepsiz değildir.
İbni Teymiye, Hanbeli mezhepsizle mültesiptir. İbni Teymiye'de Türkiye'deki teymiyeciler mezhepsiz. Hakkı mezhep yok. Ne mezhepsiz?
Hadisleri inkar ediyorlar. Ne cihat var şimdi? Haydi toplanın bakalım. Kim ne cihat etsin? Cihat etsin. Sen Müslümanları katlederekten mi kuvvetleneceksin? Müslümanları öldürerekten mi kuvvetleneceksin? Şunu unutmayın. Kim birey olarak bir Müslümanla mücadele ediyorsan yenilmeye mahkûmdur. Kim bir cemaat olarak, başka bir cemaatle, Müslüman bir cemaatle mücadele etmeye kalkıyorsan yenilmeye mahkûmdur. Mahkûmdur. Bu tecrübeyle sabit.
Bu tecrübeyle sabit. O yüzden hiçbir Müslümana eziyet vermeyin. Hiçbir cemaate laf söylemeyin. Hiçbir tarikata laf söylemeyin. Hiçbir şeyhefendi laf söylemeyin. Ölçüyü konuşun. Helal helal belidir. Helal helal belidir. Ne söylüyorum? La ilahe illallah Muhammed'in kimseyi hiçbir Müslüman öldüremez. Bütün insanları öldürmüş gibi günahı kefaya girer. Hadis-i şerifte küfür ehlidir diyor. Sen din adına onu öldürürsen küfür ehlisin.
Sen din adına la ilahe illallah Muhammed'in Resulullah diyen adamı kafir diye öldürürsen, sensin kafir olan. Hadis-i şerif bu. Hadis-i şerif bu. Kur'an ve sünneti sırala. Eyvallah kardeş. Sen bırak Müslümanların eksiklikleri var. Herkes biliyor. Hepimiz biliyoruz kendi eksikliğimizi. Senin gelip bana, senin şuran eksik demene gerek yok. Ben biliyorum kardeş eksikliğimizi. Çabuk esme. Bilgiçlik taslama. Hepimiz biliyoruz eksikliğimizi. Bilmesek dahi öğreniyoruz. Okumaya çalışıyoruz. Yaşamaya çalışıyoruz.
Senin tepeden bakıp eleştiren davranana gerek yok. Davrananlar batmaya mahkum. Ama böyle bir tarikatı beğenmeyen bir şeyhi beğenmeyen batmaya mahkum. Batıyorlar zaten. Göz göre göre batıyor. Çatır diyor. Yıkılmaz denilen kaleler yıkılıyor. Yıkılmaz zannedilen surlar aşılıyor. Aşılıyor. Aşılmayacak bir sur yok. Delinmeyecek. Delinmeyecek bir muhafazalı duvar yok. Aşılır, değinir. İçeri gilerler. Seni orada çökerkler. Hem birey olarak çökersin. Eğer birey olarak Müslümanlarla uğraşıyorsan, birey olarak bir Müslümanlarla uğraşıyorsun. Haksızsın sen.
Çökersin. Dağılırsın. Pare pare olursun. Bu dünyada olursun. Türkiye'de cemaate, herhangi bir tarikata, herhangi bir şeye topyekun savaş açıyorlar. Çökersin kardeş. Dağılırsın. Kadın çöktüğünü görürsün. Yirmi sekiz Şubat'ın muhtedirleri, her de yirmi sekiz Şubat'ın o zaman için kol kola gezenleri, bu cemaat burada görür.
Cenab-ı Hakk'a hamd-ı selam olsun. Ben de buradayım. Buradayım biz. Muhtedirler. Çöker insan. O sistemler çöker, dağılır. Siz Kuran ve Sünnet'e sımsıkı yapışın.
Çöker. İşin de çöktüğünü göreceksiniz. Zulümle kimse bir yere varamaz. Müslümanın kanını dökerekten kimse bir yere varamaz. Müslümanın parasını emerekten, üterekten kimse bir yere varamaz. Müslümanın parasıyla İsrail'e peşkeş çekerekten hiç kimse bir yere varamaz. Müslümanların parasını derleyip toparlayıp, uluslararası arenada, uluslararası deccariyetin emrine girenler payidar olmazlar.
Müslümanları etrafına toplayıp, o Müslümanları mezhepsizliğe, hadisleri inkarcılığa, sevk etmeye çalışanların faydalı olmaz. Batarlar. Kim? Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin sünneti seniyyesine ve onun hadis seriflerine karşı çıktığı alayı aldı. Onlarla böyle işte kendince, kendince inkar edip böyle dalga geçer kesin, hareket etti. Onun ne dünyası mamur olur, ne ahireti mamur olur. Batmaya makyum. Makyum. Bu fakir gördü bunları. Bu fakir gördü. Kimisi aklını kaybetti. Aklını kaybetti. Çok affedersiniz. Kendi necasetini alıp ağzına aldı. Kaybetti. Kimisi yolunu şaşırdı.
Şeriflerle alaydan şeyhi tanıdım. Beni şaşırdı. Hapsettiler eve. Evinde öldü. Dervişlerle bile görüştürmediler. Dervişlerle bile görüştürmediler. Evet. Bütün dervişler şeyhimiz mürşid-i kavim, mürşid-i kavim, mürşid-i kavim. Susuyordum ben. Allah herkesin ahirini âlâ eylesin. Amin. Öyle. Bu hadisler sahih mi? Allah'a yeder kesime. Mustafa Efendi sen de şimdi bu hadisler sahih dersin. Biz öyle diyoruz efendim. Ya. Ya. Öyle değil işte. Bana ahkam kesme efendim.
Ben de kulağına eğildim. Dervişlerin yanında söylemek istemedim. Efendim dedi. Nasıl şeyhliysedir. Hiç Hazreti Peygamber Salullah ve Sedem Hazretleri göremiyorsunuz dedi. İhtiyaç mı var dedi. Size değil efendim. Sana ihtiyaç değil zaten. İhtiyaç mı var dedi. İhtiyaç var tabii efendim. İhtiyaç var tabii. O olmazsa gözünün nuru olmaz. O olmazsa aklının nuru olmaz. O olmazsa kalbinin nuru olmaz. O olmazsa olmazsın sen. Onun da engelleri aşarsın. O tutar elinden. O tutar gözünden seni. Allah için.
Allah hakkına yapar o. Herkesin bir menfaati vardır. Menfaatsiz olan Muhammed Mustafa'dır. sallallahu aleyhi ve sellem. Herkes menfaatının peşinde koşabilir. Onun bir tek menfaati vardır Allah. Onun bir tek derdi vardır. Din-i mübini İslam. Onun başka derdi yoktur. O yüzden ihtiyaç vardır. O yüzden bu fakir keskincedir biler. Birisi hadis şerzlerle alay ediyor mu? Vallahi de konuşma. Billahi de konuşma onunla. Birisi hadis şerzleri inkar ediyor. Vallahi de, billahi de, billahi de konuşma. O Muhammed-i Mustafa'nın yüzü su hürmetine konuşma. Evet.
Elhamdül sabahı. Senden bereketsizlik. Ondan bereketsizlik ulaşır sana. Ondan bereketsizlik ulaşır sana. Ondan necaset akarsan. Ondan pislik akarsan. Sakın al. O yüzden görürsünüz. Göreceksiniz de. Kim Müslümanların aleyhine iş çeviriyorsa, Allah onların ellerini, ağaçlarını dolayıp Müslümanların önünde per perişan edecek onları. Bunları göreceksiniz teker teker. Kim yirmi sekiz şubatçılarla kol kola dolaşıp Müslümanların başına çorap özdüyse, Allah onların intikamını alacak. Alacak. İnsanlar azar. Azar. Allah adalet eder. Azarsa, Allah adalet eder. O yüzden sufi, her gün bu sebepten tövbe eder.
Belki yarabbim, benim azgınlığıma bakma. Benim yanlışlığıma bakma. Benim eksikliğimi ört. Benim bilerek, bilmeyerek işlediklerimi ört. Benim bilerek, bilmeyerek işlediklerinden dolayı benim başıma bir çorap ört. Allah muhafaza eylesin. O yüzden sufinik, kılı kırk yarmaktır. Kılı kırk yarmaktır. Öyle, la la illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimse, küfürüne fetva veriyorsa, konuşma onunla. Konuşma. Bu topraklardaki insanlar yüz yıldan beri dini yasaklıydı. Yüz yıldan beri din yasaklıydı. Bundan on yıldan sakalını bir tutam uzatanları, polis yoldan çevirip alıyor.
Görmediler ki, 28 Şubat'ta, hangi paşayla çay içiyordunuz? Siz ayaklarına cil alıyordunuz.
Boş mu zannettiniz? Görünmedi mi zannettiniz? Bilinmedi mi zannettiniz? Allah hesabını soracak. Allah mazlumun hakkını kendisi alır, kendisi. Mazlumun hakkını kendisi alır Cenab-ı Hakk. Boşuna bağır mı Mustafa'nın babına? Zulmetmeyiz. Zulmetme. Eşine zulmetme. Çocuğuna zulmetme. Kocana zulmetme. Arkadaşına zulmetme. Şeyhine zulmetme. Çavuşuna zulmetme. Derviş kardeşine zulmetme. Babam rahmetlinin sözü hiç unutmam. Ama timin sözü bilmem.
Muhakkak böyle bir hazivetli bir söz. Babam çok tekrar ediyor. Alma mazlumun ahını. Çıkar aheste aheste. Çıkar. Sen kendince kendini haklı doğru görebilirsin. Çıkar. Gözyaşının üzerine bir bina kurulmaz. Ahın üzerine bir bina kurulmaz. Çıkar. O yüzden dostlar. Bu işit. Biz çok işitler gördük. Çok mücahitler gördük. Çok cihatçı gördük biz. Her gelen bizi hep kınadı. Her gelen bir laf söyledi bize. Herkes dedi ki. Dört sokağa hepsinden. Neler denediler bize. Bize silahlı eğitim vermeye kalktılar. Bize silah getirmeye kalktılar.
Bize dediler ki şöyle yapın. Cenab-ı Hak'a hamdü sena olsun ki. Ben on iki evlili görmüşüm. Yoksa biz de çok iyi bir tane. Cenab-ı Hak'a hamdü sena diyorum. Görmüşsünüz. Cenab-ı Hak gözlemek biz onu. Bize silahlı eğitim vermeye kalkan. Aa bir baktım. Bir gün şeyde. Olay TV'de. Ondan sonra haberlerdeyiz diyor. Polis almış bunu. Silahlarla beraber. Aradan bir bir tek geçti. Çıkmış bu. Fazlı da durmamış. Ben hiç demedim. Sen nasıl çıktın diye. Ha Mustafa Özbağ dedim. Zokayı yütecektin sen de dedim. Bu da sana zokayı yıttıracaktı. O elini kolunu sallaya sallaya çıktı. Sen tırmala babam tırmala.
Cemal tırmalasın boyuna. Sakın. Yuttuk giydik geçtik. Geçtik olmalıyız. Çok cihade gidecek. Giden kardeşler de gördük biz. Biz de böyle bana böyle. Biz toplanıp hala da zikre yapıyoruz. Evet abi biz hala da toplanıp zikre yapıyoruz. Arkadaş Afganistan'a gitti arkadaş. Geldi başında Afgan kalpağı. Üzerinde Afgan kıyafetleri. Herkese böyle tepeden bakıyor. Sorulduk sana birisine. Buradan gidenler ne yapıyorlar dedim ben. Dedi ki cephenin gerisinde bomba sesleri duyduklarında evin içerisinde siper yatıyorlar. Evin içinde dair. Peki hiç savaşıyor.
Buradan gidenler bir depotu. Ayak bağı oluyor orada. Hiç savaşmıyorlar mı? Hiç savaşmıyorlar. E ne oluyor? Ya onlar orada eğitim veriyorlar. O zaman onlar geri geliyor işte savaş zikiyorlar. Ardından bir gün sakalları kesmiş. Kırmızı kravatı da takmış. Takım elbiseyi de çekmiş. Elinde de deri çanta. Hayırdır dedim ben. Ben dedi koopeteri kurduk. İnşaat iş yapıyordu. Çok zengin şimdi. Cihad sonra başkası söyledi. Bunlar cihada da altındadır da oradan para alınan geldiler dedim. Çökmüşler birkaç yer.
Allah muhafaza etsin. Amin. Geçin bunlar. Bakın burada daha fazla Kur'an ve sünneti öğrenmeye çalışın. İnsanlara Kur'an ve sünneti öğretmeye çalışın. Can hıraş insanlara ilmi, irfan, ahlakı öğretmeye çalışın. Memleketiniz bu noktada gül bahçesi yapın. Uğraşın. Kendi memleketine, kendi memleketine, kendi insanına bir şey anlatamayan, hizmet edemeyen nefsine takdık gelir.
Başka yerlere gider. Allah muhafaza eylesin. Bu yüzden aman kardeşler. Varsın onlar bizden evla olsunlar. Bizden de iyi olsunlar. Biz kötü olalım. Siz sakın, la ilahe illallah Muhammeden Resulullah diye bir kimseye kafir demeyin, küfrüne tefba vermeyin. Bu zamanda Allah yolunda cihada nasıl katılabilir, şehit merkebesine nasıl ulaşabiliriz, bunun için ne yapmamızı önerirsiniz. Bir haramları terk etler. Gerçekten bunu ciddi ve samimi söylüyorum. Bir haramları terk edin, kırk gün haramsız yaşayın. Allah size şehit sevabı verin merak etmeyin. Bir kırk gün haramsız durun. Kırk gün haramsız durun. Cenab-ı Hak sizi şehitlik mertebesine çıkarır. İbn-i Arabi'nin füsusunda Firavun için boğulurken İsrailoğulların Rabbine iman ettim demesi üzerine cennetlik olduğu yazıyor.
Bunu açıklar mısın? Arabi demiştir, Arabiye sormak lazım. Bir kimse dese ki ben Müslümanların Allah'ına iman ettim. İman etmişse iman mı? Din bilmez insanlar, o sözlerin ne manaya geldiğini bilmediklerinden onları da küfür eti kabul ederler. Biz bilemeyiz, Firavun kafir mi oldu, mümür mü olduk. Ben, ben de mi? Çok umurumda sanki.
Tohumuna para verdim sadece. Bana, biliyorum. Ve bütün zaten herkes bunu söyledi. Firavun son nefesine gelmezden önce diyor ki, Musa'nın Rabbine iman etti. Hatta bir hadisi kutsi var, Cebrail aleyhisselam diyor ki, o esnada ben Harun'un balçıkla sıvadım.
Üzerinde uğraşılır, konuşulur, ayrı bir ders sohbet edilebilir. Ama bir şey söylüyorum sadece, fıkıh noktasından söylüyorum onu. Akayet noktasından söylüyorum. Bir kimse son nefesinde bir Müslüman görse, veyahut da birisini görse, dese ki, ben Muhammed'in Rabbine iman ettim, Müslümandır o kimse. Hazreti Peygamber Sabunlu Aleyhisselam Hazretleri diyor ki, Hazreti Peygamber bana derdi ki, Ya Ayşe, senin bana kızdığın zamanları biliyorum.
Nereden biliyorsun ya Resulallah? Sen bana kızdığın zaman İbrahim'in Rabbine yemin olsun diyorsun. Ama bana kızmadığın zaman Muhammed'in Rabbine yemin olsun diyorsun. Ben senin kızdığını buradan anlıyorum diyor. Bana kızdığını buradan anlıyorum. Şimdi Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri, İbrahim'in Rabbi dediğinde, Rabbi değişti mi? Hazreti Ayşe'nin deyimiyle. Değişmedi. Musa'nın Rabbi ile, İsa'nın Rabbi ile, İbrahim'in Rabbi ile, Muhammed Mustafa'nın Rabbi ile, Rafa'nın işleriyle. Normalde bir fark var mı? Aynı Rabbi değil mi? Birisi diyecek ki, Ben İbrahim'in Rabbine iman ettim. Biz onun imanını kabul etmeyeceğiz mi?
Bütün peygamberlere iman ettik. Bütün peygamberlerin getirdiklerine de iman ettik. O kimse dese ki, Şimdi teslis, inancı gibi değil. Hiçbir inanç duymamış. Aman bir inanç duymuş o kimse. Dese ki, Ben İsa'nın Rabbine iman ettim. Ona İslam, son dönem, Kur'an, ona tebliğ edilmemiş olsa, bilmiyorsa, Biz onu Müslüman'dan kabul etmeyecek miyiz?
E Firavun da, Benim bildiğim bu, İsrailoğulları'nın Rabbi demiyor. Musa'nın Rabbine iman ettim diyor. Hadis-i Kudsi'de böyle bir ibare var çünkü. Benim okuduğum yerde böyle. Musa'nın Rabbine iman ettim. Bir yerde diyor ki, Tam iman ettim diyeceği sırada, Cebrail onun ağzını tıkadı. Diyemedi ya. Bir yerde dedi ki, Rivayet bu. Müteşabih mi bir mesele? Müteşabih olunca, İki tane farklı rivayet var. İki tane farklı rivayetten, Hareket ederek farklı manalar çıkarılabilir. Her cevap çıkarılabilir. Farklı mı? Mesela bir kimse de, Arabi gibi, Firavun normalde Musa'nın Rabbine dediğinde, Diliyle telaffuz edemese dahi, Kalbel Musa'nın Rabbine inandın dediyse, O iman ettidir.
O iman ehliyse, Sonunda da cehennenden çıkar. Bunda bir sıkıntı yok ki. Bu konuda şöyle düşünmeniz mümkün olabilir mi babacığım? Cenab-ı Allah, Firavun'u her zaman, İman ve imansızlık noktasında, İnsanın kendini yetiştirsin veya, Kendine inansın diye bir örnek olarak önüne koymuş. Hübnül Arabi de burada, Kendi nefsinin adına Firavun koyarak, Yani ben bu noktada, Son nefesinde iman ettim. Benim Firavun'um iman ettim. Çünkü, Kendini görmüştür herkes insan, Aynada, Zatın üzerinden. Yani, Firavun'un orucu nitesinden ayrı olarak, Kendi nefsinin unutmayı nesini, Kendi nefsinin, Belirli bir yere geldiğini, Ve en sonununu, Söyleyerek, Bu noktada iman ettiğini, Görmüş değil mi? Burada da Hz. Peygamber Efendimizin, Hani bir adam geliyor, Onu kötülüyor, Hz. Ebu Bekir geliyor, Giyiliyor, Diyor ki, Kendilerini anlattılar.
Bu hususta da, İbnül Arabi, Bu noktada, Kendi nefsinin üzerinde, Kendi Firavun'un, Bu noktadaki imanını, Dediğiniz, Cebrail noktasında, Birisi bir konuşmuyorsa, Kendi noktasındaki, Kıtanmışlığını, Söylüyor olamaz mı? O da böyle bir müteşavih, Böyle bir bilgi, Müteşavih, Hepsine de kapatılık, Müteşavih, Meselelerde, Kesin ve keskin, Doğru yok, Bunlarla alakalı, Tartışmak yasaklanmış, Müteşavih, Meselelerde, Benimki doğru demek yok, Bu doğrudur, Demek diyor, Müteşavih, Bu cacık, Herkes buradaki, Herkes bu konuyla alakalı,
Bir şey söyleyebilir, Bunun tartışmasını yapamaz yalnız, Bir anlayış, Eyvallah, Bu da bir anlayış, O yüzden, Bunun üzerinde, Daha, Bir anlayışlar çıkar, Bu çıkar, Bir anlayışlar çıkar, Bu çıkar, Bir anlayışlar çıkar, Bu çıkar, Bunda bir sıkıntı yok, Özür dilerim, Bir tane anlisi, Sert oku, Bu, Sorun soracak, Korktuğundan dolayı, Korktuğundan dolayı, Onu söylemişse, Nasıl iman etmiş olabilir ki? Can cazım, Bitti mesele o, O mesele, Ben dışarı mı çıkacak, Sen, Olmuyor, İznini istiyorsun, Diye söyler, Onun üzerinde, Herkes bir laf söyler, Çünkü, Herkes bir şey söyler, Arabi delilleri, Bir ortaya bir şey atıyor, Bütün herkes, Ondan sonra, Onu ayıklayacağım diye, Uğraşıyor, Ondan sonra, Geçiyor orlandı, Gülüyor, Herkes ayıklayacağım diye, Uğraşırken, O da geçiyor, Yan taraftan, Tepesini diyor, Gülüyor, Bu sefer, Ben de gülüyorum, Onun gördüğü, Bir bıraksam şimdi, Onun gülmesi, Hoşç oluyor, Tebessümü daha da artacak ama,
Zaman yok, Geceyi, Ona bırakacağız, Rızkının genişlemesini, Ve ömrünün uzamasını isteyen, Kimse akrabasına iyilik etsin, Kim Rabbinden korkarsa, Ve akrabasına iyilik ederse, Eceli geciktirilir, Malı bereketlenir, Ailesi de onu sever, Allah bizi onlardan eylese, Amin, Bâleven nâhu, Nâh, Rabbi Rabbil Alemin,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi